HDP Milletvekili Murat Sarısaç’a Hapis Cezası

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Milletvekili Murat Sarısaç’a “terör örgütü propagandası” yaptığı gerekçesiyle yargılandığı davada 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada Milletvekili Sarısaç hakkında 2010, 2014, 2015 yıllarında yaptığı Facebook paylaşımları gerekçesiyle “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına hükmedildi.

Mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, kişi beş yıl içinde kasten yeni bir suç işlemezse hüküm ortadan kaldırılıyor.)

Murat Sarısaç aslen 1983 yılında Van İli, Gürpınar İlçesinde dünyaya gelmiştir. İlköğretim ve Lise tahsilini doğup büyüdüğü memleketi Van’da tamamlamıştır. Ardından Aksaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun olmuştur.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyeliği ve DBP Van İl Eş Başkanlığı yaptı. 3’üncü Olağan Kongrede Halkların Demokratik Partisi (HDP) PM üyesi olarak seçildi. DBP Parti Meclis üyeliği yaptığı dönemde tutuklanmış, 16 ay cezaevinde kalmış ardından tahliye olmuştur.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Hani Erdoğan Faize Düşmandı?

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Flash TV’de Orhan Uğuroğlu’nun sunduğu Serbest Bölge programında gündemi değerlendirdi. Babacan, AK Parti ve MHP’li milletvekilleri tarafından hazırlanan seçim kanunu teklifini, ‘tuzak’ olarak nitelendirdi.

DEVA Lideri Babacan, “Seçim günü geldiğinde kimin az oy alacağını, kimin çok oy alacağını halk belirleyecek. Önce MHP arkasından da AK Parti, şu anda hazırlamış oldukları tuzağa kendileri düşecek. 2018 seçim sonucuna göre bilgisayarda bir simülasyon yapıp ‘Kural farklı olsaydı’ şu kadar fazla vekil çıkartacaktık, kuralı değiştirelim’ çabası beyhude” dedi. Babacan, “Sayın Erdoğan ‘Yuvarlak masadan bir şey çıkmaz’ demiyor muydu? Çıktı işte. Biz çıkarttık” diyerek, şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan ‘Yuvarlak masadan bir şey çıkmaz’ demiyor muydu? Çıktı işte. Biz çıkarttık. Kendileri Şubat 2021’de ‘yeni anayasa’ diyorlardı. Sayın Bahçeli ‘Yeni anayasayı yazmaya başladık’ diyordu. Topu topu iki partisiniz. Bitirin haydi, ortaya bir şey koyun. Biz sapasağlam parlamenter sistemi altı partili mutabakatla ortaya koyduk. Muhalefete düştükleri an bunu destekleyecekler.

Cumhurbaşkanı seçimi için 50+1 gerekiyor. Anayasayı değiştirmek için en az 360 milletvekili gerekiyor. İktidar partisi bile yanına ortak almadan seçim kazanamıyor. Mevcut sistem partileri iş birliğine zorluyor. Seçimi kazanacaksak, partiler arası iş birliğini ülkemizin geleceği için şart görüyoruz.

“Ekonomik, sosyal sonuçları çok ağır olur”

Uzlaşma niyetiyle yola çıkınca uzlaşıyorsunuz. Uzlaşmama niyetiyle oturduğunuz masadan uzlaşarak kalkmanız mümkün değil. Eğer niyet ülkenin sorunlarını çözmekse anlaşma kolaylaşıyor. Her partinin, her genel başkanın kendi hedefleri olabilir ama büyük hedef Türkiye olmalı. Seçimlerde Türkiye’de çok köklü bir değişikliğin olması gerekiyor. Aksi halde yol kazası olursa kötüye gidiş çok hızlanır. İnsanlar ülkesine güvenini kaybeder. Ekonomik, sosyal sonuçları çok ağır olur. Ülke bunu kaldıramaz. Dar parti çıkarı, dar şahsi siyasi çıkarları bir kenara koyup, ‘Bu ülke meselesi’ diye hep beraber sarılmak lazım.

Geçiş sürecinin yol haritası için altı parti de görevlendirmeleri yaptı. Temel ilke ve değerleri aynı arkadaşlarımız çalışacak. Geçiş sürecinin yol haritasında neler olacak? Orada gündem başlıkları neler? Bunları netleştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki pazar günkü toplantımız ve ondan sonraki süreçte öncelikle gündemi netleştirmemiz gerekiyor. Çalışma başlıklarını kesinleştirip, görevlendirdiğimiz arkadaşlara bir çerçeve vermemiz gerekiyor.

Sayın Bahçeli şiddet uygulayanları alınlarından öptü. Üstelik Sayın Bahçeli’nin içinden geldiği camia zamanında polis şiddetinden ve işkenceden çok çeken bir camia. Ama milliyetçi hareketin bir cefasını çekenler var, bir de sefasını sürenler. Sefasını sürenler o dönemde o eziyeti çekmediği için şu anda uygulanan şiddete ve işkenceye alkış tutuyorlar.

Kamuda işe alımda, terfilerde, üst düzey pozisyonlarda ehliyet ve liyakati baz aldığınızda ister FETÖ olsun ister onlar gibi etki kurmaya çalışan başka yapılar olsun etki alanları azalacaktır. Ehliyet ve liyakati baz aldığınızda öbeklenmeyi önlersiniz. Öbür türlü mülakat komisyonunu kontrol eden kendi zihniyetinde, örgütünde, mensubiyetinde kim varsa dolduruyor. Eline fırsat geçen acımıyor.

“Hani Sayın Erdoğan faize düşmandı?”

Hazine’nin borçlanma faizi eylül ayında yüzde 17, bugün yüzde 28. Yani Merkez Bankası’nın bankalara borç verirken aldığı faizi beş puan indirdiği dönemde Hazine’nin borç alırken verdiği faiz tam 11 puan artıyor. Kredi faizlerinde durum aynı. 23 Aralık’ta 100 liralık kur korumalı mevduat hesabı açana bugün 27 liralık faiz ödendi.          Yıllık bileşik faizi yüzde 163’e geliyor. Hani Sayın Erdoğan faize düşmandı? Bu 27 puanın 4 puanını bankalar, geri kalanını Hazine ödüyor.

Merkez Bankası’nın yirmi ayda 130 milyar dolarlık dövizi arka kapıdan gizli saklı satması skandalı ortaya çıktı. Aralık ayındaki toplam döviz müdahalesi 17 milyar dolar. Daha önce yayınladıkları verileri yayınlamamaya başladılar. Şu anda endirekt metotlarla ne kadar sattıklarını hesap edemiyoruz. İyice kararttılar. Ne kadar döviz sattığını öğrenmenin tek yolu piyasa oyuncularının hissiyatı.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 77 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 16 bin 894 yeni vaka tespit edilirken, 77 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,31 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,06 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 298 bin 461 test yapılırken, 16 bin 894 yeni vaka tespit edildi. 77 kişi hayatını kaybederken, 19 bin 553 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,31 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,06 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 675 bin 886’ya yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 23 Mart verilerine göre, dün 301 bin 14 test yapılmıştı. Dün, 17 bin 161 vaka tespit edilirken, 84 kişi hayatını kaybetmiş ve 20 bin 309 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

HDP’li Semra Güzel Hakkında Yakalama Kararı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) dokunulmazlığına sonra verilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Haber Merkezi / Semra Güzel hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgütün finansmanı” suçlamalarıyla hazırlanan fezlekeler TBMM’de görüşülmüş, 1 Mart günü 313 “evet” oyuna karşı 52 “hayır” oyuyla Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına karar vermişti. Kararın ardından fezlekeler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti.

Ne olmuştu?

2017’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düzenlediği hava operasyonunda öldürülen PKK üyesi Volkan Bora’nın cep telefonunda yapılan incelemede Semra Güzel ile birlikte çektirdikleri fotoğraflar kamuoyuna yansıdı. Fotoğrafların iktidara yakınlığıyla bilinen medya organlarında yayımlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karma komisyona süratle bunu gönderdik. Gereği yapılacaktır. Biz parlamentomuzda bu tür birilerini görmek istemiyoruz” dedi.

Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi. Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti. 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı ve TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderildi. Komisyon’un dün (20 Ocak) bir araya gelmesinden önce  İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel Güzel’in fezlekesiyle ilgili görüşmelerde “evet” oyu kullanacaklarını açıkladı.

Semra Güzel’in dokunulmazlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’li Semra Güzel’in, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin TBMM kararının iptali istemiyle yaptığı başvuruyu reddetti.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Harami Düzeni Birlikte Göndereceğiz

Kayseri Tomarza’da esnaf ziyareti öncesi vatandaşlara seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Allah nasip ederse ister erken ister zamanında yapılacak seçimde helal oylarınızla o sandıkları patlatacağız. Bu arkadaşları göndereceğiz, tıpış tıpış gidecekler. Bu harami düzeni birlikte göndereceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Türk Telekom’un, Türkiye Varlık Fonu’na devri kapsamında devletin 1,6 milyar dolar borcu üstlendiğini ifade eden Akşener, “Hep birlikte tam 24 milyar liralık kazık yedik. Bu 24 milyar lira ile ne yapılırdı? Gübre atamamış çiftçimizin Nisan ayında atacağı gübrenin parası ödenebilirdi. Hayvan besleyenlerin, çiftçinin girdilerine 24 milyar lira ek yapılsa Türkiye çiftçilikte uçardı. 4 milyon fakir ev kadınına 1 yıl boyunca ayda 500 lira para verilirdi” ifadelerini kullandı.

“Gebe hayvanların” kesime gittiği bir Türkiye ile karşı karşıya olduklarını belirterek, hayvancıların ve çiftçilerin yemde, mazotta ve gübrede yardım istediğini dile getiren Meral Akşener, “Şuculuk-buculuk üzerinden oy verilirse, komşunun komşuya düşman olduğu bir Türkiye’de seçmen çırak çıkar, abiler kazanır. 5 maaş alıp yan gelip yatanlar var sarayda. Haram zıkkım olsun. 11 maaş alan müdürler var. Bakın bunların tamamı haramdır, kul hakkıdır. Siz burada yoksullukla, haksızlıkla, AK Parti bürokratlarının kibri ile mücadele ediyorsunuz” dedi.

