İYİ Parti Lideri Akşener’den Parti Teşkilatlarına Seçim Mesajı

Meclis’in tatile girmesiyle birlikte, partiler il ziyareti ve kapalı toplantılara ağırlık verdi. Her salı bir bölgenin il ve ilçe başkanlarıyla bir araya gelme kararı alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bir otelde partisinin İç Anadolu il ve ilçe başkanlarıyla buluştu.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre, yaklaşık 7 saat süren toplantıda daha çok il ve ilçe başkanlarını dinleyen Akşener tek tek not aldı.

Uzun süren toplantıda seçim hazırlıkları değerlendirildi. Teşkilatlara “Seçim kapıda” diyen Meral Akşener’in seçim kanundaki değişikliği hatırlattığı, hem eski hem de yeni kanunu baz alarak seçim değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.

Olası erken seçim tartışmasının da gündeme geldiği o toplantıda, Akşener’in hem Kasım ayı veya 2023’ün bahar aylarında yapılacak erken seçim ve hem de zamanında yapılacak seçimler için teşkilatları uyardığı ve her türlü ihtimale karşı hazırlıklı olmalarını istediği kaydedildi.

“Bizlerin görevi, sizin yarınınızı, bugününüzü hazırlamak”

Öte yandan İYİ Parti Lideri Akşener, esnaf ziyaretleri kapsamında gittiği Giresun’un Yağlıdere ilçesinde konuştu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, “Yahu alt tarafı siyaset yapıyoruz” ifadeleriyle Yağlıderelilere seslenen Akşener, “Siyaset ne biliyor musun kızım? Sana hizmet, senin geleceğini hazırlamak. Bizlerin görevi, sizin yarınınızı, bugününüzü hazırlamak. Biz siyasetçilerin görevi sizlerin, esnafın, fındık yetiştiricisinin, çiftçinin, köylünün, hayvan besicinin, işçinin, memurun, ev kadınının, üniversitede okuyan gencin, emeklinin, EYT’linin derdini öğrenip sonra çözüm üreterek size sunmak. Bu yapılıyor mu Türkiye’de, hayır. Birbirimizle dövüşmemizden sonra, birbirimizle konuşmamızdan sonra ‘ceketimi assam seçilirim’ diye bir siyaset çıktı. Sen çırak çıktın ama biz dövüştük. Senin işine yaramadı” dedi.

Akşener şu ifadeleri kullandı: Mesela KYK borçlarının faizlerinin silinmesini yerine getirdiler. Biz bir şey daha öneriyoruz. Bu çocukların iş bulamama gibi bir problemleri var. Bu çocukların iş bulmasını sağlamalıyız. Üniversite mezunu kredi almış çocuklarımızdan bahsediyorum. Onun için istihdam yaratmalıyız. Bu çocukların ana parayı ödeyebilmesi için de çalışması lazım. Bu çocuklar yan gelip yatmak istemiyor. İş istiyor iş.

Paylaşın

HDP’li Günay: Çözüm Başka Başkentlerde Değil, Bu Topraklarda

HDP Sözcüsü Günay, “Kürt sorunun çözümünü, Tahran’da, Bağdat’ta, Moskova’da, Washington’da, başka başkentlerde bulamazsınız, çözüm bu topraklardadır, bu toprakların halklarının eşit ve özgür yaşam koşullarının yaratılmasındadır” dedi.

Suruç katliamının 7. Yıldönümüyle ilgili de konuşan Günay, “10 Ekim katliamı gibi Suruç Katliamında da Türkiyeli devrimcilerin hedef alınması, dayanışmayı kırmaya yönelikti. Bu insanlık dışı saldırı aynı zamanda yeni bir çatışma ve savaş dönemine atılan ilk adım oldu ve o günden bugüne Türkiye halkları büyük insanlık suçlarıyla karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partinin genel merkezinde haftalık basın toplantısını düzenledi.

Ebru Günay’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son zamanlardaki NATO, ABD ve Rusya’yla yaptığı tüm görüşmeler Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına yapılacak saldırı izni yani Kürt kazanımlarını boğma amaçlıdır.

Kürt sorunun çözümünü, Tahran’da, Bağdat’ta, Moskova’da, Washington’da, başka başkentlerde bulamazsınız, çözüm bu topraklardadır, bu toprakların halklarının eşit ve özgür yaşam koşullarının yaratılmasındadır.

Bu zirvelerden çıkan sonuçların hiçbiri Türkiye halklarının yararına değildir, şimdiye kadar bu zirvelerden çıkan sonuçlar acı ve gözyaşından başka bu halka ve topluma bir şey vermedi, bundan sonra da vermeyecektir.

Bu zihniyet, Rojava devrimini boğmak için saldırı planlarından başka bir çıkar yol düşünemiyor, ülke ülke, başkent başkent yardım dileniyor.

“IŞİD güçlenirken seyirci kalınıyor”

Neden bu kadar düşmanlık besliyorsunuz halklara karşı, sizin düşmanlık beslediğiniz Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında barış hakim, ortak yaşam hakim. Bu topraklarda IŞİD karanlığı yenilgiye uğratıldı, kadınları köleleştiren zihniyet bozguna uğradı. Bu yüzden mi bu kadar öfkelisiniz?

IŞİD çeteleri Türkiye’nin içerisinde sayılabilecek sınırlarda tekrar güçlenmeye çalışırken, IŞİD liderleri güvenli bölge olarak buraları seçip, buralarda saklanırken iktidar sessiz ve seyirci kalıyor. Çünkü iktidarın tüm ajandası Kürtlere yönelik savaş ve operasyonlara göre hazırlanıyor.

Fakat biz bir kez daha buradan uyarmak istiyoruz: Kürt halkına karşı yürütülen düşmanlık ve savaşın kazananı halklar değil, saraylar, çeteler ve savaşla ömrünü uzatmaya çalışan despot iktidarlar olacaktır.

Kürt kazanımlarına, Kürt topraklarına saldırmak Kürt halkına, Ortadoğu ve Türkiye halklarına acı, yoksulluk, derin ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık dışında hiçbir şey getirmedi, getirmeyecek. Bu bin kez denendi ve bin kez tecrübe edildi.

“Operasyon hazırlığı Suriye’yi kapsıyor”

“İktidarın hazırlığını yaptığı operasyon girişimi sadece Kuzey ve Doğu Suriye topraklarıyla sınırlı değil bir bütün olarak Suriye’yi de kapsayacak bir boyut taşıyor. Hem Kuzey ve Doğu Suriye yönetiminin hem de Suriye hükümeti yetkililerinin açıklamaları bu yönde.

Kuzey ve Doğu Suriye topraklarını işgal etme, Kürt kazanımlarını ortadan kaldırma politikası bugün bir kez daha, Suriye ve tüm Ortadoğu’da yıllardır sağlanmaya çalışılan istikrarı bozup, IŞİD ve türevi çetelerin tekrar güçlenmesine, yeni felaketlere, binlerce ölüme, milyonlarca göçe, mülteciye ve elbette ki büyük ekonomik kayıplara sebep olmaya gebedir.”

Paylaşın

CHP’li Kaboğlu: Türkiye OHAL Sürecini Yaşamaya Devam Ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Allah’ın lütfu” olarak ifade ettiği 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 20 Temmuz’da olağanüstü hal (OHAL) ilan etti. CHP Milletvekili Kaboğlu, iktidarın OHAL ve OHAL sonrası politikalarına dikkat çekerek, “Türkiye OHAL sürecini yaşamaya devam ediyor” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidar 20 Temmuz’da OHAL kararı aldı. 21 Temmuz 2016’da resmiyete kavuşan OHAL 18 Temmuz 2018’de sona erdi; yedi kez uzatılarak iki yıl sürdürüldü. Bu dönemde toplam 37 kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarıldı. İktidar OHAL sürecinde eleştiri ve tepki çeken düzenlemeleri keyfi olarak uygulamaya koydu.  OHAL sürecini CHP TBMM Anayasa Komisyonu CHP Grup Sözcüsü, Anayasa Hukukçusu ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu Evrensel’e konuştu.

“Anayasa md.120 çerçevesinde ilan edilen OHAL, iki yılın sonunda aslında sözde kalktı” diyen Kaboğlu, “Şöyle ki; 27. yasama döneminin ilk mevzuatı olan 7145 sayılı Yasa ile, OHAL önlemleri üç yıl daha uzatıldı. Böylece OHAL KHK yoluyla “yargısız infaz” şeklindeki kıyım yetkisi, valilere ve ilgili kurumlara aktarıldı. Bu üç yıllık sürenin sona ermesine günler kala, 7333 sayılı Yasa ile bu süre bir kez daha uzatıldı. Bu nedenle, OHAL, yasal düzlemde kısmen de olsa devam ediyor” ifadelerini kullandı.  Kaboğlu, bunun nasıl olduğunu da şöyle açıkladı: “7145 sayılı Yasa önerisi, düzenleme konusu gereği, Adalet Komisyonunda görüşülerek Genel Kurulda kabul edildi. Uzatma önlemlerine ilişkin ve Anayasa’ya aykırı diğer hükümlerin iptali istemiyle CHP, Anayasa Mahkemesine başvurdu.”

Meclis 25 saat aralıksız çalıştırıldı

Üç yılın dolmasına günler kala, uzatma kapsamındaki hükümlerin, bu kez bir torba yasa içine serpiştirilerek, örtülü bir biçimde Bütçe ve Plan Komisyonuna getirildiğini hatırlatan Kaboğlu, “Başta CHP ve HDP gelmek üzere demokratik muhalefet partilerinin yoğun itirazları üzerine, Genel Kurul aşamasında 3 yıllık süreler birer yıla indirildi. Bununla birlikte, ticari şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyumluğuna devredilmesi ve TMSF tasarrufuna konulmasına ilişkin süre 3 yıl olarak korundu. Özetle, bu çerçevede TMSF tarafından kayyum olunan şirketler, 2 yıl daha OHAL önlemleri çerçevesinde yönetilecek” ifadelerini kullandı. Kaboğlu, 7333 sayılı ve OHAL önlemlerinin uzatılmasını içeren yasa ve 7334 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun, 17 Temmuz 2021’de toplanan ve 18 Temmuz saat 15.00’e kadar 25 saat süreyle aralıksız çalıştırılan TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edildiğini belirtti.

Her iki yasanın Anayasa’ya aykırı hükümlerinin iptali için CHP olarak Anayasa Mahkemesine başvurduklarını da anımsatan Kaboğlu, “7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 28 Temmuz 2021’de yürürlüğe girdiğine göre, KHK önlemleri, 28 Temmuz’da yürürlükten kısmen kalkmış olacak; çünkü, TMSF önlemleri 2 yıl daha sürecek” dedi.

Kaboğlu, TMSF’ye devredilen şirketler üzerinde nasıl tasarruf edildiği ve sermayenin paravan şirketler yoluyla eşe dosta nasıl dağıtıldığı ve bu konuda son hükümette OHAL’den sorumlu başbakan yardımcısı olarak görev yapan kişinin rolünün, ayrı bir dosya olarak ele alınması gerektiğine de dikkat çekti. “Türkiye OHAL sürecini yaşamaya devam ediyor” diyen Kaboğlu, “Bunda, yürütmenin yanı sıra, yasama ve Anayasa Mahkemesinin sorumluluğu ayrıca ele alınmalıdır” dedi.

“Kendini Anayasa’dan üstü gören böyle bir komisyon adil karar verebilir mi?”

15 Temmuz sonrasında KHK ile görevlerinden ihraç edilenlerin işlerine iade edilip edilmeme kararını vermek üzere kurulan ve büyük tartışma konusu olan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuyla ilgili Kaboğlu, “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHALİİK) da bu sorumsuzluk halkası içinde; üstelik, görevlileri çifte maaşlı. Bu nedenle, sınırlı süre ile kurulduğu halde görev süresi her yıl uzatılan OHALİİK 6. yılında” dedi.  Komisyonun “Ne denli keyfi kararlar verdiğini anlamak için uzun bir araştırma yapmaya ya da sayısal çizelgeler hazırlamaya gerek yok” diyen Kaboğlu, Barış Akademisyenleri (BAK) dosyaları tipik örneğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Anayasa Mahkemesi (AYM), Barış Bildirisinin, ifade özgürlüğü güvencesi altında olduğunu karara bağladı. Ağır ceza mahkemeleri (ACM), BAK dosyaları üzerinde aklama kararı verdi. Bu kararlar kesinleşti. ACM ve AYM’lerin herkes için bağlayıcı olan ve kesinleşmiş bulunan kararlarına göre, Barış Bildirisine rıza gösteren öğretim üyeleri ile terör örgütleri arasında “irtibat ve iltisak” yok. OHALİİK ise, yargı kararları yokmuş gibi davranarak BAK dosyalarını beş yıl beklettikten sonra her biri için “ret” kararı verdi.” “Kendini Anayasa’dan üstü gören böyle bir komisyon adil karar verebilir mi?” diye soran Kaboğlu, “BAK dosyalarında açıkça keyfi kararlar vermiş olan geçici bir komisyonun diğer dosyalar hakkında ne denli keyfi kararlar verdiğini tahmin etmek hiç de zor değil” dedi.

Paylaşın

DEVA Partisi Lideri Babacan: HDP İle Diyaloğu Kıymetli Buluyoruz

Karadeniz gezisi öncesi Erzurum’a giden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Palandöken Kayak Merkezi’nde bir otelde düzenlenen toplantıda parti yönetimi, STK temsilcileri ve basın mensupları ile bir araya geldi.

İktidarı eleştiren Ali Babacan, “3Y ile mücadele edeceğiz diye yola çıkanlar, bugün, yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluklarla anılır oldu” diye konuştu.

‘Altılı masaya oturmakla tek bir parti olmuyor’

DHA’nın haberine göre Babacan konuşmasının ardından basın mensupları ve STK temsilcilerinin sorularını cevapladı. Altılı masa ile ilgili bir üzerine Babacan, “Öncelikle şunu dikkate almamız lazım ki altılı masaya oturmakla bu siyasi partiler birleşip tek bir parti olmuyor. Ama biz ne yapıyoruz, uzlaşma ve mutabakat kültürümüzün bir gereği olarak bu memleketin meseleleri ile alakalı, acaba ortak çalışma alanları bulabilir miyiz diye bunu arıyoruz. Mesela parlamenter sistem konusundaki çalışmayı ben çok kıymetli buldum. Çünkü farklı farklı ideolojilerin farklı siyasi akımların temsil edildiği bir masada eğer ortak bir noktada buluşabiliyorsanız bu tüm Türkiye’nin ortak noktası olması açısından çok kıymetli.” ifadesini kullandı.

‘HDP ile diyaloğumuz var’

Ali Babacan, HDP ile ilgili soruya şöyle cevap verdi:

“HDP ile bizim bir diyaloğumuz var. Başka partilerin de diyaloğu olabilir. Ama diyalog ayrı bir konu işbirliği ayrı bir konu. Diyalog konuşuyor olabilmek demek. Altılı masada HDP yok. Yani hiçbir toplantıya katılmadı. Şu gerçeği de görmemiz lazım; bugünkü Anayasa’ya göre, bugünkü yasalara göre kurulmuş bir siyasi partinin ve belli bir kimliğin, belli bir iddianın temsilcisi olan bir partinin de demokratik sistemimizde yok görünmemesi lazım. Biz altılı masada işbirliği alanları tespit ediyoruz. İşbirliği ile yapıyoruz ama HDP ile diyaloğumuz var. İşbirliği alanı olur mu, olmaz mı o ileride başka konular. Şu anda bir şey söylemem zor. Fakat diyaloğun kendisini kıymetli biliyoruz. Bizim altılı masada olmamız ile ilgili olumsuz kanaatini beyan eden vatandaşımız da oluyor ama aynı zamanda, ‘aman bu çok önemli birliktelik oldu, bunu aman dikkat edin bozmamaya çalışın’ diyenlerde çok oluyor. Biz ikisini de çok önemsiyoruz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Tahran’daki Üçlü Zirvede ‘Suriye’nin Toprak Bütünlüğü’ Vurgusu

“Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirildi. Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmeleri bağlamında gerçekleştirilen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi katıldı.

Üçlü zirve toplantısı öncesinde Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan, Reisi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile de bir araya geldi. Tahran Uluslararası Konferans Salonu’nda düzenlenen Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı sonrasında liderler ortak basın toplantısında konuştu. Toplantı sonrasında ayrıca ortak bir bildiri yayınlandı.

“Egemenliği ihlal edecek girişimlerden kaçınmalı”

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye muhtemel askeri operasyonunun konuşulduğu günlerde gerçekleştirilen zirve sonrası yapılan açıklamalarda Suriye’nin “egemenliği ve toprak bütünlüğü” vurgusu vardı.

Zirvenin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan İran Cumhurbaşkanı Reisi, ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilebilir değil ve onların buraları terk etmeleri gerekiyor” dedi: Suriye’nin topraklarının her noktasının Suriye’nin meşru hükümetinin denetimine ve kontrolü altına girmesi gerekiyor.

Üçlü zirvenin gündem maddelerine de değinen Reisi, “Suriye’nin egemenliğini ihlal edecek herhangi bir girişimden kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladık” dedi, Rusya, Türkiye ve İran’ın iş birliğinin yanı sıra Suriye hükümetiyle işbirliği nin “çok önemli olduğunu” söyledi.

“Fırat’ın doğusu, Şam’ın kontrolünde olmalı”

Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yaparak “çözümün siyasi olması gerektiğini” belirtti, bölgeye dışarıdan müdahale yapılmasına karşı çıktı.

Putin, ayrıca Fırat’ın doğusunun Beşar Esad yönetimindeki “Şam hükümetinin kontrolünde olması gerektiğini” söyledi.

Putin, “Rusya, İran ve Türkiye olarak Suriye’de sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dönüşüm sağlanabilmesi için kararlı olduğumuzu teyit ettik” dedi, bir sonraki zirvenin Rusya’da olacağını duyurdu.

Ortak bildiri

Üçlü zirve sonrasında yayınlanan ortak bildiride de zirvede, Suriye’deki güncel durumun ele alındığı, liderlerin “Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurguladıkları” kaydedildi.

“Suriye’nin kuzeyindeki duruma” ilişkin değerlendirmelerin de olduğu ortak bildiride, bölgede “terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimin reddedildiği” ifade edildi.

Ortak bildiri ayrıca “liderlerin, Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele aldıkları, bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunun vurgulandığı” bilgisine de yer verildi.

Bildiriden öne çıkan diğer noktalar özetle şöyle:

“Devlet başkanları, sivil tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil olmak üzere, Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini kınamışlardır.

Suriye’nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanı sıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını vurgulamışlardır.”

“Suriye’den söküp atmakta kararlıyız”

Öte yandan, üçlü zirve sonrası ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleriyle mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir” dedi:

“Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak, Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.

Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak, bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.”

Üçlü zirve toplantısının açılışında konuşan Erdoğan, “Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür, terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir” demişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den ‘İstanbul Sözleşmesi’ Tepkisi

Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini oy çokluğuyla reddetmesine muhalefet kanadından tepki geldi. Kılıçdaroğlu, “İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız” derken, Akşener, “Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı açılan davaları duruşmalı gören Danıştay 10. Dairesi, sözleşmenin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini oy çokluğuyla reddetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener karara tepki gösterdi.

“24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız”

İktidara geldiklerinde sözleşmeyi tekrar yürürlüğe koyacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu Meclis’te yaptığı açıklamada “Bu millete sözüm var, iktidar olduğumuzda, Allah’ın izniyle olacağız halkın takdiriyle, ilk bir hafta içinde, hatta 24 saat içinde İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe koyacağız” diye konuştu.

“Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak”

İYİ Parti lideri Akşener ise tepkisini sosyal medya hesabından dile getirdi. Akşener paylaşımında şunları kaydetti:

“Bugün, kirli bir zihniyeti memnun etmek için verilen bu siyasi karardan sonra; Kadınlara yönelik her türlü şiddette, cübbelerini ilikleyip o imzayı atan parmakların izi olacak. Ama #AzKaldı. Biz geleceğiz ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşayacak!”

Paylaşın

Hamaney’den Erdoğan’a ‘Suriye’ Uyarısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran’da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Hamaney ile görüşmesinden önce, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin yedinci toplantısına katıldı.

Görüşme sonrasında Hamaney’in resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yapacağı herhangi bir askeri operasyon Suriye için, Türkiye için ve bölge için zararlı olacak ve sadece teröristler için faydalı olacaktır” denildi.

Açıklama şu şekilde devam etti: Böyle bir saldırı Türkiye’nin Suriye hükümetinden beklediği siyasi eylemi de yerine getirmeyecek. Terörizm ile mutlaka mücadele edilmelidir. Biz de elbette Türkiye ile terörizme karşı mücadelede işbirliği yaparız.

Hamaney açıklamasında diyalog çağrısı da yaptı: Suriye meseleleri diyalogla çözülmeli ve İran, Türkiye, Suriye ve Rusya müzakere ile bu meseleyi bitirmelidir.

30 milyar dolarlık ticari hacme ulaşma hedefi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hamaney ile görüşmesinden önce, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin yedinci toplantısına katıldı.

Toplantı sonrasında iki ülke arasında yapılan anlaşmaların imza töreni ve ardından Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ortak basın toplantısı gerçekleşti.

Erdoğan, yapılan görüşmelerin Türkiye-İran ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağını, siyasi, kültürel, ticari ve ekonomik alanlarda görüşüldüğünü ve anlaşmalara varıldığını belirtti.

Erdoğan, iki ülkenin 30 milyar dolarlık bir ticari hacme ulaşma hedefi olduğunu ancak Covid-19 sebebiyle ciddi manada bir gerileme yaşandığını söyledi.

Erdoğan, “Şu an itibariyle 7 buçuk milyar doları yakaladık. Ben inanıyorum ki iki ülkenin kararlı yürüyüşüyle biz 30 milyar dolara yine ulaşacağız” dedi ve devam etti:

“Savunma sanayiinde atacağımız adımlarla bu süreci hızlandırmamız mümkün. Gerek petrol, gerek doğalgaz alanında atılacak adımlarla da bu hızlanabilir. Türkiye olarak bildiğiniz gibi özellikle savunma sanayiinde son yıllarda ciddi bir sıçramamız mevcut. Bu konudaki dayanışmamızı çok ama çok önemsiyorum.”

İran Cumhurbaşkanı Reisi ise “30 milyar dolarlık bir rakam belirledik bu da mevcut ticaret hacminin üç katına çıkarılacağı anlamına gelmektedir. İki ülkenin ortak sanayi siteleri kurması, bugün konuştuğumuz ve anlaştığımız konulardan bir tanesi” diye konuştu ve devam etti:

“İki ülkede bilgi ve teknoloji parkları kurulması ve bilim alanında çalışan şirketlerin kurulması müzakeremizin konularından bir tanesiydi.

“İki ülke arasında doğal gaz ihracatı konusuyla ilgili bulunan 25 yıllık anlaşmanın süresinin uzatılması konusu da iki taraftan vurgulandı ve takip edeceğimiz konular arasında. Bunun süresinin uzatılmasıyla doğal gaz ihracatı hacmi yeni bir boyuta ulaşacaktır.  Bugünkü toplantımızda yatırım konularının geliştirilmesi de ele alındı.”

‘Terörle mücadele’

Terörle mücadele konusunda açıklama yapan iki lider konunun büyük önem arz ettiğini söyledi.

Her iki ülkede de “ciddi manada baş belası” olan terör örgütleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu konuyu artık NATO sözleşmesine de eklediğini belirtti.

Erdoğan, İran ile Türkiye’nin dayanışma içerisinde teröre karşı mücadelelerini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı Reisi ise şu şekilde konuştu:

“Terör örgütlerinin farklı isimleri olabilir ama halklarımızın güvenliğini tehlikeye atıyorsa onlar teröristtir ve mücadele etmemiz gerekir. Batı’da bugün uygulanan ikili standartlar var, biz bunu reddediyoruz. Terörizm hangi başlık altında olursa olsun onunla mücadele edilmelidir” dedi.

Reisi, her iki ülkenin de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Astana Süreci

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak.

Paylaşın

AK Parti’nin Seçim Planı: CHP’li Belediyeler

AK Parti, CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının 2019 yerel seçimler öncesinde neleri vaat ettiği ve bunlardan ne kadarını hayata geçirdiğine dair rapor hazırlayacak. Daha sonra hazırlanan rapor, kamuoyuna sunulacak.

AK Parti CHP’li büyükşehir belediyelerinin performansını ölçmek için harekete geçiyor. Bu kapsamdaki yapılacak çalışmaların ilki 25 Temmuz’da İzmir’de gerçekleştirilecek.

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Aydın, Eskişehir, Mersin, Muğla, Tekirdağ, Hatay büyükşehir belediye meclislerinin AK Parti grup başkanvekilleri, AK Parti Genel Merkezi’nde geçtiğimiz günlerde bir toplantı düzenlemişti.

Türkiye gazetesinden Ebru Karatosun’un haberine göre toplantının ardından yapılan açıklamada, Esenler Belediye Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Tevfik Göksu, CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanının, seçilmelerinin dördüncü yılına girmelerine rağmen kamuoyunun karşısına icraatları ve projeleri ile çıkmak yerine, ‘mazeret ve acziyet deklarasyonları’ yayınladıklarını öne sürmüştü.

Bu çerçevede Ankara’da yapılan genel toplantının ardından iktidar partisi CHP’li 11 büyükşehir belediye ile ilgili bir çalışma gerçekleştirecek.

AK Parti kurmayları, İzmir’e giderek 2019 yerel seçimler öncesinde mevcuttaki belediye başkanının neleri vaat ettiğini ve bunlardan ne kadarını hayata geçirdiği konusunda değerlendirmeler yapacak. Ayrıca, belediyelere bugüne kadar vatandaşların en çok şikâyet ettiği konularla ilgili ne gibi çalışmalar yapıldığı ve hangi adımların atıldığına da bakılacak. Daha sonra hazırlanan rapor, kamuoyuna sunulacak.

Paylaşın

Tahran Zirvesi’nde Hangi Konular Ele Alacak?

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak. Erdoğan’ın amacı, Birleşmiş Milletler (BM) ile oluşturulan planın somut bir şekilde uygulanması için Putin’i de ikna etmek ve anlaşmayı imza aşamasına getirmek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 7.si yapılacak Astana Süreci zirvesi için bugün Tahran’da buluşacak. Liderlerin akşam saatlerinde bir araya gelmeleri ve toplantı sonrasında ortak basın açıklaması yapması bekleniyor.

Suriye sorununun çözülmesine kolaylaştırıcı olmak üzere 2017’de oluşturulan Astana Süreci, Covid-19 salgını nedeniyle liderler düzeyinde fiziki olarak 2019 Eylül’ünden bu yana toplanamıyordu.

Yaklaşık üç sene sonra yoğun bir Suriye gündemiyle gerçekleşecek olan zirve, 24 Şubat’ta Rusya’nın saldırmasıyla başlayan Ukrayna savaşı nedeniyle farklı bir uluslararası konjonktürde yapılacak.

Küresel ve bölgesel dengeleri tamamen değiştiren Ukrayna savaşının Suriye’ye olası etkilerinin bugünkü zirvede daha net ortaya çıkabileceği kaydediliyor.

Bu kapsamda, üç liderin kendi aralarında yapacakları ikili görüşmeler de önemli olacak. 24 Şubat’tan bu yana birçok kez telefonda görüşen Erdoğan ve Putin, savaşın başlamasının ardından ilk kez Tahran’da yüz yüze görüşecek.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid Zirvesi’nde kabul edilen NATO Strateji Belgesi’nde “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlanan Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşen ilk ve tek NATO lideri olacak.

Batı’nın yakından takip ettiği zirve ve ikili görüşmeler, Suriye ve Ukrayna gündeminin bundan sonraki gelişmeleri açısından önem taşıyacak.

Suriye gündemi yoğun olacak

Suriye’ye odaklanan Astana Süreci’nin Tahran Zirvesi’nde ele alınacak konuların başında “terörle mücadele” konusu geliyor. Ancak özellikle Türkiye ve Rusya’nın bu konudaki öncelikleri farklı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan zirveye ilişkin yapılan açıklamada, zirve gündemi sıralanırken “PKK/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere bölge güvenliğine tehdit teşkil eden terör örgütleriyle mücadele” başlığı dikkat çekti.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise liderlerin “uluslararası terörizmin yuvasının tamamen temizlenmesi için” bir dizi önlemin görüşüleceği bilgisi verilerek, özellikle İdlib’de konuşlu “radikal İslamcı terör örgütleri” gündeme getirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada, PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlanan YPG’nin kuzey Suriye’de Tel Rıfat ve Münbiç’ten temizlenmesi için bölgeye yeni bir askeri operasyon yapılacağını açıklamıştı.

Bölgeye en son Ekim 2019’da Barış Pınarı Operasyonu’nu düzenleyerek Cerablus-Mare arasında güvenli bir bölge oluşturan Türkiye, Tel Rıfat ve Münbiç’i de YPG’den arındırmak ve oluşturulacak yeni alanlara yaklaşık bir milyon Suriyeli mülteciyi yerleştirmek istediğini kaydetmişti.

İran ve Rusya, Türkiye’nin operasyonuna karşı

Ancak Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmasına ne Rusya ne İran sıcak bakıyor. Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini, ancak yeni bir operasyonun istikrarsızlaştırıcı sonuçları olacağını kaydeden Rusya ve İran’ın, Türkiye’nin operasyonu durdurup durduramayacakları ileriki dönemde belli olacak.

Her ne kadar tüm ağırlığını Ukrayna’ya verse de Rusya, Suriye’de hala en önemli askeri güç ve son dönemde oluşturulan statükonun bozulmasını istemiyor.

Rusya, ayrıca zafiyet görüntüsü vermemek için de Türkiye’nin operasyonuna sıcak bakmıyor. Türkiye’nin olası operasyonuna Rusya’nın nasıl yanıt vereceği, örneğin 2020 başında olduğu gibi İdlib kozunu oynayıp oynamayacağı da bilinmiyor.

İran ise Rusya’nın dikkatinin Ukrayna’ya çevrilmiş olmasını fırsat bilerek Suriye ile ilişkilerini daha da güçlendirme arayışında. İran’ın desteklediği Şii milis güçlerinin son dönemde kuzey Suriye’de daha görünür oldukları kaydediliyor.

Tel Rıfat ve Münbiç’e yapılacak bir operasyonun Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’in güvenliğini tehlikeye sokacak olması da İran’ın kaygıları arasında.

Türkiye’nin operasyonuna Rusya ve İran’ın yanı sıra, başta ABD olmak üzere Batılı müttefikler de karşı çıkıyor. Washington’dan yapılan açıklamalar, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) oluşturan YPG’ye karşı yapılacak bir harekatın, IŞİD ile mücadeleye sekte vuracağı ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı noktasına dayanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) operasyon yapıp yapmayacağı, yaparsa ölçüsü ve sınırları, Tahran Zirvesi sonuçları ışığında 21 Temmuz günü düzenlenecek Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ayrıntılı ele alınacak.

Siyasi süreç donma noktasında

Astana Süreci’nin en önemli getirilerinden biri BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde Suriye’de siyasi süreci ilerletmek için Anayasa Komitesi’nin kurulması olmuştu.

Ancak aradan geçen onca yıl ve BM liderliğindeki görüşmelere karşın somut bir ilerleme sağlanamadı. Türkiye’nin Astana Süreci ortaklarına yaptığı ve Suriye’ye uygulanan siyasi ve ekonomik yaptırımlar da sonuç vermedi.

Zirvede Suriye yönetimi ile muhalefeti bir araya getiren anayasa yazım sürecinin yeniden ele alınması hedefleniyor, ancak somut sonuç çıkması beklenmiyor.

Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri kopma noktasına gelen Rusya’nın siyasi süreç konusunda yeni talepleri olduğu, bunlar karşılanana kadar Suriye’nin anayasa komitesi toplantısına katılmasını istemediği kaydediliyor.

Bu nedenle bu ay sonunda yapılması öngörülen anayasa komitesi toplantısının 9. tur birleşimi yapılamıyor. Rusya’nın toplantıların Cenevre yerine başka bir yerde yapılmasını istediği, Arap basınının gündeme getirdiği iddialar arasında.

‘Tahıl koridoru’ da gündemde

Tahran’da üçlü Suriye görüşmesi kadar ikili temaslar da önemli olacak. Gözlerin çevrildiği buluşma ise Erdoğan ile Putin arasında olacak. Türk ve Rus liderlerin ikili gündemini ise Ukrayna dosyası dolduracak.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna ve Rusya arasında dengeli bir politika izlediğini açıklayan Türkiye, bunalımın ilk günlerinde tarafları Antalya ve İstanbul’da bir araya getirerek çatışmaların bir an önce durmasını hedeflemişti.

Taraflar arasındaki çatışmaların yoğunlaşması ve Rusya’nın birçok kez sivil hedefleri vurarak yüzlerce kişinin ölmesine yol açması ateşkes çabalarının sona ermesine yol açmıştı.

Türkiye, Mayıs ayı başlarından itibaren küresel bir gıda krizinin engellenmesi için Ukrayna’nın gemilerde ve silolarında bekleyen 25 milyon tona yakın tahılın güvenli yollarla dünya pazarlarına ulaştırılması için taraflar arasında diplomasiye başladı.

Geçen hafta Türkiye ve BM yetkililerinin katılımıyla İstanbul’da yapılan toplantıda Ukrayna ve Rusya askeri yetkilileri uzunca bir süreden sonra ilk kez aynı masa etrafında buluşmuş, tahıl ihracının yapılabilmesi için bazı teknik unsurlarda uzlaşmıştı.

Hem Ankara hem de Moskova’dan yapılan açıklamalar, tahıl koridoruna ilişkin çalışmanın iki lider tarafından Tahran’da ele alınacağını gösteriyor. Savunma Bakanı Hulusi Akar, zirveden bir gün önce yaptığı açıklamada, tarafların bu hafta içinde bir kez daha bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

Erdoğan’ın da Putin’e bu anlaşmanın tamamlanması için gerekli siyasi liderliği göstermesi ve devam eden savaşın küresel gıda krizine yol açmasını önleme çağrısında bulunması bekleniyor.

Putin ile yapılacak görüşmelerde Akar’ın açıkladığı planın geri kalan unsurlarının da çözülmesi durumunda, Rusya ve Ukrayna’nın gıda koridorları oluşturulmasını içeren anlaşmaya imza atabilecekleri kaydediliyor.

Zirve öncesinde bir açıklama yapan AB Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tahıl koridoru konusunda bir anlaşmanın yakın olduğunu kaydetmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Partiler Seçim Hazırlıklarına Başladı

Siyasi partiler, TBMM’nin kapanmasıyla birlikte, 2023 seçimlerine odaklandı. AK Parti yönetimi, 2023 seçimlerine hazırlık kapsamında, sandık başı işlemleri konusunda teşkilata uyarılarda bulundu. Bahçeli ilk kez “sesli video” yayımladı. Kılıçdaroğlu, grup toplantılarını illerde yapacak. Akşener, ikinci Türkiye turunu sürdürecek.

Türkiye Gazetesi’nden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, AK Parti’nin 75’ten fazla ilde gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarında, seçimde görev alacak partililere, sandık başı işlemleri, oy sayımı sırasında yapılacaklar ve oyların tutanağa geçirilmesi sırasında dikkat edilecek konular örneklerle izah edildi.

Toplantılarda, 2018 milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ile 2019’daki yerel yönetimler seçimlerinde bazı sandıklarda yapılan hatalar ve eksiklikler sebebiyle, AK Parti’ye yazılması gereken oyların başka parti ve adaylara yazıldığına yönelik örnekler verildi. Sandık görevlilerinin eğitimi kapsamında “Mesela, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a verilen oylar tutanağa geçirilirken, başka bir adaya yazılmış. Bu tip hataları tek tek tespit ettik. Önemli olan o anda bu yanlışı fark edip düzelttirmek” uyarısı yapıldı. Aynı hataların tekrar etmemesi ve özellikle oylar sayıldıktan sonra tutanağa geçirilmesi aşamasında tüm görevlilerin “Gözünü dört açması’ istendi.

‘Erken seçim olacağını düşünmeyin’

Bazı teşkilat mensupları tarafından bu toplantılarda ‘Erken seçim olup olmayacağı’ da soruldu. AK Parti yöneticileri “Bu toplantıları yapıyoruz diye erken seçim olacağını düşünmeyin. Seçim zamanında yapılacak. Ama biz her an seçime hazır olacağız. Seçimin en önemli aşaması sandıklara sahip çıkmaktır. Sandığa gelen AK Parti seçmeninin oyuna sahip çıkacağız. Tek bir oyun bile başkasına yazılmasın müsaade etmeyeceğiz. Oylar heba olmasın.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun aktardığına göre de, AK Parti seçim çalışmalarının startını İstanbul’dan verecek. Parti yönetimi bu kapsamda, İstanbul’da vatandaşlarla bir araya gelecek.

MHP’den reklam kampanyası

MHP, de seçim çalışmaları için “Çağrım Sana” reklam kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında ülke genelinde bilboardlar hazırlandı. Kampanya kapsamında ise önceki gün gece partinin resmi sosyal medya hesaplarından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seslendirmesiyle bir video yayımlandı. “MHP’nin seçim kampanyalarında ilk kez Bahçeli’nin sesli mesajının yayımlanması” dikkat çekti. Bahçeli, söz konusu videoda seçmene şu sözlerle sesleniyor:

“Çağrım sana, kulak ver… Gel hep birlikte tam bağımsız, güçlü ve büyük Türkiye’yi 2023’e taşıyalım. Dosta ve düşmana Türk milletinin bir ve beraber olduğunda neler yapabileceğini bir kez daha gösterelim. Atatürkçü, demokrat, ülkücü, milliyetçi, mütedeyyin ne dersen de kendini nasıl tanımlarsan tanımla, önce ülkem ve milletim diyorsan, çağrım sana.”

Kılıçdaroğlu, grup toplantılarını illere taşıyacak

Diğer siyasi partilerde de seçim hazırlıkları devam ediyor. Bu kapsamda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’nin kapanmasıyla birlikte partisinin grup toplantılarını illere taşıyacak. Kılıçdaroğlu, her salı bir başka ilde vatandaşlarla birlikte grup toplantısı yapacak. Ayrıca CHP, mitingler de düzenleyecek.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise yaz ayları boyunca haftada üç, dört ile gidecek.

Paylaşın