HDP Ve YSP’den “Kurban Bayramı” Mesajı: Eşitlik, Özgürlük Ve Barış

Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımlayan HDP ve YSP, mesajında, “Kurban Bayramının eşitlik, özgürlük ve barış getirmesini diliyoruz. Halkımızın ve Ortadoğu halklarının bayramı kutlu olsun!” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın, Kurban Bayramı öncesi, Türkçe ve Kürtçe olarak, “Özgürlüğe ve barışa vesile olması dileğiyle halklarımızın bayramını kutluyoruz” başlıklı bir kutlama mesajı yayınladı:

“Ne yazık ki büyük toplumsal sorunların, derinleşen ekonomik ve siyasi krizlerin, yoksulluğun, eşitsizliğin ve başta Kürt halkı olmak üzere topluma yönelik çok yönlü saldırıların gölgesinde Kurban Bayramını karşılıyoruz.

Ancak bayramları gerçek anlamlarına kavuşturabilir; dayanışma, paylaşma ve özgürleşme esaslarına dayalı toplumsal varoluşumuzu yeniden yaratabiliriz. Hayalini kurduğumuz savaşsız, sömürüsüz ve özgür yaşamı yaratmak mücadele gerekçemizdir. Bu vesileyle Kurban Bayramının eşitlik, özgürlük ve barış getirmesini diliyoruz. Halkımızın ve Ortadoğu halklarının bayramı kutlu olsun!”

“Cejna Qurbanê li gelê me pîroz be

Gelê me di bin şert û mercên giran, êrişên piralî, tehdidên tunebûnê de Cejna Qurbanê pêşwazî dike. Em hêvî dikin ku Cejna Qurbanê ji bo gelê me, gelên Rojhilata Navîn bibe sedema azadî, aştî û wekheviyê. Bi vê wesileyê em dikarin ji nû ve bingeha xwe ya civakî xurt bikin, pirsgirêkên xwe çareser bikin li hemberî êriş û tehdidên piralî xwe bi rêxistin bikin. Armanca jiyanek wekhev û azad ji bo me sedema têkoşînê ye û heya ku ev em bigihêjin vê armanca xwe emê têkoşîna xwe bidomîn in. Bi vê mabestê Cejna Qurbanê li gelê me li gelê Rojhilata Navîn û hemû mirovahiyê pîroz be.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Kurban Bayram” Mesajı: Sevginin, Hoşgörünün…

Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kurban Bayramı, birlikteliğin olduğu kadar sevginin, hoşgörünün, gülümsemenin, selamlaşmanın, önyargılarımızdan arınmanın da günüdür. Bunları gerçekleştirdiğimizde adaleti de inşa etmiş olacağız. Bu nedenledir ki devleti yönetenler, liyakat sahibi ve adaletli davranmak zorundadırlar. Aslında demokrasinin varlık nedeni de bu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Unutulmaması gereken gerçek, insanlık tarihinin bir anlamda adaleti arama ve adaletsizliklerle mücadele tarihi olduğudur. Açıkça ifade etmek gerekirse adalet arayışı, aynı zamanda umudun tüketilmemesi ve umut arayışımızın da hep diri tutulması demektir.”

Kılıçdaroğlu, mesajının devamında, “Dolayısıyla bizler; ahlaki, vicdani ve insani değerleri bayramlarda hatırlayan değil, doğanın doğallığını korumak dahil, yaşamın her alanına yayan bir ülkede yaşamak isteriz. Öte yandan, yaşatılan ekonomik buhran nedeniyle alım gücü ve refah düzeyi düşen ve neşesi elinden alınan sevgili halkımızın mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmesini dilerim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı vesilesiyle bir mesajı yayınladı. Kılıçdaroğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Kurban Bayramı, birlikteliğin olduğu kadar sevginin, hoşgörünün, gülümsemenin, selamlaşmanın, önyargılarımızdan arınmanın da günüdür. Bunları gerçekleştirdiğimizde adaleti de inşa etmiş olacağız. Bu nedenledir ki devleti yönetenler, liyakat sahibi ve adaletli davranmak zorundadırlar. Aslında demokrasinin varlık nedeni de bu.

Unutulmaması gereken gerçek, insanlık tarihinin bir anlamda adaleti arama ve adaletsizliklerle mücadele tarihi olduğudur. Açıkça ifade etmek gerekirse adalet arayışı, aynı zamanda umudun tüketilmemesi ve umut arayışımızın da hep diri tutulması demektir.

Dolayısıyla bizler; ahlaki, vicdani ve insani değerleri bayramlarda hatırlayan değil, doğanın doğallığını korumak dahil, yaşamın her alanına yayan bir ülkede yaşamak isteriz. Öte yandan, yaşatılan ekonomik buhran nedeniyle alım gücü ve refah düzeyi düşen ve neşesi elinden alınan sevgili halkımızın mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmesini dilerim.

Bu duygularla, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve terör örgütlerine karşı mücadelede hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ayrıca bedenlerini bizler ve vatanımız için siper etmiş gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. Kurban Bayramı’nız kutlu olsun.”

Paylaşın

CHP’li Tezcan: Seçimi Kaybettik, Hiçbir Şey Olmamış Gibi Devam Edemeyiz

CHP’li Bülent Tezcan, partisinde yaşanan “değişim” tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız? Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde.”

Tezcan, açıklamasının devamında, “Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor” ifadelerini kullandı:

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarının yakalanamadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) değişim tartışmaları devam ediyor. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’da bu tartışmalara katıldı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’ya konuşan Tezcan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

Seçimden sonra CHP’de her geçen gün daha da dozu artan bir “değişim” tartışması başladı. Sizce de değişim zorunlu mu artık?

Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil. Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız?

Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde. Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor.

Daha önce de seçim kaybettiniz ama bu kez değişim talepleri daha güçlü görünüyor. Öncelikle seçim neden kaybedildi, sorun aday mıydı, yeterince çalışma yapılmadı mı?

Bu seçimde hepimiz için beklenti çok büyüktü. Kazanacağımıza çok inanmıştık. Çok çaba harcandı, yeni yöntemler denendi. İttifak modeli genişletildi. Bütün bunlar inancı, umudu yükseltti. Anketler iyi görünüyordu. Beklenti çok yüksekti, dolayısıyla kaybedince travma da çok yüksek oldu. Bir kere bunu tespit edelim. Bir, seçimi kaybettik, iki, kaybın travması çok büyük.

Şimdi bundan sonrasına ilişkin yapılması gereken şeyler var. Mesele bir suçlu ya da sorumlu arayışı değil. Sorunu bulup çözme ekseninde sürdürmemiz gerek. Bu çerçevede hepimiz kusurlu olabiliriz; yüzde elli kusurlu, kusursuz olabiliriz. Ama herkesin söylediği bir şey var; hiçbir şey olmamış gibi yürüyemeyiz. Bu süreçte önümüzdeki dönemde yeni yol haritası çizmek lazım. Şimdi bu yol haritası sadece taktiksel sorunları çözme üzerine mi odaklanacak yoksa stratejik olarak parti yeniden mi yapılanacak?

Peki siz nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?

Örgüt, kadro, program, söylem, tutum ve anlayış değişikliği. Köklü, esaslı bir değişim yani parti reformu. 2010 yılında Kemal Bey genel başkan olduğunda buna başlamıştık. Ciddi bir dönüşüm, heyecanla başladı. Yürütülen politika, anayasa referandumunda ana kolon haline getirdi CHP’yi. Arkasından yerel seçimlerde bunun esaslı sonucunu aldı. En son bu seçimlerdeki Cumhurbaşkanlığı merkezindeki ittifak o sürecin sonucuydu ve önemlidir. Yani yüzde 48’i bir yerde toplamak önemlidir, ama yetmedi.

2018’deki cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oylara bakıyoruz, topluyoruz 2023’te aldığımız oy aynı, yüzde 47.8. Hepsini bir noktada toplamak önemli bir başarıdır, ancak yetmez. Yüzde 48’i yüzde 51’e çıkarabilmeliydik, çıkmadı. Bu döneme kadar birçok şey yapıldı ama bu bizi iktidar yapma noktasına taşımadı. Burada değişim, yenilenme kapasitesinin tıkandığını görüyoruz. Bu seçimlerin bize ilk göstermesi gereken şey; değişim kapasitesi tıkanmış artık. Yeniden o kapasiteyi yakalayabilmek lazım. Burada da değişim bir kapasite ikmaliyle değil, yani birilerini takviye ederek değil, yeni kapasite ikmali.

“Değişim öncelikle genel başkanla olmalı”

Değişim için kapasite ikmali nasıl olacak?

Değişimin içeriğini “Örgüt, kadro, program, söylem, anlayış, tutum değişikliği” diye söyledik. Ama değişimin önce bir motoru, heyecanı olması lazım. Bu moral bozukluğunu ortadan kaldıracak bir çıkışa ihtiyaç var. Onun için değişim önce liderlik değişimiyle başlar. Çünkü, büyük değişimler liderlik değişimiyle başlamıştır. 2010 yılında övdüğüm o önemli dönüşüm, liderlik değişimiyle başladı.

Rahmetli Deniz Bey’in davaya çok büyük katkıları oldu. Çok iyi bir siyasetçiydi. Allah rahmet eylesin. Ama o da tıkanmıştı. 2010 yılında Kemal Bey’in gelişi morali, motivasyonu, büyük dönüşümün altyapısını hazırladı. Heyecan olmadan dönüşüm olmaz. Hele de böyle büyük bir travmanın yaşandığı yerde, 13 yıl genel başkanlık yaptıktan sonra… Bir kere değişim öncelikle genel başkanla olmalı.

Bunu söylerken sadece genel başkan değişimini söylemiyorum. Başta genel başkanla birlikte liderlik kadrosunun değişmesi lazım. Ben de dahil. Yani hiç kimse bu süreç içerisindeki sorumluluğunu kenara bırakıp, “şu değişsin, ama ben kalayım” deme hakkına sahip değil. Tekrar görev düşerse tekrar yaparız ama bu bilinçle yaparız.

CHP’nin, 1970’lerdeki değişimi de liderlik değişimiyle oldu. Bir kadro hareketi başladı. Liderlik değişimini sonuçlandırdıktan sonra parti esaslı dönüşümünü sağladı. Deniz Bey’den sonra 2010 yılında Kemal Bey’in gelmesiyle önemli değişiklikleri sağladı, şimdi artık değişim kapasitesinin sonuna geldik. Yeni kapasite imali için önce yeni liderlik ihtiyacı var. Onu bir kere net söylememek, etrafından dolanmak demektir.

Değişim çağrıları sonrası Kemal Bey, Kurultay’ı işaret etti ama açıklamaları yerel seçime kadar partinin başında kalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Siz nasıl okuyorsunuz?

Siyaset biliminde iktidarın muhafazakarlaşması diye bir durum vardır. Ülkedeki iktidar değil, partilerin içinde de iktidarlar vardır. Parti içindeki iktidarlar uzun süre iktidarda kaldıkları zaman muhafazakarlaşmaya başlarlar. CHP’de de Kemal Bey’in baştaki devrimci liderliği bugün muhafazakarlaşmaya başladı. Biz de o muhafazakarlaşmaya katkıda bulunduk, bir dönem parçası olduk. Ve bugün hepimizin cesaretle bunu görüp bu dönüşüme imkan vermemiz lazım.

Bülent Tezcan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan “Millet İttifakı” Açıklaması: Bitti

Millet İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, Şunu bilelim, ittifak dönemi bitti. İttifak, iktidara gelip, bugünkü sistemi değiştirmek için yapılmıştı. Biz, altı sene önce de ittifak yaptık. Ne için? Referandumda millet bu yeni sisteme hayır desin diye…” dedi ve ekledi:

“Bu ittifak bitti mi? Elbette bitti. Çünkü hükmünün icra edilmesi mümkün değil. Peki bunun yanında bir şey var mı? Benim söylediğim şu; biz, hem Altılı Masa’da bulunan siyasi partiler olarak dirsek temasımızı devam ettiririz.”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “Birbirimiz ile görüşürüz. Çünkü 9 ay sonra yerel seçimler var. Mahalli seçimlerde ittifak olmaz. Mahalli seçimlerde anlaşmalar yapılabilir. Geçmiş seferde yapıldığı gibi şimdi de yapılabilir. O halde bizim şu anda ittifak değil, birbirimiz ile olan münasebetlerimizi medeni bir şekilde devam ettirme gayreti içinde olmamız icap eder. Ülkeye de barışı, huzuru getirecek olan da bu anlayıştır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, KRT TV’de katıldığı Gündem Özel programında Elif Doğan Şentürk, Zeynep Gürcanlı ve Sedat Bozkurt’un sorularını yanıtladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İYİ Parti’nin 3. Olağan Kurultayı’nda söylediği “Bundan sonra size hayatta başarılar” sözü için Karamollaoğlu, şu yorumu yaptı:

“Ben Sayın Akşener’in cümlelerini yorumlama yetkisine sahip değilim. Sayın Akşener’i kongreden sonra da aradım. Tebrik ettim… Şunu bilelim, ittifak dönemi bitti. İttifak, iktidara gelip, bugünkü sistemi değiştirmek için yapılmıştı. Biz, altı sene önce de ittifak yaptık. Ne için? Referandumda millet bu yeni sisteme hayır desin diye…

Bu ittifak bitti mi? Elbette bitti. Çünkü hükmünün icra edilmesi mümkün değil. Peki bunun yanında bir şey var mı? Benim söylediğim şu; biz, hem Altılı Masa’da bulunan siyasi partiler olarak dirsek temasımızı devam ettiririz. Birbirimiz ile görüşürüz. Çünkü 9 ay sonra yerel seçimler var.

Mahalli seçimlerde ittifak olmaz. Mahalli seçimlerde anlaşmalar yapılabilir. Geçmiş seferde yapıldığı gibi şimdi de yapılabilir. O halde bizim şu anda ittifak değil, birbirimiz ile olan münasebetlerimizi medeni bir şekilde devam ettirme gayreti içinde olmamız icap eder. Ülkeye de barışı, huzuru getirecek olan da bu anlayıştır diye düşünüyorum.”

Dörtlü İttifak rafa kalktı

Meclis’te Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin birlikte kurması beklenen yeni gruba ilişkin Karamollaoğlu, şunu dedi:

“CHP listelerinden, siyasi partiler olarak bir miktar milletvekili çıkardık. Bizim 10 milletvekilimiz var, Gelecek Partisi’nin 10 milletvekili var. DEVA’nın 15 milletvekili var. Aynı zamanda Demokrat Parti’den giren arkadaşların da 3 tane milletvekili var. Benim söylediğim, ‘Birbirimiz ile çekişmemize ihtiyacımız yok. Gelin, birlikte grup kuralım’… Grup kurarsak, sözümüz işitilir, grubunuz yoksa bağımsız milletvekilleriniz var. Bağımsız milletvekilleri olarak da Meclis’te söz alabilmek de kolay bir iş değil.

Yaptığımız girişimler, beklediğimiz neticeleri doğurmadı. Sayın Babacan meselelere biraz farklı yaklaşıyor. DEVA Partisi de farklı yaklaşıyor. Bundan dolayı ‘Bu şekilde bir ittifak formülüne biz, itibar etmiyoruz’ dediler. Bizim, teşkilatlar ile yaptığımız görüşmelerde genelde Gelecek Partisi ile böyle bir ittifakın yapılmasına çok sıcak yaklaşıldığını gördük. Yani, tabandan da Türkiye sathında da…

Biz böyle bir ittifakın Gelecek Partisi ile kurulmasının daha kolay olacağı kanaatine vardık. Ben bu fikirlerimi de arkadaşlarımıza da ilettim. Gelecek’te bizim söylediğimiz formül kıl payı ile. Henüz bir karara varılmadı. Ümit ediyorum ki çok gecikmeden bir karara varırız. Böylece Meclis’te bir grubumuz olur.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Türkiye’nin İtirazını Aşmak İçin Acil Toplantı Yapılacak

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta Griffin Storm 2023 Tatbikatı ile ilgili düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın dışişleri bakanları, istihbarat başkanları ve milli güvenlik danışmanlarının Brüksel’de bir araya geleceğini ifade etti.

Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin yer aldığı üçlü mutabakat uyarınca tesis edilen Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı, 14 Haziran’da Ankara’da yapılmıştı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç’ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan toplantıya NATO heyeti başkanı olarak NATO Genel Sekreter Kabine Şefi Stian Jenssen, İsveç heyeti başkanı olarak İsveç Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Jan Knutsson ve Finlandiya heyeti başkanı olarak da Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Daimi Devlet Sekreteri Jukka Salovaara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri dün akşam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüştü. Erdoğan, Stoltenberg’e “Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine karşı yapıcı tutumunun devam ettiğini ancak terör yanlıları İsveç’te serbestçe eylem düzenledikçe yapılan mevzuat değişikliklerinin bir anlamının olmadığını” iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, görüşmede İsveç’in NATO üyeliğinin yanısıra Rusya’da yaşanan son gelişmelerin de ele alındığı belirtildi. Açıklamada, “Rusya’daki gerilimin sona ermesinin, Ukrayna sahasında geri dönülmez insani felaketlerin önünü aldığı belirtilen görüşmede, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e, Rusya’daki gelişmelerin, Ukrayna’da adil barış yolunda yeni bir kilometre taşı olması temennisi iletildi” denildi.

İsveç’in NATO üyeliğinin de görüşmede ele alındığının vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: Türkiye’nin İsveç’in üyeliğine karşı yapıcı tutumunun devam ettiği, ancak PKK/PYD/YPG yanlıları bu ülkede serbestçe eylem düzenledikçe, yapılan mevzuat değişikliklerinin bir anlamının olmadığı ifade edildi. Görüşmede, F-35 bağlamında yaşanan haksızlıkların, Türkiye’nin F-16 talebinde İsveç’in üyeliğiyle bağlı kılınması çabalarının, Türkiye’ye değil, esasen NATO’ya ve NATO’nun güvenliğine zarar verdiği vurgulandı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesi sonrası sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşarak, Vilnius’ta yapılacak ve terörizm, caydırıcılık ve savunma gibi konularda önemli kararlar alınacak NATO zirvesi öncesi Erdoğan’la iyi bir görüşme yaptıklarını kaydetti. Stoltenberg ayrıca, “İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

İsveç’in NATO’ya katılım protokollerini Türkiye’nin yanısıra Macaristan da henüz onaylamış değil. ABD ve Batı ülkeleri 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi, Türkiye’den İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini bekliyor.

Türkiye, İsveç’in terörist olarak tanımladığı grupların üyelerine ev sahipliği yaptığını ve bazı isimlerin iadesini istiyor. İsveç ise Türkiye ile Madrid’de imzaladıkları üçlü mutabakat kapsamında, kısa sürede yeni bir yasa çıkararak terör gruplarını finanse etmeyi veya desteklemeyi zorlaştırdığını öne sürüyor.

İsveç ve Finlandiya geçen yıl başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Finlandiya, Nisan ayında NATO’ya katılırken, İsveç’in üyeliği Türkiye ve Macaristan’ın itirazları nedeniyle onaylanmadı.

Türkiye ve Macaristan’ın İsveç’in ittifaka katılımını 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi onaylaması bekleniyor.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Kimseye En Ufak Bir Borcumuz Yok

Kurban Bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajında gündemi değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Tertemiz bir seçim kampanyası yürüttük. Konuşunca doğruyu söyledik.  Şimdi ise partimiz kuruldu kurulalı dosdoğru çalışmış olmanın verdiği huzurla yeniden milletimizin karşınızdayız. Bizim kimseye en ufak bir borcumuz yok. Hiç kimseyi aldatmadık. Kazandığımız her şeyi de anamızın ak sütü gibi helalinden kazandık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün, seçimi helalinden kazanmış, başı dik, alnı açık 15 milletvekilimiz var. Seçim kampanyası boyunca kimseyi aldatmayan, yalan söylemeyen, iftira atmayan, kul hakkına girmeyen, kamu malını kullanmayan, dosdoğru çalışan güçlü bir teşkilatımız var. Evet, seçimi kazanamadık. Bunun için gereken öz eleştiriyi de muhasebeyi de yapmaktan kaçınmayacağız. Ancak şunu gönül rahatlığıyla ifade ediyorum ki biz kimsenin hakkını yemedik. İçimiz rahat, gönlümüz ferah.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kurban Bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajında gündemi değerlendirdi. Babacan, şunları ifade etti:

“Partimiz altı partili bir ittifak modeliyle seçimlere girdi. Anayasa metninden, ortak politikalar metnine kadar siyasi tarihimizde hiçbir seçimin öncesinde görülmemiş bir hazırlığın altına imzamızı attık. Bu belgeler tam bir bilgi hazinesidir, alın teridir, göz nurudur, akıl teridir. Bizim için çok zor olan bir kararı verdik ve seçime ortak listelerle girdik.

Altı partiyle yaşadığımız tüm bu süreçte sık sık şu ikilemi yaşadık: ‘Milletimizin menfaati mi, partimizin menfaati mi?’. Tercihimizi hep milletimizden yana kullandık. ‘Kazanan Türkiye olsun’ dedik. Bedeli ne olursa olsun, özgürlük, adalet, hukuk ve demokrasiden yana sağlam duruşumuzu asla bozmadık. Seçimleri kaybettik ancak bizim Türkiye’yi kaybetmeye tahammülümüz yok. İşte tam da bu nedenle biz buradayız ve dimdik ayaktayız.

Doğruya doğru demekten gocunmayacağız. Biz milletimizin hayrına olan her şeyi açık yüreklilikle destekleyeceğiz. Şunun da bir kere daha altını kalınca çizeyim; bu ülkenin en etkili muhalefet partisi de biz olacağız. Hatalı gördüğümüz ne varsa söyleyeceğiz. Hatalardan, yanlışlardan dönülmesi için canla başla mücadele edeceğiz.

Ticarette de siyasette de ‘helalinden kazanmak’ diye bir tabir vardır. Helalinden kazanmak, doğruyu söyleyerek kazanmaktır. Kimseyi aldatmamaktır. Montaj videolarla, iftiralara, yalanlarla seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir. Kamu malını, kamu imkanlarını, 86 milyonun hakkını sadece kendisi, kendi partisi için kullanarak seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir. Seçimlerden hemen önce meydanlarda, ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez. Faiz devamlı düşecektir’ deyip seçimlerden hemen sonra faiz artırmak, helalinden kazanmak değildir.  Kul hakkına girerek seçim kazanmak, helalinden kazanmak değildir.

Umutsuzlukla yaşayan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Maaşına aldığı zam daha bankadan çekmeden eriyen çalışanlarımıza, hayallerini ülkedeki krize feda eden, kazandığı üniversite için ailesinden uzak kalıp kirasını ödeyemeyen öğrencilere, yaz tatilini dünyadaki akranları gibi keyifle geçirmek yerine okul harçlığını çıkarmak için çalışarak geçiren gençlere seslenmek istiyorum.

Geçtiğimiz senelerde rahatça aldığı kurbanını bu sene alamayan esnaf kardeşlerime, bayram sofralarını küçülten, baklavadan bile tasarruf etmek zorunda bırakılan emeklilerimize seslenmek istiyorum. Kendinizi yalnız hissetmeyin. Kendinizi terk edilmiş hissetmeyin.  Biz buradayız. Burada sizler için çalışan, hepimiz için gece gündüz çalışan birileri var. DEVA Partisi var.

9 Mart 2020 tarihinde DEVA Partisi’ni kurmamış olsaydık, Mayıs seçimlerinden sonra ülkemizin haline bakar, siyasetin geldiği noktayı değerlendirir ve derhal bugün DEVA Partisi’ni kurma kararı alır, kollarımızı sıvar ve hemen çalışmaya başlardık. Medyanın baskı altında tutulduğu, sivil toplumun sindirildiği, adaletin ayaklar altına alındığı, yoksulun daha yoksul olduğu bir Türkiye’de DEVA Partisi’ne her zamankinden daha çok ihtiyaç olacak.

Bu iktidar, hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyecek. Bu iktidarın kurumları güçlendirme diye bir derdi olmayacak. Bu iktidar şeffaf, hesap vermeye hazır, kural bazlı bir yönetim anlayışını hiçbir zaman benimsemeyecek. Çünkü Sayın Erdoğan’ın zihin dünyasında bu kavramların yeri yok. Bu iktidar iş başında olduğu sürece, ülkemiz içine düştüğü orta gelir tuzağından asla kurtulamayacak.

Her ne kadar ülkenin Cumhurbaşkanı, seçim gecesi ve ardından yaptığı bazı konuşmalarda topluma öfke, nefret ve hiddet mesajları iletse de bizim hayalimizdeki Türkiye birilerinin kazandığı, birilerinin kaybettiği bir ülke değildir. Biz var gücümüzle 85 milyonun birlikteliğini sağlamak, güçlü millet olmanın sorumluluğunu yerine getirmek için buradayız.  Umutsuzluğa yer yok.”

Biz hiçbir zaman uzlaşıdan, istişareden, ortak akıldan, birlikte çalışma kültüründen vazgeçmeyeceğiz. Diğer siyasi partilerle olan diyalog ve iş birliği zeminini her zaman sıcak ve güçlü tutacağız.

Kimseye en ufak bir borcumuz yok

Tertemiz bir seçim kampanyası yürüttük. Konuşunca doğruyu söyledik.  Şimdi ise partimiz kuruldu kurulalı dosdoğru çalışmış olmanın verdiği huzurla yeniden milletimizin karşınızdayız. Bizim kimseye en ufak bir borcumuz yok. Hiç kimseyi aldatmadık. Kazandığımız her şeyi de anamızın ak sütü gibi helalinden kazandık. Bugün, seçimi helalinden kazanmış, başı dik, alnı açık 15 milletvekilimiz var.

Seçim kampanyası boyunca kimseyi aldatmayan, yalan söylemeyen, iftira atmayan, kul hakkına girmeyen, kamu malını kullanmayan, dosdoğru çalışan güçlü bir teşkilatımız var. Evet, seçimi kazanamadık. Bunun için gereken öz eleştiriyi de muhasebeyi de yapmaktan kaçınmayacağız. Ancak şunu gönül rahatlığıyla ifade ediyorum ki biz kimsenin hakkını yemedik. İçimiz rahat, gönlümüz ferah.

Demokrasilerde sandık elbette önemlidir. Ancak hiç şüpheniz olmasın ki, DEVA Partisi iki sandık arası dönemde de özgürlük ve zenginlik için her türlü çabayı göstermeye devam edecektir. DEVA Partisi, kuruluş felsefesi ve kendine özgü siyasi duruşuyla yoluna devam edecek ve Türkiye’yi saplandığı bu cendereden çıkarmanın mücadelesini verecektir. Bu ülke bizim, bu ülke hepimizin.

Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, bayramın ülkemiz için, İslam Alemi için ve tüm insanlık için hayırlı gelişmelere vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm hacı adaylarının Arafat vakfesinde yapacakları duaların ve hac ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Bayramlar; birbirimize ulaşmanın, kucaklaşmanın, barışmanın zamanıdır. Bayramlar; kaybettiğimiz sevdiklerimizi hatırlamanın, şükrün ve muhasebenin zamanıdır.”

Paylaşın

Uyuşturucudan Ölenlerin Sayısı Yüzde 17,5 Arttı

2023 Dünya Uyuşturucu Raporu’nda uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında gözle görülür artış yaşandığına, 2009-2019 döneminde madde bağımlılığı nedeniyle ölenlerin yüzde 17,5 arttığına dikkat çekildi.

Rapora göre, dünyada en çok kullanılan uyuşturucu esrar oldu. Raporda, uyuşturucu kullanımı nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulandı.

Raporda, son 10 yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığı, 2021’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin uyuşturucu kullandığı bilgisi yer aldı.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), 2023 Dünya Uyuşturucu Raporu’nu açıkladı.

Raporda, son 10 yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığı, 2021’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin uyuşturucu kullandığı bilgisi yer aldı.

Küresel olarak 2021’de 296 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı aktarılan raporda, 2020’de bu sayının 284 milyon olduğu, bir yılda uyuşturucu kullanma oranının da yüzde 18 arttığı kaydedildi.

İnsani krizler nedeniyle çok sayıda insanın yerinden edildiği, tedavi hizmetleri ve diğer müdahalelerin yetersiz kaldığı, “uyuşturucu enjekte eden kişilere” yönelik tahminlerin önceki yıllara oranla daha yüksek olduğu belirtildi.

Rapora göre, dünyada en çok kullanılan uyuşturucu esrar oldu: 2021’de 219 milyon kişi bu maddeyi kullandı. Bu dünya nüfusunun yüzde 4’üne tekabül ediyor. 2021 yılında 15-16 yaş aralığındakilerin de yüzde 5,3’ü (13,5 milyon genç birey) esrar kullandı.

Yaklaşık 60 milyon kişi “opioid” menşeli sentetik uyuşturucu çeşitleri, 36 milyon kişi amfetamin türü maddeler, 22 milyon kişi kokain ve 20 milyon kişi ekstazi kullandı.

Uyuşturucu kullanımı nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulanan rapora göre, uyuşturucu kullanımına bağlı sağlık sorunları yaşayanların oranı son 10 yılda yüzde 45 arttı, bu durumdaki kişilerin sayısı 39,5 milyona yükseldi.

Madde bağımlılığı nedeniyle çeşitli rahatsızlıklar yaşayanların ancak beşte biri tedavi imkanı bulabiliyor. COVID-19 pandemisi nedeniyle terapi ve tedavi olanakları bu dönemde daha da sınırlandı.

Rapora göre, 2021’de 13,2 milyon kişi damardan enjekte edilen uyuşturucu kullandı.

Raporda, uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşandığına, 2009-2019 döneminde madde bağımlılığı nedeniyle ölenlerin yüzde 17,5 arttığına dikkat çekildi:

“2019’da uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişi yaşamını yitirdi. Hepatit C’nin yol açtığı karaciğer hastalıkları, uyuşturucuya bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri ve uyuşturucu kullanımına atfedilen toplam ölüm sayısının yarısından fazlasını oluşturuyor.”

Uyuşturucu üretimi ve trafiği

Dünyada, hem kokain arzında hem de talebinde belirgin artışın yaşandığına, bu durumun muhtemelen geleneksel sınırların ötesinde yeni pazarların gelişimini teşvik edeceğine işaret edilen raporda, kokainin elde edildiği koka ağacının 315,5 hektarlık bir alanda ekildiği, 2021’de 2 bin 304 ton gibi rekor seviyede kokain üretim yapıldığı bilgisi yer aldı.

Küresel kokain pazarı ABD’nin yanı sıra Batı ve Orta Avrupa’da yoğunlaşmaya devam ediyor ancak Afrika, Asya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde de hızlı şekilde yayılıyor.

Küresel yasa dışı afyon üretiminin büyük kısmı, başta Afganistan olmak üzere sınırlı sayıda ülkede yapılıyor. 2022’de 7 bin 800 ton olan küresel üretimin yüzde 80’i, yani 6 bin 200 tonu Afganistan’da üretildi. Afganistan’ı 795 ton ile Myanmar ve 504 tonla da Meksika izliyor.

Dünya genelinde afyonun yüzde 95’i Afganistan, Myanmar ve Meksika’da üretiliyor; koka ağacı ise Kolombiya, Peru ve Bolivya’da ekiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP’de İYİ Parti İle İttifak Umudu: Olumlu Sonuçlar Verebilir

CHP’li kurmaylar, daha önce İYİ Parti ile yapılan ortaklıkların olumlu sonuçlar verdiğini hatırlatarak, “Yerel seçimlerde yapılacak iş birliği iktidarla oy farkının az olduğu yerlerde seçim kazanılmasını sağlayabilir” değerlendirmesini yapılıyorlar.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çıkışının “köprüleri atmak” olarak yorumlanamayacağını söyleyen kurmaylar, “Belki İYİ Parti lehine fedakârlıklar isteyecektir” değerlendirmesinde bulunuyorlar.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in kurultayda Millet İttifakı’nı hedef alan konuşmasının ardından CHP’de birlik arayışları devam ediyor.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Akşener’in ’15 milletvekili’ çıkışı “İttifak köprülerini attı” olarak yorumlandı. Buna karşın CHP kurmayları, hâlâ yerel seçimlerde bir ittifak olabileceğini belirtiyorlar.

Kurmaylar daha önce İYİ Parti ile yapılan ortaklıkların olumlu sonuçlar verdiğini hatırlatıyorlar. CHP ve İYİP, 2019 yerel seçimlerinde ittifak yaptığında 1994’ten sonra CHP ilk defa Ankara ve İstanbul’da büyükşehir belediyelerini kazanmıştı. Parti kurmayları bu gibi örnekleri göstererek “iki partinin ittifak yapmasının yeniden olumlu sonuçlar verebileceğini” söylüyorlar.

“Yapılacak iş birliği iktidarla oy farkının az olduğu yerlerde seçim kazanılmasını sağlayabilir” değerlendirmesini yapan CHP’li isimler “Belki İyi Parti lehine fedakârlıklar isteyecektir” diyorlar.

İYİ Parti kulisleri

Öte taraftan İYİ Parti kulislerinde, Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.

Bunun için de Adana, Mersin, Antalya, Manisa gibi iller örnek gösteriliyor. 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı kapsamında AKP’nin, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıklarında “MHP’nin adayına destek verdiği” anımsatılırken “Bu iller milliyetçi – muhafazakâr seçmenin de yoğunlukta olduğu iller. Örneğin 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerinde Adana’da, İYİ Parti’nin milletvekili gösterdiği isimler, hem MHP tabanından hem de AKP tabanından oy aldılar.

Mersin’de Burhanettin Kocamaz, Adana’da Hüseyin Sözlü, uzun süre belediye başkanlığı yaptı. Antalya’da da İYİ Partili pek çok ilçe belediyesi var. Manisa da İYİ Parti’nin yüksek oy aldığı illerden biri. Bu kentlerde neden İYİ Partili aday olmasın? CHP, pekâlâ bu illerde İYİ Parti’nin adaylarını destekleyebilir. Burhanettin Kocamaz Mersin’de İYİ Parti’nin adayı olarak gösterilebilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

“CHP’nin, Cumhur İttifakı kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illeri kaybetmek istemeyeceği, bu nedenle de İYİ Parti ile yeniden Millet İttifakı kapsamında yerel seçimlerde bir araya gelmekten yana tavır izleyeceği” kaydediliyor.

“Oyumuzun yüksek olduğu büyükşehirlerde masaya yumruğumuzu vuracağız. Bu kez 11 büyükşehir belediyesini salt CHP’ye bırakmayacağız. Büyükşehirlerde de söz söyleyen bir parti konumunda olacağız. CHP, İYİ Parti’nin koşullarını desteklemezse, Akşener kurultaydaki çıkışı ile çok net bir mesaj verdi, ‘eğer dediğimiz gibi bu kez kazanacak adaylar olmazsa biz yolumuzda yürürüz’ dedi” yorumları yapılıyor.

Paylaşın

İYİ Parti, Yola Nasıl Devam Etmeyi Planlıyor?

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin hemen ardından alınan karar doğrultusunda İYİ Parti kurultayını tamamladı. Meral Akşener’in yeniden genel başkanı olduğu İYİ Parti, bundan sonra nasıl bir politika takip etmeyi planlıyor?

Siyaset bilimci Nurettin Kalkan, İYİ Parti’nin MHP’den ayrılırken “iktidar olma ya da iktidarı oluşturan sütunlardan bir tanesi olma” iddiasıyla yola çıktığına ancak son seçimlerle bu iddianın altının boşa düştüğüne dikkat çekerek, İYİ Parti’nin iktidar ya da iktidarın bir parçası olamamasının önümüzdeki dönemde kan kaybettirebileceğini belirtiyor.

İYİ Parti’nin kimlik sorununun da hala devam ettiğini söyleyen Kalkan, “Bir siyasi partinin kimliğini, en azından ne olduğunu ya da neleri temsil ettiğini tarif etmesi lazım. İYİ Parti ise kendi kurumsal kimliğini ötekiler üzerinden tarif ediyor” yorumu yapıyor.

Siyaset bilimci Kerem Yavaşça ise İYİ Parti’de seçimlerin kaybedilmesine yönelik hesaplaşmanın “işin esasına çok girilmeden geçiştirildiğini” belirterek ayakları yere basan net bir öz eleştiri yapılmadığını ifade ediyor. Yavaşça, seçim sonrası muhalefet partilerinin içinde bulunduğu durumu “türbülans dönemi” olarak nitelendiriyor.

İYİ Parti seçimler sonrasında olağan kurultayını tamamlayarak Meral Akşener’i yeniden genel başkan olarak seçerken, Akşener’in ses getiren kurultay konuşmasının ardından partinin izleyeceği yol ve yerel seçimlerdeki tutumu, kan kaybetmekte olan muhalefetin şekillenmesi açısından da önemli olacak.

Seçim sonuçlarının ardından diğer muhalefet partilerinden daha hızlı davranarak olağan üçüncü kurultayını “Rotamız net, pusulamız millet” sloganıyla hafta sonu gerçekleştiren İYİ Parti’de Akşener’e rakip çıkmadı. Oy kullanan 1151 delegeden, 1127’sinin oyunu alarak yeniden genel başkan seçilen Akşener, gerek Millet İttifakı içindeki anlaşmazlıklar gerekse parti içindeki bazı tartışmalara değinerek sert üsluplu bir konuşma yaptı.

Peki İYİ Parti’nin kurultay sonuçları ve Akşener’in konuşmasının önümüzdeki dönemdeki yansımaları neler olabilir?

CHP ile köprüler tamamen atıldı mı?

Akşener kurultayda zaman zaman konuşma metninin dışına çıkarken “CHP’den 15 milletvekili istemek hayatımın en büyük pişmanlığıdır” sözleriyle ise gündemin konuşulan isimlerinden biri oldu.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e konuşan Siyaset bilimci Nurettin Kalkan, Akşener’in konuşmasının kendisi açısından beklentiyi tam karşılamadığını söyleyerek “Ben yavan ve muğlak bir öfke gördüm. Liderlerin öfkeli konuşmalarında normalde bir kesinlik vardır. Ama Akşener’inki muğlak bir öfkeydi. Meral Hanım hesap vereceğim ve hesap soracağım dedi. Halbuki ne hesap sordu ne de hesap verdi” diyor.

Kalkan, konuşmadan İYİ Parti’nin bundan sonraki yol haritasını net olarak anlamanın pek mümkün olamadığını belirterek partinin başarısız çıkılan seçim sonrası işinin giderek zorlaşabileceğini ifade ediyor. Bir siyasi partinin Türkiye’de hayatını devam ettirebilmesi ve tabanını koruyabilmesinin biraz genel ya da yerel iktidardan aldığı payla mümkün olabildiğine işaret eden Kalkan, yerel seçimlerde başarı elde etmeye İYİ Parti’nin de ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Yerel seçimlere doğru parti içinde CHP ile iş birliği yapılmasını isteyen kesimlerin daha ağır basabileceğini söyleyen Kalkan, böylelikle “kısmi ve formasyonu değişmiş bir seçim iş birliğine” gidilmesinin mümkün olabileceğini düşünüyor.

Akşener konuşmasında İYİ Parti’nin “sadece iktidar tarafından değil, muhalefetin bir bölümü tarafından da tehdit olarak görüldüğünü ve partide yenileşme süreci başlatacaklarını belirterek, “Hakiki yenilik, öze dönerek başlar. Biz, dünün prangalarından sıyrılıp ileri bakmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Prangalardan kurtulma” metaforu ittifaklardan ve diğer partilerden daha bağımsız bir politika izleneceğinin işareti olarak yorumlanırken bununla birlikte yerel seçimlerin önemi nedeniyle CHP ile iş birliğine kapıların “kısmi ve eşitlik ilkesine dayalı” bir şekilde açık olması da beklentiler arasında.

Siyaset bilimci Kerem Yavaşça ise Akşener’in konuşması için “İttifaklara kapıyı tamamen kapatmamakla birlikte ittifakların içinde partinin kendi rolünü daha çok öne çıkartan şekilde olabileceğini ya da daha bağımsız hareket edebileceğini söylüyor” yorumu yapıyor.

Yavaşça, bu tutumun 2019’da yerel seçimlerde yakalanan başarının devamını zora sokabileceğini belirterek, CHP ve İYİ Parti’nin ortak bir aday çıkartmaması durumunda Ankara, İstanbul gibi önemli büyük şehirlerin AKP’ye geçmesine yüksek ihtimal veriyor.

Bu ihtimalin göze alınmasının önemli bir seçimden başarısız çıkmış muhalefet için çok kolay olmayacağını belirten Yavaşça, “Ben bu sebeple Akşener’in mevcut tutumunu parti içerisinde kendi gücünü büyütmek için yaptığı bir söylem olarak değerlendiriyorum. Seçimler yaklaştıkça iş birliğine daha yakın bir şekilde bir pozisyon alabilir. Çünkü bunun yapılmadığı durumda daha da zor duruma düşmesi mümkün” yorumu yapıyor.

Yavaşça, ikinci ihtimal olarak ise İYİ Parti’nin yerel seçimlerde kendi adaylarını çıkartması, ittifaklar dışında kalıp seçime girmesi durumunda muhalefette olan büyükşehir belediyelerinin AKP’ye geçmesinin söz konusu olabileceğine işaret ederek şöyle konuşuyor:

“Bunu konuşmak için tabii ki çok erken, sadece ihtimalleri değerlendiriyoruz. Ama eğer bu tarzda muhalefetin bölünmüş bir şekilde yerel seçimlere gitmesi durumunda İYİ Parti’nin büyük bir eksen kayması ve hatta bir yörünge değişimi yaşayabileceğini söylemek de mümkün.”

Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik “Size hayatta başarılar diliyorum” sözleri de çok tartışılmıştı.

İYİ Parti nasıl devam edecek?

Seçimlerin hemen ardından alınan karar doğrultusunda İYİ Parti önümüzdeki dönemde yerel seçimlere kadar sahaya ağırlık vermeyi ve daha bağımsız bir politika takip etmeyi planlıyor.

“Dokunan, duyan, anlayan bir siyaset” izleyeceklerini söyleyen Akşener, “Yeniden özümüze, en büyük gücümüze yani milletimize kulak vereceğiz. Konuşan bir Türkiye için meydanlarda, gören bir Türkiye için sokaklarda, duyan bir Türkiye için kürsülerde olmaya devam edeceğiz” sözlerini sarf etti.

Kalkan, İYİ Parti’nin MHP’den ayrılırken “iktidar olma ya da iktidarı oluşturan sütunlardan bir tanesi olma” iddiasıyla yola çıktığına ancak son seçimlerle bu iddianın altının boşa düştüğüne dikkat çekerek, İYİ Parti’nin iktidar ya da iktidarın bir parçası olamamasının önümüzdeki dönemde kan kaybettirebileceğini belirtiyor.

İYİ Parti’nin kimlik sorununun da hala devam ettiğini söyleyen Kalkan, “Bir siyasi partinin kimliğini, en azından ne olduğunu ya da neleri temsil ettiğini tarif etmesi lazım. İYİ Parti ise kendi kurumsal kimliğini ötekiler üzerinden tarif ediyor” yorumu yapıyor.

Yavaşça da İYİ Parti’de seçimlerin kaybedilmesine yönelik hesaplaşmanın “işin esasına çok girilmeden geçiştirildiğini” belirterek ayakları yere basan net bir öz eleştiri yapılmadığını ifade ediyor.

Bu arada İYİ Parti kurultayını bitirirken, değişim tartışmalarının hala sürdüğü CHP’nin ise sonbaharda kurultay yapması gündemde.

Yavaşça, seçim sonrası muhalefet partilerinin içinde bulunduğu durumu “türbülans dönemi” olarak nitelendiriyor.

“Ne olup ne biteceğini biraz da süreç gösterecek. Kartların yeniden dağıtıldığı bir süreç bu” diyen Yavaşça, CHP’nin içerisindeki değişimin de çok önemli olduğunu ve bu değişim geciktikçe muhalefetin toplumsal karşılığının da giderek eriyebileceğini kaydediyor.

Öte yandan Akşener’in bayramın ardından farklı illere giderek yeniden halk buluşmaları düzenlemesi ve hem seçim sonuçları ile ilgili partisinin görüşlerini aktarması hem de yerel seçime yönelik çalışmalara başlaması planlanıyor.

Parti içine ne mesajlar verildi?

Akşener, kurultayı “hesaplaşma zemini” olarak tanımlarken partililere “Herkes haddini bilecek. Parti içinde şımarıklığı bitireceğim” diyerek seslendi.

Yavaşça’ya göre bu sert üslubun temel sebebi “parti içerisinde gevşeyen vidaları sıkmak ve safları sıklaştırmak” olarak okunabilir.

Seçimlerin ardından gelen bazı istifalarla parti tabanında da çözülmeler gözlemlendiğini söyleyen Yavaşça, “Akşener’in sert çıkışı, bir anlamda masaya yumruğunu vurma olarak görülebilir ve partide aslında bir düzensizlik, kaotik bir ortamın olmadığı ve kendi liderliği altında bu süreçten güçlenerek çıkacağı görüntüsü vermek istediğini anlıyoruz” diyor.

Kalkan’a göre İYİ Parti’de ciddi bir parti içi disiplin sorunu bulunuyor. Parti içi disiplini sert, güçlü bir lider olarak algılamamak gerektiğini, bu disiplinin aslında seçmenlere bu partinin “asgari bir ahenkle işlediğini” gösteren mekanizma olduğunu söyleyen Kalkan, her kritik dönemeçte İYİ Parti elitlerinin farklı beyanatlarının duyulduğunu ve seçmenin hangisine itibar edeceğini bilemediğini belirtiyor

Bu arada Akşener partinin önemli karar organı Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yüzde 60’ı bulan değişiklik de yaptı. Akşener, eski MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’ı da GİK’e aldı.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Meral Akşener, CHP’yle Olası İttifakta 4 İli İstiyor

İYİ Parti kulislerinde, Meral Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.  İYİ Parti; Adana, Mersin, Manisa ve Antalya’da aday çıkarıp CHP’nin desteğini bekliyor.

Akşener’in kurultayda 55 yeni isme Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yer vermesi de “Sözünü dinletebileceği bir GİK oluşturdu. Genel başkan attığı adımlarda artık ‘çatlak ses’ istemiyor” şeklinde yorumlanıyor. Koray Aydın’ın, “TBMM Grup Başkanı, Müsavat Dervişoğlu, Erhan Usta gibi isimlerin de İYİ Parti grup başkanvekili yapılarak, parti içi siyasetten uzaklaştırıldığı” ileri sürülüyor.

İYİ Parti’nin 3. Olağan Kurultayı’nda Akşener’in gerek CHP’ye yönelik gerekse parti içine yönelik mesajları siyasette tartışılmaya devam ederken İYİ Parti kulislerinde CHP’ye yönelik sözlerin “tam anlamıyla Millet İttifakı’na ve CHP ile birlikteliğe kapıları kapattığı anlamını taşımayacağı” değerlendirmeleri yapılıyor.

Akşener’in, kurultaydaki çıkışıyla gerek parti içine gerekse Millet İttifakı’na, “Bundan sonra sürekli fedakârlık yapan, geri çekilen bir lider ve parti olmayacağım. Masada son sözü söyleyen bir siyasi partinin lideri olacağım. Parti içinde de son sözü ben söyleyeceğim” mesajını verdiği kaydediliyor.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; İYİ Parti kulislerinde, Akşener’in yerel seçimler öncesinde yeniden CHP ile olası bir ittifak halinde, bu kez 11 büyükşehir belediyesindeki adaylıklar için “sözü CHP’ye bırakmayacağı” değerlendiriliyor.

Bunun için de Adana, Mersin, Antalya, Manisa gibi iller örnek gösteriliyor. 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı kapsamında AKP’nin, Adana, Mersin ve Manisa büyükşehir belediye başkanlıklarında “MHP’nin adayına destek verdiği” anımsatılırken “Bu iller milliyetçi – muhafazakâr seçmenin de yoğunlukta olduğu iller. Örneğin 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerinde Adana’da, İYİ Parti’nin milletvekili gösterdiği isimler, hem MHP tabanından hem de AKP tabanından oy aldılar.

Mersin’de Burhanettin Kocamaz, Adana’da Hüseyin Sözlü, uzun süre belediye başkanlığı yaptı. Antalya’da da İYİ Partili pek çok ilçe belediyesi var. Manisa da İYİ Parti’nin yüksek oy aldığı illerden biri. Bu kentlerde neden İYİ Partili aday olmasın? CHP, pekâlâ bu illerde İYİ Parti’nin adaylarını destekleyebilir. Burhanettin Kocamaz Mersin’de İYİ Parti’nin adayı olarak gösterilebilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

“CHP’nin, Cumhur İttifakı kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir gibi illeri kaybetmek istemeyeceği, bu nedenle de İYİ Parti ile yeniden Millet İttifakı kapsamında yerel seçimlerde bir araya gelmekten yana tavır izleyeceği” kaydedilirken, “Oyumuzun yüksek olduğu büyükşehirlerde masaya yumruğumuzu vuracağız. Bu kez 11 büyükşehir belediyesini salt CHP’ye bırakmayacağız. Büyükşehirlerde de söz söyleyen bir parti konumunda olacağız. CHP, İYİ Parti’nin koşullarını desteklemezse, Akşener kurultaydaki çıkışı ile çok net bir mesaj verdi, ‘eğer dediğimiz gibi bu kez kazanacak adaylar olmazsa biz yolumuzda yürürüz’ dedi” yorumları yapılıyor.

Akşener, partide çatlak ses istemiyor

Akşener’in kurultayda 55 yeni isme Genel İdare Kurulu’nda (GİK) yer vermesi de “Sözünü dinletebileceği bir GİK oluşturdu. Genel başkan attığı adımlarda artık ‘çatlak ses’ istemiyor” şeklinde yorumlanıyor. Ayrıca partide Şenol Sunat, Cihan Paçacı gibi isimlerin neden yer almadığı da konuşuluyor.

MHP’de de etkin isimler arasında yer alan Koray Aydın’ın, “TBMM Grup Başkanı, Müsavat Dervişoğlu, Erhan Usta gibi isimlerin de İYİ Parti grup başkanvekili yapılarak, parti içi siyasetten uzaklaştırıldığı” ileri sürülüyor.

Paylaşın