Demirtaş’a Verilen Hapis Cezası Onandı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 24 Arlaık 2015 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki konuşmasında “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği gerekçesiyle hakkında açılan davada aldığı 3 yıl 6 ay hapis cezası onandı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, verdiği kararda “yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığı” belirtildi. İstinaf başvurusunun reddine karar verildi.

Üye hâkim muhalefet şerhinde şu ifadeleri kullandı:

“Sanık Selahattin Demirtaş hakkında 24/12/2015 günü Rusya ziyareti sonrası havaalanında basın açıklaması yaparken söylediği sözlerle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na hakaret ettiğinden bahisle cezalandırılması için açılan iki ayrı kamu davasının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; yerel mahkeme tarafından sanığın sözlerinin fikri içtima kapsamında değerlendirme yapılarak ceza yasasında en ağır cezayı gerektiren suç olan Cumhurbaşkanına Hakaret suçunu işlediği sabit görülerek sanığa ceza verildiği anlaşılmıştır.

Sanık Selahattin Demirtaş’ın ve vekillerinin yargılama aşamasında sanığın suç tarihinde milletvekili olduğunu, TBMM çalışmaları sırasında Meclis’te söylediği sözleri Rusya’ya yaptığı ziyaret sonrasında havaalanında basın mensuplarına tekrarladığını, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 83/1 maddesi gereğince yasama dokunulmazlığının bulunduğunu, TBMM çalışmaları sırasında söylediği sözleri Meclis dışında tekrarlamasından sorumlu tutulamayacağını ileri sürdüğü, yerel mahkemenin verdiği kararında ise; “Sanığın milletvekilliği görevi süresince ve suç tarihinden önce TBMM’de ve Meclis çalışmaları sırasında iddianameye konu olan sözlerin aynısını söylediğine dair soyut savunma yaptığını, herhangi bir somut delil sunamadığını, bu nedenle Anayasanın 83/1 maddesi korumasında olmadığını” belirterek talepleri reddettiği anlaşılmış ise de; yargılama aşamasında sanık vekillerinin sanığın TBMM çalışmaları sırasında benzer sözleri söylediği bazı parti grup toplantılarının tarihlerini verdikleri anlaşılmıştır.

Yerel mahkemenin sanığın müdafilerinin ileri sürdükleri tarihlerdeki sanığın eş başkanı olduğu partisinin grup toplantılarına ait belgelerin ve tutanakların TBMM Başkanlığı’ndan getirterek inceledikten sonra Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 83/1 maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığı açısından sanığın hukuki durumunu belirlemesi gerekirken eksik kovuşturma ile hüküm kurması hatalı olup, ayrıca, Mahkemenin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 83/1 maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığını değerlendirdikten sonra sanığın yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı kanaatine varması halinde ise; dosya içerisine konulan Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/541 Esas Sayılı dosyasına ait belgelerin incelenmesi sonucunda ve UYAP’tan yapılan araştırma sonucunda; sanık Selahattin Demirtaş hakkında katılanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik olarak suç tarihi 27/02/2016 olan hakaret suçlarından iki ayrı kamu davası açıldığı ve iki davanın Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/541 Esas Sayılı dosyasında birleştirildiği, bu dosyanın halen derdest olduğu ve Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/541 Esas Sayılı dosyasıyla mağdurları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, suçları hakaret olan Türkiye’nin çeşitli illerindeki mahkemelerden gelen dosyaların birleştirildiği tespit edilmiştir.

Birleşen dosyalarla ilgili Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/541 Esas Sayılı dosyasından gelen belgeler yeterli olmadığından UYAP’tan araştırma yapılmış ve yapılan araştırma sonucunda mağduru Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve suçu hakaret olan Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1656 Esas Sayılı dosyasının suç tarihinin 03/08/2015 olduğu, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/37 Esas Sayılı dosyasının suç tarihinin 09/09/2015 olduğu, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1462 Esas Sayılı dosyasının suç tarihinin 26/11/2015 olduğu, Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/24 Esas Sayılı dosyasının suç tarihinin 04/02/2016 olduğu, yine mağduru dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu suçu hakaret ve suç tarihi 07/09/2015 olan İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/200 Esas Sayılı dosyalarının olduğu tespit edilebilmiştir.

Bu dosyalardan suç tarihi 04/02/2016 olan Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/24 Esas Sayılı dosyasından Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/541 Esas Sayılı dosyasıyla ilgili verilen birleştirme kararının ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından ayrıca onandığı anlaşılmıştır

Sanık Selahattin Demirtaş hakkında Cumhurbaşkanına hakaret ve dönemin başbakanına hakaret eylemleriyle ilgili halen derdest olan Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/541 Esas Sayılı dosyasının birleşen dosyalarla birlikte suç tarihlerinin 03/08/2015 ile 27/02/2016 tarihleri olduğu ve bizim dosyamızın suç tarihi olan 24/12/2015 tarihinin bu tarih aralığında kalması nedeniyle TCK’nın 43. Maddesinde düzenlenen zincirleme suç kapsamında kalıp kalmadığı, sanığın suç işleme kastının yenilenip yenilenmediğinin tespiti açısından dosyanın Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/541 Esas Sayılı dosyasıyla birleştirilerek yargılamanın yapılması gerekirken eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı olup bu sebeplerle sayın üyelerin görüşüne katılmıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan, Erken Seçim İçin Neyi Bekliyor? Dikkat Çeken Açıklama

Merkezi İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Bluebay Varlık Yönetimi Gelişen Piyasalar Kıdemli Stratejisti Timothy Ash, AKP’nin mevcut ekonomi politikalarıyla TL’yi Haziran 2023’e kadar stabil tutabileceğini düşünmediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu nedenle erken seçim kararı alacağını düşündüğünü belirten Ash, TL’nin stabil olduğu bir periyod yakalarsa ve anketlerde iyileşme görürse Erdoğan’ın Türkiye’yi sonbahar aylarında seçime götüreceğini öne sürdü.

T24’ten Metin Kaan Kurtuluş’a konuşan Ash, şu ifadeleri kullandı:

“Ben mevcut ekonomik politikanın Lira’yı 2023 Haziran’a kadar stabil tutabileceğini düşünmüyorum. O yüzden bence Erdoğan’ın seçimlere erken gitmesi çok olası. Eğer Lira bir periyotta stabil kalırsa ve anketlerde biraz iyileşme görürse eylül-ekim ona erken seçimlere gidebileceği bir pencere verebilir. Bence piyasalar anketlere ve mesajlara odaklanacak: Bu tartışmalı bir seçim mi olacak? Kampanya dönemi sakin mi geçecek? Erdoğan kaybederse iktidarı kolay bir şekilde teslim edecek mi? Piyasalar barışçıl ve demokrat bir seçim istiyor. Aynı zamanda kazanan kim olursa iyi ekonomik politikalar uygulanmasını istiyor. Dediğim gibi; mevcut ekonomik politika ortamı; negatif reel faiz oranları çok zarar verici. Yüksek enflasyonun ana nedenlerinden biri. Piyasalar kesinlikle para politikasında değişiklik görmek istiyor.

