HDP’li Günay: İktidar Savaş Siyasetini Seçim Arifesinde Tırmandırıyor

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Ebru Günay, “AKP-MHP ittifakı, özellikle 2015 yılından bu yana derinleştirdiği savaş siyasetini, savaş ve çatışma konseptini her seçim arifesinde tırmandırıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’ye, Rojava halklarına karşı hazırlıkları yapılan kara saldırısı, iktidarın savaştan beslenmeye yönelik siyasetinin bir parçasıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu savaş elbette iktidarın yıllardır sürdürdüğü ve artık gizlemeye gerek duymadığı Kürt düşmanlığı politikasının da ürünüdür. Kürtlerin varlığına, haklarına ve kazanımlarına dönük bir savaştır.”

Günay, açıklamasının devamında, “Bu savaş Kuzey ve Doğu Suriye halklarının on yılı aşkındır dişiyle, tırnağıyla, büyük insani kayıplar ve ağır bedellerle inşa ettiği devrimi, halkların bir arada eşit ve özgür yaşamını temel alan yeni yaşamı yok ederek, buraları tekrar savaş cenderesine alıp kirli işbirlikleri yaptığı insanlık düşmanı çetelere teslim etmek istediği bir savaştır” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Günay, şunları söyledi:

“AKP-MHP ittifakı, özellikle 2015 yılından bu yana derinleştirdiği savaş siyasetini, savaş ve çatışma konseptini her seçim arifesinde tırmandırıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’ye, Rojava halklarına karşı hazırlıkları yapılan kara saldırısı, iktidarın savaştan beslenmeye yönelik siyasetinin bir parçasıdır.

Bu savaş elbette iktidarın yıllardır sürdürdüğü ve artık gizlemeye gerek duymadığı Kürt düşmanlığı politikasının da ürünüdür. Kürtlerin varlığına, haklarına ve kazanımlarına dönük bir savaştır.

Bu savaş Kuzey ve Doğu Suriye halklarının on yılı aşkındır dişiyle, tırnağıyla, büyük insani kayıplar ve ağır bedellerle inşa ettiği devrimi, halkların bir arada eşit ve özgür yaşamını temel alan yeni yaşamı yok ederek, buraları tekrar savaş cenderesine alıp kirli işbirlikleri yaptığı insanlık düşmanı çetelere teslim etmek istediği bir savaştır.

Buralar, çetelerin elinde olsaydı iktidarın bir derdi olmayacak, aksine bu çetelerle her türlü kirli işbirliği yürütülecekti. Mesele Kürtler olunca iktidarın yok etme ve emperyal politikaları depreşiyor.

“Kürtler şahsında topluma açılan bir savaş”

Bu savaşın bir diğer önemli yüzü de şudur; bu savaş Kürtler şahsında tüm topluma açılan, tüm toplumu teslim almaya dönük büyük bir savaşa dönüşmüştür.

İktidar, bu savaşı iç siyaseti dizayn ederek seçimleri kazanma ve iktidarını korumaya dönük bir strateji olarak yürütmektedir.

Bir kez daha iktidar seçim kampanyasının startını savaş uçaklarıyla, ölüm ve yıkımla vermiştir. Dolayısıyla bugün iktidarın savaş politikalarına destek veren, her seferinde savaş ve ölüm siyasetinin arkasına dizilen tüm kesimler iktidarın seçim kampanyasına da destek verdiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

“Taksim saldırısının üzerini karartıyor”

Şimdi bu saldırıyı haklı çıkarmak için, Taksim saldırısını aydınlatmak yerine üzerini karartarak bütün soru işaretlerine rağmen gerekçe yapıyorlar.

Çıkıp ‘Sınır ötesi harekâtlar yürüttüğümüz yerlerde kimsenin kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine göre ayrımcılık yapmayız. Hiçbir yere öldürmek, yıkmak, yok etmek için gitmedik, gitmeyiz’ diyebiliyorlar. Utanmadan ve sıkılmadan. Bu aynı zamanda bir ikrardır, savunma ruh halidir.

Çünkü işgal edilen her yerde Kürt, Arap, Ermeni, Süryani insanlar katlediliyor. ÖSO, IŞİD, El Kaide çetelerinin cinayet, gasp ve yağma görüntülerini bütün dünya canlı yayınlarda izliyor. Efrîn’de çeteleriniz etnik temizlik ve birçok insanlık suçu işledi ve işlemeye devam ediyor.

“Savaş ve ölüm siyasetine teslim olmayacağız”

Biz HDP olarak, bu ülkenin demokratik kamuoyuna, ezilen, sömürülen tüm halkımıza bir kez daha sesleniyoruz; AKP-MHP ittifakının sürdüğü ve seçim arifesinde tırmandırdığı bu savaş ve ölüm siyasetine asla teslim olmayacağız.

Savaş karşıtı, toplumsal barışı tesis etme siyaseti bizim temel mücadelemizdir. AKP-MHP iktidarının başlattığı, diğerlerinin ortak olduğu bu ölüm siyasetine karşı engel olmaya, halkımızla birlikte ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Girdiğimiz seçim sürecinde de aday belirlemede, seçim stratejimize kadar her adımda bu ilke ile hareket edeceğiz.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Aday’ Açıklaması

SP Lideri Karamollaoğlu, “Altılı Masa’nın adayını şubat ayında görür müyüz?” sorusuna, “Görürsünüz gibi. Adaylık ancak seçim kararı alındıktan sonra açıklanır. Haziran’ı kimse beklemiyor. Büyük ihtimalle mayıs ayında olabilir. Altılı Masa’da adayın ne zaman açıklanacağı detayına girmedik. Bunun zaruret olduğunu da düşünmüyorum. Konu son zamanlarda gündeme fazla getirildiği için belki de önümüzdeki sene başlarında açıklamak gerekebilir. Ama ille de bunu açıklayacağız, zamanı geldi gibi bir kanaatimiz yok” şeklinde cevap verdi.

Karamollaoğlu, “Aday belirleme usulünü, yöntemini görüştünüz mü?” sorusuna ise, “Hayır bu konuyu da görüşmedik. Siyasi partilerin kendi kanaatleri olabilir, bunu gündeme getirirler, bu teklifler üzerinde bir müzakere yapılır ve öyle zannediyorum ki neticede bir mutabakat sağlanır. Ben büyük problem olmayacağını düşünüyorum. İsimler üzerinde şimdiye kadar hiç konuşulmadı” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Altılı Masa’nın yol haritası ve bir sonraki toplantı gündemine ilişkin bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Karamollaoğlu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle oldu:

Altılı Masa dokuzuncu kez bir araya geldi. Çalışmalarda hangi aşamadasınız?

Biz bu sistemi değiştirmek istiyoruz. Seçimde istediğimiz neticeyi elde edersek hangi konuların üzerinde duracağız, bu değişikliği nasıl gerçekleştireceğiz, bununla ilgili çalışmaları yapıyoruz. Anayasa değişikliği önerisi kamuoyuyla paylaşıldı. Bunun arkasından yönetim nasıl olacak? Bugünkü sisteme göre cumhurbaşkanı layüsel, kanunların üstünde. Seçildikten sonra, “Ben bildiğimi yaparım, 5 sene içinde de değişiklikleri yaparız” derse ne olacak? Onun için biz bir yol haritası ortaya koyacağız. Yani seçimden sonra anayasa nasıl değişecek, cumhurbaşkanı bu süreçte nasıl çalışacak, istişareleri nasıl yapacak? Adeta parlamenter döneme geçmişiz gibi çalışılacağını ifade ediyoruz.

Ortak yönetim yapısı nasıl olacak? Bakanlar nasıl belirlenecek?

Burada en önemli konu istişare. Yani cumhurbaşkanı, bütün siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacak. Cumhurbaşkanı seçim neticesine göre parti genel başkanlarıyla görüşerek, onlardan bilgilerle bakanları belirleyecek. Ama o bakanlar da bir istişare mekanizmasının içinde karar alacaklar. Çünkü kararları cumhurbaşkanı tarafından benimsenirse bir mana ifade ediyor. Sonuçta imzayı cumhurbaşkanı atacak. Meclis’teki çalışmalara daha fazla önem vereceğiz. Süreci şimdiden tahmin edemiyoruz ama 400’ün üzerinde milletvekili çıkarılırsa, hemen anayasayı referanduma götürmeden değiştirebileceğiz. 360-400 arası olursa referanduma götürme mecburiyeti var. 360 yakalanamazsa belli bir süre, belki 5 sene böyle idare edeceğiz. Anayasa değişikliği yapılmadan, belki Türkiye’yi sanki bir koalisyon hükümeti varmış gibi yöneteceğiz.

Liderler, bu ortak yönetimde nerede olacak? Cumhurbaşkanı yardımcısı mı olacaklar, kabinede mi olacaklar, yoksa istişare kurulu mu oluşturulacak?

Bu konu önümüzdeki toplantıda netleşecek. Biz kararlıyız; birlikte yöneteceğiz. Ancak, birlikte yöneteceğiz de cumhurbaşkanı anayasa değişmediği için layüsel. Nasıl olacak? Cumhurbaşkanı seçiminden önce aday, siyasi parti genel başkanları ile birlikte, “Bundan sonra kararlarımı -bu değişiklik sağlanana kadar- siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek alıp Türkiye’yi yöneteceğim” taahhüdünde bulunacak. Burada bazen “parti genel başkanları cumhurbaşkanı yardımcısı olsun” deniliyor. Olamaz ki, milletvekiliyse milletvekilliği düşer.

Genel başkanlar milletvekili olmasın, direkt Cumhurbaşkanı Yardımcısı olsun önerisi olduğunu biliyoruz.
Bu koalisyon belli bir süre Türkiye’yi yönetecek diyelim, genel başkanların Meclis dışında kalması niye gerekli? Mühim olan bu istişare mekanizmasının adı nasıl konulacak. Siz buna cumhurbaşkanı yardımcılığı derseniz, milletvekillikleri otomatikman düşer. Ama cumhurbaşkanı kendiliğinden, “siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacağım” derse kimsenin yapacağı bir şey yok.

Eşgüdüm Kurulu

Yüksek İstişare Kurulu gibi bir kurul mu olacak?

Öyle bir kurul var, ama şu anda o kurulların hiçbir etkinliği yok. Bu da kanuni değil, ama cumhurbaşkanı taahhüt edecek, genel başkanlar da bunu benimseyecek. Cumhurbaşkanı, “anayasa değişikliği yapılana kadar siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacağım. Bu kadar.” Mesela buna “eşgüdüm” de denilebilir. Eşgüdüm kurulu…

Eşgüdüm Komisyonu diyebilir miyiz?

İster ‘kurum’, ister ‘kurul’, ‘ben siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar vereceğim’ desin, yeter! Burada eşgüdüm olacak. Bir karar alınırken siyasi parti genel başkanlarının kanaatleri de mutlaka gündeme gelecek, onlarla istişare edilecek.

O adayın en önemli özelliği de bahsettiğiniz eşgüdümü sağlamak mı olacak?
Aynen. Tabii. O bunu kamuoyu nezdinde deklare edecek. Bunun hukuki yönü yok. Ama kamuoyu nezdinde böyle bir taahhütte bulunursa, herhalde cumhurbaşkanı olacak kişinin de bu taahhüdüne sadık kalması beklenir.

Ağırlıklı görüş, ortak görüş diyebilir miyiz?

Tabii, şimdi biz bunu önümüzdeki toplantıda, net bir şekilde ifade edeceğiz. Şu anda ben bunu böyle teklif ediyorum, ama diğer arkadaşların da görüşü şu anda bundan farklı değil. Üzerinde durduğumuz konu, biz buna cumhurbaşkanlığı yardımcılığı diyemeyiz. Bunu ortak açıklamada görürsünüz diye düşünüyorum. Benim yaptığım bu açıklama istikametinde bir açıklama olacak.

Saadet Partisi lideri olarak sizin de tercihiniz o zaman milletvekili olmak, Meclis’te olmak?

Tabii. Parti genel başkanlarının seçilmişse Meclis’te bulunmasının faydası var.

Peki gelecek toplantıda, bakanlıkların, kurumların nasıl paylaşılacağı gibi detaylar olacak mı?

Şu anda böyle bir şey gündeme gelmedi. Toplantıda da bunun kararının alınacağını düşünmüyorum şahsen. Ama seçimden sonra o konu gündeme getirilir.

Aday şubat ayında açıklanabilir

Adayınızı şubat ayında görür müyüz?

Görürsünüz gibi. Adaylık ancak seçim kararı alındıktan sonra açıklanır. Haziran’ı kimse beklemiyor. Büyük ihtimalle mayıs ayında olabilir. Altılı Masa’da adayın ne zaman açıklanacağı detayına girmedik. Bunun zaruret olduğunu da düşünmüyorum. Konu son zamanlarda gündeme fazla getirildiği için belki de önümüzdeki sene başlarında açıklamak gerekebilir. Ama ille de bunu açıklayacağız, zamanı geldi gibi bir kanaatimiz yok.

Aday belirleme usulünü, yöntemini görüştünüz mü?

Hayır bu konuyu da görüşmedik. Siyasi partilerin kendi kanaatleri olabilir, bunu gündeme getirirler, bu teklifler üzerinde bir müzakere yapılır ve öyle zannediyorum ki neticede bir mutabakat sağlanır. Ben büyük problem olmayacağını düşünüyorum. İsimler üzerinde şimdiye kadar hiç konuşulmadı.

Sadece adayı mı açıklayacaksınız? Liderlerin konumu, Merkez Bankası başkan adayları gibi kritik kurumların başkanı da birlikte açıklanır mı?

Ben bunun taraftarı değilim. -Millet iradesi daha tecelli etmemiş- O detaya girmek mantıkla bağdaşmaz.

Anayasa teklifinizde “Sembolik cumhurbaşkanı” diyorsunuz ama halk tarafından seçilmesi öngörülüyor. Bu biraz çelişkili değil mi?

Bizim derdimiz Cumhurbaşkanının aldığı kararların sorgulanabilmesi. Cumhurbaşkanının yetkileri müzakere edilebilir, yerine göre kısıtlanır ama ne olursa olsun, cumhurbaşkanı tek başına her türlü kararı alma ve uygulama makamında değildir artık. Kimin seçeceği, bu karar alındıktan sonra bana göre tali bir konudur.

Yanın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TTB Açıkladı: Hekimlerin Yurt Dışı İçin Belge Başvuruları İkiye Katladı

Yurt dışında çalışmak için “iyi hal belgesi” başvurusu yapan hekim sayısının kasım ayında 264 olduğu açıklandı. İyi hal başvuru belgesi başvuruları 2022’nin ilk 11 ayında 2 bin 417’ye ulaştı. Bu rakam, 2021 yılında 1405’di.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Doktorlar az para aldığı için ayrılıyorlar. Samimi konuşuyorum. Dost acı söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Doktorları okutan, yetiştiren devlet değil mi? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi. Az para veriyormuşuz. Sordum en az alan ne alıyordur 8-9 bin, en çok alan ne alıyordur 25 bin civarında. Buna rağmen özel sektör daha büyük paralar verdiği için kaçıp gidiyorlarmış. Açık konuşuyorum, varsın gidiyorlarsa gitsinler” demişti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), sosyal medya hesabından, yurt dışında çalışmak için “iyi hal belgesi” başvurusu yapan hekim sayısının Kasım ayında 264 olduğunu açıkladı. TTB’nin yaptığı açıklamaya göre, iyi hal başvuru belgesi başvuruları 2022’nin ilk 11 ayında 2 bin 417’ye ulaştı. Bu rakam, 2021 yılında 1405’di.

TTB, “’Beyaz Reform’un ‘pembe tablo’larına rağmen hekimlerin ağır ve güvensiz çalışma şartları nedeniyle yurtdışına göçü artarak sürüyor. Sağlıklı bir gelecek için mücadeleye devam!” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Gidiyorlarsa gitsinler’ demişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Doktorlar az para aldığı için ayrılıyorlar. Samimi konuşuyorum. Dost acı söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Doktorları okutan, yetiştiren devlet değil mi? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi. Az para veriyormuşuz. Sordum en az alan ne alıyordur 8-9 bin, en çok alan ne alıyordur 25 bin civarında. Buna rağmen özel sektör daha büyük paralar verdiği için kaçıp gidiyorlarmış. Açık konuşuyorum, varsın gidiyorlarsa gitsinler” demiş ve eklemişti:

“Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı istihdam ederiz. Bunlarla yola devam ederiz. Daha da ileriye gidiyorum. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder, istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz merak etmeyin. Asistan doktorlarımızla yola devam ederiz. Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek, dayamak herhalde pek de insanı değildir.”

Erdoğan, bu açıklamasına gelen tepkiler üzerine 14 Mart’ta yaptığı açıklamada ise “Esasen ülkemizdeki hemen he bireyin hafızasında bilgisi ve davranışıyla üzerine unutulmaz etkiler bırakılmış daima şükranla yad ettiğimiz bir hekim mutlaka vardır. Rabbim tüm hekimlerimizden ve sağlık çalışanlarımızdan razı olsun, yokluklarını göstermesin. Çünkü bu ülkenin hekimlerine hem vefa borcu hem ihtiyacı vardır” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Gençlerde Sosyal Medya Bağımlılığı Yoksullukla İlişkili

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket üzerinden kullanıcıların maddi durumları analiz edildi. Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü. Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Bilim insanları gençlerde sosyal medya bağımlılığının yoksullukla ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Information, Communication and Society adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırma, düşük gelirli aileden gelen ergenlerin, sosyal medya bağımlılığını gösteren davranışları gösterme ihtimalinin daha fazla olduğunu gösterdi.

Uluslararası bir ekibin çalışmasında, aralarında Türkiye’nin de olduğu 43 ülkeden 179 bini aşkın öğrenci incelendi.

Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarını kullanmadığında kötü hissetme, daha az kullanmayı deneyip başaramama, olumsuz duygulardan kaçmak için kullanma gibi davranışlardan en az 6’sı olan çocukların sorunlu sosyal medya kullanımı sergilediği belirtildi.

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket dolduran çocukların maddi durumları da analiz edildi.

Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü.

Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Uzmanlar “Adım atın” çağrısı yaptı

Michela Lenzi, Frank J. Elgar ve Claudia Marino gibi araştırmacıların imza attığı araştırmada hükümetlerin yeni stratejiler geliştirerek gençlere yardım etmesi gerektiği savunuldu.

Uzmanlar etkin politikalar geliştirerek, gençlerin zararlı davranışlarını bir nebze de olsa önlenebileceğini ifade etti.

Araştırmanın başyazarı Lenzi de yetkililere yaptığı çağrıda “Eşitsizlikleri azaltmak ve ergenlerin sağlıksız sosyal medya kullanım davranışlarını kısıtlamak için adım atılmalı” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Dünyaya Rekor Bağış Çağrısı

Mayıs ayında dünya genelinde çatışmalar, gıda güvensizliği ve iklim değişikliği nedeniyle evini terk etmek zorunda kalan insan sayısının ilk kez 100 milyonu geçtiğini ortaya koyan BM, 2023 yılında dünya genelindeki ihtiyaç sahiplerine yardım edilebilmesi için 51,5 milyar dolar toplanması gerektiğini duyurdu. Bu, BM’nin şu ana kadar talep ettiği en büyük bağış miktarı oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) 2023 yılında 65 milyon insanın daha yardıma muhtaç durumda olacağı öngörüsünde bulundu. Yapılan tahmin, 68 ülkedeki toplam ihtiyaç sahibi sayısını 339 milyona çıkaracak. Bu sayı, dünya nüfusunun yüzde 4’ünden fazlasına tekabül ediyor.

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlediği basın toplantısında konuşan BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Ukrayna’daki savaş ve Pakistan’dan Afrika Boynuzu’na kadar uzanan bir bölgede yaşanan “öldürücü kuraklık ve selleri” hatırlatarak “Bu yılki aşırı olaylar 2023’e de sıçrayacağı için insani ihtiyaçlar şoke edici şekilde fazla” ifadesini kullandı.

Evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısının şu an dünya genelinde 100 milyonun üzerinde olduğunu belirten Griffiths, “Bu çağrı, eşikteki insanlar için bir can simidi” dedi.

OCHA raporuna göre, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası başlayan savaş, gıda ihracatını büyük sekteye uğratırken 37 ülkede yaklaşık 45 milyon insanı açlıkla yüz yüze bıraktı. Rapor, 53 ülkedeki en az 222 milyon insanın da akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. OCHA, iklim değişikliği, kamu sağlığı ihtiyaçları ve cinsiyet eşitsizliğinin de ekstra güçlük yarattığını bildirdi.

2022 hedefinin çok uzağında kalındı

BM’nin bu yılki çağrısında belirttiği meblağ, geçen yıla göre yüzde 25 artış gösterdi. Ancak BM, henüz 2022’de ulaşmayı hedeflediği meblağ için dahi yeterli bağış toplayamadı. BM’nin Kasım ayı ortasındaki verileri, 2022 hedefinin sadece yüzde 53’üne ulaşılabildiğine işaret etmişti.

BM açıklamasında, “Bu nedenle insani kuruluşlar eldeki fonla kime yardım edeceğine karar vermek zorunda kalıyor” denildi. BM’nin geçen Mayıs ayında yayımladığı veriler, dünya genelinde çatışmalar, gıda güvensizliği ve iklim değişikliği nedeniyle evini terk etmek zorunda kalan insan sayısının ilk kez 100 milyonu geçtiğini ortaya koymuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Fransa’dan Türkiye’ye: Operasyonlar Bölgedeki İstikrarı Tehdit Ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve Almanya’dan sonra Fransa’da da Türkiye’nin olası Suriye operasyonuna itiraz geldi. Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, operasyonların, gerilimi tırmandırdığı, bölgenin istikrarını ve IŞİD’e karşı uluslararası koalistonun yıllardır kaydettiği ilerlemeyi tehdit ettiğini ifade etti.

Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu’nun 29 Kasım’daki telefon görüşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kuzey Suriye’ye yönelik olası bir kara harekatının konuşulduğu günlerde gerçekleşen telefon görüşmesi sırasında, iki bakan “Suriye ve Irak’taki güvenlik durumuna ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.”

“Sébastien Lecornu, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki operasyonları konusunda derin endişelerini dile getirdi” ifadelerine yer verilen açıklamada, operasyonların bölgedeki “gerilimi tırmandırdığı, bölgenin istikrarını ve IŞİD’e karşı uluslararası koalistonun yıllardır kaydettiği ilerlemeyi tehdit ettiği” ifade edildi:

Lecornu, özellikle Fırat’ın doğusuna yönelik bir müdahalenin kuzeydoğu Suriye’de faaliyet gösteren koalisyon personelinin güvenliğini ve IŞİD’lilerin kaçmasını teşvik ederek Fransalı yurttaşların güvenliğini tehlikeye atma riski olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu ayrıca “ülkesinin terörle mücadele misyonuna olan bağlılığını hatırlattı.”

Milli Savunma Bakanlığı ne demişti?

Milli Savunma Bakanlığı, Akar-Lecornu görüşmesinin gerçekleştiği 29 Kasım günü görüşmeyi yazılı bir açıklamayla duyurmuştu. Bakanlık, açıklamada şu bilgiyi paylaşmıştı:

“Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu ile telefonda görüştü. Görüşmede ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunuldu.”

ABD: Suriye’de yeni bir harekata şiddetle karşıyız

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve ABD Savunma Bakanı Lloyd J. Austin’in dün yaptığı telefon görüşmesinin ardından aynı gün yazılı bir açıklama yapmıştı.

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye olası bir kara harekatının konuşulduğu günlerde gerçekleştirilen telefon görüşmesine ilişkin açıklamada, Austin’in görüşme sırasında Akar’a “ABD Savunma Bakanlığı’nın Suriye’de yeni bir askeri harekata şiddetle karşı çıktığını ilettiği” açıklanmıştı:

“Savunma Bakanı Lloyd J. Austin III, Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile bugün telefonda görüştü; Austin, görüşmede, 13 Kasım’da İstanbul’da yaşanan saldırıda ve Türkiye’nin güneyinde sonrasında gerçekleştirilen saldırılarda yaşanan can kayıpları ile ilgili taziyelerini iletti ve ABD-Türkiye stratejik ilişkisinin önemini bir kez daha teyit etti.

Austin, bazıları IŞİD’i bertaraf etmek için Suriye’de yerel ortaklarla çalışan ABD personelinin güvenliğini doğrudan tehdit eden son hava saldırıları dahil, kuzey Suriye ve Türkiye’de tırmanan eylemlerle ilgili endişelerini dile getirdi.

Bakan Austin, gerilimi azaltma çağrısı yaptı ve Bakanlık’ın Türkiye’nin Suriye’de yeni bir askeri operasyonuna şiddetle karşı olduğunu aktardı.”

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Suriye ve Irak topraklarında askeri operasyonlarla ilgili olarak NATO müttefiği Türkiye’yi uyarmıştı.

Romanya’nın Bükreş kentinde, NATO dışişleri bakanları toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Baerbock, terörizme karşı güç birliğinin, transatlantik ittifakın yeni güvenlik stratejisinde çok önemli bir yer tuttuğunu ve bunun İstanbul İstiklal Caddesi’nde yaşanan terör saldırısı için de geçerli olduğunu dile getirmişti.

Tüm NATO üyelerinin, söz konusu olayın ardından Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu ifade eden Baerbock, diğer yandan, “terörden korunmanın başlıca amacının sivilleri korumak olduğunu” ve bu yapılırken, “yeni şiddet olaylarının yeşereceği bir ortam oluşturulmaması gerektiğini” belirtmişti.

Uluslararası hukukun her koşulda gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Dışişleri Bakanı, Bükreş’te yaptığı görüşmelerde Türkiye’deki durumla ilgili olarak, “Terörden korunma faaliyetlerinde de uluslararası hukuk geçerlidir, bu sebepten dolayı ısrarla, şiddet sarmalını tırmandırabilecek, Irak ve Suriye’de olası bir kara operasyonundan vazgeçilmesi çağrısında bulundum” demişti.

Çavuşoğlu: Teröristler kurban gibi gösterilemez

Baerbock’un açıklamalarını değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Türkiye’nin müttefiklerinden destek beklediğini ve “teröristlerin kurban gibi gösterilemeyeceğini” dile getirmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye ve Irak’taki hedefleri bir süredir havadan vuruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk ordusunun yakında bir kara operasyonuna da başlayabileceği sinyalini vermişti.

Ankara söz konusu operasyonlara gerekçe olarak, 13 Kasım’da İstanbul İstiklal Caddesi’nde düzenlenen, altı kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyı gösteriyor. Türkiye söz konusu saldırıdan PKK’yı sorumlu tutarken, gerek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gerekse PKK bu saldırı ile ilgilerinin olmadığını açıklamıştı.

Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentiev geçen hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları düzenleyen ve kara harekatı başlatma ihtimalini gündeme getiren Türkiye’den “itidalli” olmasını istemiş ve “aşırı güç kullanımından” kaçınmasını umduğunu bildirmişti.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da, Türkiye’ye Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak girişimlerden kaçınmaya çağırdıklarını vurgulamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü ise dün akşam yaptığı açıklamada Ankara’ya Suriye’de düzenleyeceği kara harekatından vazgeçme çağrısında bulunmuştu.

Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna da, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK mevzilerine yönelik hava saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin terörizm karşısındaki güvenlik endişelerini anlıyoruz. Ancak bu tür araçlarla ve böylesine bir yöntemle değil.” sözleriyle operasyonlara tepki göstermişti.

Paylaşın

İstanbul’un Enflasyonu Belli Oldu: Yüzde 105,55

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan her veri ekonomik krizin derinliğini gözler önüne seriyor. Kasım ayında İstanbul genelinde enflasyon geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105,55; bir önceki aya göre yüzde 3,1 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye’nin enflasyonuna dair öncü sinyal veren İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2022 Kasım ayına ilişkin perakende ve toptan fiyat endekslerini yayımladı. Buna göre kasımda geçen yılın aynı ayına göre, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi yüzde 105,55 Toptan Eşya Fiyatları Endeksi yüzde 95,72 arttı.

İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi yüzde 108,7 ile rekor kırmıştı. Böylece İstanbul enflasyonu kasımda zirveden gerilemiş oldu.

Kasımda perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 3,10, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 2,34 oranında arttı.

Kasım 2022’de perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Ev Eşyası Harcamaları’nda yüzde 5,31, Gıda Harcamalarında yüzde 4,52, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamaları’nda yüzde 3,84, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamaları’nda yüzde 1,53, Konut Harcamaları’nda yüzde 0,88, Giyim Harcamaları’nda yüzde 0,82, diğer harcamalarda yüzde 0,71, Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalar grubunda yüzde 0,14 artış izlendi.

Kasım 2022’de Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Mensucat Grubunda yüzde 4,77, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 3,72, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde 3,31, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 2,93, Yakacak ve İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 0,73, Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 0,06 artış, Madenler Grubunda yüzde -1,83, azalış izlendi.

Paylaşın

Suriye Operasyonu: ABD’den Türkiye’ye Bölgede Gerilimi Düşürme Çağrısı

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye olası bir kara harekatının konuşulduğu bu günlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin, Türkiye’nin Suriye’de bir kara operasyonu gerçekleştirmesine “güçlü” şekilde karşı çıktığını belirtti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Austin arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin içeriğine ilişkin bir açıklama yayımlayan Pentagon, ABD’li bakanın Türk mevkidaşına bölgede gerilimin düşürülmesi için çağrıda bulunduğunu duyurdu.

“Düzenlenen son hava saldırıları dâhil, kuzey Suriye ve Türkiye’de gerginliği artıran eylemlerden duyduğu endişeyi ifade ettiği” açıklanan Austin, bu eylemlerden bazılarının, IŞİD’i yenmek için Suriye’deki yerel ortaklarla çalışan ABD personelinin güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini söyledi.

Açıklamada, “Bakan Austin gerginliğin azaltılması çağrısında bulundu ve Bakanlığın Suriye’de yeni bir Türk askeri operasyonuna olan güçlü muhalefetini paylaştı” denildi.

İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım’da düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybedenler için taziyelerini de ileten Austin, ABD-Türkiye arasındaki stratejik ilişkinin önemini yineledi.

Akar’dan 51’inci madde vurgusu

Görüşmenin ardından Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamadaysa, Akar’ın bu görüşmede, Türkiye’nin sınırlarının ve halkının güvenliğini sağlamak üzere Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa hakları kapsamında terörle mücadele operasyonları gerçekleştirdiğini söylediği belirtildi.

Türkiye ve ABD’nin iki önemli müttefik olduğunu belirten Akar’ın terörle mücadelede iş birliği ve dayanışmanın bölgesel ve küresel barış ve güvenliğe katkı sağlayacağını, bu kapsamda IŞİD ve diğer tüm terör örgütlerine karşı iş birliğine hazır olunduğunu vurguladığı, “operasyonlarda tek hedefin teröristler olduğunu, koalisyon güçlerine veya sivillere zarar verilmesinin asla söz konusu olmadığını” kaydettiği açıklandı.

Pentagon’dan üst üste ikinci uyarı

Pentagon sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder da Salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin planladığı kara operasyonuyla ilgili uyarıda bulunmuştu.

Ankara’nın güvenlik kaygılarını kabul etmekle birlikte “olası kara operasyonuna dair endişelerininin sürdüğünü” belirterek itidal çağrısında bulunan Ryder, “Çatışmaların devam etmesi, özellikle de bir kara harekâtı, dünyanın IŞİD’e karşı güçlükle elde ettiği kazanımları ciddi şekilde tehlikeye atıp bölgeyi de istikrarsızlaştıracaktır” demişti.

Taksim’deki patlamadan YPG’yi sorumlu tutan Ankara, bu saldırıdan bir hafta sonra Suriye’deki YPG hedeflerini havadan vurmaya başlamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Kasım’da yaptığı açıklamada, “en uygun olan vakitte” karadan da Suriye’nin kuzeyinin vurulacağını belirtmişti.

Paylaşın

2021’de Konser, Sinema Ve Tiyatro Harcamaları Yüzde 29 Azaldı

TÜİK’e göre izleyicilerin sinema, tiyatro, konser harcamaları 2020’de 518 bin 192 TL’den 2021’de 367 bin 850 TL’ye düştü ve toplam hanehalkı kültür harcamalarının yüzde 2’sinden yüzde 1’ine geriledi. Düşüşün yaşandığı diğer kalemler arasında kütüphane, kitap ve yazılı basın ve gösteri sanatları var.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre hanehalklarının kültür harcamaları 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 41 arttı. Hanehalklarının gerçekleştirdiği kültür harcamalarında; televizyon ve ekipmanı masrafları yüzde 20,5, kablolu/özel TV yayın hizmetlerine ödenen ücretler yüzde 15,7 ve veri işlem ekipmanları yüzde 15,5 ile en yüksek paya sahip oldu.

Müzeler, hayvanat bahçeleri gibi yerlere giriş için yapılan harcamalar iki katına çıktı ve bunların genel içindeki payı yüzde 0,2’den 0,3’e yükseldi. Müzik enstrümanları için yapılan harcamarın payı da yüzde 4’ten yüzde 3,3’e geriledi.

TÜİK’e göre toplam kültür harcamaları 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 31,8 artarak 79 milyar 530 milyon 334 bin TL oldu. 2021 yılında toplam kültür harcamaları içinde genel devlet harcamalarının payı yüzde 52,4 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2021 yılı için kültür ekonomisi ve kültürel istihdam istatistiklerini yayımladı. Buna göre, kültür harcamaları 2021 yılında 2020 yılına göre yüzde 31.8 artarak 79 milyar 530 milyon 334 bin TL oldu. Kültür harcamalarının, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2021 yılında yüzde 1.1 olarak gerçekleşti.

2021 yılında toplam kültür harcamaları içinde genel devlet harcamalarının payı yüzde 52.4 oldu. Genel devlet kültür harcamaları önceki yıla göre yüzde 25.1 artarak 41 milyar 698 milyon 592 bin TL olurken harcamaların yüzde 72.2’si merkezi devlet bütçesinden gerçekleşti. Genel devlet kültür harcamalarında en yüksek pay yüzde 17.8 ile mimarlık alanında oldu.

Hanehalklarının 2021 yılında gerçekleştirdiği kültür harcamalarında; televizyon ve ekipmanı masrafları yüzde 20.5, kablolu/özel TV yayın hizmetlerine ödenen ücretler yüzde 15.7 ve veri işlem ekipmanları yüzde 15.5 paya sahip oldu.

Kültürel sektörlerdeki girişimlerin cirosu yüzde 61.4 arttı

Kültürel sektörlerde faaliyet gösteren girişimlerin cirosu önceki yıla göre yüzde 61.4 artarak 145 milyar 186 milyon 559 bin TL olurken, faktör maliyetiyle katma değeri yüzde 64.1 artarak 27 milyar 846 milyon 992 bin TL oldu. Katma değerin yüzde 20.9’u kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 13.3’ü sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı, ses kaydı ve müzik yayımlama faaliyetleri ve yüzde 12.3’ü mücevher ve benzeri eşyaların imalatı alanında faaliyet gösteren girişimler tarafından üretildi.

Kültürel mal ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 110.6 artarak 87 milyar 36 milyon 925 bin TL olurken kültürel mal ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 29.8 artarak 37 milyar 817 milyon 263 bin TL oldu. Kültürel mal ihracatının toplam mal ihracatı içindeki payı 2021 yılında yüzde 4.3 olurken kültürel mal ithalatının toplam mal ithalatı içindeki payı yüzde 1.6 oldu.

Kültürel istihdam yüzde 8.4 arttı

Kültürel istihdam 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8.4 artarak 642 bin kişi oldu. Kültürel istihdamda olanların yüzde 63.1’i 30-54 yaş grubunda, yüzde 28.8’i 15-29 yaş grubunda, yüzde 7.9’u ise 55 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı.

Kültürel istihdamda olanların yüzde 40.2’sini yükseköğretim mezunları, yüzde 36,4’ünü lise altı eğitimliler, yüzde 23.4’ünü ise lise ve dengi meslek okulu mezunu olanlar oluşturdu.

Kültürel istihdamda olanların, yüzde 60.4’ü ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışırken, yüzde 39.6’sı işveren, kendi hesabına veya ücretsiz aile işçisi olarak çalıştı. Kültürel istihdamda olanların yüzde 74.1’i tam zamanlı çalışırken, yüzde 25.9’u yarı zamanlı çalıştı. Kültürel istihdamda yer alan kişilerin haftalık ortalama normal çalışma süresi 38.7 saat oldu.

El sanatları çalışanlarının payı yüzde 40 oldu

Kültürel istihdamın yüzde 89.3’ünü kültürel meslek alanlarında, yüzde 10.6’sını ise kültürel olmayan meslek alanlarında çalışanlar oluşturdu. Kültürel istihdamda olanların yüzde 40,0’ını el sanatları çalışanları, yüzde 19.9’unu mimar, planlamacı ve tasarımcılar, yüzde 8.4’ünü sanat ve kültür ile ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları, yüzde 7.9’unu ise sanatçılar ve sahne sanatçıları oluşturdu.

Kültürel istihdamın yüzde 27.9’unu kültürel faaliyet alanlarında, yüzde 72.0’ını ise kültürel olmayan faaliyet alanlarında çalışanlar oluşturdu. Kültürel faaliyet alanlarına göre; mimarlık ve uzmanlaşmış tasarım faaliyetlerinde çalışanların toplam kültürel istihdam içindeki payı yüzde 10.7 sanatlar, gösteri sanatları ve eğlence faaliyetlerinde çalışanların payı yüzde 4.2, programcılık, yayıncılık ve haber ajanslarının faaliyetlerinde çalışanların payı ise yüzde 4.0 oldu.

Paylaşın

ABD Ve Rusya’dan Sonra Almanya’dan Da Türkiye’ye Operasyon Uyarısı

Türkiye’nin Suriye’ye düzenlemeyi planladığı kara operasyonu için Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin uyarılarının ardından bir uyarıda Almanya’dan geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, ‘Türkiye’yi Suriye’nin kuzeyini karadan işgal etmekten ve Irak’ın kuzeyine askeri saldırı düzenlemekten kaçınmaya’ çağırdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Suriye ve Irak topraklarında askeri operasyonlarla ilgili olarak NATO müttefiği Türkiye’yi uyardı.

Romanya’nın Bükreş kentinde, NATO dışişleri bakanları toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Baerbock, terörizme karşı güç birliğinin, transatlantik ittifakın yeni güvenlik stratejisinde çok önemli bir yer tuttuğunu ve bunun İstanbul İstiklal Caddesi’nde yaşanan terör saldırısı için de geçerli olduğunu dile getirdi.

Tüm NATO üyelerinin, söz konusu olayın ardından Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu ifade eden Baerbock, diğer yandan, “terörden korunmanın başlıca amacının sivilleri korumak olduğunu” ve bu yapılırken, “yeni şiddet olaylarının yeşereceği bir ortam oluşturulmaması gerektiğini” belirtti.

Uluslararası hukukun her koşulda gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Dışişleri Bakanı, Bükreş’te yaptığı görüşmelerde Türkiye’deki durumla ilgili olarak, “Terörden korunma faaliyetlerinde de uluslararası hukuk geçerlidir, bu sebepten dolayı ısrarla, şiddet sarmalını tırmandırabilecek, Irak ve Suriye’de olası bir kara operasyonundan vazgeçilmesi çağrısında bulundum” dedi.

Çavuşoğlu: Teröristler kurban gibi gösterilemez

Baerbock’un açıklamalarını değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Türkiye’nin müttefiklerinden destek beklediğini ve “teröristlerin kurban gibi gösterilemeyeceğini” dile getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye ve Irak’taki hedefleri bir süredir havadan vuruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk ordusunun yakında bir kara operasyonuna da başlayabileceği sinyalini vermişti.

Ankara söz konusu operasyonlara gerekçe olarak, 13 Kasım’da İstanbul İstiklal Caddesi’nde düzenlenen, altı kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyı gösteriyor. Türkiye söz konusu saldırıdan PKK’yı sorumlu tutarken, gerek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gerekse PKK bu saldırı ile ilgilerinin olmadığını açıkladı.

Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentiev geçen hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları düzenleyen ve kara harekatı başlatma ihtimalini gündeme getiren Türkiye’den “itidalli” olmasını istemiş ve “aşırı güç kullanımından” kaçınmasını umduğunu bildirmişti.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da, Türkiye’ye Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak girişimlerden kaçınmaya çağırdıklarını vurgulamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü ise dün akşam yaptığı açıklamada Ankara’ya Suriye’de düzenleyeceği kara harekatından vazgeçme çağrısında bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna da, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK mevzilerine yönelik hava saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin terörizm karşısındaki güvenlik endişelerini anlıyoruz. Ancak bu tür araçlarla ve böylesine bir yöntemle değil.” sözleriyle operasyonlara tepki göstermişti.

“Türk ordusu harekat için birkaç güne hazır”

Reuters haber ajansına konuşan Türk yetkililer, ordunun Suriye’nin kuzeyine kara harekatı yapmak hazırlıkları için yalnızca birkaç güne ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. Türkiye uzun menzilli silahlar ve savaş uçaklarıyla bir süredir bölgeyi bombalıyor.

Suriye yönetimi, Türkiye’yi kuzey topraklarını işgal eden bir güç olarak tanımlıyor ve Türkiye’nin yeni saldırılarının “savaş suçu” olarak değerlendirilmesini istiyor.

Paylaşın