Ankapark’ın Maliyeti Yaklaşık 801 Milyon 300 Bin Dolar!

Ankara Büyükşehir Belediyesi, şimdilerde geri almak için hukuk mücadelesi sürdürdüğü Ankapark için yapılan harcamaların toplam tutarını 801 milyon 288 bin 824 dolar olarak hesapladı. Güncel kurla Ankapark’ın maliyeti 10 milyar 845 milyon 155 bin 768 TL’yi geçiyor.

Mansur Yavaş’ın başkanlığını yaptığı Ankara Büyükşehir Belediyesi, resmi internet sitesine ‘israf sayfası’ koydu. Melih Gökçek döneminde yapılan ve atıl kalan ‘Ankapark’ için yapılan harcamaları kalem kalem ifşa etti.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, şimdilerde geri almak için hukuk mücadelesi sürdürdüğü Ankapark için yapılan harcamaların toplam tutarını 801 milyon 288 bin 824 dolar olarak hesapladı. Güncel kurla Ankapark’ın maliyeti 10 milyar 845 milyon 155 bin 768 TL’yi geçiyor.

Bu hesaba sadece büyük ihalelerin dahil olduğu bilgisini paylaşan Ankara Büyükşehir Belediyesi maliyet tutarının ileride güncelleneceğini aktardı. Ankapark dışında yapılan büyük ihalelerin toplam bedelinin de israf sayfasına ekleneceğini duyurdu.

Yakın zamanda geçmiş dönemde yapılan eksik ve hatalı işlerin, dinozor heykellerinin, kapıların, ithal ağaçların, saatlerin, robotların, özelleştirmelerdeki usulsüzlüklerin ve daha birçok konunun ‘israf sayfasında’ yer alacağı bilgisini verdi.

Ankapark

Yapımına 2013’te Atatürk Orman Çiftliği arazisi üstünde başlandı. 2014’te parkın da içinde yer aldığı ana imar planı ile ilgili olarak Ankara 5. İdare Mahkemesi, parkın yapımına olanak veren Bakanlar Kurulu kararları için de Danıştay yürütmeyi durdurma kararları verdi.

Ancak Melih Gökçek yönetimindeki belediye parkın inşasına devam etti. Ocak 2015’te parkın yüzde 90’ının tamamlandığı duyuruldu. 2015’te bu sefer Ankara 18. İdare Mahkemesi’nden bir yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bu karar üzerine belediye meclisi, parkın planını değiştirdi.

Aynı yıl Ankara 5. İdare Mahkemesi, parkı da kapsayan 1/10.000’lik Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nı iptal etti. Danıştay ise iptal kararını bozdu. Aralık 2017’de belediye parka yapılan masrafın 1,5 milyar TL olduğunu ve parkın Ağustos 2019’da açılmasının planlandığını açıkladı.

Mayıs 2018’de ise parkın kiralanmasına karar verdi. İlki Haziran 2018’de yapılan beş işletme ihalesinden sonuç çıkmadı. 20 Eylül 2018’de gerçekleştirilen altıncı ihalede park, hayvanat bahçesi hariç GBM Ticaret-Çelik Ortak Girişim Grubu’na yıllık 26 milyon 400 bin lira bedel karşılığında 29 yıllığına kiralandı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına Mansur Yavaş’ın seçildiği 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden hemen önce 20 Mart 2019’da park Wonderland Eurasia adıyla ziyarete açıldı. İşletmeci şirketin borçlarından dolayı Eylül 2019’da parka haciz işlemi gerçekleştirildi. Parkın 2 milyon lira birikmiş elektrik borcu nedeniyle Aralık 2019’da elektriği kesildi.

Borcun kısmen ödenmesinin ardından 20 Ocak 2020’de parkın elektriği yeniden bağlandı. Ziyaretçi sayısındaki düşüş nedeniyle Şubat 2020’de park fiilen kapatıldı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi de, Ankapark ile ilgili eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında suç duyurusunda bulundu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Avrupa Konseyi’ Sözlerine Tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız” açıklamasına ilişkin olarak, “Erdoğan’ın açıklaması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne darbe vuran bir açıklamadır” yorumunu yaptı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu açıklama şunu gösteriyor, bizim ülkemizde anayasa, hukuk yok; uluslararası sözleşmeleri tanımayız. Arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkarırız anlamına geliyor.

Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa, o yasaya göre AİHM kararlarına uyacaksanız. ‘Biz bunlara uymayacağız’ demeniz, ‘Bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim, siz ne derseniz deyin’ anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına vurulmuş ciddi bir darbedir, bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz. Ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlenen programın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Soru; Malum gündem ekonomi üzerine kurulu. TÜİK de enflasyon oranını açıkladı ve yüzde 48.69’a yükseldi. Şimdi hem bu artan enflasyon oranlarını değerlendirmenizi rica edeceğim, hem de acaba bu TÜİK Başkanının değişiminin etkili olup olmadığı yönünde ne düşünüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu; TÜİK Başkanının değişimiyle ne kadar ilgisi var onu bilmiyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, açıklanan rakam düşük bir rakam. Zaten ENAG’ın açıkladığı rakam bunun çok daha üstünde. Zaten yani pazara gidince, alışverişe gidince hatta alışveriş merkezlerine gidince fiyatları zaten görüyorsunuz. Elektrik faturaları da bunun en açık kanıtıdır. Yüzde 127 elektriğe zam gelmiş ama enflasyon oranına bakıyorsunuz yüzde 49-48 ya da 50 civarında. Gerçeği yansıtmıyor. Gerçek mutfakta.

Soru; Şimdi siz 50’yi yansıtmıyor dediniz ya ek yapmak istiyorum. Hazine Bakanı Nebati de enflasyon Nisan ayında yüzde 50’nin altında tepe yapacak, enflasyonda yüzde 50 seviyelerini göreceğimizi düşünmüyorum umarım yanılmam dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Yanılmamış doğru, TÜİK onun istediği şekilde yanıt vermiş, 50’nin biraz altında göstermiş Nebati Bey üzülmesin diye.

Soru; Osman Kavala’yla ilgili alınan kararla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Konseyinin kararlarını tanımıyoruz dedi. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Soru; Efendim ek yapmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Ukrayna’ya gidişte konuştu. Bizim kararlarımızı tanımayanın kararlarını biz de tanımayız dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Şimdi bakın arkadaşlar, bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarına darbe vuran bir açıklamadır. Bu açıklama şunu gösteriyor: Bizim ülkemizde anayasa yok, bizim ülkemizde hukuk yok, bizim ülkemizde yasalar yok, biz uluslararası sözleşmeleri tanımayız, biz sadece kendi ülkemizde ülkemizi dilediğimiz gibi yönetir ve arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkartırız anlamına geliyor. Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa o anayasaya göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyacaksanız ve sizin bunu zorunlu olarak bütün yargının uygulaması gerekiyor demeniz gerekirken hayır biz bunlara uymayacağız demeniz bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim siz ne derseniz deyin anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına, bizim bugüne kadar süren demokrasi mücadelemize vurulmuş ciddi bir darbedir. Bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti. Bu da bizim açımızdan son derece kritik bir süreç.

Soru; Efendim şimdi Trabzon’da biliyorsunuz maalesef kameralara bir çocuğun seslenişi yansımıştı…

Kemal Kılıçdaroğlu; Şöyle ifade edeyim, o sevgili evladımızı çok seviyorum, gözlerinden öpüyorum, hiç kimse merak etmesin.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 230’u Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 107 bin 530 yeni vaka tespit edilirken, 233 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Kendimizi korumalıyız ama salgın yerine geleceğe odaklanmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 455 bin 463 test yapılırken, 107 bin 530 yeni vaka tespit edildi. 233 kişi hayatını kaybederken, 88 bin 014 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Virüsün alışılmadık hızda yayılmasının nedeni Omicron varyantı. Bu vakalar hastalığı genelde hafif geçiriyor. Vaka sayıları ise, İstanbul ve Eskişehir örneğinde olduğu gibi 2-3 haftada ciddi düşüş gösterebiliyor. Kendimizi korumalıyız ama salgın yerine geleceğe odaklanmalıyız.

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 92.58, 2’nci doz ortalaması yüzde 84.52 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 464 bin 203, 2’nci dozda 52 milyon 464 bin 47 ve 3’üncü dozda 25 milyon 331 bin 867 olmak üzere toplam 142 milyon 522 bin 697 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Çok Sert Osman Kavala Açıklaması

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye yönelik başlattığı ihlal süreciyle ilgili sert mesajlar içeren bir açıklama yayımladı.

Avrupa Konseyi’nin siyasi karar alma organı olan Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına hükmeden 2019 yılındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını uygulamaması nedeniyle Türkiye hakkında ihlal sürecini dün resmen başlatmıştı.

Borrell’in sözcüsü Peter Stano’nun yayımladığı metinde, ihlal sürecinin, Bakanlar Komitesi’nin ender kullandığı araçlardan olduğuna ve Kavala davasıyla ilgili ciddi endişeleri yansıttığına vurgu yapıldı. Kavala’nın hakkında bir hüküm bulunmadan yıllardır cezaevinde tutulduğuna da işaret edildi.

“Kaygı verici bir emsal”

Türk makamlarının ilgili AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesinin üzücü olduğu belirtilen açıklamada “Bu tutum kaygı verici bir emsal oluşturmakta ve AB’nin Türk yargısının uluslararası standartlar ile Avrupa standartlarına bağlılığı konusundaki endişelerini güçlendirmektedir. Bu tutum aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve AB üye adayı olarak üstlendiği yükümlülüklerle de tezat oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ukrayna ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’ye karşı başlatılan ihlal süreciyle ilgili bir soruyu, “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız. Çok net söylüyorum. Bizim mahkemelerimizin bu konuda vermiş olduğu bir karar var. AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş bizi çok ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz. Bu saygıyı duymayanlara da kusura bakmasınlar bizim saygımız olmayacaktır” diye yanıtlamıştı.

Paylaşın

HDP’li Güzel’in Dokunulmazlığının Kaldırılmasına Karar Verildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında iki dosyadan dokunulmazlığının kaldırılması için oluşturulan Hazırlık Komisyonu dördüncü kez toplandı.

Komisyon, Güzel’in oy çokluğu ile dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar verdi. Hazırlık Komisyonu, Güzel hakkındaki raporunu Anayasa Adalet Karma Komisyonu’na salı günü sunacak.

Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’un 20 Ocak’ta oluşturduğu Hazırlık Komisyonu’nda AKP’li Ramazan Can, Abdullah Güler ve Zeynep Gülyılmaz, HDP’li Mehmet Rüştü Tiryaki ve CHP’li Rafet Zeybek yer aldı.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Güzel’in yerine savunma yapmış, fotoğrafların çekildiği tarihte Güzel’in milletvekili olmadığını ve “çözüm süreci” görüşmelerini anımsatarak, “Çözüm süreci eğer bir suçsa herkes için suçtur, ki bizce değildi” demişti.

Fotoğrafların ortaya çıkmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Semra Güzel hakkındaki fezlekenin gündeme alınması talimatı vermişti.

Ne olmuştu?

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 2017’de hayatını kaybeden PKK’li Volkan Bora ile fotoğrafları basına servis edildi. Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi.

Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti.

Güzel, 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı ve TBMM Karma Komisyonu’na gönderildi.

Bundan sonra süreç nasıl işleyecek?

Anayasa-Adalet Karma Komisyonu, Hazırlık Komisyonu’nun raporuna göre Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmayacağı yönündeki kararını verecek.

Karma Komisyon’un dokunulmazlığın kaldırılması yönünde karar alması halinde Meclis Genel Kurulu’nda oylama yapılacak.

Genel Kurul’da yapılacak oylamada dokunulmazlığın kaldırılması kararı çıkması halinde de Güzel ile ilgili iki ayrı dosyadan yargı süreci başlayacak.

Paylaşın

FT’den Dikkat Çeken Erdoğan’ın Ukrayna Ziyareti Analizi

Batı ve Rusya arasında Ukrayna üzerinden gerilim sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün (3 Şubat 2022) Kiev’e gidiyor. Financial Times’da yer alan analiz, Ankara’nın Kiev’e desteğini gösteren bu ziyaretin Rusya’yla ilişkilerde olası etkisini değerlendirdi.

Erdoğan’ın ziyaretinin, Türkiye-Rusya ilişkileri için bir test olacağı belirtildi. Financial Times gazetesinde yer alan Laura Pitel imzalı, “Erdoğan’ın Ukrayna’ya ziyareti, Putin’le karmaşık bağları test ediyor” başlıklı analiz, Ukrayna-Rusya gerilimi gölgesinde Moskova-Türkiye ilişkilerini inceledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bugün (3 Şubat 2022) Ukrayna’ya ziyaretinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le karışık ilişkisini ve Moskova’nın Ankara üzerindeki ağırlığını maskeleyen bir destek göstergesi olduğu aktarılan analizde, şu ifadeler yer aldı:

Türkiye için büyük riskler teşkil ediyor

“Analistlere göre, Türkiye’nin Ukrayna’ya desteği Ankara’nın NATO müttefiklerini memnun etti ancak ülkenin Rusya’ya ekonomik bağlılığı ve Putin’in doğalgaz, turizm, ticaret ve Suriye’deki durumu Erdoğan’a karşı siyasi silah olarak kullanma ihtimali düşünüldüğünde, Türkiye için büyük riskler teşkil ediyor.”

Değerlendirmede bulunan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi kıdemli üyesi gazeteci Aslı Aydıntaşbaş “Türkiye ince bir çizgi üzerinde yürümeye çalışacak ve Ukrayna’ya destek olurken Rusya’yı aleyhine çevirmemeye çalışacak.” dedi.

Analizde, Erdoğan’ın ikili ilişkilerin 30’uncu yılında Ukrayna’ya yapacağı ziyaretin Kiev tarafından olumlu karşılandığı belirtilirken Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasly Bodnar “Türkiye, Ukrayna’ya destek olarak görüneceğini bildiği kararı aldı. Buna oldukça değer veriyoruz” dedi.

Türkiye’nin 2014 yılında Moskova’nın Kırım’ı ilhak etmesine karşı duruşu hatırlatılan analizde, Erdoğan-Putin ilişkisinin ise bu tarihten itibaren giderek daha yakınlaştığı aktarıldı. Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşarak, ABD’nin F-35 programından çıkarılma pahasına Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın aldığı hatırlatıldı.

Analizde, Erdoğan ve Putin arasındaki yakın ilişkiye rağmen, iki liderin dış politika alanında çok sayıda noktada zıt noktalarda durduğu belirtildi. Türk yetkililerin sık sık Suriye, Libya ve Kafkasya’da Rusya’nın karşısındaki grupların desteklendiğini vurguladığı belirtildi.

Türkiye ve Ukrayna arasındaki savunma işbirliği

Analizde, Moskova’nın Türkiye ve Ukrayna arasındaki büyüyen savunma işbirliğinden rahatsız olduğu aktarıldı. Bu hafta Türkiye’yle serbest ticaret anlaşması imzalaması beklenen Ukrayna’nın Türkiye’den çeşitli savunma araçları satın aldığı hatırlatıldı.

Bir ABD’li yetkili “Türkiye’nin Ukrayna’ya malzeme desteği önemli oldu. Washington, Ankara bunu daha fazla yapmaya devam ederse memnun olur.” dedi.

Analiz şöyle devam etti: “Almanya gibi Ankara da, Putin’in kırmızı çizginin aşıldığını fark ettiği durumda yapacağı baskı noktalarının farkında”

Ekonomik ilişkiler ve Suriye

Analizde, Rusya’nın Türkiye’ye doğalgaz, turizm, tarım, ticaret gibi alanlarda baskı yapabileceğini geçmiş örneklerle aktarılırken Ankara’yı en fazla endişelendiren noktanın Suriye’de İdlib olduğu belirtildi. Analiz şöyle devam etti:

“Erdoğan, 3.6 milyon Suriyeli sığınmacının bulunduğu ülke içinde zaten siyasi baskı altında. Ankara, Rus jetlerinin bölgedeki sivilleri hedef alan hava saldırılarının bir Türkiye’ye ve Avrupa’ya bir uyarı olduğunu düşünüyor.”

Batılı yetkililerin, bu baskı unsurları nedeniyle Ukrayna’nın işgali durumunda Rusya’ya yeni yaptırımları Türkiye’nin imzalamayacağını düşündüğü belirtildi.

Analizde Ankara için gerçek zorluğun, NATO’nın Türkiye’ye daha fazla askeri destek için talepte bulunması olacağı belirtildi. Bir Batı ülkesinden savunma yetkilisi “NATO, Türkiye askeri tesislerinin deniz ya da hava yollarına destek sağlamasını istere ne olur? Bu, onları oldukça zor bir duruma sokar” dedi.

(Kaynak: T24 )

Paylaşın

ABD’den IŞİD Operasyonu: 7’si Sivil 13 Ölü

ABD’nin Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de IŞİD bağlantılı olduğu iddia edilen bir kişiye yönelik yaptığı operasyonda 4’ü çocuk 3’ü kadın en az 13 kişinin öldüğü kaydedildi. ABD ise operasyonun başarılı olduğunu açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askerleri, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de IŞİD bağlantılı olduğu iddia edilen bir kişiye yönelik operasyon düzenledi. ABD’nin ‘başarılı’ olarak nitelediği operasyonda en az 7’si sivil 13 kişinin öldüğü kaydedildi.

Reuters’a konuşan bölge sakinleri, İdlib’in Atme köyü yakınlarındaki bir eve, ABD’ye ait olduğu belirtilen helikopterlerden gece saat 01.20 sularında indirme harekatı yapıldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre, IŞİD ile bağlantılı olduğu öne sürülen bir kişiye yönelik operasyon düzenlendi. Ev civarından silah ve patlama sesleri duyulurken, şüphelinin aile mensuplarının da evde olduğu kaydedildi.

Operasyonun tamamlanmasının ardından helikopterlerin bölgeden çekildiği, ancak İHA’ların alanı izlediği öne sürüldü.

Operasyon yapılan evi görüntüleyen Anadolu Ajansı, operasyonda 9 sivilin öldüğünü duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise 13 kişinin öldüğünü duyurdu. Açıklamada 4’ü çocuk 3’ü kadın en az 13 kişinin öldüğü kaydedildi.

ABD ise kendi taraflarında herhangi bir kayıplarının olmadığını ve operasyonun başarılı olduğunu açıkladı. ABD, Ekim 2019’da İdlib’de benzer bir operasyonla, IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin öldürüldüğünü duyurmuştu.

Paylaşın

Sınırda Donarak Ölen Göçmenlerin Sayısı 16’ya Yükseldi

Edirne Valiliği İpsala ilçesinde Yunanistan unsurları tarafından geri itildiği belirtilen ve soğuktan donarak ölen göçmen sayısının 16’ya yükseldiğini duyurdu. Ekiplerin bölgedeki çalışmaları devam ediyor.

Jandarma, polis ve AFAD ekipleri tarafından çalışmaların devam ettiğini bildiren Valilik, Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Bölgede yapılan arama, tarama faaliyetleri sonrasında maalesef 4 göçmenin daha cansız bedenine ulaşılmıştır” bilgisini paylaştı:

Edirne Valiliği dün de İpsala ilçesi Paşaköy köyü Mandakoru mevkisinde Yunanistan tarafından geri itilen 22 kaçak göçmenden 12’sinin donarak hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

Yunanistan üzerindeki baskı artıyor

Yunanistan, uzun süredir insan hakları örgütleri ve göçmen kuruluşlarının geri itmeler konusundaki suçlamalarıyla karşı karşıya. 2020’de yardım kuruluşları Oxfam ve WeMove Europe, sığınmacılara karşı AB hukukunu sistematik olarak ihlal ettiği gerekçesiyle Yunanistan hakkında ihlal davası açılması talebiyle AB Komisyonu’na başvurmuştu.

Geçen yıl Ekim ayında da Avrupa Parlamentosu’ndaki ikinci büyük grup olan Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D), sığınmacıların geri itilmesi (pushback) uygulamaları nedeniyle ihlal prosedürü başlatılmasını talep etti.

Avrupa Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, Ekim ayında yaptığı açıklamada geri itme iddialarıyla ilgili Yunanistan ve Hırvatistan’ın soruşturma başlatmasını talep etmiş, “Bu tür suçlamalar Avrupa Birliği olarak saygınlığımıza gerçekten zarar veriyor” demişti.

“Özür dilemeyeceğiz”

Yunan hükümeti ise suçlamaları reddediyor. Yunanistan Göç Bakanı Notis Mitrakis geçen yıl yaptığı açıklamada sınır koruma önlemlerinin uluslararası ve Avrupa yasaları çerçevesinde yürütüldüğüne vurgu yaparak AB’nin yasa dışı yollardan insanları AB’ye sokmaya çalışan “suç çetelerinin” hedefi olduğunu ifade etmiş ve “Avrupa’nın sınırlarını korumaya ve bu tür çetelere son vermeye odaklanmayı sürdürdüğümüz için özür dilemeyeceğiz” ifadesini kullanmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre sadece Yunanistan’da Ocak 2020-Mart 2021 döneminde Ege’deki adalar ve Meriç’teki kara sınırında yasa dışı 300 geri itme vakası belgelendi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, ‘Helalleşme’ye Diyarbakır’dan Mı Başlayacak?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 27 Ocak’ta gerçekleştirmeyi planladığı, ancak kötü hava koşulları nedeniyle ileri bir tarihe ertelenen Diyarbakır ziyaretini Mart ayı başında gerçekleştirmesi planlanıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Bir süre önce devletin uygulamaları nedeniyle haksızlığa uğramış kesimlerle “helalleşeceklerini” açıklayan CHP Lideri’nin Diyarbakır ziyaretinde bu konuda somut bir adım atacağı belirtiliyor.

CHP Lideri, 24 Ocak’ta DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, 27 Ocak’ta Diyarbakır’a bir ziyaret gerçekleştireceğini belirterek, “Bu ülkede demokrasi olacaksa, bu ülkede herkes kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecekse, inancından ötürü ötekileştirilmeyecekse bunun yolu Diyarbakır’dan geçer” ifadelerini kullanmıştı.

CHP Lideri’nin bu sözlerine AKP ve MHP sözcülerinin yanısıra, ittifak ortağı İYİ Parti’den de sert tepki gelmişti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından şu sözlerle tepki göstermişti:

“Demokrasi ülkeye Diyarbakır’dan gelecektir diyenlerin ve bize çözüm sürecini, devamında da 1212 şehidimiz ile acıyı yaşatanların yaptıkları ortadadır! Diyarbakır dâhil memleketimizin 81 iline, 84 milyonun tamamına ve bütün ülkeye ne fayda ve hayır gelecekse yolu TBMM’den geçer. TBMM’den geçmeyen ve her ferdini ayırmadan kucaklayamayan vizyonsuzluğun, memleketi 20 senede nereye getirdiği aşikârken Sayın Erdoğan gibi Diyarbakır vurgusu ile siyasi alan açmaya kalkmak, hatada ve aynı macerada ısrar etmektir. Demokrasi ve hukukun yegâne adresi Ankara’dır!”

Kılıçdaroğlu, daha sonra kötü hava koşulları nedeniyle Diyarbakır ziyaretini ertelediğini açıkladı, ancak bu sözleriyle ilgili tartışma, siyaset gündeminden düşmedi.

CHP: Çözüm yeri Meclis

CHP Lideri’ne yönelik Ağıralioğlu’nun bu çıkışı, ittifak ortakları arasında “yeni bir kriz mi?” sorusuna da yol açtı. İYİ Parti kurmayları, iki partinin ittifak ortağı olmakla birlikte, farklı duyarlılıkları olan iki ayrı parti olduğunu belirterek, Ağıralioğlu’nun da bu çerçevede kişisel olarak tepki gösterdiğini, ancak bu durumun ittifakta bir kriz anlamına gelmeyeceğini savunuyorlar.

Benzer şekilde CHP’de de Ağıralioğlu’nun çıkışı kişisel olarak yorumlanıyor ve aslında Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin de yanlış yorumlandığı ifade ediliyor. Tepkinin, geçmişte eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın “Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” sözleri ile özdeşleştirilmesinden kaynaklandığına dikkat çeken bir CHP yöneticisine göre Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında böyle bir vurgu yok:

“Diyarbakır’a gidecek olduğu için böyle bir ifadeyi kullandı. Üzerinde çalışılmış bir açıklama değil. Rize’ye gitseydi belki oraya özgü bir sorun için de benzer şeyleri söyleyecekti. Sadece Diyarbakır değil, Türkiye’nin herhangi bir yerinde kan kaybı varsa, demokrasi varsa, oraya yatırımlar gitmiyorsa, bunu dile getirir Genel Başkan. Biz 2012’den bu yana Kürt sorununun çözüm yeri Meclistir diyoruz. Genel Başkan bunu ta o zaman net olarak ifade etti, bir komisyon kurun biz destekleriz dedik. Erdoğan’ı o dönem ziyaret ettik. Kılıçdaroğlu, ‘Benim genel başkanlığıma da mal olacaksa olsun, yeter ki sorunu çözün’ dedi. Genel Başkan’ın bu konudaki samimiyeti o günden bu yana değişmedi, aynı noktadayız. Bu işin çözüm yerinin Meclis olduğunu her keresinde söylüyoruz.”

‘Oy oranımız yüzde 18’lere yükseldi’

Kılıçdaroğlu’nun ertelediği ziyareti Mart ayı başında gerçekleştirmesi planlanıyor. Parti yönetimi Diyarbakır ziyaretine özel önem veriyor. Bölgede oyunu artırmak için bir süredir özel çalışma yürüten ve bu çerçevede “Doğu Masası” kuran CHP yönetimine göre bunun “olumlu sonuçları da alınmaya başlandı.”

CHP kurmayları, son seçimlerde yüzde 2’lerde olan bölgedeki oy oranının yüzde 18’lere tırmandığını belirtirken, başta Diyarbakır ve Şanlıurfa olmak üzere bölgedeki bazı büyük aşiretlerden CHP’ye yöneliş olduğunu ifade ediyorlar. Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır ziyaretinde de CHP’ye katılımlar olacağı belirtiliyor.

İlk helalleşme adımı ‘işkence mağdurlarıyla’

Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır ziyaretinde bir miting planlanmıyor. CHP Lideri, daha önce de yaptığı gibi sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, esnaf, sanayici gibi toplumun farklı kesimleri ile toplantılar yaparak, daha çok onların talep ve önerilerini dinleyecek.

Kulislere yansıyan bilgilere göre Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır gezisindeki en önemli mesajını ise “helalleşme” çağrısı oluşturacak.

Bir süre önce devletin uygulamaları nedeniyle haksızlığa uğramış, mağdur edilmiş kesimlerle “helalleşeceklerini” açıklayan CHP Lideri’nin Diyarbakır’da bu konuda somut bir adım atacağı ifade ediliyor. CHP yönetimi şimdilik bu adımı “sır gibi” saklıyor.

Kulislerde ise Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çağrısının 12 Eylül askeri darbesi sonrasında işkencelerle anılan ağır işkencelerin yaşandığı “Diyarbakır Cezaevi’nde işkence görenlere” yönelik olacağı konuşuluyor. CHP Liderinin yapacağı ziyaretlerde ayrıca, ekonomi, demokrasi ve özgürlüklere ilişkin de mesajlar vereceği ifade ediliyor.

Paylaşın

Avrupa Konseyi Türkiye’ye Karşı İhlal Prosedürünü Resmen Başlattı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Gezi davasının tek tutuklusu olan Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen serbest bırakılmamasıyla ilgili ‘ihlal sürecini’ resmen başlattı.

Komite bugün yaptığı oylamada dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verdi. Karar oy çokluğuyla alındı. Karara göre AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine ve kararının gereğini yerine getirip getirmediğine karar verecek.

Eğer buradan ihlal yönünde çıkarsa, Bakanlar Komite Türkiye’ye hangi yaptırımın uygulanacağını kararlaştıracak. Yaptırım seçenekleri arasında Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.

Tek örnek Azerbaycan

Bakanlar Komitesi tarihinde sadece, muhalif yazılarıyla tanınan Ilgar Mammadov’un açtığı davada Azerbaycan aleyhine bu adımı atmıştı. Mammadov Ağustos 2018’de şartlı salıverilmiş, Azerbaycan Yüksek Mahkemesi de Mart 2019’da Mammadov’un cezasında indirim yaparak tamamen serbest kalmasını sağlamıştı. Böylelikle Azerbaycan için yaptırım süreci askıya alınmıştı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki

Dışişleri Bakanlığı, Osman Kavala kararına tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ülkemizde devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirmiş ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal etmiştir” denildi. Bakanlıktan yapılan açıklama şöyle:

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Aralık 2021 tarihinde ülkemizin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’e havale etme niyetini içeren bir bildirimde bulunmuş ve konuya ilişkin görüşümüzü iletmemizi talep etmişti.

Hükümet görüşümüz, bugüne kadar gösterdiğimiz işbirliği anlayışıyla uyumlu olarak, 19 Ocak 2022 tarihinde Avrupa Konseyi’yle paylaşılmıştı. Görüşümüzde, ülkemizin AİHM kararının gereğini yerine getirdiği, Kavala’nın tutukluluk durumunun halen devam eden başka bir yargı süreci nedeniyle olduğu ayrıntılarıyla açıklanmış ve konunun hukuk ilkeleri temelinde incelenmesi çağrısında bulunulmuştu.

Buna rağmen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bugün (2 Şubat) Kavala davasının AİHM’e havale edilmesine dair bir ara kararı oy çokluğuyla kabul etmiştir. Böylelikle, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ülkemizde devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirmiş ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal etmiştir.

AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin gündeminde başka ülkelerle ilgili çok sayıda uygulanmayan karar bulunurken, Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını, iyi niyetten uzak, kasıtlı ve de tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz.

İç hukukta devam eden dava süreci gözardı edilerek siyasi saiklerle alınan bu önyargılı kararın Avrupa insan hakları sisteminin itibarını zedelediği aşikardır.

Avrupa Konseyi insan hakları sisteminin etkinliğinin sağlanması için, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tarafgir ve seçici yaklaşımını bir yana bırakması gerekmektedir. Temennimiz, AİHM’in alınan bu kararı hakkaniyetle değerlendirmesi ve bu konuda iç hukukta devam eden dava sürecini dikkate alarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca ilk derece mahkemesi gibi hareket etmeden, içtihat ve ilkeleri doğrultusunda karar almasıdır.”

Adalet Bakanlığı’ndan açıklama

Adalet Bakanlığı da yazılı bir açıklama yaparak karara tepki gsöterdi.

Bakanlığın açıklamasında, “Belirli bir kararı teamüllere de uymadan sürekli gündemde tutarak ülkemizi uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekle itham etmek, söz konusu kararın açıkça siyasi mülahazalarla alındığını göstermektedir” denildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle:

“Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi bugün yapılan 1423. toplantısında oyçokluğu ile aldığı bir karar ile Kavala kararının tekrar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) sevk edilmesine karar vermiştir. AK Bakanlar Komitesi bu karar ile AİHM’den ülkemizin söz konusu kararı uygulamayı reddedip etmediği hususunun tespit edilmesini talep etmiştir.

İlgili hakkındaki yargılamalar halihazırda Ağır Ceza Mahkemesi önünde devam etmekte olup, tutukluluk incelemesine ilişkin yapılan değerlendirmelerde Kavala’nın mevcut tutukluluğunun AİHM tarafından incelenmeyen başka bir suç kapsamında devam ettiği belirtilmiştir. Ayrıca yargılama makamları ilgilinin AİHM’in incelemesine konu tutukluğunun daha önceden sona erdiğini tespit etmişlerdir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi de AİHM kararından sonra başvuruyu tekrar incelemiş ve mevcut tutukluluk nedeniyle başvuranın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Hal böyle iken AK Bakanlar Komitesi yargısal makamlar gibi hareket ederek yetkisini aşmıştır. Oy çokluğu ile alınan bu karar hâlihazırda devam etmekte olan bir davaya müdahale niteliğindedir. Başta AK Bakanlar Komitesi olmak üzere herkes, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde devam eden bir yargılama sürecine etki etmekten kaçınmalı ve verilecek karara saygı duymalıdır.

Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının farkındadır. AİHM kararlarının icrası kapsamında gerekli adımlar Hükümetimiz tarafından atılmaktadır. Bu kapsamda bugüne kadar 3730 karar kapsamında alınan tedbirler AK Bakanlar Komitesi tarafından da kabul edilmiş ve icra denetimi sona erdirilmiştir. Sadece geçtiğimiz yıl icra denetimi sona erdirilen dosya sayısı ise 222’dir. Buna rağmen belirli bir kararı teamüllere de uymadan sürekli gündemde tutarak ülkemizi uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekle itham etmek, söz konusu kararın açıkça siyasi mülahazalarla alındığını göstermektedir.”

AİHM kararı ne demişti?

AİHM’nin 12 Mayıs 2020 tarihinde kesinleşen kararında Kavala’nın “bir suç işlediğine dair makul şüphe olmadığı”; Kavala hakkında “Anayasa Mahkemesi’nin ivedi bir yargı denetimi gerçekleştirmediği” ; Kavala’nın özgürlüğüne getirilen kısıtlamanın “suç işlediğine dair makul şüphe nedeniyle yetkili bir adli makam önüne çıkarılma amacından başka bir amaç ile uygulandığı” ve bu durumun “insan hakları savunucularının çalışmaları üzerinde caydırıcı etkiye sahip olduğu” sonucuna varılmıştı.

AİHM bu sonuçlardan yola çıkarak, 1’e karşı 6 oyla, “Kavala’nın tutukluluğunun sona erdirilmesi ve bir an önce serbest bırakılması için Türk hükümeti tarafından tüm önlemlerin alınması gerektiğine” hükmetmişti. AİHM’nin bu kararına Ankara’nın yaptığı itiraz kabul edilmemişti.

Paylaşın