Hangi Vitaminin Eksikliği Saç Dökülmesine Neden Olur?

Saç dökülmesine, genetik, doğum ve bazı hastalıklar dahil olmak üzere birçok faktör neden olabilir. Saç dökülmesi, besin eksikliği, ani kilo kaybı veya obezite gibi nedenlerden de kaynaklanabilir.

Haber Merkezi / Bazı vitamin ve minerallerin aşırı alımı da saç büyüme döngüsünü bozabilir ve saç dökülmesine katkıda bulunabilir. Saç dökülmesi sorunuyla mücadele ediyorsanız, beslenmenizi göz önünde bulundurmanız faydalı olabilir.

Vitamin ve mineral eksikliklerinin saç dökülmesindeki rolü henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da, giderek artan kanıtlar, belirli vitamin ve mineral eksikliklerinin bazı kişilerde saç dökülmesine yol açabileceğini göstermektedir.

D vitamini: D vitamini , vücudun kalsiyum emiliminde, kemik mineralizasyonunda ve bağışıklık sistemi işlevlerinde rol oynar. D vitamini eksikliği saç büyüme döngüsünü etkileyebilir.

B Vitaminleri: Biyotin (B7) eksikliğinin saç dökülmesine katkıda bulunduğu varsayılmaktadır. Ancak, biyotin eksikliği nadir bir durumdur ve genellikle kalıtsaldır.

Demir: Bazı araştırmalar, demirin saç köklerindeki çeşitli genleri düzenleyerek saç büyümesinde rol oynadığını göstermektedir. Demir eksikliği ve anemi, telogen effluvium’a (hızlı saç dökülmesi) neden olabilir.

C vitamini: Askorbik asit olarak da bilinen C vitamini vücutta birkaç önemli rol oynar. Örneğin, vücudun demiri emmesine yardımcı olur.

Bu nedenle, demir eksikliği nedeniyle saç dökülmesi yaşayan kişilerin muhtemelen C vitamini takviyesi almaları veya beslenmelerinde bol miktarda C Vitamini aldıklarından emin olmaları gerekmektedir.

Çinko: Çinko eksikliği telogen effluviumun yanı sıra ince, beyaz, kırılgan saçlara ve diğer cilt sorunlarına da neden olabilir.

E vitamini: E vitamininin saç uzamasındaki rolü hakkında çok az araştırma bulunmaktadır, ancak bazı küçük araştırmalar, E vitamini takviyesinin saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Dikkat: Saçınızı tararken veya yıkarken ani veya düzensiz saç dökülmesi veya normalden fazla saç dökülmesi fark ederseniz, bir dermatoloğa veya bir hekime görünmenizi öneririz.

Saç dökülmesi, tiroid rahatsızlığı, stres, cilt rahatsızlığı, kafa derisi enfeksiyonu, menopoz ve daha fazlası gibi altta yatan tıbbi bir sorunun da işareti olabilir.

Paylaşın

Biyotin Saç Uzamasını Destekler Mi?

H vitamini, B – 7 veya koenzim R olarak da bilinen Biyotin, B – kompleks vitamin grubunun bir parçasıdır. Biyotin, vücudunuzun yiyecekleri enerjiye dönüştürmesine, yağları ve proteinleri metabolize etmesine yardımcı olur.

Haber Merkezi / Et, karaciğer, yumurta, balık, kuruyemiş, tatlı patates, ıspanak ve brokoli gibi yiyecekler iyi birer biyotin kaynağıdır. Ayrıca hem tek başına hem de B – kompleks takviyelerinde takviye olarak da mevcuttur.

Biyotinin faydaları üzerine yapılan araştırmalar karışık olsa da, bazı araştırmalar, biyotinin saç sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini destekleyen kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin saç uzamasını nasıl etkiler?

Gıdalarda kolayca bulunabilen ve bağırsaklarda doğal olarak üretilen Biyotin, vücudun sağlıklı saçlara ve tırnaklara sahip olmasını sağlayan keratin üretmesine yardımcı olabilir.

Biyotinin saç dökülmesini önlemedeki rolü, saç büyümesini teşvik edeceği anlamına da gelmez. Bazı araştırmalar, biotinin saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabileceğine dair kanıtlar ortaya koymuştur.

Biyotin eksikliği ve belirtileri

Biyotin eksikliği nadir görülen bir durum olsa da, özellikle dengeli beslenen sağlık sorunları olmayan kişilerde dahi, biyotin eksikliğini geliştirebilecek bazı nedenler vardır. Örneğin, düzenli alkol kullanımı.

Düşük biyotin seviyesi hamilelik ve emzirme dönemlerinde de yaygındır. Hamile ve emzirme dönemindeki kadınların üçte biri, biyotin takviyesi alsalar bile bir tür biyotin eksikliği yaşayabilirler.

Bebekler, biotinidaz eksikliği olarak da bilinen nadir bir rahatsızlıkla dünyaya gelebilirler. Bu durum, vücudun biyotin salgılamasını engeller ve bebekler yeterli miktarda vitamin alsalar bile biyotin eksikliği sorunu ile karşı karşıya kalabilirler.

Düşük biyotin, bazı antiepileptik ilaçlar kullanan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ayrıca, yaşlılarda ve sigara içenlerde (özellikle kadınlarda) biyotin eksikliği görülme olasılığı daha yüksektir.

Biyotin eksikliğinin ilk belirtileri:

Saçların incelmesi ve dökülmesi,
Gözlerinizin, burnunuzun ve ağzınızın çevresinde pullu, kırmızı döküntü,
Konjonktivit (pembe göz),
Kırılgan tırnaklar,
Asidik idrar,
Cilt enfeksiyonları,
Depresyon, uyuşukluk, halüsinasyonlar ve paresteziler (uzuvlarda karıncalanma hissi) gibi nörolojik sorunlar.

Paylaşın

Sindirim Sistemi İçin En İyi Beş “Probiyotik”

Yiyecekler veya takviyeler yoluyla alınabilen probiyotikler, bağırsak mikrobiyomunuzun çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabilir, sindirim ve bağışıklık sisteminizi, zihin sağlığınızı destekleyebilir.

Haber Merkezi / Probiyotikler, kefir, yoğurt ve lahana turşusu gibi fermente gıdalarda bulunur…

Kefir: Kefir, birçok probiyotik içeren fermente edilmiş bir süt içeceğidir. Ekşi bir tada sahip olan kefir, bir tür içilebilir yoğurt olarak da tanımlanabilir. Ayrıca iyi bir protein ve kalsiyum kaynağı olan kefir, genellikle D vitamini ile güçlendirilir.

İşlenme şekli nedeniyle kefirin laktoz oranı genellikle düşüktür, bu nedenle laktoz intoleransı olan çoğu kişi kefiri tolere edebilir.

Lahana turşusu: Lahana, probiyotik görevi gören laktik asit bakterilerinde fermente edilir. Bir araştırma, lahana turşusunun fermentasyon süreci ve paketleme boyunca faydalı bakterilerinin çoğunu koruduğunu ve bu sayede harika bir probiyotik yiyecek olduğunu ortaya koymuştur.

Yoğurt: Probiyotiklerin en yaygın kaynaklarından biri de yoğurttur. Yoğurtta Kefir’e benzer fermente bir süt ürünüdür. Yoğurt ayrıca, kalsiyum ve D vitamini içerir.

Kombucha: Kombucha, çay, şeker ve mayadan yapılan karbonatlı, fermente bir içecektir. Hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf olanlar, kombucha tüketmeden önce bir sağlık uzmanıyla görüşmelidir.

Kimchi: Kore’nin en popüler yiyeceklerinden biri olan kimchi, sebzelerin fermente edilmesi ile yapılan bir tür çeşnidir. Lahana, turp, salatalık ve soğan gibi sebzeleri içeren kimchi, özellikle bir probiyotik türü olan laktik asit açısından zengindir.

Yapılan araştırmalar, kimchinin zararlı bağırsak bakterileri azaltmaya yardımcı olduğunu ve kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyesini desteklediğini ortaya koymuştur.

Kimchi sadece iyi bir probiyotik kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığı için bir diğer önemli besin olan lif açısından da zengindir.

Paylaşın

Cilt Bakım Ürünleri Doğru Sırayla Nasıl Katmanlanır?

Cilt bakım ürünlerini doğru sırayla kullanmak, cildinizin daha fazla aktif bileşeni emmesine yardımcı olabileceği gibi, cilt bakım ürünlerinizden daha fazla sonuç alma şansınızı artırabilir.

Haber Merkezi / Cilt bakımında en önemli kural, cilt bakım ürünlerini ince kıvamlıdan kalın kıvamlıya doğru uygulamaktır.

1’inci adım: Temizleyici: Yüzü yıkamak her zaman için cilt bakım rutininin ilk adımıdır. Temizleme, ürünlerin cildinize emilmesi için temiz bir yüzey sağlar ve gözeneklerinizin içinde ve çevresinde biriken tüm kir, yağ ve pisliği temizler.

Bir temizleyici seçerken nazik, alkolsüz ve aşındırıcı olmayan bir ürün seçin. Bu temizleyiciler, dengeli bir cilt bariyerini korumanıza yardımcı olan çok fazla cilt yağını yok etmeyecektir.

Nasıl uygulanır: Yüzünüze ılık su çarpın ve temizleyicinizi parmak uçlarınızı kullanarak cildinize nazikçe yedirin. Bir havluyla kurulayın.

2’inci adım: Toner: Tonik her zaman gerekli değildir, ancak cilt bakım rutininize biraz canlılık katabilir.

Nasıl uygulanır: Bir pamuk topunu tonikle ıslatın, ardından ürünü yüzünüze hafifçe vurarak uygulayın.

3’üncü adım: Nokta Tedavisi: Sivilceleri yok etmeye veya koyu lekeleri soldurmaya çalışıyorsanız, leke tedavileri, temizleme veya toniklemeden hemen sonra uygulanmalıdır.

Nasıl uygulanır: Temizledikten (ve tonikledikten) sonra, etkilenen bölgeye temiz parmaklarla az miktarda nokta tedavisi uygulayın.

4’üncü adım: Serumlar: Yüksek konsantrasyonda aktif bileşen içeren cilt bakım ürünleri için kullanılan genel bir terim olan serumlar, cilt tarafından hızla emilir ve bir temizleyici veya tonik sonrasında doğrudan cildin yüzeyine uygulanmalıdır.

Nasıl uygulanır: Bezelye büyüklüğünde bir miktarı veya ürün üreticisinin önerdiği miktarı temiz parmaklarınızla yüzünüze uygulayın. Ardından, ürünü hafifçe vurarak yüzünüze ve boynunuza sürün.

5’inci adım: Retinol ve diğer retinoid tedavileri: Retinol ve diğer retinoid tedavileri, genellikle daha kalın ve daha kapatıcı oldukları için serumlardan sonra uygulanmalıdır.

Nasıl uygulanır: Küçük miktarda başlayın ve cildiniz uyum sağlayana kadar her iki gecede bir bezelye büyüklüğünde retinol veya retinoid tedavisi uygulayın. Retinol ve retinoidler cildi güneşe karşı aşırı hassas hale getirir, bu nedenle bunları yalnızca geceleri kullanın.

6’ıncı adım: Göz kremi: Göz kremi kullanıyorsanız, kalın bir dokusu olduğundan daha iyi emilmesi için herhangi bir tedaviden sonra uygulayın.

Nasıl uygulanır: Serumunuzu veya retinolü uyguladıktan sonra yüzük parmağınızı kullanarak göz altınıza hafifçe göz kremi sürün. Bu hassas cilt dikkatli bir şekilde ele alınmalı, çekilmemeli veya ovulmamalıdır.

7’inci adım: Nemlendirici: Nemlendiriciler genellikle daha kalın bir kıvama sahiptir ve daha hafif serumlardan veya bakımlardan sonra kullanılmalıdır.

Nasıl uygulanır: Nemlendiricinizi tüm yüzünüze ve boynunuza, göz kremi kullanmadıysanız göz altlarınız da dahil, nazikçe masaj yaparak uygulayın.

8’inci adım: Yüz yağları: Yüz yağları cildinize ek nem ve hidrasyon sağlar. Yüz yağları her zaman nemlendiricinizden sonra uygulanmalıdır.

Nasıl uygulanır: Nemlendirdikten sonra parmaklarınıza birkaç damla yüz yağı ekleyin. Yağı doğrudan alnınıza ve yanaklarınıza da damlatabilirsiniz. Ardından yağı yüzünüze ve boynunuza nazikçe masaj yaparak uygulayın.

9’uncu adım: Güneş kremi: Güneş kremi her zaman gündüz cilt bakım rutininizin son adımı olmalıdır. Günlük kullanım cildinizi cilt kanserine ve güneş lekeleri ve kırışıklıklar gibi erken yaşlanma belirtilerine neden olan ultraviyole (UV) ışınlarından korumaya yardımcı olur .

Nasıl uygulanır: Güneş kremini yüzünüze, boynunuza, göğsünüze ve kulaklarınıza nazikçe uygulayın . Cildinizin her santimetre karesi için yaklaşık 2 miligram güneş kremi kullanmalısınız.

Paylaşın

Doymuş Veya Doymamış Yağ: Hangisi Sağlık İçin Daha İyi?

Yağ, sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz bir makro besindir. Vücudunuzun, hormon üretimi, besin emilimi ve vücut sıcaklığının düzenlenmesi gibi kritik süreçleri yönetebilmesi için yağa ihtiyacı vardır. Vücut ayrıca, yağı bir enerji kaynağı olarak da kullanır.

Haber Merkezi / Yağ sağlık için elzem olsa da, birçok kişi sağlık endişeleri nedeniyle beslenmelerinde yağlardan kaçınmaya çalışır. Bu besin maddesi genellikle yanlış anlaşılmıştır, çünkü farklı yağ türlerinin sağlık üzerinde farklı etkileri vardır.

Yağlar genellikle doymuş yağ, doymamış yağ ve trans yağ olarak kategorize edilir. Hem doymuş hem de doymamış yağlar besleyici bir beslenmenin parçası olarak dahil edilebilir. Ancak, bu yağların ne olduğunu, sağlığı nasıl etkilediklerini ve vücudunuzun sağlıklı kalmak için ne kadar yağa ihtiyaç duyduğunu bilmek önemlidir.

Doymuş yağ nedir?

Yağlar, karbon, hidrojen ve oksijenden oluşur. Doymuş yağlar karbon molekülleri arasında yalnızca tek bağlar (molekülleri bir arada tutan güçlü çekici kuvvetler) içerirken, doymamış yağlar karbon molekülleri arasında bir veya daha fazla çift bağa sahiptir.

Doymuş yağlar çift bağ içermediğinden hidrojen atomlarıyla “doymuş” durumdadırlar, yani hidrojen atomları sıkıca bir aradadır. Bu yüzden tereyağı ve hindistancevizi yağı gibi doymuş yağlar, zeytinyağı gibi doymamış yağlardan oda sıcaklığında daha katıdır.

Birçok yüksek yağlı yiyecek farklı yağ türlerinden oluşur. Örneğin, tereyağı ve zeytinyağı hem doymuş hem de doymamış yağlar içerir, ancak tereyağı doymuş yağ açısından çok daha yüksektir, bu yüzden doymuş yağ olarak adlandırılır.

Doymuş yağlar genellikle tek bir yağ türü olarak düşünülür; ancak kısa, uzun, orta ve çok uzun zincirli yağ asitleri de dahil olmak üzere birden fazla türü vardır ve bunların hepsinin sağlık üzerinde farklı etkileri vardır.

1960’lardan beri sağlık örgütleri, halka kalp sağlığını korumak için doymuş yağ alımını azaltmalarını öneriyor. Bunun nedeni, doymuş yağın LDL kolesterol gibi kalp hastalığı risk faktörlerini artırdığının gösterilmiş olmasıdır.

Doymuş yağ oranı yüksek bir beslenmenin LDL kolesterolü artırabileceği doğru olsa da, son kanıtlar doymuş yağın bir zamanlar düşünüldüğü kadar kardiyovasküler sağlık için kötü olmayabileceğini gösteriyor. Örneğin, çok sayıda araştırma, toplam doymuş yağ alımı ile artan kalp hastalığı riski arasında önemli bir bağlantı bulamadı.

Kalp hastalığı riski ayrıca beslenmenizde doymuş yağın yanında veya yerine ne tükettiğinize ve genel beslenme kalitenize de bağlıdır.

Doymuş yağ ile kalp sağlığı arasındaki bağlantı kesin olmaktan uzak olsa da, doymuş yağ oranı yüksek beslenme birkaç başka sağlık sorunuyla bağlantılıdır. Örneğin, bazı araştırmalar doymuş yağ oranı yüksek diyetlerin kolorektal kanser de dahil olmak üzere çeşitli kanser riskini artırabileceğini öne sürmektedir.

Doymamış yağ nedir?

Doymamış yağlar iki gruba ayrılır: tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar. Yukarıda belirtildiği gibi, doymamış yağlar karbon molekülleri arasında bir veya daha fazla çift bağa sahipken doymuş yağların hiçbiri yoktur. Tekli doymamış yağlar bir çift bağa, çoklu doymamış yağlar ise iki veya daha fazla çift bağa sahiptir.

Doymamış yağlar, doymuş yağlardan daha iyi kabul edilir, çünkü alımının sağlığa faydalı olduğu ortaya konmuştur. Örneğin, çoğunlukla tekli doymamış yağlardan oluşan zeytinyağının kalp hastalığı riskini azalttığı gösterilmiştir.

Çoklu doymamış yağların sağlık açısından faydaları vardır. Örneğin, deniz ürünlerinde yoğunlaşan çoklu doymamış yağlar dokosaheksaenoik asit (DHA) ve eikosapentaenoik asit (EPA) güçlü anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.

Yağ tüketimi için ipuçları:

Sağlıklı yağlarla yemek pişirin: Zeytinyağı ve avokado yağı, tekli doymamış yağlar açısından zengindir ve yemekler için mükemmeldir.

Sağlığa zararlı olduğu bilinen yağları azaltın: Trans yağ içeren kızarmış yiyeceklerin sağlığa zararlı olduğu ve kalp hastalığı ve kanser gibi rahatsızlıkların riskini artırdığı bilinmektedir. Bu nedenle kızarmış yiyecekleri sınırlamak ve bunları yağlı balık ve avokado gibi bitki bazlı yağlar gibi daha sağlıklı yağ kaynaklarıyla değiştirmek önemlidir.

Kırmızı et tüketimini sınırlayın: Sığır eti gibi kırmızı etler LCSFA’lar açısından zengindir ve bu da kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kalp hastalığı riskinizi azaltmak için sığır eti tüketiminizi sınırlamayı ve sığır etini, iltihap önleyici omega-3 yağları açısından zengin yağlı balık gibi daha faydalı protein kaynaklarıyla değiştirmeyi deneyin.

Beslenmenize daha fazla bitkisel yağ ekleyin: Avokado, zeytin, kuruyemişler ve tohumlar, genel sağlığı desteklediği ve hastalık riskini azalttığı gösterilen, doymamış yağ oranı yüksek bitkisel gıdalara örnektir.

Yüksek yağlı yiyecekler dengeli bir diyete dahil edilebilir. Bunları lif açısından zengin meyve ve sebzeler, fasulye ve protein kaynakları gibi diğer besleyici yiyeceklerle birlikte ılımlı bir şekilde tüketmek en iyisidir.

Ne kadar yağ yemeniz gerektiğinden emin değilseniz, bir sağlık uzmanından yardım almayı düşünebilirsiniz.

Paylaşın

İlişkilerde Kıskançlıkla Nasıl Başa Çıkılır? Beş İpucu

Kıskançlık, bir kişinin başka bir kişinin sahip olduğu şeylere öfke ve kızgınlık hissettiği olumsuz bir duygu durumudur. İlişki kıskançlığı ise, partnerinizin başka birinin arkadaşlığından zevk aldığında ortaya çıkan duygu durumudur.

Haber Merkezi / Kıskançlık oldukça karmaşık bir duygudur ve kendini çeşitli şekillerde gösterir.

Kıskançlıkla nasıl başa çıkılır?

Hayatınızın bir noktasında kıskançlık yaşamanız muhtemeldir; önemli olan bununla nasıl başa çıktığınızdır. “Bu canavarı” sağlıklı bir şekilde yenmeye çalışırken şu ipuçlarını aklınızda bulundurun:

Altta yatan sorunları analiz edin: İlişkilerinizde ihtiyaç duyduğunuz şeyleri alıp almadığınızı belirlemek için temel bağlanma nedenlerinizi değerlendirin.

Kıskançlık, köklü korkulardan kaynaklanır. Örneğin, terk edilme korkunuz olabilir ve bu da sizi partnerlerinize saldırmaya yönlendirebilir. Bu korkunun neden kaynaklandığını analiz ederseniz, onu aşma şansınız daha yüksek olabilir.

Güven oluşturun: Kıskançlık, kişinin niyetleri veya davranışları hakkında bilgi sahibi olunmadığında ortaya çıkar. Partnerlerinize, ona güvenmek istediğinizi onunda size güvenebileceğini ifade edin.

Geçmiş deneyimleri unutun: Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, kıskanç bireylerin olumsuz davranış ve duygularının kökeninde sıklıkla bulunur. Geçmişteki bir ilişkisinde aldatılan biri, yeni ilişkisinde de aldatılacağı üzerinden kıskançlık duygusu geliştirebilirler.

Bu gibi geçmiş olumsuz deneyimlerden sıyrılmak, daha sağlıklı ilişkilere doğru ilerlemenize yardımcı olabilir.

Açık iletişim: Sosyal psikoloji, insanların iletişim kurmaktan kaçındıklarında kıskanç olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterir. Partnerinizle ilişkinizde iletişim hatlarını açık tutun ve birbirinize karşı dürüst olun.

Psikolojik sağlığı: Kıskançlığın nedeni için bir psikologla görüşün. Hem bilişsel davranışçı terapi hem de psikiyatri yoluyla tıbbi müdahale, kıskançlık duygularınızın üstesinden gelmenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Kıyafet Seçmekte Zorlanıyor Musunuz? Beş İpucu

Hayat çoğu zaman bitmeyen bir kararlar dizisi gibi hissedilebilir. Herhangi bir sabah, kendinizi gardırobunuza bakarken, giyinmek için gereken kararların genişliği karşısında donmuş bir halde bulabilirsiniz.

Haber Merkezi / Sonra gardırobunuzdaki pantolonları, ayakkabıları ve ceketleri birbiriyle eşleştiriyorsunuz. Karar verme sürecinizi kolaylaştırmanıza ve güne güvenle başlamanıza yardımcı olacak beş ipucu:

Önceden planlayın:  Kıyafet kaygısıyla mücadele etmenin en etkili yollarından biri giyilecek kıyafetlerin önceden planlanmasıdır. Bu yaklaşım size değerli dakikalar kazandırmakla kalmaz, aynı zamanda giyeceğiniz kıyafetleri görme fırsatı da verir.

Kapsül gardırop oluşturun: Kapsül gardırop, çok yönlü parçalardan oluşan sınırlı bir seçkiden oluşur. Bu strateji, nicelikten çok niteliğe odaklanmanızı teşvik ederek, fazla düşünmeden şık kıyafetler bir araya getirmenizi kolaylaştırır.

Vücudunuzun şeklini ve stilini anlayın: Vücut şeklini bilmek, kıyafet seçimleri yapmak için çok önemlidir. Üzerinizde neyin yakıştığını anladığınızda, seçenekleri hızla eleyebileceksiniz.

Kıyafet formüllerini kullan: Kıyafet formülleri, birlikte iyi göründüğünü bildiğiniz giyim kombinasyonlarıdır. Örneğin, klasik bir kıyafet formülü “blazer, bluz ve özel dikim pantolon” veya “gündelik elbise, kot ceket ve bilekte bot” olabilir.

Aklınızda birkaç temel kıyafet formülü olması, seçimlerinizi sorgulamadan hızlı şekilde iyi bir görünüm oluşturmanıza yardımcı olabilir. 

Dolabınızı düzenleyin: Bazen gardırop kararsızlığı, sadece çok fazla dağınıklığın bir sonucudur. Dağınık bir gardırop, neye sahip olduğunuzu görmeyi zorlaştırabilir ve kararsızlığa yol açabilir.

Gardırobunuzu düzenlemek, artık uymayan, modası geçmiş veya sizi iyi hissettirmeyen eşyalardan kurtulmak için zaman ayırın. Giysilerinizi kategoriye, renge veya mevsime göre düzenleyin, böylece ihtiyacınız olanı kolayca bulabilirsiniz.

Düzenli, iyi organize edilmiş bir gardırop, karar verme sürecini daha hızlı ve daha keyifli hale getirebilir.

Paylaşın

Duygusal Aldatma Nedir? Sekiz Belirtisi

Duygusal aldatma, bir kişinin ilişkisi olduğu kişinin dışında biriyle, duygusal bir bağ kurması olarak tanımlanabilir. Bu tür aldatma, fiziksel etkileşimlerden daha çok duygusal etkileşimlerle ilgilidir.

Haber Merkezi / Duygusal aldatmanın belirtilerini sıralamadan önce nedenleri sıralamakta fayda var:

İlişkide tatminsizlik,
İlişkide çatışma,
Güvensizlik,
Dışa dönük kişilik,
Stres,
Duygusal yakınlık talebi,
Partnere kızmak.

Duygusal aldatmanın belirtilerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

Artan gizlilik: Siz ve partneriniz arasında gizlilik ve mahremiyet konusunda artış varsa, bu bir şeylerin yolunda olmadığının sinyalini verir: Telefonun daha fazla korunmaya alınması veya  bilgisayar şifrelerinin açıklama yapılmadan değiştirmesi gibi…

Sosyal medyada harcanan zaman: Partnerinizin sosyal medyayı ne kadar kullandığını takip etmek, partnerinizin duyguları hakkında ipuçları verebilir. Eğer, partneriniz daha önce olmadığı kadar sosyal medyada zaman harcıyorsa, bu başka bir duygusal ilişkiye yatırım yaptığı anlamına gelebilir.

Belirli bir kişinin sıkça anılması: Partneriniz, belirli bir kişiden sık sık bahsetmeye başladığında, özellikle aşırı samimi, bu duygusal aldatmanın bir işareti olabilir.

Savunmacı davranışlar: Savunmacı davranış duygusal aldatmaya işaret edebilir. Bu, siz ve partneriniz arasında duygusal mesafeyi artırabilir ve açık iletişimi engelleyebilir.

Duygusal geri çekilme: Duygusal geri çekilme, duygusal aldatmanın yaygın bir işaretidir. Duygusal geri çekilme, siz ve partneriniz arasındaki bağın aşınmasına işaret eder.

Yakınlık eksikliği: Yakınlık eksikliği duygusal aldatmanın başka bir işareti olabilir.

Duygusal mesafe: Duygusal mesafe, partnerinizin duygusal enerjisini ve dikkatini sizin dışında birine yönelttiğinde ortaya çıkar.

Paylaşın

Kilo Vermek İçin En İyi 7 Egzersiz

Kilo vermek için dikkate alınması gereken iki önemli faktör egzersiz ve beslenmedir, ikisi arasındaki denge de çok önemlidir. Haftada en az iki kez ağırlık çalışmasıyla birlikte kardiyo egzersizi ve kalori açığı diyeti, kas kütlesini kaybetmeden kilo vermenin harika bir yoludur.

Haber Merkezi / Ayrıca, sabah egzersiz yapılırsa daha fazla fayda sağlanır çünkü vücudun içindeki endojen steroid salgısı sabah daha fazladır ve bu da kilo kaybına ve kas oluşumuna yardımcı olur.

İşte bu noktada uygulayabileceğiniz, kendinizi daha güçlü, daha formda ve daha sağlıklı hale getirebileceğiniz en iyi ve popüler 7 egzersiz önermek istiyoruz:

Aerobik egzersizler: Yürümek en iyi kilo verme egzersizlerinden biri olarak kabul edilir. Hızlı bir tempoda yürümek kalori yakmak için harika bir egzersizdir. Koşu ise, kilo verme egzersizlerinin kralı olarak kabul edilir.

İp atlama: İp atlama egzersizi tüm vücudunuzu çalıştırarak kas gücünüzü ve metabolizma hızınızı artırmanıza, kısa sürede çok miktarda kalori yakmanıza yardımcı olur. Düzenli olarak yapılan ip atlama egzersizi ayrıca, depresyon ve kaygıyı gibi zihinsel durumları da hafifletmeye yardımcı olabilir.

Plank egzersizi: Plank pozu veya plank egzersizi, en etkili tüm vücut egzersizlerinden biridir. Plank egzersizinin en büyük avantajı, vücuttaki ana kas gruplarının çoğunu hedeflemesidir. Göbek, omuz, kol, göğüs, sırt ve kalça kaslarınızı güçlendirir. Bu faydalarının yanı sıra, plank egzersizleri vücuttaki fazla yağları ve kalorileri hızla yakmaya yardımcı olur.

Şınav: Şınav en popüler egzersizlerden biridir ve her zaman, her yerde ve herkes tarafından yapılabilen bir egzersizdir. Şınav egzersizi göğüs, omuz, sırt, pazı ve triseps kaslara odaklanır.

Squat (çömelme) egzersizleri: Squat egzersizleri kas güçlendirme egzersizleri olarak bilinir. Bu egzersizin temel amacı vücudun alt kısmını geliştirmektir. Squatlar kalori yakmaya ve vücudun alt kısmında yağ birikmesini önlemeye yardımcı olur.

Lunges egzersizleri: Lunges egzersizleri, alt vücudu güçlendiren ve tonlandıran, genel zindeliği ve atletik performansı geliştiren popüler bir güç antrenmanı egzersizidir. Lunges esas olarak sırtı, kalçaları ve bacakları güçlendirmeye odaklanır.

Yoga: 5000 yıllık bir transkripsiyon olan yoga, etkili bir kilo verme terapisi olduğunu kanıtlamıştır. Rishiler ve Brahmanlar tarafından geliştirildiğine inanılan yoganın 5 temel prensibi vardır: Egzersiz, beslenme, nefes, rahatlama ve meditasyon.

Paylaşın

Thinspo Nedir? Bu Zararlı Sosyal Medya Trendini Durdurmanın Yolları

Son dönemde tartışmaların odağında yer alan “sosyal medya” sık sık farklı trendlere neden oluyor. Bu trendlerden biri de ‘thinspiration’ın kısaltması olan “Thinspo”.

Haber Merkezi / Thinspo içerikleri genellikle aşırı zayıflığı yücelten ve kısıtlayıcı diyet, aşırı egzersiz veya açlık gibi tehlikeli davranışları teşvik eden görseller, alıntılar ve hikayeler içerir.

Thinspo neden zararlıdır?

Gerçekçi olmayan vücut standartları: Thinspo gerçekçi olmayan ve genellikle sağlıksız bir vücut idealini teşvik eder. Bireyleri sağlıklı olmayan aşırı kilo verme yöntemlerine yönlendirebilir.

Sağlıksız davranışları teşvik edebilir: Bu eğilim, anoreksiya ve bulimia gibi yeme bozuklukları da dahil olmak üzere tehlikeli davranışları normalleştirebilir ve teşvik edebilir.

Zihinsel sağlığı üzerindeki etkisi: Thinspo içeriğine maruz kalmak, öz saygıyı ve beden imajını olumsuz etkileyebilir, yetersizlik, depresyon ve kaygı hislerinin artmasına yol açabilir.

Genel sağlığın bozulması: Thinspo zayıflığı sağlıkla eş tutuyor. Sağlık, yalnızca vücut ölçüsüyle değil, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve ruhsal iyilik hali gibi bir dizi faktörle belirlenir.

Thinspo trendini durdurmanın yolları:

Bedeni olumlama: Beden olumlama, dar güzellik standartlarına bağlı kalmaktan ziyade kendini kabul etmeye ve sağlığa odaklanır.

Sağlıklı uygulamalar: Sadece görünüme odaklanmak yerine sağlığa bütünsel bir yaklaşımla bakma.

Zararlı içeriğin bildirilmesi: Bu tip içeriklerle karşılaşma durumunda, yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için içeriğin bulunduğu platforma bildirlmesi.

Destek: Bedensel sorunlar için bir sağlık uzmanından destek alınması daha faydalı olabilir.

Paylaşın