Kılıçdaroğlu: Baskıcı Dönemin Sonu Yaklaşmaktadır

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Meclis’te düzenlenen 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşmada, “Başta ekonomik sorunlar olmak üzere ülkemizin tüm sorunlarını birlikte çözeceğiz. Hakkın, hukukun, adaletin bir kişinin iki dudağı arasında olduğu bu baskıcı dönemin sonu yaklaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni işaret ederek, “Biz de tek adam rejimini dünyaya örnek olacak şekilde demokrasi ve sandık yoluyla ortadan kaldıracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hep beraber yapacağız” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında, kutuplaştırmaya göndermede bulunarak, “Siyasi görüşü ne olursa olsun kimsenin ötekileştirmeyeceği, yönetim erkinin hesap vereceği günler yakındır” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’te düzenlenen 23 Nisan özel oturumunda konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“TBMM’ye sunulan, milletvekillerine verilen kanun tekliflerinin tek elden çıkması, ahlaki vicdandan yoksun olması ve düşünülmeden kabul edilmesi yanlıştır. Bu Meclis 100 yıl önce tüm fikirlerin birlikte tartışıldığı bir Meclis’ti. Bir yandan da işgal güçlerine karşı savaşıyordu.

Biz de tek adam rejimini dünyaya örnek olacak şekilde demokrasi ve sandık yoluyla ortadan kaldıracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hep beraber yapacağız.

Çocuğuna bir bardak süt içiremeyen annelerin, hakkı yenen öğrencilerin, işsiz bırakılma tehdidiyle zor şartlarda çalıştırılan işçilerin, elektriğini ödeyemediği için elektriği kesilen, karanlığa mahkum edilen 4 milyon abonenin sorununu çözeceğiz.

Türkiye’ye huzur getireceğiz. Başta ekonomik sorunlar olmak üzere ülkemizin tüm sorunlarını birlikte çözeceğiz. Hakkın, hukukun, adaletin bir kişinin iki dudağı arasında olduğu bu baskıcı dönemin sonu yaklaşmaktadır.

128 milyar doların hesabının verileceği, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe gireceği, Süleyman Şah Türbesi’nin tekrar alınacağı günler yakındır. Siyasi görüşü ne olursa olsun kimsenin ötekileştirmeyeceği, yönetim erkinin hesap vereceği günler yakındır.

Gelecek tarihimizde umutsuzluğa yer yoktur. Mücadelemiz tek bir çocuğun bile yatağa aç girmeyeceği bir gelecek içindir. 100 yıl önce ulu önderimiz bu Cumhuriyet’i nasıl kurduysa 100 yıl sonra bu parlamento demokrasiyi gerçek anlamda yerleştirecek.

Tüm çocuklarımızın Atatürk’ün kendilerine armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı kutluyorum.”

Paylaşın

Elektrik Faturasını Ödemekte Zorlanan Vatandaşların Oranı Yüzde 57

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun elektriklerinin kesilmesi gündemdeki yerini korurken, MetroPOLL Araştırma tarafından gerçekleştirilen son ankette elektrik faturasını ödemekte zorlanan vatandaşların oranının yüzde 57 olduğu görüldü.

MetroPOLL Araştırma’nın Kurucusu Özer Sencar sosyal medya hesabından Mart ayına ilişkin elektrik ve doğalgaz faturaları ile ilgili verileri paylaştı.

Özer Sencar, yaptığı paylaşımda “Seçmenlerin yaklaşık beşte biri elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemiyor. Ödeyebilenlerin de büyük kısmı çok zorlandığını söylüyor” açıklamasında bulundu.

Özer Sencar’ın yayınladığı verilere göre; elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemediğini belirten vatandaşlar %19’luk bir kesimi oluşturuyor. Faturalarını ödeyebilen ama çok zorlandığını belirten vatandaşların oranı ise %57 seviyesinde.

Faturaları ödeyemediğini belirten vatandaşların oranı Şubat ayında %14.4 iken bu oran Mart ayında 18,6 oldu. “Ödeyebiliyorum ama çok zorlanıyorum” cevabını veren vatandaşların oranı ise şubat ayında 58,2 iken Mart ayında 57,0’a düştü.

Kılıçdaroğlu zamlara tepki göstermişti

2022 yılı içerisinde arka arkaya elektrik faturalarına gelen zam sonrasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu zamlara tepki göstermişti. Kılıçdaroğlu faturasını ödeyemeyen insanların sözcüsü olmak ve hükümete geri adım attırmak istediğini söylemişti.

