Kemal Kılıçdaroğlu: Herkes İçin Adaleti Getireceğiz

Kars’ta halka seslenen Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin her karış toprağına demokrasiyi, barışı getireceğiz. Demokrasinin önündeki en büyük engel kayyum uygulamasına da son vereceğiz” dedi ve ekledi:

“Emekli kardeşlerim üzülmesinler; ben 2015 tarihinden bu yana bütün emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında en az asgari ücret kadar birer aylık ikramiye ödenmesini istedim ve savundum. Düşük verdiler. Bay Kemal’i cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kurban Bayramı’nda hesabınızda 15 bin TL ikramiyeyi göreceksiniz. Ananızın ak sütü kadar helal parayı çekeceksiniz.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Herkes için adaleti getireceğiz. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmen ataması yapıp bütün köy okullarını açacağız. Nohutu, mercimeği dışardan alıyorlar. Değiştireceğiz bunu! Üreten Türkiye’yi, herkesin kazandığı Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz! Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzeni Türkiye’ye getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Karslılarla biraraya geldi.

Halk buluşmasında sahneye önce Mansur Yavaş çıktı. Yavaş, “Seçilirse sosyal yardımı kesecek dediler. 60 bin öğrenci şu anda okuluna ücretsiz gidiyor. Kantinde alışveriş yapamayan öğrencilerin ailelerine her ay 330 lira para yatırarak mahcup olmamalarını sağlıyoruz. Çocuklar okusun diye kreşler açıyoruz. 16 trilyon parayı toprağa gömüp Ankapark yaptılar. Susuz mahalleler var Ankara’da. Otobüs görmemiş mahalleler vardı. 5 katrilyon dinozorların parasını ödedik” ifadelerini kullandı.

“Haksız kesilen 1.6 milyar lira Ankara halkının boğazından kesilen paradır” diyen Yavaş, “Kendilerine oy verenleri de cezalandılar. Saçma sapan projelere dökecek paramız yok. Bugünkü rakamla değeri 350 milyon lira olan giriş kapıları yaptılar. Ne işe yaradığını bilen yok! Parsel parsel Ankara’yı sattılar. Bu söyleyen kendi başbakan yardımcıları. Bunun devam etmesini istiyorlardı. İhalelerin tamamını internetten yayınladık. Hem dış borçları hem bunların borçlarını ödedik” dedi.

Pandemi döneminde öğrencilerin internet ihtiyaçlarını karşıladıklarını hatırlatan Yavaş, AK Parti iktidarının hizmetlerde yetersiz kaldığını söyleyerek, “Seçildikten sonra rozeti çıkardık. Artık koltuklarını korumak, şatafatlı hayatlarını sürdürmek için ona buna iftira atan iktidar gidecek. Duymadığımız laf kalmıyor. Sayın Genel Başkanımızdan Cumhur İttifakı’na ve onlara oy verenlere karşı kötü bir laf duydunuz  mu? Bu kadar bağırdıklarına göre iktidarlarının sonunun geldiğini biliyorlar. Herkese eşit muamele yapan bir iktidar gelecek. 6 genel başkan yapacaklarını imza altına attılar, uzlaştılar. Türkçemizin en güzel kelimesi uzlaşmadır. Artık kavga etmiyorlar bundan niye rahatsız oluyorlar?” dedi.

Yavaş’tan sonra sahneye İBB Başkanı İmamoğlu çıktı. İmamoğlu, “Milleti ayrıştırma konusunda en uzak bir duraksaması yok. Ben şaşıyorum o akla. Şehrimizde mültecilerle beraber 20 milyon insan yaşıyor. Allah şahit, gönlümü biliyor. O 20 milyon insana bir an bile farklı bakmadım, bakamam. Bu bir yönetici terbiyesidir, ahlaktır. Bundan vazgeçen ülkesine yönetici olmamalı. Bize huzur, güzel bir ülke yaşamı lazım. 86 milyon insanına eşit bakan bir anlayış lazım. Bugünkü anlayış; ‘Bana oy verenler abad, oy vermeyenler bertaraf olacak. Oy verenler yerli ve milli, oy vermeyenler terörist’ diyor. Benim 86 milyon insanım yerli ve milli” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu yerel seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Millet İttifakı’na yönelik söylemleri hakkında “Bir caminin çıkışında çaldılar, hırsızlar dedi. Bir tane bile hırsız bulamadınız. Yargıladınız, bir tane bile mahkum etmediniz. Çıkıp milletten özür dilediniz mi?” diye konuştu.

“Size söz veriyorum, bu şehri ayağa kaldıracağız” diyen İmamoğlu, “Kars’ın kişi başı geliri bu ülkenin ortalamasının yarısı kadar. Bu reva mı? Benim Kars’taki çocuğum liyakatiyle, ahlakıyla, çalışkanlığıyla bu şehirde üretecek, kazanacak, istediği kademelere bu ülkede gelecek. Bu şehri pırıl pırıl Türkiye’nin vitrinine koyacağı şehir yapacağız” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu; “Milletin iradesine set vurulmasına, Kars’ta da seçilmiş ismin yerine kayyum atanmasına karşıyız” sözleriyle iktidarın belediyelere yönelik kayyım uygulamalarını eleştirdi.

Yavaş ve İmamoğlu’nun ardından sahneye çıkan Kılıçdaroğlu, “Kars’a da, Türkiye’ye de, dünyaya da bahar gelecek. Kılıçdaroğlu söz verince mutlaka yapar” dedi.

“Kayyum uygulamasına son vereceğiz”

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle oldu:

Geliriniz düştü mü? Bizim sorunumuzu çözemedilerse yapacağımız şey değiştirmek. İktidarı değiştireceğiz. Daha güzel ve ahlaklı bir iktidar getirmek hepimizin görevidir. Kars’ta genç nüfus fazla ama doğru dürüst stadyumu yok.

Genç kardeşlerime seslenmek isterim: Bulunduğunuz kentte hem iş bulmalı hem de huzur içinde yaşamalısınız. Erzurum da dahil olmak üzere Kars, Iğdır ve Ardahan’ı özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz. Nasıl üretilir göreceksiniz. Orta Doğu’da ve Kafkaslarda tarım alanındaki pazar 25 milyar dolar. Bu pazardan nasıl pay alınır göreceksiniz. Hiçbir fabrika satılmayacak.

Bu ülkenin her karış toprağına demokrasiyi, barışı getireceğiz. Demokrasinin önündeki en büyük engel kayyum uygulamasına da son vereceğiz. Emekli kardeşlerim üzülmesinler; ben 2015 tarihinden bu yana bütün emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında en az asgari ücret kadar birer aylık ikramiye ödenmesini istedim ve savundum. Düşük verdiler. Bay Kemal’i cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kurban Bayramı’nda hesabınızda 15 bin TL ikramiyeyi göreceksiniz. Ananızın ak sütü kadar helal parayı çekeceksiniz.

Herkes için adaleti getireceğiz. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmen ataması yapıp bütün köy okullarını açacağız. Nohutu, mercimeği dışardan alıyorlar. Değiştireceğiz bunu! Üreten Türkiye’yi, herkesin kazandığı Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz! Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzeni Türkiye’ye getireceğiz.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: 14 Mayıs’ta Sinsi Planları Bozacağız

Kastamonu’da halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Sözümüz sözdür, hiçbir insanımızı açıkta bırakmayacağız. Türkiye’nin önü açıktır. Ülkemiz bir yol kazasına mahkum olmamalıdır. Yazılan dış menşeli senaryolara çığ gibi tepkiler gelmelidir” dedi ve ekledi:

“Şu sorularıma okkalı bir cevap veriniz. Sel ve su baskınlarını istismar edenleri 14 Mayıs’ta şaşkına çevirecek misiniz? Nerede bu devlet diye maksatlı soru soranlara dünyanın kaç bucak olduğunu öğretecek misiniz? Bu evetlerin sayesinde sinsi planları bozacağız.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında geldiği Kastamonu Cumhuriyet Meydanı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmalarından satırbaşları:

“Deprem bölgesinde 105 bin konutun inşasına başlanmıştır. İmanın olduğu yerde imkan da vardır ve ortadadır. Bizim için imkansız diye bir şey yoktur. Hayatını kaybetmiş insanlarımızı geri getiremezsek de onların anılarına saygı duymamız ve ailelerinin acil ihtiyaçlarını karşılamamız mümkündür.

Cumhur İttifakı’nın duruşu yerli ve millidir. Boşa sallayıp dolu tutmanın peşinden hiç koşmayız. Yaptık mı adam gibi yaparız, milletimiz ne diyorsa onu söyler onu yaparız. Çünkü tarafımız Türkiye’dir çünkü tarafımız mazlum gönüllerdir.

“Sinsi planları bozacağız”

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde yapımı biten köy evlerinin teslim töreninde umut dolu geleceğimizin aydınlığını gördük. Sözümüz sözdür, hiçbir insanımızı açıkta bırakmayacağız. Türkiye’nin önü açıktır. Ülkemiz bir yol kazasına mahkum olmamalıdır.

Yazılan dış menşeli senaryolara çığ gibi tepkiler gelmelidir. Şu sorularıma okkalı bir cevap veriniz. Sel ve su baskınlarını istismar edenleri 14 Mayıs’ta şaşkına çevirecek misiniz? Nerede bu devlet diye maksatlı soru soranlara dünyanın kaç bucak olduğunu öğretecek misiniz? Bu evetlerin sayesinde sinsi planları bozacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Gençlere Evlilik Tavsiyesi

Bursa Gemlik’te halka seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, evliliğe teşvik kredisi vereceklerini belirterek, “Gençler bak evliliğe karşı durmak yok. Siz bu LGBT-İ’cilere bakmayın. Bu CHP LGBT’ci, İYİ Parti LGBT’ci, HDP LGBT’ci. Evelallah Cumhur İttifakı kutsal ailesiyle bu yolda yürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa Gemlik’te seçim çalışmaları kapsamında halka hitap etti. Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“Daha önce esnaflarımızın bir bölümüne vergi muafiyeti getirmiştik. Evlerde imal ettikleri ürünleri evlerde ve bazı platformlarda satanları vergi muafiyetine alıyor, sınırı da 320 bin liradan 700 bin liraya çıkarıyoruz.

Berber, terzi, bakkal, manav, kasap, taksici gibi esnaflarımızdan gelir vergisi almayarak dünyada eşi benzeri olmayan bir düzenleme yapmıştık. Halihazırda 837 bin esnafımız hem gelir vergisi muafiyetinden yararlanıyor hem de KDV ödemiyor.

Bu yıl basit usule tabi olma hadlerini yeniden düzenledik. Gerçek usule geçmesi gereken esnafımızın basit usulden yararlanmasını sağlıyoruz. 80 bin pazarcı esnafımızın kazançlarını da bu istisna uygulamasına dahil ediyoruz.

Şehir içi taksi, dolmuş, minibüs, midibüs, otobüs, çekici işletmeciliği, kamyonla ticari yük taşımacılığı yapan esnafımız aynı cins aracını yenilerken ÖTV ödemeyecek. Yeni Meclis açıldığında ilk düzenleme bu olacak.”

Evliliğe teşvik kredisi vereceklerini söyleyen Erdoğan, “Gençler bak evliliğe karşı durmak yok. Siz bu LGBT-İ’cilere bakmayın. Bu CHP LGBT’ci, İYİ Parti LGBT’ci, HDP LGBT’ci. Evelallah Cumhur İttifakı kutsal ailesiyle bu yolda yürüyor” dedi.

Paylaşın

“Malatya Yakınlarında 6,8 Büyüklüğünde Deprem Olabilir” Uyarısı

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pütürge fayının kırılmadığını tespit eden bilim insanları, sürtünmenin yoğunlaşması durumunda bu fayın kırılacağı ve Malatya yakınlarında 6,8 büyüklüğünde bir depremin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.

