AK Parti’nin ‘Seçim Yatırımları’ Hızlandı

2023 milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça, iktidarın seçim yatımları da hız kazandı. Asgari ücrete seçim nedeniyle yıl başında yüksek oranlı bir zam yapılacağına yönelik beklentiler artarken çifte zam tahmini geldi.

Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat Kösereisoğlu, asgari ücrete biri yılın başında diğeri de seçimlerden önce nisan ayında olmak üzere çifte zam yapılmasını beklediklerini söyledi.

Kösereisoğlu, enflasyondaki yüksek seyrin geçmişte olduğu gibi asgari ücrete yılda iki defa zam yapılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti. Kösereisoğlu, yıl başında asgari ücrete 6 aylık enflasyonun üzerine 10 puan eklenerek zam yapılacağı tahmininde bulundu.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; özel güvenlik şirketlerinin üye olduğu Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Murat Kösereisoğlu, asgari ücrete biri yılın başında diğeri de seçimlerden önce nisan ayında olmak üzere çifte zam yapılmasını beklediklerini söyledi. Kösereisoğlu, enflasyondaki yüksek seyrin geçmişte olduğu gibi asgari ücrete yılda iki defa zam yapılmasını kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti.

Kösereisoğlu, “Yıllık enflasyon yüzde 30’un altına düşmediği sürece yılda 2 zam olur. İkinci zam yapılacaksa seçim sonrasına bırakılmaz, öne çekilir. Öyle zannediyorum ki asgari ücret yıl başında artar, sonra seçimlerden önce, tahminen nisan ayında bir daha artar. Çünkü nisanda zam yapılmazsa temmuzda zaten zam ihtiyacı doğacağı için kimse zammı seçim sonrasına bekletmek istemez” dedi.

Enflasyon+10 puan zam

Kösereisoğlu, yıl başında asgari ücrete 6 aylık enflasyonun üzerine 10 puan eklenerek zam yapılacağı tahmininde bulundu. Enflasyonun bu yılın ikinci 6 aylık döneminde yüzde 17-18 civarında beklendiğini ifade eden Kösereisoğlu, böyle bir durumda yılın başında yapılacak zammın yüzde 25 civarında olabileceğini söyledi. Kösereisoğlu, çalışanların asgari ücretle geçinemediği için ek iş yaptığını, ayrıca bir ailede 2-3 kişinin çalıştığını ifade etti.

Paylaşın

Erdoğan’ın Açıkladığı Kredi Paketi Esnafın Sorununu Çözer Mi?

Ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısının ardından açıkladığı kredi paketinin, hem tüketici hem de üretici enflasyonunun yüksek olduğu bir dönemde esnafa yardımcı olamayacağını öne sürdüler.

Ekonomist Dr. Oğuz Demir, “Enflasyon %80’lerin üzerinde ve hızlı bir düşüşü olmayacak. %7,5 faizli 100 milyar TL’lik kredi paketini bugünkü şartlarda esnaf iki saatte tüketir. O kadar söyleyeyim” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından esnafa kredi kolaylığı sağlayacak yeni bir paket açıkladı.

Buna göre esnaf için Halkbank vasıtasıyla 60 ay vadeyle ve yüzde 7,5 faiz oranıyla istifade edebilecekleri 100 milyar liralık bir kredi kampanyası başlatılacak.

Kredi üst limitleri, 350 bin liradan 500 bin liraya, iş yeri edindirme ve taşıt kredisi limiti 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükselecek.

Halkbank’tan kredi kullanıp da takibe düşen esnafa 6 aya kadar geri ödemesiz, 36 aya kadar vadeli, yüzde 4 faizli krediyle borcunu tasfiye imkanı sağlanacak.

Genç girişimciler için ise sıfır faizli kredi limiti 100 bin liradan 300 bin liraya yükseldi, yaş sınırı da 30’dan 35’e çıktı.

Esnafa 350 bin liradan iş yeri sunulacak

Diğer yandan Erdoğan, İlk Evim İlk İş Yerim Kampanyası kapsamında TOKİ aracılığıyla 50 bin iş yeri inşa edileceğini vurguladı.

