Fenerbahçe Tur Kapısını Araladı

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turu ilk maçında Çekya temsilcisi Slovacko ile Ülker Stadyumu’nda karşılaştı. Fenerbahçe, sahadan 3-0 galip ayrılarak tur kapısını araladı.

Haber Merkezi / Fenrbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 17. dakikada Emre Mor, 45+1 ve 81. dakikalarda Lincoln Henrique kaydetti.

Konuk takım Slovacko, Hoffman’ın 48. dakikada gördüğü kırmızı kart sebebiyle ikinci yarının büyük bölümünde 10 kişi mücadele etti.

Rövanş karşılaşması 11 Ağustos’ta Çekya’da oynanacak. Fenerbahçe, play-off turuna yükselmesi durumunda Austria Wien ile eşleşecek.

Karşılaşmadan dakikalar;

5. dakikada sol çaprazdan Lincoln Henrique’nin içeri çevirdiği topa arka direkte Valencia’nın yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak üstten auta gitti.

7. dakikada sağ çaprazdan ceza sahası içine giren Zajc’ın penaltı noktası yakınlarından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak auta gitti.

17. dakikada Rossi’nin sol taraftan içeri çevirdiği topla penaltı noktası yakınlarında Lincol Henrique topla buluştu. Henrique’nin pasıyla topla buluşan Emre Mor’un bekletmeden vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 1-0

19. dakikada Emre Mor’un topuk pasında ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Rossi’nin yerden sert şutunda meşin yuvarlak kaleci Nguyen’de kaldı.

45+1. dakikada Lincoln Henrique’nin ceza sahası dışı sağ çaprazından direkt kaleye kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-0

48. dakikada Slovacko 10 kişi kaldı. Hofmann’ın elle müdahalesi sonrası karşılaşmanın hakemi Joao Pinheiro, oyuncuyu ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyundan attı.

58. dakikada ceza sahası önü sol köşede topla buluşan Valencia’nın vuruşunda, top kalecinin ellerinde kaldı.

81. dakikada sağ kanattan Bruma’nın attığı pasla ceza yayı önünde buluşan Lincoln Henrique, sol ayağının içiyle yaptığı sert vuruşta topu kalecinin sağından ağlara gönderdi: 3-0.

Stat: Ülker

Hakemler: Joao Pinheiro, Bruno Jesus, Luciano Maia

Fenerbahçe: Ertuğrul Çetin, Osayi- Samuel, Gustavo, Szalai, Ferdi Kadıoğlu (Novak dk. 77) , Arao, Emre Mor (Bruma dk. 60), Zajc (Crespo dk. 60), Rossi (Serdar Dursun dk. 60), Valencia (Arda Güler dk. 77), Henrique

Slovacko: Nguyen, Reinberk (Vecheta dk. 70), Hofmann, Kadlec, Doski, Danicek, Petrzela (Tomic dk. 63), Travnik (Kohut dk. 86 ?), Havlik, Holzer (Sinyavskiy dk. 63), Kalabiska

Goller: Emre Mor (dk. 17), Lincoln Henrique (dk. 45+1 ve 81) (Fenerbahçe)

Kırmızı kart: Hoffman (dk. 48) (Slovacko)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı Sivilleri Kalkan Olarak Kullanmakla Suçladı

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı, sivilleri Rusya’ya karşı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmekle suçladı: Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, örgüt dün yayımladığı raporda, Ukrayna ordusunun sivillerin bulunduğu yerleşim bölgelerine üs ve silah kurarak “uluslararası hukuku çiğnediğini ve insanları tehlikeye attığını” yazdı.

Rusya’nın Harkov, Donbas ve Mıkolayiv’e nisanla haziran arasında düzenlediği saldırıları araştıran örgüt, Ukrayna ordusunun en az 19 kasaba ve köydeki sivil binaları kullandığını tespit etti. Bulgular uydu görüntüleriyle de doğrulandı.

Açıklamaya göre Ukrayna’nın sivil hastanelerde en az 5 askeri tesis kurduğu belirlendi.

Ayrıca örgüt araştırmacılarının Donbas ve Mıkolayiv’de ziyaret ettiği 29 okuldan 22’sinde askeri üs kurulduğu görüldü. Rusya’nın bu okulların çoğuna saldırdığı ve çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Ukrayna ordusunun yıkılan okulların arından üslerini farklı bölgelerdeki okullara taşıdığı görüldü.

Örgüt, “Okullarda eğitim olmadığı için uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği anlamına gelmeyebilir” ifadesini kullansa da Ukrayna’nın bölge sakinlerini uyarmadan ya da tahliye etmeden binaların yakınındaki okulları kullandığına işaret edildi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil olmak üzere pek çok yetkili, Ukrayna’yı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçlamıştı. Ukrayna ise bu iddiaları reddetmişti. Kurum, yaptığı soruşturmanın “Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmadığını” vurguladı.

Öte yandan Ukrayna ordusunu “askerlerle siviller arasında ayrım yapmaya, mümkün olan bütün önemleri almaya ve sivillerin olduğu bölgelerdeki operasyonları derhal durdurmaya” çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor” dedi:

Ukrayna hükümeti, güçlerini sivillerin olduğu bölgelerden derhal uzağa yerleştirilmesini sağlamalı veya ordunun faaliyet gösterdiği alanlardaki sivilleri tahliye etmeli.

162. gününe giren savaşta, Birleşmiş Milletler’in ay başında açıkladığı verilere göre 5 bin 327 sivil yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı 7 bin 257’yi buldu. BM, sivillerin genellikle topçu ateşi, roket, füze ve patlayıcılar yüzünden zarar gördüğünü bildiriyor.

Kayıp ve yararlı sayısının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Roboskili Ailelere: Adaleti Sağlayacağız

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında Roboskili Ailelerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında daha önce de 28 Şubat mağdurları ve Şenyaşar Ailesi’yle bir araya gelmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında, Roboskili Ailelerle bir araya gelmek için Şırnak’a gitti.

Kılıçdaroğlu’na eşi Selvi Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak ve Uludere Alt Komisyonu’nda çalışmalarına devam eden CHP Ankara Milletvekili Levent Gök eşlik etti.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Şerafettin Elçi Havaalanı’nda karşılanan Kılıçdaroğlu, Roboski’ye geçti. Yol boyunca askeri zırhlı araçlar ve askerler yoğun güvenlik önlemi aldı.

“Anneler bizden adalet istiyorlar”

Buluşmada Roboskili Aileler adına konuşan Zeki Encü, “Buraya gelmeniz bizi mutlu etti. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmez. 11 yıldır adalet arıyoruz. İktidara geldiğinizde bu sorunu çözmenizi istiyoruz,” dedi.

Ailelerin konuşmalarından sonra açıklama yapan Kılıçdaroğlu “Eğer ülkeye adalet gelecekse bu acının dindirilmesi lazım, olayın aydınlatılması lazım,” dedi. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Ölenler geri gelmeyecek. Ben bunun farkındayım, hepimiz farkındayız. Ama bir şekilde annelerin acılarını dindirilmesi lazım. Anneler hâlâ evlat acısıyla yaşıyorlar ve bizden adalet istiyorlar. Biz bu adaleti sağlayacağız. Olay aydınlatıldıktan sonra ancak helalleşme olabilir. Eğer adaleti sağlarsanız o zaman toplumda kucaklaşmayı, huzuru, barışı sağlamış oluruz.”

“Söz vermekle kalmayın”

Buluşmada söz alan Roboskili Barış Encü ise katliamın hâlâ aydınlatılmadığına ve adaletin tesis edilmediğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Ben Vedat Encü’nün kardeşiyim. Ailelerin hepsi mağdur. Bize yaşama hakkı vermiyorlar. Ben 2018’de bu olay nedeniyle cezaevine girdim ve 3 yıl 8 ay ceza aldım. Dört ay önce cezaevinden çıktım. Çıktıktan sonra Uludere Kaymakamlığı’ndan yardım istedim. Ama bana dedikleri şey, ‘Git tazminatını al, memur ol, kurtul’ oldu. Adalet gelmeden ben nasıl tazminatı alırım?

“Sizden isteğim ve talebim sadece söz vermekle kalmayın. Herkes buraya geldi söz verdi; ama görüyorsunuz annelerin gözü hâlâ yaşlı. Her akşam annem gidiyor yatağa bakıyor, oğlu yok. Türkiye’nin adaleti Roboski’den geçer. Roboski çözülmeden Türkiye’de adalet, kardeşlik olmaz. Kimse bize boş hikâye anlatmasın. Hepimiz neyin gerçek, neyin yalan olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Sadece adalet istiyoruz.”

Açıklamadan sonra Kılıçdaroğlu, heyetle birlikte köyden ayrıldı.

 

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 2 Milyar 940 Milyon Dolar Arttı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 29 Temmuz itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 390 milyon dolar artışla 61 milyar 101 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri, 22 Temmuz’da 59 milyar 711 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 552 milyon dolar artarak 38 milyar 611 milyon dolardan 40 milyar 163 milyon dolara yükseldi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 29 Temmuz haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 940 milyon dolar yükselişle 98 milyar 323 milyon dolardan 101 milyar 263 milyon dolara çıktı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

BM, Ukraynalı Savaş Esirlerinin Ölümünü Araştıracak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, Ukrayna’nın doğusunda Rusya’nın işgali altındaki bölgede bir hapishaneye gerçekleştirilen ve en az 50 Ukraynalı savaş esirinin hayatını kaybettiği olayı soruşturmak için bir araştırma misyonu kurduklarını açıkladı.

The Guardian gazetesinin haberine göre, konuyla ilgili basına konuşan Guterres, BM’nin “cezai soruşturma yetkisinin bulunmadığını, fakat araştırma misyonları oluşturabildiklerini” söyledi. Guterres, Ukrayna ve Rusya hükümetleri için referans şartları hazırlandığını da kaydetti.

Rusya’nın Ukrayna’yı 24 Şubat’ta işgaliyle başlayan savaşta esir alınan Ukraynalı askerlerin tutulduğu Olenivka hapishanesine 29 Temmuz’da bir saldırı gerçekleştirilmiş, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’in yaklaşık 16 kilometre güneyinde, cepheye yakın bir bölgede bulunan hapishaneye yönelik saldırı için Ukrayna ve Rusya birbirini suçlamıştı.

BM Genel Sekreteri Guterres’in açıklamasına göre, söz konusu araştırma misyonu Rusya ve Ukrayna’dan gelen talepler üzerine kuruldu.

Rusya ve Ukrayna’dan karşılıklı suçlamalar

Saldırının ardından konuyla ilgili açıklama yapan Rusyalı yetkililer, “Ukrayna ordusunun Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sağladığı roketatarlar ile hapishaneye saldırdığını” söylemişti. Bölgedeki Rusya yanlısı ayrılıkçıların ve Rusyalı yetkililerin açıklamalarına göre, saldırıda 53 Ukraynalı savaş esiri hayatını kaybetmiş, 75 savaş esiri ise yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu, bu iddialar karşısında Olenivka’ya roket veya füze ile herhangi bir saldırı düzenlemediklerini belirtti.

Deutsche Welle’nin (DW) haberine göre, Ukrayna ordusu “Rusya’nın hapishanedeki Ukraynalıları maruz bıraktığı işkence ve infazların üzerini örtmek için hapishaneyi bombardımana tuttuğunu” söyledi.

BM’nin araştırma misyonu hakkında konuşan Genel Sekreter Guterres de hem Ukrayna hem Rusya’nın saldırının araştırılması talebinde bulunduğunu hatırlatarak bu talepleri “çok ciddiye aldıklarını” kaydetti.

“Her iki ülkeyle de referans şartları konusunda anlaşma umudunu” dile getiren Guterres, araştırma misyonunda görev almak üzere “yetkin ve bağımsız kişiler aradıklarını” da sözlerine ekledi.

BM Genel Sekreteri, hapishanede “ne olduğu ile ilgili gerçeği açıklığa kavuşturmak için” savaşın tarafı olan ülkelerin misyonun erişimini kolaylaştırmasını ve gerekli verileri sağlamasını umduğunu söyledi.

Mariupol’de teslim olanlar da hapishanedeydi

The Guardian’ın haberine göre, Olenivka hapishanesinde uzun süre Ukrayna’nın güneyindeki liman kenti Mariupol’de Rusya ablukasında kaldıktan sonra teslim olan birliklerden de kişiler vardı.

2 bin 400’den fazla Ukrayna askeri Mayıs ayında Ukrayna ordusunun emriyle teslim olmuştu. Bunun ardından pek çok Ukraynalı asker Rusya’nın kontrolünde bulunan bölgelerdeki hapishanelere götürülmüştü. Bazı askerler Rusya ve Ukrayna arasındaki esir değişimleri sonrası ülkelerine dönebilse de diğer Ukraynalı savaş esirlerinin akıbeti net değil.

Ukrayna Savunma Bakanlığı da Olenivka hapishanesine ilişkin dünkü açıklamasında saldırının gerçekleştiği hapishanede tutulan savaş esirlerinin “zorbalık, fiziksel küçük düşürme ve moral bozma” gibi durumlarla karşı karşıya bırakıldığını, bunların esirleri “Rusya yanlısı propaganda videolarında oynamaya zorlamak için yapıldığını” söylemişti.

Bakanlık, saldırının işkenceye işaret eden ve sonrasında uluslararası yargı süreçlerinde kullanılabilecek bulguları ortadan kaldırmak için yapıldığını söylese de bu değerlendirmeye nasıl varıldığını açıklamadı.

Paylaşın

Süper Lig’de 19 Kulübün Değeri 948 Milyon Euro

Süper Lig’de 2022-23 sezonunun ilk maçı, 5 Ağustos’ta İstanbulspor’un Trabzonspor’u konuk edeceği müsabaka ile başlayacak. 1959 yılında başlayan organizasyonda şimdiye kadar 73 farklı takım mücadele ederken, 6 takım şampiyonluğa ulaştı. Geçen yılı Trabzonspor zirvede tamamlamıştı.

Süper Lig tarihinde Galatasaray 22, Fenerbahçe 19, Beşiktaş 16, Trabzonspor 7, Bursaspor ile Medipol Başakşehir 1’er kez şampiyonluk unvanı elde etti.

Bu sezon Süper Lig’de 11 farklı şehirden 19 takım mücadele edecek. İstanbul, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Başakşehir, Kasımpaşa, Fatih Karagümrük, İstanbulspor ve Ümraniyespor olmak üzere 8 takımla ligde temsil edilecek.

Antalya’dan 2 takım başarı için ter dökecek olup Hatay, Sivas, Gaziantep, Giresun, Konya, Ankara, Trabzon ve Kayseri’den de 1’er kulüp Süper Lig’de yer alacak.

Kulüplerin toplam değeri 950 milyon euro

Süper Lig’de 19 takımla oynanacak sezonda kulüplerin toplam değeri de dikkat çekiyor.

Independent Türkçe’den Mehmet Altunkılıç’ın Transfermarkt verilerinden derlediğine göre Süper Lig kulüplerinin bu yılki toplam değeri 948 milyon 350 bin euro.

Ligin en pahalı takımı Fenerbahçe, en mütevazi ekibi ise Ümraniyespor.

Sarı-lacivertliler, takımdaki 38 oyuncusu ve 186 milyon 730 bin euro kadro değeriyle ligin açık ara en pahalı ekibi.

Altay Bayındır 16, Diego Rossi 14,5 ve Joao Pedro ile Attila Szalai 12’şer milyon euro market değerleriyle takımdaki en değerli oyuncular.

Fenerbahçe’yi bu alanda 124 milyon 930 bin euro ile Galatasaray takip ediyor.

An itibariyle 40 oyuncusu bulunan sarı-kırmızılıların en pahalı oyuncusu 16,5 milyon euro ile Kerem Aktürkoğlu.

Genç yıldızı 12’şer milyon euro ile Sergio Oliveira ile Victor Nelsson izliyor.

Geçen sezonun şampiyonu Trabzonspor, 121 milyon 430 bin euro ile kürsünün üçüncü basamağında yer alıyor.

Bordo-mavili ekibin kalecisi Uğurcan Çakır, 18 milyon euro market değeriyle hem takımın hem de Süper Lig’in en değerli futbolcusu konumunda.

Trabzonspor’da ayrıca Abdülkadir Ömür 10,5, Trezeget 10, Anastasios Bakasetas 9,5 milyon euro değerinde.

Bu alanda ezeli rakiplerinden geride kalan Beşiktaş, 94 milyon 330 bin euro ile dördüncü en pahalı kadroya sahip.

Siyah-beyazlılarda yeni transfer Wout Weghorst, 14 milyon euro bedelle takımın en pahalı ismi.

Ersin Destanoğlu 10, Rachid Ghezzal 8,5, Romain Saiss ise 8 milyon euro değerle göze çarpıyor.

En mütevazi ekip Ümraniyespor

Süper Lig’in yeni temsilcisi Ümraniyespor, mütevazi kadrosuyla yakaladığı başarıyla akıllarda yer ediyor.

Geçen sezon TFF 1. Lig’in de en düşük bütçeli ekiplerinden olan İstanbul temsilcisi, Süper Lig’de de bu ünvanını koruyor.

Ümraniyespor, 19 takım arasında 10 milyon euro kadro değerinin altındaki tek takım.

Kulübün en değerli isimleri ise 1,2 milyon euro ile Isaac Sackey ve 1 milyon euro ile Valentin Gheorghe.

Ümraniyespor ile bu sezon Süper Lig’e yükselen İstanbulspor, bir alt ligdeki rakibi gibi mütevazi bir kadroya sahip.

12,5 milyon euro ile Süper Lig’in en düşük bütçeli ikinci takımı konumundaki İstanbulspor’un en değerli oyuncusu 1,5 milyon euro ile Valon Ethemi, 1,2 milyon euro ile İbrahim Yılmaz.

En yaşlısı Sivasspor, en genci Giresunspor

Süper Lig’de mücadele edecek 19 takımın yaş ortalamaları da dikkat çekiyor.

2 oyuncusu bulunan Sivasspor 27,9 yaş ortalamasıyla ligin en yaşlı ekibi konumunda. Sivasspor’u 27,4 ile Antalyaspor, 27 ile Ümraniyespor takip ediyor.

Dört Büyükler’den Fenerbahçe ile Trabzonspor 25,9, Beşiktaş 25,1, Galatasaray’ın yaş ortalaması ise 25 olarak kayda geçti.

Süper Lig’de bu sezonun en genç takımı ise Giresunspor. 23,5 yaş ortalamasına sahip Çotanaklar’ın ardından İstanbulspor (24) ve Alanyaspor (24,1) geliyor.

Paylaşın

JPMorgan’dan Türkiye Raporu: Riskler Yukarı Yönlü

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Türkiye’deki enflasyonun seyrine ilişkin bir bilgi notu yayınladı. TÜİK’in temmuz ayı enflasyon rakamlarının ardından yayınlanan notta, yıl sonu için yüzde 63,1 enflasyon beklentisi korunurken, tahmine yönelik risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekildi.

‘Aşırı gevşek’ para politikası, devam eden liranın zayıflaması ve politika güvenirliğinin zayıflaması göz önüne alındığında fiyat baskılarının güçlenmeye devam etmesinin şaşırtıcı olmadığını belirten JPMorgan, yılın kalan bölümünde enflasyonun yüksek kalmasının beklendiğini ifade etti. Söz konusu notta, enflasyona ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

“Seçim öncesi politikaların yanı sıra yaklaşan seçimlerin zamanlaması ve sonuçları, enflasyon ve para politikası üzerindeki belirsizliğin ana kaynaklarını oluştururken, seçim sonrası hükümetin politikaları ve ortodoks politikalara dönüşün zamanlaması büyük olasılıkla orta vadede enflasyon sürecinin gidişatını belirleyecek.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre Temmuz’da enflasyon aylık bazda yüzde 2,37, yıllık olarak yüzde 79,60 arttı. TÜİK, bir önceki ayda Haziran enflasyonunun aylık yüzde 4,95, yıllık da yüzde 78,62 olduğunu duyurmuştu. Temmuz’da yıllık olarak artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 119,11 ile ulaştırma oldu.

En az artış gösteren ana grup yüzde 25,79 ile haberleşme olarak ölçüldü. Aylık bazda ise en az artış gösteren ana grup yüzde -0,85 ile ulaştırma oldu. Artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,98 ile sağlık oldu.

TÜİK, 4 Haziran’daki verilerle birlikte açıklamayı bıraktığı madde sepeti listesini bu ayda da yayımlamadı. Bunun yerine harcama grubu istatistikleri yayımlayan TÜİK’e göre endekste kapsanan 144 temel başlıktan 10 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşti. 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 128 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

“Enflasyon yıl sonu düşecek”

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dün yaptığı açıklamada, enflasyonun ağustosta bir miktar düşeceğini öne sürerek, “Yıl sonunda aralık ayında olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalmazsak, petrol fiyatlarının gevşemesiyle, baz etkisiyle düşüş trendine girmiş olacağız” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan İktidara Sert Sözler

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından “Enflasyonun sebebi Ukrayna-Rusya savaşı falan değil, sizsiniz” başlıklı video paylaşarak iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

Haber Merkezi / “Yüksek enflasyona gerekçe olarak Ukrayna- Rusya savaşının gösterilmesine tepki gösteren Ali Babacan, “Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız” dedi.

Babacan, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna- Rusya savaşı varmış. Onun için enflasyon yükseliyormuş. Ya kardeşim, Ukrayna- Rusya savaşın içinde, onlarda bile bizim kadar enflasyon yok. Bu saçmalığa bir cevap vermemiz gerekiyor. Kimse kusura bakmasın.

Yıl 2002. Bu arkadaşınız ekonominin başına geçti değil mi? 2003’te Amerika, Irak’a savaş açtı. Irak’ın tamamını işgal etti. 2003’te biz ne yaptık? Yüzde 29 olan enflasyonu indirdik yüzde 18’e.

Yıl 2004. Irak savaşı daha devam ediyor. 2004’te terör eylemleri olmaya başladı. Her yerde terör yoğunlaştı. Aynı 2004’te biz ne yaptık? 29’dan 18’e indirdiğimiz enflasyonu 9’a indirdik. Bahane bulduk mu? Şurada savaş var, burada savaş var dedik mi? Şurada terör var, burada terör var dedik mi? Demedik. Enflasyonu tek haneye indirdik, paradan da altı sıfırı attık.

Gelelim 2011’e. Komşumuz Suriye’de iç savaş patladı. 2011’de enflasyon kaç? Yüzde 4,9. Gelelim 2014’e. Rusya, Kırım’ı ilhak etti. Enflasyon kaç? Yüzde 8. IŞİD, Musul’u ele geçirdiğinde, Haziran 2014’te enflasyon Türkiye’de yüzde 9’du.

Demek ki neymiş? Sen ekonomiyi doğru düzgün yönettiğinde savaş olsa dahi, terör olsa dahi enflasyon artmıyormuş bu ülkede. Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız.”

Paylaşın

2022 KPSS Sınavı İptal Edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yeni başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurdu ve sınava katılanlardan özür diledi.

Haber Merkezi / Ali Ersoy, “Ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkları açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşıp, tedbirleri alarak ÖSYM’nin milletin kalbindeki yerini güçlendirmekte kararlıyız. Hiç arzu etmediğimiz şekilde iptal ve ertelemelere sebebiyet veren bu talihsiz süreçten dolayı tüm adaylardan özür diliyoruz” diye konuştu.

Yeni KPSS takviminin 17 Eylül’de başlayacağını açıklayan Ersoy, sınavı iptal edilen KPSS adaylarından yeni sınav için herhangi bir ilave ücret talep edilmeyeceğini söyledi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

HDP Sahaya İniyor; Yedili Masa Da Birlikteliğin Adını Koyacak

2023 seçimleri için saatler kuruldu. Siyasi partiler yaz sürecinde seçmenlerle buluşacağı yoğun programlar oluşturdu. Muhalefetin hareketliliğine geçen ay kongresini yapan HDP de ekleniyor. Bu hafta sonu İstanbul ve Diyarbakır’da iki ayrı miting düzenleyecek olan HDP daha sonra illerde programlarını sürdürecek.

HDP’nin çağrısıyla bir araya gelen “7’li ittifak”ın da bu ay içinde kendisini tanımlayıp isimlendirdiği, iş birliğinin temel ilke ve hedeflerini ortaya koyan bir deklarasyon yayınlaması planlanıyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel’in partinin kongre sonrası yapacağı yaz çalışmaları, 7’li ittifak, seçim süreci ve Cumhurbaşkanı adaylığı ilgili Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın sorularına yanıtları şöyle oldu:

Siyasi partiler sahada. Siz de kongrenizi yaptınız, yönetim organlarını oluşturdunuz. Şimdi nasıl bir yaz çalışması yapmayı planlıyorsunuz?

Kongre öncesi ve sonrası aktif bir dönemi planlamak için tartışmalar yürüttük. Kongre öncesi yaptığımız konferanslarda alınan kararlar kongrede onaylandı. Kongre sonrası toplanan Parti Meclisi’nde de “Politik olarak Türkiye’yi çok önemli gelişmeler bekliyor dolayısıyla HDP bu konuda tüm gelişmelere müdahil olmak için sahada olmalı” görüşü çıktı. MYK da eylül ayının ilk haftasına kadar planlamasını yaptı.

Neler yapılacak?

6-7 Ağustos’ta İstanbul ve Diyarbakır’da “Savaşa ve sömürüye son” sloganıyla yapılacak mitinglerle startı vereceğiz. Türkiye’de muhalefetin de, toplumun da önüne iktidar tarafından konulan bir savaş tuzağı var. Savaş politikalarının kaynağında tecrit var. Çünkü çözüm ve diyalog perspektifi yitirildiğinde savaş devreye giriyor, öyle de oldu. Önce tecrit gelişti, derinleşti sonra savaş politikaları tüm ülke sathına yayıldı. Bu mitinglerin temel gündemini ekonomik kriz ve savaş politikalarına karşı durmak oluşturacak. Biz sömürünün ve krizin kaynağının da savaş politikaları olduğunu düşünüyoruz. Bu mesajı hem muhalefete hem Türkiye halklarına hem de iktidara vermek istiyoruz.

Mitingler için İstanbul ve Diyarbakır kentleri tercih edilmiş. Neden bu iki kent?

Biz Diyarbakır merkezli miting yaparken Kürt halkına, Kürtlerin gündeminin aslında ne olması gerektiğini, bu direniş hattının nasıl gelişmesi gerektiğinin mesajını veriyoruz. İstanbul’u tercih etmemizin sebebi, ittifaklarımızla, bileşenlerimizle, demokrasi güçlerinin tümünün desteğiyle bu çalışmayı yürütme isteği. İstanbul sömürünün, yoksulluğun ağırlaştığı, mücadele gücünün de yoğun olduğu bir merkez. Dolayısıyla sembolik olarak Türkiye’nin merkezi İstanbul ve Kürt kentlerinin merkezi durumundaki Diyarbakır’ı tercih ediyoruz. Her iki mitingde yeni döneme dair önemli mesajlar vereceğiz.

İstanbul mitinginde HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Diyarbakır mitinginde ise Mithat Sancar’ın konuşacağını biliyoruz. Mitinglerin sonrası ne yapılacak?

Eş başkanlar ay boyunca il programlarına katılacak. Pervin Hanım’ın İzmir ve Manisa gezisi olacak. Ayrıca İstanbul’da Alevilerin etkinliklerine katılacak. Mithat Bey Konya ve Antakya’ya gidecek. Geziler esnaf, STK’larla buluşma ve bazı yerlerde de emekçileri ziyaret şeklinde olacak. Bu ziyaretleri Şırnak-Hakkari merkezli de gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Mithat Hoca’nın Diyarbakır mitingi sonrası Kürt partilerini ziyaret etmesi planlanıyor. Kürdistan İttifak girişimi diye bir araya geldiğimiz ittifak partilerini tek tek ziyaret ederek yeni dönemde ittifaka dair, demokrasi blokunun geliştirilmesine dair Kürt partilerine nasıl bir rol düştüğünü, nasıl bir rol oynayabileceğini müzakere etmek istiyoruz.

1 aylık çalışmanın sonunda da 1 Eylül Dünya Barış Günü var. O güne dair planlamanız var mı?

1 Eylül’ü tüm demokrasi güçleri, STK’ler, insan hakları kuruluşları, emek güçleri ile birlikte kutlama perspektifimiz var. Dolayısıyla onlarla istişaremiz sürecek. 15 Ağustos’un ikinci haftasından sonra kent kent nerelerde 1 Eylül mitingi olacak onu planlayacağız.

“Elbette bir mesaj verilecek”

Ağustos ayı içinde sizin çağrınızın ardından bir araya gelen, bizim “7’li ittifak, 7’li masa” dediğimiz siyasi parti ve yapıların ortak bir deklarasyon açıklayacağı ifade ediliyor. Bu deklarasyonun içeriği ne olacak? Bu iş birliği seçim ittifakına dönüşecek mi?

7’li ittifakın kendisini kamuoyuna duyuracağı ve deklare edeceği, amaçlarını da özetle ortaya koyacağı bir metin üzerinde çalışma yürütüyoruz. İçeriğine girmeden şunu söyleyeyim, metinde “‘Biz bu birlikteliği neden oluşturduk, Türkiye’deki temel sorunlara nasıl yaklaşım gösteriyoruz. Sorunlara çözüm perspektifimiz ne? Hangi yol yöntemle hareket edeceğiz?’” gibi sorulara yanıt olacak. Ayrıca 7’li ittifak deniyor ama ismi ne olacak? Bu ittifak mı, hareket mi, birliktelik mi? Bunun da tanımını yapıp kendini isimlendirecek. Ağustos’un ikinci yarısında, İstanbul’da güçlü bir tanıtım toplantısı ile bunu kamuoyuna, topluma duyurma hazırlığı var. İttifakın içinde yer alan tüm güçlerin imzasını attığı bir deklarasyon yayınlanacak. Birlikte bir fotoğraf ve elbette bir mesaj verilecek.

İsim önerileri nedir?

3-4 isim var. Tartışma devam ettiği için söylemek doğru olmaz. Ama ittifak mı, hareket mi, inisiyatif mi denilecek henüz belli değil.

Deklarasyonda seçime dair mesaj olacak mı?

Tutum belgesinde Türkiye’nin birçok sorununa çözüm perspektifi olacak. ‘Türkiye’yi nasıl değiştireceğiz, bu mevcut iktidardan nasıl kurtulacağız’ın yol haritası olacak. Elbette bir boyutuyla seçimleri de içerecek.

Diğer muhalefet partileriyle, Altılı Masa ile Cumhurbaşkanı adayını müzakere etmek isteriz dediniz? Bir temas görüşme var mı?

Bir temas yok. Kendi içinde işleyişi olan bizden ayrı bir birliktelik onlar. İç değerlendirmelerine vakıf olmadığımız için dışarıdan izliyoruz. Kimsenin aday belirleme biçimi bizim tekelimizde değil. Ama sizden destek isteyen, ortaklaşma zemini aramaya çalışan güçler sizin hassasiyetlerinize ve kimi önerilerinize kulak kapatmamalı.

Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili ‘müzakere edilmezse, kamuoyu önünde görüşme yapılmazsa kendi adayımızı çıkarırız’ diyorsunuz. Son zamanlarda artan bu söylem ne anlama geliyor?

Her ittifak, her seçenek kendi zemininde bir tartışma yürütüyor. HDP ve etrafındaki güçler de seçim sürecindeki her türlü seçeneğe karşı hazırlıklı olmak zorunda. “Şu olursa böyle yaparız” gibi şartlı cümleler bizim kendi cephemizdeki durumu anlaşılır kılmak, belli problemlerin yaşanmaması için ön alma, uyarıcı olma yaklaşımı. HDP kendi ittifak zemininde elbette adaylarını, seçeneklerini tartışır, ama diğer gelişmeleri de elbette izleyerek.

HDP hakkında kapatma davası yok gibi davranıyorsunuz. Açıklamalarınız “her türlü seçeneğe hazırız” şeklinde. Seçime giderken bir kapatma olursa ne olacak? En son kapatma olursa DEVA çatısında seçime girme iddialarını dahi dile getirenler var.

HDP’nin ittifak zemini içindeki olanakları ve seçenekleri değerlendiriyoruz. HDP’nin dışında yer alan hiçbir parti güçle bir kontak ya da tartışmamız yok. Bu DEVA’ya da sorulabilir. Davanın uzaması, seçimin erkene alınması gibi tüm ihtimallere yönelik hazırlığımız var. Kapatma durumunda bizim ittifak şemsiyemiz, çeperimiz içinde yeteri kadar parti var.

Kapatma durumunda Yeşil ve Sol Gelecek Partisi ile seçimlere katılacağınız iddia ediliyor. Bu doğru mu?

Hayır, bu sadece tartışılan seçeneklerden biri. Bu konuda başka sürprizlerde de yapabiliriz. Hiç ismi anılmayan bileşenlerimiz var. Birçoğu seçime girme yeterliliği kazanma düzeyine gelmiş. Kapatma davasını temel pozisyonumuzu belirleyen bir konu olarak ele almak istemiyoruz. Varmış gibi hazırlık yapıyoruz. Yokmuş gibi yolumuza devam ediyoruz.

“CHP’yi yeni bir dokunulmazlık tartışmasından kurtardık”

CHP’nin sağlıkçıların sorunlarının ele alınması için çağrısını yaptığı Meclis toplantısında katılmamanız tartışmalara neden oldu. HDP, AK Parti-MHP yanında konumlandı eleştirilerine ne diyorsunuz?

Bizim sağlık çalışanlarının haklarına dair yürüttüğümüz çalışmalar Meclis kayıtlarında var. Bu oturuma katılmamamızın birkaç nedeni var. Birincisi muhalefetin kendi içinde bir tartışma ve uzlaşma kültürü geliştirmesi lazım. Bunun için çok yüksek düzeyde bir ilişkiye de ihtiyaç yok. Meclis’te tüm partilerin diğer partilerle ilişkisi, diyalogu var. ‘Ben çağırmaya yeter sayıya sahibim dolayısıyla ben çağrı yaptığımda herkes arkama dizilmeli’ denmemeli. Bu siyasi uzlaşı kültürüne ters bir davranış. İkincisi HDP hiçbir zaman bedel ödemekten imtina edecek bir parti değil. Türkiye’de demokrasinin, insan haklarının gelişmesi, Kürt sorununun çözülmesi, hukukun üstünlüğün gelişmesi için HDP her zaman bedel ödemiştir. Tecrit karşıtı bir etkinlikte ortaya çıkan bir olay sebebiyle bir arkadaşımızın dokunulmazlık dosyası geldi. CHP doğru tutum aldı. (CHP Karma Komisyon’da dokunulmazlığın kaldırılmasına hayır oyu verdi) Ama orada söz konusu olan sadece bir vekilin dokunulmazlığı değil. Bir siyasi partinin genel başkanının dokunulmazlık dosyası. Saliha Aydeniz aynı zamanda bir sağlıkçı. Sağlıkçıların hakkının, hukukunun tartışıldığı bir konuda, bir sağlıkçı milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılabilirdi. Aslında biz CHP’yi, ‘ikinci kez dokunulmazlıkların kaldırılmasına sebep CHP’dir” durumundan kurtardık. Toplantıya katılmayarak bunun vebalini CHP üzerinden kaldırdık. AK Parti’nin (dokunulmazlığı getiririz) şantajı, tehdidi değil! Biz öngörüyoruz. AKP bu konuda muhalefeti birbiriyle çatıştırma tuzağını geliştirebilirdi. Saliha Aydeniz, Kürtlerin büyük bir kısmını temsil eden DBP bileşenimizin eş başkanıdır. Dokunulmazlığının CHP’nin çağrısı üzerine kaldırılması hükümetin işine yarayacak bir tuzaktır.

Ekim ayında Meclis açıldığında Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması yine söz konusu olmayacak mı?

Ekim ayında doğal bir süreç başlayacak. Doğal seyri içinde geliştiğinde CHP suçlanamaz. Bu konuda CHP’nin öngörülü olması, diğer muhalefet partilerinin de fikrini alması gerekiyordu.

Bu arada HDP de sivillerin öldüğü Zaho’daki saldırı için “Meclis başkanına olağanüstü toplantı çağrısı yapın” talebinde bulundu. Aynı durumla karşılaşabilirdiniz.

Bizim sayısal yeterliliğimiz olmadığı için muhalefet partileriyle diyalog, ilişki geliştirme çalışmasıyla Meclis başkanına bu söylendi. Siyasi nezaket tek başına yeterli değil ama muhalefetin Türkiye’yi yönetme biçimi, mantığı bu ise ileride başka sorunlara yol açar. Ben yaptım oldu mantığı Türkiye’ye 20 yıl kaybettirdi. Bu mantık terk edilmeli.

Paylaşın