Davutoğlu, Erdoğan’a Seslendi: Hodri Meydan

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Adana’da 2 gün önce Furkan Vakfı üyelerinin yaptığı eyleme polisin orantısız şekilde müdahale etmesine sosyal medya hesabından yayınladığı videolu mesajıyla tepki gösterdi. Davutoğlu, iktidarı sert bir dille eleştirdi.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, “Sn. Bahçeli, demokratik hukuk devletinde yaptırım şerefli Türk Yargısı tarafından uygulanır. Ve gerçek din tacirliği, her gün başörtüsü savunusu yapmak ama coplanan başörtülü kadınlarla ilgili sessiz kalmaktır. Hodri meydan Sn. Erdoğan açıklamanızı bekliyorum.” notuyla paylaştığı videoda özetle şunları söyledi;

“Geçtiğimiz pazar günü Adana’dan ülkemizin her bir yanına yayılan görüntüler, kamu vicdanımızda derin yaralar açtı. Sokak ortasında coplanan çocuklar, kadınlar, yükselen feryatlar ve 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışmayan bir tablo. Hatırlayacaksınız, hemen tepki vermiş, hem bu olayları şiddetle kınamış, hem de sorumlular hakkında derhal soruşturma açılması çağrısında bulunmuştuk.

Bizim açıklamamızdan sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da orantısız güç kullanıldığını kabul etti ve soruşturma başlayacağı vaadinde bulundu. Dün de Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bu olayları kınadı ve yine ‘gereken yapılacak, soruşturma açılacak’ dedi. Bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bütün toplumun gözünün içine baka baka hem bu olayları doğru ve meşru gördüğünü ifade etti, hem de şerefli Türk polisinin yaptırım uygulayarak doğru yaptığını ifade etti.

Sayın Bahçeli, size hatırlatmak isterim, demokratik hukuk devletinde yaptırım, şerefli Türk yargısı tarafından uygulanır. Şerefli Türk polisi, ortada bir suç varsa dahi suçluyu alır ve yargıya teslim eder. Bu en temel demokratik hukuk ilkesidir. Eğer milli ve manevi değerler açısından diyorsanız, biz savaş esnasında bile kadınlara ve çocuklara dokunmayın diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Yani ortaya çıkan tablo, muhataplarının görüşleri ne olursa olsun, hem demokratik hukuk devletine, hem toplumumuzun derin tarihi arka plana dayanan manevi değerlerine aykırıdır.

Furkan Vakfı yetkilileri vaktinde bizim aleyhimize de ağır eleştirilerde bulundular. Bugün onların hukukunu savunurken, sadece onların değil, ilerde baskı altına alınması muhtemel insanların da hukukunu koruyoruz.

Orada coplanan her kadın, orada feryadı duyulan her çocuk, bizim kadınımız, bizim çocuğumuz ve şerefli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eğer şerefli Türk polisinin hukukunu koruyacak iseniz, her şeyden önce İçişleri Bakanlığının yayımladığı yönetmelikle polislerimizin, emniyet görevlilerimizin 2-3 tayin yerine  4-5 tayinle 3-4 yılda bir yer değiştirmesini ön gören yönetmeliğe karşı çıkardınız.

Evet Türk polisi demokratik hukuk kurallarına uyan şerefli emniyet görevlileridir. Bu tablodan onları tenzih ederiz. Aynı gün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hakkari’de 52 kilo 500 gram patlayıcının bir polis memurunun aracında bulunduğunu da açıkladı. Kim olursa olsun, hangi görevde bulunursa bulunsun, bulunduğu makam ve görevin yetkileri dışında yetki kullanamaz. Bizim devlet anlayışımız da budur, demokratik hukuk devleti anlayışımız da budur.

Ayrıca, öve öve yere göğe sığdıramadığınız İçişleri Bakanı, hukuka, devlete sadık ise ve devlet ahlakının gereğini yapacak biriyse önce bildiğini söylediği mafyadan, suç örgütlerinden maaş alan milletvekillerinin adını açıklamalıdır.

Bugün İçişleri Bakanı da bir sınavdadır, Sayın Erdoğan da bir sınavdadır. Acaba İçişleri Bakanı kabul ettiği orantısız güç kullanımının gereğini yapıp, soruşturma mı açacak, yoksa ‘arkama Bahçeli’yi aldım’ diyerek pervasızca, hukuk dış eylemleri teşvik etmeye devam mı edecek?

Sayın Erdoğan ise daha büyük bir sınavdadır. Her gün başörtüsü istismarı yaparak, her gün geniş kitleleri 28 Şubat üzerinden tehditler savurarak iktidarını koruma çabası artık son noktasına gelmiştir. Sayın Bahçeli’ye son bir sözüm de şudur; din tacirlerinden bahsetmişsiniz. Gerçek din tacirliği, her gün başörtüsü savunusu yapmak ama coplanan başörtülü kadınlar karşısında sessiz kalmaktır.

İki gün daha bekleyeceğim. Ve sayın Erdoğan iki gündür sessiz. Eğer bu coplanan başörtülü kadınlar, çocuklar başka bir ülkede yaşanmış olsaydı, ya da muhalefetten bir belediye başkanı olduğu bir yerde bir zabıta memuru, herhangi bir başörtülüye her hangi bir söz söylemiş olsaydı, herhalde yeri göğü inletirdi.

Sayın Erdoğan sizden, sayın Bahçeli’yle aynı minvalde düşünmediğiniz konusunda net açıklama bekliyoruz. Bu tablo doğru mudur? Bu tablo meşru mudur? Bu tablo sizin içinize sindi mi? Yarın ki grup toplantısını sadece bu perspektifle dinleyeceğim ve ona göre perşembe günü kamuoyumuza önemli açıklamalarda, çağrılarda bulunacağım.”

Paylaşın

Babacan: Devleti Batırma Projesi Tam Gaz Devam Ediyor

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Gurbetçilerin Kur Korumalı Mevduat sisteminden yararlanması için yapılan değişikliği değerlendirdi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Lideri Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Devleti batırma projesi tam gaz devam ediyor. Türkiye’deki enflasyondan etkilenmeyecek olmasına rağmen yabancılara da bu imkân verildi. Sayın Erdoğan; tüm dünyaya faiz vermeye mi karar verdiniz? Bu muydu sizin faizle mücadele dediğiniz?” ifadelerini kullandı.

Gurbetçilerin Kur Korumalı Mevduat sisteminden yararlanması için çıkarılan Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat Katılım Sistemi’nde (YUVAM) değişiklik yapılarak, yabancı şirket ve kişilerin de sisteme dahil edilmesinin önü açıldı.

Buna göre 1 şubat 2022 tarihli YUVAM hesapları hakkında tebliğin “tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin d bendindeki “Yurt dışında yerleşik vatandaş” ifadesi “yurt dışında yerleşik kişiler” olarak değiştirildi. Fıkranın devamında ise bankada hesap açma şartlarını taşıyan yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin de YUVAM hesabından yararlanabileceği hükme bağlandı.

YUVAM hesabında da DTH ve altın hesaplarının dönüşümünde olduğu gibi masraf veya komisyon ödenebileceğine ilişkin hükümler tebliğe eklendi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 90 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 17 bin 426 yeni vaka tespit edilirken, 90 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,29 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,05 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 296 bin 866 test yapılırken, 17 bin 426 yeni vaka tespit edildi. 90 kişi hayatını kaybederken, 22 bin 184 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,29 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,05 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 561 bin 848’e yükseldi.

18 yaş üstünde en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Bakanlığın açıkladığı 21 Mart Pazartesi gününe ait verilere göre, 14 bin 933 vaka tespit edilirken, 80 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 281 bin 242 test yapılmış ve 18 bin 537 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, HDP’li Güzel’in Başvurusunu Reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kararının iptali istemiyle yaptığı başvuruyu reddetti.

Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasında AKP’nin yanında İyi Parti ve CHP de “evet” oyu kullanmıştı. 1 Mart’ta TBMM Genel Kurulu’nda dokunulmazlığı kaldırılan Güzel, dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin iki ayrı TBMM kararının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, iki ayrı başvuruyu görüştü. İki başvuruyu birleştiren Mahkeme, Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin iki TBMM kararının, anayasaya, yasaya ve TBMM İçtüzüğü’ne aykırı olmadığına ve iptal istemlerinin oy birliğiyle reddine karar verdi.

TBMM tarafından yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verilmesi durumunda, bu karara karşı iptal istemli başvurularda Anayasa Mahkemesi iptal istemini “kesin” olarak karara bağlıyor. Anayasa Mahkemesinin ret kararının gerekçesinin yazılmasının ardından süreç tamamlanacak.

Ne olmuştu?

2017’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düzenlediği hava operasyonunda öldürülen PKK üyesi Volkan Bora’nın cep telefonunda yapılan incelemede Semra Güzel ile birlikte çektirdikleri fotoğraflar kamuoyuna yansıdı.

Fotoğrafların iktidara yakınlığıyla bilinen medya organlarında yayımlanmasının ardından AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karma komisyona süratle bunu gönderdik. Gereği yapılacaktır. Biz parlamentomuzda bu tür birilerini görmek istemiyoruz” dedi.

Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi. Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti. 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı ve TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderildi.

Komisyon’un dün (20 Ocak) bir araya gelmesinden önce  İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Güzel’in fezlekesiyle ilgili görüşmelerde “evet” oyu kullanacaklarını açıkladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan Ve Bahçeli’ye Sert Sözler

Partisini TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli’yi sert sözlerle eleştirerek, “İktidar ülkeye huzur getirmedi, zengin olan Türkiye’nin bütün kaynaklarını ağırlıklı olarak başta Londra’daki bir avuç tefeciye arından içerideki tefecilere tahsis etti” dedi.

Haber Merkezi / Yap-işlet-devret modeliyle yapılan projelerin maliyetleri üzerinden konuşan Kılıçdaroğlu, “Bu kadar büyük paralar sadece beşli çeteye bırakılacak para değil. Buradan nasiplenenler var. Size sözüm söz o nasiplenenlerin tamamını çıkaracağım ortaya. Paralarını Londra’ya götürdüler o oligarklar o paraların da tamamını getireceğim buraya. Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısının adı Recep Tayyip Erdoğan’dır, kimse kusura bakmasın” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Alpaslan Kuytul’un kurucusu olduğu kapatılan Furkan Vakfı’nın destekçilerinin polis tarafından darp edilmesine tepki göstererek, “Furkan Vakfı’nı seversiniz sevmezsiniz, onlar da yürüyüş yapmak istiyor. Orantısız güç kullanıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez başörtülü kadınlar bu kadar ağır zulme maruz kaldı” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin tepki çeken, “Bir problem mi yaşadınız? Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun” ifadesi üzerinden de Bahçeli’ye seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “E yarın Nebati diyecek ki ‘Biz Bahçeli’yi de alaşağı edeceğiz’ diyecek. Ne diyeceksin peki sen?” diye sordu. Kılıçdaroğlu, “Devletin omurgası bürokrasidir değerli arkadaşlarım” ifadelerini kullandı.

Öte yandan CHP lideri konuşmasında dün görülen Boğaziçi Üniversitesi davasına da değindi. 14 öğrencinin yargılandığı davada öğrencilerin avukatının salondan çıkarılmak istenmesini, hâkimin salonu terk etmesini “garabet” olarak değerlendirdi; Boğaziçi Üniversitesi yönetimine ve iktidara şöyle seslendi:

“Tepeden inme hukuksuz bir şekilde üniversitedeki bütün demokratik atmosferi yok ediyorsanız ve öğretim üyeleri 21. yy.’da biz bu yönetimi istemiyoruz diye aylardır gösteriyorlarsa bütün yeni açtıkları fakülteleri, programları iktidara geldiğimizde tamamıyla kapatacağız. Boğaziçi Üniversitesi gerçek anlamda Boğaziçi Üniversitesi olacak. Haksız hukuksuz bir şekilde belli makamlara gelenlerin de görevlerine son vereceğiz kardeşim. Eski yerlerinize  tıpış tıpış gideceksiniz. Burası sıradan bir okul değil burası Türkiye’nin göz nuru Boğaziçi Üniversitesi diyeceğiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“”Bu kez hiçbir ayrım yapmadan CHP grubunda bulunan bütün vatandaşlarla birlikte televizyonları başında sosyal medyada bizi dinleyen bütün vatandaşlara sevgimizi saygımızı gönderiyoruz. Barışa, huzura, beraber yaşamaya ihtiyacımız var. Bu güzel coğrafyada kucaklaşmaya, yani Nevruz’un gereğini yapmaya ihtiyacımız var.

Beni sever sevmez CHP’ye oy verir vermez ama bütün vatandaşların bu ülkede huzur içinde yaşamaları için çaba göstermek benim boynumun borcudur. Beraber yapacağız kucaklaşacağız helalleşeceğin güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Eğer orman yangınını söndürmeyi dahi beceremiyorsanız e sizin herhalde vicdanınızın sızlaması lazım.

Haksız hukuksuz bir şekilde avukatlar çıkarıldı öğrenciler çıkarıldı hakim terk etti tam bir garabet yalandı. Başarılı öğrencilerin yurt dışına gitmesi lazım. Yurt dışındaki bazı özel üniversitelerden bunlar kabul edilmişler onların yurt dışı yasakları da halen devam ediyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin bütün yönetimine ve iktidara seslenmek isterim tepeden inme hukuksuz bir şekilde üniversitedeki bütün demokratik atmosferi yok ediyorsanız ve öğretim üyeleri 21. yy.’da biz bu yönetimi istemiyoruz diye aylardır gösteriyorlarsa bütün yeni açtıkları fakülteleri , programları iktidara geldiğimizde tamamıyla kapatacağız.

