İYİ Parti’de İstifalar Devam Ediyor: Eski Antalya Milletvekili Partisinden İstifa Etti

27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, “Bir dönem önemli bir misyon üstlenmiş olan ve bu uğurda birlikte yol yürüdüğümüz, özveriyle hizmet veren arkadaşlarıma şükranlarımı sunar kamuoyunun bilgisine arz ederim” ifadeleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / 29 Ocak 2023 İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevine başlayan Faruk Köylüoğlu, il başkanlığından istifa ettiğini duyurmuştu.

27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, sosyal medya hesabı üzerinden, İYİ Parti üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Subaşı, açıklamasında, “27. Dönem MV yaptığım ve tekrar adaylık talebinde bulunmadığım İYİ Parti üyeliğimden istifa etmiş bulunuyorum. Bir dönem önemli bir misyon üstlenmiş olan ve bu uğurda birlikte yol yürüdüğümüz, özveriyle hizmet veren arkadaşlarıma şükranlarımı sunar kamuoyunun bilgisine arz ederim” ifadelerini kullandı.

Hasan Subaşı kimdir?

Hasan Subaşı, 16 Şubat 1950 tarihinde Antalya’nın Elmalı ilçesinde doğdu. Hasan Subaşı, Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1989 yılında Antalya Belediye Başkanı seçildi. Döneminde, Antalya’da 3030 Sayılı Kanuna göre Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı alt belediyeleri oluşturularak “Büyükşehir Belediyesi” kuruldu.

Büyükşehir belediyesi statüsü ile 1994 yılında yapılan ilk seçimde yeniden seçildi ve 1999 yılına kadar görev yaptı. 28 Mart 2004 Türkiye yerel seçimleri’nde DYP’den aday oldu ancak seçilemedi. Evli ve iki çocuk babasıdır. 2018 genel seçimlerinde İYİ Parti’den Antalya milletvekili olarak meclise girdi.

Faruk Köylüoğlu istifa etmişti

29 Ocak 2023 yılında İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevine başlayan Faruk Köylüoğlu, il başkanlığından istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurmuştu. Köylüoğlu, istifasını şu sözlerle açıklamıştı:

“Partimiz Genel İdare Kurulunda alınan, 81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının ardından, Ankara açısından çekincemizi dile getirmiş bulunduğumuzdan işbirliği yapmamız gerekliliği konusundaki görüşümüz parti yönetimimizle çeliştiği için görevimizden istifamız kaçınılmazdır. 29 Ocak 2023’te devraldığım İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevimden bugün itibarıyla istifa ettiğimi kamuoyuna saygılarımla duyururum.”

Faruk Köylüoğlu’na gün içinde açıklama yaparak yanıt veren parti sözcüsü Kürşad Zorlu, “Hür ve müstakil olarak, bu seçimlerde yarışma kararımızı Genel İdare Kurulu’muzda, partimizin en yüksek organında aldık. Orada bu karara itiraz eden bazı arkadaşlarımız oldu. Sayıları 5 kişiydi, bunları biz açıkladık. Ancak onlar görevlerine devam ediyor. Partimizin bu ortak kararının arkasında duracaklarını da beyan ettiler” demişti.

Paylaşın

Türkiye’de Turistik Tesislerin Tadını Yabancılar Çıkarıyor!

Türkiye’de otel ve benzeri turistik tesislerin tadını büyük ölçüde yabancı turistler çıkarıyor. Öte yandan, Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde.

2014 yılında turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu. 2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

Türkiye’de 2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 61,3 oldu.

Kovid 19 salgınıyla büyük bir darbe yiyen turizm sektörü toparlandı. AB ülkelerinde 2022 yılında otel ve pansiyon gibi turistik tesislerde geçirilen gece sayısı salgın öncesindeki seviyeye yaklaştı. Türkiye’de ise bu sayı salgın öncesi dönemin de üzerine çıkarak 242,5 milyona ulaştı.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

100 milyonun üstünde konaklanan gece sayısına sahip diğer ülkeler Yunanistan (132,7 milyon), Hollanda (128,8 milyon) ve Avusturya (115,1 milyon) oldu.

Peki, turistik tesislerde kimler kalıyor? Bu oran ülkeden ülkeye büyük değişiklik gösteriyor. Turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en yüksek olduğu ülkeler Malta (yüzde 91,9), Hırvatistan (yüzde 91,4) ve Kıbrıs (yüzde 90,8) oldu.

Bu oran Akdeniz ve Ege’de deniz tatili sunan ülkelerde yüksek. Yunanistan’da yabancı oranı yüzde 84 iken Portekiz (yüzde 64,4) ve Türkiye’de yüzde 61,3. İspanya ise yüzde 60,1 ile hemen Türkiye’nin ardından geliyor.

Bazı ülkelerin 2022 verileri bulunmuyor. Sağlıklı bir kıyas için bu ülkelerin 2019 verileri grafikte yer alıyor. Buna göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en düşük olduğu ülke yüzde 16,9 ile Almanya. Avrupa’da turizmin önemli ülkelerinden Fransa’da ise bu oran yüzde 27,9. Yabancı turist oranı İskandinav ülkelerinde de düşük.

Türkiye çıkışta

Turistik konaklama tesislerinde geçirilen toplam gece sayısında Türkiye büyük bir çıkış içinde. 2014-2022 yılları arasında 2022 rekorun kırıldığı ülke oldu. 2014’te 130 milyon olan konaklanan gece sayısı 2022’de 242,5 milyon oldu.

Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde. 2014 yılında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu.

2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu. Bu değişim için yabancı turist sayısı ve konaklama imkanlarının da incelenmesi gerekiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan: İslam Düşmanlığının Arttığını Görüyoruz

İstanbul’da Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye farklı inançların birlikte yaşadığı örnek bir birikime sahiptir. Bizin medeniyetimizde zalimin de mazlumun da kimliğine bakılmaz. Adı ve inancı ne olursa olsun zalimin karşısında mazlumun da yanında olmak bizim görevimizdir” dedi ve ekledi:

“Son dönemde İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının arttığını görüyoruz. Günden güne büyüyen kimi ülkelerde tahammül sınırlarını aşan bu saldırıların artmasını kabullenemiyoruz. Üyesi olduğumuz tüm platformlarda bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Nefret suçlarına göz yumanlar, farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşama iradesini de ne yazık ki dinamitlemektedir.”

Konuşmasında, yeniden tırmanan Filistin İsrail gerilimine de değinen Erdoğan, “Bölgemizdeki sorunların kökeninde Filistin meselesi bulunuyor. Bu mesele hakkaniyete uygun çözülmedikçe bölgemiz barışa hasret yaşamaya devam edecektir. Ateşe körükle gitmenin faydası yok. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Filistin meselesi uluslararası hukuka göre çözülmeli.

Bölgede gerilimi tırmandıracak, daha fazla kan akmasına yol açacak, sorunları derinleştirecek her türlü adımdan imtina edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Türkiye, çatışmaların bir an önce durması, son hadiselerle birlikte iyice tırmanan gerilimin düşürülmesi için elinden geleni yapmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeşilköy’deki Mor Efrem Süryani Kadim Ortodoks Kilisesinin açılış töreninde konuştu Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Saygıdeğer misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. 85 milyonun her bir ferdi gibi Süryani vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması için gayret ediyoruz. Bu noktada da kilisemizin temelini attık. Bugün de açılışının sevincini yaşıyoruz. Kilisenin Süryani vatandaşlarımıza ve kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Yasal değişikliklerle cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinmelerine imkan sağladık.

Daha önce el konulmuş cemaat vakıflarının taşınmazlarının iadesini, üçüncü şahıslara geçenlerin de bedelinin ödenmesini temin ettik. Dini azınlıklara ait ibadethanelerin restorasyonunu da ihmal etmedik. Toplam 20 ibadethanenin restorasyonunu gerçekleştirdik. Hiçbir şekilde bazı ülkelerle ikili ilişkilerimizde zaman zaman yaşadığımız anlaşmazlıkların vatandaşlarımızı etkilemesine izin vermiyoruz.

Ülkemizdeki azınlıklara ait 58 okul mevcuttur. 2013 yılında Süryanilerin okulunun açılmasını da gerçekleştirdik. Okulları devletimizin resmi okullarından ayrı tutmuyoruz. Bu bölgede talep edilen okul konusunu da İçişleri Bakanımızın bugün verdiği müjdeyle yaklaşık 2 dönüme yakın arazinin tahsisiyle o adımı da atmış olacağız. Sizlerin yanınızda olmayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasında sizlerin destek ve katkısına da inanıyorum.

Türkiye farklı inançların birlikte yaşadığı örnek bir birikime sahiptir. Bizin medeniyetimizde zalimin de mazlumun da kimliğine bakılmaz. Adı ve inancı ne olursa olsun zalimin karşısında mazlumun da yanında olmak bizim görevimizdir.

Son dönemde İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının arttığını görüyoruz. Günden güne büyüyen kimi ülkelerde tahammül sınırlarını aşan bu saldırıların artmasını kabullenemiyoruz. Üyesi olduğumuz tüm platformlarda bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Nefret suçlarına göz yumanlar, farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşama iradesini de ne yazık ki dinamitlemektedir.

