Erdoğan Üçüncü Kez Aday Olabilir Mi? LDP, Tartışmayı YSK’ya Sordu

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayı olacağını açıklamasının ardından Anayasa’ya göre 3. kez aday olup olamayacağına ilişkin tartışmalar yeniden başladı.

Aralarında hukukçuların da olduğu pek çok kişi, ‘bir kimsenin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceği’ hükmünün yer aldığı Anayasa’nın 101. maddesini işaret ederek Erdoğan’ın 2023’te aday olamayacağını öne sürüyor.

İktidar kanadı ise Erdoğan’ın ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde sadece bir kere seçildiği için adaylığının önünde bir engel bulunmadığını savunuyor.

Kılıçdaroğlu “itiraz etmeyeceğiz” demişti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’ın üçüncü kez aday olması halinde itiraz etmeyeceklerini belirterek, “Aday olmak istiyorsa buyursun gelsin, millet herkesin boyunun ölçüsünü verecektir. Özel bir tartışma yapmayacağız. Bu tartışmalar artık geride kalmalı. Biz yapmayacağız. Başkaları tartışırsa ona bir şey diyemeyiz, en azından biz yapmayacağız” demişti.

YSK’ya soruldu

Bu tartışmalar sürerken Liberal Demokrat Parti (LDP), Erdoğan’ın 3. kez aday olup olamayacağını Yüksek Seçim Kurulu’na yazılı olarak sordu.

LDP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Kulaksız tarafından YSK’ya sunulan yazılı soruda, Anayasa’nın 101. Maddesi hatırlatılarak Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda kurumun görüşünün paylaşılması istendi.

LDP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Kulaksız imzalı yazıda şu ifadeler yer alıyor:

1. Mevcut Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı Seçiminde aday olacağını 09 Haziran 2022 tarihinde kamuoyuna açıklamıştır.

2. Mevcut Cumhurbaşkanı, iki dönemden beri Cumhurbaşkanlığı görevindedir.

3. Anayasanın 101. Maddesi ‘…Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kişi en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir…’ şeklinde hüküm içermektedir.

4. Anayasanın 116. Maddesi de ‘….Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde. Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir…’ Hükmünü ortaya koyarken Cumhurbaşkanı seçilebilmenin diğer koşullarını da belirlemişti.

Sonuç ve istem:

Anayasanın açık hükümlerine göre, mevcut cumhurbaşkanının üçüncü defa adaylığı için hangi koşulların gerçekleşmesi gerektiği hakkında Yüksek Seçim Kurulu’nun görüşünün tarafımızla paylaşılmasını arz ve talep ederiz.

LDP tarafından YSK’ya sorulan soruyu partinin eski genel başkanlarından Cem Toker, “Bakalım ne yanıt gelecek…” diyerek sosyal medya hesabından paylaştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kulislerde Seçim Konuşuluyor: İşte Erdoğan’ın Çevresiyle Paylaştığı Tarih

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesi sonrası seçim için çevresi ile kasım ayını paylaştığını aktardı.

Mustafa Balbay, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Erdoğan-Bahçeli görüşmesinin ana gündeminin seçim olduğunu köşesinde taşıdı. Balbay, “Durum vahim çare seçim!” başlıklı yazıda durumu değerlendirdi.

Balbay, “MHP’nin bu sürecin sonunda halkın ekonomisinde olumlu bir gelişmenin olacağına yönelik inancı zayıf. Bunu Bahçeli’nin Erdoğan’a aralarındaki nezaket çerçevesinde ilettiği söyleniyor.” dedi.

Ankara’da erken seçimin yapılıp yapılmayacağının değil, erken seçimin tarihinin konuşulduğunu öne süren Balbay, “Yakın gelecekte farklı bir değerlendirme olmazsa Erdoğan’ın çevresiyle paylaştığı seçim tarihi kasım ayı içinde” dedi. Balbay bu çerçevede bir yol haritasının hazırlandığını da aktararak şu ifadeleri kullandı:

“Yaz aylarında sebze-meyve bir nebze ucuzlayacak.

Temmuz’daki maaş zammı bir nebze rahatlatacak.

Sonbaharda sıcak para bulunacak, olumlu hava estirilecek.

Bunların bileşiminden oluşacak iklime “iktidarda kalmak beka meselesi” dedirtecek bir yükleme yapılacak”

Yukarıda paylaştığımız yol haritası Nasrettin Hoca’nın borç ödeme takvimine benzeyebilir ama bunun ciddi ciddi tartışıldığını vurgulayalım.

Ekonomiyle ilgili yaz-sonbahar planına Saray inanmış görünüyor. Ancak MHP’nin bu sürecin sonunda halkın ekonomisinde olumlu bir gelişmenin olacağına yönelik inancı zayıf. Bunu Bahçeli’nin Erdoğan’a aralarındaki nezaket çerçevesinde ilettiği söyleniyor.

Ekonomide uzmanların elinin değdiği, planlı bir çare arayışının olmadığı önceki gece bir kez daha görüldü. Akşam saatlerinde piyasalara büyük enerji katacak önlemlerin açıklanacağı söylendi. Gelir endeksli senet (GES) diye bir “müjde” verildi. Ancak döviz bunu da “dinlemedi”, inişe değil yükselişe geçti.

Öyle anlaşılıyor ki millet gelir endeksli değil, bu iktidarın gidişine endeksli bir arayış içinde.”

Mustafa Balbay’ın yazısının tamam için TIKLAYIN

Paylaşın

Karadeniz’deki Mayınlar Tahıl Ticaretini Engelliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Ukrayna’dan tahıl tedariği yolunu açarak küresel gıda krizi kaygılarını gidermeye çalışırken, Karadeniz’e yerleştirilen yüzlerce mayın, herhangi bir anlaşmaya varılmasından sonra bile çözümü aylar sürecek bir kabus anlamına geliyor.

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna ve Rusya’nın kıyılarının bulunduğu Karadeniz, tahıl, petrol ve petrol ürünleri nakliyatında kritik öneme sahip.

Ukrayna hükümeti yetkilileri, Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgal öncesinde dünyanın dördüncü büyük tahıl ihracatçısı olan Ukrayna’nın elinde bulunan 20 milyon ton tahılın ihraç edilemediğini bildiriyor.

Ukrayna ve Batılı liderler, Moskova’yı, Ukrayna limanlarını işlevsiz hale getirmek ve bunun sonucunda gıda ürünlerini bir silah olarak kullanmakla suçluyor. Rusya ise tahıl ihracatının akışının yeniden sağlanması için Batılı ülkelerin yaptırımları kaldırmasını talep ediyor.

Ancak herhangi bir anlaşmaya varılsa ve Ukrayna limanları yeniden açılsa da Ukrayna ve Rusya’nın denize yerleştirdiği mayınlar, denizcilik yetkililerine göre aylar boyunca gemi nakliyeciliğini sekteye uğratmaya devam edecek.

Tahıl ürünlerinin denizlerden geçişini sağlamak için çaba gösteren kurumlardan biri olan BM’ye bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü’nden bir sözcü, “Deniz mayınları liman girişlerine döşendi ve bazı çıkışlar batırılmış mavna ve vinçlerle bloke edildi. Limanlardaki deniz mayınlarının tamamını temizlemek birkaç ay sürer” dedi.

Gıda fiyatları

Uluslararası Tahıl Konseyi, küresel tahıl üretiminin 2022-2023 sezonunda talebin gerisinde kalacağını tahmin ediyor.

Ukrayna tahılına erişimin kesilmesi, mevcut arzı daha da daraltacak ve küresel açlığın daha önce hiç olmadığı seviyelere tırmanmasıyla ekmek, makarna gibi temel gıda ürünlerinin fiyatlarını arttıracak, gıda enflasyonunu körükleyecek.

Batılı deniz taşımacılığı yetkilileri, Ukrayna’da limanların civarına ne tür mayınlar döşendiğinin netlik kazanmadığını söyledi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Mart ayında Reuters haber ajansına, Rusya’nın döşediği 372 deniz mayınının “R-421-75” tipi olduğunu, bunların Ukrayna donanmasında kayıtlı olmadığını ve Ukrayna donanması tarafından kullanılmadığını bildirmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Mart’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Odesa, Oçakov, Çoromonsk, Yujni limanlarının girişine 400 mayın döşediğini bildirmişti.

Rus istihbarat dairesi FSB de yine Mart’ta, Ukrayna’nın limanları yakınında bağlı oldukları kablolardan kopan mayınların Karadeniz’e sürüklendiğini kaydetmiş, Ukrayna ise FSB’nin uyarısının yanlış olduğunu, denize sürüklenen mayınlar hakkında bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, bazı mayınları Ukrayna’nın döşediğini söyledi ve ”BM anlaşmasının 51’inci maddesiyle garanti altına alınan meşru müdafaa hakkımız kapsamında denize mayın döşedik” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı 26 Mayıs’ta Mariupol limanının mayınlardan temizlendiğini bildirdi ve yabancı hükümetleri, “Mariupol’daki gemi sahiplerine gemilerini daimi olarak demirledikleri yerlere çekmeye teşvik etmeye” çağırdı.

Ukrayna’daki limanlarda 84 yabancı gemi mahsur kalmış bulunuyor. Bu gemilerinin birçoğu tahıl taşıyor.

Mayın tehlikesi uyarı işaretleri bulunan Odesa’daki plajlarsa kapalı. Bazı mayınlar Türkiye ve Romanya’ya kadar ulaştı.

Deniz taşımacılığı kanallarını açmak için çalışan bir başka örgüt olan Uluslararası Nakliyecilik Odası’nın Genel Sekreteri Guy Platten, “Şu anda gemilerin limanlara giriş ve çıkış yapmaları güvenli değil. Mayınlar temizlenene kadar durum değişmeyecek” dedi.

Ukrayna kıyıları yakınlarında şimdiye kadar yedi gemi mayına çarptı, bunlardan ikisi battı. İki denizciyse yaşamını yitirdi. Londra’daki sigorta şirketleriyse tüm bölgeyi yüksek risk kategorisine aldı.

Mayın temizleme

Ukrayna kıyılarındaki mayınları temizlemek için başlatılacak girişim, 1980’li yıllarda İran-Irak savaşından bu yana mayın temizleme konusunda atılacak en büyük adım olacak.

İngiltere Kraliyet Donanması’ndan emekli Gerry Northwood, döşenen mayın türleri ve bunların nereye döşendiği konusundaki istihbarata daha işin en başında ihtiyaç olduğunu söyledi.

Denizcilik güvenliği firması MAST’ta danışmanlık yapan Northwood, “Mayın temizleyicilerin mayınların yerini tespit etmesi ve imha işlemi için uzaktan kumandalı sualtı araçlarına ihtiyacı olacak” dedi.

İngiliz Kraliyet Donanması’ndan emekli Koramiral Duncan Potts, Karadeniz genellikle gel-gitin ve da güçlü akıntıların çok olmadığı bir deniz olsa da yüzeydeki mayınların zaman içinde uzak mesafeler kat edebileceğini söyledi.

Batılı hükümetlere danışmanlık yapan Potts, “Deniz yüzeyinde bir yere bağlı olmadan serbest dolaşan mayınlar, düşmanınıza olduğu kadar size de yönelik bir tehdittir” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, üst düzey BM yetkililerinin son 10 gündür tahıl ürünlerinin güvenli geçişini sağlamak amacıyla Ankara, Brüksel, Kiev, Moskova ve Washington’da temaslarda bulunduğunu söyledi.

Bir Avrupa Birliği (AB) yetkilisi, mayın temizliği için birliğin yapabilecekleri hakkında konuşmanın tamamen varsayıma dayalı olduğunu, döşediği mayınları Rusya’nın temizlemeye başlaması gerektiğini söyledi.

Reuters’a konuşan yetkili, “Bu sağlanana kadar deniz koridorları olmayacak. Ukrayna’ya savunmadan vazgeçmeleri için baskı yapmayacağız. Varılacak her türlü anlaşma Ukrayna tarafından kabul edilebilir olarak tanımlanmalı” dedi.

Denizcilik kaynakları, hangi ülkelerin donanmalarının mayın temizliğine katılacağına ilişkin bir anlaşma gerekeceğini, Rusya’nın çabalarına duyulan güvensizlik nedeniyle ticari firmalar ve sigorta şirketleri için bu anlaşmanın kabul edilebilir olmasının şart olduğunu bildirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Erken Seçim İsteyenlerin Oranı Yüzde 62’ye Ulaştı

Yöneylem kamuoyu araştırma şirketinin son araştırmasında “Kasım’da bir erken seçim olmasını ister misiniz?” sorusuna “Evet” yanıtı verenlerin oranı yüzde 62 oldu. Kuruluş üç ayda erken seçim isteyenlerin yüzde 9 oranında arttığını açıkladı.

Yaygınlaşan erken seçim iddialarının halk arasındaki yankılarını araştıran Yöneylem Araştırma şirketi,  anket sonuçlarını açıkladı.

Ankette katılımcılara, “Son günlerde kasım ayında bir erken seçim olacağına dair iddialar dile getiriliyor. Siz Kasım’da bir erken seçim olmasını ister miydiniz” sorusu yöneltildi.

Yurttaşların yüzde 62’isi “Evet bir an önce erken seçime gidilmesini istiyorum”, yüzde 34’ü ise “Hayır, seçimin zamanında yapılmasını istiyorum” dedi. “Bilmiyor / cevap yok” diyenlerin oranı yüzde 4 oldu.

Yöneylem Araştırma, erken seçim isteyenlerin oranında son 3 ayda 9 puanlık bir artış yaşandığını da açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın adayının kendisi olduğunu ilk kez İzmir’de resmen ilan etti.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenerek, “Cesaretin varsa, yüreğin yetiyorsa bugünden tezi yok, adaylığını ya da adayını açıkla” dedi.

Gözlerin çevrildiği muhalefet cephesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylık açıklamasına ilk tepki, “Sandığı hemen getir, adayımızı açıklayalım” oldu.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde Toplu İstifalar

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Muğla Kurucu İl Başkanı Tolga Keskin ve il yöneticileri partinin değer yargılarıyla ortak bir noktada örtüşmedikleri gerekçesiyle toplu istifa kararı aldı.

OdaTV’nin haberine göre, DEVA Partisi Kurucu İl Başkanı Tolga Keskin, “Partinin içindeki rahatsızlıklardan ötürü biz istifamızı vermiştik ayrılmak istediğimizi belirtmiştik. Onlar da bir atama yaptılar. Bizim bilgimiz dâhilinde oldu her şey. Yani teşkilatlanmamız ile sıkıntılar vardı” dedi.

DEVA Partisi’nden istifa eden 40 kişinin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Muğla İl Başkanı Sn. Tolga Keskin önderliğinde, korku ve diken üstünde yaşadığımız memleketimize sahip çıkmak amacı ile ve çocuklarımıza, gençlerimize güçlü ve onurlu bir Türkiye emanet etmek üzere siyasi bir yola çıktık.

İnandığımız taşın altına elimizi koyarken, inanç ve amacımız; ülkemizin getirildiği mevcut durumdan kurtarmak, ulusal ve uluslararası saygınlığını hak ettiği yere getirmek idi. Parti programımızı özümser ve sahip çıkarken, partimizin teşkilatlanma biriminin liyakat çizgisinin hayallerimiz ve inancımız ile aynı yolda olmadığını fark ettik. Üzülerek gördük ki; menfaatler ülkemizin çıkarına değilmiş.

Muğla İl Yönetimi olarak; Deva Partisi ile aynı inançlara sahip olmadığımız, değer yargılarımızın ortak noktada örtüşmemesi sonucunda toplu toplu olarak ayrılma kararı vermiş bulunmaktayız.”

Paylaşın

CHP’de Adaylık Hesapları: Kriter Kazanabilirlik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığını açıklamasının ardından gözler bir kez daha muhalefetin adayına çevrildi. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için çalışmalarını yürüten altılı masada henüz aday ismi dile getirilmese de CHP’de son dönemde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi tartışılıyor. Ancak hem diğer partiler açısından hem de CHP içerisinde halen soru işaretleri bulunuyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Nisan ayının sonunda partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada partililere “Ya bana katılın ya da yolumdan çekilin” çağrısında bulunmuştu. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri adaylık sinyali olarak değerlendirilmişti. Kılıçdaroğlu’nun üç hafta önce İstanbul Maltepe’de düzenlediği miting için de parti içerisinde “Adaylığını ilan etti” yorumları yapıldı. Mitingin ardından parti yöneticileri son dönemde “Adayımız Kılıçdaroğlu” açıklamalarında bulundu.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün genel merkez yöneticileri ve parti örgütünden edindiği bilgiye göre CHP’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda henüz tam bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Örgüt de “kazanabilirlik” diyor

Altılı masayı oluşturan diğer partilerin yöneticileri tarafından da sık sık dile getirilen “kazanabilirlik kriteri”ni Kılıçdaroğlu da öncelik olarak görüyor. Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine yaptığı değerlendirmelerde “Aday olacak kişinin en az 3-4 puan önde olması gerekiyor. Bu kriterin göz önünde bulundurulması gerekiyor” dediği belirtiliyor. Genel merkez yöneticileri ile milletvekillerinin il ziyaretlerinde de örgütler tarafından yapılan değerlendirmelerde bu kriterin önemine dikkat çekiliyor.

Parti örgütü yöneticilerinin “tek adam yönetiminden kurtulmak için bu seçimin çok önemli olduğunu, bu nedenle de kazanabilirlik kriterini öncelik olarak gördükleri” görüşünde oldukları ifade ediliyor.

Genel başkanlık beklentisi

Parti içerisinde de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda farklı görüşler dile getiriliyor. CHP’li bazı yetkililer, adaylık konusunda genel merkezde farklı ekiplerin oluştuğuna dikkat çekiyor. Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inanan ve şimdiden anketlerde önde çıktığını savunan yöneticiler, altılı masanın aday olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermesi gerektiğini savunuyor.

Bunun yanında genel merkezde Kılıçdaroğlu sonrasında genel başkanlık beklentisi oluşan bazı isimler de bulunuyor. Bu isimlerin Kılıçdaroğlu’nu adaylık konusunda koşulsuz şartsız desteklediği iddia ediliyor. Diğer yandan siyasi geleceğini Kılıçdaroğlu ile birlikte gören ve seçimi kazanacağına inanan partililer de aynı şekilde Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Bir ekip ise Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanamayacağı ve seçim sonrasında genel merkezdeki konumlarını kaybedeceklerini düşündüğü için Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı destekleyen ekipler arasında da İmamoğlu destekçilerinin son dönemde sessiz kaldığı gözlemleniyor. İmamoğlu’nun Karadeniz turu sonrası aldığı eleştirilerin bu sessizlikte etkili olduğu ifade ediliyor. Belediye başkanlarını destekleyen partililerin de gerekçelerinden birini kazanabilirlik kriteri oluşturuyor.

İYİ Partililer çekinceli

Parti içerisinde adaylıkla ilgili değerlendirmeler yapılırken “Alevilik” tartışması da gündeme geliyor. Bazı Alevi örgütlerinin “Kemal Kılıçdaroğlu seçilemezse partideki etkimizi yitiririz, güç kaybederiz” şeklinde uyarılarda bulunduğu iddiaları gündeme gelirken İYİ Parti cephesinden gelen açıklama tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Halil İbrahim Oral, önceki gün katıldığı bir programda “Alevi kimliği Sünniler için endişe” ifadesini kullanmış, ardından da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu sözler için Kılıçdaroğlu’ndan özür dilemişti. Daha sonra Oral da Kılıçdaroğlu’ndan özür diledi.

İYİ Partili yetkililer ise Oral’ın açıklamalarını doğru bulmasa da adaylık konusundaki çekincelerini kulislerde dile getiriyordu. İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki ankette Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmak üzere üç ismin bulunduğunu belirtmiş ancak Kılıçdaroğlu’ndan bahsetmemişti. İYİ Partililer, bir süredir kulislerde yaptıkları değerlendirmelerde Kılıçdaroğlu’na saygı duyduklarını, ancak adaylık için kazanabilirlik kriterinin olmazsa olmaz şartlardan biri olduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Bunlar Yapamıyor, Seçim Yakın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Seçim yakın, kasımda da olsa, haziranda da olsa seçim yakın. Şu anda hükümetin yapması gereken şu, ‘Beceremedim, yapamadım. Enflasyonu, kuru, dövizi patlattım’ diyerek bırakıp gitmesi lazım. Yanlışta ısrar edilmez. Hep beraber ülkeyi ayağa kaldıracağız” dedi.

Ali Babacan, bir dizi ziyaret için geldiği Kuşadası’nda partisinin il ve ilçe yöneticileriyle kahvaltıda buluştu. Babacan, ilçe binasının açılışında zeybek gösterisi izledi ve keşkek karıştırdı.

Babacan, Türkiye’de krizlerin çok büyüdüğünü ve derinleştiğini, her alanda problemlerinin arttığını belirterek dün gece yaşanan ekonomik gelişmeleri eleştirdi. Maliye Bakanı, Merkez Bankası ve BDDK’nın açıklamalarını eleştiren Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Çok uzaklara gitmeden, sadece dün geceden bu sabaha yaşadıklarımıza bakın. Ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Dolar 17 lirayı geçti faizler yükseliyor. Türkiye dünyada artık riskli ülke olarak görünüyor. Dün bütün devlet kurumları sözüm ona açıklamalar yaptılar. Bir açıklama yetmedi, üç, dört yetmedi, beş açıklama yapıldı. Sabah uyandık, piyasalar açıldı, dolar kuruna baktık zerre kadar faydası yok. Devleti oyuncağa çevirdiler koskoca BDDK açıklama yapıyor, Merkez bankası açıklama yapıyor, Hazine açıklama yapıyor sonuç sıfır. Bu kurumlar bir araya gelip konuştuğu zaman piyasaların kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor.

İktidar kontrolü elden kaçırdı. Bunlar yapamıyor, yapamayacaklar. Bu işi bilmiyorlar. Bilmediklerinin de farkında değiller. Şu an için ülkenin başındaki kişi ‘Ekonomistim’ diyor. Ülkeyi ne hale getirdiğini gördük. Çarşı pazarda herkes ülkenin düştüğü durumu gayet iyi biliyor. Fiyatlar üçe dörde katladı. Yazıktır bu ülkeye günahtır, bilmiyorsanız yapamayacaksanız çekilin gidin. Bu ülke sizin yükünüzü taşımak zorunda değil.”

‘Bittik, para kazanamıyoruz’

Babacan’ın konuşması sırasında caddeden geçen bir minibüs şoförü, “Bittik. Para kazanmıyoruz. Çoluk çocuğumuzun ekmeği çıkaramıyoruz. Sizden umut bekliyoruz” diye bağırdı. Babacan’ın mikrofonu verdiği minibüsçü aynı sözleri bu defa kalabalığa söyledi.

Babacan ise “Görüyorsunuz, bir dokunuyorsunuz bin ah işitiyorsunuz. Ülkenin gerçeği bu, kim ne derse desin. Şu an Türkiye Avrupa’da en yüksek enflasyonu yaşayan ülke. Bugün mazot 28-29 lira, yazık değil mi? Lastik 2 bin 500 lira. İş yapıp, alnının teriyle para kazanarak mutlu olan hiç kimse yok. Vatandaşa bir dokunuyorsunuz bin ah işitiyorsunuz. Ülkenin durumu bu” diye konuştu.

Vatandaşın dayanacak gücü kalmadığını söyleyen Babacan, şunları kaydetti:

“Seçim yakın, kasımda da olsa, haziranda da olsa seçim yakın. Günler sayılı. Vatandaş bize soruyor, bu sürede nasıl dayanacağız? Haklısınız. Şu anda hükümetin yapması gereken şu, ‘Ben beceremedim, yapamadım. Enflasyonu, kuru, dövizi patlattım’ diyerek bırakıp gitmesi lazım. Olması gereken bu. Yanlışta ısrar edilmez. Bunlar ısrarla inatla yanlış yapıyorlar. Ama hep beraber başaracağız. Türkiye büyük bir ülke. Hep beraber ülkeyi ayağa kaldıracağız.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kabinede Revizyon İddiası: 5 Bakan Değişecek

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçtiğimiz gün bir araya geldikleri toplantıda seçim kabinesi konusunda anlaştığı belirtildi.

Halk TV yazarı Can Coşkun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli görüşmesinin kulisine değindiği yazısında, iki liderin gündeminde başkan adaylığının olmadığını belirtti.

Coşkun, eski bir AK Partili vekil ile yaptığı konuşmaya ait kulis bilgisini köşesine taşıdı.

Coşkun’un aktardığına göre, eski vekil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “seçim kabinesi kurmakta hemfikir olduğunu” söyledi. Eski vekil ayrıca, seçime kadar toplamda beş bakanın değişeceğini ileri sürdü.

Coşkun, iktidar kulislerinde Erdoğan’ın kendi adaylık sürecinden öte kabineye dair planlarına yoğunlaştığının konuşulduğunu yazdı.

Coşkun’un yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Önümüzdeki aylarda Gelecek Partisi’ne katılması neredeyse kesin olmakla birlikte halen AKP’de siyaset yapan eski milletvekili şöyle dedi:

‘Sayın Erdoğan kafasında yeni kabineyi kurdu. Millet İttifakı’na adayı açıklatıp, değişmiş kabinesiyle seçim ilanı yapmak isteyecek. Bahçeli’ye yaptığı son ziyaret, harekattan ziyade kabine sohbetiydi. İki lider seçim kabinesi kurmakta hemfikir. Sönük bulunan kabinede sonbahar gelmeden en az üç değişiklik olacak’.

Yine aynı isme göre seçim kabinesi, söylem olarak da böyle tanıtılacak. Ayrıca kendisi seçime kadar toplamda en az 5 bakanın değişeceğini söylüyor. Koltuk detayı ise vermiyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakanlara ‘Ayar Verdi’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabine toplantısında bakanları “Milletvekillerinin görüşme taleplerini ciddiye alacaksınız. Telefonlarına çıkacaksınız ve önerilerini dikkate alacaksınız” diye uyardığı öğrenildi.

Bir süredir bakanların, kendi partisindekiler de dahil olmak üzere milletvekillerinin sorularına cevap vermediği, telefonlarına dahi çıkmadığı belirtiliyordu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman bu konuda uyarılarda bulunduğu ifade ediliyordu.

Bu uyarılarda sonuncusu, geçtiğimiz pazartesi gerçekleştirilen kabine toplantısında yapıldı.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’nun haberine göre tartışmalar, AK Parti’nin Ankara Kızılcahamam kampında milletvekillerinden gelen eleştiriler karşısında sert üslup kullanan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile yeniden alevlendi.

AK Partili milletvekilleri, Özer’in tutumunu, parti yönetimine iletti. Konu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aktarıldı.

Erdoğan’ın kabine toplantısında bakanlara, “Milletvekillerinin görüşme taleplerini ciddiye alacaksınız. Telefonlarına çıkacaksınız ve önerilerini dikkate alacaksınız. İcraatlarla ilgili eleştiri ve önerilere de yanıt verecek ve aranıza mesafe koymayacaksınız” uyarısında bulunduğu öğrenildi.

Paylaşın

Altılı Masa 128 Milyar Doları Araştıracak

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin kurduğu Kurumsal Reformlar Komisyonu, ilk çalışmasını büyük ölçüde tamamladı. Komisyon, ilk raporunu pazartesi açıklayacak.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre komisyon, seçim sonrası TÜİK verileri, altın rezervi gibi konular ile 128 milyar dolar iddialarına ilişkin araştırma yapılması için anlaşmaya vardı. Merkez Bankası’nın Ankara’ya taşınması konusunda da mutabakat sağlandı.

Altılı masa tarafından kurulan Kurumsal Reformlar Komisyonu’nda eski Hazine Müsteşarı CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, eski Merkez Bankası Başkanı İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, eski Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, eski Devlet Bakanı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, eski Ulaştırma Müsteşarı Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin ile eski Hazine Müsteşarı DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı yer alıyor. Ekonomi alanında kamuda üst düzey görevlerde bulunmuş isimlerden oluşan komisyon, hazırladığı sekiz sayfalık raporu pazartesi günü saat 11.00’de açıklayacak.

128 milyar dolar nerede sorusuna yanıt aranacak

Edinilen bilgiye göre seçim sonrası ekonomi alanında yol haritasını belirleyecek olan ilke ve esasları içeren rapor dört başlıktan oluşacak. Komisyon, ilk olarak seçim sonrasında Özel İnceleme Ekibi kurulmasını kararlaştırdı. 10 civarında bakanlığın yanı sıra Sayıştay ve Devlet Denetleme Kurulu’ndan da yetkililerin yer alacağı ekip, en fazla tartışılan konuların başında yer alan 128 milyar dolar iddiasını araştıracak.

Merkez Bankası’nın 2019 yılı Mart ayından itibaren faizleri düşük tutmak amacıyla rezervlerden 128 milyar dolar harcadığı iddiaları gündeme gelmişti. CHP de “128 milyar dolar nerede?” kampanyası başlatmıştı. Özel İnceleme Ekibi, aynı zamanda verilere yönelik duyulan güvensizliği de araştıracak. Bu kapsamda TÜİK verileri, Merkez Bankası’nın altın rezervi gibi başlıklarda da çalışmalar yapılacak.

KÖİ projeleri mercek altına alınacak

Komisyonun gündeminde olan bir diğer başlık da Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması olacak. Konseyin faaliyete geçirilmesi, nasıl işleyeceği, hangi konularda çalışacağı ve hangi sıklıkla toplanacağına yönelik ilke ve esaslar raporda yer alacak.

Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılarak özel sektörün kamu karar alma mekanizmalarına katılımı sağlanacak. Komisyon raporunda Strateji ve Planlama Teşkilatı’na ilişkin ilkeler de yer alacak. Varılan mutabakata göre Strateji ve Planlama Teşkilatı, özellikle müteahhitlere garanti ödemeleri içeren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri ile ilgili çalışma yapacak.

Komisyonun açıklayacağı rapordaki diğer başlık da Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sağlanmasına yönelik ilkeler olacak. Buna göre Merkez Bankası’nın kurumsal yapısı güçlendirilecek ve bağımsızlığı teminat altına alınacak. Raporda Merkez Bankası Başkanı’nın nasıl göreve geleceği, nasıl görevden alınacağı ve niteliklerine ilişkin ilkelere yer verilecek. Öte yandan seçim sonrasında Merkez Bankası Ankara’ya taşınacak.

Paylaşın