Babacan’dan Erdoğan’a Dikkat Çeken ‘Köpük’ Yanıtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözlerine yanıt veren DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı’nın temel hak ve özgürlüklerden haberi yok. Sokağa çıkanlara 15 Temmuz’daki gibi ders verecekmiş. 15 Temmuz’da dersini alanlar darbecilerdi. Ders verenler de demokrasimize sokaklarda sahip çıkan vatandaşlarımızdı. Hiç kimse o kıymetli mücadeleyi böyle günlük siyasetle kirletmeye kalkmasın. Ama varsa yoksa tehdit. Sayın Erdoğan sizin maksadınız nedir? Bu ülkenin insanlarını ayrıştırmaktan, kutuplaştırmaktan bıkmadınız mı? Huzursuzluktan beslenmek yetmedi mi? Gece yarısı kararname imzalamaktan artakalan zamanda artık kabadayılığa mı başladınız?

Kimsenin sokağa çıktığı yok. Gölge boksu yapıyor. Zihninde hayali düşmanlar üretmiş. Onlarla oyalanıyor. Dahası, 15 Temmuz’da demokrasiyi korumak adına sokağa çıkarak canını feda eden halkımıza haksızlık ediyor. Sayın Erdoğan’a demokrasilerde, barışçıl protestoların anayasal bir hak olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bir ara Anayasayı tekrar okumasını, sakin olmasını tavsiye ediyorum. Niyetiniz bu ülkede karışıklık çıkartıp bundan nemalanmaksa, boşuna uğraşmayın. Bu millet tuzağınıza düşmez.

“Şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz?”

30 Aralık gecesi Merkez Bankası bilançosunda 70 milyar TL zarar görünüyordu. 31 Aralık bilançosunu açıkladılar, bir günde 60 milyar kara geçmiş. Bir günde 130 milyarlık kalem oynattılar. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Eğer Merkez Bankası’ndan Hazine’ye doğrudan para transferi için bunu yaptıysanız, bunun adı karşılıksız para basmaktır. Arka kapıdan döviz satışına alıştınız, şimdi de arka kapıdan para mı basıyorsunuz? Bir ülkenin parasının değeri, para basma yetkisine sahip olan Merkez Bankası’nın namusuna teslim edilmiştir. 30 Aralık gecesi 70 milyar lira zararda olan Merkez Bankası bir günde nasıl 60 milyar kâra geçti? Çıkın açıklayın. Kaçamazsınız, yakalarız. Er geç ortaya çıkar.

Babacan’ın gündeminde Erdoğan’ın “Kurdaki köpüğü aldık, enflasyondaki köpüğü de alacağız” sözleri de vardı. 2015 yılındaki enflasyon oranlarını ve hazine faizini güncel verilerle kıyaslayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu köpüğü üreten kim, görmek lazım. 2015 yılında tüketici enflasyonunu yüzde 7’yle devretmişiz. Bugün makyajlanmış rakamı yüzde 36, gerçek yüze 80. ÜFE devrettiğimizde yüzde 6’ymış. Bugün TÜİK’in açıklamak zorunda kaldığı rakam yüzde 80. 2015’te hazinenin borçlanma faizi yüzde 10. Bugün beş yıllık tahvilde yüzde 25’in üstünde borçlanıyor. Kötü olan ne varsa hepsi köpürtülmüş durumda.

“Önce doları köpürtüyor, sonra köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar”

Kuru da enflasyonu da kendisi köpürttü. ‘Erdoğan konuşurken kur çıkıyor’ demesinler diye Merkez Bankası’nın arka kapısından, gece yarısı cayır cayır dolar sattılar. Yani önce doları köpürtüyorlar, sonra da o köpüğü almak için milyarlarca dolar harcıyorlar. Aynı 130 milyar doları yaktıkları gibi, 20 Aralık haftasında, 9 milyar doları daha yaktılar. Hiç acımadılar. İnsafsızca, gizli saklı, cayır cayır yaktılar.

Memuru, emekliyi azıcık düşünüyorsanız; maaş zamlarında TÜİK’in açıkladığı rakamları dikkate almayın. Onlar gerçek değil. Gerçek enflasyonu baz alın. Sadece önceki yılın enflasyonunu telafi etmekle kalmayın, maaşları 2022’nin tamamına ilişkin gerçekçi bir enflasyon beklentisine göre arttırın. İlgili sendikayla yaptığınız 6. toplu sözleşmeyi de derhal yırtıp, Beştepe’de gördüğünüz ilk çöp kutusuna atın. Toplu sözleşmeyi derhal güncelleyin.

“2023 hedefi mi kaldı?”

Utanmadan hâlâ 2023 hedeflerinden bahsediyorlar. 2023 hedefi mi kaldı? Daha burnunuzun ucunu göremiyorsunuz. Hangi 2023’ten bahsediyorsunuz? Ortak akıl ve istişare varken, yönetim emin ellerdeyken cumhuriyetimizin 100. yılında kişi başı milli geliri 25 bin dolar olarak belirlemiştik. İhracatta 500 milyar dolar hedef koyduk. Dün, ‘2021’de 220 milyar dolara geldik, rekor’ diye açıklıyor. Çizdiğimiz rotadan sapılınca, hukuktan eğitime kadar her alan dökülünce 25 bin dolar hedefi hayal oldu. Önce ‘12 bin dolar’, arkasından ’10 bin 700’ dediler. Durum ne? 8 bin dolarlara civarında. Kendilerine tavsiyem var. Siz en iyisi plan açıklamayın. Hiçbir planınız tutmuyor.

Erdoğan sebep; yüksek faiz, yüksek enflasyon sonuç. Kendisi çaresizlik içinde kumanda panelindeki tüm tuşlara rastgele basıyor. Bu sebeple ülkeyi toparlanamıyor. Bu iktidar iş başında olduğu sürece yapamayacaklar. Çünkü çözümü başka yerlerde arıyorlar. Çözüm, sisteme format atmaktan geçiyor. Çözüm, sisteme format atıp, özgür ve demokratik bir hukuk devletini kurmaktan geçiyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sabırla Sandığı Bekleyeceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerinin sokağa çıkmasını istediğini ancak bu baskıya rağmen sokağa çıkmayacaklarını belirterek, “otoriter yönetimi sandık yoluyla değiştireceklerini” kaydetti.

Kılıçdaroğlu, 2022 yılının gazetecilerle yaptığı ilk değerlendirme toplantısında ekonomi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, CHP’li belediyelere ilişkin tartışmalar, cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi çok sayıda konu başlığına ilişkin soruları yanıtladı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı “Sokaklara döküleceklermiş, ya siz 15 Temmuz’u görmediniz mi? Cumhur İttifakı sizi gideceğiniz yere kadar süpürecektir” açıklamasını hayretle karşıladığını belirten Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “hayal dünyasında yaşadığını” yorumu yaptı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın bu sözlerini “gülümseyerek karşıladığını” belirterek, şöyle konuştu:

“Biz tam tersine arkadaşlara ‘sokaklara çıkmayacaksınız, sabırla sandığı bekleyeceksiniz’ diyoruz. Ama beyefendi hayal aleminde yaşadığı için… Etrafındaki danışmanları da mı söylemiyor? Beni dinlemesini beklemiyorum tabii ama hayal dünyasının dışına da çıkması lazım. Hangi taşkınlık? Tam tersine sakince bekleyeceksiniz, otoriter yönetimi demokratik yolla değiştireceksiniz diyoruz. O bizim sokağa çıkmamızı istiyor ama çıkmayacağız, baskı kuracak, zorlayacak ama çıkmayacağız.”

“Sokağa çıkmayacağız” sözünden kastettiğinin kontrolsüz şekilde çıkılıp, şiddet olaylarına neden olmak olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, demokratik yollarla izin alınan gösteri ve miting tarzı faaliyetlerin doğal olduğunu belirtti. CHP lideri, “Onlar özel bir çatışma alanı yaratmak istiyorlar, biz o tuzağa düşmüyoruz. 15 Temmuz’u da onun için söylüyor, onun hayal ettiği o” diye konuştu.

Yatırım ve istihdam için yeni proje hazırlıyoruz

AKP iktidarının ekonomiyi iyi yönetemediğini ve ülkenin savrulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın ekonomideki sorunların çözümüne yönelik olarak vatandaşlara nasıl güven vereceğinin sorulması üzerine ise iktidara gelmeleri durumunda atacakları adımları sıraladı.

Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde ilk bir haftada Stratejik Planlama Teşkilatı’nın kurulacağını ve Türkiye’nin bütün rakamlarını talep edeceklerini söyleyerek, ikinci adım olarak Ekonomik ve Sosyal Konsey’i toplayacaklarını, o sırada çiftçilerin ve esnafların kredi faizlerini de sileceklerini kaydetti.

İstihdam ve yatırım alanında Türkiye’nin güçlü olabileceği alanlarla ilgili parti yetkililerinin bir hazırlık yaptığını ve yakında bu yeni projeyi açıklayacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İktidara gelip, Erdoğan’ı yolcu ettiğimizde yerine gelecek olan cumhurbaşkanı bir numaralı kararnamenin gereğini yapmak zorunda. Yani devletin üst düzeydeki bütün bürokratlarının istifa etmesi gerekiyor. Siz oraya yeni isimler atamak durumundasınız. İktidara gelince kimleri atayalım diye oturup düşünemezsiniz. Yok öyle bir şey. Bugünden her şeyin planını yapıyoruz. Süratli şekilde atamalar yapılacak.”

Kılıçdaroğlu, bu atamalarda parti ayrımı gözetmeyerek, liyakate göre davranacaklarının da altını çizdi.

“Zamları geri alabilecekler mi?”

Ekonominin ne kadar kötüye gittiğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin de iyi bildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Köpük alma söylemi politik bir söylem. Zamları geri alabilecekler mi? Erdoğan ekonomiyi de Türkiye’yi de yönetemiyor. Buna kapasitesi yok. Freni patlayan bir kamyona bindirdi 84 milyonu, yokuş aşağı gidiyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, “ülkenin yönetilemez durumda olması nedeniyle” Erdoğan’ın erken seçime gitmek zorunda olduğunu dile getirerek, “faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisinin iflas ettiğini söyledi.

CHP lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

“Faizler düşmedi, aksine yükseldi. Bir bankaya gidin, kredi çekmek isteyince göreceksiniz faizler 17’den 25’e çıktı. Tüketici kredisi alacaksanız, bir Eylül’e bakın bir de şimdi bakın, faizler artmış. Devletin 5 yıllık borçlanma kağıtlarına bakın, o da çıktı. En büyük kazığı yiyen de yine Hazine’nin kendisi.”

Kılıçdaroğlu, çok sayıda yolsuzluk dosyasının bulunduğunu, bunların devletin hafızasında yer aldığını ve zamanı gelince bunların gereğini yapacaklarını ifade ederek, “20 Aralık’ta olanları ve 128 milyar meselesini unutacağımızı kimse düşünmesin, günü gelecek bütün ayrıntılar paylaşılacak” diye konuştu.

“İstanbul’daki kamu zararı 13 milyardan fazla”

Kılıçdaroğlu, iktidarın ekonomideki kötü gidişi unutturmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili iddiaları ortaya atarak gündemi değiştirmeye çalıştığını da belirtti.

Bir soruşturma açılacaksa belediye için çalışacak kişilere iyi hal kağıdı veren Adalet Bakanlığı için açılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bizim belediyeler zaten sürekli denetleniyor, buna alışıklar” dedi.

Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanlık dönemi ile ilgili el konulan 34 yolsuzluk dosyası ile ilgili hiçbir gelişme olmamasını da eleştirerek, bu dosyaların sonuçlarının nerede olduğunu sordu.

“İstanbul AKP’nin yandaşlarını yemlediği büyük bir havuzdu, ciddi rant vardı orada” diyen Kılıçdaroğlu, sadece bu 34 dosya ile ilgili İstanbul için tespit edilen toplam kamu zararını 13 milyar 202 milyon TL olarak açıkladı.

“Cumhurbaşkanı için kim değil, nasıl sorusu sorulmalı”

Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı ile ilgili tartışmalar hakkında da konuşarak, “Cumhurbaşkanı adayının devleti tanıması lazım, devleti tanımayan birisinin çıkmasını doğru bulmam” yorumu yaptı.

Millet İttifakı’nın kendisine “aday ol” demesi durumunda bundan tabii ki onur duyacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama yanlış yapıyoruz. Hep kimin aday olacağını tartışıyoruz. Oysa nasıl bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyulduğunun halka sorulması lazım, anketlerde de bunun sorulması lazım. Bu ülke nasıl bir cumhurbaşkanı istiyor, bunun tartışmasının yapılması lazım.”

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanına devletin teslim edileceğini ve bu nedenle güven vermesi gerektiğinin altını çizerek, “Ya şöyle bir şey olursa? Seçildi, geldi. (Bu kişi) ‘Ne kadar güzel, bütün yetkiler bende, bu güçlendirilmiş parlamenter sistem de nereden çıktı’ derse ne olacak?” değerlendirmesi yaptı.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın adaylığı ile ilgili olarak da “İstiyorsa tabii ki 100 bin imza toplayıp o da aday olabilir, bizim bir baskımız yok. Kendi yönettiği ilin hassasiyetlerini dikkate alarak bir politika yapıyor, ona da saygı duymak gerekiyor bir anlamda” diye konuştu.

Paylaşın

İllere Göre Haftalık Kovid 19 Vaka Sayıları Açıklandı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabı üzerinden 18-24 Aralık tarihleri arasında il bazında her 100 bin kişide görülen Covid 19 vaka sayılarının yer aldığı haritayı paylaştı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı’nın 18-24 Aralık verilerine göre, 100 bin kişide görülen Covid-19 vaka sayısı İstanbul’da 330,51, Ankara’da 129,82, İzmir’de 68,54 oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “18-24 Aralık arasında, 100.000 kişi içinde bir haftalık toplam yeni Covid-19 vaka sayısı il bazında neydi? Bilgiler, haftalık İnsidans haritasında” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de son 24 saatte 54 bin 724 yeni vaka tespit edildi, 137 kişi hayatını kaybetti. Türkiye’de vaka sayıları en son 22 Nisan 2021’de 50 bini geçmişti.

Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ise, “Omicron varyantı, İstanbul’daki vaka sayılarının toplam vaka sayısının yarısını aşmasına neden oldu. Yeni varyanta bağlı vaka artışları şimdilik büyük şehirlerde dikkat çekse de aynı durum diğer illerde de kolayca yaşanabilir. Tedbirlere her yerde aynı ciddiyetle uyulmalıdır. ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Hesabını Vereceksin

İYİ Parti Lideri Akşener, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok. Boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Sen kızsan da bozulsan da millet iradesinden kaçış yok. Sandık elbet gelecek ve sen tutmadığın sözlerin hesabını vereceksin.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonla ilgili eleştirilerini dile getiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Biliyorsunuz AK Parti iktidarı 20 Aralık akşamı faiz indiriyorum deyip aslında faiz artırarak küçük yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprülere, vergilerden harçlara, iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı da çarptı. Zammı geceyarısından sonra geçerli ilan ederek zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zamlarını da çarpmış oldu.” dedi.

Ekonomi yönetiminde yapılan görev değişikliklerine de tepki gösteren Akşener, “Damat kadar başınıza taş düşsün derken damadının manevi halefi, Nureddin Nebati gibi bir liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün. Sana kaç kere söyledim; önce ekonomiye olan güveni tesis edeceksin. Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin Nebati kuyrukluyıldızı milletimiz çarpıldıkça utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri, konuşmasının devamında, “Şimdi ben de sana sormak istiyorum Sayın Erdoğan; vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu? Elektrik faturaları yüzde 127 artınca, kara kışta doğalgaza yaptığın zamdan sonra senin gözlerin de ışıldıyor mu?Milletimizi enflasyona ezdirirken senin de gözlerin ışıldıyor mu? Esnaflarımız, kobilerimiz iflasın eşiğindeyken senin de gözlerin ışıldıyor mu? Dolar düştü, haydi etiketleri indirin diye kürsülerden esiyordun. 31 Aralık gecesi kendi kendini bir kez daha yalancı çıkartıp milletin sırtına zamları bindirince senin de gözlerin ışıldıyor muydu?” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısına konuştu. Akşener’in açıklamalarından satır başları:

“Sayın Erdoğan ve ucube sisteminin elinde milletçe, zorluklarla mücadele ederek geçirdiğimiz bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni yıl yeni bir umuttur. İnanıyorum ki yeni yılla birlikte Türkiye makus tarihini yenecek, yeni bir siyasi iklim ve kadrolarla hak ettiği huzura erecek.

Yeni yıla zam kâbusuyla girdik. AK Parti iktidarı 20 Aralık akşamı faiz indiriyorum deyip aslında faiz yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı çarptı.

Zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zammını çarpmış oldu. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının dolandırıcıları bile kıskandıran yönetim anlayışı sağ olsun yeni yıla zamlarla girdik.

Vicdansızca yapılan bu rekor zamlar iktidarın beceriksizliğidir. Sayın Erdoğan biz üzerimize düşeni yaptık, seni defalarca uyardık. Ekonominin e’sinden anlamayan insanları göreve getirdin. Damadının halefi Nurettin Nebati gibi liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün.

Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin ‘Nebati kuyruklu yıldızı’ milletimiz çarpıldıkça, utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor. Hal böyleyken elektrik faturaları yüzde 127 artınca kara kışta, doğalgaza yaptığın zamdan sonra senin de gözlerin ışıldıyor mu?

Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok. Boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Sen kızsan da bozulsan da millet iradesinden kaçış yok. Sandık elbet gelecek ve sen tutmadığın sözlerin hesabını vereceksin.

“2021 yılını meydanlarda, sokaklarda geçirdik”

Bu iktidar gidince her bir vatandaşımız daha çok kazanacak. İktidar yan gelip yatarken, Saray’daki sefa tüm haşmetiyle sürerken ben ve arkadaşlarım 2021 yılını meydanlarda, sokaklarda geçirdik.

Erdoğan, geçtiğimiz yıl “Sağlıkçılarımızın hakları ödenmez” dedi, nitekim dediğini de yaptı. Haklarını ödemedi.

Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, sağlık çalışanlarımız senin danışmanların gibi 5-10 maaş istemiyor. Istakozlu ziyafetlerde de gözleri yok. Sadece hak ettikleri maaşı almak istiyorlar.

Adaletsiz ‘döner sermaye’ sistemi yerine emekliliğe yansıyan adil maaşlar almanızı sağlayacağız. Ayrıca taşeron ve sözleşmeli hizmete de son vereceğiz.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi terk edip geleceğini, başka ülkelerde arayan doktorlarımızın sayısı Türk Tabipler Birliği rakamlarına göre 1361.

Sayın Erdoğan bu insanlarımıza yazık değil mi? Bu ailelere yazık değil mi? Onları vergileri ile okutan, bu aziz millete yazık değil mi? Bu ülkenin evlatları, neden doğup büyüdükleri toprakları terk edip gidiyor? Neden ata yurduna veda ediyor? Neden gurbette gelecek arıyor? Senin yüzünden Sayın Erdoğan, senin yüzünden.

Buradan yurt dışına giden ve gitmek için hazırlık yapan çok değerli hekimlerimize sesleniyorum: Lütfen sabredin. İlk seçimlerden sonra Sayın Erdoğan ve onun kurduğu bu ucube düzen gidiyor bundan emin olun. O sandık gelecek ve Türkiye iyi kadrolarla, iyi insanlarla, güneşli günlere yürüyecek.

“Beceriksizliğin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz”

Geçen 20 yılda 8 kere değişen Milli Eğitim Bakanı ve 15 kere değişen milli eğitim sistemiyle istikrarsızlığın ve beceriksizliğin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

İyi Parti olarak, eğitim politikalarındaki vasatlığın önüne geçip, ülkemize ve çocuklarımıza reva görülen bu eğri düzene, “dur” demek için, İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni hazırladık.

Bilimsel düşünceden ve bilimin kılavuzluğundan taviz vermeden; eğitimin kalitesini artırmak, fırsat eşitliğini sağlamak, Nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için planladığımız, iyileştirilmiş Eğitim Sistemi, milletimize ve memleketimize, hayırlı uğurlu olsun! İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele aldığımız birinci başlık; Eğitimde Fırsat Eşitsizliği. Bugün; Bingöllü Murat ile Ankaralı Zeynep,Ordulu Atakan ile İstanbullu Tuğçe, Cumhuriyetimizin sunduğu imkânlardan, eşit şekilde faydalanamıyor. İyi ve dengeli beslenemeyen, ailesinin sosyoekonomik durumu ve eğitim seviyesi, yeterli olmayan çocuklarımız; fırsat eşitsizliğiyle, daha ilköğretimdeyken tanışıyor.

Bunun en acı örneklerini, pandemi döneminde yaşadık. 7 yaşında öğretmenine daha yeni alışan Ali’den; 17 yaşında üniversite hayalleri kuran Buse’ye kadar, bütün çocuklarımızın içinde bulunduğu dijital uçuruma, birlikte şahit olduk. Sosyal devletin öncelikli görevi; eğitimde fırsat eşitliğini ve kaliteli eğitime erişimi sağlamaktır. Bol miktarda bina dikip, içini de niteliksiz kadrolarla doldurmayı değil; ülkenin geleceğini, milletin yararını öncelemektir.

Biz, İyi Parti iktidarında; 21’inci yüzyılın gereksinimlerine ve zamanın ruhuna uygun olarak; bugün sadece bazı çocukların sahip olduğu fırsatlara, tüm çocuklarımızın sahip olduğu, adil bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bugün maalesef, 1 milyon 248 bin öğrencimiz, taşımalı eğitim sisteminde. Bu çocuklarımızın, bu sistemle, sağlıklı ve kaliteli bir eğitim imkânına kavuşması, maalesef mümkün değil.

Bu yüzden biz, İyi Parti olarak; tarımsal kalkınmada atacağımız iddialı adımlar ile, öncelikle, kırsal bölgelerimizi yeniden cazip hâle getireceğiz. Sonrasında ise, köy okullarını yeniden açarak, taşımalı eğitime, süratle son vereceğiz.

“Çocuk işçiliğine bir an önce, son vereceğiz”

Son verilere göre, eğitime erişimi olmayan, ya da kısıtlı erişimi olan, ve yasadışı çalıştırılan, 720 bin çocuk işçimiz var. İyi Parti iktidarında; çocuklarımızın ellerine, bedenlerinden büyük çekiçler verilmesine, asla izin vermeyeceğiz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile eşgüdümlü çalışarak, çocuk işçiliğine bir an önce, son vereceğiz. Eğitimde vazgeçebileceğimiz hiçbir çocuğumuz yok. Bu sebeple; 12 yıllık zorunlu eğitim çerçevesinde, okullaşma oranlarını, alacağımız tedbirler ve sıkı bir denetim anlayışıyla, yüzde yüze çıkaracağız.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi kapsamında ele aldığımız, ikinci başlık ise; “Eğitimde kalite.” Bugün ne yazık ki; ulusal ve uluslararası göstergeler, ülkemizde, zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın, temel bilgi, beceri ve yeterlilik açısından, yoksun olduğuna işaret ediyor.

Dünya Bankası’nın verilerine göre; Türkiye’de, 10 ile 14 yaş arasındaki, her 5 çocuğumuzdan 1’i, öğrenme yoksulu. Yani maalesef, her 5 çocuğumuzdan 1’i, bir metni okuyamıyor, okusa bile, okuduğunu anlayamıyor. Üstelik, ülkemizi etkisi altına alan, Covid-19 süreciyle birlikte, çocuklarımızın 2 yıldır okullarından uzak kaldığını düşünürsek; öğrenme yoksulluğunun da, ciddi oranda arttığını söyleyebiliriz.

Eğitimde kalite; ailede başlayıp, çevrede devam eden, okulda pekişip, iş hayatında devam eden, döngüsel bir süreçtir. Bir anlam seferberliği, bir değer yolculuğudur.

İşte bu yüzden biz, İyi Parti olarak; öğrenme yoksulluğunun önüne geçmek için, Eğitimin kaliteli ve sürdürülebilir olması için; “ezber temelli eğitimden, beceri temelli eğitime; sınav odaklı eğitimden, süreç odaklı eğitime” geçeceğiz.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: MHP, AKP’yi Adım Adım Bitiriyor

Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Sanırım MHP, son derece akıllıca bir muhalefet taktiğiyle AKP’yi adım adım bitiriyor. Bu arada kendileri de bitiyor ama olsun, Türkiye bu fedakarlığı asla (yani bir ay falan) unutmayacak.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla kullandı sosyal medya hesabından bu sabah bir açıklama yaptı.

Demirtaş, açıklamasında, “Sanırım MHP, son derece akıllıca bir muhalefet taktiğiyle AKP’yi adım adım bitiriyor. Bu arada kendileri de bitiyor ama olsun, Türkiye bu fedakarlığı asla (yani bir ay falan) unutmayacak.” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, daha önce yaptığı açıklamalarda erken seçime dair talebini de birçok kez dile getirmişti.

Selahattin Demirtaş hakkında

Siyasetçi, avukat, yazar, şair, ressam, çizer.

10 Nisan 1973’te Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinin Suriçi semtinde doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2004’te İHD Diyarbakır Şube Başkanı oldu. 2007 seçimlerinde Diyarbakır milletvekili seçildi.

2014’te Figen Yüksekdağ ile birlikte, çeşitli partilerin ve siyasi oluşumların bir araya gelerek kurduğu Halkların Demokrasi Partisinin (HDP) eş genel başkanlığına seçildi.

Bu görevini sürdürürken ve İstanbul milletvekiliyken 4 Kasım 2016 gecesi, HDP’li 10 milletvekili ile birlikte gözaltına alındı, ardından tutuklandı.

Hapishanede yazdığı Seher (2017) ve Devran (2019) adlarında iki öykü kitabı ile Leylan (2020) ve Efsun (2021) adlarında iki romanı yayımlandı. Bunların yanı sıra, yaptığı şarkılar çeşitli sanatçılar tarafından seslendirildi. Ayrıca yayımlanmış resim, kara kalem ve karikatür çalışmaları da bulunuyor.

Halen, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “serbest bırakılsın” kararına rağmen serbest bırakılmıyor.

Paylaşın

Yeni Veriler Omicron’un Daha Az Şiddetli Geçtiğini Destekliyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Koronavirüsün Omicron varyantının üst solunum yollarını etkilediğini, daha önceki varyantlara oranla daha hafif belirtilere yol açtığını ve bazı yerlerde hızla artan vaka sayılarına karşın düşük ölüm oranları kaydedildiğini bildirdi.

Örgütün vaka direktörü Abdi Mahamud, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Omicron’un üst solunum yollarını enfekte ettiğine ilişkin giderek daha fazla sayıda araştırma görüyoruz. Diğer varyantlar akciğerleri etkileyerek ağır zatürreye yol açıyordu” dedi. Mahamud, “Bu müjdeli bir haber olabilir, ama kanıtlanması için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

İlk kez Kasım ayı sonunda tespit edilen ve birçok mutasyona uğradığı anlaşılan Omicron varyantı, WHO verilerine göre en az 128 ülkede görüldü. Omicron’un hızla yayılması, Kovid nedeniyle yaklaşık iki yıldır sekteye uğrayan hayatlarını ve ekonomiyi yeniden canlandırmak isteyenler ve ülkeler için birçok zorluğu beraberinde getiriyor.

Ancak vaka sayıları rekor seviyeye çıkarken hastaneye yatan hasta sayısı ve ölüm oranları, pandeminin önceki aşamalarına kıyasla daha düşük seyrediyor. WHO yetkilisi Mahamud, “Şu anda vaka ve ölüm sayıları arasında bağın koptuğuna tanık oluyoruz” dedi.

Abdi Mahamud’un Omicron’dan kaynaklanan ağır hastalık riskinin azaldığına ilişkin sözleri, yeni varyantın ilk tespit edildiği ülkelerden biri olan Güney Afrika’dan gelen araştırma sonuçlarıyla aynı doğrultuda. Ancak WHO yetkilisi Mahamud, Güney Afrika’nın genç bir nüfusu bulunduğuna dikkat çekerek bir istisna olduğu uyarısında bulundu.

Yetkili, Omicron’un yüksek bulaşıcılık oranının birkaç hafta içinde birçok yerde baskın varyant haline gelmesi anlamı taşıdığını, bu durumun, aşısız nüfus oranı yüksek ülkelerde sağlık sistemlerini tehdit edeceğini söyledi.

Esas zorluk aşılar değil aşılama

Mahamud, Omicron varyantının antikorlardan kaçmayı başarmasına rağmen, Kovid-19 aşılarının T hücrelerinden ikincil bağışıklık yanıtı elde ederek hala koruma sağladığını söyledi. “Tahminimiz, Omicron nedeniyle hastaneye yatış ve ölüm riskine karşı korumanın devam edeceği yönünde” diyen Mahamud, bu durumun, Omicron vakalarının çok düşük olduğu Çin’de kullanılan Sinopharm ve Sinovac aşıları için de geçerli olduğunu söyledi.

Mahamud, “Mesele aşı değil, aşılama ve savunmasız nüfuslara erişim” dedi. Omicron’a özel bir aşı gerekip gerekmediğine ilişkin bir soruya bunu belirlemek için henüz çok erken olduğu şeklinde yanıt veren Mahamud, Omicron için aşı üretme kararı almanın küresel eşgüdüm gerektirdiğini, bu kararın sadece aşı üreticilerine bırakılamayacağını kaydetti.

“Omicron için aşı geliştirirsiniz, sonra da daha bulaşıcı ya da bağışıklık sistemini daha kolay alt eden bir varyant çıkar” diyen Mahamud, WHO’dan teknik bir ekibin kısa süre önce aşı içeriği konusunda bir toplantı yaptığını bildirdi.

Mahamud, Omicron’un etkisini azaltmanın en iyi yolunun bazı ülkelerde üçüncü ve dördüncü doz takviye doz aşı yapmak değil, WHO’nun her ülke nüfusunun yüzde 70’inin Temmuz ayına kadar aşılanması hedefini tutturmak olduğunu kaydetti. Omicron varyantına bağlı olarak vaka sayılarının artması üzerine ABD dahil bazı ülkeler, herhangi bir belirti göstermeyenlerin işe ya da okula dönmesini sağlamak amacıyla izolasyon ve karantina süreçlerini kısaltma yoluna gitti.

Paylaşın

Erkan Baş: AKP Bir Düyun-u Umumiye İktidarıdır

TBMM’de yaptığı haftalık basın toplantısında, ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erken Baş, “AKP bir Düyun-u Umumiye iktidarıdır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Baş, “TÜİK’e göre bile rakamlar ürkütücü boyutlarda ve TÜİK’in bile indiremediğini gösterdiği için önemli yoksa gerçekte TÜİK’in açıkladığının çok üstünde olduğunu bu ülkede yaşayan herkes biliyor” dedi.

Erdoğan’ın önceki gün sarf ettiği “Milletimize aşığız” sözlerini hatırlatan TİP Lideri Baş şöyle konuştu:

“Elektriğe, doğal gaza, benzine, mazota, sigara ve içkiye, buğdaya arpaya, ulaşıma olağanüstü zamlar geldi. Üstüne, dün TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamı yine gerçeği yansıtmasa da son 20 yılın en yüksek enflasyonuyla karşılaştık.TÜİK’e göre bile rakamlar ürkütücü boyutlarda ve TÜİK’in bile indiremediğini gösterdiği için önemli yoksa gerçekte TÜİK’in açıkladığının çok üstünde olduğunu bu ülkede yaşayan herkes biliyor

AKP seçmeninin yarısı enflasyonun yüzde 100 olduğunu düşünüyor. Kimseyi inandıramazlar bu rakamlara çünkü halk lafa değil, cebine bakıyor. Ancak işçiye memura emekliye daha az vermek için sayılarla oynuyorlar. Zamlar, enflasyon yetmemiş olacak ki dün akşam saatlerinde AKP’li Cumhurbaşkanı da yaptığı açıklamayla milyonlarca emekliyi, memuru hayat pahalılığına ezdireceğini, insanlarımızı açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edeceğini ilan etti.

Bir de utanmadan “Milletimize aşığız” diyor. Aşk gibi güzel bir sözcüğü bile kirletiyor. Tayyip Erdoğan aşkı bilmez, sevgiyi bilmez… Bunlar sadece parayı bilir, koltukları bilir. Onlar millet diyorlar ya, aslında açlık sınırında yaşama mahkum ettiği halktan toplayacakları vergiden başka hiçbir şey düşünmüyorlar. Bizden zorla toplayıp, soyup cebine attıklarına, yandaşlarına aktardıklarını, patronlara dağıttıklarını ve dağıtacaklarını düşünüyorlar.

Milyonlarca insan, biz hepimiz, elektriğe gelen zamlardan sonra ödeyeceğimiz paraları hesaplıyoruz, nasıl ödeyeceğiz bunları diye dertleniyoruz mesela… Bu iktidarın elektrik işlerini verdiği şirketlere her ay 34 milyar lirayı boş vere biz ödüyoruz. *Yeni bütçeye göre, her ay yalnızca sağlık ve karayollarında 4 milyar liraya yakın bir kaynağı yandaş müteahhitlerine aktarıyorlar. Biz çalışıyoruz, didiniyoruz çocuğumuza karşı yüzümüz kızarıyor, en temel ihtiyaçlarını alamayacağız diye öfkeden gözlerimiz yaşarıyor ama 4 milyar lira haybeye bir avuç yandaşa gidiyor!

Tarihe büyük soygun olarak geçecek 20 Aralık gecesi, önceden haber verdikleri patronlara döviz satışları üzerinden milyarlarca lira kazandırdılar. İspat da edeceğiz. Halk ise bugün çok daha fakir. Herkes yoksulluk konuşuyor, bu yoksulluğun nedeni Saraydır, bu iktidardır. Bu yoksulluğun nedeni iktidarın bir avuç azgın azınlığı zengin eden ekonomi politikalarıdır!

“AKP iktidarı basbayağı bir Düyun-u Umumiye iktidarıdır”

Yüzde 50 zam yaptık dediğin asgari ücretteki artış, 1 Şubat günü ilk zamlı maaşlarını alacak insanlar ve 3 Şubat bilemedin, 5 Şubat günü elimizde beş kuruş kalmayacak zam tamamen erimiş olacak. İşgalciler, emperyalistler, sarayla bir olup bu ülkenin kasasına Düyun-u Umumiye diye bir hortum bağlamışlardı. Bu iktidar da vatandaşın, bizim ceplerimize yeni bir hortum bağladın. AKP iktidarı basbayağı bir Düyun-u Umumiye iktidarıdır.

Halktan aldığını ya cebine atıyorsun ya yandaşına veriyorsun. Sen bu halka savaş açmış bir iktidarsın. Seni devireceğiz. Halktan çaldığın her şeyi, halka iade edeceğiz. Kamu Özel İşbirliği projelerini, halkın parasını çarçur ettiğin tüm projeleri kamuya iade edeceğiz. Elektrik, doğalgaz, su, internet gibi işlerdeki aracılıkları kaldıracağız. ÖTV’leri kaldıracağız. Özelleştirdiğin tüm değerlerimizi halka geri vereceğiz.

Türkiye İşçi Partisi olarak ilan ediyoruz: Yarından itibaren sokaklardayız. Halkın hemen seçim talebini gerçek yapmak için var gücümüzle çalışacağız. Buradan tüm parti üyelerimize, dostlarımıza, yurttaşlarımıza çağrı yapıyorum: Tüm TİP üyeleri, dostları, gönüllüleri, sokak sokak, mahalle mahalle, halktan erken seçim talebini alacak.

Göreceğiz bakalım, halk ne istiyor. Emekliler ne istiyor, emekçiler ne istiyor, kadınlar ne istiyor, gençler ne istiyor, işçiler ne istiyor. Göreceğiz… Bunlar o kadar üç kağıtçı bir iktidar ki büyük marifetmiş gibi elektrik faturalarından TRT vergisini kaldırdılar. Sonra gittiler tarihin en büyük zammını yaptılar. Toplumu fakirleştirdikleri yetmiyor, bir de sırtlarına fatura yükü vuruyorlar. Yine söylüyoruz, Türkiye toplumu artık çalışan köleliğe mahkum ediliyor, yoksulluk döngüsüne sokuluyor.

Saray Rejimi göz göre göre toplumun insan hakkı olan elektriğe, suya, doğalgaza erişimini kısıtlıyor. Bu iş böyle gitmez! Bakın bizim çözümümüz açık, net: Yandaşlarınıza, beşli çetelerinize, akrabalarınıza dağıttığınız bütün elektrik, su, doğalgaz hizmetlerini kamulaştıracağız. İnsan hakkı olan kullanımın değil, israf, çarçur edilen elektriğin peşine düşüp, faturayı yurttaşlarımıza değil, memleketimizin havasına suyuna toprağına zarar veren şirketlere, büyük servet sahiplerine ödeteceğiz.

2022 yılında Türkiye’de hiçbir hane elektrik, su, doğalgaz derdine düşmemeli. Bu zulmü yaşattığınız nice yurttaşımız için bu korkunç düzenin mimarlarından hesap soracağız. Tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz, en temel ihtiyaçlarınız için patronlara haybeye milyarlarca lira para ödenmesini isteyen bu sisteme son verebiliriz. Bunların kurduğu düzen yıkılmalıdır. Hep birlikte mücadele edersek yıkılabilir, insanca hakça yaşayacağımız bir düzeni hep birlikte kurabiliriz.

Türkiye’de asgari ücretle çalışmak, adeta fakirliğe mahkum edilme haline geldi. Bugün dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 10 bin 400 lira iken, iki kişinin asgari maaşı bu sınırın altında kalıyor. AKP kendi karakterine uygun olarak, bir elle verdiği zammı, diğer eliyle toplumun cebinden kaşla göz arasında kepçeyle çekmektedir. Bu zam yetersizdir ve enflasyonun çıldırdığı Türkiye’de vitrin süsü olmaktan öteye geçemez. Artık Türkiye’de yaşayan her vatandaş, her mühendis, öğretmen, işçi, doktor, öğrenci, hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

Toplumda belli standartları korumak için, herkes en azından insanca hayatını sürdürsün diye olması gereken asgari ücret, devlet eliyle herkesi güvencesiz hale getirmiş, Türkiye’yi yoksullukta birleştirmiştir. Yine yurttaşlarımıza sesleniyoruz: Biraz dikkatli baktığımızda AKP’nin tüm ekonomik tercihlerinin ülkenin tepesine çökmüş, toplumun yüzde 1’i bile etmeyen azgın azınlıktan yana olduğunu görüyoruz. O azgın azınlık rahat yaşasın diye bu ülkenin yüzde 99’undan fazlası sürekli yoksullaşıyor ve onların zenginliğinin bedelini biz, halk ödüyor. AKP’nin yoksulluğa mahkum ettiği bizler, bu ülkenin yüzde 99’unu oluşturan emeği ile geçinmeye çalışanlar birleşmeli ve bu düzenin kaderimiz olmadığını göstermeliyiz.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 55 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 54 bin 724 yeni vaka tespit edilirken, 137 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Omicron varyantı, İstanbul’daki vaka sayılarının toplam vaka sayısının yarısını aşmasına neden oldu.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 382 bin 888 test yapılırken, 54 bin 724 yeni vaka tespit edildi. 137 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 561 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantı, İstanbul’daki vaka sayılarının toplam vaka sayısının yarısını aşmasına neden oldu. Yeni varyanta bağlı vaka artışları şimdilik büyük şehirlerde dikkat çekse de aynı durum diğer illerde de kolayca yaşanabilir. Tedbirlere her yerde aynı ciddiyetle uyulmalıdır.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 91.81, 2’nci doz ortalaması yüzde 83.32 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 56 milyon 984 bin 778, 2’nci dozda 51 milyon 716 bin 550 ve 3’üncü dozda 20 milyon 12 bin 24 olmak üzere toplam 133 milyon 551 bin 202 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

Pervin Buldan: 31 Mart Başlangıçtı, Devamı Gelecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında yaptığı konuşmada, “İktidar 2021 yılını kendi lehine dönüştüremedi; demokrasi mücadelesini, demokratik siyaseti ve toplumsal muhalefeti çökertemedi, kendi siyaseti çöktü” dedi.

Haber Merkezi / Pervin Buldan, konuşmasının devamında, “Nefret siyasetiyle kamplaşma ve kutuplaşmayı büyütmek istediler ama halklarımız bu oyuna gelmedi, toplumsal dayanışmayı ve mücadele ortaklığını büyüttü. Bu iktidar 2021’de başaramadı, 2022’de de başaramayacak ve çok büyük kaybedecektir.” ifadelerini kullandı.

“En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden bir kumpas başlattılar. 31 Mart’ın intikamını almaya çalışıyorlar ve bunun için büyük bir çaba sarf ediyorlar. İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar.” diyen Buldan ayrıca cezaevlerindeki ölümlere de değinerek sadece Aralık ayında 6 tutuklunun yaşamını yitirdiğini söyledi ve Adalet Bakanlığına “başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutsakları acilen tahliye edin” çağrısı yaptı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, konuşmasında şunları söyledi:

Hun bi xêr hatine serseran serçavan hatine. 2022 yılının ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. Bu vesileyle başta cezaevlerindeki arkadaşlarımız olmak üzere sizlerin ve tüm Türkiye halklarının yeni mücadele yılını kutluyor, 2022’nin demokrasi, barış, özgürlük ve adalete vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.

Eski bir siyasetçimiz, mücadele arkadaşımız Sevgili Murat Bozlak’ın 7’inci ölüm yıl dönümü. Kendisini saygıyla ve minnetle anıyorum. Ömrünü demokrasi ve barış mücadelesine adayan Murat Bozlak’ın bizlere bıraktığı büyük mücadele mirası yolumuzu aydınlatmaya her daim devam edecektir. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Ailesine, yakınlarına ve halkımıza bir kez daha başsağlığı diliyorum.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Krizi Sisteminin yaşattığı kara bir yılı geride bıraktık. 2021, iktidarın politikaları nedeniyle siyasal, toplumsal, ekonomik ve sosyal yıkımların peş peşe yaşandığı bir yıl oldu. Hukuksuzluğun, keyfiyetin, yalanın, talanın, soygunun, yolsuzluğun, kumpasların yılı oldu. Kadınların, gençlerin, emekçilerin, tüm toplumsal kesimlerin, inançların ve kimliklerin ağır saldırı altında olduğu bir yıl oldu. Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üreten değil toplumla mücadele eden, sorun üreten, eşitsizliği büyüten bir iktidar gördük.

Gözaltı-tutuklamalar, cezaevlerinde işlenen insanlık suçları, kumpas davaları, demokratik siyaseti engelleme çabaları, tecrit, Kürtçeye yönelik tahammülsüzlükler, göçmenlere kadar uzanan ırkçı linç saldırıları ve Kürt düşmanlığı iktidarın 2021 yılı karnesi oldu.

“Tutsaklara fiili idam cezası uygulanıyor”

Bugün tutuklu aileleri de seslerini duyurmak için burada, aramızdalar. Kendilerine hoş geldiniz diyorum. Xêr hatine serseran serçavan hatine. Evet, cezaevleri güncel ve yakıcı bir gündem olmaya devam etmektedir. Özellikle ağır hasta tutsaklar, ağır hastalıkları ve cezaevinde kalamaz raporlarına rağmen işkenceli bir ölüm sürecine terk edilmektedir. Bu yüzden sadece Aralık ayı içerisinde 6 tutsak yaşamını yitirdi. Cezaevine sağ giren tutukluların ne yazık ki cezaevlerinden tabutları çıkıyor. Bugün tutsaklara adeta fiili bir idam cezası dayatılmaktadır. Yine cezaevlerinde keyfi aramalar, görüş yasakları, darp, işkence, taciz ve tahliyelerin keyfi disiplin cezalarıyla engellenmesi yaygın bir uygulama halini geldi.

İnfaz yakmalar tam bir hukuk dışılıktır, rehine politikasıdır. Elbette bu yaşananlar İmralı’da sürdürülen ağır tecrit politikasından bağımsız değildir. Cezaevlerini ve tüm ülkeyi, toplumu, kurumları, siyaseti ve yaşamın her alanını kuşatma altına almak isteyen kapsamlı bir tecrit politikasıyla bugün Türkiye karşı karşıyadır. Cezaevlerini bir toplama kampına çeviren bu iktidar, haksız ve hukuksuz tutuklamalarla ülkeyi de yarı açık cezaevine dönüştürmüştür.

Cezaevlerinde asıl mahkûm edilen vicdanlardır, adalet duygusudur. Elbette biz bu hukuksuzlukların peşini asla bırakmayacağız. İntihar adı altında işlenen cinayetlerin de ölüme terk edilen hasta tutukluların da infaz yakmaların da takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adalet mücadelesini devam ettireceğiz. Buradan ailelerimize ve halkımıza sözümüz olsun. Bugünkü iktidarın gücüne güvenen tüm bürokratlara ve yöneticilere tekrar sesleniyorum: Cezasızlık zırhına güvenerek sürdürdüğünüz hukuk dışı, insanlık dışı uygulamalardan biran önce vazgeçin! Bu iktidar mutlaka gidecektir. İşte o zaman cezasızlık zırhınız da ortadan kalkacak ve işlediğiniz bütün hukuksuzluklar adalet önünde bir bir karşınıza çıkacaktır. İnsanlık suçlarında zaman aşımı yoktur. Bunu böyle bilin!

“Başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutukluları tahliye edin”

Ailelerimiz asla yalnız değildir. HDP olarak sizin yanınızdayız. Sizin sesiniz bizim sesimizdir bundan hiçbir kuşkunuz olmasın. Buradan Adalet Bakanlığına tekrar çağrı yapıyorum: Ailelerin feryadına kulak verin, cezaevlerindeki insanlık dışı uygulamalara derhal son verin, fiili idam cezasını durdurun. Yarın çok geç olmadan başta Aysel Tuğluk olmak üzere tüm hasta tutsakları acilen tahliye edin. Çünkü onların dışarıda olmaya ihtiyaçları var, son günlerini ailelerinin yanında geçirmeye ihtiyaçları var. Bu bir insanlık ve vicdan sorunudur. Düşmanlık hukuku Türkiye’ye bir şey kazandırmaz. Bundan vazgeçin! İktidarın cezaevlerindeki tabut siyasetine karşı yaşam siyasetini güçlü bir biçimde yürütmeye devam edeceğiz. Demokratik kamuoyunu ve siyasal muhalefeti yaşam siyasetini sahiplenmeye buradan davet ediyor ve çağrımı yineliyorum.

AKP-MHP iktidarının yaratmak istediği karanlık Türkiye tablosunun karşısında umudu ayakta tutan, cesareti örgütleyen bir de başka bir fotoğraf vardır. O da, 2021 yılına damgasını vuran büyük demokrasi mücadelesidir. Evet, AKP-MHP iktidarı akla gelebilecek her zulmü, her hukuksuzluğu yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ama Türkiye halkları ne barış talebinden vazgeçti ne de demokratik bir gelecek özleminden. Ne adalet mücadelesinden vazgeçtik ne de özgürlüklerden. İktidar ülkenin her santimine yaymaya çalıştığı faşizm karşısında, büyük demokrasi direnişini gördü, adalet mücadelesini gördü; korkutamadığı, diz çöktüremediği halkları ve bizleri gördü. Kadınların eşitlik talebini yok sayan erkek düzen, karşısında kadınların tüm zamanların en büyük eşitlik ve özgürlük mücadelesini gördü.

Savaş politikasını her yere yaymaya çalışan savaş makinesi, karşısında Türkiye halklarının büyük barış iradesini gördü, savaş ve tezkere karşıtı bloku gördü. Rant uğruna doğayı talan eden beton zihniyeti, Karadeniz halkı başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafında büyüyen ekoloji mücadelesini gördü. Gençlerin umudunu çalarak onları geleceksiz bırakmak isteyen iktidar, gençlerin özgürlük ısrarını gördü. Alın terini sömüren yolsuzluk sistemi karşısında işçinin ve emekçinin emek mücadelesini gördü. Ülkeyi adaletsizlik karanlığına boğmak isteyen vicdansız zihniyet, karşısında Emine Şenyaşarların, Çorlu, Soma ve Roboski ailelerinin, Cumartesi Annelerinin, Barış Annelerinin ve toplumun her kesiminin büyük adalet ve hakikat mücadelesini gördü. Bu hakikat mücadelesi elbette devam edecek ta ki sonuç alıncaya kadar. Başta Emine Şenyaşar olmak üzere bütün annelerimizi sevgiyle, saygıyla anıyoruz ve yanlarındayız.

“2021’de iktidar kaybetti, 2022’de çok büyük kaybedecektir”

Partimizi yargı kumpaslarıyla, gözaltı ve tutuklamalarla, katliamlarla durdurabileceğini sanan korkak zihniyet, karşısında büyüyen ve yükselen, siyasetin kilit gücü haline gelen, umudu dimdik ayakta tutmayı başaran HDP’yi gördü. Görmeye de devam edecektir. Evet, iktidar 2021’i kazanamadı, 2021 yılında iktidar kaybetti kaybetmeye de devam edecek bundan kimsenin şüphesi olmasın. İktidar 2021 yılını kendi lehine dönüştüremedi; demokrasi mücadelesini, demokratik siyaseti ve toplumsal muhalefeti çökertemedi, kendi siyaseti çöktü.  Halklarımızın iradesini ve umudunu kıramadı, kendi politikaları kırılma yaşadı. Bunu her gün görüyoruz. Her türlü kumpası sahnelediler ama tutmadı. Kumpasları bir bir boşa çıkarıldı. Nefret siyasetiyle kamplaşma ve kutuplaşmayı büyütmek istediler ama halklarımız bu oyuna gelmedi, toplumsal dayanışmayı ve mücadele ortaklığını büyüttü. Bu iktidar 2021’de başaramadı. 2022’de de başaramayacak ve çok büyük kaybedecektir.

Saldırıların artması başaramayacaklarının en açık kanıtıdır. Biliyorsunuz, 28 Aralık’ta partimizin Bahçelievler ilçe binasında İzmir’deki katliamın bir benzeri yaşatmaya çalışıldı. Bu saldırıların bir ayağında Saray’dan yönetilen yargı kumpasları var. Kobanî ve kapatma kumpas davaları gibi. Diğer ayağında ise İzmir ve Bahçelievler’de olduğu gibi fiziki saldırılar var. Bütün bunlar örgütlüdür, planlıdır, organizedir. Birbiriyle bağlantılıdır. Elinde silah, belinde bıçakla ilçe binamıza katliam yapmaya gelen tetikçi, bu iktidarın nefret siyasetinden ve Kürt düşmanlığından cesaret alarak hareket etmiştir. Dün bu saldırganı serbest bıraktılar, bizim için şaşırtıcı olmadı tabii. Ağzını açan vekilimiz hakkında fezleke yollayarak dokunulmazlığının kaldırılması için uğraşan AKP yargısı, katillere, tetikçilere dokunulmazlık ve cezasızlık zırhı kazandırmaktadır.

“Katil ve tetikçilerinizle HDP’yi durduramayacaksınız!”

Bu saldırganı serbest bırakmak “sen HDP ‘ye saldırmaya devam et biz arkanda durmaya devam edeceğiz” mesajından başka bir şey değildir. Bir kez daha vurguluyorum; bu tür saldırı ve tehditlerle HDP’yi ve halkımızı korkutacaklarını sanan korkaklar ve arkasındaki ağababaları asla amaçlarına ulaşamayacaktır! HDP’nin mücadele geleneğine bakanlar cesareti ve kararlılığı görür. Katil ve tetikçilerinizle HDP’yi durduramayacaksınız, susturamayacaksınız, yıldırmayacaksınız!

Biliyorsunuz 29 Aralık’ta Deniz Poyraz davası görüldü. Bizler de o salondaydık. Katilin mahkemede kolluk güçleriyle rahat diyaloğu, rahatlığı tıpkı Hrant Dink’i öldüren tetikçinin rahatlığıydı. Katilin bağlantılarıyla ilgili birçok delil orta yerde dururken siz hala katilleri, azmettiricileri koruyorsunuz ve katile katil gibi davranın dediğimiz için bizi yargılamaya çalışıyorsunuz ve hakkımızda soruşturma başlatıyorsunuz. İstedikleri soruşturmayı başlatsınlar, susmayacağımızı, katile katil demekten asla vazgeçmeyeciğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Katil, katildir. Eline silah alan ve insanlarımızı katledenlere katil demekten asla geri adım atmayacağız.

Bir söz var: “Suçu açığa çıkarmak suç olarak kabul ediliyorsa, suçlular tarafından yönetiliyorsunuz demektir.” Evet, bu sözler tam da bugünkü Türkiye için söylenmiştir .Kobanî Kumpas Davasında, olaylarla hiçbir ilgisinin olmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen 14 yaşındaki Mazlum’a kumpas kurarak 124 yıl ceza veren zihniyet, Deniz Poyraz’ın ailesine duruşma salonunda hakaretler yağdıran katile iltimas geçmekte ve suç bağlantılarının açığa çıkarılmasını tamamıyla engellemektedir. İşte bu iki örnek bile Türkiye’nin suçlular ittifakı tarafından yönetildiğinin bariz bir kanıtıdır. Bu ittifak İzmir katliamında suçüstü yakalanmıştır. Bu suçlular ittifakı biliyorsunuz bugünlerde başka bir kumpas peşinde; siyaseten yenemedikleri, baş edemedikleri siyasi rakiplerini yalan ve iftiralarla, kumpaslarla, kayyım tehdidiyle engelleme gayreti içerisindedir.

“İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar”

En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden bir kumpas başlattılar. 31 Mart’ın intikamını almaya çalışıyorlar ve bunun için büyük bir çaba sarf ediyorlar. İstanbul üzerinden tüm demokrasiyi ve demokrasi güçlerini tehdit ediyorlar. Yandaşları İstanbul’dan geçiniyordu bunu biliyoruz. Bu belediyeyi kaybedince rant muslukları da kapandığı için bu kadar saldırgan oldular. Yaralarının çok büyük olduğunu biliyoruz. 12 yıldır faaliyette olan İstanbul’da 9 mescidi bulunan DİAYDER üyesi 3 din görevlisinin, yasal prosedürden geçerek belediyede işe girmesi suçmuş gibi toplumun önüne koydular. Bakın şimdi neredeyse bütün kumpas davalarında boy gösteren bir hâkimin önüne içinde sadece ramazan kolisi, namaz kılma fotoğrafları ve Kürtçe kelimelerin suç sayıldığı bir iddianame düzenleyip göndermişler.

Saray’ın yargısı, Kürtçe barış olan Aşitî’yi, eşitlik olan Wekhevî’yi, yaşam anlamına gelen Jîyan’ı ve onur manasına gelen Rûmet kelimesini suç olarak iddianameye yazmıştır. Bunlar çukurun da çukurudur, kKendilerinde olmayan ne varsa suç saymışlar! Kendi zinhiyetlerinde barış, eşitlik, onur yok. Bunlar Kürtçe yazıldığı için bu iddianame içine koymayı önlerine bir görev koymuşlar. Bu kelimeleri suç olarak görenlere sesleniyoruz: Bu kavramlardan mahrum olduğunuzu, bu kelimelerden korktuğunuzu çok iyi biliyoruz. Onun için o kelimelerin yanına bir kelime daha ekleyin diyoruz: “Qedîya” yani bitti. Bitti bitiyor, gitti gidiyorsunuz. Bunu da ekleyin!

“31 Mart başlangıçtı, devamı gelecek”

Yolsuzluk, hırsızlık, yalan, talan döneminizi tümden bitirecek bir halk var karşınızda. 31 Mart bir başlangıçtı arkası daha büyük gelecek. Hiç merak etmeyin! Çifte yenilgi aldığınız İstanbul halkları, büyük demokrasi ittifakıyla sizi tarihin çöplüğüne gönderecektir. İstanbul, faşizminize de demokrasiye kumpaslarınıza da asla geçit vermeyecektir. Bir de tavsiyede bulunmak istiyorum: Suçlu arıyorsanız uzağa gitmenize gerek yoktur. Suçlularla fotoğraf albümünüze ve aynaya bakarsanız asıl suçluları orada göreceksiniz, kendinizi göreceksiniz.

Bu suçlular koalisyonunun en büyük suçlarından biri de ekonomik suçlardır. Bunlar halkın ekonomisine de kumpas kurdular. 20 Aralık akşamı yurttaşa büyük bir tuzak kurdular, büyük bir dolar vurgunu yaptılar. Merkez Bankası bir gecede yaklaşık 8 Milyar dolar sattı. Bir de utanmadan, sıkılmadan halkın dövizlerini bozdurduğunu söylediler. Bir kez daha yalan söylediler. Doları yüksekten satan ve düşük fiyattan toplayan yine kendi vurguncuları oldu. Bunların dertleri doları, enflasyonu düşürmek değildir; tek dertleri iktidarlarının düşmesini engellemektir. Bunun için de kamu kaynaklarını hukuksuzca kullanarak suç işlemekten geri durmuyorlar. Zaten halktan umudunu kesen bir iktidar var. Tek umutları Merkez Bankası olarak kaldı!

Yurttaşlara yönelik ikinci büyük pusuyu da 31 Aralık gecesi kurdular. AKP’nin 17-25 Aralık geleneğinin yeni adı artık 20-31 Aralık vurgunları olmuştur. Türkiye halkları bunu görmelidir. “Bir gece ansızın geliriz” diye savaş naraları atan iktidar, evet 31 Aralık gecesi ansızın yaptığı büyük zamlarla halkın geçimine, cebine ve sofrasına en büyük darbeyi vurmuştur. Elektriğe yüzde 52 ile yüzde 130 arası zam, doğalgaza yüzde 25 zam, vergilere, harçlara, ulaşım bedellerine yüzde 36 zam, köprü, otoyol geçişlerine zam, akaryakıta zam. Her şeye zam, zam, zam…

“AKP’nin ampulü sebeptir, elektrik zammı sonuçtur”

Bir yıl içerisinde iğneden ipliğe her şeye yüzde 100 zam yapıldı. AKP’nin ampulü sebeptir, elektrik zammı sonuçtur. Bu iktidar halkın ekonomisine çöken, sadece vergi ve zam üreten bir canavara dönüşmüştür. Saray’ın yalan makinesi olan TÜİK, dün yıllık enflasyonu yüzde 36,08 olarak açıkladı. Bu rakam tabii ki gerçek enflasyonu yansıtmamaktadır. TÜİK, rakamlarda sahtecilik suçunu işlemeye devam etmektedir.

ENAG yıllık gerçek enflasyonu açıkladı; yüzde 82. Mutfaktaki gerçek enflasyon işte budur. Yüzde 82’lik enflasyon 84 milyonu vurmaktadır. AKP Genel Başkanı dün müjde veriyor, en düşük emekli maaşını 2 bin 500 lira olarak açıkladı. 4 kişilik ailenin açlık sınırı 4 bin lira, yoksulluk sınırı ise 13 bin lira. Açlık sınırının altında bir emekli maaşıyla emekliler nasıl yaşayacak? Buradan iktidara bunu hatırlatmak isteriz. Emekliye, dar gelirliye ölümü dayatıyorlar. En düşük emekli maaşı asgari ücretle eşitlensin, 4 bin 250 TL olsun dedik ama AKP-MHP koalisyonu bunu Genel Kurul’da reddetti.

“Çözüm üretmesi gereken Meclis’i sorun üreten bir yere çevirdiler”

Yine sağlıkçıların ücretlerinde artış getiren bir düzenleme vardı. Meclis’e getirdiler aynı gün geri çektiler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar. HDP’nin, muhalefetin önerilerini dikkate almadılar. Sorunlara çözüm üretmesi gereken Meclis’i sorun üreten bir yere çevirdiler. 3 Y ile mücadele etmek için geldiklerini söyleyenler, bugün tek bir Y ile Türkiye’yi yoklukla baş başa bıraktılar. Daha geçtiğimiz günlerde acı olaylar yaşandı. 6 çocuk doğal gazları kesik evlerinde ısınmak için kullandıkları sobadan dolayı hayatını kaybetti. 2 yaşındaki bronşit hastası bir çocuk elektrikler kesik olduğu için oksijen alamadığından hayatını kaybetti. Son 10 günde 7 çocuk yaşamını yitirdi. Çocukları öldüren bu zam ve zulüm, yolsuzluk ve yoksulluk düzenidir.

Bu kötülük düzeni Türkiye’yi bir çukura dönüştürmekle kalmadı, şimdi o çukurdan sadece kendisinin canlı çıkması için her şeyi yapmaktadır. 5’li çetesine rant garantisi sağlayan bu iktidar düzeni, halka ise yoksulluğu garanti etmektedir. Kur garantili sistem getiriyoruz diyerek Hazine’yi, AKP-MHP’nin para kasasına çevirdiler. Rant ekonomilerini garanti altına aldılar. “Bizden önce Türkiye’de buzdolabı yoktu” diyorlardı. Bugün o buzdolabı var da onu çalıştırabilecek elektrik yok, buzluğunda et yok, yiyecek peynir yok, zeytin yok, tereyağı yok.

“AKP-MHP’nin iktidarda kaldığı her bir gün bu ülkeye zarar ve ziyandır!”

İddia ettikleri gibi ekonomi büyümüyor, Türkiye tüketiliyor! Çoklu maaşlarla, sermayeye verilen teşviklerle, devasa borçlarla, faiz ödemeleriyle, rekor kıracak enflasyonla, işsizlikle, yoksullukla, açlıkla Türkiye AKP-MHP eliyle yok edilmektedir. Hep söylüyorum: AKP-MHP’nin iktidarda kaldığı her bir gün bu ülkeye zarar ve ziyandır! Halkın da siyasetin de en büyük felaketi bu iktidardır. Tek adamın iktidarda kalabilmesi için halka ağır bir maliyet ödeten bu iktidar bilmelidir ki, halk artık isyan etmektedir ve tek adam için bedel ödemeyecektir. Evet, elbirliğiyle bu siyasal felaketten kurtulmanın zamanı gelmiştir. Bıçak artık kemiğe dayanmıştır.

Zamları durdurmanın tek bir yolu vardır, o da bu iktidarı ülkenin başından def etmektir. Küçük ortak bugün yine açıklamasında HDP’yi hedef aldı, HDP’nin Türkiye’nin yüz karası olduğunu ifade eden sözler sarf etti. Türkiye’nin yüz akı olan HDP’ye kimsenin laf söylemeye hakkı da haddi de yoktur. HDP, bu ülkenin halklarının da demokrasinin de yüz akıdır. Bu ülkede yüz karası varsa o da sizin zihniyetiniz ve bakış açınızdır. O çok korktukları, kaçtıkları sandık yakında kurulacaktır. Bu seçimler, kendilerine iktidar garantili bir seçim asla olmayacaktır. Buradan söylüyoruz: Bu seçimler AKP ve ortağı için kaybetme garantili bir seçim olacaktır. Yüksek elektrik ve doğalgaz faturasının AKP’ye faturası çok büyük olacaktır. O zam yağmurlarınızın, yolsuzluklarınızın, ekmek kuyruklarının, ülke kaynaklarını babanızın çiftliği gibi kullanma döneminizin sona ereceği günler çok yakındır. Gidiyorsunuz, gitmekten kurtulamayacaksınız. Türkiye halkları sizi göndermek için sandıkları ve seçimleri bekliyor. Bunu biz başaracağız, geçinemiyoruz diyen milyonlarca emekçi yoksul halk başaracak,. Demokrasi güçleri başaracak. Kadınlar ve gençler başaracaktır. Edi bese diyen analarımız halkımız başaracaktır.

“2021’ye damgasını vuran kadınların mücadelesi olmuştur”

Sevgili kadınlar, kadın yoldaşlarım. Hepinizin mücadele ve kazanım yılı olan yeni yılınızı kutluyorum! Sevgili kadınlar, 2021 yılının kadınlar açısından nasıl geçtiğini uzun uzun anlatmaya elbette gerek yoktur. Kadınların mücadelesi büyüdükçe İstanbul Sözleşmesinden çekilme başta olmak üzere kadınların tüm kazanımlarına yönelik saldırıların da erkek şiddetinin de eşitsizliğin de arttığı bir yılı geride bıraktık. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, 2021 yılına asıl damgasını vuran kadınların giderek büyüttüğü hak ve eşitlik mücadelesi olmuştur. Erkek düzeni, kadınların mücadelesi ve direnişi karşısında başaramamıştır.

Milyonlarca kadın “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” diyerek alanlarda sözleşmeyi savundu, savunmaya da devam edecek. Kadınlar yılmadan mücadele ederek eşit temsiliyeti siyasetin ve siyasal muhalefetin gündemine sokmayı başarmıştır. Bütün saldırılara karşı Türkiye kadın hareketi son yıllarda hiç olmadığı kadar kitlesel bir örgütlülükle cevap verdi, vermeye devam edecek. Rize İkizdere başta olmak üzere maden ocakları ve HES’lere karşı her yerde yükselen direniş ve mücadelede tabii ki kadınlar en ön saflarda yer aldılar.

“Her yerde kadınlarla birlikte olup adaletsizlik ve yoksulluğa karşı haykırdık”

HDP Kadın Meclisi olarak bizler de 2021 yılında “Kadınlar İçin Adalet” ve “Kadın Yoksulluğuna Hayır” diyerek çok güçlü kampanyalar yürüttük. Bu kampanyalarımızla meydanlarda, adliyelerde, cezaevleri önünde, fabrikalarda, tarlalarda, her yerde kadınlarla birlikte olduk. Hem adaletsizliğe hem de yoksulluğa karşı hep birlikte haykırdık. Meydanları erkek iktidara bırakmadık. Kadınların en güçlü sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz. AKP-MHP erkek ittifakının hazırladığı erkek bütçeye karşı kadınlar nasıl bir bütçe istiyor diyerek, farklı kadın yapıları ile buluştuk. Meclis’te grup toplantılarımızda, sunduğumuz araştırma ve soru önergelerimizde, Genel Kurul konuşmalarımızda kadınların sesini her yerde duyurmaya çalıştık.

Tüm bu buluşmalar bizlere bir kez daha gösterdi ki; kadınlar, üretim alanlarının tamamında yer almak ve kendi üretim alanlarını oluşturmak için mücadele etmekte kararlıdır. Geçtiğimiz hafta İstanbul Beşiktaş’ta kadınlar yoksulluğa karşı bir araya geldi ve “yoksulluğa karşı feminist isyan” dedi. “Bu sistemin krizlerinin faturasını ödemek zorunda bırakılmaya isyanımız var” dedi. Milyonlarca kadının sesini Beşiktaş’ta haykıran kadınları buradan selamlıyorum. Kadınların mücadelesi HDP’ye güç veriyor. Bu ülkeye refahı da demokratik bir iktidarı da kadınlar getirecektir, 2022 yılı kadınların yılı olacaktır. Kadınların büyük başaracağı bir yıl olacaktır. Bir kadın partisi olan HDP’nin ülkemize sözüdür; bu ülkede cinsiyetçiliğe son vereceğiz. Erkek rejime biz kadınlar son vereceğiz! Demokratik, eşitlikçi ve kadın özgürlükçü bir yaşamı halklarımıza armağan edeceğiz!

“Şimdi başarma zamanıdır, şimdi HDP zamanıdır!”

Yaşadığımız bu kaotik ortam hiç kimseyi asla karamsarlığa sürüklememelidir. Bu ceberut düzen karşısında mücadele üstünlüğü demokrasiden, barıştan, adaletten ve halklardan yanadır. Değişim rüzgârı bizden, milyonlardan yanadır. Karanlığın karşısında umudu en fazla büyüten tabii ki HDP oldu, olmaya da devam edecektir. Evet, geride bıraktığımız yıl özellikle HDP açısından önemli bir mücadele ve direniş yılı oldu. Şimdi başarma zamanıdır, şimdi HDP zamanıdır. Bu coşku ve heyecanı Türkiye toplumuna, halklarına yaymanın mücadelesi içinde olacağımıza bir kez daha söz veriyoruz.

Siyasette kurucu seçenekler yaratmaya, Türkiye halklarını zamlardan, hukuksuzluklardan ve zulümlerden kurtaracak denklemleri var etmeye HDP olarak devam edeceğiz. Sofrasında yokluk, kesesinde yangın olan herkesin beklediği huzur ve adil paylaşım döneminin kapılarının açılması için mücadele edeceğiz ve bu kapıyı mutlaka açacağız. 2022 yılını AKP-MHP zulüm ittifakından kurtulmanın yılı haline getireceğiz. AKP sonrasının hazırlıklarının hızlandığı büyük değişimi mutlaka başaracağız. Sırf iktidarda kalabilmek için Türkiye halklarına çok ağır bedel ödettiren bu iktidar düzenine mutlaka son vereceğiz.

“Büyük hikâyeyi hep birlikte hayata geçireceğiz”

Mücadele ortaklığımızı daha da büyüterek, demokrasi blokunu daha genişleterek 2022 yılını birlikte üretip birlikte eşitçe paylaştığımız, demokrasi ve barış içerisinde yaşadığımız bir yıla mutlaka dönüştüreceğiz. Ekmeğin de adaletin de barışın da ortak yaşamın da eşitliğin de güvence altında olduğu büyük hikâyeyi hep birlikte hayata geçireceğiz! 2002 yılında hepinize başarılar diliyorum. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. Hızır yardımcımız olsun. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Fahiş Fiyatın Bilinen Tek Aktörü Erdoğan’dır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Fahiş fiyat oyunlarıyla mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz” yönündeki sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu fahiş fiyatları milletin önüne koyan sarayda oturan zat. Fahiş fiyatın bilinen tek aktörü vardır, ağzından çıkanı Resmî Gazete’de görürüz. Onun adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır.” dedi.

Seçim çağrısı yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu: “Elektriğe zam ne demek? Nasıl ödeyecek vatandaşlar bunu? Elektriğe zam iğneden ipliğe her şeye zam demektir. Herkes elektrik kullanıyor.” dedi.

Gübre, yem ve mazota yapılan zamlara değinen Kılıçdaroğlu, “Son bir yılda yapılan zamlar; amonyumsülfat yüzde 475 zam. Amonyum nitrat yüzde 410 zam; üre gübresi yüzde 450 zam. Tarlaya gübre atamadı çiftçi. Çiftçi ürün elde edemezse gıda kriziyle karşı karşıya kalacağız” ifadelerini kullandı.

ABD Doları kurundaki değişikliklerle ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, “Dolar kurundaki oynamalardan Türkiye tarihinin en büyük soygunları gerçekleşti. Dolar kurunu yükseltenler 18’den sattılar daha sonra 13’ten geri aldılar. Dünyanın parasını kazandılar. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle;

“O kadar kin o kadar öfke duyuyorlar ki belediye başkanlarımızın çalışmalarını hazmedemiyorlar. Üzerlerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Her türlü iftirayı rahatlıkla atabiliyorlar. Bunların inançları bizim inançlarımıza benzemiyor.

Ekrem İmamoğlu’ndan intikam alacaklarmış. Neymiş efendim orada teröristler çalışıyormuş. Senin görevin ne? Senin görevin teröristi yakalamak değil mi kardeşim? Niye bağırıyorsun? Varsa terörist yakasından yakala, götür savcıya teslim et. Ama yapmıyor, yapamıyor. Çünkü yok böyle bir şey. İstanbul’un rantını o kadar çok yediler ki doymuyorlar, o rantı yedirmeyeceğiz size.

16 milyonun hakkını size yedirtmeyeceğiz. Hakkını hukukunu koruyacağız! Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getireceğiz. Sizin feriştahınız gelse, belediye başkanlarımıza bir şey yapamaz. Sizin değeriniz bizim belediye başkanlarımızın tırnağı kadar değil!

Doları 18’den sattılar, 13’ten geri aldılar. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti! Bu soygunun tüm ayrıntılarını ortaya çıkarmak istiyoruz. CHP Grubumuz önerge verdi. Bugün önergemiz görüşülecek. Kim hayır derse yolsuzluğun ortağıdır!

Saray’da oturan zat millete yalan söylüyor. Yeri geliyor dış güçler diyor, stokçular diyor… Ama bir şey yapmıyor… Dolar kurundaki oynamalardan kaynaklı Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu gerçekleşti. Dünyanın parasını kazandılar.

“Bu zammı dış güçler mi yaptı?”

Fahiş fiyatlar mücadele edeceğiz diyor. Evlerdeki doğalgaza yüzde 25, ticari kuruluşlara yüzde 50 zam yaptı. Elektriğe yüzde 52 ile yüzde 127 oranında zam yapıldı. Bu zammı dış güçler mi yaptı? Cumhuriyet tarihinin en büyük zammını yapan kim?

Erdoğan zam yapmadığı bir şeyi açıklasın. Açıklayamaz. Ben söyleyeyim, soluduğumuz havaya zam yapmadı. Bunların temel görevi kul hakkıyla beslenmektir. Erdoğan korkudan bu sözüme dava açamaz. Bunlar alın teriyle, emekle, hukukla değil, kul hakkıyla beslenir.

Son bir yılda gübreye yüzde 275 ile 475 arasında zamlar yapıldı. Çiftçi üretemiyor, tarlaya gübre atamıyor. Son bir yılda; yemlere yüzde 100’ü geçen zamlar yapıldı. Mazota yüzde 60 zam yapıldı. Bu fahiş fiyatları halkın önüne koyan kim?

Fahiş fiyatın tek sorumlusu Erdoğan’dır. Evlerde huzur bırakmadı. Ben ekonominin kitabını yazdım dedi, o kitapta zam dışında bir şey yok. Tencerelerde yangın var. Bunlar başka bir dünyada yaşıyor. Zam üstüne zam yaptılar. 84 milyon insan freni patlamış bir kamyonda yokuş aşağı gidiyor.

“Nasıl bir milliyetçilik bu?”

Bahçeli’ye de söylüyorum: Senin milliyetçilik diyerek ortalarda gezmenden hoşlanmıyorum. Çünkü hiçbir milliyetçi Türk Lirası’nın değer kaybetmesine göz yummaz. Hiçbir milliyetçi haramzadelere hizmet etmez! Türkiye’nin bütün mal varlıkları Katarlılara peşkeş çekiliyor. Memleketi katar katar satarsınız, sonra ortalığa çıkıp “Ben milliyetçiyim” diye gezersiniz! Nasıl bir milliyetçilik bu?

Faizler gerçekten düştü mü? Merkez Bankası’nın politika faizi düştü. Peki diğer faizler? Devletin 5 yıllık borçlanma faizi Eylül ayından bu yana % 17’den % 25’e çıktı. Hani sen faize karşıydın? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde faizcilere, tefecilere en büyük hizmeti yapan kişi Saray’da oturan zattır. Adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Devleti yönetmeyi değil devleti soymayı amaçlamışlar. Bunlar bir avuç insan kene gibi milletin sırtına yapışmış kanlarını emiyorlar. Batan geminin malları felsefesiyle hareket ediyor, sonra da filikalara binip gitmek istiyorlar. Ama biz göndermeyeceğiz

Milli Eğitim Bakanlığı’na Ankara’da dayısı olmayanların sesi olmak için gittim. Genç arkadaşlarımıza söylüyorum: Ankara’da amcanız, dayınız, dedeniz var. Gençlerimize sözümüz: Fitil fitil burunlarından getireceğiz. Sizin hakkınızı savunacağız. İllerde Hukuktan Sorumlu İl Başkan Yardımcıları var. İsteyen evladımız başvurabilecek, kendilerine destek sağlanacak. Online başvuru için de çalışmalar başladı.”

 

Paylaşın