Erzurum Kalesi

Erzurum Kalesi; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Camiikebir Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bizanslılar tarafından yapıldığı tahmin edilen Erzurum Kalesi, şehrin gezilecek yerlerinin başında gelmektedir.

Erzurum’un tarihi zenginlikleri arasında kendini gösteren kale, bulunduğu tepede hem iç hem de dış kaleden meydana gelmektedir. Günümüze kadar dış kale surlarının çoğu yıkılmış olup, dört yöndeki kapılarının sadece isimleri kalmıştır.

Tebriz Kapısı, Erzincan Kapısı, Gürcü Kapısı ve İstanbul Kapı… İç kalenin ise sur duvarlarının üzerindeki burçlar görülmeye değerdir. Kale duvarları dönem dönem yenilenmiş olsa da kimler ne zaman yenilendiğini belgeleyen bir yazıt bulunmamaktadır.

Paylaşın

Erzurum: Abdurrahman Gazi Türbesi

Abdurrahman Gazi Türbesi; Erzurum’un Palandöken İlçesi, Abdurrahman Gazi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Türbeye, özel araç ve ticari taksiler ile ulaşım sağlanmaktadır.

Sahabe olan Abdurrahman Gazi, aynı zamanda Hz. Muhammed’in (s.a.v) sancaktarlığını da yapmıştır. Bir tekke zaviye ile birlikte 16’ncı yüzyıldan bu yana ziyaret edilen türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, yanına bir de cami ilave edilmiştir.

Türbenin giriş kapısı üzerinde bulunan I796 tarihli kitabe, Hattat Salim tarafından yazılmıştır. Türbe içerisinde 4.85 metre boyunda Abdurrahman Gazi Hazretleri’nin makamı bulunmaktadır. Türbenin etrafı zamanla ağaçlandırılarak mesire yeri haline getirilmiştir.

Paylaşın

Yakutiye Medresesi Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi

Yakutiye Medresesi Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Rabia Ana Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yakutiye Medresesi İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır. Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olan Yakutiye Medresesi plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile Erzurum’un en gösterişli yapılarından biridir. Yapının taç kapısı cepheden dışa taşmaktadır.

Dört eyvanlı iç mekânda bulunan dikdörtgen avlunun orta bölümü mukarnaslı bir kubbe ile diğer kısımları ise sivri kemerli beşik tonozlarla örtülüdür. Taç kapının yan yüzlerinde, silme kemerle çevrili nişler içinde pars ve kartal motifleri dikkat çekmektedir. Ajurlu bir küreden çıkan hurma yaprakları, iki pars ve kartal figürlerinden oluşan hayat ağacı Orta Asya Türkleri’nin önemli simgelerini bir araya getirmektedir. Basık kemerli ve oymalı olan taç kapının her tarafını kaplayan bezemeler, muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır.

Yakutiye Medresesi’nin doğu duvarına bitişik inşa edilen kümbet, tuğladan yapılmıştır. Üzerinde üç penceresi bulunan yapı, külah ile örtülüdür. Avlunun sağ ve solunda karşılıklı beşik tonozlu altışar oda sıralanmıştır. Bunlardan sağ köşedeki odadan aynı zamanda minareye çıkılmaktadır. Güneydeki tonozun üzerinde ise bu medreseye vakfedilmiş altı köyün ismini içeren vakfiye, mermer üzerine sülüs yazı ile asılmıştır, iç içe geçmiş geometrik motifler ve çinilerle bezeli minare, kabartma kordonlarla hareketli bir görünüm kazanmıştır.

Köşelerde yer alan kalın gövdeli minarelerden biri çok önceden yıkılmış veya hiç yapılmamıştır. Bu minarenin kaidesi konik bir külahla kapatılmıştır. Öğrenci ve hocaların odaları sınıf ve derecelerine göre belirlenmiştir. Bu nedenle her odanın girişinde farklı bir işleme dikkat çekmektedir. 1995 yılında restore edilen medrese, günümüzde Türk İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Paylaşın

Erzurum: Üç Kümbetler

Üç Kümbetler; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Sultanmelik Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Üç Kümbetler, Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Üç kümbetten en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12’inci yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Diğer kümbetlerin kime ait oldukları bilinmezken bunlarında 14’üncü yüzyılda inşa edildikleri tahmin edilmektedir.

Kümbetlerin yanında bulunan kare şeklindeki küçük yapının ne olduğu konusunda ise farklı görüşler bulunmaktadır. Bunun da bir kümbet veya mescit olduğu belirtilmektedir. Üç kümbetler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1956 yılında onarılmıştır.

Emir Saltuk Kümbeti, kesme taştan yapılmıştır. Sekizgen gövdeli, yüksek kasnaklı ve üzeri kubbe ile konik karışımı basık bir külahla örtülüdür. İki renkli kesme taştan yapılan kümbetin üçgen alınlıklarında, yuvarlak kemerli, kasnak nişlerinde boğa, yılan, yarasa, kartal gibi hayvan kabartmaları bulunmaktadır.

Bu kabartmalar, Orta Asya Türk takvimlerinde yer alan burç figürlerini andırmaktadır. Nişlerden birinin içerisindeki boğa boynuzları arasında insan başı işlemesi dikkat çekmektedir. Emir Saltuk Kümbeti’nin sekiz cephesinin dört yüzünde birer çift pencere yer almaktadır. Kümbetin, kuzey yönünde bulunan giriş kapısının saçakları üzerinde geometrik bezeme ile çiçek ve hayvan figürleri görülmektedir.

Emir Saltuk Kümbeti’nin güneydoğusunda bulunan ikinci kümbetin alt kısmı, kare planlı ve on iki cephelidir. Bu kümbet gri renkte bir taştan yapılmıştır. Üstte bir küçük, altta ise bezemeli üç büyük penceresi bulunmaktadır. Bu kümbetin güney cephesindeki penceresi aynı zamanda mihrap görünümündedir.

İkinci kümbete 4 metre uzaklıktaki üçüncü kümbet yöresel keyek taşından yapılmıştır. Üçüncü kümbet, on iki cepheli ve dört pencerelidir. Kuzey yönünde giriş kapısı bulunan kümbetin, iç kısmında oldukça güzel bezenmiş mihrabı yer almaktadır. Kümbetin üzerini örten konik külahın kasnağında Emir Saltuk Kümbeti’ne benzeyen süslemelere yer verilmiştir.

Paylaşın

Erzurum: Çifte Minareli Medrese

Çifte Minareli Medrese; Erzurum’un Yakutiye İlçesi, Rabia Ana Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çifte Minareli Medrese Erzurum’un sembolü haline gelen bir Selçuklu eseridir. Genelde 13’üncü yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanları’ndan Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Yaklaşık 35×46 metre boyutlarında olan medrese iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler grubunun en önemli örneğidir.

26×10 metre ölçülerindeki avlusu, dört yönden revaklarla çevrilidir. Avlunun her iki tarafında öğrenci ve öğretmen odaları sıralanmaktadır. Medresenin zemin katında on dokuz, birinci katında ise on sekiz odası bulunmaktadır. Girişin batısındaki kare mekân, mescid olarak kullanılmıştır. Güneyde ana eyvanla birleşen, altında mumyalığı bulunan kümbet, Anadolu’da çağdaşları arasındaki en büyük türbe olma özelliğine sahiptir. Gövdesi on iki köşeli olan kümbet dıştan külah, içten kubbe ili örtülüdür. Saçağı, süsleme şerit ve silmelerle bezenmiştir.

Çifte Minareli Medrese’nin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesindeki derinliğin ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturmaktadır. Bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel ögeler kullanılmıştır. En çok palmet ve rumi motifleri kullanılırken, her ikisinin de birbiri ile uyumu dikkat çekmektedir. Taç kapının batı tarafına Orta Asya Türkleri’nin simgesi olan çift başlı kartal, ağzı açık iki yılan ve dilimli yapraktan oluşan hayat ağacı işlenmiştir. Doğu tarafında bulunan simetriğinde ise yaprak ve kartal işlemesi yer almamaktadır.

Taç kapının iki yanında yükselen sırlı tuğla ve tuğla ile örülü, motiflerle bezeli minareler göz kamaştırıcı bir estetik anlayışı sunmaktadır. Minareler, şerafelere kadar yapılmıştır. Minarelerde turkuaz rengiyle dikkat çeken panonun içinde Arapça “Allah” yazmaktadır. Osmanlı padişahlarından 4. Murad’ın emri ile bir süre “Tophane” olarak, daha sonra da “Kışla” olarak kullanılan medrese, 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi, günümüzde ise hem müze hem de resim sergi salonu olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Erzurum: Hacıbekir Kervansarayı

Hacıbekir Kervansarayı; Erzurum’un Aşkale İlçesi, Hacıbekir Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. KÖy ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kitabe bulunmadığından ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmeyen yapı XIII-XIV. yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Doğu ve batı duvarları beşer payanda ile takviye edilmiş kervansaray kuzeydoğu-güneybatı doğrultuda 42.05 x 22 m. ölçülerindedir.

Kışlık (kapalı) kervansaraylar grubunda yer alan yapı giriş kısmının sağ ve solunda yer alan yönetici odaları ile ikinci bir kapı ile girilen kapalı mekândan oluşmaktadır. Büyük kısmı yıkılmış mukarnas kavsaralı taçkapıdan giriş sağlanmaktadır.

Giriş önünde yıldız tonoz örtüsü tamamen yıkılmış bir dikdörtgen mekân, mekânın iki yanında, kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde, beşik tonoz örtülü iki hücre yer almaktadır. Sol kısımda yer alan odanın yanında dama çıkışı sağlayan taş merdivenler yer almaktadır.

İkinci kapı ile iki sıra halinde dizilmiş dörder ayağın kemerlerle birbirlerine bağlanmasıyla oluşturulmuş dikey üç sahından meydana gelen kapalı avluya ulaşılmaktadır. Beşik tonozla örtülü bu kısım bugün büyük ölçüde tahrip edilmiştir.

Kervansarayda tek bezeme taçkapıda ve kapalı kısma giriş kapısında yer almaktadır. Yapının tamamında farklı boyutlarda kesilmiş kesme taş malzeme kullanıldığı anlaşılmaktadır. 14.04.1978 tarihinde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Paylaşın

Erzincan: Abrenk Vank Kilisesi

Abrenk Vank Kilisesi; Erzincan’ın Tezcan İlçesi, Üçpınar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Üçpınar köyü yakınlarındaki Vank dağının güneydoğusunda, yüksekçe bir alan içerisinde; bir ana kilise , bir şapel , 2 adet dikili taş (haçkar) bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerinde 1854 tarihi yazılıdır.

Kilise ile birlikte bir şapel ve iki adet dikili taş bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekici olup, 12. yüzyıldan sonra Selçuklu Beyi Nasurettin dönemiyle tarihleşen kitabeleri taşırlar.

Paylaşın

Erzincan: Kötür Köprüsü

Kötür Köprüsü; Erzincan’ın Tercan İlçesine bağlı Akyurt Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Karasu Irmağı üzerindedir.

Köprü, hâlihazırda kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan bir kalıntıdan ibarettir. Mevcut izlere göre, takriben 180 metre uzunluğunda olduğu anlaşılan köprüden, geriye, kuzey-doğu ve güney-batı kanatlarındaki rıhtım-yolları kalabilmiş; ırmağı aşan gözler ve kemer ayakları bütünüyle ortadan kalkmıştır.

Bugün düşey dikdörgen prizmal kütleler halinde mevcut ayak dizilerinin, eski köprüye ait olmadığı ve 20. yüzyılda inşa edildikleri rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Yeni yol yapıldıktan sonra, eski köprü ayakları da kendi kaderine terkedilmiştir.

Köprünün inşa kitâbesi yoktur; özellikle, kuzey-batı kanadında ve nisbeten özgün kalabilmiş rıhtım-yol üzerindeki düzgün kesme taş işçiliğine bakılırsa, Selçuklu çağında ve 13. yüzyılda inşa edilmiş olması muhtemeldir.

Paylaşın

Erzincan: Nafız Paşa Hamamı

Nafız Paşa Hamamı; Erzincan’ın Merkez İlçesi, Beybağı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Nafız Paşa Hamamı, erkekler ve kadınlar olmak üzere iki bölümlüdür. Güney, kuzey doğrultusundaki hamamın kuzey kesiminde erkek bölümü bulunur. Bu bölüme kuzeybatı ve batıdan girilir.

Küçük bir soğukluktan sonra ana bölüme gelinir. Burası klasik şemada dört eyvanlı, dört halvetlidir. Kazan- Külhan bölümü doğudadır. Kadınlar bölümüne de batı ve güneybatı köşesinde girilir.

Şema erkekler bölümünün aynısıdır. Doğudaki Külhandan iki bölüme ortak su veriliyordu. Hamamın batısındaki bazı ilave kısımlar günümüze gelememiştir. Hamamın soğukluğunun girişinde iki kitabe bulunmaktadır.

Birinci kitabe, H.955, İkinci H.1081 tarihlidir. Bu kitabeler yapıyı oldukça eskiye götürmekte ise de, 19. yy başlarında yenilendiği ve Nafız Paşaya atfedildiği sanılmaktadır.

Paylaşın

Erzincan: Çadırcı Hamamı

Çadırcı Hamamı; Erzincan’ın Merkez İlçesi, Beybağı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Eski Erzincan’ da ayakta kalan en sağlam klasik Osmanlı yapılarından biri olan bu hamam, Şeyh Ahmed bin Mahmud tarafından 1548 yılında yaptırılmıştır.

Dört eyvanlı ve köşe hücreli bu yapıya doğu tarafında bulunan iki farklı kapıdan girilmektedir.

Soyunma, soğukluk ve sıcaklık bölümlerinden oluşan hamamın bu bölümleri pandantifli kubbelerle örtülüdür. Yapı günümüzde asıl fonksiyonunun dışında kullanılmaktadır.

Valilik koordinesinde Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresinin katkılarıyla yapılan  tarihi hamam restorasyonu yapılmasına rağmen faaliyete geçmemiş durumda.

Paylaşın