Bir kişinin çocuğuna harçlık veremediğini söylemesi üzerine bunların değişmesi için sandığa işaret eden İYİ Parti Lideri  Akşener, “Allah nasip ederse, ister erken ister zamanında yapılacak seçimde, helal oylarınızla o sandıkları patlatacağız. Abilere seçmen velinimetmiş diye öğreteceğiz ve bu arkadaşları göndereceğiz. Tıpış tıpış gidecekler. Bu harami düzeni birlikte göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

Hayvancılık ile uğraşan bir vatandaş Akşener’e, “Yeme, küspeye, gübreye, mazota her geçen gün zam geliyor. Biz ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Üreticiler olarak bizler gelen zamları artık kaldıramıyoruz. Hayvanlarımızı satmak istiyoruz alıcı dahi bulamıyoruz. Vatandaş çok zor durumda. Üretici olarak hayvancılıktan mı yoksa tarımdan mı vazgeçelim” dedi. Akşener çiftçinin sözleri üzerine “Bu ucube sistemden vazgeçeceğiz ve el ele vererek aydınlık günlere yürüyeceğiz” dedi.

Görsel: Yeniçağ Gazetesi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kayseri Tomarza’da esnaf ziyareti öncesi vatandaşlara seslendi. Akşener özetle şunları söyledi;

“Parti olarak her ilin, ilçenin sorunlarını takip eden bir anlayışımız var. Esnaf ziyaretlerimin sebebi uzun zamandır yapılan vatandaşı kutuplaştırma siyasetidir. Vatandaşın çocuğu 92 puan ile atanamamışken 50 puanla dayısı olanlar atandı. Vatandaş çocuğuna harçlık vermekte zorlanırken, kadınlarımız tencere kaynatmakta zorlanırken, iktidar emekli maaşlarını istemeye istemeye 2 bin 500 liraya çıkartmışken bizim zorumuzla. Bu ülkede bin 500 lira emekli maaşı alan vatandaşlarımız vardı. Bugünün ekonomik şartları ile Türkiye’de 2 bin 500 liralık emekli maaşı ile geçinmekte mümkün değil.

Vatandaşın ekonomik sıkıntılarına karşı Türk Telekom’un sahibi, Erdoğan’ın yakın arkadaşı Hariri’lerin, Türkiye’yi tokatladığı Telekom’dan en son 1.6 milyar dolarlık borcunu da devlet üstlenerek tam 24 milyar liralık bir kazık yedik. 24 milyar lira ile gübre atamamış çiftçimizin Nisan ayında atacağı gübrenin parası ödenebilirdi. Çiftçilerin girdilerine 24 milyar liralık destek sağlansa Türkiye tarımda zirve noktaya ulaşırdı. Yoksul kadınlara bir sene boyunca ayda 500 lira destek verilebilirdi. Gençlere burs desteği sağlanabilirdi.

Gebe hayvanların kesime gittiği bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Vatandaş sadece yemde, gübrede ve mazotta destek istiyor. Komşunun komşuya düşman olduğu bir Türkiye’de seçmen çırak çıkar abiler kazanır. Sarayda 5 maaş alarak yan gelip yatan danışmanlar var. Alınan bu maaşların tamamı kul hakkıdır. Onlar orada sefa sürerken vatandaş AKP bürokratlarının kibri ile mücadele ediyor. Seçmenin velinimet olduğunu öğreteceğiz, harami düzeni hep birlikte yıkacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Ekonomi Açısından Büyük Sıkıntılarımız Var

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde muhtarlarla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, muhtarların kendine ait bir bütçesi olması gerektiği görüşünü bir kez daha dile getirerek, “Bana bütçeyi nereden bulacaksınız? diye soruyorlar. Bu kardeşinize güvenin, 27,5 yılımı kamuda geçirdim” dedi.

Haber Merkezi / “Seçim Kanunu’nda muhtarlık için birleşik oy pusulası önergesi verin dedim” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sandığa gidiyorsunuz kabine giriyorsunuz kabinde bakıyorsunuz oy vereceğiniz muhtarın pusulası yok. Biri almış götürmüş. Niye sizin birleşik oy pusulanız olmasın? Diğerleri var olan sizin için niye yok. Bu muhtarlığa verdiğimiz değer, göstermesi için de önemlidir” ifadelerini kullandı.

“Ekonomi açısından büyük sıkıntılarımız var. Toplumun her kesimi sıkıntı içinde. Türkiye kendi kendine yeten bir ülkeydi. Şimdi nohuttan, mercimeğe, canlı hayvandan ete her şey dışardan geliyor. Kim yaptı? Sizin sorgulamanız lazım. Neden gidip yalvarıyoruz? El avuç açıyoruz? Buradan Türkiye’yi çıkarmak zorundayız” diyen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle;

“Ben muhtarların sorunlarını değil, nasıl sorunları çözeceğimi anlatacağım. Muhtarların haklarını savunmak önce muhtarların sonra bizlerin görevi. Siyasette eleştiri olur, eleştirinin dozu biraz sert olur anlarım ama siyasette iftira, haksızlık olmaması lazım. Mansur başkanı aday gösterdiğimizde ‘Seçerseniz bütün sosyal yardımlar kesilir’ diyorlardı. Kesilmedi. ‘Oy verirseniz faturalarını teröristler toplayacak’ diyorlardı. Beni sevindiren olay Ankaralıların Mansur beye duydukları güven.

Bu topraklarda yapılan ilk seçim 1833 yılında Kastamonu Taşköprü’de yapılan bir muhtarlık seçimidir. O nedenle biz muhtarları demokrasinin temel taşı olarak tanımlıyoruz. Bugün geldiğimiz nokta muhtarlara hak ettikleri yetkileri teslim ettik mi? Hayır. 82 kanunda ‘muhtar’ adı geçer. Bir ‘Muhtarlık Yasası’na ihtiyacımız var. Bu konuda bir çalışma yaptık. TBMM’ye sunduk. Çıkmadı, reddedildi ama sizlerin oylarıyla iktidara geldiğimizde bu kanunu çıkaracağız.

Seçim Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Muhtarlar için ‘Birleşik Oy Pusulası’ önergesi verin dedim. Diğerleri için var olan sizin için neden yok? Muhtarlık Evi’ni söylediğim zaman çok sayıda itiraz geldi. Bizim belediye başkanlarımızın büyük bir kısmı bağımsız konutlar yaptılar muhtarlıklar için. Bunu normalde iktidarın yapması gerekiyor. Köy Tüzel Kişiliklerinin yeniden iade edilmesi lazım. Muhtarların bir bütçesi olsun dedim buna da itiraz ettiler. Vatandaş en rahat muhtara ulaşır. Vatandaşın derdini anlatacağı ilk kişi muhtardır.

Muhtarlık bir kamu kurumu olarak kabul edilmemiştir. Kamu kurumu olarak kabul edilmediğiniz için belediye başkanı sizlerle özel proje geliştiremez. Bu kanunun da değişmesi lazım. Sizin ödenekleriniz yani aylıklarını var. İzin aldığınızda kesilir. Niye size aylık verilirken kesiliyor? Size maaş ödenmesi lazım. Kadın muhtarlar doğum yaptıklarında kesilir, izin verilmesi lazım. Türkiye Muhtarlar Birliği’nin kurulması lazım. Bunlar muhtarlarla ilgili söylediklerim.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Devlet adamı kimliği… Hakkı teslim etme, insanı incitmeme, üretiyorsa destekleme. Biz şu anda neredeyiz? Ayrışan bir topluma dönüştük. Daha düne kadar komşumuzun kimliğini sorgulamazdık şimdi inancını, kimliğini, yaşam tarzını sorgulamaya başladık. Bu çok tehlikeli bir şeydir. Kimlik sorgulanır mı? Ben anne babamı seçme özgürlüğüne sahip miyim? Hayır. İki konu CHP açısından kırmızı çizgidir. Biri bayrak diğeri vatan. Onun dışında hepimiz kardeşiz.

‘Ekonomi açısından büyük sıkıntılarımız var’

Ekonomi açısından büyük sıkıntılarımız var. Toplumun her kesimi sıkıntı içinde. Türkiye kendi kendine yeten bir ülkeydi. Şimdi nohuttan, mercimeğe, canlı hayvandan ete her şey dışardan geliyor. Kim yaptı? Sizin sorgulamanız lazım. Neden gidip yalvarıyoruz? El avuç açıyoruz? Buradan Türkiye’yi çıkarmak zorundayız.

Düne kadar gitmeyen evlatlarımız niye bugün gitmek istiyor? Yanlış yönetim var, hatalar var. Bunları saymayacağım. Bir örnek vereceğim. Pandemide esnaf büyük sıkıntılar çekti. Yardım yaptılar. Şimdi diyorlar ki bu yardımlar vergiye tabi, bunun vergisini ödeyeceksiniz. Hadi diyelim kanun öyle vergiye tabi tuttun. Arkadan Kur Korumalı Mevduat getirdiler. Tefeciye faiz vereceksin vergiye tabi tutmayacaksın, esnafa yardım vereceksin vergiye tabi tutacaksın. 14 milyarı tutmuyorsun, 4 milyarı vergiye tutuyorsun. Devlet böyle mi yönetilir? Devlet böyle yönetilmez. Devletin omurgasını bürokrasi oluşturur. Siz devleti yönetirken liyakatle ve adaletle yöneteceksiniz. İşi ehline teslim etmezseniz böyle olaylar çıkar karşına. Asla umutsuz değilim. Ben bu milletin ferasetine güveniyorum. Bu milletin vicdanı var. Eğriyi, doğruyu oturup tartacak. Kararını sandığa gidince vermiş olacak.

Zamlar. Henüz işin baharındasınız. Bir yıl önce ‘gıda kriziyle karşılaşacağız’ dediğimde nasıl biliyordum? Rakamlara bakıyorsunuz, bu iş böyle yürümez diyorsunuz ama bakmıyorlar. Bir devlet günlük yaşamaz arkadaşlar. Devletler planlar yapar. Biz de bu kalktı, o nedenle bugün bu haldeyiz. Bu halden hep beraber çıkacağız. Millet İttifakı olarak çıkacağız.

Bazen, ‘6 benzemez bir araya geldi’ diye kızıyorlar. 6’mız da demokrasi konusunda birbirimize benziyoruz. Hepimizde memleket sevgisi, yurt sevgisi var. Türkiye’yi içinde bulunduğu badireden çıkarmamız lazım. Türkiye’nin ikinci yüzyılına giriyoruz. Ankara büyük bir köye dönüştü. Ankara başkenttir, bir yıldız gibi parlaması lazım.”

“İktidarın o amirallere teşekkür etmesi lazım”

Kılıçdaroğlu, muhtarlarla bir araya gelmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Emekli amirallerin Montrö konusunda yaptıkları açıklamaların ne kadar doğru, ne kadar gerçekçi ve öngörülebilir olduğunu Ukrayna- Rusya savaşı bize gösterdi. Amirallere tek tek ulaşıp o bildiriyi yayımladıkları için teşekkür edilmesi gerekiyor. Bir gerçeği iktidardan çok daha önce gördüler ve toplumun önüne koydular.

İktidarın da o amirallere teşekkür etmesi lazım. Yargı aşamasının bitmesi ve hepsinin beraat etmesi lazım. Açılan dava zaten yersiz bir davaydı. Amirallerin zaten temel görevi budur. Montrö antlaşmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye açısından, Rusya açısından, Akdeniz, Karadeniz açısından ne kadar önemli olduğunu.

Onlar zaten bütün hayatlarını bu işe veriyorlar, bu konularda araştırma yapıyorlar. Onlar kalkıp ‘Boğazdan başka gemiler geçecek, kanaldan başka gemiler geçecek’ diye konuşurken, amiraller büyük bir tehlikeye dikkati çektiler. Bugün onlar tamamen haklılar. Onlara yürekten teşekkür ederim.”

Paylaşın

Emsal Karar: Orantısız Şiddet, Polisin ‘Görev Suçu’ Değil

Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atanmasına karşı eylem yapan öğrencileri darp eden polisler hakkındaki soruşturma yasağı kaldırıldı. Daha önce de avukat Özge Çetin’in itirazıyla, Kadıköy’deki basın açıklamasında gerçekleşen polis şiddetine karşı soruşturma yasağı kaldırılmıştı.

Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre; Bu kez de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdare Dava Dairesi, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Komiser B.G. ile polis memurları B.B. ve H.Ç. hakkında soruşturma izni verdi.

“Karar, diğer dosyalar için emsal olabilir”

Sarıyer Kaymakamlığı polisler hakkında, 2 Kasım 2021 tarihli, 4482 sayılı yazısında ve 31 Ağustos 2021 tarih ve 22 sayılı kararıyla, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9. maddesi hükmü uyarınca polislere soruşturma izni vermemişti.

Öğrencilerin avukatları Özge Çetin ve Efkan Bolaç Kaymakamlığın kararına itiraz etti. Avukat Efkan Bolaç, yaptığı açıklamada, bu kararın, polis şiddetine dair diğer soruşturma dosyalarında da emsal olabileceğini belirtti.

“Kanun, görev suçlarına uygulanır”

İtirazı görüşen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdare Dava Dairesi, emsal bir karara imza attı ve polis şiddetinin “kamu göreviyle ilgili olmadığına” hükmetti.

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.” hükmü yer alıyor.

Mahkeme, madde metninde, bu yasanın görev sebebiyle işlenen suçlar hakkında uygulanacağının belirtilmiş olması karşısında, “görev sırasında işlenmiş olsa bile görevin niteliğinden kaynaklanmayan ve görevin yerine getirilmesi ile ilgisi bulunmayan suçlar” hakkında bu yasada öngörülen özel soruşturma usulünün uygulanamayacağını ifade etti.

“Görevleriyle bir ilgisi bulunmuyor”

Kararda, eylemlere katılmak üzere Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu Sarıyer ilçesinde görev yapan polislerle ilgili şu değerlendirme yapıldı:

“Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli Komiser B.G. ile polis memurları B.B. ve H.Ç. hakkında; müştekilerin Kadıköy’de yapılacak bir eyleme katılmak için toplu halde [559C numaralı] belediye otobüsüne bindikleri, İl Hıfzısıhha Kurul Kararı gereğince Beşiktaş ve Sarıyer ilçelerinde toplantı, miting, yürüyüş vb. eylemlerin yasaklandığı gerekçe gösterilerek otobüsten indirildikleri, herhangi bir direniş göstermemelerine rağmen görevlilerce darp edildikleri, orantısız şiddet uygulandığı ve özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları iddiaları üzerine yapılan ön inceleme sonucu üzerlerine atılan fiillerin görevleriyle bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.”

“Bu olayda izin değerlendirmesi yapılamaz”

İstinaf mahkemesinin kararında, “ilgililere isnat edilen darp, orantısız şiddet uygulama ve özgürlükten yoksun bırakma fiillerinin görev sırasında olmakla birlikte görevden kaynaklanmadığı, yani görev sebebiyle işlenmediğinin açık olduğu” ifade edildi.

Mahkeme, polisin bu eylemleri hakkında izin değerlendirmesi yapılamayacağını belirtti: “4483 sayılı Yasanın yukarıda anılan 2. maddesi hükmü karşısında ilgililer hakkında bu yasanın öngördüğü özel soruşturma usulünün uygulanması ve soruşturma izni verilmesi/verilmemesi yolunda karar tesis edilmesi mümkün değildir.”

Dosya savcılığa gönderildi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdare Dava Dairesi, polislerin eyleminin idari izne bağlanmasına gerek bulunmadığına hükmetti:

“4483 sayılı Yasanın yukarıda anılan 2. maddesi hükmü gereği hazırlık soruşturması yapılmasının idari izne bağlanmasına gerek bulunmadığından, itirazların kabulüne; Sarıyer Kaymakamlığının 31/08/2021 tarih ve 22 sayılı ‘soruşturma izni verilmemesi’ kararının kaldırılmasına, 4483 sayılı Yasa uyarınca karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle karar verildi.”

Dosya, genel hükümlere göre soruşturma yapılmak üzere dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Paylaşın

CHP, Seçim Hazırlıklarını Masaya Yatırıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında düzenlenen “Büyük Örgüt Buluşması”yla seçim hazırlıklarını masaya yatırıyor. Antalya’nın Belek ilçesindeki bir otelde bugün başlayan ve yarın da Kılıçdaroğlu’nun konuşması ile devam edecek buluşmaya Parti Meclisi üyeleri, il ve ilçe başkanları ile il kadın ve gençlik kolları başkanları katılıyor.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; CHP yetkilileri, yaklaşık bin 300 parti üyesinin katılım gösterdiği buluşmanın CHP tarihinde ilk olduğuna dikkat çekiyor. Parti yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Seçim Yasası teklifiyle ittifakların durumu tartışmaya açılırken, örgüt buluşmasının daha önemli hale geldiğini ve seçim hazırlığına yön vereceğini vurguluyor.

Kılıçdaroğlu, uyarılarda bulunacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi Muhittin Böcek’in ev sahipliğini yapacağı iki günlük etkinlikte Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tüm örgüte, “Seçime hazır olun ve vatandaşla sık sık bir araya gelerek dertlerini dinleyin, CHP’nin çözüm önerilerini anlatın” talimatı vermesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu ayrıca seçim yasası değişiklik teklifinin ardından diğer partilerle yapılacak iş birliklerinin daha önemli olduğunu belirterek, parti üyelerinden yerel siyasette daha dikkatli olmalarını isteyecek.

Genel başkan yardımcıları sunum yapacak

Toplantılarda ayrıca genel başkan yardımcılarının da örgüte sunum yapması bekleniyor. Bu kapsamda Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın, seçim hazırlıklarının yanı sıra ittifak üyesi partilerin teşkilatlarıyla yapılacak iş birliklerinin kapsamına dair sunum yapacağı belirtiliyor. Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel de, sunumunda seçim güvenliğine yönelik yapılan hazırlıklara ve örgütün dikkat etmesi gereken noktalara değinecek.

Sosyal medya kullanımı masaya yatırılacak

Adıgüzel, yapacağı sunumda örgüt üyelerinin sosyal medya kullanımı ve parti politikalarının sosyal medya üzerinden aktarımına ilişkin bilgiler de verecek. Bunun yanı sıra, sunumda sandık görevlisi, mahalle sorumlusu, okul sorumlusu gibi atamalarda örgüt üyelerinin dikkat etmeleri gereken noktalar üzerinde de durulacak. Parti üyelerine Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin de bilgi verilecek. Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek’in yapacağı sunumda 6 partinin hazırlamış olduğu ortak metinle ilgili detaylar anlatılırken, parti üyelerinin merak ettiği sorular da yanıtlanacak. Ayrıca hazırlanan kitapçık parti üyelerine dağıtılacak.

Sürpriz konuk Hacer Foggo

Antalya’daki buluşmanın bir de sürpriz katılımcısı olacak. Yoksulluk üzerine önemli araştırmalar yürüten Derin Yoksulluk Ağı’nın Kurucusu Hacer Foggo, Antalya’daki toplantılarda örgüte kapsamlı bir sunum yapacak. Sunumda, yoksul mahallelerdeki seçim çalışmalarının önemine ve yoksul vatandaşların oy verme eğilimlerine değinilecek.

Paylaşın

Demirtaş’tan Cumhurbaşkanı Adayı İçin Yeni ‘Kriter’

Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazete Duvar’da yayımlanan ‘Aşkı bilmeyene oy yok’ başlıklı yazısında cumhurbaşkanı adayı olacak kişilerle ilgili yeni bir ‘kriter’ belirledi. 

“En ciddi siyasi analizlerimden birini yazıyorum, yazının başlığı hafif gelmesin sakın. Başlık, okunduğu kadar hafif değil; aşk hiç değil” diyen Demirtaş, şunları kaydetti:

“(…)  ‘Nasıl bir cumhurbaşkanı adayı’ sorusu bu sıralar çok revaçta. Bana da soruyorlar, çaktırmadan kendimi tarif ediyorum. Herkes öyle yapmıyor mu? Dürüst, bilgili, cesur, deneyimli, hırstan ve kibirden azade, demokratik değerleri içselleştirmiş, gelmişi geçmişi temiz vs. Tamam, bu türden genel geçer kriterlere eyvallah diyelim.

“Aşk’ı biliyor mu? Hiç aşık olmuş mu?”

Ama bir kriter var ki hepsinden önemli, hepsinden kıymetlidir: Aşk’ı biliyor mu? Hiç aşık olmuş mu? Bu sorunun kıymetini ancak aşıklar bilir ve ancak aşkın ne demek olduğunu çözebilmiş ölümlüler cevabın ne kadar önemli olduğunu idrak edebilir. (…)”

Ardından Ömer Faruk’un ‘Aşk ve ereksiyon aşkı’ kitabından alıntı yapan Demirtaş, yorumlarını şöyle sürdürdü:

“(…) Aşk bir yaşam biçimi, hayata bakış açısıdır. Ölüm korkusunu yenmenin, ötekini sevmenin, doğanın bir parçası olduğumuzu anlamanın mucizevi sırrıdır aşk. Aşkı bilmeyenden, kıymet vermeyenden korkun bence. Ayrıca aşık olmak, aşkı çözmek için işin felsefesini bilmeye gerek yok. Siz aşkı çözemeden aşk sizi çözer, merak etmeyin. Kasıntı, kuruntu, abartı tiplerden kurtulmak istiyorsanız seçim kriterlerinize ‘aşk’ı da ekleyin derim. En azından bu tür uyduruk, göstermelik ‘seçme’ zorunluluğunun ortadan kalkacağı özgür zamanlara kadar böyle davranın.

“Aşık olmayana, aşkı bilmeyene oy yok!”

Yani ez cümle, ‘parlamenter sistem’, ‘başkanlık sistemi’, ‘altılı veya üstülü masa’ falan tamam da hiç aşık oldun mu be kardeşim? Dünyaya, evrene, insana, topluma, doğaya, diğer canlılara, ötekine hiç başka bir gözle bakmayı başardın mı? Yoksa dinlerin, ideolojilerin ve devletin kafana tıkıştırdıklarıyla mı yetindin bugüne kadar?

Ben olsam her yerde yüksek sesle bağırırdım; Aşık olmayana, aşkı bilmeyene oy yok!”

Demirtaş’ın yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

DİB: Yarının Türkiye’si Halkçı Seçeneği Yaratarak Kurulabilir

Demokrasi İçin Birlik (DİB), CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Meclis’te yaptığı görüşmelerin ardından üzerinde uzlaştığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”ni ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

DİB söz konuş metni “Tek adam rejiminin ekonomik, toplumsal, kurumsal, ekolojik yıkımı karşısında medyayı ve her türlü devlet gücünü elinde tutan iktidarın provokasyonlarına rağmen partilerin bir araya gelmesi, bu mutabakat metnini oluşturulabilmesi, tek adam rejimine karşı mücadelede önemli bir adım” sözleriyle değerlendirdi.

Metnin bir seçim ittifakı kurmak, seçimi kazanarak iktidarı değiştirmek bakımından da önemli olduğunu vurgulayan DİB, “Ancak yeni bir Türkiye’nin inşası için başka bir yaklaşım gerekli. Demokrasinin asgari koşullarını yaşama geçiren bir rejim, bir kolektif halk iradesinin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir” dedi.

DİB, önsözünde “Yarının Türkiye’si”ni inşa etmek iddiasını taşıyan metnin şu sorulara verilecek yanıtlarla değerlendirilmesi gerektiğini savundu:

  • Ortaya konulduğu tarihsel-toplumsal konjonktürde, ülkenin birikmiş ve yakıcı sorunlarını nasıl bir bakış açısıyla, hangi önceliklerle ele alacak?
  • Önerdiği politikaların toplumun geniş/emekçi kesimlerinin ivedi ve temel ihtiyaçlarını ne denli karşılayabilecek?
  • Bu sorunlara adil, etkili ve kalıcı çözümler üretebilecek mi?

“Toplumsal muhalefet masanın dışında”

DİB’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Altılı masa, siyasi liderler mutabakatına dayanıyor, yani arayış içinde, kendini bütün baskı koşullarına rağmen ifade eden toplumsal muhalefetle herhangi bir organik bağ kurma amaçlanmıyor. Gıda kuyruklarında bekleyenlerin, taksitle ayçiçeği yağı almaya uğraşanların, elektrik faturasını ödeyemeyenlerin, kışı soğukta geçirenlerin, yarınlarına endişeyle bakanların, eşitlik isteyenlerin derdine masada deva yok.

“Ülkenin ekonomik durumunun altılı masanın iddia ettiği gibi parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukların önlenmesi, beşli çeteye ağzının payının verilmesiyle iyileşmeyeceğini, tam tersine sermayenin dizginlenmesini, gelir ve bölüşüm adaletini, demokratik planlı bir ekonomiyi, kamulaştırmayı önceleyen bir sistemsel değişikliğin zorunlu olduğunu toplumun büyük çoğunluğu derinden hissediyor. Ancak bu dönüşüm talebini temsil edecek bir siyasi özne henüz ortada yok.

“Ezilen ve ayrımcılığa uğrayan kesimler dışarıda”

Demokrasi İçin Birlik, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları sıralayarak ortaya konulan toplumsal mutabakat önerisinin, toplumun ezilen ve ayrımcılığa uğrayan kesimlerini dışarıda bıraktığını birkaç örnekle aktardı:

  • Kadınlara ve LGBTİ+ bireylere yönelik şiddetin önlenmesinde hayati önem taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nin metinde adı geçmiyor.
  • İktidarın din ve inançlar arasında eşitsizlik, ayrımcılık ve dini istismar aygıtı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, siyasetteki merkezi yeri, bütçesi, yalnızca Sünni kesime hizmet etmesiyle bütün ülke için temel bir sorunken, bu konuya değinilmemiş. Yalnızca din ve inanç özgürlüğünün garantisi olarak metinde geçiştirilen laiklik ise, temel hak ve özgürlüklerin, çoğulcu demokrasinin ve eşit yurttaşlığın da güvencesi.
  • Kürt sorununda adil ve barışçı çözümü sağlayacak eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel demokrasi gibi evrensel haklar metinde yer almıyor.
  • AİHM tarafından da eleştirilen zorunlu din dersi konusuna değinilmiyor.
  • Sosyal hakların hak temelli bir yükümlülük olarak güçlendirileceği gibi yuvarlak, hiçbir taahhüt içermeyen söylemlere yer verilmiş.
  • Emekçilerin sorunlarına, sendikalaşma, toplu sözleşme, grev haklarına hiç değinilmiyor.
  • Emperyalist güçlerin oyuncağı olmayan, onurlu, bağımsız bir dış politika belgede yer almıyor.