Boğaziçi Üniversitesi gerçek anlamda Boğaziçi Üniversitesi olacak. Haksız hukuksuz bir şekilde belli makamlara gelenlerin de görevlerine son vereceğiz kardeşim. Eski yerlerinize tıpış tıpış gideceksiniz. Burası sıradan bir okul değil burası Türkiye’nin göz nuru Boğaziçi Üniversitesi diyeceğiz.

Furkan Vakfı’nı seversiniz sevmezsiniz yürüyüş yapmak istiyorlar. Orantısız güç kullanıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez başörtülü kadınlar bu kadar ağır bir zulümle karşı karşıya kaldılar. Buradan onlara da söz veriyorum. İktidarımızda göreceksiniz herkesin düşüncesine, inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı göstereceğiz.

Geçen hafta çöküşten söz etmiştim. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların hiç de iyi olmadığını örnekler vererek açıklamaya çalışmıştım. Orada ‘Uyuşturucu baronları, bakın dedim küçük adamların hepsi hapislerden baronlardan kimse yok’ demiştim. Hemen İçişleri Bakanlığı açıklama yapmış. Bunu söylemek polislerin emeğini görmezlikten gelmektir diye bir açıklama yaptılar ve beni kınadılar. Ya benim dediğimi anlamıyor yukarıdaki zat.

Arkadaş benim söylediğim şu. Uyuşturucu baronlarını yakalayan kim? Polis. Savcılığa teslime den polis. Yargılayan kim, hakim. Hapse atan kim, hakim. Serbest bırakan kim, hakim. Peki sen niye alınıyorsun kardeşim? Polis üzerinden bizim üzerimize gelmek istiyor. Polis kardeşlerim beni de çok iyi bilirler Soylu’yu da çok iyi bilirler benim de karakterimi çok iyi bilirler, onun da karakterini bilirler. Benim uyuşturucu konusunda ne kadar hassas olduğunu bütün herkes bilir o zat da bilir. Polis üzerinden sözce bizi eleştirecekler.

Bir yönetmelikleri çıktı polis kardeşlerimizin son derece rahatsızlar. Sürekli bunlar yer değiştirecekler. İki seferdi şimdi 4’e çıkarıyorlar, aile düzenleri bozuluyor. Eşi özel sektörde çalışıyorsa kendi gidecek eşi ne olacak? Çoluk çocuğu var okula gidiyor, bu çocuğun hakkı hukuku yok mu? Güzel bir atasözü öndermişler polis kardeşlerim üç taşınma bir yangına bedeldir. Bunlar üç değil defalarca taşınacaklar. bir yangına değil yangınlara bedeldir. Polis kardeşlerime söz verdim bunları düzelteceğiz.

“Hep beraber ödüyoruz”

İktidar ülkeye huzur getirmedi, zengin olan Türkiye’nin bütün kaynaklarını ağırlıklı olarak başta Londra’daki bir avuç tefeciye arından içerideki tefecilere tahsis etti. O kadar büyük faiz ödüyoruz ki defalarca söyledim. Sonra dayanamadı biz faizi indireceğiz dedi. Faizi indirdi ama öbür taraftan vatandaşın sırtına daha ağır faiz bindirdi. Hiçbir banka faiz indirmedi. Buyurun gidin herhangi bir bankaya bir kredi çek bakalım sana faiz kaç uygulayacaklar. Yüzde 14 ise çok güzel. Kim ödüyor faizi? Hep beraber ödüyoruz.

Bu kadar bürokrasi emniyet de dahil olmak üzere bu kadar bürokrasi eleştirilirken, alaşağı edeceğiz diyorlar. E yarın Nebati diyecek ki ‘Biz Bahçeli’yi de alaşağı edeceğiz’ diyecek. Ne diyeceksin peki sen? Devletin omurgası bürokrasidir değerli arkadaşlarım. Dünyada bürokrasi olmayan bir devlet olur mu. Hiç bakmayın istediğimizi yaparız diyor. Akıl alacak şey değil. Yabancı ona rağmen niye gelmiyor? Yalvarıyor yakarıyor. Ona rağmen gelmiyor. Çünkü sizin ülkenizde can mal güvenliği yok kardeşim. Sizin istediğiniz gibi mevzuatı değiştiririz diyorsan yarın ir başkası gelir sen hiç meraklanma ben o mevzuatı da değiştiririm dersin. Önce istikrar olması lazım.

Yıllar yılı bu millete yalan söyleyip oy devşirip yıllar geçtikten sonra benim söylediği noktaya gelip evet biz bunu devletin kasasından ödeyeceğiz deyip itiraf eden adamın o koltukta bir saniye dahi oturmaması lazım. Vallahi benim kafam bu işlere basmaz biz böyle alicengiz oyunlarını nereden bilelim. Şeytana pabucunu ters giydiriyorlar!

“TC devletinde 84 milyon bir avuç kişinin sömürü alanı haline getirilemez”

AKP veya MHP’ye oy vermiş kardeşlerim ellerini vicdanların a koyup beni dinlesinler. Şehir hastaneleri güzel. Kaça mal ettiniz, yükümlülükler nedir bilmiyoruz. Yapım maliyeti 10 milyar 200 milyon lira. Taahhüt edilen para 82 milyar 500 milyon lira. 10 milyara yapıyor 80 milyar ödeyeceğiz. Altına da imza atmışlar yetkili olarak da Londra mahkemeleri diyorlar iktidar değişirse bize dokunmasın kimse. Bir de gidip sigorta yapmışlar Onların tamamını alacağız. TC devletinde 84 milyon bir avuç kişinin sömürü alanı haline getirilemez.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, yağım maliyeti 3 milyar 300 milyon lira Hazine garantisi 9 milyar lira! Erdoğan’ın baştan dediği neydi? Devletin kesesinden bir kuruş çıkmayacak. Şimdi 9 milyar lira çıkacak! Bunlar sıradan rakamlar değil. Ve bunlar sadece beşli çeteye bırakılacak kadar da küçük rakamlar değil. Eğer önümüzdeki seçimlerde hâlâ ben gidip de AK Parti’ye MHP’ye oy vereceğiz diyorsanız bu soygunun tarafı olursunuz hiç kusura bakmayın.

Bakın dedim ya bu kadar büyük para sadece beşli çeteye bırakılacak para değil. Buradan nasiplenenler var. Size sözüm söz o nasiplenenlerin tamamını çıkaracağım ortaya. Paralarını Londra’ya götürdüler o oligarklar o paraların da tamamını getireceğim buraya. Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısının adı Recep Tayyip Erdoğan’dır, kimse kusura bakmasın. Keşke mahkemeye verse götürüp de kendi imzaladığı yazılarla onaylarla her birisini hakimin önüne koyacağım. Nasıl ihalesiz verdiklerini hepsini koyacağım.

“Sen barajı geçemeyince nereye yüzeceksin?”

Erdoğan, ‘Suriyelileri göndermeyeceğim’ diyor, bu ne demek, ben onlara vatandaşlık vereceğim, benim için oy kullanacaklar demek. Devleti tek başına yöneten bir kişi kendi halkının iradesine değil de Suriyelilerin iradesine güvenip koltuğunu koruyorsa bilin ki artık onun bu memlekete vereceği hiçbir şey yoktur. Bahçeli bugünkü grup toplantısında, ‘Eğer köprüden geçmem diyorsanız buyurun denize atlayıp yüze yüze karşıdan karşıya gidip gelebilirsiniz’ demiş. Tek bir sorum olacak sen barajı geçemeyince nereye yüzeceksin?”

Paylaşın

Dünyanın ‘En Sıkıcı’ İnsan Tipi Ve Meslekleri Sıralandı

Dünyanın ‘en sıkıcı’ insan tipi üzerine yapılan bir araştırmada ilginç sonuçlara ulaşıldı. Buna göre kasabada yaşayan, televizyon izlemeyi seven muhafazakar veri analizcileri ‘en sıkıcı insanların’ başında geliyor.

Euronews’ta yer alan habere göre; İngiltere’de Essex Üniversitesi bilim insanları, ‘en sıkıcı insanın’ karakteristik özelliklerini belirlemek için 500 kişi ile 5 ayrı çalışma yürüttü. Çalışma sonunda sıkıcı meslekler ve kişilik özellikleri sıralandı. Veri analizi, muhasebe, temizlik ve bankacılık ‘en sıkıcı meslekler’ olarak sıralandı.

Çalışmayı yürüten bilim insanları ‘en sıkıcı hobileri’ de televizyon izlemek, kuş gözlemciliği ve sigara içmek olarak listeledi. ‘Sıkıcı insanların’ büyük yerleşim yerlerinden yaşamaktan kaçındıkları ve daha çok küçük kent ve kasabaları tercih ettikleri belirlendi.

Araştırmanın yazarı Dr. Wijnand Van Tilburg, ‘sıkıcılığı’ çalışmanın ilginç ve gerçek yaşam üzerinde çok etkisi olduğunu söyledi.

“Algılar değişebilir, ancak insanlar ‘sıkıcı’ işleri ve hobileri olanlarla konuşmak için zaman ayırmayabilir, bunun yerine onlardan kaçınmayı seçebilirler” diyen Dr. Tilburg, “Kategorize edilen insanların diğerlerinin yanıldıklarını kanıtlama ve bu olumsuz klişeleri kırma şansları yok. İnsanların onlardan kaçınmayı seçmesi, sosyal dışlanmaya yol açabilir ve yaşamları üzerinde gerçekten olumsuz bir etkiye neden olan yalnızlığı artırabilir” dedi.

Sıkıcı insanlar mesleklerinde yeteriz mi?

Araştırmacılar sıkıcı olarak nitelenen insanlar hakkındaki bir yanılgıyı da ortaya çıkardı. Çalışmaya katılanlar ‘sıkıcı’ olarak tanımladıkları kişileri ayrıca mesleklerinde de ‘yetersiz’ buldu.

Araştırmanın yazarı Dr. Wijnand Van Tilburg bu sonucun kendisi için ilginç bir veri olduğunu söyledi. Muhasebecilerin ‘sıkıcı’ olarak görülebileceğini ancak işlerinde iyi oldukları sonucunu beklediğini söyleyen, Dr. Tilburg, “Gerçek şu ki, bankacılar ve muhasebeciler oldukça yetenekli ve toplumda iyi bir konuma sahipler. Belki de onları üzmemeli ve sıkıcı olarak klişeleştirmemeliyiz” dedi.

Araştırmada sıralanan sıkıcı meslekler ve hobiler şöyle sıralandı:

En sıkıcı beş meslek

  • Veri Analistliği
  • Muhasebe
  • Vergi/sigorta
  • Temizlik
  • Bankacılık

En heyecan verici ilk beş iş

  • Performans sanatları
  • Bilim
  • Gazetecilik
  • Sağlık çalışanı
  • Öğretim

En sıkıcı beş hobi

  • Uyumak
  • Din
  • Televizyon izlemek
  • Hayvanları gözlemlemek
  • Matematik
Paylaşın

Müzik Yasağı Meclis Gündeminde: Kovid Bahane

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Özcan Purçu, TBMM Genel Kurulu’na, Kovid 19 tedbirleri kapsamındaki maske, HES Kodu gibi bir çok konudaki kısıtlamaların kaldırılmasına rağmen, gece 12’den sonra müzik yasağının devam etmesinin yol açtığı sorunlara ilişkin araştırma önergesi sundu.

Bianet’te yer alan habere göre; Meclis’te temsil ettiği grup olan Romanların yoğunlukta olduğu müzisyenlik meslek grubunun sorunlarına ilişkin yasama çalışmalarıyla öne çıkan CHP’li Purçu, şöyle dedi:

“Kovid-19 pandemi sürecinde birçok iş kolu olumsuz etkilenirken, belki de ilk sırayı eğlence dünyası aldı. Ne zaman sona ereceği belli olmayan kısıtlamalar sonucu müzisyenler enstrümanlarını satmak, eğlence mekanları işyerlerine kilit vurmak zorunda kaldı. Hatta bu zorlu süreçte müzisyen intiharları gündeme geldi. Buna rağmen halen bir adım atılmıyor!

Yasağın devam etmesi, pandeminin olumsuz etkilerini en çok hisseden eğlence sektörü emekçilerini zor durumda bırakmaya devam etmektedir” diyen Purçu, şöyle devam etti:

Müzisyenlerin birçoğu, geçimlerini gündelik kazançla sağlamakta, kayıtsız bir şekilde, güvencesiz koşullarda çalışmaktadırlar. Son yıllarda pandemi gerekçesiyle artan yasaklar, geçim kaynaklarını kaybetmelerine, dolayısıyla yoksullaşmalarına neden olmaktadır. Giderlerini karşılayamadığı için zarar eden birçok işyeri sahibi de zor durumdadır.”

2020 Mayıs ayında Türkiye’de yayımlanan genelge ile uygulanmaya başlayan gece 12.00’dan sonra müzik yasağına ilişkin olarak da konuşan Purçu şöyle dedi:

“Artık anlamını yitirmekle birlikte, sektörler arasında eşitsizlik yaratmıştır. Ayrıca, pandemi tedbirleri kapsamında alınan yasaklama kararlarının, yaşam tarzına müdahale sınırını aşmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle, söz konusu müzik yasağının kaldırılması konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması şart olmuştur.”

Paylaşın

CHP’den Asgari Ücret Teklifi: 6 Ayda Bir Belirlensin

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde, yılda bir kez belirlenen asgari ücret tutarının, 6 aylık periyotlarla belirlenmesini önerdi.

CHP’li Gürer, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin etkilerinin her geçen gün artarak devam ettiğini ve krizin etkisinin azaltılmasına yönelik yapılan ekonomik hamlelerin ise bir yarar sağlamadığını, yaşanan çözümsüzlük halinin krizi daha derinleştirdiği belirtti.

Ekonomik krizin paraya değer kaybettirdiğini ve enflasyon rakamlarının süreç içinde artış eğilimi göstermesine neden olduğunu anlatan Gürer, “Düşük ve sürdürülebilir bir enflasyon düzeyine ulaşmak ve ekonomik birimlerin geleceğe yönelik daha sağlıklı karar almasını sağlamak tüm ülkelerin başlıca hedefleri arasında yer almakla beraber bu konuda çeşitli politikalar geliştirilerek uygulamaya konulmaktadır” ifadelerini kullandı.

TÜİK’e göre yüzde 54, ENAG’a göre yüzde 123

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına göre Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) Şubat’ta bir önceki aya göre yüzde 4,81 arttığını, yıllık artışın ise yüzde 54,44 olarak kaydedildiğini ifade eden Gürer, “Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) de yıllık yüzde 105,1, aylık ise yüzde 7,22 arttı. Ancak halk tarafından kriz daha derinden hissedilirken çarşı, pazar ve marketlerde temel gıda ürünlerine dahi her gün zam gelmesi ve halkın alım gücünün açıklanan enflasyon rakamlarından daha yüksek hissedilmesi TÜİK’in rakamlarına olan güvenin de her geçen gün azalmasına neden olmuştur. Bu konuda ENAG tarafından açıklanan verilerde ise Tüketici Fiyat Endeksi Şubat’ta bir önceki aya göre yüzde 5,44 artarken yıllık artış ise yüzde 123,80 olarak ölçüldü” değerlendirmesinde bulundu.

Asgari ücretlinin aldığı zam ilk aydan itibaren eriyor

Ekonomik krizlerin her kesimi olumsuz yönde etkilediğini ancak asgari ücretle geçinmek zorunda kalanların daha çok etkilendiğini belirten Gürer, “2022 yılı asgari ücret rakamlarının belirlenmesinin üstünden geçen süreçte artan enflasyon ve neticesinde gelen hayat pahalılığı asgari ücretle çalışan işçinin aldığı zammı kısa bir sürede erimesine neden oldu. Her ay enflasyon rakamlarından yaşanan artış neticesinde geçim sıkıntısı çeken asgari ücretle çalışan kesimin maaşlarının enflasyona ezdirilmemesi için asgari ücretin altı aylık periyotlar halinde belirlenmesi, asgari ücretle hayatını idame ettirme çabasında olan vatandaşların enflasyona karşı dirençlerinin artırılması noktasında son derece önem taşımaktadır” dedi.

Gürer, enflasyon rakamlarının artışının engellenememesi sonucunda, asgari ücret tutarının her geçen gün değer kaybetmesinin önüne geçilmesi amacıyla asgari ücret miktarının altı aylık periyotlar halinde belirlenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Saray, Bu Ülkenin Bereketini Kaçırdı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Toplumun tüm kesimlerini dinlemeye devam ediyorum. Minibüs esnafının dertleri de ortada. Saray bu ülkenin bereketini kaçırdı, biz ise o bereketi yeniden sağlamaya talibiz. Yapacağız bunu.” notuyla yeni bir video paylaştı.

Haber Merkezi / Videoda minibüs esnafının sorunlarını dile getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı;

“Esnaf öyle bir hale geldi ki, umutları kayboldu, sorunları çoğaldı. Mazotunu alamaz, parçasını alamaz hale geldi. Bankalara borcunu ödeyemez hale geldi.

2017 yılında biliyorsunuz, kendi minibüsümüzü kendimiz yapalım dedik. Bir minibüsü 140 bin liraya mal ediyorduk. O minibüs bugün 950 bin lira oldu. O zamanlar biz 600-700 lira para kazanırken, bugün 200 lira, 250 lira para kazanıyoruz. Soruyorum size, biz 100 yıl çalışsak bu minibüsü yenileyebilir miyiz?

Şu anda depolar dolmuyor. Şoförler çalışmıyorlar. Arabaların arkasında satılık yazıyor, kimse almıyor…Öyle bir duruma geldik.

1982’den beri bu işi yapıyorum. 40 yılımı bitirdim. Ama şu iki senedir yaşadığımız akıl tutulması… Arkadaşlar hep dile getirdiler. Eskiden hakikaten dörtte biri bile mazot olmazdı. Ama bugün dörtte üçü mazot oldu. KDV’siz, ÖTV’siz araç alımı temin etsinler. Bugün aldığımız aracın üzerinde 150 bin lira vergi var. Aldığımız mazotun yarısı vergi.

4.45’de kalkıyorum ben. Sabahın köründe kalkıyorum. Ne için kalkıyorum? Para kazanmak için kalkıyorum. Ama para kaybediyorum. Bize yüzde 36 zam verildi. Zam verildiği gün 1 lira 30 kuruş olan yakıta zam geldi. Ben Temmuz ayında 6,37’den yakıt alıyordum, şimdi 23 lira oldu. Yani biz bu minibüsleri çeksek İstanbul duracak aslında. Ama biz yine hizmet vermeye çalışıyoruz.

Benim bu millete sözüm var. Bu milletin bütün dertlerini, bütün sıkıntılarını çözeceğim. Bu memlekete barışı, huzuru, herkesin evine ekmeğini, alın terinin hakkını vereceğim.”

Paylaşın

Hipersonik Füzeler Savaşın Seyrini Değiştirebilir Mi?

Rusya Savunma Bakanlığı, hafta sonu Ukrayna’nın Mikolayiv bölgesinde bir yakıt deposunu “Kinjal” adlı hipersonik füzeyle vurduğunu açıkladı. Bakanlık, hipersonik füzenin Kırım hava sahası kullanılarak ateşlendiğini ve vurulan depodan ülkenin güneyindeki Ukrayna askeri güçlerinin yakıt ihtiyacını karşıladığını iddia etti.

Peki vurulması neredeyse imkansız olan bu füzelerle ilgili ne biliniyor? Ya da bu füzeler savaşın seyrini değiştirebilir mi?

Kinjal füzesini diğerlerinden ayıran özellikler neler?

Rus kaynaklarına göre yaklaşık sekiz metre uzunluğundaki bu füzeler çok hızlı ve manevra kabiliyeti de ulaştığı hıza rağmen son derece yüksek. Bu füzeler, ağırlığı 480 kilograma kadar ulaşan konvensiyonel ya da nükleer başlıkları taşıyarak hedefini vurabiliyor.

Bu füzeler ne kadar hızlı?

Moskova, bu füzelerin ses hızından 10 kat daha fazla hızlı ilerleyebileceğini, yani hızının 12 bin 350 kilometre/saate ulaşabileceğini söylüyor. Ancak Batılı ülkeler, Moskova’nın bu iddiasına şüpheyle yaklaşıyor.

Kasım 2020 tarihli bir NATO belgesinde Kinjal olarak nitelenen hipersonik füzelerin yanıltıcı olabileceği belirtiliyor ve bu füzelerin ses hızından 5 kat fazla uçamadıkları ifade ediliyor. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse de hızlı füzeler arasında yer alan ABD yapımı Tomahawk seyir füzelerinin saatte ulaştığı hız yaklaşık 900 kilometre.

Bu füzeler nasıl fırlatılıyor?

Kinjal füzeleri, yüksek irtifada MiG-31 tipi savaş jetleri tarafından fırlatılıyor. Ancak savaş jetinden güvenli bir mesafede uzaklaşınca ateşleniyor. Kinjal, 20 kilometre yüksekliğe kadar çıkarıldıktan sonra hedefine doğru ateşleniyor. MiG-31’den fırlatıldıktan sonra füzenin menzili ise 2 bin kilometreye kadar ulaşabiliyor.

Kinjal ne zaman ve ne için geliştirildi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu füzelerin varlığını Mart 2018’de duyurmuştu. Kısa bir süre sonra da füze testlerinin başarılı geçtiği açıklandı. Putin için bu füzeler Batı savunma sistemlerine karşı “dokunulmaz” olmayı sağlıyor.

Batılı istihbarat servislerine göre Rusya, bu füzeleri özellikle Avrupa’daki kritik askeri altyapılara saldırı amacıyla ya da ABD’nin füze savunma sistemine karşı geliştirdi. Uçak gemilerinin de bu füzelerin hedefi olabileceği belirtiliyor.

Hipersonik füze geliştiren başka ülkeler de var mı?

Evet, özellikle ABD ve Çin’in bu konuda devam eden çalışmaları olduğu biliniyor. Almanya, Fransa, İngiltere Avustralya ve Hindistan’ın da bu konuda araştırmalar yaptığı belirtiliyor.

Kinjal adlı hipersonik füzeler Ukrayna’daki savaşın seyrini değiştirebilir mi?

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, CBS televizyonuna verdiği demeçte, bu füzelerin kullanılmasının Ukrayna’daki savaşta belirleyici rol oynayacağını düşünmediğini söyledi. Austin, Putin’in Ukrayna’daki birliklerinin ilerlemesini sağlamak için zaman kazanmaya çalıştığı kanısında.

NATO çevrelerinde de benzer tahminler yapılıyor. Rus hava kuvvetleri, Kinjal olmadan da zaten Ukrayna’nın hava kuvvetlerinden daha güçlü. Rusya’nın kararlılığını göstermek ve Ukrayna’nın teslim olmasını sağlamak için bu füzeyi kullanmış olabileceği de tahmin ediliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın