CHP Tüm Yaz Sahada Olacak: İlk Mitingin Adresi Belli Oldu

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında önceki gün toplanan CHP MYK’da, TBMM’nin tatile girmesiyle saha çalışmalarının artırılması kararı alındı. CHP, her salı farklı bir ilde grubunu toplayacak.

CHP MYK, önceki gün Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, toplantıda TBMM’nin tatile girmesiyle saha çalışmalarının artırılması kararı alındı.

Bu kapsamda, Meclis’in kapalı olduğu süreçte Kılıçdaroğlu, 18 Temmuz’dan sonra her salı farklı bir ile gidecek, saat 13.30’daki grup toplantıları partili milletvekillerinin de katılımıyla Meclis açıkmış gibi sürecek. Toplantılar ilin durumuna göre açık havada ya da kapalı salonlarda yapılacak.

MYK toplantısında konuya ilişkin “Devamlı halkın arasında olacağız” dediği öğrenilen Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine de grup toplantısı sonrası gittikleri ilde saha çalışmaları yapmalarına yönelik talimat verdiği belirtildi. Milletvekillerinin saha çalışmaları kapsamında kanaat önderlerine, meslek örgütlerine, odalara ve esnaf ziyaretine gideceği aktarıldı.

Miting 24 Temmuz’da

Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de başlattığı ve İstanbul’da sürdürdüğü Milletin Sesi mitinglerine de 24 Temmuz’da Balıkesir’de devam edeceği öğrenildi. Mitingde yine Kılıçdaroğlu’ndan önce kürsüye farklı kesimlerden yurttaşların çıkartılacağı ve konuşma yapacağı belirtildi.

Ziyaretler sürecek

Öte yandan, her salı yapacağı konuşmalar haricinde Kılıçdaroğlu’nun il ziyaretlerini de sürdüreceği; muhtarlar, kanaat önderleri buluşmaları gibi programlarını sürdüreceği belirtildi.

Grup toplantısının yapıldığı ilde saha çalışmalarını tamamlayan vekillerin ise illerine döneceği ve buralarda da seçmenlerle bir arada olacağı kaydedildi. Vekillerin ayrıca nisan döneminde olduğu gibi farklı illere de çıkartmalar yapabileceği öğrenildi.

Paylaşın

NATO: Türkiye’nin Güvenlik Endişeleri Ele Alındı

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik protokolünün imzalandığı toplantı sonrası konuşan NATO Genel Sektereri Jens Stoltenberg, müttefikler arasında terör saldırılarından en çok zarar gören Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerinin ele alındığını söyledi. 

Stoltenberg, iki ülkenin NATO üyelik sürecinin resmen başlatıldığı salı günkü toplantı sonrasında İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları ile ortak basın açıklaması yaptı.

“Bugün Finlandiya, İsveç, NATO ve Avrupa-Atlantik güvenliği için tarihi bir gün.” ifadelerini kullanan Genel Sekreter, Türkiye’nin güvenlik endişelerine hitap edildiğini söyledi.

Stoltenberg, “Diğer müttefikler de terörist saldırılardan çok çekti ancak Türkiye hepsinden daha fazla. Türkiye’nin meşru güvenlik endişeleri vardı. Bunlar dile getirdiler. Zirvedeki teröre yönelik özel oturumda hep birlikte bu endişelerin üzerinde durduk. Daha sonra Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasındaki bu ortak muhtırada da ele alındı.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz haftaya kadar uzun süre İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine, bu iki ülkenin teröre destek verdiğini belirterek karşı çıkmıştı.

‘Herhangi bir liste ve sayı verilmedi’

İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları da Türkiye’ye güvence verildiğini söyledi.

Basın toplantısında konuşan Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, “Teröristler ve PKK da dahil Türkiye tarafından dile getirilen tüm endişelere bu belge ve bu muhtırada yanıt verdik. Muhtırada atılması gereken tüm adımlar belirtildi. Anlaşmaya vardığımız bu iş birliğine dayanarak ilerleyebileceğimizi ve Türkiye’nin endişelerini giderebileceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ise, “Muhtırada herhangi bir liste ve sayı bildirilmediğini görebilirsiniz. Madrid’deki müzakereler boyunca da herhangi bir liste ve sayının bahsi geçmedi.” şekline konuştu.

Erdoğan ise cuma günü yöneltilen “Bu iki ülkeden yakın zamanda bazı terör suçlularının iadesi söz konusu olabilir mi?” sorusunu, “Şimdi bu konuda verilmiş sözler var. Örneğin İsveç 73 teröristi bize gönderecek. Şu anda 3-4 tane gönderdiler. Ama bunlar bizim için yeterli değil.” şeklinde yanıtlamıştı.

Paylaşın

AK Parti Çekirdek Seçmeni De Kaybediyor

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” dedi.

Saray ittifakının neden olduğu krizler ve izlediği politikaların ortaya çıkardığı tablonun sonuçları seçim anketlerine yansımaya devam ediyor. AK Parti, yayımlanan son anket sonuçlarında ikinci parti konumuna düştü. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da haziran ayının sonunu işaret ederek, “AK Parti yüzde 30’un altında. Haziran sonunda tüm yoklamalarda CHP’nin AKP’yi geçeceğini göreceksiniz” açıklamasında bulunmuştu.

Piar Araştırma’nın son seçin anketinde “Bu pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 29,6’sı “CHP” yanıtını verdi. AK Parti ise yüzde 27,8’le ikinci sırada yer aldı. Anket sonuçlarında ayrıca HDP 11,2 ile üçüncü parti konumunda yer alırken sırasıyla bu partileri yüzde 11 ile İYİ Parti ve yüzde 7,3 ile MHP izledi. Anket sonuçlarında CHP, AK Partinin 1,8 puan puan önünde yer aldı. Şu ana kadar yapılan anketlerde ilk defa CHP’nin bu denli bir farkla birinci parti konumuna yerleştiği görüldü. Piar Araştırma Genel Müdürü Berna Can, bu tabloyu “Anketin elbette başka ayrıntıları mevcut ancak AK Parti için psikolojik eşik dediğimiz yüzde 30 kırılmış görünmekte” sözleriyle yorumladı.

Yöneylem Araştırma’da da benzer bir sonuç ortaya çıktı. Yöneylem’in son yayımladığı anket sonuçlarında AK Parti ikinci parti konumuna düşerken şirketin diğer anket sonuçlarına kıyasla ilk defa CHP birinci parti konumuna yükseldi. Karasızlar dağıtıldıktan sonra çıkan tabloda CHP yüzde 27,7 puanla birinci parti olurken onu yüzde 27,1’le AK Parti, yüzde 13,3’le İYİ Parti, yüzde 8,7’yle HDP ve yüzde 6,8’le MHP izliyor. Ayrıca ankete katılan seçmen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayına yüzde 54,2 oy verirken Erdoğan yüzde 30,9 oy alıyor.

2018’deki seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında AKP ve MHP’nin oylarında büyük bir erime yaşandığı görülüyor. CHP ve İYİ Parti ivmeyi yukarı taşırken, HDP’nin seçmen desteğini önemli ölçüde koruduğu anlaşılıyor. Seçim sonuçlarında AK Parti oyların yüzde 42,6’sını alırken CHP 22,6’sını almıştı. İki partiyi HDP yüzde 11,7 ile izlerken MHP’nin oy oranı yüzde 11,1’di. İYİ Parti ise yüzde 10’da kalmıştı.

Diğer taraftan anketlerde uzun süredir Cumhur İttifakı’nın önünde yer alan Millet İttifakı, aradaki farkı açmaya devam ediyor. ORC Araştırma’nın yayımladığı son anket sonuçlarında Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı’na yüzde 18’lik bir fark attığı görüldü. Buna göre Millet İttifakı kazanır diyenlerin oranı yüzde 54,7’ye yükselirken Cumhur İttifakı kazanır diyenler oranı ise yüzde 36,6’da kaldı. Yüzde 8,7’lik kesimse “fikrim yok” dedi.

MetroPOLL Araştırma’nın yayımladığı son verilerde ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra Millet İttifakı’nın oyu yüzde 40,2 olurken, Cumhur İttifakı’nın oyunun yüzde 38,1’de kaldığı görüldü.

Sonuçlara temkinli yaklaşılmalı

SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi, yayımlanan son anket sonuçlarını BirGün’den Umut Serdaroğlu’na değerlendirdi . Anket sonuçlara temkinli yaklaşılması gerektiğini aktaran Özçelebi, “Bazı anketlerde CHP önde çıksa da buradaki farkların hata payı içinde olduğunu düşünerek temkinli yaklaşılması gerekli. Maalesef anket şirketleri de Türkiye’deki kutuplaşmadan payını almış durumda. Hatta öyle tutumlar görüyoruz ki elindeki anket verilerini bir nevi sopa gibi kullanarak siyaseti dizayn etmeye çalışanlar da var” dedi.

Anket şirketleri arasındaki yayımlanan farkların bundan dolayı olduğunu dile getiren Özçelebi, “Anketler arasında öylesine farklar var ki sanki başka ülkelerde yapılmış gibi duruyor. Aynı ay içerisinde CHP’yi yüzde 29’da görüyoruz yüzde 23’te. İYİ Parti’yi yüzde 21 gösteren bir anketin hemen ardından ertesi ay yüzde 11 gösteren başka bir anketle de karşılaşabiliyoruz. Yüzde 10 puan bir ayda nasıl düştü sorusuna da yanıt yok bu yüzden böyle bir anket bolluğu içinde belli bir trendi takip eden, düzenli yapılan anketleri iyi ayırt etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Psikolojik sınırın altına düştü

Yine de anketlerden AK Partinin yüzde 30’luk psikolojik sınırın kırıldığının çıkarılabileceğini aktaran Özçelebi, “CHP’nin sanılanın aksine AK Parti’den oy aldığını ancak İttifak Partilerinin de birbirlerine seçmen kaptırdıklarını görüyoruz. AK Parti hatta Cumhur İttifakı oy kaybını azalttı ama durduramadı. Bunu AK Parti’ye çalışan anket şirketlerinde de görmek mümkün. Yüzde 30 luk baraj aşağıya inmiş duruyor” dedi.

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” İfadelerini kullandı. AK Partinin bu denli oy kaybındaki temel nedenin ekonomi olduğunu dile getiren Özçelebi, “Ancak bunun zemininde AK Parti ve Cumhurbaşkanı’nın hikâyesini kaybetmiş, yeni hikâye konusunda yeterli kadro, vaat ve güven veren bir yapıya sahip olamayışı yatıyor. Artık tek adamın vizyonu, gittikçe tartışmalı hale gelen nitelikleri ve yarattığı büyük ekonomik buhranla kalması zor görünüyor” dedi.

Muhalefet rehavete kapılmamalı

Ancak muhalefetin rehavete kapılmaması gerektiğinin altını çizen Özçelebi, “AK Parti’nin gidişindeki en büyük anahtar hala muhalefette. Topluma ‘ben çözebilirim’ güvenini vermezse, bunu temsil edecek yeterlilikte bir aday ve kadro kuramazsa, henüz muhalefete tamamen geçmemiş görünen ‘kararsızlar’, ‘z kuşağı’ diye adlandırılan genç grupları bambaşka tepkiler verebilirler. Kimse ‘AK Parti eriyor, bu iş tamam’ rehavetine kapılmasın.

Genç seçmen belirleyici olacak

Genç seçmen iktidarda değişiklik talebinde ancak muhalefetin iş durumu, okul ve ifade özgürlüğü gibi konularda iyileştirme yapabileceğine dair de şüpheci davranıyor. Reuters’ın yayımladığı analize göre, Haziran 2023’te yapılacak seçimde genç seçmen, Erdoğan ve AK Parti iktidarının değişip değişmeyeceği konusunda belirleyici olacak. Genç seçmen, toplam oy oranının yüzde 12’sine sahip. MAK Danışmanlık firması başkanı Mehmet Ali Kulat, 18-29 yaş arasındaki seçmen üzerinden yaptıkları araştırmaların sonucunda, yüzde 70’inin muhalefeti desteklediğini belirterek “Gençler değişim istiyor” dedi. Anket raporlarına göre; seçimde genç seçmenin oyu, seçimin öngörülemez olmasını sağlıyor. Genç seçmenin oyunu ise altılı masanın Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı aday belirleyecek.

Paylaşın

Alevi Örgütleri: İnkar Ve Asimilasyon Politikalarına Son Verin

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkezlerinden yapılan ortak basın açıklamasında AKP hükümetinin inkar, asimilasyon, laiklik karşıtı uygulamalarından vazgeçmesi istendi.

İçişleri, Kültür Turizm ile Gençlik ve Spor bakanlıklarının 19-23 Ağustos’ta Alevi gençlerine Hacı Bektaş Veli’de kamp yaptıracağı ve 300 Alevi Dedesinin Kerbela’ya ve umreye götürüleceği etkinliklere tepki gösterilen açıklamada bu uygulamaların “iyi niyetli olmadığına” dikkat çekildi.

Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’nin haberine göre, AKP iktidarının Alevi açılım sürecinden itibaren Sünnileştirilmiş Alevi oluşturma çabasında olduğu vurgulanırken AKP hükümetinin Alevilerin net taleplerini görmezden geldiği belirtildi. Açıklamada, “Cemevlerinin ibadethane olduğu kararının bir an evvel uygulanması, laiklik ilkesi gereği devletin tüm inançlara eşit mesafede yaklaşması, Sünni inanca göre oluşturulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması. Zorunlu din derslerinin kaldırılması” ifadeleri yer aldı.

Alevilere yönelik inkar ve asimilasyon politikalarının ısrarla devam ettirildiğine dikkat çekilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Devletin dizayn ve tasarım çabalarına karşı sosyolojik ve kültürel yaşam tarzını şiirleriyle, deyişleriyle, nefesleriyle yeniden kuran ve muhalif bir dil oluşturarak nice Pir Sultan’lar, Nesimi’ler, Yunus’lar yaratan Aleviler, inancının devrimci anlayışıyla günümüze gelmeyi başarmıştır. Ancak bugünkü yöneticiler kendi fıtratı üzerine doğan Alevi çocuklarını dönüştürme çalışmalarıyla fetihçi eğitim anlayışıyla ‘terbiye’ etmek istiyor.”

Paylaşın

Beyaz Saray: Biden, Türkiye’nin F-16 Çabasını Destekliyor

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, dün (5 Temmuz) günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Jean-Pierre’e sorulan sorular arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 29-30 Haziran’da İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesindeki açıklamaları da vardı.

Biden’ın burada yaptığı açıklamada “Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını desteklediği” yönündeki ifadesinin kendi partisi Demokrat Parti’den bazı Kongre üyelerinin eleştirisiyle karşılaştığı hatırlatılan Jean-Pierre, Beyaz Saray’ın bu duruma tepkisini şu sözlerle ifade etti:

Bu konuda çok netiz. F-16 ve Türkiye ile ilgili muhabbet bir süredir devam ediyor. Bu konu hakkında aylar önce konuştuk. Dolayısıyla, gerçekten yeni bir şey yok. Başkan [Joe Biden] bu çabayı destekliyor. Dolayısıyla, bunda gerçekten yeni bir şey yok.

Erdoğan ve Biden ne demişti?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Haziran’da NATO Zirvesine katılmak üzere Madrid’e gitmeden önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Joe Biden ile de görüşeceğini açıklamıştı.

Erdoğan, hemen ardından F-16’lara değinerek, “Bu arada Amerika’yla olan en önemli görüşmemiz F-16 meselesiydi. F-16 meselesi de şu anda hâlâ masada, orada da yine bir oyalama taktiği gidiyor” demişti.

NATO Zirvesi sonrasında Biden ve Erdoğan’ın ayrı ayrı düzenlediği basın toplantılarında da konu tekrar gündeme geldi.

Bir gazetecinin Joe Biden’a “Erdoğan’ın yeni F-16 talepleriyle alakalı hangi isteklerini kabul ettiniz” diye sorması üzerine Biden, “Aralık ayından bu yana pozisyonumu değiştirmedim” yanıtını verdi:

“Tabii ki bu F-16 jetlerinin modernizasyonu konusunu çözmemiz gerekiyor, bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. Ben pozisyonumu değiştirmediğimi onlara söyledim. Aralık’tan bu yana bunu söylüyorum. Bunun için Kongre’nin onayı lazım ve bu onayı alabileceğimizi düşünüyorum.”

Benzer bir soruya yanıt veren Erdoğan ise özetle şöyle dedi:

“Sayın Başkan elinden gelen adımları atacağını söyledi. Tabii sadece olay Demokratlarla bitmiyor bir de Cumhuriyetçiler var.

“Benim de geçen hafta geniş bir ekibim Amerika’daydı. Orada gerek Cumhuriyetçiler gerek Demokratlarla görüşmeleri yaptılar.

“Biz de Sayın Biden’la yaptığımız görüşmeden sonra heyetlerimizi gerekirse yine göndereceğiz. Orada Cumhuriyetçilerle de görüşmeler yapmak suretiyle onların da desteğini almamız halinde inanıyorum ki Sayın Biden’ın bu konudaki samimi gayretleri ciddi bir destek bulacaktır. Onun için de gecikmeden hemen bir heyeti ayrıca Amerika’ya göndereceğiz.”

Paylaşın

DBP’li Salihe Aydeniz’in Dokunulmazlığı Kaldırıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa Adalet Karma Komisyonu bünyesinde kurulan Hazırlık Komisyonu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi.

Aydeniz’in dün savunmasını dinleyen Hazırlık Komisyonu, bugün de karar toplantısını yaptı. Komisyon, İstanbul Kadıköy’deki eylem sırasında bir polise tokat attığı gerekçesiyle hakkında 4 ayrı suçlamayla fezleke düzenlenen Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar aldı.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

AİHM: Türkiye, Osmanlı’dan Günümüze Gelen Vakıfta Ayırımcılık Yaptı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1536 yılında Diyarbakır’da kurulan ve bugüne kadar faaliyetlerine devam eden Örfioğlu Vakfı’nın gelirlerinden “kadın olduğu için faydalanamayan” bir vatandaşın mirasçılarının açtığı davada Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti.

Necmiye Dimici’nin mirasçıları olan eşi ile üç çocuğunun 2016 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ayırımcılığın yasaklanmasıyla ilgili 14. maddesini ve bununla birlikte mal ve mülkiyet hakkının korunmasıyla ilgili 1. protokolün, 1. maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Türkiye aleyhine maddi tazminat cezasına gerek görmeyen AİHM, başvuru sahiplerinin haklarına kavuşabilmeleri için verilen bu hüküm çerçevesinde Türkiye’de yeni dava açılmasının daha doğru olacağı görüşüne vardı.

AİHM, vakıf yıllık gelirleri dağıtılırken sadece “kadın” olduğu için bu haktan yararlanamayan Necmiye Dimici’nin mirasçısı 2018 yılında ölen kocası Ahmet Dimici ile çocukları Necla, Emine ve Şaban Yıldırım Dimici’nin annelerinden dolayı vakfın gelirlerinden pay alma hakları olduğunu tespit etti.

Necmiye Dimici’nin erkek olması halinde vakıf yıllık gelirlerinden pay sahibi olma hakkı olduğunu hatırlatan AİHM, bunun cinsiyet ayrımcılığı temelinde hak ihlali teşkil ettiğini bildirdi.

AİHM’in gerekçeli kararında, Türkiye’deki mahkemelerin, vakıf kurucusunun isteklerini, vakfın kurucu belgesinde ifade edildiği gibi, kamu politikası kuralları ışığında incelemeye çalışmadan tespit ettiğini ve ardından bunu uyguladığı bildirildi.

AİHM kararında, yerel mahkemelerin başvuru sahiplerinin taleplerinin AİHS’ne uygun olup olmadığını inceleme girişiminde bulunmamaları da eleştirildi.

Vakıf gelirlerinden pay alması istenilen Necmiye Dimici’nin babasının 1982 yılında ölene kadar vakfın idarecisi olduğu bildirildi.

Türkiye’de “mülhak vakıf” statüsüne sahip bu kuruluşun yöneticisi, kurucunun mirasçılarından biri olmak zorunda. Hayır işleri yapan bu vakfın, elde ettiği yıllık gelir daha sonra kurucunun mirasçılarına dağıtılıyor.

Örfioğlu Vakfı’nın varlıklarının 2015 verilerine göre 207 milyon euro ve yıllık geliri ise 3,7 milyon euro olduğu bildirildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘5’li Çete’ Açıklaması: Haber Yollamayı Bırakın

‘5’li çete’ olarak nitelendirdiği şirketler hakkında yeni bir açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Aramı bulmaya yeltenen sermayedar, holding, piyasa, kim olursa olsun pişman olur” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yeni bir paylaşımda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “5’li çete ile aramı bulmaya yeltenen sermayedar, holding, piyasa, kim olursa olsun pişman olur; bu böyle biline. Şimdi varsa cesaretiniz, gelin beni ikna edin. Ama haber yollamayı bırakın” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun “5’li çete” nitelendirmesiyle Cengiz Holding, Limak Holding, Kalyon Grup, Kolin Holding ve Makyol Grubu şirketlerini hedef alıyor.

Bir süredir 5’li çete olarak nitelendirdiği şirketler hakkında açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu’na karşılık Cengiz Holding’in patronu Mehmet Cengiz, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu iş yerlerini görmeye çağırmıştı. Ancak CHP, Cengiz’den gelen talebi reddetmişti.

Mehmet Cengiz, söz konusu talep ve aldığı cevabı, “Sayın Kılıçdaroğlu inanıyorum ki yanlış bilgilerle konuşuyor. Yanlış belgeler var elinde. Biz ona kendisine de haber gönderdik. ‘Gel kardeşim gezdirelim, yaptığımız işleri gör, ondan sonra çete yakıştırmasını yap.’ Ama öyle bir imkan olmadı” ifadeleriyle açıklamıştı.

Adı geçen şirketlerin daha önce de aracılar üzerinden Kılıçdaroğlu ile görüşme taleplerini ilettikleri kulislere yansımıştı. CHP ise görüşme taleplerine kapıyı kapatmıştı.

Paylaşın

Altılı Masanın Adayını Açıklamadan Önce Yapacağı Hamle Belli Oldu

Kulislerden alınan bilgilere göre 6 muhalefet partisi parlamenter sisteme geçiş süreci için bir protokol hazırlayacak. Son şeklini liderlerin vereceği protokol hazırlanıp imzalanmadan muhalefetin cumhurbaşkanı adayı açıklanmayacak.

HaberTürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre; 6 muhalefet partisinin İYİ Parti ev sahipliğinde yaptığı toplantının ana gündem başlıklarından biri geçiş süreci için hazırlanacak protokol oldu.

Muhalefetin cumhurbaşkanlığı yarışını kazanması halinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişe kadar olan sürede yürütme, bürokrasi, kamu kurumlarının işleyişi ve geçiş sürecinin ne kadar olacağına dair bir protokol hazırlanacak. Her parti önce kendi içinde bu konuyu çalışacak ardından liderler protokole son şeklini verecek.

Saadet Partisi’nde 7 Ağustos’ta yapılacak zirveye yetiştirilmesi beklenen geçiş süreci çalışmaları ve bu çalışmalar neticesinde hazırlanacak protokol geçiş sürecinin yol haritası olacak.

O protokolde cumhurbaşkanı seçilecek kişinin kullanmamayı taahhüt edeceği yetkiler de yer alacak. Bu durumda teknik olarak sistem henüz değişmemiş olsa da fiili olarak Cumhurbaşkanı olan kişi bazı yetkilerini kullanmayacak.

Paylaşın

İlk Kez Oy Kullanacak 6 Milyon Genç Erdoğan’ın Kaderini Belirleyebilir

Türkiye’de gelecek yıl yapılması planlanan seçimlerde ilk kez oy kullanacak altı milyon genç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarını devam ettirmesi ya da farklı bir liderin yönetimindeki Türkiye’yi seçmek arasında bir karar vermeye hazırlanıyor.

Kamuoyu yoklaması yapan araştırmacılar seçmenlerin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturacak gençlerin oyunun, seçim yarışında belirleyici olacağını kaydediyor.

İstanbul’dan Orta Anadolu’ya kadar 18-23 yaş arası bir grup gençle yapılan görüşmeler, gençler açısından adalet, göç, liyakat ve şeffaf ekonomi politikalarının en önemli konular olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da tarih öğrencisi olan ve soyadını vermek istemeyen 19 yaşındaki Damla, Reuters haber ajansına verdiği demeçte “Kararımı tam olarak vermiş değilim ama sanırım kötünün iyisini seçeceğim ve muhalefeti destekleyeceğim” diyor.

Ekonomik çalkantı ve yükselen enflasyon, ailesiyle birlikte yaşamasına rağmen masraflarını artırmış ve artık arkadaşlarıyla çok fazla dışarı çıkamıyor.

“Yaşamıyormuşum gibi hissediyorum, sadece hayatta kalmaya çalışıyorum” diyen Damla, “AK Parti bu seçimi kaybetse bile yeni hükümet, halkın baskısını üzerinde hissetmeli” ifadesini kullanıyor.

Anketlerin büyük çoğunluğunda Erdoğan, muhalefet liderlerinin gerisinde görünüyor. Bunda Türk Lirası’nda son yıllarda yaşanan değer kaybı ile birlikte rekor seviyelere yükselen enflasyon ve alım gücünün düşmesinin de payı bulunuyor.

“Ekonomi iyi gitmiyor olabilir ama bu tüm ülkelerde böyle”

İstatistik ofisi ve verilere göre, gelecek yıl oy kullanacak 62,4 milyon Türk’ün yaklaşık 13 milyonunu “Z Kuşağı” olarak isimlendirilen kesim oluşturuyor. Altı milyonu ilk kez oy kullanma hakkına sahip olacak.

Araştırma şirketi Gezici’nin başkanı Murat Gezici, genç seçmenlerin genel olarak hükümete kızgın olduğu ancak belirli bir ideolojiye bağlı olmadığı ve muhalefete de tamamen güvenmediği değerlendirmesinde bulundu.

Şirketin yaptığı anketlerin sonuçları, 18-25 yaş arası Z kuşağı seçmenlerinin yaşam tarzları, ifade özgürlüğü ve medya üzerindeki baskılara şiddetle karşı çıktığını gösteriyor.

Murat Gezici, “Bu kuşağın yüzde 80’i AK Parti’ye oy vermeyecek” diyor.

İlk kez oy kullanacak olan 18 yaşındaki Yusuf, koronavirüs salgını ve Ukrayna’daki savaşın ardından dünya ekonomilerinin çoğunun zor günler geçirdiğini söylüyor.

Yusuf, “Bence şu anda ülkemizi yöneten kişi en iyi ve en uygun lider… AK Parti’ye oy vereceğim çünkü insanları rahat ettirmek için planlar yapıyor” diyor ve ekliyor: “Ekonomi iyi gitmiyor olabilir ama bu tüm ülkelerde böyle.”

“Gençler değişim istiyor”

Uzmanlara göre genç seçmenlerin motivasyonu tahmin edilemeyen bir faktör ve bu seçimin öngörülemezliğini arttırıyor.

Seçimin sonucu, ortak politika zemininde buluşan altı muhalefet partisinin Erdoğan’a rakip olarak kimi göstereceğine bağlı olabilir.

“Gençler değişim istiyor” diyen MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat’ın araştırmasına göre 18-29 yaş arası gençlerin yüzde 70’i muhalefeti destekliyor.

Kulat’a göre genç seçmenler, ekonomik beklentilerini yabancı akranlarıyla karşılaştırma eğiliminde, orta yaş üstü seçmenler ise daha ziyade yol ve hastane gibi altyapı yatırımlarına bakıyor.

Hükümetin politikaları nedeniyle yaşam koşullarının kötüleştiğini ifade eden 21 yaşındaki Helin, bundan dolayı muhalefete oy vereceğini, ancak (muhalefetin) önerilerinin mevcut göç politikasındaki veya azınlık haklarındaki sorunları etkili bir şekilde ele alamayacağından endişe ettiğini dile getirdi.

Reuters’ın sorularını Ankara’dan yanıtlayan Helin, “İktidar değişikliğinin en azından acil sorunları çözeceğine inanıyorum” diye konuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın