DEM Parti Eş Başkanı Hatimoğulları: Görüşme Yetmez İmralı’nın Kapıları Açılmalı

Diyarbakır’da Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından düzenlenen halk buluşması programında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti’nin İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin yeterli olmayacağını, Öcalan’ın Türkiye ve Ortadoğu barışı için çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerektiğini söyledi.

DEM Parti heyeti ile İmralı’da görüşen Abdullah Öcalan’ın dile getirdiği, “Suriye’deki gelişmeleri herkes yakinen takip etmelidir. Filistin’deki, Gazze’deki gelişmeleri herkes yakinen takip etmelidir” sözlerinin arkasında olduklarını belirten Hatimoğulları, tarihsel bir kırılma anından geçildiğini kaydetti.

“Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek, barışı inşa edeceğiz ya da negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak” diyen Hatimoğulları, “O nedenle devlet aklına biz buradan seslenmek istiyoruz. İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır, Öcalan’ın barış için, sadece Türkiye barışı değil bütün Ortadoğu barışı için de çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

“Bu süreç önemli bir süreç, hepimiz büyük bir heyecanla takip ediyoruz. Ama rehavete kapılmayalım. ‘Nasılsa işler hal oluyor barış oluyor’ deyip demokratik mücadelemizi zayıflatan bir duruma asla düşmemeliyiz” şeklinde konuşan Hatimoğulları, bu görüşmelerin bir barış sürecine evrilebilmesinin yolunun Kürt halkının demokratik zeminde eylemleri sürdürmek olduğuna işaret etti.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır’da Halk Buluşması gerçekleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da buluşmaya katıldı. Tülay Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Merhaba hevalino, hûn bi xêr hatin li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Merhaba özgürlük ve demokrasi mücadelesinin neferi olan Kürt halkı, merhaba Jin Jiyan Azadî sloganını bütün dünyaya mal eden kadınlar. Merhaba Mazlumların, Sêvêlerin yoldaşı gençler. Merhaba acılara rağmen acılarını yaşayarak ama asla barış demekten vazgeçmeyen beyaz tülbentli barış anneleri. Sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hoş gelmişsiniz baş göz üstüne geldiniz. Değerli halkımız DEM Parti’nin en önemli bileşeni olan Demokratik Bölgeler Partisi’nin şu an kongre öncesi büyük halk buluşmasındayız ve ben bunun onurunu ve gururunu yaşıyorum. DEM Parti’de en büyük emeği veren ve katkıyı sunan siz değerli DBP’nin kongresini şimideden kutluyorum ve seçilecek yeni yönetime başarı dileklerimi sunuyorum. Sözlerime başlarken bundan 9 sene önce Silopi’de katledilen hem DBP’de çalışan hem de TJA’nın aktivistleri sevgili Sêvê, Pakize ve Fatma’yı sizlerin huzurunuzda saygıyla anıyorum.

Kürt kadınları, kadın siyasetçileri devletin faşist otoriter rejimin her daim hedefi oldu. Kadın hareketini bitirmeye dönük sayısız operasyonlar gerçekleştirdiler. Ama kadınlar durmadı, Kürt kadınları Türkiye kadın hareketiyle birlikte güçlü bir mücadele yürüterek Jin Jiyan Azadî, Kadın Yaşam Özgürlük şiarını bütün dünyaya hep birlikte mal etmeyi başardılar. Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadele ettik.

Kadın cinayetlerine karşı mücadele ettik. Kadın katliamlarına, siyasetçi kadınlara yönelik düzenlenen suikastlere yok saymaya karşı her daim mücadele ettik. Kadının yaşamı ve özgürlüğünü sürekli savunduk, savunmaya devam edeceğiz. Sakinelerden, Sêvêlere, Behice Boranlardan Kader Ortakkayalara kadar kadın mücadelesi dimdik ayakta ve bizler bütün dünyada, bütün kadınlar özgürleşene dek mücadelemizi hep birlikte devam ettireceğiz.

Barış elçisi sevgili Tahir Elçi, 4 ayaklı minarenin önünde kameraların karşısında apaçık bir şekilde katledildi. Bu katliam sonrasında tiyatro gibi işleyen yargı sistemi dün itibariyle herkesi beraat ettirdi. Dava karara bağlandı. Bizim nazarımızda bu karar yok hükmündedir. Tahir Elçi’nin, barış elçisi olan her yoldaşımızın, kurşunlara hedef olmuş her barış elçisinin katillerine dair mevcut yargı sisteminin aldığı kararı asla kabul etmiyoruz. Bu kurşun barışa sıkılmıştır, Tahir Elçilere sıkılan kurşun barışa sıkılan bir kurşundur ve ben sizlerin huzurunda sevgil Tahir Elçi nezdinde barış mücadelesinde yitirdiğimiz bütün yoldaşlarımızı, canlarımızı saygıyla anıyorum.

“Kobanî düşmedi düşmeyecek”

Değerli halkımız Suriye’de yeni gelişmeler oldu. Bütün dünya izliyor. Bu sadece Ortadoğu’yu değil tüm dünyayı etkileyen gelişmelerdir. Suriye’deki gelişmelerin akabinde orada rejim değiştikten sonra bir demokrasi gelmedi. Beterin beterini yaşıyoruz. Başta Kuzey ve Doğu Suriye, Rojava toprakları Türkiye imalatı olan SMO tarafından ve onların beslemesi çeteler tarafından birçok operasyona maruz kalıyor. Şimdi “Kobanî düştü düşecek” diyenlerin bir kez daha iştahları kabardı. Kobanî’yi düşürmek için de ellerinden geleni yapıyorlar.

Ama Kobanî halkı IŞİD’in barbarlığına karşı geçmiş dönemde nasıl mücadele ettiyse şimdi de mücadele ediyor. Kobanî düşmedi, düşmeyecek. Bu da onu düşürmek isteyenlere ders olsun. Suriye’de Kürt halkına dönük gerçekleşen operasyonların yanı sıra oradaki Arap Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere dönük de çok ciddi katliamlar gerçekleşiyor. Bizler buradan bir kez daha bütün dünya kamuoyuna, bütün uluslararası güçlere, bütün demokrasi güçlerine Diyarbakır’dan sesleniyoruz. Oradaki katliamları durdurmak için derhal harekete geçilmelidir, oradaki operasyonları durdurmak için derhal harekete geçilmelidir.

Özellikle Rojava’da kurulmuş olan özerk yönetimin resmi bir statüye kavuşması için mücadelemizi daha çok yükseltmeliyiz. Biz biliyoruz ki Suriye’deki tek çare Kürt halkı başta olmak üzere oradaki yaşayan bütün farklı halkların ve inançların temsiliyetini sağlayan demokratik bir Suriye’nin inşasıdır, bunun dışında bir seçenek yoktur. Bu seçeneğin içinde de Rojava modeli hayata geçmiş bir modeldir ve bütün Ortadoğu’ya ve dünyaya örnek olmuştur. Bu modelin hayata geçirilerek resmileşmesinin elzem olduğunun altını çiziyoruz.

Elbette bu gelişmeler sadece Suriye ve Rojava’da değil. 4 parça Kürdistan’ı etkileyen çok önemli gelişmeler oluyor. Ve biz 4 parça Kürdistan’ın bulunduğu 4 devlete buradan sesleniyoruz. Demokratikleşme sağlanmadığı sürece emperyalist güçlerin bölgede oyun kurmasının önünü açmış olursunuz. O nedenle 4 ülkede Irak, İran, Suriye ve Türkiye’de de Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmelidir. Gelişmeler bizlere bunları dayatmaktadır. Umut ediyoruz ki bu ülkeler ne demek istediğimizi iyi anlar ve buna uygun bir biçimde ciddi şekilde yol alırlar.

Öcalan “Kürdistan’ı Gazze yapmak istiyorlar” dedi

Değerli Kürt halkı, özellikle başta sizler olmak üzere ama Türkiye’de yaşayan diğer bütün halkların da merakla ve dikkatle izlediği yeni gelişmeler var. Bu gelişmeleri biliyoruz. En çok siz değerli Kürt halkı büyük bir heyecanla takip ediyorsunuz. İmralı kapıları şimdilik açılmıştır. DEM Parti heyeti Sayın Öcalan’ı İmralı’da ziyaret etmiştir. Sayın Öcalan’ın heyetimize söylediği bir iki noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 7 maddelik açıklamayı yaptık onları elbette izlediniz. Sayın Öcalan şunu söylüyor, “Suriye’deki gelişmeleri herkes yakinen takip etmelidir.

Filistin’deki, Gazze’deki gelişmeleri herkes yakinen takip etmelidir. Bugün emperyalist güçlerin bölgede oynamak istediği oyunlara baktığımızda Türkiye Kürdistanını da diğer bölgeleri de her yeri Gazze’ye çevirmek istiyorlar. Bu nedenle Kürt sorunu çözülmelidir. Bu nedenle onurlu bir barışa imza atılmalıdır” diyor. Bizler de bu sözlerin arkasındayız. Bir şey daha iletti, bizler de elçi olarak onu sizlere iletmek isteriz. “Dışarıda onurlu halkımıza, mücadeleden asla vazgeçmeyen, İmralı kapılarının açılmasına vesile olan değerli halkımıza selam ve sevgilerimi iletiyorum” dedi.

Biz de bütün bunlardan hareketle devlet aklına sesleniyoruz. Suriye’deki gelişmeleri de Kızıldeniz’den bu topraklara kadar her kesimdeki gelişmeleri yakından izlemekteyiz. Devletin aklı bunları analiz etmelidir. Kürt halkı 40 yılı aşkın devam eden saldırılara, savaşa, çatışmalara rağmen 4 parça Kürdistan’da varlık mücadelesini sürdürdü, mücadelesini büyüttü. Şimdi özerk yönetimini Rojava’da oluşturabilecek seviyeye geldiyse burada Kürt halkının çok önemli bir başarısı vardır. Tarihsel bir kırılma anından geçiyoruz.

Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek barışı inşa edeceğiz ya negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak. O nedenle devlet aklına biz buradan seslenmek istiyoruz bir daha. İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır, Sayın Öcalan’ın barış için, sadece Türkiye barışı değil bütün Ortadoğu barışı için de çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerekir.

Burada Kürdistan’ın kalbinden Amed’ten halkın iradesini temsil eden bu salondan bizler hep birlikte İmralı’ya selamlarımızı ve saygılarımızı sunuyoruz. Bir noktanın daha altını çizeceğim. Bu süreç önemli bir süreç hepimiz büyük bir heyecanla takip ediyoruz. Ama rehavete kapılmayalım. ‘Nasılsa işler hal oluyor barış oluyor’ deyip demokratik mücadelemizi zayıflatan bir duruma asla düşmemeliyiz.

Bugün İmralı kapıları açıldıysa siz değerli halkımızın verdiği mücadele sayesindedir. Bu görüşmelerin bir barış sürecine evrilebilmesinin yolu siz değerli halkımızın demokratik zeminde eylemlerini, etkinliklerini, sözünü, fikrini ve duygusunu alanlarda meydanlarda en örgütlü şekilde en üst seviyeye taşıyarak bunun önünü açabiliriz. Bu bir süreç olacaksa, bir barış süreci inşa olacaksa bu barış sürecinin Kürt halkının kazanımları lehine neticelenebilmesi için siz değerli halkımızın mevcut olan mücadelesini katlayarak büyütmesi ve geliştirmesi gerekiyor.

O nedenle asla rehavete kapılmadan sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında devrimci hareketlerle, sosyalistlerle, demokratlarla, aydınlarla, yazarlarla yani ez cümle “bu topraklar kana doydu artık yeter, barış istiyoruz” diyen her kesimle çalışmalarımızı sürdürmeye ve bu sesi büyütmeye hep beraber devam edeceğiz. Sizler bunu yaparsanız bütün halklar adına hep birlikte kazanabiliriz. Ben bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Ve DBP’nin kongresine bir kez daha hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum. Sağolun, var olun.”

Paylaşın

Afganistan’da 500’den Fazla Çocuk Patlayıcılar Nedeniyle Öldü Veya Yaralandı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 2024 yılında, Afganistan’da savaştan kalma kara mayınları ve patlamamış mühimmatlar nedeniyle 500’den fazla çocuğun öldüğünü veya yaralandığını bildirdi.

Haber Merkezi / 2023 yılında Afganistan’da savaştan kalan patlayıcıların patlaması sonucu en az 800 kişi hayatını kaybetti, bunların çoğu çocuktu.

UNICEF ayrıca, 2023 yılında yaklaşık üç milyon çocuk ve bakıcısının savaştan kalma patlayıcı kalıntıların oluşturduğu tehlikeler konusunda eğitildiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), daha önce yaptığı açıklamada, Afganistan topraklarının bin kilometrekareden fazla bölümünün kara mayınları da dahil olmak üzere savaş kalıntılarıyla dolu olduğunu belirtmişti.

Afganistan’da 1989 yılından bu yana 57 bine yakın sivil, mayın ve savaş kalıntılarından kaynaklanan patlayıcılar nedeniyle hayatını kaybetti veya yaralandı.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti Selahattin Demirtaş İle Görüşecek

DEM Parti İmralı Heyetinin Ankara’daki siyasi görüşmelerini tamamlamasının ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulanan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmesinin planlandığı öne sürüldü.

DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, dün İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmüştü. Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Ahmet Türk’ten oluşan DEM Parti heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temasa başlamıştı.

2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta AK Parti, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirecek.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor. Serbestiyet’ten Hilal Köylü’nün kulis haberine göre DEM Parti heyeti 10 Ocak Cuma günü ikinci görüşme için İmralı’ya gidebilir. Heyette bu kez Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın yanı sıra Ahmet Türk de yer alabilir.

DEM Parti heyetinin 6 Ocak Pazartesi ve 7 Ocak Salı günlerinde Ankara’daki siyasi görüşmeleri tamamlaması, ardından da Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulanan Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmesinin planlandığı belirtildi. Heyet İmralı’ya gitmeden hem siyasi parti liderleriyle hem de Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu isimlerle görüşmelerini tamamlamış ve kamuoyuna bir rapor açıklamış olacak.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Sürecin Çözüme Evirilmesini İstiyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrası gelişen sürece ilişkin konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz bu sürecin bir kandırmaca bir aldatma süreci olmasını istemiyoruz bu süreçten umutluyuz biz bu sürece umutla yaklaşıyoruz. Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz.” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan bugün Hatay’daydı. Sabah saatlerinde kanaat önderleriyle birlikte Samandağ’daki Hızır Türbesi önünde Suriye’deki Arap Alevilere yönelik saldırılara ilişkin yapılan basın açıklamasına katıldı. Tuncer Bakırhan, ardından DEM Parti Mersin İl Örgütü’nün düzenlediği dayanışma yemeğine katıldı.

Siyasi parti, sendika temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı programa DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da katıldı. Açılış konuşmasını yapan DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, tutuklanan DEM Parti İl Eşbaşkanı Reşat Aşan’ın etkinliğe gönderdiği mesajı okuyarak, mücadele vurgusu yaptı.

Ardından konuşan Bakırhan, tarihi bir dönemden geçtiklerini ve Ortadoğu’da ciddi gelişmeler yaşanıp, yeni ittifaklar belirlendiğini dile getirdi. “100 yıl önce çizilen sınırlar, halklar artık o sınırlara sığmıyor” diyen Bakırhan, Suriye’deki gelişmelere değinerek, “Bu yüzyılda da halkların kendi kimlikleri ve inançlarıyla özgürce yaşayabileceği bir şekilde dayanışma çok kıymetlidir. 100 yıl önce insanlara farklı bir dil, kimlik dayatıldı. Direnen halklar yok sayıldı, katledildi. Yüzyıl önce bir biçimiyle insanlara farklı bir dil, farklı bir kimlik dayatıldı. Kimliğine ve inancına sahip çıkan halklar ve toplumlar katledildi. Yok edilmeye çalışıldı. Sürgün edildi. Yok sayıldılar. Ama yüz yıllık politikalar sonuç vermedi” dedi.

Suriye’de başta Aleviler olmak üzere halklara dönük saldırılara dikkati çeken Bakırhan, Suriye’de rejimin değiştiğini ancak gelen rejiminin saldırılarına işaret ederek, “Şimdi bir rejim gitti, yerine kurulacak yeni rejim, bir öncekinin kötülüklerini, yapmış olduğu zulmü devam ettirecekse biz oraya zulümistan deriz. Ve zulümistana asla izin vermeyiz. Orada bir zulümistanın kurulmasını asla kabul etmeyiz. Suriye Arap’sız, Alevi’siz, Kürt’süz olmaz. O zaman Suriye olmaz. O zaman başka bir isim koymak gerekiyor” diye konuştu.

Suriye rejimi ve AKP’yi uyaran Bakırhan, yeni rejimi Alevi katliamlarına son vermeye çağırarak, “Gözümüz kulağımız Suriye’de olacak oradaki katliamlara izin vermeyeceğiz. Aleviler yalnız değil Kürtler yalnız değil gayrimüslimler yalnız değil kadınlar hiç yalnız değil. Suriye’deki bütün olumsuzluklara karşı buradaki demokratik tepkimizi en üst seviyeye ortaya koyacağız. Alevisiyle Kürdüyle emekçisiyle çalışanıyla siyasi partilerle birlikte karşı koymamız karşı durmamız gerekiyor. Suriye halklarıyla dayanışmamız gerekir. Hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu görev ve sorumlulukları yerine getirmenin arifesindeyiz. Hepinize güveniyorum ve inşallah bir gün orada da halkların ve inançlarını özgürce yaşadıkları bir demokratik zemin inşa edileceğine de hep birlikte şahitlik edeceğiz” diye belirtti.

İmralı görüşmelerine işaret eden Bakırhan, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmenin kıymetli olduğunu ve yıllardır İmralı’da ağırlaştırılmış tecridin sürdürüldüğünü kaydetti. Tecridin Kürt ve Türk halkları ile emekçilerinin buluşmasının engellendiğini ifade eden Bakırhan, “Bugün o tecridin kırıldığını ve Türkiye’de bir barış sürecinin tesis edilmesi konusunda umarım iktidar ikna oldu” dedi.

“Çözüm” konusunda iktidara; “Eğer samimiyseniz” diyen Bakırhan, halen iktidarın gözaltı, tutuklama, kayyım atama ve “zehirli bir dil” kullanmaya devam ettiğine değinerek, “Barış zehirli bir dilde kurulmaz eğer barış olacaksa en başta da iktidar dilini değiştirmek zorundadır. Bugün sayın cumhurbaşkanının dili barışı getiremez. Barışı zehirler. Hem barış yapalım diyeceksiniz. Barış zorla olmaz, barış zulümle olmaz… Barış muhatabını tanımakla, muhatabını kabul etmekle, barış diliyle oluşturulur. Onun için en başta hükümeti, iktidarı ve onun adına konuşanları bir an önce zehirli dili terk etmeye ve barış dili kullanmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

“Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz”

Rojava’ya dönük saldırılara dikkati çeken Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mersin’den iktidara çağrıda bulunmak istiyorum: Barış için önce dilinizi değiştirin, barış için önce inkar siyasetini, inkar politikalarını değiştirin. Bir taraftan Türkiye’de barışıyorlar diğer taraftan Rojava‘ya saldırılar yapıyorlar. Saldırıların önünü açıyorlar. Türkiye’de barış Rojava‘da savaş olmaz. Rojava‘da da Kürt halkının tanımasıdır.

Kürtlerin orada kanıyla canıyla sağlamış oldukları statü tanınmalıdır eğer Türkiye’de barış olacaksa Rojava‘ya barışçıl politikaların uygulanması gerekiyor. Rojava‘ya dönük barışçıl bir dilin kullanılması gerekiyor. Rojava‘da Suriye’de Türkiye’de barış politikaları uygulamak ve hayata geçirmek zorundadır. Biz bu sürecin bir kandırmaca bir aldatma süreci olmasını istemiyoruz bu süreçten umutluyuz biz bu sürece umutla yaklaşıyoruz. Bu sürecin barışa ve çözüme evirilmesini istiyoruz.”

Bakırhan, barış ve çözüm için tüm kesimlerin mücadele etmesi gerektiğini vurgulayarak, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray, Göztepe Engelini Aştı

Süper Lig’in 18. hafta maçında Galatasaray ile Göztepe, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Alper Akarsu’nun yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 10. dakikada Victor Osimhen ve 61. dakikada Yunus Akgün, Göztepe’nin gollerini ise 27. dakikada Romulo Cardoso kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 47’ye çıkardı ve en yakın takipçisi Fenerbahçe ile arasındaki puan farkını 1 maç fazlasıyla 11’e çıkardı. Göztepe ise, 28 puanda kaldı.

Galatasaray, Başakşehir ile çarşamba akşamı önce kupa mücadelesinde karşılaşacak, ardından pazar günü Başakşehir’e ligde konuk olacak.

Göztepe ise kupada Erzurumspor’a konuk olduktan sonra ligde Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

8. dakikada soldan kullanılan korner atışında Djalma’nın müdahalesiyle Kaan Ayhan yerde kalırken hakem Alper Akarsu penaltı noktasını gösterdi. 10. dakikada kazanılan penaltı atışında meşin yuvarlağın başına geçen Osimhen, topu ve kaleciyi farklı köşelere göndererek takımını öne geçirdi: 1-0.

27. dakikada Göztepe beraberliği yakaladı. Dennis’in savunmanın arkasına uzun pasında Davinson Sanchez’den önce meşin yuvarlağı kapan Romulo, ceza sahası içi sol çaprazından sert vurdu, direğe de çarpan top Muslera’nın sağından filelerle buluştu: 1-1.

61. dakikada Mertens’in ara pasında ceza sahası içinde topla buluşan Yunus Akgün, altıpasın sağ tarafından uzak köşeye yerden yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Alper Akarsu, Abdullah Bora Özkara, Deniz Caner Özaral

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jakobs (Berkan Kutlu dk. 87), Torreira, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz (Nelsson dk. 90+2), Mertens (Sallai dk. 74), Yunus Akgün (Jelert dk. 90+2), Osimhen (Batshuayi dk. 87)

Göztepe: Mateusz Lis, Nielsen (Taha Altıkardeş dk. 89), Bokele, Heliton, Koray Günter, Djalma (İsmail Köybaşı dk. 89), Dennis (Ahmed Ildız dk. 89), Miroshi, Tijanic (Victor Hugo dk. 69), Matsuki (Juan dk. 69), Romulo

Goller: Osimhen (dk. 10 pen.), Yunus Akgün (dk. 61) (Galatasaray), Romulo (dk. 27) (Göztepe)

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de Değişim Mesajı

Partisinin Samsun İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır” dedi ve ekledi:

“Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısının ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile kurulan temaslara ilişkin de konuşan Erdoğan, “Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak” dedi.

PKK için üçüncü bir yol olmadığını söyleyen Erdoğan, “Bölücü caniler ya bir an önce silahlarını gömecekler ya da silahlarıyla birlikte toprağa gömüleceklerdir. Bunun dışında üçüncü bir yol yok. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’da Yaşar Doğu Spor Salonu’nda partisinin 8. Samsun Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Ferdi Tayfur, Türkiye’nin en müstesna sanatçılarından biriydi. Ailesine, hayranlarına, sanat camiasına başsağlığı diliyorum.

İstiklal baharının ilk çiçeği, millet düşmanlarına Karadeniz gibi hırçın olan Samsun’da 11 aylık aranın ardından sizlerle birlikte olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde bir kez daha AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonunu tercih ettikleri için Samsunlu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. 31 Mart’ta da işi yine ehline verdiniz. Bize güvendiniz, inandınız, itimat ettiniz; inşallah biz de sizin güveninizi boşa çıkarmayacağız. Emanetinize gözümüz gibi bakacak, Samsun’u büyütmek için aşk ile çalışacağız.

Bu millet bizden daha fazla eser ve proje üretmemizi bekliyor. Bir ferdi olmaktan şeref duyduğumuz bu aziz millet yatırım, hizmet bekliyor. Her bir dava arkadaşımızın milletimizin beklentilerinin hakkını vereceğine inanıyorum. Bizler, konfora değil, çileye talip olduk. Bizler koltuklarda rahatça oturmak için değil, hizmet etmek için geldik. Şahsi kariyerimizi inşa etmek için değil, milletin hakkını, onuru korumak için bu görevi üstlendik. Bizim oyalanma gibi bir lüksümüz yok. Bizim durmak, duraksama, rehavete kapılmak gibi hakkımız yok.

Bizim polemikle geçirecek tek bir anımız yok. Muhalefetin sahte ve sanal gündemleri sizleri yanıltmasın. Muhalefetin işbilmezliği, beceriksizliği sizi yanıltmasın. Onlarla bizim aramızda millete hizmetkarlık yapmak gibi derin bir zihniyet farkı var. 22 yıldır olduğu gibi aşkla koşacağız. Her gün daha fazla terleyeceğiz, yeni bir insana ulaşacak, yeni bir kalp kazanacak, yeni bir el sıkacak, yeni bir iş ortaya koyacağız.

12 Ekim’de ilçe kongreleriyle startını verdiğimiz 8. Olağan Kongre sürecimiz 30 Kasım’dan itibaren il kongrelerimizle devam ediyor. Türkiye genelinde kongrelerimizi barış, huzur ve kardeşlik iklimi içinde gerçekleştiriyoruz. Rakiplerimizden farklı olarak bizim kongrelerimizde hırs, davamızın önüne geçmiyor. Her kongremize dayanışma, birlik, coşku damga vuruyor. Helalleşerek, kucaklaşarak, kardeşliğimizi perçinleyerek bu hassas süreci partimize yarışır şekilde yürütüyoruz. Samsunla eşzamanlı gerçekleşen Aksaray il kongremizin başarılı geçmesini, hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır.

Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.

Ne 22 yıllık iktidarlarımız ne de yarım asırlık siyasi hatıramıza boyunca aziz şehitlerimizin ruhlarını incitecek, gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir işimiz olmadı. Ne yaptıysak şehit ve gazilerimizin gösterdiği istikametten ayrılmadan yaptık. 1000 yıldır bu toprağa düşenler, ezanımız daha gür sesle okunsun, bayrağımız gururla dalgalansın, devletimiz payidar olsun diye can verdiler. O kahramanlar büyük, güçlü, muteber bir Türkiye için hayatlarını feda ettiler.

Biz de tam 22 yıldır sadece bu idealler, bu hedefler için çalışıyoruz. Türkiye’yi ayağına vurulan prangalardan kurtararak şehitlerimizin vasiyetini yerine getirme mücadelesindeyiz. Çocuklarımızın onurlu, huzurlu, kalkınmış bir Türkiye’de refah içinde yaşaması için gayret gösteriyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarlarını her şeyin üzerinde gördük.

Bölücü örgütle sarmaş dolaş olanların partimize ve Cumhur İttifakı’na söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Bizim referansımız milletimizin ali menfaatleri olmuştur. Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak.

Bölücü örgütün milletimiz fertleri arasında açtığı nifak çukurlarını kardeşlik ile dolduracağız, karşılıklı saygı ile kapatacağız. Terör belasından ülkemizi en kısa sürede kurtaracağız. Hedefe kilitlenmiş durumdayız.

Terör örgütü ve teröristler için çember giderek daralmaktadır. Türk, Kürt, Arap ayırt etmeksizin kimsenin emperyalistlerin teröristlere tahammülü kalmamıştır. Ya silahlarını gömecekler yada silahlarıyla birlikte toprağa gömülecekler. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler.

“YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz”

Yolsuzluk, hırsızlık arıyorsanız kendinizi yormayın. Konser faturalarına, para kulelerine bakın. Ellerine geçirdikleri her fırsatı belediyeleri yağmalamak için kullanıyorlar. Sayın Özel ve şürekâsı Ankara’dan gazel okumayı bıraksın Samsun’a, Çorum’a gelsin hızlı trene neden karşı çıktıklarını anlatsın. Cesaretleri varsa, bu önemli projenin CHP’yi niye rahatsız ettiğini Samsunlu kardeşlerime anlatsın. YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Maaş Zamlarına Tepki: Geçinmek Mümkün Değil

Partisinin Kars İl Başkanlığı binasının açılışında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, ocak ayında yapılan maaş zamlarına tepki gösterdi. Özgür Özel, “Bu maaşlarla geçinmek mümkün değil” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kars’ta partisinin il başkanlığı binasının açılışında açıklamalarda bulundu.

BirGün’ün aktardığına göre; Asgari ücret, memur maaşı ve emekli aylığıa yapılan zam oranının yeterli olmadığını kaydeden Özel, azalan alım gücüne dikkat çekti. Özel, “Bu maaşlarla geçinmek mümkün değil” dedi.

Siyasilere sokağın sesini dinleme çağrısı yapan Özel, “Sokağa kulak verin. Sokaktaki ses değişimin sesidir” ifadelerini kullandı. Seçim çağrısı yapan Özel, “Bu maaşı verene yol veriyoruz” diye konuştu.

Er ya da geç sandığın geleceğini söyleyen Özel, “Halkın, emeklinin, emekçinin iktidarı kurulacak” dedi. CHP’nin kurumsal kimliğini “babaevi” olarak nitelendiren Özel, babaevinde doğanlara buranın kapısının açık olduğunu dile getirdi.

Babaevinin bacasının tüttüğünü, çayının kaynadığını ve herkese sıcak çorba olduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:

“Başı sıkışan, daralan, dara düşen, kendine sıcak yuva arayan için babaevinde her zaman bir yer vardır. O yer, başımızın gözümüzün üzeridir. Evimizin baş köşesidir. Gelene ‘Hoş geldin.’ deriz, baş köşeye alırız. Biliriz ki babaevinin tapusu kimsenin değildir; ne Özgür Özel’dedir, ne Kemal Kılıçdaroğlu’nda, ne Bülent Ecevit’te vardı, ne rahmetli İsmet Paşa’da.

Babaevinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Öyle olunca Kars’ta Atatürk’ü, Cumhuriyeti’ni, vatanını milletini seven kim varsa, artık bu evin kapıları ona açıktır. Yeter ki Cumhuriyet’le, Misak-ı Milli’yle, bayrakla sorunu olmasın.”

Kars’ın kendileri için çok önemli yerde olduğundan bahseden Özel, buradaki seçimleri kazanmak için çalıştıklarını söyledi.

Öte yandan Özel, CHP iktidarında ‘çetin kış koşullarının’ etkili olduğu kentlerde doğalgazın konutlara yarı fiyatına verileceğini vaat etti. Özgür Özel, “Erdoğan garibanın halinden anlamaz. Bizim derdimiz vatan evlatları, onun derdi bakan evlatları” diye konuştu.

Paylaşın

Hatimoğulları: İmralı’dan Gelen Mesaj, Barış Ve Çözüm Mesajıdır

DEM Parti heyetinin İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesine ilişkin açıklamada bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek amacıyla Suruç’ta başlatılan nöbet eylemine katıldı. 12’nci gününde devam eden eyleme Hatimoğulları’nın yanı sıra DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcisi katıldı.

Hatimoğulları, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Merhaba hevalino hûn bi xêr hatin, li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Burada, Suruç’ta yürüyüşümüzü gerçekleştirerek Kobani’ye dayanışma duygularımızı ve mesajlarımızı iletmek istedik. Ne yazık ki Türkiye’deki gelişmelerin tersine engellemelerle karşılaştık. Yine de yürüyüşümüzü gerçekleştirdik değerli halkımız ve esnafımızla, kadınlar ve gençlerle. Buradan binlerce kez Kobanî’ye selam olsun diyoruz.

Kobanî’ye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditler devam ettikçe Kürt halkının kardeşleri olarak, Türkiye’deki demokrasi güçleri olarak, Türkiye halkları olarak Kürt kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdüreceğiz. Suriye’de devrilen hükümetin yerine HTŞ’nin gelişiyle beraber yeni bir nizam oluşturulmak isteniyor. Ancak Kürt halkını görmezden gelen, Arap Alevileri görmezden gelen, ezilen ve yok sayılan halkları görmezden gelen hiçbir anlayış orada varlık gösteremez.

Kürt halkı, 2011 savaşından bu yana Rojava’da statüsünü fiilen hayata geçirmiştir. Kürt halkı Kobanî’de, Kuzey ve Doğu Suriye’de bir özerk yönetim oluşturmuştur. Türkiye halklarına buradan, Suriye sınırından, Rojava sınırından sesleniyorum: Rojava, ana akım medyanın, Saray’ın medyasının anlattığı gibi bir bölge değildir. Rojava, kadınların yönetimde olduğu, eş başkanlık ve eşit temsiliyet sisteminin varlık gösterdiği bir coğrafyadır. Orada farklı halklar ve inançlardan olan insanların varlıklarını tanıyan bir toplumsal sözleşme hayata geçirilmiştir. Aynı zamanda El Nusra, El Kaide ve türevlerine karşı güçlü bir hukuku ve mücadeleyi örgütlemiştir. Buradan Rojava’ya binlerce kez selam olsun diyoruz.

“İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır”

Değerli halklarımız, biliyoruz ki hepiniz büyük bir heyecanla ve merakla takip ediyorsunuz. İmralı’da Sayın Öcalan ile görüşen heyetle bir araya geldik. Heyetimiz İmralı’da ağır tecrit altında bulunan Sayın Abdullah Öcalan’ın selamlarını iletiyor sizlere. DEM Parti İmralı Heyeti 7 maddelik bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın akabinde heyetimiz, parlamentoda temsili bulunan siyasi partilerle görüşmeler başlattı. Dün Meclis Başkanı ve MHP ile görüşmeler gerçekleştirildi. Pazartesi gününden itibaren de heyet diğer siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Heyetimiz esaslı ve kapsamlı açıklamayı onun akabinde gerçekleştirecek. Şunu iyi biliyoruz ki İmralı’dan gelen mesaj, barış ve çözüm mesajıdır. Bugüne kadarki gibi çatışmalarla ve savaşla çözüm olmayacağını; çözümün, İmralı ile birlikte demokratik bir zeminde gerçekleşebileceğini ifade etmiştir. Bizler bu süreci hep birlikte büyük bir heyecan ve umutla takip edeceğiz. Kürt halkı 40 yılı aşkındır verdiği mücadeleyle, sadece Rojava ve Kürdistan’da değil dört parça Kürdistan’da verdiği onurlu mücadeleyle bugüne kadar gelmiştir.

Bugün eğer İmralı’da bir görüşme gerçekleşiyorsa, bu siz değerli halkımızın gösterdiği direniş ve azim sayesindedir. Sizden en büyük ricamız, Rojava’daki süreç netleşene kadar, İmralı görüşmelerinde belli bir yere gelinene kadar demokratik zemindeki mücadelemizden asla vazgeçmememizdir. Siz değerli analar başta olmak üzere, hepinize çok şey borçluyuz. Bu süreç heyecan verici bir süreç, evet. Ancak sahiplenirseniz, meydanlarda tutulan nöbetlere sahip çıkmaya devam ederseniz bu süreç bir başarıyla taçlanacaktır.

Bakın, resimleri karşımda duruyor: Özgür basın emekçileri Cihan Bilgin ve Nazım Daştan. Musa Anter’in öğrencisi, SİHA’larla katledilen iki değerli basın emekçisi. Onları huzurunuzda saygıyla anıyorum. Bizler Türkiye’nin dört bir yanında, Kürdistan’ın dört parçasında büyük bir sabırla, metanetle, güçle, umutla ve inançla mücadele ede ede bugüne geldik. Bugün bu süreçte hem Türkiye’deki hem de Ortadoğu’daki gelişmeler çerçevesinde sürecin barış ve çözümle taçlanması dışında bir seçenek kalmamıştır. İmralı’da Sayın Öcalan bu seçeneğin üzerinde yoğun bir biçimde çalışırken, bizler de dışarıda siz değerli halkımızla beraber demokratik zemindeki çözümden yana mücadelemizi devam ettireceğiz.

Sözlerime son verirken, çokça ifade ettik, yine söyleyelim: Suriye’de demokratik bir Suriye’nin inşası dışında hiçbir seçenek yoktur. Oradaki bütün halkları kapsayan, hiçbir halkı dışlamayan ve yok saymayan bir anlayışla demokratik bir Suriye’nin inşası dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bizler de bu temelde, oralara güçlü bir destek verme konusunda kararlılığımızı sürdüreceğiz. Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Rojava’ya binlerce kez selam olsun!”

Paylaşın

Cevdet Yılmaz’dan Asgari Ücrete Düşük Zam Savunması: Enflasyonu Yükseltir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savundu:

“Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

Hükümet cephesinden, enflasyonun yükünü asgari ücretliye yüklemeye dönük açıklamalar gelmeye devam ediyor. Artı Gerçek’te yer alan habere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kayıtlı çalışanların yüzde 42’sinin asgari ücretli göründüğünü, bunun de 6,7 milyon çalışana denk geldiğini söyledi.

Resmi yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmasına karşın asgari ücrete yüzde 30 zam yapılmasını ise enflasyonu kontrol altına alma gerekçesiyle savunan Yılmaz, şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret, 2025’teki son güncel artışla 627 doların üzerine çıkmış durumda. Bu net maaşlarda birde işverene maliyeti açısından bakarsanız bu tabii çok daha yüksek rakamlarda. Şu anki asgari ücret seviyemiz Rusya, Romanya, Bulgaristan Meksika, Brezilya’nın, Güney Afrika’nın, Endonezya’nın, Çin, Mısır ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin üzerinde bir rakam, bunu da ifade etmek isterim:

Enflasyonda ciddi bir sapma olursa yeniden elbette bunları değerlendiririz, biz ciddi bir sapma olmayacağına inanıyoruz, politikalarımızı o çerçevede sürdürüyoruz. Önemli olan çünkü şudur, buna yürekten inanıyoruz; Bugün yüksek bir maaş verirsiniz, yarın enflasyon bundan daha yüksek çıkarsa verdiğiniz maaşın hiçbir anlamı kalmaz. Önemli olan enflasyonu dizginleyip, düşürüp, somut, reel satın alma gücünde artış sağlamak.”

‘2024 Yılı Değerlendirme ve 2025 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, en düşük emekli aylığına ilişkin ocak ayında çalışma yapılacağını söyledi. Yılmaz, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Asgari ücret bu kadar siyasi tartışma konusu olmamalı. Siyasi olarak bu kadar tartışılmayacak bir mekanizma içinde farklı şekillerde yapılabilir mi? Elbette tartışılabilir, uzlaşılabilir. Emeklilerle ilgili söyledikleriniz, asgari ücret oranıyla emekliye artış oranını mukayese doğru olmaz, çünkü birisi bir yıllık bir süreçle ilgili, perspektifle ilgili bir artış, diğeri 6 aylık, yani emekli ve memur artışı biliyorsunuz 6 aylık yapılıyor, Temmuz’da tekrar bu artışlar yenilenecek.

Burada asıl kural bazlı olmayan en düşük emekli aylığı. Bugün geldiğimiz noktada 12 bin 500 liraya çıkmış durumda kök ücretleri daha düşük olan oldukça önemli sayıda emeklimiz bundan istifade ediyor, kök ücretinden daha yüksek bir emekli ücreti almış oluyor, yani primiyle bağlantılı kök ücretinden daha yüksek bir emekli maaşı almış oluyor. Bunu kanunla ancak değiştirebiliyorsunuz, bu normal sistemden gelen bir şey olmadığı için, kanunla gelen bir yapı olduğu için ancak kanunla düzenlenerek yine sağlanabilir.

Bu konuda bir çalışma yapacağız, yani burada diğer ücretler artarken asgariyi olduğu gibi tutmanın doğru olmadığını düşünüyoruz, bir çalışma yapacağız ve bir kanuni düzenleme muhtemelen gündeme gelecek. Tabi hükümetimiz bunu nihai karara Cumhurbaşkanımız tamamladıktan sonra grubumuzla kanun çalışmasını gündeme taşıyacağız. Ocak ayı içinde bu gerçekleşecektir diye düşünüyorum.”

Yılmaz ayrıca, Suriye’nin yeniden imarında Türkiye’nin aktif rol alacağını söyledi.

Paylaşın

ABD’den “Kobani’de Askeri Üs Kuracak” İddialarına Yalanlama

Kobani’de askeri üs kurma hazırlıklarının yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kobani’de şu anda bu yönde planlarının bulunmadığını belirtti.

Beşar Esat yönetiminin devrilmesi sonrasında, Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye’nin kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, SDG’nin yönetimi altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti.

Türkiye, SDG’nin ana unsuru olan YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’nin kuzeyindeki Kobani kentine askeri üs kurulacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında “ABD askeri araçlarının Suriye’nin kuzeyinde Kobani yakınlarına doğru ilerlediğini gösteren videolar var. ABD güçleri orada bir üs mü inşa ediyor, bölgede neler oluyor?” şeklindeki bir soruya verdiği yanıtta, bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek “ABD’nin Kobani’de üs kurma planı yok. Bu haberlerin nereden çıktığını bilmiyorum” dedi.

ABD’nin bölgede ortaklık yaptığı güçlere ilişkin bir soruyu da Singh, “Bildiğiniz gibi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki diğer güçler arasında şiddetin sona ermesini kesinlikle teşvik ettik ve bundan memnuniyet duyduk. Suriye’de bulunma nedenimiz olan IŞİD’in kalıcı bir şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamak için çalışmaya ve görevimize odaklanmayı sürdürüyoruz. Ancak Kobani’deki ABD güçleri söz konusu olduğunda şu an için herhangi bir üs kurma planımız veya niyetimiz yok. Bu yöndeki haberlerin nereden kaynaklandığından emin değilim” sözleriyle yanıtladı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD ile mücadelede omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG ile iş birliği yapıyor. YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Kobani kentine askeri bir üs kurma amacıyla 50 kamyonluk bir konvoy gönderdiğini iddia etmişti. Sosyal medyada bölgeyi takip eden kişi ve kuruluşların paylaştığı video ve fotoğraflarla ABD konvoyunun Kobani’ye doğru ilerlediği öne sürülmüştü.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında çatışmalar yaşanmış ve SMO Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrolü sağlamıştı. SMO’nun bundan sonraki hedefinin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Rakka ve Haseke olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın