Sınırda Donarak Ölen Göçmenlerin Sayısı 12’ye Yükseldi

Edirne Valiliği, Yunanistan sınırındaki İpsala ilçesinde Yunanlılar tarafından geri itilen ve donarak yaşamını yitiren göçmen sayısının 12’ye ulaştığını açıkladı. Donma riski altındaki bir göçmenin ise kurtarılarak Keşan Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği bildirildi.

Paşaköy Köyü Mandakoru mevkiinde 9 göçmenin cansız bedenine ulaşıldığı, arazide yapılan arama tarama çalışmaları sonrasında 2 göçmenin daha donmuş halde bulunduğu bildirildi. Valilik, hastaneye sevk edilen bir göçmenin de kurtarılamayarak hayatını kaybetmesi üzerine can kaybının 12’ye ulaştığını kaydetti.

Açıklamada, tıbbi yardım ihtiyacı olabilecek göçmenler için jandarma, sınır birlikleri, polis ve AFAD ekipleri tarafından bölgede yürütülen arama tarama faaliyetlerinin devam ettiği ve konuyla ilgili adli soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Yunanistan üzerindeki baskı artıyor

Yunanistan, uzun süredir insan hakları örgütleri ve göçmen kuruluşlarının geri itmeler konusundaki suçlamalarıyla karşı karşıya. 2020’de yardım kuruluşları Oxfam ve WeMove Europe, sığınmacılara karşı AB hukukunu sistematik olarak ihlal ettiği gerekçesiyle Yunanistan hakkında ihlal davası açılması talebiyle AB Komisyonu’na başvurmuştu.

Geçen yıl Ekim ayında da Avrupa Parlamentosu’ndaki ikinci büyük grup olan Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D), sığınmacıların geri itilmesi (pushback) uygulamaları nedeniyle ihlal prosedürü başlatılmasını talep etti.

Avrupa Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, Ekim ayında yaptığı açıklamada geri itme iddialarıyla ilgili Yunanistan ve Hırvatistan’ın soruşturma başlatmasını talep etmiş, “Bu tür suçlamalar Avrupa Birliği olarak saygınlığımıza gerçekten zarar veriyor” demişti.

“Özür dilemeyeceğiz”

Yunan hükümeti ise suçlamaları reddediyor. Yunanistan Göç Bakanı Notis Mitrakis geçen yıl yaptığı açıklamada sınır koruma önlemlerinin uluslararası ve Avrupa yasaları çerçevesinde yürütüldüğüne vurgu yaparak AB’nin yasa dışı yollardan insanları AB’ye sokmaya çalışan “suç çetelerinin” hedefi olduğunu ifade etmiş ve “Avrupa’nın sınırlarını korumaya ve bu tür çetelere son vermeye odaklanmayı sürdürdüğümüz için özür dilemeyeceğiz” ifadesini kullanmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre sadece Yunanistan’da Ocak 2020-Mart 2021 döneminde Ege’deki adalar ve Meriç’teki kara sınırında yasa dışı 300 geri itme vakası belgelendi.

Paylaşın

Erdoğan Taktik Değiştirdi: Sorunu Kabul Ediyor Ama Sorumluluğu Almıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, taktik değiştirdi, çünkü 20 yıl süren iktidarı döneminde sorun yok deyince sorunun yok olmadığını gördü. Artık MHP Lideri Bahçeli gibi davranmıyor. Sorunu kabul ediyor ama sorumluluğu almıyor.

Halk TV yazarı Mehmet Tezkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaptığı konuşmayı yorumladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun MOBESE kamerasıyla çekilen görüntüsünün basına servis edilmesini ve 10 yaşındaki bir çocuğun kürsüye çıkarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ demesini ‘normal karşılayan’ Cumhur İttifakı ortağı, elektrik ve benzin zamları, yüzde 50’ye vuran enflasyon gibi can yakan meseleleri ise gündemine almamıştı.

Tezkan, bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Aralık 2002’de Kürt sorunuyla ilgili soruya verdiği yanıtı hatırlattı: “Sorun var diye inanmayacaksın. Yok diye inanacaksın. Sorun var diye inanırsan sorun olur. Sorun yok dersen, sorun ortadan kalkar. Biz böyle bir sorun yok diyoruz.”

‘Erdoğan, taktik değiştirdi’

Ardından şunları kaydetti: “Erdoğan aynı tutum içinde değil. Taktik değiştirdi çünkü 20 yıl süren iktidarı döneminde sorun yok deyince sorunun yok olmadığını gördü. Artık Bahçeli gibi davranmıyor.

Sorunu kabul ediyor ama sorumluluğu almıyor. Mesele geçen akşam düzenlediği basın açıklamasında şu cümleye kurdu; ‘faiz, kur, enflasyon şer üçgenine hapsetmek istediler. Hamd olsun bu oyunların hepsini bozduk.’

Ne demek bu… Çözemedim. Türkiye’yi, bizleri kim veya kimler şer üçgenine hapsetmek istedi? Kim, ne yaparak faizi, kuru, enflasyonu zıplatarak Türkiye’yi hapsetmeye kalktı? Bu sorunun cevabı yok.. Erdoğan’ın sorun var ama sorumlu değilim demesi için bulunan formül.”

Paylaşın

Sağlık Çalışanlarının Sorunları TBMM’ye Taşındı

Sağlık çalışanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıyan CHP’li Yüceer, “Şiddet failleri cezasızlıktan cesaret almaktadır. 2020 yılında 11 bin 942 beyaz kod (Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta şiddet birimi) verildi. Beyaz kodun 2 bin 4’ü fiziksel ve sözel, 234’ü fiziksel, 9 bin 704’ü de sözel şiddet için verildi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, sağlık emekçilerinin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı. Türkiye’de sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını alamadığını belirten Dr. Yüceer, şöyle dedi:

“Son 18 ayda 8 binin üzerinde hekim istifa etti. Son 10 yılda ise yaklaşık 5 bin genç doktorumuz yurtdışına gitti. Hekimlerimizin yüzde 45’i aylık gelirinin yetmediğini belirtiyor. Her gün sağlık çalışanlarına yönelik bir şiddet haberi görüyoruz. Sağlık çalışanlarımızın yaşamı ve halk sağlığı için sağlık emekçilerinin sorunları bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.”

TBMM’de 2020 yılında kabul edilen yasanın da sağlıkta şiddeti önlemeye yetmediğini vurgulayan Dr. Yüceer, önergesinde şunları kaydetti:

“Hemen her gün aciller, poliklinikler, aile sağlığı merkezlerinde hasta ve yakınları tarafından sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulanmaktadır. Şiddet failleri cezasızlıktan cesaret almaktadır. 2020 yılında 11 bin 942 beyaz kod (Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta şiddet birimi) verildi. Beyaz kodun 2 bin 4’ü fiziksel ve sözel, 234’ü fiziksel, 9 bin 704’ü de sözel şiddet için verildi.

5 bin doktor yurtdışına gitti

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) verilerine göre 18 ayda 8 binin üzerinde hekim istifa etmiştir. Yurtdışında çalışmak için TTB’den talep edilen iyi hal belgesi bine ulaşmıştır.

Yurtdışına gidebilmek için iyi hal belgesi talebinde bulunanların çoğunluğunun 26 ile 35 yaş aralığı içinde olduğu ifade edilmektedir. 2012 yılında verilen iyi hal belgesi 59 iken bu sayı 2019’da 1.047’ye, 2020’de 931’e, 21 Aralık 2021 itibarıyla ise 1.361’e ulaşmıştır. Kısacası yurtdışına başvurular on yıl içinde yaklaşık 24 kat artmıştır. Son 10 yılda toplam yaklaşık 5 bin genç doktorumuz yurt dışına gitmiştir.

Sağlık alanındaki sorunlar sağlık çalışanlarının yaşamlarını zora sokarken diğer taraftan sağlık hizmetinin sunumunu da olumsuz etkileyecek şekilde artmaktadır. Bu çerçevede, sağlık çalışanlarının sorunlarının tespit edilerek çözüme kavuşturulması, sağlık hizmeti sunumunun sorunsuz gerçekleştirilebilmesi amacıyla bir Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.”

Paylaşın

Muhalefet ‘Yeni Yol Haritası’ İçin Masaya Oturacak

Olağanüstü bir gelişme veya aksaklık olmazsa CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin bu ay içinde parlamenter sistem çalışmasını kamuoyuna açıklamaları bekleniyor. Ardından altı partinin lideri “yeni yol haritası” için masaya oturacak.

Seçim öncesi ve sonrasına ilişkin işbirliği alanlarını genişletme hesabı yapan 6 siyasi parti arasındaki görüşme trafiğinin önümüzdeki günlerde de devam etmesi planlanırken; CHP Yerel Yönetim Yasası taslağı konusunda da ortak çalışma yapılması için öneri götürmeye hazırlanıyor.

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti temsilcilerinden oluşan komisyon, yılbaşı öncesinde parlamenter sistem çalışmasını tamamladı ve liderlere de sunuldu.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Ortak belirlenecek takvim çerçevesinde bu çalışmanın 6 partinin genel başkanları tarafından kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Çalışmanın ocak ayı içinde kamuoyuna açıklanması bekleniyordu. Ancak, önce Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, daha sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in covid-19’a yakalanması, programın da aksamasına neden oldu.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, olağanüstü bir gelişme veya aksaklık olmazsa bu ay içinde 6 liderin bir araya gelerek, parlamenter sistem çalışmasını kamuoyuna açıklamaları bekleniyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önerisi kabul görürse, liderler “alfabetik sıraya” göre söz alarak, parlamenter sistem önerisi konusundaki görüşlerini açıklayacak.

Yeni yol haritası için masaya oturulacak

6 muhalefet partisi arasında güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda “tam mutabakat” olduğu belirtilirken, kulislerde, “Aslında bu işin en kolay kısmıydı, asıl zorlayıcı konular, parlamenter sistem çalışmasının açıklanmasından sonra gündeme gelecek” yorumu yapılıyor.

Muhalefetin önünde bundan sonraki süreçte seçim ittifakının nasıl şekilleneceği, seçim sonrasında “başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçiş süreci” planlaması, yeni işbirliği alanlarının ne olacağı, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı gibi önemli konular bulunuyor.

Bu çerçevede, bir anlamda “iktidara hazırlık” için yol haritası belirleyeceğine dikkat çekilerek, parlamenter sistem çalışmasının açıklanmasının ardından yeniden masaya oturulacağı ve hangi alanlarda nasıl çalışma yürütüleceğinin netleştirileceğine dikkat çekiliyor.

‘Millet ittifakının marka değeri var’

Muhalefet partileri arasında önümüzdeki süreçteki en önemli gündem maddelerinden birisi de muhalefet ittifakının nasıl şekilleneceği oluşturacak. Son iki seçime “Millet İttifakı” adı altında giren CHP ve İYİ Parti; Saadet ve Demokrat Parti’nin yanısıra, seçimlerden sonra kurulan DEVA ve Gelecek Partisi ile ittifakı genişletme hesabı yapıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise , Millet İttifakı’nın “genişlemesi” yerine “yeni bir ittifak” kurulmasını öneriyor. Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de “yeni isimle yeni bir ittifak” önerisine sıcak bakılmıyor.

2018 seçimlerinde Saadet ve Demokrat Parti’nin de içinde yer aldığı Millet İttifakı’nın 2019 yerel seçimlerinde, başta 3 metropol kent olmak üzere bir çok büyükşehir belediyesini iktidar partisinden alması ile önemli bir başarı sağladığına dikkat çekiliyor ve bu nedenle “Millet ittifakının bir marka değeri olduğu” bu nedenle isim değişikliğine gidilmesinin doğru olmayacağı ifade ediliyor.

Yerel yönetimler için ortak çalışma önerisi

CHP, muhalefet partileri arasında parlamenter sistem çalışmasına katılan 5 muhalefet partisi ile işbirliğini, farklı alanlarda genişletmeyi istiyor.

Daha önce ortak “ekonomi masası” önerisini gündeme getiren CHP, yerel yönetimler konusunda ortak çalışma yapılması için harekete geçmeye hazırlanıyor. CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, bu konuda ilk olarak geçtiğimiz günlerde İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Metin Ergun ile bir ön görüşme gerçekleştirdi. İki ismin önümüzdeki günlerde çalışmanın çerçevesini görüşmek üzere bir araya gelmesi ve diğer 4 partiye de yeni bir yerel yönetimler yasası taslağı üzerinde ortak çalışma yapılması önerisi götürmesi planlanıyor.

Paylaşın

Muhalefet Yerel Yönetimler İçin De Ortak Çalışacak

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi, güçlendirilmiş parlamenter sistem için ortaya koyduğu çalışmanın bir benzerinin önümüzdeki dönemde yerel yönetimler için de yapmayı planlanıyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem için altı muhalefet partisinin ekim ayı başında başlattığı çalışma aralık ayının ortasında tamamlanmıştı. Ortaya konulan çalışmayı parti genel başkanlarının bir araya gelerek bu ay içinde kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisinden temsilcilerin oluşturduğu komisyon yasama, yürütme, yargı, kamu yönetimi ve demokratik sistemin temel esasları ana başlıklarında parlamenter sistemin nasıl şekilleneceğini belirlemişti.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; bu çalışmanın bir benzerinin şimdi yerel yönetimler için yapılması planlanıyor. Partiler arasında bu çalışma için görüş alışverişinin başladığı, ancak gerek TBMM’nin yaptığı bir haftalık tatil gerekse Covid vakalarının artması nedeniyle çalışmalara başlanamadığı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu Şubat ayına işaret etmişti  

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında altı partinin liderinin ortak kararıyla güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarında bir metnin ortaya çıktığını belirterek, “Her bir genel başkan bu çalışmaları gördü ve anlaşma sağlandı. Altı lider güçlendirilmiş parlamenter sistemin açıklamasını yapacak” diyerek, Şubat ayını işaret etmişti.

Bir yetkili, güçlendirilmiş parlamenter sistem için yapılan bu çalışmanın başarılı geçtiğini belirterek, bunu şimdi yerel yönetimler için yapmak istediklerini belirtti. Aynı yetkili, iktidarın muhalefetin elindeki yerel yönetimler üzerindeki baskısını artırdığını hatırlatarak, bunun için altı partinin ortak bir çalışma yürütebileceğini kaydetti.

CHP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un bu amaçla İYİ Parti ile bir ön görüşme yaptığı ve önümüzdeki günlerde diğer partilerle de temasa geçileceği ifade ediliyor.

Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara gibi bazı büyükşehir belediyelerinin el değiştirmesinin ardından muhalefet iktidarı yerel yönetimlerin proje ve icraatlarını engellemeye çalışmakla suçlamıştı.

Paylaşın

Erdoğan Seçim Kabinesi Mi Kuruyor?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk kabinesinde yer alan Abdülhamit Gül’ün Adalet Bakanlığı’ndan istifasının ardından yerine atanan Bekir Bozdağ, TBMM’de yemin ederek görevine başladı.

Adalet Bakanlığı’ndaki değişikliğin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Gerekirse kabinede yeni değişiklikler yapabiliriz” diyerek revizyon mesajı vermesi siyasi kulisleri hareketlendirdi.

AKP kulislerinde 3-4 bakanın değişeceği beklentisi dile getirilirken, “görevden alınacak bakanlar” listesinde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ilk sırada sayılıyor.

Ayşe Sayın’ın BBC Türkçe’de yer alan haberine göre Erdoğan’ın son dönemde yaptığı kabine değişikliklerinde, parlamentodan isimleri kabineye taşıması nedeniyle Pakdemirli’nin yerine daha önce Tarım Bakanlığı yapan Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker’in getirilebileceği yorumu yapılıyor.

AKP kulislerinde Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun adı da değişecek bakanlar arasında sayılıyor.

Seçim kabinesi mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabinenin yaklaşık yarısını değiştirdiğine dikkat çekilirken bundan sonraki süreçte yapılacak değişikliklerle beraber “seçim kabinesi”ni de oluşturmuş olacağı vurgulanıyor.

2018 seçimlerinden sonra oluşturduğu kabinesinde teknokrat isimlere ağırlık veren Erdoğan’ın, parti içinden de gelen “teknokrat bakanların Meclis ve halktan kopuk olduğu” eleştirilerini dikkate alarak, kabinede siyasi deneyimi olan isimlerin ağırlığını artıracağına işaret ediliyor.

Erdoğan’ın yerel seçimler öncesinde “metal yorgunluğu” gerekçesiyle seçilmiş belediye başkanlarına görevden el çektirdiğine dikkat çekilerek kabine de “yorgun, etkisiz veya “uyumsuz” görülen isimlerin değiştirileceği ifade ediliyor.

Şahin politikanın işareti mi?

Muhalefet partilerinde ise AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’a yakınlığı ile bilinen, milli görüş kökenli bir isim olan Abdülhamit Gül’ün görevden alınması, iktidarın seçimlere giderken daha “şahin” politikalar izleyeceğinin işareti olarak görülüyor.

CHP kaynakları, Abdülhamit Gül’ün, bakan olarak yaptığı son konuşmasında, “Hukuk devletinde haysiyet cellatlığı, itibar suikastı olmaz. FETÖ’vari anlayış ve uygulamaların gerçekleştirilmemesi yönünde tedbir alınması en esaslı görevlerden biridir” sözlerini, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “MOBESE ile izlenmesi”ne tepki olarak yorumluyor.

Bu açıklamaların hedefinde, Gül ile daha önce de yine yargı bağımsızlığı konusunda görüş ayrılığı yaşadıkları bilinen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun olduğuna dikkat çekiliyor. Muhalefet kulislerinde iktidarın seçime giderken “güvenlikçi” ve sert politikalara yöneleceği, Erdoğan’ın da bu süreçte kendisine itiraz etmeyecek ve “mutlak uyumlu” olacak isimlerle yol yürüyeceği görüşü savunuluyor.

Kabinenin yarıya yakını değişti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni hükümet sistemine göre parlamento dışından ve çoğu teknokrat ismi kabineye almıştı. Cumhurbaşkanlığı kabinesinde ilk değişiklik 30 Mart 2020’de Cahit Turhan’ın görevden alınması ile yapıldı, bunu 27 Kasım 2020’de Erdoğan’ın damadı olan Berat Albayrak’ın sosyal medya hesabından “görevden af istemesiyle” gelen istifası izledi.

Yeni sistemde, topluca kabine revizyonlarına gitmek ve bunu ekranlardan açıklamak yerine “görevden af talepleri” veya görevden almaların Resmi Gazete’de yayınlanması yoluyla toplam sekiz bakan değişti, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Çalışma Bakanlığı’nın bölünmesiyle de dokuz yeni isim kabineye girmiş oldu.

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Bozdağ, Erdoğan İçin Kullanışlı Elemandır

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Adalet Bakanlığı görevine, Abdulhamit Gül’ün af talebi üzerine Bekir Bozdağ atandı. Bu kadar adaletsizliğin zirve yaptığı bir tabloda Bekir Bozdağ, o koltuğa çok yakışır” dedi.

Haber Merkezi / Erkan Baş, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmenin devamında, “Yargının bütünüyle iktidar sopasına dönüştürüldüğü dönemde bu sopayı kullanmak üzere atanmış en uygun kişilerden bir tanesi. Bekir Bozdağ, adı geçtiğinde aklımıza en çok Fethullah Gülen övgüsüyle geliyor. Yargıda denetim son derece kritikken bu atamanın anlamı şudur: ‘Çeteyi yeniden topluyoruz.’ Bekir Bozdağ, Tayyip Erdoğan için kullanışlı elemandır.” ifadelerini kullandı.

Kamu kurumlarındaki görevden almalarını da gündemine alan ve “2018 Temmuz’undan bu yana 7 kere bakan değişmiş. TÜİK başkanı 5 kere, Merkez Bankası başkanı 3 kere değişmiş. Herhangi birisi için halka tek satır açıklama yapılmadı. Birileri görevden alınıp birileri o koltuğa oturtuluyor. Kimse tek satır açıklama yapmıyor” diyen Erkan Baş, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı;

“İktidarın çocuk hassasiyeti son derece mühim. Zira hassasiyeti, geçen hafta eline mikrofon tutuşturulan çocuğun nefret cümlelerinde gördük. Saray etrafında gülümsemeyle izlenen o görüntüleri biz yüzümüz kızararak izledik. ‘Dindar ve kindar nesil’ dedikleri örneklerin bir tanesiyle karşı karşıyayız. Bir bebekten katil yaratan zihniyet nedir, o görüntüleri izlediğimizde görüyoruz. Kim karar veriyor toplumun değer yargılarına?

9 üyesinin 6’sı Cumhur İttifakı tarafından atanmış RTÜK, 2022 yılında kamu bütçesinden 271 milyon lira kaynak alacak. 2021’de toplam 50 toplantı yapmış, 71 kere ceza çıkarmış. Bu 71 cezanın para karşılığı 21 milyon 500 lira. Tamamı muhalif kanallar.

Ukrayna meselesi üzerinden yeniden sıcak çatışma üzerindeyiz. Sorunun nedeni, ABD liderliğindeki NATO’nun savaşa ve gerilime dayalı siyasi yönelimidir. NATO, soğuk savaş döneminin bir kurumu. Biz Ortadoğu için neyi savunuyorsak, Balkanlar için neyi savunuyorsak kuzeydeki komşumuz için de aynı şeyi istiyoruz. NATO’nun dağıtılması, barış içinde bir yaşam için ön koşuldur. Türkiye İşçi Partisi ne ülkemizin başka ülkelerde askeri üsler kurmasına ne de yabancı ülkelerin ülkemizde üsler bulundurmasına razıdır. Bu vesileyle iktidarını koruyabilmek için yeni bir fırsat doğduğu heyecanıyla tutum almaya çalışan AKP iktidarını uyarıyoruz. İzin vermeyeceğiz.

AKP saray iktidarı, Türkiye’de emekçilere karşı saldırıların merkez üssü konumundadır. Gebze’de kurulu Farplas fabrikası işçileri zam talep ediyorlar. Sendika üyelikleri başlar başlamaz patron 150 işçiyi işten atıyor. İşçiler kendilerini fabrikaya kapatıyorlar. Devletin kolluk kuvvetleri patrona uşaklık ediyor. 200 işçi dövülerek gözaltına alınıyor. Aynı saatlerde Kocaeli Valisi dalga geçiyor. Bu polisler, valiler, devlet; hep mi patronun yanında olacaksınız? Suç işleyen patron.”

Erkan Ban, daha sonra kürsüyü, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi için Meclis önünde açıklama yapmasına izin verilmeyen Eğitim Sen’in genel sekreteri Sinan Muşlu’ya bıraktı. Muşlu, şöyle konuştu:

“Öğretmenlik Meslek Kanunu biz öğretmenlerle ilgili bir kanun ama bizim görüşlerimiz alınmış değil. Biz, bu teklifin bir an önce geri çekilmesini, tüm öğretmenlerin ve sendikaların görüşü alınarak, uzun vadede tartışarak, eğitim emekçilerinin özlük ve ekonomik haklarını kapsayan nitelikli bir meslek kanunu olması gerektiğini söylüyoruz. ILO ve UNESCO’nun ortak bildirgesi olan Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararları bir meslek kanunu için temel alınması gereken en uluslararası belgedir. Bu belge temel alınmalıdır.”

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan ‘Birlikte Yürüme’ Çağrısı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan HDP Eş Gel Başkanı Sancar, “birlikte yürüme” çağrısında bulunarak, “Dokunulmazlıklar kaldırıldıktan sonra açılan bütün davalar, derhal durdurulmalıdır. Bu davalardan tutuklu olan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Biz bu kararların yerine getirilmesi için hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz ama iktidarın bunu yapmak için zorlanması büyük toplumsal gücün ortaya çıkmasıyla daha kolay olur. Adaleti burada da gerçekleştirmek için başka çaremiz yoktur. Birlikte yürüyelim, adaletin zerresini bırakmayan iktidarı durduralım ve değiştirelim. Ortak mücadeleden başka yol yok” dedi.

Haber Merkezi/ Sancar, partisinden bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle ilgili olarak “İktidarın bu zihniyeti ile birlikte yürümeyi marifet sanan ve sayan ‘muhalefet’ güçleri de var. Dilerim ve umarım, muhalefet 2016’dan gerekli dersleri çıkarmış olsun, 2016’daki operasyonun yol açtığı tahribatların farkında olsun” dedi.

Sancar, HDP’nin kapatılması gerektiğini savunan ve “yargının en doğru kararı vereceğini” söyleyen İyi Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz’ın sözlerine göndermede bulunarak, “HDP’ye gelince, hukukun işlediğini, meseleyi adalete bırakmak gerektiğini söyleyenlere uyarıda bulunuyorum. ‘Yargı her alanda iktidarın sopasıdır’ diyen bir parti, kendini muhalefette sayan bir parti, iş HDP’ye gelince adil yargıdan ve yargı sonucunu beklemekten söz ediyor. Bu nasıl yaman çelişki?” diye sordu.

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) aralarında 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 40 HDP’li milletvekilinin dokunulmazlıklarının Anayasa’ya aykırı olarak kaldırıldığına hükmettiğini hatırlattı ve “Hadi, bize inanmıyorsunuz diyelim, ideolojik hesaplarınız var, iktidarla başka ilişki hesaplarınız var mı yok mu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. İktidarla aynı zihniyeti paylaşanların bu ülkeye demokrasi ve barış vaadi konusunda söyleyecek sözleri olmadığını belirteyim” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, haftalık Meclis grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Sancar, özetle şunları söyledi:

“İktidar eleştirisi: Bir kara kış yaşıyoruz. Sadece iklim anlamında değil aynı zamanda iktidarın kara kışıdır. Çetin kış koşulları devam ediyor. Özellikle merkezi yönetimin, zamanında tedbir almaması nedeniyle hazırlıksız yakalanan insanlarımız ülkenin dört bir köşesinde dondurucu soğuklar karşısında yaşam mücadelesi sürdürmektedir.

Bu iktidar bu ülkeyi donduruyor, insanlarımızı soğuğa mahkûm ediyor. Sürekli bunu söylüyoruz.

Yani sadece siyasi anlamda ülkeyi dondurmak ve üşütmekle kalmıyorlar; bu soğuk kış koşullarında insanların ısınabilecekleri imkanları ellerinden aldıkları için zemheriyi evlerin içine, yoksulların ve emekçilerin dizinin dibine kadar soktular. Çocuklar üşürken, soğukla baş etmek için türlü yollar arayan insanlarımız iktidarın politikalarının nelere yol açtığını görmüştür.

İki haftadır tüm dünyada olduğu gibi burada da gerçekten ağır zor kış koşulları yaşanıyor. Meteoroloji’nin günler öncesinden uyarı yapmasına rağmen hiçbir tedbir alınmadı. Hatta tam tersine pişkince sorumluluktan kaçmak için bir çaba içine girdiler, yerel yönetimleri hedef aldılar. Gündemi oraya kaydırmaya çalıştılar.

Her zamanki gibi kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi sunmaya çalıştılar. Yerel yönetimlerin de tedbirler konusunda mutlaka eksikleri vardır, onların da altını çizmemiz gerekiyor. Kimde olursa olsun yerel yönetimlerin halka karşı sorumluluklarını daha özenli ve dikkatli yerine getirmesi gerekiyor ama asıl sorumluluğun merkezi yönetimde olduğunu da hiçbir şekilde göz ardı edemeyiz.

Bu karar üzerine yapılması gereken nedir? Dokunulmazlıklar kaldırıldıktan sonra başlayan ve yürütülen bütün davalar derhal durdurulmalıdır. Bu davalar nedeniyle tutuklu olan bütün arkadaşlarımız, siyasi rehine olarak tutulan bütün yoldaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

Biz bu kararların gereğini yerine getirilmesi için hukuk mücadelesi de elbette sürdüreceğiz ama iktidarın bunu yapmak için zorlanması büyük bir toplumsal gücün ortaya çıkmasıyla daha kolay olacaktır. Adaleti burada da gerçekleştirmek için hep birlikte yürümekten başka çaremiz yoktur. Birlikte yürüyelim, her alanda bu toplumu çürüten ve adaletin zerresini bırakmayan iktidarı bu yolda durduralım ve değiştirelim.

Bunu birlikte yapmaktan başka bir yol yok, ortak mücadeleden başka bir yol yok. Hep birlikte geleceğin aydınlık bir düzen olarak, demokratik bir sistem, eşit ortak yaşam, eşit yurttaşlık temelinde kurulması için ortak mücadeleyi daha da büyütelim. Bu yol bizi bekliyor. Halklarımız ve gelecek kuşaklar bizlere bakıyor. Ya onlara karşı yüzümüz kızaracak, utanacağız hepimiz ya da alnı ak başı dik bir şekilde “biz o zamanda birlikte yürüdük, birlikte değiştirebildik” diyebileceğiz.

‘Kürtçe söyleyen sokak müzisyenlerinin sesi sesimiz’

Bu tekçi iktidar bir yandan Kürtçe seçmeli ders için çağrılar yapan milletvekillerine sahip, öte yandan Taksim İstiklal Caddesinde Kürtçe müzik yapan grupları engelliyor. Nasıl bir utançtır bu, nasıl bir riyakarlıktır bu! Sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü açıklama yapıyor, açıklamayı da dayanışma büyüdüğü için, ortak mücadele büyüdüğü için yapmak zorunda kalıyor.

Açıklama baştan sonar çarpıtma ve yalan üzerine kurulu tabii çünkü görüntüler ortada, tanıklıklar ortada. Kürtçeye yönelik baskılar bu iktidarın tekçi, ayrımcı, baskıcı anlayışının bir ürünüdür. Sokak müzisyenleri ve her alanda anadilini konuşmak isteyen herkes, bu zihniyete karşı sesini yükseltirse durdurabiliriz, mutlaka değiştireceğiz de.

O sokak müzisyenlerinin sesi sesimiz, sözü sözümüz, sazı sazımızdır. Her alanda Kürtçe ve diğer anadillere yönelik baskılara karşı ortak mücadele bizim sorumluluğumuzdur.

HDP bu konuda her türlü mücadeleyi yürütüyor, yürütmeye de devam edecektir. Kürtçe seçmeli ders meselesi de gündemde. Evet eksikleri var, bizim taleplerimiz var.

Biz istiyoruz ki anadilinde eğitim hakkı yasal güvenceye alınsın ama seçmeli ders bir imkandır ve iktidarın keyfiyle getirilmiş bir düzenleme değildir. Mücadelelerin bir kazanımıdır. O nedenle mutlaka buradan Kürt halkına ve ailelere sesleniyorum. 7 Şubat’a kadar uzatıldı seçmeli ders süresi, çocuklarınıza Kürtçeyi seçmeli ders olarak okuyacak tercihi mutlaka yapın.

‘Eğer kardeşlikte samimi isek kardeşimizin dilini çocuklarımıza öğretelim’

Çağrım sadece ana dilleriyle eğitim göremeyen halklara değildir. Anadilleri resmi dil ile örtüşen yani Türkçe olan halkımıza da sesleniyorum. Çocuklarınıza bu dillerden birini ama en çok da Kürtçeyi seçmeli ders olarak seçtirin. Eğer kardeşlikte samimi isek kardeşimizin dilini çocuklarımıza öğretelim.

Kürtçe sadece Kürtlerin öğreneceği bir dil olmaktan çıksın. Bu ülkedeki bütün insanların dili olsun, ortak dilleri artıralım. Kürtçeyi sadece Kürtler değil anadili Kürtçe olmayanlar da seçsin. Bu konuda yıllar önce üniversite öğrencilerinin yürüttüğü bir mücadele ve bir kampanya vardı. Büyük baskılarla karşılaşmışlardı.

O zaman da söylemiş ve yazmıştım. Esas mesele Kürtçenin tanınmasıdır. Ama çözümün esas yolu Kürtlerin değil anadili Kürtçe olmayanların da bu talebi yükseltmesi ve Kürtçe öğrenmesidir. İlla şairlere başvurmak gerekirse derdimizi anlatmak için, o gün de başvurduğum dizeleri sizinle paylaşım.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Üç dil” diye bir şiiri var. Uzun güzel bir şiir ama sadece seçtiğim bölümleri paylaşacağım sizlerle. Biz burada 3 dil derken bu ülkede konuşulan dilleri kast ediyoruz. Tamam, yabancı dilleri, Almancayı, İngilizceyi ve İtalyancayı öğrenin iyidir. Ama bu şiiri ülkede konuşulan diller için aktarıyorum.

“En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Canımın içi demesini

Kırmızı gülün alı var demesini

Nereden ince ise oradan kopsun demesini

Atın ölümü arpadan olsun demesini

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini

İnsanın insanı sömürmesi

Rezilliğin dik alası demesini

Ne demesi be

Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin”

Gelin hep birlikte bu dilleri öğrenelim. Birkaç dize de Murathan Mungan’dan aktaralım.

Evet sorgulamak kendimizi, öğrenmek ikizin anadilini ikinci belleğimiz. Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkileri”.

‘Arapça, Kürtçe ve Türkçe bildiğim için kendimi şanslı sayıyorum’

İşte o nedenle Kürt halkına ve ailelere 7 Şubat’a kadar çocuklarına Kürtçeyi ne kadar eksik olursa olsun seçmeli ders olarak seçmelerini öneriyorum. Ama bu sadece bununla sınırlı kalmasın. Anadili Kürtçe olmayanlar da bunu yapsınlar. Görün gerçek kardeşliğin yolu nasıl açılıyor.

Birbirimizin dilini anlayarak yürürsek bu ayrımcılığı ortadan kaldırmanın en insani ve etkili yolunu bulmuş olacağız. Ben kendimi şanslı hissediyorum, anadilim Arapça ama sokak dilim Kürtçe. Bu iki dilde büyüdüm. Türkçeyi de okulda öğrendim.

Çok şükür bu 3 dili barındırıyor olmaktan, hepsinin birbiriyle nasıl kuvvetli bir ilişki kurduğunu anlamaktan dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Bu şansı kullanmak hepimizin elindedir. Bu ülkeye barışı, eşit ortak yaşamla getireceğiz. Nefret diliyle değil, dillerin kardeşliğiyle getireceğiz. Dil kopararak değil, dilleri zenginleştirerek getireceğiz. Yolumuz açık olsun, hepinizi sevgiyle selamlıyorum.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 100 Bini Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 102 bin 601 yeni vaka tespit edilirken, 198 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgının geçtiği evrelerse, hatırlatma dozu aşılarının asla ihmal edilemez olduğunu gösterdi. Yeni dozları mutlaka yaptırın.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 452 bin 173 test yapılırken, 102 bin 601 yeni vaka tespit edildi. 198 kişi hayatını kaybederken, 87 bin 562 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Covid-19’un hayatın her alanındaki yıkıcı etkilerini aşının nasıl azalttığını birlikte yaşayıp gördük. Salgının geçtiği evrelerse, hatırlatma dozu aşılarının asla ihmal edilemez olduğunu gösterdi. Yeni dozları mutlaka yaptırın. Koruma gücü yüksek Turkovac’ı güvenle tercih edin.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 92,54, 2’nci doz ortalaması yüzde 84,46 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 437 bin 44, 2’nci dozda 52 milyon 422 bin 425 ve 3’üncü dozda 25 milyon 129 bin 678 olmak üzere toplam 142 milyon 171 bin 571 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yolsuzluk Deyince Akla Erdoğan Geliyor

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, açıkladığı yolsuzluk dosyası sonrası kendine dava açan Cumhurbaşkanı’na sert sözlerle yanıt vererek, “Erdoğan, dur bakalım; sana daha çok sürprizlerimiz olacak… Senin imzan olacak belgeleri de açıklayacağız; hiç meraklanma. Bütün ayrıntıları arkadaşlarımız açıklayacak. Yolsuzluk deyince akla Erdoğan geliyor başka kimse değil.” dedi.

Haber Merkezi / CHP olarak toplumun en yoksul kesimlerine son 5-6 yılda ilgi gösterdiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, “Onlarla birlikte aynı sofraya oturduk. Onlarla beraber hem kendi hem Türkiye’nin sorunlarını görüşme imkanımız oldu. Her soruna çözüm üretme gayretindeyiz. Bu bağlamda taşeron işçiler bizim attığımız en önemli adımlardan birisiydi. Onları örgütledik, dernek kurmalarını sağladık. Kadro taleplerini dillendirdik ve iktidar kadro vermek zorunda kaldı” dedi.

Kılıçdaroğlu, hastane bilgi yönetim sistemlerinde çalışanların Millet İttifakı döneminde kadro göreceklerini belirterek, “Bunların sayıları 2200 kadar. Hastanelerin beynini oluşturuyorlar. Onların da kadrolu çalışması lazım. Bu arkadaşlarıma sesleniyorum, az kaldı. Az kaldı, göreceksiniz, Millet İttifakı’nın iktidarında sizin kadrolarınız en kısa sürede verilecek, çalıştığınız hastanede çalışmaya devam edeceksiniz. Buradan söylüyoruz, yapıyorsanız yapın yoksa biz gelip yapacağız” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkan satır başları şöyle;

“Zor günler yaşıyoruz, hep beraber. Ama bunları hep beraber aşacağız. Aşmanın yolu, birlik olmaktır, beraber olmaktır, adalette buluşmaktır, sevgide buluşmaktır, kucaklaşmada buluşmaktır, kimseyi ötekileştirmemektir ve herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye’yi inşa etmektir. Bunu yapacağız inşallah

CHP olarak son 5-6 yılda, toplumun en yoksul kesimlerine ilgi gösterdik. Onlarla birlikte aynı sofraya oturduk. Onlarla beraber hem kendi hem Türkiye’nin sorunlarını görüşme imkanımız oldu. Her soruna çözüm üretme gayretindeyiz. Bu bağlamda taşeron işçiler bizim attığımız en önemli adımlardan birisiydi. Onları örgütledik, dernek kurmalarını sağladık. Kadro taleplerini dillendirdik ve iktidar kadro vermek zorunda kaldı.

Hastane bilgi yönetim sistemlerinde çalışan var, bunların sayıları 2 bin 200 kadar. Hastanelerin beynini oluşturuyorlar. Onların da kadrolu çalışması lazım.

Bu arkadaşlarıma sesleniyorum, az kaldı. Az kaldı, göreceksiniz, Millet ittifakı’nın iktidarında sizin kadrolarınız en kısa sürede verilecek, çalıştığınız hastanede çalışmaya devam edeceksiniz. Buradan söylüyoruz, yapıyorsanız yapın yoksa biz gelip yapacağız.

Terörle mücadele edip vücudunda kurşun taşıyanlara gazilik ünvanı vermediler. Bu arkadaşlarımız bize geldiler. Toplam 20 bin asker ve polis gazilik ünvanı bekliyor. 15 Temmuz’da tırnağı yaralananlara bu hakkı verdiler ama bize vermediler dediler. Bizi gazi saysınlar ölürsek bayrağımızla bizi defnetsinler dediler. Kanun teklifleri verdik. Buradan sesleniyorum, ya gazileri kandırmayın ya direnin bu Meclis Genel Kurulu’na gelsin. MHP de kanun teklifi verdi. Saray’dan gelen kanun tekliflerine el kaldırıyorsunuz. Bu sefer de saray sizin teklifinize el kaldırsın. Hak verirse verilir; verilmezse Millet ittifakında bu hakkı size teslim edeceğiz.

Geçen günlerde bir mektup geldi. Güney Doğu’dan bir annenin mektubu: Berfin Tolunhan. Diyor ki: “Oğlum Mardin Kızıltepe’de şehit oldu. Şehit olan oğlumun 11 çocuğuna o tarihten beri ben bakıyorum. Verdikleri maaş 281 lira 3 kuruş.” Yazıktır günahtır. Bu devlet bu kadar mı fakirleşti?

AK Parti’yi zapturapt aldı. AK Parti’yi ailesine peşkeş çekti. Devleti kendi ailesinin isteklerine boyun eğecek hale getirdi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir olay. Bir video daha yayımladım. Gelen bir yolsuzluk dosyasını gündeme getirdim. Sadece dosyayı okudum. O dosyanın altında benim imzam yoktur diye açıklama yapmaya başladılar.

Yolsuzluk iddiaları

3 Nisan 2018’de bir ihale yapılır. Firmanın özelliği, gerçek bir ihale olması, yarışmaya girmesi ve kazanması. İç finansmanı kendisi karşılayacak. Beşli çete kazanmaz. İhale iptal edilir. Yeniden ihaleye çıkılır. Bu ihale kamuya açık değildir. 21 B’ye göre, olağanüstü hallerde yapılan bir olay. Ortada deprem, savaş, yangın yok. Adrese teslim ihaleyi vermek. Beşli çeteden birisine ikram edilir. Arada 6 milyar fark var. Zaman geçmiş biliyorum. Önemli bir ayrıntı var. Beşli çete adına yurtdışından para isterler. Kredi anlaşmasının kefili, sorumlusu hazinedir. Kamu borç yönetimi raporu var. İhalenin adı, borç miktarı var. Bugünkü fiyatlarla 18 milyar civarında.

Erdoğan diyor ki, benim imzam yok; sen ihale komisyonunda değil, talimat makamındasın… Sayıştay’ın da raporları var. Tarihin yanında ‘Cumhurbaşkanlığı oluru’ ibaresi var. Dosya kalın bir dosya. Onların hepsini açıklayacağız.

Kazanan var. İhaleyi neden vermiyorsun? Görmediğim belgeyi konuşmam. Erdoğan, dur bakalım; sana daha çok sürprizlerimiz olacak… Senin imzan olacak belgeleri de açıklayacağız; hiç meraklanma. Bütün ayrıntıları arkadaşlarımız açıklayacak.

“Yolsuzluk deyince akla Erdoğan geliyor”

Yolsuzluk deyince akla Erdoğan geliyor başka kimse değil. Sayın Başarır suç duyurusunda bulundu. Doğalgaz depolarında düşüş var. EPİYAŞ internet sitelerindeki bütün yazılanları kaldırdı millet öğrenmesin diye. Sanayici ilk kez bu kadar büyük bir kesintiyle karşı karşıyayız’ diyor.

Bunlar giderler beşli çete adına yurtdışından para isterler ve Hazine adına para istenir. Kağıda bakın borçlu olarak Hazine görünür. Erdoğan ilahe komisyonunda değil talimat veren makamdadır. Gerekli onayı resmi olarak veren Erdoğan’dır. Hazine’yi yükün altına sokuyorsun, beşli çeteye veriyorsun, hakkıyla kazananın da elinden alıyorsun.

Bütün bu olumsuzlukların yanı sıra gerçekten de mutfakta, sanayide yangın var. Doğalgaz kesintileri başladı. Bu kadar yaygın bir olayla hiç karşılaşmamıştık. Ağustos ayından beri kış geliyor doğalgaz kesilebilir diye iktidarı uyarıyorduk. Yönetme becerileri, yönetme akılları yok.

3 günlük elektrik kesintisi 5 milyar dolar civarında yaşanan kayıp yaşattı. Çağrı yapıyoruz. TOBB rakamları almalı ve paylaşmalı doğru, ahlaklı yönetim bunu gerektirir.

Akıl verdim onlara. 4 kişilk ailenin kullandığı elektrik 230 kwtır önlemi ona göre alın dedim. Dikkate almadılar. Dolar düştü ama hiçbir şeyin fiyatı düşmedi neden? Demekki sizi kandırıyorlar. Sandıkta onlara ders vermek de siizn göreviniz. Asgari ücrete baskılarımız sonucu yükselttiler. Belediyelerimizde 4 bin 500 liradır. İnsanların para ellerine geçmeden açlık sınırının altında kaldı. Zamların getirdiği nokta budur.

İran’dan doğalgaz bir gün kesildi sorunu oraya atmaya çalıştılar. İran açıklama yaparak seni yalanladı. Azerbaycan ile görüşülmeye gidilmeli doğrudan çıkış verilmesi ve bunun artırılması lazım ve garanti verilmesi lazım.

Yönetemiyorlar çünkü istikrar yok. Erdoğan yönetemediğini görüyor. Faturayı bakanlara çıkarıyor. Talimatı sen verdin onlar uyguladı. 3 buçuk yılda birsürü bakan değişti. Merkez Bankası’nın tek işlevi kaldı o da matbaada TL basmak. Yöneticileri iyi para alıyorlar. İstenenleri yapıyorlar. Akıllarını çalıştırırlarsa görevden alınıyorlar.

TÜİK Başkanı ‘kul hakkı yemem’ dedi ve görevden alındı. Haram yemiyor, rüşvet almıyor diye görevden alındı, beraber kirleneceğiz dedi, tahammül edemedi aldı görevden

Saray ve etrafındakiler köşeyi dönenler. ‘Biz sistemi değiştirelim’ dediler. Nasıl olsa muhalefet bir araya gelemez istediğimiz gibi vurgun yaparız dediler’

Muhalefet partileri bir araya geldik ve yerel seçimleri kazandık hazmedemiyorlar o yüzden baskıyı artırıyorlar. Şimdi ‘onlar kazanır ama ülkeyi yönetemez’ diyorlar. Vallahi ve billahi kazanacağız ve bu ülkeyi namusuyla yöneteceğiz.”

Paylaşın