CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Helalleşme Yolculuğuna Çıkıyorum

Sosyal medya hesabından bir video yayınlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Helallik isteme, helalleşme yolcuğuna çıkıyorum. Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım” dedi. 

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “Ben ömrümde, bu ülkede, nefreti ve sevgiyi bolca gördüm ve sevgi, hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı. Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helallik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız. Hep birlikte umuda, barışa ve sevince yürüyebilmek ancak birbirimizin yaralarını sararak olacak.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından bir video paylaştı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, videoda yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Uzun süredir bir konuyu sizlerle samimi şekilde konuşmak istiyorum. Önemli bir değişim kapıda. İktidar değişiyor. Ancak iktidarlar hep değişti ama ülkenin makus talihi hiç değişmedi. İşte bu yüzden, hayatımın bu aşamasında iktidara gelmekten çok daha önemli bir vizyonum var. Bu ülkenin bu makus talihini değiştirmek istiyorum. Gitmekte olan bir iktidar var. Korkunç bir enkaz bırakarak gidiyorlar. Demokrasiyi yok ettiler, halkı sefalete sürüklediler. Bunca olandan sonra sadece iktidarı değiştirmek yetecek mi bize? İktidarlar değiştikçe neden bu ülke gerçek bir demokrasiden ve müreffeh bir toplumdan sürekli uzaklaşıyor?

“Haklımız kavga ettikçe bir gurup insan zenginleşti”

Açık konuşacağım, sadece AK Parti iktidarından bahsetmiyorum, biz dahil geçmişte tüm iktidarlardan bahsediyorum. Neden bu devleti her gelen iktidar, sürekli yıpratıyor? Bunun önemli bir nedeni var. Ülkemiz yaralı insanların ülkesi. Farklı topluluklar çok farklı yaralar taşıyor. Ruhlarımız acı çekiyor. Geleceğe bakamıyoruz, geçmişe takılı kaldık. Her iktidara gelen de bu yaraları kullandı, istismar etti, derinleştirdi. Tarihimizde de bunu en çok AK Parti hükümeti yaptı. Nefreti körükledi. Haklımız kavga ettikçe bir gurup insan zenginleşti.

Kemal Kılıçdaroğlu olarak sadece iktidarı almak yetmiyor. Ülkeme bir miras bırakmak istiyorum. Bu ülkenin huzura kavuşmasını ve önüne bakabilmesini istiyorum. Bundan sonraki 100 iktidarın da bu ülkeye ve insanına iyi gelmesini istiyorum. Ülkemizin iktidardan çok şifaya ihtiyacı var. Geçmişten gelen küskünlüklere ve öfkeye bağlı kalırsak ülkemiz bu felaketleri gelecekte de yaşamaya mahkum olacak.

“Helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum”

Düşündüğümüzden daha güçlüyüz biz. Geçmişin arabaları ile hiçbir yere gidemeyeceğimizi artık biliyoruz. Onun için artık helalleşme zamanı. Ne pahasına olursa olsun toplumsal ilişkilerimizi güçlendirmek ve yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve helallik istemeyi bilmeliyiz. Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.

Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım. Ben ömrümde, bu ülkede, nefreti ve sevgiyi bolca gördüm ve sevgi, hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı. Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helallik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız. Hep birlikte umuda, barışa ve sevince yürüyebilmek ancak birbirimizin yaralarını sararak olacak.”

Paylaşın

HDP Seçmeni, Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Ne Yapacak? Demirtaş Açıkladı

5 yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP seçmeninin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde izleyeceği yola dair dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Demirtaş, yazısında “Yerel seçimlerdeki denklem cumhurbaşkanlığı seçiminde de geçerli” ifadelerini kullandı.

2018’deki yerel seçimlerde Millet İttifakı adaylarının desteklenmesini isteyen Demirtaş, önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı denklemin sağlanacağının sinyalini verirken, AKP ve MHP’nin “HDP’yi ve HDP üzerinden muhalefeti terörize ettiğini” ifade etti.

Selahattin Demirtaş, yazısının devamında “HDP de seçmenleri de Türkiye’de gerçek bir huzur, uzlaşı, demokrasi ortamı istiyorlar. Eşitçe ve özgürce, bir arada yaşayalım diyorlar. Seçimlerde partilerinin yanında çelikten bir irade gibi durmaya devam edeceklerinden kuşkum yok. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ise ne yapacaklarını şimdilik bilemiyoruz ama ne yapmayacaklarını çok iyi biliyoruz, aptallık etmeyecekler. Her zamanki gibi akılla ve vicdanla hareket edecekler.” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’lilerin izleyeceği yola ilişkin artıgerçek için kaleme aldığı yazıdan bir bölümü şöyle:

Önümüzdeki ilk seçimlerde HDP seçmenlerinin ne yapacakları, nasıl davranacakları seçimlerin sonucunu belirleyecek. Sanırım bu görüşe katılmayan yoktur. Elbette bu durum, HDP seçmenlerinin oyunu diğer seçmenlerin oylarından daha değerli kılmaz. Bununla birlikte, HDP’nin ittifaklar dışı konumlanması onun stratejik önemini artırmıştır. AKP-MHP blokunun HDP’ye ve HDP üzerinden diğer muhalefete bunca ölçüsüz, ahlaksız, sınırsız saldırmasının nedeni de budur.

Amaç HDP’yi terörize ederek meşruluğunu zayıflatmak, oylarının artmasını engellemek ve HDP ile Millet ittifakını iş birliği içinde gösterip bir bütün olarak tüm muhalefeti terörist ilan ederek şoven, milliyetçi oyları Cumhur İttifakında konsolide etmektir. Bu da herkesin açıkça gördüğü, bildiği bir plan. Son yerel seçimlerde ve tekrarlanan İstanbul seçiminde bu dahiyane (!) planın işe yaramadığı, hatta ters teptiği görülmesine rağmen neden tutmamış, tutmayan, tutmayacağı da net olan bir plan üzerinde ısrar ediyorlar?

Bu konuda çok derin, görkemli, şahane siyasi analizler de yapabilirim! Birçok siyasi nedeni peş peşe sıralayıp gerçekçi bir tablo sunabilirim sizlere. Ama öyle yapmayacağım, sadece tek bir neden üzerinde duracağım. Cumhur İttifakı, HDP’ye ve HDP üzerinden muhalefete neden bu kadar saldırıyor? Çünkü kafaları çalışmıyor. Çünkü akılsızlar. Çünkü etraflarında aklı başında tek bir insan kalmadı. Çünkü bunlarda, “Efendim yanlış yapıyoruz” diyecek bir Allah’ın kulu yok. Emin olun, nedeni bu kadar basittir. Bakın anlatayım.

HDP’liler oy veriyorlar diye CHP ve İYİ Partili seçmenler kendi partilerinden vazgeçer mi?

Yerel seçimlerde HDP, Millet İttifakının içinde değildi, halen de değil. Dolayısıyla Millet İttifakının hiçbir belediye başkanı adayı HDP’li değildi ya CHP’liydiler ya da İYİ Partili. HDP o dönemde ne yaptı? CHP’li adayları dışarıdan destekleme kararı aldı ve o adaylara kazandırdı. İYİ Partili adaylara karşı da kendi adayını çıkardı. Cumhur İttifakı buna karşı, beka tartışmasını öne çıkaran bir seçim kampanyası yürüttü.

Şimdi kendinizi CHP’li veya İYİ Partili seçmenlerin yerine koyarak düşünün lütfen. Desteklediğiniz Millet İttifakının adayının kazanması zor görünüyor ama siz kazanmasını çok istiyorsunuz haklı olarak. Sonra HDP diye bir parti çıkıyor ve sizin adayınızı sadece demokrasinin gelişmesi için destekleme kararı alıyor. Bu durumda, CHP ve İYİ Parti seçmeninin şöyle mi düşünmesi beklenir? “Aaa, bak bu olmadı. Eğer benim kazanmasını çok istediğim adayıma HDP’liler de oy verecekse ben oy vermem kardeşim, gider Cumhur İttifakı adayına oy veririm.” Bu mudur yani? HDP’liler de oy verecek diye bir parti seçmeni, kendi adayından ve partisinden vazgeçip karşı ittifaka mı geçer yoksa sevinçten, HDP’li seçmenle kol kola halay mı çekmeye başlar? Yanıtı belli zaten, seçimi kazandılar ve kol kola halay çektiler.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

DEVA Lideri Ali Babacan’dan ‘Dolar’ Tepkisi

Dolar kurunun 10 lira olmasını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Bu ülkenin alın terine, akıl terine, emeğe ihtiyacı var. Siz hukuku tanımazsanız, dürüst ve liyakatli kadrolarla çalışmazsanız, adaleti yerlerde süründürürseniz, işte millî paranız da böyle yerlerde sürünür” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan,” ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ diyenler, ‘rekabetçi kur’ diyenler, paramızın değersiz ve itibarsız hale gelmesiyle milletimize çok ağır bedeller ödettiler, ödetiyorlar” dedi. Babacan, “Döviz kuru artınca iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini ilkokul çocukları bile biliyor” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayınla dolar kurunun 10 lira olmasını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2012’deki “Para tıpkı bayrak gibi milli marş gibi bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler. Paranın itibarı milletin itibarıdır” ifadelerini ekrana getiren Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bu iktidar, bu milletin parasını da itibarını da pul etti. O gün bugündür, Türk Lirası, sadece dolar karşısında değil, adı sanı duyulmamış ülkelerin parası karşısında bile değer kaybetti. Papua Yeni Gine Kinası, bu sözün söylendiği döneme göre Türk Lirası karşısında yüzde 86 daha değerli. Bulgar Levasının, Türk Lirası karşısındaki değeri yüzde 110 daha fazla. ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ diyenler, ‘rekabetçi kur’ diyenler, paramızın değersiz ve itibarsız hale gelmesiyle milletimize çok ağır bedeller ödettiler, ödetiyorlar.

Kahroluyorum, çok üzgünüm ama asla umutsuz değilim. Bu ülkenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu biliyorum. Çünkü 2008’de tüm Avrupa krizden geçerken, Avrupa’da insanlar yoksullaşırken, biz ülkemizi o krizlerden korumayı başardık. Amerika’da, milyonlarca insan işsiz kalırken, trilyonlarca dolarlık zararlar yaşanırken, biz ülkemizde istihdamı artırdık. Çok daha kötü günlerde, ülkemizi başarıya ulaştırdık. Daha önce yaptık, yine yaparız.

“Paramızın pula dönmesine son vereceğiz”

Bu kabustan uyanacağız. Tıpkı korkulu bir rüyanın ardından bir bardak su içme rahatlığıyla nefes alacağız. Ülkemizi gidemeyenlerin ülkesi olma utancından kurtaracağız. Asgari ücreti, açlık sınırının altında olması utancından çıkaracağız. Paramızın, sokağa çıktığımız an pula dönmesine son vereceğiz. Bu ülkeyi mutlu insanların ülkesi yapacağız. İnanın bu olacak.

Bizlerin hükûmetten ayrıldığı tarihte; 1 dolar, 2 lira 92 kuruştu. Sayın Erdoğan, tüm yetkiyi tek elde toplayarak taraflı, partili cumhurbaşkanı seçildiği tarihte, 25 Haziran 2018’de 1 dolar, 4 lira 65 kuruştu. Bugün dolar kuru 10 liraya dayandı. Partili taraflı cumhurbaşkanı göreve başladı başlayalı dolar kuru 2 kattan fazla arttı. Gerçekten, aklımız havsalamız almıyor. Bu iktidar, tam bir mirasyedi gibi, varımızı yoğumuzu harcadı, ülkemizi değersizleştirdi. Bu ülkenin mirasyedilere ihtiyacı yok.

Burası, 84 milyonuyla birbirini ve ülkesini çok seven insanların ülkesi. Bu ülkenin alın terine, akıl terine, emeğe ihtiyacı var. Siz hukuku tanımazsanız, dürüst ve liyakatli kadrolarla çalışmazsanız, adaleti yerlerde süründürürseniz, işte millî paranız da böyle yerlerde sürünür. 1 dolar tam 10 lira olur. Şu anda Türk Lirası’nın değeri hem nominal hem de reel olarak tarihin en düşük seviyesinde.

Bu ülkenin insanları Dolar 10 lira olunca ekmeğin 2 buçuk lira olacağını iyi biliyor. Döviz kuru artınca iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini ilkokul çocukları bile biliyor.  Dolar 10 lira demek, bu kış evimizi, doğalgaz faturasından endişe edip, ısıtmaya korkmak demek.  Evinde doğalgaz var, elektrik var ama insanlar soba alıyor.  Doğalgazlı evlerde insanlar kömür yakmaya başladı. Soba satışları artıyor. Soba da kurtarmıyor çünkü kömür fiyatları aldı başını gidiyor.

“Abartıyorsun diyenlere itibar etmeyin”

Gençlere de seslenen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşadığınız hayal kırıklığını biliyorum, anlıyorum. 25 yaşında, 18 yaşında ve 11 yaşında üç çocuk babası olarak; onların yaşadığı duyguları ben de yaşıyorum. Bütün bu adaletsizlik ortasında bir yandan iyi eğitim almaya çalışırken, bir yandan da iş bulup bulamayacağınızı düşünüyorsunuz. İş bulsanız da kazanacağınız parayla geçinip geçinemeyeceğinizin endişesini yaşıyorsunuz. Bir bilgisayar almaya kalksanız, Avrupa’da, Amerika’daki akranınız, birkaç haftalık maaşıyla rahatça alabiliyorken bu ülkede 6 aylık asgari ücretle bile bir bilgisayar almanın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz. Türkiye, ülkedeki devlet başkanı maaşı ile asgari ücret arasında farkın en yüksek olduğu ülkelerden birisi. O size ‘Telefonunu çıkar’ diyenlere, açım diyen vatandaşa ‘Abartıyorsunuz’ diyenlere itibar etmeyin. Ülkenin başındaki kişi ile vatandaşları arasında makas bu kadar açılıyorsa; esas bu makası açanlar çok abartıyor. Abartan arıyorlarsa aynaya baksınlar.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Türkiye’yi Bu Cendereden Kesinlikle Çıkaracağız

Antalya Muhtarlar Buluşması’nda yaptığı konuşmasından bazı kesitler içeren bir video mesaj paylaşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Az kaldı Türkiye’yi bu cendereden kesinlikle çıkaracağız. Huzuru bu memlekete getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, Antalya Muhtarlar Buluşması’nda yaptığı konuşmasından bazı kesitler içeren bir video mesaj paylaştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Enerji fiyatları için uzun süredir savaş veriyorum bu aklını yitirmiş Saray iktidarıyla. Şimdi ise yeni cepheyi açıyorum: Gıda. Yağ, un, şeker; en temel gıdada fiyatlar uçuyor. Ama müsterih ol sevgili halkım. Biz buradayız; bu işin peşini bırakmayacağız. Bizden haber bekleyin.” ifadeleriyle paylaştığı videoda yaptığı konuşma ise şöyle:

“Bakın şeker stokları başladı, piyasaya yeteri kadar şeker verilmiyor. Niçin? Zam gelecek, niye satayım diyor. Stokçuluk başladı. mutfaktaki yangını da söndürmek için ne gerekiyorsa yapacağım, bundan emin olmanızı isterim. İktidar sahipleri enerji konusunda adım attılar kısmen, yaptıracağız tamamını ama gıdada yaşanan felaket için de aynı mücadeleyi vereceğiz bundan emin olmanızı isterim. Her çocuğun karnı doymak zorundadır, her evde huzurun ve bereketin olması lazım. Az kaldı Türkiye’yi bu cendereden kesinlikle çıkaracağız. Huzuru bu memlekete getireceğiz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybı Arttı

Kovid 19’da son 24 saatte 23 bin 637 yeni vaka tespit edilirken, 217 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Son 1 aydaki vakaların %15’ini 60 yaş ve üzeri oluşturuyor. Buna karşın, vefatların %84,8’i 60 yaş üzerindedir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 354 bin 287 test yapılırken, 23 bin 637 yeni vaka tespit edildi. 217 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 164 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Son 1 aydaki vakaların %15’ini 60 yaş ve üzeri oluşturuyor. Buna karşın, vefatların %84,8’i 60 yaş üzerindedir. Okul çağındaki 8-16 yaş grubundaki çocuklarımızın toplam vakalar içindeki oranı ise yaklaşık %10 seviyesinde düşüş göstermiştir. Bu, salgının seyri açısından önemlidir”

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 89.89, 2’nci doz ortalaması yüzde 79.84 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 55 milyon 793 bin 328, 2’nci dozda 49 milyon 554 bin 129 ve 3’üncü dozda 11 milyon 600 bin 163 olmak üzere toplam 118 milyon 219 bin 170 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Amasya, Muğla, Osmaniye, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt oldu.

Paylaşın

Demirtaş: Eğilmeyeceğiz, Diz Çökmeyeceğiz, Yenilmeyeceğiz

Eşi Başak Demirtaş’a verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasına tepki gösteren Selahattin Demirtaş, “Allah insana, düşmanının bile merdini nasip etsin. Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halen Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,  eşi Başak Demirtaş’a, “gerçeğe aykırı bir sağlık raporu aldığı” iddiasıyla 2018 yılında açılan davadan 2 yıl 6 ay hapis cezası almasına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Selahattin Demirtaş, ”Ahlaksızlığın, dibe vurmanın sınırı varmış gibi düşünüyoruz bazen. Ancak bunlar için dibin sınırı yok. Allah insana, düşmanının bile merdini nasip etsin. Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız” ifadeleri ile Başak Demirtaş’ın fotoğrafını paylaştı.

Başak Demirtaş’a ‘gerçeğe aykırı bir sağlık raporu aldığı’ iddiasıyla 2018 yılında açılan davada hapis cezası verilmişti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Demirtaş’ın avukatları, Başak Demirtaş’ın 2015 yılında geçirdiği operasyonlar sonrası öğretmen olduğu okula sunmak için sağlık raporu aldığını ancak rapor tarihinin sağlık kurumu tarafından hatalı yazıldığını belirtmişti.

Paylaşın

Cezaevlerinde ‘Çıplak Arama’ Yerine ‘Detaylı Arama’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayınlandı. Yayınlanan yeni yönetmelik ile “çıplak arama” ifadesi yerine “detaylı arama” getirildi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ve kızı Mimar Cansu Yapıcı’nın şikayetiyle açılan davada üç polis, çıplak arama uygulamasıyla işkence yapmak suçundan yargılanıyor.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden (ÇHD) Avukat Gökmen Yeşil, bianet’e yaptığı açıklamada mevzuatla ilgili şu bilgiyi vermişti: Gerek karakol ve emniyet müdürlüğü gibi gözaltı merkezlerinde şüphelilerle ilgili ve gerekse hapishanelerde tutuklu, hükümlü ve hatta ziyaretçilere çıplak arama uygulanıyor. Bu uygulanmanın yasal dayanaklarına baktığımızda ise ne Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda (PVSK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) ne de Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da çıplak arama yapılabileceğine dair bir düzenleme olmadığı görülecektir.

“Utanma duygusu” vurgusu

Değişiklik ile Yönetmelik’teki “Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı esastır” hükmü “Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır. Bu kapsamda gerekli her türlü tedbir alınır” şeklinde değiştirildi.

“Başka şekilde tespit edilemezse”

Yönetmeliğin 34/2. Maddesindeki “Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir” hükmündeki, “Ciddi emarelerin varlığı” ifadesinin devamına, “Bunun başka suretle tespitinin olanaksız olması durumunda” ibaresi eklendi.

Arama sonrası tutanak tutulacak

Ayrıca yönetmeliğe, “Hükümlüye arama sırasında tek kullanımlık giyim önlüğü verilir” şartı da dahil edildi. “Detaylı arama” sonrası tutanak tutulması ve aranan ile arayan kişilerin imzalarının tutanakta yer alması zorunlu tutuldu.

Ne olmuştu?

Hak örgütlerinin uzun süredir gündeminde olan ve kaldırılmasını talep ettiği uygulama, bu yıl Meclis’teki açıklamalarla da kamuoyuna yansıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Şubat ayında Meclis’teki açıklamasında, gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde çıplak arama yapıldığını açıkladı. Ardından da cezaevlerinde çıplak arama yapılmadığına ilişkin açıklamalar nedeniyle de özür beklediğini söyledi.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise çıplak arama iddialarını reddederek Gergerlioğlu’na Meclis’teki konuşmasında şu yanıtı verdi: Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez. Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez.

Zengin gelen tepkiler üzerine de “Bu uygulamanın var olması İnsan Hakları İhlali konusu olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de bu tür arama hiç yoktur demiyorum. Madem böyle bir mesele var bir zahmet bunun şikayetini de yapın” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda Gergerlioğlu’nun “çıplak arama” iddialarını tekrarlamış ve “hepsi doğru” demişti. Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada cezaevlerinde çıplak arama yapıldığını iddia edenlere yönelik “FETÖ soruşturması” başlatıldığını duyurdu.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

AB, Türkiye’ye Doğu Akdeniz Yaptırımlarını Uzattı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle uyguladığı yaptırımları 12 Kasım 2022’ye kadar uzatma kararı aldığını duyurdu. AB Konseyi, yaptırım kararını Kasım 2019’da almıştı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; AB Konseyi’nin Kasım 2019’da aldığı karar, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine katılan kişi ya da kuruluşlara seyahat kısıtlaması ve varlıklarının dondurulması gibi yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

2019’da yapılan Konsey toplantısında Kıbrıs’ın egemenlik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bazı isimlerin AB ülkelerine girişi yasaklandı ve bazı şirketlerle birlikte mal varlıkları donduruldu. Ayrıca AB üyesi ülke vatandaşlarının da bu kişi ve şirketlere fon sağlaması yasaklandı.

Şubat 2020’de de listeye Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yöneticileri Mehmet Ferruh Akalın ve Ali Coşkun Namoğlu eklendi. Akalın ve Namoğlu’na AB ülkelerine giriş yasağı kondu ve bu ülkelerdeki mal varlıklarının dondurulması kararı alındı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçen hafta yaptığı bir açıklamada, “Doğu Akdeniz’de herhangi bir geri adım söz konusu değil. Çıkarımız neredeyse orada sondaj çalışması yapar, o yerlere başkalarını sokmayız” demişti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 898 yeni vaka tespit edilirken, 197 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşının gücünden daha çok yararlanabilmek için aşı takvimine uymalısınız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 356 bin 004 test yapılırken, 24 bin 898 yeni vaka tespit edildi. 197 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 360 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Yaklaşık 8,6 Milyon kişi zamanı gelmiş olan 2. veya 3. doz aşısını yaptırmadı. Aşının tam olması, doz sayısına ve dozlar arasındaki sürenin uzamamasına bağlı. Bildirimlerimiz bu sürelere göre yapılıyor. Aşının gücünden daha çok yararlanabilmek için aşı takvimine uymalısınız”

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 89.83, 2’nci doz ortalaması yüzde 79.70 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 55 milyon 757 bin 564, 2’nci dozda 49 milyon 472 bin 726 ve 3’üncü dozda 11 milyon 546 bin 753 olmak üzere toplam 118 milyon 29 bin 902 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Amasya, Muğla, Osmaniye, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Edirne olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt oldu.

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Erdoğan, 50+1’den Rahatsız

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2.5 saatlik görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Erdoğan’ın sistemi ‘istikrar’ vurgusuyla savunduğunu, sadece Cumhurbaşkanı seçilmek için gereken yüzde 50+1 oy şartından “50+1’in mahsurlu olduğunu anladık. 50+1’i o zaman bu kadar sıkı bir şeye bağlamamamız gerekirmiş. Onun farkına vardık” dediğini aktardı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun yeni anayasa, sistemde revizyon ve Cumhur İttifakı’nın genişlemesi gibi birçok tartışmanın yürütüldüğü bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 2.5 saati bulan bir görüşme gündemdeki yerini aldı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanıyla birçok konuyu konuştuk. Birçok yerde anlaşmamakta anlaştık” değerlendirmesinde bulundu.

Denetlenmeyen bir başkanlık sistemine dair endişelerini paylaştığını anlatan Karamollaoğlu, Erdoğan’ın sistemi ‘istikrar’ vurgusuyla savunduğunu, sadece Cumhurbaşkanı seçilmek için gereken yüzde 50+1 oy şartından “50+1’in mahsurlu olduğunu anladık. 50+1’i o zaman bu kadar sıkı bir şeye bağlamamamız gerekirmiş. Onun farkına vardık” şikayetinde bulunduğunu anlattı.

Görüşmede Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’nda yer almasına dönük bir konunun gündeme gelmediğini belirten Karamollaoğlu, “Prensip itibariyle Cumhur İttifakı içinde bu sistemi benimseyen bir tutumun içine giremeyiz. Geçmişte de söyledim, şimdi de söylüyorum” dedi.

Demirkaya’nın “Cumhurbaşkanı ile yaptığınız görüşmedeki ‘koltuk krizi’ tartışmalara neden oldu. Bir kriz var mı, ne yaşandı orada. Bir rahatsızlığınız oldu mu?” sorusuna da Temel Karamollaoğlu, “Bu bana göre abartıldı. Sayın Cumhurbaşkanı üst üste iki kez öğle yemeği için davet etmişti. Ben öğlen yemek yemiyorum. ‘Beni mazur görsün’ dedim. Aslında onu kabul etmek lazımdı. Belki biraz ayıp oldu kabul etmemek. Bir de ben aşı oldum ama cumhurbaşkanlığına giderken PCR testi yaptırmadım. PCR testi yaptırmayınca da, -anlaşılan orada sıkıntı oluyor- cumhurbaşkanı kendi ifadesiyle, ‘Biraz mesafeli oturalım’ dedi. O kadar.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın