Erdoğan / Herzog Görüşmesiyle İlgili Çarpıcı Analiz

2003’ten beri ilk kez bir İsrail Cumhurbaşkanı bu çarşamba Türkiye’ye geliyor… İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve eşiyle birlikte İsrail’den bir heyet Türkiye’de temaslarda bulunacak. İki günlük ziyarette Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek Herzog’un bu ziyareti İsrail kamuoyunun gündeminden düşmüyor.

Sözcü’nün aktardığına göre; İsrail’in çok okunan gazetelerinden Jerusalem Post, bir dönem Türkiye’de de görev alan deneyimli diplomat Dr. Alon Liel’in iki ülke arasındaki normalleşme sürecini mercek altına aldığı yorumları okurlarıyla paylaştı.

Liel, 2008’den beri Türkiye’ye ziyaret edecek ilk İsrailli lider Herzog’un ziyaretinin kritik bir önemi olduğunu söyledi. Liel, Türkiye’nin son bir buçuk yıldır İsrail’le yakınlaşma çabası içinde olduğunu söylerken, “İsrail yönetimi Erdoğan’ın attığı bazı adımlara basitçe inanmadı. Fakat Herzog’un geçen yılın Temmuz ayında göreve gelmesiyle bu durum değişti” yorumunu yaptı.

“Erdoğan, izolasyondan kaçması gerektiğini hissetti”

Geçen yıl Türkiye’de gözaltına alınan İsrailli turistlerin serbest bırakılmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerde yumuşama sinyalinin verildiğine dikkat çeken Liel, “Son birkaç ayda Herzog, normalleşmeye ikna olmaya başladı ve denemeye karar verdi. Şimdi de durum bu noktada” derken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı bölgesel ve küresel hatalar yaparak bölgede yalnızlaştığına da dikkat çekerken, “Bölgesel yalnızlık da ekonomiyi kötü etkiledi. Erdoğan, bu izolasyondan kaçması gerektiğini hissetti. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in yakınlaşmasının Erdoğan’ın ülkesinin kapılarını Herzog’a açmasında rol oynadı” dedi.

“Erdoğan fark etti”

Deneyimli diplomat, “Erdoğan bölgesel olarak geriye düşerken İsrail de ilişkileriyle yükselmeye başladı. Erdoğan Orta Doğu piramidinde İsrail’in Türkiye’nin üstünde olduğunu fark etti ve birinin yakalaması umuduyla bir halat fırlattı” yorumunu yaptı. İsrail’in bu ziyaretten kaybedecek bir şeyi olmadığını dile getiren Liel, “Kazanç sağlanabilecek bazı alanlar var. Sonuçta Türkiye halen ekonomik açıdan büyük bir ülke. Ekonomi alanında ve Suriye konusunda kazanç elde edebiliriz. Ayrıca ilişkiler normalleşirse Orta Doğu’da diplomatik açıdan büyük atılımlar da elde edilebilir. Türkiye, İsrail tarafına katılırsa İran-Katar ekseninin karşısında büyük bir etki yaratabilir” dedi.

Liel sözlerini, “Bence bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Şu anda elimiz muslukta. Erdoğan bize yakınlık gösterdi, biz de musluğu açtık. İsrail şimdi Türkiye’nin yakınlığındaki ciddiyeti test edecek. Eğer Erdoğan bizim beklentimizi karşılamazsa ya da sözlerini tutmazsa bu musluğu kapatırız” diyerek sonlandırdı.

Paylaşın

Bakan Koca Açıkladı: İşte İllere Göre Haftalık Vaka Sayıları

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Kırşehir, Aksaray, Eskişehir, Bolu, Bilecik, Ardahan, Sivas, Ankara, Isparta, İstanbul olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 19-25 Şubat 2022 tarihleri arasında illere göre her 100 bin kişide görülen korona virüsü vaka sayılarının haritasını paylaştı.

Buna göre, 19-25 Şubat haftasında 100 binde Kovid 19 vaka sayısı İstanbul’da 646,49, Ankara’da 1275,52, İzmir’de ise 662,39 oldu.

Vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 il ise şöyle: Kırşehir, Aksaray, Eskişehir, Bolu, Bilecik, Ardahan, Sivas, Ankara, Isparta, İstanbul.

Vaka yoğunluğu 12 Şubat 18 Şubat tarihleri arasında en çok artan 10 il ise sırasıyla; Amasya, Kırşehir, Aksaray, Denizli, Yozgat, Çorum, Samsun, Tunceli, Eskişehir, Artvin

Vaka yoğunluğu 5 Şubat 11 Şubat tarihleri arasında en çok artan 10 il Amasya, Osmaniye, Karaman, Burdur, Adıyaman, Çorum, Kırşehir, Hatay, Kayseri, Samsun olmuştu.

Vaka yoğunluğu 29 Ocak-4 Şubat tarihleri arasında en çok artan 10 ilin Samsun, Tokat, Ordu, Uşak, Artvin, Giresun, Karabük, Amasya, Çorum ve Adana olduğu açıklanmıştı.

Vaka yoğunluğu 22-28 Ocak tarihleri arasında en çok artan 10 il Elazığ, Uşak, Iğdır, Tokat, Kırklareli, Rize, Kırıkkale, Isparta, Bayburt, Manisa olmuştu.

Bakan Koca’nın paylaştığı verilere göre 15-21 Ocak arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok Erzurum, Bursa, Çankırı, Yalova, Erzincan, Uşak, Batman, Elazığ, Siirt, Bayburt’ta artmıştı.

Bir önceki hafta vaka yoğunluğuna göre en çok artış Bingöl, İstanbul, Bolu, Rize, Kocaeli, Erzurum, Ankara, Bilecik, Tunceli ve Trabzon olmuştu.

Paylaşın

Danıştay, Kanal İstanbul’un Bir İhalesini İptal Etti

Danıştay 13. Daire, Kanal İstanbul projesi kapsamında “Halkalı-Ispartakule Arası Demiryolu Hattı İnşaatı” ihalesini hukuka aykırı bularak iptal etti. “Pazarlık usulü” yöntemiyle yapılan ihalede gerekli açıklık ve rekabetin sağlanmadığı belirtilen kararda, ihalenin Kamu İhale Kanunu’nun 21/b fıkrasında aranan “ivedilik şartını” taşımadığı vurgulandı.

Danıştay, kararın “kesin nitelik” taşıdığına dikkat çekerek “karar düzeltme yolu”nun da kapalı olduğuna hükmetti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, “Halkalı-Kapıkule Yeni Demiryolu İnşaatı Kapsamında Halkalı-Ispartakule Arası (Kanal İstanbul Geçişi) Demiryolu Hattı İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini ve Yapımı” ihalesini 28 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirmişti.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; İhalede doğal afet, salgın hastalık, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden durumlarda uygulanan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi kapsamında ilansız olarak pazarlık usulü yöntemi uygulandı. İhale konusu yapım işi, “ivedi” olarak yapılması zorunlu olan işler arasında gösterildi.

Bakanlık, bu kapsamda ihaleye 9 firma davet ederken 5 firma da teklif verdi. Ekonomik açıdan en uygun teklif, 3 milyar 111 milyon 362 bin 15 TL bedelle Gülermak-Yapı ve Yapı-Taşyapı ortaklığından geldi. İhaleyi, bu ortaklık kazandı. Söz konusu hattın, Küçükçekmece Gölü ile ileride yapılacak Kanal İstanbul projesinin altından geçecek şeklinde çift tüp tünel şeklinde yapılması planlandı.

Ancak Modifalt İnşaat Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, işin açık ihale ile yapılmamasının yasaya aykırı olduğu iddiasıyla dava açtı. Ankara 18. İdare Mahkemesi, 14 Ekim 2021 tarihinde ihalenin iptali talebini reddetti. İşin yapım tekniği açısından özellik arz eden bir iş olduğunu ve ivedilik şartının gerçekleştiğini vurgulayan mahkeme, bu nedenle pazarlık usulü yapılmasında hukuka aykırılık olmadığını savundu. Ancak davacı şirket, bu karara itiraz etti.

Bakanlığın gönderdiği savunma

Danıştay’a savunma gönderen Bakanlık, ihalenin yapım tekniği açısından özellik arz ettiğini belirterek özel teknolojik/teknik ekipmanların temin süresinin uzun olduğunu iddia etti.

Halkalı-Kapıkule demiryolu hattının tüm fazlarıyla tek bir entegre demiryolu sistemi olarak açılmasının planlandığını belirten Bakanlık, aksi takdirde projenin tamamlanan kısımlarının atıl olarak bekleme riski bulunduğunu savundu. Bakanlık, tüneli barındıran bu hat kesiminin yapımının diğer işlere yetiştirilmesinin devam eden işlerin kredi sözleşmelerinde idarece taahhüt edildiğini de kaydetti.

Danıştay ihaleyi iptal etti

İtirazı görüşen Danıştay 13. Daire, oyçokluğuyla dava konusu işlemin iptaline ve idare mahkemesinin kararının kaldırılmasına hükmetti. Danıştay, “kesin” olarak verilen karara karşı “düzeltme yolu”nun da kapalı olduğunu karara yazdı.

Kararın gerekçesinde, pazarlık usulünün uygulanabilmesi için 21. maddenin (b) bendinde sayılan şartlardan bağımsız olarak bunlarla birlikte aranması gereken şartlardan olan “ivedilikten” kastın, hem ihale sürecinin bir an önce tamamlanması hem de ihale konusu işin kamu hizmetinin kesintiye uğramaması için mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesi anlamı taşıdığı ve yapım tekniği açısından özellik arz ettiği ileri sürülen işlerde de aynı şartın birlikte aranacağı belirtildi.

Bu bakımdan dava konusu işin bitirilme süresinin “1170” gün olarak belirlenmesinin ivedilik şartı ile bağdaşmadığı vurgulanan kararda, “Davalı idarenin pazarlık usulü ile ihale yapma gerekçelerinin işin süresinin 1170 gün olarak belirlenmesi hususu göz önüne alındığında istisnai bir yöntem olan pazarlık usulü ile ihaleye çıkılması için geçerli sebep olarak görülemeyeceği anlaşılmaktadır” denildi.

“Rekabetin sağlanmasında kamu yararı var”

Bu itibarla ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarda ve zamanınında karşılanabilmesi için açıklık ve rekabetin sağlanmasının kamu yararı açısından gerekli olduğu ifade edilen kararda, “4734 sayılı Kanun’un 21/b maddesinde belirtilen şartların oluştuğuna dair hukuken geçerli bir neden gösterilmeksizin söz konusu ihalenin pazarlık usulü ile gerçekleştirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir” sonucuna varıldı.

Paylaşın

Babacan, Erdoğan’a Kendi Sözlerini Hatırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yıllar önce söylediği “Akaryakıt darlığı halkı perişan etti. Aylardır tüpgaz alamayanlar geceleri de kuyruklarda geçiriyor” sözlerini hatırlatan DEVA Lideri Babacan, “Sayıyla un alıyoruz, zam korkusuyla kuyruklara giriyoruz” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce kurduğu söylemlerini hatırlattı.

Erdoğan’ın “Akaryakıt darlığı halkı perişan etti. Aylardır tüpgaz alamayanlar geceleri de kuyruklarda geçirmeye başladı” sözlerine karşı, “Artık bu memlekette bayat ekmek ve benzin kuyrukları var” diye konuştu.

Babacan’ın paylaştığı videoda Erdoğan, “Akaryakıt darlığı halkı perişan etti. Aylardır tüpgaz alamayanlar geceleri de kuyruklarda geçirmeye başladılar. Devülasyon piyasaya kara bulut gibi çöktü. Fiyat artışları önlenemiyor. Dün de sabun, zeytinyağı, deri ve kösele fiyatlarına zam geldi. Akaryakıt zammı yürürlüğe girdi. Şeker satışları dün durduruldu. Var mı böyle bir şey?” sözlerini söyledi.

Erdoğan’ın yıllar önceki sözlerine Babacan, “Artık var. Ülkede işlerin iyi gittiği dönemde ne yapıyor? 1970’lerdeki, 1990’lardaki kötü günleri hatırlatıyor. Ama artık bu memlekette bayat ekmek kuyrukları var. Sık sık gelen zamlardan önce depolarını bir an önce doldurmak isteyenlerin oluşturduğu benzin kuyrukları var. Marketlerde miktar sınırı uyarılarıyla satılan ürünler var. Un, kahve asmışlar, ‘Bir paketten fazla alamazsın’ diyor. Bu bolluk ülkesini yokluk ülkesine çevirdiler. Bu ülkeyi o eski karne döndürüyorlar hızla. Sayıyla un alıyoruz, zam korkusuyla kuyruklara giriyoruz. 2009’da bizlerin işin içinde olduğu ortak aklın, istişarenin olduğu dönemde 1970’leri 1990’ları hatırlatıp o günün başarılarıyla övünen Sayın Erdoğan, bugün işte ülkeyi 2009’lardan alıyor 70’lerin 90’ların ülkesi yapıyor.” diyerek karşılık verdi.

Babacan’ın sosyal medya hesabından “Sabah #ekmekkuyruğu, öğlen #yağkuyruğu, akşam #benzinkuyruğu. Bu yokluğun tek sorumlusu iktidardaki otoriter ittifak. Önümüzdeki seçim; yokluk ile bolluk arasında olacak” notunu kullanarak paylaştığı video şöyle:

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan Dikkat Çeken ‘Üçüncü Yol’ Açıklaması

Partisinin Hatay kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokrasi İttifakı’nı ortak mücadeleyle inşa edeceklerini belirterek, “Üçüncü Yol, ülkeye demokratik cumhuriyetin yolunu açar” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, konuşmasında, ülkede kalıcı barışın ancak demokrasiyle sağlanabileceğinin altını çizerek, “Demokrasi ancak Kürt sorununa demokratik çözüm ile kurulabilir. O nedenle biz bu ülkeyi demokratikleştirecek, cumhuriyeti demokrasi ile buluşturacak büyük barışı hedefliyoruz. Büyük barış için yürüyoruz. Barış ve demokrasi birbirinden koparılamaz. Demokratik çözüm ve bu ülkede özgür yaşam birbirinin parçalarıdır birbirinden koparılamayacak şekilde bağlıdır. Bu nedenle mücadelemizi demokrasi ve barış ekmek ve özgürlük üzerine kurduk. Halkların ortak demokrasi mücadelesi üzerine kurduk. Demokrasi İttifakını da bu ortaklığın ana politikası olarak belirledik” ifadelerini kullandı.

Sancar, konuşmasının devamında, “Öyle bir zihniyet ve iktidarla karşı karşıyayız ki, on yıllardır bu ülkeye yıkımı yoksulluğu, savaşı ve talanı dayatıyor. AKP ve MHP faşist bloğu bu ülkede son 5-6 yılda savaş politikalarının her türünü devreye soktu. Suriye iç savaşında IŞİD gibi diğer yıkıcı örgütleri destekledi, yol verdi ve yıkımın ortakları arasında yer aldı. IŞİD zihniyeti her türlü farklılığı yok sayan, herkesi tek bir kalıba sokmaya çalışan ve bunun içinde bütün zulüm yöntemlerini vahşet yollarını kullanabilen bir zihniyettir” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hatay İl Örgütü’nün 4’üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, kongrede bir konuşma yaptı. Sancar’ın konuşması şöyle;

“Kongremize coşkuyla, heyecanla bu havayı taşıyan bütün değerli yoldaşlar, hepiniz hoş geldiniz, hepinizi yürekten selamlıyorum. Antakya’da bulunmak her zaman beni heyecanlandırır. Antakya HDP fikriyatının filiz verdiği, boy attığı topraklardandır. Tıpkı benim büyüdüğüm Mardin gibi. Ne zaman Mardin’i düşünsem Antakya gelir aklıma ne zaman Antakya’yı düşünsem Mardin’i düşünürüm. Halkların, inançların, kültürlerin birlikteliği, barış içinde yaşamı bu topraklarda örnek bir model oluşturmuştur. Bugüne kadar bu topraklar bu kültürel zenginliği, kardeşliği korumuştur. Bütün düşmanlaştırma çabalarına rağmen, ayrıştırmalara rağmen, nefret diline, saldırılara komplolara rağmen. Bu inançtan, bu amaçtan bu toprakta yaşayanlar vazgeçmemiştir. Onun için buralar barışın, eşit gönüllü birlikteliğin topraklarıdır. Tıpkı HDP fikriyatının ruhu gibi. Bu nedenle Antakya’da bulunmak, sizlere seslenmek, sevginizi ve desteğinizi almak büyük bir şereftir. Tam da dünyada savaş tamtamları bütün hızıyla çalmaya devam ederken Antakya gibi şehirlerimizde Mardin gibi topraklarımızda kardeşliğin, barış içinde birlikte yaşamanın nasıl değerli olduğunu çok daha fazla anlamış olmamız gerekiyor.

“Bizler, barışın halkların güçlü buluşması ve eşit birlikteliği ile mümkün olacağını söylüyoruz”

Yıllardır HDP olarak biz barışın ancak eşit gönüllü birliktelik ve halkların dayanışması ile kurulabileceğini söylüyoruz. Biz barış derken bazıları bizlere dudak büküyordu. Bunlar da durmadan barış diyorlar, nedir barış, ne istiyorlar, ne demek barış? Barışı anlamak için maalesef bazen savaşın yani barışın karşıtı olan savaşın yıkıcılığını yaşamak gerekiyor. Şimdi bu yıkım dünyayı tehdit ediyor. Bölgemizde, ülkemizde yıllardır sürdürülen savaş politikalarına karşı barışın sesi olmak için her alanda çalıştık, asla bu mücadeleden taviz vermedik, bu hedeften vazgeçmedik. Ve barışın ancak halkların güçlü buluşması ve eşit birlikteliği ile mümkün olacağını söyledik. Bunda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha savaşın yıkımı canlı bir şekilde bütün dünyanın gözleri önüne serdi. Bu ülkede barış ancak demokrasi ile gelir. Demokrasi ancak Kürt Sorununa demokratik çözüm ile kurulabilir. O nedenle biz bu ülkeyi demokratikleştirmek, cumhuriyeti demokrasi ile buluşturacak büyük barışı hedefliyoruz. Büyük barış için yürüyoruz. Barış ve demokrasi birbirinden koparılamaz. Demokratik çözüm ve bu ülkede özgür yaşam birbirinin parçalarıdır, birbirinden koparılamayacak şekilde bağlıdır. Bu nedenle mücadelemizi demokrasi ve barış ekmek ve özgürlük üzerine kurduk. Halkların ortak demokrasi mücadelesi üzerine kurduk. Demokrasi ittifakını da bu ortaklığın ana politikası olarak belirledik.

“AKP ve MHP faşist bloku son 5-6 yılda savaş politikalarının her türünü devreye soktu”

Öyle bir zihniyet ve iktidarla karşı karşıyayız ki on yıllardır bu ülkeye yıkımı, yoksulluğu, savaşı, talanı dayatıyor. AKP ve MHP faşist bloku bu ülkede son 5-6 yılda savaş politikalarının her türünü devreye soktu. Suriye iç savaşında IŞİD gibi diğer yıkıcı örgütleri destekledi, yol verdi, yıkımın ortakları arasında yer aldı. IŞİD zihniyeti her türlü farklılığı yok sayan, herkesi tek bir kalıba sokmaya çalışan, bunun için de bütün zulüm yöntemlerini vahşet yollarını kullanabilen bir zihniyettir. Buna karşı halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesi yer alıyor. Bunun karşısında birlikte, gönüllü, eşit özgür yaşam ideali yer alıyor. İşte bu topraklarda asıl mücadele bu iki zihniyet arasındadır. Tekçi baskıcı zalim zihniyet mi? Özgürlükçü, eşitlikçi ve demokrasiyi kendi yaşamının vazgeçilmez temeli sayan anlayış mı? Bu ülkede asıl kazanacak olan işte bu ikinci zihniyettir. Nitekim Suriye’de, Rojava’da IŞİD zihniyetine vurulan büyük darbe, bu tekçi, zalim ve vahşi anlayışın bölgeyi sarmasına, egemenlik altına almasına dur demiştir.

“Ülkeyi savaş politikalarıyla rant ve talan ekonomisiyle yıkım noktasına getirdiler” 

İşte AKP-MHP iktidarının bütün hırçınlığı, bu bölgeye ve ülkeye bu zihniyeti getirmek için uğraşanlara karşı büyük direniş gösteren halkların özgürlük mücadelesidir. Öfkesi bu zihniyeti yenilgiye uğratan mücadelenin kararlılığındandır. HDP’ye saldırırken asıl bu kararlılığa ve mücadeleye saldırmaktır. O saldırılar aynı zamanda bir intikam operasyonudur. Öfke kin operaysonlarıdır. Biz yolumuza aynı hedefle kararlılıkla devam ediyoruz. Baskılar bizi yıldıramıyor. Ülkeyi savaş politikalarıyla rant ve talan ekonomisiyle yıkım noktasına getirdiler. Felaketten felakete sürüklüyorlar. Emekçilerin haklarını, ekmeklerini her geçen gün daha fazla gasp ediyorlar, doğayı talan ediyorlar. Yandaşa peşkeş çekiyorlar. Kadınların şiddete uğramasına, katledilmesine zemin hazırlıyorlar. Gençlerin geleceğini, umutlarını, neşelerini gasp ediyorlar. İşte buna karşı asıl yapılması gereken nedir? Buna karşı bütün bu saydığım mazlumların, mağdurların, Kürt halkının özgürlük mücadelesi başta olmak üzere kadınların eşit hak mücadelesi, gençlerin özgür gelecek mücadelesi, emekçilerin ekmek ve onur mücadelesi birleştiğinde bu iktidar mutlaka son bulacaktır. Bu zihniyet mutlaka yenilecektir ve yeni bir başlangıç inşa edilecektir.

“Halklar bu talan politikasına dur diyecek güçtedir, mücadele ortaklığı bu talanı durduracak kuvvettir”

Yıllardır sürdürdükleri rant politikalarının, talan politikalarının yol açtığı sonuçları Türkiye’nin dört bir köşesinde yaşıyoruz. Antakya da bu yıkımı yaşayan şehirlerimizdendir. Bakın şimdi de zeytinlikleri maden şirketlerine peşkeş çekmek için yönetmeliklerden çıkarıyorlar. Ayçiçek ekim tarlalarını Trakya’da imara, ranta açtılar, ayçiçeği üretimi bitme noktasına geldi. Şimdi bu ülkede yağ kuyrukları oluşuyor. Sıraya zeytinlikleri koydular, bin yıllık ağaçların, barışın, verimin sembolü olan zeytinlikleri 3-5 maden şirketine peşkeş çekmek için yok etmeye niyetlendiler. Ama halklar direniyor. Halklar bu talan politikasına dur diyecek güçtedir. Mücadele ortaklığı bu talanı durduracak kuvvettir, her türlü talana, sömürüye, her türlü zulme karşı şimdi olduğu gibi yarın da hep birlikte mücadele etmeyi asla bir kenara bırakmamalı, ihmal etmemeliyiz. Ortak mücadeleden ve buradan çıkacak gücün bu ülkeyi özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve demokrasiye götüreceğinden asla şüphe duymalıyız. Antakya aynı zamanda bir direniş ve direniş coğrafyasıdır. Haksızlığa boyun eğmeyen, onurunu her şart altında koruyan bir geleneğin kentidir. Arkadaşlarımız isimlerini saydılar ama ben yine de Ali İsmail Korkmazları bir kez daha anayım, Abdullah Cömertleri bir kez daha saygıyla anayım, Ahmet Atakanlara buradan bir kez daha minnet ve saygı göndereyim. Ve daha nicelerine buradan mücadeleye hayatları pahasına verdikleri o değerli katkıdan dolayı saygılarımızı sizin aracılığıyla iletelim.

“Onlar saldırdıkça biz büyüyoruz çünkü yolumuz doğru, davamız haklıdır”

Boşuna ödenmiyor bu bedeller; bedel ödüyoruz, yoldaşlarımızı cezaevlerine koyuyorlar, doğrudur. Her gün yeni yöntemlerle bizleri sindirmeye çalışıyorlar bu da doğrudur. Semra vekilimizin dokunulmazlığını kaldırıyorlar, Aysel Tuğluk arkadaşımızı hücrede ölüme mahkum eder şekilde rehin tutmaya devam ediyorlar. Onun gibi hasta pek çok mahpusa fiilen idam cezasını uyguluyorlar, doğrudur. Ama asıl büyük doğru şudur; baş eğmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz asla teslim olmayacağız. Onlar saldırdıkça biz büyüyoruz, çünkü yolumuz doğru, davamız haklıdır.

“Sermayedarlar savaşlarda servetlerine servet kadar ama olan halklara, emekçilere olur”

Dünyada savaş tehdidi yayılmaya devam ediyor. Rusya Ukrayna’yı işgal ediyor ve NATO, ABD yayılmacı, kışkırtıcı politikalarıyla savaşın zeminini hazırlıyor. Bizler sadece ülkemizde değil bölgemizde de bütün dünyada da barış istiyoruz. Savaşa bütün inancımız ve kararlılığımızla hayır diyoruz. Çünkü savaş yıkım demektir, savaşın faturasını en çok yoksul halklar öderleri bir avuç savaş baronu, silah baronu, bir avuç sermayedar savaşlarda servetlerine servet katar ama yoksulun canı gider ekmeği gider, toprağı yurdu gider. O nedenle savaş, halkların emekçilerin yararına değildir. O nedenle savaşa her yerde şart altında karşı çıkmak en başta ezilenlerin emekçilerin, yoksulların görevidir.

“Suriye’de savaş, Ortadoğu’da işgal politikaları güden bir iktidarın barış kelimesini ağzına almaya hakkı yoktur”

Bizler burada barış derken bizimle dalga geçenler, ya da bize dudak bükenler şimdi barış havarisi kesilmişler. Suriye’de savaş politikaları, Ortadoğu’da işgal politikaları güden bir iktidarın ve onun yandaşlarının barış kelimesini ağızlarına almaya hakları yoktur. Eğer barış diyeceksek her yerde diyeceğiz, eğer işgale karşı isek her yerde işgale karşı çıkacağız. Ukrayna’da işgale karşı çıktığımız gibi Afrin’deki işgale de karşı çıkacağız. Serêkaniyê’deki işgale de karşı çıkacağız. Bütün işgal ve savaş politikalarına hep birlikte her yerde karşı çıkacağız. Savaşa her yerde hayır diyeceğiz. Barış hemen şimdi ve her yerde diye haykırmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki bu ülkeye de bu bölgeye de barışı ancak halkların ortak mücadelesi getirebilir. O nedenle demokrasi ittifakı ile emekçilerin haklarını mazlumların ortak mücadelesi üzerinden inşa etmeye devam ediyoruz. Ne inkarcı, imhacı, sömürücü, talancı zihniyete yol bırakacağız ne de bunun karşısına sadece küçük düzeltmelerle alternatif adı altında seçenek sunduğunu iddia edenlere meydanı boş bırakacağız. Hayır başka bir imkan, başka bir seçenek var; 3’üncü yol ve halkların ortak mücadelesi. Ancak bu yol bizi bu ülkede yeni bir başlangıca götürebilir, ancak bu yol bizi yeni bir inşa için güçlendirir. Yeni inşa, yeni başlangıç eski zihniyeti, inkarcı, imhacı, sömürücü, talancı, rantçı, yalancı, kancı zihniyetten kurtarır, ülkeye demokratik cumhuriyetin ve büyük barışın yolunu açar. Bunda kararlılıyız.

“Kürt halkının dimdik duruşunu Türkiye halklarının ortak iradesi ile buluşturacağız “

Antakya, demokrasi ittifakının ve 3’üncü yolun nasıl başarılı olabileceğini mücadelesiyle göstermiştir. Seçimlerde iradesiyle de göstermiştir. Burada ortaya çıkan bu barış şimdi bütün ülkeye yayılacaktır. Mücadalede kararlılığımızla yayılacaktır, inancımızla yayılacaktır ve güçlenerek, yürüyüşümüzü sürdürürek yayılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, biz gerçek demokrasi, güçlü demokrasi, kalıcı barış peşindeyiz. Düşmanlaştıran, halkları birbirine kırdıran, halklar arası nefreti yaygınlaştıran her türlü zihniyete nerede olursa olsun, kimden gelirse gelsin karşı duracağız. Ülkeye gerçek demokrasiyi, ortak ve eşit yaşamı, eşit vatandaşlığı mutlaka getireceğiz. Halklar kimliklerini özgürce yaşayacak, inançlar eşit olacak. Ayrımcılık son bulacak, emekçi alın terininin hakkını alacak, bu ülkenin kaynakları eşitçe bölüşülecek. İşte bizim bu ülkeye vaat ettiğimiz asıl gelecek budur, bu geleceği kuracak gücümüz vardır. Bu gücün varlığına inanalım, yolumuzda kararlılıkla yürümeye devam edelim. Yürüdükçe büyüyoruz, güçleniyoruz ve yeni bir başlangıcı gerçek anlamda sağlayacak yolu sonuna kadar açıyoruz. O nedenle kendimize güvenelim, inanalım birbirimizle omuz omuza, el ele, kol kola yürümeye devam edelim. Bu yol bu ülkeye güçlü demokrasiyi, büyük barışı mutlaka getirecektir. Antakya’dan yükselen halkların eşit ortak yaşam ideali mutlaka gerçekleştirilecektir. Antakya’dan yükselen onur ve özgürlük ekmek ve barış demokrasi ve iş aş hedeflerine, bunların birbirleriyle bağlı olduğu gerçeğine mutlaka daha fazla ve kuvvetli bir şekilde sarılmalıyız. Bunların hiç birini birbirinden koparmamalıyız. Kürt halkının 10 yıllardır her türlü zulme rağmen dimdik duruşunu, Türkiye halklarının ve emekçilerinin ortak iradesi ile buluşturacağız. İşte bu buluşma gerçek özgürlük, güçlü demokrasi ve büyük barışı da getirecektir. Buna inancımız sonsuzdur. Bu yolda yürüyüşümüz mutlaka başarı getirecektir. Mutlaka kazanacağız, hepinizi bu inançla, kararlılıkla bir kez daha selamlıyorum.”

Paylaşın

Emniyet ‘Yağ Fiyatları’ Paylaşımları Hakkında İşlem Başlattı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ” gıda eksikliği üzerinden manipülasyon yapanlar tespit edilecek” açıklamasının ardından yağ fiyatları üzerinden paylaşım yapan hesaplar hakkında işlem başlatıldığını duyurdu.

EGM yaptığı açıklama “Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve bağlı il birimlerince, kanunların verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde, suç ve suçlularla mücadele amacıyla internet ortamında 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütülmektedir.

Yürütülen sanal devriye faaliyetleri kapsamında, Twitter isimli sosyal medya platformu üzerinde ‘yağ fiyatları’ üzerinden provokatif ve dezenformasyon içeren  paylaşımlarda bulunan 45 hesap hakkında işlemlere başlanılmıştır” ifadelerine yer verdi.

Ne oldu?

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle ham ayçiçeği yağının tonu 1400 dolardan 2 bin doların üzerine çıktı. Yağda yaşanan kriz nedeniyle zincir marketlerde yağ fiyatlarında artış yaşandı.

Sektör temsilcilerin Türkiye’nin stoklarında market rafları dahil olmak üzere 1-1.5 aylık yağ kaldığı açıklamaları medyada gündem olmasıyla birlikte tüketicileri yağ alımına yöneltti. Marketlerde 2 adetten fazla 5 litrelik yağ satış yapılmazken, markasına ve markete göre fiyatları 139 ile 180 lira arasında satışa sunuldu.

Bakan Soylu ne dedi?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bugün yaptığı açıklamada, “Şimdi güya bir gıda ürününde ‘eksiklik olacak’ diye sosyal medyada tahrik ederek, insanları marketlere dökmeye çalışarak, Türkiye içerisinde bir şeyi geliştirmek istiyorlar. Tarım Bakanımız açıklama yaptı. Öyle bir eksikliğimiz söz konusu değildir, Allah’a şükürler olsun.

“Türkiye’nin bu konularda herhangi bir eksikliği söz konusu değildir. Bu konuda arkadaşlarımız sosyal medyada bu manipülasyonları yapanların veya sadece sosyal medya değil; gerçeklikte bu manipülasyonları yapanlara gerekli tespitleri yapıp, cezaları vermekten imtina etmezler” demişti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 170 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 27 bin 671 yeni vaka tespit edilirken, 170 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85.16 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92.98 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 348 bin 146 test yapılırken, 27 bin 671 yeni vaka tespit edildi. 170 kişi hayatını kaybederken, 50 bin 241 kişi sağlığına kavuştu.

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 92.98, 2’nci doz ortalaması yüzde 85.16 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 712 bin 192, 2’nci dozda 52 milyon 858 bin 604 ve 3’üncü dozda 27 milyon 275 bin 568 olmak üzere toplam 145 milyon 990 bin 177 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Bakanlığın açıkladığı 5 Mart Cumartesi gününe ait verilere göre, 32 bin 389 vaka tespit edilirken 174 kişi yaşamını yitirmişti. Dün, 360 bin 353 test yapılmış ve 57 bin 894 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

Buldan: Karanlık Zihniyet Halkın Yakasından Mutlaka Düşecektir

Partisinin Gaziantep kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan “En büyük umut haline geldi bunu herkes biliyor. HDP düşmedi, HDP düşmeyecek, bunu da herkes böyle bilsin. Barış umutları düşmedi, asla düşmeyecek. Ne yargı kumpasları ne siyasi operasyonları ne çökertme politikaları halklarımızın umudunu çökertemedi, çökertemeyecek. Karanlık zihniyet halkın yakasından mutlaka düşecektir. AKP düşecektir, MHP düşecektir.” dedi. Buldan, “HDP’nin yarattığı umudu ve cesareti kırabileceklerini sandılar ve bir hayal kurdular, yine yanıldılar. Biz onları yanıltmaya devam edeceğiz” dedi. 

Haber Merkezi / Rusya-Ukrayna krizine değinen Buldan, “Her gün insanların yaşamını yitirdiği, gencecik insanların toprağın altına girdiği Ukrayna halkının yaşadığı acıyı ve zulmü en iyi anlayan bizleriz. Bu savaş halkların tercihi olan bir savaş asla değildir. Savaşın kaybedeni her zaman mazlum halklar olmuştur. Dolayısıyla arkadaşlarım insanlığın başına bela olan bu savaş siyasetinin karşısında halklar olarak barış siyasetini en fazla dillendirmek için en iyi zemin, en iyi süreç bu süreçtir.” ifadelerini kullandı.

Buldan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Savaşları görüyoruz, barışın ne kadar acil ne kadar elzem olduğunu hep beraber anlıyoruz. Savaş karşıtı milyonlarca insan olduğunu biliyoruz. Savaş karşıtı büyük bir koalisyona bugün Türkiye’de ihtiyaç olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bunu başarabilirsek savaş politikalarını uygulayanlar değil, barışı umut edenler kazanır, biz kazanırız, halklar kazanır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gaziantep İl Örgütü’nün 4’üncü Olağan Kongresi, bir düğün salonunda yapıldı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kongrede bir konuşma yaptı. Buldan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle;

“Kobani kumpas davası AKP-MHP ittifakının HDP’nin önünde çıkardığı bir kumpas davasıdır. Bu dava hukuki bir dava değil, siyasi bir davadır. Tam 8 yıl önce burada Antep’te ‘Kobani düştü düşecek’ dediği için bir kaos yaratmaya çalıştılar.

Bekledikleri sonucu alamadılar. Bizim önümüze çıkardıkları tam da budur. Bu bir intikam davasıdır. Bu dava sadece Kobani kumpas değil, HDP’yi kapatma davası olarak önümüze çıkmaktadır.

Tam anlamıyla siyasi bir davadır. Başaramadılar, ama başaramayacaklar. Bizi siyasetten koparamadılar, koparamayacaklar. Mahkemelerinde boyun eğeceğimizi sandılar ama onları boşa çıkarttık. Kobani gerçeğini bütün arkadaşlarımız tek tek anlatarak yüzlerine vurmaya devam edecekler.

Çünkü bu davanın hakikatle sonuçlanacağını çok iyi biliyoruz. HDP’nin mücadelesini, Türkiye siyasetindeki yerini, önemini anlatmaya devam edeceğiz. Onların işleri engel çıkarmak olabilir ama bizim işimiz önümüze bakmak, yolumuza devam etmektir. Onlar sandıktan korktukları için karşımıza sandıkla çıkmıyorlar. Sandıktan, siyasettin korktukları için karşımıza kumpas davalarla çıkıyorlar. Onların dertleri, tasaları halkın sorunu, ülke toplumunun sorunu değil tek dertleri HDP’idr, muhalefet güçleridir, Kürtlerdir. Ama bu hesapları bir bir bozuluyor.

HDP’nin yarattığı umudu ve cesareti kırabileceklerini sandılar ve bir hayal kurdular, yine yanıldılar. Biz onları yanıltmaya devam edeceğiz. HDP’nin mücadelesinin başladığı yer, AKP’nin siyasetinin bittiği yerdir Her türlü engel, kumpas, baskıya rağmen HDP’yi korkutamadılar, HDP’ye geri adım attıramadılar. Halklarımızın iradesini kıramadılar. Kongrelerimiz buna en güzel cevaptır. Mecali kalmadı diyenlere en güzel cevaptır.

‘Halkın yakasından düşecekler’

En büyük umut haline geldi bunu herkes biliyor. HDP düşmedi, HDP düşmeyecek, bunu da herkes böyle bilsin. Barış umutları düşmedi, asla düşmeyecek. Ne yargı kumpasları ne siyasi operasyonları ne çökertme politikaları halklarımızın umudunu çökertemedi, çökertemeyecek. Karanlık zihniyet halkın yakasından mutlaka düşecektir. AKP düşecektir, MHP düşecektir.

Bugün bakıyoruz özellikle Ukrayna’da bir güç savaşı var. Gittikçe de büyüyen, insanların ölümüne, topraklarından göç etmek zorunda olan bir savaştan bahsediyoruz. Her gün insanların yaşamını yitirdiği, gencecik insanların toprağın altına girdiği Ukrayna halkının yaşadığı acıyı ve zulmü en iyi anlayan bizleriz. Bu savaş halkların tercihi olan bir savaş asla değildir. Savaşın kaybedeni her zaman mazlum halklar olmuştur. Dolayısıyla arkadaşlarım insanlığın başına bela olan bu savaş siyasetinin karşısında halklar olarak barış siyasetini en fazla dillendirmek için en iyi zemin, en iyi süreç bu süreçtir. Savaşları görüyoruz, barışın ne kadar acil ne kadar elzem olduğunu hep beraber anlıyoruz. Savaş karşıtı milyonlarca insan olduğunu biliyoruz.

Savaş karşıtı büyük bir koalisyona bugün Türkiye’de ihtiyaç olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bunu başarabilirsek savaş politikalarını uygulayanlar değil, barışı umut edenler kazanır, biz kazanırız, halklar kazanır. Barışarak kazanacağımıza, büyüyeceğimize, güçleneceğimize yürekten inanıyoruz. HDP bunun için var, bunun için mücadele ediyor. Suriye’de, Ukrayna’da Türkiye’de de dünyada da barış diyoruz. Barış dışında hiçbir seçenek yoktur. Dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan bir savaş tüm insanlığın ortak sorunudur. HDP olarak bir kez daha diyoruz ki bütün sorunların çözümü diyalogdur, müzakeredir.

Tek geçerli çözüm yolunun demokratik sivil yollardan geçtiğini ve bu yöntemle çözümlerin kolay olduğunu söylemeye devam edeceğiz. İşte HDP bunun mücadelesini vermektedir. Vermeye de devam edecektir. Türkiye’de öyle bir iktidar var ki Kürt sorununu inkar ediyor. Barış imkanlarına büyük zararlar veren bir iktidar var. Tecrit politikası, tüm Türkiye’ye yayılan, sadece İmralı ile sınırlı kalmayan, ülkenin her tarafına sirayet eden politikanın kaybedeni sadece Kürtler değil herkestir. Barışa kapatılan kapılar ortak geleceğe kapatılmıştı, bunun kaybedeni herkestir. Diyalog ve müzakereye kapatılan yolların kaybedeni de herkestir. Şimdi en büyük barış ittifakını kurma zamanıdır. Barış hemen şimdi deme zamanıdır. Barışı bu ülkeye biz getireceğiz önce Erdoğan’ı göndereceğiz, AKP’yi göndereceğiz. Barışı getireceğiz. Çünkü biliyoruz ki barış samimiyet ister, biliyoruz ki barış ilkeli bir duruş ister.

Muhalefete tepki

Bugün bütün hukuksuzluklara şikayet eden ama bunu uygulamaya gelirken yerine koymayan muhalefet ile karşı karşıyayız. HDP’nin belediyelerine kayyım atanırken sesini çıkarmayan bir muhalefet var. Muhalefetin bu tavrını bu tutumunu bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini belirtmek ve ifade etmek istiyorum. Türkiye’de sanki ortada bir hukuk varmış gibi duran muhalefeti bu anlattıklarım üzerinden ilkeli bir duruş sahibi olmaya davet etmek istediğimizi belirtmek istiyorum. Bu hukuksuzluklar sadece HDP’ye değil, ülkenin geleceğine yapılan saldırılardır.

Bugün ekonomi ne halde görüyoruz. İşçiyi, esnafı, kadınları zamlarla ne hale getirdiklerini hepimiz biliyoruz. Yoksulluğu, açlığı, sefaleti Türkiye’ye yaşatan AKP iktidarı ile karşı karşıyayız. Yapılan bu zamlardan dolayı Antep’te yaşayan işçiler, esnaf, emekçi, kadın da bir bütün yaşıyor.

Size reva görülen bu yaşamı asla kabul etmiyoruz. Bugün Antep’te direnen işçiler var. Onlara binlerce selam olsun. Sizin direnişiniz bizim direnişimizdir diyoruz. Biz bu zoru mutlaka başaracağız. En güçlü seçeneği mutlaka yaratacağız. Ortak mücadele ile ortak geleceğe hep birlikte yürüyeceğiz.

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 1 Milyon 500 Bini Geçti

Birleşmiş Milletler (BM), Ukrayna’daki savaşın 10’uncu günü itibarıyla 1 milyon 500 binden fazla insanın ülkeyi terk ettiğini açıkladı. BM, durumu “Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en hızlı büyüyen sığınmacı krizi” olarak niteledi.

Rusya işgalinin başlamasından bu yana yalnızca Polonya’ya sığınan Ukraynalıların sayısının bir milyona yaklaştığı belirtildi. Polonya sınır güvenliği, sınırı geçen Ukraynalıların sayısını 922 bin 400 olarak açıkladı. Yalnızca Cumartesi günü 129 bin kişinin sınırı geçtiği, Pazar gününün erken saatlerinde de ülkeye giriş yapanların sayısının 39 bin 800’ü bulduğu açıklandı.

Polonya Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkeye sığınanların çoğunluğunu Ukrayna vatandaşları oluştursa da iltica edenler arasında Özbekistan, Belarus, Hindistan, Cezayir, Nijerya, Fas, ABD ve diğer ülkelerin vatandaşları da bulunuyor.

Yunanistan da vatandaşlarının Ukrayna’dan tahliyesine devam ediyor. Yunan Göç Bakanlığı savaşın başından beri 906’ı çocuk, 3 bin 155 kişinin Yunanistan’a kaçtığını açıkladı. Alman İçişleri Bakanlığı da pazar günü itibarıyla Almanya’ya sığınan Ukraynalıların sayısının 37 bin 800’e yaklaştığını açıkladı.

Erdoğan, Putin ile telefonda görüştü

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre görüşmede Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ele alındı, Türkiye-Rusya ilişkileri değerlendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede “ateşkesin sağlanması, insani koridorların açılması ve bir barış anlaşmasının imzalanması için acilen adım atılmasının önemini” vurguladı. Ukrayna tarafıyla ve diğer ülkelerle sürekli temas halinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kapsamlı müzakerelerin yapılması ve netice alınması için çabalarını sürdüreceğini dile getirdi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Erdoğan, Bizi İzlemeye Devam Etsin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ittifakın cumhurbaşkanı adayının olmadığı” yönündeki açıklamasına yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Telaşlanmasın Erdoğan, bizi izlemeye devam etsin” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ama kendisine bir mesajım olmuştu. Elektrik zammındaki KDV’yi sıfırlasın, Haziran’a kadar. Ve bizi izlemeye devam etsin, görecek, geliyor gelmekte olan” dedi.

Yenimahalle Belediyesi, Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın görevdeki 13. yılında “Cumhuriyetimizin II. Yüzyılına Yeni Adım” programı düzenledi.

Törene; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski CHP Genel Başkaları Murat Karayalçın ve Hikmet Çetin, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, TBMM Başkanvekili Haydar Akar, İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcı Cafer Güneş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen katıldı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal da katılımcılar arasında yer aldı.

Toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın iktidara gelme ihtimalinde Türkiye’nin geleceğinin nasıl şekilleneceğinden bahsederek şu ifadeleri kullandı:

“Efendim öncelikle hepinize yürekten teşekkür ederim. Programa halk oyunlarıyla başladık. Anadolu’nun 7 bölgesinden hepimizi heyecanlandıran güzel oyunları izledik. Aslında kadim Anadolu kültürünün ne kadar değerli olduğunu, ne kadar önemli olduğunu ve o kadim kültürün yaşaması için bize ne görevlerin düştüğünü oyunları seyrederken bir daha hatırladım. Beraber olmalıyız, birlikte olmalıyız. Birlikten güç doğacaksa gücümüzü göstermeliyiz. O zaman küçük ayrıntılarda boğulmamalıyız.

Birlikten güç doğarsa bundan en büyük yararı millet ve vatan görecektir. Bayrağımız özgürce dalgalanacaktır. Demokrasi içinde her birimiz düşüncelerimizi özgürce ifade edeceğiz. Hiç kimsenin kimliğini, hiç kimsenin inancını, hiç kimsenin yaşam tarzını sorgulamayacağız. Herkesle kucaklaşacağız. Ayrıştırdılar, böldüler, kin duymamızı sağlamak için çaba harcadılar. Ama inadına ayrışmayacağız, inadına bölünmeyeceğiz, inadına hiç kimseye kin duymayacağız. Mevlana’nın duygusunu, sevgisini, Hacı Bektaş’ın duygusunu, sevgisini bu topraklarda yeşertmeye ant içtik, ant içiyoruz. Bunu yapacağız, beraber yapacağız, birlikte yapacağız.

Sayın Genel Başkanım, önceki dönem Genel Başkanlarım, Millet İttifakını oluşturan saygıdeğer arkadaşlarım, bir yola çıktık. Bu yol milleti aydınlığa, milleti umuda, milleti sevgiye götürme yoludur. Bir arkadaşımızın dediği gibi bu yolda hiç kimsenin kişisel bir beklentisi yoktur, olamaz da zaten. Biz beraber yola çıktığımız zaman, birlikte mücadele ettiğimiz zaman, yine bir arkadaşımın ifade ettiği gibi güven duygusunu pekiştirmiş olacağız. Güven duygusu, güven kadar değerli bir şey yoktur ve bu değeri büyütmek zorundayız.

Belediye başkanlarımız çaba harcıyorlar. Gerçekten de çaba harcıyorlar. Seçimlerden önce belediye başkanlarımızın aleyhine neler söylenmedi ki, neler söylenmedi. Efendim makbuzları bilmem teröristler toplayacakmış paraları. Yok efendim yardımlar kesilecekmiş. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Tam tersine yardımlar büyüdü. Söyledim belediye başkanı arkadaşlarıma belediye başkanlığı yaptığınız yerde bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek bir çocuk bile. Herkesi kucaklayacaksınız ve ayrım yapmayacaksınız.

Kreşler açacaksınız dedim yoksul mahallelerden başlayarak, fakir mahallelerden başlayarak. Anneler sevgi içinde getirip çocuklarını oraya bırakabilmeli. Bu mücadeleyi yaptık. Bir belediye başkanımız ifade etti bütün engellemelere rağmen yapıyoruz biz bunları dedi. Birde düşünün, millet ittifakının iktidarını düşünün. Hiçbir engellemenin olmadığı ve belediye başkanlarının da sonuna kadar gücünü halk için, emeğini halk için, alın terini halk için harcadığını düşünün. Çok daha güze, çok daha mükemmel, çok daha huzurlu bir Türkiye’yi inşa etmez miyiz? Edeceğiz. Allah’ın izniyle edeceğiz, birlikte yapacağız, beraber yapacağız, güç birliğiyle yapacağız.

“Cumhuriyet’i büyüteceğiz; el birliğiyle, gönül birliğiyle büyüteceğiz”

Ayrışmadan, bölünmeden, kavga etmeden yapacağız. Bizi kavga ettirmek isteyebilirler, bir şeyler yapmak isteyebilirler, onların bu konuda maharetleri de var. Ama bizimde aklımız var, bizim vatan sevgimiz var, bizim bayrak sevgimiz var. Bizim düşündüğümüz Türkiye’nin itibarı var. Sadece bölgesinde değil bütün dünyada Türkiye’nin itibarı var. Biz bunu düşünerek yolumuza devam ediyoruz. Ve inşallah Cumhuriyet’in yüzüncü yılında güzel Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız. Buna ahdettik. bu kadim Cumhuriyet’i büyüteceğiz; el birliğiyle, gönül birliğiyle büyüteceğiz.

Efendim belediye başkanlarımızı gayet güzel alkışladınız. Ben bir daha alkışlamanızı isterim. Çünkü belediye başkanlarımız neleri yapmamız gerektiğini fiilen alanda uyguluyorlar. Birde düşünün bütün Türkiye’de millet ittifakının iktidar olduğunu düşünün, işsizlikle nasıl mücadele ettiğimizi düşünün. Huzur getirmek için nasıl mücadele ettiğimizi düşünün. Türkiye’de hiçbir ayrım yapmadan herkesi kucakladığımızı düşünün. Barışın egemen olduğu bir coğrafyayı düşünün, huzurun egemen olduğu bir coğrafyayı düşünün.

Belediye başkanlarımız yapacaklarımızın bugünkü öncüleridir. Ve belediye başkanlarımız sadece CHP’nin değil millet ittifakının belediye başkanlarıdır. Bunu da açıkça buradan ifade ediyorum. Onlar yapmıyorlar herkesi kucaklıyorlar herkesi ve onlar ellerinden gelen bütün çabayı gösteriyorlar. O nedenle belediye başkanlarımızı bir kez daha alkışlayın diye ifade ettim. Evet alkışı hak ediyorlar. Ve göreceksiniz inşallah sizlerin desteğiyle iktidar olduğumuzda göreceksiniz hep birlikte hep beraber millet ittifakını alkışlayacaksınız. Bunun günü yakındır. Bunu da bilmenizi isterim. Beraber, birlikte bunu da yapacağız.

Küçük bir ayrıntı. Belediye başkanlarımız yaptıkları her harcamanın hesabını veriyorlar. Millete hesap verme onurunu yaşıyorlar. Hesap vermek, millete hesap vermek. Topladığı verginin, aldığı paranın hesabını millete vermek. Bu onuru inşallah Millet İttifakı olarak biz de yaşayacağız. Sizlerin desteğiyle, sizlerin gönlünden geçen engin destekle inşallah bunları birlikte yaşatacağız. Hepinize en içten sevgiler, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.”

“Erdoğan, bizi izlemeye devam etsin”

Programın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ittifakın cumhurbaşkanı adayının olmadığı” yönündeki sözlerinin anımsatması üzerine “Telaşlanmasın Erdoğan, bizi izlemeye devam etsin” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: Ama kendisine bir mesajım olmuştu. Elektrik zammındaki KDV’yi sıfırlasın, Haziran’a kadar. Ve bizi izlemeye devam etsin, görecek, geliyor gelmekte olan.

Paylaşın