İmamoğlu: Bu Seçimi İlk Turda Kazanacağız, İkinci Tur Yok

Tokat’ta halka seslenen İBB Başkanı İmamoğlu, “Hilelere başvurdular, seçimi elimizden almaya kalktılar. Onları yuhalamayın. Onlar iyi bir demokrasi tokadı yediler, hâlâ kendilerine gelemediler. Oraya vekaleten atanan kişi gelecek diye ta Beylikdüzü’nden astığım portreyi kaldırdılar. O portrede Mustafa Kemal Atatürk köylü ile konuşuyor. O köylü Tokatlı Turhallı” dedi.

Haber Merkezi / İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Bu seçimi ilk turda kazanacağız. İkinci tur yok. Milletçe sevdiğimiz bir söz var: Bugünün işini yarına bırakmayacaksın. Millet İttifakı olarak sandıklarda oy patlaması yapacağız. İstanbul’da nasıl hep birlikte sandığa koştuk, sandığa sahip çıktık. Türkiye’de de aynısını yapacağız. Milletçe kazanacağız. 86 milyon insan kazanacak” ifadelerini kullandı.

İBB Başkanı İmamoğlu, konuşmasını, “Ben Mustafa Kemal Atatürk’ten ilham aldım. Milletimin gözüne onun gibi bakıyorum. Memleketimin hiçbir insanı yoklukla sınanmasın. Hiçbir evladımız yatağa aç girmesin. Ramazan ayında dua ederiz. Ramazana layık olmaya gayret ederiz” sözleriyle devam ettirdi.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Merzifon ve Amasya’nın ardından Tokat’a gitti. Tokat’ta halka seslenen İmamoğlu’nun açıklamasından satır başları şöyle:

“Hilelere başvurdular, seçimi elimizden almaya kalktılar. Onları yuhalamayın. Onlar iyi bir demokrasi tokadı yediler, hala kendilerine gelemediler.

Oraya vekaleten atanan kişi gelecek diye ta Beylikdüzü’nden astığım portreyi kaldırdılar. O portrede Mustafa Kemal Atatürk köylü ile konuşuyor. O köylü Tokat’lı Turhallı. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ten ilham aldım. Milletimin gözüne onun gibi bakıyorum.

Memleketimin hiçbir insanı yoklukla sınanmasın. Hiçbir evladımız yatağa aç girmesin. Ramazan ayında dua ederiz. Ramazan’a layık olmaya gayret ederiz. Tokat tarım şehri. Tokat Türkiye’nin en fazla göç veren şehirlerinden. Tokat bunu hak etmiyor. Hep birlikte çiftçimizi var edeceğiz.

Halkçı, demokrat, çiftçisini düşünen Millet İttifakı geliyor. 100 bin öğretmen atamasını göreve geldiğimizde hemen yapacağız. Şehirlerimizde ayrım yapmayacağız. Memleketten partizanlığı kaldıracağız.

14 Mayıs’ta biz hanımefendilere anneler günü hediyesi vermeye geliyoruz. Sevgili gençler bu ülkede emek, liyakat zinciri maalesef yerinden kopmuştur. O partiye üye olmamışsa işe girebilir mi o gençler? Biz bu düzeni ortadan kaldıracağız.

Bu ülkenin gençleri hayallerini bu ülkede, Tokat’ta, Zile’de, Erbaa’da kuracak. Gençleri özgür bırakmalısınız. Gençleri üretime davet etmek için onları iyi meslek sahibi yapacak fırsatlar vermelisiniz. Biz gençlerimizin yüzünü güldürecek, mutlu, umutlu edecek bir dönemi getiriyoruz.

Hak, hukuk, adaletin bütün zincirlerini kıran anlayışa karşı diyoruz ki: Güçlü bir demokrasi getireceğiz, halkımızla birlikte konuşacağız, halkımızla birlikte üreteceğiz, ülkenin zenginliğini 86 milyon insanla paylaşacağız. Bunların dönemi bir avuç insanla paylaşma dönemi.

‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ demişti. ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ demişti. Son zamanlarda ilk kez doğruyu gördü. Bu seçimi kazanacağız. Bu seçimi ilk turda kazanacağız. İkinci tur yok. Milletçe sevdiğimiz bir söz var: Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.

‘Oy patlaması yapacağız’

Millet İttifakı olarak sandıklarda oy patlaması yapacağız. İstanbul’da nasıl hep birlikte sandığa koştuk, sandığa sahip çıktık. Türkiye’de de aynısını yapacağız. Milletçe kazanacağız. 86 milyon insan kazanacak. Bunların kazanma dönemi bitti. Kazananlar kulübü değişti. Bir avuç insanın kazanma kulübü vardı. Şimdi 86 milyonun kazanma vakti geldi.

Tokat’la ilgili bir söz vardı: Sen sırtını Tokatlıya yasla başka bir şey düşünme. Tokatlılar sözünün eri, vatansever insanlardır. Doğru karar vereceğiz, asla bölünmeyeceğiz, ayrışmayacağız. Hedefimiz tek; bugünün işini yarına bırakmayacağız.

15 Mayıs sabahı çok önemli. Size söz veriyorum; 15 Mayıs sabahı kalktığınızda hava size başka güzel gelecek, yüzünüz gülecek, artık televizyonlarda saat başı konuşan yüzü asık bir insan görmeyeceksiniz. 15 Mayıs sabahı itibariyle her gün vatanı ve milleti için çok çalışan bir heyeti göreceksiniz.”

Paylaşın

Kapatma Davası: AYM, HDP’nin Sözlü Savunma Yapmama Kararını Ele Alacak

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, HDP’nin kapatılması istemiyle hazırlanan iddianamenin 21 Haziran 2021’de kabul edilmesiyle başlayan yargılama sürecinde, Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemli davada, partinin sözlü savunma yapmama kararını yarın ele alacak.