Malatya’nın Pütürge ilçesinin altındaki fay hattında çok sayıda sismik aktivite görüldü ancak kayma meydana gelmedi. Bilim insanları, bunun fayın kilitlendiği ya da sıkıştığı ve gelecekte kayma olasılığı olduğu anlamına geldiğini belirtiyor.

ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir çalışma Türkiye’de 6 Şubat’ta 50 binden fazla kişinin ölümüne ve yüzbinlerce binanın yıkılmasına neden olan Kahramanmaraş depremlerinde Pütürge fayının kırılmadığını tespit etti.

Bilim insanları sürtünmenin yoğunlaşması durumunda Malatya yakınlarında 6,8 büyüklüğünde bir depremin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) öncülüğünde yürütülen çalışma geçtiğimiz günlerde bilimsel Seismica dergisinde yayınlandı.

Jeofizikçi Sylvian Barbot’un öncülüğündeki çalışmada uzaktan algılama kullanılarak 6 Şubat’taki büyük depremler belgelendi.

Barbot “Neye karşı hazırlıklı olmamız gerektiği konusunda biraz daha bilgi sahibi olduk. Zamanlamasını bilmiyoruz ama nerede olabileceğini biliyoruz” dedi.

Pütürge’de kayma meydana gelmedi

Büyük depremler tektonik plakaların kaymasından dolayı meydana geliyor. Yerkabuğunun ağır hareket eden parçaları olan plakalar birbirine baskı yapıyor ve on yıllar, yüzyıllar hatta daha uzun süreler boyunca  yavaş yavaş güç birikimine yol açıyor. Plakalar sonunda kaydığında enerji açığa çıkıyor ve dalgalar halinde yerkabuğuna ulaşıyor.

Çalışmaya göre Malatya’nın Pütürge ilçesinin altındaki fay hattında çok sayıda sismik aktivite görüldü ancak kayma meydana gelmedi. Araştırmacılar bunun fayın kilitlendiği ya da sıkıştığı ve gelecekte kayma olasılığı olduğu anlamına geldiğini belirtiyor.

Bardot bu bilgiler ışığında öncelikle yerel halkın hazırlıklı olması gerektiğinin altını çiziyor. Bardot ayrıca bu durumun depremin nasıl başladığı ve bittiği konusunda gözlem deneyi yapması için hazırlıklı olma konusunda bilim insanlarına bir fırsat sunduğunun altını çiziyor.

Çalışmada ne deniliyor?

Çalışmada büyüklüğü 7,8 olan ana şokun, Doğu Anadolu Fayı’nın 310 kilometre uzunluğundaki bir segmentini yırttığı ve çoklu serbest bırakma basamakları boyunca yayıldığı; büyüklüğü 7,6 “artçı şokun” ise Doğu Anadolu Fay Bölgesi’nin yakınlardaki sol-yanal doğrultu atımlı faylarını etkileyerek 150 kilometre uzunluğunda bir yırtılmaya neden olduğu tespitlerine yer verildi.

Bu iki olay ve Antakya yakınlarında 20 Şubat’ta meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki “artçı şok” için sismik kaymanın mekansal dağılımını kısıtlamak için uzaktan algılama gözlemlerini kullanan çalışmada “Ana şok için, yırtılma yayılımı Doğu Anadolu fayının dağınık sonlanmasında güneye doğru durmuş ve 2020 yılında 6,8 büyüklüğündeki Elazığ depreminin yaklaşık 20 kilometre güneyindeki Pütürge segmentine doğru kuzeye doğru daralarak potansiyel bir sismik boşluğu vurgulamıştır. Bu olaylar, olgunlaşmamış fay sistemlerinin yüksek sismik potansiyelinin altını çizmektedir.” denildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

10 Anketin 8’inde Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan Önde

10 anketin ortalamasına göre Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 47,5 oy alıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı ise yüzde 44,4. Muharrem İnce yüzde 6 oy alırken Sinan Oğan yüzde 2,2’de kaldı.

Ayrıca, kararsızlar, cevap vermeyenler ve oy kullanmayacağını söyleyenler orantısal olarak dağıtıldıktan sonra 10 anketten dokuzu seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor.

14 Mayıs’ta gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala kamuoyu araştırma firmaları anket sonuçlarını açıklıyor. Bu son anketler dört aday da belli olduktan sonra Nisan ayında yapıldı.

Kararsızlar dağıtıldıktan sonra 10 anketin ortalamasına göre Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 47,5 oy alıyor. Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı ise yüzde 44,4. Memleket Partisi lideri Muharrem İnce yüzde 6 oy alırken ATA İttifakı adayı yüzde 2,2’de kaldı.

10 anketin 8’inde Kılıçdaroğlu önde

Cumhurbaşkanı adayları hangi ankette kaç puan alıyor? Firmaların Nisan ayında yaptıkları araştırmaların sonuçları gelmeye devam ediyor. 10 firmadan sekizinde Kemal Kılıçdaroğlu önde giderken iki ankette (Optimar ve SONAR) Erdoğan ilk sırada bulunuyor.

10 anketten sadece birinde seçim ilk turda bitebilir

Kararsızlar, cevap vermeyenler ve oy kullanmayacağını söyleyenler orantısal olarak dağıtıldıktan sonra 10 anketten dokuzu seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor. Sadece Optimar anketinde seçim ilk turda bitiyor.

Hangi firmalar yer alıyor?

Ortalama hesaplamasına dahil edilen 10 firma şöyle: Metropoll, Gezici, ORC, ALF, Optimar, SONAR, MAK; Aksoy, AR-G, Yöneylem.

Bu firmalardan MAK ve Metropoll açıkladıkları anket sonucunda kararsız, cevap vermeyen ve oy kullanmayacağını söyleyenleri orantısal olarak dağıtmadı. Euronews Türkçe’nin hesaplamasında bu iki firmanın sonuçlarında yer alan bu gruptakiler orantısal dağıtıldı.

GENAR firması sonuç açıklamasına rağmen listede yer almadı çünkü firma sadece seçimin ikinci tura kalması durumundaki olası sonucu açıkladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ardahan’da Konuştu: 418 Milyar Doları Söke Söke Alacağım

Ardahan’da halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Onlar beşli çetelere çalışıyor, ben halka çalışacağım. Onlara 418 milyar doları aktardılar. 418 milyar doları söke söke alacağım ve halka vereceğim. Sanıyorlar ki biz dışarıya para götürdük, kimse görmez. Bay Kemal görür ve millete verir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben sizden bir şey istiyorum. Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyun, kul hakkı yiyene oy vermeyin.  Herkes bulunduğu yerde karnını doyuracak, herkes bulunduğu yerde huzur içinde yaşayacak. Onlar paraları beşli çeteler için harcıyor, Bay Kemal halk için harcayacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Ardahan’da Millet Buluşması’nda yurttaşlarla bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının satır başları şöyle oldu:

Yüce yaradan dünyayı adalet üzerine inşa etti. Adaleti ya getireceğiz, ya getireceğiz. Birlikte bütün Türkiye’ye hizmet vereceğiz. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur.

Demek ki parayı yerinde kullanırsınız, kul hakkı yemezseniz, halka hizmeti hakka hizmet gibi görürseniz Ardahan’ı da Türkiye’yi de kalkındırırsız.

Dışarıdan et, canlı hayvan, arpa, yulaf, mısır getiriyorlar. Allah aşkına bu ülkenin ovaları, tarlaları, çalışan insanları yok mu? Hepsi var.

İstedikleri kadar engel çıkarsınlar, biz bu ülkenin halkına güveniyoruz. Sizin için çalışacağız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, kimsenin kimseye muhtaç olmadığı, her evde huzurun olduğu bir düzeni getireceğiz. Onlar beşli çetelere çalışıyor, ben halka çalışacağım. Onlara 418 milyar doları aktardılar. 418 milyar doları söke söke alacağım ve halka vereceğim. Sanıyorlar ki biz dışarıya para götürdük, kimse görmez. Bay Kemal görür ve millete verir.

Ben sizden bir şey istiyorum. Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyun, kul hakkı yiyene oy vermeyin. Herkes bulunduğu yerde karnını doyuracak, herkes bulunduğu yerde huzur içinde yaşayacak. Onlar paraları beşli çeteler için harcıyor, Bay Kemal halk için harcayacak.

Doğu Ekspresi’nin son durağı Ardahan olacak. Köy okullarının tamamını açacağız. Gençler, ben de sizinle beraberim. Ardahan söz; Sahra Tüneli gelecek, çiftçi kazanacak, üretici kazanacak, her köyde öğretmen, veteriner olacak, hayvanlarınızın aşısı ücretsiz yapılacak. Bu bölgeyi özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz. Tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi entegre tesisleri kurulacak. Kafkasların ve Orta Doğu’nun 25 milyar et ihtiyacını bu bölge karşılayacak.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Bahçeli, Erdoğan’ı Ortada Bırakacak

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye göndermede bulunduğu bir video paylaştı.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “MHP’nin başındaki beyefendi, aile nedir bilmez…” ifadelerinin de yer aldığı video paylaşımına “15 Mayıs sabahı iktidarı kaybettikleri gün Bahçeli Erdoğan’ı ortada bırakacak. Ve şu sloganı söyleyecek: Ben yapmadım o yaptı!” notunu ekledi.

“Erdoğan’a ‘MHP ile ittifak yapmayın’ dedim”

Ahmet Davutoğlu, dün gece katıldığı Habertürk’te katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İttifak ve tek listeden seçimlere girme ilgili değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, 2018 yılında, AK Parti ve MHP arasında ittifak kurulmadan önce, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı bir konuşmayı anlattı.

Erdoğan’a MHP ile ittifak yapılmaması gerektiğini söylediğini aktaran Davutoğlu, Erdoğan’ın kendisine “Büyük balık küçük balığı yutar Ahmet Bey” şeklinde yanıt verdiğini  söyledi.

Davutoğlu şunları kaydetti:

“Ben, Sayın Erdoğan’a 2018 Mart ayında, “MHP’yle ittifak kurma yapmayın. Siyasetin doğasını bozacaksınız. AK Parti’nin de doğasını bozacaksınız, MHP’nin doğasını da” dedim. Bana, “Büyük balık küçük balığı yutar Ahmet Bey” dedi.

İfade bu, Ne oldu? AK Parti, MHP’lileşti. MHP AK Parti’nin yolsuzluklarını örten bir parti haline dönüştü. Ne MHP, MHP oldu, ne AK Parti AK Parti’liliğini korudu. Sonunda ne oldu? MHP kitlesi İYİ Parti’ye doğru seyretmeye başladı. AK Parti’nin bazı kitleleri de MHP’ye geçerek bir denge kuruldu.

Bahçeli’yle Erdoğan’ın hesabı hep şuydu; ‘Bunlar bir araya gelip ittifak kuramaz.’ 6’lı Masa’ya düşmanlıkları ondan. İthamları ondan. Beklemedikleri şekilde biz masayı kurunca oyun düzeni bozuldu. Biz masayı ocakta kurduk. Onlar martta seçim yasasını değiştirdiler.”

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’la Karşılaştığında “Ona Ne Söyleyeceğini” Açıkladı

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Özgürlüğünüze kavuştuğunuzda Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaşırsanız, ona ne söylemek isterdiniz?” sorusuna “Bu yedi yıl seni çok yıpratmış, çok yaşlanmış, çökmüşsün, Saray yaşamı seni bitirmiş, yazık…” derim herhalde ???? Sen şimdiden benim adıma kendisini iletebilirsin Barış ????” yanıtını verdi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Halk TV’nin sorularını yanıtladı. Demirtaş’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

“Ben olsam yemin töreninden çıkar, deprem bölgesine giderdim”

Demirtaş’ın açıklamalarından bir kısmı şu şekilde:

En çok merak edilen konulardan biri olası iktidar değişikliğinde yeni iktidarın dış politikası… Size göre yeni iktidar Batı / Rusya ve Irak, Suriye, İran gibi komşu ülkelerle nasıl bir ilişki kurmalı? Dış politikaya hangi yaklaşım hakim olmalı?

Türkiye jeostratejik konumu nedeniyle, tarihsel birikimi, deneyimleri ve güncel önemi göz önünde bulundurulduğunda çok hassas bir dış politika dengesine sahip olması gereken bir ülke. Türkiye dünyanın ortasında bir yerde. Ne Batı’ya sırt çevirebilir ne Doğu’ya ne de Kuzey’e ya da Güney’e. Dünyanın en sorunlu coğrafyası olan Orta Doğu ile en konforlu coğrafyası Avrupa arasında adeta bir sırat köprüsü gibi duran Anadolu’yu dengede tutmak kolay bir iş değil.

Sürekli göç yolu, medeniyetler kavşağı, enerji kaynaklarının merkezi ve tarihsel birikimiyle çok çok orijinal, çok özel bir coğrafya burası. Türkiye dış politikası dünyanın hiçbir merkezine tümüyle angaje olamayacak kadar hassas bir dengeye oturmak zorunda. Terazinin ayarını biraz kaçırdınız mı faturası çok ağır olur. Tıpkı bugünün Erdoğan rejiminde yaşandığı gibi her şeyi batırırsınız ve düzeltmek uzun yıllar alır. Öncelikle, dört bir tarafımızdaki komşu devletler ve halklardan başlayarak kesinlikle barış odaklı yeni bir politikaya ihtiyaç var.

Bunun için de Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu gibi temel başlıklarda bir rahatlama ve çözüm perspektifi ortaya konulmalı. Bu başlıklarda ilerleme kat ederken eş zamanlı olarak radikal demokratikleşme reformları, Avrupa Birliği müzakerelerinde ilerleme, hukukun üstünlüğü ve insan haklarında iyileşme sağlanmalı. Bunlarla bağlantılı şekilde, ekonomide üretime ve istihdama dayalı yeni bir model hayata geçirilmeli.

Bu alanların tümünde ilerlemeler olurken dış politikada müzakereci ve barışçıl yeni bir hat oluşturmak mümkün olur. Aksi takdirde, içeride kanayan yaralarınız varken dış politikada çizgi tutturamazsınız. Ve elbette ideolojik yaklaşımdan kaçınan bir dış politika vizyonunuz olmalı, AKP gibi İhvancı bir çizgiyle varılacak yer, işte bugünkü hezimet olur ancak.

14 Mayıs’ta iktidar değişirse; ilk günden, ilk hafta içinde yapılması gerekenler ne sizce?

Eminim herkesin bir “ilk icraat” beklentisi var ve hepsi de haklı, meşru beklentiler olsa gerek. Ama bunca yıkıma uğramış, yangın yerine dönmüş bir memleketi bir günde, bir haftada düzeltmek imkansız. Sanırım herkes bunun farkında. Yine de ben olsam yemin töreninden çıkar, deprem bölgesine giderdim ve her depremzede sağlıklı bir konteynıra, duşa, tuvalete, gıdaya, eğitime, sağlığa ulaşıncaya kadar Ankara’ya dönmezdim. Bundan daha acil bir şey düşünemiyorum. Geri kalan her şey bir hafta, bir ay daha bekleyebilir bence.

Yaklaşık yedi senedir cezaevindesiniz ve günümüzün hızla değişen dünyasında bu süre oldukça uzun… Bu süreçte Türkiye’yi cezaevinden takip ettiniz. Sizce cezaevinde izlediğiniz TV ekranında Türkiye nasıl görünüyor ve medya nasıl bir sınav veriyor?

Türkiye dışarıdan nasıl görünüyorsa inan ki aynı acı, sarsıcı, üzücü tablo içeriden de görünüyor. Hatta buradan daha dikkatli ve seçici şekilde izleme şansımız var diyebilirim. Bunda da özgür basın emekçilerinin, avukatlarımızın ve ailelerimizin desteği çok önemli tabii ki. Onlar olmasa dışarıyı havuz medyasından izlemek zorunda kalabilirdik ki bu da doğrudan işkence sayılabilirdi ????

Basının geneli açısından da şunu söyleyebilirim, bir avuç onurlu gazeteci bir kamyon dolusu satılık havuz tetikçisinden çok daha etkili işler yapmamış olsaydı bugün Türkiye çok karanlık ve sıfır umutla yoluna devam eden bir diktatörlük olacaktı. Bence AKP sonrası yapılması gereken işlerden biri de o kamyonu şehrin çöplüğüne çekip damperi boşaltmak olmalı. Kim ki tetikçi bir gazeteci kılıklı soytarıya değer verir veya görev verirse onu en sert şekilde eleştirip, teşhir etmekten geri durmayacağımı şimdiden söyleyebilirim. Bu alçakların tamamı suç işlediler ve bağımsız yargı önünde suçlarının hesabını vermelidirler.

‘Seni başkan yaptırmayacağız!’ diyerek Erdoğan karşıtlığı üzerinden kurduğunuz politikayla Türk solunun da büyük oranda desteğini alarak partinizi rekor oy oranına ulaştırmayı başardınız. Peki Erdoğan gittikten sonra nasıl bir siyaset kuracaksınız? Ekonomik ve sosyal anlamda sosyalist değerlerin ve işçi hareketinin öne çıktığı bir politika mı yoksa özellikle ‘Türkiyelileşme’ hareketinden rahatsız olan Kürtleri üzmeyecek bir çizgi mi izleyeceksiniz?

Değerli Hasan arkadaşım, ben 18 yaşımdan beri kendimi sosyalist olarak tanımlıyorum ve bugüne kadar hep bu dünya görüşümü yineleyerek, güçlendirmeye çalışarak ilerledim siyasette. Şu anda benim en fazla ilgimi çeken ve kendimi yakın bulduğum mücadele ekososyalizm. Siyasette de bu hat üzerinden yürümeye devam ederim elbette. Başka türlüsü kendimle çelişmek olur.

Türk siyasetinin ve demokratik hayatının geleceğinde etkili/belirleyici olacak isimler arasında kendinizi görüyor musunuz? Bu manada başka hangi isimlerin etkili olacağını düşünüyorsunuz?

Sevgili İsmail Küçükkaya, önemli olan benim gelecekte kendimi nerede gördüğüm değil. Halk kimi nerede görmek istiyorsa ona şans tanır, karar verici olan halktır. Bu anlamda halk kime görev verir, şans tanır bilemem ama kime artık şans tanımayacağını rahatlıkla söyleyebilirim: Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, Mustafa Destici, Doğu Perinçek, Önder Aksakal ve benzerlerine Türkiye’nin geleceğinde yer yok artık.

HDP, Yeşil Sol Parti çatısı altında seçime girme kararı aldı ve aday çıkarmayacağını açıkladı. Ancak partiden bugüne kadar imalarda bulunulsa bile resmi olarak ‘adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’dur’ ifadesi kullanılmadı. Sizce HDP neden bu konuda neden çekingen davranıyor?

Çekingen davranmaktan çok, zamanlama konusu sanırım. Bayramdan sonra, desteklenecek adayın açıklanacağı duyuruldu zaten.

Siyasi mücadelenizin yanında etkin bir hukuki mücadele de yürüttüğünüzü de düşünüyorum. AİHM’in iktidarın sizin tutuklamaya gerekçe yaptığı iddialarla ilgilenmediği onun yerine sizi cezaevine tutarak siyasi faaliyetlerinizi engellemeye çatıştığına yönelik tespiti var. Bu tespit sizin aday olduğunuz bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimini de içeriyor. Şu an ki cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile sizin aday olduğunuz süreç arasında ne tür farklar ya da benzerlikler görüyorsunuz?

Sizin de gazeteci olarak çok yakından takip ettiğiniz gibi bu yedi yıllık rehinelik sürecinde iki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir de Anayasa Mahkemesi kararıyla haksız tutuklu olduğuma, delilsiz tutuklanıp siyasi amaçlarla yargılandığıma karar verildi. Ama her seferinde Erdoğan’ın açık talimatıyla bu kararlar yok sayıldı, uygulanmadı.

Şu anda yargının durumu gerçekten içler acısı. Durum, 2018’de Cumhurbaşkanı adayı olduğumdan çok daha kötü durumda. Savcı ve yargıç cübbesi giymiş bazı tipler neredeyse kürsüden “Yaşasın Erdoğan, Heil Erdoğan!” deme noktasına geldiler ki, artık tuzun koktuğu noktadayız. Fakat bugünler geçecek ve gerçek suçlular, bu dönemin bütün zalimleri, hırsızları, katilleri, bağımsız yargı önünde mutlaka hesap verecek. Buna hem inanıyor hem de bunun için zaten yoğun bir mücadele yürütüyoruz ve elbette kazanacağız!

Özellikle genç Kürt seçmenlere, kavgadan şiddetten siyasi çekişmelerden ve Kürt milliyetçiliğinden de Türk milliyetçiliğinden de bıkmış huzur, refah , barış, iş aş arayan genç seçmene “sözünüz “ ne olur?

Burada Türk ve Kürt milliyetçiliği tartışmalarına girmeyeceğim ama ikisinin aynı kategoride ele alınması tarihsel gelişimleri de güncel sonuçları açısından da doğru değil. Bana bir tane Kürt Bahçeli, Kürt Ümit Özdağ, Kürt Destici veya Kürt Oğan gösterebilirseniz ben de bu tartışmadan kesinlikle uzak duracağım. Ama sizin niyetinizin de bu kıyaslama olmadığından hareketle şunları söyleyebilirim:

Evet, gençler huzur, barış ve refah istiyor. Siyasetten somut çözümler bekliyorlar, haklı olarak. Bunun da yolu demokrasiyi devletin, toplumun ve bireyin temel ilkesi haline getirmekten geçiyor. Demokrasiyi seçimlerden ibaret gören anlayış yerine halkın, bireylerin; yönetimde günlük denetim, karar ve söz yetkilerinin olduğu, protesto hakkının özgürce kullanılabildiği, medyanın sınırsız özgürlükle çalışabildiği bir ortam sağlamak gerekir. Bu ortam yaratılmazsa çözümler gökten kendiliğinden inmez.

Dolayısıyla her genç arkadaşım kendini siyasetin öznesi gibi görmeli, çözümün anahtarının kendisi olduğu gerçeğiyle hareket etmeli ve bir liderden beklenti içinde, pasif konumda olmamalı bence. Bunun için de partilerde, sendikalarda, odalarda, dernek veya çeşitli platformlarda mutlaka örgütlü mücadelenin parçası haline gelmeli. Örgütlü toplum yoksa demokrasi de yoktur, iş, aş, huzur da yoktur. Ve elbette seçecekleri mücadele yöntemi şiddetten uzak sivil, siyasi mücadele olmalı ve öyle kalmalıdır.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

2022 Yılında Türkiye Savunmaya 10,6 Milyar Dolar Harcadı

Uluslararası SIPRI raporuna göre, 2022 yılında Türkiye, savunmaya 10,6 milyar dolar harcadı. Bu meblağ, Türkiye’nin 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1,2’sine tekabül ediyor.

Türkiye’nin 2022’de askeri harcamalarının nominal koşullarda yüzde 28 arttığına, ancak ülkedeki yüksek enflasyonun etkisiyle reel olarak yüzde 26’lık düşüş belirlendiğine dikkat çekildi.

Bu oranın da Türkiye’nin askeri harcamalarında kaydedilen en büyük yıllık düşüşe işaret ettiği belirtildi. Türkiye’nin savunma harcamalarının 2013 yılından 2022’ye kadar yüzde 15 oranında arttığı görülüyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2022 yılına ilişkin küresel askeri harcamalar raporunu açıkladı.

Rapora göre, 2022’de küresel askeri harcamalar bir önceki yıla kıyasla yüzde 3,7 artarak 2 trilyon 240 milyar dolara ulaştı. Bu meblağ, ülkelerin toplam gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 2,2’sini oluşturdu. SIPRI raporlarına göre 2015’ten beri her yıl artan küresel askeri harcamalar, 2022’de rekor tazelemiş oldu. Küresel askeri harcamaların 2013’ten 2022’ye kadar yüzde 19 arttığı kaydedildi.

Rapor, 2022’de dünya genelinde en fazla askeri harcama yapan ülkeleri de ortaya koydu. Türkiye, 10,6 milyar dolar ile listenin 23’üncü sırasında yer aldı. Bu meblağ, Türkiye’nin 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1,2’sine tekabül ediyor. Türkiye’nin küresel savunma harcamalarındaki payı ise binde 5 oldu.

Rapora göre, 2022’de Türkiye’nin savunma harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 26 azaldı. Böylece Türkiye’nin askeri harcamaları üç yıl üst üste düşmüş oldu.

Raporda, Türkiye’nin 2022’de askeri harcamalarının nominal koşullarda yüzde 28 arttığına, ancak ülkedeki yüksek enflasyonun etkisiyle reel olarak yüzde 26’lık düşüş belirlendiğine dikkat çekildi. Bu oranın da Türkiye’nin askeri harcamalarında kaydedilen en büyük yıllık düşüşe işaret ettiği belirtildi.

SIPRI raporunda, her zaman olduğu gibi ülkelerin son 10 yıllık harcama trendine de yer verildi. Türkiye’nin savunma harcamalarının 2013 yılından 2022’ye kadar yüzde 15 oranında arttığı görüldü.

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Türkiye’nin 2022’deki savunma harcamalarını, önceki yıllardaki SIPRI raporlarında ortaya koyulan verilerle karşılaştırarak yorumlarken dolar kurunda geçen yıl yaşanan artış ve enflasyona dikkat çekti.

Kozanoğlu, DW Türkçe’den Cengiz Özbek’e yaptığı değerlendirmede, “SIPRI’ye göre Türkiye’nin askeri harcamaları 2019’da 20,4 milyar dolarla zirve yaptıktan sonra 2020’de 17, 2021’de 15,5 ve 2022’de 10,6 milyar dolara geriledi. 2022’de ortalama dolar kuru yüzde 86 arttı. Bunun sonucu TL bazındaki yüzde 28’lik nominal artış, enflasyonun gerisinde kalıyor. Zira 2022 ortalama enflasyonu yüzde 72,32’di. Demek ki TL bazında da reel bir gerileme söz konusu” dedi.

Savunma harcamaları üzerine araştırmaları bulunan Prof. Dr. Gülay Günlük Şenesen de Türkiye’de son yıllarda kur artış oranlarının enflasyonun üzerinde seyrettiğini, dolayısıyla dolar cinsinden değerlerde düşüşün “çok daha keskin” olduğunu vurguladı.

SSDF faktörü

Şenesen ayrıca, Türkiye’nin SIPRI tarafından 10,6 milyar olarak hesaplanan askeri harcamalarının içinde muhtemelen sadece bütçeden değil, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan (SSDF) yapılan harcamaların da yer aldığına dikkat çekti.

SSDF, 1985 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernizasyonunun sağlanması ve Türkiye’de modern savunma sanayiinin kurulması için gerekli kaynağın, genel bütçe dışında devamlı ve istikrarlı bir şekilde temini amacıyla Merkez Bankası nezdinde emrinde kuruldu.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının faaliyet raporlarında yer alan bilgiye göre, AKP iktidarı döneminde yapılan kanun değişiklikleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatının istihbarat ve güvenliğe ilişkin tedarik taleplerinin de bu fondan karşılanması sağlanıyor. Savunma Sanayii İcra Komitesi kararları kapsamında harcanan SSDF, TSK ve diğer güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarının “hızlı bir şekilde” tedarikini sağlamak üzere oluşturulan “etkin ve esnek” sistemin temel mekanizmalarından biri olarak tanımlanıyor.

Bu fondan yapılan harcamalara ilişkin veriler ise “gizli” olduğu gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmıyor.

En çok ABD harcadı

SIPRI’nin 2022 raporuna göre, en fazla askeri harcama yapan ülke ise yine açık ara Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. Küresel askeri harcamaların yüzde 39’u ABD tarafından yapıldı. ABD’nin 2022’de asker harcamaları yüzde 0,7 artarak 877 milyar dolara yükseldi. ABD’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 3,5’ine denk gelen bu tutarın içinde, Ukrayna’ya yapılan ve 19 milyar doları bulduğu tahmin edilen askeri yardım da yer aldı.

ABD’yi bu yıl da Çin izledi. Çin’in askeri harcamaları bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,2 artarak 292 milyar dolar oldu. Bu meblağ, askeri harcamalarını 28 yıldır üst üste artıran Çin’in 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1,6’sına tekabül ediyor.

Ukrayna’yı işgalinin ardından savunma harcamalarını artıran Rusya ise listede iki basamak yükselerek üçüncü sırada yer aldı. Rusya, savunma harcamalarını 2022’de 2021 yılına kıyasla yüzde 9,2 artırarak 86,4 milyar dolara çıkardı. Bu tutar, Rusya’nın 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4,1’ine denk geliyor.

Savunma harcamalarını yüzde 6 artırarak 81,4 milyar dolara yükselten Hindistan dördüncü, yüzde 16’lık artışla 75 milyar dolar harcayan ve 2022’de listede üç basamak yıkarı çıkan Suudi Arabistan ise beşinci sırada yer aldı.

Küresel askeri harcamaların yüzde 63’ü, listenin ilk beş sırasındaki ülkeler tarafından yapıldı.

Almanya yine yedinci sırada

Savunma harcamalarını 2021’e kıyasla yüzde 2,3 artıran Almanya ise 55,8 milyar dolar ile yedinci sıradaki yerini korudu.

Bu meblağ, Almanya’nın 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1,4’üne tekabül ediyor. Almanya’nın son 10 yıldaki askeri harcamalarını üçte bir oranında artırdığı görüldü.

Ukrayna etkisi

Askeri harcamaların 2022’deki artışında Rusya’nın Ukrayna işgali önemli rol oynadı.

Avrupa’da askeri harcamalar 2022 yılında yüzde 13 arttı. Bu, Avrupa’da Soğuk Savaş döneminin ardından kaydedilen en büyük yıllık artış oldu. Bu sıra dışı artışta, savaşan taraflar Rusya ve Ukrayna’nın askeri harcamalarında ciddi oranda artışa gitmelerinin yanı sıra diğer birçok Avrupa ülkesinin de 2022’de işgalin ardından askeri bütçelerini artırması etkili oldu.

Ortadoğu ülkeleri askeri harcamalarını yüzde 3,2 artırırken Asya ve Okyanusya ülkelerinin harcamalarındaki artış yüzde 2,7 oldu.

Askeri harcamalarını oran olarak en çok artıran ülke Ukrayna oldu. Ukrayna’nın 2022’deki askeri harcamaları yüzde 640’lık artışla 44 milyar dolar oldu. Bu meblağ, Ukrayna’ya savaş nedeniyle yapılan ve 30 milyar dolar olarak hesaplanan uluslararası mali yardımı içermiyor. 44 milyar dolarlık askeri harcama, SIPRI listelerinde ilk kez ilk 15’e giren Ukrayna’nın 2022’deki gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 34’üne denk geliyor.

Askeri harcama yükü en fazla olan ülkeler sıralamasında ilk basamakta yer alan Ukrayna’yı Suudi Arabistan izledi. Suudi Arabistan’ın 2022’de askeri harcamalarının oranı, gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 7,4’üne tekabül etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş Ve Ekrem İmamoğlu’nun Görevlerini Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükeşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş ile beraber sosyal medyadan halka seslendi.

‘Yiğitlerim’ başlıklı videoda, 14 Mayıs seçimlerinin kazanılması durumunda iki belediye başkanının alacağı görevler de paylaşıldı.

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun görevinin, “Türkiye’yi afetlere hazırlayarak kentlerin dirençliliğini artırmak”; Yavaş’ın görevinin ise “Sosyal politikalarla hane ekonomisini hızla güçlendirerek ve aile destekleri sigortasından kadın istihdamına kadar yoksullukla mücadele ederek, Türkiye’yi geliştirecek ve güçlendirecek teknolojik atılımlarla tarımsal kalkınmayı hayata geçirmek” olacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sevgili milletim bugün size cumhurbaşkanı yardımcılarım ile sesleniyorum. Ekrem Başkanım solumda, Mansur Başkanım da sağımda. Son günlerde olan olayları lütfen artık boş verelim. Biz işimize bakıyoruz, siz bakmayın onlara. Bu ülkenin gündemi provokasyonlar olamaz. Halkımızın gündeminde ne var biliyor musunuz? Ekonomik sıkıntılar, mutfaklarda yangın var. Kira derdi var. Dahası depremler, seller var. Ülkemizde olan ve olması muhtemel afetler var… Bu yüzden doğru şehirleşmeye doğru konut politikalarıyla kentlerimizi güçlendirmeye güçlü yapılara ihtiyacımız var. Türkiye’yi afetlere hazırlamak ve kentlerimizin dirençliliğini artırmak istiyorum. Bu görevi en iyi kim yapar? Tabii Ekrem Başkan yapar. İstanbul’da ve dünya tarihinde 10 metroyu aynı anda yapan bir kişi var, bu görevi ona vereceğiz. Bu berbat şehirleşmeyi bitirecek olan yiğit odur.

Gündemimizdeki diğer konu ne? Sosyal politikalar. Hane ekonomisini hızla güçlendirmemiz gerekiyor. Aile destekleri sigortasından kadın istihdamına kadar yoksullukla mücadelede yapacak çok işimiz var. Bunun yanında Türkiye’yi geliştirecek ve güçlendirecek teknolojik atılımları tarımsal kalkınmayı hayata geçirmemiz lazım. Bu görevi hangi yiğit yapar? Doğal olarak onu da Mansur Başkanımız yapar. Bu konuda Ankara’da devraldığı kötü yönetimi halkçı politikalarla hızla bambaşka bir yere taşıyan peşi sıra etkili projelere imza atan Mansur Başkanıma güvenirim. Ülkenin teknolojileri konusunda da ona güveneceğim.”

Kılıçdaroğlu’nun ardından iki belediye başkanı da söz aldı. Ekrem İmamoğlu şöyle konuştu:

“Bu güzel ülke son 20 yıl içinde en büyük yıkımı ne yazık ki kentlerde yaşadı. Çoklu kanun, kurum ve yönetmelikle, partizanlık ve ayrımcılıkla kentlerimiz ne yazık ki çağdaş dünyanın çok gerisinde kaldı. Belediyecilik ve dünyanın en büyük kenti İstanbul’da elde ettiğim deneyimle ikinci yüzyılda kentleri en çağdaş seviyeye taşıma ve özellikle plansız otobanlarla değil birbirine bağlı raylı sistemlerden hava yolu kara yolu entegre bir ağ olarak Türkiye’yi dünyanın en önemli lojistik merkezlerinden birine dönüştürmeyi bütün kentlerimizi bütün yerleşim yerlerimizi depreme dayanıklı ve uygar bir sürece kavuşturmayı ülkenin mutluluğu için hazırız.”

Mansur Yavaş da şu ifadeleri kullandı:

“Sosyal devlet anlayışını yeniden yapılandırarak hiç kimsenin yatağa aç girmediği açıkta kalmadığı eğitimden ve protein hakkından mahrum kalmadığı bir yapıyı yeniden inşallah inşa edeceğiz. Çiftçinin sırtından döviz yükünü kaldırmak suretiyle kırsal kalkınma desteklerimizle çalışan üreten kendi ülkesine yeten bir modeli mutlaka kavuşturacağız. Karada havada mavi vatanda ve siber uzayda yedi bölgede 81 ilde önemli stratejik ve milli teknolojik çalışmalarına liyakatlı kadrolar ve ülkemizin pırıl pırıl gençleriyle mutlaka başarılara imza atacağız”

Paylaşın