2022 Nobel Ekonomi Ödülü’nün Sahipleri Belli Oldu

2022 Nobel Ekonomi Ödülü’ne “bankalar ve ekonomik kriz araştırmalarından” dolayı Ben S. Bernanke, Douglas W. Diamond ve Philip H. Dybvig’in layık görüldüğü duyuruldu. 2021 Nobel Ekonomi Ödülü’nü ekonomistler David Card ile Joshua D. Angrist ve Guido W. Imbens kazanmıştı.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Alfred Nobel’in Anısına Ekonomi Bilimlerinde The Sveriges Riksbank Ödülü’nün sahiplerini açıkladı.

Türkiye saatiyle 12.45’de düzenlediği basın toplantısıyla 2022 Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahiplerini açıklayan Akademi, ödülün “bankalar ve ekonomik kriz araştırmalarından” ötürü Ben S. Bernanke, Douglas W. Diamond ve Philip H. Dybvig’in layık görüldüğünü duyurdu.

Nobel Ödülü’nün internet sayfasında paylaşılan bilgilere göre, Brookings Enstitüsü’nden Ben S. Bernanke, Chicago Üniversitesi’nden Douglas W. Diamond ve St. Louis Washington Üniversitesi’nden Philip H. Dybvig’in ekonomi alanındaki çalışmaları “bankaların özellikle ekonomik krizler sırasında ekonomide oynadığı rolü daha iyi anlamamıza önemli katkı sundu.”

“Araştırmalarındaki önemli bir bulgu, bankaların batmasını engellemenin ne kadar hayati olduğuydu” diyen Akademi, şu değerlendirmede bulundu:

“Modern bankacılık araştırması, neden bankaların olduğunu, kriz dönemlerinde bankaları nasıl daha az savunmasız kılacağımızı ve bankaların batmasının ekonomik krizleri nasıl daha da kötüleştirdiğine açıklık getiriyor.

Bu araştırmaların temellerini, 1980’li yılların başında Ben Bernanke, Douglas Diamond ve Philip Dybvig attı. Analizleri, finansal piyasaları regüle etme ve ekonomik krizlerle baş etme konularında büyük öneme sahip.”

Ekonomi Bilimleri Nobel Komitesi Başkanı Tore Ellingsen de açıklamasında, “Ödülü kazananların içgörüleri hem önemli krizlerden hem de maliyetli kurtarma eylemlerinden korunma yetimizi geliştirdi” dedi.

Yıllar içinde Nobel Ekonomi Ödülleri

2021 Nobel Ekonomi Ödülü’nü ekonomistler David Card ile Joshua D. Angrist ve Guido W. Imbens kazanmıştı.

Kanadalı çalışma ekonomisti Card’ın, “çalışma ekonomisine ampirik katkılarından”, Angrist ve Imbens’in “nedensellik ilişkilerinin analizine metodolojik katkılarından” ötürü 2021 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görüldüğü duyurulmuştu.

Üç ekonomistin çalışmalarının, emek piyasasına ilişkin yeni anlayışlar gelişmesini sağladığı, neden sonuç ilişkisi açısından doğal deneylerden ne gibi sonuçlar çıkarılabileceğini gösterdiği, yaklaşımlarının diğer alanlara da yayıldığı ve ampirik araştırmayı kökten değiştirdiği belirtilmişti.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazananlara altın madalyanın yanı sıra 1,1 milyon dolar veriliyor.

Ödül, 2020’de açık artırma teorisinin geliştirilmesine katkı sunan ABD’li ekonomistler Paul R. Milgrom ve Robert B. Wilson’a verilmişti.

Milgrom ve Wilson’un keşiflerinin “dünya çapında satıcılara, alıcılara ve vergi mükelleflerine fayda sağladığı” belirtilmişti.

2019 Nobel Ekonomi Ödülü’nü de küresel yoksullukla mücadele alanında yaptıkları çalışmalar dolayısıyla ABD’li iktisatçılar Abhijit Banerjee, Esther Duflo ve Michael Kremer kazanmıştı.

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 5 Ayda 225 Milyar Lira Arttı

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığı, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığı belirtildi. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiği, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğu ifade edildi.

Öte yandan bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi ve yurttaşların artan borç yüküne ilişkin verileri paylaştı. “Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bu yıl ocak-ağustos döneminde bankalara ödenen faiz 112,2 milyar TL oldu” diyen Başevirgen, “Ödenen faiz tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre 38 milyar TL arttı” bilgisini paylaştı.

Borçlara ilişkin detayları paylaşan Başevirgen, “Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu, takiptekiler de dahil bir trilyon 337 milyar TL’ye yükseldi. Bunun 993 milyar TL’si bireysel kredilerinden, 345 milyar TL’si de kredi kartı borçlarından kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 7,7 milyar TL, kredi kartı borçlarında ise 8,8 milyar TL artış yaşandı” dedi.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre 36 milyon 362 bin kişinin kredi borcu olduğunu ifade eden Başevirgen, “Türkiye’de 25 milyon hane olduğu düşünüldüğünde her 100 haneden 70’i krediyle yaşıyor. Borç artık döndürülemez hale geldi” dedi.

‘Bankaların karı rekor kırdı’

Artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle emeğiyle yaşayanlar bankalara yönelirken, CHP’li Başevirgen de bankaların altın çağını yaşadığını söyledi. Başevirgen, “Bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı” diye konuştu.

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığını kaydeden Bekir Başevirgen, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığını belirtti. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiğini söyleyen Başevirgen, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğunu ifade etti.

Paylaşın

’10 Ekim Katliamı’nın 7. Yılında Hayatını Kaybedenler Anıldı

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD), sendikalar, sivil toplum örgütleri ve muhalefet partilerinin ortaklaşa düzenlediği Ankara Barış Mitingi’ne düzenlediği canlı bomba saldırısında 104 kişi yaşamını yitirmiş onlarca insan da yaralanmıştı.

Katliamın 7. yılında, bugün Ankara’da düzenlenen anma öncesi hayatını kaybedenlerin ve yaralananların yakınları, siyasi parti temsilcileri ve meslek örgütleri sabah saatlerinde Ankara Garı önünde toplanmaya başladı.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın aktardığına göre Tandoğan Meydanı tarafından Ankara Garı önüne gitmek için bir araya gelenleri ve basın mensuplarını engelleyen polis, aile yakınları haricinde alana girişlere izin verilmeyeceğini söyledi.

Polis gazetecilerin de aralarında olduğu çok sayıda kişiyi alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Edinilen bilgiye göre alana giriş sırasındaki polis yaklaşık 20 kişiyi gözaltına aldı.

Kitle, Ankara Garı önünde anma için bir araya geldi. Burada, katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri okundu.

Hayatını kaybedenlerin aileleri tarafından yapılan açıklamada, anmaya dahi izin verilmemesine tepki gösterildi. Yaşananlara tepki gösterilerek, hesap sorulacağı vurgusu yapıldı.

Anmaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Milletvekili Oya Ersoy, CHP Milletvekilleri Ali Mahir Başarır, Ali Haydar Hakverdi ve Veli Ağbaba da katıldı. Ayrıca, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da anmada yer aldı.

10 Ekim Katliamı

Ankara, Altındağ ilçesinin Ulus semtindeki Ankara Garı kavşağında düzenlenen Barış Mitingine 10 Ekim 2015’te, saat 10:04 civarında intihar saldırısı düzenlendi. Olay yerinde 69 kişi, toplam 103 kişi ve iki saldırgan hayatını kaybetti.

Öldürülen barış mitingi katılımcılarının isimleri şöyle:

Abdülkadir Uyan, Metin Kürklü, Gökhan Akman, Orhan Işıktaş, Gülhan Karlı Elmascan, Yılmaz Elmascan, Nevzat Sayan, Bilgen Parlak, Hacı Kıvrak, Rıdvan Akgül, Rıdvan Akgül, Hacı Mehmet Şah Esin, Gökmen Dalmaç, Elif Kanlıoğlu, Hakan Dursun Akalın, Ercan Adsız, Ayşe Deniz, Berna Koç, Fatma Esen, Gülbahar Aydeniz, Eren Akın, Canberk Bakış, Tayfun Benol, Nizamettin Bağcı, Kasım Otur,

Başak Sidar Çevik, Nilgün Çevik, Resul Yanar, Mehmet Ali Kılıç, Tekin Arslan, Sezen Vurmaz, Dilaver Karharman,  Onur Tan, Umut Tan, Sarıgül Tüylü, Dilan Sarıkaya, Ali Kitapçı, İsmail Kızılçay, Muhammet Demir, Korkmaz Tedik, Veysel Atılgan, İbrahim Atılgan, Emine Ercan, Kübra Meltem Mollaoğlu, Meryem Bulut, Seyhan Yaylagül, Ebru Mavi, Ali Deniz Uzatmaz, Ziya Saygın,

Vahdettin Özgan, Cemal Avşar, Ahmet Katurlu, Selim Örs, Azize Onat, Dicle Deli, Güney Doğan, Binali Korkmaz, Mehmet Zakir Karabulut, Leyla Çiçek, Metin Peşman, Mesut Mak, Adil Gür, Gökhan Gökbönü, Şebnem Yurtman, Osman Turan Bozacı, İdil Güneyi, Abdullah Erol, Mehmet Hayta, Özver Gökhan Arpaçay, Şirin Kılıçalp, Uygar Coşgun, Ahmed Alkhadi, Nurullah Erdoğan, Gözde Arslan, Aycan Kaya, Yunus Delice,

Sevgi Öztekin, Mehmet Tevfik Dalgıç, Sevim Şinik, Emin Aydemir, Fatma Karabulut, Ramazan Tunç, Erol Ekici, Feyyat Deniz, Necla Duran, Osman Ervasa, Ramazan Çalışkan, Vedat Erkan, Abdülbari Şenci, Niyazi Büyüksütçü, Gazi Güray, Sabri Elmas, Erhan Avcı, Ümit Seylan, Serdar Ben, Nevzat Özbilgi, Hasan Baykara, Fatma Batur, Bedriye Batur, Ata Önder Atabay, Mustafa Budak, Ağa Bayar.

Saldırıyla ilgili iddianame 13 Temmuz 2016’da kabul edildi. 36 kişi hakkında dava açan savcılığın iddianamesinde, saldırı talimatını, İslam Devleti (IŞİD) Türkiye sorumlusu İlhami Balı’nın verdiği ifade edildi.

İddianamede, Suruç saldırısını da aynı kişilerin organize ettiği belirtildi. İddianamede, Balı’nın da aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında “birden çok kasten öldürme” suçundan 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istendi.

Saldırıyla ilgili dava, 7 Kasım 2016’da başladı, halen sürüyor. Öldürülenlerin aileleri her ayın 10’unda garın önünde anma yapıyor.

 

Paylaşın

Bahçeli’den Erdoğan’ı Zora Sokan 18 Haziran Açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Seçim 18 Haziran 2023’te yapılacak” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Korkusuz yazarı Can Ataklı, açıklamanın, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “zora soktuğunu” savundu. 

Can Ataklı’ya göre MHP liderinin bu çıkışı, Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı tartışmalarını tekrar alevlendirecek.

Ataklı’nın bugünkü köşe yazısının “Bahçeli’den Erdoğan’ı zora sokan 18 Haziran açıklaması” başlıklı kısmı şöyle:

Seçim yaklaştıkça “Erdoğan’ın aday olup olamayacağı” konusu daha hararet kazanacaktır.

Erdoğan şu anki anketlere bakarak bir “baskın erken seçimi” göze alamıyor ama adaylık konusunun tartışılmaması için seçimi biraz erkene alıp “anayasal korumadan” yararlanmak istiyor.

Çünkü seçim gününde yapılırsa Erdoğan aday olamıyor ama seçim bir ay bile öne alınsa ve meclis kararı ile gerçekleşse, bu sakınca ortadan kalkıyor.

Bu nedenle saray medyası bir süredir “Hac, bayram, üniversite sınavları, milletin tatile gidecek olması” bahaneleri ile “Seçimi biraz öne almak daha avantajlı, 18 Mayıs çok güzel bir tarih” kampanyası sürdürüyor.

İşte tam bu aşamada Devlet Bahçeli ilginç bir çıkış yaptı ve “Seçimler 18 Haziran’da yapılacaktır” dedi.

Tabii Bahçeli, “Ama Türkiye’nin şartlarında Meclis bir karar verir, mevcut yönetim böyle bir düşünceyi diğer siyasi partiler ile paylaşırsa Türkiye’de bir sosyal kargaşa, anarşi yaratmak yerine belli bir kararı alır ve uygular” demeyi de ihmal etmedi.

Bana kalırsa Bahçeli’nin Mayıs’taki bir seçimi kabullenmesine rağmen öncelikle 18 Haziran’ı işaret etmesi sarayda huzursuzluk yaratacaktır.

Seçim kararı için nitelikli çoğunluk gerekiyor, AKP ve MHP’nin oyu buna yetmiyor, muhalefetin destek vermezse, sarayın seçimi erkene alıp “üçüncü kez aday olamaz” tehdidinden kurtulması çok zor.

Bahçeli’nin çıkışı ister istemez bu tartışmayı alevlendirecektir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Uzaylıların Varlığına İlişkin Yeni Bir İşaret Bulundu

ABD’deki Riverside Üniversitesi’nden bilim insanları, Dünya dışı yaşamın göstergesi olabilecek yeni bir işaret belirledi: Gülme gazı. Bilim insanları, ötegezegenlerde uzaylılara ait bir iz arayan projelerde bu gaza dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Nitröz oksit (NO2) diye de bilinen gülme gazı, vücutta mutluluk hormonu diye adlandırılan dopamin molekülünün salınımına yol açtığı için güldürüyor. Tıpta ağrı kesici olarak da kullanılan gazın yanlış veya fazla kullanılması ise sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Hakemli bilimsel dergi The Astrophysical Journal’da yayımlanan yeni araştırmanın başyazarı, “Oksijen ve metana biyolojik imza olarak çok fazla odaklanıldı” diye konuştu: Nitröz oksidi ciddi biçimde değerlendiren çok az sayıda araştırmacı oldu. Bu ihtimale az ilgi gösterilmesinin bir hata olduğunu düşünüyoruz.

Nitröz oksit, Dünya’da mikroorganizmalar tarafından üretiliyor. Ancak şu anda atmosferde çok yoğun değil. Bu da ötegezegenlerde yaşam ararken gülme gazının ihmal edilmesine yol açtı.

Ancak araştırmanın ardındaki ekip, Dünya tarihinin bazı dönemlerinde bu gazın yoğun olabileceğini belirtiyor.

Schwieterman, “Okyanuslardaki koşulların N2O’nin biyolojik olarak çok daha fazla salınmasına olanak tanıdığı bazı dönemleri hesaba katmıyorlar” dedi: O dönemlerdeki koşullar, bir ötegezegenin bugün geldiği noktayı yansıtabilir.

Schweiterman ve ekibi ekibi, canlı organizmaların başka gezegenlerde nasıl nitröz oksit üretebileceğini canlandırmak için bilgisayar simülasyonlarına başvurdu.

Simülasyonlar, bu gazın dikkate değer bir biyolojik imza olabileceği durumlar olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar buradan hareketle, Dünya dışı yaşama dair keşif görevlerinde bu gazın da aranması gerektiği sonucuna vardı.

Ekip, ötegezegenlerin atmosferlerini inceleyebilen James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişkin cihazların nitröz oksit aramak için kullanılabileceğini savunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore’den Uzak Doğu’da Gerginliği Artıracak Açıklama

Kuzey Kore’nin son zamanlarda yaptığı balistik füze denemeleri sonrası Uzak Doğu’da tırmanan gerginlik Pyongyang yönetiminin yaptığı açıklamayla yeni bir boyut kazandı: Kuzey Kore, düşmanlarını ‘yok etmek’ için nükleer füze denemesi yaptığını doğruladı.

Kuzey Kore’de Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), son günlerde yapılan nükleer başlıklı taktiksel füze denemelerinin potansiyel Güney Kore ve ABD hedeflerini “vurmak ve yok etmek” için gerçekleştirildiğinin Pyongyang tarafından onaylandığını bildirdi.

Devlet ajansı tarafından yayınlanan açıklamada, “Taktik nükleer operasyon birimlerinin yedi kez füze tatbikatı aracılığıyla, her türlü ve mekan ve zamanda belirlenen hedefleri vurmaya ve yok etmeye hazır nükleer savaş güçlerinin gerçek savaş yetenekleri tam olarak sergilendi” denildi.

KCNA ayrıca füze denemelerinin ABD ve Güney Kore güçleri arasında son zamanlarda yapılan deniz tatbikatlarına ve bölgede bulunan uçak gemisi USS Ronald Reagan’ın beş yıl sonra bu operasyonlara ilk kez katılmasına verilen yanıt niteliğinde olduğunu da kaydetti.

Kuzey Kore, ABD-Güney Kore askeri tatbikatlarını bir “işgal provası” olarak görüyor. Seul ve Washington ise bu tatbikatların savunma amaçlı olduğunu ifade ediyor.

Güney Kore, pandemi ve Pyongyang ile Washington arasındaki nükleer müzakereler nedeniyle askeri tatbikatların sayısında azaltmaya gitmişti. Fakat Pyonyang’ın geçen ay nükleer doktrininde değişikliğe gitmesi ve nükleer silah kullanılması şartlarını genişletmesi ile beraber ülkenin nükleer bir güç olmasının “geri çevrilemez” olduğunu duyurması ABD ile olan müzakerelerin de askıya alınmasına neden oldu.

Bu gelişmelerin ardından Seul’de geçen mayısta göreve gelen yeni hükümet Japonya ve ABD ile beraber tatbikatları yeniden genişletme adımları atmaya başladı.

Ancak bu ortak askeri manevralar Pyongyang tarafından Kuzey Kore topraklarının işgali için “üstü kapalı bir prova” olarak değerlendirildi.

KCNA, füze denemelerinin “düzenli ve planlı meşru müdafaa” olarak yapıldığını belirtirken bu denemelerin, “Kuzey Kore’nin ve bölgenin güvenliğini ABD’nin doğrudan askeri tehditlerinden korumak” için yapıldığı ifade edildi. Kuzey Kore söz konusu ABD tehditlerinin en az 50 yıldır sürdüğünü de ileri sürdü.

Bazı uzmanlar Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un gelişmiş nükleer cephaneliğini ABD’nin Kuzey Kore’yi meşru bir nükleer devlet olarak tanımasını sağlamak için kullanmayı hedefleyeceğini ve Kim’in bunu ülkesi üzerindeki BM yaptırımlarının kaldırılması için gerekli gördüğünü düşünüyor.

Kim Jong Un, son denemelerin Güney Kore ve ABD’ye “açık bir uyarı” olduğunu ve onları Kuzey Kore’nin nükleer tepki duruşu ve saldırı yetenekleri hakkında bilgilendirdiğini söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’nın Başkenti Kiev’de Patlamalar: 8 Ölü, 24 Yaralı

Rusya ile Kırım’ı birbirine bağlayan Kerç Köprüsü’nde meydana gelen patlamanın ardından, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de patlamalar meydana geldi. Patlamalarda, en az  sekiz kişinin öldüğü, 24 kişinin ise yaralandığı açıklandı.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı, başkent Kiev’de bugün (10 Ekim) erken saatlerde yaşanan patlamalarda, ilk belirlemelere göre sekiz kişinin yaşamını yitirdiğini, 24 kişinin yaralandığını duyurdu.

The Guardian gazetesinin aktardığına göre, Rusya’nın Nisan 2022’de çekildiği Kiev, bugün en az dört füze saldırısının hedefi oldu.

Söz konusu saldırılar, Rusya ile 2014’te uluslararası hukuka aykırı bir şekilde ilhak ettiği Kırım’ı birbirine bağlayan Kerç Köprüsü’nde meydana gelen patlamanın ardından gerçekleşti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, patlamadan “Ukrayna istihbaratını” sorumlu tutmuştu.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, kent merkezinde patlamalar meydana geldiğini duyurarak “Başkent, Rus teröristlerin saldırısı altında” dedi. Kliçko, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Rusya güçlerinin Kiev’in merkezini füzelerle hedef aldığını söyledi:

“Başkent Rus teröristlerin saldırısı altında. Füzeler şehir merkezinde Şevçenkivsk ile Solomyan semtindeki yerlere isabet etti.

“Hava alarmı var ve dolayısıyla tehdit devam ediyor. Başkentin tüm sakinlerine hitap ediyorum; alarm sırasında sığınaklarda kalın. Acil bir ihtiyaç yoksa bugün şehre inmemek daha iyi.”

Olay yerlerinde arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü aktaran Kliçko, “Kiev’in merkezi caddeleri kolluk kuvvetleri tarafından trafiğe kapatıldı, kurtarma hizmetleri çalışıyor” bilgisini verdi.

Ukrayna basını, patlamaların Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’ne 1-2 kilometrelik mesafede meydana geldiğini yazdı.

Zelenski: Bizi yeryüzünden silmeye çalışıyorlar

Bugün erken saatlerde Ukrayna’nın Dnipro, Lviv ve Zaporijya şehirlerinde de patlamalar yaşanırken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, saldırılara ilişkin Telegram hesabından açıklama yaptı.

The Guardian’ın haberine göre, Zelenski şöyle dedi:

“Bizi yok edip yeryüzünden silmeye çalışıyorlar. Zaporijya’da evlerinde uyuyan insanlarımızı yok ediyorlar. Dnipro ve Kiev’de işe giden insanları öldürüyorlar. Hava [saldırısı] alarmları tüm Ukrayna’da devam ediyor. Füzeler atılıyor. Maalesef ölü ve yaralılar var.

“Lütfen sığınakları terk etmeyin. Kendinize ve sevdiklerinize dikkat edin. Dayanın ve güçlü olun.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ağustos Ayında İşsizlik Yüzde 9,6

İşsiz sayısı Ağustos ayında bir önceki aya göre 100 bin kişi azaldı ve 3 milyon 312 bin kişi olarak kayıtlara geçti. İşsizlik oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 9,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,2 iken kadınlarda yüzde 12,5 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos’a ilişkin işgücü verilerini açıkladı. Buna göre işsiz sayısı Ağustos’ta bir önceki aya göre 100 bin kişi azaldı ve 3 milyon 312 bin kişi olarak kayıtlara geçti.

İşsizlik oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 9,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,2 iken kadınlarda yüzde 12,5 olarak tahmin edildi. Bu haliyle işsizlik Mart 2014’ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü (geniş tanımlı işsizlik) oranı da Ağustos’ta bir önceki aya göre 2,6 puan azalarak yüzde 19,8 oldu.

İstihdam oranı yüzde 47,9 oldu

İstihdam edilenlerin sayısı Ağustos’ta bir önceki aya göre 366 bin kişi artarak 31 milyon 14 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık artış ile yüzde 47,9 oldu.

Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,8 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı yüzde 53

İşgücü Ağustos’ta bir önceki aya göre 266 bin kişi artarak 34 milyon 326 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık artış ile yüzde 53 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,2, kadınlarda ise yüzde 35,1 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 18

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 18 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,2, kadınlarda ise yüzde 23,3 olarak tahmin edildi.

Haftalık ortalama fiili çalışma süresi 44,1 saat

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi Ağustos’ta bir önceki aya göre 0,9 saat artarak 44,1 saat olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Tanzanya Bile Yolsuzlukla Mücadelede Türkiye’yi Geçti

Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele notu 10 yıl içinde 58’den 40’a geriledi. Tanzanya’da hükümetin yolsuzlukla mücadele notu 2011 yılında 33.65 iken, 2021’de bu not 42.79’a çıktı. Tanzanya, yolsuzlukla mücadelede Türkiye’yi geride bırakan çok sayıda ülkeden biri oldu.

Yolsuzlukla mücadele notu; Almanya’da 94.71, Polonya’da 70.19, Yunanistan’da 66.35, Macaristan’da 56.25, Trinidad Tobago’da 47.60.

Dünya Bankası tüm dünyada ülkeleri, hükümetlerin etkinliği, güvenilirliği, yolsuzlukla mücadelesi gibi temel kategorilerde ölçümlediği raporunu güncelledi.

Sözcü gazetesinden Özlem Ermiş Beyhan’ın haberine göre, en önemli düşüşlerden biri yolsuzlukların mücadelede görüldü. 2011’de 58.77 gibi notu olan Türkiye’de hükümetin 2021’de yolsuzlukla mücadele notu 40.38’e kadar geriledi. Güvenilirlikte 2011’de Türkiye’de hükümetin notu 44.13 iken, 2021’de not 23.67’ye geriledi.

Tanzanya Türkiye’yi geçti

Rapora göre, Tanzanya’da hükümetin yolsuzlukla mücadele notu 2011 yılında 33.65 iken, 2021’de bu not 42.79’a çıktı. Tanzanya, yolsuzlukla mücadelede Türkiye’yi geride bırakan çok sayıda ülkeden biri oldu. Yolsuzlukla mücadele notu; Almanya’da 94.71, Polonya’da 70.19, Yunanistan’da 66.35, Macaristan’da 56.25, Trinidad Tobago’da 47.60.

Hükümetlerin performansını ortaya koyan raporda Türkiye’nin tüm alanlardaki notu 2021’de 50 sınırının altında kaldı. Bununla birlikte Dünya Bankası raporunda yapılan son güncelleme sonrasında İtalya’nın yolsuzlukla mücadele notu 2021’de 69.23’e yükselirken, Meksika’nın da Türkiye gibi yolsuzlukla mücadele notunun kırılarak 20’nin altına düştüğü dikkat çekti.

Politik istikrarda Türkiye’de hükümetin notu 18.48’den 2021’de 12.26’ya geriledi. Hükümetin 2011’de yasaların üstünlüğü notu 55.87 iken bu not 2021’de 36.54’e düştü. Uganda hükümetinin yasaların üstünlüğü notu 2021’de 40.38 ile Türkiye’nin üzerinde. Regülasyonların kalitesinde 2011’de Türkiye’de hükümetin notu 63.93 gibi yüksek bir seviyedeyken 50’nin altına düşerek 49.52’ye indi. Hükümetin etkinliği notu da 2011’deki 64.83’ten 2021’de 49.52’ye geriledi.

Paylaşın

Anayasa Değişikliğinin Detayları Ortaya Çıkıyor: Kadın-Erkek Vurgusu

Başörtüsüne anayasal güvence için, AK Parti’nin hukukçu kurmayları ile Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı Anayasa değişikliğinin detayları ortaya çıkıyor. Anayasanın 41. maddesi, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve kadın – erkek arasındaki eşitliğe dayanır. Aile kadın, erkek ve çocuklardan oluşur” şeklinde düzenlenmesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin “başörtüsü serbestisine” yönelik yasa teklifi üzerine “anayasa değişikliği teklifiyle” yanıt vermiş, “Aile kurumumuzu da güçlendirerek geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayacak ilave değişiklikler de yapalım” demişti.

Erdoğan, Prag dönüşü yaptığı açıklamada ise LGBTI+’yı işaret etmiş ve “Aile yapımızı dejenere etmenin gayreti içine girdiler. Öyleyse biz olması gereken ne ise onu yapacağız” demişti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bugün hem “türban serbestisini” getiren hem de “Türk aile yapısını” yeniden tanımlayan anayasa değişikliği çalışmasını, kabine toplantısında Erdoğan’ın bilgisine sunacak.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı habere göre, mevcut anayasanın 41. maddesi, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve kadın – erkek arasındaki eşitliğe dayanır. Aile kadın, erkek ve çocuklardan oluşur” şeklinde düzenlenmesi öngörülüyor.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, yapılacak düzenleme ile anayasanın “kadın ve erkek” diye sınırlandırılmasıyla “farklı cinsel yönelimlerin gözardı edileceğini” vurguladı.

Sarıhan, “Böyle bir tanımlama, LGBTİ+ bireylerini, çocukları, kadınları ve toplumun diğer bireylerini ayrımcı bir mantıkla değerlendirmiş olur. Oysa mevcut anayasanın 10. maddesinde, ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ hükmü yer alıyor. Bu tanımlama 10. maddedeki genel eşitlik ilkesine de aykırı olur. Sadece bu da değil, Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırılık içerir. Böyle bir düzenlemenin ömrü uzun olmaz” diye konuştu.

Paylaşın