Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 10 Soru

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kendisine yönelttiği 10 soruya yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 10 soru yöneltti. 

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden sorduğu sorularına, ”Bak Erdoğan, sorularına açık ve net yanıtlar verdim. Şimdi bakalım sendeki yüreğe… Cevaplamaya bir türlü cesaret edemediğin sorularımı aşağıya bırakıyorum. Bir damla cesaretin varsa sen de benim bu sorularıma yanıt ver” notunu ekledi.

Kılıçdaroğlu’nun soruları şöyle: 

”1. Damadın 128 milyar doları arka kapıdan, düşük kurla kimlere sattı?

2. Avrupalıların hayat kalitesi korunsun diye, Türkiye’yi milyonlarca sığınmacı ve kaçakla doldurdun, huzurumuzu bozma pahasına mahallelerimizi sattın. Bu talimatı sana kim, ne karşılığında verdi?

3. 33 şehidimizin katilinin kapısına gidip, dakikalarca bekledin. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi etrafa gülücükler saçtın. Sana hakaret eden kişinin ayağına gidip mektubunu ‘takdim’ ettin. ‘Hamd olsun gündeme gelmedi’ dedin. Neden bu kadar eğiliyorsun? Hakkında ne biliyorlar?

4. Ekonomiyi baturdın. Şakası bile kötüyken kendini ekonomist ilan edip, milyonlarca gencimizi işsiz bıraktın, Türkiye’yi %157 enflasyona mahkum ettin. Hiçbir aklı başında ekonomistin seninle çalışmak istemeyişini kendine nasıl açıklıyorsun?

5. Paravan vakıflar aracalığıyla çocukların, yüzlerce milyon doları birbirine gönderiyor. Yurt kılıfı altında Manhattan’da gökdelen inşa ediliyor, çiftlikler satın alınıyor. Ailece bir araya geldiğinizde, birbirinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz? Hep merak etmişimdir bunu.

6. İçişleri Bakanın ne kadar mafya, uyuşturucu baronu varsa fotoğraf çektirirken, sokakları mafyanın kontrolüne geçirdiniz. Bu örgütlerden beklentiniz nedir? Neden hepsi sokağa salıverildi?

7. Rahip Brunson’ı teslim ettikten sonra Kaşıkçı’yı da sattın. Ülke itibarını konsolosluk bahçesine gömdün. Neden katile koşarak gittin? Ondan ne bekliyorsun? Sana beklediğini verecekler mi Erdoğan?

8. SADAT’ın Asrika planlarına katılıyor musun? 15 Temmuz’da kaybolan silahların, bu paramiliter yapının elinde olduğunu biliyor musun? Onlara bu rolü kim verdi? Evinde Adnan Tanrıverdi ile ne konuştunuz? Bekledikleri Mehdi kim?

9. Müzik ve dil yasakları ile gençleri kışkırtmanın toplumsal çatışma yaratmanın mı peşindesin? Peşinen söyleyeyim, yemezler.

10. NATO’ya atıp tutuyorsunuz. Ben NATO’nun gerekliliğine inanıyorum. NATO’dan çıkmak yerine yabancı askerleri topraklarımızdan çıkaralım diyorum, var mı sende o yürek? Getirebilir misin bunu Meclis’e?

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: Suriye’de Operasyona Karşıyız

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Washington’daki görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Türkiye ile ilgili mesajlar verdi.

Antony Blinken, Türkiye’yi Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon düzenleme planları konusunda uyararak böyle bir adımın bölgeyi riske atacağını söyledi. Türkiye’yi 2019 yılında ABD ile varılan mutabakatta belirlenen ateşkes hatlarına riayet etmeye çağıran Blinken, olası bir operasyonla ilgili olarak “Bu, karşı olacağımız bir şeydir. Endişemiz, yeni herhangi bir askeri operasyonun bölgedeki istikrarı zayıflatması, kötü niyetli aktörlere istikrarsızlıktan yararlanma fırsatı yaratmasıdır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün yaptığı açıklamada “Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma kararımızın yeni bir safhasına geçiyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç’iteröristlerden temizliyoruz. Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız” ifadelerini kullanmıştı.

“IŞİD’e karşı mücadeleyi partnerlerle sürdürüyoruz”

Blinken açıklamasında ayrıca YPG’nin adını vermeden Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelenin önemine de vurgu yaptı. ABD Dışişleri Bakanı, “Suriye içinde IŞİD’e karşı savaşı partnerler yoluyla etkili bir şekilde sürdürüyoruz ve IŞİD’i içine tıktığımız kutuda tutmak için gösterilen çabaları tehlikeye atacak hiçbir şey görmek istemiyoruz” diye konuştu.

YPG’nin belkemiğini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ABD’nin IŞİD’e karşı karadaki en önemli müttefiki konumundaydı. Türkiye ise YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak görüyor. ABD ve Batılı ülkeler PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmelerine rağmen YPG konusunda bu tür bir karar almış değiller. Konu, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine yönelik muhalefetinin de ana unsurlarından birini oluşturuyor. Türk hükümeti, iki ülkeyi “teröre destek vermek”le suçluyor.

“Önümüzdeki günlerde Brüksel’de toplantı yapılacak”

Basın toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “önümüzdeki günlerde” Brüksel’de İsveç, Finlandiya ve Türkiye’den üst düzey yetkilileri bir araya getirecek bir toplantı düzenleyeceğini açıkladı. Toplantıda Türkiye’nin dile getirdiği endişelerin görüşüleceğini belirten Stoltenberg, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İsveç ve Finlandiya liderleriyle yakın temas halindeyim” dedi.

Erdoğan bugün konuyla ilgili olarak, Türkiye’nin onayı olmadan İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği mümkün olmadığı için yoğun bir diplomasi trafiği yaşandığına işaret etmiş, “Arayan arayana. Niçin bu ülkelerin üyeliğine karşı olduğumuzu örnekleri ve gerekçeleriyle anlattık. Şu ana kadar da önümüze bizim ihtirazi kayıtlarımızı izale edecek somut herhangi bir belge konabilmiş değildir. AB üyeliği sürecimiz başta olmak üzere pek çok acı tecrübeyle belgeye bağlanmamış sözlere inanmamız asla mümkün değildir” demişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın 10 Sorusuna Tek Tek Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda kendisine yönelttiği 10 soruya sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun ”Erdoğan, milletimize seslenmişsin. “Sürtükler, eşkıyalar, teröristler, çürükler, fukaralar” havada uçuşmuş. Kadınlara küfreden sana bir tavsiyem olacak. Ağzını kapalı tutup insan sanılman, açıp tüm şüpheleri ortadan kaldırmandan iyidir. Sorularına ise yanıtlarımı veriyorum” notuyla verdiği yanıtlar şöyle;

1. PKK’dan YPG’ye bölücü terör örgütünün bütün unsurlarını, DHKP-C’den TİKKO’ya, FETÖ’den DEAŞ’a tüm terör örgütlerinin siyasi uzantılarını, medya destekçileri, yurt dışındaki bağlantılarını lanetliyor mu lanetlemiyor mu?

Cevap: Hepsine lanet olsun. Onlarla gizli ilişkiler kuranlara, selefi örgütlerle petrol kaçakçılığına girişenlere, oy uğruna televizyonlarda onların mesajlarını okutanlara da lanet olsun.

2. Türkiye’nin PKK-YPG’ye karşı yürüttüğü sınır ötesi harekatları destekliyor mu, desteklemiyor mu?

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınır ötesi operasyon yapar, yapmalıdır. Doğru olanı destekleriz, yanlış olanı ise desteklemeyiz. Siyasal saikler uğruna askerimizi operasyona gönderenlere ve operasyon gibi gösterip ülkemize yabancı asker postallarını sokanlara olumlu bakmadık, bakmayacağız.

3.İsveç ve Finlandiya’ya karşı kendi devletinin izlediği politikanın yanında mı, değil mi?

Cevap: NATO Türkiye’ye gereklidir, NATO’dan çıkmayacağız. Finlandiya ve İsveç’ten talep edilenler de doğrudur. Ancak biz biliriz ki, diplomasi kapalı kapılar ardında yapılır. Sonuçlar masada alınır. Ciddi devletler böyle yapar. Senin bu yaptığın ise ancak kabile devletlerinde olur. 3-5 oy almak için ülkenin itibarını yok sayarak, ucuz bir iç reklam malzemesine, dış ilişkileri kurban ediyorsun.

4. Akdeniz ve Ege’de, sınır hattında kalıcı ekonomik belgeler oluşturma çabalarında Türkiye’nin yanında mı, değil mi?

Cevap: Duruşumuz çok nettir. Akdeniz ve Ege’de baskıyı artırmamız şarttır. Gemi çıkardım geri çektim, “Biden beni keşke arasa” diyerek olmaz bu işler. Yüreğin varsa, işgal edilen, silahlanan adalar konusunda adım at. Destekleyeceğiz.

5. Dünyanın salgın ve savaş sebebiyle ya1adığı krizin ekonomik boyutunun , “ülkemize etkilerine karşın sürdürdüğümüz mücadeleye ilkesel düzeyde destek veriyor mu?

Cevap: Bu uydurmalara kimse inanmıyor. Batı’da enflasyon ortalama yüzde 7, savaş halindeki Rusya’da yüzde 17.8, Ukrayna’da yüzde 16.4 iken, bizim ülkemizde senden dolayı bu oran yüzde 157’dir. Yalanların da bir yere kadar, halkımızın zekasına hakaret etmeyi bırak.

6. Mahkeme kararları ve kurum açıklamalarıyla yalan olduğu tescillenmiş iddiaları bir kenara bırakıp, siyaseti “ülkenin ve milletin çıkarları “üzerinden yürütmeye var mı?

Cevap: Paravan vakıflar, 5’Ii çeteler, paramiliter yapılar milletimizin çıkarı değildir. Onlar olsa olsa senin ailenin ve kurduğun rejiminin çıkarınadır. Aparatlarının hepsinin canına okuyacağız.

7. Siyasi stratejilerini yabancı “ülke temsilcilerine hazırlatmak ve onaylatmak yerine, kendi partisinin mensuplarıyla ve ’ülke kamuoyuyla belirlemeye yönelecek mi?

Cevap: Doğruları söylemiyorsun. Ya ispat et ya da özür dile.

8. Bin yıldır, kanlarımızla sulayarak ebedi vatanımız haline getirdiğimiz. bu toprakların tüm değerleri sembolleri birikimleri ve kazanımlarıyla asil bir ° devletin evladı gibi hareket etmeyi kabul ediyor mu?

Cevap: Popülist söylemleri geçelim. Sen paravancısın. ”Asil evlat” falan… Sana bu laflar büyük gelir. Büyük lokma ye ama bu büyük lafları bırak Erdoğan. Senin ağzına yakışmıyor bunlar.

9. Partisi içinde her türden terör destekçisini, tacizciyi, tecavüzcüyü, hırsızı tasfiye etmeyi düşünüyor mu?

Cevap: Her türlü karanlık çevrelerle anılan senin için, iddialı bir soru olmuş bu. Bizde suç sümen altı edilmez, suçlu kollanmaz.

10. Yüreği yetip 2023’te Cumhurbaşkanı adayı olacak mı olmayacak mı?

Cevap: Var mısın yarın erken seçimi ilan etmeye, aynı gün içinde adayımızı açıklayalım. Var mı sende o yürek Erdoğan!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu’na birkaç soru sormak istiyorum. Bu sorulara öyle kıvırtarak, laf çevirerek, yuvarlak sözler sarf ederek değil; kesin, kati, net cevap vermesini bekliyorum” demişti.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’dan Türkiye’ye Diyalog Mesajları

Ankara’nın NATO üyeliklerine karşı çıktığı İsveç ve Finlandiya’dan Türkiye’ye diyaloğu sürdürme mesajı geldi. İsveç Başbakanı Magdalena Andersson,  Türkiye’yle diyaloğu sürdürmekten yana olduğunu açıklarken, Finlandiya’nın Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da Türkiye’yle konuya ilişkin diyaloğun devam ettiğini kaydetti.

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Ankara’nın ülkesinin NATO üyeliğine karşı çıkmasına rağmen Türkiye’yle diyaloğu sürdürmekten yana olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’le gerçekleştirdiği ikili görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Andersson, “Türkiye’yle yakın gelecekte yapıcı toplantılar gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyorum” diye konuştu. Türkiye’nin endişelerini doğrudan Ankara’yla ele almak istediklerini ifade eden İsveç Başbakanı, olabilecek yanlış anlaşılma ve sıkıntıları da bu şekilde gidermeyi hedeflediklerini söyledi.

Ankara’nın NATO üyeliğine karşı çıktığı bir diğer İskandinav ülkesi Finlandiya’nın Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da Türkiye’yle konuya ilişkin diyaloğun devam ettiğini kaydetti. Haavisto, Haziran ayı sonunda Madrid’de düzenlenecek NATO zirvesinden olumlu sonuçlar çıkacağı konusundaki umudunu da koruduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu: Terörle mücadele kanunlarında değişikliğe gitmeliler

Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın  NATO üyeliğine karşı çıkmasına gerekçe olarak iki ülkenin PKK ve DHKP-C gibi örgütler konusundaki tutumunu gösteriyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Anadolu Ajansı Editör Masası’nda dün yaptığı açıklamada, iki ülkenin terörle mücadele kanunlarında değişikliğe gitmesi gerektiğini belirterek, bu değişim gerçekleşmedikçe pozisyonlarını değiştirmeyeceklerini söylemişti.

İki ülke temsilcilerine Türkiye’nin beklentilerini açıkça ifade eden bir yazılı belgenin verildiğini belirten Çavuşoğlu, bu ülkelerden Ankara’nın güvenlik endişelerini anlamalarını beklediklerini kaydetmişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de Türkiye’nin güvenlik endişelerinin karşılanması gerektiğini her seferinde gündeme getirdiğini söyleyen Çavuşoğlu, Stoltenberg’in üç dışişleri bakanının bir araya gelmesi teklifinde bulunduğunu açıklamıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’nun Yargılandığı Dava 21 Eylül’e Ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Eski Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven ve kurul üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı dava 21 Eylül’e ertelendi.

Savcı 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ettiği İmamoğlu hakkında TCK’nın “siyasi yasak” içeren 53. maddesinin de uygulanmasını da istemişti. Duruşmaya Ekrem İmamoğlu katılmadı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile CHP yöneticileri mahkemede duruşmayı takip etti.

Ne olmuştu?

30 Ekim 2019 günü Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde konuşan İmamoğlu, yerel seçimlerde eşitsizlik ve adaletsizlikleri eleştiren bir konuşma yapmıştı. İmamoğlu konuşmasında “İktidar, manipülasyonla kazanamadığı seçimi, seçimleri yönetmekle yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla iptal ettirerek kazanmak istedi. Ama iktidarın gücüne rağmen yurttaşlarımızın güçlü iradesi 23 Haziran gecesi bir kez daha ve çok daha gür bir sesle demokrasiden yana oldu” demişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 4 Kasım 2019 tarihinde İmamoğlu’nun konuşmasına atıfta bulunarak “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek. Yazıklar olsun” ifadelerini kullanmıştı.

İmamoğlu aynı gün Üsküdar Fethipaşa Korusu’nda basın mensuplarına yaptığı açıklamada “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır” demişti.

Bu sözler üzerine YSK Başkanlığı’nın yaptığı suç duyurusundan hareketle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu, İmamoğlu hakkında dava açtı. 20 Nisan’da yapılan duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık İmamoğlu hakkında “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası istedi. Savcı, İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “siyasi yasak” içeren 53. maddesinin de uygulanmasını talep etti.

İmamoğlu: Ahmak diye Soylu’ya dedim

İmamoğlu duruşmadan sonra İstanbul Bağcılar’da muhtarlarla yaptığı sahurda konuyla ilgili tekrar bir açıklama yapmıştı. Soylu’nun kendisini eleştirdiği konuşmada kendisine “ahmak” dediğini  hatırlatan İmamoğlu “Ben de kendisine iade-i cevapla, karşılığını ona sundum. Dedim ki, siz seçimi iptal ettiniz, ahmak sizsiniz anlamında. Bunu ben Bakan’a söyledim ama Yüksek Seçim Kurulu’na böyle bir şeyde bulunmadım. Bunun da ifadesini verdim” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Akşener, Erdoğan’a Seslendi: Getir Sandığı

Partisinin grup toplantısında ekonomik sorunlara dikkat çeken İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de açlık olmadığına dair sözlerini eleştirerek, “Nasıl ki tok açın halinden anlamıyorsa sarayda yaşayanlar da milletin halinden anlamıyor” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, eleştirilerine “Pırıl pırıl gençlerimizi perişan eden işsizlik bu ülkede yaşanmıyor mu? Hiç mi yüzün kızarmıyor, hiç mi vicdanın sızlamıyor?” sözleriyle devam etti. TÜİK verilerine göre Nisan’daki gıda fiyatlarının bir yıl önceye kıyasla yüzde 80 arttığını söyleyen Akşener, OECD üyeleri arasında Türkiye’nin açık ara gıda enflasyonu birincisi olduğunu vurguladı.

Asgari ücretteki artışın, dört kişilik bir hanenin açlık sınırındaki artışın yarısına bile yaklaşamadığını belirten Akşener, “4 kişilik bir ailede herkes asgari ücretle bile çalışsa yoksulluk sınırının altında kalıyor” dedi ve ekledi:

“Asgari ücretli bir bekar çalışan yaşama maliyetini bile kazanamıyor. Söyle bakalım Bay Kriz, kim vicdansız? Böyle devlet yönetilmez.”

Meclis’te komisyona gönderilen sosyal medya kanun teklifine de değinen Akşener “Beğenmedikleri her şeyi yasaklamaya bayılan iktidar, yeni bir kanunla karşımıza çıktı” dedi ve ekledi:

“Memlekette, endişeyi, korkuyu ve paniği, sizce en çok kim tetikliyor? Mesela ‘Camide içki içtiler’ diye yalan söyleyip, milleti kışkırtan kimdi? Sayın Erdoğan. O zaman bu yasaya göre, önce kendisinin tutuklaması lazım.

Mesela Kabataş yalancılarını besleyip büyüten, onlara kol kanat geren kimdi? Yine kendisi. Bu durumda, en azından, Kabataş yalancılarını da tutuklaması lazım. Neymiş, internetteki yalan haberleri durduracaklarmış… Peki, sarayın yandaş medyasında, bir tane doğru haber var mı? Yok.

Sayın Erdoğan eğer yalan haber yasaksa önce sabahtan akşama iftira atan, yalan söyleyen, yandaş kanallarını kapatacaksın. Bakıp, beslediğin trol çiftliklerini dağıtacaksın.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Ülkemizin uzun zamandır içinde bulunduğu kara komedi başroldeki bay krizin adeta oscarlık performansıyla geçtiğimiz haftada devam etti.

Saraydan çıkamayan, marketi, çarşıyı, pazarı unutan, vatandaşlar iki kelam edemeyen sayın Erdoğan, ‘Birileri aç kaldık diyor. Vicdansızlık yapma ne aç kalması. Aç kalan falan yok’ dedi.

Bu sözler bu ülkenin cumhurbaşkanına ait. En son geçinemeyen insanlarımıza şükürsüz demişti şimdi de vicdansız olunmuştu.

Gerçekten ibretlik. Yoksulluğu bitirmek için gel, beş, on, on beş maaşlı danışmanlarla hayat sürdür. Allah aşkına biz başka ülkede mi yaşıyoruz?

Sarayda oturan milletin halinden anlamıyor. Artık ülkesinde yaşananları bile bilmiyor. Sayın Erdoğan ayıptır, günahtır. Böyle bir kibir olabilir mi? Reddettiğin açlığı ben sana anlatayım.

TÜİK’in verilerine göre bile Nisan ayında gıda fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 89 artı. Sen ve maaş manyağı yaptığın tapınak şövalyelerin hep bir ağızdan bütün dünyada enflasyon var diyeceksiniz.

Matematik, aynı tarih ve ekonomi gibi, senin pek kuvvetli olduğun bir alan değil. O nedenle, bu sayıları daha rahat anlaman için başka şekilde anlatayım.

Geçen sene Nisan ayında, 1000 liraya aldığımız gıda ürünlerini bu yıl nisan ayında alabilmemiz için, 1890 lira gerekiyor. Enflasyon canavarına esir düşen Almanya’da ise, 1000 Avro olan alışveriş, 1080 Avro’ya çıkmış. “Aç kaldık” diyene, vicdansız diyorsun ya…

TÜRK-İŞ’e göre 4 kişilik bir hanenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken gıda harcaması, geçen seneye göre yüzde 108 artmış. Yani geçen sene, 2897 lira olan açlık sınırı, bu sene 6018 lira olmuş.

Yani açlık sınırı toplamda 3121 lira yükselmiş. Peki övünmeye doyamadığın, asgari ücret artışı ne kadar? 1427 lira… Yani açlık sınırındaki artışın, yarısı bile değil. Şimdi söyle bakalım, bu durumda, kim vicdansızmış Sayın Erdoğan?

Söyle bakalım Bay Kriz, vicdansız kimmiş görüyor musun? Eserinle gurur duyuyor musun?

Memleketi sürüklediğin uçuruma bakıp, övünüyor musun? Milletimizi düşürdüğün hâle bakıp, eğleniyor musun?

Gördüğün rüyadan, artık uyan! Gerçeklerle, artık yüzleş! O saraydan artık çık Sayın Erdoğan! Böyle devlet yönetilmez. Ayıptır, günahtır.

Sosyal medya düzenlemesine tepki

AK Parti iktidarının beceriksiz ellerinde Türkiye artık bir sorunlar yumağı haline geldi. Barınma, hayat pahalılığı, sığınmacı, adalet sorun.

Bunların dışında onlarca farklı sorunumuz daha var. Nedense bu sorunların hiçbiri iktidarın gündemine giremiyor.

İktidara göre en önemli sorun internette yayın yapan haber siteleri. Hiç utanmadan, zerre sıkılmadan Meclis’e ‘sosyal medya kanun teklifi’ getirdiler.

Beğenmedikleri her şeyi suç haline getirmeye, ortadan kaldırmaya bayılan AK Parti iktidarı şimdiden sosyal medyanın ölüm fermanı sayılabilecek yeni bir kanun teklifiyle karşımıza çıktılar. Bu arkadaşlara artık yandaş medya kanalları yetmiyor.

İnternet sitelerine de sipariş haber yaptırmak istiyorlar. Endişe, korku ya da panik yaratanlar… Memlekette endişe, korku ya da paniği kim tetikliyor?

Camide içki içtiler diye yalan söyleyip milleti kışkırtan kimdi sayın Erdoğan? Bu yasaya göre önce kendini tutuklaman gerekiyor. Kabataş yalancılarını besleyip büyüten, onlara kol kanat geren kimdi?

Bu durumda en azında Kabataş yalancılarını da tutuklaması gerekiyor. Hazır eli değmişken mesela terörist başının mektubunu çarşaf çarşaf yayınlayanlarını, kardeşiyle Kandil’de röportaj yaptıran TRT yöneticilerini de tutuklaması gerekiyor.

Mesela İstanbul seçimlerinde hile var diyenleri de tutuklaması gerekiyor. Dizinin dibinde örgütçülük oynayan SADAT’çıları da tutuklaması gerekiyor.

Saray’ın yandaş medyasında bir tane doğru haber yok. Sayın Erdoğan, eğer yalan haber yasaksa sabahtan akşama yalan söyleyen, iftira atan yandaş kanalları kapatacaksın.

Eğer yalan haber yasaksa, enflasyon tahminlerinin tamamı yanlış çıkan emir erin Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alacaksın.

Açıkladığı yalan yanlış enflasyon rakamlarıyla, milleti kandıran TÜİK Başkanı’nı hemen kapının önüne koyacaksın. Eğer yalan haber yasaksa, emeklilere ve asgari ücretlilere, 1 Mayıs’ı işaret ederek zam umudu dağıtan, Çalışma Bakanı’nın affını isteyeceksin.

Bak Sayın Erdoğan bu aziz millet, senin demokrasiye ayar verme sevdandan da özgürlükleri her fırsatta çiğnemenden de bıktı, usandı.

Sen önce, kendi diline hakim ol. Sen önce, kendi nefretini, kendi öfkeni dizginle. Sen önce, kendi kapının önünü temizle. İllaki bir ayar vermek istiyorsan, önce kendi çevreni hizaya getir.

Yıllardır milletimizi birbirine düşürerek, ‘Sen ocusun, sen bucusun’ diyerek kutuplaşmadan beslenen sen değil misin? Bu kanunu, geriye doğru işletsen, senin müebbet alman gerekiyor.

Çünkü bu ülkede vatandaşı birbirine düşürme konusunda hiç kimse, senin eline su dökemez Sayın Erdoğan. Bu kadar basit.

“Eyvah eyvah uzay yandı”

Bir de başımıza uzay macerası çıktı. Yeryüzündeki her şeyi hallettiler, bir de uzaya gideceklermiş. Eyvah. Uzayda maden ararlar mı? Acaba orman var mı? Ormanı yakarlar mı? Beşli çeteye arsa yaparlar mı? Eyvah, eyvah uzay yandı.

Aslında bu ülkemiz için hayırlı bir gelişme. AK Parti iktidarı gibi beceriksizliği adeta kurumsallaştırmış bir kadronun elinde uzay yolculuğunun nasıl olacağını varın siz düşünün. Mars’a gidelim derken Jüpiter’e inerlermiş. Ay’a gitmek yerine kara deliğe girerlermiş… Uzaya giden gitti zaten.

Mesela döviz kuru, mesela enflasyon uzaya çıktı. Mesela gıda fiyatları uzaya çıktı. Hatta Mars’ı geçti Jüpiter’e varmak üzere.

Siz onların peşinden astronot göndereceğinize seçim tarihini açıklayın da millet sizi uzaya mı, evinize mi nereye gönderiyor tüm gerçekliğiyle bir görün.

Türkiye elbette uzaya gidecektir ama bugün milletimiz ihtiyacı seçimdir. İYİ Parti’nin beklediği şey seçimdir. Getirin sandığı bu ucube sistem gitsin. Getirin sandığı İYİ’lerin şafağı artık söksün.”

Dijital dönüşüm ve yönetim sistemi

Ekonomide 4’üncü sanayi devrimiyle birlikte, sanayi ve toplumdaki değişimi anlatan Akşener, şu ifadeleri kullandı:

4’üncü sanayi devriminin, Teslism tartışıldığı dönüşüm dönemindeyiz. Eskiden üretimin odağı üründü, sonra tüketicinin ihtiyaçları görünür oldu.

Sonra markaların tüketicilerle konuşması geldi, marka aidiyeti geldi. Artık bu saydıklarımın yanında insan merkezli yeni bir anlayış iş dünyasına girdi. Markalar sürdürülebilirlik, karbon ayak izi, cinsiyet eşitliğini de benimseyerek müşterilerle insani alanda iletişime geçiyor” dedi.

Bu gelişmeler doğrultusunda hayatımızda dijitalleşmenin tetiklediği yönetim anlayışı var. Bir anlamda dijital meşveret. Biz bunu başaracağız. İYİ Parti dünyanın gerisinde kalan, 1920’lerin dünyasına giden bu anlayıştan Türkiye’yi kurtaracak.

Peki biz bu hâle nasıl geldik? KPSS’den 92 puan alanı, eleyen, yerine de, 58 puan alanın, Ak Partili dayısı olduğu için atandığı, mülakat sistemiyle geldik.

Bin bir emekle okuyan, okutulan gençlerimiz işsizken, Saraydaki danışmanlarına, 5-10-15 maaş birden bağlayan, vicdansız bir yönetimle geldik.

Milletimiz başını sokacak evi, yiyecek ekmeği, giyinecek kıyafeti zor bulurken; Milletin ödediği vergileri, yandaşına yediren,

Devletin kaynaklarını, peşkeş çeken, Sınırsız imkânlar sunduğu, 5’li çetesini beslemekle övünen, harami bir düzenle geldik.

Biz bu hâle; Dünyadaki gelişmeleri inatla ıskalayan, Dağıtık sistemden feyz alacağına, 2017 yılında ancak Fordizmi keşfedebilen, vizyonsuz bir zihniyet yüzünden geldik.

Cumhuriyetimizin değerlerini hiçe sayan, Devlet yönetimi anlayışını hakir gören, Kurumlarımızın içini boşaltan, Demokrasi kültürümüzü ayaklar altına alan, Adına da Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen, Bu ucube sistem yüzünden geldik!

Hatırlayın, bu ucube sisteme geçiş için, bahaneleri neydi? Ayaktaki prangalardan kurtulmak.
Vesayeti sona erdirmek. Hızlı karar almak.

Türkiye’yi şaha kaldırmak ve uçurmak. Şimdi soruyorum size; 2017 yılından bugüne baktığınızda, Türkiye’nin daha özgür olduğunu düşünen var mı?

Kendisini daha hür hisseden var mı? Kendisini daha mutlu hisseden var mı? Kendisini daha huzurlu hisseden var mı? Milletten bihaber, saray talimatlarıyla yönetilen Türkiye’de; vesayetin sona erdiğine şahit olan var mı?

Ekonomiden sağlığa, dış politikadan eğitime kadar, Tek bir kişinin keyfine göre alınan kararların, en küçük faydasını gören var mı?

Kurumlarımızın, paramızın, hatta vatandaşlığımızın bile, değer kaybettiği bu sistemde, Her geçen gün, yeni bir krize uyanan Türkiye’nin, Hangi alanda şaha kalktığını,

Nereye doğru uçtuğunu bilen var mı? Maalesef yok. Olamaz da. Çünkü; Zamanın ruhunu yakalamak yerine, 18’inci yüzyılın normlarına hapsolan bir sistemin; 21’inci yüzyıl dünyasında, Türkiye’yi hiçbir yere götürmesi mümkün değildir.

Bu kadar basit. Şimdi ben böyle söyleyince; Bay Kriz yine alınacak. Kızacak, köpürecek, kürsülerden bağıracak. Varsın olsun. Elinden geleni ardına koymasın. Daha önce de defalarca söyledim, şimdi tekrar söylüyorum.

Bizim öznemiz; kişiler değil, sistemlerdir. Bizim meselemiz; şahıslarla değil, zihniyetlerledir. Bizim derdimiz; kavga çıkartmak değil, Milletimizin ve memleketimizin çıkarları için makulde buluşmaktır.

Bu yüzden; İlk günden beri, arkadaşlarımızla birlikte, bu ucube sistemin karşısında duruyoruz. Parlamenter sistemin eksikleri, hataları, engelleri yok muydu? Elbette vardı.

Ama çözüm, 150 yıllık bir birikimi hiçe saymak, çöpe atmak değildi. Çözüm; Parlamenter Sistemi, günümüz şartlarına göre ıslah etmekti. 21’inci yüzyılın yönetim anlayışlarına, ayak uydurarak güncellemekti.

Darbelerin, vesayetlerin, muhtıraların olmadığı bir parlamenter sistem inşa etmekti. Ancak onlar; Kurumsal hafızamızı yok etmeyi, Cumhuriyet değerlerimizi hiçe saymayı, Devlet geleneğimizi yıpratmayı seçtiler.

“Hürriyeti değil, istibdatı seçtiler”

Hürriyeti değil, istibdatı seçtiler. Koltuk sevdası uğruna, bilerek ve isteyerek, Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdiler. İşte tam olarak bu sebeple, biz de 6 siyasi parti olarak; önce partilerimiz bünyesinde, sonrasında da, genel başkan yardımcılarımız aracılığıyla, birlikte çalıştık.

“Koltuk İttifakı” ortaklarının aksine; Farklılıklarımıza saygı duyarak, Milletimizin ve memleketimizin ihtiyaçlarına odaklanarak, Makulün kaybolduğu bir ortamda, ortak aklı ve istişare kültürünü çalıştırarak, 28 Şubat 2022’de, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmamızı tamamlayıp, Genel Başkanlar olarak imzaladık.

Geçtiğimiz Pazar günü de yeniden buluştuk. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i, hayata geçirmek için, ilkelerimizi konuşup karara bağladık ve ülke gündemindeki gelişmeleri değerlendirdik.

Bu vesileyle buradan, başta, ev sahipliği yapan Sayın Ahmet Davutoğlu olmak üzere, toplantıya katılan Sayın Genel Başkanlara, huzurunuzda bir kez daha, teşekkür etmek istiyorum. Allah bizleri milletimize karşı utandırmasın.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; “Ben yönetirim” yerine, “biz yöneteceğiz” diyen, “Ben bilirim” yerine, “makulde buluşacağız” diyen, “Ben başaracağım” yerine “el ele başaracağız” diyen, “Ben kazanacağım” yerine “milletimiz kazanacak” diyen bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Tek adam sistemini ortadan kaldırıp, zamanın ruhuna uygun bir bakış açısıyla; Cumhurbaşkanı’nı; Fark gözetmeksizin, tüm insanlarımızı temsil edecek şekilde; herkesin garantörü bir Cumhurbaşkanı olarak konumlandıran bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Cumhuriyet değerlerimizin üzerine inşa edilen, Demokrasiyi içselleştiren, Hukukun üstün, yargının adil, Meclisin de, hem yetkili, hem de yetkili olduğu bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Bugüne kadar, içi boşaltılan her kurumu onaracak, Kurumsal devlet hafızasını yeniden canlandıracak, Her alanda liyakati esas alacak bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Atanmışın, seçilmiş karşısındaki üstünlüğüne son verecek, Milletin Evi olan Gazi Meclisimizi, yeniden yüceltecek, Millet iradesinin üzerindeki, her türlü vesayeti, ortadan kaldıracak bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Hukukun üstünlüğünü esas alacak, Yargının bağımsızlığını koruyacak, Cübbelere dikilen düğmeleri kopartıp atacak bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Dış politikamızı, bir kişinin sevgisine, nefretine, ve egosuna indirgeyen, sığ bakış açısından kurtaracak,

Ülkemizi; 23 trilyon dolarlık, ekonomik coğrafyamızla buluşturacak, sığınmacı sorununu da, tarihin tozlu raflarına kaldıracak bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Yandaş üretmeyen, Kaynak tüketmeyen, Merkez Bankası’na karışmayan, İşinin ehli kişiler tarafından yönetilen, Ekonomimize ihtiyacı olan güveni veren bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; Türkiye’ye yakışacak, Büyük Türk Milleti’ne yaraşacak, Milletçe hak ettiğimiz, güçlü, zengin ve mutlu Türkiye’nin, kapısını açacak yegâne sistemdir. Hiç merak etmeyin, çok az kaldı!

Tarih özgürleşme yönünde akar. Tarihin akışına ters gidenler, akıntıda boğulmaya mahkûmdur. Nitekim, Ak Parti ve liyakatsiz kadroları, yapılacak ilk seçimle birlikte gidiyor.

Bu artık bir tarih meselesi. Cümle alem biliyor ki; İYİ Parti her gün, güçlü adımlarla iktidara yürüyor. Allah’ın izni, milletimizin de teveccühüyle, bayrağı biz devralacağız. Ama rehavete kapılmak yok.

Alacağımız büyük sorumluluğun bilinciyle, durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Ve evelallah, ülkemizi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen, bu ucube sistemden, bu istibdat rejiminden, çekip kurtaracağız.

“Hazır olun çok kaldı”

Haksızlık yapmamak için adaleti, Haksızlıkları engellemek için eşitliği, Haksızlıkları dile getirmek için hürriyeti, Haksızlıkları gidermek için de, hakkaniyeti getireceğiz!

Milliyetçi, Demokrat ve Kalkınmacı kimliğimizle; Türkiye’yi, hak ettiği gibi, 21’inci yüzyılın ruhuna taşıyacağız!

Milletimizle el ele, kol kola verip; Liyakatle eşitlenen, Adaletle özgürleşen, Sevgiyle güçlenen, Ve mutlulukla konuşan Türkiye’yi, hep beraber inşa edeceğiz! Hazır olun, çok az kaldı!”

Paylaşın

İYİ Parti, Sığınmacılar İçin Yol Haritasını Belirledi

İYİ Parti, sığınmacılara hazırladığı “güvenli dönüş” için yol haritası çalışmasında “ülkenin göç tanımına sığmayan bir istilaya uğradığına” işaret edildi. Çalışmada dönüş için çözüm önerileri yer aldı.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre, sığınmacı tartışması ülke gündeminde sıcaklığını korurken İYİ Parti, “güvenli dönüş” için yol haritasını belirledi. “İktidarın politikaları sonucunda milyonlarca yasadışı göçmenin sınırları delik deşik ettiğine” dikkat çekilen çalışmada, “ülkenin göç tanımına sığmayan bir istilaya uğradığına” işaret edildi.

Çalışmada, “Türkiye, hiçbir üçüncü ülkenin refahı uğruna kendi refahından mahrum edilemez, açık ya da gizli anlaşmalar sonucunda kimsenin hendeği olamaz” ifadelerine yer verildi. İYİ Parti’nin “sığınmacıların geri dönüşüne ilişkin oluşturduğu yol haritasında şu çözüm önerileri yer aldı:

Tam sınır güvenliği: “Açık Kapı-Açık Hudut” politikasına son verilecek, olası yeni geçişlerin önüne geçilecek. Sınır güvenliğini tam olarak sağlanacak, hudutlar namus kılınacak. “Geçici sığınmacı statüsü” kaldırılacak. Göç İdaresi Başkanlığı yeniden yapılandırılacak.

Suriye’yle işbirliği: “Geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sığınmacıları”, Suriye Devleti ile işbirliği içinde gecikmeden ülkelerine geri gönderilecek.

Kota sistemi: Güvenle geri dönüş sürecinde Türkiye’de sığınmacıların yaşadığı il ve ilçelerde kota sistemine geçilecek. Yakalanan kaçaklara “tavizsiz işlem” uygulanacak. Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler derhal sınır dışı edilecek. Konut alma yoluyla edinilmiş yurttaşlık işlemleri askıya alınacak, halihazırda edinilmiş statüler gözden geçirilecek.

Paylaşın

ABD, Suriye’ye Olası Harekattan Endişesini Yineledi

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin olası bir yeni harekatının bölgesel istikrarı baltalayacağı ve IŞİD’e karşı mücadelede zorlukla elde edilen kazanımları riske atacağı yönündeki endişelerini yineledi.

Price günlük basın brifinginde bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de askeri harekatın her an başlayabileceği şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Türkiye’nin olası bir harekatının yakın olduğu yönünde ABD’nin elinde işaretler var mı? Kürt ortaklarınıza, eğer yapıyorsanız, ne gibi güvenceler sağlıyorsunuz?” sorusunu yanıtladı.

Geçen hafta bu konuyla ilgili yine bir soruya cevaben yaptığı açıklamaları hatırlatarak söze başlayan Price, “Suriye’nin kuzeyinde askeri hareketliliğin artması potansiyeline ilişkin tartışmalar ve özellikle de bölgedeki sivil nüfus üzerindeki etkileri hakkında derin kaygı duymaya devam ediyoruz. Mevcut ateşkes hatlarının muhafaza edilmesini desteklemeyi sürdürüyoruz. Bunu tehlikeye atma potansiyeline sahip, gerilimi tırmandıracak her türlü eylemi kınarız” diye konuştu.

Price, tüm tarafların ateşkes bölgelerini koruması ve bu bölgelere saygı göstermesi, Suriye’de istikrarı ilerletmesi ve ihtilafa siyasi çözüm bulmak için çalışmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, “Bunun tersi yöndeki her türlü çabanın, Suriye’deki daha geniş boyutlu ihtilafı sona erdirme hedeflerimize ve Kürt ortaklarımızla da dahil olmak üzere birlikte IŞİD’e karşı son yıllarda imza attığımız muazzam ilerlemelere zarar verebileceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki operasyonlara son verilmesini içeren 2019 yılı Ekim ayı tarihli ortak bildiriye bağlı kalmasını beklediklerini kaydeden Price, “Türkiye’nin sınırlarındaki meşru güvenlik kaygılarının farkındayız ama herhangi bir yeni harekatın bölgesel istikrara baltalayacağından ve IŞİD’e karşı zorlukla elde edilen kazanımları riske atacağından endişe ediyoruz” dedi.

Price, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Türkiye’ye planladığı ziyaretle ilgili bir soru üzerine de, Ankara’nın Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi ve Ukrayna’dan gıda ve tahıl ürünleri ihracı konusunda yürüttüğü diplomatik çabalara destek verdiklerini söyledi

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ayrıca bir başka soru üzerine, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkmasından kaynaklanan sorunun ABD ile Türkiye arasında ikili bir mesele değil, Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasında bir mesele olduğu yönündeki Washington’un duruşunu yineledi. Üst düzey NATO yetkilileri ve NATO Genel Sekreteri’nin de bu süreçte oynayabileceği rolün olduğuna işaret eden Price, “Türk ortaklarımızla ve elbette İsveç ve Finlandiyalı ortaklarımızla. müttefiklerimizle temaslar yürütmeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Kur’an Kursu’ndaki Cinsel İstismara 119 Yıl Hapis Cezası

Erzurum’da Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı yatılı kuran kursunda sekiz çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan belletmen, ilk duruşmada 119 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Diyanet’in davaya katılma talebini de reddetti.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Erzurum’un Palandöken ilçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Hacı Bahattin Evgi Diyanet Erkek Yatılı Kuran Kursu’nda 2021 Mayıs-Ekim ayları arasında yaşları 12’den küçük sekiz çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan belletmen Hakan Aslankafa, beş ay sonra bugün hakim karşısına çıktı.

Tutuklu sanığın hazır bulundurulduğu Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma, suçun mağdurlarının çocuk olması nedeniyle kapalı yapıldı. Mağdur çocukların aileleri de duruşmada yer aldı.

Duruşmaya Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Erinç Sağkan ile Erzurum Baro Başkanı Talat Göğebakan, Ardahan Baro Başkanı Murat Yolcu ile İstanbul, Ankara ve İzmir’in arasında bulunduğu bazı baroların kadın ve çocuk hakları merkezi üyesi avukatlar da katıldı.

Çocukların avukatlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Genel Başkanı Avukat Müjde Tozbey Erden, duruşmada çocukların aynı tramvayı yaşamamaları için tekrar mahkemeye çağrılmamasını ve daha önce alınan ifade kayıtlarının izlenmesini talep etti. Mahkeme bu talebi yerinde gördü. Duruşmada, çocukların soruşturma aşamasında alınan ifadelerinin görüntüleri izletildi.

Diyanet’in ve baroların davaya katılma talebi kabul edilmedi

Diğer yandan Diyanet İşleri Başkanlığı avukatı da davaya katılma talebinde bulundu. Ancak mahkeme, suçtan zarar görmediği gerekçesiyle talebi reddetti. Avukat kararın ardından salondan çıkarıldı. TBB ve diğer baro başkanlarının davaya taraf olma talepleri de yine mahkeme tarafından reddedildi.

Tutuklu Hakan Aslankafa, savunmasında çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunduğunu itiraf etti. Çocuklara cinsel istismarın yanı sıra şiddet uyguladığını ifade eden sanık, çocukların olayı ailelerine anlatmaları halinde öldüreceğini söyleyerek tehdit ettiğini söyledi.

Mahkeme heyeti, 9 saat süren duruşma sonucunda sanığı nitelikli cinsel istismar ve çocukları hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 119 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Ali Erbaş’a tepki

Kararın ardından avukatlar ve müşteki aileler adliye önünde açıklama yaptı. Avukat Müjde Tozbey Erden, bu kararın ilk olduğunu, diğer davaları takip edeceklerini söyledi. Mağdur bir çocuğun annesi ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a tepki gösterirken, “Ben aslında çok şey söylemek istiyorum. Sayın demeyeceğim, Ali Erbaş, bu senin onuruna yakışacak şeylerdir. Bravo sana, seni alkışlıyorum. Senin kurumun mu senin onurun mu incinmiş? Allah seni kurumunla beraber kahrı perişan etsin. Dine esas zarar veren sensin” söyleminde bulundu.

Yurt yöneticileri ve belletmenler de yargılanacak

Öte yandan Erzurum’daki sekiz çocuğa yönelik cinsel istismar davasının yanında iki ayrı dava daha açılmış durumda. Cinsel istismara ve şiddete göz yummakla suçlanan yurt yöneticileri bu nedenle sanık olarak yargılanacak. Olaya ilişkin üçüncü dava ise aynı yurtta 14 çocuğa şiddet uyguladığı iddia edilen diğer belletmenlere yönelik açıldı.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı, Avukat Müjde Tozbey Erden, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, şunları dile getirdi:

“Aylarca uygulanan cinsel istismar sırasında belletmen tarafından kameralar duvara döndürülmüştü. Yurt yöneticilerinin hiçbiri, bu kameraların neden çalışmadığını ya da neden duvara dönük olduğu sorgulamamış. Ve hem cinsel istismara devam edilmiş hem diğer öğretmenlerin çocuklara yönelik fiziksel şiddetlerinin sürdürülmesine de göz yumulmuş. Yani çocuklara başlarında oklavalar kırmaları, ellerinde ateşler yakmaları, vücutlarını morartacak düzeyde dövmeleri, kanatmaları da dava konusu olacak.”

“Bu dernekler denetlenmeli”

Avukat Tozbey Erden, Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİMDER’e bağlı yurtlarda yaşları 8 ila 10 arasında değişen on çocuğa cinsel istismarda bulunulması olayına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Ensar Vakfı, hepimiz için bir örnekti. Bunun gibi dini duyguların suistimal edilerek, dini eğitim verileceği söylenerek çocuklarımız maalesef cinsel istismara maruz kalıyor. Oysa bu dernekler, hiçbir denetime tabi değiller ve eğitim uzmanı değiller. İşte bizler buna karşı çıkıp çocuklarımızın çağdaş, laik ve bilimsel eğitiminde ısrarcı olmalıyız.”

Paylaşın

Canan Kaftancıoğlu Tahliye Edildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndaki infaz işlemlerinin tamamlanmasının ardından tahliye edildi. Tahliyesi sonrasında cezaevi önünde kendini bekleyenlere “Nerede kalmıştık?” diye hitap eden Kaftancıoğlu, “Çalışmaya devam” vurgusu yaptı.

Kaftancıoğlu, “Hesap vermesi gerekenlerin adalet karşısında hesap vermesi için hep beraber ama hep beraber… Kendimiz için değil, yanımızdaki birkaç kişi için değil, zenginleştirmek istediklerimiz için hiç değil. Kötü sistemin bütün iyi insanları için; fikri, inancı, kimliği, mesleği ne olursa olsun kötü sisteme mahkum edilen bütün iyi insanlar için hep beraber çalışmaya, çalışmaya ve çalışmaya devam” diye konuştu.

Yargıtay 3. Dairesi’nin, hakkında beş ayrı suçlamadan verilen mahkumiyet kararının üçünü onamasıyla Kaftancıoğlu hakkında 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezası kesinleşmiş, Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getirilmişti. Kaftancıoğlu’nun hüküm giydiği “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçları, 2013 ve 2014 yıllarında sosyal medyadan yaptığı paylaşımlara dayandırılmıştı. Kaftancıoğlu bugün adliye ve Silivri Cezaevindeki işlemlerinin tamamlanması sonrasında denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakıldı.

Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu davalarına gönderme

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik 2019’daki linç girişimi ile ilgili davada bugün çıkan karara ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yarın görülecek davaya işaret eden Kaftancıoğlu, “Bugün genel başkanımızın da mahkemesi görüldü. Yarın 16 milyon İstanbullunun iradesini yargılamaya kalkacaklar. Biz CHP’de genel başkanımızın öncülüğünde Türkiye’ye nefes aldıracağız. Uzun lafın kısası yorulacağız ama bildiğim bir şey var ki inanan insanların yorgunluğunu tek bir şey giderebilir. O da çalışarak bu ülkeye nefes aldırmak” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’na 2019’da Ankara’daki bir cenaze töreni sırasında yumruk atan tutuksuz sanık Osman Sarıgün’e bugünkü duruşmada “kamu görevlisine karşı basit yaralama” suçundan 1 yıl 15 gün, “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan ise 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası verilmiş, ceza sürelerinin yanı sıra mahkemenin hükmün açıklanmasını geriye bırakması da tepkilere yol açmıştı. Sarıgün’e, “suç işlemeye alenen tahrik” suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. İBB Başkanı İmamoğlu hakkında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkan ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle açılan davada da yarın karar çıkması bekleniyor.

Paylaşın