“Filistin meselesi uluslararası hukuka göre çözülmeli”

Yüz yıllar boyunca barış toprakları olan Kudüs ne yazık ki gerilimin yaşandığı bir bölge haline gelmiştir. Ortadoğu’da kalıcı barışın olması ancak Filistin-İsrail sorununun çözümüyle mümkündür. Türkiye olarak tepkimizi her fırsatta dile getirdik. Bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.

Bölgemizdeki sorunların kökeninde Filistin meselesi bulunuyor. Bu mesele hakkaniyete uygun çözülmedikçe bölgemiz barışa hasret yaşamaya devam edecektir. Ateşe körükle gitmenin faydası yok. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Filistin meselesi uluslararası hukuka göre çözülmeli.

Bölgede gerilimi tırmandıracak, daha fazla kan akmasına yol açacak, sorunları derinleştirecek her türlü adımdan imtina edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Türkiye, çatışmaların bir an önce durması, son hadiselerle birlikte iyice tırmanan gerilimin düşürülmesi için elinden geleni yapmaya hazırdır.

Paylaşın

CHP’li Özel: Atatürk’ün Partisi İkinci Parti Ve Mağlubiyetlere Razı Olamaz

Partisinin Antalya İl Kongresi’nde konuşan CHP Genel Başkan adayı Özgür Özel, “Değişim tartışmaları başladığında dedim ki bir değişim gerekir, ben kendi özeleştirimi yapmak durumundayım. Eğer fedakarlık yapmak gerekiyorsa fedakarlık, sorumluluk almam gerekiyorsa sorumluluk alacağım” dedi ve ekledi:

“Dedim ki kaybeden takımda santrafor oynayacağıma şampiyon takımda her mevkiye talibim. Dedim ki eğer derseniz ki Özgür, gözümüzün önünde büyüdün sen, çok oynadın, birazcık yedek otur, Özgür yedek oturur. Yok orta saha, orta saha; kaleye, kaleye… Artık oynamayacaksın, Özgür top toplayacaksın, top toplamaya… Ama diyorsanız ki Özgür biz sana inanıyoruz, biz sana güveniyoruz, geç takımın başına ben ona da varım, sizinle bunu da konuşmaya geldim.

Ben görevimi yaparken Süleyman Soylu’ya karşı, Hulusi Akar’a karşı, başbakanlara, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı, sizin yüzünüzü hiç öne eğdim mi? Sizin yüzünüzü hiç yere düşürmedim. Bundan sonra da hangi göreve gelirsem eğer ki derseniz hadi Özgür görev sende, ben bu takımı şampiyon yaparım, ben bu partiyi sizinle birlikte iktidar yaparım, ben bu partiyi sizinle birlikte ayağa kaldırırım. Kalkın ayağa, kalkın ve bu partiyi iktidar yapın. Ben size güveniyorum. Ben size inanıyorum, bu parti ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Olağan Antalya İl Kongresi, Konyaaltı Belediyesi Nazım Hikmet Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de bir konuşma yaptı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Cumhuriyet’in 100’üncü yılındayız. Partimizin kuruluşunun 100’üncü yılını hep birlikte geçtiğimiz günlerde kutladık. Hiç şüphe yok, hep birlikte Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni kazandığımız 2019 Yerel Seçimleri’nden beri ki o yerel seçimlerde 60 günde 41 ilde 247 belediye başkan adayımızı tanıtmış bir kardeşiniz, evladınız olarak o günden Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimi olduğuna inandığımız, toplumu inandırdığımız, mücadelesini verdiğimiz 14 Mayıs Seçimi’ne kadar 81 ilde 973 ilçede nereden davet aldıysam ilse il, ilçeyse ilçe, beldeyse belde, bu seçim için koştum, gayret gösterdim.

Bu gayretlerimin önceki kısmına da 14 Mayıs, 28 Mayıs arasında büyük bir şokla başladığımız, moralleri yükseltip sandığa motivasyonu artırmak için görevlendirildiğimiz Muğla’daki 9 mitingden sonraki geldiğim Kaş’ta, Kumluca’da, Serik’te, Manavgat’ta, Antalya merkezde 7 farklı ilçemizde hep birlikte otobüsün üstünde bu Cumhuriyet tarihinin en önemli seçiminde adayımız kazansın ve Türkiye kazansın diye mücadele verdik.

Maalesef 28 Mayıs günü, Cumhuriyet tarihinin en önemli seçiminde Cumhuriyetle, onun kurucu babalarıyla, kurucu kadrolarıyla, Cumhuriyet’i cumhuriyet yapan temel değerlerle çelişkisi olan, onlara husumet duyan birilerinin iktidarına son veremedik. Bu büyük üzüntü, hepimizin kaldırmakta güçlük çektiği yük, hepimizin omuzlarına bastı. O günden sonra hep birlikte bizim bundan sonraki süreçte bizim bir özeleştiri, muhasebe yapmamız, bundan önceki seçimlerde yaşadıklarımızla bu seçim arasındaki farkları doğru yaptıklarımızı, yanlış yaptıklarımız, analiz etmemiz, hatalardan ders çıkarmamız, bir daha Cumhuriyet’e husumet duyan kadroların iktidarda kalmaması için partimizde neyi değiştirmemiz gerekiyorsa o noktada mücadele etmemiz gerekiyordu.

Bu inançla, bu yaklaşımla partimizin yetkili organlarında ve Genel Başkanımıza bu düşüncelerimizi ifade ettim. Ancak zaman geçtikçe gördüm ki yaşadığımız bu seçim kaybına başka isimler koymak, kaybetmedik sadece kazanamadık demek ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmek isteyen bir anlayışın hakim olduğunu gördük. İşte gün, buna itiraz etme, bu konuda kimseyi incitmeden, haksızlık yapmadan, ama CHP’nin, Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin yüreğindeki yangını hissederek bir şeyler yapmak gerekiyor, onun için yola çıktık, yollara düştük.

İçinde bulunduğumuz değişim tartışmalarında bunu sadece sayın Genel Başkanımıza indirgemek kendisine, geçmişine, emeğine haksızlık olur. Yola çıktığım gün kendisine de kamuoyuna da söyledim; ben bir değişimi savunuyorum, ancak vefalı bir değişim öngörüyorum. Geçmişte olan kötü örneklerindeki gibi, biraz önce söyledim bu babaevinde başka şeylere talip olabilirsiniz, iyi yönetilmediğini söyleyebilirsiniz, daha iyi yönetmek için iddianızı, kadronuzu ve bu konuda fikri farklılıklarınızı dile getirirsiniz, ancak daha önce olan kötü örneklerdeki gibi yakarak yıkarak bir daha yüz yüze bakamayacak hale gelerek, bir parti içi mücadele için partinin geleceğini, gelecekte seçmenle kurulacak ilişkiyi zedeleyerek bir mücadele ne bana ne CHP’ye yakışmaz.

Elbette sadece Genel Başkan değişikliğini söylemek Genel Başkanımıza haksızlık olur. Ancak sayın Genel Başkanın çalışma ekiplerini değiştirmekle değişimin tamamlandığını düşünmek ya da tüzüğe daha demokratik maddeler önererek ya da programı daha basit, daha kısa, daha anlaşılır yazacağını söyleyerek değişim göstermek de ipteki cambazı göstermek, esas sorumlulara bakma demek olur. Bu yüzden CHP’nin önce temel sorununu tespit etmek durumundayız.

Tayyip Erdoğan’ın o dikine kesen siyasetinde yani biz ve onlar diyen, Türkler Kürtler, Aleviler Sünniler, sağcılar solcular, milliler gayri milliler diye bölen, farklılığın üzerinde tepinen, diğer parçayı kutuplaştıran o uzak kutbu şeytanlaştırıp kendisi arkasını kalabalıklaştıran kimlik siyasetine… Evet biliyorum, açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike büyük, ezanı susturacaklar, arkama geçmelisin.

Bayrağı indirecekler arkama geçmelisin, ülkeyi böldürecekler arkama geçmelisin diyen dikine siyasete karşı küçük parçayı kucağında bulup onu büyütmeye çalışmak, onun için sağdan, daha sağdan, daha sağdan ittifaklarla büyümeye çalışmak yerine başımızın üzerindeki cam tavanı görmek, yüzde 25 ile 4 seçmenden birini aldığımızla meşgul olup öbür 3 seçmenin kim olduğuna iyi bakmak durumundayız. Orada öyle erişemeyeceğimiz bir yer yok, ama nereden bakacağımız önemli.

Eğer biz AK Partilinin de MHP’linin de HDP’linin de İYİ Partilinin de oy vermeyenin küskünün de yoksuluna, işsizine, güvencesizine, sendikal hakkı elinden alınmışına ülkeden umudunu kesmiş gencine dokunabiliyorsak Tayyip Erdoğan gibi dikine kesen değil, sol sosyal demokrat siyasetle tüm toplum kesimlerini enine kesen ve alta kalanlarla meşgul olan… Zaman zaman slogan yaptık, ekranlara yazdık, ‘Herkes için CHP.’ Biz bir partiyiz, toplumun bir parçasıyız.

Toplumdaki bir grubun hak ve menfaatlerini korumak için kurulur partiler. CHP, herkesten yana olamaz. CHP, işçiden yanadır, CHP, yoksuldan, esnaftan, memurdan, orta direkten, ezilenden yanadır, CHP halktan yanadır. CHP, sosyal demokrat bir partidir. Bundan sonraki süreçte CHP’nin Altı Ok’unun tarihsel gerekliliğine inanarak olgusal gerçekliğini sahiplenerek ve içinde bulunduğumuz çağın gereklerine göre Altı Ok’u aşındırmadan geliştirerek cesur, kararlı bir siyaset yapmamız lazım.

CHP, nerede duracağına şöyle karar veremez. ‘Ben, şunların karşısında olmalıyım, buna yakın durmalıyım, buna çok yaklaşırsam bu tarafı kızdırmayayım’ diyerek pozisyon tarif eden bir parti olmak yerine Altı Ok, cumhuriyet, evrensel sosyal demokrasi, sol siyaset ve kimden yana olduğunu biraz önce birlikte haykırdığımız kitleler için CHP duracağı yeri belirlemeli, dünya CHP’nin etrafında, siyasi pozisyonlanmalar CHP’ye göre olmalıdır.

Cumhuriyeti kuran kadrolar da Türkiye’ye demokrasiyi getiren kadrolar da 70’lerde ortanın solu ile işçi sınıfındaki dinamizmi ve emek mücadelesinin rüzgarını alan kadrolar da pozisyonunu ona göre buna göre değil kendi olması gerektiği yere göre belirlemiştir. Bu cesur siyasete inanıyorum, sizleri bu cesur siyasete destek vermeye davet ediyorum.

Değişim tartışmaları başladığında dedim ki bir değişim gerekir, ben kendi özeleştirimi yapmak durumundayım. Eğer fedakarlık yapmak gerekiyorsa fedakarlık, sorumluluk almam gerekiyorsa sorumluluk alacağım. Dedim ki kaybeden takımda santrafor oynayacağıma şampiyon takımda her mevkiye talibim. Dedim ki eğer derseniz ki Özgür, gözümüzün önünde büyüdün sen, çok oynadın, birazcık yedek otur, Özgür yedek oturur. Yok orta saha, orta saha; kaleye, kaleye… Artık oynamayacaksın, Özgür top toplayacaksın, top toplamaya… Ama diyorsanız ki Özgür biz sana inanıyoruz, biz sana güveniyoruz, geç takımın başına ben ona da varım, sizinle bunu da konuşmaya geldim.

Ben görevimi yaparken Süleyman Soylu’ya karşı, Hulusi Akar’a karşı, başbakanlara, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı, sizin yüzünüzü hiç öne eğdim mi? Sizin yüzünüzü hiç yere düşürmedim. Bundan sonra da hangi göreve gelirsem eğer ki derseniz hadi Özgür görev sende, ben bu takımı şampiyon yaparım, ben bu partiyi sizinle birlikte iktidar yaparım, ben bu partiyi sizinle birlikte ayağa kaldırırım. Kalkın ayağa, kalkın ve bu partiyi iktidar yapın. Ben size güveniyorum. Ben size inanıyorum, bu parti ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar. İşte Antalya ayakta, CHP ayakta. Göreceksiniz buluşacağız iktidarda. Atatürk’ün partisi ikinci parti olamaz, mağlubiyetlere razı olamaz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’u Kazanacağız

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum” dedi ve ekledi:

“Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız. İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’da bir konuşma yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Değerli dava arkadaşlarım, her birimiz için çok önemli günlerden geçiyoruz. Partimizin tam 100’üncü yaşını kutladık. 6 Ekim 2023şehrimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılını kutladık. Birileri bu millete yıllarca bugünlerin önemlerini unutturmak istediler. Düşününüz bu aziz şehir, tam 5 yıl boyunca işgal altında kaldığını. 5 saniye tahammül edebilir miyiz? İşte bu milletin istiklal mücadelesini küçümseyen o akıl.

Bunları bilmeden ya da bilerek milletin ayağa kalkışını İstiklal mücadelesini, özgürlük mücadelesini yok saymaya çalışmışlardır. Bundan tam 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kararlı mücadeleleri sonunda İstanbul işgalden kurtarılmıştır. Bu kurtuluşu bize sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve bu milletin büyükleri dedeleri ve nineleri her birisine minnetle yad ediyorum ruhları şad olsun.

Yine bu yıl, 24 Temmuz 2023’te bu memleketin teminatı olmuş olan Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yılını kutladık. Bundan tam üç hafta sonra ise 29 Ekim 2023’te ise Cumhuriyetimizin hep birlikte 100’üncü yılını kutlayacağız. 100’üncü yılı Cumhuriyetimizin kutlu olsun. Bin yaşa Cumhuriyet. Bu tarihlerin her biri, bu büyük ülkenin, bu köklü partinin ve milletimizin her bir ferdinin gurur duyduğu, bizi biz yapan başarıların tarihidir. Cumhuriyetimizin, partimizin ve İstanbul’un kurtuluşunun işte bütünün 100. yılını bu yıl bizler yaşadık ve yaşatıyoruz. Elbette daha güçlü yaşamak isterdik, elbette daha mutlu yaşamak isterdik, elbette daha gururlu yaşamak isterdik, ama başaracağız, başaracağız, başaracağız asla vazgeçmeyeceğiz.

Sevgili yol arkadaşlarım, CHP, tarihsel olarak büyük bir davanın, sarsılmaz bir mücadele azminin ve mazlum dünya halklarına ilham kaynağı olmuş ulusal bir zaferin adıdır. Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluş tarihi, çok partili demokratik rejime geçiş dönemi, 1960’ların 70’lerin siyasi ve toplumsal gelişmeleri, CHP’yi anmadan anlaşılamaz, anlatılamaz. Hepimizin asli görevi, dünya tarihinin en müstesna başarılarından birine imza atmış olan partimizin tarihi rolünü hatırlayarak yenilenmesi ve güçlenmesi için çalışmaktır.

Bakınız bugün Orta Doğu’da yeniden ne yazık ki çok kötü günler yaşanıyor. Buradan söylüyorum kendine miras bırakılmış olan ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ kimliğine sahip CHP iktidarındaki bir Türkiye’nin ne kuzeyinde bir savaş olur ne güneyinde savaş olur. CHP, 21’inci yüzyılda mazlum milletlerin çıkışı olur. Onun için bu ortamda bu salonda görev alan sizler, sadece CHP’nin bir üyesi bir delegesi olduğunu düşünmeyin. İstanbul’un kaderi, Türkiyemizin kaderi ve yakın coğrafyanın kaderinin elinizde olduğunu unutmayın. CHP’nin iktidarının yakın coğrafya için de ülkemiz için de ne kadar önemli olduğunu hafızanızda hep sıcak tutun.

İstanbul’u devraldığımızı zamanı hatırlayalım. 2019’da diğer tüm belediye başkanları nisan ayında işbaşı yapmışken, biz, nasıl ve neden temmuzda işe başlayabildik. Hatırlayalım o günleri. Bize mazbatanın bir türlü verilmeyişini, hakkı ve hukuku çiğneyerek verildikten 18 gün sonra seçimlerin gayri hukuki ve gayri ahlaki bir şekilde iptal edilişini, sonra 23 Haziran için hep beraber sandıklarda buluştuğumuzu, oy çuvalları üzerinde sabahladığımızı, sırt sırta vererek dünyaya ilham kaynağı olan bir demokrasi zaferini nasıl başardığımızı hatırlayalım…

Bizler Türkiye demokrasi tarihinin en büyük mücadelesini vererek 806 bin oy farkı ile hep birlikte yeniden kazandık. 2019 seçimleri başta CHP’liler olmak üzere Türkiye demokratlarının ortak gururu ve başarısıdır. Pandemi ve iktisadi kriz hukuk dışı ahlak dışı engellemeleri yaşadık.

Bunları bahane olarak kullanmadık, kimseyi aç bırakmadık, açıkta bırakmadık. Belediyemiz İstanbul tarihinin ilk öğrenci yurtlarını, kreşleri açtı. Kamucu, halkçı sosyal demokrat belediyecilik bu değil midir? Yurtlar bir takım dernek ve vakıflara teslim edilmiyor. Hadi işine git diyeceğim ama işi gücü yok… Siyaset aile mesleği değildir kendini adama işidir. 4,5 yılda 5 bin öğreniciye yurt yapan anlayış İstanbul’da 25 yıl iktidar olsa neler yapar neler.

Parti olarak elbette konuşmamız gerekenler var. Pek çok vatandaşımız tarafından uzunca bir süredir iktidar olma ve ülkeyi yönetme hevesinden, kararlılığına ne yazık ki karşılık veremeyen bir parti olarak görülüyoruz. Her birimiz kurucu genel başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her şartta mücadele eden, hedefe ulaşmak için sürekli yeni yollar arayan, icraatçı, projeci ve tutkulu vatan sevgisini aynı yoğunlukta taşımak, aynı enerjiyi sergilemek zorundayız.

Bu ülkenin geleceği ve bu aziz halkın refahı için, içine düştüğümüz bu zor durumdan bir an önce kurtulmak zorundayız. Parti yönetimine yönelik eleştirileri bir saldırı olarak yorumlamanın asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içi demokrasiyi, bölünme ve parçalanma riskiymiş gibi göstermenin asla doğru olmadığını düşünüyorum. Parti içinde sanki ötekiler ve düşmanlar varmış gibi davranmanın ve propagandanın asla yeri yoktur. Bunlar bize yakışan veya bize fayda sağlayacak şeyler değildir. Bunlar bizim mücadele ettiğimiz yaklaşımlardır.

Birilerini işaret edip, düşmanlaştırmaya çalışanlar, CHP’nin 100 yıllık mücadelesine kötülük yaparlar. Parti hukukuna uygun olarak, şeffaf bir biçimde bu partiye üye olmuş, görev üstlenmiş ve mücadele etmiş herkese bu partide yer vardır. Kendi iradesi ve gönüllü emeğiyle bu partiye ve bu partinin mücadelesine destek vermek üzere katılan hiçbir üye ayrıma tabi tutulamaz. Bu ülkenin modern, özgür, demokrat ve müreffeh bir ülke olması için saflarımıza katılan herkese bu partide yer vardır. Bundan sonra da olacaktır. Farklılıklara saygı göstererek bir arada yaşama ve çalışma kültürünü önce partimizde sergileyerek halkımıza örnek olmalıyız.

Hayatım boyunca defalarca gerçekleştiğini gördüğüm bir sırrı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu millet Türkiye’yi zenginleştirecek, güçlü ve adil bir Türkiye’yi inşa edecek bir seçeneği gördüğünde, tereddüt etmeden iktidara taşır. İşte bu millet, CHP’den iktidar olmasını istiyor.

İşte bizlerin görmezden gelemeyeceği ulusal ihtiyaç budur. Bununla birlikte iki görev daha veriyor. Birincisi; sıçrayarak kalkınma devrimini gerçekleştirme ve ülkemizi zenginleştirme görevidir. İkincisiyse; zenginliğimizi adil paylaşacağımız çoğulcu bir demokrasi ve sosyal bir devleti inşa etme görevidir. Bunu yaratmanın yolu ülkenin tüm vatanseverlerini birleştiren yeni, kapsayıcı ve güçlü bir vizyonun hikâyesini yazmaktır.

Türkiye’nin çoğulcu demokrasiye ve sıçrayarak kalkınmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken değişmeye ve bunun için yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. Bunun için CHP’yi seçimlerden sonra kaybeden ve üzüntüden başı öne eğik üyelerinin olduğu bir parti olmaktan çıkarıp sürekli kazanan ve halkçı politikalar uygulayan devrimci parti yapmamız şarttır.

Biz bugün burada partimizi yenilemek ve ayağa kaldırmak için birlikteyiz. Biz, vakti geldiğinde yenilenme için gereken enerji ve cesareti göstermeyi bilen bir partiyiz. Partimizi yenilerken birilerini dışlayan anlayış bizim anlayışımız olmaz. Buradan birleşerek çıkacağız. Buradan güçlenerek çıkacağız. Bu amaçlar için hepinizi, hep birlikte, omuz omuza çalışmaya davet ediyorum. Şuna inanın, İstanbul’u kazanacağız.

İstanbul’daki 39 ilçenin tamamında iddia koyacağız. En az 30 ilçede çok daha büyük bir iddia koyacağız ve kazanacağız. Birlikte İstanbul İttifakını kuracağız. Bu yolculuk, zafere giden bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda CHP kazanacak. Ama bu yolculuğun sonunda millet kazanacak. CHP’nin her bir üyesi, her bir seçmeni sonuçta milletin kazanacağını bilerek çalışacak. İlk işimiz Mart 2024’te yerel seçimlerde Türkiye çapında yeni bir zafere imza atmaktır. Ülkemizin dört bir yanında çok daha fazla belediyeyi kazanmaktır.

Arkasından da 2028’de Cumhurbaşkanlığını kazanıyoruz. 2029 yerel seçimlerinde çok daha büyük başarılara imza atıyoruz. Hedefimiz budur. Bu tarihleri hepimiz zihnimize kazıyalım. Bu yolculukta önümüzdeki taşları temizleyin. Ayağımıza taş değmesin. Taşları temizleyelim, yola çıkalım, yolumuz açık olsun, yolumuz iktidar olsun.”

İstanbul’un önemi ne?

İstanbul kongresi, tek belirleyici olmasa da Kasım’daki kurultaydan çıkacak sonuç için yön verici olması açısından önem taşıyor. CHP’nin İstanbul’daki delege sayısının büyüklüğü de sayısal açıdan kongreye ayrı önem kazandırıyor. İstanbul 196 delege ile Kasım’daki büyük kurultayda belirleyici bir konuma sahip. Bu sayı, doğal delegelerle birlikte 250’nin üzerine çıkıyor.

İstanbul’u kazanan tarafın kurultay için önemli bir moral üstünlük kazanacağı belirtilmesine karşılık, il ve kurultay seçimleri için iki farklı tutum alacağını belirtenler de bulunuyor.

Bu isimlerden biri 14/28 Mayıs seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının önemli ismi CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak. İstanbul il kongresinde değişimcilerin adayı Çelik’i destekleyeceğini açıklayan Toprak, büyük kurultayda ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olacağını belirtiyor.

Bu örnekten hareketle her delege için net bir şekilde bir tarafın yanında olduğu söylenemediği için, İstanbul il kongresinde taraflardan birinin kazanması her ne kadar moral üstünlük verse de kurultayda kesinlikle İstanbul’u alan tarafın kazanacağı anlamına gelmiyor.

Özgür Özel, genel başkanlığını açıkladığı basın toplantısında CHP’deki mevcut delege yapısıyla genel başkana rakip bir ismin kazanmasının çok zor olduğu yorumlarının hatırlatılmasına karşılık, ”Ben CHP delegesinin aklını, vicdanını çok önemsiyorum. Atatürk’ün kurduğu partinin delegeleri en doğru kararı verir” yanıtını vermişti.

Toplam bin 370 kurultay delegesi bulunan CHP’de, kurultayda yapılacak genel başkanlık yarışında İstanbul’un yanı sıra Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin delegeleri de etkili olacak. Ankara kongresinde genel merkezin desteklediği Ümit Erkol il başkanı seçilirken, İzmir’de de genel merkezin adayı ipi göğüsledi. Bu arada İstanbul ile aynı gün Antalya ve Trabzon’da da kongre düzenlenecek.

Kurultay öncesi il kongrelerini sürdüren CHP’de İstanbul’a kadar 46 il kongresi tamamlanmış durumda. Yeni il yönetimleriyle birlikte kurultayda oy kullanacak seçilmiş delegelerin de belirlendiği il kongreleri 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Adaylar Canpolat ve Çelik en çok delegeye sahip olması açısından kritik olan İstanbul kongresi öncesi farklı temaslar ve mesajlarla delegeler nezdinde etkili olmaya çalışıyor. Değişimcilerin adayı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı büyük değişimi geliştirmek için göreve talip olduğunu” belirtirken, tüm delegelerden oy istediğini kaydetti.

Genel merkezin adayı olan ve 2015-2018 yılları arasında, Canan Kaftancıoğlu’ndan önce CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Canpolat ise, kongre öncesi taahhütlerini anlatan bir bildirge yayımladı. “Parti içi iktidara değil ülkede iktidara odaklanma” çağrısı yapılan bildirgede, “CHP’yi çürümüş bu düzene karşı siyasi meydan okumanın merkezi yapalım! İstanbul Büyükşehir Başkanlığını yeniden kazanalım! 14 ilçedeki belediye sayımızı ikiye katlayalım” denildi.

Kılıçdaroğlu ve genel merkeze yakın parti yöneticilerinin yanı sıra değişimci kanadın ve onlara destek olan İmamoğlu’nun kongrede ipi göğüsleyebilmek için İstanbul delegeleriyle birebir temas kurdukları belirtiliyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu her ne kadar kongreye katılmasa da son iki gün İstanbul’da farklı programlar düzenleyerek görünürlüğünü ortaya koymaya çalıştı. Bu kapsamda CHP lideri dün Gezi Parkı davası kapsamında Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ı, ayrıca İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret etti.

Özgür Özel ise geçen Cuma günü Diyarbakır İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Özel, “Kürt sorununu biliyor ve siyaseten istismar etmeden çözmeye söz veriyorum” diye konuştu. Özel’in İstanbul kongresinin yapılacağı gün, Antalya ya da Trabzon kongresine katılması bekleniyor.

Bu arada Özel birkaç gün önce İstanbul’da gazetecilerle buluşmasında, yarınki kongreyi Çelik’i destekleyen “değişimcilerin kazanması halinde kurultayda çok rahatlayacaklarını” söylerken, Canpolat’ın kazanması halinde ise kurultayda başa baş hale gelineceğini belirtti.

Özel, “Kazanırsak bizim lehimize getirecek bir matematik oluşturur, kaybedilirse ise morallerin düştüğü bir süreç başlayabilir. Ankara’da gazeteciler, ‘İstanbul’da güneş açmadan Türkiye’ye yaz gelmez’ derler. O seçimden sonra kazanacak tarafa yakın olma beklentisi güçlenir. Biz yine de 600 oydan emin olarak kurultayda salona girmek istiyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’li Kaftancıoğlu: Umudu Diriltmemiz Lazım

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Canan Kaftancıoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle demokraside son kalan kale olan partimizle birlikte bu ülkeye demokrasiyi getirerek Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılla taçlandırmış olmamız lazım. Bunu yapacağız. Sizler sayesinde yapacağız” dedi ve ekledi:

“Aramızda bulunan bulunmayan, hayatını kaybetmiş İstanbul örgütüne sonsuz teşekkür ediyorum, önünde saygıyla eğiliyorum. Sizin il başkanı olmak hayatım boyunca en gurur duyacağım paye olarak hep burada kalacak. Yarını konuşmamız lazım dedik. Yarına umudu yine hep birlikte diriltmemiz lazım dedik. Umudu diriltmenin yolu, popülist siyasetin karşısında dönüştürücü siyaset inşa etmek. Dönüştürücü siyaseti inşa etmek için konuşmak değil; konuşulanı yapmak, samimi olmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38. Olağan İstanbul İl Kongresi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Kongrede açılış konuşmasını CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yaptı. Gazete Pencere‘nin aktardığına göre, Kaftancıoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“İstanbul örgütüne teşekkür ediyorum. Bugün o örgütün hakkında ilçe başkanlarımızla ilgili, delegelerimizle ilgili, üyelerimizle ilgili, trollerin, birilerinin kendilerine gazeteci diyenlerin attığı iftiraları İstanbul delegesi tehditle teklif arasında sıkışmaz. Hür iradesiyle karar verir diyeceğine sonuna kadar inanıyorum.

Yaklaşık 6 yıldır sürdürdüğüm il başkanınız olarak bu kürsüden son kez sesleneceğim size ve son kez karşınızdayım. Kaç gündür yazıyorlar, çiziyorlar. Dün Ankara’da bir kurultay oldu. Ankara’daki kurultayda bir tek adam çıktı. Bir şeyler söyledi, söyledi, söyledi. Ne söylediğinin çok da önemi yok çünkü söylediği hiçbir şeyi yapmıyor ama bir şey dikkatinizi çekmek için o kurultaya atıf yapıyorum. Karşı düşünce, müzakere yok. Ortaklaşma yok. Tek adam çıktı, listesini verdi geçti. Bunun adı da demokrasi oldu. Şimdi İstanbul’a gelelim.

İstanbul İl Örgütü’nün kongresi başlıyor. İstanbul örgütü, nasıl bir örgüt var? Fikri olan, her fikri özgürce söyleyen, adaylarımız var, adaylar arasında kıymetli bir yarış var. İstanbul örgütünün delegesi ve İstanbul örgütü sadece ve sadece kongre zamanlarında değil, her zaman çalışan, çalışkan İstanbul örgütü, özgür, özgün ve hür iradesiyle bugün demokratik yarışını gerçekleştirecek. Tek adamların kurultaylarına şuradaki alkışlarınızla selam olsun. Diyorlar ya, Cumhuriyet Halk Partisi kongrelerinde ses var, çok ses var. Bu memleketi zaten tek ses bu hâle getirdi, tek adam.

Sizden bir şey isteyeceğim. İl başkanınız olarak sizden bugün son şey isteyeceğim. Hepiniz harikasınız. İstanbul örgütü bugün bir kez daha farkını gösterecek. Nasıl gösterecek, biliyor musunuz? Aramızda genel başkan adaylarımız, il başkan adaylarımız var. İstanbul örgütü, farkını saraya ve Ankara’ya şöyle gösterecek. İstanbul örgütü, genel başkan adayımız konuşurken de bütün konuşmacılar konuşurken de adaylarımız konuşurken de dinleyecek.

Fikirlerine katılmasa bile alkışlarıyla destekleyecek. O yüzden sizden, İstanbul örgütünden bütün konuşmacıları, adaylarımızı büyük bir dikkatle dinleyeceğiz ki başka yerlerde olan, birtakım başka kongrelerde, başka partilerde nahoş şeyler İstanbul örgütünde olmaz.

Hep yarını konuşmamız lazım dedik. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken 21’inci yüzyılda karşı karşıya olduğumuz sorunlar çok karışık. Sınırları aşan ama aynı zamanda birbirleriyle bağlantılı sorunlardır. Bugün ekonomik, sosyal ve dijital eşitsizlikleri, iklim değişimini, ekolojik faaliyetleri, kanıksanmış yoksulluğu, ayrımcılığı, ırkçılığı ve yükselen ve meşru olmayan ahlâki ve siyasi olan saraydakileri tartışıyor olmaz zorundayız 85 milyon adına.

Bizim artık kutsallaştıran durumlar yerine, içi boşaltılan devlet kurumları yerine güçlü yurttaş, güçlü birey, sorumlu yurttaş, sorumlu devleti hep beraber oluşturmamız lazım. Bizim hep beraber, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğiyle demokraside son kalan kale olan partimizle birlikte bu ülkeye demokrasiyi getirerek Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılla taçlandırmış olmamız lazım. Bunu yapacağız. Sizler sayesinde yapacağız.

Aramızda bulunan bulunmayan, hayatını kaybetmiş İstanbul örgütüne sonsuz teşekkür ediyorum, önünde saygıyla eğiliyorum. Sizin il başkanı olmak hayatım boyunca en gurur duyacağım paye olarak hep burada kalacak. Yarını konuşmamız lazım dedik. Yarına umudu yine hep birlikte diriltmemiz lazım dedik. Umudu diriltmenin yolu, popülist siyasetin karşısında dönüştürücü siyaset inşa etmek. Dönüştürücü siyaseti inşa etmek için konuşmak değil; konuşulanı yapmak, samimi olmaktır.

Dönüştürücü siyaseti inşa edebilme adına İstanbul örgütünün yaptıklarımız var, yapamadıklarımız var ama ben İstanbul örgütünün sokakta sesini duyurdum. Parti içi süreçlerde hak ettiği yere gelmesi için yapamadım. Bizden sonraki adaylarımıza, benden sonraki il başkanlarımıza, hangisi seçilirse seçilsin daha çok sesi duyurmaya çalışacaklarından hiç kuşkum yok.

İkinci teşekkürüm, dönüştürücü siyaset, sahici ve samimi siyaseti toplumda yerleştirmek için her türlü eleştirimi, tahmin ediyorum en sert ve en ve yüzüne karşı yapmama rağmen ‘Siyasette kadınlar da olmalı’ deyip eleştirileri büyük bir olgunlukla karşılayan ve kadınların da siyasette var olmasının bu şekilde önünü açtığına inandığım Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum.

Kendisine yaptığım eleştirileri, yarısını birisine yapsam herhalde düşman olurdu. Son teşekkürüm, çocukluğunu bensiz geçiren annemin başına bugün ne gelecek kaygısını yaşayan ama bir gün bile hissettirmeyen ve ona aynı zamanda annelik yapan, maddi ve manevi olarak her zaman yanımda duran sevgili kızıma ve sevgili eşime teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

İstanbul’un önemi ne?

İstanbul kongresi, tek belirleyici olmasa da Kasım’daki kurultaydan çıkacak sonuç için yön verici olması açısından önem taşıyor. CHP’nin İstanbul’daki delege sayısının büyüklüğü de sayısal açıdan kongreye ayrı önem kazandırıyor. İstanbul 196 delege ile Kasım’daki büyük kurultayda belirleyici bir konuma sahip. Bu sayı, doğal delegelerle birlikte 250’nin üzerine çıkıyor.

İstanbul’u kazanan tarafın kurultay için önemli bir moral üstünlük kazanacağı belirtilmesine karşılık, il ve kurultay seçimleri için iki farklı tutum alacağını belirtenler de bulunuyor.

Bu isimlerden biri 14/28 Mayıs seçim sürecinde Kılıçdaroğlu’nun kampanyasının önemli ismi CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak. İstanbul il kongresinde değişimcilerin adayı Çelik’i destekleyeceğini açıklayan Toprak, büyük kurultayda ise Kılıçdaroğlu’ndan yana olacağını belirtiyor.

Bu örnekten hareketle her delege için net bir şekilde bir tarafın yanında olduğu söylenemediği için, İstanbul il kongresinde taraflardan birinin kazanması her ne kadar moral üstünlük verse de kurultayda kesinlikle İstanbul’u alan tarafın kazanacağı anlamına gelmiyor.

Özgür Özel, genel başkanlığını açıkladığı basın toplantısında CHP’deki mevcut delege yapısıyla genel başkana rakip bir ismin kazanmasının çok zor olduğu yorumlarının hatırlatılmasına karşılık, ”Ben CHP delegesinin aklını, vicdanını çok önemsiyorum. Atatürk’ün kurduğu partinin delegeleri en doğru kararı verir” yanıtını vermişti.

Toplam bin 370 kurultay delegesi bulunan CHP’de, kurultayda yapılacak genel başkanlık yarışında İstanbul’un yanı sıra Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerin delegeleri de etkili olacak. Ankara kongresinde genel merkezin desteklediği Ümit Erkol il başkanı seçilirken, İzmir’de de genel merkezin adayı ipi göğüsledi. Bu arada İstanbul ile aynı gün Antalya ve Trabzon’da da kongre düzenlenecek.

Kurultay öncesi il kongrelerini sürdüren CHP’de İstanbul’a kadar 46 il kongresi tamamlanmış durumda. Yeni il yönetimleriyle birlikte kurultayda oy kullanacak seçilmiş delegelerin de belirlendiği il kongreleri 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Adaylar Canpolat ve Çelik en çok delegeye sahip olması açısından kritik olan İstanbul kongresi öncesi farklı temaslar ve mesajlarla delegeler nezdinde etkili olmaya çalışıyor. Değişimcilerin adayı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı büyük değişimi geliştirmek için göreve talip olduğunu” belirtirken, tüm delegelerden oy istediğini kaydetti.

Genel merkezin adayı olan ve 2015-2018 yılları arasında, Canan Kaftancıoğlu’ndan önce CHP İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Canpolat ise, kongre öncesi taahhütlerini anlatan bir bildirge yayımladı. “Parti içi iktidara değil ülkede iktidara odaklanma” çağrısı yapılan bildirgede, “CHP’yi çürümüş bu düzene karşı siyasi meydan okumanın merkezi yapalım! İstanbul Büyükşehir Başkanlığını yeniden kazanalım! 14 ilçedeki belediye sayımızı ikiye katlayalım” denildi.

Kılıçdaroğlu ve genel merkeze yakın parti yöneticilerinin yanı sıra değişimci kanadın ve onlara destek olan İmamoğlu’nun kongrede ipi göğüsleyebilmek için İstanbul delegeleriyle birebir temas kurdukları belirtiliyor.

Bu arada Kılıçdaroğlu her ne kadar kongreye katılmasa da son iki gün İstanbul’da farklı programlar düzenleyerek görünürlüğünü ortaya koymaya çalıştı. Bu kapsamda CHP lideri dün Gezi Parkı davası kapsamında Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman’ı, ayrıca İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret etti.

Özgür Özel ise geçen Cuma günü Diyarbakır İl Kongresi’ne katılarak bir konuşma yaptı. Özel, “Kürt sorununu biliyor ve siyaseten istismar etmeden çözmeye söz veriyorum” diye konuştu. Özel’in İstanbul kongresinin yapılacağı gün, Antalya ya da Trabzon kongresine katılması bekleniyor.

Bu arada Özel birkaç gün önce İstanbul’da gazetecilerle buluşmasında, yarınki kongreyi Çelik’i destekleyen “değişimcilerin kazanması halinde kurultayda çok rahatlayacaklarını” söylerken, Canpolat’ın kazanması halinde ise kurultayda başa baş hale gelineceğini belirtti.

Özel, “Kazanırsak bizim lehimize getirecek bir matematik oluşturur, kaybedilirse ise morallerin düştüğü bir süreç başlayabilir. Ankara’da gazeteciler, ‘İstanbul’da güneş açmadan Türkiye’ye yaz gelmez’ derler. O seçimden sonra kazanacak tarafa yakın olma beklentisi güçlenir. Biz yine de 600 oydan emin olarak kurultayda salona girmek istiyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’li Özel: Değişimi Bir Kişiyle Sınırlı Tutmak, Genel Başkanımıza Haksızlık Olur

CHP Adana İl Kongresi’nde konuşan Genel Başkan adayı Özgür Özel, “Bir değişime ihtiyaç var. Ancak, değişimi bir kişi ile sınırlı tutmak, kişiye Sayın Genel Başkanımıza doğrudan haksızlık olur. Ama değişimi sadece bir kadro ile bir ekip ile tabi tutmak bu sefer de sorunu doğru tespit etmemek olur” dedi ve ekledi:

‘Ben tüzük değiştireceğim’ demek, ipteki cambaza bakın yerdeki bizleri görmeyin demek olur. Onun için CHP’nin ikinci yüzyıla giderken tepeden tırnağa, liderden kadroya, tüzükten programa ama baştan aşağıya bir anlayış değişikliği ile iktidar umudu olmaya ihtiyacı olduğunu tespit ediyoruz.

Bunun için CHP’nin ikinci yüzyılında geçmiş yüzyılın altı ok siyasetini, tarihsel gerekliliği ile sahipleniyor; olgusal gerçekliği ile kabulleniyor, bu çağın gerekleri için aşındırmadan genişletecek siyasetimizi dünyadaki başarılı sol, sosyal demokrat hareketlerin başarı serüvenini inceleyerek; başarısızlıklardan ders alarak tarihimizdeki siyasetimizin çıkış ve düşüş noktalarını iyi analiz ederek partimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünden günler sonra adına ‘Değişimin yüzyılı/yüzyılın değişimi’ dediğimiz tutum belgemizi paylaşarak… Bir büyük mücadeleye yelken açtık, niyet ettik.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana İl Kongresi, ASKİ Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. CHP Genel Başkan Aday Adayı Özgür Özel’de kongrede bir konuşma gerçekleştirdi. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Özel, kongrede şunları ifade etti:

“Yılmaz Güney’in şehrindeyim. Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in şehrindeyim. Cumhuriyet’in şehrindeyim. Devrimin şehrindeyim. Büyük bir mücadele verdik. Hiç şüphe yok; 2019 yerel seçimlerinde önemli bir başarıyı elde ettik. 2019 yerel seçimlerinde 41 ilde, 247 belediye başkan adayını tanıtmış bir kardeşiniz olarak, o seçimin tamamlandığı günden itibaren, Cumhuriyet’in 100. yılının en önemli seçimine hiç ara vermeden çalıştım… Şüphe yok. Verilen emekler çok kıymetliydi. Ancak 14 Mayıs ve 28 Mayıs günlerinde yaşadığımız tablo hepimizin içini burdu. Hepimizi üzdü, hepimizi kahretti.

Cumhuriyetin 100’üncü yılına, hedef 2023 diyen Cumhuriyete, kurucu kadrolarına muhabbet değil, husumet besleyen birileri yine Türkiye’yi yönetecektir. Maalesef son dört seçimde, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olduğu seçimdeki 52’ye 48’lik iktidar muhalefet dengesi, ne 2018 seçiminde ne 2019’da yerel seçiminin il genel meclisi oylarında ne de bu seçimde değişmemiştir. Seçimi ikinci tura bırakmayı başarmıştık. Ancak, ikinci tura geriden girmiş ve ikinci turda yine 52’ye 48’lik bir denge ile karşı karşıya kalmıştık.

Vakit, bu sorunu görmek, vakit buna karşı akılcı çözümler üretmek, vakit buna karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin artık bu 52’ye 48’lik dengeyi neyin oluşturduğunu görmesi, reddetmesi, akışı değiştirmesi ve bundan sonrası için Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için yüzyıl önceki gibi hem memleketi kurtarmayı hem yeniden Aydınlanma Devrimi’nin meşalesini eline alacak, Cumhuriyet Devrimi’ni kaldığı yerden sürdürecek, karşı devrimcilerden İsmet Paşa’nın deyimiyle daha cesur olacak, siyaseti kürsüye, siyaseti salonlara, Meclis’e değil; siyaseti sokağa, meydana; büyük bir mücadeleyi başlatacak bir inanca ihtiyaç vardır.

“Genel başkanımıza haksızlık olur”

Ancak, bu süreçte CHP özeleştiri yapmalıdır. CHP, doğru analizler yapmalıdır. CHP, gençleşmenin, daha çok kadını siyasete çekmenin, toplumun tüm kesimlerine kucak açmanın, 1980 öncesi her 4 işçiden 3’ü grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakkına sahipken bugün, yüzde 14 olan rakam, kamuyu çıkarırsanız yüzde 4,5’luk bir örgütlenme oranı olan Türkiye’de CHP’nin emek örgütlenmesinin önündeki engellerle savaşmaya, emeği örgütlemeye, sendikal mücadeleye sahip çıkmaya ve bunu sadece 1900’lerin yöntemleri ile değil; çağın gerektirdiği yöntemlerle birlikte yapmaya ihtiyacı olduğunun tespitini yaptık. Dedik ki, bir değişime ihtiyaç var. Ancak, değişimi bir kişi ile sınırlı tutmak, kişiye Sayın Genel Başkanımıza doğrudan haksızlık olur. Ama değişimi sadece bir kadro ile bir ekip ile tabi tutmak bu sefer de sorunu doğru tespit etmemek olur.

‘Ben tüzük değiştireceğim’ demek, ipteki cambaza bakın yerdeki bizleri görmeyin demek olur. Onun için CHP’nin ikinci yüzyıla giderken tepeden tırnağa, liderden kadroya, tüzükten programa ama baştan aşağıya bir anlayış değişikliği ile iktidar umudu olmaya ihtiyacı olduğunu tespit ediyoruz.

Bunun için CHP’nin ikinci yüzyılında geçmiş yüzyılın altı ok siyasetini, tarihsel gerekliliği ile sahipleniyor; olgusal gerçekliği ile kabulleniyor, bu çağın gerekleri için aşındırmadan genişletecek siyasetimizi dünyadaki başarılı sol, sosyal demokrat hareketlerin başarı serüvenini inceleyerek; başarısızlıklardan ders alarak tarihimizdeki siyasetimizin çıkış ve düşüş noktalarını iyi analiz ederek partimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünden günler sonra adına ‘Değişimin yüzyılı/yüzyılın değişimi’ dediğimiz tutum belgemizi paylaşarak… Bir büyük mücadeleye yelken açtık, niyet ettik. İşte Adana’dan CHP’den, hepimizin baba evinden ve benim can dostlarımdan bu yürüyüşe destek istemeye, omuz vermenizi istemeye geldik.

Gelin bu partiyi birlikte değiştirelim, gelin birlikte kazanalım, gelin birlikte yönetelim. Atatürk’ün partisini yüzyıl önce olduğu gibi iktidar yapalım, yüzleri güldürelim demeye geldim. Elbette, bugüne kadar yüzde 52/48 dengesinde şu mahcubiyeti görmek durumundayız: Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülkenin siyasetini dikine keserek, biz ve onlar siyasetine, Türkler ile Kürtler, Aleviler ile Sünniler, sağcılar ile solcular, milliler ve gayrı milliler olarak bir tarafı kesip öbür tarafı itip uzaklaştırıp kutuplaştırıp karşı kutbu şeytanlaştırıp kendi arkasını kalabalıklaştıranlara karşı en çok bildiğimiz işi yapacağız. Enine keseceğiz, herkese dokunacağız…

İnançla ve kararlılıkla, kimseden çekinmeden, tepkileri ‘meslek örgütleri versin, biz oyuna gelmeyelim’ demeden, laikliğin bu ülkenin temel teminatı olduğunu bilerek, inananın da inanç özgürlüğünü savunan ancak yaşam biçimine müdahale karşısında tek güvence olarak duran laikliğe sahip çıkmaktan korkmayan bir CHP’nin özgüvenine ihtiyaç var bugün Türkiye’de.

Esas mesele, CHP’lileri konuşturmaktır. CHP’nin örgütünü dinlemektir. Onun önseçim talebine kulak tıkamamak, onun hak ettiği sıraları hak etmeyenlere bırakmamak, CHP örgütünün alnının terinin kıymetini bilmek gerekmektedir. Yoksa CHP’liler; parti içi rekabet sırasında ne Genel Başkanlarını ya da can dostlarını incitirler, ne de Genel Başkan adına konuşan birilerinin bu partinin siyasetçilerini incitmeye, onları ihanet ile suçlamaya, onların itirazlarını sanki parti içinde yapılan bir ihanet gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.

İhanet; krala olur, padişaha olur. Demokrasilerde; itiraz, tartışma, oylama, seçim delegenin kararı olur. Kimse delegeyi ‘onlar seçti, bunlar seçti; sonuç belli noktasına’ sıkıştırmaya kalkmasın. Ben bu delegeyi tanıyorum. Bu delege, Cumhuriyetin yüzüncü yılının delegesi, delegenin şah damarında vatan, millet, parti, Atatürk sevgisi atar. Bu delege kulağına üflenene değil; gözüyle gördüğüne, kulağı ile duyduğunun gereğini yapar.

Delegeyi diyecekler ki, önümüzde başka zorluklar başka seçimler var. Dele… Bu dönemi daha böyle geçirelim, delege bunu duyacak gereğini yapacak. Yok öyle şey. Delege Ankara’ya gelmeden gittiği berberin kulağının dibinde ‘değişim olmazsa millet sandığa gitmeyecek’ diyorsa bizim delege bunu duyar.

11-12 yıl milletvekilliği yaptım. Sizlerin desteği ile 8 yıl, kendi görev alanım olun Meclis’te mücadele ettim. Mücadelenin sonunda, bugün karşısına çıktığımda şunu söyleyebilecek durumdayım: Ben gözünüzün önünde büyümüş, partinizin bir evladı olarak yaptığım görevlerde; CHP Grup Başkanvekiliyken, Meclis’te başta Süleyman Soylu, Hulusi Akar, Meclis Başkanları ve Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında sizlerin başını öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım, sizleri mahcup etmedim. Başınızı öne eğdirmedim.

Bana derseniz ki, ‘Özgür oğlum, evladım, kardeşim, yoldaşım… Bundan sonra sen hangi göreve gelirsen çalışırsın, koşarsın.’ Bu kardeşiniz sizden yol istemeye, sizle yol yürümeye, bu partiyi iktidar yapmaya geldi. Sizlerden destek istiyorum. Yol verin, bu partiyi iktidar yapalım. Güç verin, bu partiyi Türkiye’nin birinci partisi yapalım.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Değişim Ve Yeni Anayasa” Mesajı

Partisinin 4. Olağanüstü Kongresi’nde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bu kongrede, yeni bir değişimi AK Parti’de göreceksiniz. Geniş dağılımı olan, parlamentodaki yapısıyla parti yapısının çok çok farklı olduğu bugünkü kongrede de MKYK ile genel merkez organlarımızla aynı heyecanı tekrar yaşayacağız.

Kurullardaki görevlerine devam edenler yanında yeniden ve ilk defa bu kademelerde vazife üstlenen arkadaşlarımızı göreceğiz. Kendi içimideki bu değişim ruhuna sahip çıktığımız sürece, nice başarıların bizi beklediğine inanıyorum. Ne zamanki değişim irademizi kaybederiz, işte o vakit bir kısır döngüye düşeriz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kongrede bir konuşma gerçekleştirdi. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“31 Mart 2024’te yapılacak mahalli idareler seçiminde kararlı tutumu sergileyerek Türkiye Yüzyılı muştusunu cümle aleme beraber ilan etmeye hazır mıyız? Yeminli İslam ve Türk düşmanlarının ne dediğine bakmadan, durmadan, yorulmadan, usanmadan yolumuza devam edeceğiz. Güven ve istikrarı tahkim etmek için tüm sözleri yerine getireceğiz.

Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız. Deprem tehdidi altındaki tüm yerleşim yerlerini ihya edeceğiz. Siyasi, sosyal sapkın akımları destekleyerek aile kurumlarımızı yıkmayı hedefleyen sinsi faaliyetlerin kökünü kurutacağız. Biz LGBT tanımıyoruz.

Yarısı yalan, yanlış haberler ve beyanlarla gençlerimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında tek bir insanımızın burnunun kanamasına rıza göstermeyeceğiz. Terörü kaynağında kurutma stratejimizi uygulayacak; PKK’sından FETÖ’süne ve marjinal örgütlere kadar döktükleri her damla kanın hesabını soracağız. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ ikazımızın alçakların yüreklerine saldığı korkuyu eksiltmeyeceğiz. Terörle mücadelemizi sürdürürken bölgemizde barış, huzurun tesisi için diplomatik çabaları yoğunlaştıracağız.

Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü işgalin karşısında durmaya devam edeceğiz. İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidale, fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz.

AK Parti kadrosuyla, teşkilatıyla, programıyla, eser ve hizmetleriyle milletimizi hayalleriyle buluşturan siyasetiyle ülkemizi bugünlere getirdi. Türkiye yeni bir çağın eşiğinde. Son 2 asırdır bize dayatılan sınırlara teslim olmayacağız. Son 21 yıldır enflasyona ezdirmediğimiz işçi, memur ve emeklilerimize inşallah önümüzdeki dönemde yeni müjdeler vereceğiz. Bazıları partimizin birinci çıkabildiğini bir türlü anlayamıyor. Halbuki ülkenin kalkınma ve demokrasi gelişmesine baksalar cevabı kendileri anlayacak.

Büyük ve güçlü Türkiye’nin doğuşuna engel olamayacaksınız. Türkiye Yüzyılı’nın yükselişine engel olamayacaksınız. Mazlumların ahı ile çınlayan yeryüzünün adalet ve merhametle yeniden dirilişine engel olamayacaksınız.

Bu kongrede, yeni bir değişimi AK Parti’de göreceksiniz. Geniş dağılımı olan, parlamentodaki yapısıyla parti yapısının çok çok farklı olduğu bugünkü kongrede de MKYK ile genel merkez organlarımızla aynı heyecanı tekrar yaşayacağız.

Kurullardaki görevlerine devam edenler yanında yeniden ve ilk defa bu kademelerde vazife üstlenen arkadaşlarımızı göreceğiz. Kendi içimideki bu değişim ruhuna sahip çıktığımız sürece, nice başarıların bizi beklediğine inanıyorum. Ne zamanki değişim irademizi kaybederiz, işte o vakit bir kısır döngüye düşeriz.”

“Daha emin adımlarla yürüyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salona giriş yapmadan önce salonun önünde bekleyenlere yaptığı konuşmada ise şunları söyledi:

“Bugün çok özel bir gün. Bugün Türkiye Yüzyılı için istisnai bir gün. Bugün, AK Parti için, davamız için müstesna bir gün. Biraz sonra Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri diyerek partimizin dördüncü olağanüstü büyük kongresini gerçekleştireceğiz. Yeni bir döneme, yeni bir heyecanla merhaba diyeceğiz.

Türkiye Yüzyılı’nın siyasette öncüsü olacak kurmay kadroyu, delegelerimizin oylarıyla belirleyeceğiz. Geçmişten bugüne kadar partimize hizmet etmiş kardeşlerimizin yanı sıra yeni seslerle, yeni yüzlerle partimizi daha da güçlendireceğiz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar, üçü olağanüstü olmak üzere 10 tane büyük kongre yaptık. Bu kongrelerin tamamını birileri gibi sandalyelerin havada uçuştuğu atmosferde değil, kardeşlik ikliminde yaptık. Bakın buralarda sandalyeler havalarda uçuşmuyor.

Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. 14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.

Altılı Masa dediler, on altılı masa dediler, yüz on altılı masa dediler, ne oldu? Şimdi o masadan parlamentoda kimse var mı? Başkanlarının parlamentoda olmadığı Altılı Masa… Düşünebiliyor musunuz? Terör örgütlerini kullanarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara boyun eğmiyoruz. Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği ne gerektiriyorsa onu yapmaktan geri durmuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı gerçeğe dönüştürmek için tüm samimiyetimizle, birikimimizle çalışmayı sürdürüyoruz.

Bizde rehavete kapılmak, yorulmak yok. Yorulsak da zorlansak da ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Sorumluluğumuzun 85 milyonun tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor.

Bunun için ulaşılmadık tek seçmen, kapısı çalınmadık hane, mesajımızı iletmediğimiz tek bir genç bırakmadan koşacağız, koşturacağız, ter dökeceğiz. Her gün daha fazla çalışarak 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere hazırlanacağız. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde de olduğu gibi 31 Mart’ta da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ipi göğüslemeye hazır mıyız? 31 Mart için kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız?”

Paylaşın

AK Parti’nin MKYK Listesi Belli Oldu: Dört İsim Çizik Yedi

AK Parti’nin 4’üncü Olağanüstü Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) listesi belli oldu. AK Parti’nin yeni MKYK listesinde önceki dönemde yer alan Binali Yıldırım, Jülide Sarıeroğlu, Nurettin Canikli ve Mehmet Ali zengin yer almadı.

Haber Merkezi / AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. Kongrede AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kongrede seçilmesi beklenirken, AK Parti’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) listesi belli oldu.

AK Parti’nin 18 kişilik mevcut MYK’sından 4 isim MKYK listesinde yer almadı. Eski Başbakan, AK Parti Genel Başkanvekili Binalı Yıldırım, eski bakan, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Jülide Sarıeroğlu, eski bakan, AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, AK Parti İnsan Hakları Başkanı Mehmet Ali Zengin listede yer almayan isimler oldu.

MKYK’da yerini koruyan isimler şunlar: Ahmet Büyükgümüş, Ali İhsan Yavuz, Belgin Uygur, Çiğdem Karaaslan, Efkan Ala, Emre Ete, Erkan Kandemir, Fatih Şahin, Hamza Dağ, Fatma Betül Sayan, Hasan Sert, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, Lütfiye Selva Çam, Mehmet Kasım Gülpınar, Menderes Türel, Metin Tarhan, Mustafa Şen, Orhan Miroğlu, Ömer Çelik, Ömer İleri, Sevan Sıvacıoğlu, Sümeyye Bozkurt, Türk İslam Karakoç, Vedat Demiröz, Şebnem Kocakelci.

MKYK’ya yeni giren isimler arsında eski bakanlar da yer aldı. Nihat Zeybekci ve Mustafa Elitaş MKYK’ya giren isimler oldu. Eski TBMM Meclis Başkanı Bülent Arıç’ın oğlu Mücahit Arınç’da yeni MKYK’ya girdi. Eski futbol hakemi Kuddusi Müftüoğlu ve Belgesel yapımcısı Serdar Kılıç listeye giren isimler oldu.

Erdoğan’dan değişim mesajı

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada gündeme ilişkin mesajlar verdi. Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“31 Mart 2024’te yapılacak mahalli idareler seçiminde kararlı tutumu sergileyerek Türkiye Yüzyılı muştusunu cümle aleme beraber ilan etmeye hazır mıyız?

Yeminli İslam ve Türk düşmanlarının ne dediğine bakmadan, durmadan, yorulmadan, usanmadan yolumuza devam edeceğiz. Güven ve istikrarı tahkim etmek için tüm sözleri yerine getireceğiz.

Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle kucaklaştıracak sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasayı ülkemize kazandıracağız.

Deprem tehdidi altındaki tüm yerleşim yerlerini ihya edeceğiz. Siyasi, sosyal sapkın akımları destekleyerek aile kurumlarımızı yıkmayı hedefleyen sinsi faaliyetlerin kökünü kurutacağız. Biz LGBT tanımıyoruz.

Yarısı yalan, yanlış haberler ve beyanlarla gençlerimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında tek bir insanımızın burnunun kanamasına rıza göstermeyeceğiz.

Terörü kaynağında kurutma stratejimizi uygulayacak; PKK’sından FETÖ’süne ve marjinal örgütlere kadar döktükleri her damla kanın hesabını soracağız. ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ ikazımızın alçakların yüreklerine saldığı korkuyu eksiltmeyeceğiz. Terörle mücadelemizi sürdürürken bölgemizde barış, huzurun tesisi için diplomatik çabaları yoğunlaştıracağız.

Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü işgalin karşısında durmaya devam edeceğiz. İsrail’de meydana gelen hadiseler ışığında tüm tarafları itidale, fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz.

AK Parti kadrosuyla, teşkilatıyla, programıyla, eser ve hizmetleriyle milletimizi hayalleriyle buluşturan siyasetiyle ülkemizi bugünlere getirdi. Türkiye yeni bir çağın eşiğinde. Son 2 asırdır bize dayatılan sınırlara teslim olmayacağız.

Son 21 yıldır enflasyona ezdirmediğimiz işçi, memur ve emeklilerimize inşallah önümüzdeki dönemde yeni müjdeler vereceğiz.

Bazıları partimizin birinci çıkabildiğini bir türlü anlayamıyor. Halbuki ülkenin kalkınma ve demokrasi gelişmesine baksalar cevabı kendileri anlayacak.”

Geniş güvenlik önlemleri alındı

Salonun çevresi bariyerlerle araç ve yaya trafiğine kapatılırken, kongreye katılacaklar için güvenlik noktaları oluşturuldu. Kongresi’nde alınacak güvenlik önlemleri için yaklaşık beş bin polis görevlendirildi.

Partililer ve davetliler, detaylı üst aramasından geçirildikten sonra salona girişlerine izin verildi. Salona giremeyenler de kongreyi dışarıda kurulan dev ekranlardan takip edebilecek. Kongre salonunda davetliler, partililer ve gazeteciler için ayrı platformlar kuruldu.

Salonun orta bölümünde Parti kurucuları, MYK ve MKYK üyeleri, parti kurul üyeleri, TBMM Başkan Vekili, TBMM Grup Başkanı ve vekilleri, eski TBMM başkanları, eski bakanlar, Genel Merkez Kadın ve Gençlik kolları üyeleri ile davetliler için oturma düzeni oluşturuldu. Kongreye 27 ülkeden siyasi parti temsilcisiyle 127 büyükelçi ve 3 Cumhurbaşkanı’nın da katılması bekleniyor.

Salonda, “Cumhuriyetin yüz akı Türkiye’nin ortak aklı”, “Türkiye Yüzyılı için doğru hep yeni hep ileri” ve “Türkiye Yüzyılı için hazırız kararlıyız” sloganlarının yazılı olduğu afişler yer aldı.

Paylaşın

Erdoğan: İhanet Edenler Oldu, Onlar Yollarına, Biz Yolumuza

AK Parti kongresi için Ankara Spor Salonu’nun dışında toplanan kalabalığa hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz” dedi ve ekledi:

“14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.”

AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda başladı. Kongrede AK Parti’nin tek genel başkan adayı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’la birlikte kongrenin gerçekleştirildiği salona giriş yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salona giriş yapmadan önce salonun önünde bekleyenlere seslendi. Erdoğan şunları söyledi:

“Bugün çok özel bir gün. Bugün Türkiye Yüzyılı için istisnai bir gün. Bugün, AK Parti için, davamız için müstesna bir gün. Biraz sonra Türkiye Yüzyılı için hep yeni, hep ileri diyerek partimizin dördüncü olağanüstü büyük kongresini gerçekleştireceğiz. Yeni bir döneme, yeni bir heyecanla merhaba diyeceğiz.

Türkiye Yüzyılı’nın siyasette öncüsü olacak kurmay kadroyu, delegelerimizin oylarıyla belirleyeceğiz. Geçmişten bugüne kadar partimize hizmet etmiş kardeşlerimizin yanı sıra yeni seslerle, yeni yüzlerle partimizi daha da güçlendireceğiz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar, üçü olağanüstü olmak üzere 10 tane büyük kongre yaptık. Bu kongrelerin tamamını birileri gibi sandalyelerin havada uçuştuğu atmosferde değil, kardeşlik ikliminde yaptık. Bakın buralarda sandalyeler havalarda uçuşmuyor.

Cumhuriyetin yüz akı, Türkiye’nin ortak aklı, öyle bir kadro olarak bundan sonra geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. 14 ve 28 Mayıs seçimlerini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak büyük bir zaferle başardık. İktidara gelmek için terör örgütleriyle iş tutan bedbahtlara rağmen milli iradeye gölge düşürmedik. İhanet edenler oldu, onlar yollarına, biz yolumuza. Onlar dikiş tutturamayacaklar.

Altılı Masa dediler, on altılı masa dediler, yüz on altılı masa dediler, ne oldu? Şimdi o masadan parlamentoda kimse var mı? Başkanlarının parlamentoda olmadığı Altılı Masa… Düşünebiliyor musunuz? Terör örgütlerini kullanarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara boyun eğmiyoruz. Türkiye’nin çıkarları ve güvenliği ne gerektiriyorsa onu yapmaktan geri durmuyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı gerçeğe dönüştürmek için tüm samimiyetimizle, birikimimizle çalışmayı sürdürüyoruz.

Bizde rehavete kapılmak, yorulmak yok. Yorulsak da zorlansak da ülkeye ve millete hizmet yolculuğumuzu devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Sorumluluğumuzun 85 milyonun tamamına olduğunun bilinciyle çalışmalarımızı yürütmemiz gerekiyor.

Bunun için ulaşılmadık tek seçmen, kapısı çalınmadık hane, mesajımızı iletmediğimiz tek bir genç bırakmadan koşacağız, koşturacağız, ter dökeceğiz. Her gün daha fazla çalışarak 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere hazırlanacağız. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde de olduğu gibi 31 Mart’ta da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ipi göğüslemeye hazır mıyız? 31 Mart için kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız?”

Paylaşın