Bununla birlikte “Zamlar geri alınıncaya dek faturaları ödemeyeceğim” diye konuşmuştu. 2,5 aydır elektrik faturasını ödemeyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun da önceki gün evinin elektrikleri kesilmişti.

Paylaşın

Altılı Masanın Gündeminde Yeni Seçim Yasası Var

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmaları ve seçim sonrası geçiş süreci için toplantılarına devam eden altı muhalefet partisi Pazar günü bu kez Demokrat Parti’nin (DP) ev sahipliğinde bir araya gelecek. Toplantının gündem maddeleri arasında Cumhur İttifakı’nın getirdiği yeni seçim yasasının yanı sıra seçim güvenliği de var.

Kamuoyunda “altılı masa” olarak bilinen altı muhalefet partisi; CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi genel başkanları üçüncü kez bir araya gelecek. Altı liderin toplantısı Demokrat Parti’nin Ankara’daki genel merkez binasında iftar yemeği ile başlayacak.

Seçim yasasının ittifaklara etkisi

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in altılı masayı oluşturan partilerin üst düzey yetkililerinden edindiği bilgilere göre, bu toplantının ana gündem maddeleri yeni seçim yasasının getirdiklerinin değerlendirilmesi ve ayrıca çok önemli olarak görülen seçim güvenliği konusu.

AKP ile MHP’nin üzerinde çalıştığı ve seçim barajını yüzde 7’ye düşüren yeni seçim kanunu, önceki haftalarda Meclis’ten geçerek yürürlüğe girmişti. CHP düzenlemenin bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuş ve AYM de başvuruda eksiklik görmeyerek iptal istemini esastan görüşmeye karar vermişti.

Altılı masada bu yasanın muhalefete getireceklerinin ele alınması ve ittifakları nasıl etkileyebileceğine dair farklı senaryoların genel anlamda konuşulması bekleniyor.

Üst düzey bir muhalefet yetkilisi, yeni yasanın 2023 Nisan ayına kadar yapılabilecek bir erken seçimde uygulanamayacağını hatırlatarak, bazı hususları belirlemek için erken olduğunu şunları söyleyerek aktarıyor:

“Şartların ne olacağı şu anda tam olarak belli değil, o nedenle tek bir seçeneğe bağlı kalarak değerlendirme yapmak doğru olmaz. Ekonomik veriler iyi değil, ekonominin daha da kötüleşmesi hesabı yapılırsa seçim daha erken de olabilir. Bu durumda eğer seçim sonbaharda olursa bambaşka bir denklem kurulur.”

Bir diğer muhalefet partisinin yetkilisi ise cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra parlamentodaki çoğunluğu kazanmanın önemine dikkat çekerek, “Şu anda her parti nasıl en çok milletvekili alınabileceğini bulmak için kendi içinde çalışıyor. En çok milletvekili hangi sistemle alınacaksa onda karar kılmak önemli. Çünkü Meclis’te anayasa değişikliği yapabilecek bir çoğunluğa ulaşmak istiyoruz” yorumunu yapıyor.

Seçim güvenliği kritik önemde

Altılı masanın üçüncü toplantısında ele alınacak konular arasında seçim güvenliği de olacak.

Bir önceki toplantıda seçim güvenliği konusunda ortak hareket etme kararı alınmış ve bunun için bir komisyon oluşturulmuştu. Bu komisyonun çalışmalarına gelecek hafta başlaması bekleniyor.

Komisyonda CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, İYİ Parti adına Seçim İşleri Başkanı Şenol Sunat, Saadet Partisi adına Mahalli İdareler Başkanı Hasan Bitmez, Demokrat Parti adına Göç ve Sosyal Politikalar Başkanı İlay Aksoy, DEVA Partisi adına Seçim İşleri Başkanı İdris Şahin, Gelecek Partisi adına Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün yer alıyor.

Seçim komisyonunun yapacağı toplantılarda her ildeki durumu ayrı ayrı değerlendireceği ve titiz çalışacağı belirtiliyor. “Seçim güvenliği” ve “sandık güvenliği” başlıkları altında yapılması planlanan çalışmalar kapsamında sandıkları ortak takibe yönelik bölgesel eğitim verilmesi için iş birliği yapılması ele alınacak. Ayrıca altı partinin teşkilatlanma açısından güçlü olduğu bölge ve iller tek tek değerlendirilecek.

Sayım güvenliğini de değerlendirecek olan komisyon, seçim sonuçlarının aktarılması sürecinde ıslak imzalı tutanakların girişinin anında yapılacağı ortak bir teknik altyapı oluşturulması için gerekli yazılım çalışmalarını masaya yatıracak.

Üst düzey bir muhalefet yetkilisi, yeni seçim yasasında kıdemli hakimlerle ilgili yapılan değişikliğin tesadüfen olmadığını düşündüklerini belirterek, son İstanbul seçimlerini örnek gösteriyor. Sandık güvenliğinin gelecek seçimlerde çok tartışma yaratacağını öngören aynı yetkili, İstanbul seçiminde iktidarın hemen hemen her sandıkta sonuca itiraz ettiğini ama farkın 800 bin gibi yüksek bir sayı olmasıyla sonuç alamadığını hatırlatıyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Cuma günü Fox TV’de yaptığı açıklamada toplantıda seçim güvenliği komisyonu çalışmalarını masaya yatıracaklarını söyleyerek, partilerin elindeki dokümanların paylaşılacağını ve ayrıca Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’nin maddeleştirilmesi çalışmasının yapılacağını bildirdi.

Ekonomi için komisyon belirsiz

Bu arada toplantıda Türkiye’de seçmenlerin acil çözüm beklediği ekonomik sorunlar için bir komisyon kurulup kurulmayacağı hususu şimdilik belirsiz.

İYİ Parti yetkilileri kendilerinin ekonomi kurmaylarının aylardır çalıştığını ve çeşitli somut projeler ürettiğini, benzer çalışmaların diğer partilerde de olduğunu belirterek, bütün partileri “aynileştirmek” istemediklerini belirtiyor ve bu nedenle ekonomi komisyonu fikrine çok sıcak bakmıyor.

Bir başka partinin üst düzey yetkilisi ise buna benzer bir görüş aktararak, “Ekonomi ile ilgili komisyon bugünden olmaz, çünkü böyle bir komisyonun çalışmaları bağlayıcı hale gelirse partilerin esnekliği kalmaz” diyor.

Cumhurbaşkanı adayı için tanım beklenmiyor

Yetkililere göre altılı toplantının bu ayağında cumhurbaşkanı adayı için yine net bir tanım yapılması veya profilin belirginleştirilmesi beklenmiyor. Altılı masada yer alan bir yetkili, aday meselesi ile ilgili henüz erken olduğunu belirterek şunları söylüyor:

“Cumhurbaşkanı profili şimdiden çok konuşulmaz, bu toplantıda da bir tanım yapılması beklenmiyor. Çünkü henüz daha erken. Ama bu ismin ‘no name’ (adı duyulmamış) birisi olmaması da gerekir. Çünkü Tayyip Erdoğan gibi bir güçlü siyasetçinin karşısına düşük profilli birisi konulmamalı bana kalırsa. Geçiş sürecinde toplumsal psikolojiyi de yönetebilecek birisi lazım.”

Altılı masanın bir sonraki toplantısının 29 Mayıs’ta gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Paylaşın

Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında Çocuk Yoksulluğunda İlk Sırada

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ilk sırada. Okula aç giden çocuk sayısı artarken, acil ücretsiz okul beslenme programı çağrısı yapılıyor.

Son dönemde çok hızlı artan yoksullaşma Türkiye’de önce en hassas durumdaki çocukları vuruyor. Türkiye bugün yüzde 22.7’lik oranla çocukların en yoksul olduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üyesi ülke.

Dünya Bankası tahminlerine göre gıda enflasyonundaki her 1 puanlık artış, dünya genelinde derin yoksul sayısını 10 milyon kişi artırıyor. Türk-İş verilerine göre mart itibarıyla son bir yılda Türkiye’de gıda fiyatlarının yüzde 76.4 arttığı dikkate alındığında durumun vehameti ortaya çıkıyor.

Sözcü gazetesinin haberine göre; Türkiye’de bugün her 5 çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşiyor, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamıyor. Bu noktada yapılacak en acil eylemin, bir an önce okullarda kamunun öğle yemeği hizmeti sunması olduğu belirtiliyor.

“Okul yemeği uygulaması başlatılmalı”

CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo, “2019 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığı başlattık başlatıyoruz diyor ama bir gelişme yok. Sağlık Bakanlığı okullarda ücretsiz beslenme programını 2020 için planlıyordu ancak bir türlü hayata geçiremedi.

Fakirliğin yoğunlaştığı bölgelerden başlanarak bir an önce okul yemeği uygulaması başlatılmalı, gıdaya erişemeyen milyonlarca çocuk bu sayede en azından günde bir kez yeterli bir besin alabilmeli. Dayanışmanın da bittiği bir döneme girdik çünkü komşu da aç” ifadesini kullandı.

Son dönemde özellikle yoksulluğun arttığı bölgelerde çocuklar okula aç gidiyor. Evinde yeterli beslenemeyen çocuğun hiç değilse okulda sağlıklı beslenmeye ulaşması gerektiğini vurgulayan Hacer Foggo, “Yetersiz beslenme beyin hücrelerinin gelişimini, büyümeyi durdurur. Açlık çeken çocuklar okula odaklanamazlar. Bu nedenle bir an önce okullarda ücretsiz beslenme programları hayata geçirilmeli” dedi.

Paylaşın

AK Parti’nin ‘Sandık’ Planı Kulislerden Sızdı

Türkiye, seçim, zamanında yapılırsa Haziran 2023’te sandık başına gidecek. Bu seçimin “AK Parti açısından en zorlarından biri olacağı” bizzat iktidar temsilcileri tarafından dile getiriliyor.

AK Parti’nin seçimleri kazanabilmek için gelecek yılın ilk yarısında ekonomide bir dizi adım atacağına dikkat çekiliyor. İktidar emeklilerin bayram ikramiyesine zam için kapıyı kapadı. Ancak kulislerde “artışın gelecek yıl yapılacağı” konuşuluyor.

Ek zamlar seneye

Asgari ücrette yılın ikinci yarısında bir düzenleme yapılmasından da vazgeçildi. Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre; kulislerde ise “Aralık ayındaki görüşmelerde gelecek yıl için yüksek oranlı bir artış yapılacağı” dile getiriliyor.

Bunun dışında gelecek yılın ilk yarısında memur ve memur emeklisine yüzde 8 toplusözleşme zammı verilecek. Ayrıca bu yılın ikinci yarısında oluşacak enflasyon farkı da yine ocak ayında yansıtılacak. Böylece maaşlarda önemli oranda artış yapılacak. Ayrıca iktidarın “ocak ayında yeni bir ek zammı gündeme getirebileceği” de belirtiliyor.

3600 yıl sonuna

3600 ek gösterge ile sözleşmelilere kadro konusundaki çalışmaların bu yıl içerisinde tamamlanması toplusözleşmenin bir gereği. Ancak iktidar son günlerde 3600 ek gösterge düzenlemesinin yılın sonunda yapılacağını dile getiriyor. Ayrıca sözleşmelilere kadro konusunun da 3600 ek gösterge sonrasında yaşama geçirileceği açıklandı. İki konu da bu yılın sonuna kalırsa bu uygulamaların sonuçları da 2023’te alınmaya başlanacak.

Seçim öncesi EYT

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) yıllardır düzenleme yapılmasını bekliyor. İktidar ise sürekli erteliyor. Ancak sendika kulislerinde “EYT düzenlemesinin seçim öncesinde gündeme geleceği” konusunda genel bir beklenti var. Sendikacılar arasında bu konuda “kesin olacak” diyenler bulunuyor.

Resmi enflasyon yüzde 60’ın üzerinde. Beklentiler de bu yılın böyle gideceğini gösteriyor. Ancak yıl sonundan itibaren enflasyonda bir düşme bekleniyor. “Baz etkisinin” katkısıyla yıl sonundan itibaren enflasyonun düşeceği ekonomistler tarafından da dile getiriliyor. Kulislerde, iktidarın tüm bu gelişmelerin ardından ekonomide oluşacak “bahar havasıyla” birlikte seçime gideceği değerlendiriliyor.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu Meydan Okudu: Ben De Dahil…

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, birinci ve ikinci derece akrabaları, ben dahil bütün eski başbakanların ve cumhurbaşkanların mal varlıklarının incelenmesi gerektiğini söyledi. 

GP Lideri Davutoğlu, sosyal medya hesabından ‘Meydan okuyorum’ notuyla video paylaştı. Davutoğlu, şunları söyledi:

“Büyük bir yangın var. Büyük bir deprem var. Milletin hukukunu gözetmeyenlere karşı hakkın, adaletin ve milletin hukukunun sesini yükseltmek vefasızlık değildir. Buradan meydan okuyorum. Birinci ve ikinci derece akrabaları, ben dahil bütün eski başbakanların ve cumhurbaşkanların mal varlıkları incelenmeli.

Vicdan sahibi bütün milletvekillerine, bütün teşkilat mensuplarına sesleniyorum. Milletin ızdırabını, çilesini görün ve milletten aldığını destekle geldiğiniz yerlerde milletin hukukunu koruyun.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 15 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 2 bin 898 yeni vaka tespit edilirken, 15 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,43 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,14 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 149 bin 252 test yapılırken, 2 bin 898 yeni vaka tespit edildi. 15 kişi hayatını kaybederken, 19 bin 693 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,43 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,14 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 147 milyon 418 bin 551’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 21 Nisan verilerine göre, 153 bin 733 test yapılmıştı. 3 bin 354 vaka tespit edilirken, 17 kişi hayatını kaybetmiş ve 18 bin 964 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Suriyelilerin Bayram İzni Kısıtlandı

Son dönemde siyasetin sıcak başlıkları arasında yer alan Suriyeli göçmenlere ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı’nın kararı sonrası sınır kapılarından sadece cenaze mazereti bildirenler ile Suriye’ye kesin dönüş yapmak isteyenlerin geçişine izin veriliyor.

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın ardından milyonlarca Suriyeli, evlerini terk ederek Türkiye’ye sığındı. Bu süreçte bazı Suriyeliler, güvenli hale getirilen bölgelere, dini bayramlarda izin alarak gidip gelmeye başladı. Sınır illerdeki valiliklere başvuru yaparak izin alan Suriyeliler, özellikle Azez, Cerablus, El Bab, Mare ve Soran bölgelerindeki yakınlarına gidebilme imkanına kavuştu.

Bu yıl da Ramazan Bayramı’nı ülkelerinde geçirmek isteyen çok sayıda Suriyeli, Kilis Valiliği’ne internetten başvuruda bulundu. Başvuruları onaylanan, 18-29 Nisan arasında Öncüpınar ve Çobanbey sınır kapılarından ülkelerine geçecek Suriyeliler için hazırlık tamamlandı. 18- 19 Nisan’da sınır kapılarına giden 2 bin Suriyeli, işlemlerini yaptırarak ülkelerine geçiş yaptı ancak 19 Nisan’da İçişleri Bakanlığı’nın kararı ile Suriyelilerin geçişlerinin kısıtlandığı açıklandı.

Cenazesi olana 3 gün izin

Online başvuru yapan ve ülkesine geçmek için sınır kapılarına gidenler, görevlilerce bakanlık kararı anlatılarak geri gönderiliyor. Sadece cenaze mazereti bildirenlerin geçişine izin veriliyor. Bu 3 günlük iznin de gidilen bölgedeki yerel meclis ve güvenlik birimlerince onaylı olması şartı aranıyor.

Bayramlarda daha önce Suriye’ye gidenler, 2 ila 5 ay süreyle ülkelerinde kalma hakkı elde etmişti. Sınır kapılarında, ülkesine kesin dönüş yapmak için gitmek isteyenlere de izin veriliyor. Kesin dönüş yapan Suriyelilere form imzalatılıyor, ardından da ülkelerine gitmeleri sağlanıyor.

Paylaşın

Gezi Parkı Davası’nda Karar Pazartesine Kaldı

İstinaf mahkemesinin beraat kararlarını bozmasının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen Gezi Parkı davasında bugün karar çıkmadı, duruşma Pazartesi günü saat 10.00’a ertelendi. 

Haber Merkezi / Çağlayan Adliyesi’nde görülen Gezi davasının sekizinci duruşması öncesi Taksim Dayanışması adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır” denildi.

Çok sayıda diplomatik temsilci ve uluslararası gözlemcinin takip ettiği duruşmaya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP’li milletvekilleri Özgür Özel, Sezgin Tanrıkulu, Aykut Erdoğdu, Ali Şeker, HDP’li milletvekilleri Züleyha Gülüm, Garo Paylan ile TİP’li milletvekili Ahmet Şık’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, davanın tek tutuklu sanığı iş insanı Osman Kavala Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, Ali Hakan Altınay, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ayşe Mücella Yapıcı’nın arasında bulunduğu tutuksuz sanıklar da hazır bulundu.

Davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamış, mütalaada, Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edilirken, 6 sanığın ise ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Savunmalar başladığında ilk sözü alan Ali Hakan Altınay, “Hukuka aykırı delilleri kabul etmiyorum. Dört yıldır deli saçması bir hikayenin içinde debeleniyoruz” diyerek suçlamaları reddetti. Duruşmada, Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ortak savunma yaptı. İlk olarak Yapıcı’nın okuduğu ortak savunmada,”Gezi Direnişi bu ülke tarihinin en demokratik, yaratıcı, eşitlikçi ve en kapsayıcı barışçıl kitlesel hareketi. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır Gezi. Milyonlarca insanı haftalarca insanı sokağa dökecek tek güç, halkın kendi iradesidir” ifadeleri yer aldı.

Ortak savunmada, Taksim Dayanışması’nın Gezi Parkı eylemleri sürecinden tüm yetkililere yurttaşların talep ve beklentilerini iletmek ve kamu idaresine yükümlülüklerini hatırlatmak üzere diyalog kurmaya çabaladığı belirtilerek, “İstanbul valisinden büyükşehir belediye başkanına, başbakan yardımcısından başbakana ve cumhurbaşkanına kadar tüm yetkililere bu talepler iletilirken demokratik kamuoyu yaratmak amacıyla kararlı, ısrarlı ama her zaman barışçıl etkinliklere çağrı yapıldı” denildi. Hem iddianame hem de mütalaanın akla ve vicdana sığmadığını savunan Yapıcı, Atalay ve Kahraman, “Gezi direnişi fon ile para ile açıklanamaz, Gezi süresince tüm ihtiyaçlar imece usulü karşılandı. Provokatif müdahalelere kolluğu sevk ve idare eden tüm şeflerin Fethullahçı çete mensubu olduğunu daha sonra hep birlikte öğrenmedik mi” diye konuştu.

“İddianame bir senaryo olsa çekilemez bulurdum”

Dava kapsamında yargılanan sinemacı Çiğdem Mater Utku, “Çekmediğim bir filmle dosyaya dahil edildim. Yapılmamış bir filmle hükümeti zor durumda bırakmak mümkün değil. Belgesel çekilmiş olsaydı da düşünceyi açıklama ve yayma kapsamında suç teşkil etmeyecekti. Sinemacı olarak çok fazla senaryo okudum. Bu iddianame beni en çok şaşırtan metinlerden biri oldu. Yapımcı olarak bir senaryo olsa çekilemez bulurdum” dedi ve beraatini talep etti. Mine Özerden ise Gezi Parkı eylemleri için iddianamede dillendirilen fon iddialarına ilişkin, “Gezi’yi fonlamak için aracı olduğum iddiasını hakaret addederim” dedi. Yiğit Ali Ekmekçi ise “Akla ve mantığa aykırı girişimlere son vermenizi talep ediyorum” diye konuştu.

Son olarak duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlanarak söz alan tutuklu iş insanı Osman Kavala, “Soyut gerekçelerle tutukluluğumun sürdürülmesi sebebiyle artık savunma yapmamaya karar vermiştim. Ancak davada karara gitmek yönünde bir irade olduğunu görüyorum. Alınacak karara etki edeceğini düşünmesem de kamuoyuna saygı gereği açıklamalar yapacağım” dedi.

Kavala, “AİHM kararının ardından davanın hızla karara bağlanmasına karar verildi. Gerekçesiz birleştirilen dosyalar ayrıldı. İkinci iddianamenin kullanım süresi sona erdi. İkinci iddianame benim tutuklanmam için hazırlanmıştı. Gezi protestoları kamuoyunun gözü önünde gerçekleştiğinden o dönem bu protestoların bir darbe girişimi olduğuna yönelik komplo teorisi tutmadı, hükümet de bu komployu benimsemedi. Yoksa Başbakan kendisini devirmek isteyenlerle görüşür müydü? Keza George Soros da 2015’te Türkiye’ye geldiğinde hükümet yetkilileri ile görüşmüştü” diye konuştu.

