CHP’nin Yeni MYK’sı Belli Oldu; Kişi Sayısı 17’den 15’e Düştü

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) merakla beklenen Merkez Yürütme Kurulu (MKY) belli oldu. Parti örgütü ve örgüt yönetimi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bağlanırken MYK üye sayısı 17’den 15’e düştü.

Haber Merkezi / CHP MYK üyeleri, 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası Kılıçdaroğlu’nun elini rahatlatmak ve yeni yönetimini belirlemesi için istifalarını sunmuştu.

Merkez Yönetim Kurulu’nun yeni üyeleri ve görevleri şu şekilde:

Ahmet Akın: Yerel Yönetimler
Aylin Yaman: Sosyal Politikalar
Aysu Bankoğlu: Tanıtım ve Halkla İlişkiler
Bülent Kuşoğlu: İdari ve Mali İşler

Devrim Barış Çelik: Bilgi ve İletişim Teknolojileri
Eren Erdem: Sosyal Medya Yönetimi
Faik Öztrak: Ekonomi Politikaları – Parti Sözcüsü
Hasan Efe Uyar: İşçi sendikaları, STK ve Meslek Kuruluşları
Lale Karabıyık: İşveren Örgütleri

Neslihan Hancıoğlu: Genel Sekreter
Semra Dinçer: Doğa Hakları
Tahsin Tarhan: Yurtdışı Örgütlenme
Yunus Emre Bilim: Yönetim ve Kültür Platformu
Zeynel Emre: Hukuk ve Seçim İşleri

İstifa eden Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ise şöyleydi:

Ahmet Akın, Ali Öztunç, Bülent Kuşoğlu, Bülent Tezcan, Devrim Barış Çelik, Faik Öztrak, Fethi Açıkel, Gamze Akkuş İlgezdi, Gökçe Gökçen, Gülizar Biçer Karaca, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Oğuz Kaan Salıcı, Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın.

CHP Meclis Grup Yönetimi

CHP Parti Meclisi toplantısının ardından CHP’nin yeni Meclis grup yönetimi de belli olmuştu.

CHP’de Meclis Grup Başkanı, Manisa Milletvekili Özgür Özel olurken, CHP Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın, Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır, TBMM Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca olmuştu.

Burcu Köksal da Oya Araslı ve Emine Ülker Tarhan’dan sonra CHP’nin üçüncü kadın grup başkanvekili seçilmişti.

CHP’nin Meclis Katip Üyeleri Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş olurken, İdari Amiri ise Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin olmuştu.

CHP PM üyesi olarak Gülizar Biçer Karaca, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır’ın üyelikleri düştü. Bu isimlerin yerine Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan ve Akif Hamzaçebi gelmişti.

Paylaşın

Bloomberg: Şimşek’in Başarısı Erdoğan’ın Desteğine Bağlı

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve gelmesi uluslararası basında yer almaya devam ediyor.

Son olarak ABD Merkezli Bloomberg’de yayımlanan Mohamed A. El-Erian imzalı yazıda, Şimşek’in Türkiye’nin mali istikrarı sağlaması adına “ümit verici” açıklamalarda bulunduğuna değinilerek, bunu gerçekleştirmesi için zamana ihtiyacı olduğu ifade edildi.

Şimşek’in bunun için yeterli zamanı sağlayabileceği, ancak bunun garanti olmadığı belirtilen yazıda, programının başarısının piyasaların sabrına, yerel güvene, dış yardıma ve en önemlisi Erdoğan’ın sürekli desteğine bağlı olduğuna işaret edildi.

Şimşek’in “ekonominin rasyonel temellere dönmesi” gerektiğine dair açıklamasının hatırlatıldığı yazıda, “Bu açıklamaların önemli bir ağırlığı var, çünkü kendisi daha önce de Maliye Bakanlığı yapmış biri olarak saygın bir teknokrat. Kendisi bir zamanlar başbakan yardımcısı olacak kadar da güvenilir biriydi” denildi.

Şimşek’in makro istikrara odaklanmasının doğru bir hamle olduğu değerlendirilen yazıda, Şimşek’in de bu alana dönük kapsamlı mali konsolidasyon, büyüme ve üretme odaklı yapısal reformları yürürlüğe sokmayı planladığı ve bunun gerçekleşmesinin yerel ve dış mali piyasaların tanıyacağa süreye bağlı olduğu kaydedildi.

Mehmet Şimşek’in planladığı hamlelerin, “özerk bir Merkez Bankası’nın yeniden inşasının” gerçekleşmesiyle daha etkili olacağı vurgulandı.

Öte yandan Şimşek’in Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile çalışmak istemediğini öne sürülmüştü.

Kavcıoğlu’nun yerine üç isim

Kavcıoğlu’nun yerine düşünülen isimlerin de Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar olduğunu ifade edilmişti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini Nurettin Nebati’den devralan Mehmet Şimşek, “Orta vadede enflasyonun tek haneye düşürülmesi, her alanda öngörülebilirliğin artırılması, cari açığı azaltacak yapısal dönüşümün hızlandırılması ülkemiz için hayati önem taşımaktadır” demişti.

Attıkları her adımın Türkiye’ye güveni ve istikrarı güçlendirmeye devam etmesinin öneminin altını çizen Şimşek, “Şahsıma zorluklar ve yüksek beklentilerle dolu ağır bir görev verildiğini biliyorum. İnşallah hep birlikte bu süreçten alnımızın akıyla çıkacağız” diye konuşmuştu.

Paylaşın

YSP Eş Sözcüsü Uçar: Saldırılar Karşısında Geri Adım Atmadık

Yeşil Sol Parti (YSP) Eş Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar, seçim sonuçları itibariyle 29 kadın milletvekiliyle eşit temsiliyeti ve en güçlü kadın temsiliyetini sağladıklarını belirtti.

Yeni dönemde hem parlamentoyu hem de sokakları ‘en güçlü biçimde’ koruyacaklarını vurgulayan Uçar, “AKP seçimlere giderken kadınların bütün kazanımlarını hedef almaktan vazgeçmedi. Kadın mücadelesinin çok uzun bir yolculuğu var.

Geldiğimiz aşamada varlığımızın bile tartışıldığı bir parlamento karşımıza çıkmış durumda. Bizler AKP-MHP iktidarının, erkek devlet şiddetinin bütün saldırıları karşısında geri adım atmadık, mücadelemiz devam edecek” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti’nin (YSP) kadın meclisleri, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve önümüzdeki dönem politik mücadele hattını belirlemek üzere HDP Genel Merkezi’nde toplandı.

Toplantı, 5 Haziran 2015’teki Diyarbakır saldırısında hayatını kaybedenlerin anılmasıyla başladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar toplantının açılış konuşmasını yaptı.

“Kadın mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz”

İki kritik seçimi geride bıraktıklarını belirten Uçar, Kürt ve Türkiye kadın hareketinin yürüttüğü mücadelenin seçim sürecinde kendilerine ‘rehber’ olduğunu kaydetti. Uçar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyannamemizde, söylemlerimizde, mücadelemizde kadın mücadelesini büyütmeyi hedefledik ve bundan sonraki çalışmalarımızda da böyle devam edecek.

Seçimlere giderken AKP-MHP iktidarına, tek adam rejimine karşı mücadelemizi en çok da kadın politikaları açısından ele aldık.

Kadın düşmanı politikalar ve buna yeni dönemde eklenen kadın düşmanı ittifaklarla birlikte yeni bir hat çizmeye çalıştıklarının farkındayız. Ama biraz önce de ifade ettiğimiz üzere dün olduğu gibi bugün de kadın mücadelesinin kazanımlarını sahiplenmeye devam edeceğiz.”

YSP Eş Sözcüsü Uçar, seçim sonuçları itibariyle 29 kadın milletvekiliyle eşit temsiliyeti ve en güçlü kadın temsiliyetini sağladıklarını belirtti.

Yeni dönemde hem parlamentoyu hem de sokakları ‘en güçlü biçimde’ koruyacaklarını vurgulayan Uçar, “AKP seçimlere giderken kadınların bütün kazanımlarını hedef almaktan vazgeçmedi. Kadın mücadelesinin çok uzun bir yolculuğu var. Geldiğimiz aşamada varlığımızın bile tartışıldığı bir parlamento karşımıza çıkmış durumda. Bizler AKP-MHP iktidarının, erkek devlet şiddetinin bütün saldırıları karşısında geri adım atmadık, mücadelemiz devam edecek” dedi.

Ortaya çıkan parlamento bizlere çok güçlü bir mücadele yürütmemiz gerektiğini gösterdi” diyen Uçar, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Biz bu güçle seçim sonuçlarını ele alırken bir başarısızlık demiyoruz, çünkü kadın mücadelesinin başarısı seçimlerle ölçülebilecek bir başarı değildir. Dün neredeysek bugün de oradayız ve bunun güçlenmesi büyütülmesi gerektiğinin farkındayız.

Ben yeniden bu mücadeleye emek veren bütün kadın arkadaşlarıma, her birimizin emeğimize sağlık olsun diyorum. Birlikte kazanacağız; sokaklar da bizim, mücadele de bizim.”

Paylaşın

Pervin Buldan Ve Mithat Sancar’dan Kongre Açıklaması: Aday Olmayacağız

14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirme yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Biz de çok büyük umutlarla seçim çalışması yaptık. Bunlar gerçekleşmeyince de kendi içimizde yaptığımız tartışmalar ve kurullarımızla yapacağımız toplantılardan sonra kongre sürecini başlatacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim kongrede görev almayacağım” dedi ve ekledi:

“Eleştirileri göz önünde bulunduruyorum. Bu eleştirilerin bir kısmı kötü niyetli, ama yapıcı ve bana güç katan eleştiriler de var. Kongrede eş genel başkanlık görevini başka bir arkadaşa devretmekten mutluluk duyacağım. Karar alma sürecinde de yer almayacağımı söylemek isterim.”

HDP Eş Genel Başkanı Sancar’da, “Demokratik siyasetin tasfiye edilmesi için her şey yapıldı. Bizi seçime sokmamak üzerine bir senaryo vardı. Aldığımız oy oranı istediğimiz oranda değil ama bir yenilgi yok” dedi ve ekledi: Hemen seçimin ertesi günü çok açık söyledik. Biz kongre ve konferans sürecini başlatıyoruz; bu süreçteki bütün eksikliklerin masaya yatırılacağı bir süreci başlatıyoruz dedik. Ben de aynı karardayım.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Prof. Dr. Mithat Sancar, Medya Haber’in konuğu oldu.

Gazeteciler Kenan Kırkaya, Nezahat Doğan ve Eyyüp Demir’in sorularını yanıtlayan Buldan ve Sancar, seçim sürecine dair özeleştirel konuştu, önümüzdeki sürece dair önemli mesajlar verdi.

“Hedefimizi tutturamadık”

Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle: “Önemli bir seçim süreci yaşadık. Türkiye açısından önemli bir seçim süreç. Hep tarihi bir seçim olarak değerlendirdik. Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim dönemiydi.

Bir buçuk ayda Yeşil Sol Partiyi seçmenimize tanıtmak önemli bir faktördü. Hedefimizi tutturamadık, bunu ifade etmek isteriz. Kampanya sürecini iyi yönetemedik. Bizim dışımızdaki çevrelere gidemedik. Genişleyemedik, büyümedik. HDP fikriyatını bütün kesimlere ulaştıramadık. Ermeni, Ezidi ve engelli temsiliyetinin olmaması bizim için büyük bir eksikliktir.

Bir de şunu yapamadık; il ve ilçe örgütlerimizin aday belirleme sürecine dahil olmasını engelledik. İl ve ilçe örgütlerimiz öneri sunmak zorundalar, ancak Aday Belirleme Komisyonumuz bunu çok dikkate almadı.

Seçimin hemen ertesi günü partiyi kongreye götüreceğimizi ilan ettik. Elbette her partide seçim sonuçları o partide yol haritasını belirler.

Biz de çok büyük umutlarla seçim çalışması yaptık. Bunlar gerçekleşmeyince de kendi içimizde yaptığımız tartışmalar ve kurullarımızla yapacağımız toplantılardan sonra kongre sürecini başlatacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim kongrede görev almayacağım.

Eleştirileri göz önünde bulunduruyorum. Bu eleştirilerin bir kısmı kötü niyetli, ama yapıcı ve bana güç katan eleştiriler de var. Kongrede eş genel başkanlık görevini başka bir arkadaşa devretmekten mutluluk duyacağım. Karar alma sürecinde de yer almayacağımı söylemek isterim.”

Mithat Sancar da şöyle dedi:

“Toplumda bir değişim isteği var. Bütün bu şartlara rağmen toplumun yarısı değişim isteğini ortaya koymuştur. Hem manipülasyonlar, yalan propagandalar işledi hem de sandığa gitmeyen seçmen durumu söz konusu. Çaresizlik duygusu sandığa gitmelerini engellemiş olabilir. Ancak toplumun yarısından fazlası bu rejimin değişmesini istiyor.

İkincisi; bizler Yeşil Sol Parti çatısı altında seçime girdik. Hedeflediğimiz oy oranına ulaşamadık. Bunun sebepleri var ama bütün sorumluluğu bu sebeplere yüklemek doğru olmaz. Kendi sorumluluğumuz da var. Bir bütün olarak sorumluluğumuz var. Hedeflerimize ulaşmak açısından başarısız sayıyoruz kendimizi.

Demokratik siyasetin tasfiye edilmesi için her şey yapıldı. Bizi seçime sokmamak üzerine bir senaryo vardı. Aldığımız oy oranı istediğimiz oranda değil ama bir yenilgi yok.

“Görevi bırakacağım”

Hemen seçimin ertesi günü çok açık söyledik. Biz kongre ve konferans sürecini başlatıyoruz; bu süreçteki bütün eksikliklerin masaya yatırılacağı bir süreci başlatıyoruz dedik. Ben de aynı karardayım.

Demirtaş çok değerli bir arkadaşımız, yoldaşımızdır. Niyetini sorgulamak doğru bulduğumuz bir şey değil. Bütün arkadaşlarımızla uyum içinde partimizi nasıl güçlendirebiliriz kaygısı dışında herhangi bir faktörü esas almadık. Demirtaş’ı ziyaret ettik, hukuki engeli olduğunu söyledi, sonra basına da açıkladı.

Ardından Kandıra’ya gidip Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak’ın da önerilerini aldık. Aday çıkarılacaksa kadın aday olmalıdır önerisinde bulundular. Bu önerileri kurullarımızda tartıştık. Son noktada eğilim kadın aday yönünde oluştu. Bu, Demirtaş’a da iletildi ve kendisi de bu fikri desteklediğini söyledi.

HDP başkanlar partisi değildir; kolektif irade ile yönetilen bir partidir. Yaptıklarım da yapamadıklarım da sorumluluğum. Partiyi daha güçlü bir noktaya getirmek için kongrede görevi bırakacağımı net olarak ifade ediyorum. Amaç partiyi daha ileri bir noktaya götürmektir.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek’in Gelişi; Cevapsız Kalan Sorular

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in yeni kabinede “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve geldi.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, kurumsal bağımsızlığa, bütçe disiplinine, ekonomik reformlara ve ortodoks politikalara olan inancı ile bilinen Mehmet Şimşek’in göreve getirilmesini BBC Türkçe‘ye yorumladı.

“Mehmet Şimşek’in gelişini, ortodoks politikalardan “kopuş” iddiası ile sunulan Yeni Ekonomi Modeli (YEM)’nin terk edilişi olarak yorumluyorum. Böyle ise güzel haber. Ödenen derin zararlara rağmen, zararın neresinden dönülse kardır. Cevapsız kalan sorular ise şunlar:

YEM’in koyduğu hedefler ve varılan noktalar karşılaştırılıp bir performans değerlendirmesi yapılacak, bu hedeflere neden ulaşılamadığına dair bir açıklama gelecek mi? Yoksa YEM sessiz sedasız rafa mı kaldırılacak? Bu soruyu salt hesap verilebilirlik adına sormuyorum. YEM’e “cenaze töreni” yapılıp yapılmaması, öldüğünden ve geri gelmeyeceğinden emin olmamız açısından önemli. Aksi takdirde ikinci bir Naci Ağbal-Lütfi Elvan vakası yaşamayacağımızdan ve Şimşek’in 2018 de olduğu gibi yine apar topar görevden alınmayacağından nasıl emin olacağız?

Seçim döneminde ve balkon konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan net bir şekilde düşük faiz politikasına devam mesajı verdi. Ortodoks politikalara geçilmesi durumda geçen hafta devam edeceği söylenen düşük faiz politikasından vaz mı geçilecek? Vaz geçilmeyecekse o zaman Mehmet Şimşek ve ekibinin fonksiyonu ne olacak?

Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir süreliğine faiz artışlarına ikna edebilirse bile ortodoks bir zeminden çok uzaklara savrulmuş, kaynaklarını tüketmiş ve kredibilite kaybı yaşamış Türkiye ekonomisinin tekrar ortodoks bir çerçeveye oturtulmasının ağır maliyeti nasıl ödenecek? Yeni ekonomi ekibi kredibilite konusunda soru işaretlerini ortadan kaldırabilecek ve kaybolan kredibiliteyi yerine koyabilecek mi?

Birinci sorudan başlayalım. Yaklaşık 1.5 sene önce, enflasyon yüzde 20’ler seviyesindeyken devreye sokulan YEM’in koyduğu hedefler ve kullanılacak araçlar arasındaki içsel tutarsızlıklara dair 2022 başında bir yazı kaleme almıştım:

O yazımda Başkan Kavcıoğlu’nun KKM ile ilgili şu sözlerine dikkat çekmiştim: “Bir taşla beş kuş vuracağız: Kur dengelenecek, enflasyon düşecek, dolarizasyon engellenecek, Merkez Bankası rezervi artacak ve faiz düşecek.”

Bugün geldiğimiz noktada KKM ciddi kaynak aktarımları ile 120 milyar dolar seviyelerine erişen bir canavara dönüştü. Ne kuru dengeledi, ne enflasyonu düşürdü, ne de dolarizasyonu engelledi.

Peki ne oldu?

Ocak 2022’de 13.43 olan Dolar/TL döviz kuru bu satırlar yazılırken 20.88’e dayanmıştı.

YEM’de verilen hedefler doğrultusunda düşmesi beklenen enflasyon, 2022 sonunda yüzde 12.9, 2023 sonunda ise yüzde 8.8’e ulaşacaktı. Gerçek hayat hedeflerden çok farklı oldu. Geçen sene yüzde 83 ile zirve yapan enflasyon 2023 ortası itibarıyla yüzde 40 seviyesine düşebildi.

2022’de yüzde 2.2 ye düşmesi beklenen cari açık yüzde 5.34’e çıktı

Artması umulan merkez bankası net rezervleri 26 Mayıs itibarıyla -4.4 milyar seviyesine geriledi. Bu rakam, Merkez Bankası’nın kurdaki baskıyı tutabilmek adına elindeki döviz varlıkları satıp üzerine de bankaların kendisinde tuttuğu rezervleri ve borç aldığı parayı sattığını gösteriyor.

Düşmesi beklenen faiz sadece “önemsizleşen” politika faizi oldu. Mevduat faizleri yüzde 40’lara dayandı.

Gelelim ikinci ve üçüncü sorulara. Şimşek son 1.5 seneyi hafızalardan silip tamamen yeni bir sayfa açabilecek mi? Ortodoks politikalarla enflasyonu düşüreceğini söylese piyasalar inanır mı? İnandırması için gerekli olan faiz artışına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna edebilecek mi? Çok değil bir hafta önceki balkon konuşmasında “faizleri düşük tutmak sureti ile enflasyonun da düşeceği” anlayışının tekrar altını çizen Cumhurbaşkanımız enflasyonu düşürmek için gereken faiz artışlarına yeşil ışık yakar mı?

Şimşek’in devraldığı ekonomi bıraktığı ekonomi ile aynı değil. Yıpranmış, yorulmuş ve kaynakları tükenmiş bir merkez bankasından faiz artırması, yapacağı faiz artışı ile güven kazanıp enflasyon beklentilerini aşağı çekmesi, ilk fırsatta faizleri tekrar indirmeyeceğine, enflasyonu düşürme konusunda gerekeni yapacağına piyasaları ikna etmesi lazım. Bunun için de liyakat sahibi, rüştünü ispatlamış ve samimiyeti sorgulanmayacak bir ekip gerekiyor. Böyle bir ekip var mı?

Merkez Bankasının ilk kadın başkanı Hafize Gaye Erkan mı oluyor?

Hafta sonuna doğru merkez bankası başkanı olacak ismin Hafize Gaye Erkan olacağı bilgisi basında yer aldı. Medyaya sızan bilgiler, akıllara durgunluk verecek kadar sıra dışı özgeçmiş bilgilerine işaret etti.

Neydi bu sıra dışı özgeçmiş? H. Gaye Erkan’ın ABD’nin en prestijli okullarından Princeton’dan bir sene içinde finansal mühendislik doktorası aldığı, ABD’nin en genç finans profesörü olduğu gibi göz kamaştırıcı ve çelişkili bazı bilgilerdi bunlar. Biraz araştırıldığında aslı olmadığı görülen ancak Türk kamuoyu için birileri tarafından uygun görülmüş bu yaldızlama yeni merkez bankası başkanı adayı hakkında iyi bir izlenim bırakmadığı gibi bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Gaye Erkan’ın Princeton diploması şüphesiz göreve gelmesi durumunda yerine geçeceği Şahap Kavcıoğlu’nun özgeçmişinden çok daha parlak bir kariyerin belgesi. Bunun ötesinde bir yaldızlamaya ihtiyacı yoktu. O disiplinde yetişmiş, ABD’de bankacılık sisteminde bizzat çalışmış bir insanın KKM’yi “bir taşla beş kuş vurmak, faiz indirirken enflasyonu da düşürmek” şeklinde yorumlamayacağını ve yüzde 40’lardan devralacağı enflasyonu düşürmek için ortodoks politikaları savunacağını tahmin ediyorum.

