Meclis Komisyonu’ndan HDP’li Güzel’in Dokunulmazlığını Kaldırma Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa Adalet Karma Komisyonu Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verdi. Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin son karar, TBMM Genel Kurulu’nda alınacak.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iki fezleke nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılması görüşmeleri Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’da yapıldı. Usul yönündeki taleplerinin reddedilmesine tepki gösteren HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “İlk toplantınıza içtüzük ihlali ile başladınız” dedi.

HDP komisyon üyeleri yanı sıra çok sayıda milletvekilinin katılım gösterdiği komisyonda usul tartışılması açılması istendi. Karma Komisyon Başkanı Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanlığı’na getirilmesiyle yerine Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt seçilmişti.

Beyazıt başkanlığında toplanan komisyonda gazeteciler görüntü almaları ardından salondan çıkarıldı. HDP gazetecilerin salondan çıkarılmasına tepki gösterdi. Usul açılması talebini de reddeden Beyazıt, görüşmelere geçti. HDP Komisyon üyesi ve aynı zamanda Güzel yerine savunma yapacak Mehmet Rüştü Tiryaki, yeni seçilen Komisyon Başkanı Yusuf Beyazıt’ın tutumunu eleştirdi.

Tiryaki, “Sayın başkan şahsınıza yönelik hiçbir önyargımız yok. İlk kez toplantıya katılıyorsunuz. Tek isteğimiz hukuka uygun bir şekilde bu sürecin yönetilmesi başkaca bir şey istemiyoruz. Bir usul tartışması açmak istedik. Ben sesli bir şekilde İçtüzük’ün hangi maddesi uyarınca usul tartışması açtığımızı ve neden bu konuda söz vermeniz gerektiğini söyledim” dedi.

İçtüzük ihlaliyle görüşmeler başladı

İçtüzük 63’üncü maddesini okuyan Tiryaki, “Görüşmeye yer olup, olmaması, başkanı gündeme veya TBMM çalışmalarına usule davet gibi konular diğer işlerden önce konuşulur. Bu yolda bir istemde bulunulursa ki biz bunun için talepte bulunduk. Üçer dakikadan fazla olmamak üzere en az iki kişiye lehte ve aleyhte söz verilir. Verilebilir denilmiyor. Burada emredici bir hüküm var. Biz gündeme geçmeden önce usule ilişkin bir tartışma açılmasını istedik. Bunu size bildirdik. Bize üçer dakika ile sınırlı ya da daha uzun süre söz verebilirdiniz. Bir usul tartışması açmanız gerekiyordu. Başkan olarak katıldığınız ilk toplantı da Meclis İçtüzük’ün 63’üncü maddesini ihlal ederek, görüşmeye başladınız” diye konuştu.

İçtüzük tartışmasına ilişkin de taleplerini anlatan Tiryaki, “Basına kapalı olması için emredici bir hüküm olarak kurala bağlayan herhangi bir mevzuat hükmü yok. Ne İçtüzük’te ne Anayasa’da. Bugüna kadar teamül, gelenek böyle diye geçiştiremezsiniz. Bu komisyon toplantılarının diğerlerinden herhangi bir farkı yoktur. Ne üstünlüğü ne altlığı vardır. Aynı ilkeler geçerlidir. Yani sağlık, MEB’de çalışmalar nasıl yürüyorsa Karma Komisyon’da da aynı şekilde yürür. Dolayısıyla diğer bütün komisyonlar da olduğu gibi yazılı olarak basının haber yapabilmesi için basının engellendiği çok nadir toplantılardan bir tanesidir” diyerek, tepki gösterdi.

“Yargısız bir şekilde infaz ve mahkûm edildi”

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül’ün HDP’den ihraç edilen Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in dokunulmazlığının kaldırılmasında basının çıkarılmasına itiraz edilmediğini hatırlatmasına da Tiryaki, “Tuma Çelik fezlekesinde bir kadının cinsel saldırısına yönelik bir iddia vardı. Bu tartışmaların kamuoyuna yansımasının kendisine zarar vereceği için özel olarak itiraz da bulunmadık. Kendi milletvekilimizi değil, kadını esas aldık. Burada bir yargısız infaz var zaten. Semra Güzel basın yayın organları aracılığıyla ve komisyon üyesi olan milletvekilleri aracılığıyla yargısız bir şekilde infaz ve mahkûm edildi. Hatta milletvekilliği bile düşürüldü. Çünkü milletvekilliği yapamayacağı söylendi. Keşke böyle başlamasaydınız” diyerek, sözlerini noktaladı.

Ne olmuştu?

2017 yılında düzenlenen bir operasyonda öldürülen PKK üyesi Volkan Bora’nın cep telefonunda yapılan incelemede Semra Güzel ile birlikte çektirdikleri fotoğraflar bulunmuştu. Fotoğrafların iktidara yakınlığıyla bilinen medya organlarında yayımlanmasının ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karma komisyona süratle bunu gönderdik. Gereği yapılacaktır. Biz parlamentomuzda bu tür birilerini görmek istemiyoruz” demişti.

Semra Güzel ise yaptığı açıklamada fotoğrafların 2014 yılında çözüm süreci sürerken çekildiğini ve o tarihte hiçbir siyasi partiye üye olmadığını söylemişti. Volkan Bora ile üniversite yıllarında tanıştığını ve daha sonra sözlendiğini aktaran Güzel, 2009 ve 2014 yılları arasında ise görüşmediklerini belirtmişti. Fotoğraflarda üzerine bulunan kıyafetleri de Bora’yı ziyarete gittiği yerdekilerin kendisine giydirdiğini ifade etmişti.

Güzel, “Bu fotoğrafların bugün hakkımda yürütülen karalamalara, kumpas girişimlerine ve suçlamalara dayanak yapılmaya çalışılması kabul edilemez. 5 yıl önce ele geçen fotoğrafların yargıya konu edilmeden bugün basına servis edilmesi erkek-devlet aklının bir tezahürüdür. Son derece çirkin ve cinsiyetçi söylemlerle yapılan fotoğraf ve haber servisinin partim hakkında siyasi iktidar tarafından yürütülen kirli propagandaların bir devamı olduğu aşikardır” demişti.

TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon, Semra Güzel hakkında “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla hazırlanan iki dokunulmazlık dosyasını görüşmek için 20 Ocak’ta toplanmış, toplantıda Hazırlık Komisyonu kurulmasına karar verilmişti.

Hazırlık Komisyonu 18 gün içerisinde “dokunulmazlığın kaldırılması” yönünde hazırladığı raporu, HDP’nin şerhiyle birlikte Karma Komisyon’a sunmuştu. Rapor, AKP ve CHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

Hazırlık Komisyonu’nun HDP’li üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki, rapora yönelik şerhinde, “PKK’ye katılmış gençlerin de ağabey, kardeş, anne, baba, dayı, teyze veya sevgili olabileceği yadsınamaz bir gerçeklik. Siyasetin işi bunu düşünmek, bunu yok saymak değil. Onlar yeryüzünün başka bir yerinden gelmiş değiller. Bu sorunu şark ıslahat planlarına, öldürmeye, tutuklamaya, sürgüne, açlıkla terbiye etmeye, kayyumlarla irade gasbına, siyasi temsilcilerini rehin almaya ve tutmaya, en ağır sorunları hamasetle geçiştirmeye sıkıştırmak, özcesi bu sorunu ‘terör-güvenlik’ denklemine sıkıştırmak, bu politikaları, bu savaşı sürdürmekten başka bir şeye hizmet etmez, etmemiştir” demişti.

Paylaşın

HDP’li Günay: Amacımız Tarihsel Bir İttifakı Gerçekleştirmek

Partisinin genel merkezinde gündeme dair değerlendirmelerde bulunan HDP Sözcüsü Ebru Günay, ittifak çalışmalarına ilişkin, “Üçüncü seçenek olan demokrasi ittifakını sadece seçimler için önemsemiyoruz. Devletçi bloklar dışında üçüncü yolu temsil etmek, demokratik ülke hayalini haklar lehine gerçekleştirmek istiyoruz. Hangi ortak zeminde bulunabileceksek, dostlarımız ve müttefiklerimizle o zemini bulup gerçekleştireceğiz. Tek bir vicdanlı muhalifin bu ittifakın dışında kalmayacağı tarihsel bir ittifakı kurmaktır. Bizler HDP olarak demokratik ittifakı gerçekleştirmek için çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz. ” dedi.

Haber Merkezi / Altı muhalefet partisinin görüşmesine ilişkinde konuşan HDP’li Günay, “Geçen hafta siyasi bloklar arasında yaşananlar bu gerçeği bir kez daha ispatladı. Çizilmiş çemberi aşamayan, resmi kodların ötesine geçemeyen, inkar zihniyetini aşamayan bu siyasetin Türkiye’ye bir hayrı yoktur. Bizler siyaseti diyalog, müzakere ve çözüm sanatı olarak görüyoruz., O yüzden siyasi partilerin birbirleriyle istişare halinde olması, görüşmesi elbette önemli ve anlamlıdır. Ancak çerçevesini iktidarın belirlediği, kimin katılıp katılmayacağını dahi milliyetçi dayatmaların belirlediği buluşmalar ülkenin sorunlarına çözüm olmaz. Ülkenin sorunlarını derinleştirir, kalıcı bir çözüm anlayışını gerçekleştirmez” ifadelerini kullandı.

Dün gece Adana’da HDP Yüreğir İlçe Örgütü’ne yönelik saldırıya dikkat çeken Günay, “Bizler bu saldırganların iktidarın beslediği, büyüttüğü ve yetiştirdiği çeteler olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu saldırılarla asla sonuç alamayacaklar. Bizleri direniş, geleneğimizle ve mücadelemizle bugüne kadar hiçbir baskı aygıtı ile bizi yıldıramadılar. Bu saldırılarla asla bizleri yıldıramayacaksınız. Zaten bugün oradaki duruma ilişkin partili arkadaşlarımız daha detaylı açıklamalar yapacaklardır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Günay’ın açıklamaları şöyle;

“Geceden beri hepiniz yakından takip ettiniz, Yüreğir ilçe binamıza saldırı gerçekleştirildi. Bizler bu saldırganların iktidarın beslediği, büyüttüğü ve yetiştirdiği çeteler olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu saldırılarla asla sonuç alamayacaklar. Bizleri direniş geleneğimizle ve mücadelemizle bugüne kadar hiçbir baskı aygıtı ile bizi yıldıramadılar. Bu saldırılarla asla bizleri yıldıramayacaksınız. Zaten bugün oradaki duruma ilişkin partili arkadaşlarımız daha detaylı açıklamalar yapacaklardır.

“ATK Tuğluk için tıbbi normlardan uzak bir rapor hazırladı”

Ülkenin kanayan yarası cezaevlerindeki hasta mahpuslar meselesi maalesef hala Türkiye’deki bütün sorunlar gibi çözülmeyi ve adaleti bekliyor. Son olarak Aysel Tuğluk ile ilgili Kobanî Kumpas Davasında savunma yapıp yapamayacağını sordu. ATK, ilgili soruyu cevaplamadan cezai sorumluluğunun tam olduğunu söylediği bir rapor düzenledi. Mahkeme başka bir soru sordu,  ATK ise tıbbi normlardan uzak bir rapor hazırladı. Bir kez daha ATK söz konusu hasta tutsaklar olduğunda ne kadar düşmanca yaklaştığını, kendisini yargının ve iktidarın yerine koyarak raporlar düzenlediğini bir kez daha gördük. Bizler hep söyledik cezaevleri artık ölüm evlerine dönüştü, iktidarın 90’lardaki faili meçhullerin yerini cezaevleri politikaları aldı, hasta tutsaklara yönelik düşmanlık politikalarının yerini aldı. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere bütün hasta mahpuslar bir an önce salıverilmeli, serbest bırakılmalı hasta mahpuslara yönelik düşmanca ve intikam politikalarından vazgeçilmelidir.

“Ev baskınlarında insanlık dışı uygulamalar sıradanlaştı”

AKP iktidarda kalmak için uzun süre kendisinden önceki iktidarların yaptığı işkenceleri yer yer yargılayarak gündemleştirdi ve bu işkence uygulamalarını her defasında reddetti. Fakat devletin tüm olanaklarını ele geçirdikten sonra kendisinden önceki tüm iktidarların uyguladığı toplam işkence uygulamasını hayata geçiriyor. Son olarak Bingöl Karlıova’da gerçekleşen ev baskınlarında kameralarının önünde kolluğun ev sahiplerine uyguladığı işkence görüntüleri kamuoyuna yansıdı. Gerçekten o ev baskınlarından insanlık dışı uygulamaların sıradanlaştığını gördük. Şok geçiren kadınlar, darp edilenler, zil çalınsa açılacak kapılar balyozlarla kırıldı. Yine görüntülerde de görüldüğü gibi dili tutulan, konuşamayan çocuklar kameralara yansıdı.

Bu talimatları kimler veriyor, bu orantısız güç kullanma cesaretini kolluk nereden buluyor. Bir kez daha çağrımızı yineliyoruz; işkence insanlık suçudur. Bunun hesabını mutlaka ama mutlaka vereceksiniz. İktidarınıza güvenmenizin bir yararı yok. Sizler elbette tarafsız ve bağımsız yargı nezdinde yargılanacaksınız. Aklınızı başınıza alın.

“Çerçevesini milliyetçi dayatmaların belirlediği buluşmalar sorunlara çözüm olmaz”

HDP’nin Türkiye demokrasisi için vazgeçilmez ve aynı zamanda umut adresi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Geçen hafta siyasi bloklar arasında yaşananlar bu gerçeği bir kez daha ispatladı. Çizilmiş çemberi aşamayan, resmi kodların ötesine geçemeyen, inkar zihniyetini aşamayan bu siyasetin Türkiye’ye bir hayrı yoktur. Bizler siyaseti diyalog, müzakere ve çözüm sanatı olarak görüyoruz., O yüzden siyasi partilerin birbirleriyle istişare halinde olması, görüşmesi elbette önemli ve anlamlıdır. Ancak çerçevesini iktidarın belirlediği, kimin katılıp katılmayacağını dahi milliyetçi dayatmaların belirlediği buluşmalar ülkenin sorunlarına çözüm olmaz. Ülkenin sorunlarını derinleştirir, kalıcı bir çözüm anlayışını gerçekleştirmez.

“Amacımız vicdanlı tek bir muhalifin dışarda kalmadığı tarihsel bir ittifakı gerçekleştirmek”

Bizler HDP ve bileşenleri, sosyalistlerle, demokrasiden yana olanlarla, Alevilerle, demokratik İslami değerlere inananlarla, emekçilerle, kadınlar ve gençlerle ve en önemlisi sistem tarafından dışlanmış bütün kimliklere dayanan bir partiyiz. HDP benzeri olmayan ve Türkiye siyasetinde ezberleri bozan bir partidir. Bu çerçevede üçüncü seçenek olan demokrasi ittifakını sadece seçimler için önemsemiyoruz. Devletçi bloklar dışında üçüncü yolu temsil etmek, demokratik ülke hayalini haklar lehine gerçekleştirmek istiyoruz. Hangi ortak zeminde bulunabileceksek, dostlarımız ve müttefiklerimizle o zemini bulup gerçekleştireceğiz. Tek bir vicdanlı muhalifin bu ittifakın dışında kalmayacağı tarihsel bir ittifakı kurmaktır. Bizler HDP olarak demokratik ittifakı gerçekleştirmek için çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz.

“Yönetememe haliniz bu ülkenin krizlerini her geçen gün derinleştiriyor”

Dün kabine toplantısı sonrası tekrardan toplumu kandıran ve oyalayan açıklamalarda bulundu iktidar. Gelip geçici olan sizin iktidarınızdır. Krizi yaratan sizsiniz, krizin sebebi sizin yalana ve talana dayalı yönetim anlayışınızdır. Yönetememe haliniz bu ülkenin krizlerini her geçen gün derinleştiriyor. Sizler enflasyonun üstesinden gelemezsiniz çünkü enflasyonun sebebi sizlersiniz. Halklarımız bunların farkında ve bunun cevabını elbette verecektir. Hal böyle olunca vergiyi indirdik gibi hamlelerin sorunun çözümüne dönük olmadığını herkes biliyor. Bu türden girişimlerin ne çarşı pazardaki gıdaya ne de mutfaktaki aşa yansımadığı ortada. Bu köklü sorunlar karşısındaki çözümler de köklü ve sonuç alıcı olmak zorunda. Bu nedenle palyatif çözümler sonuç vermez. Türkiye halkları büyük bir felaketle cebelleşmek zorunda bırakılmıştır.

“İşçi ve emekçiler iktidarın sömürü çarkına karşı itiraz ediyor”

İktidar ülke kaynaklarını Saray’a, savaşa, yandaşa ve talana aktararak halkı yoksulluk, sefalet ve ölümle yüz yüze bırakıyor. Bir yandan elektrik faturalarına karşı protestolar diğer yandan emekçilerin emek mücadelesi büyümeye devam ediyor. İşçi ve emekçiler iktidarın sömürü çarkına karşı itiraz ediyorlar, seslerini yükseltiyorlar, grevlerini büyütüyorlar. Farklı iş yerlerinde halen 50’den fazla grev var. İşçilerin talepleri ne? Evlerine ekmek götürmek, kışın soğuğunda evlerinin ısınması, çarşı pazarda el yakan fiyatlara karşı insanca yaşam en önemlisi de güvencesiz esnek çalışma saatlerine karşı insan onuruna yakışan çalışma iş ve emek rejimi talep ediyorlar. Talepler asgari talepler, meşru ve haklı taleplerdir. Emek mücadelesi ülkenin geleceğidir. Emeğini ve alın terini savunan, sömürü çarkına itiraz eden emekçiler polis şiddetine maruz kalıyor.

“Emekçilerin haklı taleplerinin yanındayız, talepleri taleplerimizdir”

Emekçiler ve işçiler işten atılma, şiddete maruz kalma, işsiz kalma tehdidine karşı direnmeye devam ediyorlar. Emekçilerin haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır. Bizler HDP olarak işçi direnişlerinde yer almaya, emekçi yoldaşlarımızla omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Onların talepleri bizlerin de talebidir. Bizler mücadele etmeye devam edeceğiz, çünkü bu ülkenin geleceği emek mücadelesinde, bu ülkenin geleceği işçi ve emekçiler için hakça ve adilane bir paylaşımın, insan onuruna yakışır çalışma koşullarının düzenlenmesinde elbette olacaktır. Bizler bunun farkındayız. Bu nedenle devam eden bütün grevlerde, onlarla yan yana omuz omuza mücadele ettik. Her yerde il ve ilçe örgütlerimiz ve yine her yerde vekil arkadaşlarımız direnen işçilerle birlikte mücadele etti bugüne kadar, bundan sonra da direnmeye devam edecektir.”

Paylaşın

CHP’li Akın: Vatandaş Laf Değil, Derhal İndirim Bekliyor

Vatandaşın fatura yükünü düşürmenin tek formülünün fahiş zamları geri çekmek olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “Vatandaş laf değil, derhal indirim bekliyor. 21 dağıtım şirketiyle gerçekleştirilen toplantıda olduğu gibi saraydaki kabine toplantısından da herhangi bir somut karar çıkmadı. Dağ yine fare doğurdu! İktidar gerçekten indirim değil, indirim yapılacağı illüzyonu oluşturdu” dedi.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, iktidarın indirim algısı oluştururken; faturalara yansıyacak somut bir adım atmamasına tepki gösterdi. Ahmet Akın, dün gerçekleştirilen kabine toplantısında elektrik faturalarına ilişkin herhangi bir somut adım atılmamasını yaptığı yazılı açıklamayla değerlendirdi. CHP’li Akın, yazılı açıklamasında özetle şunları dile getirdi:

Türkiye genelinde vatandaşlarımız ve esnafımız katlanan elektrik faturalarına derhal indirim yapılmasını talep ederken; AK Parti iktidarı önce 21 dağıtım şirketi ile yapılan toplantıda, ardından da dün gerçekleştirilen kabine toplantısında faturalarda indirim yapılacağı beklentisi oluşturmuştur. Şirketlerle gerçekleştirilen toplantıda olduğu gibi saraydaki kabine toplantısından da herhangi bir somut karar çıkmamıştır. Vatandaş laf değil, derhal indirim yapılmasını istiyor. Başka bir deyişle dağ yine fare doğurdu. İktidar indirim değil, indirim yapılacağı illüzyonu oluşturmuştur.

İktidar zamların sorumlusudur

Cumhuriyet tarihinin en büyük elektrik zammını henüz 1,5 ay önce hayata geçiren iktidar; sanki bu zamları yapmamış gibi sahte bir algı oluşturmaya çabalamaktadır. İktidar vatandaşlarımızı yoksullaştıran ve huzurunu kaçıran bu zammın doğrudan sorumlusudur. Fahiş zamma gerekçe gösterilen gelişmiş ülkelerde enerji fiyatlarının 5-10 kat arttığı tamamen gerçek dışıdır. Gelişmekte olan ülkelerde enerji enflasyonunun ortalaması yüzde 26’yı geçmezken, Türkiye’de 2021 yılında enerji enflasyonu yüzde 50 olurken; 2022 yılında ise yüzde 127 bulan fahiş zamlarla daha da artmıştır.

AK Parti iktidarı; vatandaşın fatura yükünün düşürülmesi için sürekli kendisi dışında başka adresleri göstermekte ve vatandaşa az tüketim tavsiyesinde bulunmaktadır. Fahiş zamların temel nedeni AK Parti iktidarının yanlış enerji politikaları ve yanlış tercihleridir. Türkiye’de elektrik kurulu gücünün 100 bin megavat olmasına karşın tüketimin 55 bin megavata çıktığında sistemin çalışamaz duruma gelmesi enerji politikalarında plansızlığın göstergesidir. Isparta’da günlerce süren elektrik kesintisi ve doğalgaz arz güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle sanayide üretimin durması bile tek başına AK Parti’nin enerji politikalarının iflasının göstergesidir.

“Fahiş zamlar derhal geri çekilmeli”

Cumhuriyet tarihinin en büyük elektrik zammını henüz 1,5 ay önce hayata geçiren saray iktidarı; sanki bu zamları yapmamış gibi oluşturmaya çalıştığı algıya sarılmak yerine vatandaşı gerçekten rahatlatacak adımları atmalıdır. Kademeli tarife sosyal tarife olarak uygulanmalı; uygulanan bu fahiş zamlar derhal geri çekilmelidir. Elektrikte ilk kademe en az 230 kilovatsaat ve zamsız olmalıdır. Hayat pahalılığı nedeniyle zaten yoksullaşan vatandaşlarımızı rahatlatmak için enerji faturalarında vergi yükü azaltılmalı ve KDV indirimi de yapılmalıdır.

Paylaşın

İBB’nin İhtiyaç Sahiplerine Dağıtmak İçin Topladığı Paraya El Konuldu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını dolayısıyla ihtiyaç sahiplerine dağıtmak üzere topladığı 6,2 milyon lira tutarındaki bağışa el konularak, Defterdarlık hesabına geçirildi.

İstanbul Fatih Kaymakamlığı’nın 8 Şubat 2022’de İBB’ye gönderdiği yazıya göre, belediyenin altı banka hesabındaki 6 milyon 212 bin TL ile 100 İsviçre Kronu ve 40 euroya el konularak, İstanbul Defterdarlığı’na ait üç hesaba aktarıldı.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz’ın konuyu sorduğu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “O gün bu parayı ihtiyaç sahiplerine dağıtmayıp kamuya geçirenlere, o zor günleri yaşayan ve yaşamaya devam eden binlerce insan beddua edecek. Beddua aldılar” dedi.

Saymaz, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin topladığı 3,5 milyon liraya da yakında el konulacağını yazdı.

İBB’den konuya ilişkin yapılan açıklamada ise şöyle denildi: “İstanbulluların işlerine gidemediği, birçok çalışanın maaşını dahi alamadığı günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından dayanışma için başlatılan ‘Birlikte Başaracağız’ kampanyasına 5 Ağustos 2020 tarihinde müdahale edildi.

30 Mart – 18 Haziran 2020 tarihleri arasında 6 farklı bankada toplanan yardım paralarının bulunduğu hesaplar, İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla donduruldu. Artarak devam eden dayanışma kampanyasının önü kesildi. İstanbul Valiliği’nden izin alınmaması, karara gerekçe olarak gösterildi.

İBB, hesaplarının hukuksuz şekilde dondurulmasını yargıya taşıdı. Belediye kanunun 15.maddesine göre bağış toplamanın belediyenin yetki ve imtiyazları arasında olduğu hatırlatıldı. Yargı sonucu beklenmeden Fatih Kaymakamı Kaan Peker imzasıyla İBB’ye resmi bir yazı gönderildi. Yazıda 2 yıldır bloke halde bulunan paranın İstanbul Defterdarlığı banka hesabına aktarılmasına karar verildiği belirtildi.”

Paylaşın

Seçim Yasası, Mart’ın İlk Haftası TBMM’ye Geliyor

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda uzlaştı. Teklif, Mart’ın ilk haftasında TBMM Genel Kurulu’na sunulacak. Yasayla seçim barajı yüzde 7’ye düşürülecek ve grup kurma şartı kaldırılacak.

AKP ile MHP’nin bir süredir üzerinde çalıştıkları Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nın Mart ayının ilk haftasında TBMM Genel Kurulu’na sunulması bekleniyor. DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; AKP ve MHP’li yetkililerden edinilen bilgiye göre 15 maddelik teklif, seçim barajı ile seçimlere katılma yeterlilik şartlarından biri olan grup kurma şartı dışında çok önemli değişiklikler içermeyecek. İttifak içi baraj, daraltılmış bölge gibi konularda da değişikliğe gidilmeyecek. Teklifle yüzde 7’ye düşürülecek.

Grup kurma şartı kaldırılacak

Bir diğer önemli değişiklik ise grup kurma şartı ile ilgili olacak. Mevcut yasaya göre bir partinin seçimlere girebilmesi için 81 ilin en az yarısında, seçimden en az altı ay önce teşkilatlanmasını tamamlamış olması ya da TBMM’de grup kurmuş olması gerekiyor. 2018 yılındaki milletvekilliği seçimlerinde henüz teşkilatlanmasını tamamlayamamış olması, önünde engel oluşturan İYİ Parti, CHP’den 15 milletvekili ile seçimlere katılabilme yeterliliği elde etmişti. Yeni düzenleme ile, seçime katılma yeterliliklerinden birisi olan TBMM’de grup kurma şartı kaldırılacak. Yasa yürürlüğe girdiği takdirde partilerin seçime katılabilmesi için teşkilatlanmasını tamamlamış olması gerekecek.

Destici’nin sözleri tartışma yarattı

Bu arada Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin düzenlemeyle ilgili “Yüzde 7 maddesine oy vermem” çıkışı ise “Cumhur İttifakı içerisinde çatlak mı var?” sorusunu gündeme getirdi. Siyasal iletişim uzmanı İbrahim Uslu, “Bu çıkışın Cumhur İttifakı içerisinde bir sorun yaratacağını zannetmiyorum” dedi. Destici’nin itirazını değerlendiren Uslu, “Seçim barajı, parlamenter sistem içerisinde anlamlı” ifadesini kullandı. Barajın mantığının parlamentodan bir hükümet çıkarılmasına olanak sağlamak olduğunu belirten Uslu, “Baraj olmadığında çok sayıda parti parlamentoya giriyor o zaman da güvenoyu zorlaşıyor. Ancak, başkanlık sisteminde vatandaş, başkanı doğrudan seçtiği için hükümet parlamentodan çıkmıyor. Bu durumda baraj bu kadar yüksek olmamalı, hatta hiç olmamalı” diye konuştu.

“Krize dönüşmedi ancak gerilimden bahsedebiliriz”

Uslu, düzenleme ile ilgili ise AKP’nin iki değişikliğe odaklandığını ifade etti. Uslu, “Birincisi daraltılmış bölgeye geçmek, ikincisi de il ve ilçe seçim kurul başkanlarını istediği gibi atayabilmek” dedi. MHP’nin itirazı üzerine bu düzenlemelerden vazgeçildiğinin kamuoyuna yansıdığını kaydeden Uslu, şöyle devam etti: “Üzerinde durulması gereken nokta, AKP ve MHP bir yılı aşkın süredir bu yasa üzerinde çalışıyor. Bugüne kadar uzlaşılamamış olması da dikkat çekici. Anayasa paketi üzerinde iki hafta içerisinde anlaşmış iki partiden bahsediyoruz”. İki parti arasında bir uzlaşmazlık olduğunu belirten Uslu, “Bu uzlaşmazlık, krize dönüşmedi ancak iki parti arasında bu konuda bir gerilimden bahsedebiliriz” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Kadınlar Erkeklerden Daha Mutlu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ‘Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın 2021 sonuçlarını paylaştı. Buna göre mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı 2020’ye oranla artarak yüzde 49,3’e çıktı. 2020’de bu oran yüzde 48,2’ydi.

Haber Merkezi / Benzer şekilde mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı da 2020’de yüzde 14,5’ken 2021’de yüzde 16,6 yükseldi.

2003’te mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 59,6’yken, mutsuz olduğunu ifade edenlerin oranı sadece yüzde 7,3’tü. 18 yılda mutsuz olduğunu söyleyenlerin oranı ikiye katlanmış oldu.

Kadınlar daha mutlu

Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2020’de yüzde 43,2’yken 2021’de yüzde 43,9 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2020’de yüzde 53,1’ken 2021’de yüzde 54,6 oldu.

Evliler evli olmayanlardan daha mutlu

Yine TÜİK’in istatistiklerine göre evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2021’de yüzde 54’ken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 40,1 olarak gerçekleşti.

Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 48,9’unun, evli kadınların ise yüzde 58,8’inin mutlu olduğu gözlendi.

En mutlu olanlar 65 ve üzeri yaş grubunda

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 65 ve üzeri yaş grubu, 2020’de yüzde 57,7, 2021’de ise yüzde 56,2 ile en yüksek mutluluk oranının görüldüğü yaş grubu oldu.

En düşük mutluluk oranı ise 2020’de yüzde 45,4 ile 35-44 yaş grubunda görülürken 2021’de yüzde 44,5 ile 18-24 yaş grubunda gözlendi.

Bir okul bitirmeyenler daha mutlu

Eğitim durumuna göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 2021’de en yüksek mutluluk oranı, yüzde 54,4 ile bir okul bitirmeyenlerde görüldü.

Bunu sırasıyla; yüzde 51,4 ile ilkokul mezunu, yüzde 47,8 ile lise ve dengi okul mezunu, yüzde 47,6 ile yükseköğretim mezunu ve yüzde 45,7 ile ilköğretim veya ortaokul mezunu bireyler takip etti.

Bireylerin mutluluk kaynağı aileleri

Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2021’de yüzde 67,6 olurken bunu sırasıyla; yüzde 16,8 ile çocuklar, yüzde 4,1 ile eş, yüzde 4 ile anne/baba yine yüzde 4 ile kendisi ve yüzde 2,1 ile torunlar takip etti.

Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti

Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2021’de yüzde 69 olurken bunu sırasıyla; yüzde 14,3 ile sevgi, yüzde 8,9 ile başarı, yüzde 5,1 ile para ve yüzde 2,3 ile iş takip etti.

En yüksek memnuniyet oranı yüzde 73,8 ile asayiş hizmetlerinde

TÜİK kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeylerini de inceledi. 2021’de asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 73,8 oldu. Bunu sırasıyla yüzde 69,8 ile ulaştırma, yüzde 68,1 ile sağlık, yüzde 59,1 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 55,7 ile eğitim ve yüzde 54,8 ile adli hizmetlerinden memnuniyet takip etti.

Her 10 kişiden 6’sı geleceğinden umutlu

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2021’de yüzde 60,7 oldu. Kendi geleceklerinden umutlu olan erkeklerin oranı yüzde 59,1 iken kadınlarda bu oran yüzde 62,4 oldu.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Milletimiz Yüz Üstü Bırakıldı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Günlerdir bile isteye beklentiye sokulan milletimiz, bir kez daha elektrik faturalarında yüz üstü bırakılmıştır” açıklamasında bulundu.

Elektrik fiyatında yapılan tarife değişikliğe yükselen faturalara yönelik tepkilerin ardından hükümetin, bugünkü kabine toplantısında düzenleme yapabileceği iddia ediliyordu.

Kabine toplantısının ardından konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “210 kilowatt saate kadar düşük tarife ve 210 kilowattın üzerindeki yüksek tarife rakamları ilgili kurumlarımız tarafından vatandaşlarımız lehine yeniden değerlendirilecektir. Küçük esnaf ve sanatkarı koruyacak şekilde benzer kademelendirme yapılacaktır” dedi.

Zam geri çekilene kadar elektrik faturasını ödemeyeceğini açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beklenti içinde olan halkın yüz üstü bırakıldığını söyledi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, “Günlerdir bile isteye, göz göre göre beklentiye sokulan milletimiz, bir kez daha elektrik faturalarında yüz üstü bırakılmıştır. Milletimize söz verdim; bu mücadelemin sonu değil, daha başlangıcı!” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 90 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 94 bin 176 yeni vaka tespit edilirken, 271 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Vefat sayısını azaltmamız ek bir hastalıkla mücadele gücü olmayan bu grubun korunmasına bağlı.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 463 bin 241 test yapılırken, 94 bin 176 yeni vaka tespit edildi. 271 kişi hayatını kaybederken, 104 bin 409 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Vaka sayımız dünküyle yaklaşık aynı, vefat sayımızda önemli bir düşüş var. Omicron döneminden itibaren salgının özellikle yaşlılarda ve kronik hastalarda ölüme yol açtığını biliyoruz. Vefat sayısını azaltmamız ek bir hastalıkla mücadele gücü olmayan bu grubun korunmasına bağlı.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 15 Şubat verilerine göre, dün 461 bin 955 test yapılmıştı. Dün, 94 bin 730 vaka tespit edilirken, 309 kişi hayatını kaybetmiş ve 102 bin 673 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Avrupa Birliği, Bağışladığı Aşıdan Fazlasını Çöpe Atıyor

Avrupa Birliği ülkelerinin Afrika ülkelerine bağışladıkları korona aşısından çok daha fazlasını, tarihi geçtiği için çöpe attığı öğrenildi. Halkın Aşısı (The People’s Vaccine) adlı ittifakın açıklamasına göre Avrupa ülkelerinin Afrika’ya gönderdikleri aşı miktarı 30 milyon doz civarında. Avrupa’da şubat ayı sonuna kadar tarihi geçtiği için çöpe atılacak olan aşı miktarı ise 55 milyon doz.

Aralarında Oxfam, Birleşmiş Milletler AIDS Programı gibi dünya genelinde 80’den fazla yardım kuruluşunun içinde yer aldığı Halkın Aşısı adlı ittifak, çeşitli sağlık uzmanları, ekonomistler, devlet başkanları ve inanç liderlerince de destekleniyor.

Halkın Aşısı’ndan yapılan açıklamada “Her ne kadar AB, dünya genelinde aşıda en büyük ihracat gücü olsa da ve Afrika ile ortaklığı vurgulasa da aşıların fiyatlandırılması, tamamen kârlarını azami hale getirmeye odaklı ilaç şirketlerine bırakılmış durumda” denildi. “Avrupa Birliği ülkelerinin hükümetleri aşı dozlarını son kullanma tarihi geçene kadar istifliyor” ifadelerine yer verilen açıklamada Afrika’da ise aşı eksikliğinin son derece büyük olduğu belirtildi. “Akut aşı eksikliği pandemiyi öngörülemez bir biçimde uzatıyor ve yeni virüs varyantları riskini yükseltiyor” denildi.

Sadece yüzde 11 iki doz aşılandı

Oxfam’ın verdiği bilgilere göre kıtada halkın sadece yüzde 11’i, yani yaklaşık 151 milyon insan iki doz aşı olmuş durumda. Halkın Aşısı sayılara bakıldığında uluslararası çapta geliştirilen aşı inisiyatifi olan Covax’ın başarısızlığa uğradığını açıkladı. Açıklamada aşıların dağıtımından ziyade yerinde üretilmesi ve bunun için de patent haklarının kaldırılması gerektiği vurgulandı. İttifak bir kez daha Batı ülkelerine aşıların patent hakkını kaldırma çağrısı yaptı.

Dünya Ticaret Örgütü de yaklaşık 6 ay önce benzer bir teklifte bulunmuş, bu öneri kalkınmakta olan ve kalkınmanın eşiğindeki hemen hemen tüm ülkelerin yanı sıra ABD tarafından da desteklenmişti. Patent haklarının kaldırılmasına başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği karşı çıkmıştı.

“Alman hükümeti patent konusundaki blokajını kaldırmalı”

Oxfam’dan Pia Schwertner “Yeni Federal Hükümet patent haklarından feragat konusunda blokajını kaldırmalı ve ilaç şirketlerinin çıkarlarını Afrika’daki insanların hayatlarının üstünde görmeye bir son vermeli” dedi.  Schwertner “Aşıların geliştirilmesi kamu kaynakları ile finanse ediliyor ve know-how da dünya ile paylaşılmalı ki tüm nitelikli üreticiler bu hayati öneme sahip aşıların üretimine geçebilsin” diye konuştu.

Afrika’da aşılamanın geri kalmasının nedenlerinden birinin kıtada yeterince aşı olmaması olduğu Almanya Kalkınma Bakanlığı’nın bir iç yazışmasında da ifade edildi. Belgeye göre 2021’den bu yana Afrika’daki aşı üretim projelerine Almanya’nın yaptığı yardımın toplam hacmi ise yaklaşık 530 milyon euro.

Altyapı eksikliği de rol oynuyor

ONE adlı kalkınma örgütünün yaptığı analize göre Afrika’da aşılamada ülkeden ülkeye büyük farklılıklar bulunuyor. Seyşeller’de iki doz aşılananların nüfusa oranı yüzde 79,8 ile Afrika’da ilk sırada. Onu yüzde 71,9 ile Mauritius ve yüzde 62,9 ile Fas takip ediyor. Her üç ülkenin de ikili anlaşmalarla nüfuslarına yetecek miktarda aşı temin ettikleri belirtiliyor. Afrika’da aşılama oranının en düşük olduğu ülke ise yüzde 0,1 ile Burundi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’den iki doz aşılananların nüfusa oranı yüzde 0,2, Çad’da ise yüzde 0,8. Bu ülkelerin nüfuslarına oranla daha az aşı temin edebildikleri ancak temin edilen dozların da az bir kısmının uygulanabildiği kaydediliyor. ONE bunun nedenleri arasında tedarik zincirindeki eksiklikleri ve aşıyı belli bir derecenin altında tutma koşullarının olmayışını da sayıyor. Ayrıca şırınga eksikliği de aşılamanın düşük olmasında rol oynuyor.

Paylaşın

Babacan: BAE, 15 Temmuz’un Arkasında Mıydı, Değil Miydi?

Partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuşan Babacan, Erdoğan’ın BAE ziyaretine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Sayın Erdoğan’ın bu millete bir cevap vermesi gerekiyor. BAE, 15 Temmuz’un arkasında mıydı, değil miydi? Cevap verin. Arkasındaysa hangi hakla kendi vatandaşlarımızın hukukunu, onurunu çiğniyorsunuz? Değilse, bunca senedir milletimizi, halkımızı neden aldattınız? Yoksa, acaba bir suç örgütü liderinin yayınladığı videolar mı sizi bazı şeylere mecbur bıraktı? Bu da akla geliyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında enflasyona karşı dört konuda özel bir destek programı oluşturulmasını isteyen Babacan, “Dar gelirli vatandaşlarımızı gıda, elektrik, doğalgaz, kömür ve benzeri temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışlarına karşı koruma maksadıyla özel bir destek programı oluşturun. Elektrik ve doğal gaz faturalarındaki vergileri derhal indirin.

Çiftçilerimiz için gübre, tohum, ilaç, elektrik, mazot, yem gibi girdi maliyetlerindeki artışları telafi edecek özel bir destek programı oluşturun. Esnafımız için özel bir doğrudan destek, kredi ve garanti mekanizması oluşturun. Dört; iktidarın sebep olduğu enflasyon karşısında ezilen ihtiyaç sahibi ailelere, doğrudan gelir desteği sağlayın” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan’ın gündeminde KDV’deki değişiklikler, yastık altı altın tartışması, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ‘Avrupa Birliği normları nedir?’ sorusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BAE ziyareti vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bir; dar gelirli vatandaşlarımızı gıda, elektrik, doğalgaz, kömür ve benzeri temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artışlarına karşı koruma maksadıyla özel bir destek programı oluşturun. Elektrik ve doğal gaz faturalarındaki vergileri derhal indirin.

İki; çiftçilerimiz için gübre, tohum, ilaç, elektrik, mazot, yem gibi girdi maliyetlerindeki artışları telafi edecek özel bir destek programı oluşturun. Üç; esnafımız için özel bir doğrudan destek, kredi ve garanti mekanizması oluşturun. Dört; iktidarın sebep olduğu enflasyon karşısında ezilen ihtiyaç sahibi ailelere, doğrudan gelir desteği sağlayın.

34 yıl boyunca %80’lerde, %100’lerde seyreden enflasyonu tek haneye düşüren ekonomi yönetiminin hafızasına dayanarak çok açık ifade etmek istiyorum: Önümüzdeki ilk seçimlerden sonra biz enflasyonu, iktidarımızın en geç ikinci yılında tek ve düşük haneli rakamlara yeniden indireceğiz.

“Koskoca ülkeyi ‘sehven’ yönetiyorlar”

Cumhurbaşkanı Kararıyla kırmızı etin KDV’si %18’e çıkartıldı. Kamuoyunda tepkiler yükselince, yine Resmî Gazete ile ‘düzeltme’ geldi. Neymiş? ‘Sehven’ olmuş. ‘Sehven’in TDK sözlüğündeki tanımı: ‘Dalgınlık veya unutkanlık sonucu oluşan yanlışlıkla’. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminin özeti: Dalgınlık veya unutkanlık sonucu oluşan yanlışlık.  Koskoca ülkeyi ‘sehven’ yönetiyorlar.

Bu KDV indirimi fazla bir işe yaramayacak. Gıda üreticileri, çoğu girdi maliyetlerinde %18 KDV ödüyor. Girdileri tedarik ederken ödedikleri %18 KDV’yi, ürünlerini satarken aldıkları %1 KDV’yle karşılamaları mümkün değil. KDV oranı düşerken, KDV’siz fiyatlar artacak. Bir gıda üreticisi enerjiye, elektriğe, doğalgaza %18 KDV ödüyor. Hükûmet ‘Satarken %1 KDV alacaksın’ diyor. Aradaki %17 ne oldu? Kim ödeyecek? Çoğu üreticimiz devletten vergi iadesini alamadığına göre, üretici bu farkı fiyatına yansıtmak zorunda kalacak. Fiyatların gerçekten düşmesini istiyorsanız, önce gıda üreticilerinin ödediği girdi maliyetlerindeki KDV’yi düşürün. Elektriğin, doğalgazın üzerindeki KDV’yi düşürün. Ondan sonra onların mal satarkenki KDV’sini indirin.

Vatandaşlarımızdan altın topluyorlar. ‘Getirin sisteme girsin’ diyorlar. Önce güveni kazanın, sistem dışı ne var ne yoksa gelir. Ama güveni sağlayamazsanız avucunuzu yalarsınız. Ülkede savaş mı var ya? Allah korusun, bir savaş olursa vatandaş küçük kızının kulağındaki küpeyi bile devleti için teslim eder. Ama beceriksizliğin bedelini vatandaşa ödetmeye hakkınız yok.

“Bahçeli, Google’a yazıp öğreneceği şeyleri ülkeye soruyor”

Türkiye’nin Avrupa standartlarına yükselmesi hedefi krizlerin ortağı Bahçeli’yi rahatsız etmiş.Google’a yazıp öğreneceği şeyleri grup toplantısında ülkeye soruyor.  Bunlar yeni konular değil. Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olurken altına imza ettiği sözleşmeler.

Bizim gibi tam demokratların ülkemizi taşımak istediği noktada, Bahçeli’nin zihniyetine yer yok.Bahçeli Anayasa Mahkemesi’ni kapatmak isteyedursun; tam demokratların arzusu, Türkiye’nin gerçek bir anayasal demokrasiye kavuşmasıdır. Anayasamızın, hak ve özgürlüklerimizin koruyucusu ve denetleyicisi olan Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığı, tarafsızlığı ve özgürlüğüdür. İdam gibi, gelişmiş demokrasilerde yer alması mümkün olmayan ve olmayacak yöntemlerin, ceza adalet sistemimize geri gelmemesidir.

Türkiye’nin Avrupa normlarına yükselmesi; Sayın Bahçeli’nin bir daha askıya ekmek koymaya ihtiyacının kalmamasıdır. Avrupa normları; milletimizin, sıkıntı çekmeden, gönül rahatlığıyla sofrasını kurmasıdır. Bahçeli, bu ülkeyi aşağı çekmek için paçamıza asıladursun, bu ülkenin kanatlanmasına asla engel olamayacaktır.

“Bu manzara hak mıdır, adalet midir?”

Bir yanda, o günkü şartlarda legal bir bankaya yatırdığı para ve legal bir derneğe üyeliği nedeniyle tutulduğu cezaevinde 84 yaşında hastalıktan hayatını kaybeden Nusret Muğla… Diğer yanda, 5 yıl boyunca tarihimizin en kanlı gecesi olan 15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasında olduğunu iddia ettiği Birleşik Arap Emirlikleri’yle kucaklaşan Sayın Erdoğan… Elinizi vicdanınıza koyun: Bu manzara hak mıdır, adalet midir?

“Bir suç örgütü liderinin videoları mı sizi bazı şeylere mecbur bıraktı?”

Biz kimseye ‘Bozduğun ilişkileri neden düzeltiyorsun’ demiyoruz. Sayın Erdoğan’ın bu millete bir cevap vermesi gerekiyor. BAE, 15 Temmuz’un arkasında mıydı, değil miydi? Cevap verin. Arkasındaysa hangi hakla kendi vatandaşlarımızın hukukunu, onurunu çiğniyorsunuz? Değilse, bunca senedir milletimizi, halkımızı neden aldattınız? Yoksa, acaba bir suç örgütü liderinin yayınladığı videolar mı sizi bazı şeylere mecbur bıraktı? Bu da akla geliyor.”

“Üniversite sistemi ifade özgürlüğü ve liyakat temelinde yeniden inşa edilmeli”

Türkiye’nin özgür, özerk ve performansa dayalı bir üniversite modeline ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Üniversitelerinde idari özerkliğin ve bilimsel özgürlüğün olmadığı bir ülke, fikrî yoksunluğa ve yozlaşmaya mahkumdur. Üniversite sistemimizin ifade özgürlüğü ve liyakat temelinde yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Liyakatin, eğitim sürecinin her alanında ödüllendirilmesi, gayret gösteren gençlerin başarısını ve imkanlarını artıracak, adaleti sağlayacaktır. Başarılı olan hakkını alacak; sistem gayret edenin arkasında duracaktır.”

Paylaşın