DEM Partili Hatimoğulları: Zor Zamanlarda Mücadele Veriyoruz

Diyarbakır’da düzenlenen kadın adayları tanıtım toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizler zor zamanlarda mücadele veriyoruz. Coğrafyamızın çepeçevre savaşlarla sarıldığı, namluların halkların üzerine çevrildiği bir atmosferde siyaset yapıyoruz. Evet, çok zor koşullardayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütün dünyada faşist, ırkçı, milliyetçi erkek egemen akımların dünyayı yönettiği bir dönemde siyaset yaparken yaşadığımız zorluklar hepimizin pratiğinde mevcuttur. Bizler 5 bin yıldır ezilen ve sömürülen kadınlarız. Şunu çok iyi biliyoruz faşist ırkçı akımlar iktidara geldiği zaman kadınların üzerindeki ezme ve sömürülme cenderesi katlanarak artar. Biz şu an Türkiye’de tam olarak bunu yaşıyoruz.”

Hatimoğulları, konuşmasının devamında, “Bir yanımız savaş, öte yanımız AKP-MHP iktidarının en koyu sömürü ve baskısı. Kadınların binbir mücadele ile elde ettiği hakları, medeni haklarımızı, nafaka hakkını, İstanbul Sözleşmesini, 6284 Sayılı Kanunu tartışmalı hale getirmek isteyen bu iktidara biz kadınların en büyük cevabı Sevgili Gültan Kışanak’ın sözleriyle veriyoruz: En büyük kariyerimizi kadınlar olarak, onların bu ceberut iktidarlarını yıkarak yapacağız. Bütün yoldaşlarımıza da sözümüz olsun” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Diyarbakır’da düzenlenen kadın adayları tanıtım toplantısında açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları şunları söyledi:

“Merhaba jinên delal, hûn bi xêr hatin. Ehlen ve sehlen bikul cemîen. Sevgili kadınlar hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Ben üzerimdeki selamı sizlere ileterek sözlerime başlamak istiyorum. Birkaç gün önce Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ile beraber cezaevi ziyaretindeydik ve kadınları ziyaret ettik.

Sevgili Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Zeynep Boğa, Leyla Güven, Semra Güzel, Ayşe Gökkan’ın kucak dolusu selam ve sevgilerini iletiyorum sizlere. Onların şahsında, cezaevinde rehine tutulan bütün kadın yoldaşlarımıza selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. Sözümüz olsun ki o duvarları yıkana, o demir parmaklıkları eritene dek mücadelemiz devam edecek.

Bugün bu salonda toplanmamızın amacı halk oylamasıyla seçilen kadın eş başkan adaylarımızın ve meclis üyelerimizin tanıtımını yapmak. Bir geleneğin devamcısı olarak kadınların özgün mücadelesinin bir yansımasıdır bugün bu salon. Emin olun ki ne Türkiye’de ne bölgede ne dünyanın hiçbir yerinde bu kadar özgün, bu kadar başarılı, bu kadar tarihi bir mücadele az sayıdadır bu bölgede ve bütün dünyada.

Türkiye kadın hareketinin, Kürt kadın hareketinin el ele vererek özgün çalışmalarının, bağımsız kadın meclislerinin örgütlenmesi ile bizler bugüne kadar geldik. Bizler eğer bu salonda isek bugüne kadar başta feodalite olmak üzere 5 bin yıllık erkek egemen sisteme karşı kadınların verdiği mücadele tarihine borçluyuz bunları. Kürt kadınlarına borçluyuz, Türk kadınlarına borçluyuz bunları. Bu bölgede yaşayan bütün kadınların verdiği mücadeleye borçluyuz bunları.

Yaptığımız halk oylaması sadece Türkiye’ye değil bütün dünyaya örnek olacak bir halk oylamasıdır. Partilerin basitçe yaptığı ön seçimlere hepimiz tanıklık etmişiz. Bizler de geçmişte dönemlerde benzer ön seçimleri yaptık. Ama şu an yaptığımız bu oylamada sadece DEM Partililer değil geçmiş dönemde yöneticilik yapmış arkadaşlarımız, o kentin bütün demokrasi dinamikleri geldi ve tercihlerini yaptı. Esasen kent uzlaşısı dediğimiz şeyi bizler bu halk oylaması ile hayata geçirmiş olduk.

Doğrudan demokrasinin tecelli etmesini sağladık. Çünkü adayları da halk kendi iradesi ile seçti. Bu çok kıymetli bir şey. 5 bine yakın arkadaşımız yoldaşımız bu halk oylaması için çalıştı. Emek veren yoldaşlarımıza sizlerin huzurunda sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Başta analarımız olmak üzere, kadınlara, gençlere, yağmur çamur kar kış demeden o salonlara gelip saatlerce oy vermek için kuyrukta bekleyen değerli halklarımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Bizler zor zamanlarda mücadele veriyoruz. Coğrafyamızın çepeçevre savaşlarla sarıldığı, namluların halkların üzerine çevrildiği bir atmosferde siyaset yapıyoruz. Evet, çok zor koşullardayız. Bütün dünyada faşist, ırkçı, milliyetçi erkek egemen akımların dünyayı yönettiği bir dönemde siyaset yaparken yaşadığımız zorluklar hepimizin pratiğinde mevcuttur. Bizler 5 bin yıldır ezilen ve sömürülen kadınlarız. Şunu çok iyi biliyoruz faşist ırkçı akımlar iktidara geldiği zaman kadınların üzerindeki ezme ve sömürülme cenderesi katlanarak artar.

“Onların bu ceberut iktidarlarını yıkarak yapacağız”

Biz şu an Türkiye’de tam olarak bunu yaşıyoruz. Bir yanımız savaş, öte yanımız AKP-MHP iktidarının en koyu sömürü ve baskısı. Kadınların binbir mücadele ile elde ettiği hakları, medeni haklarımızı, nafaka hakkını, İstanbul Sözleşmesini, 6284 Sayılı Kanunu tartışmalı hale getirmek isteyen bu iktidara biz kadınların en büyük cevabı Sevgili Gültan Kışanak’ın sözleriyle veriyoruz: En büyük kariyerimizi kadınlar olarak, onların bu ceberut iktidarlarını yıkarak yapacağız. Bütün yoldaşlarımıza da sözümüz olsun.

Bu savaş cenderesinde Şili’den Arjantin’e, Tahrir Meydanı’ndan Rojava’ya, Bağdat’tan Hewlêr’e dünyanın dört bir yanında “biat etmiyoruz, itaat etmiyoruz, mücadele ediyoruz” diyen bütün kadınlara selam olsun! Selam olsun Klara Zetkinlere, Roza Lüksemburglara, Behice Boranlara, Şirin Tekellilere, Sakinelere, Sevêlere, Hevrîn Xeleflere! Buradan onlara sözümüz olsun ki 31 Mart seçimlerinde başta kadın eş başkan adayları olmak üzere belediyeleri tek tek kazanarak, kayyımları tek tek göndererek, kayyımcı zihniyetle tek tek hesaplaşarak demokratik ve ekolojik bir belediyecilik anlayışıyla, kadın özgürlükçü bir yerel yönetim anlayışıyla yerelden demokrasiyi güçlendireceğiz.

En çok görev biz kadınlara düşüyor. Bedel ödemiş, bu uğurda şehit olmuş kadınlara, cezaevinde bulunan kadınlara, açlık grevinde, adalet nöbetinde olan analarımıza, çocuklarının cenazeleri PTT kargoyla teslim edildiği halde barış demekten vazgeçmeyen analarımıza 31 Mart’ın zaferini hediye edeceğimizin sözünü buradan veriyoruz. Hepinize başarılar diliyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Özel’e: Dizleri Titremeye, Paçaları Tutuşmaya Başladı

İstanbul’da katıldığı bir açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birilerinin dizleri titremeye, paçaları tutuşmaya başladı. Ülkenin 2. büyük partisinin acemi genel başkanının birkaç gün önce belediye başkanları ile ilgili yaptığı skandal açıklama bunun açıkça görülmesidir” dedi ve ekledi:

“Neymiş, illerde başka partilerden adaylar olması oyunmuş… Meselenin daha vahim tarafı, suçladığı partilerin birkaç ay önce beraber ülkeyi yönetmeye talep olduğu partiler olması. Birkaç gün önce iş birliği yaptığı partileri ihanet ile suçlamak tam bir siyasi basiretsizlik örneğidir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kağıthane Meydanı’nda Kağıthane-Gayrettepe Metrosu’nun açılış töreninde bir konuşma gerçekleştirdi. Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“İstanbul Havalimanı ile Gayrettepe arasında kesintisiz ulaşım sağlayacağız. 37.5 km uzunluğundaki Gayrettepe – Kağıthane metrosu İstanbullu kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracaktır. Günlük yolcu kapasitesi 600 bin kişidir. Taksim – İstanbul Havalimanı arası 41 dakikaya, Taksim Göktürk arası 26 dakikaya, 4. Levent İstanbul Havalimanı arası 34 dakikaya inecektir. İstanbul’daki raylı sistem uzunluğu 338,5 kilometreye çıkıyor.

Biz hızlı tren hatlarını nasıl yaptıysak, aynı şekilde İstanbul’da da bunu yaptık. Raylı sistem projelerinde sinyalizasyon sistemi hattın beynidir. Aselsan-TÜBİTAK iş birliği ile artık başkalarına bağımlı olmaktan kurtuluyoruz.

Akıllı sinyal sistemlerini TÜBİTAK geliştirdi. Biz yapıyoruz. Dışarıdan ithal yok. Sürücüsüz metro araçları da Ankara Sincan’daki fabrikada üretiliyor. Bundan sonra hangi alanda olursa olsun hayata geçirdiğimiz her projede yerli ve milli teknolojilerin payının artırılmasını sağlayacağız.

Bizler 2 günü birbirine eşit olan ziyandadır anlayışına sahip bir inancın mensuplarıyız. Siyasette de parolamız vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermektedir. Şehirlerimizin sıkıntılarına çözüm bulmayı ana görevimiz olarak görüyoruz. Bizim siyaset anlayışımızda millete efendilik olmaz, hizmetkarlık olur.

Millete karşı kibirli, nobran davrananlar siyasette kaybetmeye mahkumdur. 31 Mart akşamı bunları da hep beraber göreceğiz. Milletin emaneti teslim ettiği ancak bunun hakkını veremeyenlerin siyaset sahnesinin tozlu raflarında unutulup gittiğini görürsünüz. Aynı şekilde milletin gönlünde taht kurmuş sayısız siyasetçimiz de var. Biz de milletimiz, ülkemiz ve insanlık için ne yaptık sorusunu kendimize soruyoruz.

Vesayetin gölgesinin ülkemizin üzerine karabasan gibi çöktüğü 90’larda Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak milletimiz ile aramıza kimse girmesine izin vermedik. Biz laf üstüne laf koyan değil, taş üstüne taş koyan olduk.

Bizim anlayışımızda ülkesine ve milletine gerçekten hizmet götürmek isteyen ya bir yol bulur ya da bir yol açar. Önümüze hangi engeller çıkarsa çıksın ülkeye ve millete hizmet mücadelesinden asla vaz geçmiyoruz. Bahane arama kolaycılığına kaçmadan Türkiye Yüzyılı hedefimiz doğrultusunda sabırla yürüyoruz.

85 milyon vatandaşımızın tamamı oy tercihlerinden bağımsız olarak eşit şekilde hizmete ve hürmete layıktır. Belediyelerimizi hiçbir zaman siyasi rengine göre ayırmadık. İstanbul bugün mevcut durumundan çok daha kötüye gitmemişse bunun sebebi bizim elimizi taşın altına koymuş olmamızdır.

Şehrin iflas bayrağını çekmesinin önüne geçtik. Şimdi biz Kağıthane’deyiz, buranın Haliç’e bağlanan kısmının nasıl pislik olarak aktığını belki gençler hatırlamayabilir ancak anneleri babaları hatırlıyor. Bütün bu pisliği, biz boğazın pırıl pırıl suyunu bağlayarak tertemiz yaptık. Biz yaptık. Söyledik mi yaparız. Bundan sonra da yapacağız. Siz de Muradınıza ermek istiyorsanız Murat’a sahip çıkacaksınız.

Ülkemizin 30 büyük şehrini ayağa kaldıracağız. Sadece son 2 yıl içerisinde 51 km’lik metro hattını İstanbulluların hizmetine sunmanın mutluluğunu yaşadık.

İstanbul gibi her gün büyüyen bir şehrin artan ulaşım altyapı ihtiyacına ve sıkıntılarına çözüm geliştiriyoruz. Kağıthane buralara geldiyse bizimle geldi. Şu an İstanbul genelinde toplam uzunluğu yaklaşık 53 kilometre olan 4 metro hattının inşası sürüyor.

Bu yılın ilk çeyreğinde 4 ayrı proje kapsamındaki 34,2 kilometre raylı sistem hattımızın ve üzerindeki 18 istasyonun açılışını gerçekleştireceğiz. Biz bu şehre ve insanlarına tarifsiz bir aşkla ve sevgiyle bağlıyız. 31 Mart seçimleriyle ilgili takvim işlemeye başladıkça herkesin gerçek niyeti ortaya çıkıyor. Kimin şehrine aşkla hizmet ettiği kiminse 5 yıl boyunca vaktini boşa geçirdiği netleşiyor.

Birilerinin dizleri titremeye, paçaları tutuşmaya başladı. Ülkenin 2. büyük partisinin acemi genel başkanının birkaç gün önce belediye başkanları ile ilgili yaptığı skandal açıklama bunun açıkça görülmesidir. Neymiş, illerde başka partilerden adaylar olması oyunmuş… Meselenin daha vahim tarafı, suçladığı partilerin birkaç ay önce beraber ülkeyi yönetmeye talep olduğu partiler olması. Birkaç gün önce iş birliği yaptığı partileri ihanet ile suçlamak tam bir siyasi basiretsizlik örneğidir.

Kağıthane’den sandıkların patladığını görmek istiyorum. Kimseyi küstürmeyeceksiniz, kucaklayacaksınız. Biz de Cumhur İttifakı bünyesinde diğer partilerle ortak aday belirleme konusunda görüşmeler yaptık ama hiçbir şekilde kimseyi ihanetle, oyun bozanlıkla suçlamıyoruz. Çünkü seçime nasıl girilirse girilsin nihayetinde hükmü millet verecek. Yeniden İstanbul diyoruz.

“Demokrasiden ürken bu kibirli zihniyet dersini alacaktır”

Millet vaatlere bakacak, hangi belediye başkanı tarafından şehrinin yönetilmesini istiyorsa tercihini ona göre yapacak. Biz de sandıktan çıkan iradeyi baş tacı edeceğiz her zamanki gibi. Bunlar halen tek parti faşizminin özlemi ile yaşıyorlar… Yıllar gelip geçiyor fakat bunların faşizan kodlarında zerre gerileme olmuyor. 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere her yerde demokrasiden ürken bu kibirli zihniyet dersini alacaktır.

Sistem İstanbul adını taşıyan proje paketimiz ile her alanda İstanbul’u yeniden hak ettiklerine kavuşturmayı hedefliyoruz. Yapılan hesaplamalara göre İstanbul’da her bir vatandaşımız yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Trafik yoğunluğu %64’e yükseldi. Zamanında attığımız adımlarla İstanbul’un çilesini bir nebze de olsa hafiflettik.

Hedefimiz ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürerek trafiği sorun olmaktan çıkartmaktır. Raylı sistemde uzunluğu 1004 kilometreye çıkartmak istiyoruz. İstanbul’da trafiği mesele olmaktan çıkartmak için raylı sistem ve trafik dağılımını dengeye ulaştırmayı hedefliyoruz. Bizim niyetimiz ulaşımda raylı sistemin payını yüzde 37’ye çıkartmaktır.

Şu andaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi acaba ne yaptı? Deniz ulaşımını iki büyük yeni hatla iki kat artıracağız. İstanbul’a sadece kaybolan yıllarını getirmekle kalmayacağız. Bu güzel şehri hakiki manada bir dünya yıldızı haline getireceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Tasfiye’ Açıklaması: Söz Konusu Değil

Tasfiye iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Battal Başkan, uzun süredir yaptığı göreve aday gösterilmemesinin verdiği üzüntüyle – ki bunu anlıyorum – meseleyi nesnel ve tarafsız değil, öznel bir yerden değerlendirmiş” dedi.

“Ne Alevinin ne Kürt’ün tasfiye olduğu yok” diyen Özel  “Kendisi “Ben aday gösterilmedim” deyip bunun üzerinden değerlendirme yapmış. Birkaç gün sonra o değerlendirmelerden pişmanlık duyacağını düşünüyorum. Üzüntüsüne veriyoruz. Sonuçta değişim olması lazım” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, dördüncü kez aday gösterilmeyince partisinden istifa etmişti. CHP’nin kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin tasfiye edildiğini ileri süren Battal İlgezdi’nin iddialarına CHP Genel Başkanı Özgür Özel yanıt verdi.

Sözce yazarı İsmail Saymaz’a konuşan Özel, Battal Başkan, uzun süredir yaptığı göreve aday gösterilmemesinin verdiği üzüntüyle – ki bunu anlıyorum – meseleyi nesnel ve tarafsız değil, öznel bir yerden değerlendirmiş” dedi.

“Ne Alevinin ne Kürt’ün tasfiye olduğu yok” diyen Özel “Kendisi “Ben aday gösterilmedim” deyip bunun üzerinden değerlendirme yapmış. Birkaç gün sonra o değerlendirmelerden pişmanlık duyacağını düşünüyorum. Üzüntüsüne veriyoruz. Sonuçta değişim olması lazım” diye konuştu. Özel şunları söyledi:

İstanbul’da Kemal Bey’i destekleyen Bora Balcıoğlu, ankette önde çıktığı için aday gösterildi. Gülizar Emecan, Bahçelievler’in adayı, kongrede karşımızdaydı. Battal Bey’in aday gösterilmediği gün aday gösterilen 10 kişiden dördü kurultayda karşımızdaki isimdi. Bir tasfiye söz konusu değil. Bu iddiaları, yayınlanan aday listeleri yalanlıyor.

Hatta bana şöyle eleştiriler geliyor: “Siyaset bu kadar objektifliği kaldırmaz. Kendine yakın isimleri koymalıydın bazı yerlere. Kılıçdaroğlu’na yakın ve kongrede yanında durmayanları görevlendiriyorsun” diyorlar. Böyle eleştiriler alıyorum.

Özel, “İstanbul’da neredeyse bütün muhalif partiler aday çıkardı. İyi Parti, Saadet, Zafer Partisi… Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

İstanbul’a talan ve rant geri dönmesin diye düşünen herkesin son derece stratejik oy kullanması ve çok sayıda adaylaşmayı kimin ve neyin körüklediğine dikkatle bakması gerekir. Büyükşehirleri parsel parsel satan ve kupon arsaları Arap şeyhlerine veren AKP belediyeciliği geri gelmesin diye büyük bir ittifaka ihtiyaç var. Bu ittifakın adı İstanbul İttifakı ve Türkiye İttifakı olacak. Ben seçmenin ferasetine ve öngörüsüne güveniyorum. Onlar büyük planı görüyor.

CHP Genel Başkanı Özel, “Başak Demirtaş’ın aday adaylığı hakkındaki yorumunuz nedir?” sorusunu ise “Tüm adaylıklar gibi o da demokratik bir hakkın kullanılmasına yönelik yaklaşımdır. Bir yorumum yok” diye yanıtladı.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Genel Merkeze Eleştiriler

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak Hakkı Alkan, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İYİ Parti’nin İstanbul adayı Buğra Kavuncu’nun İstanbul İl Başkanlığını yürüttüğü dönemde İl Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Hakan Alkan istifa ettiğini açıkladı.

Hakan Alkan sosyal medya hesabından istifa kararını açıklayarak “İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığında önceki dönem Yerel Yönetimler ve Uluslararası İlişkilerden sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. Bir süredir Genel Merkezin yönetim anlayışı ve politikalarıyla şahsımın düşünceleri uyuşmamaktadır. Bu sebeple, samimiyetle hizmet veregeldiğim İYİ Parti saflarından ayrılıyorum. Saygılarımla.” dedi.

İYİ Parti’nin milletvekili sayısı 38’e düştü

Öte yandan 14 Mayıs Genel Seçimlerinde İYİ Parti’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren 44 milletvekilinden 1’i ihraç edilirken 5’i istifa etti. Buna göre, İYİ Parti’nin Meclis’te bulunan milletvekili sayısı 38’e düştü.

İYİ Parti’de ilk milletvekili istifası Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’nun istifa ile başladı. Hatipoğlu, 2 Kasım 2023’te partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçti. Hatipoğlu, AK Parti’de Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.

İYİ Parti’de ikinci istifa Ankara Milletvekili Adnan Beker’den geldi. Beker, 16 Kasım’da partisinden istifa ettiğini duyurdu. Parti’de üçüncü istifa İYİ Parti 28. Dönem İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu Üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’ndan geldi. Yanıkömeroğlu, partisinin kuruluş amaç ve ilkelerinden bir süredir uzaklaştığını belirterek istifa ettiğini 6 Aralık’ta duyurdu.

15 Aralık’ta ise İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Son milletvekili istifası ise İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’dan geldi. Arslan, 21 Aralık’ta partisinden istifa ettiğini duyurdu. 5 Aralık 2023’te ise İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır partisinden ihraç edildi. Böylelikle İYİ Parti’nin Meclis’teki vekil sayısı 38’e indi.

Son dönemde İYİ Parti’de istifa eden ve görevden alınan diğer önemli isimler ise şöyle:

“İYİ Parti Adıyaman Kurucular Kurulu üyesi olan Mithat Solgun,
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok (Görevden alındı)
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner,
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve beraberindeki 6 Meclis üyesi,
2023 Genel seçimlerde İYİ Parti’den Hatay 2. sıra milletvekili adayı olan eski futbolcu Gökhan Zan.

Ayrıca, partide il yönetimlerdeki istifalar ise hala devam ediyor.

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan: Çelikten Olan İrademiz Hiçbir Şartta Eğilmeyecektir

Partisinin İl Eş Başkanları Toplantısı’nın açılışında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Doğaya, insana, halklara ve inançlara sahip çıkan ve bu konuda çok önemli bir irade ortaya koyan partimiz, şimdi de bütün baskılara ve engellemelere rağmen sadece Türkiye’de değil dünyada çok önemli bir demokratik model ortaya koymuş ve örnek bir tutum içerisinde olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Siz arkadaşların da emeğine sağlık. Önümüzdeki yıllarda bu demokratik modelin yavaş yavaş farklı toplumlara ve ülkelere sıçrayacağına, bir model olarak alınacağına ve üzerinde çalışılacağına eminim. Bu tarihi süreçte yer alan halkımıza, emekçilere, kadınlara, gençlere, kurumlara, sivil toplum örgütlerine de tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu halk oylaması sonuçları bir kez daha gösterdi ki bizim irademiz çimentodan değil çelikten. Partimiz bu çelikten iradenin her şart, ortam ve durumda eğilmeyeceğini, bükülmeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş olduğu pratikle hem dosta hem düşmana göstermiş oldu.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bugün DEM Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen İl Eş Başkanları Toplantısı’nın açılışında konuştu. Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:

“Dünyayı hep birlikte izliyoruz. Çok kutuplu bir dünya ama çok kutuplu düzensizliğin olduğu böylesine bir süreç de hiçbir dönem yaşanmamıştı. Hegemon güçlerin daha fazla rant ve menfaat için yapmadıkları şey yok. Siz de takip ediyorsunuz, ciddi bir düzensizlik, ciddi bir belirsizlik var. Vekalet savaşları başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok yerinde hegemon güçlerin kıvılcımıyla devam ettiriliyor. Rantı elde edenin yaşadığı coğrafyada savaşlar olmuyor. Savaşlar daha çok emekçilerin, ezilenlerin olduğu bölgelerde oluyor.

Rantı elde eden ile savaşta yaşamını yitiren insanlar aynı değil. Önümüzdeki dönemde de hem enerji sahalarına sahip olmak için hem de bu enerjinin güvenli şekilde kendi ülkelerine taşınması için mücadele ağırlıklı olarak devam edecek gibi duruyor. Bu savaşların, bu çatışmaların, bu vekalet savaşlarının yoğun olarak yaşandığı yerlerden birisi de bizim de yaşamış olduğumuz Ortadoğu coğrafyasıdır.

Suriye’de uzun süre bir savaş vardı. Nasıl bir savaş olduğunu gördük. Suriye’deki bu süreçte bütün hegemon güçlerin olduğunu hep birlikte gördük. Her birisi orada bir hamle yapmaya çalıştı. O yetmedi, şimdi İsrail ve Filistin arasında bir savaş, çatışma çıktı. Gazze’de Filistin halkına bir soykırım uygulanıyor. Ciddi bir işgal politikası devam ediyor. Bunu da alan kapmadan, enerji hatlarının güvenli bir şekilde batıya taşınmasından bağımsız düşünmemek gerekiyor. Şimdi yeni bir savaş ve çatışma alanı daha ortaya çıkardılar. Kızıldeniz’de de artık savaş gemileri var.

Belli ki orası yeni dönemde ciddi bir savaş ve çatışma alanı olmaya devam edecek. Kan üzerinden rant devşirmeye çalışıyorlar. Kan ve savaş üzerinden kendi yönetimlerini ve bekalarını yaşatmaya çalışıyor hegemon güçler. Diyalog yok, barış yok, meseleleri müzakere ile değerlendirme durumu asla yok. Türkiye bu denklemin neresinde diye sorarsanız; maalesef her ağzını açan barıştan bahsediyor ama Türkiye bir biçimiyle aslında savaş politikalarını tetikleyen, destekleyen ve hegemon güçlerden bağımsız olmayan bir duruş ortaya koyuyor.

En son TÜİK çok önemli bir şey söyledi. TÜİK aslında bizim dile getirdiğimiz, bütün sol sosyalist güçlerin dile getirdiği bir gerçekliği aslında itiraf etti. Türkiye İsrail’e silah göndermemiş, sadece parçalarını göndermiş! Eskiden Yeşilçam filmleri vardı. “Ben adam öldürmem ama cinayet işlerim” diyorlardı o filmlerde. Şimdi de silah göndermemişler, parçalarını göndermişler. Sadece montajını İsraillilere bırakmışlar.

Bununla da övünüyorlar. Bu nasıl bir siyaset? Silah göndermiyor, parçasını gönderiyor. Valla helal olsun, barışa büyük katkı sunuyor! Türkiye de bu bahsettiğimiz coğrafyada aktif bir şekilde bu savaş siyasetinin içinde yer alıyor. En son MGK sonuç bildirgesinde “Kızıldeniz’e barış gelmeli” demişti. Barışı isteyen bir ülke Ortadoğu’nun bir ülkesinde neden üs açmaya çalışır? Niye Ortadoğu’nun birçok ülkesine asker gönderir? Niye dolaylı olarak bazen de açık olarak oradaki paramiliter güçleri destekler?

Onların üs kurmasına, onlara lojistik destek sağlamasına yardımcı olur? Bunu anlamak da zor. Sanki her yere asker gönderen MGK’nın kendisi değilmiş gibi, sanki bu çatışmalı süreçte gönderilen askerlerin bir rolü yokmuş gibi bir yaklaşım sunuyorlar. Sanıyorlar ki dünya halkları, Ortadoğu’da yaşayanlar bu çelişkiyi görmüyor. Sormak lazım? Oradaki üslerdeki askerler acaba gül ticareti yapmaya mı gitti? Hayır, tabii ki böyle bir ticaret yapmaya gitmediler.

Belli ki önümüzdeki yerel seçimlerde yine milliyetçilik üzerinden, gerginlik ve çatışma siyaseti üzerinden bir süreçle karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla, bizler dün söylediğimiz gibi bugün de başta Ortadoğu’daki sorunlar ve Kürt meselesi olmak üzere askeri yöntemlerin sonuç vermeyeceğini, üs kurmayla Ortadoğu’ya barış gelmeyeceğini, asker ihraç ederek orada bir iyileşmenin sağlanmayacağını söylüyoruz.

Ortadoğu başta olmak üzere yaşamış olduğumuz bu coğrafyada bahsettiğimiz sorunların tamamının diyalog ve müzakere ile çözülebileceğine inanıyoruz, bunu tekrar ediyoruz. Bu iktidar yalan siyasetini yürütüyor. Çok sert konuşuyorlar bazen. Tarihte de defalarca karşılaştığımız gibi en sert konuşanlar yeri geldiği zaman en büyük çark edenlerdir. Türkiye siyaseti de buna en iyi örnektir. Yakın zamanda İsveç’in NATO üyeliği tartışıldı. “İsveç terörü destekliyor, terör yuvasıdır, asla NATO’ya girmez” diyen iktidar ve onun küçük ortağının en son nasıl çark ettiğini ve İsveç’in katılımına evet oyu verdiklerini izledik. Sisi’ye diktatör diyenler şimdi Sisi ile görüşmek için dünya kadar diplomatik mesai yapıyor.

Bunun gibi yüzlerce örnek verebiliriz. Bu iktidarın siyasetinin nasıl yalan üzerine kurulduğunu birkaç örnek ile anlatmaya çalıştım. Bir süre önce Recep Tayyip Erdoğan “Vatanı satmak yüksek faiz, enflasyon ve kötü yönetimle olur” demişti. Şimdi sizin huzurunuzda soruyorum: Enflasyon yüksek mi, yüksek. Faiz yüksek mi, her gün uyanıyoruz faiz artırılıyor. İyi mi yönetiliyoruz, hayır. O zaman Erdoğan’a sormak lazım, bu nedir? Sizin söylediğiniz vatanı satmaksa, şu anda bahsettiğiniz şeylerin tamamının Türkiye’de güncel olduğunu belirtmek istiyorum.

Bir de “Mertçe öldürüyorduk” diyen bir parti yetkilisi vardı. Bu parti başkanının çok açık bu sözleri hakkında biraz onuru, hukuk etiği olan savcıların, hakimlerin bir soruşturma açıp bu kişiyi yargılaması gerek. Söz konusu muhalifler, devrimciler, Kürtler olunca bu şeffaf öldürenler, işte bu sözlerine bu pratiklerine devam ediyorlar. Bunun takipçisi olacağız.

Öldürmenin, kaybetmenin, faili meçhul cinayetlerin namertçe olduğunu söylemiştik, tekrar ediyoruz. İranlı alim, düşünür Hafizi Şiraz, bir kitabında “Zalimler hedefine ulaşamaz” demiştir. Biz de buna katılıyoruz. Başta her gün Kürtleri idam sehpasına götüren İran olmak üzere, Ortadoğu’da savaş yanlısı olan, Kürt meselesinde çatışmayı, faili meçhul cinayeti, öldürmeyi, tutuklamayı hayata geçiren zalimlerin asla ve asla hedeflerine ulaşmayacağına biz de inanıyoruz.

“Türkiye artık bir kart toplumu oldu”

Ekonomiye gelince; sanırım bu salonda oturan arkadaşlar nasıl bir ekonomik durum içerisinde olduğumuzu bizden daha iyi biliyor. Asgari ücreti açıkladılar, günlerce onunla övündüler. 17 bin 2 lira, 2 lira da üzerine koydular ama bir ay geçmeden açlık sınırı 17 bin 440 lira oldu. Yani bir ay içerisinde övündükleri, o yüksek dedikleri asgari ücret şu anda açlık sınırının altında kaldı. On bir ay sonra nasıl bir noktaya geleceğini takdir edersiniz. Dolayısıyla Türkiye’nin büyük çoğunluğunun asgari ücretle geçindiği bu süreçte hepimizi çok daha büyük bir açlığın ve yoksulluğun beklediği ortadadır.

Düşünün Türkiye’de yoksulluk sınırı 48 bin 500 liraya çıktı. 48 bin lira yoksulluk sınırıdır. 17 bin lira ile insanların ailelerini nasıl geçindireceğini gerçekten merak ediyorum. Öyle bir noktaya getirdiler ki Türkiye artık bir kart toplumu oldu. Her emekçinin cebinde 3-5 tane banka kartı bulunuyor. Birinden çekiyor diğerinin asgarisini yatırıyor, oradan çekiyor diğerininkini yatırıyor. Yani toplumu kart toplumu haline getirdiler. Neredeyse o sirkteki cambazlar gibi oradan oraya koşturmaya ve bir biçimiyle ay sonunu getirmeye çalışan bir toplum haline geldik.

Takip ediyorsunuz her gün gencecik insanlar, her gün çoluk çocukları olan bireyler intihar ediyor. İntiharın temel sebebi bu yoksulluktur, bu ekonomik çıkmazdır, bu yaşadığımız ekonomik kaostur. Yine cinnet toplumu haline geldik. Her gün katliamların ve kavgaların, aile içi meselelerde en basit en sıradan sebeplerle insanların öldürüldüğü bir cinnet sürecini hep birlikte yaşıyoruz.

728 bin öğrenci okulunu dondurdu ya da okulunu bırakmak zorunda kaldı. Temel sebebi ekonomik sebeplerdir. Yurt bulsa harçlığı yok, ona harçlık gönderecek okumasını sağlayacak ailenin bir geliri yok. Türkiye’de konut sorunu, ulaşım sorunu, sağlık sorunu, beslenme sorunu hat safhada. Ama kendileri toplumu açlıkla imtihan ederken bir gün dahi bu imtihanı kendileri yaşamadılar. Bu durumu yaşamayanların, bu toplumu açlıkla imtihan etmesine itiraz ediyoruz, karşı duruyoruz.

Ve kesinlikle biz yönetime geldiğimiz zaman konutsuz tek bir ailenin kalmayacak; öğrencilerin ulaşımı ve okul giderleri sosyal devlet dediğimiz devlet tarafından karşılanacak. Bugün servis parası veremediği için küçücük çocuklar sırtında 10 kiloluk çantalarla okullara gitmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla aileler perişan, öğrenciler perişan. İnsanlar iş bulamıyor. Toplum bunu yaşıyor. Türkiye’de rahat yaşayanların, bunu dert etmeyenlerin AKP ve yanında bulunan bir avuç partizan olduğunu belirtmek istiyorum.

Yakın zamanda bir ön seçim süreci geçirdik. Yeni bir yöntemdi. Merkeziyetçiliği bir kenara bırakan, halkı esas alan, halkın kendisini yönetecek yöneticileri seçmesini sağlayan bu düşüncenin çok değerli olduğunu belirtmek istiyorum. Kimi yerlerde yetmezlikler, eksiklikler yaşanmış olabilir ama dünyada hiçbir yerde denenmemiş böylesine demokratik yöntemi ilk defa uygulamak da çok kıymetli. Ortaya çıkan eksiklikler, yanlışlıklar varsa, bunların önümüzdeki dönem tekrar etmemesi için de bir çaba içerisinde olacağız.

Yani 90 yerleşim yerinde on binlerce insanın oy kullanması demokrasi şöleni gibiydi. Uzun yıllardır göremediğimiz kitlesellikte, disiplinde insanlar 2 gün boyunca oy kullandılar, sandıklarının başında kaldılar ve gerçekten kendi yöneticilerini seçtiler. Belirlemiş olduğumuz bu demokratik halk oylamasına halkımız sahip çıktı, arkasında durdu. Burada emeği geçen halklarımıza bir daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

“Çelikten olan irademiz hiçbir şartta eğilmeyecektir”

Doğaya, insana, halklara ve inançlara sahip çıkan ve bu konuda çok önemli bir irade ortaya koyan partimiz, şimdi de bütün baskılara ve engellemelere rağmen sadece Türkiye’de değil dünyada çok önemli bir demokratik model ortaya koymuş ve örnek bir tutum içerisinde olmuştur. Siz arkadaşların da emeğine sağlık. Önümüzdeki yıllarda bu demokratik modelin yavaş yavaş farklı toplumlara ve ülkelere sıçrayacağına, bir model olarak alınacağına ve üzerinde çalışılacağına eminim.

Bu tarihi süreçte yer alan halkımıza, emekçilere, kadınlara, gençlere, kurumlara, sivil toplum örgütlerine de tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu halk oylaması sonuçları bir kez daha gösterdi ki bizim irademiz çimentodan değil çelikten. Partimiz bu çelikten iradenin her şart, ortam ve durumda eğilmeyeceğini, bükülmeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş olduğu pratikle hem dosta hem düşmana göstermiş oldu.

Biz bu merkeziyetçi, retçi, inkarcı sisteme yerel demokrasinin nasıl olduğunu kanıtlamaya çalışırken; onlar yine oyunlarla, hilelerle bizim bu irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Seçime 2 ay gibi kısa bir süre kaldı. Eminim Amed, Batman, Siirt, Wan, Kars, bütün Kürdistan’da ve batıdaki illerde yaşayan insanlarımız bu kayyımları göndermenin heyecanını yaşıyorlar. Eminiz, onları Ankara’ya göndereceğiz. Şimdi bunu hükümet de gördü.

Bugüne kadar adaylarımızın farklı yerlerden seçildiğini söyleyen ve bunu bir gerekçe yaparak kayyım atayanlar, Kürdistan’da kurulan sandıklarda adayları kimin seçtiğini çok iyi gördü. Yani burada artık söyleyecekleri bir söz de yok. Asker, polis, jandarma nerede artık kolluk varsa, özellikle Kürdistan’a kazanacağımız kentlere kaydırmaya çalışıyorlar. Nerede bir kışla varsa, nerede bir askeri nöbet kulübesi varsa yüzlerce binlerce asker polis taşıyorlar.

Görenler de zannedecek ki bu kolluk güçleri seçimde oy kullanmak için bu kadar heyecan yaşıyor. Öyle bir durum yok. Zorunlu, bilerek ve isteyerek bu taburları, bu askerleri AKP’ye oy kullanmak için taşıyorlar. Şimdi burada yine Kürtlerin yaşadığını, emekçinin yaşadığını görmeyen ve buna sessiz kalan bir muhalefetle, bir sivil toplumla karşı karşıya kaldık. Tek tek rakamları açıklamamıza rağmen, bir muhalefet partisi tarafından da çıkıp “Siirt’e 7 bin Siirtli olmayan asker, polis, jandarma niye taşınıyor?” sorusu sorulmadı.

Her yerde dile getirmemize rağmen özellikle Türkiye’de siyaset yaptığını söyleyenler buna itiraz etmediler, gündemlerine dahi almadılar. Bu konuda tek bir tane hükümeti eleştiren bir tutum ortaya koymadılar. Bizim dışımızda yine çıt yok. Kürdistan coğrafyasında yaşananlara duyarsız bir muhalefet ile karşı karşıyayız. Ama emin olun biz bu meselenin, bu zorba yaklaşımın, bu hileci yaklaşımın kesinlikle peşini bırakmayacağız.

Bu düzenbazların, bu yalancıların, bu hilebazların oyunlarını boşa çıkaracak güçlü bir iradeye sahibiz. Bunun gibi yüzlerce, binlerce oyunla karşılaştık. Bu çelik irade onların tamamını boşa çıkardığı gibi bunu da boşa çıkaracaktır. Kürdistan’a kaydırılan seçmenler de dahil olmak üzere itirazlarımızı reddeden savcılar, hakimler, seçim kurulları hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı belirtmiştik.

Şimdi bizlere büyük görevler düşüyor, en başta da siz il eş başkanı arkadaşlarımıza çok büyük görevler düşüyor. Onlar kaçak seçmen taşıyorlar, irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Onların getirdiği her bir kaçak seçmene karşı bizim iki kişiyi kazanmamız gerekiyor. Kendi halinde bırakırsak sonuçlar ortada. Kazandığımız oy oranının üzerinde bir seçmen taşıması var. Size soruyorum, bunu nasıl alt edeceğiz? Çok kolay. İkna edeceğiz, kazanacağız.

Demokratik yerel yönetim anlayışımızı anlatacağız. Dünyaya örnek olan demokratik yöntemlerimizi anlatacağız. Bunların usulsüzlüklerini, yolsuzluklarını anlatacağız. Bunların diyalogdan, müzakereden, barıştan, farklılıktan anlamadıklarını anlatmaya çalışacağız. En önemlisi de oy kullanmayan seçmenler. Birçok kentimizde aslında bunların taşıdığı seçmenden daha fazla gelip oy kullanmayan seçmenimiz var.

Şimdiden tezi yok her bir arkadaşımız onlara ulaşmalı, onları bu düzenbazlara karşı en kararlı bir şekilde iradelerini ortaya koymaya çağırmalıdır. 7 bin karşısında Siirt’in, Batman’ın, Kars’ın 15 bin seçmen olup oyunu kullanmaya gelmeyen insanımızı taşıması gerekiyor. Yine buradan siyasi partilere çağrı yaptık, ne kadar karşılığı olur bilmiyoruz. Onların gündemi farklı, hangi zenginin nerede belediye başkanı olacağıyla ilgileniyorlar.

Hangi müteahhittin, hangi zenginin belediye başkanı adayı olacağı kavgasını yürütüyorlar. Bakın Genel Merkezimizde tek bir tane aday adayı yok, tek bir tane aday yok, tek bir kavga yok. Çünkü onlara işaret ettiğimiz yer halkın kendisidir. Halkın ortaya koyduğu tercih de esas olduğu için burada bir şey yok. Barolara çağrı yapıyoruz. Barolar, hukuk kuruluşları, İnsan Hakları Derneği bu yobazlığa, bu düzenbazlığa karşı çıkmalıdır, onlar da suç duyurusunda bulunmalıdır. Bunu ilgili yerlere taşımalıdır.

Genel Merkezimiz bir çalışma yürütüyor. Genel Merkez önemli ama her şey değildir. Bizim ideolojik-politik çizgimizi yerelde hayata geçirecek, onu örgütleyecek, onu kurumlaştıracak olanlar siz buradaki arkadaşlarımızsınız. Partimiz aslında size emanet, yerel seçimler sizlere emanet. Dolayısıyla, seçimlere güçlü bir şekilde hazırlanmanız gerekiyor. Bizim oradaki her şeyimiz, sesimiz, kulağımız ve ismimiz olan; bu meseleyi sahada örgütleyen, hayata geçiren, sonuçlara sahip çıkacak olan aktörler bugün burada oturuyor. Tarihi bir süreçte sizler görev aldınız.

Bu tarihi süreci karşılamak gibi hepimizin bir borcu var. Bu süreçte kesinlikle yorulmak yok. Zaten maşallah bakıyorum genç bir ekip. Gerçekten önemli olan zaten duygu olarak genç olmaktır. Önemli olan bahsettiğimiz süreçleri aktif bir şekilde hayata geçirmektir. Eksikliklerimiz var, onu hep birlikte gidermeye çalışıyoruz. Başarılarımızı büyüteceğiz.

Daha büyük başarılara sahip olma iddiasıyla sahaya çıkacağız. Sizin temsil ettiğiniz parti, diğer siyasi partiler gibi değil; büyük emekler, bedeller ve değerlerle oluştu. Partimizin adının geçtiği her yerde kim olursa olsun bütün partilerin gıptayla baktıklarına emin olabilirsiniz. Tüm zorluklara rağmen nasıl onurlu bir mücadele yürüttüğümüzü dost da düşman da herkes çok iyi biliyor. Sıradan bir parti değiliz, değerler partisiyiz. Dolayısıyla, oturmak yok, kırılmak yok, küsmek yok. Son kalan 2 ayımızda parti binalarından artık çıkalım.

Kahvehanelerde, sokaklarda ev ev dolaşalım. Dokunmadığımız insan, değmediğimiz hane kalmamalıdır. Kendimizi anlatalım, gerçekliğimizi anlatalım. Bu zulüm düzeninin karşısında nasıl bir şeyi temsil ettiğimizi halkımıza anlatmaya çalışalım. Bu dönemin ruhu kesinlikle çalışmaktır. Bizi içe çeken konuları bir kenara bırakmak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Yine takip ediyorsunuz. Birçok kurumumuz Sayın Öcalan’a özgürlük ve üzerindeki tecridin kaldırılması için 1-15 Şubat tarihleri arasında bir yürüyüş gerçekleştirecek. Biz de DEM Parti olarak bu yürüyüşü destekliyoruz. Tekrar burada sizin huzurunuzda söylediklerimizi yenilemek istiyorum. Tecrit sorunları çözmüyor, derinleştiriyor.

Türkiye ekonomisini bu hale getiren tecrit şahsında Kürt sorununun çözümsüz kalmasıdır. Gerçekten bu ülke Ortadoğu’da barışı temsil edecekse, askeri üs yerine kendi demokratik değerlerini götürmek istiyorsa, tecridi kaldırarak diyalog ve müzakere ile Kürt sorununun çözümüne dönmelidir. Biz Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, emekçilerin, gençlerin olmadığı hiçbir denklemde yer almayacağız.

Onların siyaset tarzı yalan dolan olabilir ama bizimkisi diyalogdur, müzakeredir, Türkiye uzlaşısıdır. Bu zemini büyüterek ve başarıya ulaştırarak da öğrencilerin aç kalmadığı, okullarını terk etmediği, insanların yoksulluktan dolayı intihar etmediği, birlikte insanca yaşayacağımız bir demokratik Türkiye yaratmaktır. Buna olan inançla sizleri saygıyla selamlıyor, hepinize başarılar diliyorum.”

Paylaşın

CHP’den İttifaksız Yerel Seçimler Planı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaşırken, seçime girecek partilerinde ittifak görüşmeleri sona yaklaşıyor. Şu ana kadar herhangi bir partiyle işbirliği oluşturmayan CHP, seçimlere ittifaksız girme planı yapıyor.

CHP’li bir yönetici, “İş birliği görüşmeleri nasıl sonuçlanır bilmiyoruz ama seçmen nezdinde iş birliği, ittifak arayışına engel bir durum yok. Taban ittifakına güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Yerel seçimler yaklaşırken ittifak görüşmelerinde de sona geliniyor. AK Parti-MHP ittifakı tamamlanırken AK Parti ayrıca HÜDA-PAR, BBP ve DSP ile de görüşmeler yaptı. Yeniden Refah Partisi ile görüşmelerin önümüzdeki günlerde sonuçlanması bekleniyor.

Muhalefet cephesinde de CHP ile İYİ Parti, Memleket Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile bir iş birliği olmayacağı ortaya çıktı. CHP’nin DEM Parti ile görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı ise gelecek hafta belli olacak.

DEM Parti İstanbul kararını henüz vermedi ama her iki partiden birçok yönetici aday çıkarılmasının büyük sürpriz olmayacağını konuşuyor. Eğer tablo böyle olursa İstanbul’da mevcut belediye başkanı Ekrem İmamoğlu sadece partisinin desteği ile seçime girecek.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Peki ittifaksız seçimi kazanmak mümkün olur mu? CHP’li bir yönetici bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Her partinin kendi adayını çıkarma hakkı var. Biz bir yerde aday çıkarırken İYİ Parti’ye, DEM Parti’ye güvenerek çıkarmıyoruz. İstanbul zaten bizim yönettiğimiz bir belediye. İmamoğlu şu anda Türkiye’nin en güçlü siyasi figürlerinden biri.

Diğer muhalefet partileri aday çıkarırsa tüm seçmenleri o adaylara mı oy verir yoksa başka tercihler mi yaparlar, bunu bilemeyiz. İş birliği görüşmeleri nasıl sonuçlanır bilmiyoruz ama seçmen nezdinde iş birliği, ittifak arayışına engel bir durum yok. Taban ittifakına güveniyoruz.”

Paylaşın

Hafize Gaye Erkan’ı Merkez Bankası Başkanlığına Kim Önerdi?

Hafize Gaye Erkan’ın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığına kimin önerisi ile atandığına dair de yeni iddialar ortaya atıldı. Kulislere göre Erkan’ı Cumhurbaşkanına öneren isim Haluk Bayraktar.

Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığına getirilen Hafize Gaye Erkan’ı bugüne kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek’in önerdiği söyleniyordu.

Geçtiğimiz haftanın dikkat çeken gündem maddelerinden biri Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan ile ilgili iddialardı. Bunlar konuşulurken Erkan’ın Merkez Bankası Başkanlığına kimin önerisi ile atandığına dair de yeni iddialar ortaya atıldı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bugüne kadar hep Erkan’ı Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Mehmet Şimşek’in önerdiği söyleniyordu. Ancak kulislere göre Erkan’ı Cumhurbaşkanına öneren isim Türkiye’de ilk insansız hava aracını (İHA) geliştiren ve ihraç eden Baykar Teknoloji’nin genel müdürü Haluk Bayraktar.

İddiayı dile getirenler daha fazla detay vermese de iki ismin kariyer yolculuğundaki ortaklıklar dikkat çekici. Erkan İstanbul Erkek Lisesi, Bayraktar Kabataş Erkek Lisesi mezunu. Bayraktar Ankara’da, Erkan İstanbul’da ama her iki isim de Endüstri Mühendisliği eğitimi alıyor.

Aynı yıllarda Bayraktar Columbia Üniversitesi’nde, Erkan Princeton Üniversitesi’nde doktora yapıyor. Bayraktar’ın ABD’deki eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye döndüğünü, Erkan’ın ise kariyerine ABD’de devam ettiğini görüyoruz.

İki ismin yolları hiç kesişti mi bilmiyoruz ama Bayraktar’ın Erkan’ın Merkez Bankası Başkanlığına atanmasından mutlu olduğunu, o süreçte yaptığı, “Oldukça başarılı bir eğitim ve iş hayatı geçmişi bulunan ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan ilk kadın başkan olan Sayın Hafize Gaye Erkan’a yeni görevinde başarılar dilerim…” paylaşımından biliyoruz.

Paylaşın

Bahçeli, DEM Parti Üzerinden CHP’ye Yüklendi

Mersin’de “Cumhur Bizim Türkiye Hepimizin” temalı açık hava toplantısında açıklamalarda bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Demlene demlene dejenere olmuş teslimiyetçi CHP’ye Mersin’in mesajını veriyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Bu ‘evet’lerinizle Mersin’in çaresiz olmadığını gösteriyorsunuz. İnanıyorum ki Mersin kamburlarından kurtulacak. Liman ve lojistik kenti olan Mersin ayak bağlarını söküp atacak. Yalan ve yıkım belediyeciliğinin 63 günlük ömrü kaldığını kaydeden Bahçeli, yozlaşmış belediyeciliğinin sonunun göründüğünü aktardı.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, Mersin’in gücüne güç katacağını, yükseldikçe yükseleceğini belirterek, “Bu şehirde yaşayan hiçbir vatandaşımız ilgisiz ve kimsesiz bırakılmayacak. Herkesin elinden tutacağız. Bağın, bahçenin, bostanın bereketi olacağız. Mersin’den Antalya’ya kadar otoyolların tünelini tamamlayıp Torosların iki yakasını kenetleyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), yerel seçim mitinglerine aday çıkardığı iki büyükşehirle başlıyor. İlk mitingi bugün Mersin’de gerçekleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Cumhur bizim, Türkiye hepimizin” sloganıyla seçmene seslendi. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sosyal medya belediyeciliği, ideolojik ve ilkel belediyecilik anlayışı Mersin’i yorgun düşürmüştür. Yolsuzluk ve hukuksuzluk Mersin’in önünü kapatmıştır. Belediye imkanlarının kimlere ve nerelere aktarıldığını biliyoruz. Mersin’den Anamur’a kadar belediye eliyle peşkeş çekilen işletmeleri bu kapsamdaki ahlaksız kazançları biliyoruz.

Şimdiye kadar kazanan bir avuç çıkarcıdır. CHP’li büyükşehir belediyesi bağlanan umutları israf etmiştir. CHP’li büyükşehir belediyesiyle hayal kırıklığı devasa boyutlara ulaşmıştır.

Artık beceriksizlere kapıyı göstermeliyiz. İnsanımıza dokunamayanlara uğurlar olsun demeliyiz. Yıkım belediyeciliğinin 63 gün süresi kaldı.

Demlenmiş, rehin altına alınmış CHP’den kurtuluş için harekete geçecek miyiz? Önümüzdeki 5 yıl için sizlerden onay istiyoruz. Herkes tersine giderken, biz Mersin’i daha da büyütmek daha da geliştirmek arzusundayız. Cumhur İttifakı’nın birbirinden değerli belediye başkan adaylarıyla Mersin’in hizmetine talibiz.

Gazze’de kahredici bir dram yaşanıyor. 114 gündür çocuklar katlediliyor. İsrail soykırım suçu işliyor. Artık bu kan durmalı. Silahlar susmalıdır. İsrail-Filistin arasında barış sağlanmalı. İki devletli çözüm iklimi oluşmalıdır. Geçtiğimiz Cuma günü Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’in barbar saldırılarıyla ilgili ihtiyati tedbir kararı alınması müspet bir gelişmedir. İsrail’in hukuksuzluğunu tescil eden bu ara kararı hiçbir ülke yok sayamaz. Güney Afrika’nın İsrail’e açtığı soykırım davasının esastan görüşülecek olması mühim bir adalet ve hukuk kazanımıdır.

Türkiye insanlığın safında, zalimlerin karşısındadır. Bundan dolayı çılgına dönenleri görüyoruz. Ayağımıza çelme takmak için vaziyet alanların bilincindeyiz. Türkiye’nin iç sorunlara gömülmesini sağlamak için terör örgütlerini kullanıyorlar. Maksat Türkiye’yi durdurmak ve taviz koparmak. Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki varlığımızı çekemiyorlar. Terörü kaynağında yok etme stratejimizi engellemek için her yolu deniyorlar, üs bölgelerimize saldırıyorlar.

“ABD’nin Suriye’den ve Irak’tan çekilmesinden başka seçenek yoktur”

ABD, Irak ve Suriye’deki varlığımızdan son derece huzursuzdur. Operasyonların icrasından memnuniyetsizdir. Peki ABD, Suriye’de ne arıyor? Irak’ta ne geziyor? Teksas krizinden sonra ABD’nin komşu ülkelerdeki varlığı gayri ahlakidir. ABD’nin Suriye’den ve Irak’tan tamamıyla çekilmesinden başka mantıklı bir seçenek kesinlikle yoktur.

İsveç’in NATO’ya katılım protokolünün onaylanmasının ardından ABD’nin sözünde durarak F-16’larla ilgili beklentimizi derhal karşılaması müttefiklik namusudur. Türkiye egemenlik haklarından vazgeçmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti milli ve üniter bir devlettir; hiç kimse bu tarih gerçeğini değiştiremeyecektir.

Demlenmiş CHP, terörle mücadeleye şaşı bakmaktadır. TBMM’de terör saldırılarına karşı hazırlanmış ortak metinlere imza atmayan bu CHP’dir. Bugünkü CHP bitmiştir, tükenmiştir, iflas etmiştir. Bugünkü CHP işgal edilmiştir. Mersin’i demlenmiş CHP musibetinden arındırmak milli güvenliğimiz, huzurumuz, onurumuz adına mecburiyettir.

MHP ve Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe demokrasi güvence altındadır. Türkiye’nin temel ve öncelikli meselelerinin köklü çözümlerle buluşturulması hususunda, her çalışmayı yapacak yine Cumhur İttifakı’dır. Türkiye’nin ne geçmişinde ne de geleceğinde zillete yer yoktur.

Unutmayınız; elbette yapacağız. Hep birlikte başaracağız. Aziz vatandaşlarım, 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan seçimler, 31 Mart 2024 tarihinde pekişip, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşü inşallah seriye bağlanacaktır. Güçlü yasama, kararlı yürütme, uyumlu belediye diyoruz. Yerelde iktidar, ülkede istikrar iradesindeyiz. Aklın yolu birdir. Genelden yerele birlik, ülkemizde yönetimde dirlik amacındayız.

Ayırmadan, ayrışmadan Mersin için canla, başla çalışacağız. Mersin için üreteceğiz, geceyi gündüze katacağız.

Paylaşın

Partilerin Oy Pusulasındaki Yerleri Belli Oldu: AK Parti 1, CHP 18, DEM Parti 9

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere katılacak siyasi partilerin oy pusulasındaki yerleri belli oldu. Pusulada, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) 1. sırada yer alırken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 18. sırada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ise 9. sırada yer aldı.

Haber Merkezi / Pusulada, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 31. sırada, İYİ Parti 2. sırada, Saadet Partisi 34. sırada, Türkiye İşçi Partisi (TİP) 32. sırada yer alacak.

31 Mart’ta yapılası planlanan yerel seçimlere katılacak siyasi partilerin oy pusulasındaki yerlerini belirlemek için Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) kura çekimi yapıldı.

Kura çekiminden öne Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, seçime katılma yeterliliğine sahip 36 parti tespit edildiğini söyledi; ancak Yenilik Partisi’nin seçime katılmayacağını bildirmesiyle kura çekimine 35 partinin katıldığını aktardı.

Büyük Türkiye Partisi’nin ise ismi Ocak Partisi olarak değiştirildiğinden kura çekimine bu isimle katıldı.

31 Mart 2024 pazar günü yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne katılma hakkı kazanan partiler ve pusuladaki yerleri şu şekilde:

1- Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti)
2- İYİ Parti
3- Sol Parti
4- Büyük Birlik Partisi (BBP)
5- Memleket Partisi

6- Anavatan Partisi
7- Demokratik Sol Parti (DSP)
8- Yeniden Refah Partisi
9- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti)
10- Türkiye Komünist Partisi

11- Anadolu Birliği Partisi
12- Zafer Partisi
13- Halkın Kurtuluş Partisi (HKP)
14- Türkiye Komünist Hareketi (TKP)
15- Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)

16- Gelecek Partisi
17- Yeni Türkiye Partisi
18- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)
19- Emek Partisi
20- Hür ve Dava Partisi (HÜDA-PAR)

21- Hak ve Özgürlükler Partisi
22- Ocak Partisi
23- Adalet Birlik Partisi
24- Demokrat Parti
25- Güç Birliği Partisi

26- Millet Partisi
27- Milli Yol Partisi
28- Adalet Partisi
29- Genç Parti
30- Aydınlık Demokrasi Partisi

31- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)
32- Türkiye İşçi Partisi (TİP)
33- Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi)
34- Saadet Partisi
35- Vatan Partisi

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Seçimlere Kendi Adaylarımızla Giriyoruz

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan DEVA Lideri Ali Babacan, şu ana kadar hiçbir parti ile işbirliği konusunda anlaşmadıklarını, işbirliği ihtimaline kapıyı kapatmadıklarını ancak bu talebin yerelden gelmesi gerektiğini belirtti.

Ali Babacan, büyük şehirlerde ise kendi adaylarıyla seçimlere gireceklerini, “Dolayısıyla biz kendi adaylarımızla büyükşehirlerden seçime doğru hızla koşuyoruz. Bütün büyükşehirlerde kendi adaylarımızla seçime gidiyoruz” diyerek açıkladı.

Yerel seçim çalışmaları kapsamında Kocaeli’de yurttaşlarla bir araya gelen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ardından partisinin Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyaret etti.

Burada 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan Babacan, şu ifadeleri kullandı: Seçimlere doğru gidiyoruz. Bu seçime kendi ismimizle kendi adaylarımızla giriyoruz. Hukuken yerel seçimlerde ittifak diye bir şey yok. İttifak kavramı hukuki anlamda sadece genel seçimlerde geçerlidir. Ancak farklı işbirliği modelinden söz edilebilir. Biz yerel seçimlere giderken şu ana kadar hiçbir parti ile herhangi işbirliği yapmadık.

Şu oldu; yerel illerimizden genel merkeze iş birliği önerileri geldi, fakat bu iş birliği önerileri getiren arkadaşlara dedik ki ‘İlimizde 2 veya 3 parti aranızda belli noktaya gelmişsiniz ama diğer partilerin genel merkezleri bundan haberi var mı?’ diye sorduğumuzda bu sorunun cevabını alamadık.

Dolayısıyla bu iş birliği olacaksa yerelden gelecek taleple olmalı ve genel merkezlerin ancak onayıyla olmalıdır. Dolayısıyla bu güne kadar bizim Türkiye’nin hiçbir yerinde hiçbir parti ile işbirliği anlaşmamız olmadı.

Aday listelerinin 20 Şubata teslim edilmesine kadar süre var, olurda herhangi bir ilçemizden işbirliği modeli oluşturulursa, teşkilatlarımızdan bize böyle bir teklif gelirse, ilgili diğer siyasi partilerin genel merkezlerinin de olumlu dönüşüyle değerlendirme sonucunda olabilir, biz tamamıyla kapıyı kapatmış değiliz ama bu güne kadar böyle bir şey olmadı. Dolayısıyla biz kendi adaylarımızla büyükşehirlerden seçime doğru hızla koşuyoruz. Bütün büyükşehirlerde kendi adaylarımızla seçime gidiyoruz.

Paylaşın