TÜSİAD İddianamesi Kabul Edildi: İlk Duruşma 20 Mayıs’ta

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan hakkında açılan davanın iddianamesi kabul edildi.

Haber Merkezi / İddianamenin kabulüne karar veren mahkeme, ilk duruşmanın da 20 Mayıs’ta yapılmasına hükmetti.

Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras hakkında hazırlanan iddianamede, “zincirleme şekilde basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 1 yıl 10 ay 15’er günden 5 yıl 6 ay 15’er güne kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.

Ayrıca Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçundan soruşturma yürütüldüğü öğrenilmişti.

Türkiye’de büyük sermayenin çatı kuruluşu olan TÜSİAD’ın 13 Şubat’ta gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında konuşan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras Türkiye’deki sosyal, ekonomik ve siyasi duruma ilişkin eleştirilerde bulunmuş, söz konusu ifadeler kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.

Devamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aras ve Turan hakkında soruşturma başlatmış, ikili 19 Şubat’ta polis eşliğinde ifade vermeye götürülmüştü. İfadelerinin ardından Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras çıkarıldıkları nöbetçi hakimlik tarafından yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Savcılığın soruşturma başlattığı konuşmayla ilgili konuşan Erdoğan da dernek yönetiminin “haddini aştığını” savunmuştu. Erdoğan, TÜSİAD’ın eski Türkiye’de siyaseti dizayn eden bir dernek olduğunu söyledi ve “Eski sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir” mesajı vermişti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise TÜSİAD yöneticileri hakkındaki soruşturmanın Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından başlatıldığı yönündeki iddiaları yalanlamıştı.

Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras, yaptıkları konuşmada Türkiye’de son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini açıklamıştı.

Mehmet Ömer Arif Aras konuşmasında artan gözaltı ve tutuklamalara tepki göstererek, “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor… Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor… Yeni mezun teğmenler ordudan ihraç ediliyor. Arka arkaya gelen bu olayların endişe yarattığını ve güveni sarstığını söyleyebiliriz” demişti.

Orhan Turan ise “yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu tarafından görevden alınmasının ve TMSF’nin şirketlere kayyum olarak atanmasının mümkün olduğunu” savunmuştu.

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay. Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor” diyen Orhan Turan, tüm bu sorunların arkasında “hukuka olan güvenin sarsılması” belirlemesinde bulunmuştu.

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray, Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 27. hafta maçında Alanyaspor ile Galatasaray, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Yasin Kol’un yönettiği karşılaşmayı Galatasaray, 2-1 kazandı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 51. dakikada Fidan Aliti (KK) ve 62. dakikada Victor Osimhen, Alanyaspor’un golünü ise 23. dakikada Tonny Vilhena kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile 68’e yükseltti ve bir maç eksik takipçisi Fenerbahçe’nin 7 puan önüne geçti. Alanyaspor ise 31 puanda kaldı.

Galatasaray, Süper Lig’de çıktığı 26 müsabakada 21 galibiyet, 5 beraberlik aldı.

Galatasaray, sezonun ilk yarı oynanan karşılaşmada Alanyaspor’u 1-0 mağlup etmişti.

23. dakikada Yusuf Özdemir’in sol kanattan ortasında top arka direkte Hadergjonaj’da kaldı. Hadergjonaj’in pasında ceza sahası içinde Vilhena’nın sert vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-0

51. dakikada topla hareketlenen Barış Alper Yılmaz rakip ceza sahasına kadar meşin yuvarlağı sürdükten sonra şutunu çekti. Kaleci Ertuğrul Taşkıran’dan dönen meşin yuvarlak Aliti’ye çarparak ağlarla buluştu. 1-1

62. dakikada sol kanatta topla buluşan Barış Alper Yılmaz’ın arka direğe ortaladığı meşin yuvarlağı Osimhen kafayla ağlara gönderdi. 1-2

Stat: Alanya

Hakemler: Yasin Kol, İbrahim Çağlar Uyarcan, Samet Çiçek

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Aliti, Lima, Yusuf Özdemir, Fatih Aksoy (Dk. 84 Janvier), Richard, Cordova (Dk. 72 Hwang), Vilhena, Makouta, Sporar (Dk. 85 Arda Usluoğlu)

Galatasaray: Muslera, Frankowski, Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Dk. 71 Sallai), Lemina (Dk. 46 Yunus Akgün), Torreira, Sara (Dk. 90 Kerem Demirbay), Barış Alper Yılmaz, Morata (Dk. 79 Kaan Ayhan), Osimhen (Dk. 90 Ahmed Kutucu)

Goller: Dk. 23 Vilhena (Alanyaspor), Dk. 51 Aliti (Kendi kalesine), Dk. 62 Osimhen (Galatasaray)

Kırmızı kart: Günay Güvenç (Devre arasında-Yedek kulübesinde) (Galatasaray)

Paylaşın

Araştırma: Tereyağı Yaşam Sürenizi Önemli Ölçüde Azaltabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, doymuş yağlar açısından zengin bir besin olan tereyağının bitki bazlı yağlara kıyasla daha yüksek ölüm riski taşıdığını ortaya koyuyor.

Euronews Türkçe‘nin aktardığı JAMA Internal Medicine dergisinde yayınlanan araştırmaya ABD’de yaşayan orta yaş ve üzeri yaklaşık 221.000 kişi dahil edildi. Bu kişilerin 30 yıllık beslenme alışkanlıkları ve sağlık çıktıları mercek altına alındı.

Bu süre zarfında, tereyağını çok tüketen kişilerin ölüm riski, daha az tüketenlere kıyasla yüzde 15 daha yüksekti. Daha çok bitki bazlı yağ tüketenlerin ölüm riski ise, daha az bitki bazlı yağ tüketenlere kıyasla yüzde 16 daha düşüktü.

Araştırma, tereyağı tüketimi yerine bitki bazlı yağ tüketimine geçmenin, yüzde 17 daha düşük ölüm riskiyle ilişkili olduğunu öne sürüyor. ABD’deki Brigham and Women’s Hastanesi’nde araştırma görevlisi olan çalışmanın başyazarı Yu Zhang, “Bu durum, sağlık üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip” dedi.

Öte yandan tüm bitki bazlı yağlar eşit özellikte değil. Zeytinyağı, soya fasulyesi yağı, kolza tohumu, kanola yağı, kanser ve kalp hastalıklarında genelde daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirildi. Fakat mısır yağı ya da aspir yağı gibi türlerle ölüm riski arasında bir benzer bir bağ kurulamadı.

Ayrıca, kalp rahatsızlıklarıyla bağlantılı, doymuş yağ oranı yüksel palmiye (palm) yağı veya hindistan cevizi yağı da analiz edilmedi.

Özellikle, bu bitki bazlı yağların bazıları tohum yağları olarak kabul edilmekte olup, son yıllarda sağlık alanında etkili kişilerin ve bazı politikacıların tepkisini çekti. Tohum yağları, yağ çıkarma işlemi sırasında bütün tohumların işlenmesiyle elde ediliyor.

Mısır, pamuk, soya, aspir, ayçiçeği, üzüm çekirdeği, pirinç kepeği yağlarının tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların arkasında olduğunu iddia edenler de var. Fakat fast food gıdalar gibi tohum yağlarının kullanıldığı pek çok besin, aynı zamanda yüksek sodyum ve işlenmiş karbonhidrat içerirken, bu da onları başka nedenlerle sağlıksız hale getiriyor.

Araştırmada yer almayan King’s College London’dan beslenme ve diyetetik profesörü Tom Sanders, “Sosyal medyada bitkisel yağlar hakkında, potansiyel zararlı etkilere ilişkin asılsız iddialara dayanan çok sayıda yanıltıcı reklam yapıldı” dedi.

Yeni araştırma, ölüm risklerine odaklanarak tartışmaya bir miktar açıklık getiriyor, ancak bazı sınırlamaları da var. Tüketilen yağların ölüm riskiyle ilişkilendirildiği çalışma, İskandinav ve Baltık ülkelerinde diyet önerilerinde bulunan bir araştırma ekibinin bulgularıyla da örtüşüyor.

Zeytinyağı ve kolza yağı gibi doymamış yağ bakımından zengin yağların, tereyağı, palmiye ve hindistancevizi yağı gibi doymuş yağ bakımından zengin yağlara göre sağlık açısından daha verimli olduğunu belirtmişlerdi. Doymuş yağ çoğunlukla hayvansal kaynaklardan gelir ve yüksek seviye kolesterol ile ilişkilendirilir. Bu da kalp hastalıkları ve felç riski ile bağlantılı.

Bu arada, bitkisel yağlar daha fazla aside sahiptir. Bunun bir türü, iltihabı azaltmaya yardımcı olabilen omega-3’tür. Diğeri ise omega-6’dır ve daha düşük kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet ve kanser riskiyle ilişkilendirilir fakat daha yüksek iltihaplanma riski taşır.

Tereyağı veya bitkisel yağın diğer faktörlere kıyasla sağlığı ne kadar etkilediğini belirlemek zor olabilir. Araştırmaya göre, daha fazla tereyağı tüketen kişilerin obez olma ve sigara içme olasılığı daha yüksekti ve bitkisel yağ tüketenlere kıyasla egzersiz yapma olasılıkları daha düşüktü.

Araştırmanın yazarları, analizlerinde bu farklılıkları dikkate almaya çalıştılar, ancak bağımsız araştırmacılar bu farklılıkların yine de sonuçları çarpıtabileceği konusunda uyarıda bulundu. Ayrıca, araştırmaya katılan kişilerin büyük çoğunluğu sağlık çalışanlarından oluşuyordu ve bu kişiler genel nüfusu temsil etmiyor olabilir.

Sanders, bu sınırlamalara rağmen bitkisel yağlardaki yağ asitlerinin “çeşitli mekanizmalarla” sağlık risklerini azaltmış olmasının “mümkün” olduğunu söyledi. Beslenme ve diyetetik profesörü, “Buradan çıkarılacak ders, tereyağından ziyade doymamış bitkisel yağları seçmenin daha sağlıklı olduğudur” dedi.

Paylaşın

Zelenski: Ukrayna, ABD İle Yapıcı Görüşmelere “Tamamen Bağlı”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ülkesinin, ABD temsilcileri ile S. Arabistan’da yapılacak görüşmede Rusya’yla savaşı sona erdirmek için yapıcı bir diyalog kurmaya kararlı olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelmesinden bu yana Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların yanı sıra istihbarat paylaşımını da durdurmuştu. Zelenskiy’i, Ukrayna’yı işgal eden ve topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini ele geçiren Rusya ile bir barış anlaşmasına varma konusunda ciddi olmamakla suçlanmıştı.

Zelensky, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Ukrayna, bu savaşın ilk saniyesinden itibaren barış arıyor. Gerçekçi öneriler masada. Önemli olan hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmek” dedi.

Volodimir Zelenski, önümüzdeki hafta Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini, pazartesi günü Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’la görüştükten sonra Ukraynalı diplomatik ve askeri yetkililerin salı günü ABD heyetiyle bir araya geleceklerini söyledi.

Zelenski, “Biz yapıcı diyaloğa tam anlamıyla bağlıyız ve gerekli kararlar ve adımlar üzerinde tartışıp mutabakata varmayı umuyoruz” dedi.

Ukrayna heyetinde Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Zelenski’nin Genelkurmay Başkanı Andriy Yermak ve Savunma Bakanı Rüstem Umerov yer alacak.

Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff da Ukrayna ile Rusya ile üç yıldır süren savaşı sona erdirecek bir çerçeve anlaşma için görüşmelerde bulunduğunu ve önümüzdeki hafta Ukraynalılarla Suudi Arabistan’da bir toplantı planlandığını söyledi.

Şubat ayında Riyad, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en ölümcül çatışmayı durdurmanın yollarını görüşmek üzere ABD ve Rusya yetkililer arasında bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Ukrayna’nın bu görüşmelere dahil edilmemesi, Kiev’de ve Avrupa’daki müttefiklerinde endişeye yol açtı.

Zelenski, Trump ile 28 Şubat’ta Beyaz Saray’da görüşmüş ancak ikilinin dünya medyası önünde barış adımları konusunda tartışması üzerine görüşme gerginliğe dönüşmüştü.

Paylaşın

Devlet Bahçeli: PKK, Derhal Ve Ön Şartsız Silah Bırakmalı

PKK’nın ateşkes ilanına ilişkin basın açıklaması yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “PKK terör örgütü ve iltisaklı gruplar derhal ve ön şartsız silah bırakmalı, hatta kanlı silahlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim etmelidir. Ateşkes açıklaması doğru, dengeli ve isabetli bir açıklama değildir” dedi.

Devlet Bahçeli, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının “PKK terör örgütüyle birlikte bütün uzantı ve grupları açıkça bağladığını” ifade etti. Bahçeli, “YPG’nin ve buna benzer terörist oluşumların anılan çağrıdan muaf ve istisna olduklarını iddia etmeleri, çatlak ses çıkaranların bu mesnetsiz görüşü bir plan dahilinde paylaşmaları örgütsel ve kurucu önderliğin doğasıyla tamamıyla çelişkilidir” dedi.

“Terör örgütünü kuran feshini istemiştir” diyen Bahçeli “Bunun dışında zamana oynamak, ortamı bulandırmak, süregelen pozitif gündemi tahrip ve tahrik edici nitelikte top çevirmek, siyasi ve hukuki düzenleme taleplerini yoğunlaştırmak aymazlıktır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yazılı bir açıklamada bulundu. Açıklamasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına değinen Devlet Bahçeli, DEM Parti, YPG ve PKK’ye mesaj gönderdi. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Terörsüz Türkiye hedefi, tarihin ve coğrafyanın huzurla mühürlenmesi, umutla müjdelenmesi, barış ve kardeşlik ruhuyla mücehhez hale gelmesidir. On yıllardır milletimizin başına musallat olan kanlı musibetin nihayet sonu görünmüştür. Sosyal, siyasal, ekonomik, güvenlik, toplumsal maliyeti ile birlikte insani ve vicdani kayıp ve mağduriyetleri yüksek seviyelere tırmanan silahlı şiddet ve ihanet dönemi kapanmak üzeredir.

Kaldı ki başka bir seçenek veya ileri sürülebilecek bir mazeretten bahsedilemeyeceği gibi bölücü terörü haklı gösterebilecek hiçbir anlayış ya da amaçtan söz açılamayacaktır. Siyaset ve demokrasi hayatına düşen terör gölgesine artık sabır ve tahammül göstermek mümkün değildir. Türk milleti harici ve dahili odakların baskı ve dayatmalarına göz yummayacak, risk ve tehditlerin daralan markajına sıkışıp kalmayacaktır.

Terörle demokrasi, silahla siyaset, kaosla huzur, bölünmeyle birlik ve beraberlik arasında güvenli bir liman, ara bir istasyon yoktur. Aziz milletimiz makus ve menhus talihini yenmek için kutlu irade ve inancıyla devrededir. Geride kalan 41 yıllık terör ve bölücülük enkazı el birliğiyle, ortak aklın imkânlarıyla, elbette samimi, sahici, sabırlı, hasbi ve güven veren hamlelerle kaldırılacaktır.

Terörün kanlı izleri silinmekle birlikte tortu ve kalıntıları da tamamıyla kazınıp atılacaktır. Herhangi bir yol kazasının yaşanmaması, yanlış anlamaların tezahür etmemesi, hassasiyet yönü ziyadesiyle fazla olan iyimser gelişmelerin sekteye uğramaması/uğratılmaması konusunda son derece dikkat, sorumluluk, özen ve uyanıklık gerekmektedir.

Önümüzde ihmali ve ihlali düşünülemeyecek altın bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsat aynı zamanda vehimlere kapılmadan müşterek fehim, fecir ve ferasetle tedarik ve temin edilmelidir. DEM Parti’nin sağduyulu, soğukkanlı, sıcak mesajlarının yanı sıra tutarlı ve istikrarlı adımlarını muhafaza gayreti sonucunda Türkiye partisi olmasının önü de açılacaktır. 27 Şubat İmralı çağrısı PKK terör örgütüyle birlikte diğer bütün uzantı ve grupları açıkça bağlamaktadır.

YPG’nin ve buna benzer terörist oluşumların anılan çağrıdan muaf ve istisna olduklarını iddia etmeleri, çatlak ses çıkaranların bu mesnetsiz görüşü bir plan dahilinde paylaşmaları örgütsel ve kurucu önderliğin doğasıyla tamamıyla çelişkilidir. Terör örgütünü kuran feshini istemiştir. Bunun dışında zamana oynamak, ortamı bulandırmak, süregelen pozitif gündemi tahrip ve tahrik edici nitelikte top çevirmek, siyasi ve hukuki düzenleme taleplerini yoğunlaştırmak aymazlıktır.

Bilhassa melezleşmiş bir millet yapısını dikte etmenin peşine düşenler, yürürlükteki Anayasa’da ifadesini bulan Türk vatandaşlığı tanımını pervasızca ve peşin hükümlerle tartışmaya açanlar terörsüz Türkiye seferberliğini kesintiye uğratmanın düşünü kuran tatlı su kurnazlarıdır.

Gerçekçi ve geniş bir temelde mezkûr seferberliğin sonuca ulaşması halinde kazanması kaçınılmaz olan, bununla kalmayıp ortaya çıkacak muazzam barış ve bahtiyarlık vasatından dolayı göğsü kabarması kesin görülen elbette ortak kader paydasında buluşan herkestir. Bizim nazarımızda herkes Türkiye’dir, milletin tamamıdır. Maşeri vicdan terörün kalıcı ve köklü şekilde bitişinden veya bitirilmesinden kesinkes yanadır.

Bu gayenin en kısa sürede ifa ve icrasında en küçük görüş ayrılığı yoktur. Zaman ve zeminin konjoktürel gelgitlerinden yararlanarak söz konusu ağır sorunun uzamasına, savsaklanmasına, hatta sabote edilip aykırı ve çarpık seslerin çıkmasına hizmet edenler hesabını veremeyecekleri vebal altındadır. Türkiye’miz siyasi mutabakat ve toplumsal dayanışmayla terörsüz bir geleceği inşa ve ihya amacındadır.

“Ateşkes açıklaması doğru, dengeli ve isabetli bir açıklama değildir”

Hiç şüphe yoktur ki terör, büyük ve kahredici bir insanlık suçudur. Terör, insani miras ve emanetlerin hiçe sayılmasıdır. Türk milleti terörle yaşamaya ne mahkûm, ne mecbur, ne de müstahaktır. PKK terör örgütü ve iltisaklı gruplar derhal ve ön şartsız silah bırakmalı, hatta kanlı silahlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim etmelidir. Ateşkes açıklaması doğru, dengeli ve isabetli bir açıklama değildir.

Çünkü ateşkes rejiminden bahsetmek için eşit ve egemen güçlerin karşılıklı münasebet ve mücadelesine sahne olan ahlaki, mantiki, meşru ve hukuki bir ortamın varlığı asla yoktur. Bunun tam tersine olacak şekilde, yapılacak her teklif, söylenecek her söz tek taraflı bir oyalanmadır ve beyhudedir. Küresel siyaset ve stratejik ilişkilerin pek çok sarsıcı gelişmeye gebe olduğu bir dönemde terör örgütünün bütün uzantı ve bağlantılarıyla silah bırakması ikamesi olmayan bir gerekliliktir.

Jeopolitik kırılmaların tehlikeli şekilde vasat bulduğu bugünkü dünya tablosunda milli birlik ve dayanışma ruhunun işlerliğine ve işlevselliğine ileri düzeyde ihtiyaç vardır. Bölücü terör örgütü, kurucu önderliğin 27 Şubat çağrısına müzahir hareket edip hiçbir şart ileri sürmeksizin silahla yollarını ayırmalı ve örgütsel varlığını sona erdirmelidir.

Bunun dışında hiçbir tasarruf, tahayyül ve tehir çabası masum ve makul kabul edilmeyecektir. Anayasa’da amir hüküm olan Türk vatandaşlığı tanımı etrafında gittikçe somutlaşan, sürekli irtifa kazanan tehlikeli ve tedirgin edici tartışmaların ifade ve düşünce hürriyetinden daha çok yıkıcı ve zehirleyici fonksiyonu vardır ve bu art niyetli keşmekeşin süratle sonlandırılması samimi beklentimizdir.

Bölgesel nitelikli kaos dinamikleri son derece etkin ve faaldir. Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kentlerinde yaşanan kaygı veren çatışmalar yaygınlık emaresi göstermektedir. Dış bağlantılı etnik ve mezhebi provokasyonların bir yanda ülkemiz diğer yanda komşu ülkeler aleyhine kapsamlı olarak sipariş edildiği anlaşılmaktadır. Derin ve denetimsiz bir bunalım kapanına şuursuz ve fütursuz zihniyetler tarafından sürüklenmek istenen küresel ve bölgesel müesses mimari her türlü kriz ve kargaşaya açık haldedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tecelli eden hakim ve havi uluslararası sistem ölümcül darbelerle tasfiyenin eşiğindedir. Buna karşılık adalet, eşitlik, hakkaniyet ve haysiyet esaslarına saygılı bir dünyanın tesis edilip edilmeyeceği, siyasi ve stratejik yol haritasının ne zaman belirleneceği, demokrasi ve hukuk alanında görülen kontrolsüz dağınıklığın ve dağılmanın nasıl toparlanacağı her insanı, her milleti, her ülkeyi yakından ilgilendiren ortak bir sancıdır.

İç huzur ve barış ortamını kardeşlik kültürüyle pekiştirmiş, milli onurla perçinlemiş Türkiye’nin gücüne güç katacağı, küresel ve bölgesel tehditlere karşı munzam ve mütemadi direniş göstereceği kuşkusuzdur. Türk ve Türkiye Yüzyılı, huzur ve barışın yüzyılıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılı, dünya sallanırken milli güvencenin yüzyılı, bin yıllık kardeşlik hukukunun yüz akı, doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez milletimizin gönül akını ve gövde gösterisidir.

Bu nedenle İmralı tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan tarihi çağrıya PKK’yla birlikte diğer uzantı ve iltisak halindeki örgütlerin riayet ve bağlılığı mecburidir. Terörsüz Türkiye amacı derhal gerçekleşmeli,  terör hayatımızdan sökülüp atılmalıdır. Aksi halde elinde kanunsuz silah taşıyan kim olursa olsun bedelini en ağır şekilde ödeyecektir.”

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Erdoğan’ın Yeniden Adaylığının Parçası Olmayacağız

TİP Lideri Erkan Baş, “Erdoğan’ın yeniden aday olmasının yolunu açacak hiçbir adımın parçası olmayacağız. Tüm muhalefete de bir kere burada bir birlik çağrısı yapıyorum. Muhalefete diyorum ki, biz niye Tayyip Erdoğan’ın nasıl aday olabileceğini tartışıyoruz ki? Mevcut anayasaya göre Erdoğan aday olamaz” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Bilge Yurtdagülen’in sunumuyla TELE 1 ekranlarında yayınlanan “Gündem Özel” programının konuğu oldu. Erkan Baş’ın açıklamaları şöyle:

“Suriye’deki çatışmalar: Şuna dikkat çekmek istiyorum, niye öfkeliyiz? Suriye’den özellikle Lazkiye bölgesinden gelen bilgiler şunu söylüyor, buradaki cihatçı örgütler, şeriatçı güçler kışkırtılıyor. Neymiş efendim? Aleviler eski rejimin uzantılarıymış, eski rejimin kalıntılarıymış. Ben şuna dikkat çekmeye çalışıyorum, burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin bir sorumluluk alması lazım. Sonuçta siz bu Colani ile iş birliği içerisinde misiniz? Oradaki Colani’nin de denetimi altındaki kuvvetler Alevi yurttaşlarını katlediyorlar.

İkincisi, daha önemli bir konuda uyarıda bulunmak istiyorum. Bizim aldığımız bilgi bunun aynı zamanda İsrail tarafından tetiklendiği. Yani İsrail’in bölgeye müdahale etmek, İsrail’in bölgedeki gücünü arttırmak üzere buradaki şeriatçı kuvvetleri Alevilere doğru ittirdiği, bunu manipüle ettiği ve orada bir iç karışıklık çıkarttıktan sonra sürece müdahale etmek gibi bir arayış oldu. Zaten İsrail başından bu yana, bu Suriye’nin parçalanması sürecinde bu iç savaşın bir tarafı haline gelmişti. Şimdi yeni bir evreye geçti.

Bunu sadece komşu bir ülkedeki üzücü bir olay olarak değerlendirmeyiz. Kuşkusuz sadece bu bile olsa bizim sorumluluk almamız lazım, ama altını çizerek söylüyorum, bugün orada katliama uğrayanlar bizim Adana’daki, Mersin’deki, Hatay’daki, özellikle Samandağ’daki, Defne’deki yurttaşlarımızın akrabaları. Dolayısıyla büyük bir tedirginlik oluşmuş durumda. Bu, bir bütün olarak bölgenin önümüzdeki dönem çok ciddi bir kaos sürecinden geçeceğini gösteriyor. O yüzden herkesin akıllı, sağduyulu, temel insan haklarına dayalı, uluslararası hukuku gözeten bir biçimde hareket etmesi gerekiyor.

Yeni süreç: Önümüzdeki çarşamba günü DEM Parti heyeti ile görüşeceğiz, Meclis’te ziyaretimize gelecekler. Umuyorum orada karşılıklı sorularımızı, kaygılarımızı, değerlendirmelerimizi paylaşma fırsatı bulacağız. Dolayısıyla şu anda yapılabilecek değerlendirmeler bizim açımızdan da görünen kısmıyla ilgili. Şöyle bir tablo oluşuyor, bir tarafta bu sürece kayıtsız şartsız bir destek beklentisi, isteği, arzusu ve bunu dillendiren kuvvetler var, bir tarafta da bir şekilde buna karşı bir direnç örmeye çalışan, bütün varlığını bunun üzerine kurmaya çalışan bir yaklaşım var. Galiba Türkiye İşçi Partisi biraz farklılaşıyor. Bir kere ben buradan bütün yurttaşlarımıza söylüyorum, ortada barışın bir ihtimal olarak bile belirdiği bir noktada bu ihtimale sımsıkı sarılmak lazım.

Sonuçta en azından 40 yıldır Türkiye’de hep yoksul çocukların öldüğü… Hepimiz biliriz ya o şehit cenazeleri, bayraklar asılır evlere, hep böyle herhalde bulunduğu bölgedeki en yoksul evlerdir onlar. Sıvası yoktur, kerpiçtir, oradaki o yoksulluğu görürsünüz. Bu bir gerçek. Dolayısıyla bu ülkedeki yoksulların, yoksul emekçi çocuklarının, gencecik kardeşlerimizin hayatını kaybetmesini engelleyebilecek ne yapıyorsak hep beraber yapmamız lazım. Bunun gerçek olup olmamasından da bağımsız söylüyorum. Bir ihtimal olarak ortaya çıktığında bile o ihtimali tutup bu ihtimali gerçeğe doğru çevirmek gerekir. Buna ilişkin hiçbir tereddüt yaşamamak lazım.

Tarihsel olarak da şunu söyleyebilirim, bizim için tabi çok özel bir durum bu. Çünkü Türkiye İşçi Partisi, 12 Mart darbecileri tarafından, 12 Mart muhtırasından sonra ‘Türkiye’de Kürt sorunu vardır’ diye bir kongre kararı gerekçe gösterilerek kapatılmış bir parti. Henüz Türkiye’nin bunları konuşamadığı bir dönemde TİP Türkiye’de böyle bir sorunu tespit etmiş ve bunun ortadan kaldırılması için 1960’ların sonunda kongre kararı almış ve kendisine görev biçmiş, doğu mitingleri yapmış o zaman. Bu memlekette en zor zamanlarda belki de Kürtlerin hedef haline getirildiği, iktidarlar tarafından sadece Kürt siyasetçilerinin değil, bir bütün Kürt halkının hedef haline getirildiği süreçler yaşadık biz.

Kentler bombalandı, köyler yakıldı, köy boşaltmalar, faili meçhuller oldu. Bütün bu süreçlerde hep ‘barış’ demişiz, hep bu mücadelede taraf olmaya çalışmışız. Böyle bir tarihsellik içerisinde yaklaşıyoruz. O yüzden bugün barış sözcüğü, o ihtimal ortaya çıktığı anda ben açık söylüyorum, heyecanlanıyorum, umutlanıyorum. Bunun yanına hemen şunu ekliyorum ama, diyorum ki ‘Türkiye’de öyle bir iktidar var ki… Bu iktidar halkın bütün acılarını sadece ve sadece kendi siyasi emelleri cephesinden değerlendiriyor’. Bu memlekette ne sorun varsa ben bu AKP ilk iktidara geldiği günden beri sistematik olarak böyle bir yol izledi diye gözlemliyorum.

Türkiye’nin gerçek sorunlarını işaret ediyor, o sorunları çözmek yerine o sorunları daha da derinleştiren, o sorunları daha da katmerleştiren yani halkın o beklentisini, umudunu, hayalini kendi siyasi emelleri için kullanan bir taktikle hareket ediyor. Bunun sonucu olarak da bu ülkede bu iktidara karşı mücadele eden insanlar barış tartışmasına bile ‘Acaba AKP buradan nasıl bir plan yapıyor? Acaba Tayyip Erdoğan buradan kendisine yeniden Cumhurbaşkanlığının yolunu açacak mı? Acaba AKP iktidarını kalıcılaştırmak için bunu kullanacak mı’ diye bakıyor. Temel itibariyle haklı olan birtakım kaygılar ortaya çıkıyor, biz de hiç kuşkusuz bu kaygıları paylaşıyoruz.

Erdoğan’ın adaylığı: Bir kere şunu söyleyeyim, Türkiye’nin bu iktidar tarafından uzun süre daha yönetilmesi mümkün değil. Dolayısıyla biz hemen bir seçim yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Seçim tartışmalarında en fazla üzerinde durduğumuz konulardan bir tanesi de mevcut anayasaya göre Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağı gerçeği. Bunun üzerinden atlamamak lazım. Dolayısıyla bir kere bu Cumhurbaşkanlığı ile ilgili tartışmalarda eksik gördüğümüz husus budur. Geçen sefer bunun üzerinde tepinmişti iktidar, ‘Adayınız kim’ diye. Şu andaki temel soru şu, Cumhur İttifakı’nın adayı kim?

İlla Tayyip Erdoğan aday olacaksa bunun için örneğin Cumhuriyet Halk Partisi ile, örneğin İYİ Parti ile, Meclis’te grubu olan muhalefet partileri ile anlaşma yoluna gitmesi lazım. Bunun dışında Tayyip Erdoğan’ın aday olma imkanı yok. Ben Türkiye İşçi Partisi adına şunu söyleyeceğim, biz Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olmasının yolunu açacak hiçbir adımın parçası olmayacağız. Tüm muhalefete de bir kere burada bir birlik çağrısı yapıyorum. Muhalefete diyorum ki, biz niye Tayyip Erdoğan’ın nasıl aday olabileceğini tartışıyoruz ki? Mevcut anayasaya göre Tayyip Erdoğan’a da aday olamaz.”

Paylaşın

Demokrasinin Oksijeni: İfade Özgürlüğü Ve Bilgi Edinme Hakkı

Demokratik sistemlerde, ifade özgürlüğü, sistemin temel taşlarından birini oluştururken, bilgi edinme hakkı da, sistemin işleyişinde ve bireylerin siyasal süreçlere katılımında merkezi bir rol oynar.

Kurtuluş Aladağ / “Halkın halk tarafından halk için yönetimi” olarak tanımlanan demokrasi, tarihsel süreç içerisinde “sosyalist demokrasi” ve “liberal demokrasi” olarak iki ana çizgide gelişmiştir. Günümüz dünyasında “liberal demokrasi” daha yaygın olarak kabul görmekte ve uygulanmaktadır.

İfade özgürlüğü: Demokratik bir sistemin sağlıklı işleyebilmesi için ifade özgürlüğü kritik bir rol oynar. İfade özgürlüğü, toplumu oluşturan bireylerin düşüncelerini, fikirlerini, inançlarını ve bilgilerini, hem sözlü hem de yazılı olarak özgürce ifade edebilmesi şeklinde tanımlanabilir.

Farklı görüşlerin ifade edilebilmesi, demokratik sistemin vazgeçilmezi olan bireylerin siyasi süreçlere katılımını teşvik eder, bu da hem toplumsal sorunların çözümü hem de toplumsal ilerleme için yeni fikirlerin ortaya çıkmasına neden olur.

İfade özgürlüğü, sonsuz olmadığı gibi, nefret söylemi ve yalan haber yayma şeklinde örneklendirebileceğimiz durumlar, demokratik ilkeler ve insan haklarına uyumlu bazı sınırlamalar ile dengelenir. Bu sınırlamalar, sansür ve baskı ile karıştırılmamalıdır.

Sonuç olarak, demokrasi ve ifade özgürlüğü birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. İfade özgürlüğü, demokrasinin sağlıklı işleyişi için bir ön koşul olarak görülürken, demokratik yapılar da ifade özgürlüğünün korunmasını ve geliştirilmesini teşvik eder. Ancak bu ilişkiyi korumanın ve dengede tutmanın sürekli bir çaba gerektirdiği de unutulmamalıdır.

Bilgi edinme hakkı: Demokrasi ve bilgi edinme hakkı arasındaki ilişki ise, demokratik sistemlerin işleyişinde ve bireylerin siyasi süreçlere katılımda merkezi bir rol oynar. Bilgiye erişmeyi ve bilgiyi kullanmayı kapsayan bilgi edinme hakkı, demokratik sistemlerin olmazsa olmazları olan şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasal sistemin denetlenmesinin temelini oluşturur.

Demokratik olarak tanımlanan birçok ülke, bilgi edinme hakkını garanti altına alan yasalar çıkarmıştır. Ancak, bu yasaların uygulanması süreci ülkeden ülkeye değişir. Ulusal güvenlik, kişisel verilerin korunması gibi nedenlerle bazı bilgilere erişim kısıtlanabilir. Bu sınırlamaların, demokratik ilkelerle ve insan haklarıyla uyumlu olması gerekir.

Sonuç olarak, bilgi edinme hakkı, demokratik sistemlerin gelişmesinde önemli bir yer tutar. Bu hakkın korunması ve geliştirilmesi, demokratik sistemin güçlenmesi ve bireylerin siyasi süreçlere tam katılımı için esastır.

John Stuart Mill, On Liberty’de (Özgürlük Üzerine) bilgiye erişimin demokrasinin temelini oluşturduğunu ve bu durumun bireylerin bilinçli kararlar alma kapasitesini artırdığını belirtmiştir. Mill ayrıca, bilgiye erişimin demokratik sistemin gelişimdeki önemini vurgulamıştır.

1946’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bilgi edinme özgürlüğünü temel bir hak olarak tanıyan bir karara imza attı. Bu ilke daha sonra 1948’de Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 19. Maddesi’nde yer almıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Dünya İnsan Hakları Konferansı tarafından yayınlanan 1993 Viyana Bildirgesi ile bu hakkı daha da güçlendirdi. Bu bildirge, ifade özgürlüğünün ve bilgiye erişimin, insan haklarının temel bileşenlerinden olduğu vurgulanmıştır.

Avrupa Konseyi 1981’de, üye devletlerin bu hakkın korumasını gerektiren yönergeler oluşturmuş ve Avrupa Komisyonu ise 1994’te, kurumları içinde şeffaflığı sağlamak için adımlar atmıştır. 2005’te, Avrupa Şeffaflık Girişimi’nin kabul edilmesiyle bu hak sağlamlaştırılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bilgi edinme hakkını yasal bir standart olarak gören çığır açıcı kararlar vermiştir. Bu kararlar, dünya genelindeki yargı sistemlerinin bilgiye erişimi tanıması ve koruması için yol göstermiştir.

Paylaşın

2024 Yılının En Ölümcül Terör Örgütü “IŞİD”

Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün (IEP) yayınladığı rapora göre, 22 ülkede bin 800’den fazla kişinin ölümünden sorumlu olan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti), 2024 yılının en ölümcül terör örgütü oldu.

Haber Merkezi / Raporda, IŞİD ve aralarında Cemaat Nusret El İslam vel Müslimin (JNIM), Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) ve Eş-Şebab’ın da aralarında bulunduğu terör örgütlerinin 2024 yılında 4 bin 200’den fazla kişinin ölümünden sorumlu olduğu, bunun bir önceki yıla göre yüzde 11 artış anlamına geldiği belirtildi.

Sidney merkezli uluslararası düşünce kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü (IEP) Küresel Terörizm Endeksi 2025 raporunu yayınladı. Rapora göre, terörizm kaynaklı en fazla ölüm Burkina Faso, Pakistan ve Suriye’de gerçekleşti.

Raporda, IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) ve aralarında Cemaat Nusret El İslam vel Müslimin (JNIM), Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) ve Eş-Şebab’ın da bulunduğu diğer terör örgütlerinin 2024 yılında 4 bin 200’den fazla kişinin ölümünden sorumlu olduğu, bunun bir önceki yıla göre yüzde 11 artış anlamına geldiği belirtildi.

Rapora göre, 22 ülkede bin 800’den fazla kişinin ölümünden sorumlu olan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti), 2024 yılının en ölümcül terör örgütü oldu. Raporda, IŞİD’in Afganistan merkezli kolu olan İslam Devleti – Horasan Eyaleti’nin (ISKP) en aktif gruplardan biri olduğu ifade edildi.

ISKP’nin Afganistan’ın ötesine geçerek Pakistan, İran, Rusya ve Orta Asya’da saldırılar düzenlediği belirtilen raporda, “ISK’nin Afganistan dışında gerçekleştirdiği ölümcül saldırıların, Afganistan’ın içinde gerçekleştirdiğinden daha fazla olduğu ve bunun da onun artan ulusötesi tehdidini ortaya koyduğu” vurgulandı.

Raporda ayrıca ISKP’nin, Güney ve Orta Asya’yı hedef alan çok dilli propaganda için yapay zekayı kullandığı ve eleman toplama çabalarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Raporda, “Peştuca, Dari, Arapça, Urduca, Farsça, Özbekçe, Tacikçe, İngilizce ve daha yakın zamanda Rusça ve Türkçe içerikler üretilmiştir” denildi.

2024 yılında Pakistan’da terör kaynaklı ölümler bir önceki yıla göre yüzde 45 artarak bin 81’e çıktı. Taliban’ın 2021’de Afganistan’ı ele geçirmesinden sonra Pakistan’daki terör olayları beş kat arttı ve terör saldırılarının ana nedeni Tehrik-e-Taliban Pakistan (TTP).

Taliban, Afganistan’da hiçbir terörist grubun faaliyet göstermediğini ve Afgan topraklarının diğer ülkelere saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceğini defalarca iddia etti. Ancak rapor, ISKP ve TTP gibi grupların Afganistan’da giderek daha aktif olmaya devam ettiğini ve yalnızca ülke için değil, bölge ve ötesi için de tehdit oluşturduğunu vurguluyor.

Ayrıca ISKP son yıllarda Afganistan’ın etnik ve dini azınlıklarını, özellikle Şii Hazaraları ve Sufileri hedef alıyor.

Burkina Faso’nun 13 yönetim bölgesinden biri olan ve Nusrat El İslam vel Müslim Cemaati’nin (JNIM) aktif olduğu Sahel, 2024 yılında terör kaynaklı ölümlerin yarısından fazlasının gerçekleştiği yer oldu. Sahra Altı Afrika’daki (Sahel hariç) terör kaynaklı ölümler ise 2016 yılından bu yana en az seviyeye geriledi.

2024’ün diğer en ölümcül terör örgütleri

Nusrat El İslam vel Müslim Cemaati (JNIM): Esas olarak Sahel bölgesinde faaliyet gösteren JNIM, bir önceki yıla göre saldırılarını artırarak bin 022 ölümüne neden oldu.

Tehrik-e-Taliban Pakistan (TTP): TTP, 2024 yılında teör kaynaklı ölümlerin 558’inden sorumlu.

Eş-Şebab: El-Şebab, Somali’nin en tehlikeli terör örgütü olmaya devam ediyor. Örgütün eylemleri azalsa da, 2024 yılında 400’den fazla ölüme neden oldu.

Boko Haram: Boko Haram’ın etkisi önceki yıllara kıyasla azalmış olsa da, örgüt Nijerya ve Kamerun’da önemli bir tehdit olmaya devam ediyor. 2024’te Boko Haram, 100 ila 150 sivilin öldürüldüğü Nijerya’nın Yobe Eyaletindeki saldırı da dahil olmak üzere çok sayıda ölümcül saldırıdan sorumlu.

Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ): Daha önce El Kaide bağlantılı olan HTŞ, Suriye’de başta İdlib ve Halep olmak üzere çok sayıda hedefli suikast ve bombalama eylemi gerçekleştirdi. 

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor, Hatayspor’a Takıldı

Süper Lig’in 27. hafta maçında Trabzonspor ile Hatayspor, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Alper Akarsu’nun yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 2-1 mağlup ayrıldı.

Haber Merkezi / Hatayspor’un gollerini 22. dakikada Görkem Sağlam ve 65. dakikada Massanga Matondo, Trabzonspor’un tek golünü ise 42. dakikada Oleksandr Zubkov kaydetti.

Hatayspor bu galibiyet ile puanını 16’ya yükseltti. Trabzonspor ise 32 puanda kaldı.

22. dakikada Fernandes’in soldan ortasında altıpas çizgisi üzerindeki Görkem Sağlam’ın kafasının arkasıyla yaptığı vuruşta top, kaleci Uğurcan Çakır’ın solundan filelere gitti. 0-1.

42. dakikada Sikan’ın ceza sahası sol çaprazından yaptığı ortada, Zubkov’un kafa vuruşu kaleciden döndü. Dönen topu iyi takip eden Zubkov, meşin yuvarlağı yarım voleyle ağlara gönderdi. 1-1

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Yenilgiyi Tadacak Evine Gideceksin

Erdoğan’a seslenen İmamoğlu, “Ben, meydan okumama verecek yanıtın varsa bekliyorum. Yoksa yine sarayın odalarına saklanarak mı konuşacaksın?… Kusura bakma Erdoğan, atı alan Üsküdar’ı geçti geçti. Senin dönemin bitti. Öyle de bitti böyle de bitti senin dönemin” dedi.

Erdoğan’a millete gitme çağrısında bulunan Ekrem İmamoğlu, “Bırak yan yollara sapmayı. Ne istiyorsun belediyelerimizden, belediye şirketlerimizden, yakınlarımızdan ne istiyorsun? Neymiş ahmak davası. Millet gülüyor. Bunu İngilizceye çevirip dış dünyaya anlatamıyoruz bile. Savcıya tehdit davası, bilirkişi davası, bir de üstüne kendinde olmayan diploma davası” ifadelerini kullandı.

Kendisi hakkında çeşitli suçlar icat edildiğini savunan İmamoğlu, tek suçunun seçimlerde yenilmemek olduğunu vurgulayarak, “Dört kere yaşattığım gibi beşinci ve son yenilgiyi tadıp evine gideceksin. Çok korkuyorlar. Bir sandık daha gelir diye. O sandıkta karşısında olurum diye çok korkuyorlar. Beni bertaraf etmeye çalışıyor. Ne yapsan nafile. O sandık gelecek, millet seni evine gönderecek” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir’in Karşıyaka ilçesinde cumhurbaşkanlığı adaylığı için çalışmalarını başlattı. İzmir Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nda CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ardından partililere seslenen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Devlet, milletine hizmet eder. Milletine şefkat elini uzatır. Milletini korur. Milletine güler yüzünü gösterir. Vatan, vatan ve millet hepimiz için kutsaldır. Devleti yöneten yöneticilerin yüzü asık olmaz, vatandaşını korkutmaz, vatandaşına parmak sallamaz, vatandaşını ürkütmez. Dolayısıyla yöneticiler vatandaş karşısında hadlerini bilmelidir. 23 Mart’ta işte bu inancı, bu özgüveni tüm ülkeye yayacağız. Yapacağımız ön seçimde iktidara en korktuğu şeyi, iktidar neden korkuyor biliyor musunuz sevgili dostlarım? Sandıktan korkuyor, sandıktan. Ne yapacağız? İktidarın en korktuğu şeyi, sandığı onlara göstereceğiz 23 Mart’ta.

Milletçe iktidarın giderek dozunu artırdığı bir zulüm ve baskı ile karşı karşıyayız. Kazandığı parayla geçinemeyen, borçlanmadan yaşayamayan milyonlarca yoksul ve dar gelirli, kendilerini işe sayan bu iktidarın zulmü altındadır. Sevgili dostlarım, eğitim, sağlık, adalet gibi devletin temel hizmetlerinden eşit olarak yararlanamayan milyonlarca vatandaşımız zulüm altındadır. Gençler, en kararlı şekilde yürümeye hazır mıyız? Bu gençlik marşını bu cennet vatanın her köşesinde söylemeye hazır mıyız?

Milyonlarca güneşi var bu ülkenin, milyonlarca. Her birimiz güneş olmaya hazır mıyız? Değerli dostlar, ülkeyi yönetenler işlerini doğru dürüst yapamadığı için depremlerde, yangınlarda, afetlerde, ne yazık ki denetlenemeyen hastanelerde, güvenliği sağlanamayan ortamlarda canlarını, sevdiklerini yitiren bu millet zulüm altındadır. Gerçekleri dile getiren, iktidarı uyarıp eleştiren herkes zulüm altındadır.

Sevgili dostlarım, Halkçılık vaadediyorum çünkü çok iyi biliyorum nasıl yapılır. Sosyal adaleti sağlamak, kamu yararını koruyup geliştirmek, vatandaşları piyasanın acımasız şartlarına mahkum bırakmamak için yaptıklarımız saymakla bitmez. Bütün belediye başkanlarımızla yaptık. Onun için halkçılık vaat ediyoruz. Şeffaflık vaat ediyoruz. İstanbul’da, İstanbul’da işe alımlarda, İstanbul’da meclis toplantılarımızda, her yıl bütçe değerlendirmelerimizde hep şeffaflığı gözettik. Attığımız her adımın hesabını çıkıp İstanbullulara yürek açıklığıyla verdik, tüm açıkla, dersimiz bu, görevimiz bu.

“Cumhurbaşkanı olma iddiasıyla yola çıkıyorum”

Artık Türkiye’de kapalı kapılar ardında işleyen mülakatlar yapmadık. Asla hesap vermeyen olmadık. Hesap sorulmayan yöneticilerinin devrini bitirme vakti gelmiştir. Partizanlıktan, ayrımcılıktan tamamen arındırılmış adil bir yönetim vaat ediyoruz. Böyle bir anlayış hayata nasıl geçirilir iyi biliyoruz. Partisi, inancı, yaşam tarzı dolayısıyla dışlanmak, ayrımcılığa uğramak, tek bir kişi ya da kurum bunu yaşamayacak. Sevgili dostlar, bugün benim için çok özel bir gün. Ben önce aday, sonra cumhurbaşkanı olma iddiasıyla yola çıkıyorum.

Elbette, elbette odalarını bile sayamayacağımız, sayamayacağımız, söylemeye bile utanacağımız bir sarayda oturup ülkeyi yönetmek gibi bir hayalimiz yok. Ben bir makama değil, zorlu bir mücadeleye adayım. Tek derdim ve hayalim bu iktidarın yerle bir ettiği devlet yapısını, ekonomiyi, demokrasiyi, hukuku, eğitimi, sağlığı sizlerle birlikte inşa etmek.

İktidar zalimliğine yeni bir sayfa ekledi. Dün öğrendim ki aralarında kimi yol arkadaşım, kimi tanıdığım, kimi hiç tanımadığım insanların mal varlıklarına, banka hesaplarına el koymuşlar. Dedim ya, aralarında tanımadıklarım da var. Herhâlde selam verdim diye ya da bana geçerken dokundu diye onları da yaktılar. Her geçen gün, her saat, günde 20 saat çalışıyorum. Her geçen gün bana ve arkadaşlarıma yeni bir saldırı uyduruyorlar.

Son günlerde sizlerin karşısına çıkarak defalarca söylediğim bir şey var: Bu haktan ve hukuktan nasibini almamışların, bu iş bilmezlerin, bu makam ve mevkiye esir olmuşların hiçbir saldırısından korkmadım, korkmuyorum. Korkmadım, korkmuyorum, korkmayacağım. Sevgili dostlarım, benim yürüdüğüm bu yolda ben önce yüce Allah’a, sonra milletime güveniyorum. Kumpaslarla, kirli tezgahlarla, entrikalarla, fitneyle, fesatla kurdukları oyunu sizlere söz veriyorum başlarına yıkacağız, başlarına. Başlarına yıkacağız! Sanıyorlar ki bu insanların, sanıyorlar ki malına, mülküne, parasına çökerlerse korkarız, kaçarız. Sanıyorlar ki onların zulmünden yılarız, milletimizi yarı yolda bırakırız.

Sanıyorlar ki ben yalnız kalacağım. Yahu, yahu siz 10-15 kişinin malına, mülküne el koyarak beni yalnız bırakacağınızı mı düşünüyorsunuz? Millet benimle, millet! Millet benimle. Millet benimle! Bunlar körleşmiş. Bunlar körleşmiş. Varsa yoksa varsa yoksa koltuk. O koltuk senin mi? O koltuk milletin. O koltuk Türkiye Cumhuriyeti’nin. O koltuk bir saltanatın değil ha. O koltuk, o koltuk bir ailenin değil, milletin evlatlarının, sizin, sizin! Hanımefendiler, beyefendiler, hepinizin! Ey ilgili şahıs, o biliyor kendini, seni gidi seni.

Türkiye’ye 5 senede 1.200 soruşturma, teftiş duydunuz mu? 1.200! Yahu, 2.200 yapsan ne olur? Dönelim geriye. 11 senede bulup buluşturduğunuz biri ahmak, biri bilmem ne davası, demek de istemiyorum isimlerini. Açık bir şey söyleyeyim mi? 2014’ten beri benim suçum var. Tek bir suçum var: Sandıkta yenilmeyen Ekrem İmamoğlu olmak. Bize buldukları, esas suç bu. Bak, bu cümleleri aklına kazı.

Bize, ben buradan söylüyorum Ekrem İmamoğlu olarak, size de söz veriyorum, namus sözü veriyorum, bize yenilgiyi öğretemeyeceksin! Bize yenilgiyi öğretemeyeceksin. Dört kere yaşattığım gibi, bak, bu işareti biliyorsun. Dört kere yaşattığım gibi beşinci ve son yenilgiyi tadacak, evine gideceksin. Evine gideceksin. Çok korkuyorlar bir sandık daha gelir diye. Çok korkuyorlar o sandıkta karşısında olur muyum diye. Ödleri patlıyor.”

“Uykularını kaçıracağız”

İmamoğlu, İzmir’den sonra Kayseri’ye geçti. Erciyes Kültür Merkezi’nde CHP’lilere hitap eden İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: “Millete hizmet etme hevesini kaybettikleri için özellikle adaletten ayrıldıkları için memleketin bereketini kaçırıyorlar. Çözüm nedir, tek bir çözüm var. Memleketin bereketini kaçıranları önümüzdeki seçimde evine göndereceğiz!

Hedefimiz belli sadece seçimi kazanmanın değil, birliğin peşindeyiz. Yerinde sayanlar değil, ayağa kalkıp hedefe ilerleyenler kazanır… CHP, Türkiye’yi birleştiren güç. TBMM grubumuzun desteğiyle bu yola çıktım. AKP seçmeni de bizi takdir etti. Bu ülkenin meseleleri azalmadı daha da büyüdü. İktidarın koltuğu altından kayıyor. Vatandaşımızın memnuniyeti ile iktidar baskısı da artıyor.

İktidar siyasi operasyon yapıyor. Milletimiz iktidarı bize teslim etmek için gün saymakta. İktidarın koltuğu altından kayıyor. 23 Mart’ta iktidara en korktuğu şeyi sandığı göstereceğiz. Sandıktan kaçanları zangır zangır titreteceğiz. Bir avuç zalimin uykularını kaçıracağız.

Bütün küskünleri unutup el ele verirsek kazanırız. Tek adamlık ve partizanlık bitecek. Tek adamlığın gölgesi bile değmeyecek bu memlekete. Saraya değil mücadeleye adayım. İktidarın yerle bir ettiği her şeyi yeniden inşa edeceğiz… Benim TRT’de yüzümü bile göstermediler 6 senedir. Çünkü onlar sadece iktidara yüzünü dönen bir yayına döndüler. Hem de sizin paralarınızla. Yolsuzluğun daniskası orada yapılıyor.”

Paylaşın