Merkez Bankası Rezervleri Geriledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre; Merkez Bankası toplam rezervleri 26 Ağustos ile biten haftada 603 milyon dolar azalarak, 111 milyar 647 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Brüt döviz rezervleri 665 milyon dolarlık azalışla 71 milyar 488 milyon dolardan 70 milyar 823 milyon dolara indi. Altın rezervleri ise 26 Ağustos haftasında 62 milyon dolar artarak 40 milyar 762 milyon dolardan 40 milyar 824 milyon dolara yükseldi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Afganistan’da Camiye İntihar Saldırısı: 18 Ölü

Afganistan’ın Herat kentinde cuma namazı sırasında bir camiyi hedef alan intihar saldırısında en az 18 kişi hayatını kaybetti, 23 kişi de yaralandı. Görgü tanıkları, saldırıda ölen ve yaralananların çoğunun siviller olduğunu aktardı. 

Haber Merkezi / Hastane kaynakları da yaralılardan bazılarının durumlarının ağır olması nedeniyle ölü sayısının artabileceğini dile getirdi.

Saldırının sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Ancak Taliban’ın geçen yıl kontrolü yeniden ele geçirmesinden bu yana şiddet azalmış olsa da, son aylarda düzenlenen kanlı saldırıların çoğunu IŞİD’in Afganistan kolu olan IŞİD-Horasan üstlendi.

IŞİD’in üstlendiği ve ağırlıklı olarak azınlık toplumlarını hedef alan bombalı saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti ya da yaralandı.

Bu arada Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Ensari’nin ölümünden dolayı derin üzüntü duyduklarını ifade ederek, faillerin yakalanıp cezalandırılacağını aktardı.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

IŞİD’in Afganistan’daki kolu IŞİD-Horasan

IŞİD-Horasan, 2014 yılında Taliban’dan ayrılan ve son IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye bağlılık sözü veren Afganistanlı militanlar tarafından kuruldu.

IŞİD-Horasan’ın Afganistan’ın kuzeydoğusunda güçlü kökleri var, ancak başta başkent Kabil olmak üzere diğer illerde uyuyan hücreleri bulunmakta. IŞİD-K, farklı Sünni inanç öğretileriyle Taliban’ı düşman olarak kabul eder.

Kuruluşundan sonra IŞİD-Horasan militanlarının bazılarının, IŞİD’le savaşmak ve IŞİD’e yardım etmek ve Batılı hedeflere saldırı planlamak için Afganistan’dan Irak ve Suriye’ye geçtiği bilinmekte.

IŞİD-Horasan’ın silahlı militan sayısı tam olarak bilinmese de, örgüt son yıllarda Afganistan ve Pakistan’da düzenlenen bir çok kanlı saldırının sorumlusu.

IŞİD-Horasan, yabancı birlikleri geri çekme anlaşmaları da dahil olmak üzere, Taliban ile ABD arasındaki her türlü işbirliğini sert şekilde eleştirmişti. IŞİD-Horasan, Irak ve Suriye’deki IŞİD’e çok benziyor.

Paylaşın

ABD: Yunanistan, S-300’leri Önceden Almıştı, Yaptırım Kapsamı Dışında

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’a ait Rus yapımı S-300 hava savunma sistemlerinin Girit Adası’ndaki varlığının 2017 tarihli Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamına girmediğini açıkladı.

Hellas Journal web sitesinin sorusunu yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Yunanistan tarafının S-300’leri satın alması 1990’larda, CAATSA Yasası’nın kabul edilmesinden onlarca yıl önce gerçekleşmiştir. CAATSA Yasası’nın 231’inci bölümü, 2 Ağustos 2017 tarihinde ve sonrasında gerçekleşen önemli işlemlere yaptırım uygulanmasını öngörüyor.” ifadelerine yer verdi.

Türkiye ve Yunanistan’a çağrıda bulunan ABD’li sözcü ayrıca, “Tüm NATO müttefiklerini, ittifak içinde tam bir birlikte çalışabilirlik sağlamaya teşvik etmeye devam ediyoruz.” dedi.

Girit Adası’nda konuşlu S-300 sistemi ilk olarak 1997’de Güney Kıbrıs tarafından satın alınmış ancak Türkiye, İngiltere ve NATO’nun baskısıyla, S-300’lerin güneydeki adaya taşınmasını kabul etmişti.

Ankara, Akdeniz’de uluslararası hava sahasında görev uçuşlarını gerçekleştiren Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı F-16’ların, 23 Ağustos’ta Girit Adası’nda konuşlu Yunanistan’a ait Rus yapımı S-300 Hava Savunma Sistemi tarafından taciz edildiğini bildirmişti.

S-300 sistemine ait hedef takip ve füze güdüm radarı, Rodos Adası batısında 10 bin feet irtifada görev uçuşundaki F-16’ya yerden havaya füze kilidi atıldı.

Ayrıca Türkiye’nin “S-300 provokasyonu” olarak tanımladığı hadisede, Yunan S-300 sistemine ait hedef takip ve füze güdüm radarının Rodos Adası batısında 10 bin feet irtifada görev uçuşundaki F-16’ya yerden havaya füze kilidi attığı açıklanmıştı.

Türkiye’nin “tacizin” radar kayıtlarını, NATO Genel Sekreterliği ve İttifak üyesi ülkelerin savunma bakanlıklarına göndereceğini belirttiği olayı Yunanistan tarafı reddediyor.

Erdoğan: Biz F-35’lerle S-400’leri asla aynı sistemde kullanmayacaktık

Olayın yaşanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘NATO’nun en büyük gücü ABD’nin, Türkiye’nin tamamen kendi güvenlik ihtiyaçları için olduğunu defaatle ifade ettiği S-400 sistemleri almasını, güya kendi uçaklarına tehdit olarak gördüğünü’ belirterek, şöyle konuşmuştu:

“Bu adımımız peşinatını ödediğimiz F-35 uçaklarının verilmemesinden her alanda savunma sanayi ürünlerine ve hatta daha ötesine geçen ambargolara maruz bırakılmaya varan fiili eylemlerle karşılanmıştı. Şimdi aynı Amerika’nın Yunanistan’ın bir NATO hava gücüne karşı S-300 sistemlerini harekete geçirilmesine nasıl cevap vereceğini merakla bekliyoruz.

Üstelik Amerika, bize vermediği F-35’leri Yunanistan’a ikram ederek Rus hava savunma sistemlerinin güya gözü gibi sakındığı bu uçaklarla aynı çuvala girmesinin yolunu kendi eliyle açmıştır. Biz tedarikçi ülkeye sözümüz gereği F-35’lerle S-400’leri asla aynı sistemde kullanmayacaktık, kullanmazdık. Ama hiçbir hukuki, ahlaki, insani sınır tanımayan Yunanistan’ın bu pervasızlığı yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İklim Krizi Bal Arılarının Ömrünü Kısaltıyor

Kahverengi ve kırmızımsı renkte bir parazit türü olan varroa akarı, arılarda aynı adı taşıyan bir hastalığa neden oluyor. Türkiye’de arıcılığı tehdit eden hastalıklar arasında yer alan varroa, arıların sağlığını etkilediği gibi arıcılık sektörüne de büyük zarar veriyor.

Arılarda verim düşüklüğüne ve sektörde ekonomik zararlara neden olan varroa hastalığı, son olarak 2022 Haziranı’nda Avustralya’da çok sayıda kolonide tespit edildi. Hastalık nedeniyle ülkede biyogüvenlik önlemleri alındı.

Varroa akarlarının arılar üzerindeki etkisi hakkında Anadolu Ajansı’na konuşan Dr. Öğretim Üyesi Devrim Oskay, dünya üzerinde arı koloni varlığı ve genetik çeşitlilik açısından Türkiye’nin önemli bir kaynak olduğunu belirtti.

Türkiye’de görülmesi

Dünya genelinde 30 bal arısı ırkı bulunduğu ve bunların beşinin Türkiye’de yaşadığını söyleyen Oskay, “Ülkemiz yaklaşık sekiz milyon bal arısı kolonisine ev sahipliği yapıyor. Dünyada koloni başına düşen bal verimi ortalaması 24 kilogram. Bal arısı koloni varlığı ve genetik çeşitlilik bakımından ülkemiz dünyada ön sıralardayken, koloni başına ortalama 15 kilogram bal verimi nedeniyle alt sıralara düşüyoruz,” dedi.

Olumsuz iklim koşulları, hastalık ve zararlılar nedeniyle Türkiye’de yaklaşık her yıl yüzde 10-40 koloni kaybı yaşandığını ifade eden Oskay, varroanın ilk olarak 1963’te Avrupa’daki bal arılarında tespit edildiğini, Türkiye’de ise 1970’li yılların başından itibaren görüldüğünü söyledi.

Hastalıkla mücadele

Varroanın, bugün dünyanın her ülkesinde bal arılarını tehdit ettiğini aktaran Oskay şöyle devam etti:

“Varroa akarları yetişkin bal arıları üzerinde beslenip yaşayabildikleri gibi gelişmekte olan kuluçkadaki larva ve pupalar üzerinde beslenip çoğalarak bal arılarının zayıf düşmesine, yaşam sürelerinin azalmasına, arı kolonisinde deforme kanat gibi virüslerin yayılmasına ve belli bir süre sonra kolonilerin çökmesine neden olabiliyor. Bugün varroa, dünyada arıcılık sektörünün en büyük problemi olarak görülüyor.”

Hastalıkla mücadelede karantina veya koloni imhasına başvurulamayacağını söyleyen Oskay, “Varroa ile mücadelede doğa dostu telli dip tahtası, pudra şekeri, organik asitler, aromatik, tıbbi bitki özleri ve yağları, kuluçkaya yüksek sıcaklık uygulaması, ıslah ve bunun gibi uygulamalar sentetik kimyasal kalıntı sorununun çözümü olarak görülüyor,” dedi.

Varroa nedir?

Kahverengi ve kırmızımsı renkteki bir parazit türü olan varroa akarı, arılarda aynı adı taşıyan bir hastalığa yol açıyor. Varroa, dünya arıcılık sisteminin en önemli problemleri arasında görülüyor.

Araştırmalar, iklim krizinin bal arısı kolonileri üzerinde stres yarattığını ve buna bağlı olarak da varroa akarının etkisini yükselttiğini ortaya koyuyor.

İklim krizine bağlı olarak bitki türlerinin yok olması, bitkilerin nektar ve polen salgılamalarının azalması, bal arılarının açlıkla veya yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Cumhur İttifakı İle Millet İttifakı’nın Oyları Birbirine Yakın, HDP Belirleyici

AK Parti’nin oy oranı yüzde 33.3, CHP’nin yüzde 23.2, İYİ Parti’nin yüzde 13.7, HDP’nin oy orası ise 13.4. MHP’nin oy oranı yüzde 7.1, Zafer Partisi’nin oy oranı yüzde 2.2, DEVA Partisi’nin oy oranı yüzde 2.7.

Haber Merkezi / MetroPoll Araştırma Şirketi, ağustos ayında yaptığı anketin sonuçlarını yayımladı.

Özer Sencar’ın Twitter hesabından paylaştığı ankete göre bu pazar seçim olsa, kararsızlar dağıtılmadan önce MHP’nin oy oranı yüzde 7 barajına ulaşmıyor. MHP’nin oy oranı yüzde 6.1’de kalıyor. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra ise ancak yüzde 7.1’e ulaşabiliyor.

AK Parti’nin oy oranı kararsızlar dağıtıldığında yüzde 33.3, CHP’nin yüzde 23.2, İYİ Parti’nin yüzde 13.7 çıkıyor. HDP’nin oy orası ise 13.4.

Zafer Partisi’nin oy oranının yüzde 2.2 olduğu görülürken DEVA Partisi’nin oy oranı yüzde 2.7 olarak açıklandı. Bununla beraber Gelecek Partisi’nin listede yer almaması da dikkat çekti.

Ankete göre kararsızlar dağıtılmadan çıkan oy oranları şöyle:

AK Parti yüzde 28,7
CHP yüzde 20
İYİ Parti yüzde 11,9
HDP yüzde 11,5
MHP yüzde 6,1.

Kararsızlar, protesto oylar ve cevapsızlar oransal olarak dağıtıldığı zaman ise oy oranları şöyle:

AK Parti yüzde 33,3
CHP yüzde 23,2
İYİ Parti yüzde 13,7
HDP yüzde 13,4
MHP yüzde 7,1
DEVA Partisi yüzde 3,1
Zafer Partisi yüzde 2,6
Saadet Partisi yüzde 1,3
Yeniden Refah Partisi yüzde 1.

“Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği anket, 13-17 Ağustos tarihleri arasında, 28 kentte yapıldı. 1717 kişi ile yapılan araştırmada hata payı +/-2,32 olarak açıklandı.

Paylaşın

Çin’den Birleşmiş Milletler’in Sincan Raporuna Tepki

Çin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin (BMİHYK) Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki hak ihlallerine işaret eden raporuna dair açıklama yaptı. Dışişleri Bakanı Cao Licien, Pekin’deki günlük basın toplantısında, “raporun ABD ve bazı Batılı güçlerce planlandığını ve üretildiğini” söyledi.

Bianet’te yer alan habere göre, Licien, “BMİHYK’nın Çin karşıtı güçlerin siyasi planlarına göre değerlendirme yaptığını” ileri sürdü. Raporun yasa dışı olduğunu ve hiçbir güvenilirliğinin olmadığını savunan Cao, “Bu, ABD ve bazı Batılı güçlerin Çin’i stratejik olarak çevrelemek üzere Sincan’ı siyasi araç olarak kullanma amacına hizmet eden bir dezenformasyon yığınıdır” dedi.

Cao, raporun yasa dışı olduğunu ve hiçbir güvenilirliğinin olmadığını öne sürerek, “BMİHYK, bir kez daha, ABD ve bazı Batılı güçlerin gelişmekte olan ülkeleri kendi hizasına sokma çabasının suç ortağı olmuştur” diye konuştu.

AB’den kınama

Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin açıkladığı raporun içeriğini değerlendireceğini, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerini bir kez daha kınadığını bildirdi.

AB Komisyonu sözcülerinden Nabila Massrali, dünkü günlük basın toplantısında, AB’nin, BM Ofisinin söz konusu insan haklarının ihlaliyle ilgili endişelerini yayınlanmasını memnuniyetle karşıladığını söyledi:

“Şu anda raporun içeriğini değerlendiriyoruz ve zamanı geldiğinde tepkimizi yayınlayacağız. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi AB, Sincan ve Çin’in diğer bölgelerindeki insan hakları ihlallerini, özellikle Uygurlara ve ulusal, dini ve etnik azınlıklara yönelik zulmü şiddetle kınamaktadır.”

Massrali, AB’nin Sincan sorununu Çinli yetkililerle yıllardır görüştüğünü, bu yılın başlarındaki AB-Çin zirvesi ve en yüksek düzeydeki ikili görüşmeler de dahil olmak üzere belirli forumlarda gündeme getirdiğini vurguladı.

Raporda ne var?

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (BMİHYK), uzun süredir beklenen Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerine dair raporunu önceki gün yayınladı.

Raporda Sincan bölgesinde “terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği” ve bu ihlallerin “insanlık suçu teşkil edebileceği” değerlendirmesine yer verildi.

Komiserlikten 10 Aralık 2021’de yapılan açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Çin’in uygulamalarına ilişkin raporun haftalar içinde açıklanacağı duyurulmuştu. Açıklamanın ardından aylar geçmesine rağmen raporun yayımlanmaması, Uygur Türkleri başta olmak üzere uluslararası hak örgütlerinden tepki görmüştü.

48 sayfalık rapor için Sincan’da yaşayan 23 Uygur, 16 Kazak ve 1 Kırgız Türküyle detaylı mülakat yapıldı. Konuşulan isimlerden 26’sı, 2016’dan bu yana belirli aralıklarla ya keyfi tutuklandığı ya da Çin’in yeniden eğitim kamplarında çalıştırıldığını anlattı.

Raporda, “Hak ihlallerinin dayandırıldığı terörle mücadele kanunları, uluslararası insan hakları norm ve standartları açısından oldukça sorunludur. Bölgedeki yetkililere geniş soruşturma, yasaklama ve baskı imkanı tanıyan bu yasada belli belirsiz, geniş ve ucu açık tanımlamalar bulunmaktadır” dendi.

Bölgedeki yeniden eğitim kamplarında tutulanlara yönelik muamelenin endişe verici olduğu, işkence, kötü muamele ve zorunlu tıbbi tedavi uygulandığına dair raporların güvenilir bulunduğu belirtilen raporda, Komiserliğin eriştiği belgelerin, söz konusu hak ihlallerinin net bilançosunu çıkarmaya yetmeyeceği fakat “yeniden eğitim kamplarındaki ayrımcı ortamın, bu tesislerde insan hakları ihlallerinin geniş eksende yaşandığını doğrulayacak yeterlilikte olduğu” kaydedildi.

Yeniden eğitim kamplarında tutulan Müslüman azınlığa mensup kişilerin temel insan haklarından mahrum edildiği belirtilen rapora göre, “Dini kimlik, ifade, mahremiyet ve hareket özgürlükleri usulsüzce yasaklanmıştır.”

Paylaşın

Yalnız Hissettiğiniz Zaman Yapmanız Gereken 11 Şey

Yalnızlık yaygın bir duygudur, ancak bu duyguyu atlatmanıza ve daha iyi hissetmenize yardımcı olabilecek adımlarda bulunmakta. Müzik dinlemek, bir arkadaşınızı arayarak sohbet etmek, yürüyüşe çıkmak gibi aktiviteler yalnızlık duygunuzu azaltmanıza yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Uzun süreli yalnızlık, sizi duygusal olarak tüketebileceği gibi hayatı daha da anlamsız hale getirebilir. Yalnızlık ayrıca ağrı ve sızı, uyku sorunu ve zayıflamış bir bağışıklık sistemi gibi fiziksel semptomlara da yol açabilir.

Yalnızlığın sosyal izolasyonla aynı şey olmadığını unutmamalıyız; Yalnız hissetmeden de yalnız kalabilirsiniz. Yalnızlık, yalnızlık duygusuna kapıldığınızda ortaya çıkan bir durum iken, sosyal izolasyon diğer insanlarla düzenli ilişkiler kurulmamasından kaynaklanan bir durumdur.

Yalnızlık duygusundan kaçmanın imkansız olduğu durumlarda, bu 13 ipucu size yardımcı alabilir;

Evinizi sesle doldurun

Müzik ve diğer seslerin yalnızlığı azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır, ancak yalnızlık duygusunu azaltmaya yardımcı olduğu ileri sürülmektedir; müzik, sesli kitaplar, radyo tiyatrosu, dizi veya film gibi.

Bir arkadaşınızı arayın

Arkadaşlarınız veya aile bireylerinizle düzenli olarak görüşemiyorsanız, onları belirli iletişim araçlarıyla arayarak yakınlığınızı koruyabilirsiniz. Yakın tarihli bir araştırma, sanal etkileşimlerin yalnızlığı azaltmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor.

Farklı kişilerle etkileşimlerinizi artırın

Farklı kişilerle vakit geçirmek yalnızlık duygusunu her zaman atlatmanıza yardımcı olmaz. Etkileşimde bulunmak daha önemlidir. Bu nedenle, kalabalık bir ortamda olmaktansa etkileşimin daha yüksek olduğu daha az bireyden oluşan bir grup daha faydalı olabilir.

  • Duygularınızı ve kişisel deneyimlerinizi paylaşın,
  • Sorular sorun ve söylenenleri gerçekten dinleyin,
  • Önemli olan şeyler hakkında konuşun.

Dışarı çıkın

Ortam değişikliği dikkatinizi dağıtabilir. Dışarıda geçirilen zaman, duygusal sıkıntıyı hafifletmeye ve genel sağlığı artırmaya da yardımcı olabilir.

Duygularınız hakkında konuşun

Duygular, bilinç altında yoğunlaşma eğilimindedir. Bu nedenle, duygularınızı yüksek sesle ifade etmek, sıkıntıyı azaltabilir. Sevdiğiniz biriyle konuşmak kesinlikle size iyi gelecektir.

Yaratıcı yönünüzü ortaya çıkarın

Sanat, müzik ve yazı yazmak gibi yaratıcı uğraşlar zihinsel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu tarz aktiviteler sizi neşelendiriyor ve yaşama daha bağlı hissetmenize yardımcı oluyorsa, yalnızlık duygusunun da azalmasına yardımcı olabilir.

Hayvanlarla vakit geçirin

Hayvanlar konuşamayabilir (tabii ki konuşan bir kuşunuz yoksa), ancak sizinle arkadaşlık kurabilir. Başka bir tür canlı sizi rahatlatabilir, onların tuhaflıkları moralinizi yükseltmeye ve stresinizi hafifletmeye yardımcı olabilir.

Sosyal medyaya ara verin

Sosyal medya, genellikle sevdiklerinizle bağlantı kurmanın çekici bir yolu gibi görünse de, bazen yalnızlık duygusunu artırabilir. Bu nedenle sosyal medyaya ara vermek size iyi gelebilir.

Önemsediğiniz bir şey yapın

Zevk aldığınız şeyleri yapmak düşüncelerinizi meşgul edebilir. Hobilerin ve rahatlatıcı aktivitelerin zihin sağlığına iyi geldiğini unutmayın.

Kendinize bu durumun kalıcı olmadığını hatırlatın

Ne kadar bunaltıcı olursa olsun, yalnızlık sonsuza kadar sürmeyecektir. Bu gerçeği kabul etmek, sizi biraz rahatlatacaktır.

Yardım isteyin

Yalnızlık sizi moralsiz ve umutsuz hissettiriyorsa, bu krizi atlatmak için sizi dinleyen bir kulağa veya ekstra desteğe ihtiyacınız olabilir. Yardım istemekten çekinmeyin.

Paylaşın

Gülşen Hakkında 3 Yıla Kadar Hapis Talebi

Şarkıcı Gülşen hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ve aşağılama” suçundan 702 kişinin müşteki olarak yer aldığı bir iddianame hazırlandı. İddianame, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

Haber Merkezi / Gülşen, İstanbul Ataşehir’de 30 Nisan’da verdiği bir konserde imam hatiplilerle ilgili olumsuz sözler söylemişti. Bu sözlerin sosyal medyaya yansımasının ardından Cumhuriyet Başsavcılığı şarkıcı hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan resen soruşturma başlatmıştı.

25 Ağustos’ta polis tarafından evinde gözaltına alınan Gülşen, basın Suçları Soruşturma Bürosu savcısına ifade vermişti.

Şarkıcı ifadesinde “Ben 25 yıllık sanatçıyım. Benim müzisyen çalışma arkadaşlarım var. Bu grupla birlikte konserlerde sahne alırım. Benim kadromda klavye müzisyeni olarak yer alan Miraç isimli arkadaşımın lakabı imamdır. Ayrıca arkadaşlara kendi aramızda aptal, salak, sapık olarak şakalaşırız. Talihsizlik olarak bu iki kelime bir araya gelmiştir. Arkadaşımız imam hatipte okumamıştır. Grupta tüm arkadaşlarımın lakabı mevcuttur” demişti.

Gülşen, 25 Ağustos’ta tutuklanarak Bakırköy Cezaevi’ne konulmuştu. Gülşen, daha sonra, konutunu terk etmemek şartıyla tahliye edilmişti.

Gülşen’in avukatı Emek Emre, İstanbul Adalet Sarayı’na gelerek ev hapsi kararının kaldırılmasına yönelik dilekçe sunmuştu. Talep İstanbul Sulh Ceza Hakimliğince değerlendirilerek reddedildi. Gülşen’in “konutu terk etmemek” şeklindeki adli kontrolünün devamına karar verilmişti.

Gülşen kimdir?

29 Mayıs 1976 Çapa’da tarihinde dünyaya gelen Gülşen, Şehremini Anadolu Lisesi’ni bitirmiştir. Lisenin ardından ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nde konservatuvara girse de aynı esnada barlarda da çalıştığı için eğitimini yarıda bırakmıştır. 1995’te sahne aldığı bir barda keşfedilerek albüm teklifi alan isim Raks Müzik ile albüm anlaşması imzalamıştır.

1996 yılında ilk albümü Be Adam ile çıkış yaparak adından söz ettirse de evliliğine odaklanması sonucunda birkaç sene müzikal kariyerini geri plana atmıştır. 2004 yılında dördüncü albümü Of… Of… ile daha büyük bir çıkış yapmış ve aynı adlı hit şarkıyla hem Altın Kelebek hem de Kral TV Video Müzik Ödülü kazanmıştır.

MÜ-YAP sertifikalı Yurtta Aşk Cihanda Aşk (2006) albümünden sonra satış başarılarını sürdürerek Beni Durdursan mı? (2013) albümüyle Türkiye’de yılın en çok satanı olmuştur, bunu senenin en çok satan ikinci albümü olan Bangır Bangır (2015) takip etmiştir.

“Yurtta Aşk Cihanda Aşk”, “Bi’ An Gel”, “Yeni Biri”, “Sözde Ayrılık”, “Yatcaz Kalkcaz Ordayım”, “Kardan Adam”, “İltimas”, “Bangır Bangır” ve “Bir İhtimal Biliyorum” şarkılarıyla Türkiye Resmî Listesi’nde haftalarca bir numarada kalmıştır.

Şarkılarının yanında müzik eleştirmenlerinden olumlu geri dönüşler alan şarkı yazarı kimliğiyle de öne çıkmış olan şarkıcı Gülşen, özellikle kariyerinin erken döneminden sonra kendi yazdığı şarkıları seslendirmeye başlamıştır ve meslektaşları için liste başarıları yakalayan pek çok hit şarkı hazırlamıştır.

2015′ yılında YouTube’da en çok izlenen Türk şarkıcı olurken sonraki sene tek bir video klibi iki yüz milyonun üzerinde izlenmiş olan ilk Türk şarkıcı olma unvanına erişmiştir. Gülşen, bugüne dek altı Altın Kelebek ve dokuz Kral Türkiye Müzik Ödülü dahil olmak üzere pek çok farklı ödül kazanmıştır.

Paylaşın

Ağustos Ayında Otomobil Ve Hafif Ticari Araç Satışları Yüzde 17.3 Azaldı

ODD’nin açıkladığı verilere göre, Ocak-Ağustos döneminde Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 oranında azalarak 458.446 adet olarak gerçekleşti. 

Haber Merkezi / Veriler göre, otomobil pazarındaki daralma yüzde 17,3, hafif ticari araçlarda ise yüzde 4,4 olarak gerçekleşti.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Ağustos verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 oranında azalarak 458.446 adet olarak gerçekleşti.

Otomobil satışları, Ocak-Ağustos döneminde geçen yıla göre yüzde 9,4 oranında azalarak 354.543 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 5,2 azalarak 103.903 adet oldu.

Ağustos ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,3 azalarak 48.336 adet oldu. Ağustos ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,3 azalarak 35.230 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 4,3 azalarak 13.106 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 18,2 azaldı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 21,1 azalış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 9,2 azaldı.

Otomobil pazarı segmentlere göre;

  • Pazarın yüzde 88,3’ü vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu.
  • C segmenti otomobiller 176.358 adetle yüzde 49,7 pay,
  • B segmenti otomobiller 134.896 adetle yüzde 38 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre;

  • Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 40,2 pay, 142.559 adet) oldu.
  • SUV otomobilleri;  yüzde 36,9 pay ve 130.856 adet satış ile Sedan, yüzde 20,8 pay ve 73.840 adet satış ile H/B otomobiller takip etti

Otomobil pazarı motor tipine göre;

  • Benzinli otomobil satışları 250.401 adetle yüzde 70,6 pay,
  • Dizel otomobil satışları 60.316 adetle yüzde 17 pay,
  • Hibrit otomobil satışları 34.265 adetle yüzde 9,7 pay,
  • Otogazlı otomobil satışları 6.278 adetle yüzde 1,8 pay aldı.
  • 3.283 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleşti.

Otomobil pazarı motor hacmine göre;

  • 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 10,8 azalarak yüzde 88,5 pay,
  • 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 42 azalarak yüzde 0,7 pay,
  • 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 24,4 azalarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre;

  • 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 138.216 adetle yüzde 39 pay,
  • 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 96.298 adetle yüzde 27,2 pay aldı.
Paylaşın

Hablemitoğlu Suikastı Zanlısı Levent Göktaş Yakalandı

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının katil zanlılarından firari emekli albay Mustafa Levent Göktaş, Bulgaristan’da yakalandı. Göktaş hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarılmıştı.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığı’nın talebi üzerine hakkında kırmızı bülten çıkarılan, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastı zanlılarından firari emekli albay Mustafa Levent Göktaş, Bulgaristan’ın Svilengrad şehrinde yakalandı. Adalet Bakanlığı ve EGM İnterpol Daire Başkanlığı, Göktaş’ın Türkiye’ye iade edilmesine yönelik işlemlere başladı” denildi.

Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, suikastın firari zanlısı emekli albay Mustafa Levent Göktaş için hazırlanan kırmızı bülten talebini 27 Ağustos’ta Interpol Genel Sekreterliği’ne göndermişti. Bunun üzerine emekli albay Göktaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı.

Gözaltı kararları sonrası sosyal medyada “Levent Göktaş” ismiyle açılan hesaptan yapılan ve organize suç örgütü lideri Sedat Peker karşıtı ifadelerin de yer aldığı açıklamada, “Saray’daki bazı isimlerin ifşa edileceği söylemişti.

Bu paylaşımlardan iki gün sonra Göktaş’ın avukatı Hüseyin Ersöz bir açıklama yayımlayarak, “müvekkiliyle bu süreçte bir iletişim kuramadığını ama hesabın sahte olduğunu” söylemişti.

20 yıl önce öldürüldü

Akademisyen, yazar Necip Hablemitoğlu, cemaatin devletteki kadrolaşma çalışmalarını ele alan “Köstebek” adlı kitabını yayınlayamadan evinin önünde uğradığı suikastla, 18 Aralık 2002’de öldürülmüştü. Kitap bir yıl sonra tamamlanmamış haliyle yayınlandı.

Çalışma alanına ilişkin çok sayıda kitap ve makalesi bulunan Hablemitoğlu, öldürüldüğü tarihe kadar Ankara Üniversitesi’nde doçent doktor öğretim görevlisi olarak yirmi yıl süresince Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi derslerini verdi.

Suikastla ilgili halen dava açılmadı.

Suikastının zanlılarından eski Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu Nuri Gökhan Bozkır, Ocak ayında Ukrayna’da MİT tarafından yakalanmış, Türkiye’ye getirilerek Emniyet’e teslim edilmişti.

Cumartesi Anneleri/İnsanları: Neden aydınlatılmadı?

“Albay Levent Göktaş için bizim de söyleyecek sözümüz var” diyen Cumartesi Anneleri/İnsanları açıklama yapmıştı:

“Yıllarca Galatasaray’dan sormuş ama savcıları harekete geçirememiştik. Şimdi tekrar soruyoruz: Levent Göktaş cevap ver; AKPli bir milletvekilinin babası H.B ve dayısı M.B. nerede?

14 yıl boyunca TSK’nın kadrolu tercümanı, istihbaratçısı, sorgucusu olarak görev yapan; generallerin “manevi oğlu” Yıldırım Beğler, 2009 yılında Sabah Gazetesi’ne verdiği günlerce süren röportajında önemli ifşaatlarda bulunmuştu.

İfşaatların bir kısmında H.B ve M.B.’nin isimlerinin MAK’ın ölüm listesine Levent Göktaş tarafından kendi el yazısıyla eklendiğini söylemişti. Kendisinin gözaltına alıp Levent Göktaş’a teslim ettiği bu kişilerin sorgu sonrası öldürüldüklerini açıklamıştı. Ancak bu iddialarla ilgili Levent Göktaş yargı önüne hiç çıkmadı.

Yargı makamlarına sesleniyoruz: Harcı evlatlarımızın kanı ile karılan duvarları tahkim etmekten vazgeçin; maddi gerçeği açığa çıkartma ve adaleti sağlama görevinizi yerine getirin.

H.B ve M.B.’nin aileleri olaydan bir hafta sonra dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’le görüşmüştü. Akşener onlara olayın aydınlatılacağı sözünü vermişti. Ama kayıplardan bir daha haber alınmadı. Akşener’e sesleniyoruz: Olayın neden aydınlatıl(a)madığını açıklayın.

Göktaş’ın avukatlarına hatırlatıyoruz: Adı ölüm listeleri, ölüm kazanları, gözaltında kaybetme, siyasi cinayet iddiaları ile gündeme gelmiş olan müvekkilinizi savunmak sizin kararınız ama hakikate barikat kurmayın, açıklamalarınızı hukuka ve vicdana bağlı kalarak yapın.”

Paylaşın