Sakarya: Selman Dede Türbesi

Selman Dede Türbesi; Sakarya’nın Hendek İlçesi, Bayraktepe Mevkii sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine uzaklığı 42 kilometredir.

Türbeye, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. İlçe otogarından minibüslerle ulaşım mümkündür.

Çeşitli hastalıklar ve yağmur duası için gidilen türbeyle ilgili inanışa göre, oraya bırakılan suyun ertesi sabah bittiği söylenmektedir. Ayrıca bu suyla ak saçlı bir ihtiyarın ibadet ettiği rivayet edilmektedir. Bugün de ziyaret edilen türbenin çevresinde yılın belli bir günü, Selman Dede etkinlikleri (7 Temmuz) adı altında “hayır pilavı” dağıtılmaktadır.

Selman Dede Mesire Alanı

156 bin m²’lik alana sahip Selman Dede Mesire Alanı’nda, barbeküler, çeşmeler, piknik masaları, açık hava fitnessları,  5 km’lik  koşu ve yürüyüş yolu, hayvanat bahçesi, iki futbol, üç voleybol, üç basketbol sahası, yapay havuz, ve çocuk oyun grupları, bay-bayan WC mevcut. Mesire alanında ayrıca vatandaşların ibadetlerini yapabilecekleri camii de bulunmakta.

 

Paylaşın

Sakarya: Seyyid Karaman Baba Türbesi

Seyyid Karaman Baba Türbesi; Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Karaman Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Şehir merkezine uzaklığı 15 km.dir.

Karaman Baba, Anadolu’ya gelen, etraflarındaki inanlarla birlikte büyük kahramanlıklar ve kerametler gösteren “Horasan Erenleri”  ve “Alp Erenleri” arasındadır. Asıl adı “Can Baba”dır. Kara lakabı  ise, üstündeki kara elbise ve başındaki kara külahtan ötürü Hacı Bektaş Veli tarafından kendisine verilmiştir. Söylencelere göre, Can Baba, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi ziyarete giderken,  karalar giyinir, huzura öyle çıkar. Bir süre de orada kalır.

İlk olarak Hacı Bektaş Veli tarafından Doğu Anadolu yöresinde görevlendirilir. Karaman (Can) Baba, Tatarları, gösterdiği kerametlerle; fokur fokur kaynayan bir kazanın içine girmesi, keskin bir tas zehiri içmesi, yanan bir fırına girip yanmaması  gibi her seferinde sapa sağlam kalması vb. olağanüstü  olaylarla çevre insanları kendisine bağlar yola getirir,  Müslümanlaştırır.

Aslı ipek bir bez üzerine yazılmış olup,  daha sonra aynı ölçüde büyük kâğıtlara fotokopi edilen beratta yer alan bilgilere göre; Karaman Baba, XIII. yüzyılda önce Horasan’dan kalkıp Diyar-ı Rum’a (Anadolu’ya)  Erzincan’a gelir. Bir süre Erzincan’da kalan Karaman  Baba, önce Anadolu’nun Türk toprakları olmasında ve Müslümanlaşmasında önemli görevler üstlenip, kerametler gösterir. Doğu’da Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kendisine verilen görevleri tamamladıktan sonra ve Batı Anadolu’da  görevlendirilir.

İstanbul’un Fethi için Batı Anadolu’ya gelen Karaman Baba bugünkü Sakarya topraklarında yer  alan tekfurlarla savaşırken şehit olur. Bu hadiseden sonra yerli-yerleşik Türkmenler o mevkiiyi Karaman Baba Tepesi ve Ormanı olarak adlandırmışlardır.

Halk arasındaki söylencelere göre 10 metreyi aşan mezarına ayağının sığmadığı söylenmektedir. Aynı yüzyıllarda yaşamış olan ve I.Alaattin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun tarafından 1227-1228 yıllarında yaptırılan Eskişehir Seyitgazi’deki türbede yer alan “Seyyid Battal Gazi”ye ait olan sandukada yaklaşık 9 metre civarındadır. Bu döneme ait mezar ve  sandukalarında bu uzunluk genellikle benzer özellikler  taşımaktadır.

Karaman Baba Türbesi son çeyrek yüzyılda ziyarete ve Hıdırellezi kutlamaya gelenler tarafından yapılmış ve son dönemde de üzeri kapatılarak tam bir türbe haline dönüştürülmüştür. Uzun yıllar halk arasında bereketin artması yönelik olarak ve çocuğu olmayan kadınların ziyaret edip adak adadığı bir türbedir. Yörede Karaman Baba, Peygamber soyundan gelmesinden de dolayı “Seyyid Karaman Baba” olarak da anılmaktadır.

Paylaşın

Sakarya Köprüsü

Sakarya Köprüsü; Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Rüstemler Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

1937’de 93 bin liraya yapıldı. Dönemin Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya tarafından “Bizzat Atatürk’ün emriyle” yaptırıldığı ifade edilen “Sakarya Köprüsü”, 1936-37 tarihinde inşa edilmiştir 1934 Temmuzunda karayolu ile Bolu üzerinden Adapazarı’na gelirken, şimdi Kumköy yakınlarında bulunan ahşap Tavuklar Köprüsü’nden geçen Atatürk’ün, köprünün yetersizliğini görüp, “sağlam ve güvenli beton bir köprünün inşası” emrini vermiş olması olasıdır. 108.60 metre uzunluğunda, 4.80 metre genişliğindeki köprü 93.000 lira harcanarak tamamlanmıştır.

Betonarme Bowstrink tipinde inşa edilen, her biri 35 metre açıklığında üç ayağa sahip köprünün (2), 1970’lere kadar bölgede sıkça rastlanan su taşmalarına-baskınlarına karşı da fevkalade dayanıklı olduğu görülecektir. Köprüye; 1530 tarihli haritada varlığı görülen bitişiğindeki köyün adından dolayı “Trabzanlar Köprüsü” veya Adapazarı yönündeki semtin adından dolayı “Güneşler Köprüsü” denilmişse de, asıl yaygın olan isim “Sakarya Köprüsü”dür. Nitekim 2009 yılı itibarıyla günümüzde de “Eski Sakarya Köprüsü” adıyla anılmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Orman Park

Orman Park; Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Adnan Menderes Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Orman Park, şehir merkezine 2 kilometre mesafededir. Dişbudak ağaçları ile kaplı eşsiz alan, düzenlenerek “Orman Park” adı ile 11 Mart 2006 tarihinde hizmete açılmıştır.

Orman Park; modern mimarisi, samimi, doğal ve huzurlu ortamıyla her yaş grubunun buluşabileceği bir mekan olma özelliğini taşımaktadır.

Orman Park, Orman İşletmesi’nin Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis ettiği, şehrin girişinde yer alan 18 dönümlük arazi içerisinde 3250 m² kullanım alanı olan ve tamamen doğal bir mekan olma özelliği taşımaktadır.

Sulak arazide yetişen Dişbudak ağaçlarının bulunduğu bu doğal mekan; Türkiye’de ilk defa uygulanan yerden yükseltmeli ahşap üzerine kurulu bir tesistir.

70 araçlık otoparkı olan Orman Park’ta müşterilerine Restoran, Dört Mevsim Kafeterya, Sade Kahve ve Köy Kahvaltısı mekanları olmak üzere 4 birimle hizmet verilmektedir.

Paylaşın

Sakarya Müzesi (Atatürk Evi)

Sakarya Müzesi (Atatürk Evi); Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Semerciler Mahallesi, Sait Faik Sokak üzeride yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Müze binası, bahçesi ile birlikte bin 290 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. 1910-1915 yılları arasında dönemin Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından zemin katla birlikte üç katlı olarak yaptırılan konut, daha sonra Atatürk’ün yakın arkadaşı ve milletvekili Hasan Cavit Bey tarafından satın alınmıştır.

17 Haziran 1922 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi ile buluştuğu ve üç gün konakladıkları bu ev, 1967 yılında meydana gelen depremde büyük ölçüde hasar görmüştür. 1983 yılında sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen konut, Bakanlığımızca kamulaştırılıp, dış görünümü aslına uygun bir şekilde, içte ise tamamen değişikliğe uğratılarak betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir.

Sakarya Müzesi ilk defa 12Ocak 1989 tarihinde, İl Kültür Müdürlüğü bünyesinde büro hizmetlerine başlamış, 7 Mart 1989 tarihinde şimdiki yerine taşınmıştır. Müze, il sınırları içerisinde bulunan arkeolojik ve etnografik eserleri toplayarak yapılan teşhir düzenlemesi sonrasında, 21 Haziran 1993 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır.

Müzenin bahçesinde, Sakarya ili sınırları içinde bulunan Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar, mezar taşları, sunaklar, yazılı taşlar, ostotek, pişmiş toprak erzak küpü ve sütun kaideleri sergilenmektedir. Müzenin sergi salonunda tarih öncesi çağlar, Roma ve Bizans dönemlerine arkeolojik eserler ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait etnografik eserler sergilenmektedir.

Arkeolojik eserler arasında yassı el baltaları, pişmiş toprak kaplar, koku ve gözyaşı şişeleri, madeni ve cam eserler yer almaktadır. Etnografik eserler arasında Ulu Önder Atatürk’ün kullandığı eşyalar ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait ateşli ve kesici silahlar, bakır kaplar, mühürler ve el işlemeleri teşhir edilmektedir.

Paylaşın

Sakarya: Orhan Gazi Camii

Orhan Gazi Camii; Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Osmanlı Devleti Padişahı Orhan Bey zamanında Orhangazi’nin silah arkadaşı olan Konuralp’in Akyazı’yı ve Sakarya’nın iki tarafındaki küçük kaleleri zapt ettiği sırada ormanlık ve suluk olan bu yerlere bir miktar Türkmen iskân ederek şimdiki şehrin bulunduğu yerde bir köy kurulur ve bugün “Orhan Camisi” diye anılan caminin yerinde de Orhan Bey namına bir cami yaptırılır.

Sultan Hamid döneminin yüksek pencereli üslubuyla çatılı olarak yapılan cami, muhtemelen eski binasından daha büyüktür. Minarede üzerindeki 1316/1318 tarihi bu ikinci inşanın yılını göstermektedir.

Günümüzde yeni bir yapı olan cami; Adapazarı’nın daha köy olduğu dönemde “Orhan Gazi” adına yaptırılmış ve zamanla yıkılınca yerine yine aynı adı taşıyan “Orhan Cami”, 1893-1894 yıllarında Adapazarı’nda kaymakamlık yapan Nüzhet Paşa’nın girişimi ve halkın yardımlarıyla inşa edilmiştir.

Orhan Cami’nin çatısı ahşap olup, kiremit ile örtülüdür. Tek minaresi bulunmaktadır. 1967 depreminde yıkılan minare 1968 yılında “Akyazılı Ali Akyüz” adlı usta tarafından yeniden yapılsa da 1999 depreminden sonra minare yeniden restore edilmiştir.

Paylaşın

Sakarya: Kerem Ali Türbesi

Kerem Ali Türbesi; Sakarya’nın Handek İlçesinin güneyinde bulunan Keremali Dağı’nda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Kerem Ali Türbesi ile ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır: Anadolu’nun İslamlaşmasında büyük yararlılıklar gösteren yedi kardeş evliyadan dördü ölünce geriye kalan Kerem, Ali ve Hasan bir kayıkla bugünkü Keremali Tepesi’nin eteğine gelirler.

Kerem ile Ali kayıktan inmelerine rağmen, Hasan inmez. Diğerleri arkasından “Dur Hasan” diye bağırırlar, ancak Hasan durmaz ve suda kaybolup gider. O günden sonra buraya “Durhasan” denilir.

Sonrasında Kerem ile Ali savaşa savaşa yaralı bir halde tepeye kadar tırmanırlar ve tepede şehit olurlar. Onun için tepeye “Keremali Tepesi” denir. Bugün, çıktıkları yerlerdeki kan ve ayak izleri ile oturup ağladıkları yerler hâlâ bellidir. Rivayetlere göre savaşlarda Kerem Ali’nin Türbesi’nde top patladığına, Kıbrıs Savaşı’nda da bunu görenler olduğuna inanılmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Justinianus Köprüsü

Justinianus Köprüsü; Sakarya’nın Serdivan İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Şehir merkezine uzaklığı 8 kilometredir.

Sapanca Gölü’nün sularını Sakarya Nehri’ne boşaltan Çark Deresi (Melas Çayı) üzerinde yer alan Justinianus Köprüsü, Erken Bizans Dönemi’nin Anadolu’daki en görkemli anıtsal yapılarındandır.

Bizans İmparatoru Justinianus (527-565) tarafından MS 558-560 yıllarında yaptırılan bu taş köprü, 365 metre uzunluğunda, 9,85 metre genişliğinde olup toplam 12 kemerlidir. Köprünün batı ucunda tak izi, doğu ucunda apsisli yapı ve köprü ile ilgili tonozlu yapı kalıntıları bulunmaktadır. Önceleri Latince “pons” (köprü) denen köprünün kendine özgü başka bir adı yoktu.

Sonradan, “pons”un Latincede “köprü” demek olduğunu bilmeyen Rumlaşmış halk, bu sözcüğü bir özel ad olarak algılayıp köprüyü, “Pons Köprüsü” anlamında Pontogephyra diye anmaya başlamıştır. Daha sonraları, bu ad Pentegephyra’ya (Beş Köprü) dönüşmüşse de köprü şu veya bu biçimde beş parçalı olmadığı gibi, beş kemerli de değildir.

Paylaşın

Sakarya: II. Bayezıd Köprüsü

II. Bayezıd Köprüsü; Sakarya’nın Alifuatpaşa kazasını Geyve ilçesine bağlayan kısımda, Sakarya Nehri üzerinde yer almaktadır. Köprünün boyu 150 metre, genişliği 5,60 metre, korkulukların genişliği ise 35’er santimetredir.

Kitabesinde, “Bu köprü tarihte devir açan Fatih’in oğlu II. Bayezıd tarafından H. 901 (M. 1495) yılında yaptırılmıştır” ifadesi Türkçe olarak yer almaktadır. Köprünün Alifuatpaşa kısmında dokuz küçük kemer bulunmaktadır. Köprünün tam orta altında lahit biçiminde büyük ayak ve sağ yanında iki büyük kemer, ayağın diğer tarafında da büyük bir kemer bulunmaktadır.

İkinci Bayezıt’ın mimar ve mühendisi Fakir Abdullah tarafından tasarlanan on dört ayak üzerine kemerli kesme taş köprünün ayaklarından dördü Sakarya Nehri üzerindedir. Tarihi menzil yollarının üzerinde bulunan köprünün boyu 150 metre, genişliği 5,60 metre, korkulukların genişliği ise 35’er santimetredir. Böylece köprü dıştan dışa 6,30 metreyi bulmaktadır.

Korkulukların yüksekliği 1,05 metredir. Tamamı on dört gözlü olan köprünün kemerlerinden ikisi sonradan yıkılmış olup demir malzeme ile tamir edilmiştir. Diğer üç sivri kemer durmaktadır. Dokuz adet yuvarlak kemer kara tarafında olup küçük ebattadır. Ayakların menbâ yönünde üçgen, mansab yönünde beşgen selyaranları vardır. Günümüzde bir tek boşaltma gözü mevcuttur. Esas kitabe köprünün Geyve tarafında kalan mihrabın arka cephesindedir.

Geyve II. Bayezid Köprüsü tarih köşkünün bir önemi de 1495/96 (Hicri 901) yılını veren kitabenin çerçevesinde yer alan hatayi üslubundaki süslemedir. XV. yüzyılın sonunda belirli bir tarihte Türk süsleme sanatındaki tercihler ve yönelişler bu eserle sergilenmiştir. 0,10 metre genişliğindeki çerçeve kuşağında, rumili ve şakayık süslemeli kıvrımlı birer dalla verilen süsleme, şakayık süslemeli XV. yüzyılın ilk yarısındaki bir geleneği sürdürürken, genel görünüşü ile dönemin süsleme anlayışını yansıtır.

Cumhuriyet dönemi de ana köprünün altına çelik iskelet konarak köprü önceki yıllarda iki kez restore edilmiştir. Yine Bizans Dönemi’ne ait köprü kalıntıları II. Bayezıd Köprüsü’nün kuzey tarafındaki adacık içerisinde yıkılmış durumdaki köprü kalıntıları bugün de varlığını sürdürmektedir.

Paylaşın

Sakarya: Hasan Fehmi Paşa Camii

Hasan Fehmi Paşa Camii; Sakarya’nın Sapanca İlçesi, Mahmudiye Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Osmanlı Veziri Hasan Fehmi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yapı şekli taş-tuğla-ahşaptır ve içi çok güzel işlemelerle süslüdür. Cami girişindeki yeni Türkçe kitabede, “Hasan Fehmi Paşa Camii Y. Tarihi (1303) 1887” tarihi bulunmaktadır. Caminin içine dört basamaklı bir merdivenden girilmektedir. Bahçesinde de eski bir şadırvan bulunmaktadır. Caminin minaresi camii içinden yukarıya yükselmektedir.

Camii balkonlu olup, üste tek merdivenle çıkılmaktadır. Camiye ait kitabede şunlar yazılıdır: “Selamün aleyküm tıbtüm fedhüluhü halildîyn. (Zümer Süresi 73. Ayet) Selam (ve seamet) size! Tertemiz geldiniz! Artık ebedi kalmak üzere girin buraya” denilir. Yan cephesinde sol tarafta altta ve üstte ikişer kemerli pencere, sağ tarafında üç büyük kemerli pencere bulunmaktadır.

Caminin mihrap tarafındaki duvarında üstte iki büyük kemerli pencere yer almaktadır. Çatısı kiremit ile örtülü olup, ahşap saçakları bulunmaktadır. Caminin sahanlık kısmından, esas cemaat yerine geçerken, yine büyük bir kapı konmuş ve kapının her iki yanı demir kafeslerle örtülmüştür. Ayrıca orijinal bir avizesi bulunmaktadır. Cami içten kubbeli olup, orijinal süslemeleriyle ve bir büyük dört küçük orijinal avizesiyle dikkat çekmektedir.

Caminin içi tezyinat olarak oldukça zengindir. Yan duvarlardan kubbeye geçişte mukarnaslardan yararlanılmıştır. 17 Ağustos depreminde caminin kubbeye geçiş kısmındaki süslemelerde bozulmalar, ayrıca ve özellikle balkon kısmında, tavanda önemli hasarlar meydana gelerek, tavan süslemelerini bozmuştur. Caminin çoğu şeyi orijinal durumdadır. Caminin toplam arsa alanı 2.150m², iç alanı 250m²’dir. 1888 yılında ibadete açılmış olup, cami 500 kişiliktir.

Paylaşın