Türkiye Barolar Birliği: AİHM Kararı Derhal Uygulanmalı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin Osman Kavala davasıyla ilgili dün (11 Temmuz) açıkladığı nihai karara ilişkin bugün yazılı bir açıklama yaptı.

TBB, yazılı açıklamasında “Bir hukuk devleti olmanın gereği olarak AİHM kararı derhal uygulanmalıdır” dedi.

AİHM Büyük Daire, 1.715 gündür Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan ve yeniden görülen Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala ile ilgili dün açıkladığı kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiği hükmüne varmış, Türkiye’yi 7 bin 500 Euro mahkeme masrafı ödemeye mahkum etmişti.

Konuyla ilgili bugün yayınladığı açıklamada şimdiye kadarki yargı sürecini hatırlatan TBB, özetle şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu, hukuk devleti olmanın bir gereği”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Büyük Dairesi, Sözleşme’nin 46/4 maddesi çerçevesinde aldığı kararla Türkiye’nin Osman Kavala ile ilgili 10.12.2019 tarihli AİHM kararını uygulamadığını ve bu nedenle 46. maddenin ihlal edildiği sonucuna vardığını açıklamıştır.

AİHM’in 11 Temmuz 2022 tarihinde açıklanan kararı kesindir. Şimdi yapılması gereken, AİHM kararlarının uygulanarak Osman Kavala’nın serbest bırakılması ve eski halin iadesidir. Eski halin iadesinden anlaşılması gereken, atılı suçların kayıttan silinmesi ve buna ilişkin mahkeme kararlarının bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır.

AİHM kararının uygulanması, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan bir yükümlülüğü olduğu kadar hukuk devleti olmanın da gereğidir. Türkiye’nin AİHM yeni kararını uygulamamakta ısrar etmesi, Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden ihracına kadar uzanan yaptırımlar uygulamasına yol açacaktır.

Türkiye Barolar Birliği olarak AİHM kararının derhal uygulanmasını; hukukun üstünlüğü ilkesinin, Anayasa’nın 90/5 maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46/1 ile 19. maddelerinden doğan taahhütlerimizin gereği olarak gördüğümüzü belirtiriz.”

Paylaşın

‘Beyaz Kod’a Başvuran Sağlıkçı Sayısı 101 Bine Yükseldi

Konya Şehir Hastanesi’nde çalışan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’yı bir hasta yakınının öldürülmesi üzerine (6 Temmuz 2022) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, sağlıkçılara yönelik şiddet verilerini derledi.

Bingöl çalışmasında, sağlık çalışanlarının “Beyaz Kod” çağrılarına ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) başvurularına yer verdi.

Her yıl artıyor

Bingöl’ün çalışmasına göre, şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle “Beyaz Kod”a başvuran sağlıkçı sayısı her geçen yıl artıyor.

Beyaz Kod’a ilişkin ilk veriler, Sağlık Bakanlığı’nn 2017 Faaliyet Raporu’nda yer alıyor.

Rapora göre “Beyaz Kod” çağrıları:

  • 2017’de 7 bin 751,
  • 2018 raporlarında herhangi bir veri yok,
  • 2019’da 46 bin 274,
  • 2020’de 72 bin 158,
  • 2021’de ise 101 bin 984.

Sınırlı hukuki destek

Sağlık Bakanlığı 2021 Faaliyet Raporu’na göre: Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne (SABİM), 2021 yılı içerisinde sağlık çalışanları hakkında tehdit ve şiddet ifadeleri içeren 27 bin 560 adet başvuru bırakıldı. Bakanlığın bu tehdit ve şiddet çağrılarına karşı hukuki girişimleri hakkında veri, raporlarda yer almadı.

Bakanlığın sağlıkçılara verdiği hukuki destek ise 2021 yılında yüzde 10’da kaldı.

Sağlık Bakanlığı 2019 ve 2020 Kurumsal Beklentiler Raporu’na göre, 2019’da Beyaz Kod sistemine yapılan sadece 7 bin 358 başvuru savcılığa intikal etti.

2020’de ise sadece 7 bin 530 başvuru hukuki yardım kapsamında değerlendirildi.

Bakanlığın 2016 yılında yayınladığı genelge ile taşeron çalıştırılanlar, stajyerler ve intörn hekimler de hukuki destek kapsamı dışında tutuldu.

“Veriler verilmiyor”

27 Mayıs 2022’de bianet’ten Ruken Tuncel’e konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Beyaz Kod çağrılarıyla ilgili şunları kaydetmişti:

“Sağlık Bakanlığı, Beyaz Kod ile ilgili tüm verileri vermiyor. 2020 verilerini alabilmiştik ve orada şiddetin en çok acil servislerde, polikliniklerde ve daha çok kamu hastanelerinde yaşandığını gördük. Demek ki, buralarda aksayan bir durum var.”

Beyaz Kod nedir, nasıl kullanılır?

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek için kullanılan acil durum yönetim aracı.

Sağlık çalışanları şiddet olaylarına maruz kaldıklarında yeterli müdahale ve dış güvenlik gücü desteği sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması ve gerçekleşen olayların analizinin yapılarak ilgili sağlık kurumuna özgü tedbirlerin alınması için çalışma yapılması amacıyla oluşturuldu.

Sağlık çalışanları şiddet olaylarının bildirmek için 24 saat hizmet veren “113” numaralı telefonu veya www.beyazkod.saglik.gov.tr adresindeki bildirim formunu kullanabilir.

Eğer şiddete maruz kalan kişiler beyaz kod bildirimini kendileri yapmadılar ise olayla ilgili tutanaklarına istinaden kurum yetkilisi tarafından www.beyazkod.saglik.gov.tr adresindeki bildirim formu doldurulur.

Eş zamanlı olarak olayın ilgili kurumun hukuk birimine ve adli mercilere intikal ettirilmesi sağlanır. İlgili birimlerden gelen değerlendirmeler sonucu şiddete maruz kalan çalışanlarını avukatlık hizmetleri birimiyle iletişime geçmesi sağlanır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yurttaşların Gündemi Bayramda Da Ekonomik Kriz

Çiftçinin, üreticinin, yurttaşın gündemi bayramda da artan maliyetler, zamlar ve hayat pahalılığı oldu. Bayramda, Eskişehir’in Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerindeki üreticileri ziyaret eden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, çiftçilerin bayramını kutlayarak sorunlarını dinledi.

Çakırözer’e “Bütün ülkeyi biz doyuruyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Hep zarardayız,” diyen çiftçiler tarlada bir kilo domatesin maliyetinin 4 lira, marketlerdeki satış fiyatının ise 15-20 lira olduğunu söylediler.

Çakırözer’e CHP’li ilçe yöneticilerinin eşlik ettiği bayramlaşma ziyaretlerinde, İstanbul ile Ankara’nın sebze ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Eskişehirli üreticiler artan girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapamamaktan dert yandı

Domates, salatalık, marul, roka, maydanoz gibi sebzelerin ağırlıkla olarak yetiştirildiği bölgedeki üreticiler Çakırözer’e şunları anlattı:

“Bayram gelmiş ama neyimize? Gübre, tohum, fide, ilaç, mazot katlandıkça katlanıyor. Tek kalemde yüzde 300’leri bulan artış var. Tarlada bir kilo domatesin maliyeti 4 – 5 liraları buluyor. Ama biz bunu 5 liraya satabiliyoruz. 50 kuruş, 1 lira kârla üretim yapmaya çalışıyoruz. O da yapabilirsek. Pazarda, marketlerde ise fiyat 15-20 liraları buluyor. Bazılarımız bahçesini boş bırakmak zorunda kaldı.”

“Başka çaremiz yok”

Çitfçiler gibi, hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler de gün geçtikçe artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı bıraktıklarını ve/veya bırakmak üzere olduklarını söyledi. Önceki yıllarda 30 büyükbaş hayvanının yarısını satmak zorunda kaldığını belirten bir hayvan yetiştiricisi:

“Artık çaremiz kalmadı. 30 hayvanım vardı. Önce 15’e düşürdüm şimdi de hepsini satmak zorunda kaldım. Hayvanlarımızın sayısını arttıracağımıza satmak zorunda kalıyoruz. Çünkü yem, saman fiyatları yerinde durmuyor. İnsanlar artık bakamadığı için elindeki hayvanı satmaya çalışıyor. Başka çaremiz yok. Satıyoruz en azından zararda olmuyoruz, borçlu olmuyoruz.”

“Önlem alınmazsa bedelini ödeyeceğiz”

Çiftçinin üretimden, hayvan yetiştiricilerinin besicilikten vazgeçtiğini söyleyen CHP’li Çakırözer ise “Memleketlerimizde emekli de, emekçi de, üretici de artık ağız tadında bayramı karşılayamıyor. Herkesin tek derdi hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı. Artan maliyetler karşısında kendi üreticimiz, kendi çiftçimiz üretemez, hayvan yetiştiremez halde. Ülkeyi yönetenler ise Venezuela’dan toprak kiralayıp buğday üretmenin peşinde. Maliyetler karşısında emeğinin karşılığını alamayan çiftçi ektiğine, besici hayvan yetiştirdiğine pişman. Önlem alınmazsa bedelini ülke olarak ödeyeceğiz,” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Osman Kavala: Yasalar, Siyasi Saiklerle Kullanılıyor

AİHM Büyük Daire’nin açıkladığı nihai kararı değerlendiren Osman Kavala, “AİHM, dün açıklanan kararında hukuksuz uygulamaların ve yargı süreci üzerindeki siyasi etkilerin hâlâ devam ettiğini hükme bağladı” dedi.

Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin dün (11 Temmuz) açıkladığı nihai karara ilişkin açıklama yaptı.

Kavala, “AİHM, dün açıklanan kararında hukuksuz uygulamaların ve yargı süreci üzerindeki siyasi etkilerin hâlâ devam ettiğini hükme bağladı” dedi.

AİHM Büyük Daire, 1.715 gündür Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan ve yeniden görülen Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala ile ilgili dün açıkladığı kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiği hükmüne varmış, Türkiye’yi 7 bin 500 Euro mahkeme masrafı ödemeye mahkum etmişti.

Kavala, karara ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Yasalar, siyasi saiklerle kullanılıyor”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 10 Aralık 2019’da aldığı kararda tutuklanmamın somut delillere dayanmadığını ve siyasi amaçlarla tutuklandığımı hükme bağlamıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dün açıklanan kararında hukuksuz uygulamaların ve yargı süreci üzerindeki siyasi etkilerin hâlâ devam ettiğini hükme bağladı. Bu karar, mevcut yasaların siyasi saiklerle keyfi bir biçimde kullanıldığını açıkça ortaya koymuştur.

Bu kararın tüm baskılara rağmen temel hukuk ilkelerine göre davranmakta ısrar eden yargı mensuplarına güç vereceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Euro/Dolar 20 Yıl Sonra Eşit Seviyeye Geldi

Pazartesi günü Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz taşıyan Kuzey Akım 1 boru hattını planlı olarak kapattığını duyurmasının ardından, Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck gaz akışının yeniden başlamama ihtimaline karşı uyardı.

Habeck, Rusya’nın doğalgazı, Kiev’e silah temin eden ve Rusya’ya yaptırım uygulayan Avrupa’ya karşı kullandığını ekledi.

Bunun üzerine Salı günü euro karşısında yükselen dolar sabah saatlerinde pariteyi test etti. Parite iki para biriminin eşitlenmesi ve aynı seviyeyi görmesi anlamına geliyor.

Enerji krizi bir yana euro, ABD Merkez Bankası FED’in doları yükselten agresif faiz oranlarını daha da artıracağı beklentileriyle de darbe alıyor.

Yatırım bankası Goldman Sachs raporuna göre ABD tarım dışı istihdam verisinin ardından dolar daha da güçlendi.

Bloomberg HT’ye göre, Goldman analistleri, “Geleneksel olarak euro bölgesinde 1 puanlık büyüme düşüşü beklentisi, euro/dolarda %2’lik değer kaybına neden oluyor. Euro bölgesine yönelik olumsuz beklentilerimiz gerçekleşirse, euro/dolarda %5’lik daha aşağı yönlü hareket yaşanabilir” görüşünü aktardı.

Dolar endeksi, yüzde 0,3 artışla 108,45’te kaldı. Ekim 2002’deki 108,28 zirvesini aştı.

Paylaşın

Demirtaş: AKP, Büyük Bir Rant Dağıtım Merkezidir

“Şu anda AKP, büyük bir rant dağıtım merkezinden başka şey değildir. Devasa ihalelerden küçük bir ilçedeki hastane temizlik ihalesine, milyar dolarlık marinalardan mahalledeki büfeye, torpille işe alımlardan özel ruhsatlı nargile kafelere kadar her yerde, her gün rant dağıtılıyor. Bunun yanında, sosyal yardımlar adı altında en yoksulları kendine bağımlı hale getiriyor.

Bakanlarından müsteşarlarına, genel müdürlerinden il müdürlerine, medyadaki “majestelerinin gazetecisi” şaklabanlarından hâkim ve savcılarına, müteahhitlerinden ihracatçılarına, yandaş sendikalarından tarikatlarına, vakıflarından belediyelerine kadar hepsi bu rant çarkının parçasıdır artık.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazete Duvar için ‘AKP kapanıyor’ başlıklı yazı kaleme aldı:

“Seçimden sonra AKP diye bir parti kalmayabilir, yüksek olasılıkla kalmayacak da. Fazla iddialı mı geldi? Haklısınız.

Bunca yolsuzluğa, yoksulluğa ve zulme rağmen halen anketlerde yüzde 30’larda görünen bir parti, ne olacak da seçimden sonra dağılacak? Nasıl olacak da dükkân kapanacak?

Anlatmaya çalışayım.

Hırsız olmayanlar AKP’yi terk ettiler

AKP artık bir “dava” partisi değildir. “Dava”ya inananlar gemiyi çoktan terk ettiler. Geri kalanlar, herhangi bir dava inancı ya da ideolojisi olmayanlardır.

AKP’yi ayakta tutan, o dava sahibi insanlardı.

Kadınlar başta olmak üzere 365 gün ev ev, köy köy dolaşıp halkı örgütleyen, halkla ilgilenip sorunlarına çözüm üretmeye çalışan ve “dava”yı anlatan kadrolar yok artık. Çünkü sözünü ettiğim bu kadrolar hırsız değiller.

Eski genel başkanlarından bakanlarına, il ve ilçe başkanlarından her kademedeki yöneticilerine ve mahalle örgütlerine kadar, hırsızlığa bulaşmayanlar daha fazla dayanamadılar ve AKP’yi terk ettiler.

Menfaati olmayan AKP yöneticisi kalmadı

AKP’de kalanların da sokakları, evleri dolaşacak ne inançları ne bilinçleri ne güçleri ne de yüzleri var.

Dolayısıyla AKP’nin sokakla, evle bağı koptu. Mitinglere bile valilik genelgesi zoruyla insan getirmeye çalışıyorlar.

Bugün herhangi bir AKP teşkilatında, bir kişisel çıkarı, kazancı, menfaati olmadan görev yapan tek bir kişi bulamazsınız.

Öyle ki, muhtemelen bu sabah herhangi bir yerdeki bir AKP binasına giden bir AKP yöneticisinin kafasında, “acaba bugün partim için ne yapabilirim” sorusu yerine, “acaba bugün hangi ihaleden ne kadar pay kapabilirim” sorusu vardır.

AKP, büyük bir rant dağıtım merkezidir

Şu anda AKP, büyük bir rant dağıtım merkezinden başka şey değildir. Devasa ihalelerden küçük bir ilçedeki hastane temizlik ihalesine, milyar dolarlık marinalardan mahalledeki büfeye, torpille işe alımlardan özel ruhsatlı nargile kafelere kadar her yerde, her gün rant dağıtılıyor.

