Sivasspor, Avrupa Konferans Ligi’nde Son 16 Biletini Kaptı

UEFA Avrupa Konferans Ligi G Grubu son hafta maçında Çekya ekibi Slavia Prag ile Sivasspor, Fortuna Arena’da karşı karşıya geldi. 1-1 sona eren karşılaşmada, Sivasspor’un golünü 28. dakikada penaltıdan Max Gradel kaydetti. 

Haber Merkezi / Slavia Prag’ın eşitlik golü ise 65. dakikada Dimitris Goutas’ın kendi kalesine attığı golle geldi. Bu sonucun ardından Sivasspor, 11 puanla grubu lider tamamladı ve adını son 16 turuna yazdırdı.

Sivasspor’un UEFA Avrupa Konferans Ligi son 16 turundaki rakibi 24 Şubat’ta çekilecek kurada belli olacak. Grubun diğer maçında Cluj, Ballkani’yi 1-0 mağlup etti.

Karşılaşmadan dakikalar

27. dakikada Gradel’in soldan ortasında Angielski’nin kafayla vurduğu topa ceza sahasındaki David Jurasek elle müdahale edince, hakem Obreovic penaltı kararı verdi. 28. dakikada penaltıyı kullanan Gradel, meşin yuvarlak ile kaleci Kolar’ı ayrı köşelere gönderdi: 0-1.

34. dakikada Tiehi’nin ceza sahası dışından sert şutunda kaleci Ali Şaşal üzerine gelen topu güçlükle çeldi. 60. dakikada Olayinka’nın ceza sahası dışından şutunda, top kaleci Ali Şaşal’da kaldı.

65. dakikada David Jurasek’in sağdan kullandığı kornerde altıpasta Sivassporlu Goutas’tan seken top ağlara gitti: 1-1.

73. dakikada Doudera’nın sağdan ortasına arka direkte uygun durumda kötü bir vuruş yapan Tecl, meşin yuvarlağı üstten auta göndererek önemli bir fırsattan yararlanamadı. 77. dakikada David Jurasek’in soldan ortasında altıpas üzerinde yükselen Matej Jurasek’in kafayla vurduğu topu kaleci Ali Şaşal son anda çeldi.

Stat: Fortuna Arena

Hakemler: Rade Obrenovic, Jure Praprotnik, Grega Kordez, Dragoslav Peric

Slavia Prag: Ondrej Kolar, Aiham Ousou (46′ Santos Eduardo), Christ Tiehi (58 Matej Jurasek), Lukas Masopust (46′ David Doudera), Olayinka Peter Oladeji, Dorley Murphy, Yira Collins Sor (46′ Stanislav Tecl), Paixao Da Silva Ewerton, Kacharaba Taras, Lingr Ondrej, David Jurasek

Demir Grup Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Caner Osmanpaşa, Dimitrios Goutas, Aaron Appindangoye, Ziya Erdal, Hakan Arslan, Fredrik Ulvestad (75′ Dia Saba), Charis Charisis (69′ Kader Keita), Erdoğan Yeşilyurt, Max Gradel (75′ Ahmed Musa), Karol Angielski (69′ Mustapha Yatabare)

Goller: 27′ Max Gradel (Penaltı) (Demir Grup Sivasspor), 63′ Dimitrios Goutas (Kendi Kalesine) (Slavia Prag)

Paylaşın

Başakşehir, UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde Adını Son 16’ya Yazdırdı

Başakşehir, UEFA Avrupa Konferans Ligi A Grubu 6. hafta maçında İskoçya’nın Hearts takımını Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda konuk etti. Gürcistan Futbol Federasyonu’ndan hakem Goga Kikacheishvili’nin yönetti karşılaşmadan Başakşehir 3-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Başakşehir’e galibiyeti getiren golleri 4. dakikada Youssouf Ndayishimiye, 33. dakikada Serdar Gürler ve 65. dakikada Berkay Özcan kaydetti. Hearts’in tek golü ise 90. dakikada Nathaniel Atkinson’dan geldi.

Başakşehir, bu galibiyet ile puanını 13’e yükselterek averaj farkıyla grubu aynı puandaki Fiorentina’nın önünde lider tamamladı ve adını son 16 turuna yazdırdı.

Başakşehir’in Son 16 turundaki rakibi 24 Şubat 2023’te çekilecek kura sonucunda belli olacak. İki ayaklı oynanacak son 16 turundaki maçların ilki 9 Mart 2023’te, rövanş mücadelesi ise 16 Mart 2023 tarihinde oynanacak.

Karşılaşmadan dakikalar

4. dakikada Deniz Türüç’ün kullandığı kornere hareketlenen Youssouf Ndayishimiye, yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Mahmut ve Biglia’nın yokluğunda maça ön libero olarak başlayan Burundili stoper, bu sezon resmi maçlardaki 6. golünü attı. 1-0

33. dakikada Duarte’nin uzun pasında Okaka topa hareketlendi. Hearts kalecisi Gordon da ceza sahası dışına çıkarak topa hamle yaptı. Oluşan karambolde topla buluşan Serdar Gürler, ceza sahası içine girerek yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-0

36. dakikada ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Serdar’ın ortasında arka direkte Traore topun sahibi oldu. Traore’nin sağ taraftan kaleye sokularak dar açıdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Gordon’dan döndü. Traore dönen topa yeniden yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı kaleci Gordon kornere çeldi.

56. dakikada sağ taraftan Serdar, kullandığı köşe vuruşunda ortasını kale önüne yaptı. Ndayishimiye’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak yandan auta gitti. 64. dakikada sağ taraftan Ömer Ali Şahiner’in pasında kale önünde topla buluşan Berkay Özcan meşin yuvarlağı filelere yolladı. 3-0

90. dakikada sol taraftan ceza sahası içine giren McKay’in yerden içeri çevirdiği topa kale önünde Shankland’in vuruşunda kaleci Muhammed topu oyun alanına çeldi. Arka direkte kaleciden dönen topu takip eden Atkinson’un şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 3-1

Stat: Başakşehir Fatih Terim

Başakşehir: Muhammed – Caiçara (Dk. 63 Ömer Ali), Touba, Leo Duarte, Hasan Ali, Ndayishimiye (Dk. 86 Şener), Deniz, Aleksic, Serdar (Dk. 72 Chouiar), Traore (Dk. 63 Berkay), Okaka (Dk. 72 Szysz)

Hearts: Gordon – Atkinson, Smith (Dk. 46 Halliday), Sibbick, Neilson, Cochrane, Forrest (Dk. 63 Ginnelly), Smith (Dk. 63 McKay), Devlin, Grant (Dk. 82 Pollock), Henderson (Dk. 63 Shankland)

Goller: Dk. 4 Ndayishimiye, Dk. 33 Serdar, Dk. 64 Berkay (Başakşehir), Dk. 90 Atkinson (Hearts)

Paylaşın

HDP, Partinin Eş Genel Başkanı Buldan’ın ‘Cumhuriyet’ Sözlerine Açıklık Getirdi

HDP Sözcüsü Ebru Günay, Pervin Buldan’ın grup toplantısında yaptığı konuşmada “Cumhuriyet’e yönelik sözlerine açıklık getirdi. Günay, Buldan’ın ‘cumhuriyetin demokratikleşmesinin önündeki en önemli engellerden birinin de Kürt sorunu olduğu gerçeğini vurguladığını’ söyledi..

Haber Merkezi / Günay, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Eş Genel Başkanımız, yaşanan krizlerden çıkış yolu olarak da; cumhuriyetin demokrasiyle buluşturulması, bunun için demokratik cumhuriyet koalisyonunun oluşturulması gerektiğinin altını özellikle çizmiş ve acil demokrasi, acil adalet çağrısı yapmıştır” dedi ve ekledi:

“Demokratik cumhuriyetin inşası HDP’nin temel hedef ve stratejisidir. Varlık gerekçesidir. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi için büyük mücadele yürüten, bunun için bedel ödeyen HDP’nin cumhuriyet fikri ve modeliyle sorununun olduğunu ileri sürmek, tam anlamıyla abesle iştigaldir. HDP’nin temel eleştirisi, dışlayıcı, ötekileştirici, tekleştirici politikaların kendisine yöneliktir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay’ın “Cumhuriyetle değil tekçi, inkarcı ve anti demokratik karakteriyle sorunumuz var” başlıklı açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Eş Genel Başkanımız Sayın Pervin Buldan, bu haftaki Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki âdemi merkeziyetçilik, çoğulculuk ve demokrasi fikriyatının terk edilerek devreye sokulan, kimlikleri ve inançları dışlayıcı ret ve inkâr politikalarının tarihsel süreç içerisinde yol açtığı toplumsal yaralara ve krizlere dikkat çekmiştir. Cumhuriyetin demokratikleşmesinin önündeki en önemli engellerden birinin de Kürt sorunu olduğu gerçeğini vurgulamıştır.

Eş Genel Başkanımız, yaşanan krizlerden çıkış yolu olarak da; cumhuriyetin demokrasiyle buluşturulması, bunun için demokratik cumhuriyet koalisyonunun oluşturulması gerektiğinin altını özellikle çizmiş ve acil demokrasi, acil adalet çağrısı yapmıştır. Demokratik cumhuriyetin inşası HDP’nin temel hedef ve stratejisidir. Varlık gerekçesidir. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi için büyük mücadele yürüten, bunun için bedel ödeyen HDP’nin cumhuriyet fikri ve modeliyle sorununun olduğunu ileri sürmek, tam anlamıyla abesle iştigaldir. HDP’nin temel eleştirisi, dışlayıcı, ötekileştirici, tekleştirici politikaların kendisine yöneliktir.

Bu bağlamda Eş Genel Başkanımızın konuşmasında “Cumhuriyet yıkım projesidir” gibi bir ifade asla geçmemiş olmasına rağmen, bir takım çevreler sanki böyle bir ifade kullanılmış gibi sosyal medya üzerinden maksatlı, kötü niyetli bir saldırı kampanyası yürütmektedir. Bu çevrelerin amacını ve niyetini gayet iyi biliyoruz. Cumhuriyetin demokratikleşmesinden, HDP’nin demokratik cumhuriyet çağrısından, çoğulculuktan, toplumsal barıştan ve eşit yurttaşlıktan rahatsızlık duyan, korkan, tekçiliği dayatan ve bunu savunanlardır.

Siyasal muhalefetin bir kanadının da, konuyu anlamadan, dinlemeden, araştırmadan, sosyal medya üzerinden algı çalışması yürüten bir takım çevrelerin tuzağına düşerek, Eş Genel Başkanımızı ve partimizi hedef alan sözler kullanmasını iyi niyetli, samimi bir yaklaşım olarak görmediğimizi belirtmek isteriz.

Demokratik kamuoyu da bilmelidir ki HDP, cumhuriyetin demokrasiyle, adaletle ve barışla güçlendirilmesi gerektiği fikriyatını ısrarla ve kararlılıkla savunmaya ve bunun için mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, grup toplantısında “Cumhuriyetin 99. yıl dönümünü geride bıraktık. Kuruluşundaki ademi merkeziyetçilik ve demokrasi fikrinin terk edilerek, yerine Kürtler ve Aleviler başta, tüm farklılıkların ret ve inkarına dayalı tekçilik sisteminin devreye sokulmasıyla yaşanan 100 yıllık bir yıkım sürecinden bahsediyoruz” demişti.

Paylaşın

Pakistan’da Eski Başbakan İmran Han’a Suikast Girişimi: Ayağından Yaralandı

Konvoyuyla birlikte erken seçim talebiyle başkent İslamabad’a yürüyen Pakistan Adalet Hareketi Lideri İmran Han, Lahor kenti yakınlarında uğradığı saldırıda ayağından yaralandı. Han’ın hayati tehlikesinin olmadığı bildiriliyor.

Haber Merkezi / Olay, eski Başbakan Benazir Butto’nun 2007’de bir miting sırasında vurularak öldürülmesini ister istemez akıllara getirdi. İmran Han’a suikast girişimi ise önceki başbakanın istihbarat servisi ISI ile atışmasının ardından geldi.

Wazirabad böglesinde gerçekleşen saldırıda İmran Han’ın yanı sıra Han’ın mensubu olduğu Pakistan Adalet Hareketi liderlerinden Senatör Faysal Cavid’in de yaralandığı duyuruldu.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Han’ın üst düzey danışmanlarından biri, “Bu bir suikast girişimi” ifadelerini kullandı.

Dawn gazetesinde yer alan habere göre saldırgan gözaltına alındı. Ancak teyit edilmeyen bazı bilgilere göre saldırgan vurularak öldürüldü.

PTI’ın önde gelen isimlerinden Favad Çaduri, hedef gözetilerek yapılan saldırıda eski Başbakan İmran Han’ın bacağından yaralandığını doğruladı.

Pencap eyalet Başbakanı Pervez Elahi, İmran Han’ın konteynırının yakınında ateş açıldığını teyit etti ve eyalet polis yetkililerinden olaya ilişkin soruşturma başlatmasını istedi.

Elahi, “Olayın arkasındaki kişiler en kısa zamanda adalete teslim edilecek ve yaralılara en iyi tıbbi bakım sağlanacak.” ifadesini kullandı.

Han’ın danışmanlarından Rauf Hasan, Afp’ye verdiği demeçte, “İmran Han ayağından yaralandı ama durumu stabil. Bu (saldırı) onu öldürmeye, suikast düzenlemeye yönelik bir girişim.” ifadesini kullandı.

Nisan ayında güvensizlik önergesi ile devrilen Han, cuma gününden bu yana erken seçim talebiyle başkent İslamabad’a doğru yapılan “uzun bir yürüyüşe” öncülük ediyordu.

Yürüyüşe on binlerce kişi katılıyor. Kendi taraftlarlarına göre ise Han’a milyonlarca kişi eşlik ediyor.

İmran Han hükümeti nisanda düşmüştü

Pakistan’da parlamentoda 10 Nisan’da yapılan güven oylamasında 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.

Ülkede, 3 dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan’da Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla salt çoğunluğun desteğini alarak başbakan seçilmişti.

Paylaşın

20 Yılda 30 bin 224 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Ekim ayında en az 158 iş kazalarında yaşamı yitirirken, 2022’nin ilk 10 ayında ise 1521 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. AK Parti’nin iktidarda olduğu 20 yılda en az 30 bin 224 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) aylık olarak raporlaştırdığı iş cinayetlerinin Ekim bilançosunu paylaştı.

Üç bölümden oluşan raporun ana gündemini Amasra’da 41 işçinin öldüğü maden patlamasıydı. “Güneşi görebilmek için karanlığı kazan 41 maden işçisi katledildi” diyen İSİG Meclisi, Amasra için Karadon, Elbistan, Kozlu, Soma, Ermenek, Şırnak maden katliamlarına bir yenisinin eklendiğini söyledi.

Maden faciasının bilirkişi raporundan tespitler yaparak patlamanın önüne geçilebileceğini ifade etti.

İSİG Meclisi, Sayıştay ve Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) kendi iç raporlarına rağmen önlem almayan, bütçe ayırmayan TTK’yi, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı ve Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanlığı’nı katliamdan birinci derecede sorumlu tuttu.

AKP’li yıllarda cinayetler: Neo-liberal politikaların sonucu

İSİG Meclisi ayrıca Türkiye’nin AKP iktidarıyla yönetildiği son 20 yıldaki iş cinayetleri üzerinde durdu.

İktidarın neo-liberal politikalarının işçileri öldürdüğünü belirtti. 2013’te çıkartılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı hatırlatan İSİG Meclisi “Türkiye toplumunun yüzde 80’i proleterleştirildi” dedi.

“Tuzla Tersaneleri, Davutpaşa/OSTİM, Soma, Torunlar, Ermenek, Covid, Silikozis, Asbest, Bartın ve niceleri… Sonuç ortada!” diyerek örneklendirme yaptı. Raporda şöyle dedi:

“Güvencesizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin iktidar yılları boyunca İş Cinayetlerinde 30 bin 224 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetleri sonrasında ise adaletsizlik, cezasızlık sürdü, sürüyor. Davalarda asıl sorumlular mahkemeye çıkartılamadığı gibi tali sorumlular kısa süreli hapis cezalarına çarptırılıyor, bu cezalar para cezasına çevriliyor ve 24 ay taksitlendiriliyor.

“İşyerlerinde işçilere karşı bir savaş yaşanıyor… Hangi savaşta bu kadar arkadaşımızı kaybediyoruz? Tehlikeli işlerde çalışanlar -ki ilk akla gelen maden işçileri- ailesiyle vedalaşmadan işe çıkamıyor. Peki, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar, bürokrasi, patronlar ve onların aklı ne diyor? Kaza, kader, fıtrat, güvensiz davranış, eğitimsizlik vs. Bu cinayetlerin nedeni neoliberal düzenin ucuz ve güvencesiz istihdam politikaları ve sermaye birikim stratejisidir. İşçi sınıfı bu şartlarda çalıştırılırsa ölüm kaçınılmazdır.”

İş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 95’i sendikasız

Rapora göre Ekim’de en az 158 iş cinayeti yaşadı. 2022’nin ilk 10 ayında ise (304 günde) 1521 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Ocak’ta 120, Şubat’ta 109, Mart’ta 122, Nisan’da 129, Mayıs’ta 176, Haziran’da 189, Temmuz’da 172, Ağustos’ta 186 ve Eylül’de 160 işçi çalışırken hayatından oldu.

Yılın ilk 10 ayında hayatını kaybeden işçilerin 1322’si ücretli (işçi ve memur), 199’u ise kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) kişilerdi. Bir başka deyişle ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturdu.

Hayatını kaybedenlerin 90’ı kadın işçi ve 1431’i erkek işçiydi. Ölen işçilerin ise sadece 85’i (yüzde 5,58) sendikalı işçiydi. 1436 işçi (yüzde 94,42) sendikasızdı.

Çocuk işçiler de ölüyor

Bu dönemde 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası da 32 çocuk/genç işçi çalışırken öldü. Ayrıca 18-27 yaş arası 250 işçi, 28-50 yaş arası 729 işçi, 51-64 yaş arası 314 işçi, 65 yaş ve üstü 85 işçi hayatını kaybetti. İSİG Meclisi hayatını kaybeden 89 işçinin yaşını ise belirleyemedi.

Yine 2022’nin ilk 10 ayında 80 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçiler Suriye (37), Afganistan (17) Türkmenistan (6) Özbekistan (4), İran (3), Rusya (3) ve Azerbaycan, Belarus, Endonezya, Irak, Kuveyt, Nijerya, Pakistan, Sırbistan, Ukrayna ve Yunanistan (1’er işçi) gelmişti.

2022’nin ilk 10 ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı ise şöyle:

  • Tarım, orman işkolunda 302 emekçi (156 işçi ve 146 çiftçi);
  • İnşaat, yol işkolunda 300 işçi;
  • Taşımacılık işkolunda 173 işçi;
  • Madencilik işkolunda 97 işçi;
  • Metal işkolunda 83 işçi;
  • Belediye, genel işler işkolunda 82 işçi;
  • Ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 79 emekçi;
  • Konaklama, eğlence işkolunda 65 işçi;
  • Sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 56 işçi;
  • Enerji işkolunda 46 işçi;
  • Gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 39 işçi;
  • Petro-kimya, lastik işkolunda 30 işçi;
  • Savunma, güvenlik işkolunda 29 işçi;
  • Tekstil, deri işkolunda 27 işçi;
  • Ağaç, kâğıt işkolunda 20 işçi;
  • Gıda, şeker işkolunda 16 işçi;
  • Çimento, toprak, cam işkolunda 14 işçi;
  • Basın, gazetecilik işkolunda 7 işçi;
  • Banka, finans, sigorta işkolunda 3 işçi;
  • İletişim işkolunda 2 işçi;
  • İşkolu belirlenemeyen 51 işçi

2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı da şöyle:

  • Trafik, servis kazası nedeniyle 333 işçi;
  • Ezilme, göçük nedeniyle 288 işçi;
  • Yüksekten düşme nedeniyle 233 işçi;
  • Kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 161 işçi;
  • Patlama, yanma nedeniyle 85 işçi;
  • Elektrik çarpması nedeniyle 75 işçi;
  • Zehirlenme, boğulma nedeniyle 67 işçi;
  • İntihar nedeniyle 60 işçi;
  • Şiddet nedeniyle 60 işçi;
  • Covid-19 nedeniyle 45 işçi;
  • Nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 19 işçi;
  • Kesilme, kopma nedeniyle 12 işçi;
  • Diğer nedenlerden dolayı 83 işçi

İSİG Meclisi raporda ayrıca emekçilere dönük şiddet yaygınlaştığı, moto-kurye ölümlerinin artarak devam ettiği tespitinde bulundu. İş cinayeti davalarında adalet mücadelesinin sürdüğünü söyledi.

Not: İSİG iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Filipinler’i Nalgae Fırtınası Vurdu: En Az 150 Can Kaybı

Her yıl ortalama 20 fırtına ve tayfunun gerçekleştiği Filipinler’de, son olarak etkili olan Nalgae tropik fırtınası nedeniyle oluşan sel ve heyelanlarda ölü sayısı 150’ye yükseldi. Filipinler’de, 2013 etkili olan Haiyan Tayfunu’nda 6 binden fazla kişi yaşamını yitirmiş ve büyük yıkım yaşanmıştı.

Bianet’in aktardığına göre, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., fırtınadan etkilenen Calabarzon, Bicol, Batı Visayas ve Bangsamoro bölgelerinde acil yardımları hızlandırmak ve yerel ve merkezi yönetimler arasında koordinasyonu kolaylaştırmak amacıyla 6 aylık afet durumu ilan etti.

Marcos Jr. arama kurtarma ve acil yardım ekiplerine çalışmalarını hızlandırmaları ve halkın mağduriyetinin ivedilikle giderilmesi talimatı verdi.

Marcos Jr. tropik fırtınadan özellikle etkilenen Bangsamoro bölgesindeki heyelanlarının sebebinin “ağaçların kesilmesi ve iklim değişikliği” olduğunu söyledi.

Yerel yöneticilere ağaç dikme çağrısında bulunan Marcos Jr. “Yapmaya ihtiyacımız olan şey bu” dedi: “Bunu sürekli duyup duruyoruz. Fakat hâlâ ağaç kesmeye devam ediyoruz. Sonra da bu oluyor, böyle heyelanlar oluyor.”

Nalgae tropik fırtınasının 28 Ekim’den bu yana devam ettiği Filipinler’deki sel ve heyelanlarda ölü sayısı 150’ye yükseldi.

Bugün de (3 Kasım) şiddetli yağışların beklendiği ülkede tropik fırtına ve beraberinde getirdiği sel ve heyelanlardan yaklaşık 4 milyon kişi etkilendi. Ulusal Afet ve Risk Azaltma ve Yönetim Merkezi, 1,2 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

France 24 haber sitesinin aktardığına göre, en az 128 kişinin yaralandığı ülkede, 36 kişi halen kayıp. Hayatını kaybedenlerden 63’ü ise Filipinler’in güneyindeki Bangsamoro Özerk Bölgesi’nden.

Sel ve heyelanların etkili olduğu bölgelerle ilgili son durumu paylaşan Bölgesel Sivil Savunma Şefi Naguib Sinarimbo, “Sel baskınları ve heyelanların yaşandığı alanlarda toprak hala ıslak; dolayısıyla, hızla daha fazla erozyon meydana gelebilir” dedi: “Yıkıntılar ve kayalar, su baskınlarının güzergahındaki su yolları ve nehirleri tıkadı. Yani, buralar kolaylıkla taşabilir.”

Filipinler’de 6 aylık “afet durumu”

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, Nalgae tropik fırtınasının etkili olduğu Filipinler’de 151 bin 162 ev ile 367 köprü ve yol gibi yapıların yanı sıra yaklaşık 70 bin hektarlık tarım alanı da hasar gördü.

Paylaşın

Doğanın Bir Gizemi Daha Çözüldü: Balıklar Yüzerken Neden Aşağı Bakıyor?

Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Northwestern Üniversitesi’nden bilim insanları, doğanın bir gizemini daha çözmenin mutluluğunu yaşıyor: Balıklar yüzerken neden aşağı bakar?

Northwestern Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, bunun sebebinin balıkların akıntıya karşı yüzdüklerinde dengede durmalarını sağlaması olduğunu doğruladı.

Balıklar nehir yatağına bakarak, yüzdükleri yönü ve hızlarını daha iyi algılıyor. Çevredeki diğer balıklara, bitkilere veya döküntülere odaklanmak, onlara yanlış bir yön duygusu verebilir.

Araştırmanın başındaki Emma Alexander şunları söyledi:

“Bu, hareket etmeyen bir tren vagonunda oturmaya benziyor. Treninizin yanındaki trenin istasyondan uzaklaşmaya başlaması sizi de kandırarak hareket ettiğinizi düşünmenize yol açabilir.

Diğer trenin görsel işareti o kadar güçlüdür ki diğer tüm duyularınızın size hareketsiz oturduğunuzu söylediği gerçeğine baskın gelir. Bu, balıklarda çalıştığımız olgunun tamamen aynısı. Balıkların üstünde birçok yanıltıcı hareket işareti var fakat en bol ve güvenilir sinyaller nehrin dibinden geliyor.”

Çalışma, laboratuvarlar yerine Hindistan’daki kendi doğal çevrelerinde zebra balıklarına odaklandı.

Northwestern’deki McCormick Mühendislik Fakültesi’nden bilgisayar bilimleri yardımcı doçenti Alexander şunları söyledi:

“Balıkların altlarındaki harekete üstlerindeki harekete göre daha güçlü tepki verdiği kısa süre önce keşfedildi. Bu gizemi araştırmak ve nedenini anlamak istedik.

Çalıştığımız birçok zebra balığı laboratuvar tanklarında büyüyor fakat beyinlerinin ve davranışlarının gelişimini doğal yaşam alanları şekillendirdi. Bu nedenle organizmanın geliştiği bağlamı araştırmak için kaynağa geri dönmemiz gerekiyordu.”

Araştırmacılardan oluşan ekip, Hindistan genelinde zebra balıklarının yaşadığı sığ nehirlerin bulunduğu 7 bölgeyi ziyaret etti.

Uzaktan kumandalı robotik bir kola bağlı su geçirmez bir dalış çantasının içinde 360 derecelik bir kamera kullanan araştırmacılar, kamerayı suya daldırdı ve balıkları izledi.

Araştırmacılar bu davranışın, balıkların akıntıya karşı yüzerken kendilerini dengede tutabilmek için geliştirdiği bir adaptasyon davranışı olduğu sonucuna vardı.

Araştırma Current Biology adlı akademik dergide yayımlandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Babacan’dan ‘Faiz’ Tepkisi: Bu Yıl 650 Milyar Lira Ödenecek

Partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan DEVA Lideri Babacan, “Sürekli milleti kandırmaya çalışıyorsunuz faizle ilgili. Siz bir milletin ödediği faize bakın. Merkez faizini düşürüyorsunuz da niye bu sene 330 milyar faiz ödüyorsunuz?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütçe hazırlayıp Meclis’e gönderiyorsunuz. Ödediğiniz faiz yetmiyor bir de kur korumalı yüzünden ödeyeceksiniz fazladan? Bu miktar ne? 300-350 milyar. Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek. Bu parayla tam bir milyon konut üretilip vatandaşa bedava dağıtılabilirdi. 8 milyon kişi başvurdu diye övünüyorlar bir de konut projesine. Hayal satıyor ya”

Yaklaşan seçimlere ilişin değerlendirmede bulunan Babacan, “Seçime adım adım yaklaşıyoruz. Burada iktidarcılık oynamıyoruz. Meselemiz Türkiye’nin yarını. Herkes göreviniz başında, çalışıyoruz. Kadrolarımız genişleye genişleye yürüyoruz. Seçim günü geldiğinde de DEVA Partisi, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak bir parti olacak. Ya başaracağız ya başaracağız! Türkiye’nin uçurumdan aşağı yuvarlanmasına asla ama asla izin vermeyeceğiz.” dedi.

DEVA Lideri Babacan, Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde AK Parti’nin ‘Türkiye Yüzyılı’ programı için bestelenen şarkının okunmasına “Gözümüzün önünde polis bandosuna iktidar partisinin seçim şarkısını söylettiler ya. Bir dakika diyoruz ya, hop diyoruz, ne oluyoruz diyoruz” sözleriyle tepki gösterdi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nın açılış konuştu. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Ülkemizin gri listelere düşmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin lekelerini temizleyeceğiz. Bu ülkenin sorunlarına çözüm üreteceğiz. Eğer bunu istiyorsan zaten çalışacaksın, çok çalışacaksın. İlk kez bir siyasi parti, ilk 90 günde ne yapacağını planıyla bütçesiyle açıkladı. 16 tane eylem planı hazırladık. Çünkü biz çalışıyoruz, sınıfın çalışkan öğrencisiyiz. Tembeller düşünsün. Vizyon, vizyon diye ortalığı ayağa kaldırdılar, ne açıkladılar Allah aşkına?

“Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek”

Sürekli milleti kandırmaya çalışıyorsunuz faizle ilgili. Siz bir milletin ödediği faize bakın. Merkez faizini düşürüyorsunuz da niye bu sene 330 milyar faiz ödüyorsunuz? Bütçe hazırlayıp Meclis’e gönderiyorsunuz. Ödediğiniz faiz yetmiyor bir de kur korumalı yüzünden ödeyeceksiniz fazladan? Bu miktar ne? 300-350 milyar. Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek. Bu parayla tam bir milyon konut üretilip vatandaşa bedava dağıtılabilirdi. 8 milyon kişi başvurdu diye övünüyorlar bir de konut projesine. Hayal satıyor ya.

Bakın dün akşam Sabancı Üniversitesi’nde genç arkadaşlarımızla buluştuk. Herhalde 700-800 kişilik bir salonda öğrenciler geldiler, konuştuk. Bizim bu gençlerimize borcumuz var. Çünkü bu hükümet bu gençlere gençlik borçlandı. Bizim onlara insan onuruna yaraşır bir hayat borcumuz var. Bu ülkeyi gidenlerin değil, yaşamak isteyenlerin ülkesi yapacağız. Ki bunu geçmişte yapmıştık da. Değil kendi gençlerimiz başka ülkelerden bile geliyorlardı Türkiye’ye.

Devlet iseniz tarafsız olmak zorundasınız. Daha yeni yaşadık bakın Emniyet Teşkilatı. Ülkenin yöneticilerine hizmet etmeye zorlanan bir teşkilat, partilileşmeye zorlanan bir teşkilat işini doğru yapamaz ki. Her parti için geçerli bu. Ben gördüğüm her polis intiharı haberine kahroluyorum. Gördünüz değil mi? Polis Akademisi mezuniyet töreni. Gözümüzün önünde polis bandosuna iktidar partisinin seçim şarkısını söylettiler ya. Bir dakika diyoruz ya, hop diyoruz, ne oluyoruz diyoruz. Çok istiyorsanız bu şarkıları kaydettirip Spotify’a yükletebilirsiniz. Ama kalkıp da orada, sokakların güvenliğini sağlamakla yükümlü insanlara kendi partinizin şarkısını söyletemezsiniz.

AK Parti, seçim şarkısını polise söyletsin diye mi iktidara geldi? AK Parti’yi yıllarca iktidara taşıyan tertemiz insanlar bu yüzden mi oy verdi? Milletin parasını çarçur etsin diye mi? Hayır, tahmin edemezlerdi. Ezilenlerin oyunu alan o parti, bu düzen için mi oy aldı?

Biliyorum ki adaletli insanlar bu konuda dertleşiyorlar. Yüksek sesle konuşamıyorlar ama memnun değiller. Ben buradan sesleniyorum, gelin hep beraber olalım. Dindar insanların da kendisini eleştirebildiğini hem ülkeye hem dünyaya gösterelim. Gelin el ele verelim.

“Erdoğan, milletin kendisine teslim ettiği anahtarı Bahçeli’ye teslim etti”

Bakın krizlerin ortağı Bahçeli’yi, Perinçek’i almış yanına Türkiye Yüzyılı’na yürüyormuş. Bu mu sizin vizyonunuz ya? Partiyi iki kişinin dudağından çıkanla hareket eden bir partiye çevirdi. Krizlerin ortağı istedi seçime gitti, o istedi mafyayı hapisten çıkardı. Tak dedi, şak oldu. Erdoğan, milletin kendisine teslim ettiği anahtarı Bahçeli’ye teslim etti. Size bu yüzden mi oy verdiler bu insanlar?

20 yıl önce, tam 3 Kasım, tam 20 yıl önce. Ekonomiyi devraldık, enflasyonu tek haneye indirdik, 30 yıl sonra ilkti. Bugün TÜİK açıkladı enflasyonu. Yüzde 85.51. Makyajlanmış ve de. Biz 20 yıl önce ülkeyi bu durumdan nasıl çıkardıysak yine yapacağız DEVA kadroları olarak. İlk altı ayda bu krizin havasını dağıtacağız, en geç iki yılda da enflasyonu tek haneye indireceğiz.

Biz ne zaman ekonomi, dış işleri ve AB kadrolarımızla yaptığımız başarılardan bahsetsek sayın Erdoğan ne diyor ki, ‘Biz izin verdik ki yaptılar.’ Tamam o zaman madem bir imza ile oluyor, hadi düşür enflasyonu. Tek imza dedin, çok istedin bunu, millet de tamam dedi. Hadi yap yapacağını iş imzaysa. Ama olmaz. Siz ancak dürüst ve ehil kadrolarla başarı sağlayabilirsiniz. Bu ülke deney değil, bu ülkenin insanları da kobay değil. Dünya gidiyor Mersin’e, bizimki gidiyor tersine.

Sen ülkede tarımı batır sonra ‘müjde’ ver buğday gelecek diye. Gözümüz yollarda kalsın buğday gemisi diye. Bu ülkenin 85 milyon nüfusu var. Hem Avrupa’nın en büyüğü hem de en genci. Topraklar elverişli. Müthiş bir üretim potansiyeli var. Ama kötü yönetimle tarımı bitirdiler. Siz enflasyonu tarımla düşürürsünüz, üreterek. Sadece Tarım Kredi’nin geçen yıl 500 milyon lira zarar ettiği açıklandı. Bu da, bizim bakkalımıza rakip çıkardığı market yani. Yaptıklarının bedelini sadece onlar ödemiyor, hepimiz ödüyoruz.

“Ya başaracağız ya başaracağız”

Seçime adım adım yaklaşıyoruz. Burada iktidarcılık oynamıyoruz. Meselemiz Türkiye’nin yarını. Herkes göreviniz başında, çalışıyoruz. Kadrolarımız genişleye genişleye yürüyoruz. Seçim günü geldiğinde de DEVA Partisi, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak bir parti olacak. Ya başaracağız ya başaracağız! Türkiye’nin uçurumdan aşağı yuvarlanmasına asla ama asla izin vermeyeceğiz.”

Paylaşın

2023 Yılı İçin Vergi, Harç Ve Cezalara Rekor Zam!

İktidar ekonomiye dair pembe tablolar çizmeye çalışsa da, uygulamalar gerçeğin öyle olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vergi Usul Kanunu kaynaklı artırma veya azaltma yetkisini kullanmazsa 2023 yılında vergi ve harçlar yüzde 122.93 oranında artış gösterecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediği 2023 yılı vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranları açıklandı.

Ekim ayında Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (YİÜFE) 12 aylık ortalamalara göre yüzde 122.93 oranında artış gösterdi. Buna göre Cumhurbaşkanı Vergi Usul Kanunu kaynaklı artırma veya azaltma yetkisini kullanmazsa 2023 yılında vergi ve harçlar yüzde 122.93 oranında artacak.

Dünya gazetesinden Hüseyin Gökçe’nin haberine göre; Vergi Usul Kanunu uyarınca Cumhurbaşkanının, vergi ve harçlarda yeniden değerleme oranını yüzde 50 azaltma ve yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor. Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde ise Cumhurbaşkanının artırma yetkisi yüzde 50 olmakla birlikte, indirme yetkisi yüzde 80 düzeyinde. Cezalarda ise ilan edilen yeniden değerleme oranları değiştirilemiyor.

2023 yılında harç, vergi ve cezalarda uygulanacak 2022 yılına ilişkin yeniden değerleme oranı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Kasım ayının son haftasında Vergi Usul Kanunu Genel tebliği ile ilan edilecek.

492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarifelerde yer alan maktu harçların yeni tutarlarını gösteren Harçlar Kanunu Genel Tebliği ise Aralık ayının ikinci yarısında yayımlanacak.

Paylaşın

Ali Bayramoğlu’ndan İktidarı Kızdıracak Yazı: Hangi Aile?

İktidarın “aileyi korumak” için anayasa değişikliği yapma çalışmasını eleştiren Karar yazarı Ali Bayramoğlu, “Hangi Aile” başlıklı yazısında, “Tarihte aileyle ilgili bir sorun olmuşsa, o da bu kurumun siyasete alet edilmesiyle olmuştur” yorumunu yaptı.

“Aile içi şiddeti, erkeğin kadın üzerindeki hükmünü gelenekten sayan aile mi? 15-16 yaşındaki kızları tecavüzcüleriyle evlendirerek aileyi kurmaya ve korumaya kalkan anlayış mı?” diyen Bayramoğlu, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Aile her anlamda çekirdek bir kurumdur; buna hiç şüphe yok. Sosyalleşme, güven, güvenlik, aidiyet, dayanışma, bağ ifade eden, insana, topluma ait en önemli kurum…

İki türlü bakabilirsiniz bu kuruma.

Bir. Aileyi doğal haliyle ve tarihsel boyutuyla ele alabilirsiniz. Esas olan aileye dair belli bir döneme ait kodlar, biçimler değildir; esas olan ailenin yukarıda saydığımız kalemlerden oluşan işlevdir. Aynı kalması, korunması gereken bu işlevlerdir, biçimler değil. Biçim zaman göre değişir ve değişmelidir. Bireyin özgürlük alanı genişledikçe, ailenin yapısı, iç ilişkileri de farklılaşır, beklentilere, çağa, yeni gereklere uyum sağlar. Kadın evden dışarı çıkar örneğin, çalışır, evde erkek egemen düzen yerini eşitliğe bırakır, haklar doğar, kimi konularda, özellikle şiddet, bedenin kişiselliği , cinsel taciz gibi durumlarda “giz ve mahrem” kalmaz” yerini hakka ve şeffaflığa bırakır.

İki. Aileyi, siyasi ve ideolojik bir yapı olarak da görebilirsiniz. Burada esas olan işlevden çok ideal aile biçimidir. Erkek-kadın-çocuk ilişkilerinin belli ve değişmez rollere göre dağıtıldığı, ailenin korunmasıyla aile içi iktidar ilişkilerinin ve hiyerarşik düzenin korunması arasında paralelliğin kurulduğu bir formattır bu. Aile, değişim veya değişim girdilerine direnen bir kurum olarak korunur ve tanımlanır.

Muhafazakar ideolojide ilk zamanlar aile; ibadethane, gelenek, dernek gibi diğer kurumlarla birlikte hızla değiştiren, imha eden devlet gücü karşısında karşında toplumun varoluşunu, sağlıklı ve güçlü olmasını ifade ederdi. Fransız devriminin kurumları altüst eden hızına tepki olarak doğan muhafazakar ideolojinin ilk döneminden bu yana çok zaman geçti.

Bugün aile değişim ve statüko arasında salınır durur…

Kilise hala boşanmaya izin vermez örneğin…

Sol ise, yüzyıldır, evliliğin sekülerleştirilmesi ya da boşanmaya izin verilmesi gibi yollarla ailenin ve geleneksel temellerinin reforme edilmesini savunur.

2. Dünya savaşında aile, faşist rejimler tarafından aile değerleri, değişmez kodlara bağlanmış, ahlak, beden üzerinde devlet adına aile, aile adına erkek denetimi bir hükümranlık haline getirilmiştir.

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde nikahsız çocuk, birlikte de aile tanımına girer, sosyal yardımlardan, haklardan istifade eder. Kimi ülkelerde eşcinsel evliliklere izin verilir, bu eşlerin çocuk edinmelerine de…

Erdoğan, aileyi korumak için anayasa değişikliği yapmak istiyor…

Erdoğan aileyi korumak iddiasıyla İstanbul sözleşmesinden de çıkmıştı.

Ama hangi aile?

Aile içi şiddeti, erkeğin kadın üzerindeki hükmünü gelenekten sayan aile mi?

15-16 yaşındaki kızları tecavüzcüleriyle evlendirerek aileyi kurmaya ve korumaya kalkan anlayış mı?

Geleneksel değerlerle bedene damga vuran bakış mı?

Erdoğan, olmayan bir meseleyi üretiyor ve aileyi siyasileştiriyor, kendi siyasi projesi için kullanıyor.

Tarihte aileyle ilgili bir sorun olmuşsa, o da bu kurumun siyasete alet edilmesiyle olmuştur.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın