CHP’de “Değişim” Tartışmaları; İlhan Cihaner: Sorumluluk Alırız

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık görevini sürdürüp sürdürmeyeceği merak edilirken, “değişim” tartışmaları da devam ediyor. CHP’li Cihaner, “Önümüzdeki günlerde o koşullar oluştuğunda tabii ki biz de bu yönde arkadaşlarımızla değerlendirip moda deyim ile sorumluluk alırız” dedi.

“Gelecek İçin Biz Oluşumu”nun önde gelen isimlerinden CHP 24’üncü ve 26’ncı dönem milletvekili İlhan Cihaner, Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem‘e konuştu. “Değişim üç sütun üzerinde tartışılmalı” diyen Cihaner, şunları söyledi:

“Birincisi parti içi hukuk. Ön seçimden, parti içi demokrasiye kadar yani her şeyin öngörülebilir olması lazım. Eşitliği garanti etmesi lazım. Bir ideoloji, program yani buradan bir keskin ve sert bir öz eleştiri yapıp bu kadar elverişli koşullara rağmen ortadaki yenilginin gerekçelerinin çok çok objektifle keskin bir analizinin yapılması lazım. Bunun kadrolarının da yavaş yavaş ortaya çıkması lazım. Ama şu ana kadar parti içerisinde değişimin öncüsü olarak öne çıkan isimler de buna dair bir şey görmüyoruz. Yani bir değişim deniliyor ama bu değişim nedir? Yani parti aynı çizgisinde devam edecek. Sadece işte falanca isimler gidip bir vitrin yenileme şeklinde bir kozmetik değişiklik mi olacak buna dair hiçbir şey yok.”

“Net bir yenilgi var”

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cihaner, “Seçim öncesinde mevcut yönetimi elinde bulunduranlar, özellikle liberaller, eski AKP’liler, bir kısım muhafazakârlar ‘CHP değişti’ diyor, alkışlıyor ve bunun başarı getireceğini söylüyorlardı. Oysa karşımızda net bir yenilgi var. İşte parlamento çoğunluğu AKP, MHP’de. Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedildi. Tabii ki seçimler kaybedilebilir. Bu olabilir. Ama öyle bir coşku yüklemesi yapıldı ki bunun yarattığı siyasi travma parti yönetimi tarafından da dikkate alınmayınca seçim sonuçları parti açısından çok çok olumsuz olacak boyuta taşınmış oldu” ifadelerini kullandı.

“Sorumluluk alırız”

“Yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna Cihaner, şöyle yanıt verdi: “Garip bir durumla da karşı karşıyayız. ‘Kurultay yapılacak’ denildi ve tüm siyaset de böyle algıladı. Fakat kurultay tarihi belli değil. Genel merkezin açıkladığı takvimde kurultayın tarihi belli değil. Orada nasıl bir tablo çıkacak? Önceden de değişimden yana cesaret gösterip böyle bir iddia ortaya koymuştuk. Önümüzdeki günlerde o koşullar oluştuğunda tabii ki biz de bu yönde arkadaşlarımızla değerlendirip moda deyim ile sorumluluk alırız.”

“İmamoğlu ile aramızda makas var”

“İdeolojik olarak Ekrem İmamoğlu ile uzlaşabileceğinizi düşünüyor musunuz?” şeklindeki soruya Cihaner, “Parti siyaseti, gelecek Türkiye tasavvuru yönünde baktığımızda aramızda bir makas olduğu anlaşılıyor. Özellikle partinin güncellenmiş bir sosyal demokrat sol çizgiye oturması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak diğer değişim telafi de edenler ya bu tartışmayı geçiştiriyor ya daha siyasetsizliği çağrıştıran birtakım işte genel-geçer sloganlar ya da sözlerle geçiştiriyorlar orayı. Dolayısıyla orada da bir kristalize olmuş bir ideolojik tutum tarifi olmadığı için yani ne desek boş durumda” cevabını verdi.

Paylaşın

İYİ Parti’de Kurultay Öncesi Liste Tartışması: Meral Akşener’in İstediği…

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’taki ikinci turu öncesinde, 22 Mayıs günü İYİ Parti 3. Olağan Büyük Kurultayı yapılacağı kararını ilan etti. Bu karar uyarınca 24 -25 Haziran günlerinde yapılacak kurultayda neler olacağı merak konusu.

