Öcalan’ın Açıklamalarına MHP’den “Pozitif Bir Yaklaşım” Yorumu

DEM Parti heyetinin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeyi ve görüşmenin ardından yapılan açıklamayı değerlendiren MHP’li Mevlüt Karakaya, “Bu çağrıya pozitif bir yaklaşım içerisinde olduklarını kendileri ifade ediyorlar. Sayın Genel Başkan’ımızın değerlendirmesini beklememiz en doğrusu olacaktır” dedi.

DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin ardından yaptıkları açıklama ile ilgili ilk açıklama MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya’dan geldi.

Kanal 7 yayınında yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaşan Karakaya şunları söyledi: “Sayın Genel Başkan’ımızın Meclis’in açılış günündeki DEM Partililerle olan teması ve arkasından yapılan grup toplantılarında yaptığı çağrılar bu süreci hızlandırdı. Kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılması mümkün oldu.

Bu çağrının bir devlet politikası şeklinde devam etmesi bu süreci bugünkü aşamaya getirdi. Sabah açıklama yapıldı. Konu çok taze. Bu konu ile ilgili süreçte önemli bir rolü olan Sn. Genel Başkan’ımızın bir değerlendirmesi olacaktır. Bu çağrıya pozitif bir yaklaşım içerisinde olduklarını kendileri ifade ediyorlar. Sayın Genel Başkan’ımızın değerlendirmesini beklememiz en doğrusu olacaktır.”

Ne olmuştu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim’de partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” ifadelerine yer vermişti.

Bahçeli, bu açıklamasından kısa bir süre sonra ise DEM Parti heyetine İmralı’ya gitmesi için izin verilmesi çağrısı yapmıştı. Çağrının ardından gözler Adalet Bakanlığı’na çevrilmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz  Tunç, geçen günlerde DEM Parti’den İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan’ın, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etmelerine izin verildiğini belirtti.

28 Aralık’ta gerçekleşen görüşmenin ardından yapılan DEM Parti’nin açıklamasına göre Öcalan şunları söyledi: “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim. Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.”

Paylaşın

Abdullah Öcalan’dan “Barış” Mesajı

DEM Parti tarafından paylaşılan Abdullah Öcalan’ın açıklamasında, “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamada, “Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır” denildi.

“Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” denildi.

İmralı Adası’nda tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere Cumartesi günü adaya giden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet Pazar sabah saatlerinde bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile 28 Aralık 2024 tarihinde kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Kendisinin sağlığı iyi, morali oldukça yüksekti. Kürt sorununa kalıcı çözüm bulmaya yönelik yaptığı değerlendirmeler hayati önemdeydi.

Ortadoğu ve Türkiye’de yaşanan son gelişmelerin değerlendirildiği görüşmede Sayın Öcalan, dayatılan karanlık gelecek senaryolarına karşı pozitif çözüm önerilerini sunmuştur.

Düşünceleri ve yaklaşımının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir: Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır.

Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır.

Gazze ve Suriye’de yaşanan hadiseler göstermiştir ki, dışarıdan müdahalelerle kangrenleştirilmeye çalışılan bu sorunun çözümü artık ertelenemez bir hal almıştır. Bunun ciddiyetiyle doğru orantılı bir çalışmayı başarıya ulaştırmak için muhalefetin de katkı ve önerileri değerlidir.

Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim. Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.

Bütün bu çabalarımız, ülkeyi hak ettiği düzeye taşıyacak ve aynı zamanda demokratik bir dönüşüm için de çok kıymetli bir kılavuz olacaktır. Devir Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir.”

Paylaşın

DEM Parti Heyeti İmralı’da Abdullah Öcalan İle Görüştü

Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’dan oluşan DEM Parti heyeti, İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaklaşık 5 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Buldan ve Önder’in bir açıklama yapacağı ifade ediliyor.

Haber Merkezi / DEM Parti’den konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan heyetimiz bugün İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşme sona ermiş ve heyetimiz geri dönmüştür. Bu görüşmenin içeriği hakkındaki bilgileri ve değerlendirmeleri heyetimiz ilerleyen saatlerde basın ve kamuoyuyla paylaşacaktır” denildi.

DEM Parti’den görüşmenin detayları ile ilgili yeni bir açıklama geldi. Açıklamada “İmralı’ya giden heyetimizin açıklaması yarına kaldı, açıklamanın yazılı olmasını bekliyoruz” ifadesi kullanıldı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 26 Kasım’daki grup toplantısındaki konuşmasının hemen ardından DEM Parti’nin Abdullah Öcalan ile görüşmek için yaptığı başvuruya, 31 gün sonra yanıt verilmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, görüşme sürecine ilişkin önceki gün yaptığı açıklamada, hava şartlarının uygun olması durumunda görüşmenin 28 Aralık veya pazar günü gerçekleştirileceğini ifade etmişti. Tunç, “DEM Parti’nin talebine olumlu yanıt verdik. Görüşmeye Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan katılacak” açıklamasını yapmıştı.

DEM Parti heyetinin İmralı’ya gitmesiyle Kürt siyasi hareketi yaklaşık 9 yıl sonra Abdullah Öcalan’ı parti olarak ilk kez ziyaret etmiş oldu. Nisan 2015’ten sonra siyasetçilerin adaya gitmesine izin verilmemişti.

Abdullah Öcalan, 43 ayın ardından yeğeni ve DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile görüşmüştü.

Paylaşın

Erdoğan’dan “İkinci Nas Dönemi” Mesajı: Faiz İnecek Ki Enflasyon Da İnsin

Partisinin Bursa İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Para politikasının yanı sıra uhdemizdeki diğer araçları da devreye alarak inşallah enflasyonu olması gereken seviyeye indireceğiz. Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Bu, bizim olmazsa olmazımız” dedi ve ekledi:

“(Asgari ücret) İşveren daha fala vermek istiyorsa versin. Biz tabanı belirliyoruz. Elini tutan yok. Şayet enflasyon oranında çok ciddi bir sapma olursa tabii ki biz de buna kayıtsız kalmaz, gerekli değerlendirmeleri yaparız. İstihdamda bir kayıp gerileme yaşanmasını arzu etmiyoruz.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bölgemizde ve dünyada olağanüstü bir gelişme olmazsa 2025 enflasyon hedefini tutturacağımızdan hiç şüphe duymuyoruz. Enflasyonu düşürerek milletimizin tamamını rahatlatacak şekilde alım gücünü artırmayı, refah seviyesini, fiyatları stabil tutarak yükseltmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bursa Anadolu coğrafyası gibi gönlü geniş bir şehirdir. Bursa’da Balkan, Kafkas şehirlerinden kardeşlerimiz var. Bursa’da kardeşlerimiz huzur içinde güven içinde yaşıyor. Bursa Halep’in, Humus’un da kardeşidir. Şam’ın da kardeşidir. Rabbim Bursa’yı ve Bursalı kardeşlerimizi korusun.

Gençler maşallah bugün çok coşkulu. Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Şehre geldiğimiz andan itibaren bizleri bağrına basan Bursalılara şükranlarımı sunuyorum. İl kongremizin hayırlar getirmesini diliyorum. AK Parti kuruluşundan itibaren sadece bi erdemliler hareketi olarak değil bir vefa çınarı olarak da temayüz etmiştir.

Görev alsın veya almasın bu çatı altında beraber yol yürüdüğümüz tüm kardeşlerimizi yol ve dava arkadaşlarımız olarak gördük. Önümüzdeki dönemde de çizgimizi koruyacağız.

Yeni isimlerle kadrolarımızı güçlendirirken, yokluk zamanda partimiz için ayakkabısı çamurlanmış, varını yoğunu seferber edenleri hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu partiyi bugünlere taşıyanlar o fedakarlık abideleridir. Küsenin kapısını biz gidip çalacağız. Partimizi Bursa’da her alanda hak ettiği yere tekrar taşımak için ne gerekiyorsa tekrar biz yapacağız. Roman kardeşlerimiz; evde oturan ölür, diyor. Bizim de yapmamı gereken işte budur. Evde veya il ilçe binasında oturmayacağız, sürekli sahada olacağı. Gayretleriniz için, samimi çabalarınız için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum.

Bursa doğal güzellikleriyle herkesi kendine meftun eden bir şehirdir. Bursa’mızın iş çevreleriyle bir araya geleceğiz. Bursa sanayisi yurt dışında da göğsümüzü kabartıyor. Bursa’yı her alanda geliştirdik, destekledik.

Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte belirsizlikler daha da arttı. Hayat pahalılığı Bursa’mızı da etkilemiştir. Sabit gelirli vatandaşlarımız bu sıkıntılarla daha çok karşılaştılar. Hiçbir insanımızın serzenişine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Yaşanan her sıkıntının, zorluğun farkındayız. Bizim siyasetimiz hizmet ve eser siyasetidir. Millete karşı dürüst olma, şeffaf olma siyasetidir.

Sırf günü kurtarmak için verilen sonra unutulan sözler siyasete zarar verdi. Hesap kitap yapmadan bol keseden vaat verenler arkalarında hasar bıraktılar. Kendimiz bedel ödesek dahil ülkeye bedel ödettirmeyeceğiz dedik. Siyaset kurumuna güveni yeniden biz tesis ettik.

Ulaştırmada, konutta, enerjide, tarımda, savunma sanayinde Türkiye tarihinin en büyük şahlanışını bizimle yaşadı. Artık dünyada itibarı artan bir Türkiye var. Tüm bu söylediklerimi ve çok daha fazlasını yere sağlam basarak yaptık. Şahsi çıkarlarımız değil, 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’nin menfaatini düşünüyoruz.

Ekonomi programımızın temel gayesi milletimizin kur ve enflasyon dengesizliği sebebiyle maruz kaldığı refah kaybını en kısa sürede telafi etmektir. Uyguladığımız programın önceliği enflasyonu düşürmektir. Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de enflasyon tüm kötülüklerin anası konumundadır. Fahiş fiyatlı ürünleri boykot edin. Satılmayan, alıcısı olmayan ürünün kıymeti olmaz.

“Faiz inecek ki enflasyon da insin”

Para politikasının yanı sıra uhdemizdeki diğer araçları da devreye alarak inşallah enflasyonu olması gereken seviyeye indireceğiz. Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Bu, bizim olmazsa olmazımız.

(Asgari ücret) İşveren daha fala vermek istiyorsa versin. Biz tabanı belirliyoruz. Elini tutan yok. Şayet enflasyon oranında çok ciddi bir sapma olursa tabii ki biz de buna kayıtsız kalmaz, gerekli değerlendirmeleri yaparız. İstihdamda bir kayıp gerileme yaşanmasını arzu etmiyoruz.

Bölgemizde ve dünyada olağanüstü bir gelişme olmazsa 2025 enflasyon hedefini tutturacağımızdan hiç şüphe duymuyoruz. Enflasyonu düşürerek milletimizin tamamını rahatlatacak şekilde alım gücünü artırmayı, refah seviyesini, fiyatları stabil tutarak yükseltmek istiyoruz.”

Paylaşın

RTÜK, 2024 Yılında Muhalif Yayıncıları “Silkeledi”

RTÜK üyesi İlhan Taşcı, “Cumhurbaşkanının CHP’li belediyelere yönelik bakanlara verdiği ‘silkeleyin’ talimatından vazife çıkaran RTÜK Başkanı da 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi” dedi.

İlhan Taşcı, ”RTÜK Başkanı yetkisini kötüye kullanarak, tamamen iktidarın bakış açısı ve çıkarı doğrultusunda hareket ederek kurul gündemini belirliyor. Arkasına aldığı iktidar gücüyle arenaya çıkmış bir gladyatör gibi elindeki kılıcı, beğenmediği yayıncıların soluğunu kesmek için sallayıp duruyor. 2024 yılındaki tablo gösteriyor ki, eleştirel yayınları karartma, kapatma, program durdurma, para cezasıyla yıldırma baskısı maalesef gelecek yıl da sürecek” ifadelerini kullandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşcı, RTÜK’ün 2024 yılı ”karnesini” paylaştı. Taşcı’nın hazırladığı rapora göre, RTÜK 1 Ocak – 31 Aralık 2024 tarihleri arasında iktidarı eleştiren yayınlara yer veren kanallara, iktidara yakın yayınlara oranla 10 kat ceza verdi. Taşcı, “Basın özgürlüğünün önündeki en büyük engele dönüşen RTÜK, eleştirel yayıncıların nefesini kesmekle yetinmeyip; muhalif kanallara yandaşlara göre tam 10 kat ceza keserek, eleştirel yayıncıları ekonomik olarak resmen silkeledi” değerlendirmesini yaptı.

Raporunda, RTÜK’ün uyguladığı ceza oranlarına da yer veren Taşcı, RTÜK bir yıl içerisinde iktidara yakınlığıyla bilinen kanallara yalnızca 4 idari para cezası uyguladığını söyledi. Cezaların kanallara dağılımının Beyaz TV’ye 1, TGRT Haber’e 1, Akit TV’ye 1 ve ATV’ye 1 olmak üzere toplam 4 yaptırım şeklinde olduğunu söyleyen Taşcı, verilen kararlar uyarınca bu yayıncıların ödemesi gereken tutarın 18 milyon 450 bin lira olduğunu, bu tutarın en büyük bölümü olan 18 milyon lirayı ATV’nin ödeyeceğini belirtti.

Buna karşın, Now (eski adı Fox) TV’ye 10, TELE 1’e 9, Flash Haber’e 9, Sözcü TV’ye 6, Halk TV’ye 5, Açık Radyo’ya 3 yaptırım olmak üzere toplam 42 ceza kesildi. RTÜK’ün verdiği bu kararlar karşılığında yayıncıların ödemesi gereken ceza tutarı ise 63 milyon 50 bin liraya ulaştı. Eleştirel yayıncılara, iktidara yakın olanlara göre, 10 kat yaptırım uygulanırken, ödenecek ceza tutarı da 3,5 kat olarak gerçekleşti.

CHP kontenjanından RTÜK üyeliğine seçilen İlhan Taşcı, ”Bu sonuçlar gösteriyor ki, ‘Cumhurbaşkanının talimatını emir telaki ederim’ diyen RTÜK Başkanı, kendince 2024 yılında görevini yerine getirdi. Gören de kendisinin bu göreve yayıncıların sesini kısmak, ekranlarını karartmak, radyoların yayın hayatına son vermek için seçildiğini sanır” değerlendirmesini yaptı.

“RTÜK Başkanı 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi”

”Eleştirel yayıncılarla, yandaşlar arasındaki 10 katlık ceza farkının RTÜK Yasası ya da yayın ilkeleriyle değerlendirilemeyeceğini” vurgulayan Taşcı, şunları söyledi: ”Aradaki bu 10 katlık fark iktidarın eleştirel yayıncılara bakışı, seslerini kısmaya yönelik adımları, basın özgürlüğüne karşı nasıl bir bakış geliştirdikleri biçiminde okumak gerekir. Cumhurbaşkanının CHP’li belediyelere yönelik bakanlara verdiği ‘silkeleyin’ talimatından vazife çıkaran RTÜK Başkanı da 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi.”

Taşcı’nın raporunda yer verdiği bilgilere göre, RTÜK 2024 yılında 6 uyarı, 4 katalogdan çıkarma, 5 program durdurma, 5 geçici yayın durdurma kararı verildi. Aynı dönemde 7 lisans iptal edildi. Rapora göre, RTÜK 2024 yılında internet ortamında 78 içeriğin çıkarılması ve/veya erişiminin engellenmesine karar verdi.

Açık Radyo’nun teknik bir aksaklık ve bilgi eksikliği nedeniyle ortaya çıkan durumu RTÜK Başkanı’nın kendisi açısından bir fırsat olarak değerlendirip 30 yıllık radyonun yayın hayatına son verdiğini hatırlatan Taşcı, şu değerlendirmeyi yaptı:

”RTÜK’ün yasal varlık nedeni sektörde rekabet koşullarını sağlamak, ifade özgürlüğünün önüne açmakken, uygulamada basın özgürlüğünün önündeki en büyük takoz olarak karşımıza RTÜK çıkıyor. Düşünce ve ifadenin yayılmasını, duyulmasını engelleyen bir yapı. Bu yapının ivedilikle revize edilmesi, çağın koşullarına uygun olarak yasasının nesnel hale getirilmesi, eğilip bükülmesine izin verilmemesi bir zorunluluktur. İktidarın ve RTÜK Başkanının hayali, çok kanallı ama tek sesli bir Türkiye.”

Üst Kurul gündemini belirleme yetkisinin yasayla RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e ait olduğuna işaret eden İlhan Taşcı, ”RTÜK Başkanı yetkisini kötüye kullanarak, tamamen iktidarın bakış açısı ve çıkarı doğrultusunda hareket ederek kurul gündemini belirliyor. Arkasına aldığı iktidar gücüyle arenaya çıkmış bir gladyatör gibi elindeki kılıcı, beğenmediği yayıncıların soluğunu kesmek için sallayıp duruyor. 2024 yılındaki tablo gösteriyor ki, eleştirel yayınları karartma, kapatma, program durdurma, para cezasıyla yıldırma baskısı maalesef gelecek yıl da sürecek” diye konuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bakırhan: Katliamlar Ve Faili Meçhullerle Kürt Sorununu Çözemezsiniz

“Roboski Katliamı” anma etkinliğinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “100 yıldır, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de birçok toplumsal kesime katliamlar yaptınız. Suruç’ta, Maraş’ta, 10 Ekim’de, Çorum’da, Sivas’ta oldu. Roboksi’de oldu. Katliamlar ve faili meçhullerle bu sorunları çözemezsiniz, çözemediniz” dedi.

Haber Merkezi / DEM Partili Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Tuncer Bakırhan, “Biz burada şu anda konuşurken; heyetimiz şu anda İmralı adasında Sayın Abdullah Öcalan ile görüşüyor. Önemsiyoruz, önemlidir. Sayın Öcalan ile görüşülmelidir. İmralı’nın kapısındaki kilit açılmalıdır.  Ama biraz samimi, biraz dürüst olun. İmralı görüşmeleri umarım yeni yılda yeni bir dönem açar” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Roboski Katliamı’ nın 13. yılında düzenlenen anma etkinliğinde konuştu. Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

Serê dayikên me sax be serê gelê me sax be. Em Roboski ji bîr nakin. Nadin ji birbîkin. Heya suçdar ceza bistînin emê vê dozê bişopîn in. Değerli kurum ve siyasi parti temsilcileri, hepiniz hoş geldiniz. Roboski yüreğimizde kanayan yaradır. Failleri bellidir. Failleri yargılanıncaya kadar da bu kanayan yara devam edecek. Bu yarayı unutturamayacaklar. Roboski’yi Ankara’nın karanlık dehlizlerinde yok sayanları ve görmeyenleri, Roboski’nin gereğini yapmayanları buradan uyarıyoruz: 100 yıldır, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de birçok toplumsal kesime katliamlar yaptınız. Suruç’ta, Maraş’ta, 10 Ekim’de, Çorum’da, Sivas’ta oldu. Roboksi’de oldu. Katliamlar ve faili meçhullerle bu sorunları çözemezsiniz, çözemediniz.

Bu kalekollarla Kürt meselesini çözemediniz, çözemezsiniz. Kürtler bu topraklarda bin yıllardır yaşıyorlar. İnsanca yaşamak istiyorlar; kendi kimlikleri, dilleri ve inançlarıyla eşit yurttaş olarak yaşamak istiyorlar. Bu gerçeği artık görün. Katliamlarla Kürtleri davasından, inancından, dilinden vazgeçiremezsiniz. Annelerimiz 13 yıldır dinmeyen bir öfkeyle, bitmeyen bir acıyla çocuklarını ve kardeşlerini burada anıyor, davalarını takip ediyor. Siz yok sayınca Roboski bitmiyor. Siz, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bir cinayet ve katliam olmadığını söylüyorsunuz ama burada bunlar geçersiz.

Bu katliam var. Bu katliamın failleri bellidir. Failler bir an önce yargılanmalı, yargı karşısına çıkarılmalıdır. Roboski, Kürt sorunudur; Roboski çözülmeden, failler yargılanmadan Kürt meselesi çözülmez. Biz burada konuşurken, heyetimiz şu anda İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile görüşüyor. Önemsiyoruz, önemlidir. Sayın Öcalan ile görüşülmelidir. İmralı’nın kapısındaki kilit açılmalıdır. Ama biraz samimi olun, dürüst olun. İmralı görüşmeleri, umarım ki yeni yılda yeni bir dönem açar. Başta Roboski olmak üzere tüm bu katliamlarla yüzleşileceği bir yıl olur. Umarım ki İmralı’daki tartışmalar, Kürt meselesinin demokratik yollarla demokratik bir zeminde çözülmesini sağlar.

Umarım ki Roboskili annelerin hak ve adalet arayışları yeni yılda karşılığını bulur. 40 yıldır bu meseleyi diyalog ve müzakereyle çözün diyoruz. Roboski’de gençlerimizi katlederek çözemezsiniz dedik. Eğer yeni bir dönem olacaksa, başta Roboski olmak üzere bu katliamların faillerinin açığa çıkarılması, bu katliamlarla yüzleşilmesi, bu katliamları işleyenlerin yargı karşısında gereken cezayı alması gerekiyor. Aski halde bu kaos, bu kriz; Kürt’ü yok sayan ama Kürt’ün “Varım” dediği bitmeyen bu mücadele devam edecektir.

Sınırın ötesinde Kürt kardeşlerimiz oturuyor. Rojava’da Kürtler var. Oraya attığınız her bomba Roboski annelerinin yüreğini paramparça ediyor, yüreklerinde çocuklarının bıraktığı acının aynısını yaratıyor. Türkiye’de Kürt meselesinin, Suriye’de, Rojava’da Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüldüğü; Türkiye’nin Kürtlerin statüsüne müdahale etmediği, Kürtleri kardeş ve eşit gördüğü bir süreci umarım birlikte yaşarız.

“Mücadelemizi devam ettireceğiz”

Değerli anneler, size söz veriyoruz: Onlar çeşitli prosedürleri gerekçe gösterip bu davayı yok saysa da biz bu davanın takipçisi olacağız. Bakın, burada siyasi parti temsilcileri, Meclis Başkanvekili Levent Bey, bu meseleyi yazıp takip eden demokratik kamuoyu, emek-meslek örgütleri, sendikalar var. Yalnız değilsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar, Aleviler, demokratik kamuoyu sizinle birliktedir.

Hak yerini buluncaya kadar, failler cezalandırılıncaya kadar, bu katliamlarla bu devlet yüzleşinceye kadar mücadele edeceğiz, yanınızda duracağız. Birlikte Türkiye’yi demokratik ve aydınlık, Kürtlerin eşit yurttaş olduğu bir zemine taşımak için mücadelemizi devam ettireceğiz. Sizinleyiz, acınızı paylaşıyoruz. Bu mesele çözülünceye kadar da bu acıyı yüreğimizde taşıyacağız. Tekrar annelerimize, Roboski ailelerine başsağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.”

Paylaşın

DEVA Partisi: Vatandaşlar Açlığa Ve Yoksulluğa Mahkum Edildi

DEVA Partisi Milletvekili Hasan Karal, 2025 yılı için belirlenen 22 bin 104 liralık asgari ücretin, açlık sınırının altında kaldığını ifade etti. Karal, iktidarın vatandaşları açlığa ve yoksulluğa mahkum ettiğini söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2024 yılı Gelir Dağılımı İstatistiklerini değerlendirdi.

TÜİK’in verilerine göre, en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin toplam gelirin yüzde 48,1’ini alırken, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin payının ise sadece yüzde 6,3 olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Karal, bu durumun, gelir adaletsizliğinin ve yoksulluğun ülkedeki ciddiyetini bir kez daha ortaya koyduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale geldiğini belirten Hasan Karal, “Gelir dağılımındaki bozulma, Türkiye’deki ekonomik sistemin dar gelirli vatandaşların üzerine daha fazla yük bindirdiğini ve orta direğin yok edilmesine yol açtığını ortaya koyuyor. 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu da, bu durumu teyit eder nitelikte. İktidar, yoksul vatandaşların sırtına yeni yükler eklemeye devam ederken, gelir adaletsizliğini derinleştiriyor. Bugün ülkemizde, şair Mahsuni Şerif’in dizeleştirdiği gibi, yoksulun sırtından doyan doyana. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” şeklinde konuştu.

“Ülkemiz yoksullar toplumu haline geldi”

Karal, 2025 yılı için belirlenen 22 bin 104 liralık asgari ücretin, Birleşik Kamu-İş’in açıkladığı açlık sınırının altında kaldığını ifade etti. Bu verilerin vatandaşları açlığa ve yoksulluğa mahkûm ettiğinin göstergesi olduğunu sözlerine ekleyen Karal, şöyle devam etti: “Ülkemiz ne yazık ki bir yoksullar toplumu haline geldi. İktidar, sosyal yardımları bir lütuf gibi sunarak vatandaşları kendine bağımlı hale getirme stratejisi izliyor.

Ancak bu durum ekonomiyi yönetememelerinin bir sonucudur. Gerçek verilerin gizlenmesi, ekonomi yönetiminin olmadığını, bunun yerine bir algı yönetimi yürütüldüğünü gözler önüne seriyor. Ekonomik krizle gerçekten mücadele edilebilmesi için şeffaflık şarttır. Gelir adaletini sağlamak, yoksulluğu bitirmek ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla gerçek ekonomiyi inşa etmek için DEVA Partisi olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’ye Yüklendi; Vatandaştan Sabır İstedi

AK Parti Balıkesir İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Toplumları  çökertmenin, bireyleri hayata küstürmenin, insanları birbirine düşürmenin yolu onları gerçek dünyadan koparıp sahte bir evrene hapsetmekten geçiyor” dedi ve ekledi:

“Halbuki bizim inancımızda umutsuzluk küfürle eşdeğer görülmüştür. Umutlu olmak için yeteri kadar sebebimiz, yeteri kadar malzememiz, yeteri kadar birikimimiz var. Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır, biraz daha metanet, biraz daha gayret istiyoruz. Bize destek veren, bize dua eden her bir vatandaşıma teşekkür ediyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Balıkesir 8. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Burada bir konuşma yapan önemli Erdoğan’ın hedefinde yine başta CHP olmak üzere muhalefet vardı.

Balıkesir Karesi’de 11 işçinin hayatını kaybettiği mühimmat fabrikasındaki patlamaya değinen Erdoğan, “Olayla ilgili adli ve idari soruşturmalar hemen başladı. Acımız büyük. Acıları tarifsiz olsa da ailelerimiz son derece metanetli davranıyorlar. Patlamanın sebeplerini ortaya çıkarmaya yönelik soruşturma, çok yönlü ve titiz bir şekilde yürütülüyor” dedi. AKP’li Cumhurbaşkanı sözlerinin devamında CHP’ye yüklenerek “Bakıyorsunuz daha cenazeler bile kalkmadan ana muhalefet partisinin genel başkanı son derece talihsiz açıklama yapıyor. Bu ahlaki ve vicdani değildir. Muhalefet Beşiktaş Gayrettepe’de ruhsatı sorunlu eğlence merkezinde can veren 29 işçinin hesabını versin. Bizi vicdan yoksunu siyasetlerine çekmeye çalışmasınlar” diye konuştu.

K”Suriye’de 13 yıldır süren insani kriz ve 61 yıllık Baas zulmü sona erdi” diyen Erdoğan, CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenip şunları söyledi: “Bu zavallı zihniyetin siyasi belasını ‘Baba oğul gibiyiz’ diyerek kefil olduğu en yakınındaki isimler verdi. ‘Baba oğul gibiyiz’ diyenler şimdi ne oldu? Ankara’daki ofisinde ne kapısını çalan var, ne halini hatırını soran ne de ülke gündemine dair fikirlerini merak eden var. Bir köşeye atıldı ve unutuldu. Sosyal medya üzerinden bize sataşarak kendilerini hatırlatmaya çalışıyorlar. Ama ne yapsalar boş, nafile. Tarihin tozlu raflarında silinip gitmekten kurtulamayacaklar. Bay Kemal kusura bakmasın, dostları tarafından atıldığı o kuyudan kendisini biz bile kurtaramayız. Sırtına yediği o paslı hançeri biz bile çıkaramayız.”

Erdoğan, Balıkesir’in de CHP tarafından kazanıldığı 31 Mart yerel seçimlerindeki yenilgi için ise “yol kazası” dedi: “Her ne kadar son mahalli seçimlerde Balıkesir’imizin de aralarında yer aldığı kimi şehirlerde arzu ettiğimiz neticeleri alamasak da bunu bir yok kazası olarak kabul ediyoruz. İnşallah partimiz ve ittifakımız daha uzun yıllar süresince hem Cumhurbaşkanlığında hem Mecliste hem de belediyelerde iktidar olmayı sürdürecektir.

“Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır, metanet, gayret istiyoruz”

AKP’li Cumhurbaşkanı konuşmasında, süreklilik kazanan hayat pahalılığı ve derinleşen yoksullukla birlikte asgari ücrete yapılan son derece düşük kalan zama karşı tepkiler devam ederken “sabır” ve “gayret” mesajı vermekten geri durmadı. Erdoğan, “Toplumları çökertmenin, bireyleri hayata küstürmenin, insanları birbirine düşürmenin yolu onları gerçek dünyadan koparıp sahte bir evrene hapsetmekten geçiyor. Halbuki bizim inancımızda umutsuzluk küfürle eşdeğer görülmüştür. Umutlu olmak için yeteri kadar sebebimiz, yeteri kadar malzememiz, yeteri kadar birikimimiz var. Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır, biraz daha metanet, biraz daha gayret istiyoruz. Bize destek veren, bize dua eden her bir vatandaşıma teşekkür ediyorum” dedi.

Paylaşın

RTÜK, “Muhalif” Medyaya Ceza Yağdırdı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), izleme dosyalarını karara bağlayarak, başta Sözcü TV, Tele 1, NOW TV, Flash Haber ve Halk TV olmak üzere yaptırım kararları aldı.

Haber Merkezi / RTÜK üyeleri İlhan Taşcı, sosyal medya hesabı üzerinden, RTÜK’ün haftalık toplantısında televizyon ve haber kanallarına verilen cezaların detaylarını paylaştı. “RTÜK yılın son Üst Kurul toplantısında eleştirel yayıncıları ceza bombardımanına tuttu” diyen İlhan Taşcı, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Sözcü TV ve Halk TV’ye CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Osman Gökçek’in sahibi olduğu evin görüntülerini paylaşması ve konuya ilişkin Osman ve Melih Gökçek hakkındaki sözleri nedeniyle ‘toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olunduğu’ iddiasıyla yüzde 3 idari para cezasına oy çokluğuyla karar verildi.

Uzman görünümlü rapor Gökçek’in avukatının dilekçesi!

Cezaya dayanak yapılan RTÜK Uzmanı raporu aslında Osman Gökçek’in avukatının dilekçesinin kopyala/yapıştır hali… Cezaya hukuki gerekçe bulamayan RTÜK Başkanının talimatıyla Gökçek’in avukatının dilekçesi uzman raporu adı altında üst kurula sokularak bir skandala imza atıldı.

RTÜK Başkanına sormak gerek, iddia edilen evde siz veya kurum uzmanları keşif mi yaptınız!? Nasıl evin inşaat halinin veya içinin görüntülerini bilip ‘gerçeğe aykırı iddialar’ diye rapor yazılması talimatı verdiniz? Veli Ağbaba’nın değil de Osman Gökçek’in doğruyu söylediğini siz nereden biliyorsunuz, elinizde nasıl bir belge var kurulda açıklayamadınız bari kamuoyuna açıklayın.

RTÜK’ün bugünkü toplantısında ceza verilen kanallar ve gerekçeleri şöyle: Sözcü TV’ye Uğur Dündar’ın sunduğu Arena Programında, Yenidoğan Çetesi hakkında konuşan İyi Parti Milletvekili Turhan Çömez’in RTÜK’ün verdiği cezayı eleştirdiği sözleri nedeniyle bir kez daha ‘toplumda özgürce kanaat oluşumunun’ engellendiği gerekçesiyle yüzde 3 İdari Para Cezasına oy çokluğuyla karar verildi.

Sözcü TV’ye ayrıca Fatih Portakal’ın Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplantısına ilişkin ‘Türk-İş Başkanının orda olmasının tek bir sebebi vardır. O da yasa gereği onun ismi telaffuz edildiği içindir. Dolayısıyla o beyefendi her müzakere öncesi aynı tavırları sergiler, aynı lafları söyler…’ sözleri nedeniyle ‘kişileri küçük düşürmekten’ yüzde 3 İPC’ye oy çokluğuyla karar verildi.

Tele 1’e Merdan Yanardağ’ın ‘Siyasal İslamcı bir ikiyüzlülük ve yine bir takiyeyle karşı karşıya kaldık’ sözleri; aynı kanaldaki Söz Bizde isimli programda gazeteci Miyase İlknur’un ‘Müslüman dediğin önce ne öğretilir temiz ahlak öğretilir ÇEDES projesi diyorsun ama çoluk çocuk aç gidiyor okula. Bırak çocuklara bunları öğretmeyi sen önce onların okula aç gitmemelerini öğret’ sözleri nedeniyle de ‘kurum ve kişileri eleştirmenin ötesinde küçük düşürücü’ söylem gerekçesiyle yüzde 3’er İPC’ye karar verildi.

RTÜK, Flash Haber’e Başkentte Gündem adlı programda ‘YPG diye bir örgüt ve Rojava diye bir bölge 10 yıl öncesinde yoktu. Bunların hepsi iktidar partisinin dış politikadaki maceracı, fantezici, mezhepçi politikalarının sonucu olarak başımıza bela edildi…’ sözlerinin ‘kurum ve kişileri eleştirmenin ötesinde küçük düşürücü’ nitelikte olduğu gerekçesiyle yüzde 3 idari para cezası uyguladı.

Akit’e Ağca cezası

Kamuoyunun yoğun tepkisine neden olan AKİT TV’ye konuk alınan suikastçı Mehmet Ali Ağca’nın sözleri nedeniyle “insan onuruna aykırılık’ nedeniyle oybirliğiyle yüzde 3 idari para cezası verildi.

NOW TV’ye Kızıl Goncalar ve Şakir Paşa Ailesi dizileri nedeniyle yüzde 3 ipc kararı verildi.

http://youtube.com/@CumhuriyetTVtr adresi ile ilgili olarak İnternet ortamından yayın izni veya yayın lisansı olmadan yayın hizmeti sunulduğu gerekçesiyle yayın lisansı başvurusunda bulunması konusunda uyarılmasına ve 72 saat süre verilmesine karar verildi.”

Paylaşın

Gelecek – Saadet Grubu Yeniden TBMM’de

Nedim Yamalı’nın partisinden istifa etmesiyle birlikte düşen “Gelecek – Saadet Grubu”, DEVA Partisi Milletvekilleri Ertuğrul Kaya ve Mehmet Emin Ekmen’in Saadet Partisi’ne geçmesiyle birlikte tekrar kuruldu.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi ile Saadet Partisi, Nedim Yamalı’nın Gelecek Partisi’nden istifa edip AK Parti’ye geçişinin ardından TBMM’de grup kurma haklarını kaybetmişti.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Milletvekilleri Ertuğrul Kaya ve Mehmet Emin Ekmen’in Saadet Partisi’ne geçmesiyle birlikte Gelecek – Saadet Grubu tekrar kuruldu.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Gaziantep Milletvekili Kaya, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, “çatı parti” kurulmasını kararlaştırdığını hatırlattı.

Kaya, Mehmet Emin Ekmen ile birlikte, “çatı parti” çalışmaları tamamlanıncaya kadar Saadet Partisi Grubu’nun devam etmesi için bu partiye geçtiklerini bildirdi.

Davutoğlu’ndan teşekkür mesajı

Gelişmelerin ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından açıklama yaparak teşekkür mesajı yayımladı. Davutoğlu’nun paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Gelecek-Saadet Grubumuzun, TBMM bünyesinde yürüttüğü faaliyetlerini yeniden ve daha güçlü bir şekilde yürütebilmesi için destek sağlayan Deva Partisi’ne; Genel Başkan Sayın Ali Babacan başta olmak üzere, Mersin Milletvekili Sayın Emin Ekmen ve Gaziantep Milletvekili Sayın Ertuğrul Kaya’ya teşekkür ederim.

Her geçen gün kutuplaştırılarak daraltılmak istenen siyasi hayatımıza yeni bir ufuk ve yeni bir soluk olacak birlikteliğimizin ilk işareti olan bu adımın kısa sürede toplumumuzda yeni bir heyecan oluşturacağına olan inancım tamdır.

Gereken her fedakarlığı yaparak aşılmaz zannedilen her engeli aşacak, çıkmaz zannedilen her yolu açacak, tüketildiği zannedilen her umudu yeniden yeşertecek, milletimize giydirilmek istenen her deli gömleğini yırtıp atacağız. Biz buradayız ve Elif gibi dimdik ayaktayız! Son nefesimize kadar Hakkın rızası ve halkın geleceği için çalışmaya devam edeceğiz!”

Paylaşın