BDDK Açıkladı: Bankaların Net Karı Yüzde 402 Arttı

Bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri”nin eylül ayına ilişkin verilerini bugün açıkladı.

Buna göre, bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

BDDK raporundan öne çıkan veriler şöyle:

  • Eylül sonu itibarıyla bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 13 trilyon 99 milyar 876 milyon lira olarak oldu. 2021 yılı sonuna göre sektörün aktif toplamı 3 trilyon 884 milyar 413 milyon lira arttı
  • Eylülde en büyük aktif kalem olan krediler 6 trilyon 835 milyar 941 milyon lira, menkul değerler 2 trilyon 129 milyar 777 milyon lira oldu

  • 2021 yılsonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 42,2, krediler toplamı 39,5 ve menkul değerler toplamı yüzde 44,2 oranında artış gösterdi
  • 2021 yıl sonuna göre kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,28 oldu. Bu oran önceki dönemde yüzde 2,38 seviyesindeydi.
  • Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2021 yılı sonuna göre yüzde 51,8 artışla 8 trilyon 52 milyar 541 milyon liraya yükseldi.
  • 2021 yılsonuna göre özkaynak toplamı yüzde 66,5 artışla 1 trilyon 188 milyar 813 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı ise yüzde 18,83 oldu.
Paylaşın

Euro Bölgesi’nde Enflasyon Rekor Tazeledi: Yüzde 10,7

Enerji krizi yaşayan Euro Bölgesi’nde enflasyon rekor tazeleyerek Ekim ayında yüzde 10,7’ye yükseldi. Euro Bölgesi’nde tüketici enflasyonu eylülde yüzde 9,9 ile rekor kırmıştı. Enerji fiyatlarındaki artış ise Ekim ayında yüzde 41,9 olarak kaydedildi.

Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, euro kullanan on ülkede tüketici fiyatlarındaki artış Ekim ayında yüzde 10,7’ye ulaştı. Enerji krizi yaşayan Euro Bölgesi’nde tüketici enflasyonu eylülde yüzde 9,9 ile rekor kırmıştı. Enerji fiyatlarındaki artış ise Ekim ayında yüzde 41,9 olarak kaydedildi.

Enerji fiyatları enflasyonu artırmaya devam ederken, gıda ve ithal ürünler de fiyatları büyük oranda yukarıya çekti, hizmet sektörünün payı ise bu ay küçük kaldı. İşleme tabi tutulmamış gıda ve enerji fiyatlarındaki artış yüzde 6’dan yüzde 6,4’e yükseldi. Alkol ve tütün ürünlerini hesaba katmadan hesaplanan enflasyon ise yüzde 5 civarında.

Enflasyon, ekim ayında Estonya’da yüzde 22.4, Litvanya’da yüzde 22, Letonya’da yüzde 21.8, Hollanda’da yüzde 16.8, Slovakya’da yüzde 14.5, Belçika’da yüzde 13.1, İtalya’da yüzde 12.8, Almanya’da yüzde 11.6, Avusturya’da yüzde 11.5, Portekiz’de yüzde 10.6, Slovenya’da yüzde 10.3, Yunanistan’da yüzde 9.8, İrlanda’da yüzde 9.6, Lüksemburg’da yüzde 8.8, Güney Kıbrıs’ta yüzde 8.6, Finlandiya’da yüzde 8.3, Malta’da yüzde 7.5, İspanya’da yüzde 7.3 ve Fransa’da yüzde 7.1 seviyesinde belirlendi.

Avrupa Merkez Bankası (AMB), geçtiğimiz üç ay içerisinde faiz oranını 200 baz puan artırdı. AMB, ekonomide resesyon endişelerine rağmen geçtiğimiz hafta politika faizini 75 baz puan daha artırmıştı. Banka, enflasyonla mücadele için artışların süreceği sinyali vermişti.

Üç temel politika faizinden en önemlisi olarak görülen ve bankaların AMB’den çektikleri kredilere uygulanan ana refinansman oranı yüzde 2’ye, mevduat faiz oranı yüzde 1,50’ye ve marjinal fonlama faizi yüzde 2,25’e yükseltilmişti.

Ekonomistler, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar ekonomik durgunluğun devam etmesini bekliyor. Hâlâ yüksek seviyelerde seyreden gaz fiyatlarının yaz aylarında görülen seviyelerin altına inmesi, Avrupa’nn Rus gazının kesilmesinin etkilerini sanılandan daha iyi baş edeceği konusunda umutları artırdı. AMB’nin bir sonraki toplantısı 15 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘SPK’ Çıkışı: Görevden Almalar Yetmez

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili ile bir kurul üyesinin görevden alınmasıyla ilgili açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, görevden almaların borsa manipülasyonu ile ilişkili olduğunu işaret etti ve bunun yeterli olmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili Mutalip Ünal ile SPK Üyesi Ali Akay görevden alınması ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yaptı.

Görevden almaların borsa manipülasyonu ile ilişkili olduğunu işaret eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımlarında şu ifadeleri kullandı:

“SPK’da görevden almalar yetmez. Tespit komisyonu bu süreçte borsada milletten ne çalındığını derhal belirlemeli, manipülatif operasyonlarla haksız zenginleşenlerin mal varlıklarına el konulmalı ve küçük yatırımcının zararı tazmin edilmelidir. Bunun altında hiçbir şeyi kabul etmem!”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, eylül ayında Sermaye Piyasası Kurulu’nu (SPK) uyararak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz. Küçük yatırımcıyı göz göre göre soyuyorlar. Piyasada küçük yatırımcılardan toplamda 5-5,5 milyar dolar çaldılar. SPK yetkilisi Bloomberg’e ‘sistemik risk’ yok diyor. Yalan söylüyorlar, sistematik risk var. Uyarmıştım, izliyorum demiştim.

Tek tek not alıyorum derken blöf yapmıyordum. Soyguncuları uyarıyorum. Fitil fitil burunlarından getireceğim. Milletin parası onların boğazına dizilecek! Buradan SPK’ya son kez sesleniyorum. Aklınızı başınıza toplayın ve görevinizi yapın. Manipülatör grupları hemen temizleyin. Tekrar ediyorum, son kez…”

Borsa’da manipülasyon soruşturması kapsamında daha önce beş kişi tutuklanmıştı. Bugün Resmi Gazete’de yer alan kararla Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili Mutalip Ünal ve Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi Ali Akay görevden alındı. Yerlerine Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili olarak Enver Usca, Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi olarak da Bülent Murat Haholu getirildi.

Paylaşın

Buğday Fiyatlarında Artış; Tahıl Anlaşmasından Çekilen Rusya’ya Tepki

Rusya’nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilme kararı sonrası, küresel çapta buğday ve mısır fiyatlarında artış meydana geldi. Rusya’nın kararını AB ve ABD tarafından sert ifadelerle eleştirilirken, BM ise söz konusu anlaşmanın devamı için girişimlerin devam ettiğini duyurdu.

Rusya’nın tahıl koridoru anlaşmasından çekilmesine tepkiler devam ediyor. Birleşmiş Milletler (BM) Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Amir Mahmoud Abdulla, konuya ilişkin Pazartesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Gıda akışı devam etmelidir, sivil kargo gemileri askeri hedef haline getirilemez ya da rehin tutulamaz” ifadelerini kullandı.

Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir de Rusya’nın anlaşmadan çekilmesini eleştirerek, “Rusya’nın tahıl anlaşmasını tek taraflı askıya alması dünyada milyonlarca insanın aç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sorumsuzca bir hareket” ifadelerini kullandı. Rusya’ya söz konusu anlaşmaya saygı duyması çağrısı yaptı.

Rusya’nın tahıl koridoru anlaşmasından çekilmesinin ardından buğday fiyatları yüzde 5, mısır fiyatları yüzde 2 oranında artış gösterdi. Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) buğday vadeli işlemleri yüzde 5,4 artışla 8,7 dolara yükseldi. Buğday fiyatları, günün erken saatlerinde 8,9 dolara yükselerek 14 Ekim’den bu yana en yüksek seviyeyi görmesinin adından saat 09.25 itibarıyla 8,7 dolar seviyesinde dengelendi.

Rusya’nın Ukrayna tahılının Karadeniz’den dünya pazarlarına ulaştırılması anlaşmasını askıya almasının ardından buğday ve mısır tedarikleri konusunda küresel endişe hakim. Tahıl piyasaları, sekiz aydır devam eden Rusya’nın Ukrayna saldırısı kapsamında yaşanan gelişmelere oldukça duyarlı.

Pazar günü tahıl anlaşması kapsamında oluşturulan tahıl koridorunda gemi hareketliliği gözlemlenmediği belirtildi ancak deniz trafiği yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre, Pazartesi günü tahıl ve diğer tarım ürünlerini taşıyan iki kargo gemisi Ukrayna limanlarından ayrıldı. Ortak Koordinasyon Merkezi’nden yapılan açıklamada Pazartesi günü 12 kargo gemisinin daha Ukrayna limanlarından ayrılmasının beklendiği söylendi.

Birleşmiş Milletler (BM), Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildiğini duyuran Rusya’yı, bu kararından vazgeçirmeye çalışıyor. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Moskova ile irtibat halinde olunduğunu ve tüm tarafların, tahıl koridoru girişimini tehlikeye atacak adımlardan uzak durması gerektiğini belirtti. Dujarric ayrıca, Ukrayna tahılının, dünya çapında gıda sıkıntısı nedeniyle zor durumda olan milyonlarca insan için önemine vurgu yaptı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan Cumartesi günü yapılan açıklamada, “Kiev rejimi tarafından İngiliz uzmanların katılımıyla Karadeniz Filosu gemilerine ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlayan sivil gemilere yönelik gerçekleştirilen terör saldırısı nedeniyle Rusya, Ukrayna limanlarından tahıl ihracat edilmesini öngören anlaşmanın uygulanmasına katılımını askıya aldı” denilmişti.

AB’den Rusya’ya eleştiri

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya’yı aldığı karardan dolayı, Twitter üzerinden yayınladığı mesajla eleştirerek, bu kararın “Ukrayna’ya karşı açılan savaş nedeniyle dünya çapında yaşanan gıda krizi ile mücadele için gerekli olan gıda ve gübre sıkıntısına karşı en önemli ihracat yolunu tehlikeye attığını” dile getirdi. Borrell, AB’nin Moskova’dan söz konusu kararı ivedilikle geri almasını talep ettiğini belirtti.

ABD’den Rusya’ya ağır suçlama

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Rusya’yı, Tahıl Koridoru Anlaşması kararından çekildiği için ağır ifadelerle eleştirdi. Moskova’nın, Karadeniz üzerinden tahıl ihracatını durdurarak, gıda konusunu “silah olarak kullandığını” dile getiren Blinken, Rusya’nın aldığı bu kararla insani krizi daha da tetiklediğini belirtti.

“Rusya’nın bu kritik tahıl ihracatını durdurmaya yönelik attığı her adım, temelde dünyanın tüm bölgelerinde insanların ve ailelerin gıdaya daha fazla para ödemesine ya da aç kalmasına neden oluyor” diyen Blinken, Twitter mesajında da, “Karadeniz tahıl girişimi ile Ukrayna’dan 9 milyon ton tahıl ihraç edildi ve küresel çapta gıda fiyatları düştü. Tüm tarafları, bu olağanüstü başarılı girişimi ayakta tutmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Joe Biden de Rusya’ya yönelik açıklamasında, Moskova’nın tahıl anlaşmasından çekilme kararının “tek kelimeyle rezalet” olduğunu savunmuş ve böyle bir karar için ortada herhangi bir sebep bulunmadığını öne sürmüştü.

Türkiye ile BM öncülüğünde varılan anlaşma

Ukrayna Savaşı’nın tarafları olan Rusya ve Ukrayna, geçen Temmuz ayında Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in girişimi ile Tahıl Koridoru Anlaşması konusunda mutabakata varmış ve söz konusu anlaşma İstanbul’da imzalanmıştı. BM verilerine göre o günden bu yana 360’dan fazla yük gemisi yaklaşık 8,1 milyon ton tahıl ile Ukrayna limanlarından demir aldı. Savaştan önce küresel çapta en önemli gıda tedarikçilerinden biri olan Ukrayna’dan dünya pazarlarına her yıl 45 milyon tondan fazla tahıl ihraç ediliyordu.

Ne olmuştu?

Rusya, Cumartesi günü tahıl anlaşmasından çekildiğini duyurmuştu. Rusya Savunma Bakanlığı, çekilmeye gerekçe olarak Kırım’daki Rus gemilerine insansız hava aracı ile saldırı düzenlenmesini göstermişti. Rusya bu saldırıdan Ukrayna’yı sorumlu tutuyor.

Savunma Bakanlığı, saldırı düzenlenen gemilerin tahıl sevkiyatı konvoylarını korumak üzere görev yaptığını belirterek, “Kiev rejimi tarafından İngiliz uzmanların katılımıyla Karadeniz Filosu gemilerine ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlayan sivil gemilere yönelik gerçekleştirilen terör saldırısı nedeniyle Rusya Ukrayna limanlarından tahıl ihracat edilmesini öngören anlaşmanın uygulanmasına katılımını askıya aldı” ifadesine yer vermişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Türkiye Yüzyılı’ Programına Tepki: Riyakarlığın Daniskası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Ekim’de düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı’ programındaki söylemlerini eleştiren GP Lideri Davutoğlu, “20 yıl iktidar olduktan sonra yeni bir parti gibi deklarasyon yapılmaz. Cuma günü yapılan açıklamalar, beni hiç heyecanlandırmadı riyakarlığın daniskası” dedi.

Davutoğlu, programa davet edilmemesine ilişkin ise, “Perinçek ve Destici’nin olduğu yerde benim bulunmam zaten doğru olmazdı” dedi. “Yüzüme nasıl bakacaklardı?” ifadesini kullanan Davutoğlu, “Bu milletin 2 defa başbakan seçtiği birini çağırmamak ne demek? Türkiye nereye gidiyor?” diye sordu.

Davutoğlu, Vatan Partisi’ne katılan iş insanı Ethem Sancak’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine, ‘Che Guevara nasıl nasıl bir adam?’ diye soru sorduğunu ve bu soruya verdiği “Tek fark o namaz kılmıyordu, siz kılıyorsunuz” yanıtını eleştirdi.

Davutoğlu, “Che Guavera; yiğit bir devrimci, ezilenlerin, sömürülenlerin sembolü olarak saygıyla selamlıyorum. 20 yıl önceki Erdoğan’ı Che Guavera ile benzetebilirsiniz. Keçiören halkını selamlayarak geçerdi. O zaman hepimizde devrimci bir ruh vardı” diye konuştu.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat programında açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu’nun açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:

”(Türkiye Yüzyılı programına davet edilmemesine tepki) Perinçek ve Destici’nin olduğu yerde benim bulunmam zaten doğru olmazdı, yüzüme nasıl bakacaklardı? Bu milletin 2 defa başbakan seçtiği birini çağırmamak ne demek? Türkiye nereye gidiyor? 20 yıl iktidar olduktan sonra yeni bir parti gibi deklarasyon yapılmaz. 2016’da dünyada milli gelirde 16’ncıydık şu an 21. sıradayız.

(Bakan Muş’un ”Son yılları saymazsak, AK Parti döneminde enflasyon ortalaması yüzde 8-9 civarındadır” açıklamalarına tepki) Üretici enflasyonu yüzde 5,5’dan yüzde 153’e çıktı. Doğru haklı son dönemleri saymamak lazım. Bakan Muş’un sözleri itiraf niteliğindedir. Söylediği sözler gerçekten komedi. Türkiye’nin son yılları ne zaman? Erdoğan yok mu son dönemlerinde? Bu dönemin hesabını kim verecek? Enflasyon canavarı teker teker her kesimi yutuyor.

“Erdoğan’ın dünyasında vaatler bitmiyor”

Yönetenlerin dünyasında kriz yok çünkü bürokratların çoğu 4-5 maaş alıyor. Bütün siyasi atamalara bakın üst düzey bürokratın oğlu bakan yardımcısı yapılıyor. Richard Folk ile bir sohbetimiz oldu. Fakirleşmeyle sokaktaki hareketliliği konuştuk. KKM ile bir kesime para aktarılması sağlanıyor. Bunlar dünyadan, halktan koptular. İnsanlar açlıktan kıvranıyor ama Erdoğan’ın dünyasında vaatler bitmiyor.

“Gençlik bankası kuracağız”

50 yılda değil, bir kaç yılda gençleri umutla buluşturacağız. Türkiye’nin hiçbir yerinde genç çiftçi göremiyoruz, hibe ile teşvik lazım. Gençlik Bankası kuracağız, banka dijital olacak bursları, kredileri oradan alacaklar. İşsizlik Fonu da dahil tek ölçümüz olacak istihdamı artıracağız.

Bunların istihdam modeli yanlış, Türk lirası belli bir seviyeye getirilmeli. Bunlar para basarak yalancı cennet oluşturuyorlar. Darphanede parayı basıyorlar piyasaya enjekte ediyorlar böylece enflasyonun artışına sebep oluyorlar ama bunu göremiyorlar.

“Yeşil dolara aşıklar”

Şimdi golf sahasına villa yapmaya hazırlanıyorlar. Bunlar yeşil dolarlara aşık ama yeşil alanlara düşmanlar.

“Rusya’ya ne taviz verdiniz?

Hangi tavizler verildi de Rusya’dan borç erteleme talep ediliyor? Akkuyu’yu Ruslara vermek istisnasında ne taviz verdiğiniz Rusya’ya? Rusyalara 7 milyar dolar civarında vergi istinası verildi.

“Yola çıktığınız yüzük nerede?”

Erdoğan’a soracağım tek şey var; yola çıktığınız yüzük nerede? Bir lider, bir başbakan, bir bakan önce milletinin hakkını korumalı.

Che Guavera, yiğit bir devrimci ezilenlerin sömürülenlerin sembolü olarak saygıyla selamlıyorum. 20 yıl önceki Erdoğan’ı Che Guavera ile benzetebilirsiniz. Keçi Ören halkını selamlayarak geçerdi. O zaman hepimizde devrimci bir ruh vardı. Benim aldığım tek maaş vardı. Bir gün Tayyip Erdoğan’ın akrabalarına kaynak aktaracağına ihtimal vermezdim.

Cuma günü yapılan açıklamalar, beni hiç heyecanlandırmadı riyakarlığın daniskası.

“‘Türkiye Yüzyılı’ diye bir hayal satıyorlar”

Kimin nasrına bastıysam toplanıp karşıma geldi. Benim yönetimimde Nureddin Nebati’nin bakan olacağını düşünür müsünüz? Ekonomi 101’den geçirmem ben. Yiğit Bulut gibi birini ekonomi yönetimine getirilebileceğini düşünür müsünüz? İlk defa bu kadar niteliksiz ve yolsuzluklara bulanmış bir siyasi elit var. Şimdi ‘Türkiye Yüzyılı’ diye bir hayal satıyorlar.

“Mahir Ünal’ın eksikliği”

Mahir Ünal’a kesinlikle katılmıyorum. Sayın Bahçeli ve Erdoğan arasında önemli bir mesele olarak görüyorum. Akşener ve Kılıçdaroğlu’ndan daha ağırını Bahçeli söylemiştir. Mahir Ünal’ın eksikliğidir daha vahimi Bahçeli’nin bu metinde olmaması. Bu hükümet Bahçeli’nin vesayeti altında bir hükümettir. Sayın Erdoğan Bahçeli olmadan nefes alamaz hale geldi, yapma derse yapmaz.

Geçen sene Peker, Soylu’ya saldırdığında Erdoğan bir ay ses çıkarmadı. Daha önce Numan Kurtulmuş’a da ayar verdi Bahçeli. Beni kukla başbakan yaptıklarında 1 haftada istifa ettim. İstifa onurlu bir iştir, zamana bırakılmaz.”

Paylaşın

Türkiye, Sefalet Endeksinde Zirveye Oturdu

Sefalet Endeksi’nde Türkiye en yakın takipçisi Arjantin’e fark atarak birinci oldu. Türkiye 93.3 puanla ilk sırada yer alırken Arjantin 89.9 puanla ikinci oldu. Üçüncü sırada yer alan ülke ise Güney Afrika.

Bu ülkenin endeksteki puanı 41.4. Macaristan 23.8, Polonya 22.3, Rusya ise 17.5 puanla endekste yer aldı.

Türkiye sefalet endeksinde zirveye oturdu. Enflasyon ve işsizliğin toplamından oluşan Sefalet Endeksi’nde Türkiye en yakın takipçisi Arjantin’e fark atarak birinci oldu. Türkiye 93.3 puanla ilk sırada yer alırken Arjantin 89.9 puanla ikinci oldu.

Üçüncü sırada yer alan ülke ise Güney Afrika. Bu ülkenin endeksteki puanı 41.4. Macaristan 23.8, Polonya 22.3, Rusya ise 17.5 puanla endekste yer aldı.

Sefalet Endeksi Nedir?

İşsizlik ve enflasyonun artmasıyla yaşanan problemler seneler boyunca tüm ülke ekonomilerinin karşılaştığı en büyük sorunlardan biridir. Ekonominin seyri ile ilgili önemli bilgiler veren, enflasyon ve işsizlik oranlarının oluşturduğu gösterge iktisatçılar tarafından Sefalet Endeksi (İktisadi Hoşnutsuzluk Endeksi) olarak tanımlanır.

Sefalet endeksi, enflasyon ve işsizlik oranının aynı anda yükselmesinin yanı sıra, işsizlik ve enflasyon oranından yalnızca birinin artmasından da kaynaklanıyor olabilir. Teknolojik gelişme ve atıl durumda olan kapasitenin kullanılmaya başlanması enflasyon oranını azaltırken işsizlik oranını değiştirmeyebilir.

Teknolojik gelişme ve atıl kapasitenin kullanılmaya başlanması, yani kapasite kullanımının artış göstermesi üretimi de artırmakta ve bu durum mal üretiminde de artış olacağı anlamına gelmektedir. Mal üretiminin artması, enflasyon oranını azaltmakta; teknolojik gelişme ise işgücü verimliliğini artıracağı için daha az işgücü kullanılmakta ve işsizlik problemi ortaya çıkmaktadır.

Sefalet endeksindeki değişim sadece işsizlik oranındaki değişimden de kaynaklanıyor olabilir. İhracat odaklı büyüme modelini kullanan bir ülkenin ihracat için gereken ham madde, ara malı ve yatırım mallarının eksik olması bu malları ithal edeceği anlamına gelmektedir. Yani bu ülkede ihracatla birlikte ithalatta artacaktır. İthalat ve ihracatta oluşan artış ise belli bir miktar işgücü talebini de artırmakta ve işgücü talebinde meydana gelen bu artış işsizlik oranını da düşürmektedir.

İhracatın artması sebebiyle ekonomik büyüme oranında da yükselme olan bu ülkelerde, enflasyon oranı ekonomik büyümeden sınırlı oranda etkilenebilir. Döviz kurundaki artış ise, ithalattaki fiyatları artırıp pahalılaştırarak üretim maliyetlerini artırmakta ve artan maliyetler dolayısıyla enflasyon oranının da artmasına sebep olmaktadır.

Sefalet endeksi; 1960’lı yıllarda Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilmiş olup, enflasyon ile işsizlik oranının toplamını ifade eder. Enflasyonun artması yaşam maliyetinin, işsizliğin artması işe kazanç sağlayamayan insan sayısının arttığı anlamına geldiği için, dolayısıyla sefalette artacak ve ekonomide bozulma meydana gelecektir. Bir zaman sonra bu endeks, 1999 yılında Nobel Ödüllü Amerikalı iktisatçı Robert Barro tarafından yeniden düzenlenip formülü değiştirilmiştir.

Barro Sefalet Endeksi

Robert Borro enflasyon oranı ve işsizlik oranına uzun vadeli tahvil faizi ile büyüme oranını da eklemiştir. Yeni haliyle Barro Sefalet Endeksi (Barro Misery Indeks-BMI) ismini alan endeks şu şekilde ifade edilebilir:

BMI = (Enflasyon Oranı + İşsizlik Oranı + Faiz Oranı) – Büyüme Oranı

Paylaşın

Kavala: Mantık Dışı Kurgu İnandırıcı Olsun Diye Hapiste Tutuluyorum

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve 1800 günden uzun süredir hapiste olan Osman Kavala, “Mantık dışı kurguya inandırıcılık kazandırmak için benim cezaevinden çıkmamam gerekli görülüyor” dedi ve ekledi:

“Gezi davası Gülenci emniyet ve yargı mensuplarınca hazırlanmış olan darbe girişiminden sonra da iktidar çevrelerince benimsenen, protestoların dış güçlerce organize edilmiş bir kalkışma olduğu kurgusu ekseninde hazırlandı, bu anlatıya hukuki destek sağlamak için sahneye kondu”

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala, Halk TV Program Koordinatörü İpek Özbey, halktv.com.tr yazarı Fikret Bila ve gazeteci Barış Pehlivan’ın sorularını yanıtladı.

Kavala’nın sorulara verdiği yanıtta tutuklanma sürecine dair şunları söyledi: ”Gezi davası Gülenci emniyet ve yargı mensuplarınca hazırlanmış olan darbe girişiminden sonra da iktidar çevrelerince benimsenen, protestoların dış güçlerce organize edilmiş bir kalkışma olduğu kurgusu ekseninde hazırlandı, bu anlatıya hukuki destek sağlamak için sahneye kondu. Bu mantık dışı iddiaya dayanak olabilecek hiçbir delil, somut bilgi olmadığından Soros’un ismi kullanılarak bir kurgu oluşturuldu.

İsmi kullanılarak diyorum, zira yargı sürecinin hiçbir aşamasında Soros şüpheliler listesine eklenmedi, tanık olarak dahi ifade vermesi talep edilmedi. Açık Toplum Vakfı ile ilişkili olduğum, protestolarla katıldığım, AVM projesine açıkça karşı çıktığım için, muhtemelen iktidarı rahatsız eden başka faaliyetlerimin de göz önüne alınması sonucu, Soros’la protestocular arasındaki ilişki benim üzerimden kuruldu. Gezi parkına giderken yanımda poğaça götürmüş olmam, protestolara maddi kaynak sağlamış olduğumun somut delili olarak iddianamede yer aldı. Sanırım bu mantık dışı kurguya inandırıcılık kazandırmak için benim cezaevinden çıkmamam gerekli görülüyor.

‘Bunlar planlı yapılan hukuku dolanma eylemleri’

Cumhurbaşkanı birkaç defa cezaevinde olmamı suçluluğumun kanıtı olarak ifade etti. Malum, dış güçlerin hükümete karşı faaliyetler sürdürdüğüne dair siyasi propaganda sadece Gezi’yi itibarsızlaştırmak için değil, ekonomide kötüleşmeyi açıklamak, muhalefeti yerli ve milli olamamakla suçlamak için de kullanılıyor. Sanırım aynı zamanda ‘Biz faaliyetlerini sakıncalı bulduğumuz kişileri cezaevinde tutarız, AİHM kararları ve dışarıdan müdahaleler bunu engelleyemez‘ şeklinde bir mesaj da veriliyor.

Şunu hatırlatayım: AİHM’in 18’inci maddenin ihlal edildiğini içeren 2019 yılındaki kararından ve ilk Gezi duruşmasından beraat ettikten sonra yaşananlar, AİHM’in herhangi bir suça işaret etmediğini tespit ettiği sözde deliller kullanılarak önce casusluktan tutuklanmam, sonra da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi, 18’inci maddenin ihlali olarak değerlendirilmiş olan ilk tutuklanmamdan daha vahim hukuksuzluklar. Bunlar planlı yapılan hukuku dolanma eylemleri.”

‘İlk yapacağım annemi görmek olacak, sonra da Gezi Parkı’nda ağaçları seyrederim’

Kavala, cezaevinden çıktığında ‘ilk ne yapacağı’ sorusunaysa şu yanıtı verdi: ”Cezaevinde uzun süre kalınca kapalı bir yerde yaşamaya alışıyorsun. Çıktıktan sonra evimde, eşimle, dışarı çıkmadan birkaç yıl yaşayabilirim gibi hissediyorum! Ama, tabii, dostlarımı, çalışma arkadaşlarımı da çok özledim. İlk yapacağım, o zaman hala hayatta olacağını ümit ediyorum, annemi görmek olacak. Gezi Parkı onun evine çok yakın. Sonra oraya gidip ağaçları seyrederim herhalde.”

Paylaşın

106’sı AK Partili 130 Milletvekili TBMM’de Hiç Konuşmamış

Meclis kayıtlarına göre aktif görevli 570 vekilden 130’ni 2022’de Meclis Genel Kurulu’nda hiç konuşmadı. Konuşmayan 130 vekilden 106’sı AK Partili olurken geriye kalan 24 vekil muhalefet partileri ve bağımsızlardan oluştu.

Türkiye 2023’deki seçimlere hazırlanırken Meclis’te bulunan 130 milletvekili 2022’de genel kurulda hiç konuşmadı. AK Parti’de bu sayı 106’yı bulurken parti genel başkanları hariç tutulduğunda vekillerin yüzde yüzde 22’si konuşmamış oldu.

Meclis’te bugün itibariyle 580 milletvekili var: AK Parti’nin 286, CHP’nin 134, HDP’nin 56, MHP’nin 48, İYİ Parti’nin 37, TİP’in 4, Demokrat Parti ve Memleket Partisi’nin 2, BBP, DEVA, DBP, Saadet Partisi, Yenilik Partisi ve Zafer Partisi’ninse 1. Bunun yanında beş tane de bağımsız vekil bulunuyor.

Temsil edilen 14 siyasi partinin 10’nun genel başkanı da milletvekili olarak görevli. Bu 10 vekil de çıkarıldığında Meclis’te aktif görevli vekil sayısı 570.

Diken’den Altan Sancar’ın Meclis kayıtlarından aktardığına göre aktif görevli 570 vekilden 131’ni 2022’de Meclis Genel Kurulu’nda hiç konuşmadı. Yani yıl biterken yaklaşık yüzde 22’sinin sesi hiç duyulmadı.

Konuşmayan 130 vekilden 106’sı AK Partili olurken geriye kalan 24 vekil muhalefet partileri ve bağımsızlardan oluştu. CHP’nin yedi, HDP’nin beş, MHP’nin yedi, İYİ Parti’nin üç ve Demokrat Parti’nin bir milletvekili hiç konuşmadı. Ayrıca bağımsız iki vekil de konuşmayanlar arasında.

Öte yandan bazı milletvekilleri 2018’deki yemin töreninin ardından bir daha söz almadı.

Paylaşın

Sosyal Güvenlik Kurumu, 7 Ayda 25 Milyar Lira Açık Verdi

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler gerçeğin öyle olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu yılın ilk 7 ayında 25 milyar 667 milyon lira açık verdi.

2003 yılından bu yana bütçeden SGK’ya 1 trilyon 905 milyar lira transfer yapıldı ve açık miktarı 472 milyar 445 milyon TL oldu.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre; iflasa doğru giden SGK, AKP iktidarları döneminde, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sık sık eleştirdiği Kemal Kılıçdaroğlu döneminden 102 kat daha fazla açık verdi.

Kurumun geçen yılki açığı da 21 milyar 613 milyon TL olmuştu. 1992-1999 yılları arasında SSK Genel Müdürlüğü yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun döneminde ise kurumun toplam açığı 4.6 milyar liraydı.

“AKP iktidarları döneminde SGK’nın durumu” konulu bir rapor hazırlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “2003-2007 yılları arasındaki SGK’nın toplam açığı 113 milyar 987 milyon TL olurken, 2003-2007 yılları arasındaki toplam açık, Kılıçdaroğlu döneminin 7 yıllık toplam açığının 24.7 katı oldu” dedi.

Ağbaba, SGK’nın bu yılın ilk 7 ayındaki 25.6 milyar liralık açığının geçen yılın tamamına göre 4.5 milyar TL fazla olduğunu kaydetti. Ağbaba, “AKP Genel Başkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu döneminde SSK’nın iflas ettiğine dair söylemlerde bulunsa da bu iddia bizzat SGK’nın mali tabloları ile çürümektedir” dedi.

Nebati: Biz enflasyonu dünyadaki gibi algılamıyoruz

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Arab News’e verdiği röportajda, Türkiye’deki enflasyona ilişkin konuştu. Nebati, geçen yıldan itibaren emtia fiyatlarının yanı sıra nakliye maliyetleri ve enerji fiyatlarının artması nedeniyle enflasyonun yükseldiğini söyledi.

AA’nın aktardığına göre “Enflasyonla mücadele için insana odaklandık” diyen Nebati, “Büyüme istiyoruz ama insanların işini kaybetmesini istemiyoruz. Üretim ve verimliliğin devam etmesini istiyoruz. Enerji fiyatlarının üzerindeki baskı azaldığı için şanslıyız” dedi.

“Enflasyonu dünyadaki gibi algılamıyoruz” diyerek devam eden Nebati, “Bunu insan temelli bir yaklaşımla görüyoruz. İnsanların işini kaybetmesini istemiyoruz. İşlerini kaybetmemeleri için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Brezilya’da Seçimi Solcu Lula Da Silva Kazandı

Brezilya’da devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunu solcu aday Lula da Silva veya kısa adıyla Lula, ülkenin mevcut lideri Jair Bolsonaro’yu geride bırakarak kazandı. Lula, oyların 50,83’ünü alırken, Bolsonaro ise oyların yüzde 49,17’sini aldı.

Haber Merkezi / Lula da Silva, 1 Ocak 2023’te devlet başkanlığını Bolsonaro’dan devralacak.

Uluslararası seçim gözlemcileri dünkü seçimlerin verimli ve etkin bir şekilde yürütüldüğünü bildirdi. Reuters’e konuşan bir gözlemci, askeri denetçilerin oylama sistemi üzerindeki incelemelerinde herhangi bir kusur bulamadıklarını söyledi.

Lula’nın zaferine karşın, ülkede aşırı sağ ve aşırı sol arasındaki derin ayrılıkların daha da belirginleşeceği yorumları yapılıyor.

Rio de Janeiro’da yaşayan bir doktor olan 60 yaşındaki Ana Valeria Doria Reuters’a yaptığı açıklamada, “Lula için bu ülkedeki bölünmeyi yönetmek kolay olmayacak. Ama şimdilik çok mutluyuz” dedi.

77 yaşındaki Lula, Sao Paulo’da yaptığı ilk konuşmada, “Ülkenin barış ve birlikteliğe ihtiyacı olduğunu“ söyledi, “Brezilyallılar artık kavga etmek istemiyor. Kimse bölünmüş ve sürekli savaş durumunda bulunan bir ülkede yaşamak istemez“ ifadelerini kullandı. Lula, konuşmada 33 milyondan fazla Brezilyalıyı etkileyen açlığı bitireceğini söyledi

“Bugün dünyaya Brezilya’nın geri döndüğünü söylüyoruz” diyen Lula, Amazon ormanlarındaki tahribata karşı da önlem alınacağını açıkladı.

Bolsonaro, seçim sonuçlarına ilişkin bir açıklama yapmadı. Brezilyalılar ABD Başkanı Donald Trump örneğinde olduğu gibi eski liderin sonuçları tanımayacağından endişeli.

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlamasıyla ülkedeki Lula destekçileri farklı kentlerde havaifişeklerle ve alkışlarla kutlamalar gerçekleştirdi. Medyanın paylaştığı bilgilere göre Sao Paulo sokaklarını yüz binlerce insan doldurdu.

Tebrik mesajları gelmeye başladı

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından, yeni lider Lula’ya dünyadan destek mesajları da geldi. ABD Başkanı Joe Biden, “Gerçekleştirilen adil ve özgür seçimlerin ardından başkan seçilen Lula’yı tebrik ediyorum“ ifadelerini kullandı ve ABD ile Brezilya arasındaki işbirliğini dört gözle beklediğini duyurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Lula’nın zaferini “Brezilya tarihinde yeni bir sayfa“ olarak yorumladı, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Ortak pek çok zorluğu aşmak için ve iki ülkenin dostluğunu yenilemek için güçlerimizi birleştireceğiz“ dedi.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau da tebrik mesajı yayımlayan liderler arasında.

Ne olmuştu?

Brezilya’da 30 Ekim’de, ikinci tur devlet başkanlığı seçimi gerçekleştirildi. İlk turda, görevdeki Devlet Başkanı Jair Bolsonaro da, en güçlü rakibi Luiz Inacio Lula da Silva da, galibiyet ilan etmek için gerekli oyu alamamıştı.

2 Ekim’deki seçimlerde, Brezilyalı seçmen sadece devlet başkanını belirlemek için oy kullanmamıştı. Aynı zamanda Federal Senato’nun üçte birini, Temsilciler Meclisi’nin 513 üyesini, 27 vali ve eyaletlerin yasama organlarını seçmek için oy vermişti.

Brezilya ekonomisinin büyük zorluklardan geçtiği bir dönemde yapılan bu seçimlere, Bolsonaro ile ezeli rakibi Lula arasındaki kıran kırana mücadele damgasını vurmuştu.

Ülkenin sağcı lideri Jair Bolsonaro, solcu rakibi Lula da Silva ile yarıştığı seçimlerin “iyilikle kötülük” arasında bir savaş olacağını söylüyordu.

Eski cumhurbaşkanı Lula ise kamuoyu yoklamalarında önde görünüyordu ve bu yarışı “demokrasi ve otoriterlik arasında” bir mücadele diye niteliyordu.

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlamasıyla Lula destekçileri sokaklara akın etti. Zaferin kesinleşmesiyle sokaklara coşku hakim oldu.

Ne savunuyorlardı?

Lula:

  • Solcu, eski sendika lideri
  • Amazon yağmur ormanlarını daha iyi korumak için önlemler almayı savunuyor.
  • Gelir transferi projeleri yoluyla ülkedeki açlığı ortadan kaldırmayı hedefliyor.
  • Birçok ülkeyle ilişkileri yeniden kurmayı ve bölgenin liderliğini üstlenmeyi vaadediyor.

Bolsonaro: 

  • Sağcı, popülist, orduda yüzbaşılık yapmış eski milletvekili
  • Çoktandır bekleyen emeklilik reformunu yaptı ve devlette reform yapmayı hedefliyordu.
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili taleplere karşı çıkmayı ve ülkeyi Hristiyanlık prensipleriyle yönetmeyi savundu.
  • Sıradan halkın silah edinebilme hakkına kavuşmasını sağlamayı vaadediyordu.

Lula da Silva kimdir?

Kısaca Lula olarak adlandırılan İşçi Partili (PT) devlet başkanı adayı Luiz Inacio Lula da Silva, eski devlet başkanı ve eski bir sendika başkanı.

Bu, sol görüşlü Lula’nın altıncı devlet başkanlığı kampanyası. 2003-2010 yılları arasındaki devlet başkanlığı boyunca çok popüler bir siyasetçiydi.

Bunda, ülkenin emtia patlamasıyla finanse edilen ve yoksul ailelere yardım etmek için uygulamaya koyduğu sosyal programların etkisi büyüktü.

Yolsuzluk ve para aklama iddiaları nedeniyle 10 yıl hapis cezasına mahkum edilen Lula, 2018 yılında tutuklandı, cezaevine girdi. Bu nedenle de 2018 seçimlerinde, Bolsonaro’ya karşı yarışamadı.

Ancak adil yargılanmadığı gerekçesiyle 2019’da Lula hakkındaki mahkumiyet kararı iptal edildi. Bu sayede sol görüşlü siyasetçi, bu seçimlerde aday olabildi.

Lula, Brezilya halkına ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları aşmayı vaat ediyor.

Paylaşın