Mahsa Amini Protestoları: Ölü Sayısı 378’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 378’e yükseldi.

İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) Mahsa Amini’nin “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarla ilgili bir rapor açıkladı. IHR’nin raporuna göre, son bir haftada güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik saldırıları sonucu yaklaşık 40 kişinin hayatını kaybetmesiyle, üçüncü ayına giren protestolarda ölü sayısı 378’e yükseldi.

Ülkedeki 31 eyaletten 25’ine dair verilerin yer aldığı IHR raporunda, en fazla can kaybının Sistan-Beluçistan eyaletinde yaşandığı belirtildi.

Raporda, Sistan-Beluçistan’da 123, Tahran ve Kürdistan’da 40, Batı Azerbaycan’da 39, Mazenderan’da 33, Gilan 23, Elborz’da 15, Kirmanşah’ta 14, Huzistan’da dokuz, Horasan-ı Rezevi ve İsfahan’da beşer, Zencan ve Doğu Azerbaycan’da dörder, Merkezi, Kazvin ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Fars ve Hemedan’da ikişer, Hürmüzgan, Simnan ve Kirman’da da birer göstericinin öldüğü kaydedildi.

IHR’nin raporuna göre, hayatını kaybeden göstericilerden 47’si 18 yaş altında, 27’si kadın ve 351’i erkekti.

Protestoculara ateşli silahlarla saldırı

Öte yandan, İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Mahabad kentinde düzenlenen protestolara emniyet güçleri ateşli silahlarla saldırdı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre, dün gece Mahabad’da yaşanan olaylarda polis protestoculara karşı silah ve patlayıcılar kullandı.

Kentte rejim aleyhine sloganlar atan göstericiler, bazı caddeleri tuğla ve taşlarla kapattı. Emniyet güçlerinin göstericilere ateşli silahlarla saldırdığı kentte, yer yer patlama sesleri duyuldu.

Kente çok sayıda polisin sevk edildiği belirtilirken, rejim karşıtları sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarla “Mahabad halkına yardım” çağrılarında bulunuyor. Çıkan olaylarda can kaybı ya da yaralı olup olmadığına ilişkin resmi makamlar tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

On Yılda En Az 616 Çocuk, İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2013 yılından bugüne geçen on yılda en az 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların 96’sı kız çocuğu 520’si oğlan çocuğuydu. Aynı dönemde tüm yaş gruplarında toplam 18 bin 683 iş kazası sonucu ölüm meydana geldi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla 2013-2022 dönemini kapsayan Çocuk İş Cinayetleri Raporu’nu açıkladı. İSİG Meclisi’nin raporu, son on yılda en az 616 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

Buna göre, 2013-2022 yılları arasında hayatını kaybeden çocukların 211’i 14 yaş ve altında, 405’i ise 15-17 yaş grubundaydı.

Resmi kaynakların çocuk işçiliğine ilişkin verilerinin “kısıtlı ve çelişkili” olduğunu, “güncel olmadığını” ve “gerçekleri yansıtmadığını” Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) “Yıllık İş Kazası İstatistikleri” verileri üzerinden örnekleyen İSİG Meclisi, ardından kendi verilerini paylaştı.

Tüm yaş gruplarında 18 bin 683 iş cinayeti

İSİG Meclisi iş cinayetleri raporlarına göre; 2013 yılından bugüne geçen on yılda en az 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

Bu çocukların 96’sı kız çocuğu 520’si oğlan çocuğuydu.

Çocukların dördü 4 yaşında, beşi 5 yaşında, dördü 6 yaşında, beşi 7 yaşında, 12’si 8 yaşında, 12’si 9 yaşında, 24’ü 10 yaşında, 13’ü 11 yaşında, 32’si 12 yaşında, 39’u 13 yaşında, 61’i 14 yaşında, 87’si 15 yaşında, 123’ü 16 yaşında ve 195’i 17 yaşındaydı.

İSİG Meclisi’nin verilerine göre, bu dönemdeki tüm yaş gruplarında toplam 18 bin 683 iş cinayeti sonucu ölüm meydana gelmiştir.

2003-2022 Çocuk İş Cinayetleri Raporu’ndan öne çıkanlar şöyle:

“4 ve 5 yaşlarında çalışırken ölen dokuz çocuk tespit etmiş durumdayız. Bu durum çocuk işçiliğin bu yaşlarda başladığı anlamına geliyor.

Çocuk işçi ölümlerinin 65,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken 14 yaş ve altında bu oran yüzde 34,3.

İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 57,3’ü tarım, yüzde 19,5’i sanayi, yüzde 12,8’i hizmet ve yüzde 10,4’ü inşaat sektöründe çalışıyordu.

İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 77,4’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 32,6’sı ücretsiz aile işçisi/kendi hesabına (yüzde 20’si çiftçi ve yüzde 12,6’sı esnaf) çalışandı.”

İSİG Meclisi’nin raporu ayrıca hayatını kaybeden 616 çocuk işçiden 70’inin göçmen/mülteci olduğunu da ortaya koydu.

Ölüm sebebi bilinen 616 çocuktan yüzde 28’i trafik servis kazaları sebebiyle yaşamını yitirirken, iş cinayetlerinin yüzde 17’sinin sebebi zehirlenme veya boğulma, yüzde 13’ünün sebebi ezilme veya göçüktü.

“Çocuk işçiliği yasaklanmalı”

İSİG Meclisi, “çocuk işçiliğin getirildiği durumu ve çocuk iş cinayetlerinin bir ‘çocuk emek sömürüsü’ politikası olduğunun” altını çizerek Türkiye’deki çocuk işçiliği karşısında taleplerini özetle şöyle sıraladı:

Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir. Tüm çocuklara parasız ve nitelikli eğitim imkanı sağlanmalıdır.

Çocuk emeğiyle ilgili veriler bilimsel, güvenilir ve düzenli bir şekilde yayınlanmalıdır.

Kayıt-dışı çocuk işçi çalıştırılan kişi ve kurumlara göz yumulmamalı, caydırıcı cezalar verilmelidir.

Yasadışı çocuk işçi çalıştırmayı önlemeye yönelik tedbirler alınmalı, denetimler etkin ve sıkı bir şekilde yapılmalı, ilgili mevzuatlar yürürlüğe koyulmalıdır.

Tüm çocuklar ücretsiz ve detaylı sağlık taramasından geçirilmelidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenme imkânı sağlanmalı, bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilmelidir.

Çocuk işçilik yasaklanmalıdır.

Not: İSİG iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor

Paylaşın

İYİ Parti Ve HDP Arasında Sular Durulmuyor: Karşılıklı Suçlamalar

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile İYİ Parti arasında, altılı masa kurulduğu günden beri sık sık baş gösteren gerilim, bir kez daha gündemde. Tartışmalar bu kez AKP’li bir heyetin, başörtüsü konusunda hazırlanacak anayasa değişikliği için HDP grubunu ziyaret etmesiyle başladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, grup konuşmasında ziyareti “Açılımcılar kumpanyası yeniden seyircisiyle buluşuyor” sözleriyle eleştirdi. 2013’te Kürt sorununun çözümü için yürütülen çözüm sürecine atıfta bulunan Akşener, HDP’yi de “HDP vekilleri de genel başkanlarını tutukladığı, belediyelerine kayyum atadığı için sabah akşam eleştirdikleri, AK Parti ile, aynı masaya oturmaktan zerre utanmadılar” sözleriyle eleştirdi. Akşener’in bu sözleri iki parti arasında son zamanların en şiddetli tartışmasını başlattı.

Akşener’e, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, halk buluşması için geldiği Ardahan’dan yanıt verdi. Buldan, Akşener’i Kürtlere hakaret etmeyi kendisine görev edinmekle suçlayarak Akşener’in, Kürt düşmanı olduğunu iddia etti. Susurluk kazasına göndermede bulunan Buldan, “Bize kumpanya kuruyor diye de iftira attılar. Oysa HDP’liler kumpanya bilmezler, HDP’lilerin kumpanya bilmediğini cezaevlerinin HDP’lilerle dolu olduğunu göstererek ispat ederiz. Ancak onlar kumpanyanın ne demek olduğunu Susurluk’tan bilirler, onlar kumpanyanın ne demek olduğunu 28 Şubat’tan bilirler” dedi.

İYİ Parti’den yanıt

Buldan’ın bu açıklamasına İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, yazılı açıklamayla yanıt verdi. Zorlu, “Bir siyasi partinin eş genel başkanı” olarak nitelendirdiği Buldan’ın, asılsız suçlamalar ve hakaretlere başvurma yolunu tercih ettiğin öne sürdü. Ayrımcılığı red ettiklerini savunan Zorlu şöyle konuştu:

“Kürtler bu ülkenin, bu vatanın, asli ve şerefli vatandaşlarıdır. Bu çerçevede, her türlü ayrımcılığı reddediyoruz. Ayrıca, yürüttükleri siyasetteki tutarsızlıkları örtmek için yalan ve hamasete başvuranların, son dönemde düştükleri zor durumu anlamakla birlikte her sıkışan parti liderinin, partimize ve Genel Başkanımıza saldırmasını asla kabul etmiyoruz. Siyaset adı altında ilkesiz, seviyesiz yapılan bu gölge oyununu milletimizin takdirine havale ediyoruz”

Akşener yerine Altılı Masa vurgusu

Ancak taraflar arasındaki atışmalar bu açıklamayla da son bulmadı. HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Erzurum’un Karayazı ilçesinde düzenlenen halk toplantısında, Akşener’e yanıt vermeyi sürdürdü.

1990’lardaki faili meçhul cinayetlere vurgu yapan Buldan, “Kimse 90’lı yılların kabadayılığını yapmasın, Türkiye’nin 90’lı yılları yaşamasına asla izin vermeyeceğiz” dedi. Akşener yerine altılı masaya dikkat çeken Buldan, “Altılı masada da bize saldıranlar var. Dün bir açıklama yaptım Ardahan’da, bunun üzerine bana bir cevap yazdılar. Söylemeye devam edeceğiz. Bu ülke faili meçhulleri unutmadı, unutmayacak. Bu ülke köy yakmaları yıkmaları unutmadı, unutmayacak.

Bu ülke 12 Eylül dönemlerinde işkence tezgahlarında Kürtlere uygulanan zulmü unutmadı, unutmayacak. Kürtlere dışkı yedirildiğini unutmadı, unutmayacak. Hiç kimse 90’lı yılların kabadayılığına soyunmasın, 90’lıların ve geçmişin unutulmasına izin vermeyeceğiz. Onlar da bu kurnazlığı yapmasınlar. Kürtler her zaman geçmişi hatırlar. Bundan sonra da hatırlayacak. Biz artık 90’lı yılları yaşamak istemiyoruz. Biz 90’lardaki faili meçhullerin tekrardan bu ülkeye gelmesine asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

Millet ve Cumhur ittifaklarının ülkenin sorununu çözemeyeceğini savunan Buldan, HDP’nin kurduğu Emek ve Özgürlük ittifakına destek istedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Galatasaray, Başakşehir’i Farklı Geçti: 7-0

Süper Lig’in 14. haftasında Başakşehir ile Galatasaray, Fatih Terim Stadı’nda karşı karşıya geldi. Galatasaray, Kerem Aktürkoğlu (dk. 14, 59 ve 85), Icardi (dk. 45 pen.), Ndayishimiyye (dk. 45+4 k.k.), Mertens (dk. 65) 7-0 gibi net bir skorla galip geldi.

Haber Merkezi /  Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 27’ye çıkardı ve FIFA Dünya Kupası arasına lider Fenerbahçe’nin 2 puan arkasında 2. sırada girdi. Başakşehir ise 24 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Oliveira’nın soldan kullandığı kornerde kaleye yönelen topu, kaleci Muhammed Şengezer güçlükle çizgi üzerinde kornere çeldi.

14. dakikada Oliveira ile paslaşan Kerem ceza sahası içinde topla buluştu. Kerem’in kaleciyle karşı karşıya kalarak yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. 0-1

27. dakikada ceza sahası dışı sağ kanattan Traore, kullandığı serbest vuruşta ortasını kale önüne yaptı. Ön direkte Mounir’in yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Muslera’da kaldı.

31. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazından Boey’in ortasında arka direkte Abdulkerim’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak uzak direğe çarparak direk önünde bulunan Icardi’ye de çarparak auta gitti.

36. dakikada sağ çaprazdan ceza sahası içine giren Traore’nin yerden yaptığı plase vuruşta meşin yuvarlak kaleci Muslera’da kaldı.

43. dakikada Mertens’in pasıyla ceza sahasına giren Torreira, Ndayishimiye’nin müdahalesiyle yerde kalınca hakem Atilla Karaoğlan penaltı noktasını gösterdi. 45. dakikada Icardi’nin kullandığı penaltı atışında meşin yuvarlak kaleci Muhammed Şengezer’in sağından filelere gitti. 0-2

45+5. dakikada ceza sahası dışı sağ tarafından Rashica’nın ortasında meşin yuvarlak Ndayishimiyye’ye çarpıp yön değiştirerek ağlarla buluştu. 0-3

48. dakikada Mertens’in pasında topla buluşan Rashica’nın ceza sahasına sağ çaprazdan girerek yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üst direkten oyun alanına döndü.

59. dakikada Caiçara’nın hatalı pasında topu kapan Kerem, Başakşehir ceza sahasına hareketlenen Icardi’ye pasını attı. Icardi’nin topuk pasıyla meşin yuvarlağı tekrar önünde bulan Kerem, düzgün bir vuruşla fileleri havalandırdı: 0-4

65. dakikada sol taraftan Kerem’in yerden pasında ceza sahası içi sağ tarafında Rashica topla buluştu. Rashica’nın yerden yuvarladığı topa Mertens’in bekletmeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. 0-5

72. dakikada Başakşehir ceza sahasının önünden sağ çaprazdan Oliveira’nın ceza sahasına yerden sert gönderdiği topa Nelsson kayarak dokundu, meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.

85. dakikada sağ taraftan Icardi’nin ara pasında Kerem topla buluştu. Kerem’in ceza sahasına girerek kaleciyle karşı karşıya kalarak yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. 0-6

88. dakikada sol kanattan kazanılan serbest vuruşu kullanan Mata’nın altıpas önüne gönderdiği topa Abdülkerim Bardakcı kafayı vurdu ve meşin yuvarlağı ağlara yolladı: 0-7

Stat: Fatih Terim

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Serkan Ok

Başakşehir: Muhammed Şengezer, Caiçara, Duarte, Ndayishimiyye, Hasan Ali Kaldırım, Biglia (Aleksic dk. 46), Mahmut Tekdemir, Berkay Özcan (Deniz Türüç dk. 46), Mounir (Serdar Gürler dk. 64), Traore (Szysz dk. 64), Keny (Okaka dk. 82)

Galatasaray: Muslera, Boey, Nelsson, Abdulkerim Bardakcı, Emre Taşdemir (Kazımcan Karataş dk. 23), Torreira (Berkan Kutlu dk. 71), Oliveira (Midtsjo dk. 80), Rashica (Barış Alper Yılmaz dk. 79), Kerem Aktürkoğlux, Mertens (Mata dk. 72), Icardix

Goller: Kerem Aktürkoğlu (dk. 14, 59 ve 85), Icardi (dk. 45 pen.), Ndayishimiyye (dk. 45+4 k.k.), Mertens (dk. 65) (Galatasaray)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Bizim Üçüncü Yolumuz Var

Erzurum Karayazı’da düzenlenen halk buluşmasında konuşan HDP’li Buldan “Somut projelerini ortaya koymuyorlar. Dolayısıyla Türkiye halkları başta Kürtler, ezilenler, ötekileştirilenler, yok sayılanlar olmak üzere, bu her iki kutba de ne mahkûm ne de mecburdur. Bizim Üçüncü Yolumuz var. Emek ve Özgürlük İttifakımız var” dedi ve ekledi:

“Sizlerin birer eşbaşkan olarak, milletvekili olarak, birer yönetici olarak girmediğiniz ev, dokunmadığınız yürek, sıkmadığınız el asla kalmasın. Durmak yok, seçimlere kadar çalışacağız. Kazanacağız, büyük kazanacağız büyük başaracağız.

Buldan, konuşmasının devamında, “Bir dahaki yerel seçimlerde kayyımlar arabayla değil yürüyerek Ankara’ya gidecek. Gidip sarayda kendilerine yer arasınlar. Gidip sarayda kendilerine koltuk bulsunlar.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Erzurum Karayazı’da düzenlenen halk buluşmasında konuştu.

Yaklaşan seçimleri hatırlatan Buldan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Bir seçim sürecine yaklaşıyoruz. Bu seçim süreci Türkiye tarihini değiştirecek olan bir süreç. Seçimler Türkiye açısından kritik. Seçilecek olan başkan ve milletvekilleri de Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan insanlar olacak.

O yüzden bizler HDP olarak yollardayız. Edirne’den Hakkari’ye, Ağrı’dan Kars’a, İstanbul’dan Karayazı’ya kadar her yerdeyiz, her yerde olmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

“Hırsızlıkla geçiniyorlar”

AKP ve küçük ortağı MHP’nin tam 7 yıldır acımasızca HDP’ye karşı bir müdahalesi var. Baskısı var. Engellemesi var. Ve her türlü zorbalığı, her türlü zalimliği HDP üzerinde uygulayan bir yönetim anlayışı var. AKP hükümeti bugün bütün bu uyguladığı haksızlık ve hukuksuzlukları HDP’nin siyasetinden rahatsız olduğu için yapıyor.

Bu kadar zalimliği, zorbalığı demokratik siyaset yürüten bir partiden rahatsızlık duyduğu için yapıyor. Çünkü onlar karanlıktan, talandan, yolsuzluktan besleniyorlar. Onlar hırsızlıkla geçiniyorlar. Bu ülkenin bütün kaynaklarını 5’li çetelere aktarmakla geçiniyorlar. Kendi geleceklerini garanti altına almaya çalışıyorlar. Ama Türkiye’yi açlıktan, yoksulluktan, sefaletten ve ekonomik krizin içerisine sürüklemekten geri durmuyorlar.

“Köy yakmalarını unutmadık”

Ancak 6’lı Masada da bize saldıranlar var. Dün bir açıklama yaptım Ardahan’da bunun üzerine bana bir cevap yazdılar. Söylemeye devam edeceğiz. Bu ülke faili meçhulleri unutmadı, unutmayacak. Bu ülke köy yakmaları yıkmaları unutmadı, unutmayacak.

Bu ülke 12 Eylül dönemlerinde işkence tezgahlarında Kürtlere uygulanan zulmü unutmadı, unutmayacak. Kürtlere dışkı yedirildiğini unutmadı, unutmayacak. Hiç kimse 90’lı yılların kabadayılığına soyunmasın, 90’lıların ve geçmişin unutulmasına izin vermeyeceğiz. Onlar da bu kurnazlığı yapmasınlar.

İki tane ittifak var biliyorsunuz. Bu her iki ittifakın da başta Kürt sorunu olmak üzere bu ülkenin sorunlarını asla çözecek yerden baktıklarını görmüyoruz. Her iki kutup da Alevi sorununa, Kürt sorununa, demokrasi sorununa, kadınların sorununa, gençlerin geleceğine dair hiçbir somut adım atmadılar.

“Bizim Üçüncü Yolumuz var”

“Somut projelerini ortaya koymuyorlar. Dolayısıyla Türkiye halkları başta Kürtler, ezilenler, ötekileştirilenler, yok sayılanlar olmak üzere, bu her iki kutba de ne mahkûm ne de mecburdur. Bizim Üçüncü Yolumuz var. Emek ve Özgürlük İttifakımız var.

Sizlerin birer eşbaşkan olarak, milletvekili olarak, birer yönetici olarak girmediğiniz ev, dokunmadığınız yürek, sıkmadığınız el asla kalmasın. Durmak yok, seçimlere kadar çalışacağız. Kazanacağız, büyük kazanacağız büyük başaracağız.

Bir dahaki yerel seçimlerde kayyımlar arabayla değil yürüyerek Ankara’ya gidecek. Gidip sarayda kendilerine yer arasınlar. Gidip sarayda kendilerine koltuk bulsunlar.”

Paylaşın

Fenerbahçe’nin 5 Maçlık Galibiyet Serisi Sona Erdi

Süper Lig’in 14. haftasında Fenerbahçe ile Giresunspor, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Giresunspor, karşılaşmadan 2-1 galip ayrılırken, Fenerbahçe’nin 5 maçlık galibiyet serisi de sona erdi.

Haber Merkezi / Giresunspor’a galibiyeti getiren golleri Borja (dk. 71 ve dk. 83) atarken, Fenerbahçe’nin tek golünü ise Valencia (dk. 19 pen.) kaydetti.

Bu sonucun ardından 29 puanda kalan Fenerbahçe, Dünya Kupası arasına lider olarak girdi. İstanbul’da sürpriz yapan Giresunspor ise puanını 15’e çıkardı ve Dünya Kupası arasına moralli gitti.

Karşılaşmadan dakikalar:

1. dakikada Valencia, sol kanattan getirdiği topu ceza sahası sol çaprazında kale alanı önünde bekleyen Pedro’ya bıraktı. Pedro bir adım uzağında kalan meşin yuvarlağa dokunamadı.

5. dakikada İrfan Can Kahveci’nin sağ kanattan kullandığı köşe atışında, ceza alanı içinde topla buluşan Szalai’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak auta gitti.

16. dakikada bu kez konuk ekip etkili bir atak geliştirdi. Sainz’in ara pasıyla defansın arkasına sarkan Serginho’nun kaleciyle karşı karşıya vuruşunda, Altay Bayındır topu kornere gönderdi.

18. dakikada ev sahibi ekip penaltı kazandı. Orta sahada aldığı topla ceza sahası içine kadar topu süren Ferdi Kadıoğlu, rakibinin müdahalesiyle yerde kalınca, hakem penaltı kararı verdi. 19. dakikada penaltı atışını kullanan Valencia, topu sağ direk dibinden ağlarla buluşturarak Fenerbahçe’yi öne geçirdi: 1-0

69. dakikada soldan kullanılan serbest vuruşta ceza sahası içinde Alper Uludağ kafayı vurdu, Serginho’dan önce son anda savunma araya girerek tehlikeyi önledi.

71. dakikada Alper’in soldan kale sahasına gönderdiği ortada Serdar Aziz kafayla uzaklaştırmak isterken meşin yuvarlak Borja’nın önünde kaldı. Bu futbolcu sol çaprazdan gelişine sert vurarak topu ağlara gönderdi. 1-1

83. dakikada kendi yarı sahasından aldığı geri pasla kaleciye oynamayı düşünen Serdar Aziz bir anda topu Borja’ya kaptırdı. Bu ceza sahasına girer girmez bekletmeden Altay’ın yanından topu filelere gönderdi. 1-2

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Arda Kardeşler, Serkan Olguncan, Cevdet Kömürcüoğlu

Fenerbahçe: Altay, Ferdi, Serdar Aziz, Atilla Szalai, Alioski (Serdar Dursun dk. 79), Arao (Arda Güler dk. 86), Zajc (Crespo dk. 62), Rossi (Osayi Samuel dk. 62), İrfan Can (Emre Mor dk. 79), Valencia, Joao Pedro

Giresunspor: Onurcan, Campuzano (Murat Cem dk. 90), Arias, Perez, Alper, Serginho (Sergen dk. 90+1), Navarrete, Kuwas (Savicevic dk. 70), Borja Sainz, Görkem (Rahmetullah dk. 71), Bajic (Oğulcan Çağlayan dk. 82)

Goller: Valencia (dk. 19 pen.) (Fenerbahçe), Borja (dk. 71 ve dk. 83) (Giresunspor)

Kırmızı kart: Joao Pedro (dk. 40) (Fenerbahçe)

Paylaşın

OECD’den ‘Türkiye Rüşvetle Savaşmıyor’ Uyarısı

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Rüşvet Çalışma Grubu, Türkiye’nin 2014’teki 3. Aşama değerlendirmesinden bu yana yurt dışı merkezli kişi ve kuruluşlardan gelen rüşvetle mücadele için kilit alanlarda göze çarpan eksiklikleri giderememesinden ciddi şekilde endişe duyduğunu açıkladı.

Çalışma grubu özellikle kamu kuruluşlarında rüşveti engellemek, ihbarcıların korunması ve kovuşturma bağımsızlığı yolunda Mart 2023’e kadar Türkiye’nin acil gelişim raporu hazırlamasını, bu arada OECD’nin ek önlemleri uygulamaya alabileceğini de bildirdi.

Sözcü’de yer alan habere göre açıklamada Türkiye’de rüşvetle mücadelenin hükümetin takviminde yer aldığının belirtilmesinin memnuniyetle karşılandığı ancak bugüne kadar bu hedef doğrultusunda hiçbir net adım atılmamasının ciddi bir endişe yarattığı vurgulandı.

‘Acil harekete geçin’

Açıklamada “Türkiye’nin, tüzel kişilerin yabancı rüşvet, ihbarcıların korunması ve kovuşturma bağımsızlığına ilişkin sorumluluklarına ilişkin uzun süredir devam eden tavsiyelere ilişkin olarak devam eden eylemsizliği ve Türkiye’nin yabancı rüşvet yasalarını uygulamaması, OECD Rüşvet Çalışma Grubu’nun yüksek düzeyli bir heyet göndermesine yol açtı” denildi. Çalışma Grubu son açıklamasında Türkiye’yi rüşvete karşı “acil harekete” geçmeye çağırdı.

Görevden almalar soru işareti

38 OECD Üye ülkesi ve Arjantin, Brezilya, Bulgaristan, Peru, Rusya ve Güney Afrika’dan oluşan Rüşvet Çalışma Grubu, adli ve kolluk kuvvetleri görevlilerinin art arda geniş çaplı bir şekilde görevden uzaklaştırılması ışığında, Türkiye’de soruşturma ve kovuşturmaların bağımsızlığının korunması konusunda soru işaretlerini de sürekli ortaya koyuyor.

2014’ten beri yeterli adım atılmıyor

OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) açıklamasında Türkiye’nin rüşvetle savaş için gerekli adımları atması konusunda sert ifadeler kullandı. Örgüt, 2014 yılındaki 3. Faz aşamasından beri özellikle yurt dışından Türkiye’ye rüşvet akışı konusunda gerekli adımların atılmadığının altını çiziyor.

Türkiye, son olarak yayınlanan Yolsuzluğun İhracı 2022 ilerleme raporunda bu yıl da sözleşmeyle ilgili yasaları “az uygulayan/hiç uygulamayan” kategorisinde yer almıştı.

Paylaşın

Ahmet Türk: İktidarı Değiştirecek İnancımız Var

Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, “Bugün değişen çok şey var bugün Türk halkı bile mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu görmeye başladı ve birlikte mücadele alanını geliştirdik. Özellikle Kürdistan’da bu birliği oluşturmamız lazım. Kürdistan’da yaşayan bütün halklar için söylüyorum” dedi ve ekledi:

“Bizim  bu sistemi değiştirecek, bu iktidarı değiştirecek, geleceğimizi güvenceye alabilecek bir birlikteliğe inancımız var. Ben inanıyorum Arap kardeşlerimiz, Süryani kardeşlerimiz, bütün halklar bu tehlikenin farkına varırlar ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için birlikte mücadeleyi esas alacak bir ortaklaşmayı başarırlar.”

Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Mardin’de HDP’nin düzenlediği, ‘Arap Halkıyla Buluşma’ etkinliğinde konuştu.

Ahmet Türk, “Türkiye ve Cumhuriyet tarihinin İttihat Terakki ile başlayan farklı kimlikleri eritmeye yönelik bir politikası olduğunu” söyledi.

“Gayrimüslimlerin haklarını yok edildi”

“Ulus devlet olunurken zaten ulus devletin yapısı diğer farklı kimlikleri erimektir” diyen Türk, şöyle devam etti:

Ancak burada iki proje ortaya konuldu, bunlardan biri gayrimüslim vatandaşların haklarını yok etmek; Müslüman olan köylü Arap halkını da asimile etmeye dönük bir proje ortaya konmuştur. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde bu projenin hayata geçirilmesi için her şeyin yapıldığını görüyoruz.

“Bütün halklar büyük bir cendere eziliyor”

Bizim mücadelemiz ulus devlet yerine demokratik bir devleti oluşturmaya yönelik bir çabadır. Halkların inançların kimliklerin özgürleştiği bir Türkiye’yi yaratmak istiyoruz. Zaten bundan dolayı partimizin ismi Halkların Demokratik Partisi.

Bütün halklar büyük bir cendere içinde eziliyor. Türk halkı da bugün bu tekçi anlayışın zulmüyle karşı karşıyadır. Biz geçmişte bütün halkları kucaklamak için çok çaba gösterdik. Ama bir güvensizlik vardır.

“Ortaklaşmamız gerekiyor”

Kürt halkına partimize bir güvensizlik vardı ama bugün bu aşıldı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu gören bir yapı oluşturuldu. Bu ilerisi için bize umut veriyor. Şimdi burada yapılması gereken gücümüzü birleştirmek, birlik ve demokratik geleceği inşa etmek için ortaklaşmamız gerekiyor.

Farklı inançlar, farklı kültürler elbette ki olduğu gibi yaşamalıdır. Ama bütün bu inançlar ve kültürler bir arada bu mücadeleyi yürütürsek başarıya ulaşma şansı var.

“Türkiye değişmek zorunda”

Muhalefetten büyük bir beklentimiz var mı? Hayır. Ulus devlet mantığı yıkılmadıkça demokratik bir gelecek için sistem değişmedikçe ne Kürt sorununu çözebiliriz ne de mesafe alabiliriz. Ama bizim gücümüz bugün yüzde 13-14’lerde görülen HDP’nin gücü yüzde 16-17’lere çıktığı zaman Türkiye değişmek zorunda.

Bu gücü esas almak zorunda. Biz bunun için ortaklaşmalı çaba göstermeliyiz. Geleceğimizi kurtarmaya yönelik bir arayışın içindeyiz. Geleceğimizi özgürleştirmek için mücadele ediyoruz. Elbette en büyük sorun Kürt sorunudur ama demokrasiye ulaşmadan demokratik cumhuriyet ve demokratik bir gelecek oluşturmadan hiç bir sorunu çözme şansına sahip değiliz. O zaman güçlü olmak sistemi değiştirecek güce sahip olmak gerekir.

“İktidarı değiştirecek inancımız var”

Bugün değişen çok şey var bugün Türk halkı bile mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu görmeye başladı ve birlikte mücadele alanını geliştirdik. Özellikle Kürdistan’da bu birliği oluşturmamız lazım. Kürdistan’da yaşayan bütün halklar için söylüyorum.

Bizim  bu sistemi değiştirecek, bu iktidarı değiştirecek, geleceğimizi güvenceye alabilecek bir birlikteliğe inancımız var. Ben inanıyorum Arap kardeşlerimiz, Süryani kardeşlerimiz, bütün halklar bu tehlikenin farkına varırlar ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için birlikte mücadeleyi esas alacak bir ortaklaşmayı başarırlar.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Başörtüsü İçin Ortak Tutum Arayışı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Kritik toplantının ana başlıkları arasında, “Genişleme stratejisi” ve “Başörtüsü için ortak tutum arayışı” olması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, toplantının gündeminde, “olağan” gündeminde, tamamlanma aşamasına gelen parlamenter geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmaları yer alacak.

Kritik gündem maddelerini ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “masaya taşıyacağını” açıkladığı Büyük Türkiye Partisi’nin (BTP) masaya dahil edilmesi önerisi ve başörtüsüne anayasal güvence konusunda ortak tutum belirlenmesi konuları oluşturacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hafta başından itibaren masada yer alan siyasi partilerin liderlerini ziyaret ederek gündem önerilerini aldı.

