Ahmet Davutoğlu’ndan Meral Akşener’e Aile Ziyareti

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ailesi ile birlikte; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve ailesini evinde ziyaret etti. Her iki liderde ziyarete ilişkin kareleri sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Meral Akşener, bayram ziyaretine ilişkin fotoğrafları; sosyal medya hesabından “Sayın Ahmet Davutoğlu, değerli eşi Sare Hanım, kıymetli evlatları Sefure ve Mehmet ile bayramlaştık. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Yüce Allah, nice bayramlara sağlık ve mutlulukla erişmeyi nasip etsin” notuyla paylaştı.

GP Lideri Ahmet Davutoğlu ise “İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener hanımefendiyle kıymetli eşi Tuncer Bey’e ailecek bayram ziyaretinde bulunduk. Bizlere gösterdikleri nazik misafirperverlik ve güzel sohbet için kendilerine teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan ‘Cumhurbaşkanlığı Adaylığı’ Açıklaması

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bayram dolayısıyla gittiği Rize ve Artvin’den bugün memleketi Trabzon’a geçti. Trabzon’da programı öncesinde konakladığı otelde basın mensupları ile kahvaltıda bir araya geldi. İmamoğlu’na gazeteciler ‘Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla’ ilgili soru yöneltti.

İBB Başkanı İmamoğlu yanıtında, “Benim gündemimde yok. Gündemimde önümüzdeki seçimlerde değişim var. Buna hepimizin ihtiyacı var” dedi. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“…Türkiye’deki bütün olumsuzluklar, ekonomiden yönetim biçimine, eğitimden işsizliğe, birçok konuda toplumun rahatsızlığı ya da memnuniyetsizliği yüzde 70-75-80 oranlarında. Böyle bir sorun yumağı içinde olan ülkede değişimin olmaması mümkün değil.

Değişimi motive edecek, umutlandıracak olan da muhalefet blokudur. Muhalefet bloku da üzerine düşeni yapmaktadır. 6’lı masanın tarihi birlikteliği ve bunun genişlemesi mümkün yolculuğu şu an Türkiye için umut ışığıdır. Tekrar demokratikleşme daha güçlü bir demokrasiye sahip olma, yüzyıllık Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlanması bu masanın ana hedefi. Bizler de buna hizmet ediyoruz.

“İBB Başkanı ülkenin sorunlarına hassasiyet göstermeli”

…İstanbul her yönüyle lokomotif bir kent. Dolasıyla duyarsız bir İstanbul ya da konulara hiç müdahil olmayan İstanbul ya da hiç konuşmayan ağzını bıçak açmayan bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tasvip edilmez. Bu doğru bulunmaz. 16 milyon insanın tarihi bir oyla seçtiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye’deki birçok konuya hassasiyet göstermek, destek olmak, doğruları güçlendirme konusunda karakterli adım atmak mecburiyetindedir. O sorumluluk bilinci bende üst düzeyde var.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı sorusu

…Cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesi benim gündemimde yok. Benim gündemimde önümüzdeki seçimlerde değişim var. Tarif edemeyeceğim seviyede var. Bu değişime hepimizin ihtiyacı var. Örneğin en başta sorun yaşayan kişi benim. Burada İBB’nin engellendiği ya da sıkıntı, zulüm çektiği problemler diye sıralasam 150 yetmez. O bağlamda Türkiye’deki değişime bu ülkedeki kamu yöneticilerinin ihtiyacı var. Bu ülkenin belediye başkanlarının ihtiyacı var. Samimiyetle söylüyorum ki; AKP’li belediye başkanlarının bile ihtiyacı var.”

Paylaşın

İstanbul’da 1 Milyon 305 Bin Yabancı Uyruklu Kişi Yaşıyor

İstanbul Valiliği, yaptığı açıklamada İstanbul’da 1 milyon 305 bin 307 yabancı uyruklu kişinin yasal olarak bulunduğunu belirtti. 763 bin kişinin ikamet izni almış düzenli göçmenlerden oluştuğuna dikkat çeken valilik, geçici koruma kapsamında bulunan 542 bin Suriyeli olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / İstanbul Valiliği, 1 Ocak – 3 Mayıs 2022 tarihleri arasında 25 bin 644 düzensiz göçmen hakkında işlem yapıldığını, neredeyse 9 bin kişi ülkelerine sınır dışı edilirken 12 bin 684 kişinin sınır dışı işlemleri için farklı şehirlerdeki geri gönderme merkezlerine sevk edildiğini söyledi.

Valilikten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İlimizde yasal kalış hakkı bulunmayan düzensiz göçmenlere yönelik mücadelemiz tüm kurumlarımızın işbirliğiyle sürmektedir. İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğünce geçen yıl 71.959 düzensiz göçmen hakkında işlem yapıldı. Bu kişilerin 23.072’si İstanbul’dan sınır dışı edilirken, 39.525’i ise sınır dışı işlemleri yapılmak üzere diğer illerdeki geri gönderme merkezlerine sevk edildi.

1 Ocak – 3 Mayıs 2022 tarihleri arasında; 11.936’sı Afganistan, 2.853’ü Pakistan uyruklu olmak üzere toplam 25.644 düzensiz göçmen (1.933 yabancıya adli işlem yapılmıştır.) hakkında işlem yapıldı. Bu yabancıların 8.773’ü İstanbul’dan ülkelerine sınır dışı edilirken, 12.684’ü sınır dışı işlemleri için diğer illerdeki geri gönderme merkezlerine sevk edildi.

Ramazan Bayramı’nın ilk günü, kolluk güçlerimizce tespit edilen 240 düzensiz göçmenin sınır dışı işlemlerine başlanmış olup, işlemleri tamamlanan 280 Afganistan uyruklu yabancının havayoluyla sınır dışı planlaması yapılmıştır. Düzensiz göçmenlerin tespit ve sınır dışı edilmelerine yönelik çalışmalar etkin bir şekilde devam etmektedir.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ‘Elektriksiz Bir Haftayı’ Paylaştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu elektriksiz geçen 7 gününü anlatan bir belgesel-video yayınladı. 9 dakika 17 saniyelik videoda Kılıçdaroğlu’nun elektriğinin kesilmesinin ardından yaşadıkları, yurttaşların desteği ve seçmen kesime yaptığı konuşmalar yer alıyor.

YouTube’da yayınlanan belgesel-videoyu Kılıçdaroğlu Twitter’dan “Ülkemin yoksulları, yok sayılanları için bir yola çıktım. Halkımızı aydınlığa çıkarma yoludur bu. Yedi karanlık gecede, mücadelemin sıradaki adımlarını düşündüm. Kolay olmayacak biliyorum. Ama şunu da herkes bilsin: Vatanı satanlarla mücadele sert olur” sözleriyle paylaştı.

Videonun açılışında Kılıçdaroğlu “Faturalarını ödeyemeyecek kadar yoksullaşmış, işe aşa, eğitime dahi adil bir şekilde ulaşamayan bir toplumdan refah çıkmaz. Dünyada da huzur olmaz. Temel ihtiyaçlar karşılanırsa adalet adalettir o zaman. Ancak o zaman ülkeler kalkınır, refah üretir. Devleti yönetenler ülke zenginliğini hakkaniyetli dağıtmak zorundadırlar. İşte ben bu aç gözlü politikacıların yarattığı adaletsizliğe karşı karanlıktayım. 4 milyona yakın abonenin elektriği kesilmiş Türkiye’de. Onların sesi duyulsun diye bu yola girdim. Bu bir direniştir. Bu sizin hakkınızı arama mücadelesidir. Benim kavgam işte bu adaletsiz düzenledir” diyor.

Sonrasında ise “Elektrik faturasını ödeyebilirim. Benim gelirim zaten fazlasıyla buna yetiyor. Ama sorun geliri olmayan ya da düşük gelirli ailelerin yaşadıkları. O sorunu çözmemiz gerekiyor” diye ekliyor. Videonun sonunda ise, “Birimiz karanlıktaysak hiçbirimiz aydınlıkta değiliz, geliyor gelmekte olan” notu yer alıyor.

Ne olmuştu?

Kemal Kılıçdaroğlu, elektrik fiyatlarına gelen zamları protesto etmek için evine gelen faturayı 2 ay boyunca ödememiş, ardından da elektriği kesilmişti. Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu bir hafta boyunca karanlıkta oturmuştu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Rize’de: 6’lı Masanın Neferiyim

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Semih ve kızı Beren İmamoğlu ile birlikte çıktığı Karadeniz turu, Rize’nin İyidere İlçesi’nde başladı. İlçe merkezinde vatandaşlarla bayramlaşan İmamoğlu, hemşehrilerinden gelen fotoğraf çektirme taleplerini yerine getirdi.

Bir yurttaşın İmamoğlu için yaptığı besteyi okuması renkli anların yaşanmasına neden oldu. İyidere’den Derepazarı’na geçen İmamoğlu ve beraberindeki heyet, ilçenin bağımsız Belediye Başkanı Selim Metin tarafından karşılandı. Belediye Meydanı’nda kurulan bayramlaşma masasında İmamoğlu’nu konuk eden Metin, “Başkanımız Sayın Ekrem Bey ilçemizi ziyaret ettik; memnun olduk. Kendisine ve ekibine hoş geldin diyorum. İyi bayramlar diliyorum” dedi.

Bu anlamda İBB’nin kapısını çalan her belediyeye katkı sunmaya ve destek olmaya gayret ettiklerini vurgulayan İmamoğlu, “İstanbul, tabii ki 16 milyonun belediyesidir, ama İstanbul, aynı zamanda Türkiye’dir. Aynı zamanda Türkiye’nin her yerinden gelen insanların oluşturduğu bir kenttir. Elbette ki Başkanımızın da Derepazarı’nın da yanında olabileceğimiz işler vardır. Konuşuruz, zevkle onları destekleriz. Güzel bir Karadeniz ziyareti olsun. Bayramın güzelliğiyle, bayramın temiz diliyle, bayramın iyiliğiyle buradayız” dedi.

Rize’de coşkulu kutlama

Derepazarı’ndan sonra Rize’ye gelen İmamoğlu, “Rize seninle gurur duyuyor” tezahüratlarıyla karşılandı. Eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İmamoğlu çifti, yol boyunca vatandaşlarla fotoğraf çektirdi. “İkizdere Dayanışması” üyesi olduğunu belirten bir vatandaş, İmamoğlu’na, “Kepçelerin önünden kurtardık” dedikleri saksı içinde fidan hediye edip, destek istedi. İmamoğlu, yaşanan yoğun ilgi nedeniyle, konuşma yapacağı otobüse zorlukla ulaşabildi.

CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz ve İYİ Parti Rize İl Başkanı Ayşegül Özyanık ile birlikte otobüsün üzerindeki platforma çıkan İmamoğlu, Rizelilerin Ramazan bayramlarını kutladı. Trabzon’dan Artvin’e kadar tüm Doğu Karadeniz şeridini çocukluğundan beri tanıdığını hatırlatan İmamoğlu, “Bu güzel toprakların güzel insanları, sizlerle bir arada olmaktan onur duyuyorum, gurur duyuyorum” diye konuştu”

“Güzel dostluklar biriktirdim”

Konuşma yaptığı alanın yanında eskiden bir park olduğunu anımsatan İmamoğlu, CHP İl Başkanı Deniz’den, “Beton oldu” yanıtını aldı. İmamoğlu, bu yanıt üzerine, “Yahu bunlar da hep ağacı beton yapıyorlar” karşılığını verdi.

Ticaret için geldiği Rize’de güzel dostluklar biriktirdiklerini kaydeden İmamoğlu, “Bereketli günlerdi, doğal günlerdi, güzel günlerdi. İnsanlar, birbirine ‘Sen necisin’ demezdi. ‘Hangi partilisin’ demezdi. Herkes birbirine insan gözüyle bakar, kucaklaşır, helalleşir, selamlaşırdı. Kimse kimseye yüzüne ekşitmezdi. Niye bu hale geldik biz? Allah aşkına niye bu hale geldik biz? Bakın biz diyoruz ki; ahlaklı siyaset. Biz diyoruz ki; liyakat. Biz diyoruz ki; eşitlik. Biz diyoruz ki; özgürlük. Biz diyoruz ki; hak eden kazansın. Başkaları da diyor ki; vatan haini. Başkaları diyor ki; her şeyi ben kazanacağım. Olmaz öyle şey. Bak öyle her şeyi kazanacağım diye diye üst üste iki defa kaybettiniz Allah aşkına” dedi.

“Bir arada daha güzeliz”

Farklılıkların bir arada güzel olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bir arada daha güzel. Bir arada daha güzeliz. Bakın birbirimizi daha çok severiz. ‘Hep ben’ olmaz. Bu güzel memleket, 85 milyon vatandaşımız rengarenk. Aslan gibi evlatlarımız, çocuklarımız var. Hepsi çok güzel çocuklar; doğusundan, batısından, güneyinden, kuzeyinden. Ben, 16 milyonluk İstanbul’dan geliyorum. İstanbul’da bu memleketin her insanı var. Ta Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Ardahan’dan Edirne’ye, Diyarbakır’ında Urfa’sından Rize’ye, Kastamonu’dan Sivas’a ben hepsinin selamını getirdim Rize’ye, hepsinin. Bir tanesini eksik bırakmadan, hepsin bir selamımı getirdim sizlere. Bu güzel, bu güzel renklerimizi korumak, onları geliştirmek, büyütmek elimizde.”

Rize’nin nüfusunun yaş ortalamasının yüksek olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, gençlerin doğdukları, yaşadıkları şehirlerden ve ülkeden gitmek istediklerinin altını çizdi.

“O zaman bir şeyler ters gidiyor” diyen İmamoğlu, “Bu güzelim Rize’de çocuklarımız, gençlerimiz durmak istemiyorsa, bir şeyler ters gidiyor. Gençlerimiz, bırakalım Rize’yi, memleketimizde durmak istemiyor. Gençlerimiz, yurt dışına gitmek istiyor kaçar gibi. O güzel evlatlarınız, zihinleri açık, fikri hür, vicdanı hür, zeki evlatlarımız, kızlarımız, oğullarımız bu memlekette durmak istemiyor. Burada hata ettiniz. Hep beraber düzelteceğiz. Hep birlikte düzelteceğiz. Millet kazanacak millet. Bir kişi değil, millet kazanacak” dedi. Rize’nin 1940’ların başından beri çayla anıldığını vurgulayan İmamoğlu, buna rağmen üreticinin mutsuz olduğuna dikkat çekti. Çay üreticisinin ve tarımın desteklenmediği bir toplumun hiçbir konuda başarılı olamayacağını belirten İmamoğlu, “Biz, çayın da yanındayız, fındığın da yanındayız, doğanın da yanındayız, yeşilin de yanındayız, mavinin de yanındayız. Sizlerle beraber çayda yaşanan sorunu da parada yaşanan hep beraber çözeceğiz” dedi.

Düşünce özgürlüğü vurgusu

Eğer siz hala Rize’yi bir adım ileri götürememişseniz, Karadeniz’i güzelleştirememişseniz, Karadeniz çirkinleşmişse, şehirleri kötüleşmişse, insanlar ekmeğini burada kazanamıyor ve çocuklar, gençler burayı terk ediyorsa, o zaman yanlış büyük” diyen İmamoğlu, “İnsanlar, şunu hatırlasın: Düşüncesini söylediği için suçlanan bir toplum değil, düşüncesiyle insanlara ışık tutan bir toplum haline gelirsek, o zaman ekonomide de iyi oluyoruz” ifadelerini kullandı. Rusya ve Ukrayna arasında süren savaşa da değinen İmamoğlu, bu toprakların savaşın acısını iyi bildiğine vurgu yaptı. “Bir insan, bir aklıyla süreci kötü yönettiği zaman, oradan mutsuzluk çıkar, savaş çıkar, huzursuzluk çıkar” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Ama toplumun aklı, milletin aklı önde giderse, ortak akıl önde giderse; oradan üretim çıkar, huzur çıkar, kazanç çıkar, bolluk çıkar, bereket çıkar. İşte bugün Türkiye’de, farklı siyasi görüşler bir araya geldi. Memleketim tekrar özgürleşmesi için, tekrar insanların özgürce fikirlerini ortaya koyabilmesi için, tekrar ‘Ben çalışırsam olur; dayım, halam, teyzem, torpilim olursa olur’ değil. Ben olursam olur, ben çalışırsam olur diye bir ittifak masası kuruldu.

Ben de o ittifak masasının, 6 liderin ortaya koyduğu düşüncenin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, Belediye Başkanı olarak en güçlü neferi olacağıma hepinizin huzurunda söz veriyorum.

İstanbul’da ittifak yaptık. Teşekkür ediyorum Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, beni o dönemde destekleyen ve ittifak ruhuyla yola çıktığımız çok değerli İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e buradan hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. Yola çıktığımızda ittifak olarak, o zaman ‘Ben İstanbul İttifakı’nın adayıyım’ demiştim. ‘Herkesin oyuna talibiz’ demiştim.

Ve günün sonunda, belki de tarihin en yüksek oyunu alarak İBB Başkanı seçildim. Şimdi de bu milletin en az yüzde 60’ının bir değişim istediği bir ortamda hep birlikte başaracağız göreceksiniz. Hep birlikte başaracağız. Bu masanın ve bu birlikteliğin en büyük vaadi; barıştır, huzurdur, bir arada, milletçe dimdik ayakta olmaktır.

Gençlerine fırsat vermektir. Tarımda üreticinin yanında olmaktır. Çay üreticisinin yanında olmaktır. Üreten her insanın yanında olmaktır. Kadının yanında olmaktır. Gencin yanında olmaktır. Annenin yanında olmaktır. Annenin, babanın çocuklarının geleceğinden kaygı duyduğu değil, umutla onlara yol çizdiği bir sürecin yanında olmaktır. O bakımdan güçlü bir birliktelik içerisindeyiz.”

İmamoğlu’nun Rize turu, başladığı gibi yoğun ilgi altında noktalandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Türkiye’nin Göç Politikası Var Mı?

Göçmenler siyasetin sıcak başlıkları arasında yer almaya devam ediyor. Muhalefet ve iktidar arasında son haftalarda göç ve göçmenlerle ilgili kızışan tartışmalarda, muhalefet partileri hükümeti “iyi ve etkin bir göç politikası olmadığı” gerekçesiyle eleştiriyor.

VOA Türkçe’ye konuşan yetkililerden bazıları siyasi partilerin Suriyelileri zorla ülkelerine gönderemeyeceğini söylerken, bazı yetkililer ise, Türk halkının mülteci yükünü daha fazla kaldırma kapasitesinin kalmadığını ve göç politikasının gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) eski milletvekilli Suat Kınıklıoğlu VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin kapsamlı ve iyi düşünülmüş bir göç politikası olduğunu düşünmüyorum” dedi.

23. dönem milletvekilliği yapan ve 2009-2012 yıllarında AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan Kınıklıoğlu, şöyle konuştu: “2012 yılında ilan edilen açık kapı politikasının yanlış olduğuna inanıyorum. Bunun sebebi de Suriye’de rejim değişikliğini hedefleyen bir politikanın olmasıdır. Türkiye, mültecileri Avrupa’dan dışarıda tutan bir tampon bölgesi haline dönüşmüştür. Türk halkının bu yükü daha fazla kaldırma kapasitesi kalmadı.”

“Göçmen seçmen olacak” endişesi

Türkiye’de iktidar değişikliği durumunda, ikili bir yaklaşımın uygulanmasının mümkün olabileceğini dile getiren Kınıklıoğlu, “Bir yandan hızlı entegrasyon, diğer yandan Suriye rejimi ile temas yoluyla en azından bir miktar mültecinin geri dönmesi denenecektir” dedi.

Suat Kınıklıoğlu muhalefet kanadında, iktidarın göç yoluyla ülkenin demografisini ve dokusunu değiştirme amacı güttüğü düşüncesinin hakim olduğunu ifade etti.

Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) sıklıkla “göçmenlerin seçmen olacağı” endişesini dile getiriyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, önceki ay yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Sen sığınmacılara vatandaşlık verip, onlara oy kullandırarak koltuğunu mu korumak istiyorsun?” diye sorarken, geçen ay da sosyal medya hesabından “Neden vatandaşlık dağıtıyorsunuz, neye hazırlanıyorsunuz?” diye yazdı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçen ay yaptığı bir açıklamada, Türkiye’de oy kullanabilecek Suriyeli sayısının 113 bin 654 olduğunu söyledi.

Türkiye’deki Suriyeli sayısının ise 3 milyon 768 bine ulaştığını belirten Soylu,şu ana kadar 200 bin 950 Suriyeli’nin Türk vatandaşı olduğunu, bunların 87 bin 296’sının çocuk olduğunu dile getirdi. Soylu ayrıca, 2018-19 seçiminde Suriyeliler’in yüzde 30-35’inin oy kullandığını belirtti.

“Göçmenler ekonomik krizin nedenlerinden biri olarak düşünülüyor”

Türkiye’de seçmen eğilimleriyle ilgili yapılan anketlerde ise, siyasi görüşü ne olursa olsun seçmenlerin göçmenler konusunda birleştiği ortaya çıkıyor.

Son dönemde yapılan kamuoyu yoklamalarına katılanların yaklaşık yüzde 80’i, “Suriyeliler’in ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğini” ve “hükümetin Suriyeliler’e daha iyi davrandığını” düşünüyor.

Tüketici ve seçmen profili araştırmaları yapan “Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi’nin (TEAM)” araştırma uzmanı, siyaset bilimci Nezih Onur Kuru VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Göçmenlere dair tehdit algıları, bugüne kadar oy tercihini ülke genelinde doğrudan belirlemese de, siyasal tercihler üzerinde etkisini giderek artırıyor” dedi.

“Yerel seçimler sonrasında Afgan ve Pakistanlı düzensiz göçmenlerin İran sınırından Türkiye’ye giriş yapmasının, sadece büyük şehirlerde değil ülke genelinde tehdit algılarının artmasına neden olduğuna” dikkat çeken Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ümit Özdağ gibi siyasetçilerin çıkışı da diğer siyasilerin söyleminin daha güvenlikçi bir tona dönüşmesini beraberinde getirdi. Araştırmalarda mülteci sorunu derin ekonomik krizin arkasında kalsa da, göçmenlerin iş piyasasında haksız rekabete yol açması ekonomik krizin nedenlerinden biri olarak düşünülüyor. Özellikle büyük şehirlerde bu hissiyata sahip olan düşük eğitimli genç ve orta yaşlı erkekler arasında bu algı hakim. Bu grupta, partilerine sıkı bağlı olmayan ve mülteci konusunda iktidara öfke hisseden AK Parti ve MHP seçmenlerinde seçime katılımda düşüş yaşanabilir.”

“Türkiye geçmişten beri bir göç ülkesi”

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkanı Metin Çorabatır ise Türkiye’nin “göç tarihine” değinerek, Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle geçmişten beri bir göç ülkesi olduğunu belirtti.

1934’teki İskan Yasası’nın Türkiye’deki göç politikasının temellerini attığını VOA Türkçe’ye anlatan Çorabatır, Türkiye’nin 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne 1961’de taraf olduğunu belirtti.

Ancak Türkiye sözleşmeye taraf olurken, coğrafi sınırlama şerhi koyarak, bu sınırlamayı günümüze kadar muhafaza ediyor.

Türkiye’nin sözleşmeye coğrafi kısıtlama ile taraf olması, Avrupa Konseyi’neüye ülkelerin dışından gelip Türkiye’ye sığınanlara mülteci statüsü tanımayacağı anlamına geliyor.

Türkiye sözleşme hükümlerine göre mülteci statüsü alabilecek Avrupalı olmayan kişileri iç hukuktaki düzenlemelerle “şartlı mülteci” olarak tanımlıyor ve üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar bu kişilere süreli bir koruma sağlıyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre, Türkiye’ye 1991 yılında 1. Körfez Savaşı’ndan sonra Irak’tan yaklaşık 500 bin kişi, 1992-98 yılları arasında Bosna’dan 20 bin kişi, 1999 yılında Kosova’da meydana gelen olaylar sonrasında yaklaşık 18 bin kişi, 2001 yılında Makedonya’dan 10 bin kişi, Nisan 2011-Mart 2019 arasında Suriye’den ise yaklaşık 3 milyon 600 bin kişi geldi.

“Hiçbir parti bu insanları geri gönderemez”

İGAM Başkanı Metin Çorabatır, Türkiye’de 2000’li yıllarla birlikte Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olma perspektifiyle göç alanında yapılan reformların hız kazandığını belirterek, “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu”nun bu dönemde hazırlanarak 2013 yılında yürürlüğe girdiğini anımsattı.

Çorabatır, “Bir göç politikası var ama bu göç politikasının en büyük eksiği, Avrupa dışından gelenleri mülteci olarak kabul etmemesi, koruma sağlaması. Ama bu insanların üçüncü bir ülkeye yerleştirileceği varsayımıyla bu yasaların yarattığı bir sıkıntı var” diye konuştu.

Sığınmacıların ülkelerine dönüşü için Suriye’de kalıcı bir çözüm olması gerektiğini ifade eden Çorabatır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geri gönderme uluslararası hukuk açısından üç kalıcı çözümden birisi. Suriye’deki koşullar değişse, bu insanların gönüllü olarak dönme ihtimali var ama şu anda bu mümkün görünmüyor. Sığınılan ülkeye entegre olmaları ve belli statülerinin olmaları ikinci çözüm. Üçüncü çözüm de üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeleri. Siyasi partiler diyor ki; ‘İktidara gelince Esad’la el sıkışıp, bunları otobüse bindirip yollayacağım.’ Mülteci hukuku çok hassas ve geri göndermeme ilkesi en temel uyulması gereken bir ilke. Hiçbir parti bu insanları, Suriye’de bir rejim değişikliği olmadığı sürece geri gönderemez.”

Metin Çorabatır ayrıca, hiçbir siyasi partinin manifestosunda geri gönderme mümkün olmazsa ne yapılacağını önermediğine dikkat çekerek, “Bunu partilerden duymak kamuoyunun hakkı” dedi.

“Türkiye’nin göç politikası vardır” pankartı

Muhalefetin “Türkiye’nin göç politikası olmadığı” eleştirilerine Göç İdaresi Başkanlığı, genel merkez binasına, 81 ildeki göç müdürlüklerine, geri gönderme merkezlerine ve kamplara astığı pankartla yanıt verdi.

Tüm yabancıların biyometrik ve kimlik verilerinin tutulduğu ve düzenli olarak güncellendiğinin belirtildiği pankartta, şunlar kaydedildi: “Göç yönetimine ilişkin gerekli tüm mevzuat ve Göç Strateji Belgesi, Düzensiz Göç Strateji Belgesi ve Uyum Strateji Belgesi üretilmiştir. Geri gönderme merkezlerinin kapasitesi 20 bine çıkarılmıştır. Kitlesel akımlar için geçici barınma merkezleri kurulmuştur. İnsan ticareti mağdurları için sığınmacı evleri kurulmuştur.”

Pankartta ayrıca şu istatistiklere yer verildi:

“Son 5 yılda 2 milyon 590 bin 552 düzensiz göçmenin sınırlarımızdan yasa dışı yollarla ülkemize girişi engellendi. 1 milyon 200 bin 392 düzensiz göçmen yakalandı. 320 bin 783 düzensiz göçmen ülkelerine sınır dışı edildi. 635 bin 517 düzensiz göçmen ülkemiz üzerinden Avrupa’ya geçti. 494 bin 414 Suriyeli sığınmacı ülkesine gönüllü geri dönüş yaptı.”

Paylaşın

Türkiye, Basın Özgürlüğünde 149. Sırada

Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi’ne bu yıl 180 ülke içerisinde 149’uncu sırada yer aldı. Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2005 yılında 98’inci sırada yer alan Türkiye, listedeki yerinde sürekli düşüş yaşamış ve haberciliğe dönük yoğun ve çeşitli baskılar nedeniyle 2010 yılında 138, 2015’te 149, 2020’de 154’üncülüğe gerilemişti.

Haber Merkezi / Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi raporunu açıkladı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yayımlanan RSF raporunda, 2021 yılında 153’üncü sırada olan Türkiye, bu yılki raporda dört sıra yukarı çıkmış görünüyor.

RSF endeksine göre bu ilerlemede medyaya dönük baskılara karşı sivil toplumun ortaya koyduğu mücadele etkili oldu. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 2005 yılında 98’inci sırada yer alıyordu. Her yıl açıklanan endekse göre Türkiye 2010 yılında 138, 2015’te 149, 2020’de 154’üncülüğe gerilemişti. Bu gerilemede haberciliğe dönük “yoğun ve çeşitli baskılar” etkili oldu.

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin 2022 yılı sonuçlarına göre 180 ülkenin 8’inde özgürlük durumu “iyi”, 40’ında “tatmin edici”, 62’sinde “sorunlu”, Türkiye’nin de aralarında olduğu 42 ülkede “kötü”, 28 ülkede ise “çok kötü” kategorisinde bulunuyor. Bu yıl 20’incisi açıklanan ve gazeteciliğin icra edildiği şartlara işaret eden RSF Endeksi’nde Türkiye ile ilgili olarak şu ifadeler yer aldı:

“Recep Tayyip Erdoğan’ın aşırı yetkilerle donatılmış Cumhurbaşkanlığına ve otoriterliğine, basın özgürlüğünün hiçe sayılması ve yargı sistemine müdahaleler eşlik etti. Yargı, Erdoğan’ın talebi üzerine tutuklamalar yapsa da bazı hakimler ‘aşırıya kaçan baskıya’ ses çıkarmaya başladı: Bazı gazeteciler, ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’, ‘örgüt üyeliği’ veya ‘örgüt propagandası’ gerekçelerine dayandırılan keyfi kovuşturmalarda beraat etti. Gazetecilere yönelik tutuklamanın yerini adli kontrol aldı.

Temmuz 2021’de gazeteciler, AFP foto-muhabiri Bülent Kılıç’ın şiddet görerek gözaltına alınmasının ardından, Olağanüstü Hal (OHAL) ilanından sonra ilk kez kitlesel eylem yaptı. Son iki yılda Türkiye’de iki gazeteci öldürüldü: Ses Kocaeli gazetesi sahibi Güngör Arslan 19 Şubat 2022’de; Bursa Rahmet FM çalışanı Hazım Özsu da Mart 2021’de uğradıkları silahlı saldırılar sonucu yaşamlarını yitirdiler. Cinayet zanlıları tutuklandılar.”

Norveç zirvede Kuzey Kore en dipte

Norveç’in ilk sırada yer aldığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin ilk onunda dokuz Avrupa ülkesi ile birlikte Orta Amerika ülkesi Costa Rica (8) da bulunuyor. Sovyetler Birliği içinde yer alan Baltık ülkeleri Estonya (4) ve Estonya da endeksin zirvesindeki ülkelerden.

Avrupa’da sıralama sonuncusu olan Bulgaristan’ın (91) yerini Yunanistan (108) alırken Almanya (16), Fransa (26), İngiltere (24) listenin üst bloğundaki ülkeler arasındaydı.

Raporda, İngiltere’nin iki yıllık prosedür sürecinin ardından Wikileaks kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye (42) iadesinin önünü açması da not edildi. RSF, gazeteci olmamakla birlikte gazeteciliğe katkıda bulunduğu gerekçesiyle Assange’ın iadesine -bu tür katkılar adına kötü bir ilk örnek oluşturmaması için karşı çıktığını belirtti.

Ukrayna’ya işgal girişiminde bulunan Rusya endekste 155. sırada yer alırken Çin (175), Myanmar (176),Türkmenistan (177), İran (178), Eritre (179) ve Kuzey Kore (180) son sıralardaki ülkeler oldu.

Paylaşın

Seçimin Anahtarı Kürtler Ve HDP’de

MetroPOLL Araştırma Şirketi’nin sahibi ve yöneticisi Prof. Sencar, “İlk turda bütün bloklar kendi adaylarıyla seçime girdiklerinde Erdoğan’ı yalnızca Yavaş yenebiliyor. İkinci turda Erdoğan bütün olası rakiplerine karşı kaybediyor” dedi.

MetroPOLL Araştırma Şirketi, Türkiye’nin Nabzı Nisan 2022 anketinin sonuçlarını açıkladı.’Kararsızım’ ve ‘Protesto Oyu vereceğim’ diyenlerin oranı dağıtılmadığında birçok partinin yasallaşan yüzde 7 barajının altında kaldığı görüldü.

MetroPOLL’un araştırma sonuçları, kuruluş tarafından aşağıdaki tabloda sunuldu: Kararsızlar, protestocular ve “cevap yok” diyenler dağıtılınca  AKP yüzde 32.1’e, CHP yüzde 22.4’e, İYİP yüzde 18.6’ya, HDP yüzde 12.3’e, MHP yüzde 7.3’e, DEVA yüzde 2’ye çıkarken diğerleri yüzde 1.5’in altında kaldı.

“Mansur Yavaş Kürtler’in yüzde 70’inin desteğini alabilir”

MetroPoll Araştırma şirketinin sahibi Prof. Dr. Özer Sencar, son yaptığı anketin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın, Kürt seçmenden oy alamayacağı yolundaki genel kanıyı ortadan kaldırdığını söyledi.

EuroNews’den Dilek Gül’ün anketle ilgili sorularını yanıtlayan Sencar, “HDP’li seçmenin yüzde 70’i cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mansur Yavaş’ı destekleyeceğini söylüyor.” dedi.

Sencar’ın kenti anketinden belli başlı çıkarsamaları şöyle:

  • Seçim ortamına girildiğinde Kürtlerin veya HDP’lilerin nasıl davranacaklarını o zaman görürüz.
  • Bugün seçim ortamı olmadığı için ‘Erdoğan mı Mansur Yavaş mı?’ sorusuna insanlar daha rahat yanıt veriyor.
  • Erdoğan ile Yavaş rakip olursa, Erdoğan çok farklı seçim kampanyası yürütüp Mansur Yavaş’ın popülaritesini sarsabilir.
  • Erdoğan’a rakip olarak konumlandırıldığında diğer isimler, Erdoğan karşıtı olarak yığılıyor.

Yavaş, ilk turda ve ikinci turda yarışı Erdoğan’ın önünde  tamamlıyor

Bu arada MetroPoll Araştırma şirketinin aboneleri için düzenlediği ancak basına da sızan son anket, cumhurbaşkanlığı seçiminde Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde yarışı önemli bir farkla önde bitireceğini ortaya koydu.

Araştırmanın ilginç bir sonucu, “HDP seçmeninden oy almaz” denilen Yavaş’ın olası ikinci turda Kürt seçmenlerden önemli ölçüde oy alabileceğini ve ikinci turu Erdoğan’ın önünde açık farkla bitirmesi.

Prof. Dr. Özer Sencar’ın sahibi olduğu MetroPoll Araştırma şirketinin üçlü senaryo hesaba katarak yaptığı nisan ayı anketine göre ilk turda olası sonuçlar şöyle:

  • Yavaş yüzde 44, Erdoğan yüzde 34.3, Selahattin Demirtaş yüzde 13.3.

İmamoğlu aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 37.5, İmamoğlu yüzde 36.2, Demirtaş yüzde 13.8.

Akşener aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 38.6, Akşener yüzde 34.2, Demirtaş yüzde 16.3.

Kılıçdaroğlu aday olursa?

  • Erdoğan yüzde 40.1, Kılıçdaroğlu yüzde 30.2, Demirtaş yüzde 15.2.

Seçim ikinci tura kalırsa?

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldığında Erdoğan, dört adaydan da daha az oy alıyor.

Erdoğan ile Yavaş yarışırsa:

  • Yavaş yüzde 53.9 , Erdoğan yüzde 36.5, kararsızlar ve protestocuların yüzde 9.

İkinci turda Yavaş HDP’lilerin de oyunu alıyor:

  • Yavaş HDP’lilerin yüzde 73.2’sinin, MHP’lilerin yüzde 23.1’inin oyunu alma potansiyeline sahip.

Erdoğan ile İmamoğlu yarışırsa:

  • İmamoğlu yüzde 49.7, Erdoğan yüzde 40, kararsızlar ve protestocular yüzde 9.8.
  • İmamoğlu HDP’lilerin yüzde 82.6’sının, MHP’lilerin yüzde 8.3’ünün oyunu alabiliyor.

Erdoğan ile Akşener yarışırsa: ,

  • Akşener yüzde 43.8, Erdoğan yüzde 41.9 kararsızlar ve protestocuları yüzde 13.7.

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu yarışırsa:

  • Kılıçdaroğlu yüzde 43.3, Erdoğan yüzde 42.5 , kararsızlar ve protestocular yüzde 13.5.
Paylaşın

İçişleri Bakanlığı’nın Sorularına En Az Yanıt Verdiği Parti HDP

İçişleri Bakanlığı, TBMM’nin 27. yasama dönemi içinde kendisine yöneltilen 5 bin 714 soru önergesinden 2 bin 813’üne hiç yanıt vermedi. İçişleri’nin sorularına en az yanıt verdiği partiyse HDP oldu.

HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, parti gruplarına göre İçişleri Bakanlığı’nın soru önergelerine yanıt verme oranlarını TBMM gündemine taşıdı. Bakanlık, CHP’nin verdiği 2 bin 716 soru önergesinin 716’sını yanıtlamadı. HDP’nin 2 bin 61 önergesinin sadece 195’ine yanıt verdi. AKP sadece iki soru sordu, birisi yanıtsız kaldı.

Buna göre; 2018’den günümüzü kapsayan 27. yasama dönemde İçişleri Bakanlığı’na yöneltilen soru önergesi sayısı ve parti gruplarına göre yanıtlanma oranları şöyle:

AKP Grubu toplamda iki soru önergesi verdi; biri yanıtlandı, biri yanıtlanmadı. CHP, 2018 yılında 318 soru önergesi verdi, bunların 28’i yanıtlanmadı. 2019’da 689 soru önergesi verdi, bunların 72’sine yanıt gelmedi. 2020’de 628 soru önergesi verdi, bunların 34’ü yanıtlanmadı. 2021’de bin 418 soru önergesi verdi, bunların 443’ü yanıtlanmadı. 2022 başından itibaren de 215 soru önergesi verdi, bunların 139’una yanıt gelmedi.

HDP’nin soru önergeleri yanıtsız kaldı

HDP, İçişleri Bakanlığı’ndan en az yanıt alabilen parti grubu oldu. HDP, 2018’de 318 soru önergesi verdi, bunların 124’üne yanıt alamadı. 2019’da 357 soru önergesi verdi, bunların 356’sı yanıtlanmadı. 2020’de 678 soru önergesi verdi, bunların hiçbirine yanıt alamadı. 2021’de 566 soru önergesi verdi, yine hiçbiri yanıtlanmadı. 2022 başından itibaren de 142 soru önergesi verdi, henüz hiçbirine yanıt gelmedi.

MHP ise oran olarak İçişleri Bakanlığı’ndan en çok yanıt alan parti grubu oldu. MHP, 2018’de 11 soru önergesi verdi, 2’sine yanıt gelmedi. 2019’da 16 soru önergesi verdi, 3’ü yanıtlanmadı. 2020’de 27 soru önergesi verdi, 3’ü yanıtlanmadı. 2021’de 24 soru önergesi verdi, ikisi yanıtlanmadı. 2022 başından itibaren de 6 soru önergesi verdi, 4’üne henüz yanıt gelmedi.

İYİ Parti ise 2018’de 68 soru önergesi verdi, 9’una yanıt gelmedi. 2019’da 79 soru önergesi verdi, 13’üne yanıt alamadı. 2020’de 87 soru önergesi verdi, 8’i yanıtsız kaldı. 2021’de 90 soru önergesi verdi, 22’si yanıtlanmadı. Son olarak 2022 başından itibaren 20 soru önergesi verdi 12’sine henüz yanıt gelmedi.

TBMM İç Tüzüğü’nün 99. maddesine göre, soru önergelerinin ilgili makam tarafından 15 gün içinde yanıtlanması gerekiyor. Bu süre zarfında yanıtlanmayan soru önergeleri hakkında Meclis Başkanı’nın ilgili bakanları uyarma yetkisi bulunuyor. Yanıt gelmezse söz konusu soru önergeleri, gelen kağıtlar listesinde “yanıtlanmadı” ibaresiyle yayınlanıyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Muhalefet Partilerinin Bayram Gündemi: Ekonomik Kriz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Akşener, HDP Eş Genel Başkanları Sancar ve Buldan’ın da aralarında olduğu muhalefet parti liderlerinin sosyal medya hesaplarından yayınladıkları bayram mesajlarında ekonomik kriz ve “toplumsal kutuplaşma” gündemleri öne çıktı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bayram mesajında “Ailemizin iki yeni üyesiyle iyi bayramlar dileriz,” diyerek ailesiyle olan fotoğrafını paylaştı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın ortak açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bugün pek çok aile bayramı kutlayacak koşullardan mahrum. Hep birlikte hakkımız olanı alacağımıza, bu düzeni değiştireceğimize, eşit ve özgür yarınlarda gerçek bayramları kutlayacağımıza inanıyoruz. Bu duygularla bütün halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyoruz.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ın bayram mesajında ise ekonomik kriz vurgusu dikkat çekti.

Babacan, video mesajında “Gönül isterdi ki bu bayrama bolluk içerisinde girebilelim. Gönül isterdi ki bu bayrama emeklilerimiz, işçilerimiz, çiftçilerimiz, esnafımız daha mutlu girebilirsin,” ifadelerine yer verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bayram mesajı şöyle: Memleketimizde kutuplaşmanın ve ayrışmanın son bulduğu, birliğimizin ve beraberliğimizin güçlendiği bayramlara kavuşmak dileğiyle.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, kendi hesabından bayram mesajı paylaşmadı; ancak dolaşıma giren bir videoda “Gençlerin umutla dolduğu gerçek bayramlara ulaşmak dileğiyle,” dedi.

HDP’nin 5 yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bayram mesajını Türkçe ve Kürtçe olarak paylaştı.

Demirtaş, “Her günümüzün bayram tadında olacağı huzur ve barış dolu günler de gelecek elbet. Hepinize iyi bayramlar. Bi hêviya ku her rojeke me wek rojên cejnê bi aram û bi aştî be, cejna we hemûyan pîroz dikim. Rojê sey roşanan aramî aştî reyde paweyê ma yê. Roşanê şima bimbarek bo” dedi.

Paylaşın