Meral Akşener’in kurultay öncesinde TBMM’de grup toplantısında kürsü konuşması yapmama ve kameralar karşısına geçmeme kararı aldığı öne sürülürken. Akşener’in seçim sonuçlarıyla ilgili kapsamlı, Millet İttifakı ile Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini içererek asıl değerlendirmesini 24 Haziran’da kurultay açılışı konuşmasında yapması öngörülüyor.

İYİ Parti’de ayrıca kurultay öncesi liste tartışması yaşanıyor. Liste tartışmasına ilişkin konuşan parti kaynakları “çarşaf liste içerisine blok liste yerleştirileceğini ve Meral Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini” iddia etti.

Son yapılan GİK toplantısında üyelerin “blok liste” yönünde görüş bildirmesine karşın partinin kurultaya “çarşaf listeyle” gireceği öğrenildi. Bazı parti kurmayları ise 2020’de yapılan 2’nci Olağan Kurultay’da olduğu gibi “çarşaf liste içerisine blok liste yerleştirileceğini ve bu şekilde Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini” iddia ediyor.

Doğal delege olan 70 parti kurucusunun istifasıyla kurucu sayısının 200’den 130’a inmesinin kurultayda Akşener’in lehine olacağı kulislerde konuşulurken bazı partililer, seçimlerin adaletli ve demokratik olmayacağı görüşünü savunuyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, çarşaf listeyle seçime girilerek kararın delegelere bırakıldığı izlenimi verilse de bazı isimlerin üzerinin çizilmesi için görüşmeler yapılacağını ve Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini ileri sürdü. Böyle bir tabloda seçilen isimlerin meşruiyetinin tartışmalı olacağı belirtildi. Partide “gizli biat” sisteminin hâkim olduğu ve buna son verilmezse parti tabanının kaybedileceği ifade edildi.

Öte yandan, muhalif isimler seçimlerin demokratik olmayacağını düşünmesine karşın Akşener’in karşısına aday ve yeni kadro çıkarma konusunda kararlı. Muhalefetin genel başkan adaylığı çalışmalarını sürdürdüğü ve önümüzdeki hafta isim konusunda netleşileceği iddia edildi. Akşener’in karşısına çıkabilecek kişiler arasında İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz ismi ağır basıyor.

Paylaşın

“Kemal Kılıçdaroğlu İle Ekrem İmamoğlu Anlaştı” İddiası

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ‘değişim’ seslerinin yükseldiği Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı İmamoğlu’nun üçüncü görüşmede uzlaşmaya vardığı öne sürüldü.

Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir yol haritası hazırlamaya başladığı iddia edildi.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu görüşmesini kaleme alan gazeteci Fikret Bila, “Bu görüşmede bir uzlaşmaya ve sürecin birlikte yürütülmesi kararına varıldığını, İmamoğlu’nun bu konuda bir ‘yol haritası’ belirlemek üzere bir çalışma yapacağını ve çalışma tamamlandıktan sonra yeniden Kılıçdaroğlu’yla bir araya geleceğini söyleyebiliriz” diye yazdı.

halktv.com.tr yazarı Fikret Bila yazısında şunları söyledi:

“Çankaya Belediyesi’ne ait Ahlatlıbel tesislerinde yapılan görüşmede Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’na yaptığı önerinin çerçevesini özetle şöyle çizebiliriz:

‘Belediye başkanlığından ayrılmanız, yerel seçim öncesinde İstanbul’u AK Parti’ye bırakmanız yanlış olur. Seçmenden de tepki görürüz. Siz yerel seçimlerde İstanbul için yeniden aday olun. İstanbul’u kazanmamız yerel seçimler için çok önemli. Ben demokratik bir kurultay zemini hazırlayacağım.’

İmamoğlu’nun da, Kılıçdaroğlu’nun önerisi doğrultusunda bir yol haritası belirlemek üzere çalışma yapacağı ve çalışma tamamlandıktan sonra kendisine sunacağı yanıtını verdiğini söyleyebiliriz.

İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’yla görüşmek üzere Ankara’ya gelmeden önce İstanbul ilçe belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıdaki yaklaşımı da önem taşıyor. İmamoğlu’nun, bu toplantıda, ‘Ben Genel Başkanımız aleyhine bir hareket içinde bulunmam. Kılıçdaroğlu’na karşı imza toplamak gibi bir girişimde de bulunmam’ şeklinde özetlenebilecek değerlendirmesinin Genel Merkez’de memnuniyetle karşılandığını da kayda geçirelim.”

Paylaşın

Erdoğan’dan İstanbul Ve Ankara’nın Alınması İçin Özel Ekip

Gazeteci Nuray Babacan, AK Parti tarafından CHP’nin yönetimindeki 11 büyükşehri almak için özel çalışma başlattığını öne sürdü. Babacan, Erdoğan’ın özellikle İstanbul ve Ankara’nın alınması amacıyla özel ekip kurdurduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi, Erdoğan’ın kurdurduğu özel ekip, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta bu illerden çıkan sonuçları sandık sandık analiz edecek. Sandık seçmen listeleri baz alınarak, daha önce AKP’ye oy verdiği düşünülen, ama son seçimlerde partiden uzaklaşmış veya sandığa gelmemiş isimlerle temasa geçilecek. Erdoğan, özellikle İstanbul konusunda takıntılı. Son seçimlerde İstanbul’daki bazı ilçelerde oy kaybının nedenleri araştırılıyor. Cumhurbaşkanına detaylı bir rapor sunulacak.”

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ardından gözler Mart 2024’te düzenlenmesi beklenen yerel seçimlere çevrilirken, AK Parti tarafından CHP’nin yönetimindeki 11 büyükşehri almak için özel çalışma başlattığı iddia edildi.

İddiaya göre, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özellikle İstanbul ve Ankara’nın alınması amacıyla özel ekip kurdurdu.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan bugünkü köşesinde, “Daha genel seçimin sonuçları toplumsal açıdan analiz edilmeden yerel seçim potasına girdik. AKP hiç bekletmeden, belediye başkanlığı CHP’de bulunun 11 ili almak için özel çalışma başlattı” dedi.

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başta İstanbul ve Ankara olmak üzere CHP’de olan illerle için özel ekip oluşturduğunu belirtelim” ifadelerini kullanan Babacan, edindiği bilgileri şöyle aktardı:

“Biliyorsunuzdur, AKP, yerel seçimlere kadar büyük kongresini yapacak. Plan, Kasım’da büyük kongre yapılacak şekilde bir takvim yapmak. Yani, yeni vitrinle seçime gidilmesi planlanıyor. Hedef çok net. CHP’nin elindeki 11 büyükşehir belediyesini, özellikle de Ankara ve İstanbul’u almak. Bu, seçimin hemen ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkalığında yapılan toplantılarda konu oldu.

“Erdoğan’a detaylı rapor sunulacak”

Şimdi, Erdoğan’ın kurdurduğu özel ekip, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta bu illerden çıkan sonuçları sandık sandık analiz edecek. Sandık seçmen listeleri baz alınarak, daha önce AKP’ye oy verdiği düşünülen, ama son seçimlerde partiden uzaklaşmış veya sandığa gelmemiş isimlerle temasa geçilecek. Erdoğan, özellikle İstanbul konusunda takıntılı. Son seçimlerde İstanbul’daki bazı ilçelerde oy kaybının nedenleri araştırılıyor. Cumhurbaşkanına detaylı bir rapor sunulacak.”

AKP’nin gündeminde 3 önemli konu olduğunu yazan Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“1- Ekonomik dengeleri yeniden oluşturmak. Bunu yaparken, emeklilere daha önce ödedikleri primlere göre kademeli bir refah payı verilmesi, memur maaşları artışına ilişkin yasal düzenleme, tüm bunlarla birlikte, EYT ve deprem maliyetinin bütçeye etkisi ve ek bütçe zorunluluğu.

2- Anayasa değişikliği. Anayasa değişikliği kapsamında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine paralel bazı değişiklikler yapılacak. Değişiklik önerisine muhalefetin nasıl dahil edileceği, çalışmaların hangi yöntemle yapılacağı tartışılıyor. Bunun için bir komisyon kurulabileceği ya da Cumhur İttifakı’nın kendi teklifini hazırlayıp gündeme taşıyabileceği belirtiliyor.

3- TBMM içtüzük değişikliği. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş daha önceki başkanlar gibi yeni bir içtüzük yapılmasının gerektiğini söyledi. Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri öyle çok masum düzenlemeler olmayacak. AKP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini daha rahat kullanmak ve parlamentonun zaman zaman yarattığı bağlayıcılığı ortadan kaldırmak için yeni avantajlar yaratmak isteyecek.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: Olağanüstü Kurultay Yerel Seçimlerden Sonra Olabilir

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu kurultayda yeniden aday göstereceklerini belirten CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Yerel seçimlerin sonuçlarına göre bir kurultay söz konusu olabilir. Bunun değerlendirmesini sayın Kılıçdaroğlu yapacaktır” dedi ve ekledi:

“Genel Başkan seçimli olağanüstü kurultay düzenleyebilir. Seçim sonuçlarına göre bırakabilir de, bir süre daha devam ettirebilir de. Tabii siyasetin şartları, seçim sonrası durum belirleyecektir. Ama bu kurultayda kesin aday gösterilecektir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in “değişim” ve “adaylık” konularındaki açıklamalarıyla ilgili ise, “Grup başkanımız da o mevkide otururken, ya da Ekrem Bey Büyükşehir Belediye Başkanı’yken, Genel Başkan’a karşı daha dikkatli olmalılar” görüşünü dile getirdi.

İki ismin de niyetleri varsa adaylıklarını resmen ilan edip, kurultayda yarışabileceklerini belirten Kuşoğlu, “Ama ‘Kemal Bey gitsin, beni koltuğa oturtsun’ gibi bir tutumun doğru olmayacağını” söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun, bürokratlığından beri en yakınındaki isimlerden olan Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuştu. Kuşoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Kurultay takvimi

Seçimlerden önce kurultayı yapmamız gerekiyor. Çünkü kurultayı yapmadınız, kongre sürecini tamamlamadınız diye eleştirilir. Böyle, hukuksuz bir iktidarın seçime sokmaması bile söz konusu olabilir. Onun için seçimden öne kurultayı yapmak zorundayız. Yapıldığında da zaten seçimleri de kurultay sonucu ortaya çıkan yapıyla devam ettirmek zorundayız.

Özel’in adaylığı

Seçim sonuçlarında hepimizin muhakkak ki eksikleri, sorumluluğu vardır. Zihniyet değişmeden, özeleştiri yapılmadan, sadece Kemal Bey suçlanarak, onun gönderilmesi ile aşılacak bir şey değil. Ama ‘Kemal Bey gitsin, beni koltuğa oturtsun’ öyle bir şey söz konusu değil herhalde, doğru değildir böyle bir şey. Parti tüzüğüne de uygun değildir.

İmamoğlu’nun adaylığı

Adını koyalım, adaylık için en fazla adı geçen kişi Ekrem Bey. Ekrem Bey için bugün bir mahkeme süreci söz konusu. Genel başkan olabilir mi rahatlıkla? Olamaz, sıkıntısı var. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olabilir mi? Sıkıntısı var. Bizim Kemal Bey’den sonraki en önemli adayımız için hukuki bir tuzak hazırlanmış durumda. Böyle olunca, bizim seçim öncesi hem partiyi kaybetme, hem de İstanbul’u kaybetme durumumuz olabilir. Biz İstanbul’u kaybetmemeliyiz, partiyi de kaybetmemeliyiz, bu tuzağa da düşmemeliyiz.

Yerel seçimlerde ittifak

Bunu bazı yerlerde bir seçim iş birliği şeklinde resmi olarak ortaya koyabiliriz. Birçok yerde de zaten seçmen tarafından yapılacaktır diye düşünüyorum. Şu anda partilerin aday çıkaracağız demesi normal, her parti ister. Ama seçimler yaklaşınca daha farklı tutumlar alınacaktır, daha realist bakılacaktır.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: KKM’den Aşamalı Şekilde Çıkılacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Kur Korumalı Mevduattan ani bir şekilde çıkış yerine, tedrici bir geçiş olması gerektiğini, aksi takdirde bunun finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açabileceğini belirtti. Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduatın yıl sonunda bitmeyebileceğini ve bunun şartlarının tartışılması gerektiğini söyledi ve ekledi:

“Kur korumalı mekanizmasını ani bir şekilde bitirme gibi bir yaklaşımımız yok. Aşamalı bir şekilde burada hareket edilecek, hiçbir şekilde endişeye mahal yok. Diğer taraftan Türk lirası cinsi tasarruf enstrümanlarını cazip hale getirerek bu süreçte, farklı dövize vesaireye bu tasarrufların yönelmemesi için gerekli tedbirleri alarak hareket edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk televizyonunda soruları yanıtladı, ekonomi politikasına dair açıklama yaptı.

Enflasyonun dünyada ve Türkiye’de temel mesele olduğuna, diğer taraftan resesyon riski bulunduğuna işaret eden Cevdet Yılmaz, enflasyonla, değişik boyutları ve unsurlarıyla mücadele edeceklerini belirtti:

“İşin bir tarafında tabii ki para politikaları var. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın, Merkez Bankamızın görev alanı içinde olan hususlar var ama bundan ibaret değil. Bir taraftan maliye politikamızla, para politikamızın bir bütünlük arz eder tarzda, uyumlu bir şekilde sürdürülmesi söz konusu. Diğer yandan sektörel politikalar da enflasyonu etkileyebiliyor.”

Hane halkının en büyük sorununun gıda, kira ve enerji gibi başlıklar olduğunu dile getiren Cevdet Yılmaz, tarım ve gıdanın stratejik bir sektör olduğunu, birçok farklı alanı içermesi dolayısıyla çok kapsamlı olarak ele alınacağını kaydetti.

Enflasyonda tek haneli rakamlara kısa sürede ulaşılamayacağını ve Orta Vadeli Program’da buna yer verileceğini belirten Cevdet Yılmaz, “Tek başına enflasyon her şeydir diye baktığınızda çok kısa sürede de bir şeyler yaparsınız ama diğer alanları kırar dökersiniz. Bir taraftan da istihdam, büyüme ve sosyal dengeler var. Dolayısıyla bütün bu dengeler ve belli bir süreç içinde, iyi bir süreç yönetimi ile enflasyonu aşağılara çekeceğiz” dedi.

Cevdet Yılmaz, kurdaki artışa ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: “Döviz arzı ve talebi arasında bir denge oluşumu önemlidir. Bu açıdan serbest kur rejimimiz var bizim. Bizim herhangi bir kur tahminimiz veya kur hedefimiz söz konusu değil. Spekülasyonlara karşı sadece mücadele ederiz, o çünkü piyasayı bozucu bir şey. Onun ötesinde, döviz kuru piyasadaki arza-talebe göre yerini bulur. Burada önemli olan bizim cari açığı azaltmaya dönük tedbirlerimiz.

Bu kurda da aynı zamanda istikrarın temelidir bence. İç tasarruflarımızı arttırmalıyız, kamu başta olmak üzere. İç tasarruflarımızı, ihracatımızı, turizm gelirlerimizi arttırdıkça, döviz kazandırıcı faaliyetlerimizi geliştirdikçe, kur da daha sağlıklı bir zemine kavuşmuş olacaktır. Merkez Bankamızın rezervleri de daha iyi bir noktaya gelecektir.”

Kur Korumalı Mevduat

Kur Korumalı Mevduattan ani bir şekilde çıkış yerine, tedrici bir geçiş olması gerektiğini, aksi takdirde bunun finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açabileceğini belirten Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduatın yıl sonunda bitmeyebileceğini ve bunun şartlarının tartışılması gerektiğini ifade etti:

“Kur korumalı mekanizmasını ani bir şekilde bitirme gibi bir yaklaşımımız yok. Aşamalı bir şekilde burada hareket edilecek, hiçbir şekilde endişeye mahal yok. Diğer taraftan Türk lirası cinsi tasarruf enstrümanlarını cazip hale getirerek bu süreçte, farklı dövize vesaireye bu tasarrufların yönelmemesi için gerekli tedbirleri alarak hareket edeceğiz.”

Paylaşın

Abdüllatif Şener, CHP’den İstifa Etti; Milletvekili Seçiminde Listede Yer Almamıştı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, katıldığı bir canlı yayında partisinden istifa ettiğini duyurdu. Şener, aday gösterilmediği ve milletvekili unvanını kaybettiği 14 Mayıs seçimlerinin ardından açıklamalarıyla tepki çekmişti.

Abdüllatif Şener, canlı yayında kendisine yöneltilen, “İstifa etmeyi düşünüyor musunuz sayın Şener?” sorusuna Şener, “Ben zaten istifa ettim” diye yanıtını verdi. Şener, açıklamasının devamında “Eleştirilerimin bir partiden ya da adaydan olmakla ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Abdüllatif Şener kimdir?

Abdüllatif Şener, 1954 yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde doğdu. Baba adı Bedirhan, anne adı Ahzerat’tır. Sivas İmam Hatip Lisesinden mezun oldu ve 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümünde lisans eğitimini tamamladı.

Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine bağlı Bolu Sevk ve İdarecilik Yüksekokulunda araştırma görevlisi olarak başladığı akademik kariyerine Gazi Üniversitesinde Maliye Teorisi alanında doktora yaparak devam etti.

Gazi Üniversitesi Bolu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde dekan yardımcısı oldu. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümünde öğretim üyeliği yaptı. Maliye Bakanlığında gelirler kontrolörü olarak çalıştı.

2001 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) kurucuları arasında yer aldı. 2002 Türkiye genel seçimlerinde Sivas milletvekili seçildi. 2002-2007 yılları arasında Abdullah Gül Hükûmeti ve Erdoğan Hükümeti’nde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptı.

2007 yılında yapılan seçimlerde aday olmadı ve AK Partiden istifa etti. 25 Mayıs 2009 tarihinde Türkiye Partisini kurdu. 2011 Türkiye genel seçimleri öncesinde partisinin genel başkanlığından istifa ederek Sivas’tan bağımsız milletvekili adayı oldu fakat milletvekili seçilemedi.

Kurucusu olduğu Türkiye Partisi, 27 Ağustos 2012 tarihinde kapandı. 2018 Türkiye genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden Konya milletvekili seçildi. Fransızca bilmektedir. Evli ve 4 çocuk babasıdır.

Paylaşın

CHP’de Dikkat Çeken Gelişme: Kılıçdaroğlu, Danışmanlarının Görevine Son Verdi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) dikkat çeken gelişme yaşandı. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından, 4 Haziran 2023 tarihi öncesi danışman ve başdanışman olarak atanan tüm kişilerin görevlerine son verildi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ‘değişim’ seslerinin yükseldiği CHP’de Kılıçdaroğlu’nun Danışman ve Başdanışmanlık görevlerini yürüten isimlerin, görevlerine son verildiği duyuruldu.

Konuya ilişkin CHP’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından, 4 Haziran 2023 tarihi öncesi Danışman ve Başdanışman olarak atanan tüm kişilerin, görevleri 14 Haziran 2023 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptıkları çalışmalar için herbirine ayrı ayrı teşekkür ederiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Adalet Yürüyüşü’ paylaşımı

Öte yandan “Adalet Yürüyüşü”nün 6’ncı yıl dönümünü kutlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin, bu yürüyüş bizim ilk adımımızdı” dedi.

Konuya ilişkin sosyal medya üzerinden açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yürüyüşümüz ülkemizin tüm mazlumları ve adalet arayan herkes içindi. Yüz yıllardır bu topraklarda verilen adalet ve demokrasi mücadelesinin bir parçası olmuşsam ne mutlu bana. Kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin, bu yürüyüş bizim ilk adımımızdı! Adalet Yürüyüşü 6 Yaşında”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’nun Yargılandığı Dava Ertelendi

“İhaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla yargılan İBB Başkanı İmamoğlu ve 6 sanık hakkındaki dava 30 Kasım’a ertelendi. Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya İçişleri Bakanlığı davaya müdahil oldu.

Bu davanın haricinde İmamoğlu’nun “YSK üyelerine hakaret ettiği” iddiasıyla yargılandığı davadan da hakkında siyasi yasak getirilmesi riski bulunuyor.

İmamoğlu’na Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla 28 Aralık 2022’de İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilmişti.

İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz etmişti. Dosya, istinaf mahkemesine gönderilmişti. Cezanın onanması durumunda İmamoğlu, siyasi yasaklı olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Saat 14.30’ta başlayan duruşmaya İmamoğlu katılmazken, diğer sanıklar Hilal Çuhadar, Fidan Gül, Cem Ülken, Hasan Çetin, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel hazır bulundu. Duruşmaya İçişleri Bakanının avukatı Gülnur Kara Kucur da katıldı.

Duruşma kimlik tespiti ile başladı. Kimlik tespitinin ardından sanıklar, iddianamede yer alan iddialara karşı savunma yaptı.

İlk sözü alan ihale komisyonu ve kontrol heyeti üyesi sanık Hilal Çuhadar, 30 yıllık memuriyet hayatının son 10 yılını Beylikdüzü belediyesinde geçirdiğini söyledi.

Kanuna aykırı hiçbir işlemde bulunmadığını belirten Çuhadar, “Görevimi her zaman layıkıyla yapmaya çalışan bir memur olmuşumdur. Kanuna aykırı hiçbir işlemde bulunmadım. Vicdanen rahatım. İhale kararındaki imza bana aittir. Aleyhime olan suçlamaları kabul etmiyorum. Avukatımla verdiğim savunmaları tekrar ediyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

“İhale alıcısının ihaleye katılma yeterliliği vardır”

İhale komisyonu başkanı sanık Türkan Demirel Dişisağlam da, imzanın kendisine ait olduğunu ifade etti ve şunları söyledi: “İhale dosya açma tutanağının iş deneyimi belgesi olduğunu göreceksiniz. Bu belge bu davanın şu anda yersiz yere olduğunu gösterecektir.

Zarflar açıldığında çok sayıda iş bitirme belgeleri çoklu bir evrak sunulmuştu orada zarf açma tutanağına da var şeklinde geçti.

İhale alıcısının ihaleye katılma ve alma yeterliliği vardır. TÜRSAB A belgesi sözleşme imzalandıktan sonra olan döneme ait belgedir, ihale için yeterlilik belgesi değildir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum”

“Ekrem Başkan talimat vermedi”

Ardından konuşan ihale yetkilisi olan sanık Fidan Gül ise; “komisyonun kararında tüm evrakların tam olduğuna dair belge geldiğinde kendisinin de imza attığını, ihalenin usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini” belirtti.

Gül, şöyle devam etti: “TÜRSAB A belgesi yeterlilik kriteri olarak istenen belge değildir. Zaten yeterlilik belgesi kriteri olarak bu kriteri koyduğunuz takdirde açık ihalelere katılacak firmaları kısıtlayacağı için yani rekabeti engelleyeceğinden istenmesi doğru değildir. Biz de istemedik zaten. Ekrem başkan ne bana ne başkasına talimat vermemiştir. Asgari ücrette beklenmedik artış söz konusuydu, bu nedenle ek sözleşme tanzim ettik.”

19 yıldır Beylikdüzü belediyesinde çalıştığını belirten ihale komisyonu ve kontrol heyeti üyesi Cem Ülken, suçlamaları kabul etmediğini belirtti ve “Bu zamana kadar görevimi layıkıyla yaptığıma inanıyorum. Yazılı savunmamda iddianamede belirtilen hususlara dair açıklama yaptık ekleyeceğim bir şey yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

İhale komisyonu üyesi Mehmet Hepgül de, “Hem görevim icabı hem girmiş olduğum ihalelerde kanun ve yönetmeliğe uygun hareket ediyoruz üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” diyerek beraatini istedi.

Sanıkların ardından söz alan İmamoğlu’nun avukatı ise; “Müvekkilimi ani program değişikliği nedeniyle hazır edemedik başka bir diyeceğim yoktur” dedi.

Duruşma 30 Kasım’a ertelendi

Avukatların savunmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, İmamoğlu’nun avukatıyla birlikte bir sonraki duruşmada hazır edilmesine hükmetti.

Daha sonra söz alana İçişleri Bakanlığının avukatı da duruşmaya katılma talebinde bulundu. İmamoğlu’nun avukatları “Bakanlığın davada zarar gören taraf olmadığını” belirterek talebe itiraz ettiler.

Ara kararını veren Mahkeme, Beylikdüzü Belediyesine de “kamu zararı olup olmadığının tespiti” için müzekkere yazılmasına karar verdi ve duruşmayı 30 Kasım 2023 tarihine erteledi.

Duruşmanın ardından adliye önünde basın açıklaması yapan CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, davanın hiç açılamaması gerektiğini belirtti ve “Olmaması gereken bir iddianame ve yapılmaması gereken bir yargılamanın ilk duruşmasından çıktık” dedi.

Davaya dair bilgi veren Günaydın, şöyle konuştu: “Ekrem İmamoğlu’nun 2015 yılında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın ilk yıllarında ihaleye fesat karıştırdığı iddiasıyla bir soruşturma yürütülmüştü. Danıştay soruşturma iznini iptal etmişti çünkü iddiaların tümü geçerli değildi.

“Buna karşılık 2020 yılından itibaren Süleyman Soylu yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’ndan İBB’ye gönderilen mülkiye müfettişleri bu davayı yeni bir forma dönüştürdüler. Hazırladıkları müzekkereyi savcılığa yollayarak incelemesini sağladılar. Bir iddianame düzenlediler ve bugün ilk duruşmasını yaptık. İmamoğlu ile beraber Beylikdüzü Belediyesi çalışanı arkadaşlarımızda yargılandılar”

“Arkadaşlarımız, iddialara yanıt verdiler ve ‘herhangi bir kamu zararı da söz konusu değildir’ dediler. Ancak buna rağmen olmaması gereken bir yargılama yapıldı.”

Ne olmuştu?

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, İçişleri Bakanlığı ihbar eden, Ekrem İmamoğlu, Cem Ülken, Fidan Gül, Hasan Çetin, Hilal Çuhadar, Mehmet Hepgül ve Türkan Demirel Dişisağlam ise şüpheli olarak yer almıştı.

İddianamede, 29 Aralık 2015 tarihinde ‘Beylikdüzü Belediyesi Kültür Merkezlerinde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi’ ihalesi sırasında, İmamoğlu’nun Başkan olduğu, diğer sanıkların ise belediyede müdür ve personel olarak görev yaptıkları belirtilmişti.

İddianamede, kamu kurumu statüsüne haiz Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın 250 bin 86 lira fazladan para ödemesine ve neticede 250 bin 86 lira tutarında kamu zararına neden oldukları iddia edilmişti.

Savcılık, İmamoğlu ve 6 isim hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan ayrı ayrı 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemişti. İddianamede Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı siyasi yasak olarak bilinen 53. maddesinin uygulanması da talep edilmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

10 Yılda Zorla Yerinden Edilen Çocuk Sayısı İki Katına Yükseldi

Yerinden edilen çocuk sayısı 2022 yılı sonu itibariyle 43,3 milyona ulaştı. Son 10 yılda zorla yerinden edilen çocuk sayısı ise iki katına yükseldi. 43,3 milyon çocuğun yüzde 60’ının çatışma ve şiddet sonucu yerinden edilirken, sığınma talep eden çocuk sayısı ise 17,5 milyona ulaştı.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Yerinden edilen çocukların sayısındaki artış, dünya genelindeki çatışma, kriz ve iklim değişimi nedeniyle meydana gelen afetlerle ilişkili” dedi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde yerinden edilen çocuklara ilişkin rapor yayımladı. Raporda yerinden edilen çocuk sayısının 2022 sonu itibariyle 43,3 milyona ulaştığı belirtildi.

Raporda, yerinden edilen çocukların çoğunun tüm çocukluğunu bu şekilde geçirdiğine dikkat çekilirken, “Son 10 yılda zorla yerinden edilen çocuk sayısı iki katına çıktı” denildi.

Yine raporda, 43,3 milyon çocuğun yüzde 60’ının çatışma ve şiddet sonucu yerinden edildiği, sığınma talep eden çocuk sayısının ise 17,5 milyona ulaştığı aktarıldı.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Yerinden edilen çocukların sayısındaki artış, dünya genelindeki çatışma, kriz ve iklim değişimi nedeniyle meydana gelen afetlerle ilişkili” dedi.

Zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldi

Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğitimler 2022” başlıklı raporunu açıkladı.

Raporda, geçen yıl 2021 sonuna göre yaklaşık 19 milyon artan zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldiği belirtildi.

Bu rakamın 62,5 milyonu ülke içinde yerinden edilenleri, 35,3 milyonu mültecileri, 5,4 milyonu sığınmacıları, 5,2 milyonu da uluslararası korumaya ihtiyaç duyan bireyleri kapsıyor.

Düşük ve orta gelirli ülkeler, dünya genelindeki mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 76’sına ev sahipliği yapıyor.

En az gelişmiş ülkeler zorla yerinden edilenlerin yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken, mülteciler ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yaklaşık yüzde 70’i komşu ülkelerde yaşıyor.

En fazla mülteci Türkiye’de

Raporda, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olduğu bilgisi yer aldı.

Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Ulusal nüfuslarına göre, Aruba Adası (nüfusunun 6’da 1) ve Lübnan’ın (nüfusunun 7’de 1’i) en fazla sayıda mülteciye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer insanlara ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Raporda, dünya nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan çocukların, zorla yerinden edilenlerin yüzde 40’ını oluşturduğu bildirildi.

Paylaşın