İktidar, ‘Düşük Faiz Politikası’ İle Neyi Amaçlıyor?

İktidar, büyümeyi sürdürmek hedefiyle yüksek enflasyona rağmen Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nı (TCMB) faizleri düşürmeye zorluyor. Ancak büyümenin öncü göstergelerinden imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI), Ekim’de 46.4’e gerileyerek pandemiden bu yana en düşük seviyeye geldi. İmalat sanayi sekiz aydır üst üste daralıyor.

Ekonomistlere göre, Ukrayna savaşanın neden olduğu şok, “pandemi sonrası ihracat patlaması yaşanacak” beklentisini boşa çıkardı. Türkiye’nin en önemli pazarlarında talep daralınca fabrikalar durmaya başladı.

“Belki o kadar sert olmasa da pandemiyle benzer bir durum oldu” diyen TOBB Türkiye Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayii Meclis Başkanı Şeref Fayat, verilerin yavaşlamanın süreceğine işaret ettiğini kaydetti.

Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Ata Özkaya’ya göre de hükümet, pandemi döneminde biriken küresel talebe yanıt vermek maksadıyla ihracatı arttırıcı önlemler aldı. Ancak talebin hiç kesilmeyeceğini düşünmek hatalıydı:

“Küresel ölçekte iki yıl kapalı kalmış hane halkından talep geldi. Bu bizi sanayi üretiminde yaklaşık sekiz ay boyunca yüzde 10 civarında artış hızına ulaştırdı. Şimdi geldiğimiz noktada ise sanayi üretiminin azaldığını ve düşüşün devam edeceğini görüyoruz.”

Enflasyon önlemi

Türkiye içinde de bir yılda yüzde 19’dan 83 buçuğa tırmanan enflasyon, yerli tüketicinin alışveriş iştahını azalttı.

“Enflasyonun çok yüksek bir seviyede olması, faiz indirimlerine rağmen kredi mekanizmasının çalıştırılmaması ihtiyacını beraberinde getiriyor” diyen Ekonomist Arda Tunca’ya göre iktidar, yüksek enflasyonun önüne bu şekilde geçmeye çalışıyor.

Enflasyonla mücadele için kredi hacimlerinin daraltılmasının doğru olduğunu kaydeden uzmanlara göre asıl sorun, birbiriyle çelişen iki politikanın aynı anda uygulanmasında.

Faiz politikasında çok ısrar eden hükümetin buradan dönemediğini söyleyen Tunca, “Merkez Bankası üzerinden uygulanan politikalarla buraya gelindi, şimdi bunu düzeltiyorum demek çok büyük siyasi risk” dedi.

Bankalar ve ekonomi yönetimi arasında çatlak

İktidara yakın A Para televizyonu tarafından Ekim ayının son günü düzenlenen Finansın Geleceği Zirvesi’ne İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın ekonomi politikalarına yönelik eleştirileri damga vurdu.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin de bulunduğu salona hitabında Aran, “Kredinin ucuzlamasına rağmen krediye erişim güçleşiyorsa bunun kimseye bir faydası yok” dedi. Aran, bir taraftan büyümeyi desteklemek adına faizler indirilirken, diğer yanda bankaların kredi verme kapasitesinin azaltılmasına tepki gösterdi.

Bankalar ve ekonomi yönetimi arasındaki ayrılığa dair DW Türkçe’den Muhammed Kafadar’a değerlendirmede bulunan uzmanlar, para politikasındaki çelişkilere dikkat çekti.

Kredi sorunu neden yaşanıyor?

Ekonomistlere göre, siyasi bedel ödeyeceği endişesiyle faiz politikasından geri adım atamayan hükümet, enflasyonu dizginlemek için kredi musluklarını kısmayı tercih etti. Ancak bu sefer de işletmeler zora girdi.

Yaşanan sorunun kaçınılmaz olduğunu savunan ekonomist Güldem Atabay, “Yapay bir şekilde politika faizini düşürdükten sonra piyasa faizlerini de bu seviyeye çekmek için alınan makro ihtiyati önlemler eninde sonunda kredi dar boğazı yaratacaktı. O aşamaya geldik” diye konuştu.

Normalde faizler düştüğünde krediye erişimin kolaylaşmasının bekleneceğini kaydeden TOBB Türkiye Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayii Meclis Başkanı Şeref Fayat ise, “Bizde tam tersi oldu. Politika faizi düştüğü halde sanayicinin paraya daha zor ulaştığını, düşen faize rağmen daha az kredi vermeleri yönünde bankalara talimatlar verildiğini görüyoruz” dedi.

Finansmana erişimin oldukça güçleştiğini anlatan İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de şirketlerin dayanacak gücü kalmadığı görüşünde.

Bakan Nebati’den yanıt

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2022’nin ilk dokuz ayında, önceki yılın aynı dönemine kıyasla kapanan şirket sayısı yüzde 62,7 arttı. Önel, enflasyon yüzünden halkın satın alma gücünün düştüğü bir ortamda kredi hacimlerinin daraltılmasının kapanan şirket sayısındaki artışı tetiklediğini dile getirdi. Önel ayrıca, şirketlerin artık uzun vadeli ve sabit faizli krediye erişemediklerini de kaydederek, bunun iş yapma kapasitelerini olumsuz etkilediğini belirtti.

Çarşamba günü başlayan Müsiad Expo 2022 fuarı açılışında iş dünyasından gelen eleştirilere yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Kredilerdeki söylemlerinizi haklı ve doğru kabul ediyoruz” dedi. Bakan Nebati, krediye erişim ve vadelerin kısa tutulması gibi sorunların “gelip geçici” olduğunu savundu.

Seçim hesabı mı yapılıyor?

Halihazırda döviz mevduatı belirlenen limitleri aşan bankalar, reel faizin çok altındaki oranlardan tahvil almaya zorlanıyor. Bankalara yönelik bu tedbirle Hazine’ye aktarılan kaynağın, yaklaşan seçimlerde kullanılacağı iddia ediliyor.

“Bankaların tahvil alması demek Hazine’ye uygun imkanlı borç vermeleri demek. Politika faizinin düşürülmesindeki maksat da Hazine’nin ucuza borçlanmasını sağlamak” diyen Dr. Özkaya, bu iki önlemle kamunun borçlanma kapasitesinin arttırıldığı ve bunun seçim öncesi harcamalar yoluyla büyümenin desteklenmesi için kullanılacağı görüşünde.

BDDK ve Merkez Bankası düzenlemeleri gereği bankalar, yabancı para mevduatlarının yüzde 5’ine kadar tahvil tutmak zorunda. Yeni yıldan itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalırsa ilave 2 puan daha tahvil alımı yapmak zorundalar. Ayrıca ihracat ve yatırım amaçlı olmayan ticari kredi kullandırmaları durumunda, sağlanan finansmanın yüzde 30’u oranında tahvil tutma şartı bulunuyor.

Reel faizin çok altında getiri sağlayan bu kağıtların satışıyla elde edilen gelirin hükümet için ucuz finansman kaynağı olduğunu kaydeden Atabay ise “İktidar kamu harcamalarıyla seçim yatırımı yapacak. Bu da ucuz finansman olarak kullanılıyor” ifadesini kullandı.

Benzer görüşü dile getiren Tunca da, “Bir taraftan çok açık şekilde seçim finanse ediliyor, diğer taraftan bankalar suçlanarak toplumun gözünde kredi vermeyen, piyasaya nakit sağlamayan yapılar gibi gösteriliyor” dedi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Enflasyon Yüzde 85,51

TÜİK, enflasyonun ekim ayında yüzde 3,54 artığını, yıllık enflasyonun ise yüzde 85,51 yükseldiğini duyurdu. ENAG ise, enflasyonun ekim ayında yüzde 7.18 artığını, yıllık enflasyonun ise yüzde 185.34 yükseldiğini duyurmuştu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, enflasyon, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 3,54, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 57,80, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 85,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 65,26 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 33,48 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 117,15 ile ulaştırma oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla ekim ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 0,36 ile eğitim oldu. Buna karşılık, ekim ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 8,34 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Ekim ayında endekste kapsanan 144 temel başlıktan 13 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 127 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 3,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 50,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 77,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,71 olarak gerçekleşti.

ENAG: Enflasyon yüzde 185.34

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), ekim ayına ilişkin enflasyon verilerini TÜİK’ten önce açıkladı.

ENAG verilerine göre, ekim ayında Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 7.18 arttı. Yıllık bazda ise yüzde 185.34’e yükseldi.

ENAG, enflasyonun yılbaşından bu yana yüzde 115.82 arttığını açıkladı. ENAG verilerine göre, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en fazla aylık azalış yüzde 1.92 ile konut, en fazla artış ise yüzde 21.50 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti.

Paylaşın

Uzak Doğu: Kuzey Kore’den Peş Peşe Füze Denemeleri

Uluslararası yaptırımlara rağmen füze denemelerine devam eden Kuzey Kore, 3 füze denemesi daha yaptı. Kuzey Kore dün, 23 ile tek günde en fazla sayıda füze denemesi gerçekleştirmişti.

Haber Merkezi / Japonya devlet televizyonu NHK, Kuzey Kore’nin yerel saatle 07.51, 08.41 ve 08.51’de fırlattığı füzelerin, Japon Denizi’ne (Doğu Denizi) düştüğünü açıkladı.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’nin füze denemelerini “tahammül edilemez” şeklinde niteledi.

Başbakan Kişida, ilk fırlatılan füzenin kıtalararası balistik tip füze (ICBM) olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Kişida, karşı hamlelerin alınmasına yönelik ABD ve Güney Kore ile iş birliğinin sürdürüleceğini kaydetti.

Kuzey Kore, 1953’te sona eren Kore Savaşı’ndan bu yana ilk kez 2 Kasım’da Kuzey-Güney arasındaki deniz sınırının güney tarafına da füze fırlattı.

Füzenin düştüğü yer, Güney Kore’nin Sokcho kentinin 57 kilometre doğusu ve Ulleungdo adasının 168 kilometre kuzeybatısı.

Kuzey Kore, bu hafta Güney Kore ile ABD’nin yarımada çevresindeki ortak askeri tatbikatını kınamış ve “güçlü adımlar atmakla” tehdit etmişti.

Kuzey Kore en son, Eylül 2017 ve geçen ay başında, Japonya üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na düşen füze denemişti.

Kuzey Kore’nin son füze denemeleri:

  • 25 Eylül, Pazar: Bir ABD donanma gemisinin Kore yarımadası çevresindeki sulara ulaşmasının ertesi günü, kısa menzilli ilk füze denemesi yapıldı.
  • 28 Eylül, Çarşamba: ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Seul’u ziyareti öncesi iki kısa menzilli füze fırlatıldı.
  • 29 Eylül, Perşembe: Harris’in Güney Kore’den ayrılması sonrası iki kısa menzilli füze denemesi daha yapıldı.
  • 1 Ekim, Cumartesi: ABD, Japonya, Güney Kore ortak askeri tatbikatları sürerken iki kısa menzilli füze daha fırlattı.
  • 4 Ekim, Salı: Orta menzilli balistik füzeyi Japonya üzerinden fırlattı.
  • 6 Ekim, Perşembe: İki kısa menzilli füze daha fırlatıldı.
  • 28 Ekim Perşembe: Japon Denizi’ne iki balistik füze fırlatıldı.
  • 02 Kasım 2022: Japon Denizi ve Sarıdeniz’de farklı noktalara en az 23 füze ateşledi.
  • 03 Kasım 2022: Japon Denizi’ne düşen 3 füze fırlatıldı.
Paylaşın

BMGK, Rusya’nın ‘Kirli Bomba’ İddiasının Soruşturmasını Reddetti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya’nın Ukrayna’da “askeri biyolojik faaliyetler” yürütüldüğü iddialarına ilişkin soruşturma başlatılması talebini oy çokluğuyla reddetti.

Konseyde ABD, İngiltere ve Fransa’nın ret oyu kullanırken 10 üyenin çekimser kaldı. Sadece Rusya ve Çin lehte oy kullandı. Rusya, söz konusu iddiaların kurulacak bir komisyonca soruşturulmasını talep ediyordu. Oylama sonucunda bu talep reddedilmiş oldu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın “kirli bomba” kullanma hazırlığı içinde olduğunu ileri sürmüş, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Ukrayna’da radyoaktif içerikli bombayı üretebilecek teknolojiye sahip tesislerin bulunduğunu söylemişti.

Şoygu, kirli bomba iddialarını Türkiye, ABD, Fransa ve İngiltere’den mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde de dile getirmişti. İddiaları reddedene Ukrayna yönetimi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (IAEA) ülkesindeki tesislerde inceleme yapması çağrısında bulunmuştu.​​​​​​​

Karedeniz’de tahıl sevkiyatı yeniden başladı

Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna, BM ve Türkiye ile imzaladığı tahıl koridoru anlaşmasına geri dönme kararının ardından Karadeniz’deki Ukrayna limanlarından tahıl sevkiyatı yeniden başladı.

Konuyla ilgili bu sabah bir açıklama yapan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, tahıl inisiyatifinin yeniden başlamasının ardından altı geminin Ukrayna limanlarından ayrıldığını belirterek, “Böylece limanlardan ayrılan gemi sayısı 426, taşınan tahıl miktarı 9,7 milyon tonu geçti” dedi.

Tahıl koridoru anlaşmasının süresinin 19 Kasım’da dolacağını hatırlatan Akar, “girişimin uzatılması için” Türkiye’nin “gayretlerini yoğunlaştıracağını” kaydetti. Akar, özetle şu değerlendirmede bulundu:

“Tahıl inisiyatifi sadece tahıl sevkiyatı değil tarafların görüşmeler yoluyla bazı sorunları çözebileceğine de güzel bir örnek teşkil ediyor. Bu modelin kullanılmasıyla önümüzdeki günlerde ateşkesin ve barışa giden yolun açılması ve barışçıl yol ve yöntemlerle Karadeniz üzerinden komşumuz olan iki ülke arasındaki bu çatışmanın sona ermesi bizim en samimi dileğimiz.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ENAG Açıkladı: Enflasyon Yüzde 185.34

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) hesaplamalarına göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 7.18 oranında arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise artış oranı yüzde 185.34 oldu.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), ekim ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.

ENAG verilerine göre, ekim ayında Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 7.18 arttı. Yıllık bazda ise yüzde 185.34’e yükseldi.

ENAG, enflasyonun yılbaşından bu yana yüzde 115.82 arttığını açıkladı.

ENAG verilerine göre, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en fazla aylık azalış yüzde 1.92 ile konut, en fazla artış ise yüzde 21.50 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti.

TÜİK: Enflasyon yüzde 85,51

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, enflasyon, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 3,54, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 57,80, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 85,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 65,26 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 33,48 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 117,15 ile ulaştırma oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla ekim ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 0,36 ile eğitim oldu. Buna karşılık, ekim ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 8,34 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Ekim ayında endekste kapsanan 144 temel başlıktan 13 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 4 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 127 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 3,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 50,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 77,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,71 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’de 10 Ayda 275 Kadın Öldürüldü

Kadına karşı şiddet bitmiyor… 2022 yılının neredeyse her gün en az bir kadın cinayeti işlendi. Ekim ayında 34 kadın erkekler tarafından öldürülürken, yılın ilk 10 ayında 275 kadın erkekler tarafından katledildi. 

Haber Merkezi / Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ekim ayı verilerini paylaştı. Buna göre ekim ayında 34 kadın erkekler tarafından katledildi. Yılın ilk 10 ayında 275 kadın erkekler tarafından katledildi. Her gün en az bir kadın cinayeti meydana gelirken 2021 Ekim’e göre bu senenin aynı ayında kadın cinayetlerinde yüzde 88 artış gerçekleşti.

34 kadının 20’sinin ateşli silahlarla öldürülmesi kontrolsüz bireysel silahlanmanın geldiği boyutu gözler önüne serdi. KCDP’nin verilerine göre;

•Erkeklerin cinayet bahanesinde ilk sırayı evlenmeyi-ilişkiyi reddetme yer aldı.
•Geçen ay 18 kadın evli olduğu erkek tarafından hayattan koparıldı.
•Kadınların 20’si evinde, 7’si sokakta öldürüldü.

26 şüpheli ölüm

Ekim ayında 26 şüpheli kadın ölümü meydana gelirken platformdan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor” ifadeleri yer aldı.

Kadınların devlet tarafından korunmadığını vurgulanan açıklamada, “Kadınlar, kendilerini koruması için devlete başvuruyor fakat yetkililer görevlerini yerine getirmiyor. 2022 yılında öldürülen kadınların yüzde 7’si (19 kadın) failleri hakkında uzaklaştırma kararı aldığı halde katledildi” denildi.

Kadınlar kimler tarafından öldürüldü?

Ekim ayında öldürülen 34 kadının 18’i evli olduğu erkek, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 2’si birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si akrabası, 2’si babası, 1’i kardeşi, 6’sı tanıdığı kişiler tarafından, 1’i tanımadığı biri tarafından tarafından öldürülmüştür. Bu ay kadınların yüzde 53’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Kadınlar en çok evlerinde öldürüldü

Kadınların 20’si evinde, 7’si sokakta, 2’si işyerinde, 1’i  arazide, 1’i otelde, 1’i eğlence mekanında, 1’i yol üzerinde otomobilinin önü kesilerek öldürülmüştür. 1 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir.  Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u evlerinde öldürüldü.

Kadınlar en çok ateşli silahlar ile öldürüldü

Bu ay öldürülen kadınların 20’si ateşli silahlarla, 9’u kesici aletlerle, 1’i boğularak, 1’i darp edilerek, 1’i yüksekten düşerek, 1’i zehirlenerek, 1’i ise çekiçle öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 59’u ateşli silahla öldürüldü.

Paylaşın

“Elon Musk, Twitter’da Çalışan 3 Bin 700 Kişiyi İşten Çıkaracak” İddiası

Yakın bir zamanda Twitter’ı satın alan Elon Musk’ın yaklaşık 3 bin 700 kişiyi işten çıkaracağı öne sürüldü. Musk’ın şirketin borçlarını ödemek için çalışanların yüzde 75’ini işten çıkaracağı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Elon Musk’ın 44 milyar dolarlık Twitter’ı satın alma işlemleri Ekim ayı sonunda tamamlanmıştı. Musk’ın Twitter’da ciddi işten çıkarmalar yapacağı haberi ilk olarak New York Times gazetesinde yer almıştı. Musk ise tweet’inde bu haberi yalanlamıştı.

ABD merkezli haber kuruluşu Bloomberg, sosyal medya platformu Twitter’ı satın alan Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk’ın 3700 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi. Bu sayı, Twitter’ın toplam çalışan sayısının yaklaşık yarısı.

BBC Türkçe‘nin aktardığına göre, sosyal ağın yeni sahibinin, işten çıkarılacak personele Cuma günü bilgi vereceği de iddia ediliyor.

Bloomberg ayrıca Elon Musk’ın şirketteki “uzaktan çalışma” politikasını bitirmeyi hedeflediğini, çalışanların artık bazı istisnalar haricinde ofise gelmelerinin isteneceğini yazdı.

Twitter’ın yeni sahibi, New York Times’ın haberini yalanladıktan sonra yaptığı bir paylaşımla da dikkatleri üstüne çekmişti.

Gazetenin “Musk bir tweet’inde yalan haber yayımlamakla tanınan bir gazetenin linkini paylaştı” şeklindeki başlığının ekran görüntüsünü, “Hayır, ben New York Times’ın bir linkini paylaşmadım” yazarak tweet’ledi.

Söz konusu işten çıkarma iddialarıyla ilgili Reuters’ın yorum talebine Twitter’dan yanıt verilmedi.

Elon Musk’ın 44 milyar dolarlık Twitter’ı satın alma işlemleri Ekim ayı sonunda tamamlandı.

Platformdan bir paylaşım yapan Musk, Twitter’ı “daha fazla para kazanmak için değil insanlığa yardım için” satın aldığını yazdı, sahte hesapları temizlemek ve Twitter’ı özgür konuşma platformu haline getirmek istediğini söyledi.

Devir işlemlerinin tamamlandığı yönündeki haberlerden önce ise Musk’ın şirketin borçlarını ödemek için çalışanların yüzde 75’ini işten çıkaracağı yönünde iddialar ortaya atılmıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Uyuşturucu Baronlarına Seslendi: Şehirlerimizi Terk Edin

İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Kara para ile şehirlerimize mafya geldi. Uluslararası uyuşturucu baronlarına sesleniyorum, şehirlerimizi terk edin. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ‘uyuşturucu baronları’na seslendi.

Paylaşımında, “Türkiye’yi önce maddi açıdan batırdılar. Sonra da kara paraya izin verdiler ve manevi olarak batırma süreci başladı” diyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan güya sigaraya karşı. Ama kara parada sorun yok. Ülkeyi gri listeye soktular. Kara para pisliğinin bulaştığı ülkeler listesi bu.

Kara para ile şehirlerimize mafya geldi. Uluslararası uyuşturucu baronlarına sesleniyorum, şehirlerimizi terk edin. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğiz.

Peki çözüm nerede. Çözüm temiz parayı, temiz yatırımcıyı ülkeye getirmektedir. O paralarla, o yatırımlarla gençleri sokaklardaki bu bataklıktan çekip alacağız.

Temiz paranın girdiği sokaktan, kirli para hemen kaçar. Ben bu parayı bulup getireceğim. Bunun için Londra’dayım. Burada görüşeceğim bazı yatırım bankaları ve girişim sermayesi fonları dünyada 5 Trilyon Dolar parayı yönetiyor. Halkımdan ricam, sabırla Kasım sonunu bekleyin.

“Erdoğan güya, sigaraya karşı ama ona göre uyuşturucu parasında sorun yok”

Ayrıca, KRT TV Ana Haber’de Savaş Kerimoğlu’nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu “İngiltere’ye Türkiye’yi içinde bulunduğu krizden nasıl çıkarırız, bilgi ekonomisini ülkemizde nasıl egemen hale getiririz, temiz parayı nasıl getiririz, ülkeyi kirli paradan nasıl arındırırız bunları görüşmek için geldim,” ifadelerini kullandı

“Erdoğan güya, sigaraya karşı ama ona göre uyuşturucu parasında sorun yok,” diyen Kılıçdaroğlu “Ülkeyi gri listeye soktular. Bu ne demek? İş yapmamak demek. Sürekli kontrol altında tutulmamız demek,” sözlerini kullandı.

“Hala hayattayken kaçın, kafanızı koparacağım”

Kara para ile gelen mafyaların daha büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu ” Sırpların ne işi var İstanbul’da. Uluslararası uyuşturucu pislikleri İstanbul’u doldurdu. Daha ağır bir şey söyleyeceğim ama dilim varmıyor. O pisliklere sesleniyorum. Hala hayattayken kaçın. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğim. Kafalarını koparacağım. Evlatlarımızı zehirleyenlere karşı asla ve asla acımayacağım. Bu işe göz yumanlar hapse girecek,” dedi.

 “Kasım sonu çok güzel şeyler açıklayacağım”

Kılıçdaroğlu “Yalandan, ‘bacak kırma’ algısı; yok torbacı operasyonu algısı…Boş şeyler bunlar. Bunlar toplumu kandırmak. Çözüm: Temiz parayı, temiz yatırımcıyı Türkiye’ye getirmek. O yatırımlarla gençleri sokaklardan toplayacağız. Ben bu parayı bulup getireceğim. Bunun için Londra’dayım. Halkımızdan ricam, sabırla Bay Kemal’i beklesinler. Kasım sonunu beklesinler. Çok ama çok güzel şeyler açıklayacağım,” sözleriyle devam etti.

“Erdoğan’ın aklı ermez”

Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın aklı ermez. Katma değeri yüksek ürün ne demektir, üstün yetenek inşası ne demektir, bilgi ekonomisi ne demektir bunları bilmez. Erdoğan, benim muhatabım değil aslında. Erdoğan’a çağrı yaptım:  İstiyorsa gelsin, tartışalım. Cesaretli olsun, korkmasın. Öyle uzaktan laf atmanın hiçbir mantığı yok,” dedi.

AKP’nin anayasa değişikliği teklifi ile ilgili o konuda grup başkanvekillerinin gerekli açıklamayı yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu bir kanun teklifileri olduğunu belirterek ” Sağa sola sapmaya gerek yok. Olayı sulandırmaya gerek yok. Kanun teklifimiz gelir, Meclis Genel Kurulu’na, kabul ederler, mesele de çözülür. Kadının kılık kıyafeti ile siyasetçiler ilgilenmesin, temel hedefimiz de buydu zaten,” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

ABD Merkez Bankası, Faizi Son 14 Yılın En Yüksek Seviyesine Çekti

Son 40 yılın en kötü enflasyonuyla mücadelesini sürdüren ABD Merkez Bankası (FED), bugün yapılan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından alınan faiz artırım kararıyla politika faizi 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Yapılan bu son artırım ile politika faizi yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseldi. Banka, borçlanma maliyetlerini artırmanın ekonomiyi sakinleştireceğini ve fiyat enflasyonunu düşürmesini umuyor.

Ancak uzmanlara göre, söz konusu hamlelerin ciddi bir gerilemeyi tetikleyebileceğinden endişeleniyor. Fed daha önceki son 4 toplantıda da politika faizini 75’er baz puan artırmıştı.

FED, borçlanma maliyetlerinde gelecekteki artışların, şimdiye kadar yürürlüğe koyduğu “para politikasının kümülatif sıkılaştırılmasını” hesaba katmak için daha küçük adımlarla yapılabileceğinin sinyalini verdi.

ABD Merkez Bankası’nın yeni politika açıklamasında kullanılan dil, faiz arttırımı hızının hala gelişmekte olan etkisine dikkat çekti ve federal fon oranı için “enflasyonu zaman içinde yüzde 2’ye döndürmek için yeterince kısıtlayıcı” bir seviyeye odaklanma isteğini dile getirdi.

FED politikalarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komisyonu (FOMC) iki günlük toplantısının sonunda yaptığı açıklamada “Hedef aralıkta devam eden artışlar uygun olacaktır” dedi.

FED yetkilileri, gelecekteki herhangi bir kararı dışlamadan, komisyonun, gelecekte hedef aralıkta yapılacak faiz artışlarının hızını belirlerken, para politikasının kümülatif sıkılaşması, para politikasının ekonomik faaliyeti ve enflasyonu etkilemede gecikmesi ile ekonomik ve finansal gelişmeleri dikkate alacağını belirtti.

Bu dille komisyon, FED’in politika sıkılaştırmasının ABD ve dünya ekonomileri üzerindeki etkisi, devam eden büyük faiz artışlarının mali sistemi zorlayabileceği veya bir resesyonu tetikleyebileceği tehlikesi etrafında gelişen tartışmaları kabul etmiş oldu.

Son zamanlardaki hızlı faiz artışları, FED’in hedefinin üç katından fazla seyreden enflasyonu yakalamak için “hızlı” hareket etmek adına yapılmış olsa da, Merkez Bankası şimdi daha ince ayarlara dayalı bir aşamaya giriyor.

FED Başkanı Jerome Powell karardan sonra yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın yılsonu politika toplantısında faiz artışlarının boyutunu azaltabileceğini söyledi.

FOMC toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Powell, son faiz artışlarını tanımlayan 75 baz puanlık hamlelerden daha küçük faiz artışlarına geçilmesi ile ilgili “O dönem yaklaşıyor ve Aralık toplantısına kadar gelebilir” dedi. Ancak gelecek ayki FOMC toplantısında ne tür bir adım atılacağı konusunda henüz “bir karar verilmediğini” ekledi.

Politika kararı, hedef federal fon oranını 2008 başından bu yana en yüksek seviye olan yüzde 3,75-4,00 aralığında belirledi.

ABD Merkez Bankası Mart ayından itibaren son altı toplantısında faiz oranlarını arttırarak eski FED Başkanı Paul Volcker’ın 1970 ve 1980’lerde enflasyonu kontrol altına almak için verdiği mücadeleden bu yana en hızlı artış turunu gerçekleştirmiş oldu.

FED’in açıklamasında yetkililerin “enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli” olmaya devam ettiği ve bunun da yeni artışlara kapı açtığı belirtildi. FED, ekonominin hala “güçlü” istihdam artışları ve düşük işsizlikle ılımlı bir şekilde büyüdüğünü belirtti.

Farklı raporlar, Eylül ayına kadar olan 12 aylık dönemde enflasyonun yüzde 8,2 arttığını gösteriyor. FED’in tercih ettiği bir başka endeks ise enflasyonun, bankanın hedef enflasyon oranı olan yüzde 2’nin üç kat üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak bazı anketler ve özel veriler, fiyatlar üzerindeki baskıların en azından gevşemenin eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Bu veriler, FED yetkililerinin gelecekte daha düşük oranda faiz artışlarına gitmesini sağlayabilir.

Bazı Kongre üyeleri de FED’in faiz oranlarını fazla yükseltmesine karşı uyarılarda bulunuyor ve 30 yıllık sabit konut kredisi (mortgage) faiz oranlarının hızla yükselmesinin, FED politikalarının tüketicileri doğrudan etkilemesinin en iyi örneklerinden biri olduğuna işaret ediyor.

ABD’de resesyon kaygısı

Uzmanlar, Amerikan Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele için attığı sert adımların ekonomik konjonktüre sekte vurmasından ve ABD’nin resesyona sürüklenmesinden kaygı duyuyor. ABD ekonomisi yılın ilk iki çeyreğinde daralmıştı. Üçüncü çeyrekte ise yüzde 0,6 oranında büyüme kaydedildi.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşının etkisiyle ABD’de de enflasyon Haziran ayında son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak, yüzde 9,1 olarak gerçekleşmişti. Daha sonraki aylarda enflasyon yüzde 8,2’ye gerilemiş olsa da, Fed yüzde 2 hedefinin hâlâ uzağında bulunuyor.

Ülkede 8 Kasım’da yapılacak Kongre seçimleri öncesinde tüketici fiyatlarındaki artış Başkan Joe Biden ve Demokratlar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Kamuoyu yoklamaları, enflasyonun insanlar için en önemli konular arasında bulunduğunu gösteriyor.

Enflasyonist baskıyla boğuşan diğer pek çok ülke de, borçlanma maliyetlerini artırmak adına ABD ile birlikte hareket ediyor. İngiltere Merkez Bankası’nın da Perşembe günü 75 baz puanlık bir artışa gitmesi bekleniyor. Bu, gerçekleşmesi durumunda 1989 yılından bu yana en büyük artış olacak.

Borçlanma maliyetlerindeki keskin artış, başta konut olmak üzere bazı sektörlerde sakinlemeye neden oldu. Ancak pek çok ekonomist, enflasyonun sağlıklı olarak kabul edildiği yüzde 2 seviyesine ulaşması için daha fazla ekonomik yavaşlamanın gerekli olduğunu söylüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçtiğimiz ay politika faizini yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirdi.

Paylaşın

WMO’dan Dikkat Çeken Rapor: Son 30 Yılda Sıcaklık En Fazla Avrupa’da Arttı

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğini gözlemleme kuruluşu Copernicus, “Avrupa’da İklimin Durumu” başlıklı raporu bugün Cenevre’de açıkladı.

DW Türkçe’nin aktardığı raporda, Avrupa’daki hava sıcaklıklarında artış eğiliminin sürdüğüne dikkat çekilerek, gelecekte olağanüstü sıcak hava dalgaları, orman yangınları, sel ve taşkınların topluma, ekonomiye ve ekosisteme zarar verebileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde 6 Kasım’da başlayacak olan Dünya İklim Değişikliği Zirvesi öncesinde açıklanan raporda, 2021’de Avrupa’daki hava sıcaklıkları, kara ve denizdeki sıcak hava dalgaları ve yağışlar ile buzulların durumu değerlendirildi.

Sıcaklık her on yılda bir 0,5 derece arttı

Rapora göre, 1991 yılından 2021’e kadar Avrupa’daki hava sıcaklıkları her on yılda bir ortalama 0,5 derece artış gösterdi.

1997’den 2021’e kadar Alp Dağları’ndaki buzullarda da yaklaşık 30 metre incelme oldu. Grönland’ın en yüksek noktasında dahi 2021 yazında buzullarda erime ve yağış kaydedildi. Grönland’daki buzul tabakasının erimesinin, deniz seviyesinin yükselmesini hızlandıracağına dikkat çekildi.

Raporda, 2021 yılındaki aşırı hava ve iklim olayları nedeniyle Avrupa’da yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 500 bin kişinin evlerinin ve mallarının zarar gördüğü ifade edildi. Aşırı hava olaylarının yüzde 84’ünü seller ve fırtınaların oluşturduğu belirtildi.

Maddi zarar 50 milyar euroyu aştı

Raporda, aşırı hava ve iklim olayları nedeniyle meydana gelen ekonomik zararın 50 milyar euroyu aştığı kaydedildi.

WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, “Avrupa, ısınan dünyanın canlı bir örneğini sunuyor ve iyi hazırlanan toplumların bile aşırı hava olaylarının etkilerinden korunamayacağını bize gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen Avrupa’nın sera gazı emisyonlarının azaltılmasında “iyi bir tempo” yakaladığını belirten Taalas, Paris İklim Anlaşması’nda öngörüldüğü şekilde bu yüzyılın ortasına kadar karbon nötr hedefine ulaşılması için Avrupa’nın “kilit bir rol oynayabileceğini” söyledi.

Paylaşın