Ancak kendisi gelmeden önce paketlenmiş ve yaldızlanmış sahte bilgilerin sunulması, bu çarpıtmaların CEO olarak çalıştığı First Republic Bank’in batış tecrübesini gizleme amaçlı olduğunu düşündürüyor. Bu durum ise çok ihtiyacı olan kredibilite ve samimiyetin önüne geçtiği gibi Şimşek’in devir teslim töreni sırasında altını çizdiği “şeffaflık” ve “tutarlılık” ilkelerine gölge düşürüyor.

Kredibilitesi yüksek, maliyeti düşük çözüm mümkün mü?

Bir tarafta 2018 yılında Mehmet Şimşek’in olaylı bir şekilde görevden uzaklaştırılması tecrübesi var. Diğer yanda Gaye Erkan ile ilgili daha kendisi gelmeden basına servis edilen sahte yaldızlamalar var. Tüm bunların üzerinde ise “faiz düşerse enflasyon düşer” inancı ve “önemsizleştirilmiş” bir merkez bankası var. Bu çerçevede ortodoks politikaların ön şartı olan kredibilite kazanılıp ekonominin yaraları sarılabilir ve asgari maliyetle düzlüğe çıkılabilir mi?

Kredibilitesi zayıf bir ekonomi yönetimi beklenti yönetimi yapamaz. Yani enflasyonu maliyetsiz yoldan düşüremez. Faizi sıkıp ekonomiyi daraltıp bu suretle “acı reçeteyi” yüksek dozda verip enflasyonu düşürmek mümkün. Marifet ise reçetenin dozunu minimumda tutup sahip olduğunuz kredibilite sayesinde beklentileri aşağıya çekebilmek. Bu düşük maliyetli çözümü elde edebilmek için Mehmet Şimşek ve ekibi yeterli kredibiliteyi elde edilebilir mi?

Bu soruların cevapları konusunda çok iyimser değilim.

İktidarın geçtiğimiz haftaya kadar savunduğu ve başarılı bulduğu politikaları sessizce terk edip bir U dönüşü yapması, yapsa da başarılı olması bana çok inandırıcı gelmiyor.

Mecbur kalınıp geçici bir süre için faizlerin yükselmesine izin verilebilir. Ancak uzun soluklu olmayacağı baştan bilinen bu tür bir faiz artışı ödemeler dengesi ile ilgili stresi azaltmak dışında ekonomide oluşan hasara ne kadar deva olur, enflasyon beklentilerini ne kadar düşürür, yatırım iştahını ne kadar yükseltir, merkez bankası rezervlerini ne kadar yerine koyar emin değilim.”

Paylaşın

Erdoğan’la Görüşen Stoltenberg’den “İsveç’in NATO Üyeliği” Çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Stoltenberg, İsveç’in Türkiye’nin endişelerini karşılamak için önemli adımlar attığını kaydetti ve “İsveç yükümlülüklerini yerinde getirdi” ifadesini kullandı.

“NATO’ya üyelik İsveç’i daha güçlü yapacaktır” diyen Stoltenberg, İsveç’in NATO’ya üyelik katılım sürecinin bir an önce tamamlanmasını arzu ettiğini de belirtti. Stoltenberg ayrıca Türkiye’ye Kosova’ya asker gönderdiği için teşekkür etti.

Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü.

Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye’den bir kez daha İsveç’in İttifak’a üyeliğine muhalefet etmeyi bırakmasını talep etti.

Stockholm’ün Ankara’nın güvenlik endişelerini giderdiğini öne süren Jens  Stoltenberg, “İsveç, Türkiye’nin endişelerine yönelik önemli somut adımlar atmıştır” ifadelerini kullandı. NATO Genel Sekreteri, İsveç’in tüm taahhütleri yerine getirdiğini belirtti.

Stoltenberg, Türkiye’den İsveç’ten ve Finlandiya’dan yetkililerin 12 Haziran haftası İsveç’in NATO üyeliğini ele almak üzere bir araya geleceğini duyurdu.

Üyelik için Ankara’nın onayını bekleyen İsveç’te geçen hafta yeni terörle mücadele yasaları yürürlüğe girdi. İlgili yasalar uyarınca bundan böyle ülkede terör örgütlerine üye olmak, üye olanlara maddi destek sağlamak ya da bu örgütleri herhangi bir biçimde desteklemek, uzun hapis cezaları ile yargılanmanın yolunu açacak şekilde ağır suç sayılacak.

11-12 Temmuz tarihlerinde NATO Zirvesi Litvanya’da gerçekleştirilecek.

Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Joe Biden’ın seçim zaferinden dolayı kutlamak için aradığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede İsveç’in NATO üyeliği de gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmede Türkiye’nin satın almak istediği F-16’ları gündeme getirmişti. Biden yönetimi Kongre’ye Türkiye’ye F-16 satışına destek verdiğini bildirmişti.

Satış için Kongre’nin de onayı gerekiyor. Washington, Temmuz ayındaki NATO Zirvesi’ne kadar İsveç’in NATO üyeliğinin gerçekleşmesini umuyor.

Finlandiya’nın ardından İsveç de onay bekliyor

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından onlarca yıldır sürdürdükleri askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de ortak başvuruda bulunmuştu. Finlandiya ve İsveç’in üye olabilmesi için NATO bünyesindeki 30 ülkenin onayı gerekiyor.

İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan dışındaki NATO üyeleri meclis onayı verdi. Türkiye, İsveç’in üyeliğine onay vermek için Stockholm’den terör örgütleriyle mücadele konusunda daha somut adımlar beklediğini belirtiyor. Macaristan hükümeti ise İsveçli yetkililerin Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın politikalarına yönelik eleştirilerinden rahatsız.

Türkiye ve Macaristan uzun süre Finlandiya’nın NATO üyeliğine de karşı çıkmış, ancak Ankara ve Budapeşte’nin bu itirazlarını geri çekmelerinin ardından Finlandiya geçen Nisan ayında NATO’ya katılmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, Yeni Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ni Açıkladı

Çankaya Köşkü’ndeki yemekli resepsiyonun ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni kabineyi açıklamadan önce yaptığı açıklamada “Göreve başlama törenimizde ifade ettiğim ilkeler temelinde 85 milyonun birliği, dirliği, kardeşliği, refahı ve esenliği için engellere aldırmadan, zorluklar karşısında yılmadan çalışacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye’ye hizmet edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Eski kabine üyelerine teşekkür eden Recep Tayyip Erdoğan, “Bu arkadaşlarımız, milletimize yaptıkları hizmetlerle, ülkemize kazandırdıkları eserlerle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminin kabine üyeleri olarak adlarını şimdiden tarihe yazdırmışlardır. Rabbim eski kabine üyelerimizin hepsinden razı olsun diyorum” diye konuştu.

Kabinede yer alacak isimler:

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Hasan
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca
Sanayi ve Tekonolij Mehmet Fatih Kacır
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı
Ticaret Bakanı Ömer Polat
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu

TBMM’de yemin etti

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda yeniden göreve seçilen Erdoğan, TBMM Genel Kurulundayemin ederek resmen göreve başlamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mazbatasını Geçici TBMM Başkanı Devlet Bahçeli’den almıştı.

Erdoğan, mazbatasını aldıktan sonra ettiği yeminde, “Cumhurbaşkanı sıfatıyla devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasa’ya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim” demişti.

Erdoğan, yemin töreni sonrası Anıtkabir’i ziyaret etmişti. Erdoğan, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazmıştı:

“Aziz Atatürk… Türkiye bir seçim sürecini daha tüm dünyaya örnek gösterilecek rekor bir katılımla ve demokrasi şöleni havasında, suhuletle neticelendirdi. 14 Mayıs’ta TBMM’de görev yapacak 28. Dönem milletvekillerini belirleyen milletimiz, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda da şahsımıza yüzde 52,18 oy oranıyla yine büyük bir teveccüh gösterdi. Hamdolsun bir beş sene daha ülkemize ve necip milletimize hizmet edecek olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin de güvenoyu aldığı bu seçimlerin milletimizin önünde yeni bir dönemin kapılarını açtığına inanıyoruz. Önümüzdeki beş yıl boyunca, Türkiye yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirmek için canla başla çalışmayı sürdüreceğiz. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını hızla sarıp söz verdiğimiz gibi depremzedelerimizi en kısa sürede yeni yuvalarına kavuşturacağız. 12. Cumhurbaşkanı olarak milletimizin ebedi ve ezeli kardeşliğine sahip çıkmaya, ülkemizi büyütmeye, devletimizi yüceltmeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu ve bahtımızı açık etsin.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Göreve Başlama Töreni’nde konuşmuştu. Erdoğan, “Hangi siyasi görüşe, kökene, meşrep ve mezhebe mensup olursa olsun, 85 milyonun tamamını bağrımıza basacağız” demişti.

“Seçim 28 Mayıs’ta sona ermiştir. Milli irade sandıkta iki kez tecelli etmiştir. Türkiye Yüzyılı başlamış, ülkemizin şahlanış döneminin kapıları aralanmıştır” ifadelerini kullanan Erdoğan, kurulacak yeni kabine konusunda ise “Bu akşam yeni kabinemizi açıklayacağım, yeni kabinemizle Türkiye Yüzyılı’nı nakış nakış işlemeye devam edeceğiz. Salı günü ilk kabine toplantımızı yapacağız” demişti.

Muhalefete de çağrıda bulunan Erdoğan, “Her seçim sonrası musafahalaşmak için uzattığımız eli hep sıkılı yumruklarla karşıladılar. Bu sefer, farklı tavır sergilemelerini ümit ediyoruz. Türk demokrasisinin selameti açısından muhalefetin de mesuliyet bilinciyle hareket etmesini bekliyoruz. Muhalefetin milli iradeyle barışmasını istiyoruz” demişti.

“Türkiye Yüzyılının inşasına omuz verelim”

Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında Türkiye’nin bir büyük kucaklaşmaya ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. 81 vilayetimizde kardeşlik seferberliği başlatmaya davet ediyorum” diye ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin seçim dönemindeki kırgınlıkları bir tarafa koyalım. Küslük olmuşsa barışmanın yolunu bulalım. Hep beraber Türkiye Yüzyılının inşasına omuz verelim” diye konuşmuştu.

“Demokrasimizi, darbe ürünü mevcut anayasadan kurtararak, özgürlükçü, sivil ve kuşatıcı bir anayasayla güçlendireceğiz” açıklamasında bulunan Erdoğan, “Seçim meydanlarında halkımıza verdiğimiz sözlerin takipçisi olacağız. Son 21 yıldır olduğu gibi neyi vadetmişsek, inşallah tek tek gerçeğe dönüştüreceğiz” demişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan Muhalefete Çağrı: Barışmanın Yolunu Bulalım

Göreve Başlama Töreni’nde yaptığı konuşmada, muhalefete de çağrıda bulunan Erdoğan, “Her seçim sonrası musafahalaşmak için uzattığımız eli hep sıkılı yumruklarla karşıladılar. Bu sefer, farklı tavır sergilemelerini ümit ediyoruz. Türk demokrasisinin selameti açısından muhalefetin de mesuliyet bilinciyle hareket etmesini bekliyoruz. Muhalefetin milli iradeyle barışmasını istiyoruz” dedi.

Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında Türkiye’nin bir büyük kucaklaşmaya ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. 81 vilayetimizde kardeşlik seferberliği başlatmaya davet ediyorum” diye ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin seçim dönemindeki kırgınlıkları bir tarafa koyalım. Küslük olmuşsa barışmanın yolunu bulalım. Hep beraber Türkiye Yüzyılının inşasına omuz verelim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Göreve Başlama Töreni’nde konuştu. Erdoğan, “Hangi siyasi görüşe, kökene, meşrep ve mezhebe mensup olursa olsun, 85 milyonun tamamını bağrımıza basacağız” dedi.

“Seçim 28 Mayıs’ta sona ermiştir. Milli irade sandıkta iki kez tecelli etmiştir. Türkiye Yüzyılı başlamış, ülkemizin şahlanış döneminin kapıları aralanmıştır” ifadelerini kullanan Erdoğan, kurulacak yeni kabine konusunda ise “Bu akşam yeni kabinemizi açıklayacağım, yeni kabinemizle Türkiye Yüzyılı’nı nakış nakış işlemeye devam edeceğiz. Salı günü ilk kabine toplantımızı yapacağız” dedi.

Muhalefete de çağrıda bulunan Erdoğan, “Her seçim sonrası musafahalaşmak için uzattığımız eli hep sıkılı yumruklarla karşıladılar. Bu sefer, farklı tavır sergilemelerini ümit ediyoruz. Türk demokrasisinin selameti açısından muhalefetin de mesuliyet bilinciyle hareket etmesini bekliyoruz. Muhalefetin milli iradeyle barışmasını istiyoruz” dedi.

“Türkiye Yüzyılının inşasına omuz verelim”

Erdoğan, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında Türkiye’nin bir büyük kucaklaşmaya ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. 81 vilayetimizde kardeşlik seferberliği başlatmaya davet ediyorum” diye ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin seçim dönemindeki kırgınlıkları bir tarafa koyalım. Küslük olmuşsa barışmanın yolunu bulalım. Hep beraber Türkiye Yüzyılının inşasına omuz verelim” diye konuştu.

“Demokrasimizi, darbe ürünü mevcut anayasadan kurtararak, özgürlükçü, sivil ve kuşatıcı bir anayasayla güçlendireceğiz” açıklamasında bulunan Erdoğan, “Seçim meydanlarında halkımıza verdiğimiz sözlerin takipçisi olacağız. Son 21 yıldır olduğu gibi neyi vadetmişsek, inşallah tek tek gerçeğe dönüştüreceğiz” dedi.

TBMM’de yemin etti

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda yeniden göreve seçilen Erdoğan, TBMM Genel Kurulundayemin ederek resmen göreve başlamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mazbatasını Geçici TBMM Başkanı Devlet Bahçeli’den almıştı.

Erdoğan, mazbatasını aldıktan sonra ettiği yeminde, “Cumhurbaşkanı sıfatıyla devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasa’ya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim” demişti.

Erdoğan, yemin töreni sonrası Anıtkabir’i ziyaret etmişti. Erdoğan, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazmıştı:

“Aziz Atatürk… Türkiye bir seçim sürecini daha tüm dünyaya örnek gösterilecek rekor bir katılımla ve demokrasi şöleni havasında, suhuletle neticelendirdi. 14 Mayıs’ta TBMM’de görev yapacak 28. Dönem milletvekillerini belirleyen milletimiz, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda da şahsımıza yüzde 52,18 oy oranıyla yine büyük bir teveccüh gösterdi. Hamdolsun bir beş sene daha ülkemize ve necip milletimize hizmet edecek olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin de güvenoyu aldığı bu seçimlerin milletimizin önünde yeni bir dönemin kapılarını açtığına inanıyoruz. Önümüzdeki beş yıl boyunca, Türkiye yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirmek için canla başla çalışmayı sürdüreceğiz. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını hızla sarıp söz verdiğimiz gibi depremzedelerimizi en kısa sürede yeni yuvalarına kavuşturacağız. 12. Cumhurbaşkanı olarak milletimizin ebedi ve ezeli kardeşliğine sahip çıkmaya, ülkemizi büyütmeye, devletimizi yüceltmeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu ve bahtımızı açık etsin.”

Paylaşın

CHP’de Kurultay Kararı; Meclis Grup Yönetimi Belli Oldu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yapılan ve beş saatten uzun süren Parti Meclisi (PM) toplantısında kurultay sürecinin başlatılması kararı çıktı.

Haber Merkezi / Kurultay kararının çıktığı toplantıya ilişkin yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Cumhurbaşkanlığı seçimi siyasi tarihimizin en eşitsiz koşullarında gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan yalan, iftira, montaj, kutuplaştırma gibi çirkin yöntemlere başvurmuştur.

Bu süreç, siyasal iktidarın ve Cumhurbaşkanı adayının ahlaki meşruiyetini sorgulanır hale getirmiştir.”

Tüm bu olumsuzluklara karşın partimiz, yönetim organlarında seçim süreçlerini ve sonuçlarını ilk andan itibaren detaylı bir şekilde değerlendirmeye başlamıştır.

Bugünkü Parti Meclisi toplantımızda da seçim sonuçları detaylı bir şekilde değerlendirilmiş, ‘bilgi ve iletişim teknolojilerinden’ sorumlu birimimiz seçimlerde kullandığımız sistemimize ilişkin detaylı sunumlar gerçekleştirmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi, seçmenin verdiği mesajı, seçim sonuçlarını sandık sandık, köy köy, ilçe ilçe, il il dikkatle incelemeye ve analiz etmeye -parti kurul ve karar organlarında- devam edecektir.

Bu değerlendirme sürecinde özeleştiriler samimiyetle dikkate alınacak ve gereği hızla yerine getirilecektir.”

Partimizin Kurultay takviminin düzenlenmesi ile ilgili karar Parti Meclisimizce değerlendirilmiş ve takvimlendirme çalışmalarına başlanmıştır.

Kurultay sürecinin parti içi demokrasi kültürümüze yaraşır bir şekilde gerçekleşmesi için yapılacak gerekli hazırlıklar ve alınacak kararlar yeni Merkez Yönetim Kurulu tarafından açıklanacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak giderek derinleşen ekonomik krizden çıkışın yollarını göstermeye kararlılıkla devam edeceğiz.

On milyonların demokrasi, özgürlük, adalet ve refah mücadelesinde buluşan ve büyüyecek olan iradesine sahip çıkacak, eşit ve özgür bir Türkiye’yi kurma mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

CHP Meclis Grubu Başkanı Özgür Özel oldu

CHP Parti Meclisi toplantısının ardından CHP’nin yeni Meclis grup yönetimi de belli oldu.

CHP’de Meclis Grup Başkanı, Manisa Milletvekili Özgür Özel olurken, CHP Grup Başkanvekilleri Gökhan Günaydın, Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır, TBMM Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca oldu.

Burcu Köksal da Oya Araslı ve Emine Ülker Tarhan’dan sonra CHP’nin üçüncü kadın grup başkanvekili seçildi.

CHP’nin Meclis Katip Üyeleri Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş olurken, İdari Amiri ise Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin oldu.

CHP PM üyesi olarak Gülizar Biçer Karaca, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır’ın üyelikleri düştü. Bu isimlerin yerine Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan ve Akif Hamzaçebi geldi.

Paylaşın

CHP’li 43 İl Başkanı’ndan “Olağanüstü Kurultay” Talebi

CHP’li 43 İl Başkanı, olağanüstü tüzük kurultayı talebiyle bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “Partimizin sosyal demokrasinin evrensel ilke ve değerlerine daha sıkı sarılarak, ekonomik ve sosyal adalet duygusunu ön plana çıkartarak, toplumla ve sivil toplum örgütleri ile işçi sınıfı ve emek cephesi ile daha sıkı bağlar kurması gerekmektedir” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bizler bu partide görev yapmış ve hala görev yapan il başkanları olarak partimizin sosyal demokrat ilkelere, emek cephesine daha duyarlı olmasını istiyoruz. Yapılacak olağan kurultayın demokratik bir tüzükle yapılması için acilen olağanüstü bir tüzük kurultayı çağrısı yapıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 43 İl Başkanı, Ankara’da yaptıkları toplantı sonrası, olağanüstü tüzük kurultayı talebiyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“37. olağan kongrede seçilen ve bir kısmı hala görevde olan il başkanlarından kurultay delegelerinden 14 Mayıs 2023 ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinin değerlendirilmesi sonucunda CHP genel merkezine ve kamuoyuna Demokrasi ve Adalet Hareketi olarak çağrı bildirgemizdir.

28 Mayıs 2023 seçimlerine büyük bir beklenti ile giren fakat seçim sonucunda büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluğun yaşandığı partimizde bir çok noktada değişim kaçınılmaz bir hale gelmiştir.

CHP’nin hiçbir döneminde CHP örgütleri bu kadar örselenmemiş bu kadar ikinci plana itilmemiştir. Seçilen 169 milletvekili içinde parlamentoya giren 37. dönem seçilmiş ve aday olan il ve ilçe başkanlarının oranı sadece %5’e tekabül etmektedir. Bu bağlamda önceliğimiz tüzükte, demokratik tüzük olgusuyla değişiklik yapılmasıdır.

Demokratik bir tüzük parti emekçilerinin, partide siyaset yapan gençlerin, kadınların ve herkesin emeklerinin güvence altına alınması demektir. Hiçbir örgüt emekçisinin kaderinin bir kişinin veya birkaç kişinin iki dudağı arasında olmamasıdır. Bu amaçla sosyal demokrat bir parti de tüzüğün demokratikleşmesi en önemli olgudur.

Ayrıca üst düzey CHP kadrolarının seçiminde liyakat, emek ve birikim ön planda olmalıdır. Bu kadroların görevlendirilmesi Genel Başkanın isteğiyle değil Parti Meclisinin Görevlendirmesi ile gerçekleştirilmelidir.

Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri parti içi seçimlerle belirlenmelidir. Bu partide siyaset yapan herkesin emeğinin karşılığını alabilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için demokratik tüzük zorunluluktur. Partimizin sosyal demokrasinin evrensel ilke ve değerlerine daha sıkı sarılarak, ekonomik ve

sosyal adalet duygusunu ön plana çıkartarak, toplumla ve sivil toplum örgütleri ile işçi sınıfı ve emek cephesi ile daha sıkı bağlar kurması gerekmektedir. Bizler bu partide görev yapmış ve hala görev yapan il başkanları olarak partimizin sosyal demokrat ilkelere, emek cephesine daha duyarlı olmasını istiyoruz.

Yapılacak olağan kurultayın demokratik bir tüzükle yapılması için acilen olağanüstü bir tüzük kurultayı çağrısı yapıyoruz. Bu çağrımıza olumlu bir cevap gelmezse mevcut tüzüğümüzün bize verdiği yetki ile imza sürecini kurultay delegeleri olarak başlatacağımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

Paylaşın