Ekrem İmamoğlu: Ortak Akıl İşbaşına Geliyor

Millet İttifakı’nın İzmir mitinginde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, “Ortak akıl işbaşına geliyor. Hazır ol izmir, hazır ol Türkiye. Sahadaki demagojik cümlelere aldanmayın. Unutmayın ki Millet İttifakı’nın güçlü kadroları, arkasında toplumsal güç 86 milyon insanımız için seçim kazanacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Darbeymiş, marbeymiş. Seçimi onlar kazanırsa milli irade, Millet İttifakı kazanırsa darbeymiş. Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan. Kazanıyoruz, İzmirliler, 86 milyon insanımız kazanıyoruz. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Kazanıyoruz, kazanıyoruz, kazanıyoruz.”

Millet İttifakı’nın İzmir mitingi Gündoğdu Meydanı’nda yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu mitingde bir konuşma yaptı. İmamoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Milletin evlatlarına güveniyoruz. En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. İzmir hazır mıyız? Her şey… Muhteşemsiniz. Kesinlikle her şey çok güzel oluyor. Kazanıyoruz İzmir, kazanıyoruz. Millet kazanıyor millet. Atatürk bize hem cumhuriyet, hem milletin Meclis’ini hem de demokrasiyi emanet etti. Millet İttifakı işte tam da cumhuriyetin yolunu takip ediyor. Yine takip edilen milli iradeyi esas alan yol. Ve bu yol hepimizi 2. yüzyılın başında muhteşem bir dönem vaat ediyor.

Millet İttifakı bu milletin ortak aklı, ortak ruhu, birliği. Ve buradan şunu söylemek istiyorum. Tabii ki bir birleştirici güç lazım. 6 liderin ortaya koyduğu bu birlik muhteşem. İşte burada beni görüyorsunuz. Aslında bu ittifakın en önemli kazanımlarından biri İstanbul’u kazandık. Birlikte kazandık. O birleştirici gücü ortaya koyan ve sürekli sürecin sonunda demokrasi kazanımlarının teminatı olan ve Allah’ın izniyle 15 Mayıs sabahı 13. Cumhurbaşkanımız olacak Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyoruz.

Esas olan Millet İttifakı’nın iktidarı milletin iktidarıdır, 86 milyonun iktidarıdır. Türkiye’nin 2. yüzyılının başlangıcını sizlerle, milletin evlatlarıyla yöneteceğiz. Türkiye’nin sorunları çözülsün, ekonomi rahatlasın, paramız pul olmasın, gençleri yeniden işe-aşa-üretime ve geleceğin teknolojisiyle buluşturmak istiyoruz. Ortak akıl işbaşına geliyor.

Hazır ol izmir, hazır ol Türkiye. Sahadaki demagojik cümlelere aldanmayın. Unutmayın ki Millet İttifakı’nın güçlü kadroları, arkasında toplumsal güç 86 milyon insanımız için seçim kazanacak. Darbeymiş, marbeymiş. Seçimi onlar kazanırsa milli irade, Millet İttifakı kazanırsa darbeymiş. Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan. Kazanıyoruz, İzmirliler, 86 milyon insanımız kazanıyoruz. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Kazanıyoruz, kazanıyoruz, kazanıyoruz.”

86 milyonun iktidarı geliyor, bir avuç insan kaybediyor, ben bilirim diyen akıl kaybediyor, ben her şeyin hakimiyiz diyen akıl tıpış tıpış evine gidiyor, evine gidiyor. Gençliğimiz var, yolumuz uzun. Asla bölünmeyeceğiz, oylarımızı bölmeyeceğiz. Cumhurbaşkanlığında uyumuz 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na. Oyumuzu bölmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz. Oylarımız Millet İttifakı’na. Yerli ve milli olmanın demokrasiye, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak olduğunu, yerli ve milli olmanın 86 milyon insanımıza eşit gözle bakabilmenin, yerli ve milli olmanın hak, hukuk ve adaletin takipçisi olmak olduğunu aklımızdan çıkarmayacağız.

Bir avuç insan, kendisine oy vermeyenleri hain diye tanımlayan insanlara gülüp geçilir. Artık meydanlarda konuşma bile yapamıyorlar. Gülün geçin. Bu seçim partilerin yarışı değil. Bir grubun iktidar olma seçimi değil. Bu seçim 86 milyon insanın kazanacağı bir seçim. Dolayısıyla sandıklarda oy patlaması yapmaya, 15 Mayıs sabahı pırıl pırıl bir güne uyanmaya… İçinize çekiyorsunuz mis gibi demokrasi, içinize çekiyorsunuz mis gibi liyakat, içinize çekiyorsunuz mis gibi kadınlara özgürlük, içinize çekiyorsunuz hak, hukuk, adalet.”

Mitinge, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayları İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Binlerce kişinin bulunduğu Gündoğdu Alanı’na liderler meydana deniz yoluyla geldi. Mitinge gelen İzmirliler, hep birlikte kalp işareti yaptı.

Meydandaki bir binaya Kılıçdaroğlu’nu süper kahraman gibi gösteren ve üzerinde “İlk turda bitirelim. Ben Kemal, geliyorum” yazısının yer aldığı pankart asıldı.

Mitingde bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, “5 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Ben sandığa gittim ve otoriter yönetimi değiştirdim diyerek çocuklarına anlatacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Millet İttifakı partilerinin liderleri ile İmamoğlu ve Yavaş da birer konuşma gerçekleştirdi.

Mansur Yavaş ise, “Biz nefret dilini yok edeceğiz” ifadesini kullanırken, Tunç Soyer ise, “14 Mayıs’ta hep birlikte ülkemizi ‘adalet olmadan kalkınma olmaz’ dedi.

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, “14 Mayıs’ta bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.

Babacan miting sırasında şu sözleri kaydetti: “2003’te Sertap Erener bize büyük bir gurur kazandırmıştı. Birinci olmuştu. Yine başaracağız. Madonna’yı, Metallica’yı, Rammstein’ı, U2’yu, çok sayıda müzisyeni kendi ülkemizde ağırladık. Hepsi geldi Türkiye’ye. Türkiye bütün Avrupa’nın göz bebeği oluyor. Ne zaman? Düzgün yönetildiğinde. Yine dinleyeceğiz.”

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal ise meydandaki kalabalığa işaret ederek, “Bu şehir kutlu bir şehir ve bu kutlu şehir tarihi sorumluluğunu tekrar yerine getiriyor. Demokrasi meşalesini bütün baskılara rağmen yere düşürmediniz. Bu meydan Türkiye’nin yarınlarının müjdesidir inanın bana” sözlerini dile getirdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sinan Ateş’in katillerini bulacağız. Adalet için mücadeleye hazır mısınız? Adil ekonomik düzen için söz veriyoruz. Siyaseten de zenginleşme dönemi sona erecek” sözleriyle meydana seslendi.

Kılıçdaroğlu’ndan önce bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ” Hangi partiye oy verirseniz verin her aileden bir oy istiyorum, tüm kadınlar için istiyorum. Sizlere ihtiyacımız var, birlikte başaracağız. 13. cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak” diyerek bütün liderler arasında en fazla hakaretin kendisine edildiğine dikkati çekti.

Paylaşın

Yavaş: Seçime Girebilirsiniz Ama Kazanamazsınız Yasak!

Millet İttifakı’nın İzmir mitinginde konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş, “21 yıl sonunda artık söyleyebilecekleri bir şey kalmadığı için sürekli bizi bir şeyler ile suçluyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Biz kaybedersek darbe olur’ diyorlar. Siz kaybedin diye seçime girdik kardeşim. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız yasak! Böyle tehditvari konuşmaları artık millet kabul etmiyor.”

Millet İttifakı’nın İzmir mitingi Gündoğdu Meydanı’nda yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, mitingde bir konuşma yaptı. Yavaş, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“21 yıl sonunda artık söyleyebilecekleri bir şey kalmadığı için sürekli bizi bir şeyler ile suçluyorlar. ‘Biz kaybedersek darbe olur’ diyorlar. Siz kaybedin diye seçime girdik kardeşim. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız yasak! Böyle tehditvari konuşmaları artık millet kabul etmiyor.”

Mansur Yavaş sahneden inerken eşi Nursen Yavaş ile birlikte kalp yaptı.

Mitinge, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayları İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Binlerce kişinin bulunduğu Gündoğdu Alanı’na liderler meydana deniz yoluyla geldi. Mitinge gelen İzmirliler, hep birlikte kalp işareti yaptı.

Meydandaki bir binaya Kılıçdaroğlu’nu süper kahraman gibi gösteren ve üzerinde “İlk turda bitirelim. Ben Kemal, geliyorum” yazısının yer aldığı pankart asıldı.

Mitingde bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, “5 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Ben sandığa gittim ve otoriter yönetimi değiştirdim diyerek çocuklarına anlatacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Millet İttifakı partilerinin liderleri ile İmamoğlu ve Yavaş da birer konuşma gerçekleştirdi.

İmamoğlu, ” Millet İttifakı’nın kadroları liyakatli kadrolardır. Türkiye’nin sorunları çözülsün istiyoruz; mutfaktaki yangın sönsün, paramız pul olmasın” diyerek ekonomik gelişmelere atıfta bulundu. Tunç Soyer ise, “14 Mayıs’ta hep birlikte ülkemizi ‘adalet olmadan kalkınma olmaz’ dedi.

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, “14 Mayıs’ta bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.

Babacan miting sırasında şu sözleri kaydetti: “2003’te Sertap Erener bize büyük bir gurur kazandırmıştı. Birinci olmuştu. Yine başaracağız. Madonna’yı, Metallica’yı, Rammstein’ı, U2’yu, çok sayıda müzisyeni kendi ülkemizde ağırladık. Hepsi geldi Türkiye’ye. Türkiye bütün Avrupa’nın göz bebeği oluyor. Ne zaman? Düzgün yönetildiğinde. Yine dinleyeceğiz.”

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal ise meydandaki kalabalığa işaret ederek, “Bu şehir kutlu bir şehir ve bu kutlu şehir tarihi sorumluluğunu tekrar yerine getiriyor. Demokrasi meşalesini bütün baskılara rağmen yere düşürmediniz. Bu meydan Türkiye’nin yarınlarının müjdesidir inanın bana” sözlerini dile getirdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sinan Ateş’in katillerini bulacağız. Adalet için mücadeleye hazır mısınız? Adil ekonomik düzen için söz veriyoruz. Siyaseten de zenginleşme dönemi sona erecek” sözleriyle meydana seslendi.

Kılıçdaroğlu’ndan önce bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ” Hangi partiye oy verirseniz verin her aileden bir oy istiyorum, tüm kadınlar için istiyorum. Sizlere ihtiyacımız var, birlikte başaracağız. 13. cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak” diyerek bütün liderler arasında en fazla hakaretin kendisine edildiğine dikkati çekti.

Paylaşın

Temel Karamollaoğlu: Adalet Olmadan Devlet Olmaz

Millet İttifakı’nın İzmir mitinginde konuşan SP Lideri Karamollaoğlu, Adalet bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz husus. Adalet olmadan devlet olmaz. Ama yeter mi, o da yetmez” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İnsanlar geçinebilecekleri gelire mutlaka kavuşmak mecburiyetindedir. Bu sadece yandaşlara bazı pozisyonları hibe ederek sağlanmaz. 85 milyonluk ülkemizde, 85 milyonun da hangi kanaatte, hangi düşüncede olursa olsun rahat geçinecek bir gelire ihtiyacı var. Bunu sağlamazsanız huzur olmaz.”

Millet İttifakı’nın İzmir mitingi Gündoğdu Meydanı’nda yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mitingde bir konuşma yaptı. Karamollaoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Önemli bir dönemden geçiyoruz. Seçimlere gidiyoruz. Ancak bu seçimler bugüne kadar yapılmış olan seçimlerden çok ama çok farklı bir seçim olacak. 20 yıldır iktidarda kalan, son 2 dönemdir Türkiye’yi tek başına yöneten arkadaşlar artık patinaj yapmaya başladılar, patinajın ötesinde geri gidiyorlar. Problemleri çözemiyorlar. Son zamanlarda taktik değiştirdiler, bir sürü yeni buluşu güya ‘ne kadar becerikliyiz’ diye anlatmaya çalışıyorlar.

Boşuna çaba sarf ediyorlar, milletimizin derdi belli. Adalet bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz husus. Adalet olmadan devlet olmaz. Ama yeter mi, o da yetmez. İnsanlar geçinebilecekleri gelire mutlaka kavuşmak mecburiyetindedir. Bu sadece yandaşlara bazı pozisyonları hibe ederek sağlanmaz. 85 milyonluk ülkemizde, 85 milyonun da hangi kanaatte, hangi düşüncede olursa olsun rahat geçinecek bir gelire ihtiyacı var. Bunu sağlamazsanız huzur olmaz.

100 küsur yıl önce İstiklal Harbi’miz başarıyla sonuçlandırdı. Burada düşman denize döküldü ve İzmir bağımsızlığın sembolü oldu. O günkü ecdadımızın torunları olan sizleri tebrik ediyorum. Bu bağımsızlık gururunun ardından İzmir’de art arda 7-8 sene farkla, İzmir İktisat Kongre’leri tertip edildi. Birinci kongre hemen yapıldı biraz uzunca sürdü. Derdimiz neydi? Bağımsızlık mücadelemizi verdik, düşmanı kovduk. Kendi memleketimizde huzurla yaşayabilmek için hangi adımlara ihtiyaç olduğu tek tek belirlendi.

Arkasından da ikinci İktisat Kongresi yine İzmir’de yapıldı. 1930’lar burada yapılan kongreler neticesinde ülkemizin nasıl büyük hamlelere sahne olduğunu el birliğiyle gördük. Her ilde fabrikalar, tesisler kuruldu. İnsanlarımıza iş imkanları sağlandı. Hatta biraz daha ileri gidilerek, dışarıya bağlılıktan kurtulabilmek için, yerli malı haftaları bile tertip edildi. Başkasını değil dışarıdan geleni değil, kendi ürettiğimizi tüketmeyi bize bir amaç olarak aktardılar. Bunlar şu anda size çok önemliymiş gibi gelmeyebilir ama bizim politikalarımızın kökünde bu anlayışın yatması mecburiyetindeyiz.

Bir başta bir başa sanayi tesisleriyle, yüksek teknolojiyle, her konuda biz varız diyen bir anlayışla yönetmek zorundayız. Her çalışan insan rahatlıkla geçinebilecek bir gelir elde edecek. Bu bizim idealimiz. Biz ülkemizi bir baştan, bir başa yüksek teknoloji içeren, bizi zenginleştiren, ihracat imkanını bize veren tesisleri kurmak zorundayız. Biz ülkemizi bir baştan bir başa sanayi tesisleriyle, yüksek teknolojiyle, her konuda biz varız diyen bir anlayışla yönetmek mecburiyetindeyiz. İşsiz tek insan kalmayacak, herkes rahat geçinebileceği bir gelire sahip olacak.”

Mitinge, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayları İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Binlerce kişinin bulunduğu Gündoğdu Alanı’na liderler meydana deniz yoluyla geldi. Mitinge gelen İzmirliler, hep birlikte kalp işareti yaptı.

Meydandaki bir binaya Kılıçdaroğlu’nu süper kahraman gibi gösteren ve üzerinde “İlk turda bitirelim. Ben Kemal, geliyorum” yazısının yer aldığı pankart asıldı.

Mitingde bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, “5 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Ben sandığa gittim ve otoriter yönetimi değiştirdim diyerek çocuklarına anlatacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Millet İttifakı partilerinin liderleri ile İmamoğlu ve Yavaş da birer konuşma gerçekleştirdi.

Mansur Yavaş ise, “Biz nefret dilini yok edeceğiz” ifadesini kullanırken, İmamoğlu da, ” Millet İttifakı’nın kadroları liyakatli kadrolardır. Türkiye’nin sorunları çözülsün istiyoruz; mutfaktaki yangın sönsün, paramız pul olmasın” diyerek ekonomik gelişmelere atıfta bulundu. Tunç Soyer ise, “14 Mayıs’ta hep birlikte ülkemizi ‘adalet olmadan kalkınma olmaz’ dedi.

Babacan miting sırasında şu sözleri kaydetti: “2003’te Sertap Erener bize büyük bir gurur kazandırmıştı. Birinci olmuştu. Yine başaracağız. Madonna’yı, Metallica’yı, Rammstein’ı, U2’yu, çok sayıda müzisyeni kendi ülkemizde ağırladık. Hepsi geldi Türkiye’ye. Türkiye bütün Avrupa’nın göz bebeği oluyor. Ne zaman? Düzgün yönetildiğinde. Yine dinleyeceğiz.”

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal ise meydandaki kalabalığa işaret ederek, “Bu şehir kutlu bir şehir ve bu kutlu şehir tarihi sorumluluğunu tekrar yerine getiriyor. Demokrasi meşalesini bütün baskılara rağmen yere düşürmediniz. Bu meydan Türkiye’nin yarınlarının müjdesidir inanın bana” sözlerini dile getirdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sinan Ateş’in katillerini bulacağız. Adalet için mücadeleye hazır mısınız? Adil ekonomik düzen için söz veriyoruz. Siyaseten de zenginleşme dönemi sona erecek” sözleriyle meydana seslendi.

Kılıçdaroğlu’ndan önce bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ” Hangi partiye oy verirseniz verin her aileden bir oy istiyorum, tüm kadınlar için istiyorum. Sizlere ihtiyacımız var, birlikte başaracağız. 13. cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak” diyerek bütün liderler arasında en fazla hakaretin kendisine edildiğine dikkati çekti.

Paylaşın

Bahçeli “Geliyor Gelmekte Olan” Sloganını Hedef Aldı

Karabük’te halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Geliyor gelmekte olan” masalını anlatan, “sana söz” aldatmasıyla avunan münafık muhterislere sesleniyorum, nereye geliyorsunuz? Nasıl geliyorsunuz? Kiminle gelmeyi düşlüyorsunuz? Biz bir yere gitmiyoruz, gitmeyi aklımızdan geçirmiyoruz, hatta geleceğiniz varsa göreceğiniz de var diyoruz”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun tek söylediği nevzuhur güçlendirilmiş parlamenter sisteme geri dönmektir. Başka bildiği bir şey yoktur. Halbuki eski çamlar çoktan bardak olmuştur. Türk milleti geçmişten ders çıkarmakla birlikte geleceğe iyimser ve ümitvar bakmaktadır. Parlamenter Sistem demek, siyasi anlaşmazlık ve kriz demektir. Parlamenter Sistem demek, istikrarsızlığın ve irade gasplarının etkinliği demektir” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkemizin ve milletimizin hayrına ağzından tek bir söz çıkmamıştır. Parlamenter Sisteme geri dönmeyi tasarlamak, aynı şekilde birbirini takip eden seçim-halkoylaması-seçim sacayağında Türkiye’nin en az 10 yılını çalmayı, tarihin gerisine düşürmeyi planlamak demektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Karabük’te düzenlenen mitinge katıldı. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İktidarı ve siyasi ikbali gecenin zifiri karanlığında, zilletin çıkmaz sokaklarında arayan Türkiye muhaliflerinin kalın maskesi 14 Mayıs’ta yırtılıp atılacaktır. Nitekim zillete düşenlerin hükmü şafak sökene kadardır. Karar anı gelip çattığında, Türk milleti mührü eline aldığında PKK ve FETÖ takviyeli zillet ittifakına beden olan partileri ne gören, ne duyan, ne de bulan olacaktır. 14 Mayıs’tan sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci dönemine geçmiş olacağız. Yine 14 Mayıs’ta bir yanda 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı seçeceğiz, diğer yanda 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ni yapacağız.

Terörü bitirmiş, işsizliği yenmiş, enflasyonu düşürmüş, her insanımızı şefkatle kucaklamış, üretim, yatırım, ihracat seferberliğiyle yükseldikçe yükselmiş bir Türkiye gerçeğine hep birlikte ulaşacağız. Çok çalışacağız, hiçbir bahaneye sığınmadan geceyi gündüze katacağız. Türkiye’yi büyüteceğiz, ekmeği büyüteceğiz, umutları büyüteceğiz, hedefleri büyüteceğiz, huzuru büyüteceğiz, milli birlik ve dayanışma hisarımızı daha da güçlendireceğiz.

Tıpkı Ergenekon’da demir dağları eriten ateş gibi, karşımıza çıkartılan engelleri inancımızla aşıyoruz. “Geliyor gelmekte olan” masalını anlatan, “sana söz” aldatmasıyla avunan münafık muhterislere sesleniyorum, nereye geliyorsunuz? Nasıl geliyorsunuz? Kiminle gelmeyi düşlüyorsunuz? Biz bir yere gitmiyoruz, gitmeyi aklımızdan geçirmiyoruz, hatta geleceğiniz varsa göreceğiniz de var diyoruz. Buğdayımız var demesinler ambara girmeyince, geliyorum demesinler Karabük’ü görmeyince.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun tek söylediği nevzuhur güçlendirilmiş parlamenter sisteme geri dönmektir. Başka bildiği bir şey yoktur. Halbuki eski çamlar çoktan bardak olmuştur. Türk milleti geçmişten ders çıkarmakla birlikte geleceğe iyimser ve ümitvar bakmaktadır. Parlamenter Sistem demek, siyasi anlaşmazlık ve kriz demektir.

Parlamenter Sistem demek, istikrarsızlığın ve irade gasplarının etkinliği demektir. Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkemizin ve milletimizin hayrına ağzından tek bir söz çıkmamıştır. Parlamenter Sisteme geri dönmeyi tasarlamak, aynı şekilde birbirini takip eden seçim-halkoylaması-seçim sacayağında Türkiye’nin en az 10 yılını çalmayı, tarihin gerisine düşürmeyi planlamak demektir.”

Paylaşın

Erdoğan, Millet İttifakı Ve Kılıçdaroğlu’nu Hedef Aldı

Ankara’da Başkent Millet Bahçesi’nde halka seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önceleri almamışlardı sonradan HDP’yi yanlarına kattılar. Yetmedi iki belediye başkanını aldılar yanlarına. Önce 6’lı masaydı, sonra 7’li masa oldular, şimdi 9’lu masa oldular. O da yetmeyecek” dedi.

Haber Merkezi / “Bir tarafta FETÖ’nün Ankara’yı bombalayan eli kanlı katillerini cezaevinden çıkarıp aramıza gönderme sözü verenler var” diyen Erdoğan, “Biz bu görevde olduğumuz sürece ne Selo çıkabilir, ne de evlat yavru katili çıkabilir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştiren Erdoğan, “SSK’nın genel müdürü oldu SSK’yı batırdı. Şimdi yine çok heyecanlanmış, kendini maliye bakanı ilan etti. Gelebildiği tek yer memurluktu. Oy alabilmek için herkese cumhurbaşkanlığı veriyor. Bunun adı rüşvettir. Bu rüşvetçiye 14 Mayıs’ta gereken dersi vermeye hazır mıyız?” dedi.

Erdoğan, “Ne diyor bay bay Kemal Londra’dan 300 milyar dolar getirecekmiş. Sen şu anda hangi görevdesin, nasıl oluyor da olmayan bir şeyi getiriyorsun. Herhalde zamanında esrar, eroin göndermişler ki bunların bedelini geri döndürme gayreti var. Şimdi bu 300 milyar doların hesabını 14 Mayıs’ta sormaya var mıyız?” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim etkinlikleri çervesinde Ankara’da Başkent Millet Bahçesi’nde kalabalığa seslendi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Ankara’yı ancak bu şehrin mana sırrına erenler anlayabilir, sevebilir, kucaklayabilir. Biz 21 yıllık Ankaralı olarak bozkırın ortasındaki bu şehri taşı, toprağı, insanı, her şeyiyle seviyoruz. Her müsaademizde yanımızda olan Ankaralılara şükranlarımı sunuyorum.

4 yıldır İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ne yaptınız? İzmir bir yağmur görmesin; çamur, çukur alıyor başını gidiyor. Bunların üç tanımı var. Eğer CHP’yi tanımak istiyorsanız; çöp, çukur, çamur. İstanbul’a belediye başkanı olduğum zaman İstanbul’u böyle tanıdım. İstanbul’u bu kardeşiniz kurtardı. Bunları bilmeyenlere hatırlatmak şart.

Başkent’in havalimanını kim yaptı, biz. Bu yolları kim yaptı? Ankara’daki metroları kim yaptı? İstanbul, İzmir öyle değil mi? Bunlarda yalandan başka bir şey bulamazsınız. Yalanın en önemli mihmandarı kimdi biliyor musunuz; bay bay Kemal. Yalan dersi almak istiyorsanız yazıhanesine müracaat edin. 14 Mayıs’ta benim milletim bunları siyasi mevta yapacak.

Biz ilhamımızı tarih boyunca nice zorlukların üstesinden gelen bu şehirden aldık. Ankara Milli Mücadele’de düşman topları sesleri buradan duyulurken asla diz çökmedi. Ankara safını milli iradeden yanını belirledi. Ne vesayete ne darbeye teslim oldu. 15 Temmuz’da Ankara dimdik ayakta durdu.

Bu FETÖ, avenesi kimlerle beraber, bay bay Kemal’le beraber. Başka kim var; İP var, yavrucuklar var. Önceleri almamışlardı şimdi HDP’yi de aldılar. Sonra Ankara, İstanbul belediye başkanlarını aldılar. 6’ydı, 7’li oldu, 9’lu oldu. Sen onlarla yürü bizim yanımızda millet var. Bizim yanımızda cumhur var. Cumhuru yanına alamayan avucunu yalar.

Ankara şimdi yeni bir destan yazmaya hazırlanıyor. Bir tarafta 15 Temmuz ihanetinin rövanşını almak isteyenler var; FETÖ’nün katillerini cezaevinden çıkarıp aranıza gönderme sözü verenler var. Yine aynı tarafta bölücü emellerini gerçekleştirmek için Cumhuriyetimizle hesaplaşmak için yanıp tutuşanlar var.

Diyarbakır’da Yasin Börüleri şehit edenler bunlar değil mi? Kürt kardeşlerimi sokağa döküp 51 kardeşimin ölümüne sebep olanlar bunlar değil mi? Ne diyorlar; ‘Selo’yu çıkaracağız.’ Düşünün oradan Öcalan çıkacak, görevi buna verecek. Biz görevde olduğumuz sürece ne Selo çıkabilir ne evlat katili çıkabilir. Cezasını çekecek.

Bunların gözlerini öyle bir hırs bürümüş ki PKK mensuplarının siyasi uzantılarıyla pazarlıklara oturdular. Bay bay Kemal var, Meral Hanım var, HDP var, Davutoğlusu var, bebecanı var, Ankara Büyükşehir, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlarını konuşmak yersiz, onlar da var. Önce Allah’a sonra milletime inanıyorum.

Bay bay Kemal sen talimatı nereden alıyorsun; Kandil’den. Kandil ne diyor ‘Biz artık bay bay Kemal’i destekliyoruz’. Arkadaşı Kandil baronu olanlardan bu ülkeye fayda olur mu? Dünyanın dört bir yanındaki PKK’lılar, FETÖ’cüler, terör örgütleri tüm güçleriyle 14 Mayıs’ta bay bay Kemal’e destek veriyor. Bölücü terör örgütüyle arasına mesafe koyamayan örgüt yöneticileri bay bay Kemal için oy dileniyor.

“Olmayan bir şey vaadedilemez”

Ekonomiden zerre kadar anlayanlar düşünsün, ne diyor bay bay Kemal; Londra’dan 300 milyar dolar getirecekmiş. Sen bir defa hangi görevdesin? Nasıl oluyor da olmayan bir şeyi getiriyorsun? Herhalde bunlar daha önce getirdikleri esrar, eroin vs. bunların bedelini geri döndürme gibi gayreti var. Olmayan bir şey vaadedilmez ve gelmez. Ama yalan bunda irtifa kesmemiş. Bu 300 milyar doların hesabını 14 Mayıs’ta sormaya var mıyız? Bu yalanın hesabını sormaya var mıyız?

Ülkeye ve millete hizmet etmek bir gönül işidir, nasip işidir, aşk işidir. Biz geldiğimiz tüm makamlarda bu aşkla hareket ettik. Bu adamın bir referansı var mı yalandan başka. SSK’nın genel müdürü oldu, SSK’yı batırdı. Çok heyecanlanmış kendini Maliye Bakanı ilan etti. Gelebildiği tek yer memurluktu. Buna bu hesabı verelim. Yanına oy alabilmek için her birine birer Cumhurbaşkanı Yardımcılığı teklif ederek, hepsine rüşvet vererek onların oylarını almak. Bu rüşvetçiye 14 Mayıs’ta gereken dersi vermeye hazır mıyız?

Karşımızda bambaşka manzara var. Referansı olmayanlar akıllarına ne gelirse üfürüyor. Bu kadar seçime girdi, hangisinden netice aldı? Ankara’ya iyi günler diyor, 4 yıldır yapmadınız da bundan sonra mı yapacaksınız? İstanbul’u, İzmir’i sel aldı götürdü, ne yaptınız? İzmir Körfezi kokudan geçilmiyor. Biz Haliç’i kurtardık, bunlar rezil etti. 5 tane Ankara keçisi teslim edin, kaybedip gelir. Güç bela iki elleriyle kalp yapmayı becerir.

Atatürk Havalimanı’nı ABD’li bir gruba vereceklermiş. Türkler, ABD’li şirketin sahibi. Onlarla görüştüm. ‘Siz böyle yatırım yapmak isterseniz kapımız açık’ dedim. O gün başbakanım, hala gelecekler. Elden gelenle övünülmez. Geç, bu işi. Takmış TEKNOFEST’e onunla ilgili konuşuyor. Bu milletin evlatlarına hiçbir şey yapamazsınız. TEKNOFEST’i, İHA’ları, SİHA’ları, Akıncıları, Kızılelma’yı alamazsınız. Bu millet sizi avucunun içindeki suyla boğar.

Hiçbir insanımız ülkesinin 21 yıllık kazanımlarının tehlikeye düşmesini istemez. Evladının geleceğinin belirsizliğe gömülmesini istemez. Güvenlik endişesi yaşadığı günlere dönmek istemez. Emekli, işçi, memurun maaşını alıp almayacağını yaşamak istemez. CHP yönetiminde memurların maaş almadığı dönemleri hatırlıyor muyuz? Saf saf Savaş Ay’ın programında oturursun köşede.

Bir SSK’yı idare edemeyen bu zavallıya bu ülke teslim edilebilir mi? Sağlıkta bizim neler yaptığımızı biliyorsunuz. Ankara’da Etlik, Bilkent bunun tüm dediklerine yeter artar. Buralara bir başarı ortaya koyarak geldik. Türkiye’nin genelinde şu anda 20 şehir hastanemiz var. Eğitim-araştırma hastanemizin olmadığı ilimiz yok. Bunu eğitimde başardık, 76 üniversiteyle başladık ama şimdi 208 üniversitemiz var. Bunlar neyi neyle yapacaklar, yapamazlar. Derdi olmayandan bir şey olmaz.

81 vilayeti gibi Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’nın da hangi ihmalleri yaşadığını biliyorsunuz. Ankara’mızı kalkındırmak, güzelleştirmek için çalıştık. Ankara’ya 21 yılda 605 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şimdi yurdu demir ağlarla biz örüyoruz.”

Paylaşın

Diyanet’ten 85 Milyon Liralık Takvim Harcaması

Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.  Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Bütçesiyle pek çok bakanlığı geride bırakan ve bu yıl için takvim baskısına 38 milyon TL ayıran Diyanet’in son 5 yıllık harcaması da 85 milyon TL oldu.

Fetvaları ve bütçesiyle yurttaşların tepkisini çeken ve 2023 yılında da 36 milyar TL’lik bütçesiyle 6 bakanlıı geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı, milyonlarca liralık takvim harcaması için hazırlığa başladı. Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi, 3 Mayıs 2023’te ihale düzenleyerek 2024 yılı takvim ve arkalık (kapak) basımı ve dağıtımı için hizmet alımı yapacağını duyurdu. Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Kuşe kağıda basılacak takvimler, aynalı olacak. Takvimlerde Türk hat sanatından örnekler, ebru, tezhip, cami vb. görselleri kullanılacak.

Takvim için harcanan para her geçen yıl artarken, 2023 yılı takvimleri için ödenen para 38 milyon 361 bin TL olmuştu. 2022’de ise 18 milyon 91 bin TL harcanmıştı.

Paylaşın

“İmralı’da Görüşme 28 Mart’ta Gerçekleşti” İddiası

“Erdoğan, İmralı’ya heyet gönderdi” iddialarıyla ilgili konuşan Gazeteci Murat Ağırel, üst düzey bürokratlarla Abdullah Öcalan arasındaki görüşmenin 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürdü.

Halk TV’de Haber Masası programına katılan Murat Ağırel, “Bu görüşmeyi soracağınız kaynaklar kısıtlı. İçeriği hakkında bir şey söylemek istemiyorlar. Daha önce erzak göndermişler. İçeride ne konuştular bilmiyoruz. Basına yansıyan basında dile getirilen konu bazı tekliflerin yapıldığı, bu tekliflerin kabul görmediği yönünde. Bunu sorduğumda bu minvalde görüşme dediler” ifadelerini kullandı.

İddiayı Gazeteci Amed Dicle gündeme getirmişti

İmralı’ya heyet gönderildiği iddiası ilk olarak gazeteci Amed Dicle tarafından gündeme getirilmişti. Dicle, 13 Nisan’da Yeni Yaşam Gazetesi’ne verdiği röportajda, “AKP bu 2023 seçimlerinde bile Kürtlerin, HDP’li seçmenlerin desteğini almak için Sayın Abdullah Öcalan’a çeşitli heyetler gönderdi. Sayın Abdullah Öcalan ile görüşme oldu ve kendi istedikleri cevabı alamayınca tecrit ağırlaştırıldı, disiplin cezası verildi. Dolaylı olarak Kandil’le de temaslar denendi” demişti.

Dicle, Abdullah Öcalan’ın bu görüşmelerde “Dışarıda bir hareket, bir parti var. Onlarla görüşün, onlar kendi kararlarını verirler” dediğini ileri sürmüştü.

Demirtaş, İddiayı Doğrulamıştı

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bu haberi alıntılayarak, “Erdoğan, İmralı’ya heyet gönderip ne istemiş olabilir sizce? İstediğini alamayınca yine hepimizi ‘terörle’ iş birliği yapmakla suçlamaya başladı anlaşılan. Bu ikiyüzlülüğün takdirini size bırakıyorum” demiş, ardından Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, “Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı” ifadesini kullanmıştı.

Demirtaş, bugün Cumhuriyet’e verdiği demeçte, “Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla iki yıldan uzun süredir görüştürülmüyor. Demek ki Erdoğan, Öcalan’dan istediği şeyi alamadı ve bu nedenle onun dış dünyayla temasını engelliyor.  Bu iddiayı dile getiren gazeteci Amed Dicle, emin olmasaydı söylemezdi. Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı. İmralı’da sonuç alamayınca sahada Kürtlere baskıyı artırıp HÜDA PAR’ı yedeklemeyi tercih ettiler.”

İbrahim Kalın’dan yalanlama

İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşme yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Böyle bir görüşme söz konusu olmamıştır” demiş ve eklemişti:

“Bu tamamen bunu dile getiren tarafların, partinin kendi siyasi gündemini empoze etmek ve Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü son derece başarılı, etkili kampanya çalışmalarına gölge düşürmek için ortaya attığı bir iddiadır, yalandır, aslı astarı yoktur, gerçekle bir ilgisi yoktur.”

Paylaşın

Akşener’den Soylu’ya “Darbe” Yanıtı: Hadi Oradan Be!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlere ilişkin “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlamasına tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, 14 Mayıs akşamı kazandığımızda Türkiye’de darbe olacakmış, hadi oradan be!” dedi.

Akşener, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Biz gidersek FETÖ kazanacak, FETÖ sevinecek” sözlerine ilişkin ise, “Sayın Bekir Bozdağ, biz kazanırsak, FETÖ kazanacakmış. 8 sene Meclis’i yönettim, senin kadar cıvık, FETÖ sözcüsü kimseyi görmedim. Bir FETÖ övgüsü, bir FETÖ övgüsü… başkalarına fırça” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da partisinin seçim koordinasyon merkezinin açılışında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Bunların hepsini 14 Mayıs akşamı attaya göndereceğiz ve liyakatin öne çıktığı, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün uygulandığı Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bir oy Kemal’e, bir oy Meral’e… Tertemiz helal oylarınızla, bizi anlatarak, İYİ Parti’yi anlatarak… Pek çok hakarete ve iftiraya uğradık. İl Başkanımız, basın danışmanım saldırıya uğradı, evim basıldı, partimiz kurşunlandı. Alt tarafı bir seçime gidiyoruz sanki savaşa gidiyormuşuz gibi.

Sayın Bekir Bozdağ, biz kazanırsak, FETÖ kazanacakmış. 8 sene Meclis’i yönettim, senin kadar cıvık, FETÖ sözcüsü kimseyi görmedim. Bir FETÖ övgüsü, bir FETÖ övgüsü… başkalarına fırça. Bir başkası, ben Binali Yıldırım’a saygısı olan bir insandım; hadi İstiklal Marşı’nı okuyamadı, yaşlandı olabilir ama 14 Mayıs seçiminin ‘işgalci güçle’ bu biz oluyoruz, istiklal mücadelesi verenlerle olduğunu söylüyor.

Gerçekten yazıktır, günahtır, ahmaklıktır, saygısızlıktır. Bir başkası arkadaş erkek-erkeğe evliliğe takınmış, bu ülkede erkek-erkeğe evlilik mi var? hayırdır inşallah. 14 Mayıs akşamı kazandığımızda Türkiye’de darbe olacakmış, hadi oradan be. AK Parti’nin yöneticilerinin yaptığı konuşmalar bu ülkeye yönelik tehdittir. Bu tehdidi bertaraf etmek için her bir kardeşim, başka arkadaşını alarak oy kullanmaya gidecek ve İYİ Parti’yi birinci yapacaksınız.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı hepimizin güvenliğinden, namusunun, şerefinin korunmasından sorumludur. Arkadaş diyor ki; Bizleri Gabar ve Cudi’ye gömecekmiş. Ben orada şehit olarak gömülmeye hazırım, sen hazır mısın muhterem? Ayıp olan şu Sayın Erdoğan, senin sol elinde PKK var. Sen bebek katilinin kardeşine ‘Bizim Mehmet’ diyorsun, sağ elinde ise Hizbullah var, onlar da Gaffar Okkan’ın katilleri. Her iki terör örgütüyle sen el ele, kol kolasın. İnsanları gergin gergin seçime götüremeyeceksin, biz buna engele olacağız.”

Paylaşın

İçişleri Bakanı Soylu’nun “Siyasi Darbe Girişimi” Açıklaması Tepki Çekti

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlere ilişkin “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlaması tepkilere neden oldu.

bianet’e konuşan siyasi parti temsilcileri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarını “seçimi kaybetmenin korkusu” olarak nitelendirdi.

“Toplumda bir karşılığı yok”

Kendilerinin bir iktidar partisiyle yarışmadığını söyleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Biz bürokratından uçaklarına dek devletin bütün aygıtlarıyla yarışıyoruz. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu söylemi, kaybettiklerinin itirafıdır. Biz kaybedersek darbedir diyerek kendilerince psikolojik bir hazırlık yapıyorlar. Ama bunun toplumda bir karşılığı yok” dedi.

HDP’ye yapılan operasyonu anımsatan Beştaş, “Aslında 4 Kasım 2016’dan beri onların yürüttüğü kesintisiz bir darbe girişimi yaşıyoruz. Biz seçimlere gölge düşürmelerine izin vermeyeceğiz. Düşürtmeyiz. Gidişiniz sandıktan çıkan oylarla halkın gücüyle olacak. Kafa bulandıramayacaksınız” tepkisini verdi.

“Konuşmaya değmez”

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, Soylu’nun sözleri için “konuşmaya bile değmez” dedi ve devam etti: “AKP, Türkiye’de kendisine muhalif olan herkesi ‘hain’ kategorisine koymayı gelenek haline getirdi. Bu açıklamada bunun bir parçası fakat 14 Mayıs Türkiye’de ne ilk ne de son seçimdir.

“Türkiye’de Turgut Özel, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit iktidarı döneminde de partiler bir araya geldi ve iktidarı değiştirmek istedi.

“Bugün de çok doğal bir süreç olarak partiler bir araya geldi. Halk 14 Mayıs’ta iktidarı değiştirmek için oy kullanacak. Doğal bir durumu terekeye düşürmek istiyorlar. Halk 14 Mayıs’ta Türkiye’nin yeni bir döneme ihtiyacı olduğunu sandıkta gösterecek. İktidar da halkın kararına saygı duymak zorundadır.”

“Tek adam düzeninin son bulacağının korkusu”

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Diyarbakır’da Kürt gazetecileri ve siyasetçileri hedef alan siyasi bir operasyonla seçim sonuçlarına doğrudan müdahale eden Soylu, 14 Mayıs’a farklı mana vermeye çalışıyor. Oysa kendileri her gün böyle darbeler yapıyorlar. Taksim’de 1 Mayıs kutlamasını engellemek de bunlardan biri” dedi.

Aslında “kendi aynalarına bakarak” konuştuklarını belirten Akdeniz, “Tek adam düzeninin son bulacağının korku ve endişesidir. Ayaklarının altındaki seçmen desteği kayınca, gerici söylem ve zora başvuruyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu gidişatı engelleyemeyecekler” şeklinde konuştu.

“Soylu istirahate çekilmeli”

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin ise; “iktidarın ve Bakan Soylu’nun toplumla bağını kopardığını” belirtti ve ekledi:

“Milletle bağını koparan insanlar, milletin iradesine ‘darbedir’ diyor. Yegane olan milletin iradesidir. Böyle bir açıklama Süleyman Soylu’nun ne kadar yorgun olduğunu gösteriyor, bir an önce istirahate çekilmeli.”

“Baskıcı zihniyetin bir ifadesi bu”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İçişleri Bakanı’nın açıklamaları için “Bu darbeci kafanın ifadesi. Demokrasiye inanmayanların, halkın iradesine saygı göstermeyenlerin, baskıcı zihniyetin bir ifadesi bu” değerlendirmesinde bulundu.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan CHP Ordu Milletvekili Torun, “Sonuçta 14 Mayıs’ta vatandaşımız hür iradesiyle sandığa gidecek ve bundan sonra ülkeyi kimin yöneteceğini, Meclis’te kimin olacağına karar verecek. Bunu siz “darbe” olarak ifade ediyorsanız, demek ki sizin vatandaşın iradesine hiç saygınız yok. Vatandaş sizi destekliyorsa sorun yok ama sizi desteklemiyorsa, eğer size onay vermiyorsa darbe ve farklı şekilde ifade edilmesi. Bu anlaşılır gibi bir şey değil” dedi.

“Şu anda devletin bütün imkanlarını kullanıyorlar. Kamunun bütün imkanlarını kullanıyorlar. Yetmedi, şimdi 14 Mayıs’ta milletin iradesine hakaret ediyorlar. Milletin iradesini gasp etmeye çalışıyorlar, milletin iradesini tehdit ediyorlar. Bunların anlayışı bu” ifadelerini kullanan Torun, “Kaybetmenin verdiği bir panik ve korku hâli. Kaybedeceklerini bildikleri için de bunu o seçim gününü, milli iradenin tecelli edeceği, vatandaşın hür iradesiyle oyunu darbe olarak nitelendiriyor” diye ekledi.

“Seçim darbe girişimiyse YSK darbe yöneticisi”

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ise Twitter’dan yaptığı açıklamada “Seçim darbe girişimiyse YSK darbe yöneticisi, sandık kurulları örgüt üyesi, oy kullanan 85 milyon da darbeci mi? Egemenlik milletindir. 14 Mayıs bu sözün ne demek olduğunu öğrendiğiniz gün olacak” dedi.

“Seçimi kaybetme korkusu”

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan da “Gün geçmiyor ki Millet İttifakı’nın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimi açık farkla kazanacağına dair umudumuz daha da büyümesin 🙂 Seçimi kaybetme korkusu ile 14 Mayıs’a ‘siyasi darbe’ bile diyebilecek raddeye gelmeleri tek kelimeyle trajikomik” diye tweet attı.

“Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmalıdır”

Ata İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, “Demokratik bir seçimi darbe girişimi olarak niteleyen bu şahıs İçişleri Bakanlığı koltuğunda 1 dakika bile oturamaz, oturmamalıdır. Onuru varsa istifa etmeli, yoksa da Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınmalıdır. Bu şahısın İçişleri Bakanı olarak gireceğimiz bu seçim ve sonrasında yaşanacaklar ülkemiz için tehdittir, tehlikedir, beka sorunudur. #soyluistifa” diye tweet attı.

“Demokrasimiz, hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır!”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da Soylu’nun görevden alınması gerektiğini söyledi. Soylu’nun “Türk Milleti’nin oy kullanma hakkını darbe, Türk seçmenini ise darbeci ilan ettiğini” söyleyen ve “#Soyluİstifa” etiketiyle paylaşımda bulunan Özdağ “Demokrasimiz, hiç olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır!” dedi.

“O kadar hapishane yok”

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs’ı “siyasi darbe girişimi” olarak tanımlayan Soylu’ya “O halde seçimde oy kullanan herkesi, darbe girişimi gerekçesiyle tutuklaman gerekecek Kirli!” diye seslendi:

“O halde seçimde oy kullanan herkesi, darbe girişimi gerekçesiyle tutuklaman gerekecek Kirli! Fakat o kadar hapishane yok. Neyse ya. Bu problemi çözmek için hapiste düşünecek çok zamanın olacak!”

Soylu ne demişti?

AK Parti’nin İstanbul ikinci bölge, birinci sıra milletvekili adayı da olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Nur cemaatine bağlı İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın düzenlediği toplantıda batı için “15 Temmuz onların fiili darbe girişimiydi. 14 Mayıs da ‘siyasi darbe’ girişimleridir. Bu kadar açık ve net ” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Önder’den Bozdağ’a “Emanet” Tepkisi: Bu Kafaya…

Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Siz olsanız ailenizi Kılıçdaroğlu’na mı Tayyip Bey’e mi emanet edersiniz?” sözleri hakkında, “Mesela bende bunun cevabı çok net. Bekir Bey’e teslim etmem. Bekir Bey’e teslim etmeyeceğim kesin. Çünkü hayata böyle bakabilen bir kafaya bir çöp bile teslim edilemez” dedi ve ekledi:

“Nasıl düşünüyor, nasıl aklına geliyor? Emanet ne demek? Neyi emanet ediyorsun? Bekçi kim, niye bekçi? Birinin ona ihanet edeceğini nereden çıkarıyorsun? Ne kadar ayıp. Yani Kemal Bey’in bu aileye ne yapacağını öngörüyor da, bu soruyu düşünüyor? Bak bu öyle ağızdan kolay çıkmış bir laf değildir. Bu laf çıkana kadar o nöronların arasında milyarlarca kere tur atmıştır; işe yarar, ahlaka dair bir istasyon bulamayınca, ağızdan böyle çıkmıştır. Allah ıslah etsin diyorum, ona dua ederek bitiriyorum.”

Önder, Bozdağ’ın “Seçim akşamı ya şampanya patlatıp sabaha kadar kutlayanlar olacak ya da temiz alnını şükür için secdeye koyup Rabb’ine hamdedenler olacak” sözlerine yanıt verdi.

“Kim nasıl kutlamak isterse öyle kutlayacak” diyen Önder, “Şu sevimsizliğin farkında değiller; hayata bu kadar müdahil olmak, kimin nasıl kutlayacağına, kutlama biçiminden bir yaşam tasavvuru çizmeye, onu bir korku silahına ya da bir teşvik aygıtına dönüştürmenin bu yüzyılda bir iş görmeyeceğini bilmiyorlar. Millet uzayda mandıra kuruyor artık” ifadelerini kullandı.

GAİN’in YouTube kanalındakiYa Sonra’ programında Mirgün Cabas, Özlem Akarsu Çelik ve Kemal Can’ın sorularını yanıtlayan Önder, siyasete dönüşü hakkında da konuştu. Önder, yeniden aday olması hakkında gelen “Ne oldu da biz bu şekilde yeniden beraberiz sorusuna şu yanıtı verdi:

“Görev düştü diyelim. Sadece seçim değil. Aslında arkadaşlarım, seçimden sonra ortaya çıkacak Meclis aritmetiği ve ondan sonraki sürecin tanzimi, bu demokratik dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkacak denklemlerde bir deneyim, hafıza ve benzeri şeylerle gönlümü çeldiler. Gerçekten de tarihsel bir kavşakta olduğumuz açık. Biz de, bundan sonrası artık kibre girer dedik. Birkaç firar girişimim oldu ama başarıyla engellediler.”

Önder, sözünü ettiği ‘kavşağı’ şöyle tanımladı: “Bir dönemin sonuna geldiğimiz açık. Bu dönemin nasıl tasfiye edileceği, sonrasında yerine ne konulacağı önemli.”

“Bu rejim gidecek, bu çok açık çünkü değişim ve dönüşüm arzusu artık çok görünür oldu” diyen Önder, “Yerine neyin, ne şekilde ve nasıl konulacağı önümüzdeki 100 yılı belirleyen en önemli bir yıl olacak, zaman dilimi olarak. İş tutma biçimi ve yordam olarak aynı öneme sahip olacak” ifadelerini kullandı.

Önder, “Önümüzdeki bir yıl -bir hiyerarşi ve sıralama içinde söylemiyorum ama- memlekette hemen, ilk bir saat içinde, ifade özgürlüğünün önündeki -yasada olan veya olmayan- bütün engeller kaldırıldıktan sonra, hep birlikte ele alınan bir yargı meselesinde, temel hak ve özgürlüklerin etkin kullanımı meselesinde bir düzlem oluşturup ondan sonra herkes işini yaparken, siyasi kadrolar da bu demokratik dönüşümle ilgili sonuç alıcı adımlar atacaklar ve bunu tartışmaya başlayacaklar. Toplumun en geniş kesimiyle ortaklaşabileceği oranda bu kalıcı olacaktır” dedi.

Önder, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalması halinde neler yaşanmasını beklediğine dair soruyu da, Altılı Masa’ya bir uyarı yaparak yanıtladı. Mirgün Cabas’ın, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesiyle AKP’nin Meclis’teki tek parti çoğunluğunu kaybetmesini, seçimlerin yenilenmesine giden süreçte yaşananları da “O dönemin mağduru da, hedef alınan kesim de Kürtler oldu” diyerek hatırlatması üzerine, Önder şöyle konuştu:

“Biz diz çökmedik, boyun eğmedik. Bütün bu baskı politikalarına rağmen oy oranımız yükseldi, düşmedi. Artık bundan fazlası, o dönem iktidarın bu politikalarına kendini kaptıran diğer siyasal yapıların işi. Hani bunların çok kullandığı bir söylem var ya, ‘Mümin aynı delikten iki kere sokulmaz’ diye, bir zahmet diğer toplumsal kesimler artık bunun manipülasyon olduğunu, bunun üstelik bir insanlık suçu ağırlığındaki yol ve yöntemlerle yapıldığını görüp, bizimle beraber bunun önüne durmalılar.

Biz bundan fazla ne yapabiliriz? Biz yıkılmadık ayaktayız, işte bizim yapabileceğimiz o. İçeri attılar, sürgün olduk, işimizden, aşımızdan olduk. Hepimizin üzerinden itibar suikastları yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ama yan yana durduk, bir tanemizi sökü alamadılar. Hakkımızda onlarca yıl istenen davalarla boğuşuyoruz.

“Ben birinci turda biteceğini düşünenlerdenim”

Ama diğer siyasal yapıların ayağına bir taş değmedi bu süreçte. Bizim için gelinen nokta ve edindiğimiz bilgilerin tümü yaşamsal. Onun için dört elle sarılıyoruz. Yani canımızla, kanımızla ödedik bu bedeli. Onun için yaşamsal. Diğer siyasi partiler bu iktidarın demokratik yol ve yöntemlerle tasfiyesi için en uygun zaman gelmişse ve eğer böyle bir 15 gün yaşanacaksa -ki ben birinci turda biteceğini düşünenlerdenim, bu da bir temenni değil, göstergeler o yönde- böyle bir şey yaşandığında buna bir yek vücut olarak karşı çıkacaklar. O zaman bunların hiçbir gücünün olmadığını deneyimleyeceğiz. Çünkü bu cesareti bu dağınıklıktan alıyorlar. Bu plak sürekli o raftan indiriliyor ve her çalındığında dinleyici buluyor. ‘Kaldır o plakı’ demekle, hava olacak bir şey bu.”

Paylaşın