Bunun yanında, sosyal yardımlar adı altında en yoksulları kendine bağımlı hale getiriyor.

Bakanlarından müsteşarlarına, genel müdürlerinden il müdürlerine, medyadaki “majestelerinin gazetecisi” şaklabanlarından hâkim ve savcılarına, müteahhitlerinden ihracatçılarına, yandaş sendikalarından tarikatlarına, vakıflarından belediyelerine kadar hepsi bu rant çarkının parçasıdır artık.

Şüphesiz tek tek istisnalar vardır ama bildiğiniz gibi istisnalar kaideyi bozmaz.

Üniversiteler, televizyonlar, mahkemeler, troller, mafyatik çeteler, hırsızlık düzeninin sürmesi için çakma ideolojiler, baskılar ve tehditler üretip düzeni korumaya çalışırlar.

Yandaş tarikatlar, züppeli hocalar ise hırsızlığın üstünü dinle, kitapla, inşallahla, maşallahla örtmeye çalışırlar. Çünkü AKP düzeninde tüm ahlaki değerler çöktü.

AKP düzeninde devlet malı deniz, yemeyen domuzdur!

Hepsi kaçacak

Şimdi bu belirleme ışığında AKP’lilerin, seçime bir ay kala nasıl bir ruh halinde olacaklarını düşünelim.

Tüm veriler AKP’nin Meclisi de Cumhurbaşkanlığını da kaybedeceğini net olarak gösteriyor olsun.

Sizce ranta, çıkara, menfaate, yolsuzluğa veya hırsızlığa dayanarak bir partide kalanlar, bunların artık kaybedileceğini anladıklarında orada dururlar mı?

Ayrıca siz hırsız olsanız polis geldiğinde kaçmaz mısınız? Hırsız olmayın tabii 😊 Sadece empati yapın lütfen.

Emin olun hepsi kaçacak. Geriye saf ve temiz duygularla halen AKP’ye oy vermeyi düşünen küçük bir kitle kalacak.

Peki ama nereye kaçacaklar? 

Ama dikkat! Bunlar yurt dışına falan kaçmayacaklar, iktidarın yeni partilerine kaçacaklar. Şanslarını bir de yeni iktidarla deneyecekler.

Ve emin olun, Türkiye toplumunun çoğunluğu tercihini ahlaki olandan, dürüst ve adil olandan yana yapacak.

Hiçbir parti veya aday, hırsızlardan oluşan yüzde 50+1’i bulamaz. Seçim sonuçlarını alın terleriyle çalışıp helal lokma yiyenler, ezilenler, mazlumlar belirleyecek.

Sonuçta AKP değil, hırsızlar kaybedecek. Bu dediğime şaşırmayın. Hırsızlar kaybedip kaçınca AKP de kapanmış oluyor zaten. Geriye pek fazla da kimse kalmıyor çünkü.

Paylaşın

CHP’li Salıcı: İktidar Algısı Somutlaşıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, “İzmir’de ağırlıklı olarak Ağrı, Muş, Bingöl bölgesinden gelip İzmir’e yerleşmiş seçmenden partimize 1550 kişilik bir katılım oldu. Sürpriz olarak Van ve Diyarbakır’dan milletvekili çıkartacağız” dedi.

Salıcı, partisinin Doğu Masası ve yaz dönemi saha çalışmalarına ilişkin Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a konuştu.

2020’de yaptıkları son kurultay sonrası Doğu’daki üye sayılarını artırmak için Doğu Masası’nı kurduklarını anımsatan Salıcı, “28 Haziran itibarıyla Batman’da yüzde 250, Diyarbakır’da yüzde 143, Hakkari’de yüzde 105, Mardin’de yüzde 146, Muş’ta yüzde 110, Şırnak’ta yüzde 214, Van’da yüzde 155 üye artışı oldu. En son Mardin’de 2 bin kişilik üye katılımı yaptık. Şanlıurfa Viranşehir’de 2018’de 1287 oy almışız. Şimdi 1200 kişiyi partiye üye yaptık orada. Gelenlerin çoğu ya başka bir parti üyesi ya da ilk kez üye olanlar” bilgisini paylaştı. Doğudaki üye katılımlarının batıyı da etkilediğini söyleyen Salıcı, “Örneğin; İzmir’de ağırlıklı olarak Ağrı, Muş, Bingöl bölgesinden gelip İzmir’e yerleşmiş seçmenden partimize 1550 kişilik bir katılım oldu. Önümüzdeki seçimde Doğu Masası kapsamındaki illerde sürpriz olarak Van ve Diyarbakır’dan milletvekili çıkartacağız” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bize katılın” çağrısının da üye artışına etkisi olduğunu vurgulayan Salıcı, “Tüm kesimlere yapılmış bir çağrıydı. Partiye bireysel katılımlarda artış var. Toplumun genel bakışında ‘CHP önümüzdeki dönem iktidar olacak’ algısı somutlaşıyor. Kendisini AKP’nin yarattığı düzende dışlanmış, mağdur gören kesimlerden de sempati oluştu. Biz bu sempatiyi oya dönüştürmeye çalışıyoruz” dedi. Yaptıkları ev ziyaretlerinin de etkili olduğu belirten Salıcı, “Öbek çalışması üzerinden doğrudan yurttaşa ulaşıyoruz. Şu an öbek çalışması sonucu 1.5 milyon haneye ulaştık. Bir haneye birden fazla kez ulaşmak için de çalışıyoruz. CHP ciddi şekilde sahada. Vatandaşlarımızda oluşan sempatiyi örgütlemeye çalışıyoruz” dedi.

Milletin Sesi mitinglerinin de devam edeceğinin altını çizen Salıcı, “24 Temmuz’da Balıkesir’de mitingimizi yapacağız. Bu yaz döneminde mitinglere devam edeceğiz. Ayrıca Van ve Diyarbakır’da programlarımız olacak. Fakat bu programlar etraflarındaki illere de sirayet edecek. Bunların bazıları üye katılım programı, bazıları siyasi çalışmalar olacak” bilgisini paylaştı.

Paylaşın

KYK Kredisi Borçlarının Geri Ödeme Tutarları En Az 2 Katına Çıktı

Gençlerin KYK kredisi borçlarının geri ödeme tutarları 2-3 katına çıktı. Öğrenciler, “Ekonomik krizin faturasını bizlerin ödemesi bekleniyor. Bu ekonomi yönetiminden en çok kim yarar sağlıyorsa faturayı da onlar ödesin” diyor.

2021-2022 eğitim öğretim döneminin bitmesiyle mezun olan öğrencilerin, eğitim gördükleri süre içinde almak zorunda kaldıkları KYK kredisi borçlarının geri ödeme miktarları da belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) bağlı olarak hesaplanan geri ödeme miktarı, Türk Lirası’nın yüksek değer kaybı, döviz ve enflasyondaki yükselişle birlikte fırladı.

Öğrencilere çıkarılan geri ödeme tutarları, alınan paranın en az 2-3 katına çıktı. Cumhuriyet’e konuşan ve adını vermek istemeyen yeni mezun bir kişi, “Dört senede 30 bin lira olarak aldığım öğrenim kredisinin geri ödemesi, Saray’ın dahiyane ekonomi yönetimi sayesinde 74 bin TL olarak geldi” dedi.

“Açıklayamıyorum”

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise öğrencilerin devleti yönetenler tarafından borç batağına saplandığını belirtti.

“Koca holdinglerin, yandaş müteahhitlerin kredi ve vergi borcunun adaletsizce silindiği bu ülkede, bir gencin ailesinin imkansızlıklarına rağmen okumaya çalışmasının bedeli, onu okutmakla yükümlü olan kurumlara kâr kapısı olmak” diyen Özbay, “Beş yıl önce 34 bin lira olarak çekilen bir KYK kredisinin geri ödemesinin enflasyon farkı ve gecikme faiziyle birlikte 130 bin liraya yükselmesini, bir matematik öğretmeni olarak açıklayamıyorum. Devleti yönetenler, faiz tuzaklı krediler verdiği gençlerden bir de utanmadan kendi sebep oldukları enflasyonun farkını istiyor” dedi.

Paylaşın

James Webb, Evrenin En Derin Ve Net Fotoğrafını Çekti

James Webb Uzay Teleskobu’nun ilk tamamen renkli fotoğrafı yayımlandı. Dünyaya milyarlarca ışık yılı uzaklıkta olan galaksileri de içeren fotoğraf, evrenin bugüne kadar çekilmiş en derin, en detaylı fotoğrafı.

Teleskobun çektiği tamamı renkli fotoğraflar bugün ilerleyen saatlerde NASA tarafından yayımlanacak ama ilk fotoğraf, Beyaz Saray’da Başkan Joe Biden’a verilen bir bilgilendirme sırasında Biden’a gösterildi. Ardından da internet ortamında paylaşıldı.

Biden, görüntünün paylaşılması sonrası “Bu fotoğraflar tüm dünyaya Amerika’nın büyük işler başarabileceğini hatırlatacak. Amerikan halkına ve özellikle çocuklarımıza da, kapasitemizin üzerinde hiçbir şey olmadığını hatırlatacak” ifadelerini kullandı:

“Daha önce hiç kimsenin görmediği imkanları görebiliyoruz; daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere gidebiliyoruz.”

10 milyar dolarlık James Webb Uzay Teleskobu (JWST), 25 Aralık 2021’de uzaya fırlatılmış; ünlü Hubble Uzay Teleskobu’nun yerini alacağı söylenmişti.

Uzayda çeşitli incelemeler yapması planlanan teleskobun iki önemli hedefi de var: Biri 13,5 milyar yıl önce Evren’in bilinen ilk yıldızlarının fotoğrafını çekmek; diğeri de dünyaya çok uzak mesafedeki gezegenlerin yaşanabilir olup olmadığına bakmak.

Biden’la ve ardından kamuoyuyla paylaşılan fotoğraf; James Webb’in ilk hedefini gerçekleştirebildiğini gösterdi.

Fotoğrafta görülen aslında Southern Hemisphere bölgesinde birden çok galaksinin toplandığı, Volans takımyıldızını gösteren bir alan. Buraya verilen isim SMACS 0723.

Galaksi topluluğu aslında Dünya’ya çok da uzak değil; sadece 4,6 milyar ışık yılı uzakta. Ancak bu birçok galaksinin bir araya geldiği yerde, aslında çok çok daha uzakta olan cisimlerin ışıkları da büyütülmüş şekilde görülebiliyor.

Bu da zoom lensinin uzay teleskoplarındaki astronomik karşılığı olan ‘yerçekimi etkisi’yle mümkün olabiliyor.

6,5 metrelik altın aynalı ve süper-hassas kızılötesi araçlarıyla Webb, Büyük Patlama’dan (Big Bang) yaklaşık 600 milyon yıl sonrasına kadar var olan galaksilerin bozulmuş şekillerini de fotoğraflamayı başardı. (Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğu biliniyor)

Daha da önemlisi; bilim insanları Webb’in elde ettiği verilerin kalitesine bakarak aslında teleskobun, bu fotoğrafta görülen cisimlerden çok daha ilerisini de görebildiğini söylüyor.

Yani bu fotoğrafın bugüne kadar çekilmiş en derin Evren fotoğrafı olduğunu söylemek mümkün.

NASA’dan Bill Nelson, “Işık, saniyede 186.000 mil hızla ilerliyor. Ve şu küçük benekler halinde gördüğünüz ışıklardan biri 13 milyar yıldır seyahat ediyor” açıklaması yaptı:

“Aslında çok daha geriye gidiyoruz çünkü bu daha sadece ilk fotoğraf. 13,5 milyar yıl kadar geriye gidebiliyor. Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğunu bildiğimize göre; bu fotoğraflar sizi neredeyse her şeyin başlangıcına götürüyor.”

Hubble, haftalarca uzayda kalarak buna benzer bir sonuç elde etmeye çalışmıştı. Webb ise bu derinlikteki cisimlerin görüntülerine ulaşmak için sadece 12 buçuk saatlik bir gözlem yaptı.

Salı günü ilerleyen saatlerde NASA ve uluslararası ortakları olan Kanada ve Avrupa Uzay Ajansları, Webb’den gelen diğer renkli görselleri de paylaşacak.

Böylece Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerle ilgili de daha detaylı bilgi edinilebilecek.

Webb, Dünya’dan yaklaşık 1.000 ışık yılı uzaktaki dev bir gezegen olan WASP-96 b’yi de analiz etti. Paylaşılacak bilgiler, bu gezegenin atmosferi hakkında bize bir fikir verecek.

WASP-96 b, kendisine ışık sağlayan hayat kaynağı olan yıldızın yörüngesinde çok çok yakın şekilde dönüyor. Bir gün Webb’in tıpkı Dünya gibi hayat kaynağı olan gezegene daha uzak olan ve insan için yaşam kaynağı olabilecek gazlara sahip atmosferi olan bir gezegeni tespit edeceği umuluyor.

NASA’daki bilim insanları, Webb’in hedeflerini kesinlikle gerçekleştirebileceğine inanıyor.

Henüz kamuoyuyla paylaşılmamış görüntülerle ilgili yorum yapan Dr. Amber Straughn, “İlk fotoğrafları gördüm, muhteşemler” dedi:

“Sadece görüntü olarak bile muhteşemler. Bilimin detaylarının arkasında saklı ipuçlarıyla yapabileceklerimizi görmek ise beni çok heyecanlandırıyor.”

Webb projesinin programında çalışan bilim insanlarından Dr. Eric Smith de, halkın yeni telekobun önemini şimdiden anladığını düşünüyor:

“Webb’in tasarımı ve görünümü, bence halkın bu göreve bu kadar hayran kalmasının arkasında yatan asıl nedenler. Gelecekten bir uzay gemisine benziyor”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

TİP’li Kadıgil: Tek Hedefimiz Saçma Rejimlerden Ülkeyi Kurtarmak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta asgari ücretin yüzde 25 zamla, 5 bin 500 TL’ye çıkarıldığını duyurdu. Öte yandan yeni asgari ücret, 6 bin 391 lira olan açlık sınırının ve 20 bin 818 lira olan yoksulluk sınırının altında kaldı.

Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin, Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ile konuştu.

Kadıgil, “Bizim için en büyük problem asgari ücretin kaç lira olacağı değil, ülkenin yüzde 55’ine yakınının asgari ücretle çalışıyor olmasıdır. Asgari ücret en düşük tecrübeli işlerdeki başvuru ücreti. Ancak 20 yıllık metal işçisi de asgari ücretle çalışıyor, avukatlar mühendisler asgari ücretle çalışıyor. Bir genel ücrete dönüştü. Asgari ücretin mantığı kalori hesabı üzerinden yapılır. Asgari ücret şu anda açlık sınırının altında olmasıyla asli mantığından da çıkmış durumda. Kabul edilemez buluyoruz” dedi.

Kadıgil, AKP’nin ekonomi politikalarına ilişkin ise, “Perşembenin gelişi çarşambadan belli derler. AKP, neoliberal politikaların bayrak taşıyanı olarak getirildi. O yüzden Saray rejiminden kurtulmak elzemdir diyoruz” diye konuştu.

Kadıgil sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Diyorlar ya ‘Tüm dünyada kriz varmış, her yerde enflasyon yükseliyormuş.’ Enflasyonun diğer ülkelerden 15 kat yükselmesinin tek bir nedeni var, onun adı da Recep Tayyip Erdoğan. Kendini her şeyden mesul gören her şeye cevabı olduğunu söyleyen ancak henüz bir üniversite diplomasını bile göremediğimiz Erdoğan. Bizim tek hedefimiz diğer muhalefet kuvvetleri gibi bu saçma rejimlerden ülkeyi kurtarmak.”

Paylaşın