“Merkez Bankası zor bir karar verip politika faizini yükseltmek zorunda kalacak”

Ukrayna’da bir savaş görürsek Türkiye politikasını değiştirmek zorunda kalacak. Türkiye daha yüksek enerji fiyatları ve turizmden gelir kaybedeceği için zarar görecek. Bence mevcut hedef mayıs-haziran ayında turizm sezonu başlayana kadar zaman kazanmak. Bunun cari açığı hafifleteceğini umuyorlar. Ancak gelecek ay içinde Ukrayna’da bir çatışma görürsek Rus ve Ukraynalı turistler büyük ihtimalle Türkiye’ye gelmeyecek. Bu, cari dengeye darbe vurur. Döviz kurunda büyük baskı görürüz. Bence bu durumda Merkez Bankası zor bir karar verip politika faizini yükseltmek zorunda kalacak.

“Hükûmet ve Merkez Bankası, enflasyonla mücadele etmek için çok daha sıkı çalışmalı”

Kur aralıkta 18.30’a gitti. 13.50’de olsa bile, çok fazla değer kaybetmiş bir para birimi var ortada. O yüzden para birimi bu kadar zayıf bir durumda stabilize olmuşken bir mucize veya başarıdan söz etmek çok zor. Para birimi için bir akış olmalı; belki de bu odur. Bence Bakan Nebati ve Merkez Bankası için zorluk şu; Lira şu an ucuz olabilir, bu da cari denge o ayara gelmeye devam ediyor anlamına geliyor olabilir. Ama enflasyon yüzde 50 iken Lira’nın rekabetçiliği 13.50’de bile çok hızlı eriyecek. Eğer sene sonuna kadar 13.50’de kalırsa belki bu yüzde 50’yi falan memnun edecek. Bilmiyorum. Tehlike şu; rekabetçi kalabilmek ve enflasyonla dengede kalmak için değer kaybetmeye devam etmek zorunda. Yani burada merkezde enflasyon var. Hükûmet ve Merkez Bankası, enflasyonla mücadele etmek için çok daha sıkı çalışmalı.

O yüzden soruna dönersek; ben ortada bir mucize olduğunu düşünmüyorum. Maalesef geçen sene değer kaybına kötü politikalar sebep oldu. Geçen sene Lira’yı ayakta tutmak için ciddi anlamda uluslararası rezerv satıldığını gördük. Şimdi ise ‘bekle ve gör’ modundayız. Daha iyi politikalar görmek istiyoruz. İstikrar olup olmayacağını ve tünelin sonunda ışık olup olmadığını bu belirleyecek.

“Türkiye’ye yatırım yapmak çok zor”

Hatırlayacaksınız; Ağbal, Merkez Bankası başkanlığına getirildiğinde insanlar bunun bir dönüm noktası olduğuna inandı ve Türkiye’ye tekrar para yatırdılar. Sonra kovuldu ve çok para kaybettiler. O yüzden Türkiye’ye güven az. Bu hükûmetin yabancı yatırımcının güvenini kazanması için çok çalışması gerekiyor. İmkânsız değil. AKP, Türkiye’yi 20 senedir yönetiyor. İlk 10 yıl inanılmaz derecede başarılıydı. Ekonomi ilk 10 yılda çok başarılıydı. İkinci 10 yıl o kadar başarılı olmadı. İnsanlar, Türkiye’nin o ilk 10 yılki haline dönebileceğini umuyor. Hatırlayın Türkiye o 10 yılı yükselmiş yatırım notuyla bitirdi, şimdilerde ise o not ciddi oranda düşürüldü. Yatırımcılar da pragmatiktir ve fırsatlar isterler. Bu kadar negatif reel faiz oranı ve bu kadar yüksek enflasyonla şu anda Türkiye’ye yatırım yapmak çok zor.

Paylaşın

Bakan Koca Açıkladı: İşte İllere Göre Haftalık Vaka Sayıları

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Amasya, Osmaniye, Karaman, Burdur, Adıyaman, Çorum, Kırşehir, Hatay, Kayseri, Samsun olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 5-11 Şubat tarihleri arasında illere göre vaka sayılarını açıkladı.

Buna göre 5-11 Şubat haftasında 100 binde Kovid 19 vaka sayısı İstanbul’da 717,58, Ankara’da 1323,97, İzmir’de 1017,38 oldu.

Vaka yoğunluğu 5-11 Şubat tarihleri arasında en çok artan 10 il Amasya, Osmaniye, Karaman, Burdur, Adıyaman, Çorum, Kırşehir, Hatay, Kayseri, Samsun oldu.

Vaka yoğunluğu 22-28 Ocak tarihleri arasında en çok artan 10 il Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt, Manisa olmuştu.

Bakan Koca’nın paylaştığı verilere göre 15-21 Ocak arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok Erzurum, Bursa, Çankırı, Yalova, Erzincan, Uşak, Batman, Elazığ, Siirt, Bayburt’ta artmıştı.

Bir önceki hafta vaka yoğunluğuna göre en çok artış Bingöl, İstanbul, Bolu, Rize, Kocaeli, Erzurum, Ankara, Bilecik, Tunceli ve Trabzon olmuştu.

 

Paylaşın

“Oy Kullanmayacağını Söyleyenlerin Oranı Kararsızları Geçti”

İstanbul Ekonomi Araştırma’nın Türkiye Raporu’nun Direktörü Can Selçuki, son yaptıkları araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, protesto oylarının yüksekliğine dikkat çekerek, “İlk kez oy kullanmayacağını ifade edenlerin oranı kararsızların oranını geçti” dedi.

İstanbul Ekonomi Araştırma’nın Türkiye Raporu’nun şubat ayının ilk haftasında yurt genelindeki 1500 kişiyle yaptığı araştırma sonuçları açıklandı.

Yurttaşlara, “Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz” diye soruldu. Kararsızlar dağıtılmadan partilerin oyu şöyle oldu:

AKP yüzde 25.6. CHP yüzde 22, İYİ Parti yüzde 10.3, HDP yüzde 9.8. MHP yüzde 6.5. DEVA Partisi yüzde 1.6. Diğer yüzde 0.8. Gelecek Partisi yüzde 0.6. Saadet Partisi yüzde 0.4.

Cumhuriyet’ten Sena Tufan’ın haberine göre“Oy kullanmam” diyenlerin oranı ise yüzde 12.4, “Kararsızım” diyenlerin oranı da yüzde 10 olarak belirlendi.

Araştırmaya göre muhalefetin desteği yüzde 59 olurken, iktidarın desteği yüzde 41 seviyesinde oldu.

Araştırmada, protesto oylarının yüksekliğine dikkat çeken Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, “Araştırmalarımızda ilk kez oy kullanmayacağını ifade edenlerin oranı kararsızların oranını geçti” dedi.

“AKP’nin en büyük sorunu seçmenini evden çıkartmak olacak”

“Oy vermeyeceğini söyleyenlerin önemli bir kısmını AKP seçmeni oluşturuyor” şeklinde konuşan Selçuki, şöyle devam etti:

“2011-2018 arası seçimlere baktığımızda, AKP’nin en kuvvetli olduğu yerlerde oyu düştüğünde o yerlerde katılımın da düştüğünü görüyoruz. Kızgın AKP seçmeni alternatif göremezse evde oturmayı tercih ediyor. Eğer böyle devam ederse 2023 seçimlerinde AKP’nin en büyük sorunu seçmenini evden çıkartmak olacak.”

İkinci tur senaryoları

Araştırmaya katılanlara, “Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa kime oy verirsiniz” diye de soruldu. Muhalefetin dört muhtemel cumhurbaşkanı adayı üzerinden ikinci tur senaryoları da incelendi.

Anket sonuçlarına göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı, sırasıyla Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İYİ Parti lideri Meral Akşener ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu daha fazla destek gördü.

Muhalefet adayları arasında yüzde 50’yi aşabilen sadece Yavaş olurken, ankete katılan HDP’lilerin yüzde 59’u Akşener’e oy vereceğini söylediği kaydedildi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Adaylık’ Açıklaması

2023 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimine ve adaylığına dair açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, diğer partilerin teklif etmesi halinde muhalefetin adayı olmayı kabul edeceğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun altı muhalefet partisinin Haziran 2023 seçimlerindeki cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı bir süredir tartışılıyor.

Reuters haber ajasına bir mülakat veren Kılıçdaroğlu, 2023 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimine ve adaylığına dair açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği ekonomik politikalar nedeniyle ülkenin ağır bir ekonomik krizden geçtiğini belirten 73 yaşındaki CHP lideri, muhalefet partilerinin aday olmasını istemesi halinde bunu kabul edeceğini belirterek, “Beş genel başkanın benim ismimi telaffuz etmesi her şeyden önce benim için onur. Ayrıca beş genel başkanın bana güven duyması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Adaylık konusunun daha sonra tartışılacağını ancak altı parti için önceliğin ortak platformları için ekonomi, sosyal ve diğer alanlardaki önceliklerini belirlemek olduğunu söyleyen CHP lideri, kimi aday gösterirlerse o kişinin cumhurbaşkanı seçileceğinin “çok net” olduğunu belirtti.

Anketlerde 4. sırada

Muhalefet bloğu henüz cumhurbaşkanlığı için adayını belirlemedi ancak Metropoll anketinde Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 28,5 oranındaki popülaritesiyle muhalefet adayı olabileceği öngörülen diğer isimlerin ardından geliyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş Metropoll naketinde yüzde 60,4, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yüzde 50,7 oranında populariteye sahipken, İYİ Parti lideri Meral Akşener yüzde 38,5 seviyesinde bulunuyor.

Anketlerin şu aşamada önemli olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın görevlerine devam edeceğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu Washington ile ilişkileri geren S-400’leri satın almak için bir neden görmediğini belirterek, göreve geldikleri halde Merkez Bankası yönetimi de değiştireceklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu beş genel başkanla 28 Şubat’ta bir araya geleceklerini söyledi.

Paylaşın

Mahkeme, Osman Kavala’nın Tutukluluğunun Devamına Karar Verdi

Birleştirilen Çarşı Davası ile Gezi Parkı Davası’nın dördüncü duruşması bugün görüldü. Mahkeme, 52 sanıklı iki davanın yeniden ayrılmasına ve Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Haber Merkezi / Yargıtay tarafından bozulan Çarşı Davası ile İstinaf Mahkemesi’nce bozulan Gezi Parkı Davası’nın birleştirilmesinin ardından dördüncü duruşma, bugün görüldü. Mahkeme, 52 sanıklı iki davanın yeniden ayrılmasına karar verdi.

Mütalaa hazırlanmak üzere dosyanın savcılığa gönderilmesine ve Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 21 Mart’ta yapılacak.

Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma öncesi Taksim Dayanışması, yazılı açıklama yaptı.

“Kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli” ifadeleri kullanılan açıklamada, Osman Kavala için de “Somut hiçbir delil olmadığı halde 1574 gündür siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala serbest bırakılmalıdır” çağrısı yapıldı.

Ne olmuştu?

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı dava, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülmeye başlanmıştı. Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında verilen beraat kararları ise Yargıtay tarafından bozulmuştu.

Yargıtay, bozma kararında, Gezi Parkı ile Çarşı davasının arasında hukuki bağlantı olduğu gerekçesiyle birleştirilmelerine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği yazıda davaların birleşmesine onay verdiğini belirtmişti.

Davalar 30 Temmuz 2021’de birleştirilmiş ve sanık sayısı 52’ye çıkmıştı. Birleşme kararının ardından görülen üç duruşmada sanık Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda ‘Eşit Partnerlik’ Endişesi

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için bir araya gelen 6 parti 28 Şubat’ta mutabakat metnini açıklamaya hazırlanırken Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği de konuşulmaya devam ediyor.

Genişleme kararının daha çok CHP ve İYİ Parti’deki eğilime göre şekilleneceği üzerinde duruluyor. CHP 50 artı 1 hedefini öncelerken İYİ Parti kulislerinde “Sayı arttıkça ihtilaf alanları da artar” endişesi dile getiriliyor.

Duvar’da yer alan habere göre; 6 genel başkan parlamenter sisteme geçiş için mutabakat metni açıklamaya hazırlanırken, toplantıda neler konuşulduğu başkentte kulislerin gündeminde. Millet İttifakı’nın genişlemesi kararı henüz alınmasa da 6 liderin bir araya geldiği yemek sonrası bu ihtimalin biraz daha güçlendiği üzerinde duruluyor. Ancak öncelikle ittifakın iki büyük partisi, CHP ve İYİ Parti arasında bir karar verilmesi bekleniyor. O noktada İYİ Parti kulisleri hareketli.

