Tansu Çiller’in Siyasete Dönüş Planı

Son günlerde siyasete yönelik çıkışları ile gündeme gelen eski Başbakan Tansu Çiller’in teklifi ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile üçüncü ittifak iddiaları ile ilgili konularda Adalet Partisi ismi öne çıktı.

Partinin kritik konulara ilişkin ne karar alacağı ise merak konusu olurken Adalet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Vecdet Öz, Cumhuriyet’ten Sinem Nazlı Demir’e konuştu. Çiller ile dostane bir ilişkisi olduğunu fakat kendisinin AKP ile yakınlığını tasvip etmediğini belirten Öz, Çiller’in kendisine teklifte bulunduğunu açıkladı.

“Kahveye davet etti”

Öz, şunları söyledi: “Tansu Hanım bir gün beni arayarak kahve içmeye davet etti. Ben de dostane bir şekilde bu daveti kabul ettim. Ülke gündeminden konuşacağımızı düşünerek gittiğim bu görüşmede Çiller bana siyasete dönmek istediğini açıkladı, ‘Ben ablan olarak partinin başına geçeyim sen de ikinci adam ol’ dedi. Bu işin ticaret işi olmadığını derin görüş ayrılıklarımızın olduğunu belirterek reddettim, örneğin o başkanlık sistemini tasvip ediyor, biz parlamenter sistemi.” Öz, “Ümit Özdağ’ın milliyetçiliği Atatürk milliyetçiliğine yaklaşmıştır ve bu bize yakın gelmektedir” diyerek ittifaka açık kapı bıraktı.

“En büyük hatamız”

Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı ile ilgili de konuşan Öz, “Kemal Kılıçdaroğlu ittifakı altı parti ile sınırlandırmamalıydı. Dilinden Atatürk ve Cumhuriyeti düşürmeyen tüm partileri küçük büyük bakmaksızın toplamalıydı” dedi. Öz, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972’de idamına ilişkin de konuştu. Öz, “En büyük hatamız genç fidanların katledilmesidir. Onun ıstırabını yaşıyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Seçimleri İşaret Etti: Kazanıyoruz

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Maratonun son yüz metresindeyiz ve kazanıyoruz. Pes etme vakti değildir. Bırakın çeteler kaygılansınlar, hayata küssünler, uykuları kaçsın” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından bir mesaj yayımladı. İktidara yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu mesajında gelecek seçimlere işaret etti ve “Kazanıyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bayramımızı bile karamsar geçirdik. Gülümsemeyi unuttuk, halkımız yorgun. En büyük hırsızlığa yaşam enerjimizi çalarak imza attılar. Ancak maratonun son yüz metresindeyiz ve kazanıyoruz. Pes etme vakti değildir. Bırakın çeteler kaygılansınlar, hayata küssünler, uykuları kaçsın” dedi.

Paylaşın

158 Şairden ‘Gezi Davası’ Bildirisi

Gezi Davası’nda açıklanan ve kamuoyunda tepki çeken karar nedeniyle bir araya gelen 158 şair bir bildiri yayımladılar. Bildiride, “Yaralı, üzgün ülkemizin alanlarında, bulvarlarında bizler de ayağa kalktık. Gezi direnişi, kardeşlerimiz gibi bizim de onurumuzdur” ifadeleri yer aldı.

Gezi Davası’nın geçtiğimiz ay görülen karar duruşmasında, Gezi Direnişini finanse ve organize etmekle suçlanan Osman Kavala müebbet hapis cezası alırken Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. AKP’den milletvekili aday adayı olan hâkim üyenin de yer aldığı mahkeme heyetinin verdiği karar skandal olarak yorumlanırken yurdun dört bir tarafında protesto edildi.

GerçekGündem’de yer alan habere göre şairler, bugün “Gezi davası hukuksuzluğu”na karşı hazırladıkları “Şairler Bildirisi”ni kamuoyuyla paylaştı. Bildirinin yanı sıra “Şairler Bildirisi İmzacıları” da okundu.

Şairlerin okuduğu bildiri şöyle;

Suçsuzdur kardeşlerimiz

Ruhları barbar olanlar, doğanın dilini anlamazlar. Onlar için gözler ve kulaklar kötü tanıklardır.*

Ama biz şairler, gördük ve anladık.

Cinayet bu ülkede işlendi. Biz şairler, gördük ve tanığız.

Ağaçlarımızı bu ülkede kestiler.

Biz şairler, gördük ve tanığız.

Çocuklarımızı bu ülkede öldürdüler.

Biz şairler, gördük ve tanığız.

Akan kan, bizim de kanımızdı. Biz şairler, duyduk ve anladık.

Bize daha fazla güneş gerek.

Biz şairler, duyduk ve tanığız.

Yarının aydınlık unuyla yoğrulmuş ekmektir özgürlük.

Biz şairler, duyduk ve tanığız.

Şiir ve hayat, “Susmayın, boyun eğmeyin!” diye fısıldıyor bize.

Bunun için ustamız Cemal Süreya da “Biz kırıldık daha da kırılırız / kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.” diyordu.

Suçsuzdur kardeşlerimiz. Barbarlar, onların suçsuzluğuna dokunamazlar Suçsuzdur kardeşlerimiz. Yasaları, yalanları onların vicdanlarını tutsak alamaz. Suçsuzdur kardeşlerimiz.

İkiyüzlü kalemleri, onların saf erdemlerini karalayamaz. Biz biliyoruz ki hiç kimse özgürlüğün şarkısını bizim ağızlarımız kadar gür söyleyemez. Ve biz biliyoruz ki hiç kimse dizlerinin üstünde yükselemez güneşe.

Bunun için yaralı, üzgün ülkemizin alanlarında, bulvarlarında bizler de ayağa kalktık. Bunun için Gezi direnişi, kardeşlerimiz gibi bizim de onurumuzdur. Bunun için Gezi direnişi en güzel, en umutlu şarkımızdır…

Bu şarkı, geleceğin özgür, eşitlikçi, insana, insanlığa ve doğaya saygılı Türkiye’sinde bizleri daha da dirençli kılacak.

Bu ışıklı şarkıya sözcüklerimiz kadar inanıyoruz. Bunun için biz şairler diyoruz ki boyun eğici yasalarınızla, yasa koruyucularınızla, baskıcı erkinizle bugünü kurtarabilirsiniz ama yarın, halkın vicdanından asla kurtulamayacaksınız. Bunun için susmuyoruz, susmayacağız.

*Herakleitos

İmzacılar

Yeşim Ağaoğlu, Oğuzhan Akay, Nafia Akdeniz, Nuray Gök Aksamaz, Tozan Alkan, Orhan Alkaya, Erdal Alova, Emrullah Alp, Yusuf Alper, Mehmet Altun, Yüksel Andız, Suna Aras, Fatma Aras, Gökhan Arslan, Diyar Atak, Nihat Ateş, Mehmet Atilla, Salih Aydemir, Mehmet Sait Aydın, Hüseyin Bahca, Ali Asker Barut, Bilsen Başaran, Gülce Başer, İbrahim Baştuğ, Pelin Batu, Vural Bahadır Bayrıl, Süreyya Berfe, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Egemen Berköz, Şeref Bilsel, Ayhan Bozkurt, Abdülkadir Budak, Özgün Enver Bulut, Eray Canberk, Riitta Cankoçak, Ali Cengizkan, Anıl Cihan, Ahmet Çakmak, Osman Çakmakçı, Cevat Çapan, Tunca Çaylant,

Nalan Çelik, Nevzat Çelik, Nuh Ömer Çetinay, Mazlum Çetinkaya, Veysel Çolak, M. Mahzun Doğan, Deniz Durukan, Efe Duyan, Rahmi Emeç, Gültekin Emre, enderemiroğlu, Şükrü Erbaş, Vecdi Erbay, Eser Ceran Erdi, Ayça Erdura, Haydar Ergülen, Cezmi Ersöz, Ünal Ersözlü, Mehmet Erte, Süreyyya Evren, Hüseyin Ferhad, Koray Feyiz, Turgay Fişekçi, Cenk Gündoğdu, Tarık Günersel, Hilmi Haşal, Fatin Hazinedar, Devrim Horlu, Ümit Yaşar Işıkhan, Gülseli İnal, Emel İrtem, Adil İzci, Hicri İzgören, Orhan Kahyaoğlu, Muzaffer Kale, Arife Kalender, Ayşe Şafak Kanca, Turgay Kantürk, Hilal Karahan, Erkan Karakiraz, Hidayet Karakuş, Halil Karapaşaoğlu,

Levent Karataş, Emel Kaya, Burhanettin Kaya, Metin Kaygalak, Tuğrul Keskin, Cengiz Kılçer, Tuna Kiremitçi, Serdar Koçak, Zeynep Köylü, Mustafa Köz, Lokman Kurucu, Akif Kurtuluş, Faris Kuseyri, Namık Kuyumcu, Oğulcan Kütük, Mehrizat, Mehtap Meral, Özkan Mert, Yaşar Miraç, Ayten Mutlu, Turgay Nar, Çayan Okuduci, Uygur Orhan, Altay Öktem, Tamer Öncül, Halil İbrahim Özcan, Mehmet Özceylan, Nihat Özdal, Yavuz Özdem, Mete Özel, Fergun Özelli, Pelin Özer, Ali Özgür Özkarcı, Hasan Özkılıç, Gonca Özmen, Hasan Öztoprak, Salih Öztürk, Asım Öztürk,

A.Kadir Paksoy, Fatoş Avcısoyu Ruso, Nur Saka, Onur Sakarya, Yücelay Sal, Sezai Sarıoğlu, Neval Savak, Aslı Serin, Şükrü Sever, Mustafa Suphi, Leyla Şahin, Aydın Şimşek, Emin Şir, Tuğrul Tanyol, Tevfik Taş, Zerrin Taşpınar, Ahmet Telli, Mahmut Temizyürek, Erkut Tokman, Enver Topaloğlu, Turgut Toygar, Engin Turgut, Oğuz Tümbaş, Sabahattin Umutlu, Cem Uzungüneş, Mecit Ünal, Hülya Deniz Ünal, Fatih Yalıner, Neşe Yaşın, Halide Yıldırım, İrfan Yıldız, Hayri K. Yetik, Selahattin Yolgiden, Hüseyin Yurttaş, Özgür Zeybek

Paylaşın

Prof. Dr. Ceyhan’dan Dikkat Çeken Kovid 19 Paylaşımı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, maskenin kaldırılması kararına ilişkin tepki göstererek sık sık uyarılarda bulunmaya devam ediyor.

Koronavirüs salgını ile ilgili sosyal medya hesabından salgının henüz bitmediğini ve Mis-C hastalığını görmeye devam ettiklerini belirten Ceyhan, “Covid-19 aktivitesinin yüksek olduğunu görüyoruz” dedi.

Ceyhan, koronavirüs aşıları eksik olan yurttaşlara dikkat çekerek aşıların tamamlanması gerektiğini belirtti.

“Aktivitesi yüksek”

Ceyhan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Dikkat! Hala Mis-C hastalığı görmeye devam ediyoruz. Bu da toplumda COVID 19 aktivitesinin yüksek olduğunu gösteriyor. Lütfen dikkatli olalım. Aşılarımızı tamamlamak, sosyal mesafenin sağlanamadığı durumlarda maske takmakla birşey kaybetmeyiz”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu, Tepki Çeken Sözleri İçin Özür Diledi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Karadeniz gezisi sırasında aralarında Nagehan Alçı, Ertuğrul Özkök, Akif Beki’nin de bulunduğu isimlerle olan fotoğrafına gelen eleştirilere yönelik kullandığı, “Bu kardeşiniz için vız gelir tırıs gider. Hiç umurumda değil” ifadeleri nedeniyle özür diledi.

İmamoğlu, katıldığı bir programda, Karadeniz gezisine davet ettiği gazeteci tercihine yönelik eleştirelere verdiği ‘Vız gelir tırıs gider’ ifadelerine ilişkin konuştu. “Ben çiftçi çocuğuyum, benden kibir doğmaz” diye konuşan İmamoğlu, “Bu açıklamaları yapan arkadaşlardan, sadece ve sadece dün bir konuşmada kullandığım ‘vız gelir tırıs gider’ sözlerimden dolayı özür diliyorum” diye konuştu.

İBB Başkanı İmamoğlu sözlerinin devamında şunları kaydetti:

“Bir fotoğrafla linç edilen yok sayılan tabiri caizse kaptanlığını yaptığım gemiden inilen artık yok sayılan oy vermem denilen bir kişi durumuna düşürülürse insanın kalbi kırılıyor canı yanıyor birkaç cümle de yanlış laf kurabiliyorum. o yanlış kurduğum laflar için özür diliyorum altını çizeyim. Ben dostluklarımı, yıllardır beraber olduğum arkadaşlarımı bir fotoğrafla terk edilsin diye edinmedim. Bu dostlukları bir fotoğrafla düşmanlığa çevirmek gibi bir niyetle yola çıkmadığım gibi hayatımda kimseyi de düşman niyetine koymadım koymayacağım.

‘Herkezi davet edip dinleyeceğim’

Anne vicdanının Twitter’da falan da eksik olmamasını diliyorum. Orda da o duyguya ihtiyacımız var hepimizin. Benimle dertleşmek, eleştirisini bana söylemek duygularını bana aktarmak ve dostça yol arkadaşı olarak prensipleri doğrultusunda uygarca duygularını bana aktarmak isteyen herkesi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı; günü veya bir gün veya bir gün sonrası tespit edeceğim bir salona davet edeceğim, hepsini tek tek dinleyeceğim.

Uygar bir biçimde dinleyeceğim uygar bir biçimde de cevaplarını vereceğim. Biz bu süreci büyük bir seferberlik süreci olarak kabul ettik ve bu sürecin bu tür kazalara uğramaması için hassas olmamız gerektiğini hatırlatıyoruz. Akıllı olalım, akıllı olun dediğim kavram da gerçek akıldır, ayar veren bir laf değildir. Ben bir toplumun temsilcisiyim, 16 milyon kişinin temsilcisiyim.

Bu saatten itibaren benim gündemim buradaki milyonlarca fidedir. Benim nezdimde bu konu kapanmıştır. Bu konu benim nezdimde kapanmıştır, yol arkadaşlarım, kurumumu temsil eden hiç kimse bu konuyla ilgili tek bir cümle etmeyecek, edemez, tek muhatabı benim. 19 Mayıs’ta bana yapılan eleştirileri uygarca dinleyeceğim. Bu toplantı da basına kapalı olacak.”

Ekrem İmamoğlu ne demişti?

İmamoğlu, Karadeniz turuna davet ettiği gazeteciler üzerinden gelen eleştirilere yanıt vermiş; “Bir fotoğraf üzerinden kurban etmeye çalışan insanlar olabilir, benimle aynı şeyi düşündüğünü, aynı şeyleri inandığını söyleyen ne yazık ki anlık hırslarına yenilmiş insanlar olabilir ya da bir takımın renkleri üzerinden ayrıştırma gayreti içinde olanlar olabilir. Başkalarının değirmenine su taşıdıklarının farkında olmayanlar da olabilir bunun içerisinde, farkında olup yapanlar da olabilir. Ama bu kardeşiniz için vız gelir tırıs gider. Hiç umurumda değil” ifadelerini kullanmıştı. İmamoğlu’nun “Vız gelir tırıs gider” ifadesi, büyük tepki çekmişti.

Paylaşın

Erkan Baş: İktidar Kaybettiğinde Gitmeyecek Biz Göndereceğiz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV’de Perdenin Önü Arkası programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. TİP Başkanı Baş, “Tezkereye ‘evet’ diyenler, Türkiye’deki Amerikan istilasına, Rus oligarklarının bu ülkeyi sömürmesine ses çıkarmayanlar bu sorunu çözemezler” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasındaki gerilim üzerine de değerlendirmelerde bulunan Baş, “Sorunu yaratanlar da yangına benzinle konuşanlar da sorunu çözemez” ifadelerini kullandı.

Erkan Baş’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Mesele son derece seviyesiz ciddiyetten uzak bir eksende yürüyor. Memleketin gerçek sorunlarına ilişkin herhangi bir tartışma sürdürebildiklerini düşünmüyorum. Oysa memleketin sorunların eğer gerçekten çözüm üretmek istiyorsak sağduyulu soğukkanlı gerçekçi çözüm önerilerini ortaya koyan, varsa farklı görüşleri açık ve net biçimde ortaya koyan bir yaklaşım sergilememiz lazım. Liseli çocukların ‘çıkışta görüşelim’ diyaloglarına benzer şekilde konuşanlar memleketin sorunlarına dair sağlıklı çözümler üretemez. Birtakım sözde liderlerin iki dudağı arasından çıkan cümleler siyaset olarak algılanıyor.

Biz şunu öneriyoruz: Meseleyi öyle basit siyasi bir kavga konusu olmaktan çıkarıp, “Ben buradan nasıl oy devşiririm? Nasıl koltuğumu korurum?” tartışmasından çıkarıp akılla, bilimle, soğukkanlı biçimde yaklaşmak gerekiyor.

Bu belki de dünya tarihinin gördüğü en yoğun göç dalgalarından bir tanesi. Sadece Türkiye’de değil dünya ölçeğinde çok ciddi bir tartışma yürüyor.

‘Sorunun yaratıcısı Erdoğan’dır’

AKP dünyadaki pek çok sorunu nasıl büyük bir şekilde Türkiye’ye taşıyorsa, bu sorunu da böyle Türkiye’ye taşınmış durumda. Dolayısıyla biz Türkiye’de meselenin ciddi bir sorun olduğunu kabul ediyoruz. Bunu tartışmamız gerekiyor. Ancak bunu karşılıklı düşmanlaştırmalardan kaçınarak yapmamız lazım. Bu konuyla ilgili rahatsızlıklarını dile getiren herkesin ırkçı olarak tanımlandığı bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Ama şunu ekliyoruz: Evet Türkiye’de ırkçılar var. Türkiye’de siyaseten bu meseleden nemalanmak isteyenler de var. Bunları birbirinden ayırmak gerekiyor. Vatandaşın derdini kendisine siyasi olarak devşirmeye çalışan iki taraftan yaklaşımlara karşı da net bir pozisyon almak gerekiyor.

Ümit Özdağ, yaklaşık bir saatlik programda Tayyip Erdoğan’a ilişkin bir çift laf etmedi. Oysa Türkiye’nin yaşadığı bu sorunun baş sorumlusu, yaratıcısı, Tayyip Erdoğan’dır.

‘Yangına benzinle koşanlar sorunu çözemez’

Sosyalistler bugün bu memleketin yaşayacağı bu sorunları 10-15 yıl öncesinden söylüyordu. Eğer bir sorunu çözeceksek sorunun önce nedenlerini tartışmamız lazım. Sorunu yaratanların çözemeyeceğini söylememiz lazım. Bu sorunun arkasında AKP’nin ülke içerisinde dinci milliyetçi politikalarının uzantısı olan dış politika anlayışının olduğunu en başa yazarak konuşmamız lazım.

Türkiye’de bugün yaşadığımız sorunun kaynağı, AKP’nin emperyalizmle iş birliği içerisinde, koltuğunu korumak için geliştirdiği dış politika hamleleridir. Bunu sorgulamadan bir tartışma yürütmek mümkün değil.

Sorunu yaratanlar da yangına benzinle konuşanlar da sorunu çözemez. Popülerleşmeye çalışanlar kendilerine yer bulmaya çalışanlar bu sorunu çözemezler. Bu sorunu esas olarak sosyalistler çözer.

‘Tezkereye evet diyenler bu sorunu çözemez’

10 yıl önce bir tartışma yapıyordu sosyalistler. Meselenin uzmanı olduğunu söyleyenler 10 yıl önce hiç uyarmıyorlardı. Bugün Suriyeli ve Afgan göçmenler tartışılıyor. Ben şunu sormak istiyorum:

1 Mart Tezkeresi oylanırken sokaklarda kim vardı?

Suriye’ye AKP’nin müdahalesine kim karşı durdu?

Afganistan müdahalesine Türkiye’nin bir NATO gücü olarak katılmasına karşı kim durdu?

Libya’ya müdahaleye kim karşı durdu?

Tezkerelere evet diyenler göçmen, mülteci, sığınmacı sorununu çözemezler. Sokaktaki garibanı düşman olarak görmek kolay. İstila tartışması yapılıyor. Türkiye’deki Amerikan istilasına karşı çıkmayanlar bu sorunu çözemezler. Rus oligarklarına karşı çıkmayanlar, bu ülkeyi sömürmesine ses çıkarmayanlar hiç konuşulmuyor.

Avrupa Birliği ile geri kabul anlaşması AKP tarafından Davutoğlu başbakanken imzalandı. TİP iktidara geldiği ilk gün bu geri kabul anlaşmasını iptal edecek.  Ülkemizde ve bölgemizde barışçı politikalar uygulayarak bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Bu memlekette TC vatandaşlığı satılıyor! Zengin Arap şeyhlerine vatandaşlık satıyorlar.

Patronlar sendikasız, sigortasız, insanlık dışı koşullarda çalıştırabilsinler diye ben buna göz yumuyorum diyen bir çalışma bakanı var.

Bu memlekette buraya göçmek zorunda kalan insanların hayatlarının patronlar tarafından nasıl hiçleştirildiğini tartışmadığımız zaman iş çok kolay… AKP bir taşla 4-5 kuş vuruyor.

Göçmenleri AB’ye karşı koz olarak kullanıyor, emekçilerin haklarını gasp etmek için yine göçmenleri kullanıyor. Suriye’ye dönük bir müdahalede bulunuyor. Ondan sonra böyle muhalefet unsurları çıkıp geri göndereceğiz diyor.

Seçime giderken AKP şov yapacak. Bu yaklaşımla ne olur? Bugün 1 milyon kişi gönderirsin. Yarın aynı politikalara devam edersen yarın 5 milyon insan gelmek zorunda kalır.

AKP’nin başımıza bela ettiği büyük bir problemle karşı karşıyayız. Bu işin sorumlusu hesap vermeli. Bu işin sorumlusu AKP’dir, Saray Rejimi’dir.

Memlekette bir Arap düşmanlığı yayılıyor bir taraftan ama zengin Arap şeyhlerinin elini eteğini öpmeye oraya gidiyorlar. Zengin Arap Şeyhlerine vatandaşlığı pul gibi dağıtıyorlar. Yetmedi mahkeme sattılar. Bunlarla kavga etmemiz gerekiyor. Kavga edeceğimiz unsuru doğru belirlemek son derece önemli.

Şu söylemek kolay: “Zafer Turizm otobüs kaldırır gönderir”. Sen MİT tırlarını gönderdikten sonra Zafer Turizm otobüs kaldıramaz oraya. Önce MİT tırlarının hesabını soracaksın ondan sonra otobüsler nasıl çalışacak bunu konuşuruz. Suriye’de Irak’ta Afganistan’da barış sağlanmadan sadece Türkiye’nin değil dünyanın bu sorunu çözmesi mümkün değil.

‘İktidar kaybettiğinde gitmeyecek biz göndereceğiz’

Bu iktidar çok büyük suçlar işlemiş bir iktidar, dolayısıyla koltuğu kaybettiğinde her şeyi yapabilecek durumdalar ve yaptılar da. İktidarlarını korumak için bu ülkenin başkentinde bombalar patlattılar.

İktidar seçime kadar olan süreci kendine göre dizayn ederse, oyunun kurallarını kendisi belirlerse bizim bir şansımız kalmaz. Tüm muhalefete sesleniyorum: Bu ülkeyi Saray Rejimi’nden kurtaracak adımları atmamız gerekiyor.

Bu iktidar kaybetse de gitmez duygusu var. Kaybettiklerinde onlar gitmeyecek, biz göndereceğiz. Buna göre hareket etmemiz lazım, provokasyonları boşa çıkartacak örgütlü halk kitlelerine ihtiyacımız var.

Bu öfkeyi garibanlara ve birbirimize yönlendirmeyelim. İktidar bizi birbirimize kırdırmaya çalışıyor oysa bizim bu öfkeyi servetlerine servet katanlara yönlendirmemiz gerekiyor.

Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olduğu bir ülkede seçim güvenliği nasıl sağlanabilir? Adam geçen seçimlerde memleketin bütün muhalefetini terörist ilan etti.

Bu ülkede kadın düşmanı, tacizci kim varsa ister Türk ister yabancı olsun kulağından tutup hapse atmak bizim görevimizdir. Biz bu sorunları, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkanlarla mı konuşacağız. Mahkemede kadın katillerine kravat taktı diye iyi hal indirimi verenlerle mi konuşacağız bu sorunları?

Halkımızı uyanık olmaya, provokasyonlara geçit vermemek üzere örgütlenmeye, akılcı, gerçekçi ülkenin tümünün çıkarlarını düşünen yaklaşımlarla politika belirlemeye çağırıyoruz.

Paylaşın

Davutoğlu’nun ‘Üçüncü İttifak’ Önerisine DEVA Partisi’nden Yanıt

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, daha önce partisinin kendi logosuyla seçime gireceğini açıklamıştı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Saadet, DEVA ve Gelecek Partisinin aynı siyasi gelenekten geldiğini belirterek, üçüncü bir ittifaktan bahsetmişti.

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun üçüncü ittifak önerisini değerlendirdi.

Halk TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Şahin, “Burada aynı düşünce, aynı dünya görüşü, aynı gelenekten gelmek doğrudur. Eş zamanlı olarak bazı siyasi partiler içerisinde birlikte hareket ettik. Ama yepyeni bir siyasi kültür inşa ettik biz DEVA Partisi’nde. Partimizde toplumun çok değişik kesimlerinden isimler var. Ve parti yönetimimizle, başkanlık divanımızla farklı düşünceleri yansıtan bir yapıya sahibiz” şeklinde konuştu.

“Altılı masayı tercih ettik”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’yle ittifak önerisini altı parti bir araya gelmeden önce yapıldığını aktaran Şahin, “Bu düşünce altılı masaya oturmadan önce de DEVA Partisi’ne iletilmiş bir düşünceydi. Ancak biz altılı masada yarınların Türkiye’sini inşa etmenin daha kolay olabileceğini daha doğru bir yöntem olabileceğini düşünerek altılı masada tercih bulunduk” dedi.

Şahin, şöyle devam etti: Bu masaya oturduktan sonra tek başımıza DEVA Partisi değiliz. DEVA Partisi’nin organları da tek başına buna karar veremez. Çünkü o masaya otururken güçlendirilmiş parlamenter sistemi bu ülkeye kazandırmak için oturduk. Ve hep birlikte o masanın etrafında belirlenecek Cumhurbaşkanı adayıyla, 13’üncü Cumhurbaşkanını seçme iradesiyle oturduk. Dolayısıyla parlamentoya yansıyacak güçlü bir aritmetiğin ne şekilde olacağına, bu masanın ortaklaşa yapmış olduğu çalışma sonrasında verilecek kararla karar verilmeli. Bizim ferdi DEVA Partisi olarak görüş beyan etmiş olmamız, o masanın ruhuna biraz aykırılık teşkil eder.

Paylaşın

Seçmen, Erdoğan’ın Ekonomiyi Düzeltebileceğine İnanmıyor

Metropoll Araştırma Şirketi’nin sahibi Özer Sencar, son anket sonuçlarını açıkladı. Buna göre ankete katılanların yüzde 59’u Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik sorunları çözeceğine inanmazken yüzde 39’luk azınlık çözebileceğine inanıyor.

Haber Merkezi / AK Parti seçmeninin yüzde 90’ı partilerinin genel başkanının sorunları çözeceğine inanırken sadece yüzde 8,8 “çözeceğini düşünmüyorum” dedi. CHP, İYİ Parti ve HDP’de çözeceğini düşünmeyenlerin oranı yüzde 90’ları bulurken MHP seçmeninin yüzde 73,1’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güveniyor.

Ayrıca, MetroPOLL Araştırma’nın 14-20 Nisan arasında 26 kentte 2 bin 164 kişiyle yaptığı ankette cumhurbaşkanlığı seçim senaryosu üç adaylı şekilde soruldu. Millet İttifakı adayının Cumhurbaşkanı Erdoğan ile HDP’li Selahattin Demirtaş ile yarışması halinde tablonun ne olacağı araştırıldı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı’nın adayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı ilk turda açık ara kazanıyor. Yavaş yüzde 44, Erdoğan yüzde 34.3, Demirtaş yüzde 13.3 oy alıyor.

Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa, Erdoğan aday olsa seçimi kazanır mı?” sorusuna seçmenin yüzde 46.3’ü kazanacağını, yüzde 48.6’sı kaybedeceğini söyledi. Yüzde 5.1 ise cevap vermedi. Erdoğan’a mı, yoksa rakiplerine mi oy verirsiniz?” sorusuna ise seçmenin yüzde 31’i Erdoğan’a, yüzde 32’i rakibine oy vereceğini söyledi. Yüzde 33.2’si rakibe bağlı olarak karar veriyor.

Paylaşın

Suriyeliler İçin ‘Hak Temelli Dönüş Politikası’ Önerisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 milyon Suriyeli’yi geri gönderme planı hazırlandığını açıklaması ile buna karşı ana muhalefet partisi CHP’nin iktidar değişikliğinde tüm Suriyeliler’i geri gönderme tepkisi gündemdeki yerini koruyor.

Erdoğan, yıllarca “ensar” kavramıyla din kardeşliği nedeniyle Suriyeliler’e ev sahipliği yapmak gerektiği görüşünü Mart ayına kadar sık sık dile getirdi. Ancak Cumhurbaşkanı, Nisan ayında bu görüşü savunmaktan vazgeçti. Erdoğan, 18 Nisan’da yabancı büyükelçilere hitaben “Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin askeri operasyonlar ile Suriye’de fiilen oluşturduğu güvenli yerleşim yerlerine 2016’dan bugüne 500 bine yakın Suriyeli’nin dönüş yaptığını anlatan Erdoğan, 3 Mayıs’ta da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda İdlib’de inşa edilmiş briket evlerin teslim törenine gönderdiği videolu mesajında da 1 milyon Suriyeli’yi geri gönderme planı hazırlandığını açıkladı.

Erdoğan, “Şimdi 1 milyon Suriyeli kardeşimizin geri dönüşünü sağlayacak bir projenin hazırlığındayız. 13 ayrı bölgedeki yerel meclislerle birlikte yürüteceğimiz bu proje bir hayli geniş kapsamlıdır. Konuttan hastaneye kadar günlük hayatın tüm ihtiyaçlarıyla tüm altyapı bu proje içinde yer alacaktır. Geri dönüşler için gerekli zemini hazırlamanın gayreti içerisinde olacağız” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bu açıklamaya, “Erdoğan bırak bu hikayeleri, hala sınırdan akın akın kaçaklar geliyor. Güvenlik güçlerini teyakkuza geçir ve sınırdan tek bir kaçağın geçmesine izin verme. Zaten biz gerisini iki yılda göndereceğiz, senin yalandan projelerine hepimizin karnı tok” tepkisini gösterdi.

İçişleri Bakanlığı’nın 28 Nisan tarihli resmi verisine göre Türkiye’de vatandaşlık hakkı verilmiş olanlar hariç 3 milyon 762 bin 686 Suriyeli yaşarken, Erdoğan’ın açıkladığı plan tartışmalı bulundu.

Bugün de CHP, “Bütün Suriyeliler’i geri gönderme” politikasını savunmaya devam etme mesajı verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Partimizin görüşlerini Genel Başkanımız, Parti Sözcüsü ve Grup Başkanvekilleri açıklar. Suriyelileri geri gönderme konusunda başlangıçtan beri tavrımız nettir. En geç iki yıl içerisinde ülkelerine gönderilmeleri, aziz milletimize taahhüdümüzdür” açıklamasında bulundu.

“Sünni-İslam merkezli” politikadan vazgeçme çağrısı

İstanbul merkezli düşünce kuruluşu Spectrum House ise, “Sonu Gelmeyecek Bir Hikaye Yazmak: Suriyeli Sığınmacılar ve Yerel Toplum için Politika Önerileri” raporunu paylaştı. Araştırmacı Yasin Duman’ın hazırladığı raporda, AKP iktidarına Suriye politikasında değişiklikler yapması gerektiği önerisinde bulunuldu.

Siyaset cephesindeki Suriyeliler polemiğine yönelik bağımsız araştırmacılar ve akademisyenlerce oluşturulduğu vurgulanan Spectrum House’un politika raporunda, AKP iktidarınca yürütülen Suriye ve Suriyeliler politikasıyla ilgili şunlar önerildi:

  • Sığınmacı ve mülteci sorununun çözümü için Suriye’de Esad hükümetinin devrilmesi veya düşmesi hesabına dayanan, Sünni-İslam merkezli ve askeri müdahalelerle bütünleşmiş mevcut politikadan vazgeçilmesi,
  • Uluslararası hukuk ve sözleşmeler baz alınarak, çözüm odaklı ve Suriye’ye dönmek isteyenlerin güvenli bir şekilde dönebilmesinin koşullarını yaratma sürecine destek olacak politikaların uygulanması,
  • Suriye hükümeti ve yerel unsurlarla sınır boyunca güvenliği ve güvenli dönüşü sağlayacak koşulların yaratılması için kamuoyuna açık diplomatik görüşmelerin yapılması,
  • Uluslararası tarafların finansal ve diplomatik desteği ve gözetiminde hem döneceklerin hem de halihazırda orada yaşayanların ihtiyaçlarını ve beklentilerini gözeterek toplumsal barışa ve uzlaşıya katkı sunacak mekanizmalarla kademeli yeniden inşa ve dönüş projelerinin başlatılması,
  • Bunu yaparken, ileride gruplar arası çatışmalara yol açacak zorla nüfus değişimlerinden, kaynak paylaşımında hak ihlallerinden ve mülkiyet hakkı ihlallerine sebep olacak adımlardan kesinlikle kaçınılması,
  • Suriyeli sığınmacıların iç, bölge ve uluslararası siyasette bir çıkar ve baskı aracı olarak ele alınmasından, Kuzey ve Doğu Suriye’yi de kapsayan yayılmacı politikadan ve can kaybı, zorunlu göç, ciddi insan hakları ihlalleri ve maddi zararları beraberinde getiren her türlü askeri müdahaleden vazgeçilmesi.

Toplumsal çözüm için “uyum” politikası önerildi

Raporda, Suriyeliler ile ilgili “hak temelli” yaklaşım, Türkiye içerisinde yaşama hakkı tanınması ağırlıklı öneriler de dikkat çekti. Raporda, Suriyeliler’e “vatandaşlık başvurusu hakkı” ile birlikte kamusal haklar tanınması talep edildi. “Gönüllü geri dönüşler içinse Avrupa Birliği ile birlikte uluslararası hukuk temelli denetlenebilir eylem planı” oluşturulması gerektiği öne sürüldü.

Siyaset ve medyadaki söylemlerin “kutuplaştırıcı” olduğu ifade edilen raporda, toplumsal çözüm sağlanabilmesi için “uyum, entegrasyon” politikası önerildi. Hak temelli ülke içerisinde Suriyeliler ile yerel halkın uyumu için yasal düzenlemeler yapılması gerektiği görüşü ön plana çıkartıldı.

Suriyeliler için “uluslararası destekli istihdam projesi” önerisi

Raporda, Suriyeli nüfus ile ülke içerisinde uyum politikası geliştirilmesi açısından ekonomiye ilişkin şu öneriler de yer aldı.

  • Türkiye’nin ekonomisinin içinde bulunduğu krizi ve bu krizin hem sığınmacılarda ve mültecilerde hem de vatandaşlarda yarattığı kaygıyı ve kutuplaşma sebebiyle birbirlerine yönelen öfkeyi de göz önünde bulundurarak hak temelli, güvenli, sürdürülebilir ve kapsayıcı istihdam politikalarının uygulanması,
  • Bunun için uluslararası örgütlerden ve kurumlardan destek alınarak ve yerel yönetimler ve yerel, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ile koordineli bir şekilde istihdam ofisleri aracılığıyla istihdam projelerinin başlatılması,
  • Herkesin katılımına açık, eşitlikçi ve adil, üyeleri tarafından sahiplenilen ve demokratik bir tutumla yönetilen, bağımsız, toplumun ve doğanın yararını gözeten, denetlenebilir ve hesap verebilir kooperatiflerin kurulması,
  • Ucuz işgücü olarak görülen ve güvencesiz koşullarda çalıştırılan sığınmacılar için önleyici tedbirlerin alınması. Yapılacak yasal düzenlemelerle sigortasız çalıştırılan, emeği sömürülen, maaşları ödenmeyen veya geç ödenen sığınmacıların içinde bulundukları zorlayıcı koşulların ortadan kaldırılması.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Fotoğraf’ Açıklaması

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Salı günü başlayan ve Rize, Artvin ve Trabzon’u kapsayan Karadeniz turuna katılan bazı gazeteciler üzerinden başlayan tartışma ile ilgili açıklamalarda bulundu.

İnceleme gezisi yaptığı Sarıyer Büyükdere Fidanlığı’nda konuşan İmamoğlu, İBB Başkanı olarak, İstanbul halkının sesini ülkeye duyurmak amacında olduğunu vurguladı:

Bugün Nagehan Hanım gelmiştir, yarın örneğin Abdülkadir Selvi’yi davet etmek istiyorum. Çünkü beni, iki yıldır bir görevli gibi Genel Başkanımla kavga ettirme çabasında bir insan. Kötü yazanlarla daha da ayrı sohbet edeceğim. Ben, ‘Evet muhalifleri’ istiyorum talimatını verdim, arkadaşlarım da onları sırasıyla yerine getirecekler. Yarın ilerleyen günlerde bunun daha da farklı örneklerini görebilirler. Tek şart da tabii benimle konuşmaya cesaretli olanlarla yapacağım”

İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:

Hatırlayın, seçimden önce gittiğim TV kanalında bana nasıl bir muamele yapıldı. Ben, hala onlarla bile irtibat kurmanın arayışı içerisindeyim. Yok sayarak bir memleket değişmez. Toplumda bu insanlar var. Bir rehabilitasyonu mümkünse, karşılıklı bir diyalogla bunları aşabileceksek, ne mutlu. Ben, bu çabayı gösteririm.”

Nagehan Alçı ne demişti?

Nagehan Alçı ise eleştirilere, “Bir gazeteci olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın seyahatine davet edildiğimde elbette kabul ederim. Bu gazeteciliğin bir gereğidir. Bu davete icabet ettiğim için bana ya da bu daveti yaptığı için Sayın Ekrem İmamoğlu’na hakaret edenler Ortadoğulu kabileci kafa yapısına sahip olduklarını kanıtladılar… Sadece CHP’nin angaje muhabirleri İmamoğlu tarafından davet edilsin istiyorlar. E o zaman eleştirdiğiniz iktidardan ne farkınız kaldı?” yanıtını verdi:

“Ekrem İmamoğlu’nun bu gezisinde iktidarı destekleyen gazete Hürriyet’ten Fatma Aksu, yine hükümet taraftarı gazete Milliyet’ten Selay Saykal, 20 senedir hep AK Parti’yi desteklemiş Türkiye gazetesi-TGRT’den de Ziya Osman Açıkel vardı. Akif Beki de çok uzun seneler Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanıydı. Bu gazetecileri de çağırmayıp dışlasa mıydı Ekrem İmamoğlu? Bu gazeteci meslektaşlarımız da bu geziye katılınca Ekrem İmamoğlucu mu oldular? Ben öyle mi oldum? Ekrem Bey ile Habertürk TV’de yaptığımız sert tartışmayı Youtube’da 3.6 milyon kişi seyretti. Oradaki görüşlerim de değişmedi. Ama ben gazeteciyim.”

Paylaşın