Trump Yönetimi, Ukrayna İle İstihbarat Paylaşımını Durdurdu

ABD, Donald Trump’ın Ukrayna’ya askeri yardımı askıya almasının ardından Ukrayna ile istihbarat paylaşımını durdurdu. Bu karar , Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna’ya ağır bir darbe indirdi.

Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı Mike Waltz, Başkan Donald Trump’ın barış görüşmeleri düzenlenir ve güven artırıcı önlemler alınırsa Ukrayna’ya yardımı düşüneceğini söyledi.

ABD’nin istihbarat desteği Ukrayna’nın Rus birliklerinin hareketlerini takip edebilmesi ve hedef seçebilmesi için hayati önem taşıyor.

Ukrayna ile istihbarat paylaşımının ve dün açıklanan askeri yardımın kesilmesi kararı, Trump yönetiminin müttefikini müzakere masasına oturmaya zorlamak için Kiev’e baskı yapma niyetini gösteriyor.

Trump yönetimi yetkilileri, askıya almanın Washington ve Kiev arasında yapılan görüşmelere bağlı olarak kısa sürebileceğinin de sinyalini verdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’nin ortak oturumuna hitaben yaptığı açıklamada, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’den, Ukrayna liderinin Rusya-Ukrayna savaşı konusunda müzakere masasına oturmaya istekli olduğunu ifade ettiği bir mektup aldığını söylemişti.

İstihbarat paylaşımını askıya alma kararından önce dün de ABD yönetimi Ukrayna’ya askeri yardımı durdurduğunu açıklamıştı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, “Bu ilişkinin tüm yönlerini duraklatıyor ve yeniden gözden geçiriyoruz” dedi.

Fox News kanalında “Fox & Friends” programında konuşan Waltz, Zelenski’nin Trump’a, olası barış görüşmelerine ABD Başkanı’nın şartlarıyla katılmada ciddi olduğunu göstermesi halinde Ukrayna’nın yakın bir zamanda ABD’den istihbarat alabileceğini söyledi.

ABD’nin Ukrayna ile mineral anlaşması ve Rusya ile olası barış anlaşması konusunda müzakereleri ilerletmek için aktif olarak görüştüğünü belirten Waltz, “Çok kısa bir süre içinde bir ilerleme göreceğimizi düşünüyorum” dedi.

Waltz, “Bence bu müzakereleri sonuca ulaştırabilir ve bazı güven arttırıcı önlemleri masaya koyabilirsek, o zaman Başkan bu duraklamayı kaldırmayı ciddi şekilde değerlendirecektir. Her iki tarafın da önce kısmi, sonra da kalıcı bir barış için samimiyetle müzakere ettiğini bilmeliyiz” diye konuştu.

CIA Direktörü John Ratcliffe de, istihbarat paylaşımını askıya alma kararını “duraksama” olarak niteledi ve kararın Başkan Donald Trump ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski arasında Cuma günü Beyaz Saray’da tartışmalı geçen görüşmenin ertesinde geldiğini kaydetti.

Ratcliffe, Trump’ın Zelenski’nin barış konusunda ciddi olduğunu bilmek istediğini belirtti.

Ratcliffe, “Askeri cephede ve istihbarat cephesinde, (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın yanıt vermesine neden olan) ortadan kalkacağını düşünüyorum” dedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi üç kaynak da ABD’nin istihbarat paylaşımını durdurduğunu doğruladı. ABD’nin paylaşımı ne ölçüde kestiği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklardan biri istihbarat paylaşımının sadece “kısmen” kesildiğini söyledi ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

CIA de istihbarat paylaşımındaki değişimle ilgili sorulara yanıt vermedi.

2022’de savaşın başlamasından bu yana ABD Ukrayna’ya, ordunun hedef belirleme amacıyla ihtiyaç duyduğu kritik bilgiler de dahil önemli ölçüde istihbarat sağladı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Özel’den Avrupa Birliği’ne Göçmen Politikaları Üzerinden Eleştiri

CHP Lideri Özgür Özel, “Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır” dedi ve ekledi:

“Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri çok boyutludur. Çok boyutlu ilişki elbette karşılıklı istikrar ve demokrasi alır. Bu ilişkinin içinde insani temaslar ve bağlar ticaret yatırım, turizm, eğitim, bölgesel güvenlik ve güvenlik ve stratejik konular bulunabilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Toplantısı’na katıldı. Türkiye’de Avrupa Birliği’ne (AB), katılım talebinin yüksek olduğunu ifade eden Özel, AB’yi göçmen politikaları üzerinden eleştirdi.

Türkiye’nin demokrasi kültürünün birçok yeni AB üyesi ülkeden ileride olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti: “Özellikle genç kesim arasında Avrupa Birliği’ne üyelik talebi yüzde 72 noktasına kadar. Ancak o Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden, Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır.”

Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle: ” Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır. Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri çok boyutludur. Çok boyutlu ilişki elbette karşılıklı istikrar ve demokrasi alır. Bu ilişkinin içinde insani temaslar ve bağlar ticaret yatırım, turizm, eğitim, bölgesel güvenlik ve güvenlik ve stratejik konular bulunabilir.

Mücadelemiz, Avrupa Birliği ile örtüşmektedir. Demokrasiye, hukuka, istikrara inanan bir partiyiz. Hukuk ayakta tutan temel unsur demokrasi kültürüdür. Türkiye’nin demokrasi kültürü birçok yeni AB üyesi ülkeden daha ileridir. Ülkemizde yaşanan yargı tacizlerini, hukuksuzluklarını yakından takip ediyorsunuz. Biz bu sürece itiraz ediyoruz.

Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 23 Mayıs 2025 tarihinde 1 milyon 700 bin üyemizin doğrudan sandık başına gideceği bir ön seçim süreciyle Cumhurbaşkanlığı adaylığı unvanını resmen kazanacaktır. Ön seçim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yapılacak ilk genel seçimlerde yarışacak isimlerin belirginleşeceği inancı içindeyiz. Seçimlere ilişkin tek belirsizlik seçim tarihidir.

Parti demokratik, barışçıl, laik, İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı bir Türkiye arzuluyor. Biz böyle bir Türkiye’nin hayallerini kuruyor, böyle bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Avrupalı siyasetçiler nasıl bir Avrupa hayal ediyorlar? Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkinin bu sıradan bağımsız olarak düşünülmeyeceği kanaatindeyim.”

Özel, Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor’la da görüştü. Görüşme parlamento binasında, basına kapalı olarak gerçekleşti.

Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başan Yardımcısı İlhan Uzgel, Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, eski Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak ile eski Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç eşlik etti.

Paylaşın

LeBron James, NBA’de 50 Bin Sayısına Ulaşan İlk Oyuncu Oldu

40 yaşındaki LeBron James, tarih yazmaya devam ediyor. Los Angeles Lakers forması giyen LeBron James, NBA tarihinde normal sezon ve play-off’larda toplam 50 bin sayı barajını aşan ilk oyuncu oldu.

Haber Merkezi / Los Angeles Lakers’ın yıldız oyuncusu James, New Orleans Pelicans’a karşı oynanan iç saha maçının ilk çeyreğin başında attığı üçlükle bu sınırı aştı.

NBA’deki 22. sezonunda James, maç başına ortalama 24.9 sayı, 8.0 ribaund ve 8.5 asist üretiyor.

LeBron James, 7 Şubat 2023’te Kareem Abdul-Jabbar’ın 38 bin 387 sayılık rekorunu kırarak, NBA tarihinin en çok sayı atan oyuncusu oldu. LeBron James, 2 Mart 2024’te 40 bin sayısına ulaştı.

Abdul-Jabbar, toplamda 44 bin 149 sayıyla tüm zamanların en çok sayı atan ikinci oyuncusu olmaya devam ediyor.

James, New Orleans Pelicans karşısındaki performansıyla birlikte 6 Ocak 2007’den bu yana üst üste bin 278 maçta en az 10 sayı atarak NBA tarihinin en uzun serisini yakaladı.

James’in Şubat ayında aldığı Ayın Oyuncusu ödülü, kazandığı 41. ödül oldu. Bu alanda kendi lig rekorunu geliştiren James ayrıca Kasım 2000’de 37 yaşındayken aynı ödülü alan Karl Malone’u geride bırakarak bu ödülü kazanan en yaşlı oyuncu oldu.

Paylaşın

Babacan’dan “Süreç” Eleştirisi: Erdoğan Bu İşin Neresinde?

Yeni Yol Partisi grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin, “Sayın Erdoğan’ın bu işin neresinde durduğunu henüz tam anlamış değiliz” dedi.

Kürt sorununun çözüm yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu vurgulayan Babacan, İmralı heyetinin açıklamalarının ardından yaşanan tartışmalara işaret etti. Bazı televizyon kanallarının Kürtçe metnin okunmasına tahammül edemediğini belirten Babacan, siyasette ayrımcılık ve otoriterliğin giderek yaygınlaştığını öne sürdü.

Ekonomiye ilişkin sert eleştirilerde bulunan Babacan, 2018 yılında 100 liraya alınabilen Ramazan alışverişinin bugün 800 liraya ulaştığını belirtti. TÜİK’in gerçek enflasyonu gizlediğini savunan Babacan, iktidarın ekonomi yönetimini eleştirdi. 200 liralık banknotun değerinin 126 dolar eridiğini söyleyen Babacan, enflasyon karşısında vatandaşların alım gücünün düştüğünü ifade etti.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi grup toplantısında gündeme ilişkin konuştu. Karar’ın aktardığına göre; Babacan’ın konuşmasında öne çıkanlar şu şekilde:

“Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Barış savaştan iyidir. Sükût kavgadan, diyalog çatışmadan iyidir. Yaşamak ölmekten iyidir. Geçtiğimiz hafta DEM Parti İmralı heyeti tarafından yapılan açıklamayla terör örgütü PKK’ya silahları bırakma ve kendini feshetme çağrısı yapıldı. Bu açıklamanın hemen ardından da örgüt, çağrının gereklerine uyacağını söyledi.

Sözlerin tutulup tutulmayacağını yakından takip edeceğiz. Biz ilk günden bu yana şunu söyledik: Süreci ‘temkinli bir iyimserlikle ‘ takip edeceğiz dedik; gerekli gördüğümüz noktalarda da tavsiyelerimizi, uyarılarımızı yapacağız dedik ve öyle de yapıyoruz. Çünkü biliyoruz, terörü sona erdirmek sıradan bir iş değildir. Çözüm size gümüş bir tepside sunulmaz, hediye edilmez.

Çözüm, adım adım inşa edilmesi, ilmek ilmek örülmesi gereken bir süreçtir. İyi bir yol haritası gerektirir, siyasi irade gerektirir; en önemlisi de kararlılık gerektirir, kararlılık. Bakın yol haritası diyoruz, henüz bir yol haritası yok. Siyasi irade diyoruz, ülkenin Cumhurbaşkanı’ndan henüz net bir duruş görmedik.

Kararlılık diyoruz, belki Sayın Bahçeli bu işi başlattığı noktada duruyor ama Sayın Erdoğan’ın bu işin neresinde durduğunu henüz tam anlamış değiliz. Ya ileriye bakacak, hep birlikte kararlılıkla yürüyeceğiz; ya da arkamıza bakıp, yalpalayıp, bu fırsatı kaçıracağız. Ya bin yıldır beraber yaşayan insanlar olarak sarılıp helalleşeceğiz; ya da çeşit çeşit bahane üretip ayrışmaya devam edeceğiz.

Türkiye, terör sorunu yüzünden çok büyük kayıplar yaşadı, çok. Birliğimizi, beraberliğimizi kaybettik. Ülkenin büyük ekonomik potansiyelini kaybettik. Ama her şeyden önce canlarımızı kaybettik, bu vatanın evlatlarını kaybettik… On binlerce aileye ateş düştü. Artık kaybedecek tek bir günümüz, tek bir saatimiz bile yok. Türkiye, onlarca yıldır çektiği bu sorundan kurtulmalı artık.

Suriye Kürtlerinin, özgür ve eşit bir şekilde, siyasetteki tüm renkleri ve çeşitliliği ile, Türkiye ile dostane ilişkiler içinde olmaları en büyük arzumuz. Nasıl ki ülkemizde bin yıllık Türk ve Kürt kardeşliğini esas alarak yeni bir döneme giriyorsak, tüm komşu ülkelerdeki Kürtlerle de kardeşlik hukuku içinde, beraberce var olalım istiyoruz. İşte bu sebeple, sadece Türkiye’de değil, tüm komşularımızda, Türkiye’ye doğrulma ihtimali olan silahların hepsi terk edilmeli, daha nice bin yıllar sürecek birlikteliğin üzerine gölge düşürülmemelidir.

Evet, terör ülkemiz için büyük bir sorundur. Ancak ülkemizde büyük bir hak ve özgürlük sorunu da vardır. Ülkemizde Kürt vatandaşlarımızın sorunları vardır, Kürt sorunu vardır. Bu sorunun çözüm zemini de bu çatının altıdır, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bakın, İmralı heyetinin örgütün feshine yönelik çağrıyı okurken dahi bu sorun ayyuka çıktı. Televizyon kanallarında neler yaşandı, gördünüz değil mi? Çağrı metninin önce Kürtçesi okununca afalladılar. Bazıları ne yapacağını bilemedi, korkup yayını kesti; bazıları asıllarına rücu etti, yasağa sarıldı.

Bu otoriterlik virüsü, bu antidemokratiklik virüsü, bu popülizm virüsü, bu ayrımcılık virüsü siyasete yayılan bir virüs arkadaşlar. Bu virüs muhalefete de hızla yayılıyor. Tahammülsüzlüğü, yerel yönetimlerdeki icraatlardan; Arapça tabelalara yaptıkları düşmanlıktan biliyoruz. Tahammülsüzlüğü, Filistin’le dayanışma mitinginden dönene yumrukla saldıranı, savunanlardan biliyoruz; tahammülsüzlüğü, henüz ellerine geçirmedikleri sopayı her fırsatta sığınmacılara sallayanlardan biliyoruz. Bu virüsle hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor.

Çok şükür, biz bunların hepsine karşı aşılıyız. Ayrımcılıkmış, ırkçılıkmış, kutuplaştırmaymış… Bunların hepsine karşı doğuştan aşılıyız. Onun için bazı muhalefet partilerinin içinde rahat yaşayan bu zehirli ideoloji bize bulaşamıyor. İster iktidardakiler olsun ister muhalefettekiler; otoriter zihniyetin her türünü reddediyoruz. Ve bu şekilde yolumuza devam edeceğiz inşallah.

Şimdi 2018’in Haziran ayında, yani Sayın Erdoğan’ın tek yetkili Cumhurbaşkanı olarak göreve başladığı günkü fiyatlara bir bakalım. Bir de önümüze fiyat gösteren yazarkasa ekranı koyalım. Ve 2018’in Haziran’ında çok değil 6 buçuk yıl önce, Ramazan’da gıda alışverişi kaç para tutuyormuş, ürünler kaç liraymış bir hatırlayalım. Evet arkadaşlar bunların hepsini topladık, yazarkasa ekranında toplamı görelim ne kadar tutmuş? 99 lira 91 kuruş… Yani yuvarlayalım 100 lira. Şimdi ben bu 200 lirayı bu alışveriş için veriyorum, karşılığında bir de 100 lira para üstü alıyorum. Bütün bu sebep 100 liraya mal oluyor. 100 lirayı aklımızda tutalım. Bütün bu alışverişin toplamı 2018’in Haziran ayında 100 lira.

Şimdi gelelim bugüne: Artık TÜİK, sepetindeki ürünlerin fiyatlarını açıklamıyor. Çünkü fiyatları bir açıklasa foya ortaya çıkacak. Fiyatları açıklarsa, gerçek enflasyonun yüzde kaç olduğunu söylemek, itiraf zorunda kalacaklar. İlk defa devletin kurumu davalık oldu ya, TÜİK şimdi davalık. Düşünebiliyor musunuz? Sen milyonlarca emeklinin maaşından çaldın, sen milyonlarca asgari ücretlinin maaşından çalıyorsun diye davalık. Asıl TÜİK’e o talimatları verene davaları açmak lazım ama o gün başka gün.

Onlar açıklamayadursun, biz şimdi bugün bir vatandaşımızın alışveriş sepetindeki gerçek fiyatlara göre şöyle tekrar yazarkasamızı okutacağız. Aynı ürünler kaç lira? Adaletli olsun diye üç marketten karışık aldık bunları tek bir marketten almadık ve nispeten fiyatların uygun olduğu marketler. yeniden bir okutalım şu fiyatları. 1 litre ayçiçek yağı: 73.50 lira. Bugünkü fiyat, gerçek fiyat. TÜİK açıklamıyor biz açıklıyoruz.

1 kilo pirinç: 50 lira. Bu da ucuzundan ha, daha pahalıları var, 50 lira. 1 paket makarna: 11,50 lira. 400 gr dana eti: 219,00 lira. 1 litre süt: 33 lira 75 kuruş. Peynir 219 lira. 1 kilo çay 134 lira. Hasan Karal bu çayı beğenmez ama biz ucuzundan aldık. Devam ediyorum. 1 kilo şeker: 44,50. Ve gelelim ramazan pidesine 2 lira olan, o gün 275 gram olan ramazan pidesinden 25 gram çaldılar, düşürdüler 250 grama bugün 20 lira arkadaşlar.

Şimdi toplayalım alışveriş sepetimizi kaç lira? 805 lira, yuvarlayalım 800 lira. Yani bunlar 6 buçuk yıl önce markete gidiyorsunuz, 200 lirayı verip 100 lira para üzeri alıyordunuz. Şimdi 200 yetmiyor bir 200 daha, bir 200 daha, bir 200 daha 800 lira alışverişle ancak marketten çıkabiliyorsunuz. Geldiğimiz nokta o. 1 pide 250 gram: 20,00 TL. Ve arkadaşlar toplam: 805,25 TL. Yuvarlayalım, tam 800 TL.”

“Ramazan sepeti 7 yılda tam 8 kat artmış”

Ramazan sepetimiz 7 yılda tam 8 kat artmış. Sayın Erdoğan’ın karnesi bu, ben enflasyon ile mücadele edeceğim diyen Erdoğan’ın Türkiye’yi getirdiği nokta bu. Erdoğan ne zaman ben ekonomistim demeye başladı işte enflasyon o zaman aldı başını gitti. Hesap ortada, hesaba itirazı olan varsa çıksın açıklasın. Sayın Erdoğan duymazlıktan gelmesin, bunun hesabını çıkıp grup açıklamasında versin. Bu fiyatlara ne oldu. Kimse bizim enflasyonla ilgili masalara inanmamızı beklemesin.

Eski dostumuz 200 liranın başına ne geldi. Tedavüle ilk çıktığı tarihte bu para tam 132 dolar ediyordu, bugün beş buçuk dolar ediyor. Yani bunu değeri 126 dolar düşmüş. Bu paranın değerini düşüren kim arkadaşlar ya? Herkesin cebindeki 200 liralık banknotun değerinden 126 doları çalan kim?”

Paylaşın

Taliban’dan Pakistan’da Bombalı Saldırı: En Az 12 Ölü

Pakistan’ın kuzeybatısındaki bir güvenlik noktasına yönelik düzenlenen bombalı saldırıda en az 12 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Saldırıyı, Pakistan Talibanı’na bağlı bir grup üstlendi.

Haber Merkezi / Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir güvenlik yetkilisi, iki intihar bombacısının askeri alanın duvarının yakınında kendilerini patlattıklarını söyledi. 

Güvenlik görevlisi, “Duvarda açılan bir gedikten beş – altı saldırgan daha karargaha girmeye çalıştı ancak etkisiz hale getirildiler” dedi.

Yakındaki bir hastanenin sözcüsü Muhammed Nauman, en az 30 kişinin yaralandığını, hepsinin çöken binaların ve duvarların altında kalan siviller olduğunu söyledi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif saldırıyı kınadı ve can kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Şahbaz Şerif, “Pakistan düşmanlarının kötü emellerinin başarılı olmasına asla izin verilmeyecek” dedi.

Bombalı saldırı, Ramazan ayının başladığı Pazar gününden bu yana Pakistan’da düzenlenen üçüncü saldırı oldu.

Saldırının gerçekleştiği Bannu, Afganistan sınırındaki kuzeybatı eyaleti Hayber-Pahtunhva’da yer alıyor ve burada çeşitli silahlı gruplar faaliyet gösteriyor.

Saldırganlar daha önce de Bannu’yu birkaç kez hedef almıştı Geçtiğimiz Kasım ayında bomba yüklü bir intihar aracı bir güvenlik karakolunda 12 askerin ölümüne sebep olurken, birkaç asker de yaralanmıştı.

Paylaşın

Donald Trump, Volodimir Zelenski’ye Yönelik Tavrını Yumuşattı

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin ABD ile mineraller konusunda bir anlaşma imzalama ve Ukrayna’da kalıcı barışı sağlamak için müzakere masasına oturma isteğini takdir ettiğini söyledi.

Haber Merkezi / Volodimir Zelenski, Trump’ın konuşmasından saatler önce sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, Rusya ile savaşı sonlandırmak için atılabilecek adımları listeledi. Zelenski’nin açıklaması, Donald Trump’ın Ukrayna’ya askeri yardımı durdurma kararının ardından geldi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde Kongre’nin ortak oturumuna ilk kez konuştu.

Konuşmasında, Ukrayna’daki “vahşi çatışmayı” sona erdirmek için de yorulmadan çalıştığını belirten Trump, “Milyonlarca Ukraynalı ve Rus, sonu görünmeyen bu korkunç ve acımasız çatışmada gereksiz yere öldürüldü veya yaralandı. ABD Ukrayna’nın savunmasını desteklemek için yüz milyarlarca dolar gönderdi. Bu arada Avrupa ne yazık ki Rus petrol ve doğalgazını satın almaya, Ukrayna’yı savunmak için harcadığından çok daha fazla para harcadı. Ve Biden bu savaşta Avrupa’nın harcadığından daha fazla para harcanmasına onay verdi” dedi.

Geçen hafta Beyaz Saray’daki görüşmesi sırasında tartıştığı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’den bir mektup aldığını aktaran Trump, Ukrayna liderinin mektupta, ülkesinin kalıcı barış için müzakere masasına oturmaya, değerli madenler anlaşmasını da imzalamaya hazır olduğunu belirttiği bilgisini verdi. Trump, Rusya ile de görüştüğünü, Moskova’dan da barış için hazır olduklarına dair güçlü sinyaller aldıklarını söyledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, sosyal medya hesabı üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. Zelenski, “Ben ve ekibim, kalıcı bir barış için Başkan Trump’ın güçlü liderliğiyle çalışmaya hazırız” demişti.

“Amerika’nın Ukrayna’nın egemenliğini ve bağımsızlığını korumasına yardımcı olmak için yaptıklarına gerçekten değer veriyoruz” diyen Zelenski, “Cuma günü Washington’da, Beyaz Saray’da yaptığımız toplantı olması gerektiği gibi geçmedi. Bu şekilde gerçekleşmiş olması üzüntü verici. İşleri yoluna koymanın zamanı geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Zelenski, Rusya ile savaşı sonlandırmak için atılabilecek adımları da listeledi. Zelenski, ilk adımların esir takasıyla havada ve denizde ateşkesi içerebileceğini söylemişti.

Zelenski, havadaki ateşkesin füze, uzun menzilli drone ve bombaları da kapsayacağını, bunların enerji ve sivil altyapı tesislerine zarar vermek için kullanmasının önüne geçileceğini belirtmişti. Zelenski, bu ilk adımların ardından, sonraki adımlarla ilgili ABD ile çalışarak güçlü bir barış anlaşmasını hedefleyeceklerini de eklemişti.

Savaş boyunca verdiği destek için ABD’ye teşekkür eden Zelenski, Kiev’in ABD’nin önerdiği mineral anlaşmasını imzalamaya da “hazır” olduğunu belirtmişti. Zelenski, Ukrayna, ABD ile gelecekte de işbirliği ve iletişim içinde olmak istediğini ifade etmişti.

Zelenski, “Hiçbirimiz sonsuz bir savaş istemiyoruz.Ukrayna kalıcı barışı yakınlaştırmak için en kısa zamanda müzakere masasına oturmaya hazır. Hiç kimse barışı Ukraynalılar’dan daha fazla isteyemez” demişti. Volodimir Zelenski, açıklamasında ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımı askıya alma kararına doğrudan değinmemişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray ziyareti sırasında Zelenski’ye “şükretmesi” gerektiğini söylemiş ve Zelenski’yi “saygısız” olmakla ve “3. Dünya Savaşı ile kumar oynamakla” suçlamıştı. “Ülkenizin başı büyük belada” diyen Donald Trump sözlerini şöyle sürdürmüştü: Bunu kazanamayacaksınız.

Ukrayna’nın ABD’nin askeri desteği sayesinde ancak üç yıldır kendini savunabildiğini yineleyen Trump, “Askeri teçhizatımız olmasaydı bu savaş iki haftada biterdi,” demişti. Zelenski ise “Üç gün içinde, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’den duyduğum kadarıyla” diye karşılık vermişti.

Karşılıklı konuşmaların ardından Donald Trump, Ukrayna ile yapılması beklenen nadir toprak elementleri anlaşmasının iptal edildiğini söylemişti. ABD’li yetkililer 3 Mart’ta Başkan Donald Trump’ın Ukrayna’ya askeri yardımı durdurma talimatı verdiğini açıklamıştı.

Paylaşın

Sosyal Yardım Alan Hane Sayısı 4,5 Milyonu Aştı

2024 yılında toplam 4 milyon 574 bin 684 hane sosyal yardımlardan faydalandı. Sosyal yardımların yüzde 96’sı nakdi destekten oluşurken, yardımların yüzde 89’u düzenli yapılan ödemelerden oluştu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın raporu, Türkiye’de yoksulluk oranlarının endişe verici seviyelere ulaştığını ortaya koydu. 2024 yılı itibarıyla aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı 3,6 milyona yükselirken, sosyal yardım harcamalarında da rekor artış yaşandı.

Bakanlığın verilerine göre, 2024 yılında sosyal yardım harcamaları 491,7 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam, 2023 yılına göre yüzde 61’lik bir artışı ifade ediyor. Sosyal yardımların yüzde 96’sının nakdi destek olarak sağlandığı belirtilirken, yardımların yüzde 89’u düzenli yapılan ödemelerden oluştu.

Rapora göre, 2024 yılında toplam 4 milyon 574 bin 684 hane sosyal yardımlardan faydalandı. Öne çıkan bazı destek kalemleri ise şöyle:

Elektrik tüketim desteği: 4 milyon 87 bin 785 hane
Şartlı Eğitim Yardımı: 1 milyon 744 bin 442 kişi – toplam 1,3 milyar TL
Gıda yardımları: 4 milyon 262 bin 105 kişi
Barınma yardımları: 21 bin 380 hane
Doğalgaz tüketim desteği: 702 bin 253 hane
Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlusu kişi sayısı: 9 milyon 444 bin 458

Çocuklar risk altında

Bakanlık raporunda, 2024 yılında 272 bin 348 çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı belirtilirken, bu çocuklardan 252 bin 348’ine Sosyal ve Ekonomik Destek Programı kapsamında yardım sağlandığı aktarıldı.

Paylaşın

Davutoğlu, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Yeni Yol Partisi grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, “Türkiye büyüme endeksine göre, inşaat sektörünün rantı ve finans sektörü bir araya gelerek oligarşi oluşturmuş” dedi ve ekledi:

“Sanayi sektörüne ise hiçbir şey kalmamış. Tablo bu. Bir rant ekonomisiyle karşı karşıyayız. Gelir uçurumu bu kadar büyük olduğunda, açların ahı, tokların sofrasını zehir eder demekten geri duramıyorum. Türkiye, gelir adaletinde dünyadaki en kötü dördüncü ülke.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Partisi grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şu şekilde:

TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı: Yıllık enflasyon yüzde 39,05, aylık enflasyon ise yüzde 2,27. Kış aylarında bir ay içinde böyle büyük zıplamalar olan başka bir dönem var mı? Aralık ayında enflasyon yüzde 1,03, Ocak ayında yüzde 5,03, Şubat ayında ise yüzde 2,27 oldu. Bunun nedeni ne? Çünkü birileri halka maaş vermek istemedi; “Halkı enflasyon karşısında ezdirmeyeceğiz” diyenler, halkı tankla ezdi.

2016 yılında 25 ila 29 lira arasında olan yardım kolilerinde kilo bazında 20 ürün vardı. 2020 yılında ise bu koli fiyatı 49 ila 60 lira arasında değişiyor ve ürün miktarı 500 grama düşmüştü. 2024 yılında ise koliler 250 ila 500 gram arasında değişiyor. Asgari ücretle 45 koli alınabiliyordu, ancak gram bazında. 2016’da ise asgari ücretle 52 kilo bazında koli alınabiliyordu. Bu yıl ise asgari ücretle gram bazında 40 koli alınabiliyor.

Dört kişilik bir ailenin Ramazan ayında gıda masrafı 23.464 TL, yani asgari ücretten 1.000 TL fazla. Çırağan Sarayı’nda bir aile iftara giderse, kişi başı 6.000 TL ödeyecek. Dört kişiyle gittiğinde toplamda 24.000 TL ödeniyor. Yani bir ailenin bir ayda yaptığı masrafı, başka bir aile tek bir yemekte harcayabiliyor. İkisi de Türkiye, ancak biri kıtlık Türkiye’si, diğeri ise mutlu azınlık Türkiye’si. İki Türkiye bir arada yaşayamaz.

Subayevleri’nde oturan Erdoğan’a, Beştepe’de oturan Erdoğan’ı şikayet ediyorum. Subayevleri’nde oturan Erdoğan, Beştepe’de oturan Erdoğan’dan hesap sorsun.

Türkiye büyüme endeksine göre, inşaat sektörünün rantı ve finans sektörü bir araya gelerek oligarşi oluşturmuş. Sanayi sektörüne ise hiçbir şey kalmamış. Tablo bu. Bir rant ekonomisiyle karşı karşıyayız. Gelir uçurumu bu kadar büyük olduğunda, açların ahı, tokların sofrasını zehir eder demekten geri duramıyorum. Türkiye, gelir adaletinde dünyadaki en kötü dördüncü ülke.

Halk, geçinemediği için büyük bir kredi borcu batağına düşmüş durumda. Son bir haftada BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) rakamlarına göre, yasal takibe düşen tüketici kredisi borcu 2 milyar 340 milyon lira. Toplam kredi kartı borcu ise 2 milyar 740 milyon lira. Vatandaş, borcu borçla kapatarak geçinmeye çalışıyor.

Çan’da bir esnafın anlattığına göre, sabahları bizimle birlikte vergi memuru geliyor ve ne alıp sattığımızı tek tek hesaplıyor. Kabataslak söylüyorum, Cengiz Holding’e 30 kere, Limak’a 19 kere, Kanyon’a ise 19 kere vergi muafiyeti verilmiş. Sayarak bitiremeyiz verilen vergi muafiyetlerini. Türkiye’nin tüm esnafının başına vergi memuru dikseniz, bu iki holdinge yapılan vergi muafiyeti ücretine bile yetmez. Ne istiyorsunuz, orta direkten? İstedikleri şu: “Biz yukarıdan hortumlayalım, gedik büyüsün, küçük yamalarla kapatmaya çalışalım.”

“Mehmet Şimşek’e sesleniyorum!”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sesleniyorum! Mehmet Bey, o vergi memurlarını çekip, holdinglere gönderin. Sen benim başbakanlık dönemimde de maliye bakanıydın. Esnaf bu halde miydi? Eski Mehmet Şimşek’e ne oldu? Çünkü talimat veriyorsunuz: “Vergi açığını kapat, ama nasıl kapatacaksın? Esnafa yüklenerek mi?” Bunları yapmanıza rağmen 2023 enflasyonu yüzde 39’du, şimdi yine yüzde 39.

Esnafı soy, zulmet ama bir adım ilerleme kaydetme. Yarın görevde olsak, imar afı değil, esnaf affı getiririm. Vergi daireleri hesabında parası olan esnafa e-haciz gönderiliyor. Esnafın birikmiş üç beş bin lirasına bloke koyduruluyor. E-haciz, rant tayfasına, yolsuzluk yapan siyaset erbabına, uyuşturucu çetelerine neden işlemiyor?

Biz, iyi niyetle, terörden arındırılmış bir Türkiye için her yol ve yöntemi değerlendiririz. Ancak Bahçeli çok kararlı, Sayın Erdoğan ise alışılmışın ötesinde sessiz ve kararsız. Ne dediğini bilmiyor. O gün eğer aranızda anlaşıp iş bölümü yaptıysanız, bu iyi. Ancak ikiniz farklı düşünüyorsanız, anlaşıp toplumun önüne tek bir projeyle çıkın. Ya da üçüncü bir yol varsa, bilek güreşi yapıyorsanız, başarı kimin hanesine yazılacak yarışında, süreçler son ana kadar başarısızlığa uğrar. Biz buna çok şahit olduk.

İmralı açıklamasında olumlu ve olumsuz yönler var. Olumlu yön şudur: 2013 yılındaki Nevruz açıklamasıyla yeni açıklamayı karşılaştırdım.

İlk olumlu yönü, 2013’te silahlı grupların Türkiye’den çıkmasını söylerken, şimdi direkt olarak örgüt tasfiyesinden bahsediyor. İkinci olarak, yeni açıklama devlet yapısını tartışmıyor; Üniter devlet yapısı içinde demokratikleşmekten bahsediyor. Olumsuz yönleri ise, üçlü bir ayak oluşmuş: AK Parti, MHP ve hatta İmralı. Barış getirecekse güzel, neticeye bakarız. Ancak ben, takvimlendirilmiş somut bir yol haritası görmeden hiçbir zaman inanmam.

Bahçeli sürekli vites yükseltirken, Erdoğan sürekli el frenini çekiyor. Erdoğan’dan, bir kere de süreç doğrudur ve hedefe ulaşacak gibi bir açıklama duymadık. Bahçeli hasta yatağında tüm DEM’lilerle görüşüyor. Peki, biz kime inanacağız?

AK Parti konuşabilir; hükümetten kimse, yani İçişleri Bakanı ya da Cumhurbaşkanı Yardımcısı, konuştu mu? 2013 yılında bütün parti seferber olmuştuk. Şimdi kamu diplomasisi yapılmıyor, halka izah edilmiyor. Sayın Erdoğan çıkıp halka detayları izah etsin, biz bunu bekliyoruz. Kaç seçim dönemini başörtüsü ve terör üzerinden istismar edeceksiniz? Çözebiliyorsanız çözün, çözemiyorsanız biz gelelim, biz çözelim.”

Paylaşın

Arap Birliği, 53 Milyar Dolarlık Gazze’nin İnşa Planını Kabul Etti

Kahire’de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi’nde Mısır’ın Gazze Şeridi için önerdiği 53 milyar dolarlık yeniden inşa planı oybirliğiyle onaylandı. Plan, Filistinlilerin yerinden edilmemesini sağlıyor.

Haber Merkezi / Arap Birliği liderleri ayrıca, Filistinlileri yerinden etme veya Filistin topraklarının herhangi bir bölümünü ilhak etme girişimlerine karşı İsrail’i kesin bir dille uyardı.

Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi, zirvenin açılış konuşmasında yeniden yapılanma planının Filistinlilerin “topraklarında kalabilmelerini” sağlayacağını söyledi.

Mısır’ın başkenti Kahire’de bir araya gelen Arap Birliği liderleri, Gazze’ye el koymak isteyen ABD Başkanı Donald Trump’ın planına bir alternatif sundu.

Trump Filistinlilerin Gazze’den çıkarılarak komşu ülkeler Mısır ve Ürdün’e yerleştirilmelerini isterken Kahire planı Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetiminin Gazze’de hakimiyeti ele almasını öngörüyor. Gazze 2007’den beri Abbas’ın partisi El Fetih’e rakip Hamas tarafından yönetiliyor.

Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, toplantıda yaptığı konuşmada, Filistinlilerin kendi topraklarında kalacağını söyledi ancak ABD Başkanı Trump’ı eleştirmekten kaçındı.

Zirve sonrasında sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda el-Sisi, “Bu planın başarılı olmasını sağlamak için uluslararası toplumdan gelen her türlü fikir ve öneriye açığız. Bunun, büyük bir barış planıyla birlikte uygulanması gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Zirvenin sonuç bildirgesinde Filistin halkını yerinden etmeye yönelik girişimlere tepki gösterilirken bunun yeni çatışmaları tetikleyeceği uyarısında bulunuldu.

Kahire’de liderler, BM işbirliğinde Mısır’da bir bağışçılar konferansı düzenlemekte ve Dünya Bankası tarafından yönetilecek ortak bir fon oluşturmakta uzlaştı.

Toplantıya katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’nin yeniden inşasına yönelik girişimi desteklediğini belirterek, BM’nin “tam iş birliği içinde olacağını” ifade etti.

Gazze’nin yeniden inşası için sunulan bu yeni Arap planında üç aşama öngörülüyor. Altı ay sürmesi düşünülen ve erken yeniden toparlanma diye adlandırılan ilk aşamada büyük miktarlardaki enkazın ve patlamamış mühimmatın temizlenmesi planlanıyor. Devamındaki iki aşamanın da birkaç yıl sürmesi bekleniyor.

Bu sürede sayıları 1,5 milyonu bulan yerlerinden edilmiş Filistinliler geçici konteynerlerde barındırılacak.

Plan, gelecek yıllarda Gazze’yi “sürdürülebilir, yeşil ve yaya dostu” bir bölgeye dönüştürmeyi, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sanayi bölgeleri ve parklar oluşturmayı öngörüyor. Ayrıca, bir liman ve bir havaalanı inşa edilmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’deki hanelerin yüzde 90’ının hasarlı olduğunu ya da tamamen yok edildiğini söylüyor. Okullardan, hastanelere, kanalizasyon sisteminden, elektrik hatlarına hayatı yaşamaya değer kılan her şey yıkılmış halde.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Brian Hughes, “Başkan Trump, Hamas’ın Gazze’yi yönetmeye devam edemeyeceğini açıkça belirtti” dedi.

Brian Hughes, “Başkan, savaş sonrası Gazze için cesur vizyonunun arkasında duruyor, ancak bölgedeki ortaklarımızdan gelen görüşleri de memnuniyetle karşılıyor” diye ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Beyaz Saray’da ağırladığı Şubat ayında, ABD’nin Gazze Şeridi’nin kontrolünü “kalıcı olarak” devralacağını ve “yeniden inşa” edeceğini açıklamıştı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oren Marmorstein, sosyal medya hesabından yayınladığı bir gönderide, Mısır’ın planının “durumun gerçeklerini göz ardı ettiğini” ve zirve bildirgesinde Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısına değinilmediğini ve grubun kınanmadığını söyledi. Planın “güncelliğini yitirmiş perspektiflere dayandığını” öne sürdü.

Hamas, zirvenin sonuçlarını memnuniyetle karşıladı ve bunun, Filistin davasıyla ilgili Arap ve İslam dünyasında yeni bir uyum aşamasını başlattığını belirtti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Sert Sözler: Kafası Esen Soruşturma Açıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’li belediye başkanlarına açılan soruşturmalara tepki göstererek, “Kafasına esen bir dosya koyuyor ortaya, kafasına esen dosyayı koyduktan sonra bir soruşturma açıyor, gelenek haline geldi” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentte görev yapan 961 mahalle muhtarıyla bir araya geldiği iftar programında konuştu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Ramazan kartları ve desteklerinin önümüzdeki hafta muhtarlara teslim edileceği bilgisini paylaşan İmamoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Değerli muhtarlarımız, bu güçlü işbirliğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Yetki ve sorumluluk alanlarını genişlemesi taleplerinizin önemli olduğunu da bildirmek isterim. Özellikle bütçe ve kaynak yetersizlikleri, kurumlar arası koordinasyon eksiklikleri gibi konuları da çok iyi biliyorum. Mahallelerimizdeki çözümlerle alakalı, hemşerilerimize en yakın teması olan sizlerin daha güçlü bir kimliğe, daha güçlü bir statüye, daha güçlü bir bütçe tarifine ihtiyacınız olduğunu da biliyorum.

Burada, yerel yönetimler olarak üzerimize düşen bir kısım sorumlulukları, ilçe belediye başkanı olduktan bugüne kadar en üst seviyede takip eden ve yerine getirme konusunda da cesurca adım atan bir belediye başkanınız olarak ifade edeyim ki; bu sorunların çözümü, taleplerin karşılanması konusunda karşılıklı diyalogla ve özellikle görevimizde eksik kalan tarafları da tamamlama konusunda hazır olduğumu bir kez daha hepinizin huzurunda beyan ediyorum. Bundan hiçbiriniz şüphe duymayın.”

İnsanlarımızın yaşadığı noktadan hizmet almanın kalitesini daha yukarıya taşıma noktasında, Türkiye’de, özellikle yerel yönetimlerle ilgili ciddi bir reforma ihtiyaç vardır. Bu reformun içerisinde muhtarlıkları ayrı tutamayız. Muhtarlıkların, gerçekten bu ülkenin çok özel, kendine has, kendine münhasır, kendine özel bir konumu vardır. Muhtarım bizim ruh halimizdeki yeri bir başkadır. Abidir, abladır. Muhtar, mahallenin bilenidir, mahallenin hissedenidir, mahallenin gözcüsüdür. Demokrasinin en başlangıç noktasıdır, beşiğidir. Her bir muhtar kendi hür iradesiyle aday olur, milletin huzuruna çıkar.

Millet, o kantarda seçtiğini önümüze koyar, biz de ona saygı ve hürmet duyarız. Demokrasinin başladığı yerdir. O başladığı yerde eğer siz orayı güçlendirmez, kendi haline bırakır, hatta orayı müdahale edilen alan hale getirirseniz, işte o zaman demokrasiyi çürütmeye başlarsınız. Biz, demokrasiyi çürütenlerin karşısındayız. Demokrasinin çürütülmesini değil, demokrasinin en birinci noktada, mahallelerde güçlü yeşermesini ve bu güçlü devletin, bu güçlü Türkiye Cumhuriyeti devletimizin, bu kutsal bayrağımızı daha güçlü bir devlet olması noktasındaki önemini bilen bir yerdeyiz. Bu bağlamda, bu reformun takipçisi olacağız.

“Kafasına esen bir dosya koyuyor ortaya”

Sevgili dostlarım, muhtarlar güçlenmeli. Yine geçmişte verdiği bir kısım hizmetlerin, ortak bağlantılı haliyle, devletin ilk eli gibi davranan, birtakım hususları yerinde çözen, iç huzuru sağlayan, özellikle büyük şehirlerde çok ciddi sorumluluk alacakları noktaya taşınılabilen bir hüviyetleri, bir konumları vardır. Ben, bunu yaşıyorum. Bu bağlamda bizler, Türkiye’nin geleceğinde size, o yerel demokrasinin en güçlü, en muktedir muhtarlık oluşumunu, buradan, birinci ağızdan vadediyorum. Göreceksiniz; bunu biz yapacağız. Samimi yönetimler yapar, başkası yapamaz bu işi. Başkaları sizden dosya alır, gider. Biz, dosya alıp gitmeyiz. Alır işimizi yerine getirir, sonra da ‘memnun musunuz’ diye sorarız. Ramazan ayında çok önemli konuları konuşuyoruz.

Bunlar, bizim huzurumuzun teminatı. Milletin iradesi olan muhtarlar, milletin iradesi olan belediyeler… Şimdi kafasına esen bir dosya koyuyor ortaya, kafasına esen dosyayı koyduktan sonra bir soruşturma açıyor, gelenek haline geldi, sabahın değil, gecenin dördünde, beşinde ev basılıyor, 65-70 yaşında, o mahallenin, o ilçenin has insanları… En son Beykoz’da, Alaattin Köseler Belediye Başkanımız evinden alınıyor, sonra da bir gelenekmiş gibi, bir adetmiş gibi tutuklanıyor. Neymiş? ‘Sen hapiste dur, biz seni suçlayalım, sen orada aklanmaya çalış.’ Böyle adalet olmaz. Bunun adı, net adaletsizliktir? Bunu başka bir tarifi de yoktur. Çok net söylüyorum.

Bakın sevgili dostlar; ben kafayı sinip, köşede olan biteni uzaktan izleyen, hayatım boyunca olmadım. 53 yaşındayım. Birine haksızlık, hukuksuzluk yapılsın; kapısına koşar giderim. Partisine bakmam. Bugün aynı yapılanlar, bir AK Partili belediye başkanına yapılsın, gidip mahkemesinde onun savunmasına katılmayan Ekrem İmamoğlu namerttir. Böyle bir bakış açısı olmaz. Bir başkasına yapılıyorsa hukuk, kendine yapılıyorsa hukuksuzluk. Böyle bir şey olmaz. Bakın, bu memleket bundan çekti. Böyle bir anlayışa karşıyız. Böyle yargı olmaz.

Siyasetin yargıyı istediği gibi yönlendirdiği bir alanda, memlekette huzur olmaz. Huzur olmayan yerde, sermaye olmaz. Sermayenin olmadığı yerde, üretim olmaz. Üretimin olmadığı yerde, refah olmaz, zenginlik olmaz. Ancak ve ancak yoksulluk konuşuruz. İşin başı adalettir. Devletin dini adalettir. Ne kadar kutsal bir söz değil mi? Devletin dini adalettir. O kadar güzel bir söz, o kadar kutsal bir emanet bize. İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın. Neymiş? ‘Benden olmayan yaşamasın. Benden olmayan bertaraf olsun.’

11 yıldır belediye başkanıyım. İddia ediyorum; 5 yıllık ilçe yönetimimde, İstanbul’da benim kadar proje üretip, açılış yapan bir başka ilçe belediye başkanı yoktur. Dönün bakın; 2014-19’a bakın. 2019’dan bugüne açılışlarımızı, törenlerimizi hepiniz biliyorsunuz, hepiniz yaşıyorsunuz. Bundan daha fazla törene, açılış var mıdır? Benim açılışıma vali gelemez. Öyle değil mi? Vali, kimin valisi? Devletin değil mi? Kaymakam gelemez. Hiç gelmedi. Niye gelemez? Cumhurbaşkanı öyle talimat verdi. Kim, kime talimat verdi? Ben kimim? Sen kimsin? Ben seni muhtar, partinden, görüşünden diye ayırt edebilir miyim yahu? Hangi yüzle ayırt edebilirim? Hanginizin gözüne başka baktım? Hanginizin gözüne başka bakarak konuştum? Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir siyaset, benim gözümde ne biliyor musun? Böyle bir siyaset, batsın. Böyle particilik batsın.

Babam bana dedi ki; ‘Bak evlat. İyi bir görev yapacaksın. Bu kutsaldır, insana hizmettir.’ 2014 31 Mart’ından iki gün sonra, Beylikdüzü’nde. Sabah namazında oraya gittik, duamızı ettik, görevimize başladık. ‘Partine layık oldum. Partinin en çalışkan belediye başkanı ol. Partin seni takdir etsin. Ama bir gün partizanlık yaparsan, sen benim evladım değilsin’ dedi bana babam. Partizanlık yapan; adı ister belediye başkanı, ister büyükşehir belediye başkanı, ister cumhurbaşkanı… Yapamaz kardeşim, yapamaz. Milletin oy verdiği insan, insan ayırt edemez. Böyle bir şey olur mu? Bu anlayışın bir an önce bu memleketin başından defolup gitmesi lazım arkadaşlar.

“Bu anlayışın memleketin ruhundan defolup gitmesi lazım”

Bu anlayışın memleketin ruhundan defolup gitmesi lazım. Bugün bunu savuşturmadığın zaman, bu memleketi her türlü tehdide, her türlü tehlikeye gebe bırakırsın. ‘Bana oy veren, vermeyen’ ne demek yahu? Bu memleketin her evladı, benim evladım. Bu memleketin her insanı, benim insanım, canım, ciğerim yahu. Her etnik kökeni… Benim Kürt vatandaşım, benim Çerkez vatandaşım, benim Laz vatandaşım, benim vatandaşım. Şu bayrağın altında yaşıyor ya, şu bayrak onun çatısı ya, şu bayrak onun kutsalı ya; bana yeter kardeşim, bana yeter. Bu cennet vatanın bölünmez bütünlüğünün bir parçası ya, 86 milyon insanı bir parçası ya; bana yeter. Particilik başka. O başka bir yerde. O, biter.

O bakımdan bunun sona ermesi lazım. Bunun sona erdiği gün var ya, ben size söyleyeyim, bu memleket, bu memleketin her ferdi, dünyanın en zengin milletlerinden biri olmaya adaydır. Dünyanın en iyi eğitimini almaya çocuklarımızın hazır olduğunu bilin. Dünyanın en güzel geleceğine yürüyen bir memleket, bir millet olduğunu bilin. Tek yapmamız gereken, bu anlayıştan, bu zihniyetten kurtulmak. ‘Ben bilirimden’ kurtulmak. ‘Ben ne dersem o olacak’tan kurtulmak… Ortak akıl, ortak akıl… Ben ne yapıyorum biliyor musun? Ben bu şehrin 961 mahalle muhtarının aklına güveniyorum kardeşim. Hepinizin aklına güveniyorum.

Hepiniz aklınızla yaşayın, hepiniz aklınızla var olun. Bu memleket adına güzel işler için her daim yanınızda olduğumu, birlikte iş üretmeye her zaman hazır olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Ramazan, inşallah bereketiyle gelsin. Bu ekonomik dar boğazda hepimizin gönlüne ferahlık versin. Yuvamız, evlerimiz, sofralarımız bereket dolu olsun. Çocuklarımızın gözleri ışıl ışıl olsun. Gençlerimizin geleceği pırıl pırıl pırlanta gibi olsun. Hepinizin yolu bahtı açık olsun. Ayağınıza sizin de taş değmesin, bizim de taş değmesin. Hepimizin yolu açık olsun. Milletimizin yolu açık olsun.”

Paylaşın