DEVA Lideri Babacan’dan ‘Üçüncü İttifak’ Hakkında Net Açıklama

SP Lideri Karamollaoğlu’nun ‘ittifak içinde ittifak’ çıkışıyla başlayan tartışmalara ilişkin konuşan DEVA Lideri Babacan, “Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gösterilecek adayın kriterlerini açıklayan Ali Babacan, “Kapsayıcı, kucaklayıcı ve demokrasiye gönül vermiş olmalı. Bunun dışında bir kriter konuşmadık” dedi. HDP’ye açılan kapatma davasına da tepki gösteren Babacan, “Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Babacan, üçüncü ittifak tartışmalarına değindi. Babacan, “Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı Direnişi sırasında ‘gözünü kararttığını’ söyleyen Babacan, HDP’ye açılan kapatma davasına da tepki gösterdi.

Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ‘ittifak içinde ittifak’ çıkışıyla başlayan tartışmalara ilişkin konuştu. Babacan, Altılı masada otururken başka alternatifi konuşmayı etik bulmayız. Altılı masanın tartışması doğal ama güven sarsıcı olmamalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gösterilecek adayın kriterlerini açıklayan Babacan, “Kapsayıcı, kucaklayıcı ve demokrasiye gönül vermiş olmalı. Bunun dışında bir kriter konuşmadık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Parkı Direnişi sırasındaki tavrını eleştiren Babacan, “Erdoğan değişik bir psikolojiye girdi” diyerek bakanların ciddi mücadele verdiğini öne sürdü. Babacan,”Başbakan olan Erdoğan Gezi’de gözünü kararttı, durduramadık. İçeride ciddi mücadele verdik. Bakan olarak ne söylemişim kayıtlarda. Sadece ben değil bakanların neredeyse tamamı durduramadık.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) siyasi çizgisinin temsil ediliyor olmasını önemli bulduklarını açıklayan Babacan, kapatma davası açılmasına da tepki gösterdi. Babacan, “Zaten geçmişte de bu siyasi çizgi defalarca kapatılmış. Bitmiş mi? Her dönemde kısa süreli kahramanlıklar: İşte biz kapattık! İyi halt ettiniz” şeklinde konuştu.

Babacan, gündemdeki tartışmalara dair şunları söyledi:

“Adayın seçimlerden üç ay önce açıklanması makul bir süre. Aday olacak kişinin güçlendirilmiş parlamenter sistem ve geçiş süreci ile mutabakata imza attıktan sonra aday olması lazım.

ODTÜ’lü protestocu öğrenci gruplarıyla istedikleri zaman görüşmeye hazırız. Eleştirdikleri konularla ilgili hafızayı, konuşarak tazeleyelim.

Kur Korumalı Mevduat sisteminin maliyeti korkunç olacak. Emekli maaş ve asgari ücreti de mevduatlar gibi dövize endeksleyin de görelim.

Yerel yönetimler üzerindeki İçişleri Bakanı ve Bakanlığı’nın vesayetini kaldıracağız. Mahkeme kararlarını esas alacağız. “

Paylaşın

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’na ‘1915’ Soruşturması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında 1915 olaylarıyla ilgili paylaşımları nedeniyle soruşturma başlattı.

Sezgin Tanrıkulu, sosyal paylaşım platformu Twitter’daki hesabından 24 Nisan’da 1915 olayları ile ilgili paylaşımda bulundu.

Soruşturma 301’den

Başsavcılık, Tanrıkulu hakkında “Türkiye Cumhuriyeti devletinin manevi şahsiyetini aşağıladığına” dair somut deliller bulunduğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesi gereğince soruşturma başlattı.

Tanrıkulu, 24 Nisan’da sosyal medya hesabından şunları yazmıştı:

“107 yıl önce #24Nisan1915’te yüzlerce Ermeni aydını İstanbul’da gözaltına alınıp, Çankırı, Ayaş, Ankara’ya sürüldü ve zorla kaybedildi. Kötülüğün miladı ile olan bu tarihle yüzleşmeden gerçek adalet sağlanamaz.”

301. Madde

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddesinde,

“(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır” hükümlerine yer veriliyor.

1915 olayları

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor.

Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor. Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor.

Paylaşın

Altı Liderin Yeniden Bir Araya Geleceği Tarih Belli Oldu

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde üçüncü kez buluşan altı muhalefet liderinin dördüncü toplantısının tarihi belli oldu. GP Lideri Davutoğlu, dördüncü toplantının tarihini sosyal medya hesabından duyurdu.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizlere bugün verimli bir toplantıda ev sahipliği yapan Demokrat Parti Genel Başkanı Sn. Gültekin Uysal’a ve değerli liderlere teşekkür ediyorum. Biz de 29 Mayıs tarihinde Gelecek Partisi Genel Merkezimizde liderleri ağırlamaktan onur duyacağız” ifadelerini kullandı.

Altı siyasi partinin genel başkanları DP Lideri Uysal’ın ev sahipliğinde yapılan üçünü toplantının ardından ortak bir açıklama yayınladı. 6 liderin imzasıyla yapılan ortak yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3. Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması, konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

Paylaşın

Demirtaş’a Verilen Hapis Cezası İstinaf Tarafından Bozuldu

Halen Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ı ‘hedef gösterdiği’ gerekçesiyle verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası kararı Ankara Bölge Mahkemesi’nce bozuldu.

Selahattin Demirtaş hakkında, Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava kapsamında, 7 Ocak 2020’deki celsede yaptığı savunmadaki sözleri nedeniyle dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ı ‘varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle tehdit’ ve ‘terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermek’ten 8 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 28 Mayıs 2021’deki karar duruşmasında Demirtaş’a, ‘terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermek’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Mahkeme heyeti, ‘varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle tehdit’ suçunda ise sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi. Selahattin Demirtaş’ın avukatları ile cumhuriyet savcısı, karara itiraz ederek, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı.

Duvar’ın aktardığına göre, dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’inci Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararına atıfta bulundu.

Sanığın eyleminin bütün halinde ‘terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme’ suçunu oluşturduğu sabit görüldüğünden ayrıca var olan veya varsayılan ‘suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle tehdit’ suçundan hüküm kurulması gerektiği belirtildi.

Kararda eylemin bir kısmının bölünüp bir kısmına ceza verilmesinin bu haliyle hukuka aykırı olduğu belirtilerek, dosyanın Ankara 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmedildi.

Paylaşın

Küresel Askeri Harcamalar İlk Kez 2 Trilyon Doları Aştı

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) açıkladığı yeni rapora göre askeri harcamalar 2021 yılında bir yıl öncesine göre yüzde 0,7 artış göstererek yaklaşık 2 trilyon 113 milyar dolara yükseldi.

Böylece koronavirüs salgınının ikinci yılında da askeri harcamalar artmaya devam etmiş oldu. SIPRI uzmanı Diego Lopes da Silva “Bu bizim bugüne kadar ulaştığımız en yüksek değer” ifadelerini kullandı.

“Ukrayna işgali öncesi Rusya askeri harcamalarını arttırdı”

Rusya’nın askeri harcamalarının bir önceki yıla göre yüzde 2,9 artarak 65,9 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Savunma harcamaları Rusya’nın gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 4,1’ini oluşturdu. SIPRI uzmanı Diego Lopes da Silva bu oranın dünya ortalamalarından “oldukça yüksek” olduğunu belirtti. Rusya, en fazla askeri harcama yapan beşinci ülke oldu.

SIPRI uzmanı petrol ve doğalgaz kazancının ülkenin askeri harcamalarını arttırmasına olanak sağladığını kaydetti. Uzman, Rusya’nın askeri harcamalarının 2021 yılı sonuna doğru artış gösterdiğini söyledi ve şu ifadeleri kullandı: “Bu, Rusya’nın Ukrayna sınırına asker konuşlandırması sırasında oldu ve Şubat ayında Ukrayna’nın işgalinden önce gerçekleşti.”

Lopes da Silva’ya göre Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya getirilen yaptırımlar sebebiyle Rusya’nın askeri harcamalarını aynı seviyede sürdürmesi zor görünüyor.

Raporda, Ukrayna’nın da Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında ilhak edilmesinin ardından askeri harcamalarını yüzde 72 artırdığı belirtildi. Ancak Ukrayna’nın askeri harcamaları 2021 yılında yüzde 8’den fazla düşüş göstererek 5,6 milyar dolara indi. Bu tutar ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 3,2’sini oluşturuyor.

Almanya yedinci sırada

Almanya’nın 2021 yılındaki askeri harcamaları gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 1,3’üne tekabül etti. SIPRI’ye göre Almanya’nın harcamaları enflasyon nedeniyle bir önceki yıla göre yüzde 1,4 düşerek 51,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Almanya Avrupa’da en fazla askeri harcama yapan üçüncü, dünya genelinde ise yedinci ülke oldu. Almanya’nın askeri harcamaları son on yılda yüzde 24 arttı.

