“KPSS Dosyası Büyüyor, 2018’den Beri Tüm Sınavlara Bakılıyor”

Gazeteci Murat Yetkin, 31 Temmuz’da düzenlenen KPSS’de bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneleriyle aynı çıkması üzerine başlatılan soruşturmaya ilişkin edindiği bilgileri aktardı.

Yetkin, soruşturmanın sadece iptal edilen KPSS ile sınırlı kalmadığını, görevden alınan Halis Aygün’ün ÖSYM başkanı olduğu 2018 yılından itibaren yapılan tüm sınavlara bakıldığını ifade etti.

Yetkin’in yazısında ilgili bölüm şöyle:

“31 Temmuz’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavının (KPSS) iptal edildiği, soru yolsuzluğu iddiaları üzerine görevden alınan Halis Aygün’ün yerine, yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığına atanan Bayram Ali Ersoy tarafından 4 Ağustos’ta açıklandı. Ersoy, 6-7 Ağustos ve 14 Ağustos KPSS sınavlarının da ertelendiğini duyurdu. YetkinReport’a bilgi veren kaynaklar ise sınav sorularının sızdırılmasıyla ilgili soruşturmanın iptal edilen sınavla sınırlı kalmayacağını ve Aygün’ün ÖSYM Başkanlığına atandığı 2018’den itibaren bütün KPSS sınavlarının yanı sıra mercek altına alınmakta olduğunu söyledi. Öncelikle Devlet Denetleme Kurulu (DDK) sorumluluğuna yürütülecek inceleme, gerekirse savcılık soruşturmasına da dönüşebilecek.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, incelemelerin sadece KPSS değil, ÖSYM tarafından yapılan üniversite giriş sınavları (YKS) dahil 2018’den bütün sınavları da kapsaması üzerinde durulduğunu söyledi.”

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

Ekonomik Durgunluk Veya Resesyon Nedir? Bireyleri Nasıl Etkiler?

Dünyanın önde gelen merkez bankaları ardı ardına faizleri artırırken neredeyse tamamı durgunluk uyarısı  yapıyor. Peki ekonomik durgunluk ya da resesyon nedir? Hangi durumlarda resesyona girmiş sayılıyoruz?

En geniş tanımıyla durgunluk ekonomik aktivitede aylar hatta yıllar sürebilen belirgin ve yaygın gerileme,  yükselen işsizlik, azalan perakende satışları ve düşen sanayi üretimi anlamına geliyor.

Resesyon genellikle altı ay veya daha uzun sürdüğü için uzmanlar popüler bir tanım olarak ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının üst üste iki çeyrekte düşmesini kullanıyor. Bu tanım 1974 yılında ekonomist Julius Shiskin tarafından dillendirildi. Sağlıklı bir ekonominin sürekli büyümeye devam edeceğini belirten Shiskin üst üste iki çeyrekte görülen daralmanın aslında altta ciddi problemler yattığını gösterdiğini savundu. Bu açıklama, sonrasında genel kabul gördü.

Ekonomik döngünün bir parçası olarak görülen resesyonun hemen öncesinde yaşanan büyüme döneminde gelişen dengesizliklerin düzelmesini sağlayarak yeni bir büyüme döngüsünün başlamasına zemin hazırladığına inanılıyor.

Gelişmiş ekonomilerde durgunluk bilinen bir durum olmasına rağmen son yıllarda daha az ve daha kısa yaşanmaya başlandı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre 1960 ve 2007 yılları arasında 21 gelişmiş ekonomide 122 defa durgunluk yaşandı ve toplam zamanın yaklaşık yüzde 10’u civarında sürdü.

Resesyonun nedenleri neler?

Bir durgunluğa birden fazla etken sebep olabilir. Bunlar ani bir ekonomik şoktan kontrolden çıkmış enflasyona kadar bir çok neden olabilir ama belli başlıları tek başına olduğu gibi birkaçı birden ekonominin daralmasına sebep olabilir.

Ani ekonomik şok: Ekonomik şok, beklenmeyen ve finansal zarara yol açan gelişmeler için kullanılıyor. Örneğin dünya genelinde bir çok ekonominin kapanmasına yol açan Covid-19 salgını ani ekonomik şokun en yakın örneklerinden biri.

Aşırı borçlanma: Bireyler ve şirketler aşırı borçlandıklarında artık geri ödeme zamanında harcayacak başka paralarının kalmadığı bir noktaya gelebilir. Temerrüde düşen ve iflas eden şirket sayısının artması ekonomiye genel olarak bir darbe vurabilir.

Varlık balonlarının patlaması: Yatırım kararları duygusal olarak alındığında sonuçlar istenildiği gibi gitmeyebilir. Yatırımcılar ekonominin güçlü seyrinin devam edeceği öngörüsü ile hisse senedi veya gayrimenkul alımları yaparak bunların fiyatlarının şişmesine yol açabilir. Patladığında ise panik halinde yapılan satışlar ekonomiyi daralmaya sürükleyebilir.

Aşırı yüksek enflasyon: Enflasyon, fiyatların zamanla yükselme eğiliminde olması anlamına gelir. Normal bir seyirde enflasyon tehlikeli değildir ama aşırı yükselerek kontrolden çıkması ekonomiyi durgunluğa sürükleyebilir.

Aşırı fazla deflasyon: Fiyatların zamanla düşmesi anlamına gelen deflasyon yüksek enflasyondan daha tehlikeli bir durum. Fiyatlar düşünce şirketlerin gelirleri azalır bu da maaşların düşmesine yol açar ve fiyatlar üzerindeki baskı daha da artarak bir kısır döngüye girer.

Tekonolojik ilerleme: Teknolojik gelişme ve yeni icatlar uzun vadede ekonomiyi güçlendiren etkenler. Fakat kısa vadede bu gelişmelere adaptasyon süreci çeşitli sıkıntılara yol açabiliyor. On dokuzuncu yüzyılda sanayi devrimiyle iş gücü ihtiyacının azalması işsizliğin tavan yapmasına yol açmıştı. Günümüzde bazı ekonomistler yapay zeka ve robotların aynı etkiye yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Durgunluk bireyleri nasıl etkiler?

Ekonomik durgunluğun bireyler üzerindeki en doğrudan etkisi istihdam alanında görülüyor. Ekonomik faaliyetin düşmesiyle işten çıkarmaların artmasının yanı sıra yeni iş bulmak da bir hayli zorlaşır. Çalışmaya devam edenler de maaşların veya ikramiyelerin düşmesi ya da zamların ertelenmesi ile karşı karşıya kalabilir.

Hisse senedi, tahvil, gayrimenkul gibi alanlara yatırım yapanlar para kaybedebilir. İşletme sahiplerinin satışları durgunluk sırasında düşebilir ve iflaslar yaşanabilir.

Geri ödemeler azaldığı için bankalar da kredi musluklarını kısabilir.

Resesyon önceden tahmin edilebilir mi?

Ekonomik tahminlerin tamamının bir tahmin olduğu göz önüne alındığında bu soruya kesin olarak evet demek mümkün değil. Örneğin Kovid 19 salgınını kimse öngörememişti.

Buna rağmen zorlu dönemlerin yaklaştığına işaret eden bazı göstergeler bulunuyor. Tüketici güveninde düşüş, borsalarda sert kayıplar, işsizliğin yükselmesi, takibe düşen alacakların artması gibi etkenler yaklaşan bir durgunluğun en büyük işaretçileri olarak gösteriliyor.

Resesyon ve depresyon arasındaki fark nedir?

Resesyon ve depresyona yol açan etkenler genel olarak birbiriyle aynı. Fakat depresyonun etkileri çok daha derin ve daha uzun hissedilir. İşsizlik çok daha fazla artar, gayri safi yurtiçi hasıla daha fazla düşer ve en önemlisi depresyon resesyona göre daha uzun sürer.

Ekonomistler arasında hangi noktadan sonra resesyonun depresyona dönüştüğü konusunda bir fikir birliği oluşmuş değil ama daha yıkıcı olduğu genel kabul gören bir durum.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’tan Siyasilere Çağrı: Mal Varlığınızı Açıklayın

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, partisinin gençlik örgütünün düzenlediği yaz kampı için gittiği Muğla’nın Datça ilçesinde, yazar Feryal Pere’ye yaptığı ziyarette çekilen bir fotoğraf üzerinden “villası olduğu” ve “villada tatil yaptığı” iddialarına sosyal medya hesabından cevap verdi.

Twitter hesabından paylaşımlarda bulunan Baş, “Villam yok. Kendime ait bir evim de yok. 13 yıldır aynı evde kirada oturuyorum. 2013 model bir arabam, kitaplarım ve bilgisayarım dışında malım-mülküm yok” dedi.

Erkan Baş ayrıca başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasi parti liderlerine mal varlıklarını açıklamaları çağrısında bulundu.

Baş, “Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasi parti genel başkanları mal varlıklarını halka açıklamalıdır. Ne kadar kolay olduğunu göstermiş olduğumu umuyorum” ifadelerini kullandı.

“Ben çocuklarıma onurlu bir ad ve yaşam bırakacağım”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın yaptığı açıklamaların tamamı şöyle:

“Yalanın gerçeğin yerine geçmesine izin vermemek için yazmak şart oldu:

Villam yok.

Kendime ait bir evim de yok.

13 yıldır aynı evde kirada oturuyorum.

2013 model bir arabam, kitaplarım ve bilgisayarım dışında malım-mülküm yok.

Bir de çıkarıp göstermek için cep telefonu :))

Ben çocuklarıma onurlu bir ad ve yaşam bırakacağım.

Sosyalistlerle ilgili algı yürüten hırsızlardan geriye kalan tek şey ise utanç olacak.

Çünkü halktan çaldıkları ne varsa hepsini geri alacağız, halka vereceğiz.

Siyaseti zengin olmak için değil halkın insanca yaşaması için yaptığımızı dostlarımız biliyor, düşmanlarımız da…

Yurttaşlarımız da merak ettikleri her şeyi sormak için ne zaman isterlerse ağırlamaktan onur duyarız.

Tüm parti binalarımızın kapıları yurttaşlarımıza her zaman açık.

Bu vesileyle en az iki kez yaptığım çağrıyı bir kez daha tekrarlıyorum:

Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasi parti genel başkanları mal varlıklarını halka açıklamalıdır.

Ne kadar kolay olduğunu göstermiş olduğumu umuyorum.”

Paylaşın

KPSS Sorularında “Şifreleme” İddiası

Kamu Personel Seçme Sınavı’ndaki (KPSS) soruların sızdırıldığı iddialarının ardından başlatılan soruşturma sürerken, sınavla ilgili bir iddia daha ortaya atıldı. Eğitim uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında ‘şifreleme’ yapılarak cevapların sorulara gizlendiğini öne sürdü.

31 Temmuz 2022 tarihinde düzenlenen KPSS’nin ardından bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneme sorularıyla aynı çıkmasının ardından gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ÖSYM Başkanı Halis Aygün’ü görevden alarak yerine Bayram Ali Ersoy’u atadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Emniyet söz konusu yayınevine operasyon düzenledi. ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, 31 Temmuz’da yapılan KPSS oturumlarının iptal edildiğini, 6-7 Ağustos 2022 ve 14 Ağustos 2022’de yapılacak KPSS oturumlarının da ertelendiğini duyurdu.

NTV’de yer alan habere göre; soruşturma devam ederken Eğitim Uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında şifreleme yapıldığını öne sürdü.

‘İlk kelime ile son kelimede yapmışlar’

Gültekin, “Şifrelemeyi ilk kelime ile son kelimede yapmışlar. Soruda cumartesi kelimesi geçiyor. 4. soru da C seçeneği Cumartesi C ile başlıyor. Albert Camu da Camu’yu vurguladığımızda vurguda ilk C seçeneği gelir, Doğru cevap C. Vebayı vurguladığımızda da ilk seçenek hangisi ‘veBa’ B. Doğru yanıt B.” dedi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

Metropoll Araştırma: Millet İttifakı İle Cumhur İttifakı Başa Baş

Metropoll Araştırma şirketinin yaptığı son ankette kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 33,8 en yakın parti CHP’nin oyu yüzde 24,9, İYİ Parti’nin oyu ise yüzde 14,5 oldu. Ankette HDP için yüzde 11,4, MHP için ise yüzde 6,0 oy oranı çıktı.

11-16 Temmuz tarihlerinde toplam 2 bin 91 kişi ile yapılan anket sonucuna göre Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı başa baş gidiyor. Buna göre Cumhur İttifakı yüzde 39,8 Millet İttifakı ise yüzde 39,4 oranında oy alıyor.

Katılımcılara “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz” sorusu yöneltildi ve ‘kararsızım’, ‘protesto oy’ ile ‘cevap yok’ diyenlerin toplam oranı yüzde 16,7 oldu.

Anket sonuçlarında uzun zamandır Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nın oy oranı birbirine oldukça yakın çıkıyor. Bu da HDP oylarının kritik önemde olduğuna işaret ediyor.

MetroPoll Araştırma şirketinin adaylar bazında geçtiğimiz günlerde yaptığı bir diğer ankete göre ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanamıyor.

İkinci tura kaldığı takdirde beş potansiyel adayın da gerisinde kalan Erdoğan’ın oyları ilk turda birinci olsa bile yüzde 40’ın altında görünüyor.

Ankette Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş karşısında ikinci turda kaybettiği görülüyor.

Özellikle Mansur Yavaş’ın Erdoğan’ı 16 puan farkla geçmesi dikkat çekiyor. Erdoğan, diğer dört aday karşısında ise yüzde 42.7’yi aşamıyor.

İkinci turda Erdoğan karşısında beş ihtimalli senaryo

Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş yarışırsa Erdoğan yüzde 37.7, Yavaş yüzde 53.9 alıyor. Bu da 16 puanlık fark demek. Bu yarışta kararsızlar, protestocular ve “Cevabım yok” diyenlerin oranı yüzde 8.4’e iniyor.

Erdoğan ve İmamoğlu yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, İmamoğlu yüzde 48.6 alıyor. Bu sefer kararsızların ve diğerlerinin toplamı yüzde 9.1 oluyor.

Erdoğan ve Akşener yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, Akşener yüzde 46.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı ise yüzde 11.3’e çıkıyor.

En düşük fark Erdoğan-Kılıçdaroğlu yarışında ortaya çıkıyor. Erdoğan yüzde 42.7, Kılıçdaroğlu ise yüzde 45.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı en yüksek seviyesini görerek yüzde 11.9’a ulaşıyor.

Paylaşın

AYM: Kayyum Rektöre “Kayyum Rektör” Demek Suç Olamaz

Mersin Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi İlknur Uyan, Kasım 2017’de Ankara Gar Katliamı’nın protesto eden öğrencilere açılan soruşturmalara tepki göstermek için Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan basın açıklamasına katıldı.

Üniversite yönetimi, basın açıklamasına katılan öğrencilere ‘Kayyum Rektör’ ifadelerinin kullanıldığı basın açıklaması nedeniyle ‘şeref ve haysiyeti zedeleyici ifadeler kullanıldığı’ gerekçesiyle soruşturma açtı. Uyan’a da 1 ay okuldan uzaklaştırma ve disiplin cezası verdi.

Uyan kendisine verilen ceza üzerine Şubat 2018’de ‘idari işlemin durdurulması’ talebiyle İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Yerel mahkeme itirazı kabul etmedi

Uyan başvuru dilekçesinde basın açıklamasının kampüs dışında yapıldığını belirtti. Basın açıklamasının hazırlanmasında ve okunmasında bir dahli olmadığını söyleyen Uyan disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Ancak Mersin 2. İdari Mahkemesi Uyan’ın talebini reddedildi. “Hukuka aykırılık yoktur” dedi.

Uyan bunun üzerine dosyayı istinaf başvurusu yaptı. Ancak Konya Bölge İdare Mahkemesi istinaf talebini kabul etmedi.

AYM, tazminat verdi

Uyan karar sonrası AYM’ye gitti. Kararı inceleyen AYM, Uyan’ın eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Eğitim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması isteyen AYM dosyayı yeniden yargılama yapılması için Mersin 2. İdare Mahkemesi’ne gönderdi.

AYM ayrıca İlknur Uyan’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. AYM kararında ifade özgürlüğüne vurgu yaptı ve şöyle dedi:

“Rektörlük ceza yerine yalanlayabilirdi”

Özgür düşüncenin ve eleştirel aklın beşiği olarak görülen üniversitelerde farklı düşüncelere sahip üniversite öğrencilerine daha fazla hoşgörü gösterilmesi gerekmektedir. Söz konusu görüş ve fikirler tartışmalı olsa veya rağbet görmese dahi ifade özgürlüğünün sıkı korumasından yararlanmalıdır.

Başvuruya konu basın açıklamasında dile getirilen düşüncelere müdahale edilmesi, bu tür düşünceleri destekleyenlerin şu veya bu sebeplerle cezalandırılması özgür tartışma ortamında ulaşılmasını ve dolayısıyla çoğulculuğun sağlanmasını imkânsız hâle getirir.

İkinci olarak kamu otoritelerinin kabul edilebilir eleştiri sınırlarının özel bireylere nazaran çok daha geniş olduğu unutulmamalıdır. Başvurucunun katıldığı basın açıklaması, kamuoyunun üniversite idaresinin politikalarına karşı denetiminin bir parçası olarak kabul edilmelidir.

Üçüncü olarak kamu otoriteleri kendilerine yönelik eleştirilere farklı araçlarla cevap ve tepki verme imkânına sahiptir. Nitekim üniversite idaresi bahse konu basın açıklamasında ileri sürülen iddiaları yalanlayabilir, kamuoyunu yanlış olduğunu düşündüğü açıklamalara karşı doğru olarak bilgilendirebilir ve bir kısım isnada delilleri ile karşı çıkabilirdi.

“Yerel mahkeme doğru değerlendirme yapmadı”

Bu imkânlarının varlığı nedeniyle rektör ve üniversite idaresi, haksız olduğunu düşündükleri sözel saldırılar karşısında -şiddete teşvik içermedikçe- somut olayda olduğu gibi disiplin soruşturmasına veya ceza soruşturma ve kovuşturmasına başvurma hususunda kendilerini sınırlandırmalıdır.

Dördüncü olarak ise basın açıklamasındaki bazı ifadeler üniversite yönetimi tarafından sert ve incitici olarak nitelendirilse bile ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir.

Başvuruya konu basın açıklamasında rektörün hükûmete biat ettiği, akademisyenlerin çoğunluğunca seçilen değil iktidar tarafından atanan kayyım bir rektör olduğu şeklindeki ifadeler rektör açısından rahatsız edici ve kışkırtıcı bulunsa bile ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir.

Kamusal makamların şerefi veya saygınlığı gibi sebeplerle öğrencilerin varsayımsal değerlendirmeler üzerinden eğitim kurumunun düzenini bozma disiplin cezası ile cezalandırılması ve eğitim haklarının sınırlandırılması anayasal olarak mümkün değildir.

Sonuç olarak başvurucu, ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle okuldan uzaklaştırma disiplin cezası ile cezalandırılmış ve eğitim hakkından yararlanamamıştır. Açıktır ki derece mahkemeleri başvuruya konu ifadelerin kullanılma nedenini, içeriğini, hangi ifadelerin kurum düzenine ne şekilde tesir ettiğini, başvurucunun almakta olduğu eğitimin seviyesini ve basın açıklamasının yapıldığı mecrayı değerlendirmemiştir.

Bu kapsamda mahkemelerin ileri sürdüğü gerekçeler, başvurucunun eğitim hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP’li Sancar: Kılıçdaroğlu’nun Roboski Ziyareti Değerli

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Roboski ziyareti için “Değerli ama temeldeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebi bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,  TELE1’de katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleriyle görüşmesine değinen Sancar, Kemal Bey’in oraya gitmesi olumlu bir harekettir. Doğrudan doğruya bu kadar ağır bir katliamın mağdurlarıyla bir araya gelmesi değerlidir. Adalet talebini ailelerden duyması ve bende adaletin gerçekleşmesi için uğraşacağım’ diye taahhüt de bulunması önemlidir. Ancak burada adalet nerede ve nasıl sağlanır? Roboski’de 33 kişi bombalar katledildi ve kimse cezalandırılmadı. Bunun temelindeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebimiz bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

“Muhalefet daha somut konuşsun”

Muhalafetin yeni bir barış süreci için atılacak adımlar konusunda daha somut konuşması gerektiğini belirten Sancar şunları kaydetti:

Çözüm sürecini bir barış ve toplumsal dönüşüm süreci olarak düşünmek gerekiyor. Silahların susması meselesi doğrudan doğruya örgütle konuşulması gereken bir meseledir. O zaman bunun İmralı’da yürütülmesi herhangi bir yanlışlık içermiyor ama hem HDP’nin hem Öcalan ‘Dar kalmamalı’ diyordu. Yani büyük bir toplumsal bir mutabakatı hedeflemeden böyle ağır sorunları çözmek mümkün olmuyor. Tekrar iyi bir yöntem ve iyi bir mimarlık bir barış süreci inşa edebilirsek bu toplumdan destek alır.

AKP ile kapalı devre bir sürecin başarı şansı olmayacağını defalarca söyledik. Yeni bir barış sürecini tabandan nasıl kurabiliriz buna bakmalıyız. Muhalefet de bunu nasıl yapabileceği üzerinde daha somut konuşsun. Bu iş şuan ki iktidarla çözülecekmişiz darlığından çıkarılmalı. Toplumsal, siyasal geniş bir mutabakat hedeflenerek geleceğe dair bir vaatte bulunmalıyız.

Çözüm sürecinin güvencesini sağlamak için kanun çıkarılması neredeyse 1.5, 2 yıl sürdü. 2014’te esnek bir kanun çıkarıldı. Siz bu güvenceyi hemen çıkaracaktınız. Dolayısıyla o süreçte görev aldı diye yargılanan arkadaşlarımız var. Bu süreçler biraz böyledir pedal çevirmek zorundasınız. Pedalı bırakırsanız bisiklet devrilir. İlk krizde ‘Masadan kalkıyorum’ deme hakkınız yok.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Roboskili Ailelere: Adaleti Sağlayacağız

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında Roboskili Ailelerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında daha önce de 28 Şubat mağdurları ve Şenyaşar Ailesi’yle bir araya gelmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Helalleşme Buluşması” kapsamında, Roboskili Ailelerle bir araya gelmek için Şırnak’a gitti.

Kılıçdaroğlu’na eşi Selvi Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak ve Uludere Alt Komisyonu’nda çalışmalarına devam eden CHP Ankara Milletvekili Levent Gök eşlik etti.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Şerafettin Elçi Havaalanı’nda karşılanan Kılıçdaroğlu, Roboski’ye geçti. Yol boyunca askeri zırhlı araçlar ve askerler yoğun güvenlik önlemi aldı.

“Anneler bizden adalet istiyorlar”

Buluşmada Roboskili Aileler adına konuşan Zeki Encü, “Buraya gelmeniz bizi mutlu etti. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmez. 11 yıldır adalet arıyoruz. İktidara geldiğinizde bu sorunu çözmenizi istiyoruz,” dedi.

Ailelerin konuşmalarından sonra açıklama yapan Kılıçdaroğlu “Eğer ülkeye adalet gelecekse bu acının dindirilmesi lazım, olayın aydınlatılması lazım,” dedi. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Ölenler geri gelmeyecek. Ben bunun farkındayım, hepimiz farkındayız. Ama bir şekilde annelerin acılarını dindirilmesi lazım. Anneler hâlâ evlat acısıyla yaşıyorlar ve bizden adalet istiyorlar. Biz bu adaleti sağlayacağız. Olay aydınlatıldıktan sonra ancak helalleşme olabilir. Eğer adaleti sağlarsanız o zaman toplumda kucaklaşmayı, huzuru, barışı sağlamış oluruz.”

“Söz vermekle kalmayın”

Buluşmada söz alan Roboskili Barış Encü ise katliamın hâlâ aydınlatılmadığına ve adaletin tesis edilmediğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Ben Vedat Encü’nün kardeşiyim. Ailelerin hepsi mağdur. Bize yaşama hakkı vermiyorlar. Ben 2018’de bu olay nedeniyle cezaevine girdim ve 3 yıl 8 ay ceza aldım. Dört ay önce cezaevinden çıktım. Çıktıktan sonra Uludere Kaymakamlığı’ndan yardım istedim. Ama bana dedikleri şey, ‘Git tazminatını al, memur ol, kurtul’ oldu. Adalet gelmeden ben nasıl tazminatı alırım?

“Sizden isteğim ve talebim sadece söz vermekle kalmayın. Herkes buraya geldi söz verdi; ama görüyorsunuz annelerin gözü hâlâ yaşlı. Her akşam annem gidiyor yatağa bakıyor, oğlu yok. Türkiye’nin adaleti Roboski’den geçer. Roboski çözülmeden Türkiye’de adalet, kardeşlik olmaz. Kimse bize boş hikâye anlatmasın. Hepimiz neyin gerçek, neyin yalan olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Sadece adalet istiyoruz.”

Açıklamadan sonra Kılıçdaroğlu, heyetle birlikte köyden ayrıldı.

 

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan İktidara Sert Sözler

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından “Enflasyonun sebebi Ukrayna-Rusya savaşı falan değil, sizsiniz” başlıklı video paylaşarak iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

Haber Merkezi / “Yüksek enflasyona gerekçe olarak Ukrayna- Rusya savaşının gösterilmesine tepki gösteren Ali Babacan, “Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız” dedi.

Babacan, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna- Rusya savaşı varmış. Onun için enflasyon yükseliyormuş. Ya kardeşim, Ukrayna- Rusya savaşın içinde, onlarda bile bizim kadar enflasyon yok. Bu saçmalığa bir cevap vermemiz gerekiyor. Kimse kusura bakmasın.

Yıl 2002. Bu arkadaşınız ekonominin başına geçti değil mi? 2003’te Amerika, Irak’a savaş açtı. Irak’ın tamamını işgal etti. 2003’te biz ne yaptık? Yüzde 29 olan enflasyonu indirdik yüzde 18’e.

Yıl 2004. Irak savaşı daha devam ediyor. 2004’te terör eylemleri olmaya başladı. Her yerde terör yoğunlaştı. Aynı 2004’te biz ne yaptık? 29’dan 18’e indirdiğimiz enflasyonu 9’a indirdik. Bahane bulduk mu? Şurada savaş var, burada savaş var dedik mi? Şurada terör var, burada terör var dedik mi? Demedik. Enflasyonu tek haneye indirdik, paradan da altı sıfırı attık.

Gelelim 2011’e. Komşumuz Suriye’de iç savaş patladı. 2011’de enflasyon kaç? Yüzde 4,9. Gelelim 2014’e. Rusya, Kırım’ı ilhak etti. Enflasyon kaç? Yüzde 8. IŞİD, Musul’u ele geçirdiğinde, Haziran 2014’te enflasyon Türkiye’de yüzde 9’du.

Demek ki neymiş? Sen ekonomiyi doğru düzgün yönettiğinde savaş olsa dahi, terör olsa dahi enflasyon artmıyormuş bu ülkede. Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız.”

Paylaşın

2022 KPSS Sınavı İptal Edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yeni başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurdu ve sınava katılanlardan özür diledi.

Haber Merkezi / Ali Ersoy, “Ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkları açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşıp, tedbirleri alarak ÖSYM’nin milletin kalbindeki yerini güçlendirmekte kararlıyız. Hiç arzu etmediğimiz şekilde iptal ve ertelemelere sebebiyet veren bu talihsiz süreçten dolayı tüm adaylardan özür diliyoruz” diye konuştu.

Yeni KPSS takviminin 17 Eylül’de başlayacağını açıklayan Ersoy, sınavı iptal edilen KPSS adaylarından yeni sınav için herhangi bir ilave ücret talep edilmeyeceğini söyledi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın