YSP Milletvekili Ömer Öcalan Hakkında Soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, YSP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan hakkında PKK lideri Abdullah Öcalan hakkındaki sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Haber Merkezi / Yeşil Sol Parti (YSP) Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, katıldığı bir programda aynı zamanda amcası olan Abdullah Öcalan için “Serbest bırakılması için mücadele etmekteyiz, mücadelemiz sayın Öcalan ve Kürdistan özgür olana dek devam edecektir” dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu ifadeleri nedeniyle YSP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan hakkında resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“28.Dönem Milletvekili Ömer ÖCALAN’ın 29.09.2023 tarihinde “Ailelerimizle örgütlü ve özgür yaşamı büyütüyoruz” temalı programa katılarak, “Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için mücadele etmekteyiz, mücadelemiz sayın Öcalan ve Kürdistan özgür olana dek devam edecektir” şeklinde sözler söylediği ve bu sözlerin muhtelif haber sitelerinde yayınladığı tespit edilmiş olup, bahse konu açıklamaların 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında suç unsuru içerdiği değerlendirildiğinden, adı geçen milletvekili hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Ömer Öcalan kimdir?

Ömer Öcalan, 1987 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Ömerli köyünde dünyaya geldi. Baba adı Mehmet, anne adı Fehime’dir. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezun olan Ömer Öcalan, 2014-2016 yılları arasında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mardin İl Eş başkanlığını görevini yürüttü.

Ömer Öcalan, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şanlıurfa Milletvekili seçilerek TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. Ömer Öcalan, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Paylaşın

DP Lideri Uysal’dan “Yeni Anayasa” Yorumu: Uyanık Olmak Lazım

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın “yeni anayasa” çalışması hakkında değerlendirmelerde bulunan DP Lideri Gültekin Uysal, bu süreçte muhalefetin dikkatli olması gerektiğini söyledi. 2010 referandumunu da hatırlatan Uysal, “Ortada bir kazan kaynıyor. Sayın Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım. Bu numaraları gördük” yorumunda bulundu.

Gültekin Uysal, “Bugün de amaçları üzüm yemek değil bağcı dövmek. İktidarın demokrasi, hukuk devleti, temel hak hürriyetlerle ilgili 20 yıllık şeceresi ortada. ‘Gömlek değiştiriyoruz’ diyerek giydikleri demokrasi gömleğinin ne kadar bol geldiği de ortada. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan hakimleri yüksek yargıya üye yapan, bakan yardımcısı yapanlar bugün yeni anayasa yapacakmış.

O açıdan çok dikkatliyiz. Parti olarak biz de bütün bu sürece bir azami dikkat kesilerek hazırlığımızı yapacağız. Muhalefete karşı yürütülecek bir kumpas kampanyasına karşı da hazırlıklı olmak lazım. Bu ülkenin temel değerlerini gereksiz tartışmaya açmanın esnetmenin yolu olarak bu tartışmaları iktidar geçmişte de yaptı. O açıdan çok uyanık olmak lazım” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu.

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday tartışmasını son toplantıya bıraktığı iddiasını yalanlayan Uysal, aday belirleme süreci hakkında şunları söyledi:

“Tartışma yürütülmez olur mu? Uluslararası ilişkilerde de bu böyledir. Devlet başkanları düzeyinde bir toplantı düzenlenirken o toplantının öncesinde, arkasında pek çok hazırlıklar yapılır. Bu süreç içerisinde her siyasi parti kendi içinde de değerlendirmeler yaptı. Kamuoyunun önünde birtakım açıklamalara bağlanmasa da her siyasi parti usul ve esasla ilgili değerlendirmelerini yaptı.

Netice itibariyle cumhurbaşkanlığı seçimi bir kişi karakteri üzerinden sürüklenecek bir seçim. İçinde bulunduğumuz tarihi şartların, ülkenin şartlarının, siyasetin şartlarının, siyasetin güç dengelerinin ortaya koyduğu sınırlar var, imkanlar var, riskler var. O çerçevede herkes değerlendirdi.”

28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin ikinci tur seçiminden sonra yaptığı değerlendirmeyi de paylaşan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal şunları ifade etti:

“Benim 28’i akşamı altını çizdiğim temel değerlendirme şu oldu: Cumhuriyet’ten yana, demokrasiden yana irade koymuş yüzde 48’lik toplumsal muhalefet dinamiğini ayakta tutmak birincil vazifemiz. İkinci turun sonunda, 28’i akşamı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde de bu değerlendirmemi ilettim. Sonuçta ikinci turu yüzde 60’a 40 gibi bir dengeyle bitirme hedefi vardı, bu olmadı. Karşımızda yüzde 35’e düşen bir iktidar ile itirazı olan yüzde 65’lik bir kesim vardı.