NATO ülkeleri harcamalarını artırdı

Küresel olarak toplam askeri harcamalar bir yıl öncesine göre yüzde 0,7 artış göstererek 2 trilyon 113 milyar dolara yükseldi. NATO ülkeleri askeri harcamalarını artırdı. İttifakın sekiz ülkesinde askeri harcamalar gayrisafi yurtiçi hasılasını yüzde 2’sini aştı. Lopes da Silva, Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa’da askeri harcamaların artmaya devam etmesini öngörüyor.

ABD 801 milyar dolar askeri harcama ile birinci sırada yer aldı. Çin ise 293 milyar dolar ile ikinci sırada yer aldı. Çin’in askeri harcamaları yirmi yedinci kez üst üste artış gösterdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden ‘Yasal Hazırlık’ Açıklaması

Güçlendirilmiş parlamenter sistem mutabakatı açıklayan altı siyasi partinin genel başkanları, dün akşam Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde yapılan üçünü toplantının ardından ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Muhalefet liderleri, anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma gruplarını dört konuda yasal hazırlık için görevlendirdiklerini açıkladı.

Bunlar siyasi ahlak yasası, ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler, Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması ve uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması olarak belirlendi.

Altı lider, uzun süredir gündemden düşmeyen ortak cumhurbaşkanı adaylığı konusunda ise “Uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ortak açıklamasında iktidarın yeni seçim yasası ile “siyaset mühendisliği” yapmak istediğini ve buna karşı iş birliğinin derinleşerek süreceği de yer aldı.

Ekonomi ve hayat pahalılığı hakkında da konuşan liderler, ABD Başkanı Joe Biden’ın “Ermeni Soykırımı” ifadesini kullanmasına da değindi, hem Biden’ı hem de sessiz kaldığını savundukları iktidarı eleştirdi:

“Bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

6 liderin imzasıyla yapılan ortak yazılı açıklama şöyle:

“Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3. Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması, konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

Paylaşın

İYİ Parti’den Teşkilatlara ‘Baskın Seçim’ Talimatı

İYİ Parti Grup Başkan Vekili Erhan Usta, Yozgat İl Başkanı Metin Özışık’ı ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Bir erken veya bir baskın seçime karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor çünkü ekonominin gidişatı çok iyi değil” dedi.

İYİ Parti Grup Başkan Vekili Erhan Usta, partisinin düzenlediği iftar programına katılmak üzere Yozgat’a gitti. Parti binasında İl Başkanı Metin Özışık’ı ziyaret eden Usta, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin kötü yönetildiğini belirterek, iktidarın her şeyi binadan ibaret gördüğünü söyledi.

DHA’nın aktardığına göre; sağlığı sorunca şehir hastanelerinin binalarıyla, eğitimi sorunca okulların binalarıyla övündüklerini belirten Usta, “Her şey binadan ibaret zanneden bir anlayışla ülkenin ileri gitmesi mümkün değildir. Ama seçimler yaklaştı, hala erken seçim bekleyenlerdenim. Şimdi kur korumalı mevduatla dolar bir miktar tutuluyor. ” ifadelerini kullandı.

Erhan Usta, konuşmasının devamında özetle şu ifadeleri kullandı; “Sayın Erdoğan ve ekibi, çok iyi biliyor ki; 2023 Haziran ayına kadar bunu tutmanın imkanı yok. Türkiye, ciddi bir kur şoku yaşayacaktır. Çünkü yapısal hiçbir tedbir alınmıyor. Hastalık var ve sadece hastalığın ağrısını kesmek için uyuşturucu veriyorsunuz. Uyuşturucu tedavi etmez ama hastalık ilerler, bir süre sonra uyuşturucu da etki etmez.

Şu anda Türkiye ekonomisin yaşadığı sıkıntı; budur. Seçimlerin 2023 Haziran ayında olacağına pek inanmıyorum. Bu anlamda hazırız. Genel başkanımız 2 yılı aşkın bir süredir ilçe ilçe geziyor. Teşkilatlarımızın da genel başkanımıza daha diri bir şekilde ayak uydurması lazım. Bir erken veya bir baskın seçime karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor çünkü ekonominin gidişatı çok iyi değil”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 15 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 2 bin 277 yeni vaka tespit edilirken, 15 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,43 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,14 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 127 bin 253 test yapılırken, 2 bin 277 yeni vaka tespit edildi. 15 kişi hayatını kaybederken, 15 bin 947 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,43 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,14 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 426 bin 248’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 23 Nisan verilerine göre, 137 bin 853 test yapılmıştı. 2 bin 654 vaka tespit edilirken, 16 kişi hayatını kaybetmiş ve 17 bin 524 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Karamollaoğlu: AK Parti’den İnsanların Kopmamasının Üç Sebebi Var

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “AK Parti’den insanların kopmamasının üç sebebi var” dedi; Tuzu kuru olanlar, sosyal yardım alanlar, cami cemaati olanlar.

SP Lideri Karamollaoğlu, yapılan çeşitli seçim anketlerinde AKP’nin oy oranının belli bir oranın altına düşmemesini yorumladı. Habertürk’ten Kemal Öztürk’e konuşan Karamollaoğlu “AK Parti’den insanların kopmamasının üç sebebi var” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Tuzu kuru olanlar”

Yani bankada parası çok olanlar. Yaklaşık olarak aileleriyle birlikte 5 milyon insan bu ekibin içinde. Bunların keyfi yerinde. Paradan para kazanıyorlar.

“Sosyal yardım alanlar”

Sosyal yardım alan 4.5, 5 milyon aile olduğu söyleniyor. Bu, 10 ila 15 milyon arası fert eder.

“Cami cemaati olanlar”

En çok endişeli olan bu kesim. Ben ‘cami cemaati’ olarak tanımlıyorum bunları. Sayıları 3 mü, 5 milyon mu bilemiyorum. Bu kesimin başörtüsü, Kuran kursu, İmam Hatiplerle ilgili hala kafalarında endişe var. ‘Acaba AK Parti giderse bizim bugünkü kazanımlarımız elden gider mi?’ endişesi var.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’yla İlgili Dikkat Çeken Yorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘düşük faiz’ politikası doğrultusunda atılan adımların Türkiye’de hayat pahalılığını günden güne artırması AK Parti ve MHP’nin oylarında düşüşe neden olurken, iktidar partisinin ‘sığınmacılar’ ve ‘Kürt sorunu’ başta olmak üzere birçok konuda Cumhur İttifakı’ndaki ortağıyla aynı noktaya gelmesi seçmen nezdinde soru işaretiyle karşılanıyor. 

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında son gelişmeleri değerlendirdi.

“(…) MHP ile Bahçeli’nin iktidardaki bugünkü varlığının ve etkisinin ben görünenden daha ciddi ve büyük olduğunu düşünenlerdenim” diyen Bozkurt, şöyle devam etti:

“Bahçeli’yi biraz tanıdığımı zannettiğim için söyleyebilirim, 99 gül ile yaşanan magazin tartışmaları bizzat Bahçeli’nin Erdoğan ile paylaşarak gerçekleştirdiği ‘medyaya konuşacak malzeme çıksın’ kurgusudur. Ve amacına da ulaşmıştır.

MHP, AKP’yi politik olarak kendi çizgisine getirmiş bürokraside de hedeflediği amaca ulaşmış gözükmektedir. AKP’nin özellikle Kürt meselesinde siyaset yapma alanını tamamen kısıtlamıştır. Cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin bir düzenleme AKP tarafından dile getirildiği anda MHP hemen buna karşı çıkmaktadır.

1 ay kadar önce Ankara’da billboardlar MHP’nin Cumhurbaşkanlığı sistemini savunan afişleriyle dolmuştu. Nedeni muhtemelen Cumhur İttifakı içinde gündeme gelebilecek bir cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin tartışmada ön almaktı. MHP’nin sisteme AKP’den daha sıkı sahip çıkması ilginçtir. Sonuçta tabanında ciddi sıkıntılar barındırsa da MHP, Cumhur İttifakı’ndaki pozisyonundan memnundur ve bunu değiştirmeyi düşünmemektedir. Gündeminde de erken seçim de yoktur.

“AKP, Kürtlerin 2’nci partisi olma niteliğini kaybetmek üzere”

MHP’nın bu memnun olma hali doğal olarak AKP’de sıkıntı yaratmaktadır. Kürtlerin 2’nci partisi olma niteliğini kaybetmek üzeredir AKP. Hem de ciddi oy kayıpları yaşadığı bu dönemde. Bu tablo Kürt oylarına çok ihtiyaç duyulan seçimler için büyük risk oluşturmaktadır. Parti yöneticilerinden sadece Numan Kurtulmuş son dönemde Güneydoğu illerini ziyaret ederek parti faaliyeti yapabilmiştir. Onun kullandığı dil de AKP’ye halen ait olmayan SP ve Has Parti döneminde kullandığı ve Kürt seçmende çok olumlu etki yaratan dildir.

Milli Görüş’ün etkisinin AKP tabanında halen varlığını sürdürdüğünün tek işareti Kurtulmuş’un teşkilata moral veren ziyaretleri değil doğal olarak. AKP’in ve Erdoğan’ın önemini daha çok anlatmış olmasına karşın medyada sadece eleştirileri haber olan Bülent Arınç’ı da unutmamak lazım. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın