Samsun: Düzköy Camii

Düzköy Camii; Samsun’un 19 Mayıs İlçesi, Düzköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapı mezarlık içinde olup kare planlı ve iki katlıdır. Moloz taş ve tuğla malzeme ile inşa edilen yapının duvarları içten beton harçla sıvalıdır. Pencereler ve kapı çerçevelerinde kesme taş malzeme kullanılmıştır.

Camiye kemerli bir kapıyla girilmektedir. Kapının iki yanında başlığında rozet ve hayat ağacı motifi, kaidesinde ise silinmiş aslan figürü olan kare kaideli, bazı kısımları kırılmış birer adet sütun yer almaktadır.

Caminin öne çıkıntılı betonarme mihrabı vardır. Taşınmazın giriş kapısı üzerindeki tabeladan yapının 1980 yılında Camiye çevrildiği anlaşılmaktadır ancak kesin yapım tarihi bilinmemektedir.

 

Paylaşın

Samsun: 19 Mayıs Ahşap Camii

19 Mayıs Ahşap Camii; Samsun’un 19 Mayıs İlçesi, Yukarı Engiz Mahallesi, Fatih Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mimari açıdan yakın benzerlik gösteren diğer camiler gibi 17. y.y. ile 19. yy. tarihleri arasında yapıldığı düşünülmektedir. Cami, ahşap inşa tekniği kullanılarak tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır.

Mezarlık alanında bir bahçe içinde yer alan ve tek katlı olarak inşa edilen ahşap cami içten geniş ve aydınlık bir mekana sahiptir. Dıştan ahşap revak dizisiyle çevrili olan cami, büyük kalaslara oturmaktadır. Cami içten harap durumdadır.

Birbirlerine geçme tekniğiyle tutturulan camideki ahşap kalasların bir kısmı yerinden sökülerek kırılmıştır. Ahşap süslemesi olmayan cami, bölgede az sayıda olan örneklerden birini temsil eder. Yapıda nemin etkisiyle çürüyen ahşap malzeme yer yer yenilenmiş ve 2006 yılında onarılmıştır.

 

Paylaşın

Samsun: Fatma Çavuş Türbesi

Fatma Çavuş Türbesi; Samsun’un 19 Mayıs İlçesi, Dağköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Fatma Çavuş, Kurtuluş Savaşı yıllarında yörede bulunan tek Türk Köyü olan Dağköy’de bir avuç kadın yaşlı erkek ve çocuklarla mücadele vermişti.

‘Milli Mücadele’den sonra M. Kemal Atatürk tarafından Ankara’ya davet edilen Fatma Çavuş davete katılamamıştı. Vefat tarihi olan 1963 yılına kadar ‘Milli Bayramlar’da geçit merasimine at sırtında katılmıştır.

Fatma Çavuş, 1897 yılında Dağköyde doğdu. (Nüfus Kütüğündeki kayıtlarda 01.07.1900 olarak geçiyor)  Babasının adı Ali annesinin adı Selime’dir.

Hüseyin, Behiye, Elif ve Ahizar olmak üzere 5 kardeştirler. Eşi Hasan Bircan (1887) seferberliğe gidip bir daha dönmemiş, vefat tarihi kayıtlarda 23. 03. 1916 olarak yer almıştır.

Paylaşın

Samsun: Nebiyan Yaylası

Nebiyan Yaylası; Samsun’un 19 Mayıs İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Yaylaya ulaşmak için 19 Mayıs ilçe merkezinden tabelaları takip etmeniz yeterli olacaktır.‎

1224 metre rakımla yer alan Nebiyan Yaylası, yeşilin her tonunun, şelalelerinin ve temiz havanın ziyaretçileri karşıladığı bir doğa ‎güzelliğidir.

Nebiyan Yaylası, muhteşem doğa bitki örtüsüyle yaz kış doğa tutkunlarının sıklıkla gittiği mekanlar arasındadır. Kendinizi adeta doğanın hakimiyetine bırakacağınız muhteşem iklimiyle görülmesi gereken en güzel yaylalardandır.

Etrafı ormanlarla kaplı Nebiyan Yaylası, görüntüsü ve muhteşem doğasıyla mest ediyor. Yayla, hava sıcaklıklarının bunalttığı sıcak yaz günlerinde serinlemek, rahat bir nefes almak, doğa ile baş başa kalmak için birebirdir.

Nebiyan Yaylası, muhteşem görüntüsüyle gürültülü şehir ortamından kaçıp doğanın sesini dinlemek isteyenlere kucak açıyor. Yaylaya gitmeden önce tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanızı öneririz. Yöre halkı, oldukça sıcak ve samimidir. Size her türlü yardımda bulunacağından şüpheniz olmasın.

Paylaşın

Sakarya: Ali Fuat Paşa Kuva-i Milliye Müzesi

Ali Fuat Paşa Kuva-i Milliye Müzesi; Sakarya’nın Geyve İlçesi, Alifuatpaşa Kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır. 

1956 yılında tek katlı olarak inşa edilen yapı, uzun süre belediye binası olarak kullanılmıştır. 1983 yılında ikinci kat ilave edilen bina, Sakarya Valiliğinin sağladığı imkânlarla onarılarak özel müze haline dönüştürülmüş ve 30 Ekim 1989 tarihinde ziyarete açılmıştır.

İki kattan oluşan müze binasının birinci katı, Kuva-ı Milliye Müzesi olarak düzenlenmiş olup, bu katta bir ölüm kalım devri olan bu dönemin önemli şahsiyetleri ile olaylarına ait belgeler ve kitaplar sergilenmiştir.

Müzede sergilenen belgeler; Mondros Mütarekesinin imzalandığı 30 Ekim 1918 ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vatanın kaderini eline aldığı, 23 Nisan 1923 tarihleri arasında Kuvay-ı Milliye adı verilen devreyi kapsamaktadır. Binanın ikinci katında ise ilk Kuva-ı Milliye Genel Komutanı ve Garp Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy Paşa’dan kalan fotoğraf, belge, hatıra eşya ile O’na ait kişisel eşyalar teşhir edilmiştir.

Müze binasısın mülkiyeti Alifuat Paşa Belediyesi’ne ait olup, kullanım hakkı Sakarya İl Özel İdaresi Müdürlüğü’ne verilen bu özel müze, pazar günleri dışında ziyarete açıktır ve giriş ücreti alınmamaktadır. Alifuatpaşa-Geyve Kuva-i Milliye Özel Müzesi’nde 26 adet Etnografik Eser, 47 adet Arşiv Vesikası bulunmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Elvan Bey İmareti (Sinan Bey Zaviyesi)

Elvan Bey İmareti (Sinan Bey Zaviyesi); Sakarya’nın Arifiye İlçesi merkez yerleşim yeri sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Kare planlı yapının adı “Geyve Elvan Bey İmareti”dir ve Mevlana Celalettin Rumi’nin oğlu Sultan Veled’in kızı Mutahhara Hatun’dan doğan Çeşnigirbaşı (Aşçıbaşı) Paşacık Ağa’nın oğlu Elvan Bey (babası Sinan Bey Fatih Sultan Mehmed döneminde) tarafından 1450/1451 yılında yaptırılan hayır kuruluşlarındandır. Kimi kaynaklarda ise, bu yapıdan “Geyve Sinan Bey Zaviyesi” olarak söz etmektedir.

Zaviye, Başbakanlık Arşivi Genel Müdürlüğü, Maliyeden Müdevver ‘Bektaşi Zaviyeleri Defterinde [1827 tarihli Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Bektaşi Tekkelerinin tespiti yapılan defterde] askeri kalemde yazılı olan zaviyeler bölümünde Geyve kazasında “Sinan Baba Bektaşi Zaviyesi” olarak varak 96’da kayıtlıdır. Zaviye bir merkezi kubbe önünde daha küçük bir tavanlı çapraz tonozdan ve kubbeli iki yan kanattan meydana gelmektedir.

Minaresi yoktur. İlk onarımı Bostancıbaşı Mustafa Ağa tarafından 1696 yılında yapılmıştır. Aslında revaksız olan yapıya, 1746’da üç kemerli küçük bir revak eklenmiştir. Önceleri Belediye ambarı olarak kullanılan ve 1968 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılan yapı, halen Geyve İlçe Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Şeyh Müslihiddin Camii

Şeyh Müslihiddin Camii; Sakarya’nın Kaynarca İlçesi, Büyük Kaynarca Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Şehir merkezine uzaklığı 34 km.dir.

Nahiyeye adını veren bu caminin yapımı Âhi teşkilatından Şeyh Muslihiddin tarafından XIV. yüzyılda yapılmıştır. Şeyh Muslihiddin Camisi yapı olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, 1767 numaralı defterde yer alan H. 902 (M.1486) tarihli Vakfiyede, Hacı Kıssahan namı ile şöhret bulan Muslihiddin Mustafa Bin Cüneyd tarafından yapıldığı, vakfiyede bahsedilen yapılardan biri olduğu anlaşılmaktadır.

Bugün Şeyh Muslihiddin Camisi olarak isimlendirilen yapı, vakfiye ye göre zaviyeli bir camidir. H. 1236 (1820) tarihinde Kaymaslı Mehmed Ağa’ nın cami için yaptırdığı çeşmenin kitabesindeki bilgi, yapının XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde tamir edildiği anlaşılmaktadır. Muhtemelen yeni caminin, okulların, köy öğretmeninin ve imamının evlerinin bulunduğu alanlarla birlikte, köylünün tarım alanları Kıssahan El-Hac Muslihuddin Mustafa bin Cüneyt vakfına aittir.

Şeyh Muslihiddin Camii etrafında mezarlık (hazire), tarla ve dere bulunan bir arazi üzerinde yer almaktadır. Şeyh Müslihiddin Camii ampir motiflerle süslenmiş, kirişler arası kütüklerle doldurulmuş, kütüklerin üzeri ince ve muntazam tahtalarla kaplanmıştır. İçten ve dıştan tamamen ahşap olan caminin temelleri taştır. Kadınlar mahfili U şeklinde olup cami dikdörtgen planlıdır. Ön cephede ve sağ cephede olmak üzere iki kapısı bulunuyor. Cami eski bir mezarlığın içinde bulunmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Paşalar Kalesi

Paşalar Kalesi (Karaceyş Kalesi); Sakarya’nın Pamukova İlçesi, Paşalar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Şehir merkezine uzaklığı 60 km. olan Paşalar Kalesi’ne, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Paşalar Kalesi, Bizans döneminden kalma olup 1314 yılında Osman Gazi döneminde fethedilmiştir. Kalenin yapım tarihi kitabesi olmadığından tam olarak bilinmemektedir.

Geyve’den Mekece’ye kadar uzanan Pamukova ve Geyve ovalarını adeta kuşbakışı gören Paşalar Kalesinin yapım tekniği ve sur duvarlarında kullanılan geç Roma dönemi mezar stelleri ile mimari parçaların devşirme malzeme olarak kullanılmış olması Bizans dönemi yapısı olduğunu göstermektedir. Ayrıca; Paşalar Mahallesinde Karaca Ahmet Sultan Türbesi ve Camisi de bulunmaktadır.

Paylaşın

Sakarya: Seyifler Kalesi

Seyifler Kalesi; Sakarya’nın Ferizli İlçesi, Seyifler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Sakarya Nehrinin Çark Suyu ile yakınlaştığı noktada bulunan Kale kalıntılarının batı ve kuzey bölümündeki yarım daire şeklindeki iki burcu halen ayaktadır. Bizans döneminde yapılan Stratejik bir noktada, Karadeniz-Adapazarı yolu üzerinde olasılıkla Çarksuyu ve Sakarya Nehri üzerindeki köprülerin güvenliğini sağlamak amacıyla her iki akarsuya da çok yakın bir noktada kurulmuş yaklaşık 80 x 80 m. Boyutlarında küçük bir kaledir.

Çark suyunun Sakarya nehrine birleştiği yerde Seyifler kalesi. Harmantepe köyü kuzeyindeki Harmantepe kalesi, halen tamamen yıkılmış olan Poyrazlar köyü yanında ve Domuztepe ile Tersiye tepeleri üzerindeki kaleler, Kayalar Mahmudiye köyü doğusundaki kale Adliye köyü güneyindeki Adliye kalesi, Sapanca’nın Kurtköy kalesi. Geyve Boğazı’ndaki geçidi tutan Çobankale, Pamukova’ daki Pahalar kalesi ile Mekece kaleleri Sakarya boyuna dizilmiş bu cins hudut muhafaza kontrol kuleleridir.

Paylaşın

Sakarya: Uzun Çarşı

Uzun Çarşı; Sakarya’nın Adapazarı İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Adapazarı, üç kıtanın kavşak noktası olduğu kadar, üç ayrı imparatorluğun da mirasçısıdır: Nehre “kraliçe-tanrıçaları Sangaryus”un adını veren Bitinyalıların, Jüstinyanus Köprüsünü (halk arasındaki adıyla Beşköprü’yü) inşa ettiren ünlü II. Jüstinyanus’un Bizans’ın ve şehrin merkezindeki Orhan Camii ile sembolleşen Osmanlı’nın, başta Adapazarı-Karaağaçdibi’nde olmak üzere, Uzunçarşı ve şehrin muhtelif yerlerindeki tarihi binalar, bize Osmanlı, Rum ve Ermenilerinin mirasıdır.

Ovada kurulan Adapazarı merkezinin gelişimine baktığımızda en eski kurumlar-kuruluşlar ortalama 250-300 yılı geçmemektedir. Bu yönüyle Adapazarı, Tozlu Camii, Orta Camii, Ağa Camii ve Orhan Camii etrafında kümelenmiş çarşıları; çarşıların etrafına kümelenmiş mahalleleriyle, geç dönem bir Osmanlı şehridir. Osmanlı dönemi mimarisi olan Orta Camii 1752’de, Ağa Camii 1774’te, Sabihahanım Mektebinin kuruluşu 1810’da, ilk Tozlu Camii 1837’de kurulmuştur.

Çevre çarşılar kurulurken iki katlı ve sağlam olmasına da çok dikkat edilmiştir. Büyük depremlerde Uzunçarşı ve civarında ciddi bir yıkım olmamıştır. Kısaca birinci Adapazarı Orhan, Ağa, Tozlu ve Orta Camii etrafındaki çarşılarla çevresindeki 4-5 mahalleden iki katlı ahşap ağırlıklı bahçeli evlerle oluşmuştur. Uzunçarşı’nın ticaret merkezi olarak tercih nedeni; Adapazarı Kuzey-Güney yönünde bir ana aks etrafında gelişmesi ve Bulvar dediğimiz, bugünkü daha çok yeşil alan şeklindeki bant, eskiden boydan boya uzanan bir dere-bataklık olmasıdır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bu çukur bölge halkının emeği ile doldurulur. Her aile şu kadar araba toprak atacak veya beş lira para verecek diye karar alınır ve beş lira veremeyen çok aile -hemen herkes- toprak taşır ve düzlenen bölge park yapılıp çiçeklendirilir. Zaten ilk yerleşme, bu dere yatağının iki yanında olur. Yollar dere kenarında, dereye paralel oluşturulur. Ve böylece ana arter ortaya çıkar. Uzunçarşı ise, bu ana artere paralel bir doğrultuda bulvarın hemen devamında yer alır.

Adapazarı’na göç eden ilk muhacirler mallarını mülklerini satıp değerlendirecek ve paralarını yanlarında getirebilecek zamanı ve imkânı bulurlar. Daha sonra gelen göçmenler, pek sefil ve çaresiz biçimde gelebilirler. Göçmenlerin büyük bir bölümü öncü, girişken insanlardır. Bir yandan da gıda, giyim ve yakıt üzerine Uzunçarşı’da manifatura mağazası, Bulvar üzerinde bakkaliye ve gaz-benzin satış yerleri açmışlardır. Uzunçarşı’daki eski esnafın çoğu Bulgaristan, Bosna, Arnavutluk, Romanya muhacirleridir.

Daha eski zamanda ise, Ermeni ve Rumların çarşının ilk kurucularıdır. Atatürk’ün 1922 Adapazarı ziyaretinin ikinci gününde; 15 Haziran Perşembe günü Uzunçarşı’yı boydan boya dolaşır ve Adapazarı eşrafıyla görüşmeler yapar. Çarşıyı gezer ve Hanaltı’nda Acem İsmail Efendi’nin dükkânında kahve içer, etrafını saran hayranlarının elini sıkar, muhtelif mağaza ve dükkânlara uğrayarak herkesten kendi sanatlarına dair izahat alır, Başkumandanın halk arasındaki tabii davranışları, alçak gönüllü hareketleri son derece iyi etki yapar.

1999 Depremi’nde ilginçtir; şehrin iki asırlık tarihinde “asıl merkez” durumundaki Uzunçarşı, Aynalıkavak Çarşısı, Ayakkabıcılar İçi, Kömürpazarı, Soğanpazarı gibi beldeye “ruh veren mekânlar” dimdik ayakta kalır; son çeyrek asırda “ikinci merkez” olmuş Çark, Kirtetepe, Bosna caddeleri gibi “Çağdaş mekânlar” yerle bir olur. 1991 yılında Adapazarı Belediyesi tarafından Uzunçarşı’ya 87.000 m3 beton atılır. 1992 yılında ise Uzunçarşı’nın yenilenir ve altyapısına ilaveten, üzeri ışık geçirgen elyaflı çatı örtüsü ile kapatılarak hizmete sunulur.

Paylaşın