Ahmet Türk’ten Dikkat Çeken Ekrem İmamoğlu Yorumu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Ahmet Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

Ahmet Türk, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş cumhurbaşkanı adayı olursa Kürtlerin desteğini alır mı?” sorusuna “Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Eski HDP milletvekili ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, siyaset gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mansur Yavaş

Independent Türkçe’den Faik Bulut’a konuşan Ahmet Türk’e, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Kürtlerin desteğin alıp alamayacağı sorusu yöneltildi. Türk, bu soruya “Mansur Yavaş’ın aday olması halinde Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

“HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var”

HDP’nin kapatılması konusuna da değinen Türk, “Bu gidişle HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var. Yargıçların terkibi ve tutumları bunu gösteriyor. Esasen AKP iktidarının son yıllarında hukuk çürüdü. Çünkü toplum ve insan çürütüldü. Bakınız Millet Meclisi’ne! Öyle bir husumet, kin ve düşmanlık ortamı yaratıldı ki, milletvekilleri, birbirlerini imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar. Bırakın rakip ve muhalif partilerden politikacıları, AKP içinde bile artık kliklere ayrılmış, birbiriyle kavgalı menfaatçi ve rantiyeci kesimler var. Her biri, diğerlerini tasfiye etmekle uğraşıyor.” dedi.

“Kürtler olmadan, Millet İttifakı kazanamaz”

Oy aritmetiğiyle ilgili değerlendirmeler de yapan Ahmet Türk, “Kürtler olmadan, Millet İttifakı’nın seçimleri kazanamayacağı açıktır. 5 Bu dinamik salt sandığa gitmek için değil, mevcut iktidar sonrasında hayatın her alanına aktif katkıda bulunmak için de gereklidir.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Olağanüstü Toplantının Perde Arkası: Kılıçdaroğlu Ne Dedi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na “kamu görevlisine hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla verilen 4 yıl 11 ay 20 gün hapis cezasını onadı.

Hapis cezasının yanı sıra Kaftancıoğlu’na siyasi yasak kararı uygulanmasına karar verildiği bildirildi. Yargıtay’ın kararının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili hapis cezasını onama kararından sonra partisinin MYK’sini olağanüstü topladı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, Kılıçdaroğlu, siyasi yasaklı hale gelen Kaftancıoğlu için, “İl başkanımız görevine devam ediyor. Cezaevine konulsa da görevinden Yargıtay kararıyla alsalar da il başkanımız olacak” değerlendirmesini yaptı. CHP kurmaylarının, karara ilişkin “provokasyon” yorumunu yaptığı toplantıda Kılıçdaroğlu, “Hukuk tanımıyorlar ve hukuku yönlendiriyorlar. Alınan kararların hepsinde Recep Tayyip Erdoğan’ın baskısı var” dedi.

”Soğukkanlı duracağız”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun baskılara karşı partililerinden sakin kalmalarını istediği, “Biz soğukkanlı duracağız. Mücadeleyi yükselteceğiz ama provokasyona gelmeyeceğiz. Onlar kendi mevkilerini korumak için her türlü kötülüğe başvurabilir. Biz asla kötülükle karşılık vermeyeceğiz. Ama en az onlar kadar güçlü bir şekilde direnç göstereceğiz. Bu işi sandıkta bitireceğiz” yorumunu yaptığı öğrenildi.

Paylaşın

‘Canan Kaftancıoğlu Kararı’ AK Parti Dahil Herkesi Vurur

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanarak 6 Eylül 2019’da mahkumiyetine karar verilen davanın temyiz incelemesini tamamladı.

‘Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret’ suçundan verilen 1 yıl 6 ay 20 gün, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak’ suçundan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezaları onandı. ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ cezası ise 2 yıl 4 aydan 1 yıl 9 aya düşürülerek onandı.

Onanan toplam ceza 4 yıl 11 ay hapis ve cezası bitene kadar siyasi yasak oldu.

Halk TV’de katıldığı programda verilen cezanın hukuksuzluğundan ve adaletsizliğinden bahseden gazeteci İsmail Saymaz, “İnsanlık tarihinin en büyük maden facialarından biri olan Soma’da 301 madenci hayatını kaybetti. Soma maden faciasının bir numaralı sanığına 301 insanın ölümünden ötürü kaç yıl ceza verildi? 20 yıl. 9 twite verilen ceza 5 yıl. Twit ne can yanmış ne bir şey” dedi.

“Bu tamamen siyasi karar”

Saymaz, Kaftancıoğlu kararı ile ilgili üst düzey bir AKP’li yönetici ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktardı:

“Yargıtay öyle ayarlamış ki terör suçlarından kurtarıyor ancak cumhurbaşkanıyla ilgili geri adım atamıyor. Ama orada da yedi ay düşürüyor. Ortaya karışık bir denge yapmış. Hukuk böyle olmaz. Eğer suçluysa suçlu, değilse değildir. İçeride yatırmayacak ama bak mahkum ettim diyecekler. Adamlar siyaset yapmış. Bu tamamen siyasi karar. Doğru değil.

Bu davaların siyasi yönü var. Siyaseten arkeolojik kazı yapacak olursak bunun nerede duracağı, nasıl olacağı belli olmaz. Bu hoş bir şey değil. Siyaseten intikam duygusunu ve kutuplaşmayı daha da derinleştirir.

Dün Hilal Kaplan’ı millet yazmış, orada açık açık söylüyor, “Devlet seri katildir” diyor. O zaman adam, “10 sene önce bakın bunlar vardı” diyor haklı olarak. O da hoş değil.

“Haklılığınızı, meşruiyet zemininizi kaybedersiniz”

İleride devran dönerse adam kalkar tersinden aynı hesabı senin üzerinden görür. Birisi böyle yaptığında senin hukuken savunacağın bir şey olmaz. “Zamanında siz de yaptınız ve savundunuz” derler. Haklılığınızı, meşruiyet zemininizi kaybedersiniz.

10-15 sene önceki paylaşıma bakılacak olursa sadece Kaftancıoğlu değil, çok sayıda kişinin paylaşımlarının dava konusu olması gerekir. AK Parti dahil herkesi vurur. İçinden çıkılmaz. Tuhaf bir hal alır. Kararın açıklandığı tarih de enteresan. İmamoğlu ile ilgili mevzuların pik yaptığı bir dönemde bu olunca CHP kendi içinde toparlandı, kenetlendi.”

Paylaşın

ABD Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’a Verdiği Süre Doldu

ABD’nin New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Rıza Sarraf davasında, sanık olarak yargılanan Halkbank’ın, davanın düşürülmesiyle ilgili ABD Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun süresi bugün doldu.

Halkbank, geçtiğimiz Ocak ayında ABD Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, bir alt mahkemenin kararına neden itiraz ettiğiyle ilgili kapsamlı dilekçesini sunmak için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu belirtmişti. ABD Anayasa Mahkemesi de Halkbank’a, 13 Mayıs tarihine kadar zaman vermişti.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre, ABD Anayasa Mahkemesi Katipliği yetkilileri, başvuru tarihininin son gününde Halkbank’ın dilekçesini sunup sunmadığı konusunda bilgi vermedi. ABD Anayasa Mahkemesi kayıtlarında da Halkbank’ın dilekçesi mesai saatlerinin sonunda görülmedi.

ABD Anayasa Mahkemesi, daha önce Halkbank’ın başvurusunu değerlendirmiş, Anayasa Mahkemesi Üyesi Hakim Sonia Sotomayor tarafından incelendiğini, Halkbank’ın itirazıyla ilgili dosyasını en geç 13 Mayıs tarihine kadar verebileceği belirtmişti. Kararda bu sürenin daha önce 31 Ocak tarihi olduğu da hatırlatılmıştı.

Halkbank’ın ABD Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolu, 14 Aralık tarihinde temyiz talebini reddeden İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından açılmıştı.

Temyiz başvurusu iki kez İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde reddedilen Halkbank, ABD’deki avukatları aracılığıyla, 10 Ocak’ta İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne verdiği 20 sayfalık dilekçede, “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında olduğunu belirtmiş ve buna rağmen temyiz başvurusu iki kez reddedilen davanın, Anayasa Mahkemesi’ne sevkini istemişti. Mahkeme ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar bir alt mahkemedeki yargı sürecini de durdurma kararı almıştı.

Halkbank, mahkemeye sunduğu 20 sayfalık dilekçede, daha önce “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında benzer davalardan örnekler sunmuş, Anayasa Mahkemesi’nde haklarını arayabileceklerini belirtmişti.

Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’ın başvurusunu duruşma takvimine alıp almayacağı henüz belli değil. Anayasa Mahkemesi, Halkbank’ın 13 Mayıs tarihine kadar kendilerine iletecekleri dilekçeyi inceledikten sonra başvuruyu değerlendirip değerlendirmeyeceği konusundaki kararını verecek.

Sarraf soruşturmasını yürüten New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne daha önce yaptığı başvuruda, Halkbank’ın dosyasının Anayasa Mahkemesine sevk edilemeyeceği iddia etmişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu SADAT’a Gitti: Burası Terörist Yetiştiren Bir Kuruluş

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sabah yapılan olağanüstü MYK toplantısının ardından Adnan Tanrıverdi’nin kurucusu olduğu ‘SADAT’ın (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.)  Beylikdüzü’ndeki merkezine ‘baskın’ yaptı.

İçeri girmesine izin verilmeyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ziyaretinde görüşecek muhatap bulamadı. Ancak ziyaretine ilişkin bina önünde açıklama yaparak “Burası terörist yetiştiren bir kurumdur” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın önünde şu açıklamaları yaptı:

“Türkiye asla paramiliter kuruluşlara, kurumlara, kişilere teslim edilmeyecektir. Seçim güvenliği önemlidir. Önünde bulunduğumuz SADAT bir paramiliter kuruluştur. Daha düne kadar Erdoğan’ın danışmalığını yapıyordu bunlar. Bu kuruluşun hedefleri arasında gayri nizami harp eğitimi de var.

Dikkatini çekmek isterim kamuoyunun; gayri nizami harp eğitim var. Yani sabotaj, baskın, pusu kurma, suikast ve tedhiş… Tedhiş Arapça terör olarak tanımlanıyor, Türkçesi de terör. Burası terörist yetiştiren bir kurumdur.

Dolayısıyla eğer bugün Türkiye’de milyonlarca insan varsa ve Suriye’den gelmişlerse bunların buraya gelişlerinde en büyük rolü oynayan da SADAT’tır. Erdoğan’a sormak isterim, sen bu kuruluşu niçin danışman yaptın ve hangi gerekçeyle çalıştın.

“SADAT’çılardan korkacak değiliz”

Şunu herkesin bilmesini isterim, CHP demokratik yollarla bu ülkede seçimin yapması için her türlü çabayı gösterecektir. SADAT gibi kuruluşlar, ki olursa olsun, seçimi gölgeleyecek herhangi bir şey olursa sorumlusu burası ve Saray’dır. Bunu bütün Türkiye’ye ve halkımıza açıkça ifade ediyoruz.

Biz öyle SADAT’çılardan, tedhişçilerden korkacak değiliz. Korkaklar, kapılarını açmayanlardır. Buraya geldik bilgi almak istedik ama korkularından yuvalarına sığındılar. O yuva onları korumaz. Biz bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Paylaşın

CHP’li Öztrak: Bizim Kavgamız İstibdata Karşıdır

Partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan CHP Sözcüsü Öztrak, Yargıtay’ın Canan Kaftancıoğlu kararı üzerinden iktidarı eleştirerek, “Tarih bu ülkenin aydınlık yüzlerinin demokratik siyaseti savunanların haklarını teslim edecektir. Bir otokratı sandıkta beraberce yenip tarihin tozlu sayfalarına göndereceğiz. Gün, sessiz kalma günü değildir. Bu nedenle genel başkanımız bizim kavgamız zulme karşıdır, bizim kavgamız istibdata karşıdır, bizim kavgamız milletin aşına işine göz koyanlarladır, bizim kavgamız hak, hukuk, adalet ve demokrasi kavgasıdır demiştir.” dedi.

Haber Merkezi / Öztrak, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bugün kimin despotla, kimin milletle kavga ettiği gün gibi ortaya çıkmıştır. Saray’dakiler koltuklarından kalkmamak için milletle kavgayı seçmişlerdir. Eğer birileri oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa kesinlikle altını pisletmiştir… Hatırlatmak isteriz; Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum. Anadolu’nun o şaşmaz irfanının söylediği gibi, zalimin zulmü arttıysa, zevali de yakındır. Zali yaklaşana şunu hatırlatmak da görevimizdir. Adaletin ayarıyla oynadığınız kantar, gün gelir sizi de tartar. Sandık milletimizin önüne gelecek. Bu karanlık günler elbet bitecek. Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın andır. Milletimizin ufkunun aydınlanmasına yeni bir şafağın doğmasına az kaldı” ifadelerini kullandı.

21 Mayıs’ta Maltepe’de miting

CHP’nin 21 Mayıs’ta Bursa’da düzenleyeceği mitingin de aynı tarihte İstanbul Maltepe’de düzenleneceğini söyleyen Öztrak, “Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin tertemiz oylarıyla bize vermiş olduğu İstanbul’u alamayacaklar, alamazlar. Ne yaparlarsa yapsınlar önümüzdeki seçimde Türkiye’yi almamızın önüne geçemeyecekler” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki Yargıtay kararının ardından dün akşam saatlerinde CHP MYK’yı, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda olağanüstü toplantıya çağırdı.

Sabah 08.45’te başlayan MYK oplantısı yaklaşık 2.5 saat sürdü. Toplantının ardından CHP Sözcüsü Faik Öztrak açıklamalarda bulundu. Öztrak’ın açıklamaları şöyle;

“Öncelikle, bugün 301 madencimizin şehit olduğu, büyük bir adaletsizliğin yaşandığı Soma katliamının 8. yılı. Bu katliamda hayatını kaybeden maden şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bu dava, biz hukuk devletini yeniden tesis ettikten sonra, yeniden görülecektir. Bunu da buradan açıklıyorum.

Şimdi bugünkü gündemimize gelmek istiyorum. Ülkemizde hak, hukuk ve adaletin katledildiği karanlık bir dönemden geçiyoruz. Sarayın vesayeti altındaki nalıncı keseri olmuş yargı hep saraya göre yontuyor. Hukuk bitti. Despotluk azdı. Huzurumuz ve bereketimiz kaçtı. Ağzımızın tadı kalmadı. Despot neşemizi kaçırdı. Umutlarımızı yok etti. Memleketimizi açık hava hapishanesine çevirdi. Ülkemizi çölleştirdi. Milletimizin işini, aşını küçülttü.

“Despot korkaktır. Ama bir o kadar da arsızdır”

Despot milletle kavga etmek için, hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Birliğimizi ve dirliğimizi sürekli tehdit ediyor. Despotun olduğu yerde at izi it izine karışır. Despot korkaktır. Ama bir o kadar da arsızdır. Arsız elindeki güçle, haklıyı suçlu çıkaracağını zanneder. Despot, sözde hukukçuları olmadan, hukuk devletini katledemez. Sözde hâkimleri olmadan, göstermelik davalarını yürütemez. Bugün ülkemizde yaşanan tam da budur.

İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen karar, hukuk ve adalet diliyle yazılmamıştır. Sarayın kirli vesayetçi diliyle yazılmıştır. Dün “mağdurum” diyen, bugün “mağrur” oldu. Vesayeti altındaki yargıçlarla, kendinden olmayana gözdağı vermeye kalkıyor. Muhalefeti engellemeye uğraşıyor. Seçimleri kaybedeceğini anlayan, bu kirli vesayetçi anlayış, yargı sopasıyla rakiplerini saf dışı etmeye uğraşıyor. Milletin gerçek gündemini karartıyor.

İstanbul İl Başkanımız hakkında verilen hüküm, Sarayın istek ve arzusuna göre verilmiştir. Bu karar; millet adına verilmemiştir. Bu nedenle de, vicdan sahibi tüm kalplerde hükümsüzdür. Adalet, hakkı hak edene vermektir. İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu hakkında adalet tesis edilene kadar biz susmayacağız. Tüm demokratik direncimiz ve gücümüzle bu haksızlığın karşısında duracağız. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Haksızlığa ve kötülüğe karşı herkes eliyle, diliyle, hiç olmadı kalbiyle karşı çıkmalıdır. Zulme rıza da büyük bir zulümdür.

Bu haksızlığa ve zulme karşı susmayan, altılı masada birlikte olduğumuz siyasi parti Genel Başkanlarına, bizle dayanışma gösteren Cumhur İttifakı dışında diğer tüm siyasi partilerin Sayın Genel Başkanlarına, demokratik kitle örgütlerine, barolarımıza, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Demokratik siyasete kast eden, vesayetçi tehdide karşı, gösterdiğimiz bu dayanışma, tarihe altın harflerle geçecektir. Tarih, bu ülkenin aydınlık yüzlerinin, demokratik siyaseti ve adaleti savunan bizlerin hakkını kesinlikle teslim edecektir. Çünkü o tarihi, altın harflerle beraberce yazacağız. Bir otokratı sandıkta beraberce yenip, tarihin tozlu sayfalarına göndereceğiz. Artık gün sessiz kalma günü değildir.

İşte bu nedenle Genel Başkanımız, “Bizim kavgamız; zulme karşıdır. Bizim kavgamız; istibdada karşıdır. Bizim kavgamız; milletimizin aşına işine göz koyanlarladır. Bizim kavgamız; tüyü bitmedik yetimin hakkına göz dikenlerledir. Bizim kavgamız; hak, hukuk, adalet ve demokrasi kavgasıdır” demiştir. Bugün kimin despotla, kimin milletle kavga ettiği, gün gibi ortaya çıkmıştır. Saraydakiler koltuklarından kalkmamak için, milletle ve demokratik siyasetle kavgayı seçmişlerdir. Meşhur Hint atasözünde geçtiği gibi: “Eğer birileri, oturduğu koltuktan kalkmakta sıkıntı yaşıyorsa, kesinlikle altını pisletmiştir.” Biz saraydakilerin, o koltuklardan kalkmamak için, her yolu deneyeceğini biliyoruz. Ama ne olursa olsun, biz milletimizin hakkını, hukukunu savunmayı asla bırakmayacağız. Çünkü hakkı ve hukuku terk etmek, özgürlüğü terk etmektir.

“Biz, hak, hukuk ve adalet için verilecek hiçbir kavgadan korkmayız”

İstanbul İl Başkanımız, Sayın Canan Kaftancıoğlu görevinin başındadır. Parti çalışmalarına devam etmektedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Biz Kuvayımilliye’yiz. Biz Anadolu ve Rumeli Müdafaa-İ Hukuk’uz. Biz; “Özgürlük ve bağımsızlık, benim karakterimdir” diyen, Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyiz. Biz, hak, hukuk ve adalet için verilecek hiçbir kavgadan korkmayız.

Siyasetteki nezaketimizi yanlış anlayanlara, İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in dizeleriyle hatırlatmak isteriz; “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.” Anadolu’nun o şaşmaz irfanının söylediği gibi, “Zalimin zulmü arttıysa, zevali de yakındır.” Zevali yaklaşana, şunu hatırlatmak da görevimizdir. Adaletin ayarlarıyla oynadığınız kantar, gün gelir sizi de tartar.

Sandık milletimizin önüne gelecek. Bu karanlık günler elbet bitecek. Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın andır. Milletimizin ufkunun aydınlanmasına, yeni bir şafağın doğmasına az kaldı.

Son olarak, Bursa’da 21 Mayıs’ta yapacağımız ‘Milletin Sesi’ mitingimizi 21 Mayıs’ta İstanbul’da Maltepe’de yapacağız. Ve bu mitingde, bu milletin haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı gür sesi tüm gücüyle duyulacak.

Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin tertemiz oylarıyla bize vermiş olduğu İstanbul’u alamayacaklar, alamazlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, önümüzdeki seçimde Türkiye’yi almamızın önüne geçemeyecekler. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Kulis: Karamollaoğlu İle Kılıçdaroğlu Ne Konuştu?

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında gerçekleşen görüşmenin detaylarını aktardı .

Seçim yasasının AKP ve MHP tarafından değiştirilmesi sonrası Karamollaoğlu’ndan ‘üçüncü ittifak’ çıkışı geldiğini hatırlatan Pehlivan, “Altılı masa dağılmadan ‘Saadet-DEVA – Gelecek ittifakı’ demekti bu. Dahası, Karamollaoğlu iki partinin Saadet çatısı altında seçime girmesini arzuluyordu” dedi. Ardından şunları kaydetti:

“Ali Babacan’ın ‘Seçime kendi adımız ve logomuzla gireceğiz’ çıkışı da aslında Karamollaoğlu’na yanıttı. Üçlüden bir parti çatı olacaksa, onun DEVA Partisi’nin olmasını istiyordu.

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ise daha sıcaktı üçlü ittifaka. Hatta ve hatta Davutoğlu’nun partisini kurar kurmaz Saadet ile birlikte hareket etmek istediği konuşuluyordu. O günlerde hem Karamollaoğlu’nun hem de Oğuzhan Asiltürk’ün ‘daha erken’ dediği öne sürülüyordu.

‘Üç partinin birlikteliği rafa kaldırılmış değil’

İşte deniyor ki yeni yasayla gündeme gelen üç partinin birlikteliği rafa kaldırılmış değil. Halen gündemde. Karamollaoğlu’nun asıl niyeti yalnızca Babacan ve Davutoğlu ile görüşmekti. Lakin sonra bu planı tüm altılı liderlere doğru dönüştü.

Özetle, Karamollaoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun buluşmasının sırrı burada yatıyor. Saadet lideri üçlü ittifakın kurulması için CHP lideriyle de istişareler yapıyor. Kulislerde bu çaba ‘En çok vekil hangi yöntemle çıkacaksa ona çalışılıyor’ diye tarif ediliyor. Mesele Babacan’ın ikna edilmesinde kilitli görünüyor. ”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Operasyon Kaftancıoğlu İle Kalmayacak ‘Sırada İmamoğlu Ve HDP’liler Var’

Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında verdiği kararı eleştiren gazeteci İsmail Saymaz, “Görünen o ki bu operasyon Kaftancıoğlu ile sınırlı kalmayacak”, “Sırada İmamoğlu ve HDP’liler var” ifadelerini kullandı.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Canan Kaftancıoğlu hakkında tamamı eski tarihli sosyal medya paylaşımları nedeniyle Yargıtay 3. Dairesi’nce onanan 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezasını köşesine taşıdı .

Bu davanın ‘yargısal yollarla siyasi tasfiye operasyonu’ olduğunu belirten Saymaz, “Beştepe Hukuk Bürosu’na dönüştürülen yargı erki, Kaftancıoğlu kararı ile hem İstanbul’un kaybedilmesinin intikamını alıyor, hem de 2023’te gerçekleştirilecek genel seçim öncesi Cumhur İttifakı için yol temizliği yapıyor” dedi. Ardından şunları kaydetti:

“Düşünün. Soruşturma, CHP İstanbul kongresinden sonra başlatılıyor. Dava, iktidarın hezimete uğradığı yerel seçimin ardından açılıyor. Karar genel seçime bir yıl kala onanıyor.

Belli ki iktidar, hem 2017’deki referandumda, hem 2019’daki yerel seçimde kaybettiği İstanbul’u şansa bırakmak istemiyor. Kaftancıoğlu gibi HDP seçmenlerinin de dikkatle izlediği etkili bir siyasetçiyi sahneden düşürerek, seçim sürecini dikensiz gül bahçesine çevirmek istiyor.

‘Operasyon Kaftancıoğlu ile sınırlı kalmayacak’

Görünen o ki… Bu operasyon Kaftancıoğlu ile sınırlı kalmayacak. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Davası, belki kimi CHP’li belediyelere kayyum atanması ve HDP’nin kapatılmasıyla devam edecek.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Zorbasın

Partisinin İstanbul İl Başkanlığı binası önünde toplanan kalabalığa seslenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Yönetenlere, yönetene, Erdoğan’a sesleniyorum: Erdoğan sen ikiyüzlüsün, sen fırsatçısın, sen bir zorba ve bir manipülatörsün. Ama zulmün, küstahlığın artık son buluyor. Söyleyeyim; artık zulmü, küstahlığı artık son buluyor.” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na hapis cezasının onanması ve siyasi yasak getirilmesi kararının ardından İstanbul’a gitti.

CHP İstanbul İl Başkanlığı binası önünde kurulan kürsüye İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte çıkan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hep birlikte bu ülkeye çektirilen zulme son vereceğiz. Hep birlikte; doğusu – batısı, güneyi – kuzeyi, vicdanı olan her vatandaşla beraber yol yürüyeceğiz ve Türkiye’yi zulümden ve zalimden kurtaracağız.

Yönetenlere, yönetene, Erdoğan’a sesleniyorum: Erdoğan sen ikiyüzlüsün, sen fırsatçısın, sen bir zorba ve bir manipülatörsün. Ama zulmün, küstahlığın artık son buluyor. Söyleyeyim; artık zulmü, küstahlığı artık son buluyor.

Erdoğan, yaklaşan gök gürültüsünü duyuyor musun?

Bu gürültü mahallelerini sığınmacılara sattığın insanlarımızın gürültüsüdür.

Bu gürültü aç bıraktığın emeklilerimizin gürültüsüdür.

Bu gürültü elektriğini kestiğin 4 milyon insanın karanlıktaki sesidir. Milyonların acısının sesidir bu kulaklarında çınlayan ses.

Geleceğini çaldığın bu kızgın insanların sesini duyuyor musun? Özürlüğün şarkısını söyleyenlerin sesini duyuyor musun?

Yeni bir hayat başlamak üzere bu ülkenin insanları için. Her bir vatandaşın onuruyla ve özgürce yaşayabileceği bir ülke yaratacağız. En karanlık anın şafağa en yakın zaman olduğunu biliyoruz, hep birlikte seslendiriyoruz.

Erdoğan; biz göğe baktığımızda sana rağmen her şeyin daha iyiye gideceğini, bu zulmün de son bulacağını, bir kez daha huzur ve sükûnetin bu ülkeye geri geleceğini hepimiz biliyoruz. Bütün acımasızlıklar senin zayıflıklarından doğuyor. Evet sen zayıfsın, biz güçlüyüz.

Sen sırça köşkünde yaşayacaksın biz omuz omuza gelen bir halkız. Cezalandırmaya çalıştığın Canan’ın arkasında koca bir halk var. Bunu bir an bile aklından çıkarma. Yine devam edeyim, unutma Erdoğan; bugün Canan nezdinde vücut bulan halkın sesi, halkın iradesi senden büyüktür. Canan yüreklidir, Canan cesurdur, Canan bizimdir, herkes duysun.

21 Mayıs günü Bursa’da miting yapacaktık. Buradan duyuruyorum; artık mitingin adresi Bursa değil, İstanbul’dur. İstanbul’da yapacağız.

Hiç endişe etmeyin, zalimin zulmü karşısında asla geri adım atmayacağız. Yüreğimizle, aklımızla, mantığımızla ve halka duyduğumuz sevgiyle yolumuza devam edeceğiz. Adalet bu ülkeye ya gelecek ya gelecek!”

Paylaşın

Yargıtay’ın Canan Kaftancıoğlu Kararına Muhalefetten Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun hapis cezasının Yargıtay tarafından kısmen onanması ve siyasi yasak getirilmesi kararına muhalefet sert tepki gösterdi. Karar, muhalefet cephesinde “AKP iktidarınca gelecek seçimlere hazırlık amaçlı yargı aracılığıyla siyaseti dizayn etme çabası” olarak yorumlandı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na beş ayrı suçtan verilen 9 yıl 8 ay 20 günlük hapis cezasının 4 yıl 11 ay 20 gün olan bölümünü onadı. Yargıtay kararında Terörle Mücadele Kanunu’nun ‘‘örgüt propagandası yapma’’ suçunu düzenleyen 7. Maddesi’nin 2. fıkrasından verilen mahkumiyet kararını bozmasıyla Kaftancıoğlu teknik olarak cezaevine girmeyecek.

Kılıçdaroğlu’ndan milletvekillerine çağrı

Kararın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm milletvekillerini partisinin İstanbul İl Merkezi’ne çağırdı. CHP lideri, ‘‘Partimizin tüm milletvekilleri, derhal İstanbul il başkanlığı binamıza doğru yola çıkın’’ dedi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından sonra CHP’li milletvekilleri İstanbul’a gitmek üzere Meclis’ten ayrıldı.

Kaftancıoğlu: ‘‘İktidardaki kötülüğü gönderene kadar çalışmaya devam edeceğim’’

Kararı Fazıl Say’ın babası Ahmet Say’ın cenazesine katılmak üzere gittiği Ankara’dan İstanbul’a dönerken yolda alan Canan Kaftancıoğlu da yol üzerinde çektiği bir videoda “gerçek hukuku tesis edene kadar mücadelenin süreceğini” söyledi.

CHP İstanbul İl Başkanı, ‘‘Burada mesele Canan Kaftancıoğlu’na ne ceza verildi, nasıl verildi meselesinden öte bu ülkede hukukun geldiği nokta ve hukuksuzluğun hepimize yaşattığı mağduriyet. Merak eden arayan soran dostlarımıza söylemek isterim ki, biz iktidardaki kötülüğü gönderene kadar, sadece Canan Kaftancıoğlu için değil 84 milyon için hukuku sağlayana kadar her şekilde çalışmaya, çalışmaya, çalışmaya devam edeceğim. Asla ve asla umudunuzu kaybetmeyin. İktidardaki kötülüğü bizler umudu örgütleyerek göndereceğiz. İşte o zaman bu ülkede gerçek adalet ve gerçek hukuk tesis edilmiş olacak’’ dedi.

“Kaftancıoğlu milletvekili adayı olamayacak”

VOA Türkçe’nin konuştuğu TBMM Adalet Komisyonu CHP Sözcüsü Zeynel Emre, bu karardan sonra Kaftancıoğlu’nun bir sonraki seçimde milletvekili adayı olamayacağını ancak il başkanlığı görevinin devam etmesinde bir engel bulunmadığını ifade etti.

Zeynel Emre, Kaftancıoğlu’nun infaz için cezaevine gireceğini ancak hemen aynı gün çıkması gerektiğini de ilave etti.

Muhalefet tepkili

Kaftancıoğlu hakkındaki yargı kararı bazı çevrelerde, Türkiye’de AKP iktidarı ve lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2019 yılında 31 Mart Yerel Seçimleri ve devamında 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi’nde, ana muhalefet partisi CHP karşısında seçim kaybı yaşanması kapsamında değerlendirildi. CHP dışındaki muhalefet partileri de özellikle “siyasi yasak” boyutuyla karara tepki gösterdi.

Karamollaoğlu: “Adalet bir gün herkese lazım olur“

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Hakkında verilen haksız ve hukuksuz kararın ardından Canan Kaftancıoğlu’nu arayarak geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Hiç kimse endişeye kapılmasın, umutsuzluğa düşmesin. Siyasi kararların odağı haline gelen yargı kurumunu yeniden ayağa kaldıracağız. Adalet mekanizmasını muhalefeti susturmak için kullananlar da, buradan siyasi bir kazanç devşireceğini zannetmesin. Adalet bir gün herkese lazım olur” dedi.

İyi Parti: “Diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sıkıntıya sokacak”

İyi Parti Genel Sekreterliği’nce “Unutmayalım ki; adaletin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Demokrasinin olmadığı yerde kalkınma olmaz. Kalkınmanın olmadığı yerde, zenginlik olmaz. Bugün, bu kararı, sıradan bir mahkeme kararı olarak görüp geçemeyiz. Bu karar, ülkemizi uluslararası alanda da itibarsızlaştıracak. Bu yanıyla zaten kırılgan olan diplomatik ve ekonomik ilişkilerimizi daha da sıkıntılı bir hale sokacaktır” tepkisi gösterildi.

İyi Parti adına yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye derme çatma iddianamelerle verilen mahkeme kararlardan çok çekmiştir. 28 Şubat günlerinde, okunan bir şiirin bile bahane edildiği, adalet duygusunun yaralandığı kararlar hepimizin hafızasındadır. O günün mağdurlarının, bugünün mağrurları haline gelerek, tüm kurumlar üzerinde vesayet oluşturması, siyaseti dizayn edebilmek, bireylere korku salabilmek için, hukuku ve adalet duygusunu zedelemesini kabul edemeyiz. Evet, CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Canan Kaftancıoğlu hakkında, yargı bir karar vermiştir. Ancak verilen kararın zamanlamasından niteliğine kadar, bu kadar tartışılıyor olması bile, asıl tehlikeye, yani yargıya olan güvenin sarsıldığına işaret etmektedir. İyi Parti olarak asıl ve önemli tehlikenin de bu olduğuna inanıyoruz. AK Parti iktidarı, üzerinde vesayet kurabilmek için yargıyı, bugün terör örgütü dediği FETÖ’ye bile teslim etmiştir. Vesayetle mücadele ettiğini söyleyerek iktidara gelenlerin bu vesayet iştahı, milletimizin adalete olan güvenini sarsmaktadır. İyi Parti olarak fikrine katıldığımız ya da katılmadığımız tüm vatandaşlarımızın, adil yargılanma hakkını, adaletin ve demokrasinin tam ve kamil uygulanması mecburiyetini savunmaya devam edeceğiz. Millet iradesinin görevi verdiği günden itibaren de, cüpbelerdeki düğmeleri söküp atacak, Türk adaleti üzerine düşen gölgeleri ortadan kaldıracağız” denildi.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisi adına yapılan yazılı açıklamaya alıntılayarak, “Dünün mağdurlarının, bugün mağrur olduğu bu ucube sistem, Türkiye’yi daha fazla taşıyamaz. O sandık gelecek, bu vesayet bitecek. Az kaldı…” dedi.

HDP: “Siyaset alanını yargı eliyle dizayn devam ediyor”

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise, “İktidar demokratik siyaset alanını yargı eliyle dizayn etmeye devam ediyor. Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen bu karar hukuki değil siyasidir. Bütün baskı ve hukuksuzluklara rağmen adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” tepkisini gösterdi.

Gelecek Partisi: “Ülkemizi siyasi yasaklarla anılacak hale getirmekten utanılmalı”

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Serkan Özcan da “CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu hakkında verilen siyaset yasağını da içeren hüküm demokrasimize vurulmuş açık bir darbedir. 80’lerin ve 90’ların vesayet rejiminin siyasi yasaklarının mağduru olmuş bu iktidarın her türlü demokratik değeri inkar ederek ülkemizi siyasi yasaklarla anılır hale getirmesi utanılacak bir durumdur. Tam demokrasi, tam ifade hürriyeti ve amasız insan hakları mücadelemiz devam edecek” değerlendirmesini paylaştı.

Demokrat Parti: “Muhalefeti sindirme çabası”

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Neslihan Çevik de, “Çözüm bekleyen bu kadar sorun varken, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 10 sene evvel yapmış olduğu bir sosyal medya paylaşımının peşinden gidilmesi, iktidarın muhalefeti sindirme çabasının son örneğidir” tepkisini dile getirdi. Çevik, “İşte tam da bu yüzden altı muhalefet partisi olarak güçlendirilmiş parlementer sistem ile kuvvetler ayrılığını tesis etmek konusunda kararlılığımızı sürdürüyoruz. 6’lı masa Türkiye demokrasisinin garantörü olmaya devam edecektir!” diye ekledi.

Kaftancıoğlu Twitter paylaşımları nedeniyle yargılanıyordu

Canan Kaftancıoğlu, 2012-2017 yılları arasındaki Twitter paylaşımları gerekçesiyle 6 Eylül 2019 tarihinde İstanbul 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada mahkum edilmişti.

Kaftancıoğlu’na ‘‘Cumhurbaşkanına hakaret etme’’, ‘‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etme’’, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılama’’, ‘‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’’, ‘‘terör örgütü propagandası yapma’’ suçlamasıyla toplam 9 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş ve kararda indirim uygulanmamıştı.

CHP İstanbul İl Başkanı son duruşmada yaptığı savunmada, ‘‘Ben Cumhurbaşkanı’na hakaret etmedim, bundan sonra da etmem. Bunun altını net bir şekilde çiziyorum. Kim hakikati çarpıtırsa çarpıtsın, etmem. Atatürk’ün oturduğu makama hakaret etmek kimsenin hakkı olmadığı gibi haddi de değildir. Cumhurbaşkanı olan kişi aynı zamanda bir siyasi partinin başkanı olduğu için AKP Genel Başkanı’na yönelik eleştiriler Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu kapsamına sokuluyor. Yaptığım eleştiri AKP Genel Başkanı’na yönelik siyasi hicivdir. İfade özgürlüğümü kullandım. Kamu görevlisine hakaret etmedim, etmem. Kamu görevlilerinin saygınlığını rencide edecek bir somut isnadım da yoktur. Anadolu’da görev yapmış bir öğretmenin çocuğu olduğum gibi, Anadolu’da kamu görevi yapmış bir hekimim. Kamu görevinin saygınlığını oldukça iyi biliyorum’’ demişti.

(Kaynak: VAO Türkçe)

Paylaşın