“Bilinen parlamenter sisteme dönüş reformları”

Metinde altı çizilmesi gereken önemli noktalar ise şöyle sıralandı:

  • Normal işleyen bir parlamenter sisteme dönüş
  • Erkler ayrılığının temsili demokrasi koşullarına uygun bir biçimde yeniden inşa edilmesi
  • Aslında tümüyle kaldırılması gereken seçim barajının yüzde 3’e indirilmesi
  • Siyasetin finansmanına saydamlık getirilmesi
  • Torba kanun uygulanmasına son verilmesi
  • Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığına ilişkin reformlar
  • Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmasının önlenmesi
  • YÖK’ün kaldırılması
  • HSK’nın yargıçlar ve savcılar için iki ayrı kuruldan oluşması
  • Adalet Bakanı ve müsteşarının Yargıçlar Kurulu’na üye olmaması
  • AYM’nin ve AİHM’in kararlarının uygulanması
  • Siyasal Partiler Yasası’nı ve Meclis İç Tüzüğü’nü demokratikleştiren, bütçe hakkını Meclis’e iade eden, yüksek mahkemelerin rolünü yeniden güçlendiren maddeler
  • Basın, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine ilişkin taahhütler

Açıklama şöyle devam etti:

“Ancak Terörle Mücadele Yasası başta olmak üzere Ceza Yasası yeniden düzenlenmeden, güvenlik güçlerine cezasızlık politikaları ortadan kaldırılmadan adil ve bağımsız yargıdan söz edilebilir mi?

“Zaten anayasa güvencesi altındaki uluslararası sözleşmelere uyumun altı çiziliyor. Öte yandan Türkiye’nin çekince koyduğu Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi uluslararası sözleşmelere ilişkin bir taahhütte bulunulmuyor.

“Batılı anayasalarda özel meclis komisyonlarının denetimindeki ticari sır ve devlet sırrı konusunun gündeme getirilmesi önemli. Ancak halka karşı suç işleyen, devlet içinde yuvalanmış, devlet tarafında korunan, mafyayla işbirliği halindeki çeteler dağıtılıp, devletin kendisi saydam ve denetlenebilir hale gelmedikçe, ‘Narko devlet’ unvanını almaya ramak kalan devlet mekanizmasıyla demokrasi sözcüğü yan yana konulabilir mi?

“Halkın katılımı ve denetimi belgede yer almıyor”

“Mutabakat metni, ittifakı, bir liderler anlaşmasına döndürdüğü gibi halkın katılımını da seçimlerle sınırlıyor.

“Merkezin yerel üzerindeki baskı ve kontrolünün olağanüstü boyutlarda olduğu, aşırı merkeziyetçi kamu yönetim modeli geçerliyken, yerel demokrasinin koşulu olan mali ve idari özerklik ise, mali ve idari yetkilerin artırılmasıyla geçiştirilmiş ki, bu da katılımcılık açısından büyük bir sorun teşkil ediyor.

“Yeni ambalaj içinde eski model”

“Sorulması gereken soru şu: Bir dönemin sona erdiği yeni bir dönemin başlayacağı, yeninin inşa edilme fırsatının doğduğu bir sırada, halka tek sunulacak seçenek yeni bir ambalaj içindeki eski model mi olmalı? Gerçek bir demokrasinin, yeni bir sistemin, yeni bir toplumun inşasını öngören başka seçenekler hayal edemez miyiz?

“Halka sunulacak yeni bir seçenek, toplumun içinden doğan, ezilenleri örgütleyecek eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir hareket olmalı. Bu yatay örgütlenme, halkla birlikte kendi demokrasi modelini hazırlamalı.

“Altı siyasal partinin hazırladığı ortak metin, bir seçim ittifakı kurmak, seçimi kazanarak iktidarı değiştirmek bakımından önemli. Ama yeni bir Türkiye’nin inşası için başka bir yaklaşım gerekli. Demokrasinin asgari koşullarını yaşama geçiren bir rejim, bir kolektif halk iradesinin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir.”

“Çözüm halkçı seçenek”

DİB açıklamasının son kısmında “Demokrasinin korunması ve faşizmin engellenmesi, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşle kendiliğinden olmuyor. Demokrasinin var olabilmesi için halka adil ve onurlu bir yaşamı, güvenceli bir geleceği, etkin ve örgütlü kişiler olarak toplumsal yaşama katılma imkân ve kapasitesini kazandırılabilmesi gerekiyor. Bu da ancak halkın katılımına dayalı bir halkçı seçeneğin, ayçiçeği yağı kuyruğundakilere, otobüse bile zor binenlere umut ve güven verecek bir seçeneğin yaratılmasıyla mümkün” dedi ve halkın iradesinin damga vuracağı bir hareketin şu hedeflerle mümkün olduğunu söyledi:

  • İktidarın işlediği suçlardan adil yargılamayla hesap sorulması
  • OHAL/KHK’larının tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi
  • İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmesi
  • Zeytinlik ve SİT alanlarındaki maden ruhsatlarının iptal edilmesi
  • Nükleer enerjiden vazgeçilmesi
  • Hasta tutsaklar başta olmak üzere adaletsiz yargılamalar sonucu içerde tutulan binlerce siyasi tutuklunun derhal serbest bırakılması
  • Kürt sorununda adil ve demokratik çözümü, emek haklarını, mülteci ve göçmenlerin insani ihtiyaçlarına çözüm üretilmesi
  • Laik, anadilinde nitelikli parasız eğitim
  • Engelsiz bir yaşam
  • İnsanların piyasanın eline terk edilmediği insani bir sağlık sisteminin hedeflenmesi
  • Temel ihtiyaçları üreten stratejik sektörlerin acilen kamulaştırılması
  • Kurumlar vergisi düzenlemeleriyle ve rant vergisiyle vergi ve gelir adaletinin sağlanması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın