Muş: Mollakent Medresesi

Mollakent Medresesi; Muş’un Bulanık İlçesi, Mollakent Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Bir Selçuklu Eseridir. Ahlat taşından yapılmıştır. Şeyh İbrahim tarafından 1321’de yaptırılmıştır. İki büyük odası birde salonu vardır. Her odada üçer kitaplık penceresi bulunmaktadır.

Tarihi, mimarisi, eğitimi yönünden incelediğimiz Mollakent Medresesi, sosyal yönü ağır basan bir eğitim kurumudur. Medrese, hocalarının eserleri ve eğitim modeliyle asırlar boyu ayakta kalabilmiş bir kültürel mekândır. Birçok Seyda’yı yetiştiren medrese; bölgenin kültür merkezidir. Bu eğitim merkezi; bölgede örnek bir kurum olmuş, sosyal ve kültürel hayatın gelişmesine kaynaklık etmiştir.

Mollakent Medresesi, özverili eğitim ve öğretimi sayesinde bölgenin dini ve sosyal hayatına olumlu katkılarda bulunmuştur. Gerek çıkan kitaplar, gerek verilen dersler yoluyla tanınan medrese bölgede bazen 80-100 öğrenciye eğitim vererek kültürel ve ekonomik hayata büyük katkılar sunmuştur. Özellikle Kürt tarihi ve edebiyatına katkıları olan eserler medresede yazılmıştır. Köklü ve zengin bir tarihsel zemin üzerinde kurulmuş olan Mollakent Medresesi uzun yıllar Doğu Anadolu’da bir ilim ve kültür merkezi olma vasfını korumuştur.

Özellikle dini mekânlarına ibadet amacıyla gelen farklı aşiret ve etnik grupların etkileşimi önemli bir sosyolojik realite olarak belirmiştir. Günümüzde halen bu bağlar canlı bir şekilde devam ettiği gibi beldenin saklı tarihsel zenginliklerine yeni unsurlar katılmaktadır. Ayrıca bölge genelinde ortaya çıkardığı köklü medrese geleneği ile Mollakent Medresesi’nin popülerliğinin en önemli nişanesi, İslami ilimler alanında yetiştirdiği âlim ve talebelerdir

Paylaşın

Muş: Hanım (Hatun) Köprüsü

Hanım (Hatun) Köprüsü; Ulu Camii; Muş’un Malazgirt İlçesi, Aksungur Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 

Şeker Deresi üzerine inşa edilmiştir. Malazgirt-Muş güzergâhını birbirine bağlamaktadır. Tek gözlü, sivri kemerli köprüler plan tipinde değerlendirilebilir.

Doğu-Batı yönünde konumlandırılan köprünün tabliye uzunluğu 37.48 m, genişliği 6.61 m kemer gözü ise 9.02 m ölçülerindedir.

Kemer alınlığı, kademelendirilmiş iki sıra düzgün taş dizisiyle hareketlendirilmiştir. Tamamen düzgün kesme taş ile kaplanmıştır. Tarihi köprü sadece yay trafiğine açıktır. Herhangi bir süslemesi yoktur

Paylaşın

Muş: Abdurrahman Paşa Köprüsü

Abdurrahman Paşa Köprüsü; Muş-Varto karayolunun 44. km’sinde, Murat Nehrini besleyen Bingöl suyu üzerinde yer almaktadır. Herhangi bir kitabesi olmamakla birlikte Selçuklu dönemine tarihlenebileceği değerlendirilmiştir.

Ancak Abdurrahman Paşa Köprüsü, ismi nedeniyle Muş beylerinde Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmış olmalıdır. Belgelerde Abdurrahman Paşa’nın 2 Mart 1827 tarihinde Muş, Hınıs ve Malazgirt sancaklarına yönetici olarak atandığı anlaşılmaktadır.

18 Abdurrahman Paşa atandıktan hemen sonra merkezi hükümete isyan eden Selim Paşa ile bir mücadeleye girişmiştir. Birlikleriyle beraber Muş’ta asayişi sağladıktan sonra amcasının sığınmış olduğu Bitlis üzerine yürümüş ve Bitlis’i ele geçirmiştir. Selim Paşa tarafından zincire vurulan Bitlis hanı İbrahim Han oğlu Mehmet Han’ı ve Bitlis kethüdası Yusuf Paşa zade Ahmet Bey’i kurtarmıştır.

Bölgede düzeni sağladıktan bir süre sonra 30 Nisan 1828 tarihinde Çukur Nahiyesi Norşin Karyesi yakınında akrabası olan Yusuf Paşa zade Emin Bey’in düzenlediği bir suikast neticesinde hayatını kaybetmiş olduğu anlaşılmıştır. Mezarı da Bitlis’in Güroymak ilçesindedir. Bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda 1827-1828 yıllarına tarihlenebileceği değerlendirilmektedir.

Güneybatı-kuzeydoğu yönünde konumlandırılmış, üç gözlü bir köprüdür. Köprü tabliye uzunluğu 30 m, genişliği 4.40 m ve yüksekliği 6.50 m’dir. Günümüzde baraj suları altında kalacağından ulaşıma kapatılmıştır. Bu yüzden yerinde inceleme fırsatı olmamıştır.

Köprü dört ayak üzerine oturmaktadır. Yan ayaklar istinat duvarlarıyla iki yanlardan desteklenmekte olup 4.15 m. uzunluktadırlar. Yan ayaklar ile orta ayaklar arasındaki mesafe 4.60 m. dir. Orta ayaklar da 4.15 m. uzunlukta ve 2.20 m. genişliktedir. Memba yönlerinde, üst kısımları yarım piramidal külahla sonlanan, üçgen tabanlı selyaranlar bulunmaktadır.

Ayakların mansap yönlerinde ise topuklar yoktur. İki orta ayak arsındaki uzunluk 11.80 m. dir. Günümüze gelebilen orijinal bölümlerin yüksekliği ise 4.06 m. dir. Süslemesi bulunmayan yapının tüm yüzeyleri düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır. Taşlar, düzgün sıralar halinde yerleştirilmiştir”

Paylaşın

Muş: Muşet Kalesi

Muşet Kalesi; Muş’un Merkez İlçesi’nin güneyindeki Kızıl Ziyaret Dağı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Muş adı ile özdeşleşen kalenin, ilk yapımı Urartu’lara ait oluduğu tahmin edilmektedir. Ortaçağ kalesi görünümünde olan bü günkü yapısına sonra kavuşmuş olabilir.

Kale Horasan harcı ile yapılmıştır. Malzeme ve doku olarak Haspet kalesi ve Ahlat eski şehirdeki yıkık kale ile birbirinin aynıdır. Karakol olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Tarihi kaynaklara göre boylar arasında adı en son geçen Muşkan oymağı lideri adına yapılmıştır. Van tarihinde Hitit Devleti yıkıldıktan sonra yerini alan bir çok krallıklar arasında Muşkiler da sayılmaktadır.

Yine Şah Tahmasp 1530 da Muslu Kabilesine mensup Zülfikar’dan Bağdat’ı aldı şeklinde geçer. Muşkiler de kökü Urartulara dayanan oymaklardan biri olarak kabul edilmektedir.

Paylaşın

Muş: Tıkızlı Kalesi

Tıkızlı Kalesi; Muş’un Malazgirt İlçesi, Tıkızlı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Yapılan araştırmalar sonucunda kalenin Urartu’lara ait olduğu belirlenmiştir. Kale bir tepe üzerinde büyük taşların bir biri üzerine yığılması ile harçsız olarak yapılmıştır.

Kalıntıların bu günkü durumuna göre Kale’nin merkezi kısmı yaklaşık 25-30 x 30-35 metrelik bir alanı çevrelemektedir. İç kalenin 4 m. genişliğindeki kuzeydoğu ve kuzey sur duvarlarının yer yer 1,5-2 m yüksekliğe kadar korunabilmişliğine karşın dış sur duvarları bazı kısımlarda salt birkaç taş sırası halinde günümüze gelmiştir.

Tıkızlı Kalesinin sur duvarlarında izlediğimiz, A. Çilingiroğlu tarafından “Kilkilotik Yöntem” olarak adlandırılan benzer duvar örgüsüdür. Yazıtları nedeniyle Işpuini dönemine (İÖ. 830-810) tarihlenen Zivistan ile Menua’ın egemenliğinde (İÖ. 810-786) yapıldığı kabul edilebilir.

Paylaşın

Muş: Seyyid Ahmed (Hacı Gal) Türbesi

Seyyid Ahmed (Hacı Gal) Türbesi; Muş’un Merkez İlçesi, Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

1696 da Bağdat’ta doğmuştur. Evliyadandır 1710 yılında Bitlis’ten babası şeyh Fazıl Efendinin emri ile Muş halkının talebi üzerine Muş’a gelmiştir. 107 sene ömür sürmüştür. 7 defa yaya olarak Hacca gitmiştir. En son Hacca gidişi vefatından 1 sene evveldir. Bir çok büyük keramet göstermiştir.

Seyiddir, soyu Peygamberimizin evladı Hz. Hüseyin’e dayanır. Muş’un kale mahallesinde 1710 da bir kadiri tarikatı dergahı kurmuştur. Dergah halen varlığını devam ettirmektedir. 1803 te vefat etmiş olup, kabri halen Kale Mahallesindeki mezarlıktadır.

Ayrıca Kale Mahallesi mezarlığında 2 evliya mezarı daha vardır. Bunlar Durmuş Baba ve Derviş Ömer’dir. Bunlar hakkında hiçbir bilgi yoktur. Kale Bağlarının üstünde İslam fütuhatı sırasında şehit olan Müslüman savaşçıların defnedildiği Arap Mezarları ve Şeyh Leymon ismindeki bir evliyanın mezarı da bulunmaktadır. Bunlar hakkında da kesin bir bilgi yoktur.

Paylaşın

Muş: Şeyh İbrahim El-Çokreşi Türbesi

Şeyh İbrahim El-Çokreşi Türbesi; Muş’un Bulanık İlçesi, Mollakent Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Şeyh İbrahim Mevlevi tarikatına mensup olduğu rivayet edilmektedir. Çeşitli hastalıkları iyileştirdiğine inanılmaktadır.

Şeyh Ömer Sahubi’nin kendi rütbesi ile türbenin yanındaki mutfak, misafirhane ve genişçe avluyu sağlığında yaptığı rivayet edilmektedir. Türbe halk arasında Çilehane diye anılmaktadır. İnanca göre Sara ve hasta olanlar bu türbede bir gece kalırlar ise iyileşirler.

Seyda Şeyh İbrahim El-Çokreşi ,  Seyda Molla Abdurrahman ve Safiye Hanımdan 1846 veya 1848 yılında dünyaya gelmiş, 1881 yılında 33 veya 35 yaşında Çokreşi (Erenler) köyünde vefat etmiş ve burada defnedilmiştir.

 

Paylaşın

Muş: Şeyh Muhammed-i Mağribi Türbesi

Şeyh Muhammed-i Mağribi Türbesi; Muş’un Merkez İlçesi, Minare Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Türbeye, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Şeyh Muhammedi Mağribide İbrahim Samidi gibi Arap kökenli olduğu ve Ulu Cami yaptırdığı rivayet edilmektedir.

Mezar yerden 1,10 cm. yüksekliğinde ince bir duvarla son cemaat yerinden ayrılmıştır. Bu duvarın iç kısımları ise fayansla örülmüştür. Mezar taşlarında herhangi bir sanatsal süsleme bulunmamaktadır.

Halk arasında farklı rivayetler söylenilmektedir. Kimine göre psikolojik sorunu olanların gelip burada sağlığına kavuşup gittiği söylenilmektedir.

Paylaşın

Muş: İbrahim Samidi (Zemzemi) Türbesi

İbrahim Samidi (Zemzemi) Türbesi; Muş’un Merkez İlçesi, Minare Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Alaaddin Bey (Paşa) hamamının karşısındaki bahçededir. Arabistan’dan geldiği rivayet edilmektedir. Taş binanın altındadır, türbe dikdörtgen planlı arka arkaya iki odadan oluşmaktadır. 1. odanın girişi kuzeyden olup kıble duvarında bir mihrap mevcuttur mihrabın doğusunda sandukanın bulunduğu esas türbeye geçişi sağlayan kapı vardır.

Bu mezar ve türbeye ait moloz ve kesme taş yapı tam orijinal görünmektedir. Sandukanın içi küçük bir odacık şeklinde boş bir mekandır ve buraya sandukanın doğu batısında girilmektedir. Türbenin yapımı Selçuklu Türk mezar mimarisini hatırlatmaktadır. Akıtlarda görülen iç içe odalar ve bu odalardan birinde gömü yerinin bulunması bir benzerlik teşkil etmektedir.

Ayrıca kara mescit kısmı kümbetlerin üst kısmı, kümbetlerin mumyalı kısmını hatırlatmaktadır. Sanduka içerisindeki küçük odacık insanların bu mekanda bu mezar sahibinin ruhu ile irtibat kurmak amacını izhar anlamını taşımaktadır ki bu özelliği ile İslam öncesi inanışların izlerini taşıdığı kanaatini uyandırmıştır.

Bu türbede yöre insanları ruhi bozukluklara, çeşitli sıkıntılara ve sıtma hastalıklarına karşı şifa için dua etmektedirler. Hastalar haftanın Çarşamba günleri getirilerek bir müddet sanduka içerisindeki küçük odacıkta bekletildikten sonra alıp götürülmektedir. Bu işlem üç Çarşamba günü üst üste tekrarlandıktan sonra hastaların sağlıklarına kavuştuklarına inanılmaktadır.

Paylaşın

Muş: Kesik Baş Türbesi

Kesik Baş Türbesi; Muş’un Merkez İlçesi, Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Hacı Şeref Camisi’nin avlusundadır Hazireden günümüze cami duvarına bitişik 2 mezar kalmıştır. Bu mezarlarda yakın geçmişte onarılmıştır. Kesikbaş Haziresi caminin doğu duvarına bitişik dış cephede yer almaktadır.

Mezarların sanduka kısmı ve şahideleri mozaikli beton ile yenilenmiştir. Orijinal yapım malzemesi ve şahideleri kayıp olmuştur. Mevcut mezar yapısı dikdörtgen prizma konumunda yerden 80-120 cm yüksekliğinde, üzeri demir kafes ile çevrili dış cephesi Ahlat taşı ile kaplıdır.

Rivayete göre bu zat savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen kopan başını koltuğunun altına alarak savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek şehit olmuştur.

Paylaşın