Kavala savunmasında ayrıca şu ifadelere yer verdi: “Gezi’nin dışarıdan yönetildiğine dair delil gösterilemedi. 80 ile yayılan protestoları yönlendirdiğim iddiası akla uygun değildir, sadece poğaça ve eczaneden alınmış maskelerle gittiğim Gezi’nin maddi ihtiyaçlarını karşıladığım iddiası saçmalıktır.

“Türkiye’yi ziyaretinde vakfın çalışmalarını değerlendirdiği toplantılar dışında Soros ile hiçbir irtibatım yok. Benim dışımda hiçbir vakıf üyesiyle konuşmuş olmaması, Soros’un sanıklar arasında olmaması, bu iddiaları yazanların da iddialara inanmadığını gösteriyor.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan ‘Hapis İstemi’ Yorumu

31 Mart seçimlerinin iptal edilmesinin üzerinden YSK’ye yaptığı eleştiriler nedeniyle hakkında hapis cezası istenmesine ilişkin açıklamada bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bana 4 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi hakkında savcı mütalaasını verdi, mahkemesi görülecek. Neymiş, ben YSK’ye hakaret etmişim. Olay şudur. Benim Avrupa Konseyi’ndeki bir konuşmamın eleştiren bir bakan bana konuşmasında ‘ahmak’ demiştir. Ben de kendisine iadeyi cevapla karşılığını ona sundum. ‘Siz seçimi iptal ettiniz ahmak sizsiniz’ anlamında. Bunu ben bakana söyledim ama YSK’ye böyle bir şeyde bulunmadım. Bunun ifadesini verdim ama ona rağmen savcı böyle bir mütalaada bulundu.” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Yani hala yaşadığımız bu olumsuzluklardan ders çıkarmayan insanlar var bu ülkede. Bunun bana siyaseten hiçbir zararı yok ama bu ülkeye zararı var. Bizim toplumumuz vicdanlıdır. Mağduru görür, mağdura katkı sunmak, destek olmak ister. Umarım bu yanlıştan dönecek. Her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı gibi ben de bu ülkede hukukun ve adaletin üstünlüğüyle bu mahkemenin doğru kararı vereceğine inanıyorum, inanmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bağcılar’da görev yapan 21 muhtarla sahurda buluştu. İmamoğlu, ilçedeki bir işletmede buluştuğu muhtarlarla tek tek tanıştı ve onlardan gelen talepleri dinledi. Pandemi ve ardından gelen ekonomik krizin etkilerinin tüm Türkiye’de yaşandığını belirten İmamoğlu, krizden en çok etkilenen kesimin gelir seviyesi düşük vatandaşlar olduğuna dikkat çekti.

ANKA’nın aktardığına göre İBB’nin sosyal yardım bütçesini, göreve geldikleri 2019 yılı içerisinde, 2018’e göre 6 kat oranında artırdıklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Yüzde 2-3 seviyesindeyken şu anda yüzde 15-16 seviyelerine çıktı bütçedeki sosyal yardımların payı” dedi. Yapılan yardımların zorunluluktan kaynakladığını belirten İmamoğlu, yaşanan sürecin toplumun her kesimini etkilediğini belirtti. İmamoğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle:

Kent yoksulluğunun kırsaldaki yoksunluktan daha zor ve acı sonuçları var. İçinde bulunduğumuz dönemde, 500 binin üzerinde kumanya dağıttık. Pandeminin pik yaptığı dönemde bu rakam 1 milyon 100 bin haneye kadar yükseldi. Bu zor günleri ümitle, umutla, çalışmayla, paylaşarak, birbirimizi hissederek aşacağız. Biz, bunları yaparken bir yandan işlerimizi yaptık, bir yandan öğrencilerimize burs verdik.

Bir yandan dedik ki ‘Anne evden çıkamıyor’; kartını verdik. Askıda Fatura veya onun gibi başka uygulamalarla vicdan köprüsü kurduk. İstanbul’da en doğru birinci adres, fitreniz, zekâtınız için biziz kardeşim. Çünkü biz, adresi veriyoruz. Verdiğimiz her şeyin devlete hesabını veriyoruz. Bizde adresleri var. Onu da bir tek biz biliyoruz. Allah biliyor yani, bir de devlet. Bu anlamda, bu zor günleri aşmanın yöntemi, modeli bu.

Bağcılar’da an itibariyle hemen hemen durmuş, yarım, eksik, başlamamış işimiz kalmadı. İlçede açtığımız ve açacağımız kreşler bulunuyor. İstanbul genelindeki ‘Yuvamız İstanbul’ kreşlerinin sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bu milletin evlatlarını 3-4 yaşından itibaren eğitemezsek her 10 senede bir bu ülkede seçimler iptal edilir. Cahillik, eğitim almamak, bu ülkede yeni nesle yapacağımız en büyük ihanettir. Onun için en baş meseledir çocukların mutluluğu, annelerin mutluluğu. Bunu da beraber yapıyoruz sizlerle.

Siyasi çekişmenin, çatışmanın ve kavganın olduğu yerde barıştırmakla, buluşturmakla, konuşturmakla yükümlüyüz. Adalet Partili rahmetli dedemle merhum CHP’li bacanağını örnek gösterebilirim. Ben, hayatımda onlar kadar neşeli tartışan, esprili konuşan, iki farklı partiden olmalarına rağmen bu kadar tatlı ortaklık yapan başka iki insan görmedim. Rahmetli ortağı, bacanağı, Allah rahmet etsin, Hasan Ağa hafızdı; CHP’li. Dedem de Kur’an’a bakarak okuyordu. O, hafızdı ama kimse onu sorgulamasın.

İnanç, Allah’la kul arasında. Siyasi yarışı, hizmet yarışını nerede yapamayız biliyor musunuz? Şurada hiçbirimiz, bir başkasına, ‘Ben senden daha inançlıyım’ diyebilir mi? Böyle bir hakkı var mı? Yaradan böyle bir hakkı kime verdi Allah aşkına? Ya da ‘Ben senden daha çok vatanımı seviyorum. Sen vatan hainisin’ diyebilir mi? Bana diyenin alnını karışlarım. Ben de bir Allah’ın kuluna demem. Bütün bunların mahkemesi, hukuku vardır.

Onun yeri bazılarında dünyadadır, bazıları öbür dünyadadır. Bütün yapılan işler, müdahaleler, onlar, bunlar bana ne yapıyor biliyor musunuz? Bugün bir çalışıyorsam, bunları yaşadıktan sonra bin çalışıyorum. Bana verdiği tek duygu bu. Kimse benimle o alanda yarışamaz. Bana biraz daha iyi davransalar var ya belki biraz daha tembelleşebilirim yani. Ve göreceksiniz, kalan iki yılda çok daha mutlu olacağız.

İlçelerin ve mahallerin lokal sorunlarına çözüm üretmeye çaba gösterdik. İstanbul’a bir bütün olarak bakıyoruz. Kurumsallaşma çalışmaları kapsamında Muhtarlıklar Daire Başkanlığı’nı kurduk. Kurumsal bir biçimde sizinle iş birliği yaparak, hiçbirinizin siyasi anlayışına bakmadan, bu şehrin kendi iradesiyle, hakkıyla seçilmiş 963 muhtarımıza hizmet edeceğiz.”

İmamoğlu’na muhtarlar buluşmasında İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Alpay, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık da eşlik etti.

‘Bunun bana siyaseten hiçbir zararı yok ama bu ülkeye zararı var’

Bana 4 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi hakkında savcı mütalaasını verdi, mahkemesi görülecek. Neymiş, ben YSK’ye hakaret etmişim. Olay şudur. Benim Avrupa Konseyi’ndeki bir konuşmamın eleştiren bir bakan bana konuşmasında ‘ahmak’ demiştir. Ben de kendisine iadeyi cevapla karşılığını ona sundum. ‘Siz seçimi iptal ettiniz ahmak sizsiniz’ anlamında. Bunu ben bakana söyledim ama YSK’ye böyle bir şeyde bulunmadım. Bunun ifadesini verdim ama ona rağmen savcı böyle bir mütalaada bulundu.

Yani hala yaşadığımız bu olumsuzluklardan ders çıkarmayan insanlar var bu ülkede. Bunun bana siyaseten hiçbir zararı yok ama bu ülkeye zararı var. Bizim toplumumuz vicdanlıdır. Mağduru görür, mağdura katkı sunmak, destek olmak ister. Umarım bu yanlıştan dönecek. Her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı gibi ben de bu ülkede hukukun ve adaletin üstünlüğüyle bu mahkemenin doğru kararı vereceğine inanıyorum, inanmak istiyorum.

Paylaşın