Genel Kurul, partinin sözlü savunmadan feragat ettiğine karar verirse, dosya esas hakkındaki raporunu hazırlaması için Anayasa Mahkemesi raportörüne verilecek.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek ve kapatma istemi esastan görüşülmeye başlanacak.

Yüksek Mahkeme Heyetinin, karar verene kadar aralıksız her gün bir araya gelerek ve çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor. Raportörünün raporunun, Anayasa Mahkemesi heyetini bağlayıcılığı bulunmuyor.

Türkiye 14 Mayıs seçimlerine giderken HDP hakkında açılan kapatma davasındaki takvim işliyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM) kapatma davasında HDP’nin “sözlü savunmasını” dinlemek üzere 11 Nisan Salı günü toplanacak.

11 Nisan’da HDP’nin sözlü savunma yapması öngörülüyordu. Ancak HDP 6 Nisan’da yaptığı açıklamada, seçim yoğunluğunu gerekçe göstererek sözlü savunma yapmayacağını bildirdi.

Açıklamada, bunun gerekçesi olarak “siyasi çalışmaların yarattığı yoğunluk” gösterildi. “Serbest ve adil seçimlere müdahale anlamına gelen AYM’nin bu tutumuna karşı partimiz 11 Nisan’da sözlü savunma vermeyecektir” denildi.

Peki şimdi AYM ne yapabilir?

11 Nisan’da toplanacak olan Anayasa Mahkemesi normal bir ceza yargılaması gibi HDP’nin savunma yapmama kararını “susma hakkını” kullanma olarak değerlendirebilecek. Bu durumda dosya, esas hakkındaki raporunu hazırlaması için AYM raportörüne gönderilecek. Mahkeme, bunu yapmayarak HDP’ye savunma yapması için son kez ihtarda bulunup süre de verebilir.

Eğer dosya raportöre giderse, yaklaşık bir aylık sürede bu raporun hazırlanması bekleniyor. Bu işlemin ardından hazırlanacak rapor üyelere dağıtılacak. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın belirleyeceği bir günde de kapatma davası esastan görüşülecek. Bu görüşme tarihinin seçim öncesinde veya sonrasında olup olmayacağına ise heyet karar verecek.

Kapatma kararı için 15 üyenin 10’unun oyu gerekiyor. Ancak bugüne kadar AYM’de HDP aleyhinde alınan kararlarda 10 kişinin bulunmaması, kapatma kararının kolay çıkmayacağı yorumlarına neden oldu.

Siyasi yasak istenen isimler yeniden aday

Bu arada HDP de 14 Mayıs seçimlerine ilişkin milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim etti. Yeşil Sol Parti adı altında seçimlere girecek HDP’nin adayları arasında, kapatma davası kapsamında hakkında siyasi yasak istenen en az 17 isim de yer aldı: Pervin Buldan, Mithat Sancar, Sezai Temelli, Mehmet Rüştü Tiryaki, Saliha Aydeniz, Ömer Öcalan, Habip Eksik, Berdan Öztürk, Dilşat Canbaz Kaya, Muazzez Orhan ışık, Necdet İpekyüz, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Murat Sarısaç, Saruhan Oluç, Meral Danış Beştaş, Gülüstan Koçyiğit Kılıç, Sırrı Süreyya Önder.

Kapatma kararında bağımsız vekil olabilirler

Bir dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda Siyasi Partiler Masası’nda savcı olarak görev yapan emekli yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu, kapatma kararı çıkması durumunda siyasi yasak kararı verilen bu isimlerin partileriyle ilişiğinin kesileceğini kaydetti. Bu vekillerin bağımsız milletvekili olacağını belirten Eminağaoğlu, “Ayrıca haklarında yürütülen terör soruşturmaları yönünden de dokunulmazlıkları olmayacak ve soruşturmaları veya davaları devam edecek” değerlendirmesini yaptı.

Peki, HDP kapatma davasında süreç nasıl başladı, parti neyle suçlanıyor, hangi isimlere siyaset yasağı isteniyor?

DW Türkçe’den Alican Uludağ, HDP kapatma davasına mercek tuttu.

Bahçeli konuştu, başsavcılık harekete geçti

HDP hakkında açılan kapatma davasında süreç, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrılarla başladı. 11 Aralık 2020 ve 11 Ocak 2021’de iki çağrıda bulunan Bahçeli, 16 Şubat 2021’de de “Bahçeli, “HDP’yle hesaplaşmadan ‘PKK’yı bitirdik, yok ettik, mahvettik.’ diyemeyiz. Bu itibarla HDP’nin kapatılması elzemdir, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inanıyorum ki gereğini yapacaktır” şeklinde ifadelerini sürdürdü. 2 Mart 2021’de de konuşan Bahçeli, HDP’nin “kapatılmasının acil bir gereklilik olduğunu” söylerken “Başka bir isimle tekrardan faaliyette bulunmasına izin verilmemelidir” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 Mart 2021’de HDP hakkında inceleme başlatarak, Ankara Başsavcılığı’ndan HDP’li üst düzey yöneticilerin de arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani İddianamesi ile HDP’liler hakkında düzenlenen fezlekelerin birer örneğini istedi.

Başsavcı 4’üncü sıradan seçilmişti

Bu işlemleri yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 4 Haziran 2020 tarihinde bu görev atanmıştı. Şahin, Yargıtay Genel Kurulu’nda yapılan seçimlerde en fazla oy alan 5 kişi arasında 4’üncü sırada yer almıştı.

İlk iddianame iade edildi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı kısa sürede tamamlayarak 17 Mart 2021’de HDP’nin kapatılması talebiyle iddianame hazırlayarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. İddianamede, HDP’nin temelli kapatılmasının yanı sıra Hazine yardımına el konulması istendi. Ayrıca partinin Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile tutuklu eski yöneticileri Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın arasında bulunduğu 687 HDP’li hakkında siyasi yasak istendi.

Ancak Anayasa Mahkemesi, 31 Mart 2021’de iddianamenin Yargıtay Başsavcılığı’na iade edilmesine karar verdi. AYM’nin iade gerekçesinde, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne” aykırı olduğu ileri sürülen, ancak soruşturma ve kovuşturma konusu olması dışında bir gerekçeye yer verilmeyen eylemler ile partinin bu eylemlerin odağı haline gelmesi arasındaki ilişkinin kurulmadığı belirtildi.

451 kişiye siyasi yasak istendi

Yargıtay Başsavcısı Şahin, eksikleri tamamlayarak 7 Haziran 2021’de iddianameyi bir kez daha AYM’ye gönderdi. 843 sayfalık iddianamede, 451 HDP’li hakkında 5 yıl süreyle siyasi yasak istendi.

İddianamede, partinin “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” savunuldu.

İmralı görüşmeleri de delil

Yargıtay Başsavcısı’nın kapatma davasına delil olarak gösterdiği olaylar arasında “Kobani” ile “Hendek” olayları, Diyarbakır Anneleri’nin eylemleri yer aldı. 2013 yılında çözüm süreci kapsamında İmralı Adası’na giden Pervin Buldan, Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken’in Abdullah Öcalan ile yaptığı konuşma içerikleri de iddianamede suçlama konusu yapıldı. İddianamede, şöyle denildi:

“Davalı Partinin silahlı terör örgütü PKK/KCK/PYD ile süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylemleri itibariyle organik bir bağ içinde bulunduğunun anlaşıldığı, silahlı terör örgütü ile aynı saikle gerçekleştirdiği eylemler itibariyle yakın ve açık tehlike halinin var olduğu, bu bağlamda kapatma yaptırımının demokratik toplum gereklerine uygun olduğu, orantılılık koşuluna haiz bulunduğu değerlendirilmiştir.”

Kapatma davası 21 Haziran 2021’de başladı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 21 Haziran 2021’de iddianameyi kabul etti ve resmen kapatma davası açılmış oldu. HDP’nin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına bloke konulması yönündeki tedbir talebinin bu aşamada reddine hükmedildi. İddianame, 9 Temmuz’da HDP’ye 70 ek klasör ve flaş bellekler içinde resmi olarak gönderildi.

HDP, davaya ilişkin 173 sayfalık ön savunmasını 5 Kasım 2021’de AYM’ye sundu. 29 Kasım 2021’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, davaya ilişkin esas hakkındaki mütalaasını Anayasa Mahkemesi’ne verdi. Partinin kapatılmasında ısrarcı olan başsavcılık, davalı partinin ön savunmasında belirtilen itiraz ve taleplerin reddini istedi.

20 Ocak 2022’ye gelindiğinde mahkeme, başsavcılığın mütalaasını göndererek, buna karşı savunma yapmasını istedi. Ayrıca, İrfan Fidan’a yönelik reddi-hakim talebi de kabul edilmedi. HDP, 19 Nisan 2022’de davaya ilişkin yazılı savunmasını AYM’ye verdi. Savunmada, başsavcının iddialarına tek tek yanıtlar verilirken, davanın “HDP’yi demokratik siyasetin dışına itme operasyonu” olduğu iddia edildi.

Semra Güzel’in davası da dosyaya girdi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 12 Nisan 2022’de ise “ek deliller” içeren bir dosyayı AYM’ye verdi. Bu ek deliller arasında “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla eski HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın davası ve öldürülen bir PKK üyesiyle fotoğrafları ortaya çıkan, bu nedenle dokunulmazlığı kaldırılan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dosyası yer aldı.

Hazine hesaplarına bloke konuldu

Seçimlerin yapılacağı 2023 yılına girilmesiyle birlikte ise davada hareketlilik yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, AYM’ye başvurarak “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle HDP’nin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istedi. AYM, 5 Ocak 2023’te toplanarak 7’ye karşılık 8 oyla HDP’nin buna ilişkin savunması alınıncaya kadar hesaplarına bloke konulmasına karar verdi.

Başsavcı Bekir Şahin, 10 Ocak’ta ise bu kez AYM üyelerinin önünde HDP kapatma davasına ilişkin sözlü beyanda bulundu. 45 dakikalık sözlü beyanda bulunan Şahin, çıkışta gazetecilere “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini delillerle ortaya koyduğumuzu bildirdik” dedi.

Bloke kararı kaldırıldı, dava seçim sonrasına bırakılmadı

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatma davasının görüşülmesinin seçim sonrasına bırakılması talebini ise 26 Ocak’ta reddetti. Anayasa Mahkemesi, 9 Mart’ta ise sürpriz bir karar alarak HDP’nin Hazine hesaplarına konulan blokenin kaldırılmasına karar verdi. Karar, 7’ye karşılık 8 oyla alındı. Kararda, daha önce bloke kararının altında imzası bulunan üye Rıdvan Güleç’in görüşünü değiştirmesi etkili oldu. Ayrıca HDP’nin 14 Mart’ta yapacağı sözlü savunma ise Kahramanmaraş depremleri gerekçe gösterilerek 11 Nisan’a ertelendi. HDP’nin sözlü savunma yapmayacağını bildirmesinin ardından AYM’nin vereceği karar bekleniyor.

Paylaşın

İmamoğlu: Sorunların Hepsini Sen Yarattın Nasıl Çözeceksin?

Amasya’nın Merzifon ilçesinde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin?” dedi ve ekledi:

“İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır. Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Amasya’nın Merzifon ilçesinde Halk Buluşması programına katıldı. İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Zaman hızla akıyor önümüzde çok az zaman var, çok az zamanda çok büyük işler başarmak zorundayız. Memleketimiz, milletimiz için başarmak zorundayız. 86 milyon insanımız için başaracağız. Türkiye’de siyasete ahlak, dinamizm gelsin; siyasetten bencillik, kibir gitsin, partizanlık devletimizin bütün kurumlarından uzaklaşsın diye yola çıktık. Millet İttifakı, aynı şu meydanda olduğu gibi herkesi kapsayacak. Biz herkesin elin sıkmaya geliyoruz, herkesle konuşacağız; ‘benden değilsen yoksun’ asla demeyeceğiz, ‘derdin ne’ diyeceğiz.

Memleketimizi yöneten akıl, şahıslar, cumhurbaşkanı İstanbul’a gelip İstanbul Belediye Başkanı’na laf atmaz. Gerek yok, milletin oyu ile seçilmiş bir kişi cumhurbaşkanı olduktan sonra 86 milyonun cumhurbaşkanı olmalı. Her şehre gittiğinde çözüm aramalı. Neymiş ‘çivi bile çakmamış’ diyor bana; bak bak bak… Ben de diyorum ki bir gün beni davet et anlatayım.

Sorun yok anlatırım ama bir gün bile yetmez hizmetlerimi anlatmaya. Sorun şurada; 25 yıl yönettiler doğru, özellikle son 15 yılında çok sıkıntılı işler yaptılar İstanbul’da. 25 yıl yöneten anlayış şöyle bir psikolojiye bürünmüş; biz seçimi kazanınca zannettiler ki malını mülkünü aldık. İstanbul’u kendi malı mülkü zanneden bir yönetici grubu var. İstanbul bizim malımız mülkümüz değil 16 milyon insanın. Bu akıldan vazgeçmedikleri sürece bunlardan bize fayda yok. 14 Mayıs’ta 86 milyon insan onlara güle güle, bay bay diyecek, hadi evinize dinlenmeye…

“Memleketi ekonomik olarak çökerttiler”

86 milyon insanımızla bu ülkenin sahibi olduğunu hissettirdiği bir dönemi başlatacağız. Gençler iyi ki varsınız o kadar güveniyorum ki size. Bu memlekette çaba, emek gösteren, çalışan herkes, ‘hakkımı alacağım’ duygusunu her gence vereceğiz. O zaman hiçbir gencimiz hayallerinden, memleketinden vazgeçmeyecek. Sevgili hanımefendiler, doya doya çocuklarınıza, evinizdeki insanlarınıza bayramlık hediyelerinizi alabilecek durumda mısınız?

Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin? İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır.

Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum. Bütün ekonomik sorunlarınızı çözecek büyük bir kadroya dönüştü 6 siyasi partilerin liderleri, ekipleri.

Esas kadromuz hepinizin evlatları, şu enerjisi yüksek, kalbi temiz gençlerimiz. Gençlerimizi biz oy deposu olarak görmüyoruz. Ben onlardan çok besleniyorum. Gençler bana ne diyor biliyor musunuz? ‘Başkanım adalet istiyoruz…’ Gençler, bana adil ol gerisini ben hallederim, diyor. Bölünmeyeceğiz, birliğini gücünü milletçe milletimize göstereceğiz. 14 Mayıs’a az kaldı.

Bu işi hep birlikte başaracağız, herkesin gönlünü kazanacağız, konuşacağız, derdini dinleyeceğiz vatandaşımızın. Bu memleketin kurtuluşa bir araya gelmeye ekonomide, eğitimde, sağlıkta iyileşmeye, adalete, gençlerin geleceğe umutla bakmaya ihtiyacı var.

Fırça atar gibi konuşan siyasetçilerden bıktık deyin, suratı asık değil yüzü güleç insanlar istiyoruz deyin. Milleti işaretle bile bölen değil birleştiren, bu sürece ihtiyacımız var diye yola çıktık, bunları anlatın. Hazırız biz, bu milleti ayağa kaldıracağız hep beraber. Kimsenin kalbini kırmayacağız. Biz bu seçimi sadece bize oy verenler için değil bütün bir millet için kazanacağız. 15 Mayıs’ta her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

“Şirketler, Pandemiyi ve Ukrayna’daki Savaşı ‘Vurgun’ İçin Kullandı”

Ekonomist Albert Edwards, şirketlerin pandemiyi ve Ukrayna’daki savaşı kendi kârlarını artırmak için kullandığına dikkat çekerek, “ABD’de son açıklanan kâr verileri, kapitalist sistemin olması gerektiği gibi işlediğine dair azalan güvenime büyük bir darbe daha vurdu. Şirketler önce pandemiyi, ardından da Ukrayna’daki savaşı ‘vurgun yapmak’ için kullandı” dedi.

Albert Edwards, dünya çapında yaşanan ekonomik sıkıntılara ve bununla bağlı toplumsal olaylara da işaret ederek, özellikle şirketlerin “enflasyon fırsatçılığıyla” karlarını yükseltmesinin, uzun vadede kamu düzenine de zarar vereceğini belirtti.

Fransa’nın en köklü bankalarından Societe Generale’den ekonomist Albert Edwards, kapitalizmin sonunun gelmiş olabileceğini söyledi.

Bankanın küresel stratejisti Edwards, haftalık yayımladığı piyasa analizinin 4 Nisan’daki sayısında şu ifadeleri kullandı: 40 yılı aşkın süre finans sektöründe çalıştıktan sonra artık beni şaşırtabilecek pek bir şey kalmadığını düşünmüştüm. Ancak bu ekonomik döngüde daha önce görülmemiş düzeydeki kurumsal açgözlülüğü hayret verici buluyorum.

Edwards, şirketlerin pandemiyi ve Rusya – Ukrayna savaşını kendi kârlarını artırmak için kullandığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: ABD’de son açıklanan kâr verileri, kapitalist sistemin olması gerektiği gibi işlediğine dair azalan güvenime büyük bir darbe daha vurdu. Şirketler önce pandemiyi, ardından da Ukrayna’daki savaşı ‘vurgun yapmak’ için kullandı.

Deneyimli ekonomist, dünya çapında yaşanan ekonomik sıkıntılara ve bununla bağlı toplumsal olaylara da işaret ederek, özellikle şirketlerin “enflasyon fırsatçılığıyla” karlarını yükseltmesinin, uzun vadede kamu düzenine de zarar vereceğini belirtti.

Edwards, yazısında söz konusu durumun sürmesi halinde bilinen anlamda kapitalizmin çökebileceğini savunarak, şu ifadeleri kullandı: Enflasyon fırsatçılığı mutlaka bitmeli. Aksi takdirde kapitalizmin sonuyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu, milletvekilleri için artık göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir mesele.

ABD Başkanı Joe Biden da kasımdaki açıklamasında, ülkesinin ekonomik zorluklardan geçtiği bir dönemde büyük petrol şirketlerinin yüksek kâr elde etmesini eleştirmişti. Petrol devlerini hedef alan Biden, “Ben bir kapitalistim, şirketlerin adil karlarıyla ilgili bir sorunum yok ama bu kadarı da yeter” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Erdoğan, Kılıçdaroğlu Ve İnce’nin Oy Oranı Kaç?

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhur İttifakı adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millet İttifakı’nın adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerisinde kaldı.

Ancak Memleket Partisi Genel Başkanı cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce faktörünün seçimleri büyük olasılıkla ikinci tura bırakacağı beklentisi hakim.

Peki, Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve İnce’nin oy oranı kaç?

Mart ayında araştırma yapan Avrasya, MAK, Türkiye Raporu, AR-G, Aksoy, PİAR, ORC, Saros ve Yöneylem anket firmalarının kamuoyu yoklamalarının sonuçlarına göre;

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat Habertürk yayınında yaptığı açıklamada son yaptıkları araştırmanın sonucunu paylaştı. Buna göre Kılıçdaroğlu yüzde 47; Erdoğan ise yüzde 42 oy alıyor. Arasında Muharrem İnce’nin de olduğu “diğerleri”nin oyu yüzde 3. Kararsız seçmenin oranı ise yüzde 8. Kulat kararsızların büyük oranda HDP seçmeni olduğunu bildirdi.

Mart ortasında anket çalışmasını yayınlayan Türkiye Raporu’nun araştırmasına göre Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında 9 puanlık bir fark dikkat çekiyor. Ankette kararsızlar dağıtıldığında Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 54,5 olurken, Erdoğan’ın oyu yüzde 45,5 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı son ankete göre seçim ikinci tura kalıyor. Ankete göre Kılıçdaroğlu yüzde 46,2; Erdoğan ise yüzde 43,1 oy alıyor. AR-G’nin anketine göre Muharrem İnce yüzde 7,6; Sinan Oğan ise yüzde 3,1 oy alıyor.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankete göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 55,6 oy aldı. Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’ın oyu ise yüzde 44,4 oldu.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 57,1 oy alırken Cumhur İttifakı adayı Erdoğan yüzde 42,9’da kalıyor. PİAR’ın anketi 12 ilde bin 460 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirildi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Altı Masa müzakerelerinde yaşadığı kriz döneminde ilk anket ORC’den gelmişti. Buna göre ankette Kemal Kılıçdaroğlu için yüzde 56,8 oy oranı çıkarken Recep Tayyip Erdoğan yüzde 43,2 oy aldı. Anket 28 ilde bin 850 kişi ile CATI yoluyla gerçekleştirildi.

ALF’nin anketi 6-7 Mart tarihlerinde 26 ilde CATI yöntemi ile bin 770 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı 6 Mart akşamı ilan edildiğinden anketin bir kısmının bu açıklamadan önce yapıldığı anlaşılıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının resmen açıklanmasının ardından ilk anket ise Alfa Araştırma (ALF) tarafından yapıldı.Ankette Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu yüzde 55,1 oy alırken Cumhur İttifakı adayı Erdoğan yüzde 44,9’da kaldı.

24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar kaç oy almıştı?

24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda oyların yüzde 52,4’ünü alarak cumhurbaşkanı seçilmişti. Diğer adaylardan Muharrem İnce yüzde 30,8; Selahattin Demirtaş yüzde 8,3; Meral Akşener yüzde 7,4 ve Temel Karamollaoğlu yüzde 0,9 oy almıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Muharrem İnce’ye Tepki: AK Parti’ye Destek Veriyorsan Çık Söyle

Cumhurbaşkanı adayı olan Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’ye tepki gösteren Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu, “AK Parti’ye destek veriyorsan çık söyle. Bu AKP’nin işine yarayan bir adım. Aklım almıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan için “İsrail ile iç içe. Erdoğan şu anda İsrail’in Orta Doğu’daki tek dostudur.” diyen Karamollaoğlu, “ABD’ye gidip geldikten sonra ‘Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıyım’ dedi. Ama ne olduğunu anlatmadı, sonradan biz öğreniyoruz ki BOP’un esas adı Büyük İsrail Projesi. İsrail Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların kendilerine vaat edildiğine inanıyor. Orada şu anda iskan edilen bizler dahil herkesi kendi topraklarında olmakla suçluyor. Tayyip bey BOP’un hala eşbaşkanı.” ifadelerini kullandı.

Daha önce Millet İttiafı’na “ittifak içinde ittifak” önerisini sunan Karamollaoğlu bu planın neden gerçekleşmediği konusunda da şunları anlattı:

“Saadet Partisi 20 yıllık bir parti. Seçim ve sandık kurullarında temsil edilme hakkımız var. ‘Bu hakları ziyan etmemeliyiz bunun için de Saadet Partisi amblemi altında seçime girmek uygun’ diye düşündük. Ancak arkadaşlardan bazıları buna yanaşmadılar, ‘Bizim amblemimiz olsun’ deyince de gerçekleşmedi.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtladı. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

İttifak içinde ittifak öneriniz neden olmadı?

Saadet Partisi 20 yıllık bir parti. Seçim ve sandık kurullarında temsil edilme hakkımız var. ‘Bu hakları ziyan etmemeliyiz bunun için de Saadet Partisi amblemi altında seçime girmek uygun’ diye düşündük. Ancak arkadaşlardan bazıları buna yanaşmadılar, ‘Bizim amblemimiz olsun’ deyince de gerçekleşmedi.

HDP’nin çekilmesi de SP için bir avantajdı aslında…

Her sandık kurulunda temsil edilmiyoruz ama onlar çekilince biz hemen hemen tüm sandık kurullarında temsil edilme hakkını kazanıyoruz. O çok önemliydi ama gerçekleşmedi. Böyle olunca da üçlü ittifak olmadı.

Sizin bu önerinizle daha fazla milletvekili çıkarma imkanı mı olacaktı?

Tabii. Üçlü ittifak gerçekleşmiş olsa o zaman yapılan kamuoyu yoklamalarına göre biz çok ciddi bir hamle yapmış olacaktık. Bizim oylarımız o günkü anketlerde yüzde 2, 2.5,3, 3.5 gibi rakamlar çıkıyordu. Üç partininkini toplasak 7,8 civarında oy alabiliyorduk. Üçümüzün bir araya gelmesinden dolayı bir sinerji oluştuğunda 6,7 puan artıyordu oylarımız. Ama olmadı.

Parlamenter sisteme geçişte ne kadar süre olacak?

Anayasa değişikliğine ihtiyaç var, 360’ın üzerinde oy lazım. 400’ün üzerinde olursa Meclis’te değiştiriliyor ama 360’tan fazla ise referanduma gitmek gerekiyor. 360 altında ise anayasa değişikliğini yapmak mümkün değil. Meclis’te çoğunluğu kazandığımızda Millet İttifakı olarak, 360’ı ilk gün yakalayamasak bile zaman içinde onlar da bu değişikliğe razı olacaklardır. AKP muhalefete düşünce ‘Değiştirelim’ diyecek. O zaman referanduma gerek kalmadan değişiklik yapılabilecek.

Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı netleşti. Bu ısrarın nedeni sizce nedir?

Bir insan bir makamda çok fazla kalınca oraya ısınıyor, o makamı terk etmek istemiyor. 20 yıl boyunca dediği dedik birine ‘Süren doldu, ayrıl’ deyince o da ‘Ben nasıl ayrılayım, bir yere giderken en az 100 konvoyluk arabayla gidiyorum. Normal bir hayata nasıl dönerim’ diyor. Onun için Tayyip Bey bırakmak istemiyor. Kendisine bunu yakıştırıyor.

Yargılanma korkusu var mıdır?

Ondan da korkar. ‘Minareyi çalan kılıfını hazırlar’ derler. Tedbir alınıyordur. Ama bu tedbirler her şeyin üzerini örtmeye yetmez. Ama bu kin, nefret, öç alma duygusuyla olursa insanı yanlışa götürebilir. İktidara gelindiğinde tüm çalışmalar gözden geçirilir, yanlış varsa hesabı sorulur. Yaptığı bir yanlış varsa bundan da endişe duyuyor olabilir. Örneğin 100’e yapılacak iş 500’e yapılıyor. Bunun üzerini örtmek mümkün olmaz ki. Yarın hesaplar ortaya döküldüğünde net biçimde görülür.

Neden böyle bir başkaldırı oldu?

Batı, özellikle siyonist çevreler Erbakan hocamızı içselleştiremedi. Erbakan hocamız bir; ‘Mutlaka güçlü bir ülke haline gelmeliyiz, sanayileşmeliyiz. Uçağımız, topumuz ne varsa her şeyi yapabilecek bir yapıya kavuşmalıyız’ diyordu. Bu İsrail’i de ABD’yi de rahatsız etti. İki; biz, İsrail’in genişleme politikalarına karşı koyabilmek için geçmişi bizim gibi olan İslam ülkeleriyle birlik oluşturmalıyız’ dedik. O zaman ABD, kendisine adam aradı. Tayyip Bey nasıl razı oldu bilmem.

ABD’nin desteğini alıyor’ iddiasıyla Kemal Beyin eleştirilmesine ne dersiniz?

Kılıçdaroğlu’nun ABD başkanı ile bir tane pozu yok. Ama Tayyip Beyin siyaseten yasaklıyken Beyaz Saray’da fotoğrafı var. Bu ABD’nin kendisini desteklediğinin en açık delili. Sonra da gitti ‘Milli görüş gömleğini çıkardım’ dedim. Siyonist lobisi Erdoğan’a cesaret madalyası verdi. Neden? Erbakan hocaya koyduğu tavır ve Türkiye‘yi hangi noktaya götüreceği konusunda yaptığı vaatlerden dolayı.

Hala ABD’nin etkisi altında mı?

ABD politikalarına karşı bir tavır sergilemiyor ve İsrail ile iç içe. Erdoğan şu anda İsrail’in Orta Doğu’daki tek dostudur.

BOP eş başkanı olduğunu söylemişti…

ABD’ye gidip geldikten sonra ‘Ben Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanıyım’ dedi. Ama ne olduğunu anlatmadı, sonradan biz öğreniyoruz ki BOP’un esas adı Büyük İsrail Projesi. İsrail Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların kendilerine vaat edildiğine inanıyor. Orada şu anda iskan edilen bizler dahil herkesi kendi topraklarında olmakla suçluyor. Tayyip bey BOP’un hala eşbaşkanı.

‘Muharrem İnce zarar veriyor’

Muharrem Bey’in aday olmasının seçime etkisi ne olur?

Zarar veriyor. Muharrem Beyin böyle bir adımı neden attığını anlamıyorum. Bu mantıklı değil. AKP’ye destek veriyorsan çık söyle. Bu AKP’nin işine yarayan bir adım. Aklım almıyor. Böyle bir mantık doğru değil. Buna rağmen milletin sağ duyusunun hakim olacağını, birinci turda bu işin biteceğini ümit ediyorum.

Partilerin il binalarının kurşunlanmasına ilişkin hükümetten gelen açıklamalar tatmin edici mi?

Ben bunu göz dağı olarak görüyorum. Siyasette bu olmamalı. Sayın Erdoğan güya ‘Elimizde bir şey yok, kendiliğinden meydana geliyor’ diyor ama kendilerinin ifadeleri olmasa, bunu kınayabilseler çok daha farklı olur. 200 metre uzaktan İYİ Parti’nin il binasının camları kırılıyor. Binde bir olur, binde 999 ne olacak? Bu siyasetin çirkin yüzü, herkes tepki göstermeli, ihtimal gündeme bile gelmemeli. Bunlar AKP’ye fayda değil zarar veriyor. Bu tehdit anlamındadır ve insanlar tehditten ne olursa olsun hoşlanmazlar.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan, AK Parti Listelerini Kazanacağı Kaybedeceği Senaryoya Göre Oluşturdu

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. AK Parti, milletvekili aday listesini YSK’ya sundu. Karar gazetesi yazarı Mustafa Karaalioğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP listelerini kazanacağı veya kaybedeceği senaryoya göre oluşturduğunu yazdı.

Karaalioğlu, Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilen milletvekili aday listelerinde, AKP’nin meclis grubunun büyük kısmını yeni ve daha sadık isimlerle değiştirdiğini belirterek, “Erdoğan bunu daha önce hiç yapmamıştı… Erdoğan kendisinin kazanacağı ve kaybedeceği senaryoları ince çalışmış görünüyor.

Verimli verimsiz, başarılı başarısız bütün bakanları aynı kefeye koyup, muhtemel seçim galibiyetinde dahi icranın dışında bırakmayı göze alacak kadar sıkı bir tedbir AK Parti’de daha önce hiç görülmemişti” diye yazdı.

CHP ve Millet İttifakı’nın milletvekili listelerini, cumhurbaşkanlığı seçimi galibiyetine göre dizayn ettiğini kaydeden Karaalioğlu, “Milletvekili listeleri ve liste stratejileri Millet İttifakı partilerinin yeni dönemde Meclis’te ittifak çatısını koruma niyetini yansıtıyor.

Kılıçdaroğlu, Gelecek, DEVA, Saadet ve DP’ye çok sayıda garantili sıra açarak bunu gözetmiş görünüyor. Gayet tabii bu strateji Kılıçdaroğlu’nun tamamen Cumhurbaşkanlığı’nı kazanmaya odaklı olmasının bir sonucudur. Bu da CHP’de daha önce görülmüş bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Soğan” Paylaşımı: Vatandaşın Asıl Gündemi Bu

Elinde bir soğan ile yurttaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, “Vatandaşın asıl gündemi bu. Çünkü biliyorlar ki ben geldiğimde demokrasi gelecek, para akacak, yatırımlar akacak, dövizler düşecek, alım gücünüz artacak, bolluk, bereket gelecek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunların hepsi mutlaka olacak. O kalırsa bu elimdeki kuru soğan olacak 100 lira. Şu an bile kilosu 30 lira. Soğan bu ya soğan, soğan soğan. Utanmıyorlar. Yiğidi muhtaç ettiler kuru soğana.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, evinin mutfağından bir video daha paylaştı. Kılıçdaroğlu videoda şöyle konuştu:

“Sevgili halkım, geçen seçimde ustalık devri diye sattıkları şey ülkemizi her anlamda çöküşe sürükledi. Artık inandırıcı olmadıklarının da hayli farkındalar bundan dolayı da korkunç bir iftira, yalan, dolan propagandasına başladılar.

Gerçekleri örtbas etmek için PKK iftiraları, seccade üzerinden din istismarı, marteniçkayı urgana benzetme gibi türlü türlü tuhaf, yapay gündemlerle sizleri kandırmaya çalışıyorlar. Aslında aklınızla alay ediyorlar. Kendi vatandaşlarına saygı duymuyorlar. Diyecekleri hiçbir şey kalmadı.

Vatandaşın asıl gündemi bu. Çünkü biliyorlar ki ben geldiğimde demokrasi gelecek, para akacak, yatırımlar akacak, dövizler düşecek, alım gücünüz artacak, bolluk, bereket gelecek. Bunların hepsi mutlaka olacak.

O kalırsa bu elimdeki kuru soğan olacak 100 lira. Şu an bile kilosu 30 lira. Soğan bu ya soğan, soğan soğan. Utanmıyorlar. Yiğidi muhtaç ettiler kuru soğana.

“Bu arada ne söyleyeyim her türlü terörün Allah bin belasını versin. Dinimizin arkasına saklanıp da her türlü alavereye bulaşanların da Allah bin belasını versin.

Ben yoluma dürüst ve samimi ister dindar, ister inançsız, ister Türk, ister Kürt, ister Sünni, ister Alevi olsun insan gibi insanlarla devam edeceğim. Benim tek kriterim budur.”

Paylaşın

2022 Yılında ÖSYM, 1 Milyar 483 Milyon Lira Başvuru Ücreti Topladı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) 2022 yılında sınavlardan topladığı başvuru ücretinin 1 milyar 483 milyon 193  bin 384 TL olduğu hesaplandı. Başkanlık, yıl içinde 260 milyon TL’lik de Hazine yardımı aldı.

Bütçesinin tamamına yakını sınav gelirlerinden oluşan başkanlığın giderleri ise 1 milyar 556 milyon 433 bin TL oldu. Gider fazlasının, şaibe nedeniyle iptal edilen KPSS’nin yeniden gerçekleştirilmesi nedeniyle gerçekleştiği öğrenildi.

ÖSYM’nin 2022 yılına yönelik mali tabloları, “Türkiye sınav ülkesi oldu” eleştirilerinin haklılığını da ortaya koydu. Başkanlığın merkezi sınavlara başvuran yurttaşlardan topladığı başvuru ücreti, 2022 yılında 2021 yılına oranla yüzde 94 arttı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; 2021 yılında 8 milyon 763 bin 532 olan sınavlara başvuran aday sayısı, 2022 yılında 12 milyon 620 bin 149’a yükseldi. Merkezi sınavlara başvuran yurttaşların da yakındığı yüksek sınav başvuru ücretleri nedeniyle ÖSYM’nin geliri, 1,5 milyar TL’ye dayandı.

2022 yılında Türkiye’deki her 100 yurttaştan 15’i merkezi sınavlara girdi. ÖSYM, sınavlardan topladığı başvuru ücreti 1 milyar 483 milyon 193 bin 384 TL olarak hesaplandı. Başkanlık, yıl içinde 260 milyon TL’lik de Hazine yardımı aldı. Bütçesinin tamamına yakını sınav gelirlerinden oluşan başkanlığın giderleri ise 1 milyar 556 milyon 433 bin TL oldu. Gider fazlasının, şaibe nedeniyle iptal edilen KPSS’nin yeniden gerçekleştirilmesi nedeniyle gerçekleştiği öğrenildi.

ÖSYM’nin toplam 490 milyon 314 bin TL ile ifade edilen 2022 yılındaki gelir kalemleri şöyle sıralandı:

Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri: 1 milyar 483 milyon TL
Kitap ve Yayın Satış Gelirleri: 3 milyon 701 bin TL
Diğer Hizmet Gelirleri: 275 bin 287 TL
Kişilerden Alacaklar: 265 bin 295 TL

Çarpıcı artış

Hemen her yıl katlanarak artan sınava giren aday sayısı nedeniyle ÖSYM’nin gelirinde yıllar itibarıyla yaşanan artış ise şöyle kaydedildi:

2018: 528 milyon 32 bin TL
2019: 546 milyon 25 bin TL
2020: 860 milyon 512 bin TL
2021: 767 milyon 630 bin TL
2022: 1 milyar 490 milyon 314 bin TL

Paylaşın

En Çok Kadın Adayı Türkiye İşçi Partisi Ve Yeşil Sol Parti Gösterdi

YSK’ya verilen listelere göre, en fazla kadın adayı Yeşil Sol Parti gösterdi. Yeşil Sol Parti, 193 kadın adaya listelerinde yer verdi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) de 398 aday içerisinde 161 kadını vekil adayı gösterdi.

AK Parti listesinde 126 kadın aday, CHP listesinde 137 kadın aday yer aldı. İYİ Parti’nin adaylarının ise 145’ini kadınlar oluşturuyor.

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilliği seçimleri için siyasi partiler, aday listelerini bugün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu. Partiler arasında en fazla kadın adayı Yeşil Sol Parti gösterdi.

Artı Gerçek’in haberine göre; AK Parti’nin 600 kişilik listesinde 113 kadına yer ver aldı. DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de dahil olduğu CHP listesindeki adayların 153’ünü, ayrı listeyle giren İYİ Parti’nin adaylarının ise 145’ini kadınlar oluşturuyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girecek olan Yeşil Sol Parti’nin göre, 490 adayın 193’ünü kadınlar oluşturuyor. İttifakın mensubu olan ancak bazı illerde seçimlere kendi listesiyle giren Türkiye İşçi Partisi (TİP) de 398 aday içerisinde 161 kadını vekil adayı gösterdi.

YSK’ya verilen listelere göre, AK Parti 4, CHP 11, İYİ Parti 6 kadını illerin birincisi sırasından aday gösterdi. Bu sayı YSP’de 30 oldu. TİP ise 28 kadını birinci sıradan listesine koydu.

Partilerin aday listelerindeki kadın oranı şöyle:

AK Parti: yüzde 18.83
CHP: yüzde 26.33
İYİ Parti: yüzde 25.84
YSP: yüzde 39.38
TİP: yüzde 40.45

24 Haziran seçimlerinde AK Parti listesinde 126 kadın aday, CHP listesinde 137 kadın aday yer aldı. 14 Mayıs’taki seçimlere YSP olarak girecek olan HDP’nin 27. dönemde gösterdiği kadın vekil sayısı 230 idi.

Paylaşın