Bize düşen vazife itirazı olan bu yüzde 65’lik kitleyi azami düzeyde sandığa götürmek, bunun için gerekli enstrümanları, usulleri ortaya koymaktı. O usul ve enstrümanları ortaya koymakta eksikliklerimiz oldu ki bu netice ortaya çıktı. Ama bütün olumsuzluklara, hukuksuzluklara, dayatmalara rağmen bunun için irade koymuş bir toplumsal kesim oluştu. Bu iradeyi koyan kitlenin psikolojisini bırakın kırmayı motivasyonunu daha da arttıracak bir tutum sahibi olmak mecburiyetindeyiz. Bu yüzde 48’i pamuklara sarmak zorundayız.”

“Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım”

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın “yeni anayasa” çalışması hakkında da değerlendirmelerde bulunan Uysal, bu süreçte muhalefetin dikkatli olması gerektiğini söyledi. 2010 referandumunu da hatırlatan Uysal, “Ortada bir kazan kaynıyor. Sayın Erdoğan’ın sürekli o kazanın altına bir odun atması lazım. Bu numaraları gördük” yorumunda bulundu.

Uysal, “Bugün de amaçları üzüm yemek değil bağcı dövmek. İktidarın demokrasi, hukuk devleti, temel hak hürriyetlerle ilgili 20 yıllık şeceresi ortada. ‘Gömlek değiştiriyoruz’ diyerek giydikleri demokrasi gömleğinin ne kadar bol geldiği de ortada. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan hakimleri yüksek yargıya üye yapan, bakan yardımcısı yapanlar bugün yeni anayasa yapacakmış.

O açıdan çok dikkatliyiz. Parti olarak biz de bütün bu sürece bir azami dikkat kesilerek hazırlığımızı yapacağız. Muhalefete karşı yürütülecek bir kumpas kampanyasına karşı da hazırlıklı olmak lazım. Bu ülkenin temel değerlerini gereksiz tartışmaya açmanın esnetmenin yolu olarak bu tartışmaları iktidar geçmişte de yaptı. O açıdan çok uyanık olmak lazım” ifadelerini kullandı.

Partisinin yerel semlerdeki tutumunu da açıklayan DP Lideri Uysal, “Bizim temel ölçümüz Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ve her geçen gün rengi koyulaşan bu keyfi iktidara karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmek. Toplumsal muhalefetin vicdan hizasında durmaktır bizim için esas olan ve orada duruyoruz. Kendi hazırlığımızı yapıyoruz.

Mümkün olan en azami seçim çevresinde siyasi parti olarak kendi varlığımızı koymayı hedefliyoruz. Ama temel tercihlerle karşı karşıya kalındığı noktalarda partinin kurulları farklı değerlendirmeler yapacaktır. Burada da öncelikli olarak iktidar partisinin belediyelerinin olduğu noktaları hedef alırız bir muhalefet partisi olarak” dedi.

Gültekin Uysal’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Yeni Anayasa” Yanıtı: İktidarın Meşruiyeti Yok

AK Parti ve MHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın 1 Ekim’de açılacak olan Meclis’e getirmeyi planladıkları “yeni anayasa” teklifine ilişkin konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu iktidarın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yok. Sahte videolar sayesinde iktidar olan bir kişi ile nasıl masaya oturacağız?” dedi ve ekledi:

“Bizim anayasa konusundaki düşüncelerimizi altı lider olarak kamuoyu ile paylaştık, altına da imzalarımızı attık ve duyurduk. Diğer liderlere isterseniz ‘dün attığınız imzadan bugün neden vazgeçtiniz’ diye gazeteci olarak sorabilirsiniz. Güçlendirilmiş parlamenter sistem metnini parlamentodan geçireceğiz diyorlarsa, hay hay.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında ise, “Erdoğan bir konuşmasında Sezgin Bey’e ‘yargı ve devlet seni cezalandıracak’ dedi. Yargıyı anladık da devlet ne oluyor? Ortaçağ’a vurgu yapıyor. Şahsım devleti. Her yerde bir baskı var. Aydınların sesi soluğu kesilmeye çalışılıyor. Her yerden bir ses geliyor. Bu baskıya karşı mücadele verecek en güçlü örgüt CHP. Bunlar ne yaparsa yapsın biz her türlü muhalefeti yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet gazetesini ziyaret eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin altı okundan birinin laiklik olduğunu vurgulayarak, “Laiklik bizim olmazsa olmazımız. Laikliği her yerde, her ortamda savunduk. Elbette bundan sonra da savunmaya da devam edeceğiz. Anayasadaki laiklik maddesini sahiplenmek hepimizin görevi. Laikliğe saldırı var. Mücadele ediyoruz. 6 yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesine karşı tüm milletvekilleri ile birlikte Adalet Bakanlığı’nın önüne giden bensem, benim laiklik anlayışım sorgulanamaz. Ben çünkü laikliği savunan birisiyim. Benim en temel görevlerimden birisi de budur zaten” dedi.

“Bu şartlarda bu kadarını yapabildik”

Seçim sonrası yaşanan süreç için “Çok büyük bir umutsuzluk ortaya çıktı” diyen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: Mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik.

“Yanlışlarımız söylenebilir. Bir mücadele verdik. Ancak biz bu mücadeleyi demokrasinin sağlıklı işlediği bir ülkede vermedik. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar köklü bir mücadele verildi. Burada doğru olan altı partinin bir araya gelip mücadele etmesiydi. Yüzde 48 oy aldık. Gönül isterdi ki yüzde 50, yüzde 60 alalım. Analiz etmek istedik ancak öyle bir kaosun içine girdik ki fırsat verilmedi. Normalde tartışılması gereken konular hiç tartışılmadı. Medya da biz de bu meşrutiyeti onlara tanıdık. Bu şartlarda bu kadarını yapabildik.”

Seçim sonrası CHP’ye yönelik eleştirilere de değinen Kılıçdaroğlu, “Biz neler yapacağımızı kamuoyu ile paylaştık. Onlar ise hiçbir şey söylemedi. En rahat eleştirilecek parti doğal olarak Cumhuriyet Halk Partisi. Çünkü eleştiriye tahammül ediyor, doğal karşılıyoruz. Ancak bazen o kadar haksız eleştiriler yapılıyor ki hakaret boyutuna vardı. Buna da kimse ses çıkarmadı. Karşılaştığımız tablo bir infaz tablosu gibi çıktı karşımıza” ifadelerini kullandı.

“Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz”

Kurultay süreci nedeniyle parti olarak içe döndüklerini bir yandan da yerel seçimler için hazırlık yaptıklarını belirten CHP lideri, “Doğal olarak biraz içe döndük çünkü kurultayımız var. Bu kurultayda devrim gerçekleştireceğiz. Cinsiyet kotası yüzde 50. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki tüm büyük dönüşümlerin altında CHP’nin imzası vardır. Olağanüstü güzel değişiklikler olacak. Bir partide demokrasi nasıl işler herkese göstereceğiz. Olağanüstü bir yenilenme sürecinin içine gireceğiz” yanıtını verdi.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “F-16” Açıklaması

Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili açıklamalarda bulunan senatör Ben Cardin, Dış İlişkiler Komisyon’un F-16 satışıyla ilgili kararında, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesinden başka konuların da etkili olacağını söyledi.

Türkiye ile İsveç’in NATO üyeliği konusunu NATO Büyükelçileri toplantısında görüştüklerini vurgulayan Cardin, “Türkiye bunun gelecek ayın ilk yarısından hallolacağını söylüyor. Bu olursa en azından NATO sorunu çözülmüş olur. Ama müzakerelerde ilerledikçe buna ek daha birçok konuyu tartışmamız gerekiyor” dedi.

Türkiye’ye F-16 satışı konusunda bir diğer açıklama da senatör Jim Risch’ten geldi. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli üyesi Risch, “Türkiye sorumlu bir NATO müttefiki gibi davranmaya karar verir ve geçen yıl yapmış olması gerekeni yaparsa F-16 yolunun açık olmasını bekliyorum” dedi.

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimin 2021 sonuna doğru düşmesinin ardından Türkiye, F-35 savaş uçağı programından çıkartılması nedeniyle hava gücünde zafiyet yaşamamak için ABD’den 40 yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut filoları için de 79 adet modernizasyon kiti almak için resmi başvuruda bulunmuştu.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu başkanlığını Bob Menendez’den devralan kıdemli Demokrat senatör Ben Cardin, Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Konuyla ilgileneceğini belirten Cardin, Komisyon’un F-16 satışıyla ilgili kararında, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesinden başka konuların da etkili olacağını söyledi. Başkanlıktaki ikinci gününde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cardin, “Bu konuyla ilgili olarak yönetimle görüşmeliyim çünkü bu sadece tek bir konuyu değil, birçok konuyu içeriyor” dedi.

Türkiye ile İsveç’in NATO üyeliği konusunu Çarşamba günkü NATO Büyükelçileri toplantısında görüştüklerini vurgulayan Cardin, “Türkiye bunun gelecek ayın ilk yarısından hallolacağını söylüyor. Bu olursa en azından NATO sorunu çözülmüş olur. Ama müzakerelerde ilerledikçe buna ek daha birçok konuyu tartışmamız gerekiyor” dedi.

Türkiye’ye F-16 satışı konusunda bir diğer açıklama da Cumhuriyetçi Senatör Jim Risch’ten geldi. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli üyesi Risch VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye sorumlu bir NATO müttefiki gibi davranmaya karar verir ve geçen yıl yapmış olması gerekeni yaparsa F-16 yolunun açık olmasını bekliyorum” dedi.

Komitenin başkanlığı, Senatör Menendez’in, hakındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle iç tüzük gereği geçici olarak istifa etmesiyle bu hafta başında Cardin’e geçti. Demokrat Parti kuralları gereğince, liderlik ya da başkan pozisyonunda olan bir Kongre üyesinin, hakkında bir suçlama getirilmesi halinde bu görevinden istifa etmesi gerekiyor.

Menendez, Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satılmasına karşıydı

Kongre’de yabancı ülkelere yapılacak askeri yardımlar üzerinde söz sahibi olan Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin uzun süre başkanı olan Menendez, ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçakları satmasına karşı çıkıyordu.

Menendez, S-400 krizi sırasında da ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA yaptırımlarının arkasındaki isimlerden biriydi. Ayrıca sık sık Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki politikalarından ve Erdoğan’ın insan hakları sicilinden rahatsızlığını da gündeme getiriyordu. Türkiye hükümeti Menendez’in istifasını olumlu bir gelişme olarak görüyor.

Nahçivan ziyareti dönüşü dün uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Bizim, F-16’larla ilgili en önemli sıkıntılarımızdan biri de ABD’li senatör Bob Menendez’in ülkemiz aleyhine faaliyetleriydi” demişti.

Erdoğan, “Sadece F-16 değil, diğer bütün konularda Menendez ve onun zihniyetindekiler bize karşı engelleyici faaliyet yürütüyor. Menendez’in devreden çıkması bize avantaj sağlıyor ancak F-16 meselesi sadece Menendez’e bağlı bir konu değil” diye konuşmuştu.

Türkiye 40 yeni F-16 savaş uçağı istiyor

Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerilimin 2021 sonuna doğru düşmesinin ardından Türkiye, F-35 savaş uçağı programından çıkartılması nedeniyle hava gücünde zafiyet yaşamamak için ABD’den 40 yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut filoları için de 79 adet modernizasyon kiti almak için resmi başvuruda bulunmuştu.

Rusya’nın Şubat 2022’de başlayan Ukrayna işgali sonrası Washington, hem Türkiye hem de NATO’nun hava gücüne destek olacağı gerekçesiyle F-16 satışına destek verdiğini ilan etmişti.

Biden yönetimi son olarak 17 Nisan’da, Türkiye’nin Finlandiya’nın NATO’ya katılımına onay vermesinin ardından, 259 milyon dolar değerindeki ‘modernizasyon kiti’ satışına ilişkin bildirimini ABD Kongresi’ne iletmişti. Türkiye’nin İsveç ile ilgili onay sürecini tamamlamasına paralel olarak F-16 satışının ikinci ayağında adım atılacağı mesajı da Ankara’ya verilmişti.

Ancak başta Senatör Bob Menendez olmak üzere birkaç senatörün satışla ilgili itirazları sürüyordu. Türkiye, Temmuz ayındaki NATO zirvesinden hemen önce İsveç ile uzlaşmaya vararak, İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmıştı. Ancak TBMM’nin de buna onay vermesi gerekiyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Yargıtay’dan “Gezi Davası” Kararı: 5 İsmin Mahkumiyeti Onandı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında, Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku’ya verilen cezaları onarken, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekci ve Ayşe Mücella Yapıcı’ya verilen ceza kararlarını bozdu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mahkumiyet kararlarını bozduğu sanıklardan Ayşe Mücella Yapıcı ile Ali Hakan Altınay’ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verdi.

Kararın gerekçesinde, “Osman Kavala’nın uluslararası spekülatör George Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü’nün ülkemizdeki temsilciliği olan Açık Toplum Vakfı üzerinden Gezi Parkı eylemlerini organize ettiği” savunuldu.

Kavala’nın Gezi Parkı olayları şeklinde adlandırılan sürecin organizasyon, planlama ve yönlendirilmesinde yer aldığı belirtilen kararda, sanığın Gezi Parkı eylemlerini yönettiği ve finanse ettiği savunuldu. Kararda, bu eylemlerin gerçekleştirilme şekli ve sonuçları gözetildiğinde, TCK’nın 312/1. maddesinde düzenlenen hükümeti ortadan kaldırma suçundaki cebir ve şiddet unsurunun da somut olayda oluştuğunda şüphe bulunmadığı kaydedildi. Bu haliyle Kavala’nın Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan sorumlu olduğu iddia edildi.

Kararda, Can Atalay için ise “Gezi Parkı eylemlerinin koordinasyonunu gerçekleştiren Taksim Dayanışması’nın sözcüsü ve etkili üyelerinden olduğu” ifadesi yer aldı. Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın, bir plan ve organizasyon dahilinde gerçekleştirilen Gezi Parkı olaylarının başlaması ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesi kapsamında eylemlerinin bulunduğu savunuldu.

Bu sanıkların Gezi Parkı eylemleri sürecinde yaptıkları provokatif paylaşımlar ve eylem çağrıları ile eylemcileri tahrik ederek şiddet olaylarının tırmanmasına neden olan Taksim Dayanışması’nı yönlendirdikleri öne sürülen kararda, sanıkların Gezi Parkı eylemlerinin gerçekleştirilmesindeki organizasyonda baş aktör olan ve bu eylemleri finanse eden diğer sanık Kavala ile de irtibatlı olarak birlikte hareket ettikleri kaydedildi.

Bu iki sanığın eylemlerinin, TCK’nın 312/1. ve 37/1. maddeleri kapsamında hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturduğu belirtilen kararda, buna karşılık yerel mahkemenin delillerin takdir ve değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan mahkumiyetlerine karar verdiği anlatıldı. Kararda, buna karşılık “aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” denildi. Eğer savcılık, bu yönde bir temyiz talebinde bulunsaydı Kavala’nın yanında bu iki sanık da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alma riski ile karşılaşacaktı.

Kararda, sanık Çiğdem Mater için “Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığı ve bu amaçla oluşturulan Videoccupy grubunu koordine ettiği ve bu şekliyle müsnet suçun asli faili konumunda bulunan Kavala’ya suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak müsnet suçun icrasını kolaylaştırdığı” ileri sürüldü.

Yine 18 yıl hapis cezası onanan Mine Özerden’in, Anadolu Kültür A.Ş.’nin kuruluşundan itibaren diğer sanık Kavala ile birlikte çalıştığı, bir plan ve organizasyon dahilinde yürütülen kalkışma hareketinin başlaması ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesi kapsamında faaliyetlerinin bulunduğu savunuldu.

Kararda, Özerden’in Gezi Parkı olayları sürecinde yaptıkları provakatif paylaşımlar ve eylem çağrıları ile eylemcileri galeyana getirerek şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırlayan Taksim Platformu’nun koordinatörlüğü görevinde bulunduğu ve bu paylaşımların yapıldığı Taksim Platformu/@taksimplatformu isimli Twitter hesabının yönetilmesinden ve basın açıklamalarının hazırlanmasından sorumlu olduğu kaydedildi. Kararda, sanığın, bu şekliyle müsnet suçun asli faili konumunda bulunan Kavala’ya suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak müsnet suçun icrasını kolaylaştırdığı iddia edildi.

Daire, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın mahkumiyetlerini bozma gerekçesinde, bu sanıkların eylemlerinin, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” kapsamında olmadığı; sanıkların eylemlerinin “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Şimdi ne olacak?

Bu kararla birlikte Osman Kavala ile 4 sanığın cezaları kesinleşmiş oldu. Can Atalay hakkındaki kararın TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla Atalay’ın milletvekilliği düşecek. Sanıkların Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma hakları bulunuyor. AYM’nin vereceği olası ihlal kararı ancak dosyanın yeniden açılmasını sağlayacak. AYM’den olumsuz yanıt verilmesi halinde dosya bu kez AİHM’e taşınacak.

Karara tepkiler ne oldu?

Karar açıklandıktan sonra sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) #GeziOnurumuzdur etiketi TT listesine girdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargıtay kararı için “büyük bir utanç” ifadesini kullandı: Kılıçdaroğlu, “Yargıtay, bir demokrasi mücadelesi olan Gezi Parkı Direnişinin, talimatla ‘suç’ gösterilmesi utancına ortaklık etmiştir. Unutulmamalıdır ki; Gezi direnişi, demokrasi tarihimizde özgürlüğü haykıran gençlerin gür sesidir. Bu sesi hiçbir güç kısamaz! Bu karar büyük bir utançtır!” diye yazdı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) sosyal medya hesabından “Yargı Saray’ın, Gezi halkındır! Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın Saray yargısının hukuksuz operasyonuyla tutsak edilmesini kabul etmeyeceğiz!” mesajını paylaştı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş da “… yargı darbesini kabul etmiyorum. Özgürlük için, 1 Ekim günü Hatay’dan Ankara’ya doğru ilk adımımı atacağım” sözleriyle “Özgürlük Yürüyüşü”nü ilan etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi “Gezi Davası’nda çıkan karar Türkiye’de yargının siyasallaştığının ilanıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Yeşil Sol Parti de şu mesajı paylaştı: “Gezi tutsaklarına verilen cezanın onanması rehin alma siyasetinin devamıdır. Rehin tutmak istedikleri Gezi tutsakları değil halkların özgür, eşit, insanca yaşama talebidir. Bu karar aynı zamanda Can Atalay’ı Meclis’e gönderen Hatay halkının iradesini tanımamaktır. Adaletsizliğe ve irade gaspına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz, tüm arkadaşlarımız özgür oluncaya dek direnmeye devam edeceğiz.”

Yargıtay kararı sonrası 17 aydır cezaevinde bulunan Mücella Yapıcı tahliye edildi. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden serbest bırakılan Yapıcı “Hiçbirimizin suçu yoktu. Bu nasıl bir adalet hala anlamış değilim. Ben burada canlarımı bıraktım çıkıyorum” dedi ve ekledi: İçeride kalan canlarımızı bir an önce çıkarmamız lazım. Böyle bir adaletsizliği hak etmiyor bu ülke.

(Kaynaklar: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

MGK Bildirisinde “Azerbaycan’ın Toprak Bütünlüğü” Vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan ve yaklaşık 3 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yayınlanan bildiride Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

Haber Merkezi / “Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.”

Rusya – Ukrayna savaşındaki son duruma da değinilen bildiride, Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ilk kez katıldı.

Toplantı sonrası İletişim Bakanlığı tarafından yayınlanan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye halkının PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne karşı gösterdiği meşru direnişin; masum insanları katleden, çocukları zorla silahaltına alan ve ülkenin tabii kaynaklarını sömüren bu taşeron örgütün, barış ve huzurun önündeki en büyük engel olduğunu teyit ettiği belirtilmiştir. Bölücü terör örgütünün bölgemizden temizlenmesi yönündeki kararlılığımız vurgulanarak bu cinayet şebekesine destek vermeyi sürdüren aktörlere, uluslararası hukuk ve insan haklarından kaynaklanan yükümlülükleri ile müttefiklik mesuliyetleri hatırlatılmıştır.

Türkiye’nin, yaklaşık yarım asırdır önemli sınamalarla karşı karşıya kalan dost ve kardeş ırak halkına azami desteği sunmaya devam edeceğine işaret edilmiş; barış içinde bir arada yaşama kültürünün ülkedeki en müstesna örneklerinden birini teşkil eden Kerkük’teki huzurun muhafazasının ve ülkedeki terör örgütlerinin tamamen bertaraf edilmesinin, bölgeye yönelik siyasetimizin esasları arasında yer aldığının altı çizilmiştir.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemenliğine ve Kıbrıs Türklerinin en temel insani ihtiyaçlarına yönelik çifte standartlı tutum ve faaliyetlerinin tarafsızlık yükümlülüğüyle bağdaşmadığı ve itibarını zedelediği; bu çerçevede, barış gücünün KKTC’deki faaliyetlerinin KKTC makamlarıyla varacağı bir yazılı mutabakat yoluyla hukuki zemine oturtulması ihtiyacının bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve antlaşmalardan kaynaklanan hakları çerçevesinde Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve huzurunun teminatı olmaya devam edeceği vurgulanmıştır.

Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.

Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir.

Kosova’da meydana gelen hadiseler ve Balkanlar’daki son durum değerlendirilmiş; Türkiye’nin hem bölgede hem de NATO misyonunun komutasını üstleneceği Kosova’da, barışın ve huzurun muhafazası için azami gayreti sarf edeceği ifade edilmiştir.

Türkiye’nin, zor günler geçiren dost ve kardeş Libya halkına sağladığı yardım ve desteği tüm ülke sathında dengeli ve eşit bir şekilde sürdüreceği ve büyük afetin ardından oluşan dayanışmanın muhafazası ile ülkedeki birlik ve beraberliğin yeniden tesisine katkı sunmaya, tüm aktörlerle temas halinde devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti’den CHP’ye “10 Büyükşehir” Teklifi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, 31 Mart yerel seçimleri için CHP’ye ’10 büyükşehirde aday çıkarmama’ teklifinde bulundu.

Türker Yörükçüoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Aydın, Eskişehir, Mersin, Muğla, Tekirdağ ve Hatay’ı AK Parti’ye kaptırmamak için CHP bu illerde aday çıkarmamalı” dedi.

“AK PARTİ~CHP ikili yarışlarında kazanan her zaman AK Parti oluyor. Bunu 2002’den itibaren her seçimde gördük” diyen Yörükçüoğlu, “Türkiye’yi AK Parti’den kurtarmanın yolu İYİ Parti’yi güçlendirmekten geçer. Biz hem 2019’da hem de 2023’de üzerimize düşen fedakarlığı yaptık. Sıra CHP’de” ifadelerini kullandı.

Yörükçüoğlu’nun teklifinde İzmir Büyükşehir Belediyesi yer almadı. İYİ Parti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ümit Özlale’yi aday göstermişti.

Ümit Özlale, daha önce, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklamasını yapmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’de Ümit Özlale’yi açıkladığı toplantıda, “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

2023’te Türkiye’de Bin 616 Kişi Silahlı Şiddet Olaylarında Öldü

01 Ocak 2023’ten 25 Eylül’e kadar geçen sürede Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi…

Umut Vakfı’nın her yıl 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü kapsamında düzenlediği “Sessiz Ayakkabılar Yürüyüşü” bugün Levent Meyda’nda yapıldı.

Bianet’tin aktardığına göre; Beşiktaş Belediyesi ile birlikte düzenlenen etkinlikte Umut Vakfı Başkanı Özben Önal şunları söyledi:

“Maalesef tüm uyarılarımıza rağmen ülkemizde; ulaşımının da kolay olması nedeniyle silahlanma artıyor ve her gün can almaya devam ediyor. Umut Vakfı olarak, 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde silaha ulaşımın kolay olması nedeniyle bireysel silahlanmadaki artışa bir kez daha dikkat çekerken yetkilileri uyarıyoruz; bireysel silahlanmayı önleyin.

Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan da şu bilgileri verdi: “Bu yıl sizlere; ‘bireysel silahlanmada ciddi bir düşüş var’ demeyi o kadar çok isterdik ki; ama maalesef sizler de hemen her gün yaşanan olaylara tanık oluyorsunuz…

Aile içi şiddet; paylaşılamayan miraslar, kadın erkek anlaşmazlıkları, anne-baba ve çocuklar arasındaki sorunlar vs.’yle almış başını gidiyor. Keza arkadaşlar, alacak verecek husumetleri ve de en önemlisi son yıllarda artan akran zorbalıkları…

Bu yıl, 2023 yılının 25 Eylül’üne kadar Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi… Basına yansımayan silahlı ve silahsız şiddet olayları, şiddet sonucu mağdur olan insan sayısı elbetteki bu rakamların kat be kat üstündedir.”

Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi Esra Yenidünya ise “Talihsizce evlatlarını, kardeşlerini kaybeden ailelerimiz ile bir araya geldik acılarını derinden hissettik. “Bireysel silahlanmanın önlenmesi” için yapacağımız mücadele çocuklarımıza, gençlerimize ve tüm toplumumuza olan sorumluluğunuzun gereğidir” dedi.

Paylaşın

EKK Toplandı: İktidarın Umudu Yastık Altındaki Altınlar

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Finansal piyasalarda Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar görüşülmüştür.

TCMB öncülüğünde çalışmaları yürütülen Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen aşama ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Kurulumuz bu alanda yapılan hazırlıkların hızlandırılması hususunda anlayış birliği içinde bir değerlendirme yapmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Başkanlığı’nda toplandı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ekonomi politikalarının eşgüdüm içerisinde daha bütüncül bir yaklaşımla oluşturulmasını ve daha etkin uygulanmasını sağlamak, ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek üzere yılın dördüncü Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Ekonomik iyileşmeyi ve kalıcı istikrarı sağlamak hedefiyle, bugünkü EKK toplantımızın ana gündemi, ülkemiz finans piyasalarının gelişimini ve istikrarını destekleyecek politikalar ve tedbirler oluşturmuştur.

Sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyümenin sağlanması, stratejik yatırımların desteklenmesi, küresel ekonomide ortaya çıkabilecek risklere karşı finansal istikrarın güçlendirilmesi, yurt içi tasarrufların artırılması, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması ve finansmana erişimin artırılmasını hedefliyoruz.

Katma değeri yüksek ve ihracat odaklı yatırımların teşvik edilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi amacıyla yeni stratejiler ve yol haritalarını istişare ederken Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalarımızı değerlendirdik.

“Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması”

Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan ilave adımlar ile dijital para uygulamaları ve dijital varlıkların geleneksel ödeme sistemlerine karşı oluşturabileceği riskler ve çözüm önerileri ile Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen son aşamayı da ele aldık. Aile ve Gençlik Bankası’na ilişkin çalışmalar ve önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanan kanun teklifini de istişare ettik.

Öte yandan, Katılım finans ekosisteminin geliştirilmesine yönelik mekanizmaları görüşerek Katılım Finans Çerçeve Kanunu hazırlıklarını da değerlendirdik. Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında güçlü ekonomi, güçlü toplum, güçlü Türkiye hedefine ulaşabilmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Toplantıya katılan ve katkı sunan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

AYM’den Ek MTV İptali Başvurusuna Ret: Hangi Araç Ne Kadar MTV Ödeyecek?

Anayasa Mahkemesi (AYM) ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) düzenlemesinin iptali talebiyle yapılan başvuruyu oy birliğiyle reddetti. Karar oy birliğiyle alınırken, kararın gerekçesi daha sonra yazılacak.

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından TBMM’den geçirilen 1 trilyon 150 milyar 496 milyon 400 bin liralık ek bütçede, bu yıl ikinci kez MTV alınması da düzenlenmiş ve ek MTV’den 32 milyar 662 milyon 87 bin lira gelir hedeflenmişti.

Düzenleme ile 2023 yılında bir defaya mahsus olmak üzere getirilen bu vergi kapsamındaki ödemelerin Ağustos ve Kasım ayları olmak üzere iki taksit hâlinde ödenmesi kararlaştırılmıştı.

CHP, söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. AYM’nin aldığı ret kararıyla ek MTV düzenlemesi yürürlükte kalmış oldu. CHP’nin başvurusunda, ek MTV düzenlemesinin Anayasa’nın “hukuk devleti”, “sosyal devlet”, “eşitlik”, “adalet”, “verginin genelliği ve adaleti”, “herkesin mali gücü oranında vergilendirmesi” ilkelerini ihlal edildiği öne sürülmüştü.

AYM 1999 yılında yapılmış benzer düzenlemeyi Anayasa’ya uygun görürken 2003 yılında ise benzer başvuruyu Anayasa’ya aykırı bulmuştu.

Hangi araç ne kadar MTV ödeyecek?

Sene başında MTV, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yetkisini kullanması üzerine yüzde 122,9’luk yeniden değerleme oranı yerine yüzde 61,5 baz alınarak hesaplanmıştı.

Ancak sene başında belli olan MTV, ocak ve temmuz olmak üzere iki taksitte ödeniyor.

2022’de 1.300 silindir hacminin altında 1-3 yaş aralığındaki bir otomobilin yıllık MTV ödemesi 1.313 TL iken 2023 itibarıyla 2 bin 120 TL’ye çıkarılmıştı. Yani ocak ayında 1060 TL MTV ödemesi yapar bir vatandaş, temmuzda 1060 TL daha ödeyecek.

Ek MTV de toplam 2 bin 120 TL olacak şekilde iki taksitte ödenecek.

Bu taksitlerin ise ilki ağustos sonuna kadar yapılacakken; ikinci taksitinin ise kasım ayı sonuna kadar ödenmesi istenecek. Böylece 2023 için tahsil edilen toplam MTV ödemesi belirtildiği üzere ‘bir defaya mahsus olmak üzere’ yüzde 100 zamlanmış olacak.

Diğer araç sahiplerinin yapmaları gereken MTV ödemeleri şu şekilde:

1.300 silindir hacminin altındaki araçlarda:

Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 739,5 TL. (Yıllık ödemesi 1479 TL idi.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL aralığında olan 1-3 yaş araçlar için 1,165 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 330 TL.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL aralığında olan 4-6 yaş araçlar için 813 TL. (Yıllık ödemesi 1,626 TL.)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 1272,5 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 545 TL.)

1301-1600 motor araçlarda:

Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 1-3 yaş araçlar için 1846,5 TL. (Yıllık ödemesi 3 bin 693 TL.)
Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 4-6 yaş araçlar için 1384,5 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 769 TL)

1301-1600 cc araçlarda:

Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL arasında olan 1-3 yaş araçlar için 2 bin 33 TL. (Yıllık ödemesi 4 bin 66 TL.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL arasında olan 4-6 yaş araçlar için 1524,5 TL. (Yıllık ödemesi 3 bin 49 TL)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü 1-3 yaş araçlar için 2 bin 217 TL. (Yıllık ödemesi 4 bin 434 TL.)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü 4-6 yaş araçlar için 1662,5 TL (Yıllık ödemesi 3 bin 325 TL.)

1601-1800 cc araçlarda:

Matrahı 285 bin 800 TL’yi aşmayan 1-3 yaş araçlar için 3 bin 589 TL. (Yıllık ödemesi 7 bin 178 TL), 4-6 yaş araçlar için 2 bin 806,5 TL. (Yıllık ödemesi 5 bin 613 TL.)
Matrahı 285 bin 800 TL’yi aşan 1-3 yaş arası araçlar için 3 bin 917 TL (Yıllık ödemesi 7 bin 834 TL), 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 3 bin 60 TL (Yıllık ödemesi 6 bin 120 TL.)

1801-2000 cc araçlarda:

Matrahı 285 bin 800 TL olan 1-3 yaş araçlar için 4 bin 524 TL; 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 3 bin 484 TL.
Matrahı 285 bin 800 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 5 bin 655,5 TL; 4-6 yaş araçlar için 4 bin 752,5 TL.

2001 – 2500 cc araçlarda:

Matrahı 356 bin 900 TL olan 1-3 yaş araçlar için 8 bin 483,5 TL; 4-6 yaş araçlar için 6 bin 159,5 TL.
Matrahı 356 bin 900 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 9 bin 256 TL; 4-6 yaş araçlar için ise 6 bin 718 TL.

4001 cc ve yukarısı araçlarda:

Matrahı 1 milyon 357 bin 700 lirayı aşmayan 1-3 yaş araçlar için 46 bin 362,5 TL.
Matrahı 1 milyon 357 bin 700 lirayı aşan 1-3 yaş araçlar için ise 50 bin 576,5 TL.

MTV ödemesi nasıl yapılır?

gib.gov.tr’de yer alan “Borç Sorgulama ve Ödeme” bölümüne 02:00 – 22:00 saatleri arasında giriş yaparak kredi kartı ve banka kartı ile ödeme yapılabiliyor.

Anlaşmalı bankaların internet bankacılığını kullanarak veya banka şubelerine başvurarak ödeme yapılabilir.

MTV yönünden mükellefiyet kaydının bulunduğu veya MTV’yi tahsile yetkili diğer Vergi Dairesi müdürlüklerine başvurarak vergi ödenebilir.

MTV’yi e-Devlet üzerinden de ödemek mümkün.

Paylaşın