“Genişleme stratejisi” görüşülecek

Toplantıda, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun masa gündemine gelmesi beklenmiyor. Ancak önceki toplantılardan farklı olarak, Altılı Masa’ya dahil olmak isteyen siyasi partilerle ilgili nasıl bir tutum alınacağı netleşmiş olacak.

Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Altılı Masa’ya alınmasını isteyen BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın bu talebini masaya getirecek.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu talebe olumsuz bir yanıt vermedi. Ancak başta ev sahibi DEVA Partisi olmak üzere, Gelecek ve Saadet Partisi de, BTP’in masaya dahil edilmesine sıcak bakmıyor. Üç siyasi partinin karşı çıkış gerekçesinin altında, Altılı Masa’nın yaklaşık 1 yıldır yürüttüğü çalışmalarda mesafe alınması; başka siyasi partilerin katılım talepleri ile masa çalışmalarının sekteye uğrayacağı endişesi dile getiriliyor.

CHP Lideri açıkça karşı çıkmasa da CHP içinde de, Altılı Masa’nın henüz bir ittifaka dönüşmediğine dikkat çekilerek genişleme taleplerinin ittifak sürecinde görüşülebileceği veya İYİ Parti’nin BTP adaylarını kendi listesinden aday gösterebileceği yorumları da yapılıyor.

Kulislerde BTP’nin Altılı Masa’ya katılım talebinin “krize yol açmayacak” şekilde liderler tarafından çözüleceği beklentisi dile getirilirken, Altılı Masa’nın bundan sonraki katılım taleplerine dönük ilke kararı da alabileceği belirtiliyor.

Başörtüsü için ortak tutum arayışı

Altılı Masa’nın bir başka önemli konusu ise AKP ve MHP’nin başörtüsü ve “ailenin korunması”na ilişkin anayasa değişikliği ile ilgili ortak nasıl bir tutum alınacağı olacak.

Başörtüsü serbestisi konusunda yasa değişikliği teklifi veren CHP, bu düzenlemeye destek istiyor. CHP, anayasa değişikliğinin yeni parlamentonun işi olduğu gerekçesiyle, bu konudaki bir anayasa değişikliğine destek verilmeyeceğini açıklamıştı. Muhalefetin bölünmesinin “referandum” sonucunu doğuracağını dikkate alan Akşener ise konuyu Altılı Masa’ya götürme kararı aldı.

AKP’nin başörtüsü üzerinden seçmenini konsolide edebilmek için seçimlerde “üç sandık” koyma hesabını dikkate alan muhalefet, “referandum” sonucu doğurmayacak seçenekler üzerinde uzlaşma arayacak.  O nedenle, masadan ya anayasa değişikliğine destek vermeme ya da destek verip 400’ün üzerinde bir oyla parlamentodan geçmesinin sağlanması yönünde karar alınabilir.

Ancak bu konuda uzlaşma sağlanmanın da kolay olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü CHP, “anayasayı tanımayan bir siyasi anlayışla anayasa yapılamayacağını” savunarak, başörtüsü konusu da olsa AKP ile bir anayasa değişikliğinin içinde olmayacağı görüşünü önceden kamuoyuna açıkladı.

İYİ Parti ise hem CHP, hem de iktidar partisinin bu konuyu gündeme getirmesinden rahatsız.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten 400’ün üzerinde kabulü için muhalefetin de destek vermesi gerektiğini savunuyor.

“Anayasal ve yasal reformlar”a başörtüsü arası

Anayasal ve yasal reformlar komisyonunun çalışmasında sona geldiği belirtilirken, kamuoyuna açıklanmasının, AKP’nin başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği teklifinin içeriğinin netleşmesinden sonraya bırakılabileceği belirtiliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre masadan AKP’nin anayasa değişikliği teklifine destek çıkmaması halinde, Altılı Masa’nın kılık kıyafet konusu dahil dini kazanımların  korunmasına ilişkin hükümleri de içerecek şekilde reform planlarının kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Ancak destek kararı çıkarsa, başörtüsü konusunda ayrıca bir düzenlemeye yer verilmeyebileceği belirtiliyor.

Çalışmalar ortaklaştırılacak

Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasının ise liderlerin en önemli gündem maddesi olması bekleniyor. Bu konuda çalışma yürüten komisyonun hazırladığı taslağa liderlerin son biçimini vereceği ve bu konuda liderlerin “uzlaşı” açıklayabilecekleri belirtiliyor.

Seçimden sonra kurulacak hükümetin “programı” niteliğindeki temel politikalar konusunda çalışmaların da liderler tarafından ele alınması planlanıyor.

Paylaşın

Reuters: Merkez Bankası, Lira Üzerinde Kontrolunü Arttırdı

Swaplar hariç tutulduğunda net bazda 10-20 milyar dolar, brüt olarak ise yaklaşık 114 milyar dolar rezerve sahip olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), bu yıl yapılan yüze yakın yeni düzenleme ile 2023 seçimleri öncesinde lirayı istikrara kavuşturan rezerv yönetimi sistemine son rötuşları yaptığı öne sürüldü.

Yetkililer, bir yıl önce lirada yaşanan tarihi çöküşün ardından benimsenen politikanın büyük ölçüde ihracat gelirlerinden, yabancıların ev almasından ve piyasanın arz ve talebini hassas bir şekilde dengeleyen diğer kaynaklardan elde edilen yabancı fonlara dayandığını kaydetti.

Londra’da merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan 10 bankacı ve ekonomistle bir Türk yetkiliye göre, geçmişteki lirayı destekleme planlarının aksine, Merkez Bankası’nın artık sürekli olarak kendi rezervlerini kullanması gerekmiyor.

Merkez Bankası bu konuda yorum yapmadı ancak üst düzey yetkililer ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni düzenlemeleri sık sık övüyor.

Bankacıların hesaplamaları, Merkez Bankası’nın yeni politikası kapsamında bu yıl yaklaşık 100 milyar dolar elde ettiğini gösteriyor. Ekim ve Kasım aylarının büyük bölümünde lira doları çok yakından takip etti ve 18,6 civarında sabit kaldı.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, izlenen bu politikanın Merkez Bankası’nın döviz kuru “politikası” üzerinde sıkı kontrol sağlamasına ve Ankara’nın Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine kadar istikrarı korumasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Türkiye’de resmi verilere göre enflasyon yüzde 85’i aşmışken, ekonomide veya lirada daha fazla dalgalanmadan kaçınmak Erdoğan’ın yeniden seçim planlarında önemli. Yine de muhalefet bu politikaları tersine çevirmeyi vadettiği için seçim, dalgalanmaya neden olabilir.

Lira özellikle Aralık ayında, fiyatların yükselmesine neden olan ve Erdoğan tarafından yönlendirilen alışılmışın dışında faiz indirimlerinin tetiklediği keskin düşüşlerle geçen yıl yüzde 44 değer kaybetti.

Lira bu yıl yüzde 29 daha değer kaybederken, Ağustos ortasından bu yana sadece yüzde 3 düştü. Son yıllarda yabancı yatırımcıların para piyasalarından neredeyse tamamen çıkması yetkililerin elini güçlendirdi.

Erdoğan Haziran ayında yaptığı bir konuşmada, “Fiyat istikrarını ise aldığımız diğer tedbirlerin yanı sıra, işimize gelen seviyedeki bir döviz kuruyla cari fazlayı artırarak sağlamayı planlıyoruz. Biz meseleye böyle bakıyor, buna göre çalışıyoruz” demişti.

“Döviz piyasasında yapay dalgalanma sürdürülemez”

Reuters’a konuşan bazı bankacılar ve ekonomistlerin eleştirileri, bu politikanın borç vermeyi yavaşlattığı, Ankara’nın ihracatçılar ve küçük işletmeler için parasal teşvike ve ucuz krediye öncelik vermesinin enflasyonun yükselmesine izin verdiği yönünde.

Birçok kişi döviz piyasasını yapay olarak dengelemenin sürdürülemez olduğunu söylüyor; özellikle de yüksek enerji ithalat maliyetleri bu kış zaten son derece olumsuz olan ticaret dengesini sarsarsa.

Tellimer Research’ten kıdemli ekonomisti Patrick Curran, “Türkiye şimdilik liralaşma politikalarıyla idare etmeye devam edebilir. Ancak ödemeler dengesi istikrarının ne kadar süreceği belirsiz” dedi.

Ancak toplantılara katılan kaynaklara göre Merkez Bankası bu hafta banka yöneticilerine, eleştirilerine rağmen düzenlemelerine ve politikalarına devam edeceğini söyledi.

Bu yıl yapılan yaklaşık 100 düzenleme, Merkez Bankası ve devlete döviz, kredi, kredi ve mevduat piyasalarında baskın bir rol verdi ve hükümetin söylediğine göre bu dönüşüm halka bir öngörülebilirlik sundu.

Bu değişiklikler arasında, şirketleri ve bireyleri döviz varlıklarını dönüştürmeye teşvik eden yeni, kur korumalı lira hesapları ve ihracatçılara döviz gelirlerinin büyük bir kısmını Merkez Bankası’na satma talimatı yer alıyor.

Reuters’a konuşan kaynaklar, sonuç olarak Merkez Bankası’nın, ithalatçıların ihtiyaçları ve güçlü bir turizm sezonundan elde edilen gelirler dahil dövizde daha iyi bir denge kurabileceğini söyledi.

Bankacıların hesaplamalarına göre, Merkez Bankası döviz kurunu dengelemek için elde ettiği 100 milyar doları piyasaya geri sattı.

55 milyar negatif rezerv bakiyesi

Hesaplamalar, bankanın geçen kış tüm enerji ithalatı taleplerini ve bu yıl ithalatla ilgili yaklaşık 100 milyar dolarlık döviz talebini karşıladığını gösteriyor.

Bu önleme ek olarak, Merkez Bankası uluslararası muhataplarından yaklaşık 23 milyar dolar alırken, Rusya da yerel nükleer yatırımın parçası olarak en az 5 milyar dolar transfer etti. Erdoğan bu durumu, “dost ülkelerin” yardım etmesi olarak değerlendiriyor.

Yeni politika, Merkez Bankası’nın rezervlerini lirayı doğrudan desteklemek için kullandığı ve döviz tamponunu kötü şekilde tükettiği bir dönemi kapatıyor.

Veriler, bu swaplar dikkate alındığında, bankanın yaklaşık 55 milyar dolar negatif rezerv bakiyesine sahip olduğunu gösteriyor. Swaplar hariç tutulduğunda rezervler net bazda 10-20 milyar dolar, brüt olarak ise yaklaşık 114 milyar dolar.

Paylaşın