İBB Başkanı İmamoğlu: Görevden Alınabilirim

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngiliz Financial Times gazetesine verdiği röportajda cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ekonomik krize yönelik açıklamalarda bulundu.

İBB Başkanı İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesi durumunda İBB Başkanlığı görevinden alınabileceğini söyledi.

İş dünyasının, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomi politikalarına karşı sesini yükseltmediğini söyleyerek patronlara “cesur davranma” çağrısı yapan İmamoğlu, “İş dünyasının hala cesaret gösteremediğini üzüntüyle izliyorum. Maalesef iş dünyasının da ekonomik durumda kabahati var. Hesaplarının soruşturulmasından, hukuka aykırı yargılanmaktan veya başka bir müdahaleyle karşı karşıya kalmaktan korkuyorlar” dedi.

‘Her şey yapabilirler’

Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmesi halinde görevden alınabileceğini söyleyen İmamoğlu, 2019’da iptal edilen İBB seçimlerini de hatırlatarak, “Aklımıza gelmeyecek, inanmayacağımız, asla olmaz diyeceğimiz pek çok şeyi yaptılar. Seçimi iptal edebilecek zihniyete sahip bir sistem her şeyi yapabilir” diye konuştu.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde doğru adayı belirlemesinin “çok, çok önemli” olduğunu söyleyen İmamoğlu, Erdoğan’ın halk desteğinin tüm zamanların en düşük seviyesinde olduğunu belirterek “Şu anda hükümet kazanamaz” dedi. İmamoğlu, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesi ve seçimi yeniletmesi halinde “devasa bir yenilgi” alacağını ifade etti.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan’dan TÜİK’e ‘Enflasyon’ Tepkisi: Yine Maşallah Çok Hassas Tartmışlar

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren DEVA Lideri Babacan, “Enflasyon %78,62 imiş. Bizler markete, pazara, çarşıya çıkıp alışveriş yapıyoruz. Ve neredeyse %200’e varan gerçek enflasyonu çoook çok iyi biliyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Babacan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Yine maşallah çok hassas tartmışlar. Enflasyon %78,62 imiş. Bizler markete, pazara, çarşıya çıkıp alışveriş yapıyoruz. Ve neredeyse %200’e varan gerçek enflasyonu çoook çok iyi biliyoruz.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

TTB’den Kovid 19 Uyarısı: Maskeye Geri Dönülmeli

Kovid-19 vaka sayısında artış yaşanması üzerine açıklama yapan TTB, çocukları kapsayacak şekilde aşıların başlatılması, kapalı ortamda maskeye geri dönülmesi ve verilerin günlük olarak paylaşılması çağrısında bulundu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kovid-19 vaka sayılarında artış yaşanması üzerine hükümete çağrıda bulundu. TTB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“COVID-19 vaka sayılarında artış görülmektedir. Başta riskli yurttaşlar olmak üzere durma noktasına gelen aşılanma çocukları da kapsayacak şekilde başlatılmalı, kapalı ortamlarda maskeye geri dönülmeli, testler artırılmalı, veriler test sayılarıyla birlikte günlük paylaşılmalıdır.”

Vaka sayısında artış

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, 13-19 Haziran 2022’de 10 bin 954 olan haftalık vaka sayısı, 20-26 Haziran 2022’de 26 bin 635’e yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da vaka sayılarında bir süredir artış gözlemlendiğini belirterek, günlük binin altına inen vaka sayılarının şu anda 4 bine doğru ilerlediğini ifade etti. Türkiye genelinde 2. doz aşı yapılma oranı yüzde 85, 1. doz aşı yapılma oranı ise yüzde 93.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mücadele Kararlılığı Vurgusu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada İYİ Parti’nin ev sahipliğinde beşinci kez bir araya geldi. Toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Altı parti tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.”

Paylaşın

HDP’de Eş Genel Başkanlığa Pervin Buldan Ve Mithat Sancar Seçildi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Spor Salonu’nda, “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla düzenledi. Üç farklı polis arama noktasından geçerek ulaşılabilen Ankara Arena’ya sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce partili geldi.

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, “Demokrasi İttifakı İle Üçüncü Yol”, “Eş Başkanlık Mor Çizgimizdir”, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”, “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm”, “Tekçi Rejim Değil Demokratik Cumhuriyet”, “Savaş ve Tecrit Değil Barış ve Çözüm”, “Demokrasi İttifakı İle Mutlaka Kazanacağız”, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartlarının asıldığı Ankara Arena’daki elektronik panoda ise “Çözüm Biz’de” sloganı yer aldı.

Buldan ve Sancar

HDP’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde Divan’a Eş Başkanlık adaylarına ilişkin önerge sunuldu. HDP’nin mevcut Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden aday gösterildi.

HDP’nin 5’inci Büyük Olağan Kongresi tamamlandı. Bin 50 delegenin 806’sı oy kullandı. 797 geçerli oyun olduğu seçimde HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçildi.

HDP Parti Meclisi adayları netleşti

HDP Kongresinde 1050 delegenin Eş Başkanların yanı sıra belirleyeceği 100 asıl, 50 yedek üyeden oluşan Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu ile Uzlaşma Kurulu üyeleri de netleşti.

PM için asil ve yedek üye adayları şu şekilde sıralandı:

PM asil üyeler

Abdullah Zeydan, Ahmet Saymadi, Aleddin Erdoğan, Ali Kenanoğlu, Ali Özkan, Alişan Şahin, Aydın Çetinkaya, Aylin Onursev, Ayşe Elif Ela Hasanoğlu, Berkat Kar, Besriye Tekgür, Bülent Uyguner, Cemalettin Yüksel, Cengiz Topbaşlı, Cihan Aydın, Çiçek Arıç, Dersim Dağ, Doğan Erbaş, Ebrü Günay, Elif Bulut, Emine İnan, Emirali Türkmen, Eylem Arzu Kayaoğlu, Fatma Çelik, Feleknas Uca, Feray Mertoğlu, Fırat Keser, Fikret Melih Çolakoğulları, Gülistan Ataş, Gültekin Koçdemir, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Hacay Yılmaz, Hacer Elçin, Hacı Bayram Kızartıcı, Hakkı Saruhan Oluç, Halime Bayram, Hanım Binici, Hasret Alp, Hatice Akdağ, Hatice Betül Çelebi, Hişyar Özsoy, Hividar Özdemir, Işık Arcan, İbrahim Sungur, İdil Uğurlu, Kemal Bülbül, Latife Demirci Kahya, Leman Kiraz, Leyla Atsak, Livan Orman, Mahfuz Güleryüz, Mediha Azra Güllüpınar, Mehmet Raci Bilici, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Saltoğlu, Mehtap Sert, Menekşe Kızıldere, Metin Uğurtepe, Muhammed Ayten, Murat Çepni, Musa Piroğlu, Mustafa Güler, Naci Sönmez, Nazım Karakurt, Nazile Tursun, Nuray Özdoğan, Nuray Türkmen, Oya Ersoy, Ömer Öcalan, Özcan Ay, Özcan Teker, Özgül Saki, Özgür Zeydanoğlu, Özlem Gündüz, Perihan Ağaoğlu, Pero Dundar, Rıdvan Turan, Sait Taycı, Samet Mengüç, Sedat Şenoğlu, Semiha Şahin, Serhat Eren, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Servin Karakoç, Seval Çadırcı, Sevda Çelik Özbingöl, Sevgi Kişin Sazan, Sidar Karaçelik, Songül Tunçdemir, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Şerife Yıldırım, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tulay Hatımoğulları Oruç, Tuncer Bakırhan, Turgut Öker, Turkut Çatar, Zeki Koç, Zeynep Nilgün Salmaner.

PM yedek üyeler

Adem Demirağaç, Ahmet Yıldız, Alican Çakır, Aylin Hacaloğlu, Bahattin Karaman, Bedriye Irmak, Bedriye Yorgun, Beybün Aslan, Bülent Aşa, Dalha Kaya, Emin Ay, Engin Güleser, Erhan Basut, Erkan Mete, Erol Tunç, Ferit Aktepe, Haydar Üstündağ, Hüseyin Gencer Uçar, İsmail Anci, Kendal Soysal, Leyla Aygün, Lezgin Bingöl, Mahmut Çavlı, Mehmed Ali Yavuz, Mehmet Sabri Gül, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Musa Alkan, Musa Aydın, Mustafa Çampınarı, Necati Pirinççioğlu, Ömer Filitoğlu, Ramazan Doğru, Reşat Aşan, Rohat Gövercin, Sariye İnci, Serkan Baysak, Seydoş Daniş, Seyitbattal Taşdemir, Sinan Kaya, Şerif Bora, Şerif Durmaz, Tarık Zafer Yazıgan, Turhan Yıldırım, Ünal Yusufoğlu, Vedat Yıldız, Veli Aydoğan, Veysi Eski, Yakup Çelik, Yunus Parım.

HDP’nin danışma kurulu belli oldu

HDP, parti dışından kanaat önderleri, yazar ve aydınların katılacağı bir Danışma Kurulu oluşturdu. Akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin de yer aldığı 43 kişilik Danışma Kurulu’nu oluşturacak isimler şu şekilde sıralandı:

“Ahmet Telli, Ahmet Türk, Akın Birdal, Ali Alfatlı, Ali Bayramoğlu, Ayşe Erzen, Ayşegül Devecioğlu, Bülent Küçük, Celil Kaya, Cihan Sincar, Erdoğan Aydın, Fatma Gök, Ferda Koç, Gençay Gürsoy, Halil Aksoy, Hamit Geylani, Hasan Cemal, Kenan Kalyon, Kerem Fırtına, Levent Köker, Mahmut Demiralp, Mehmet Altan, Meral Camcı, Mustafa Kemal Coşkun, Muzaffer Kaya, Naci Kutlay, Nizamettin Toğuç, Nurettin Sözmez, Nurten Ertuğrul, Onur Hamzaoğlu, Özgür Müftüoğlu, Rıza Türmen, Several Ballıkaya, Sevilay Çelenk, Seyfi Öngider, Sırrı Sakık, Sırrı Süreyya Önder, Süreyya Karacabey, Şebnem Oğuz, Tarık Ziya Ekinci, Veli Büyükşahin, Yavuz Önen, Zerrin Şahin Kurtoğlu.”

Kongreye katılan konuklar

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Demokratik Toplum Kongresi  (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Eş Genel Başkanları Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, Devrimci Parti Eş Genel Başkanları Elif Torun ve Ömer Öneren, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Çiçek Otlu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, SODAP Sözcüsü Sevtap Ayhan Karahanlı, EHP Sözcüsü Özge Akman, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu Sözcüsü Erdal Ataş, TÖP Genel Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca ile DEVA, Gelecek Partisi, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistani İttifak partileri temsilcileri. Ayrıca Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve hak savunucusunun yer aldığı yüzü aşkın kişiden oluşan yabancı delegasyon.

Paylaşın

HDP’li Buldan: Tarih De, Rüzgar Da Bizden Yana

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin 5. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!” dedi.

Haber Merkezi / HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise, kongrede yaptığı konuşmada, “İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kulandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 5. Olağan Büyük Kongresi “Çözüm biziz, sözümüz var” şiarıyla Ankara’da gerçekleşiyor.

Kongre için Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce yurttaş Ankara’ya geldi. Kongrede kadın, ekoloji, emek mücadeleleri vurgusunun yanı sıra demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerinin de öne çıkması planlanıyor.

“Tarih de, rüzgâr da bizden yana”

Kongrenin açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanları’ndan Pervin Buldan:

“Kimsenin önünde diz çökmedik. Kimseye biat etmedik bundan sonra da kimseye diz çökmeyeceğimize, biat etmeyeceğimize sizlerin huzurunda söz veriyoruz.

Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!

Çözümün adımları eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim, güçlü yerel demokrasi ve yargı sisteminin yarattığı tüm tahribatların giderilmesidir. Çözüm yeri diyalog ve siyasal mutabakat zemini olan parlamentodur. Ülkeyi bu çatışma ikliminden çıkaracak çözüm HDP’dedir.”

“Halklara sözümüz var”

Pervin Buldan’dan sonra konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar:

“Tüm siyasi mahkumiyetler ve davalar sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı ve kayyım rejimine son verilmelidir. Bunların müzakere edilip hayata geçirileceği yer meclis olmalıdır. Bunları topluma mal etmek için güçlü bir barış ve çözüm iradesi hayata geçirilmelidir.

İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimde tutumumuz nettir. Kamuoyu önünde şeffaf görüşmeler yapılması halinde müzakerelere ve ortak aday fikrine açığız. Bu olmazsa hakkımız olan adayımızla seçimlere girme seçeneği de güçlü bir seçenek olarak durmaktadır.”

Katılan partiler ve isimler

Kongreye HDP bileşen partilerinin yanı sıra HDK, DTK, 7’li ittifak, CHP, DEVA, Gelecek, Saadet, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistan İttifak partilerinin temsilcileri; Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Roboski, Sivas, Suruç ve Ankara, Konya, Gezi, Paris ve Cizre’de öldürülenlerin aileleri; Şenyaşar, Tahir Elçi, Medeni Yıldırım, Deniz Poyraz ve Garibe Gezer’in ailesi ile tutuklu siyasetçilerin aileleri; aydın, yazar ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 400’ü aşkın kurum temsilcisi ve isim, kongreye konuk olarak katıldı.

Kongrede Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve aktivistin de aralarında bulunduğu 100’ü aşkın yabancı delegasyon da yer aldı.

Paylaşın

Şehir Hastanelerinin Bütçesi Sağlık Bakanlığı’na Geçti

AK Parti’nin sene başında belirlenen bütçeyi yıl ortası gelmeden bitirmesinin ardından ek bütçe teklifi de Meclis’te kabul edilirken, şehir hastanelerine ayrılan bütçe de Sağlık Bakanlığı’na ayrılan bütçeyi geçti. CHP’li Fikret Şahin, “6 ayda hastanelerin kira ve hizmet bedeli yaklaşık 11 milyar 900 milyon TL arttı” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilen ek bütçe üzerinden şehir hastaneleri müteahhitlerine büyük ayrıcalık sağlandığını söyledi.

Bu bütçeyle hastanelerin kira ve hizmet bedellerinde yüzde 20’ye yakın bir artış yapıldığını söyleyen Şahin, “Şehir hastanelerinin kira bedellerinin döviz cinsinden yapılmış olması her geçen gün vatandaşın sırtına fazladan maliyet yüklüyor. 2022 Sağlık Bakanlığı bütçesinde tüm sağlık yatırımlarına 29 milyar lira ayrılmışken, şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedellerine 21,5 milyar lira ayrılmıştı. Bugünün döviz kuruyla bu hastanelerin kira ve hizmet bedelleri 33 milyar 769 milyon liraya kadar yükselmiş durumda. Yani 6 ayda söz konusu hastanelerin kira ve hizmet bedeli toplamında yaklaşık 11 milyar 900 milyon TL’lik bir artış yaşandı” ifadelerini kullandı.

‘Müteahhitlere daha fazla para ayrıldı’

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre 13 şehir hastanesinin müteahhidine tüm sağlık yatırımlarından daha fazla miktar para ayrıldığını vurgulayan Şahin, “Ek bütçede de şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedellerinde 4,2 milyar liralık, sağlık tesisleri yapım gideri olarak da 3,9 milyar liralık bütçe ayrıldı. Böylece 13 şehir hastanesinin kira ve hizmet giderleri, Sağlık Bakanlığı’nın tüm sağlık yatırımlarına ayırdığı bütçeden daha fazla hale geldi” dedi.

Şahin, “Bu ek bütçe soygunun boyutunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Şehir hastanelerinin devlet hastanelerinde ucuza mal olduğu iddiası, ek bütçenin henüz 6 ay geçmeden Meclis’e gelmesiyle birlikte çürümüş, bu projelerin tamamıyla rant amacıyla yapıldığını bir kez daha kanıtlamıştır. Ek bütçeden de şehir hastanesi patronlarına büyük imtiyazlar çıkmış, vatandaş bir kez daha kenara itilmiştir” tepkisini gösterdi.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan 6’lı masadaki liderler buluşmasından bir gün önce Kocaeli’nin Gebze ilçesindeydi. İlk mitingi Gaziantep’te düzenleyen Ali Babacan ikinci mitingini de Gebze’de yaptı.

Miting sonrasında gazetecilerle sohbet toplantısında bir araya gelen Babacan 6’lı masadaki görüşmeye ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Habertürk’ten Sibel Erdem’in haberine göre; Babacan’ın açıklamalarından satır başları:

“İşleri çok zor. Sorunları çözecek kapasiteleri yok. Elle tutulur bir sağlık vardı. O da kötüye gitti. Kasımda seçim yüksek ihtimal değil ama olmaz diyemiyorum. Ekonomi düzelmeyecek, yönetilemeyen bir ülke haline geldi. Mayıs-Haziran, Kasım’dan daha kötü olacak. Fırsat penceresi görürlerse “Altı ay kaybederiz ama beş yıl kazanırız” diyebilirler.

Cumhurbaşkanı adaylığı, 6’lı masada gündem konusu değil. İsimler üzerinden bir tartışma yok. Kriterleri belirledik ve açıkladık. Spesifik isimler üzerinden hiçbir isim masaya gelmedi. İki ay önceki toplantıda çıktı bu kriterler. Kasım’da olursa seçim, kararının zaten Eylül’de alınması lazım. Orada da süreç çok hızlı işletilir. Toplumda sıhhatli bir tartışma devam ediyor. Her ay kamuoyu yoklamaları yapılıyor. Araştırma şirketleri soruyor o mu olsun bu mu olsun. Erdoğan’ın karşısına çıkarsa kim ne oy alır. Toplumda sıhhatli bir tartışma sürüyor açıkçası.

Şu anda konuşulan, anketlerde yer alan 4 ismin dışında başka isimler de görüyorum. Önümüz bayram aile ziyaretlerinde oralarda da konuşulacaktır. Bunlar iyi şeyler dolayısıyla toplumda adı geçen kişilerle ilgili yavaş yavaş kanaatler oluşuyor. Kanaatler değişebiliyor. Bir sene önce adı geçenlerde ilgili kanaatler hangi noktadaydı bugün hangi noktada. Bir senede belli değişiklikler oldu.

Bakacağız göreceğiz, bizim hedefimiz altı parti ortak aday göstereceğiz. İlk turda açık ara seçim kazanması lazım. Açık farkla olmalı ki kimse itiraz edemesin. İdeal bu ama baktık olmadı. Her şeyin sonu değil, 2018’de de her parti kendi adayını çıkardı, yine de partiler ittifak halinde seçime gitti. Ama bizim şu anda ana planımız, A planımız altı partinin ortak bir aday üzerinde uzlaşmasıdır. A planı bu olmalı ama olmazsa da her şeyin sonu değil. Bunun süreci daha hızlı ve sıhhatli işleteceğini düşünüyoruz.

Geçiş sürecinde ülke nasıl yönetilecek, biz diyoruz ki geçiş sürecinde ülke defacto parlamenter sistemle yönetilsin. Altı partinin ortak adayı ben yetkiyi aldım, kimse bana karışmasın sonuna kadar kullanırım anayasal yetkilerimi demesin. Altı partinin farklı farklı konulardaki düşüncelerini yok saymaması lazım. Bu partilerin ne dediğini hangi konularda iradesinin ne yönde olduğunu dikkate alsın dolayısıyla, geçiş sürecinin yol haritasının çok kıymetli olacağını düşünüyoruz. Kendi iç çalışmamızı oldukça ilerlettik. Sadece parlamenter sistem değil, parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasında mutabakat sağlanmasını da önemli buluyoruz.

Madem altı parti parlamenter sistem istiyor, parlamenter sistemin ruhunu hemen yaşatalım, anayasa değişikliğini beklemeyelim. Bizim tercihimiz en kısa sürede parlamenter sisteme geçmek. Ama seçilen cumhurbaşkanının ve parlamentonun da beş yıllık görev süresini tamamlaması. Beş yıl komple bir paketi sunalım. Vatandaş da bir daha mı seçim demesin, kafası karışmasın.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışması

Hukukçuların kahir ekseriyeti cumhurbaşkanının ikinci dönem görev yaptığını söylüyor. Azınlıktaki hukukçular ise sistemin değiştiğini ve yeni sisteme göre bir daha aday olabileceğini söylüyor. Ama biz istiyoruz ki görev süreniz doldu ifadesini halk söylerse daha iyi olur. Sağlıklı olan bu.

Olumsuzluk ihtimaliyle masaya oturmak doğru değil, sıkıntılar olabilir bu yolculukta ama bunun kaygısıyla yolculuk olmaz. Niyet önemli. Her şey üzerine mutabık kalınmadıkça, hiçbir şey üzerinde mutabık kalınmamıştır kuralını ilk toplantıda konuştuk.

Babacan’ın adaylıkla ilgili sorulara yanıtları da şöyle oldu:

Aday konusunda bir metodolojiniz var mı?

Metodoloji, ortak anket falan konuşmadık. Her parti kendi çalışmasını yapar diye düşünüyorum.

Altılı masadan birisi mi aday olmalı, dışarıdan birisi mi olmalı?

Hangisi hayırlısı ise o olsun.

Önerilen isme 6 liderden 4’ü evet 2’si hayır derse ne olacak?

Altılı masada her şey mutabakatla, konsensüsle gidiyor. Oylama falan olmadı. Tek bir parti tek bir kelimeyi kabul etmiyorsa o açıklamayı girmiyor mesela. Altı partinin evet demesi… 4 parti evet dedi, 2 parti hayır dedi o öyle işlemez zaten. İşin ruhunda zaten mutabakat var. Bundan sonra da hedef mutabakat.

Paylaşın

DP Lideri Gültekin Uysal’dan ‘Aday’ Tarifi

DP Lideri Gültekin Uysal, 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili olarak, ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ şeklinde bir gündemlerinin olmadığını belirterek, “Birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir” dedi.

Demokrat Parti (DP)  Genel Başkanı Gültekin Uysal, Antalya Dostlar Meclisi’nin konuğu oldu. Partisinin il kongresi için geldiği Antalya’da DP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, parti üst düzey yöneticileri ve Muratpaşa Belediye Başkanı CHP’li Ümit Uysal’ın katıldığı Antalya Dostlar Meclisi’nin toplantısında Gültekin Uysal, ülke gündemi, 6’lı masa ve adaylık konularına ilişkin konuştu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için, ‘Aday olursa destekleriz’ yönündeki açıklamaları sorulan Gültekin Uysal, şöyle konuştu:

“Bir temel prensibi, hem Kemal Bey, hem Ali Bey, hem diğer genel başkanlar ifade etti. Heyetin içerisinde siyasetin farklı sorumluluk sahalarında bulunmuş çokça insanımız, dostumuz var sizlerin arasında, gayet iyi bilirler ki birtakım kararların tabii, doğal bir zamanlaması vardır. Ne öncesi ne sonrası olmaz. O doğal zamanlamayla son bir ayda, bir haftada veya son bir günde vereceğimiz kararları bugünden veremezsiniz. Aday belirleme süreçleri de dahil. Bu noktada bir prensip kararı ifade edildi.

İsimleri tartışmaya açtığınızda, çok kolay yönetebileceğiniz süreçler değildir haklı olarak ama her siyasi parti kendi cephesinde bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirmeyi yaparken de ülkenin siyasi şartlarının önümüze koyduğu kısıtlar, parametreler, ölçüler var. Onların çerçevesinde değerlendirmek mecburiyetindeyiz.”

‘İddiasız bir aday, böyle bir gündemi olamaz’

İki düzlemde bir rekabet olduğunu dile getiren Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir siyasal karakterin çok daha fazla ön plana çıktığı, siyasal kimliğin, kişiliğin ön plana çıktığı cumhurbaşkanlığı rekabeti. Aynı zamanda da partilerin hem ittifak içi hem ittifak dışı bir genel seçim rekabeti iç içe geçmiş birbirini etkileyen süreçler bunlar aynı zamanda.

Bunları atbaşı, eşgüdüm içerisinde, senkronize şekilde yürütebilmek çok kolay değil takdir ederseniz. Ama mesuliyetimiz bunları yürütmek. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin bir ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ böyle bir gündemi olamaz, ki yakınlarda Sayın Kılıçdaroğlu da bunu ifade etti.

Çünkü önümüzde bir yanda dış politikadan ekonomiye çok sıcak kriz başlıklarımız var.”

DP lideri Uysal, sadece bir iktidar değişimi değil, iktidar değişimiyle birlikte bir kurucu akılla Türkiye Cumhuriyeti devletini belki yeniden kuruyormuşçasına kodlayacak bir siyasal süreci yönetecek bir liderliğe Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu kaydetti. Gültekin Uysal, çıkartılacak adayla ilgili şunları söyledi:

“Özellikle de 20 yıllık bir tek başına iktidar döneminin akabinde yolsuzluklardan, yaşanan hukuksuzluklara, usulsüzlüklere, Türkiye’nin yaşadığı pek çok travmatik dönem var ki, bugünden seçim gününe kadar da Türkiye’nin bu manada hangi olumsuzlukları yaşayabileceği hakkında hepimizin bir öngörüsü ve değerlendirmesi var.

Bunları da üzerine koymakta fayda var. O açıdan biz de ifade ediyoruz, birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir. Hem seçim öncesi hem seçim sonrası bu iki süreci ortak bir paydada bir algoritmayla değerlendirerek pek çok cephesinden bir tercih yapmaktır. En azami sonucu hem TBMM temsiliyetinde hem cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl üretiriz, aslında herkesin vatandaşların, siyasi partilerin, siyasi parti genel başkanlarının üzerinde durduğu mesele o.”

Paylaşın

Cemal Kaşıkçı Kararının Perde Arkası Ortaya Çıktı

Suudi Arabistan’ın daha önce Cemal Kaşıkçı davasının kendilerine devredilmesi talebinde bulunması sonrasında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, devirle birlikte “yargılamayı durdurma” kararı almıştı.

İstanbul 11. Ağır Ceza mahkemesi aynı zamanda Suudi Arabistan’dan gelecek yanıta göre gerekirse yargılamaya devam edecekti.

Suudi Arabistan adli makamları, yaşanan ilk gelişmelerin ardından bu kez de davanın düşürülmesi amacıyla girişimde bulundu. Suudi Arabistan’ın 31 Mayıs 2022 tarihli talebinin Ankara’ya ulaşmasıyla dosyayla ilgili yeni süreç başlatıldı.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ilişkilerin askıya alınmasına neden olan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesiyle ilgili yargılama sürecinde yeni bir gelişme daha yaşandı.

T24’ten Tolga Şardan’ın ulaştığı belge ve bilgilere göre, Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesi olayına ait yargılamanın kapatılması anlamına gelen “davanın düşürülmesi” işleminde talebin Suudi Arabistan tarafından yapıldığı ortaya çıktı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen dava dosyasına giren yazışmalara göre, Suudi Arabistan Krallığı Başsavcısı Suud Bin Abdullah Almucib imzasıyla 31 Mayıs 2022 tarihli Ankara’ya özel yazı gönderildi.

Yazıda, Türkiye’nin 7 Nisan 2022 günlü davanın devredilmesi kararı sonrasında yapılan işlemlerin yerel makamlarca incelendiği ifade edildi. Sürecin hukuki esasının “Uluslararası Nezaket İlkesi” olarak belirtildiği yazıda, dosyanın devredilmesi sonrasında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilgi talebine yanıt verildiği aktarıldı.

Bilindiği gibi, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesi kararını alırken, “yargılamanın durdurulması ve Suudi Arabistan’dan yanıt beklenmesi” kararını vermişti.

İstanbul mahkemesinin bu kararıyla Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı’ndan gelecek yanıta göre gerekirse yargılamanın devam etmesi süreci yaşanacaktı.

Böylelikle Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı, dosyanın düşürülmesini talep ettiği yeni yazısıyla aynı zamanda İstanbul’daki mahkemenin beklediği yanıtı da göndermiş oldu. Dosya, Türkiye’de tamamen kapatılmış oldu.

Riyad’dan ‘davayı düşürün yazısı

Yazıda, “Taleplere Yönelik Yanıt” başlıklı bölümde Türkiye’deki davanın düşürülmesi isteği yer aldı.

Başsavcı Almucib’in yazısında şöyle denildi:

“Suudi Arabistan Başsavcılığı, Suudi vatandaşı Cemal Bin Ahmet Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayı ile ilgili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 190/2022 sayılı kararını ve ekinde davaya ilişkin 26 sanık hakkında Türk makamlarının elinde bulunan dosyayı incelemiştir.

Türk adli makamlarından intikal eden davaya ilişkin dosyada yer alan hususların değerlendirilmesinin ve sanıklar hakkında yapılan soruşturmaların ve verilen hükümlerin incelenmesinin ardından dosyanın yetkili mahkemeye sevki yapılmıştır. Bu bağlamda mahkeme, 411195570 sayılı ve 30.05.2022 tarihli kararını vermiştir.

Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı, bahsi geçen karara istinaden ve belirtilen gerekçelerden yola çıkarak, ‘kardeş Türk adli makamlarından davanın nihai olarak düşürülmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını’ ve kararın / neticenin tarafımıza bildirilmesini talep eder.”

Riyad’dan gelen teklif yazısı, aynı gün “Çok Acele” kaydıyla Dışişleri Bakanlığı’nca “gereği yapılması” amacıyla Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

Adalet Bakanlığı ise, gelen yazıyı inceledikten sonra 15 Haziran günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı. İstanbul Adliyesi’ne gelen yazı sonrasında, Kaşıkçı davasına bakan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, davayı düşürme kararı aldı.

Davanın düşürülmesiyle, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Ankara’ya gelişinin aynı güne rastlaması tartışmalara neden olmuştu.

Paylaşın