Türkiye, Rusya Konusunda Daha Fazla ‘Tarafsız’ Kalamaz

Bloomberg, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşında takınmaya çalıştığı ‘tarafsız’ konumun sürdürülemez olduğunu yazdı. Rusya, 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale girişti. Batılı ülkeler Rusya’ya karşı yaptırımlara başlarken, Türkiye sadece Birleşmiş Milletler kararlarına uyacağını açıkladı.

Türkiye, Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçlarını satmaya devam ederken diğer yandan Rus sermayesinin ülkeye gelmesine de sıcak bakılıyor. Yaptırımlardan kaçan bazı Rus zenginler süper yatları Türkiye’ye demirledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Rusya’nın işgaline karşı eleştirilerinin hafif olduğu görülüyor. Belarus’tan sonrası Türkiye’ye taşınan Rusya-Ukrayna görüşmelerinde iktidar ‘tarafsızlık’ imajını parlatmaya çalışsa da bu sanıldığı kadar uzun sürmeyebilir.

Diken’in Bloomberg’den aktardığı analize göre savaşın devam etmesi Türkiye’nin bu pozisyonunu zora sokuyor. Erdoğan’ın savaşın başındaki hesabı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le dostluğunu Batı’yla bir koz olarak kullanması üzerineydi. Erdoğan bu yolla ‘iletişim’ için aracı olabilir belki de ABD’yle S-400 gibi sorunlu meseleleri de çözebilirdi.

İktidar ayrıca Ukrayna’da Ruslara karşı Türk askeri insansız hava araçlarının kullanılmasının, ‘işgalci’ Rusların yanında yer aldığı imajını kırabileceğini düşündü ve NATO’ya silah ambargosunu sona erdirmesi çağrısında bulundu. ABD ve ittifakın diğer üyeleri bu konuda sessiz kaldılar çünkü Türkiye, Batı’nın uzlaşısına katılmış değil.

Analize göre Almanya’nın Rusya’ya karşı ‘pasifist’ duruşunu terk ettiği, İsviçre’nin bile yaptırımlara katıldığı bir ortamda Türkiye’nin Rus zenginlere kapısını açması Ankara için iyi bir görüntü değil. Diğer yandan analizde Rusya’nın Türkiye’deki nükleer santral projesinin de yaptırımlar nedeniyle zora girdiğine yer verildi.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduata Ödenen Milyarlarca Lira ‘Yoksullara Yardım’ Diye Yazıldı

Hükümet, 11.7 milyar liralık devasa kur koruma ödemesini bütçenin faiz giderleri yerine ‘hanehalkına ve işletmelere yapılan transferler’ kalemine yazdı. Yoksullara toplamda 4.3 milyar liranın ödendi.

Faiz ve örtülü ödenek harcamalarının da artmasıyla sadece mart ayı bütçe açığı 69 milyar liraya ulaştı. Bankalardaki mevduat hesaplarının kur artışlarına karşı korunması için mart ayında halkın bütçesinden 11 milyar 700 milyon 437 bin lira para ödendi.

Hükümet, 11.7 milyar liralık devasa kur koruma ödemesini bütçenin faiz giderleri yerine ‘hanehalkına ve işletmelere yapılan transferler’ kalemine yazdı.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, kur koruma ödemelerinin yapıldığı ‘Hanehalkına ve İşletmelere Yapılan Transferler’ kaleminden yoksul aileler, muhtaçlar, öğrenciler, engelliler, çiftçiler ve hayvancılarla istihdam ve üretim yapan yatırımcılara çeşitli destek ödemeleri yapılıyor.

Bankalardaki paraları kur artışına karşı korunan varlıklı kesime mart ayında 11.7 milyar lira ödeme yapılan bu kalemden, halkın en yoksul kesimine 196 milyon lira barınma desteği, 6.6 milyon lira da yiyecek desteği ödemesi yapıldı.

Aynı kalemden öğrencilere 883 milyon lira burç ve harçlık, parasız yatılı öğrencilere 143 milyon lira pansiyon desteği, sosyal güvencesi olmayan yoksulların SGK primi için de 507 bin lira para ödendi.

Yoksullara toplamda 4.3 milyar liranın ödendiği bu kalemden çiftçiye 4.6 milyarı mazot ve gübre olmak üzere toplam 6.1 milyar lira ödeme yapıldı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması

Cumhurbaşkanı adayına ilişkin açıklamada bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Doğru aday, güven veren aday olacak. Taahhüt edilenleri seçildikten sonra yapacak bir aday olacak. Taahhüt edilenleri yapma konusunda 6 liderin de güveneceği, hepimizin de güveneceği bir kişi olması lazım. Karar verirken de elbette toplumun nabzı da tutulur, gerekirse aramızda oturur konuşuruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Temel nokta güvendir. Siz bir taahhütte bulunmuşsunuz. Yetki verdiğiniz kişi seçildi. Dediki ‘ne kadar güzel bir imzayla hepsi oluyor nereden çıktı bu parlamenter sistem’ derse ne yapacağız? Gerçekten devleti bilmek zorunda seçeceğimiz aday. Devletin kurumlarını bilmesi lazım. Devlette liyakatın gelmesi lazım. Bizim partili o partili kesinlikle dememek lazım. Kim o işi en iyi biliyorsa o kişiyi göreve getirmek lazım. Artı bundan sonraki süreçte ondan sonra aynı kararlılığın 6 lider tarafından götürülmesi lazım. 6 lider gerçek kabine.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karar TV’de Taha Akyol ve Elif Çakır ile “Gündem Özel” programında gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“İttifakla ilgili konuşurken seçim kanunun değişmesi yönünde talep geldi. Biz bu değişikliği görelim dedik. Nihayet seçim kanunu çıktı. İktidar kendi koltuğunu korumak için birtakım değişiklikler yaptı. Bizim bu kanuna göre çıkıp yeniden değerlendirme yapmamız lazım. Biz en çok milletvekilini nasıl yapabiliriz bunun çalışmalarını biz yapıyoruz CHP olarak. Eminim diğer partiler de yapıyorlardır. Anladığım kadarıyla da Temel Bey de tartışmış, ittifak içinde bir ittifak olabileceğini düşünmüş. Ben de sizin kanalınızda öğrendim. Temel Bey’in düşüncesi ittifaktan ayrılmak değil. Bu düşünceye de saygı duyacağız. 24’ünde toplanacağız bu konu da gündeme gelir.

Biz şöyle bakıyoruz, bir siyasi partinin tek başına fazla milletvekili çıkarmasının bana göre çok büyük şeyi yok. Ben 10 tane fazla çıkarsam, bir başka ittifak kurduğum parti 5 eksik çıkarırsa değil. Hep beraber nasıl parlamentoda çoğunluğu oluşturabiliriz. Parlamentoda çoğunluğu oluşturduğumuz zaman Türkiye’yi rahatlatmış olacağız. Türkiye’ye demokrasiyi getireceğiz, kutuplaşmayı engelleyeceğiz.

“Bir hedefimiz var”

Her bir ilde aslına ayrı ayrı çalışma yapılması lazım. Her bir ilin durumuna göre seçenek 6 lidere sunulması lazım. Genel kabulün alınması lazım. Biz de yapıyoruz bu çalışmayı, tahmin ediyorum İyi Parti de DEVA da, Saadet de, Demokrat Parti de benzer çalışmaları yapıyorlar. Bu çalışmaları akademik çevrelerin desteğiyle de yapıyoruz.

Millet İttifakı olarak bizim bir hedefimiz var: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi getirmek. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem tek başına cumhurbaşkanı getiremeyeceğine göre parlamento çoğunluğu gerekiyor. Önemli olan hedefe ulaşmak, önemli olan demokrasiyi getirmek. Bir partinin tek başına girmesi veya parlamento çoğunluğu olmadan fazla oy almasının bir anlamı yok.

Benim şahsi kanaatim, her türlü öneriye açık olduğumu da belirteyim, ama benim gördüğüm kadarıyla Millet İttifakı üzerinde bir konsensus sağlanmış vaziyette.

“Ortada çatlama falan yok”

Ortada çatlama falan yok, liderler gayet samimiler. Masadaki uyum şöyle; bir gündemimiz var zaten. Örneğin Demokrat Parti’nin sayın genel başkanı pazartesi günü ev sahipliği yapacağı için gündemi oluşturacak. Bize soracak hangi gündem maddeleri olsun diye. Sonra bir metin hazırlayacak, bu metni genel başkan yardımcılarına gönderecek. Mutabakat sağlandıktan sonra da zaten gündem olarak masaya geliyor. Oturup yuvarlak masanın etrafında konuşuyoruz.

Gültekin beyin attığı tweet üzerinden bazı rahatsızlıkların ortaya çıktığı bilgisi doğal olarak bize de geldi ama Gültekin bey daha sonra bir tweetiyle yanlış anlaşıldığını, neyi kast ettiğini biraz daha aydınlatarak sorun çözüldü. Sonuçta bir yanlış anlama var, kast ettiği daha farklı. Sayın Genel Başkan Gültekin bey sadece beni değil diğer partilerin genel başkanlarını da ziyaret edecek, gündem taslağını onlarla konuşacak, hangi konuları gündeme alalım diye düşüncelerini alacak. Ayın 24’ünde de toplanacağız.

Küçük bir yerin belediye başkanlığını kazanmış biri Macaristan’da aday gösterildi. Çok da erken gösterildi, çok tartışma konusu oldu. Ayrıca Macaristan bize hiç benzemiyorki. Orada kişi başına gelir 18 bin dolar, bizde 8 bin dolar. Dolayısıyla bizim yapımızla Macaristan’ın yapısı arasında dünya kadar fark var. Bizde toplum nefes alamaz hale geldi. Orada da baskı var ama en azından AB’nin gözetimi var, AB’nin belli kriterleri var onlar uygulanıyor. Ayrıca bizim kültürümüz farklı onların kültürü farklı. Dolayısıyla ben, orada 6 lider bir araya geldi seçimi kaybetti Türkiye’de de 6 lider bir araya geldi… Bir tek 6 rakamı benziyor. Bizde liderler samimi olarak masaya oturuyorlar ve samimi olarak Türkiye’nin nefes almasını istiyorlar. Ekonomide ciddi sorunlarımız var. Ciddi derin bir yoksullaşma var. Yoksullaşmanın fotoğraflarını gazetelerde televizyonlarda görüyoruz insanın içi acıyor. Halktan da destek alıyoruz, alana çıktığımızda bu desteği görüyoruz. Vatandaş da bıçak kemiğe dayanmış gibi bir pozisyonda.

6 liderin tarih önünde bir sorumluluğu var. Biz Türkiye’yi buradan çıkarmak zorundayız. Biz küçük hesaplar peşinde koşup bu ittifakı bozamayız. Çünkü bu ittifak Türkiye’yi aydınlığa çıkarma konusunda bir araya gelen, hiçbir kişisel hesap gütmeyen bir ittifaktır.

Cumhurbaşkanı adayı

Doğru aday, güven veren aday olacak. Taahhüt edilenleri seçildikten sonra yapacak bir aday olacak. Taahhüt edilenleri yapma konusunda 6 liderin de güveneceği, hepimizin de güveneceği bir kişi olması lazım. Karar verirken de elbette toplumun nabzı da tutulur, gerekirse aramızda oturur konuşuruz. Temel nokta güvendir. Siz bir taahhütte bulunmuşsunuz. Yetki verdiğiniz kişi seçildi. Dediki ‘ne kadar güzel bir imzayla hepsi oluyor nereden çıktı bu parlamenter sistem’ derse ne yapacağız?

Gerçekten devleti bilmek zorunda seçeceğimiz aday. Devletin kurumlarını bilmesi lazım. Devlette liyakatın gelmesi lazım. Bizim partili o partili kesinlikle dememek lazım. Kim o işi en iyi biliyorsa o kişiyi göreve getirmek lazım. Artı bundan sonraki süreçte ondan sonra aynı kararlılığın 6 lider tarafından götürülmesi lazım. 6 lider gerçek kabine.

Güven içinde seçime gitmemiz lazım. Sandıkların güvenle korunması lazım o konuda da çalışmalarımız var. Dolayısıyla her alana bir şekliyle nüfuz ediyoruz.

Seçime tek adayla girilir, ilk turda kazanılır

Benim şahsi kanaatim seçime tek adayla gidilir, birinci turda kazanılır, mesele de biter. Son toplantıda şunu söyledik. Bize cumhurbaşkanı adayı sorulduğunda, biz seçeceğimiz cumhurbaşkanının niteliklerini paylaşacağız. O niteliklere sahip olan birisini ittifak olarak seçeceğiz ve arkasında duracağız. Yeri zamanı gelince o niteliklere uygun ismi kamuoyuyla paylaşacağız. İçimizden biri de aday olabilir.

Devleti kamuoyu araştırmalarıyla değil, devleti yönetecek kişinin devleti bilmesi ve tanıması lazım. Sıradan bir seçim yapmıyoruz, bu seçim Türkiye’nin kaderini belirleyen bir seçim. Toplum bunun farkında, hepimiz bunun farkındayız. Ben bu milletin ferasetine inanıyorum. Doğru seçimi yapacaktır.

Çok iyi bir aday seçeceğiz ve gerçekten Türkiye’yi çok iyi yöneteceğiz. Bütün hazırlıklarımız var. Bütün partilerden de daha hazırlıklıyız onu da ifade edeyim. Yani iktidar partisi dahil onlardan daha hazırlıklıyız. Taha Bey ne yaparlarsa yapsınlar, bütün sandıklarda güvenliği sağlayacağız. Bizdeki veriler hiçbir partide yok. İktidar partisi dahil. Biz son 5-6 seçimde kim hangi sandıkta oy kullanmış onu biliyoruz. Müthiş bir dijital altyapımız var, müthiş bir kadromuz var, yetenekli bir genç ordumuz var hepsi sandıkların başında olacak. Kaldı ki bunu sadece CHP olarak söylüyorum. 5 parti daha var.

Ben daha önce gündeme geldiğinde sayın Akşener iyi bir Başbakan olur dedim zaten. Cumhurbaşkanını seçme konusunda iradeyi koymaya bakıyoruz. Türkiye küçük oy hesaplarıyla iktidara yönelme lüksüne sahip değil. Tam tersine ortak, beraber hareket etmek gerekiyor. Dünya kadar sorunumuz var, bunların çözümü konusunda hareket etmemiz lazım.

Benim Man Adası davasını kazanacağım zaten belliydi. Alt mahkemede hakimler değiştirildi, deliller toplanmadı. Benim ortaya koyduğum deliller vakıflar bankasının dekontu. Vakıflar bankası bu dekont sahtedir demedi. Ayrıca MASAK raporu var o da doğruluyor zaten. Neyini yalanlayacaklar? O dönem Erdoğan yargı üzerinde baskı kurarak benim yaptığım açıklamaları gölgelemek istedi. Alt mahkemede başarılı da oldu sanki benim sunduğum deliller sahteymiş gibi. Doğruluğu çıktı ortaya.

Dolayısıyla bir ülkeyi yöneten kişi vatandaştan vergi isterken kendi ailesinin ve yakın çevresinin bu devlete vergi vermemesi için başka arayışlara girer, vergi cennetlerinde şirketler kurar, oralardan para transferleri yapıp Türkiye’de 1 kuruş vergi ödemezlerse sormamız gerekiyor, sen bu ülkeyi gerçekten severek, isteyerek ve ülkenin çıkarları için yönetiyor musun? Sadece Erdoğan’ın olayı da değil bu. Kaç sefer yasa çıktı. Türkiye’ye getirin parayı biz sizin paranızı aklayacağız. Uyuşturucu paraları, insan kaçakçılığı paraları, bütün yasadışı paralar Türkiye’ye getiriliyor ve aklanıyor.

Siz 1 sterline şirket kuracaksınız milyonlarca dolar para hareketi olacak. Nasıl oluyor da 1 sterlinlik şirkette milyonlarca dolarlık para hareketleri oluyor. Bunların tamamını MASAK raporlarında belgelemiş. Hakimin elinde belge var.

Eğer atamaları siyasi değil de liyakate göre yaparsanız, sağdan soldan kim olursa olsun hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar veriyorsa başımızın üstünde yeri var. Eğer kişi siyaseten atanmışsa o kişi hukukun üstünlüğüne göre değil kendisine gelen telkine göre hareket ediyor.

Hakimler Savcılar Kurulu’na kişi atanacaksa, o kişi gerçekten bütün yargı camiası tarafından saygı gören biri olması lazım. Bütün yargıçların da onlara saygı duyması lazım. Bir tek kararın altında imzası olmayan kişiyi siz nasıl olur da Yargıtay adına Anayasa Mahkemesi’ne seçersiniz? Bu aklını kiralamak demektir. Siz aklınızı ve vicdanınızı kiralarsanız, böyle garip bir tablo çıkar ortaya. Bütün bu çürümeye rağmen Yargı camiasında hukuku savunan insanlar var.

KHK ile ilgili bakılacak

Yargıtay’a seçilebilecek kriterlerin objektif olması lazım. Objektif kriterlere göre insanların Anayasa Mahkemesi’ne, Yargıtay’a seçilmesi lazım. Yoksa bizim partili, öbür partili diye birilerini getirirseniz çürüme başlar.

KHK ile ilgili bakılacak. Çalışma yapılıyor. Haksızlıklar varsa haksızlıkların üzerinde duruluyor. Şenyaşar ailesi bunlardan birisidir Urfa’da. Cinayet işleniyor, baba öldürülüyor, hastanede öldürülüyor. Hastanede görüntüler var, görüntüler kayıp. Daha dramatik olanı üç kez savcı değişti iddianame çıkmıyor. Adamlar o kadar güçlü ki arkamızda adalet bakanı var, arkamızda Erdoğan var diyorlar. Adalet istiyor bu kadını. Bir çocuğu öldürülmüş, kocası öldürülmüş, öbür çocuğu zor bela kurtuluyor. Nasıl oluyor da Türkiye Cumhuriyeti Devleti adaleti sağlamaktan aciz duruma düşüyor?”

Paylaşın

Açlık Sınırı 4 Bin 453 Liraya Yükseldi

Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Mart 2022 Dönem Raporu’nu yayınladı. Buna göre, Mart ayında açlık sınırı 4 bin 453 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı da 15 bin 405 lira oldu.

Haber Merkezi / Rapora göre günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 46,95 liralık harcama gereksinimi ile oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 31,03 lira olarak hesaplandı.

Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarının 25,04 lira, ekmek için yapılması gereken harcama tutarının günlük 11,64 lira, katı yağ ve sıvı yağ için ise 10,21 lira olduğu belirtilen raporda “Yumurta için 2.91, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 6,90 lira harcama yapılması gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarının farklılık gösterdiği ifade edilen raporda, “Yetişkin bir erkeğin sağlıklı bir biçimde beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 1.210 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 1.158, 15-18 yaş bir genç için 1.266, 4-6 yaş arası bir çocuk için 820 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 4 bin 453 lira olarak tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Raporun devamında, “Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 15 bin 405 liraya ulaşmaktadır” denildi.

Raporun, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) madde fiyatları üzerinden hesaplandığı belirtilen raporda, açlık sınırının sağlıklı beslenmek için gıdaya ödenmesi gereken tutar, yoksulluk sınırının ise ulaşım, eğitim dahil temel ihtiyaçlar için ödenmesi gereken tutar olduğu hatırlatıldı.

Açlık ve yoksulluk sınırı

4 Kişilik ailenin sağlıklı beslenmek için yapması gereken minimum aylık gıda harcaması AÇLIK SINIRI olarak belirlenmektedir. Bu verinin hanehalkı tüketim harcamasına dağıtılması ile elde edilen veri ise bize YOKSULLUK SINIRINI vermektedir. Tüketim Harcama Kalıbı dikkate alınırken, tüm içecekler, tütün ve gıda harcamaları bir kalem olarak belirlenmiştir.

Yoksulluk sınırı hesaplanırken, TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi Tüketim Harcaması Araştırması 2016 yılı sonuçlarının, 3. yüzde 20’lik dilimin tüketim harcamaları dikkate alınmıştır. Söz konusu tüketim grubu Türkiye’de nüfusun yüzde 40 ila yüzde 60’ı arasındaki kesimidir. Yetişkin erkek ve kadınlar için 18-50 yaş grubu, 10-18 yaş grubu için erkek çocuk dikkate alınmıştı.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Seçime Kadar Devam Edecek

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, “Altılı masa Türkiye’nin geleceğini belirleyen en önemli teşebbüstür. İçeride farklı konular da gündeme geliyor. Farklı yaklaşımlar elbette var. Altılı masa seçime kadar devam edecek, hükümeti mutlaka değiştirecek. Buna ciddi olarak inancım var. Ufak tefek değişiklikler olmuş, onları önemsemiyorum” dedi.

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında ise “Altılı ittifak devam edecek. Bugünkü sisteme yönelik bir ittifak. Birbirlerinden çok farklı politikaları olan partiler var. CHP başka bir politikası olan, öncelikleri farklı olan parti. İYİ Parti öncelikleri farklı olan parti, biz farklıyız, Demokrat Parti farklı, DEVA, Gelecek elbette farklı. AK Parti ile uzun zaman beraber yürümüşler, bir şeyler beklemişler, sonunda ‘bu iş artık gitmiyor’ demişler ve ayrılmışlar. Bunu yapanları kınayamam. Bu arkadaşlarımız çok büyük erdem gösterdiler. ‘Artık bu iş böyle gitmez’ dediler. Bunu herkes söyleyemez. Takdir edilmeleri icap eder.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Habertürk Televizyonu’nda Hülya Hökenek’in sorularını yanıtladı. Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“AK Parti sürekli kan kaybediyor. Buna rağmen de yine bir ağırlığı var. Yüzde 30’ların altına da inse, CHP ile başa baş gidiyor neredeyse. AK Parti’den kopan yüzde 15’lik kesim var. Henüz nereye meczedeceğini belirlemedi. İster istemez herkes zihninde bu soruyu soruyor; acaba bu yüzde 15’lik seçmeni nasıl etkileriz? Bundan daha tabii bir iş olmaz. Bu seçmen neden “Ben AK Parti’yi desteklemeden vazgeçtim, şimdi sizi destekliyorum” demedi. Demek ki endişeleri ve beklentileri var. Yüzde 15’lik kesim çok büyük mana ifade ediyor. Yüzde 15’i cezbedecek olan siyasi parti veya ittifak bu seçimde en büyük hamleyi yapacak.

Sayın Cumhurbaşkanının gayretleri ile her ne kadar AK Parti eriyorsa da birkaç puanı da tutmak için ciddi çaba sarf ediyor. Orada da başarısızlar diyemem. Bundan dolayı AK Parti’den kopacaklar olacak bundan sonra.

Son zamanlarda gündeme getirdikleri her konu artık AK Parti’nin kendi ayaklarının üzerinde duramayacağını gösteriyor. Seçim Kanunu niye değişti? Hakimler, seçim kurulları neden değişti? Neden AK Parti’nin etkileyebileceği bir yapıya eviriliyor. İttifaklardaki avantajlar bütünüyle neden ortadan kaldırıldı? Cumhur, Millet ittifakı derken bunların oluşturduğu kümelerin avantajları vardı. O avantajlar bir bakıma kalktı.

Şimdi yeni kanunlar getiriyor. Mesela TÜİK. Sen enflasyon rakamlarını hesap edip, mutlaka izin alacaksın. Hoppala bu ne yahu! Diyor ki, ‘Yayınlayamazsın TÜİK’ten izin alacaksın.’ Eğer bu doğruysa vay geldi başımıza. Daha da ileri gidebileceklerini düşünürüm. Oyunu verirken herkes görsün niye saklıyorsun diyebilir mi? Der. Orada kendi emniyet güçleri görsün, başına geleceklerini hesap etsin diye. Bu bir faraziye. Ama TÜİK’le ilgili kanun getireceklerse, fikir, düşünce, akademik hürriyetle bağdaşması mümkün olmayan bir davranış olur. AK Parti verdiği sözleri tutamıyor. Yasaklamakla bu problemleri çözmüş gibi yapıyor.

“Altılı masa seçime kadar devam edecek”

Altılı masa Türkiye’nin geleceğini belirleyen en önemli teşebbüstür. İçeride farklı konular da gündeme geliyor. Farklı yaklaşımlar elbette var. Altılı masa seçime kadar devam edecek, hükümeti mutlaka değiştirecek. Buna ciddi olarak inancım var. Ufak tefek değişiklikler olmuş, onları önemsemiyorum.

Altılı ittifak devam edecek. Bugünkü sisteme yönelik bir ittifak. Birbirlerinden çok farklı politikaları olan partiler var. CHP başka bir politikası olan, öncelikleri farklı olan parti. İYİ Parti öncelikleri farklı olan parti, biz farklıyız, Demokrat Parti farklı, DEVA, Gelecek elbette farklı. AK Parti ile uzun zaman beraber yürümüşler, bir şeyler beklemişler, sonunda ‘bu iş artık gitmiyor’ demişler ve ayrılmışlar. Bunu yapanları kınayamam. Bu arkadaşlarımız çok büyük erdem gösterdiler. ‘Artık bu iş böyle gitmez’ dediler. Bunu herkes söyleyemez. Takdir edilmeleri icap eder.

Fikirlerine, düşüncelerine saygı göstermek icap eder. Geçmişte AK Parti’nin içinde çok önemli pozisyonda bulunmuşlar. Bakanlık, Başbakanlık yapmışlar, hiçbirisini küçümseyemeyiz. Son merhalede ‘Bu iş burada bitti, Sayın Cumhurbaşkanımızla fikirlerimiz örtüşmüyor’ dediler. Bundan sonra da AK Parti’den kopanlar oldu. Yüzde 15. Bunlar da karar vermediler henüz. Bu kesim ne istiyor, neden endişe ediyor, ne bekliyor? Onu da gündemimize almamız icap eder.

AK Parti’nin politikalarını prensip itibariyle baştan beri dış politika başta olmak üzere tasvip etmiyorum. Ama attıkları birtakım adımlar var ki, bu millet buna susamıştı. Ayasofya’nın açılısına gitmiyorum diye kesinlikle hafife almadım. Çok büyük adım attılar tebrik ediyorum. Başörtüsü meselesini çözdüler. Bakanlar, milletvekilleri, valiler, emniyet mensupların arasında başörtülüler var. Bunlar takdir edilecek adımlar. Biz bunları takdir etmiyoruz dememiz mümkün değil. İmam hatip okulları problem olmaktan çıktı. Ancak eylemleri ile söylemleri uyuşmamaya başladı. Bu bizim için önemli kriter. Çocuklara okulda adaleti, dürüstlüğü, vefakarlığı anlatacaksınız, ondan sonra yolsuzluklarda zirveye çıkacaksınız. Adaleti kendi inhisarına alacaksınız. Benim dediklerime uyan hakimler derseniz, ipler kopar. Bizim itirazımız bu çelişkilere.

“Biz toplumumuzun tamamını kucaklamaya hazırız”

Toplum da bilsin; bizim özellikle inançlı kesim, manevi değerlerine önem veren kesimin kazanımlarından 1 milim bile taviz vermeyiz, verdirtmeyiz, böyle bir ittifakın içinde bulunmayız. Bu konuda kazanımlarımızdan taviz verilmeyeceğine inanarak birlikteliği yürüttük. Şimdiye kadar bunun zıddına tek bir kelime gündeme gelmedi. Biz AK Parti’nin yanlış politikalarının karşısınayız. Şu anda bunlar zirveye çıktı. Demokrasi, adalet, fikir özgürlüğü diyorlardı. Şimdi Meclis’e bir kanun sevk etmeye kalkıyorlar. TÜİK’ten izin almadan görüş açıklarsan senin canına okurum. İlmi özgürlüğün var olduğu ülkede bu nasıl düşünülebilir? Onun için bizim yaklaşımız çok farklı ve olumlu istikamette. Biz toplumumuzun tamamını kucaklamaya hazırız.

Altılı masada aldıkları oya göre herkesin fikrini söyleme hakkı yok. Herkesin fikrini söyleme hakkı eşit. Sayın Kılıçdaroğlu ana muhalefet lideri. Elbette onun toplumda karşılığı farklıdır. O masada herkes kendi fikrini söylemekte, sonuna kadar savunmakta serbest. Bunun bilinmesinde fayda var. Herhangi bir siyasi parti altılı masanın liderliğini yapıyor konumunda değil. Bunu özellikle CHP’nin, ana muhalefet partisi olma özelliğini reddederek söylemiyorum. Ama masada herkes eşit söz hakkına sahip.

Zorluyorlar ille de adayınızı belirleyin. Cumhurbaşkanı seçimleri yapıldı, kimse kimseye ‘şu adayı açıklayın da görelim’ dedi mi? Biz mantıksızlıkları ortaya koymaktan bayağı becerili toplum haline geldik. Cumhur İttifakı niye açıklamıyor? Sayın Bahçeli Sayın Erdoğan’ı ‘Bu benim adayım’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar ‘Ben adayım’ dedi mi? Tayyip Bey, seçime kadar gözlemleyecek, kaybetme ihtimali güçlü olduğu takdirde başka bir adayı gösterecek. Kendisi kaybetmiş olmayacak, başka aday kaybedecek, bu söyleniyor. Doğru mudur bilemem. Hiçbir zaman adaylar seçim sathı mailine girmeden açıklanmaz. Niye açıklansın? Ben belli sürede o adayın canına okurum, iftiralar atarım, sonunda o adamı çürütürüm, maksat bu. Ben bu tip iddiaları hiçbir zaman cevap vermiyorum. Bu zorlama doğru bir zorlama değil.

Bu soruların hepsi tamamen şu günkü şartlarda afaki sorulardır. Ben burada ittifak olabilir dedim diye, Cumhurbaşkanı adayını da bu ittifak çıkarır diye bir şey olur mu? Bunları kafa karıştıracak, kafaları daha da karıştıracak sorular olarak görüyorum. Milletin hakikaten zihni karışık. Ne olacağını kestiremiyor. Eğer bunlar ciddi manada gündeme getirilen konular, Meclis’e sevk edilecekse, TÜİK Kanunu gibi. TÜİK’ten izin almadan enflasyon açıklanmayacak, hoppala! Komünist Rusya’da gidin söyleyin, ‘deli misin’ derler. Bu iktidar olması mümkün olmayan o kadar çok işe imza attı ki, korkmaya başladık. Acaba bunlar da doğru olur mu diye.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Üçüncü İttifak’ Çıkışı

Üçüncü ittifak iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Babacan, “Geçen yıl üçüncü ittifak teklifi gelmişti sıcak bakmadık. Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı” dedi.

HDP’ye açılan kapatma davasını da değerlendiren Babacan, “HDP’nin temsil ettiği siyasi çizgisinin parlamentoda temsil edilmesini önemli buluyoruz. Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz” ifadelerini kullandı.

T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan “altılı masa içinde üçüncü ittifak” tartışmalarını, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kriterlerini, HDP’ye yönelik iktidarın yaklaşımını ve Gezi eylemleri sürecinde iktidar içindeki yaşananları anlattı.

Babacan’ın Sabuncu’nun sorularına verdiği yanıtlar özetle şöyle:

“Geçen yıl üçüncü ittifak teklifi gelmişti sıcak bakmadık. Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı.”

“Altılı masanın üzerinde uzlaştığı cumhurbaşkanı aday kriteri şöyle: Kapsayıcı, kucaklayıcı ve demokrasiye gönül vermiş olmalı. Bunun dışında bir kriter konuşmadık.”

HDP’nin temsil ettiği siyasi çizgisinin parlamentoda temsil edilmesini önemli buluyoruz. Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz.

Başbakan olan Erdoğan Gezi’de gözünü kararttı, durduramadık. İçeride ciddi mücadele verdik. Bakan olarak ne söylemişim kayıtlarda. Sadece ben değil bakanların neredeyse tamamı durduramadık. Erdoğan değişik bir psikolojiye girdi.

Bu seçim ülkenin son şansı olabilir. Son demokrasi nefesi olabilir. Hata yapma şansımız yok. Partilerin dar parti çıkarlarından kendisini soyutlaması lazım. Cumhurbaşkanı adayı olabileceğini düşünen insanların kendi şahsi ihtiraslarından arınıp bu ülke meselesi deyip yapıcı olması lazım. Kolay yönetilecek bir süreç olmayacak

Adayın seçimlerden üç ay önce açıklanması makul bir süre. Aday olacak kişinin güçlendirilmiş parlamenter sistem ve geçiş süreci ile mutabakata imza attıktan sonra aday olması lazım.

ODTÜ’lü protestocu öğrenci gruplarıyla istedikleri zaman görüşmeye hazırız. Eleştirdikleri konularla ilgili hafızayı, konuşarak tazeleyelim.

Kur Korumalı Mevduat sisteminin maliyeti korkunç olacak. Emekli maaş ve asgari ücreti de mevduatlar gibi dövize endeksleyin de görelim.

Yerel yönetimler üzerindeki İçişleri Bakanı ve Bakanlığı’nın vesayetini kaldıracağız. Mahkeme kararlarını esas alacağız.

Paylaşın

Trabzonspor’un Galibiyet Hasreti Dört Maça Çıktı

Süper Lig’in 33. hafta karşılaşmasında Trabzonspor ile Fatih Karagümrük karşı karşıya geldi. Medical Park Stadyumu’nda oynanan müsabaka Lucas Biglia ve Vitor Hugo’nun karşılıklı golleriyle 1-1 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Trabzonspor, bu sonucun ardından puanını 73’e yükseltirken, Fatih Karagümrük’te puanını 47’ye yükseltti. Trabzonspor hafta içinde Ziraat Türkiye Kupası yarı final ilk maçında Kayserispor’la Ligin 34. haftasında ise Adana Demirspor’la karşılaşacak. Fatih Karagümrük ise, Giresunspor ile karşılaşacak.

Karşılaşmadan dakikalar

18. dakikada Karagümrük savunmasının hatasında Cornelius topu kaptı, Visca’ya gönderdi. Boşnak futbolcu, ceza yayının az gerisindeki Hamsik’i gördü, Slovak süperstar tekte çok şık ve düzgün bir vuruş çıkardı, kaleci Viviano da köşeden topu çeldi. 25. dakikada Bistrovic’in ceza alanı içinden sert şutunda, savunmada topa yatarak ayak koyan Vitor Hugo tehlikeyi önledi.

34. dakikada Bakasetas ceza sahasında rakibinden sıyrıldı ancak pozisyonunu kaybetti, Yunan oyuncu hemen arkasındaki Hamsik’e topu bıraktı, yıldız oyuncu şutunda çerçeveyi bulamadı. 42. dakikada sağ kanattan Trabzonspor’un kullandığı kornerde ceza sahası alanında karambol oluştu, seken topa Visca kaleyi cepheden gören yerden gelişine vurdu ancak aut.

45. dakikada Yusuf Erdoğan’ın Münir Levent’i düşürmesi sonucu hakem önce penaltı noktasını gösterdi. Ardından VAR incelemesi neticesinde faulün ceza sahası dışında gerçekleştiğine karar verildi. Serbest vuruşta topun başına geçen Biglia, şık bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

58 dakikada. Hamsık’in ceza sahası içine ortasında Vısca geriye çıkardı. Denswil’in yerden vuruşunda kale sahasındaki Hugo, ayağının içiyle meşin yuvarlağı ağalarla buluşturdu. 1-1

67 dakikada. Caner’in uzak mesafeden vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 75 dakikada. Bakasetas’ın sol taraftan ortasında Hugo’nun kafa vuruşunda meşin yuvarlak üst direğe çarparak havalandı. Kaleci Viviano meşin yuvarlağı kornere çıkardı.

77. dakikada ceza alanı sağ çaprazından Samed Onur’un yerden şutunda, kaleci Uğurcan Çakır’ı geçen top yan direkten döndü. 81. dakikada Bakasetas’ın ceza alanı dışından sert şutunda, kaleci Viviano tehlikeyi önledi.

82. dakikada Nwakaeme’nin soldan ortasında Djaniny’nin indirdiği topu Visca kaleye göndermek istedi. Meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 90. dakikada Abdülkadir Ömür’ün ceza alanı dışından sert şutunda, kaleci Viviano yatarak topu kontrol etti.

Stat: Medical Park

Hakemler: Halil Umut Meler, Cevdet Kömürcüoğlu, Murat Tuğberk Curbay

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Peres, Hüseyin Türkmen (Yusuf Erdoğan dk. 7, Abdulkadir Ömür dk. 45), Hugo, Denswill, Dorukhan, Hamsik (Koita dk. 85 ?), Bakasetas, Visca, Djaniny (Kouassi dk. 90 ?), Cornelius (Nwakaeme dk. 46)

Fatih Karagümrük: Viviano, Biraschi, Burak, Luckassen, Caner, Biglia, Ahmed Musa (Toure dk. 73), Bistrovic, Levent (Samed Onur dk. 73), Karamoh (Borini dk. 61), Pesic

Goller: Biglia (dk. 45) (Fatih Karagümrük), Vitor Hugo (dk. 58) (Trabzonspor)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 18 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 4 bin 425 yeni vaka tespit edilirken, 18 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,41 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,13 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 171 bin 946 test yapılırken, 4 bin 425 yeni vaka tespit edildi. 18 kişi hayatını kaybederken, 14 bin 493 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,41 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,13 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 322 bin 713’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 14 Nisan verilerine göre, 184 bin 758 test yapılmıştı. 5 bin 529 vaka tespit edilirken, 31 kişi hayatını kaybetmiş ve 14 bin 493 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluğuna Devam Kararı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Osman Kavala hakkında bugün dosya üzerinden aylık tutukluluk incelemesi yapıldı. Mahkeme, Kavala’nın hukuki durumunda bir değişiklik olmamasını dikkate alarak tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar verdi.

Bir üye hakim, Osman Kavala’nın adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesi yönünde görüş bildirerek karara şerh düştü. Osman Kavala’nın sanıkları arasında bulunduğu Gezi davasının bir sonraki duruşması 22 Nisan’da yapılacak.

Osman Kavala’nın tutukluluğu

Osman Kavala’nın tutukluluk hikâyesi, yargının siyasallaşması, siyaset tarafından kullanılmasının, cezalandırılmak istenen kişiye göre suç yaratma teşebbüsünün ve sadece hukuk normlarının değil, mantık kurallarının da hiçe sayılarak delil yerine komplo teorileri kullanma faaliyetinin açık bir örneği.

Kavala, 1 Kasım 2017’de “hükümeti devirmek veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” (TCK 312) ve “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs” (TCK 309) suçlamalarıyla tutuklandı.

Gezi protestolarının planlayıcısı, yöneticisi ve finansörü olduğu iddiasıyla hükümeti devirmeye teşebbüs suçuyla yargılandığı dava beraat kararıyla sonuçlandı. Beraat kararından sonra serbest bırakılmadı, daha önce tahliye kararı verilmiş olan ikinci suçlamayla yeniden tutuklandı.

Bu süreç içinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem hükümeti devirme hem de darbe teşebbüsüyle ilgili suçlamalar için makul şüphe uyandıracak delil olmadığına hükmetti, tutuklanmanın siyasi faktörlerle yetkinin kötüye kullanılması olduğu tespitini yaptı ve Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönünde karar aldı. AİHM kararının etrafından dolanarak tutukluluğu devam ettirmek amacıyla üçüncü bir suçlama, casusluk suçlaması (TCK 328), ortaya çıkarıldı.

Kavala hakkında hazırlanan ikinci iddianamede bu suçlama, casusluğun konusu olması gereken gizli bilginin ne olduğunu, kimden ve nasıl temin edildiğini anlatma ihtiyacı hissedilmeden yer aldı. İddianamede, Kavala’nın Gülenci örgütün mahrem sorumlularıyla irtibat halinde olduğu, 15 Temmuz darbe girişimine katıldığı, hatta darbe sonrası kurulacak hükümette yer alacakların koordinasyonu ile uğraştığı şeklinde akıl almaz suçlamalar da bulunuyordu.

İddianamede hem casusluk hem de 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek suçlamasına dayanak olarak, Kavala’nın darbe girişiminin arkasındaki dış güçlerin ajanı olmakla suçlanan Henri Barkey ile yoğun irtibat içinde olduğu iddia edilmişti. Bu iddiayla ilgili kullanılan sözde delil, Kavala, Divan ve Hilton otelleri arasındaki çalışma ofisindeyken Barkey’in telefonunun yakın yerlerden sinyal vermiş olmasıydı; aynı baz istasyonundan sinyal çakışması dahi bulunmamıştı. Somut delil bulunmaması ise, ilişkinin çok gizli yürütülmüş olması ile açıklandı.

Osman Kavala, hükümeti devirmek, darbe teşebbüsünde bulunmak ve casusluk gibi çok ağır suçlamalarla yargılandığı davalarla ilgili olarak farklı tarihlerde tutuklanmış ve 3,5 yıldan fazla bir süre tutuklu kalmış olduğu sürecin hiçbir aşamasında, savcı tarafından sorgulanmadı.

Bütün bu yoğun delilsizlik durumuna karşın, Cumhurbaşkanı birkaç kez Kavala’nın suçlu olduğuna dair demeçler verdi, bunlardan birinde de Gezi davasında verilen beraat kararını eleştirerek, bunu Kavala’nın tahliyesini sağlamaya yönelik bir operasyon olarak niteledi.

Kavala ile ilgili Gezi davası daha sonra, Çarşı grubu ile ilgili Gezi davasıyla birleştirildi. Bu davanın da Kavala ile ilgili 15 Temmuz darbe girişimini desteklemek ve casusluk suçlamalarıyla ilgili davayla birleştirilmesi söz konusu.

Böylece birbirlerinden farklı eylemler, birbirlerini tanımayan kişiler arasında ilişki kurulmaya çalışılacak. Ergenekon ve Balyoz davalarında gördüğümüz bu uygulama, siyasi davalarda algı yaratmaya yarayan elverişli bir yöntem olarak ortaya çıkıyor.

Daha bir süre Gezi protestolarının yargı aracılığıyla dış komplo olarak kriminalize edilmesi, siyasetin gündeminde yer almaya devam edecek ve bunun kanıtı olarak da Kavala’nın cezaevinde kalmasına gayret edilecek gibi görünüyor.

Paylaşın

Yabancılara Konut Satışları Yüzde 31 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Türkiye’de Türkiye genelinde konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20,6 artarak 134 bin 170 oldu.

Haber Merkezi / Konut satışlarında İstanbul 23 bin 974 konut satışı ve yüzde 17,9 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 12 bin 609 konut satışı ve yüzde 9,4 pay ile Ankara, 8 bin 51 konut satışı ve yüzde 6,0 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 25 konut ile Ardahan, 82 konut ile Bayburt ve 103 konut ile Tunceli oldu.

Konut satışları yüzde 21,7 arttı

Konut satışları Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artışla 320 bin 63 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,8 artış göstererek 30 bin 271 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 22,6 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44,7 artışla 68 bin 342 oldu.

Mart ayındaki ipotekli satışların, 7 bin 767’si; Ocak-Mart dönemindeki ipotekli satışların ise 18 bin 485’i ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,2 artarak 103 bin 899 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 77,4 olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,6 artışla 251 bin 721 oldu.
İlk el konut satış sayısı 38 bin 337 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,9 artarak 38 bin 337 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 28,6 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 artışla 94 bin 437 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,1 artış göstererek 95 bin 833 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 71,4 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23,5 artışla 225 bin 626 olarak gerçekleşti.

Yabancılara 5 bin 567 konut satışı gerçekleşti

Yabancılara yapılan konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,0 artarak 5 bin 567 oldu. Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,1 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 2 bin 245 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla bin 434 konut satışı ile Antalya, 347 konut satışı ile Ankara izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Mart döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,1 artarak 14 bin 344 oldu. Mart ayında İran vatandaşları Türkiye’den 784 konut satın aldı. İran vatandaşlarını sırasıyla 741 konut ile Irak, 547 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi.

Paylaşın