Erdoğan proje ile ilgili şu detayları verdi:

“Proje kapsamındaki 50 bin iş yerinin ilk etabının inşasına, 28 ilimizde 10 bin iş yerinin temelini atarak başlıyoruz. Büyüklükleri 50 ila 200 metrekare arasında değişen bu iş yerleri, 350 bin liradan başlayan fiyat, 2 bin 633 liradan başlayan taksit ve 10 yıla varan vadeyle esnaflarımıza sunulacaktır. Sadece bu iş yerlerinin istihdama katkısının 100 bini bulması bekleniyor.”

Erdoğan, İlk Evim İlk İş Yerim Kampanyası’nın yaratacağı ekonomik hareketliliğin 2 trilyon liraya ulaşmasını beklediklerini aktardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de Erdoğan’ın açıklamasının ardından attığı tweetinde, “Bu ülke, esnaf kültürünün temelleri üzerinde yükselen, girişimci yapısını her zaman koruyacak. Esnafımıza desteğimiz her daim sürdü ve her daim sürecek” dedi.

Esnafa yardımcı olur mu?

Diğer yandan hem tüketici hem de üretici enflasyonunun yüksek olduğu bir dönemde açıklanan paketin esnafa yardımcı olmayacağını öne süren ekonomistler oldu.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin Eylül ayı raporuna göre ticari kredilerin miktarı 3,2 milyar TL’ye ulaştı.

Bu yüzden esnafa 100 milyar TL miktarında kredi sağlanmasının toplam krediler içinde az bir orana tekabül ettiği belirtildi.

Ayrıca her ne kadar açıklanan pakette faiz yüzde 7,5 olarak belirlense de Eylül ayında üretici enflasyonunun yıllık olarak yüzde 151 olduğu bir ortamda sürekli masrafları artan üretici ve esnaf için bunun da yetersiz kalacağı eleştirisi getirildi.

Ekonomist Dr. Oğuz Demir, Twitter’da yaptığı açıklamada, “Enflasyon %80’lerin üzerinde ve hızlı bir düşüşü olmayacak. %7,5 faizli 100 milyar TL’lik kredi paketini bugünkü şartlarda esnaf iki saatte tüketir. O kadar söyleyeyim” dedi.

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan ise, “Esnaf faizli kredi değil hibe istiyor. Kiradaki, elektrikteki, doğalgazdaki fiyat artışlarının durmasını istiyor. Parayı basıp ucuz kredi vermek bir imzalık iş. Esnafın maliyetlerini indirebiliyor musunuz, ondan haber verin. Enflasyon sarmalı içinde kredi bir aylık rahatlıktır” eleştirisinde bulundu.

Diğer yandan uzun zamandır piyasalarda bankaların kredi koşullarını sıkılaştırdığı ve kredi vermekte zorluk çıkardığı konuşulmaktaydı.

Twitter’daki kimi kullanıcılar ise esnafa borçlandırılarak maddi destek sağlanmasının yarardan çok zarar getireceği yorumunda bulundu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne Kara-Murza Layık Görüldü

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) tarafından verilen Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne bu yıl Rusya’da hapiste bulunan muhalif ve aktivist Vladimir Kara-Murza layık görüldü.

Vladimir Kara-Murza’nın ödülü, eşi Yevgeniya Kara-Murza’ya takdim edildi. Törende konuşan Kara-Murza, “Mevcut Rus yetkililer (amaçları bu olmasa da) gerçek bir vatansever portresi çizdiler. Vladimir Putin hükümeti böyle insanları hain olarak görüyor. Partnerim, en iyi arkadaşım ve çocuklarımın babasıyla daha fazla gurur duyamazdım” dedi.

Yevgeniya Kara-Murza, eşinin hapishaneden yazdığı mektubu da okudu. Kara-Murza mektubunda, “Putin, Ukrayna’yı acımasızca işgale başlayarak ülkemizde hakikate karşı da bir savaş başlattı” dedi: Vladimir Putin’in Rusya’sında gerçeği söylemek devlete karşı işlenmiş bir suç olarak görülüyor.

Vladimir Kara-Murza, Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nü Rusya’daki diğer siyasi mahkumlara adadığını ve ödülle birlikte verilecek paranın onların aileleri için harcanacak bir fona aktarılacağını açıkladı.

AKPM Başkanı Tiny Kox da törende konuşma yaptı: “Günümüz Rusya’sında iktidara karşı durmak inanılmaz bir cesaret gerektirir. Bugün bu cesareti Sayın Kara-Murza hapishanedeki hücresinden gösteriyor.”

Kara-Murza’nın tutukluluğu hakkında

Rusya’nın önde gelen muhalif isimlerinden aktivist Vladimir Kara-Murza 11 Nisan akşamı Moskova’da gözaltına alınmıştı.

Savaşa karşı olduğunu dile getiren ve Rusya’nın önde gelen muhalif isimleriyle savaş karşıtı bir komite kuran Kara-Murza’nın avukatı müvekkilinin “polisin emirlerine uymadığı gerekçesiyle” gözaltına alındığını ve 15 gün hapis veya para cezasıyla karşı karşıya olduğunu aktarmıştı.

2015 ve 2017 yıllarında Moskova’da zehirlenen ve 2015’teki olayın ardından böbrek yetmezliği sebebiyle hayati tehlike yaşayan Kara-Murza aynı zamanda 2015 yılında başkent Moskova’da silahlı saldırı sonucu öldürülen muhalefet lideri Boris Nemtsov’un da arkadaşıydı.

“Vatana ihanet” ile suçlanan Rusyalı aktivist, suçlu bulunması halinde yirmi yıl hapis cezasına çarptırılacak.

Vaclav Havel ödülü hakkında

Vaclav Havel Ödülü, 2011’de ölen, Çekoslovakya komünist rejiminin önde gelen muhalifi ve önce 1989-1992 arası Çekoslovakya devlet başkanı, iki ülkenin anlaşarak ayrılmasından sonra 1993-2003 arası Çek Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan ünlü yazar Vaclav Havel’in anısına, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Vaclav Havel Kütüphanesi ve Charta 77 tarafından koyulmuştu.

Avrupa ve Avrupa dışında sivil toplum çıkışlı kişi veya kurumlara verilen ödüle aday gösterilenlerde, belirli bir grubun insan hakları durumu üzerinde gerçek bir fark yaratmış olması, büyük ve sistematik ihlalleri ortaya çıkarmada etkili olması veya insan hakkı bağlantılı bir hedef doğrultusunda kamuoyunu ve/veya uluslararası toplumu başarıyla harekete geçirmiş olması aranıyor.

Bu yıl 10 Ekim’de verilen ödül 2013’ten bu yana Ales Bialiatski (Belarus), Anar Mammadli (Azerbaycan), Ludmilla Alexeeva (Rusya), Nadia Murad (Irak), Murat Arslan (Türkiye) ve Oyub Titiev’e (Rusya) ve en son olarak da 2019’da Çin’de hapis cezası alan Uygur aydını İlham Tohti ile Balkanlar’dan gençleri bir araya getiren İnsan Hakları Gençlik Girişimi arasında paylaştırıldı.

Ödülü 2020 yılında Suudi Arabistanlu kadın hakları aktivisti Loujain Alhathloul alırken, ödüle 2021’de Belaruslu muhalefet lideri Maria Kalesnikava layık görüldü.

Paylaşın

Trabzon’da Sessiz Gece: Trabzonspor Liderlik Şansını Tepti

Süper Lig’in 9. haftasında Trabzonspor ile Kasımpaşa, Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde karşı karşıya geldi. Hakem Hüseyin Göçek’in yönettiği mücadele, 0-0 eşitlikle noktalandı.

Haber Merkezi / Trabzonspor, bu sonuçla puanını 17’ye yükselterek haftayı 7. sırada kapattı. 13 puanlı Kasımpaşa ise hafta biterken 9. sırada konumlandı.

Trabzonspor gelecek hafta İstanbul’da Beşiktaş’a konuk olurken, Kasımpaşa evinde Adana Demirspor’u ağırlayacak.

Karşılaşmadan dakikalar

20.dakikada Trezeguet sol kanattan içeri ortaladı, penaltı noktası üzerinden Bakasetas müsait pozisyonda kafayı vurdu, yandan dışarda.

29.dakikada Eysseric ceza yayının sol çaprazından kazanılan serbest vuruşta direkt kaleyi düşündü ancak Uğurcan köşeye giden şutu kornere çeldi.

40. dakikada Hugo’nun ceza sahası dışından vuruşunda top farklı şekilde auta çıktı.50′ Trabzonspor ilk yarıya göre daha tempolu bir oyun oynuyor.

57. dakikada sol taraftan gelişen Trabzonspor atağından ceza sahası içindeki Yusuf Yazıcı, topu Hamsık’e bıraktı. Bu oyuncunun beklete vuruşunda ise meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’dan döndü.

78. dakikada Trezeguet savunma arkasına sarkan Gomez’i gördü, açısını kaybeden Uruguaylı forvet sert vurdu ancak çerçeveyi bulamadı.

81. dakikada Trabzonspor’un sağ taraftan kullandığı fual atışında savunmadan seken topu önüne alan Trezeguet’in vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’da kaldı.

Stat:Şenol Güneş Spor Kompleksi

Hakemler: Hüseyin Göçek, Ekrem Kan, Erdem Bayık

Trabzonspor: Uğurcan, Larsen, Bartra (Bardhi dk.74), Hugo, Eren Elmalı, Siopis (Djaniny dk. 46), Hamsik (Umut Bozok dk.60), Yusuf Yazıcı (Gbamin dk.60), Bakasetas, Trezeguet, Gomez (Abdulkadir Ömür dk.83)

Kasımpaşa: Ertuğrul, Hadergjonaj, Bruma, Sadık, Ouannes, Mickael Tirpan, Eysseric (Yunus Mallı dk.78), Hajradinovic (Aytaç Kara dk.70), Mamadou Fall (Tunay Torun dk.88), Celina (Ahmet Emin Engin dk.88), Bahoken

Paylaşın

Dünya Bankası Ve IMF’den ‘Küresel Resesyon’ Uyarısı

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekerken, IMF Başkanı Kristalina Georgieva da, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. 

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, dünya çapında bir resesyon yaşanabileceği uyarısında bulundu.

IMF ve Dünya Bankası, Pazartesi günü ABD’nin başkenti Washington’da yıllık toplantılarını gerçekleştirmek üzere bir araya geldi. Bu vesileyle Pazartesi günü açıklamalarda bulunan Dünya Bankası Başkanı David Malpass, bazı sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşladığına dikkat çekti. Para devalüasyonunun düşük gelirli ülkeler için bir sorun olduğunu ve bu ülkelerde borçlanmanın artış eğiliminde olduğunu ifade eden Malpass, “Faiz oranlarının artması, bu ülkelerin omzunda ekstra yük oluşturuyor. Enflasyon da önceden olduğu gibi başta yoksullar olmak üzere herkes için büyük bir sorun” diye konuştu.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva da Malpass’a paralel olarak, “Dünyanın en önemli üç ekonomisinde bir yavaşlama görüyoruz” dedi. Euro Bölgesi’nde özellikle de yükselişte olan enerji fiyatlarının sorun teşkil ettiğini belirten Georgieva, Çin’de ise koronavirüs pandemisinin hâlâ tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkide bulunduğunu ve bunun da ekonomik büyümeyi frenlediğini ifade etti. ABD’de her şeye rağmen güçlü bir iş pazarının olduğunu ifade eden IMF Başkanı, ABD Merkez Bankası Fed’in sert faiz politikası nedeniyle iş pazarının da ivme kaybettiğine dikkat çekti.

IMF, gelecek Salı günü, küresel konjonktürün gidişatına ilişkin öngörülerini kamuoyuyla paylaşacak. Büyüme tahminlerinin yeniden düşeceğini açıklayan Georgieva, “Son üç yılda önemli sonuçları beraberinde getiren, tahayyül edilemez olaylara tanıklık ettik. Coronavirüs hâlâ bizimle, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali her yerde çok önemli sonuçlara yol açtı” dedi.

IMF-Dünya Bankası yıllık görüşmeleri, 2019 yılından beri ilk kez yüz yüze düzenleniyor. Söz konusu toplantıda, maliye bakanları, finans dünyasından temsilciler, merkez bankası temsilcileri ve kalkınma işbirliği alanında çalışan temsilciler bir araya geliyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Partizan Siyaseti Ortadan Kaldıracağız

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Yapısal değişiklikle ekonomiyi toparlarken; partizan siyaseti de ortadan kaldıracağız. Üzerinde tepinilen fay hatlarını kırmamız gerek. Şu an siyasal ortamımız yoksul siyasetçi için elverişli. Bu siyasetçiler istismarla yükselebiliyorlar. Yükselince mafyaları çeteleri getirebiliyorlar. Son 20 seneden bahsetmiyorum, Atatürk’ten sonra hep böyle oldu.” dedi ve ekledi:

“Erdoğan bu dönemlerin sonucu. Türkiye hep krize girdi ve sonuç hep hüsran. Çünkü sistem hep yeni sorunlara imkan sağlıyor. Bunu sonsuza kadar ortadan kaldırabiliriz. Yeni bir siyasi ve ekonomik vizyona ihtiyacımız var.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ABD ziyaret devam ederken Halk TV canlı yayınına bağlandı. İrfan Değirmenci’nin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“İktidarı devraldığımızda ki Allah nasip ederse alacağız. Ülkeyi bu krizden çıkaracağız. Üstelik hızla çıkaracağız. Mesele şu ki… Türkiye hep krizi girdi, acı reçetelerle karşı karşıya kaldı. Sonradan yeni döngülere girdi. Sonuç hep aynı oldu.

İlan edeceğimiz yapısal değişiklikle ekonomiyi toparlarken; partizan siyaseti de ortadan kaldıracağız. Üzerinde tepinilen fay hatlarını kırmamız gerek. Şu an siyasal ortamımız yoksul siyasetçi için elverişli. Bu siyasetçiler istismarla yükselebiliyorlar. Yükselince mafyaları çeteleri getirebiliyorlar. Son 20 seneden bahsetmiyorum, Atatürk’ten sonra hep böyle oldu. Erdoğan bu dönemlerin sonucu.

Türkiye hep krize girdi ve sonuç hep hüsran. Çünkü sistem hep yeni sorunlara imkan sağlıyor. Bunu sonsuza kadar ortadan kaldırabiliriz. Yeni bir siyasi ve ekonomik vizyona ihtiyacımız var. Bütünüyle siyasal kültürümüzü değiştirmekten bahsediyorum. Kapsayıcı bir siyasetten bahsediyorum.

Seyahatimde hiç bir siyasi görüşme olmayacak. Kurmaylarım şaşırdı. Bu yolculuk ilk durak. Almanya ve İngiltere’de de çok değerli insanlarla buluşacağım.”

Paylaşın

Rapor: Türkiye’de Ana Akım Medyanın Tümü Hükümetin Kontrolünde

Medya ve Gazetecilik Araştırma Merkezi’nin (Media and Journalism Research Center) hazırladığı “Devlet Medyasının Durumu” raporuna göre, Türkiye’de ana akım medya gruplarının tümü iktidar kontrolünde.

Raporda Demirören, Albayrak, Turkuvaz, Türk, Hayat Görsel, Ciner, İhlas ve Doğuş medya gruplarını “ele geçirilmiş özel medya” olarak tanımlanıyor.

157 ülkeyi kapsayan “Devlet Medyasının Durumu” raporuna göre dünyada halk yararına kamu yayıncılığı yapması beklenen devlet medyasının yüzde 84’ü hükümetler tarafından kontrol ediliyor.

Rapora göre Türkiye’de ana akım medya gruplarının tümü iktidar kontrolüne geçmiş durumda. Raporda Demirören, Albayrak, Turkuvaz, Türk, Hayat Görsel, Ciner, İhlas ve Doğuş medya gruplarını “ele geçirilmiş özel medya” olarak tanımlanıyor.

Medya ve Gazetecilik Araştırma Merkezi’nin (Media and Journalism Research Center) hazırladığı “Devlet Medyasının Durumu” başlıklı rapor yayımlandı. Marius Dragomir ve Astrid Söderström tarafından hazırlanan rapor 157 ülkede devlet medyasının bağımsızlığını tartışıyor. Raporda özel medyanın durumuna dair değerlendirmeler de yapılıyor.

Raporda 157 ülkeden medya grupları “Devlet Kontrolündeki Medya”, “Ele Geçirilmiş Özel Medya”, “Devletin Finanse Ettiği ve Yönettiği Özgür Medya” ve “Devletin Finanse Ettiği Özgür Medya” gibi çeşitli kategorilere ayrılıyor. Türkiye’den TRT ve Anadolu Ajansı (AA) “devlet kontrolünde medya” sınıfında yer alıyor.

Marius Dragomir ve Astrid Söderström’ün hazırladığı rapora göre Avrupa’da bazı ülkelerde kamu yayıncıları editoryal bağımsızlarını kaybetme riski ile karşı karşıya.

Avrupa’da medya özgürlüğünün giderek kötüleştiği ülkeler arasında Polonya, Sırbistan, Slovenya, Macaristan ve Türkiye yer alıyor.

Raporda Türkiye, Orta ve Doğru Avrupa’daki birçok ülkede devlet medyasının çoğunlukla “hükümetlerin sözcülüğünü” yaptıkları belirtiliyor.

Avrupa’da hükümet kontrolündeki veya ‘hükümetin ele geçirdiği’ medyanın yüzde 86’sı bu bölgede yer alıyor. Bu ülkelerde sadece kamu yayıncılığı değil özel medyanın çok büyük bir bölümü de hükümet kontrolü altında.

Rapora göre endişe veren trend özel medyanın kontrol altına alınması. Devlet yetkilileri ve siyasi partiler çok sayıda özel medyanın editoryal gündemi üzerinde kontrolünü arttırıyor.

Avrupa’da ‘ele geçirilmiş’ 21 özel medyanın tamamı Macaristan, Polonya, Sırbistan ve Türkiye’de bulunuyor. Bu ülkelerde kamu yayıncılığının de yine hükümetin kontrolü altında olduğu belirtiliyor.

Araştırma merkezinin kurucusu ve raporun yazarı Marius Dragomir, milyarder iş insanı George Soros’un kurduğu Açık Toplum Vakfı için yaklaşık 10 yıl çalıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Bu Diktatör Özentilerine Artık Güle Güle Diyeceğiz!

TİP Lideri Erkan Baş, ¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz¨ dedi. Baş, ayrıca, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının Erdoğan’sız bir yüzyıl olacağını ifade etti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, partisinin İstanbul’un Kağıthane ilçesindeki binasının açılışına katıldı. Burada yurttaşlarla buluşan Baş, açılış öncesi yaptığı konuşmada ¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz¨ dedi.

Konuşmasında karanlık bir dönemin sonuna gelindiğini vurgulayan Erkan Baş, ¨Artık bu saray iktidarına hep beraber son tekmeyi atmanın eşiğindeyiz. Hep beraber ‘Tayyip Erdoğan dönemine artık yeter, bitti’ demenin arifesindeyiz. Ve en önemlisi cumhuriyetin ikinci yüzyılının kapısına dayanmış durumdayız¨ dedi.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılının Tayyip Erdoğan’sız bir yüzyıl olacağını ifade eden Baş konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz. Bitti onların görevi. Fakat sorumuz şu. İkinci yüzyıl rengi değişmiş başka patron tarafından mı şekillenecek yoksa bugüne kadar sesi duyulmak istenmeyen, bugüne kadar sadece ezilen, sömürülen; bir de seçimden seçime hatırlanan, yoksullar, emekçiler bu ikinci yüzyıla damga vuracak mı, vurmayacak mı?

‘Solcu olduğumuz için dik duruyoruz’

Mesela bizim en çok duyduğumuz laf ‘Çok güzel söylüyorsunuz, çok dik duruyorsunuz, sizi büyük bir heyecanla alkışlıyorum ama biraz fazla solcusunuz’ oluyor. Tam da fazla solcu olduğumuz için öyle dik duruyoruz. Tam da solcu olduğumuz için kimseye teslim olmuyoruz, sonuna kadar mücadele etmekte solcu olduğumuz için kararlıyız.

O yüzden açılan her parti binası bizim için yeni bir mücadele mevzisi, kendimize koyduğumuz yeni hedefler, partimizi daha güçlü hale getirmek ve bu sayede bu memlekette artık işçinin, emekçinin, yoksulun sesinin daha güçlü çıkması için bize enerji veriyor, güç veriyor.¨

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında Can Kaybı 185’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda can kaybı 185’e yükseldi.

Binlerce kişinin çeşitli şekillerde yaralandığı protestolarda çok sayıda kişi de gözaltına alındı. Hükümet karşıtı sloganlar atan, ilk kez dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i doğrudan hedef alan ve ‘devrilmesini’ isteyen göstericiler “Diktatöre ölüm” sloganları attı.

Göstericiler, İslam Devrimi’nin gerçekleştiği 1979 yılından bu yana dayatılan zoraki dini kıyafet uygulamasını protesto etmek için başörtülerini çıkararak yaktı.

Bu arada sosyal medyada, pazar günü İran genelinde onlarca şehirde protestoların devam ettiğini gösteren videolar paylaşıldı. Videolarda güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz, cop ve gerçek mühimmat kullandığı, ancak buna rağmen üniversitelerin yanı sıra lise öğrencilerinin de sokaklara çıktığı görülüyor.

Güvenlik personelinin kalabalığı dağıtmak için motosikletlerini göstericilerin üzerine sürdüğü yer alıyor. Tahran yönetimi ise gösterilerden ABD dahil ‘dış güçleri’ sorumlu tutmaya devam ediyor.  Ayrıca yönetim, gerçek mermi kullanıldığı yönündeki suçlamaları reddediyor.

İran’da Kürt nüfusun ağırlıkta olduğu şehirlerde gösteriler yoğun şekilde devam ediyor. Can kaybının en yüksek olduğu yer ise Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu Sistan Belücistan eyaleti olarak öne çıkıyor.  Gösterilere kadınlar ve genç kızlar öncülük ediyor. Ülke genelinde sık sık internet kesintileri yaşanıyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Ukrayna’da Birçok Kente Füzeli Saldırı; Putin: Misilleme Yaptık

Ukrayna’nın enerji, askeri ve iletişim altyapısına yönelik denizden, havadan ve karadan uzun menzilli yüksek hassasiyetli silahlarla saldırılar gerçekleştirdiklerini söyleyen Rusya Lideri Putin, saldırıların Kırım ile Rusya’yı bağlayan Kerç Köprüsü’nün bombalanmasına misilleme olarak yapıldığını ifade etti.

Haber Merkezi / Ukrayna’nın “terörist saldırılarının” devam etmesi halinde Moskova’nın buna yanıtının “sert ve tehditlerin düzeyiyle orantılı” olacağı uyarısında bulunan Putin, “Topraklarımıza terörist saldırı düzenleme girişimleri devam ederse, Rusya’nın tepkileri sert ve boyutları ortaya çıkan tehditler düzeyinde olacak. Bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ile Kırım’ı birbirine bağlayan Kerç Köprüsü’nde 8 Ekim’de yaşanan saldırının ardından toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Putin, Kerç Köprüsü’ndeki patlamayı “Rusya’nın sivil ve kritik altyapısına yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi.

Ukrayna’yı Rusya’ya yönelik “terör eylemleri yapmakla” suçlayan Vladimir Putin, “Saldırıyı Ukrayna istihbaratının organize ettiği açıktır. Kiev rejimi uzun süredir terör yöntemlerini kullanıyor” dedi.

Ukrayna’nın Rusya’daki Kursk Nükleer Güç Santrali’ne üç saldırı gerçekleştirdiğini de iddia eden Putin, nükleer santralde meydana gelen hasarların ciddi bir sorun yaşanmadan onarıldığını söyledi:

“Rusya’nın, Baltık Denizi altından geçen uluslararası gaz taşıma sistemlerinin patlama nedenlerini araştırması önerisine neden izin verilmediği iyi biliniyor. Ama hepimiz kimin bu suçtan nihai faydayı sağladığını biliyoruz.”

“Yanıtsız bırakmak artık mümkün değildi”

Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de bugün gerçekleştirilen füze saldırılarıyla ilgili de konuştu.

Ukrayna’nın söz konusu saldırılarını “yanıtsız bırakmanın artık mümkün olmadığını” belirten Vladimir Putin, bu sabah (10 Ekim) Ukrayna’nın enerji, askeri ve iletişim altyapısına yönelik uzun menzilli yüksek hassasiyetli silahlarla saldırı düzenlediklerini söyledi:

“Savunma Bakanlığının önerisi ve Genelkurmay Başkanlığının planı doğrultusunda, bu sabah Ukrayna’nın enerji, askeri ve iletişim altyapısına yönelik uzun menzilli yüksek hassasiyetli silahlarla saldırı gerçekleştirildi.”

Putin, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik benzer saldırıları devam ettirebileceği uyarısında da bulundu: “Eğer topraklarımıza yönelik terör eylemleri devam ederse, Rusya’nın yanıtı, Rusya’ya yönelik tehditlerle orantılı ve sert olacak. Bundan kimse şüphe duymasın.”

Alman Konsolosluğu da vuruldu

Rusya’nın Kiev’de düzenlediği saldırılarda bir füze, Alman Konsolosluğu’nun da bulunduğu binaya isabet etti.

Reuters haber ajansına göre Almanya Dışişleri Bakanlığı binanın vurulduğunu doğruladı. Saldırıda ölen ya da yaralanan olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Alman Bild gazetesine konuşan bir bakanlık yetkilisi, binada vize merkezinin olduğu bölümün vurulduğunu ancak burada aylardır hizmet verilmediğini söyledi. Bild’e göre Rus füze saldırıları sırasında bölümde çalışan kimse yoktu.

Batılı liderlerden tepki

Rusya’nın bugün başlayan yoğun bombardımanından sonra Batılı liderler tepki mesajları yayımladı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, saldırıyla ilgili derinden sarsıldığını söyledi.

İngiltere, saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi, Almanya ve Fransa liderleri Zelenskiy ile telefonda görüştü.

Moldova ise Rusya Büyükelçisini geri çektiğini ve Moskova’nın bazı seyir füzelerinin Moldova hava sahası üzerinde uçtuğunu açıkladı.

Zelenskiy: Bizi yeryüzünden silmeye çalışıyorlar

Ukrayna Devlet Başkanı Voladimir Zelenskiy, konuyla ilgili Telegram’dan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bizi yok etmeye ve yeryüzünden silmeye çalışıyorlar. Zaporijya’da evlerinde uyuyan insanlarımızı vuruyorlar. Dnipro ve Kiev’de işe giden insanları öldürüyorlar. Hava alarmları Ukrayna genelinde susmuyor. Füzeler vurmaya devam ediyor. Maalesef ölü ve yaralılar var. Lütfen barınaklardan ayrılmayın. Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın. Dayanalım ve güçlü olalım.”

Zelenskiy, “Panik ve kaos istiyorlar, enerji sistemimizi yok etmek istiyorlar. Çaresizler” ifadelerini kullandı ve ikincil hedefin de insanlar olduğunu belirtti.

Ukrayna lideri, zamanlamanın ve hedeflerin Ukrayna’ya “mümkün olduğunca fazla hasar vermek için özel olarak” seçildiğini söyledi.

“Erdoğan ile Putin, Rusya ile Batı arasında müzakerelerin yapılması ihtimalini Astana’da görüşebilir”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna’daki çok sayıda bölgeye düzenlenen füze saldırılarının “özel askeri operasyon” kapsamında yapıldığını bildirdi.

Peskov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya ile Batı arasında müzakerelerin yapılması ihtimalini Astana’da görüşebileceğini söyledi.

Peskov, başkent Moskova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ukrayna’da devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Rusya ile Batı arasında görüşmelerin Türkiye’de yapılıp yapılmayacağına dair net bir bilginin olmadığını belirten Peskov, “Bu tür müzakerelerin yapılması ihtimalini konuşmak için, bu görüşmenin amacını ve sonucunun ne olabileceğini anlamak, sonra da karar almak lazım.” dedi.

“Putin ve Erdoğan, Türkiye’nin Rusya ve Batı arasında Ukrayna konusunda müzakerelerin yapılması ile ilgili teklifini Astana’da görüşecek mi” sorusunu yanıtlayan Peskov, “Büyük olasılıkla.” ifadesini kullandı.

Ukrayna’da bu sabah düzenlenen füze saldırılarına ilişkin de Peskov, “Tüm bunlar özel askeri operasyon kapsamında oluyor. Elbette operasyonun önemli kısımları başkomutana bildirilmeden yürütülmüyor.” dedi.

Paylaşın