‘Parti sayısı arttıkça ihtilaf sahaları artar’

Bugün medyaya yansıyan kulis haberlerine göre parti kurmayları, İYİ parti açısından üç temel noktaya dikkat çekiyor. Kurmaylar, ‘Millet İttifakı’nın temel omurgası CHP ve İYİ Parti olmalı, İYİ Parti’nin baraj sorunu ve 50 artı 1 gibi bir zorunluluğu olmadığı göz ardı edilmemeli ve ittifak genişledikçe, yani parti sayısı arttıkça ihtilaf sahalarının artma riski dikkate alınmalı’ diyor.

Parti toplantılarında Genel Başkan Meral Akşener ile de görüşlerini paylaşan kurmaylar “Eşit partnerlik üzerinden ilkeleri ve kararları belirleme yaklaşımının” bazı sıkıntıları da beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor.

İYİ Parti’de tüm bu endişeler sebebi ile ilk etapta 2018 genel seçiminde olduğu gibi kolaylıkla uyum sağlanan Demokrat Parti ve Saadet Partisi yola devam etmenin önemi üzerinde duruluyor.

Cumhurbaşkanı adayının CHP’den çıkacağı bu nedenle 50 artı 1 zorunluluğu ile CHP’nin ittifakı genişletmekten yana tutum sergilemesi normal olarak karşılanırken, bu amaç doğrultusunda İYİ Parti’nin ittifak içindeki ağırlığını azaltacak girişimlere karşı da dikkatli olunması gerektiği Genel Başkan Akşener’e iletilenler arasında.

Kılıçdaroğlu’nun sağduyulu bir karar vereceği beklentisi

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ise İYİ Parti kazanabilecek bir ismin ortak aday olarak gösterilmesi hedefini koruyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ben adayım” demesi durumunda buna itiraz edilmeyeceği vurgulanmakla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun son dönemeçte kamuoyu araştırmalarına bakarak sağduyulu bir karar vereceği beklentisi de yüksek…

DEVA ve Gelecek partilerinin Kılıçdaroğlu’nun adaylığını sıcak bakmadığı tespitinden yola çıkan İYİ Partili kurmaylar eşit söz hakkı ile ittifak genişlerse ortak aday çıkarma konusunda sıkıntı yaşanabileceğine de işaret ediyor.

İYİ Parti kulislerinde konuşulan bir başka önemli başlık da 20 üyeli Başkanlık Divanı’nda değişim.

Meral Akşener son toplantıda “Değişiklik yapacağım” diyerek A Takımı’nda bazı düzenlemelere gideceği sinyalini verdi. Henüz zamanlama net olmasa da Akşener’in performansa ve parti politikalarına uyuma bakarak bazı isimlerle yollarını ayırabileceği konuşuluyor ve 2023 seçimine belirleyeceği bu yeni kurmay kadro ile gitmesi bekleniyor.

Paylaşın

Davutoğlu, Ekonomi Üzerinden İktidara Sert Sözlerle Yüklendi

Gelecek Partisi (GP) Lideri Ahmet Davutoğlu, ekonomi üzerinden iktidara sert sözlerle yüklenerek, “Türkiye’de büyük bir yangın var. Halkımız açlık sınırında yaşamanın çilesini çekiyor” dedi.

Haber Merkezi / Bahçeli’nin, 6 liderin buluşmasına yönelik eleştirilerine karşı Davutoğlu, “Bizim 6 liderin bir araya gelerek verdiği uyum, diyalog, güven tablosu karşısında karşımızda da bir altılı masa var. O altılı masa köşeli bir masa. Herkesin birbirini iterek köşe kapmaya çalıştığı bir masa.” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, “Asla kimse bir daha 28 Şubat rüyası göremez. Kimse 28 Şubat üzerinden de yolsuzlukları örtemez. O masada cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tek adama dayalı yaklaşımı yerine ortak aklı devreye sokan ve demokrasi tarihinin en geniş kapsamlı uzlaşı masası ortaya çıktı.” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek Buluşmaları Yıllık Değerlendirme Kampı Kapanışı programında konuşuyor. Davutoğlu’nun konuşmasından başlıklar şöyle:

“Türkiye’de büyük bir yangın var. Halkımız açlık sınırında yaşamanın çilesini çekiyor. Aydınlarımız, düşünürlerimiz, yazarlarımız, akademisyenlerimiz baskılardan şikâyet ediyor. Bütün toplum yoksulluk yanında bu yoksulluğun ana sebebi olan yolsuzluklardan, nepotizmden, mülakat sisteminden şikâyet ediyor.

Son dönemde 6 siyasi partinin bir araya gelerek genel başkanları olarak güçlü bir açıklamayla, parlamenter sistem önerimizi onayladık. Daha sonraki aşamalarla ilgili de önemli bir resmi milletimize takdim etmemiz sonrasında gelen tepkileri de bu çerçevede değerlendirmek lazım. O masa ortaya çıkan tabloyla milletimize şu mesajı vermiştir: Kimsenin sizi korkutmasına izin vermeyin, biz buradayken, din ve vicdan özgürlüğü asla tehdit edilemez.

Asla kimse bir daha 28 Şubat rüyası göremez. Kimse 28 Şubat üzerinden de yolsuzlukları örtemez. O masada cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tek adama dayalı yaklaşımı yerine ortak aklı devreye sokan ve demokrasi tarihinin en geniş kapsamlı uzlaşı masası ortaya çıktı.

Sayın Bahçeli de sayın Erdoğan da bundan rahatsız oldu. 6’lı masayı hafife almaya çalıştılar. Bu diyalog ve uzlaşma zeminini bozmaya gayret ettiler. Bu masa milletimize güven, gelecekle ilgili umut vermiştir.

Bizim 6 liderin bir araya gelerek verdiği uyum, diyalog, güven tablosu karşısında karşımızda da bir altılı masa var. O altılı masa köşeli bir masa. Herkesin birbirini iterek köşe kapmaya çalıştığı bir masa. AK Parti’nin tabanı bizim tabanımızdır.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 70 bin 355 yeni vaka tespit edilirken, 263 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgının Omicron döneminde asıl mücadeleyi risk grubundakilerin hayatını riskten koruyarak vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 440 bin 183 test yapılırken, 70 bin 355 yeni vaka tespit edildi. 263 kişi hayatını kaybederken, 91 bin 164 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Salgının Omicron döneminde asıl mücadeleyi risk grubundakilerin hayatını riskten koruyarak vereceğiz. Bu mücadeleden, kendilerinin alacağı tedbirlerle, aşı ve tedavi desteğiyle, her birimizin bu gruptakilere göstereceği dikkatle başarılı şekilde çıkmak zorundayız.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP’li Buldan İktidara Seslendi: Gidicisiniz, Gideceksiniz

Partisinin Mersin İl Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, iktidarı ekonomi üzerinden eleştirerek, “Onlar bu ekonomik krize gelip geçici deseler de asıl gelip geçici olanın onların iktidarı olduğunu biliyoruz. Asıl gelip geçici olan sizsiniz, sizin iktidarınızdır, gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında “Biz biliyoruz ki bu iktidarın hedefi karanlıktır, zulümdür, zalimliktir” diyen Buldan, “Türkiye’nin geleceğini savunan bir parti olarak bu gücümüzle irademizle, mücadelemizle Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimize buradan bir kez daha söz veriyoruz. Onlar Türkiye toplumunun önüne inkarcı ve imhacı bir karanlık sistem koydular. Onların önünde en büyük engellin HDP olduğunu çok iyi biliyoruz. Onların bize saldırmalarının tek nedeninin bu olduğunu çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt veren Buldan, ““Hani bir cumhurbaşkanı var ya, diyor artık mecalleri kalmadı ve salonları dolduramıyorlar.  O, hayal görmeye devam etsin ama gerçek buradadır, gerçek Mersin’dedir, Adana’dadır, Diyarbakır’dadır, gerçek Dersim’dedir, Serhat’tadır, Botan’dadır. ‘Miting yapacak mecalleri kalmadı’ diyenler, gelsinler bu salonları görsünler. Sadece kongrelerimize değil, ebetteki şimdi Mart ayına girdik. 8 Mart’ta, 21 Mart Newroz’unda alanlara, meydanlara baksınlar. 8 Mart’ta kadın buluşmalarına baksınlar. HDP’nin mecali kaldı mı kalmadı mı? Onlar bu rüyaları görmeye devam etsinler, HDP’yi çabuk pes edecek, çabuk sinecek, partilerinin kapısını kapatacak bir parti zannettiler. Yanılacaklar” dedi.

HDP’ye dair yanlış hesap yapanları şaşırtmaya devam edeceklerini vurgulayan Buldan, şöyle devam etti: “Onların yanlış hesapları tutmadı, tutmayacak. Biz birlerin bin olacağını, yüzbinlerin milyonlar olacağını onlara gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Tüm hesapları şaştı, şaşmaya da devam edecek. HDP onları şaşırtmaya devam edecek. Buradan onlara sesleniyoruz: Bizi izlemeye devam edin. Çünkü biz gücümüzü; mazlum halkımızdan ezilenlerden kadınlardan ve gençlerden, aynı zamanda işçilerden emekçilerden mücadele eden direnen halkımızdan alıyoruz. HDP gerçekliği budur ve bu gerçekliğin artık herkes farkında olmalı.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Mersin 4’üncü Olağan İl Kongresi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Buldan’ın açıklamaları şöyle:

“Gelê me yê hêja, dayikên bi rûmet, mêvanên delal, ciwanen hêja, hûn hemû bi xêr hatine, ser seran û ser çavan re hatine.

Çok kıymetli konuklar, hepiniz HDP Mersin İl Örgütümüzün 4. Olağan Kongresine hoş geldiniz, bizlere onur verdiniz, güç verdiniz. Baharın coşkusu ile HDP’nin gerçekleştirmiş olduğu kongremizin hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Bugün burada olmaktan, sizlerle bir arada olmaktan Mersin halkımızla buluşmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Kongrelerimizde salonu dolduran halkımızın gözündeki ışıltıya, coşkuya baktıkça gerçekleştirdiğimiz şeyin sadece bir kongre olmadığını söylemek isterim.

“Bizleri demokrasi ve büyük barışa götürecek kongrelerimizden birini yapıyoruz”

Her kongremizde olduğu gibi burada Mersin’de umut, cesaret ve kararlılık var. Bizler her kongremizi bu amaçla gerçekleştiriyoruz. Bizleri güçlü kılan, demokrasi ve büyük barışa götürecek hakikate yolculuğun kongrelerinden birini gerçekleştiriyoruz. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma, halkımıza, sevgili kadın yoldaşlarıma, gençlere, il yönetimimize, emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İki yıl boyunca büyük bir fedakarlıkla emek veren, mücadele yürüten ve bu zorlu süreçte bizimle yürüyen il eş başkanlarımız başta olmak üzere il yönetimine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Hepinizin emeğine, yüreğine sağlık. Bugün bu kongre ile birlikte seçilecek olan başta il eşbaşkanlarımız olmak üzere yönetime seçilecek olan arkadaşlarıma da bir kez daha başarılar diliyor, hepimizin yolu açık olsun diyorum.

“Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimizin sözünü veriyoruz”

Bu ülke siyasetinde iyi ki HDP var. HDP’nin eşitlik ve özgürlük fikriyatı var. Çünkü tutunulacak bir daldır ama aynı zamanda yıkılmayacak sağlam bir köktür. Bir çözüm adresidir Türkiye siyaseti içerisinde. Toplumu ve ülkeyi karanlıkla kuşatmak isteyen ve kendi çıkarları için her türlü kötülüğü yapan bu zihniyete karşı özellikle HDP’nin hedef alındığı bu son dönemlerde bizim bütün bu zorluklara, karanlık dönemlere ve halkımıza karşı uygulanan bütün zalimliklere karşı bir umut yarattık. Bu umudu büyütmenin peşindeyiz. Bir cesaret yarattık, bu cesareti büyütmenin peşindeyiz. Biz biliyoruz ki bu iktidarın hedefi karanlıktır, zulümdür, zalimliktir. Çünkü onlar bu karanlıktan, zulümden beslenen, adaletsizlikten beslenen bir iktidardır. Onların karşısında aydınlığı, umudu savunan, hakikati, Türkiye’nin geleceğini savunan bir parti olarak bu gücümüzle, irademizle, mücadelemizle Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimize buradan bir kez daha söz veriyoruz.

“Önlerindeki tek engel HDP’dir, bu yüzden bize saldırıyorlar”

Onların inkarcı bir sistemi imhacı bir sistemi karanlık bir sistemi önümüze, Türkiye toplumunun önüne koydular ve kendi siyasetlerini ayakta tutmak için de bunu her güne yayarak Türkiye’nin tüm toplumuna sirayet ettirerek uygulamaya çalıştıklarını biliyoruz. Onların önünde en büyük engelin HDP olduğunu çok iyi biliyoruz. Onların bize saldırmalarının tek nedeni budur. Hani hayal dünyasında dolaşan bir Cumhurbaşkanı var ya, “mecalleri kalmadı, artık salonları dolduramıyorlar” dedi ya, o hayali görmeye devam etsin ama gerçek buradadır, gerçek Mersin’dedir, Adana’dadır, Diyarbakır’dadır, Dersim’dedir, Serhat’tadır, Botan’dadır.

“Yanlış hesap Amed’den geri döndü”

Bunların artık miting yapacak mecalleri kalmadı diyenler gelsinler bu salonları görsünler; Mersin’e baksınlar, İstanbul’a, İzmir’e, Amed’e, Serhat’a, Botan’a, tüm Türkiye’ye baksınlar. Sadece kongrelerimize değil elbette ki, şimdi Mart ayına girdik, 8 Mart’ta, 21 Mart Newroz’unda alanlara meydanlara baksınlar. 8 Mart’ta kadın buluşmalarına baksınlar, 21 Mart Newroz’unda Türkiye halklarının bir araya geleceği meydanlara baksınlar ve o zaman söylesinler HDP’nin mecali kaldı mı kalmadı mı? Onlar bu rüyaları görmeye devam etsinler, HDP’yi çabuk pes edecek, çabuk sinecek, partilerinin kapısını kapatacak bir parti zannettiler ama yanılıyorlar. Yanılacaklar. HDP baskılarla, tehditlerle saldırılarla, siyaset yapmaz, güç olmaz, olamaz. Yanlış hesap yaptılar, yanlış hesap yapmaya devam ediyorlar. Yanlış hesabın Bağdat’tan değil Mersin’den Amed’ten, Batman’dan Dersim’den Botan’dan geri döndüğünü hep birlikte görüyoruz.

“HDP onları şaşırtmaya devam edecek”

Onların yanlış hesapları tutmadı, tutmayacak. Biz birlerin bin olacağını, yüzbinlerin milyonlar olacağını onlara gösterdik, göstermeye devam edeceğiz. Tüm hesapları şaştı, şaşmaya da devam edecek. HDP onları şaşırtmaya devam edecek, buradan onlara sesleniyoruz: bizi izlemeye devam edin. Çünkü biz gücümüzü mazlum halkımızdan, ezilenlerden, kadınlardan ve gençlerden, aynı zamanda işçilerden, emekçilerden, mücadele eden, direnen halkımızdan alıyoruz. HDP gerçekliği budur ve bu gerçekliğin artık herkes farkında olmalıdır.

“Onlar saldırdıkça biz daha da büyüyor, güçleniyoruz”

HDP’ye saldırmayı bir görev haline getirdiler. Her gün saldırmaya, hedef göstermeye, müdahale etmeye devam eden bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Tüm halkımızı bir kez daha temin ederim ki onlar saldırdıkça biz daha da büyüyor, güçleniyoruz, daha da büyüyeceğiz, daha güçleneceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onlar saldırdıkça biz büyüyoruz, güçleniyoruz ya işte bunun için aslında bize iki tane kumpas davası açtılar. Çünkü siyasetten karşımıza çıkmalarına, bizi yenmelerine asla müsaade etmiyoruz. Sandıkta bizi yenemediklerini onlar da gördüler ve anladılar. Bütün bu sebeplerden dolayı iki tane kumpas davası açtılar. Bunlardan bir tanesi Kobanî Kumpas Davası diğeri de HDP Kapatma Davası. Bu davalardan özellikle Kobanî Kumpas Davasının AKP-MHP kumpas davası olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu davanın kesinlikle bir siyasi dava olduğunu, hukuki dava olmadığını çok iyi biliyoruz. Yapılan duruşmalarda arkadaşlarımızın ortaya koyduğu gerçekler bir kez daha bunu ortaya koydu ve ispatladı.

“Kapatma ve Kobanî Kumpas Davalarının da savcısı ve hakimi AKP-MHP’dir”

Sandıkta yenemedikleri HDP’ye dava açarak kapatma davasını bir kez daha gündeme getirdiler. Hani Türkiye’de kapatmalar yasaklanmıştı ya, ama yasak deyince HDP’yi bunun dışında tutan bir anlayışla karşı karşıyayız. Yine AKP ve MHP’nin ortaklığında ortak kumpas davasıyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Büyük ortak ekonominin kitabını yazıyor, diğer küçük ortak da HDP’nin kitabını yazıyor. AKP ekonomi kitabını yazarken MHP yazacak başka bir şey bulamadığı için, sadece HDP ile uğraştığı için HDP’nin kitabını yazmaya başladılar. HDP’den bir şey anlasalar aslında mesele yok ama HDP’yi zerre kadar anlamadıklarını çok iyi biliyoruz. Fakat yazdıkları kitaplar, oluşturdukları iddianameler, sahte deliller sahte tanıklarla karşımıza çıkmışlar hem siyasi kumpas davalarını karşımıza koymuşlar hem de HDP’nin kapatılması için ortak bir tavır almışlar. Bu her iki davanın savcısı da hakimi de AKP ve MHP’dir. Halkımız bunu çok iyi bilmelidir. Bu davaların hem hakimi hem savcısı, karar vereni, onaylayanı AKP ve MHP’dir.

“Varsa cesaretiniz karşımıza kumpas davalarıyla değil siyaseten çıkın”

Bunlar ikisi de bugün Türkiye’de yazar olarak geçiniyor. Biraz önce dedim ya biri ekonominin biri de HDP’nin kitabını yazıyor. Bu iki yazar kafa kafaya vermiş acaba Türkiye’de HDP, Kürtler, muhalifler, demokratlar olmazsa neyi konuşacaklarını, neyi hedef alacaklarını, neye saldıracaklarını bilmeyecek bir düzeye gelmişler. Şunu ifade etmek isterim ki her iki insan da vallahi billahi tallahi de bu ülkeye züldür, zulümdür. Madem yargıç, savcı olmaya niyetiniz vardı niye siyaset yapıyorsunuz? Öte yandan madem siyaset yapmak istiyorsunuz o zaman savcı olmayacaksınız, hakim olmayacaksınız. Savcı olmayı da hakim olmayı da halkımız sandık kurulduğunda, seçim yapıldığında size öyle bir ders verecek ki sizleri tarihin çöp sepetine göndermeyi görev olarak görüyor ve bunu gerçekleştirecek. Biz de onlara diyoruz ki varsa eğer cesaretiniz bizim karşımıza kumpas davalarıyla değil kendi gücünüzle, siyaseten çıkın ve o zaman kimin daha güçlü olduğunu hep birlikte görürüz.

“HDP’ye yönelik saldırıların kaynağını biliyoruz”

Bütün devlet aygıtlarını, medyayı, yargıyı, kolluğu, bütün bu güçleri arkanıza alarak Türkiye siyasetinin önemli bir partisi olan ve Türkiye siyasetine yön veren bir partiyi hedef almanıza asla izin vermeyeceğiz. Halkımız da bütün bunların hesabını size sandıkta soracak. Bunun sözünü de bütün halkımıza vermek istiyoruz. Hepiniz görüyorsunuz ve takip ediyorsunuz. Neredeyse her gün bir il örgütümüze, bir ilçe örgütümüze ya da belde örgütümüze saldırılar yapılıyor, insanlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Bu saldırıların da nereden kaynaklandığını, nereden yapıldığını hepimiz biliyoruz. Bu ülkede çeteler ortalıkta dolaşırken, mafya ortada dolaşırken, IŞİD’liler ve suç örgütleri ortada dolaşırken partimizin il örgütlerine yapılan saldırıların nereden kaynaklandığını hepimiz görüyor ve biliyoruz.

“HDP’ye saldırılar olurken iktidar ve küçük ortağı hedef göstermeye devam ediyor”

İzmir İl Örgütümüzde sevgili Deniz Poyraz’ın katledilmesi, hemen arkasında Bahçelievler İlçe Örgütümüze yine bir saldırganın girmesiyle bir katliamın eşiğinden dönülmesi, iki gün önce Adana Yüreğir’de İlçe Örgütümüze molotoflu saldırı yapılırken bütün bunların müsebbibinin bu ülkeyi yönetenler olduğunu hep söyledik bir kez daha söylüyoruz. Bu saldırıları yapanları Roboskî’den tanıyoruz, Çorum’dan, Maraş’tan, Gazi’den, Gezi’den, Ankara Garı’ndan, Suruç’tan çok iyi tanıyoruz. Eğer Roboskî Katliamı aydınlatılmış olsaydı, sorumlular yargılanmış olsaydı, Deniz Poyraz arkadaşımız katledilmeyecekti. Bu saldırıları gerçekleştirenlerin sadece bir katilden ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu katillerin arkasındaki gücün, organizasyonun kim ve kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Ama yargılanması ve ortaya çıkması için de herhangi bir yaptırımın, müdahalenin olmadığını biliyoruz. Suç örgütleri ortada cirit atıyor, bunlar HDP’ye saldırıyor ama iktidar partisi ve onun küçük ortağı bütün bunların karşısında HDP’yi suçlayan HDP’yi hedef gösteren bir yerden siyaset yapmaya devam ediyorlar.

“Bütün baskılar ve hukuksuzluklar AKP ve MHP’nin seçim kampanyası”

Söyledim bir daha tekrarlıyorum. Bu ülkede kadın katliamlarını gerçekleştirenler, toplu katliamları gerçekleştirenler ortada dururken cezaevlerinde hiçbir suç işlemeyen, 5 yılı aşkın bir süre haksız ve hukuksuz bir şekilde tutulan sevgili Selahattin Demirtaş’ın, sevgili Figen Yüksekdağ’ın, İdris Baluken’in, Gültan Kışanak’ın Sebahat Tuncel’in ve Aysel Tuğluk ile adını sayamadığım bütün arkadaşlarımızın hukuksuz haksız yere 5 yılı aşkındır cezaevinde kaldığını herkes biliyor. Ortada suç işleyenler, katliam gerçekleştirenlere dokunmuyorlar ama barış isteyeni, demokrasiyi savunanı, özgürlük diyeni, siyaset yapanı belediye eşbaşkanı olarak seçileni cezaevinde tutan bir anlayış var. Bütün bu saldırı, baskı, haksızlık ve hukuksuzlukların AKP ve MHP’nin seçim kampanyası olduğunu çok iyi biliyoruz. Çünkü onları ayakta tutacak başka bir güç yok. Onların bütün siyasetlerini Kürtler, muhalifler, demokratlar üzerinden, cezaevindeki baskılar üzerinden, hasta tutukluların ölümüne sebebiyet vermekten başka yaptıkları hiçbir şey yok. Bütün bunlar AKP ve MHP’nin seçim kampanyasıdır. Bu seçim kampanyasını da seçimlere kadar devam ettirecekler öyle gözüküyor.

“İktidar ne yaparsa yapsın asla başaramayacak, kazanamayacak”

Ne yapmak istediğimizi ne yapacağımızı da kısaca anlatmak istiyorum. Bu iktidara buradan şunu söylemek istiyorum. Ne yaparsanız yapın asla başaramayacaksınız, asla kazanamayacaksınız. Kenan Evrenleriniz, Tansu Çillerleriniz ağa babalarınız başaramadı, siz de başaramayacaksınız, kazanamayacaksınız. Sizin yaratmak istediğiniz HDP’siz bir Türkiye, HD’siz bir parlamento, HDP’siz bir siyaset rüyanız asla gerçekleşmeyecek.

Tek bir HDP’li bile kalsa ant olsun ki HDP’nin kapıları kapanmayacak, bu kapılara asla kilit vurulmayacak. HDP bayrağı asla yere düşmeyecek. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onların bize olan öfkesini çok iyi biliyoruz, Kürt düşmanlığı yürüttüklerini çok iyi biliyoruz. Bu ülkede kadın düşmanlığı yarattıklarını çok iyi biliyoruz. Bugüne değin Kürt düşmanlığı yaparak zafer kazanan hiçbir iktidarı görmedik bunu siz de asla başaramayacaksınız, asla kazanamayacaksınız. Bunun böyle bilinmesi lazım.

“Zam ve zulüm iktidarı ülkeyi felakete sürüklüyor”

Onlar bizimle uğraşmaya devam etsinler ama bizim gündemimiz halkımızın sorunları ve gündemidir. Ülkeyi ne hale getirdiklerini hep birlikte görüyoruz. Bu iktidarın bir zam ve zulüm iktidarı olduğunu biliyoruz. Hayatı yaşanmaz hale getirdiler ve insanları beslenme ile ısınma arasında bir tercihe sürükleyen iktidar ülkeyi felakete sürüklüyor. İnsanlarda yaşama sevinci bırakmayan bir iktidar var. Türkiye toplumunun, insanların yüzünde umut bırakmadılar, yaşama sevinci bırakmadılar, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeye sebep oldular. Bugün Türkiye tarihinin en yüksek zamları ve faturalarıyla yüksek vergilerle karşı karşıya kaldı. Belki de tarihte ilk kez böyle bir şey yaşandı, bu da AKP ve MHP iktidarının dönemine denk geldi. Bu utanç size yeter, bu utançla yaşamaya devam edin.

“Gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok”

Elbette bu durum Türkiye tarihi açısından korkunç bir zalimliktir. Bunu çok iyi biliyoruz çünkü onların derdi halk değil, toplum değil, Kürtler değil, kadınlar, demokratlar değil. Onların sadece ve sadece düşündükleri 5’li çeteleri, yandaşları, müteahhitleri ve kendi saraylarıdır. Ayakta tutmaya çalıştıkları sadece budur. Bu fiyatlar gelip geçici diyerek hayal satmanın peşinde olduklarını biliyoruz. Krizi yaratan kendileri hayal satma peşinde olan yine kendileri, enflasyonu yükselten kendileri ama çarşıyı, pazarı marketi yangın yerine çevirdiklerinin farkında değiller. Çünkü halkın karşısına çıkacak ne yüzleri ne cesaretleri var. İnsanlar yüksek fatura ve vergi ödemekten, bu faturaların, krizlerin sona ermesi için seslerini yükseltmekten başka bir çarelerinin olmadığını biliyorlar. Onlar bu ekonomik krize gelip geçici deseler de asıl gelip geçici olanın onların iktidarı olduğunu biliyoruz. Asıl gelip geçici olan sizsiniz, sizin iktidarınızdır, gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok.

“Halkın sesi Saray’ın sesinden daha güçlüdür”

İşçilerin, emekçilerin bugün en fazla meydanda olduğu, sesini yükselttiği mücadele yürüttüğü bir dönemi yaşıyoruz. Elbette milyonların birlikte haykırdığı, “geçinemiyoruz” sloganı önemli bir sloganıdır. Milyonların soygun var dediği bir dönemde büyük bir değişimin gelmekte olduğunu, büyük bir değişim ve dönüşümün yaşanacağının ve bunun ayak seslerinin geldiğinin farkındayız. Bu ses önemli bir sestir, bu güç halkın gücüdür, bu ses halkın sesidir, elbette bu ses Saray’ın sesinden Saray’ın gücünden daha güçlüdür. Bu sloganları atmaya devam edeceğiz. Önemli olan direnmekte olan, mücadele eden işçinin de emekçinin de yanında olmaktır. Yani şimdi birlikte yürümenin birlikte yol almanın omuz omuza yol almanın tam zamanıdır. Bu iktidarın Türkiye’nin sorunlarını ve krizlerini çözme gibi bir derdi yoktur.

Bakıyoruz sorunlar orta yerde duruyor. Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri olan Kürt Sorununu tecrit ve inkarla çözmeye çalışan bir iktidara Kürt Sorununun hala sürdüğünü buradan vurgulamak istiyorum. Kürt Sorunu tecritle çözülecek bir sorun asla değildir. Bugün başta İmralı Cezaevi olmak üzere birçok cezaevinde tecrit ve hukuksuzlukların olduğunu biliyoruz. Ama bu sorunun çözümü için de Kürt Sorununun çözümü için de Kürtlerin de HDP’nin de özellikle muhatap alınması gerekiyor. Kürtler ve HDP olmadan, İmralı olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini herkesin çok iyi bilmesini buradan hatırlatmak istiyorum.

“Kadınlar ortak görüntü vermek zorundadır”

Bu ülkenin demokrasi sorunu var ama bu demokrasi sorununu darbe yöntemleriyle, kayyım yöntemleriyle çözmeye çalışan bir iktidar var. Bu ülkenin hukuk ve adalet sorunu var, bu sorunu adaletsizlikle çözmeye çalışan bir iktidar var. Bu ülkenin hak taleplerini ve Türkiye’de muhalif kesimlerin, Alevilerin, kadınların, işçilerin, direnenlerin, bütün kesimlerin hak taleplerini bastırmaya çalışan iktidara diyoruz ki bu baskılarla, zulümlere artık bu ülkenin başında durmaktan, bu ülkeyi yönetmekten vazgeçin, halk sizi göndermek için sandığı bekliyor. Bunun özellikle görülmesi gerekiyor, kadınlar ve gençlerin özellikle büyük talepleri olduğunu, Türkiye’deki en büyük zulmü, haksızlığı kadınlar ve gençler yaşıyor. Kadın katliamlarının, ölümlerinin her gün yaşandığı, kadınların eşitlik talebi üzerine verdiği mücadelenin baskılarla, müdahalelerle engellendiğini biliyoruz ama kadın örgütleri dayanışarak, mücadele ortaklığı yaparak, omuz omuza yürüyerek, bu baskılar karşısında 8 Mart başta olmak üzere her gün alanlarda ve meydanlarda bir araya gelip bu iktidara karşı ortak bir görüntü vermek durumundadır.

“HDP’yi Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti haline getirmeye var gücümüzle çalışacağız”

Sevgili arkadaşlar, elbette bu böyle gitmeyecek, bu devran mutlaka değişecektir. Bu devranın değişmesiyle birlikte bu ülkede adaletin de huzurun da barışın da özgürlüklerin de olacağı bir ortamı hep birlikte yaratacağımıza hiç kimsenin kuşkusu olmasın. HDP işte bunun için var, bunun için siyaset yapıyor, herkes bunu böyle bilsin ve olaya böyle baksın. İşte en güzel örnek Mersin’de yaşanılandır. Türkiye Mersin’i örnek almak durumundadır. Bütün ülkeyi Mersin yapmak için HDP elinden geleni yapacaktır. Bütün kurumlarıyla, demokrat kesimleriyle Kürt’üyle, Alevi’siyle Roman’ıyla Arap’ıyla Çerkez’iyle Laz’ıyla Ermeni’si Süryani’siyle birlikte bir arada, barış içerisinde Türkiye’ye örnek olacak bir kent olan Mersin’in bu durumunu bütün Türkiye örnek almak durumundadır. Bir kez daha bu anlamda Mersin’e teşekkür etmek istiyorum. Tam da HDP’nin ifade ettiği Demokrasi İttifakı işte bu kentte bu kadar güzel yaşanıyorsa bütün Türkiye’de de bu Demokrasi İttifakının hayata geçmesi için hepimizin büyük çabası olması gerekiyor. Bunun için HDP’yi daha da büyütme zamanıdır. HDP’yi daha da güçlendirme zamanıdır. Her şeye inat bütün zalimliklere, zulümlere ve baskılara inat HDP’li olmaya, HDP’de kalmaya devam edeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız asla direnmekten vazgeçmeyeceğiz.

Büyük bir cesaret, kararlılık ve irade ile HDP’yi Türkiye’de siyasetin ana merkezine getirmeye ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti haline getirmeye var gücümüzle çalışacağız ve bunu başaracağız. Mutlaka kazanacağız. Bir kez daha Mersin İl Örgütümüze bu güzel coşkulu ve anlamlı kongreyi gerçekleştirdiği için halkımıza ve emeği geçen bütünü arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu uzun yolda, bu sancılı yolda bizimle birlikte mücadele edecek yeni arkadaşlara da başarılar diliyorum. Hepimizin yolu açık olsun.”

Paylaşın