MHP Lideri Bahçeli, Yine DEM Parti’yi Hedef Aldı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, “31 Mart seçimlerinden kısa süre sonra, DEM’lenmiş bazı belediye başkanlıklarında sahnelenen azgın tahrikler, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetine yönelik hakaretamiz muamele ve haince tacizler geçmişten ders almayan muhasım tortularının dış bağlantılı sipariş eylemleridir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vatanımızın bir bölümünde İstiklal Marşı’nın söylenmesine direnen, Türk bayrağının asılmasını ve şehitlerimize saygı duruşunu reddeden, Aziz Atatürk ile Cumhurbaşkanımıza kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanan bölücü alçaklar bu milletin evladı, Türkiye Cumhuriyeti’nin de mensubu olamazlar. Ülkemizi fiilen işgal altında gösterme provalarını hazmetmek mümkün değildir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bahçeli, yayımladığı mesajda şu ifadeleri kullandı:

“23 Nisan 1920 Cuma günü Ulus’taki tek katlı taş binada milli iradenin tecellisiyle beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmış, meşalesi yakılmıştır. Kuran-ı Kerim tilavetleriyle, kesilen kurbanlarla, dudaklardan dökülen aminlerle, yüreklerden kopan dileklerle İlk Meclis tarih sahnesindeki yerini muazzam bir inançla almıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mart 1920 tarihinde yayımladığı Genelge kapsamında seçimler yapılmış, seçilen mebuslar Meclis-i Mebusan’dan iltihak eden mebuslarla birlikte Ankara’da toplanmıştır.

Türk milleti makus talihini yenmek, tarihsel rotasını yenilemek amacıyla bizzat devreye girmiştir. O tarihte tadilatı tamamlanmamış binada toplumun her kesiminden, ülkenin her yöresinden, her meslek grubundan, farklı farklı dünya görüşleri olsa bile ortak paydaları vatanseverlik olan mebuslar istiklal sevdasıyla bir araya gelmişlerdir. Dünya üzerinde, zillet ve zulmete, işgal ve ihanete Meclisi’nin etrafında kenetlenip savaş açan ikinci bir millet o güne kadar ne duyulmuş ne de görülmüştür. Nitekim Meclis’in kurulması milli kurtuluş fikrinin demokratik olarak teşkilatlanması, maşeri vicdanda kök salmasıdır.

“Ülkemizi fiilen işgal altında gösterme provalarını hazmetmek mümkün değil”

31 Mart seçimlerinden kısa süre sonra, DEM’lenmiş bazı belediye başkanlıklarında sahnelenen azgın tahrikler, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetine yönelik hakaretamiz muamele ve haince tacizler geçmişten ders almayan muhasım tortularının dış bağlantılı sipariş eylemleridir. Vatanımızın bir bölümünde İstiklal Marşı’nın söylenmesine direnen, Türk bayrağının asılmasını ve şehitlerimize saygı duruşunu reddeden, Aziz Atatürk ile Cumhurbaşkanımıza kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanan bölücü alçaklar bu milletin evladı, Türkiye Cumhuriyeti’nin de mensubu olamazlar. Ülkemizi fiilen işgal altında gösterme provalarını hazmetmek mümkün değildir.

Türk milletini “yerel halk” ifadesiyle değersizleştirmeye hizmet eden müfsit zihniyetin, son günlerde maruz kaldığımız skandalların asal sorumlusu olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir. Küresel Emperyalizmin tasallut ve telkini altında iç huzur ortamını zedelemek suretiyle faal halde bulunan terör sevicilere boyun eğmek, serpilen hıyaneti özgürlük ve demokrasi çerçevesinde normalleştirip yumuşatmak, bilinmelidir ki, milli felakete çanak tutmak, devlete ve millete kast etmektir.

Ay yıldızlı al bayrak bağımsızlığımızın simgesi, İstiklal Marşı hürriyet namusumuzun, birlik ve beraberlik hissiyatımızın manzum seslenişidir. Bunlara kim karşı geliyorsa, bunlarla kimlerin sorunu varsa, mutlak surette hukukun amir hükümleri işletilerek hesaba çekilmelidir. Gelişmeler karşısında aziz milletimiz infial halindedir. Türk bayrağını kabullenemeyen şerefsizlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından derhal çıkarılması, mallarına-mülklerine el konulması, bunun yanında DEM Parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, müfettiş görevlendirilmesiyle oyalanmaktan ve zamana oynamaktan vazgeçilmesi tarihe, ecdada, vatana ve millete namus borcudur.

Türkiye Cumhuriyeti’ni sömürge ülkesi veya çadır devleti görenlerin taşıdıkları sorumluluk ne olursa olsun bedel ödemeleri hayat memat konusudur. Sandık sonuçlarını, bekamızın ve bağımsızlığımızın önüne, hatta üstüne çıkarmaya gayret eden terör maşalarının ateşle oynadıklarını ikazla bildirmek tarihi bir vazifemizdir. Bu nedenle, Millet Meclisimizin açılması ile başlayan sürecin manasını ayrıntıları ile bilmenin, devlet ve millet hayatımızda yeniden karşımıza çıkan tehditlerin doğru anlaşılmasında mühim bir tesiri olacağına inanıyorum.

Türkiye’yi Mondros ve Sevr şartlarına tekrar sürüklemeye çalışan terör piyonları bu hesap hatasının sonuçlarına en ağır şekilde katlanmak durumundadır. En müşkül anlarda bile Türk milletine gücü yetmeyenlerin, bugün yeni metotlarla şanslarını bir kez daha denemeye kalkışmaları beyhude bir çabadır. Tarihin acı ve tatlı hatıralarla kapanmış sayfalarını, son bulmayan intikam duygularıyla, asla hak etmediğimiz insanlık dışı iftiralarla yeniden açılmasına heveslenmek dikkat etmemiz gereken bir tehlike olarak karşımızdadır.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve millet ise Türk’tür”

Türkiye’nin yükselişi, tıpkı 23 Nisan 1920‘de tecelli eden şuurda anlamını bulduğu gibi; ayrışmayı değil birleşmeyi, dağılmayı değil buluşmayı, parçalanmayı değil kucaklaşmayı, farklılaşmayı değil bütünleşmeyi hedefleyen kolektif anlayışla mümkündür. Dün olduğu gibi bugün de, kardeşliğimize musallat olan gelişmeler karşısında en önemli direnç gücümüz milli birlik ve dayanışma ruhumuzdur. Meclis’i Gazi, varlığı Gazi, devleti Gazi olan bir milletin teröre ve hıyanete bulaşmış, dış düşmanlarla el ele vermiş siyasi bölücülere göz yumması düşünülemeyecektir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve millet ise Türk’tür.

Hiçbir bölücü odağın, terörizme yardım ve yataklık yapan hiçbir menfur oluşumun, Mehmetlerimize kurşun sıkan hiçbir hain örgüt uzantısının, İstiklal Marşımıza ve Türk bayrağına düşmanlık besleyen hiçbir işgal artığının Gazi Meclis’te yeri olamaz, demokrasi adına söyleyecek tek bir sözleri dahi bulunamaz. Dün en buhranlı anlarda, en ağır şartlarda bile demokrasinin erdeminden ayrılmayan Gazi Meclis’te her fikre cevaz vardır, ama ihanete, bölücülüğe, bölünmeye icazet yoktur, izin yoktur, fırsat yoktur, katiyen de olamayacaktır. Bu tarihi ve milli kararlılığa herkesin riayeti samimi dileğimdir.”

Paylaşın

“İYİ Parti Delege Listelerinde Usulsüzlük” İddiası

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de delege listelerinde usulsüzlük olduğu iddia edildi.

Haber Merkezi / İddiayı dile getiren İYİ Partili Rıdvan Uz, “Bu talihsiz ve üzücü vaka karşısında hukuki girişimler gün içinde gerçekleştirilecek ve hukuki düzeltmeler yapılacak olup detay açıklama hukuki müracaatlar sonrası yapılacaktır” açıklamasında bulundu.

27 Nisan’da olağanüstü kurultay yapmaya hazırlanan İYİ Parti’de, kurultay delegeleri listesinde usulsüzlükler tespit edildiği öne sürüldü. İYİ Parti Çanakkale Milletvekili ve Kurucular Kurulu Üyesi Rıdvan Uz, “Bu talihsiz ve üzücü vaka karşısında hukuki girişimler gün içinde gerçekleştirilecek ve hukuki düzeltmeler yapılacak olup detay açıklama hukuki müracaatlar sonrası yapılacaktır” açıklamasında bulundu.

Rıdvan Uz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: “İYİ’ler ve Cesurlar Hareketinin siyasi alanda vücut bulmuş hali olan İYİ Partimiz, 5. Olağanüstü Kurultayını 27/04/2024 tarihinde gerçekleştirecektir. Genel Merkezimiz tarafından Çankaya İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına 19/04/2024 tarihinde teslim edilen kurultay delegeleri listesinin incelenmesinde seçme ve seçilme hakkına halel getiren ve 146 yıllık demokratik seçim geleneğimize darbe vuracak SİSTEMLİ VE ORGANİZE USULSÜZLÜKLER yapıldığı tespit edilmiştir.

Bu talihsiz ve üzücü vaka karşısında hukuki girişimler gün içinde gerçekleştirilecek ve hukuki düzeltmeler yapılacak olup detay açıklama hukuki müracaatlar sonrası yapılacaktır. Kongremizin zamanında, herhangi bir şaibeye meydan vermeden ve tartışmasız şekilde icrası edilecektir. Bu hususta gerekli tedbirler alınmış olup, partimizin hiçbir üyesinin bu aşamada endişe etmesine mahal yoktur. İYİ Parti 5. Olağanüstü Kurultay Delegelerine ve Türk kamuoyuna arz ederim.”

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan’dan ‘Kürt Sorunu’ Açıklaması: Konuşalım Ve Çözelim

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kürt Sorunu”na ilişkin yaptığı açıklamada, “Devlet İttifakı var, Ergenekon İttifakı var, MHP var, kimi JİTEM ittifakları, kontralar var… Ama böyle devam etmek isterlerse Kürtler direnir, halklar ve emekçiler direnir. Pes etmez. Kaybettirmek için elinden gelen bütün çabayı ortaya koyar” dedi.

Tuncer Bakırhan, çözüm için hazır olduklarını belirterek şunları söyledi: “Biz DEM Parti olarak, daha sert bir süreci karşılamaya da varız, diyaloğa ve müzakereye de varız. Başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye’deki sorunların müzakere ile tartışılarak çözülmesi için de üzerimize düşen tüm sorumluluğu da yerine getirmeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Biz asla şu kişi ile olur, şu kişilerle olmaz demeyiz. Bu yaklaşım diyalektiğe aykırıdır. Bizim derdimiz; önce muhatabımızı yaratıp sonra sorunu çözmek değil, çabamız sorunu çözmektir.

Çözüme kim geliyorsa buyursun oturup konuşalım ve çözelim. Türkiye halklarını da dahil ederek çözelim. Dolayısıyla AKP’nin yarın ne yapacağını bilmiyoruz ama biz karşımızdakinin soruna yaklaşım konusundaki samimiyetin, stratejisini, programını, planını gerçekten samimi olup olmadığına bakarak, gerekli olan adımları atarız. Biz açığız, hazırız. Biz varız. Ama karşımızdakinin samimi olması gerekiyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Mezopotamya Ajansı‘na konuştu. Seçim sonuçlarının yeni bir kapı araladığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, seçimde CHP ve DEM Parti’nin kazanımla çıktığını vurguladı. İktidar bloğunun seçimden ağır bir yenilgiyle çıktığını belirten Bakırhan, şunları söyledi:

“Bir önceki genel ve cumhurbaşkanı seçimlerdeki sonuçlar ile 10 ay sonrasında yapılan yerel seçimler sonrasındaki bu fark niye oluştu sorusunu sormak gerekiyor. Birincisi, hükümet iyi yönetmiyor. Ciddi bir ekonomi ve demokrasi sorunu var. Özgürlükler sorunu var. İkincisi, dış politikada tutarlı bir siyaset izlemiyor. Üçüncüsü, tek adam sistemine geçme ile yani ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemine’ geçtikten sonra Türkiye her anlamda sınıfta kaldı. Her anlamda ciddi kriz ve sorunlarla boğuşan bir hale geldi. Dolayısıyla halk 10 ay önce yapmış olduğu tercihlerden farklı bir tercih yaptı. 22 yıllık iktidara ‘yeter’ dedi. İktidar partisi ilk defa ikinci parti oldu.”

32 yerleşim yerine asker ve polislerin taşındığını ancak buna rağmen DEM Parti’nin çoğu belediyeyi kazandığına dikkat çeken Bakırhan, “Bazı kentler ise, büyük oranda kaydırmalardan kaynaklı elimizden gitti. Ama biz bunları kayıp olarak saymıyoruz” dedi. Bakırhan, seçmen taşınan bölgelerle ilgili şunları söyledi:

“Şırnak’ta seçmenlerin yarısından fazlası dışarıdan gelen asker, polis ve kolluk kuvvetleriydi. Buna rağmen az farkla elimizden aldılar. Kars’ta kaçak seçmen sayısını çıkartırsanız eğer oyumuzu arttırdığımızı ve belediyeyi kazandığımızı göreceksiniz. Bitlis’te partimize verilen 2 bin 500 ile 2 bin 800 arasında oyumuzu göz göre göre iptal ettiler. Buna dair yaptığımız itirazlarımız da reddedildi. Birçok belde ve ilçelerde durum böyle oldu. Tüm bunlara rağmen iktidar kaybetti. Sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’de de kaybetti. Bu da Türkiye’de yeni bir kapı, yeni bir umut, yeni bir yol ve yeni bir mücadele zemini ortaya çıkartmıştır. Biz de ortaya çıkan bu yeni tablo ışığında önümüzdeki dönemde daha fazla çalışıp, daha fazla sahada olacağız. Ciddi bir örgütlenme seferberliği başlatacağız. Kısacası iktidarın Kürt sorununa yaklaşımı, kayyımcı anlayışı iktidara kaybettirdi.”

Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Abdullah Zeydan’ın seçilme hakkının elinden alınma girişimi sonrasında Van’da başlayan protestolar hakkında konuşan Bakırhan, “Van halkı bu haksızlığı, bu irade gaspını görerek, eşi benzeri görülmemiş bir sahiplenme ortaya koydu. Bence bu saatten sonra Türkiye siyasetinde Van öncesi ve sonrası biçiminde tartışmamız gerekiyor. Van halkı aslında bir nevi bundan sonra ‘kayyıma geçit yok’ ve ‘kayyımı da kabul etmeyiz’ mesajı verdi. İktidar ve iktidar içerisindeki klikler ile yargı içerisindeki klikler hem o dayanışma hem de o direniş karşısında geri adım attı. Halk oyunu boşa çıkarttı” dedi.

Van’da özellikle son 8-10 yıllık baskıcı politikanın Kürtlerde yaratmış olduğu etkinin test edilmeye çalışıldığını belirten Bakırhan, şunları söyledi:

“Bu ön yoklama sadece seçimlerle ilgili değildi. Ama Van bir gerçekliği ortaya çıkardı; o da kimi durumlarda bazen izleyen ama söz konusu iradesi ve geleceği olunca muazzam direniş ortaya koyan Kürtlerin aslında devletin baskıcı politikalarından çok etkilenmediğini de ortaya koydu. Devlet orada yanıldı. İktidar yanıldı. Kayyımcu zihniyettin başardık anlayışı Van’da param parça oldu. Onun için evet o durum bir ön yoklamaydı.

Van başarısız olsaydı bu sadece seçimlerde değil, başka biçimlerde de vücut bulabilirdi. Van iyi bir uyarıcı oldu. Biz zaten iktidarın saldırı politikalarından etkilenmediklerini biliyorduk ama nasıl etkilenmediklerini bir kez daha gördük. Onun için seçimler evet bir kapı araladı ama Van’daki dayanışma ve direniş gerçekten yeni bir iklim zemini açtı. Bence Kürt halkı hem Türkiye halkları da bu durumda büyük dersler çıkaracaktır. İktidar da mevcut politikalarının saha da karşılık bulmadığını görmüş oldu.”

“İktidar bloğunda güç ilişkileri değişecek”

İktidarın Kürt sorununa yaklaşımlarından dolayı seçimi kaybettiklerini vurgulayan Bakırhan, “En başından söyledik; çözmeyen çözülür. Dolayısıyla güç ilişkileri değişecek. Dışarıya yansıyan boyutlarıyla AKP içerisinde bir tartışma süreci başladı. Belki baskı politikalarının dozajını arttıracaklar. Ama tutmuyor. Yani baskı ile bitmiyor. Baskı çözüm değil. Çözüm diyalog ile müzakere ile olur. İradeyi esas almak ile olur. Ben AKP’nin de bir yol ayrımında olduğunu düşünüyorum” dedi.

Seçimlerin ardından AKP’nin yaklaşımlarının değişebileceğini ancak 22 yıldır kurulan güç dengelerinin olduğunu söyleyen Bakırhan, “Devlet İttifakı var, Ergenekon İttifakı var, MHP var, kimi JİTEM ittifakları, kontralar var… Ama böyle devam etmek isterlerse Kürtler direnir, halklar ve emekçiler direnir. Pes etmez. Kaybettirmek için elinden gelen bütün çabayı ortaya koyar” diye konuştu.Bakırhan, çözüm için hazır olduklarını belirterek şunları söyledi:

“Biz DEM Parti olarak, daha sert bir süreci karşılamaya da varız, diyaloğa ve müzakereye de varız. Başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye’deki sorunların müzakere ile tartışılarak çözülmesi için de üzerimize düşen tüm sorumluluğu da yerine getirmeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Biz asla şu kişi ile olur, şu kişilerle olmaz demeyiz. Bu yaklaşım diyalektiğe aykırıdır. Bizim derdimiz; önce muhatabımızı yaratıp sonra sorunu çözmek değil, çabamız sorunu çözmektir.

Çözüme kim geliyorsa buyursun oturup konuşalım ve çözelim. Türkiye halklarını da dahil ederek çözelim. Dolayısıyla AKP’nin yarın ne yapacağını bilmiyoruz ama biz karşımızdakinin soruna yaklaşım konusundaki samimiyetin, stratejisini, programını, planını gerçekten samimi olup olmadığına bakarak, gerekli olan adımları atarız. Biz açığız, hazırız. Biz varız. Ama karşımızdakinin samimi olması gerekiyor.

CHP’nin kürt sorununa yaklaşımı

“Kobanê Davası, Van’daki dayanışma, kayyımlara ilişkin CHP’li yetkililerin, Sayın Özgür Özel’in yapmış olduğu açıklamalar kıymetlidir” diyen Bakırhan, ” Ama bir bütünen Kürt meselesinin müzakere ile diyalog ile çözülmesini ‘CHP istiyor’ dedirtecek düzeyde değil. Önümüzdeki dönem CHP’ye de büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu meselelerde samimi olmak, Kürde samimi yaklaşmak, bu sorunun çözümünde gerçekten demokratik bir irade ve sorumluluk ortaya koymak CHP’ye kaybettirmez. CHP’ye kazandırır. Nitekim son seçimlerde Kürdün ortaya koymuş olduğu irade, dayanışma net bir şekilde ortada duruyor” diye konuştu.

“CHP, fırsatçı bir şekilde davranıp nasıl olsa ‘AKP baskı uyguluyor ve Kürtler bu baskı politikaları karşısında başka tercihlerde bulunuyor’ havasına kapılırsa kaybeder” diyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

“CHP için büyük bir şans doğmuştur. Yüz yıldır çözülmeyen Kürt meselesini, ikinci yüzyılda diyalog ile çözme fırsatını yakalamıştır. CHP samimi ve doğru bir yaklaşım ile gerçekten Türkiye’nin demokratik geleceğinde önemli bir rol ve misyon oynayabilir. Önümüzdeki dönemde bunun sadece seçim ile sınırlı bir yaklaşım mı olduğunu, seçim kazanımları için ortaya konulmuş bir taktik mi olduğunu ya da stratejik bir yaklaşım mı olduğunu hep birlikte göreceğiz. Biz kimseye düşman değiliz. Ama kimseyi de sınırsız, sonsuz olarak yanında, arkasında destekleyen bir güç de değiliz. Doğru söyleyen, doğru yapan, Türkiye demokrasisine kazandıran, kazandırmak isteyen ve bu konuda bir politikası, programı olan her siyasi parti ile -sadece seçimlerde değil- yan yana gelir, birlikte oturur ve konuşuruz. Çözüm için elimizden geleni de ortaya koyarız.

Paylaşın

“Kabine’de Değişiklik Bekleniyor” İddiası

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde istenilen sonucu alamayan AK Parti’de genel başkan Erdoğan’ın önce ilçe ve il başkanlıkları, ardından A takımı olarak adlandırılan kurmay ekibinde değişiklik yapacağı öne sürüldü.

Erdoğan’ın daha sonra Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde de değişiklik yapacağı ve 3 bakan haricinde hiçbir bakanın yerinin garanti olmadığı iddia edildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda ‘değişim’ mesajı vermesinin ardından kulis bilgileri ortaya çıktı. İddiaya göre Erdoğan ilk olarak AK Parti’de, ardından Kabine’de değişiklik yapacak.

TGRT Haber Ankara Haber Müdürü Ahmet Sözcan, AK Parti’de MYK sonrası kulis bilgilerini paylaştı.

Parti içinde raporların analiz edildiğini devam ettiğini belirten Sözcan, “Hangi illerde ne kadar oy alındı, ilçe ilçe simülasyonlar gerçekleştirildi. Neden oylar düştü, neden yükseldi gibi değerlendirmeler yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün bunları ayrıntılı şekilde değerlendiriyor. Aynı zamanda anket çalışmaları da dürüyor. Neden AK Parti’ye oy vermediniz, aday profilini mi beğenmediniz, mevcut başkan vaatlerini yerine getirmedi mi gibi… Bütün bu çalışmalar bittikten sonra Erdoğan’ın düğmeye basmasını bekliyoruz” dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan istişare mekanizmasını işletiyor, sonunda nihai kararını verecek” diyen Sözcan, şunları aktardı:

“Onun ardından düğmeye basmasını bekliyoruz. İlk etapta ilçe ve il başkanlıkları, ardından A takımı olarak adlandırılan kurmay ekibinde bir değişiklik olmasını bekliyoruz. Sonbaharda yapılacak kongrede de Merkez Karar Yönetim Kurulu’nda değişiklik bekliyoruz. Bu kapsamda Kabine’de de bir değişiklik olabileceği yönünde kulis bilgileri var. 3 bakan haricinde hiçbir bakanın yerinin garanti olmadığı kulislerde konuşulmuştu.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Erken Seçim’ Açıklaması: Böyle Giderlerse Yakın

Erken seçim tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “31 Mart seçimlerin sonuçlarından dolayı ben bir erken seçim tartışması başlatmayacağım dedim. Şimdi emeklinin sesini duymazsan, gençlerin geleceklerini karartmaya devam edersen, millet erken seçim isterse ben de haydi derdim. Böyle giderlerse yakın” dedi.

Özgür Özel, Erdoğan ile görüşmeye ilişkin ise, “MYK’yı bugün dördüncü kez toplayacağız. PM’yi topladım. Önceki dönem genel başkanlarımızla ile de görüşeceğim. Biz bir kişinin karar verdiği yapı değiliz. Biz ortak karar alır, istişare ederiz. Genel başkanlarımızın görüşlerini alacağım.

Bunun sonucunda da sayın Cumhurbaşkanı’nın takvimine göre randevu isteyeceğiz. Randevuyu Çankaya’ya verirse sevinirim. Meclis de olabilir. Beştepe’yi doğrudan tercih etmem ama mekan tartışması için de bu görüşmeyi heba etmem. Çünkü içerik mekandan önemli” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Özel, Now TV’de yayınlanan İlker Karagöz ile Çalar Saat programında konuştu. Özel’in açıklamalardan öne çıkanlar şu şekilde:

“Biz bunun bir yerrel seçim olduğunu unutmuyoruz. Millet sizi birinci parti olmanızı istiyoruz dedi. Sen kibrini göstermeyi sürdürürsen, millet erken seçim de ister. İnsanların cebinde parası yok. İnsanların ‘bunlarla olmuyor’ demesi erken seçim çağrısından çok daha etkilidir. Ben bir erken seçim çağrısı yapmayacağım. Ama milletimize kulak vermeye devam edeceğiz.

“Emeklilerin sesini duyurmak için…”

Çok yakında bir büyük emekli mitingi yapacağız. Yeri ne olur, ne zaman olur, onu değerlendireceğiz. Ama bizim mitinglerimiz barışçıl mitingler olacak. Emeklilerin sesini duymamaya devam ederlerse biz, emeklilerin sesini duyurmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Yürütmenin atması gereken adımlar var. Belediyelerimiz tasarruflu bir şekilde yönetilecek. Ne olursa olsun, mazaret üretmeyiz. Bu enkazı hep birlikte ayağa kaldıracağız. Milletin bu yoksulluğunda onları rahatsız edecek… Belediyeyi biz aldık diye CHP’lilerin çocukları işe girecek diye bir şey yok. İşe giren hakkıyla girsin. 31 Mart’ta atılan tokat kibre, şatafata atılmış tokattır. Sen yaparsan sana da atılır.

Sayıştay, belediye AK Partili diye suç duyurusunda bulunmamış. Bağımsız yargının mensupları kimin huzuruna gidiyorlarsa ondan çekinip de suç duyurusunda bulunmuyorlar. Normal şartlarda siyasetçiler Sayıştay’dan korkar. Eskiden başbakanlar Sayıştay’dan korkardı. Şimdi de Sayıştay, yürütmenin başından korkuyor.

IMF ile el sıkışıyorlar. Poz veriyorlar. Ama itiraf etmiyorlar. IMF neler isteyecekse ona benzer kemer sıkma politikalarını iktidar uyguluyor. Elbette güçlükler olur. Ama bir avuç zengine KKM verilecek ama emekliye zam yapılmayacak. Böyle olmaz. Fiyatlar sürekli artıyor. Asgari ücrete yılda dört kez zam yapılmalı. Bunlar iki kez yapacağız diyordu, artık onu da yapmıyorlar.  Sendikacılar da sendikacılığını yapacak. Bundan sonra CHP, mecliste olması gerektiği zaman mecliste sokakta olması gerektiği zaman sokakta olacak. Hakkını aramak isteyen herkese destek vereceğiz.

Bu ülkenin beka sorunu 4 gençten 3’ünün yurtdışına gitmek istemesidir. CHP iktidar olduğunda zaten bütün dünyaya vizesiz gidecekler. Avrupa Birliği üyesi olacaklar.”

Paylaşın

Türkiye’nin Askeri Harcamaları Yüzde 37 Arttı

Türkiye’nin askerî harcamaları 2023’te 2022’ye göre yüzde 37, 2014-2023 arası dönemde de yüzde 59 artış gösterdi. Türkiye, 2023’te Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYİH) yüzde 1,5’ini askeri harcamalara ayırdı, Türkiye’nin harcamalarının küresel harcamalardaki payı ise yüzde 0,6 oldu.

NATO’ya üye 31 ülkenin 2023’teki askerî harcamaları ise 2022’ye göre yüzde 5,2 artarak 1 trilyon 341 milyar doları buldu. NATO ülkelerinin dünyadaki toplam harcamalarda payı yüzde 55 oldu.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2023 yılına dair küresel askerî harcamalarla ilgili raporunu açıkladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Dünya çapında askerî harcamaların toplamı bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 2 trilyon 443 milyar dolara ulaştı. Böylece 2009’dan bu yana harcamalarda en keskin artış yaşanmış oldu.

Askerî harcamalarda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 916 milyar dolarla başı çekerken tahminî verilere göre 296 milyar dolarla Çin ikinci ve 109 milyar dolarla Rusya üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri 83,6 milyar dolarla Hindistan ve 75,8 milyar dolarla Suudi Arabistan izledi.

Türkiye ise 15,8 milyar dolarlık harcamayla, 2022’ye göre bir sıra yükselerek dünya genelinde 22’nci sırada yer aldı. Türkiye’nin askerî harcamaları 2023’te 2022’ye göre yüzde 37, 2014-2023 arası dönemde de yüzde 59 artış gösterdi.

SIPRI raporuna göre Türkiye, 2023’te Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYİH) yüzde 1,5’ini askeri harcamalara ayırdı, Türkiye’nin harcamalarının küresel harcamalardaki payı ise yüzde 0,6 oldu.

NATO’ya üye 31 ülkenin 2023’teki askerî harcamaları ise 2022’ye göre yüzde 5,2 artarak 1 trilyon 341 milyar doları buldu. NATO ülkelerinin dünyadaki toplam harcamalarda payı yüzde 55 oldu. Rapor hazırlanırken İsveç’in üyeliği henüz gerçekleşmediğinden 32’nci üye İsveç’in verileri NATO kapsamında rapora yansıtılmadı.

NATO’daki toplam askerî harcamalarda ABD’nin payı yüzde 68 olurken AB’ye üye 27 ülkenin payı yüzde 28 ile son on yılın en yüksek oranına ulaştı.

NATO’ya üye ülkelerin GSYİH’larının yüzde 2’sini askeri harcamalara ayırması hedefine ise 31 üyeden 11’i ulaştı. NATO üyelerinin harcamalarının GSYİH’ya oranı ortalama yüzde 1,9 oldu. Sadece üç üye ülke; ABD, Türkiye ve Hırvatistan son on yılda bu oranı artırmadı. Türkiye’nin askeri harcamalarının GSYİH’sına oranı 2014’te yüzde 1,9 iken bu oran yüzde 0,4’lük düşüşle 2023’te yüzde 1,5 oldu.

Ukrayna’ya bir yılda 35 milyar dolarlık askerî yardım

Batılı ülkelerin harcamalarında Ukrayna’ya yapılan askerî yardımlar da rol oynadı. SIPRI’nin tahminlerine göre Ukrayna’ya 2023’te toplam 35 milyar dolarlık askerî yardım yapıldı, bu yardımın 25,4 milyar dolarlık kısmı ABD’den geldi.

Ortadoğu’da da askerî harcamalar son on yılın rekorunu kırdı. 2023’te askerî harcamalar yüzde 9’luk artışla 200 milyar doları buldu. Bu artışta bölgedeki en büyük üç müşteri; Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye’nin harcamaları etkili oldu. İsrail’in askerî harcamaları yüzde 24 artarak 27,5 milyar dolara ulaştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de ‘Değişim’ Sinyali

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde istenilen sonucu alamayan AK Parti’de genel başkan Erdoğan’ın AK Parti MYK toplantısında ‘değişim’ sinyali verdiği öne sürüldü.

Erdoğan, toplantıda yardımcısı Cevdet Yılmaz’a da “Çarşı pazar ve fiyat artışı meselesinin üzerine çok sert gideceğiz” dediği iddia edildi.

Sözcü yazarı İsmail Saymaz, bugünkü yazısında, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti MYK toplantısına ilişkin kulis bilgilerini aktardı.

İsmail Saymaz’ın yazısından ilgili bölüm şöyle:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, yakında Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) değişime gideceği sinyalini verdi.

Erdoğan, toplantıda, “MYK’mızda nasıl bir yol yürüyeceğimizi gözden geçirip bir karar vereceğiz” dedi.

Erdoğan, tarih vermedi.

Ancak MKYK üyeleri, kadro değişikliğinin yakın bir zamanda olacağını düşünüyor.

Kimlerin kadro dışı bırakılacağı, kimlerin devam edeceği kestirilemese de Hayati Yazıcı, Ali İhsan Yavuz, Yusuf Ziya Yılmaz, Erkan Kandemir ve Fatih Şahin’in tırpandan payını alabileceği konuşuluyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı eleştirdi

Erdoğan, toplantıda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı sert bir şekilde eleştirdi. Koca’ya dönerek, “Randevularla alakalı şikayetler var. Sorunu seninle çok ciddi ele alacağız ve gerekeni yapacağız” dedi.

Erdoğan, Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a da “Çarşı pazar ve fiyat artışı meselesinin üzerine çok sert gideceğiz” dedi.

AK Partili yetkililer partide köklü bir değişim gerektiğini ifade ediyor. “Sadece üç beş birimle toparlanacak iş değil. Bu genel bir iklim. CHP kaybetseydi tek başına yerel yönetimler başkanı mı suçluydu?” diyorlar.

Bu arada, Monako Yat Kulübü’nde ıstakoz ve Maldivler’de tatil AK Parti’de gündem olmayı sürdürüyor. AK Partili yetkili “Herkes onu konuşuyor. Sahici olmayan hiçbir kimseyi siyasete almamalısınız. Siyaset sahici insanların işi” diyerek, İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’yı eleştiriyor.

Benim gördüğüm, AK Parti’ye siyasetsizlik havası hakim. Bu yüzden AK Parti, içerisinden etkili aktör çıkaramıyor. Ya Murat Kurum gibi bürokratlarla ya da Şebnem Bursalı gibi AK Parti dışından figürlerle yürümek zorunda kalıyor.

AK Parti, aktör çıkaramadığı gibi…

Siyasi tutum da alamıyor.

Örneğin, hemen herkes eleştirdiği halde Bursalı’ya bir ceza verilemiyor.

Yeniden Refah Partisi, bu siyasetsizlikten besleniyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti’de Üst Düzey İstifa: Meral Akşener’e Sert Eleştiriler

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak Bilge Yılmaz, Meral Akşener’i eleştirerek istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Akşener’in altılı masa sürecinin kötü bir müzakereyle yürüttüğünü belirten Bilge Yılmaz, “Partimizin kurumsal yapısı kişilerin çıkar, eğilim ve beklentileri karşısında çöktü. Parti lideri Sn. Meral Akşener ise Altılı Masa sürecinin her aşamasında kötü bir müzakere süreci yürüttü ve Kemal Kılıçdaroğlu adaylığını önleyemedi” dedi ve ekledi:

“Bu süreç, 3 Mart günü sert ve duygusal bir tepkiyle masadan ayrılma ve 3 gün sonra 7 cumhurbaşkanı yardımcılığı modelini kabul ederek masaya dönmeyle sonuçlandı. Bu tutarsızlık liderin siyasi kredisini tüketti.”

İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu. Yılmaz, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili İYİ Partililer, 2021 senesinden bu yana daha demokratik ve daha müreffeh bir ülkede yaşamak için sizlerle birlikte siyasi bir mücadele verdim. Türkiye’ye gelirken, iktidara destek verenler dâhil daha iyi bir Turkiye hayal eden milyonlarca makul seçmeni İYİ Parti’nin ikna edebileceğini ve bunu başarabilecek kadro ve söylemlere sahip olduğunu düşünüyordum.

Açıkçası, beklentilerimde beni yanıltmayan birçok uzmanlık sahibi ve düzgün karakterli insanla tanıştım partide. Beni partim için çalışmaya bu insanların samimiyeti ve ülkelerine duyduğu sevgi teşvik etti, yüreklendirdi. İYİ Parti, doğru bir kurumsal yapı ve güçlü liderlik ile seçmenin talep ettiği boşluğu doldurmaya aday bir aktördü. Ne var ki, zaman içinde partinin zaafiyetlerini hep birlikte gördük.

Partimizin kurumsal yapısı kişilerin çıkar, eğilim ve beklentileri karşısında çöktü. Parti lideri Sn. Meral Akşener ise Altılı Masa sürecinin her aşamasında kötü bir müzakere süreci yürüttü ve Kemal Kılıçdaroğlu adaylığını önleyemedi. Bu süreç, 3 Mart günü sert ve duygusal bir tepkiyle masadan ayrılma ve 3 gün sonra 7 cumhurbaşkanı yardımcılığı modelini kabul ederek masaya dönmeyle sonuçlandı. Bu tutarsızlık liderin siyasi kredisini tüketti.

Geride kalan bir sene içinde ise sürekli olarak bir mağdur psikolojisi içinde ve yaşadığı bütün sorunların kaynağını dışarıda arayan, kendini sadece dışarıya düşmanlık ederek meşrulaştıran bir liderlik tarzı izledik. Artık kendi dışına konuşamayan, toplumun sadece sansasyonel haberler ve skandallarla ilgisini çekebilen bir parti kaldı geriye. Birçok iyi niyetli, temiz karakterli insan milletvekili aday listelerine ve belediye başkan adaylarına baktıkça haksızlığa uğradığını, emeğini boş yere heba ettiğini düşünüyor. Partiye oy veren vatandaşlar ise tepkilerini ya sandığa gitmeyerek ya da başka partilere oy vererek gösteriyor. Geldiğimiz nokta budur.

2023 yılında birçok kez İYİ Parti’nin ülkemizde iyi bir yönetime kavuşması için kilit bir görevi olduğunu ve kurumsal problemlerini çözmek zorunda olduğunu hem yetkili kurullarda hem de kamuya açık bir şekilde dile getirdim. Genel başkanımızın ricası ile Aralık 2023’te parti liderliğine son bir şans vermek için geri çekildim. Maalesef kötü gidiş devam edince 28 Şubat 2024’te şahsi çıkarların ortak hedeflerin önüne geçtiğini, muhalefet partilerinin genel seçim kazanabilmesi için yeniden yapılandırılması gerektiğini açıkladım.

“Umudum başkaydı”

Önümüzde bir kongre süreci var ve Sn. Meral Akşener örnek bir davranış göstererek aday olmayacağını açıkladı. Ne var ki, İYİ Parti’nin bu cendereden çıkabilmesi mevcut genel başkan adaylarının rekabetinin yarattığı atmosfer ile mümkün olmayacak. Bu süreçte umudum başkaydı. Parti olarak geldiğimiz noktayı ortak akıl ile ele almalı ve meseleyi genel başkanlık rekabetinin ötesine taşımalıydık. İYİ Parti’nin meselesi kimin genel başkan olacağı değil partinin nasıl yeniden toplumun tamamına konuşabilecek ve umut veren bir yapıya dönüşeceğidir. Görüyorum ki, bu noktanın çok uzağındayız.

Bir yılı aşkın süredir yapılan yanlış tercihler beni İYİ Parti’den ayrılmaya ve ülkemiz için yeni bir yapı altında çalışmaya itiyor. Ancak seçim sürecinde partiye zarar vermemek ve delegenin bana verdiği GİK üyeliği yetkisine ihanet etmemek için bekledim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış olmanın huzuruyla İYİ Parti’den ayrılıyorum. İYİ Parti’de birlikte çalışma fırsatı yakaladığım tüm vatansever insanlara minnettarım. Başta genel başkan adayları olmak üzere herkese gelecek kongrede başarılar diliyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Belediye Başkanlarına Uyarılar

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde birinci parti çıkan CHP’de genel başkan Özgür Özel, belediye başkanlarına uyarılarda bulundu. Özel, belediye başkanlarının israftan, lüksten, şatafattan uzak durması gerektiğini söyledi.

CHP Lideri Özgür Özel ayrıca, yeni seçilen belediye başkanlarına, “Popülizmden uzak durun, genel siyasete karışmayın” talimatı da verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı kapsamında belediye başkanları ile yaptığı kapalı toplantıda konuşulanlar belli oldu. Birgün’den Mustafa Bildirici‘nin edindiği bilgilere göre Özel, başarılı belediye hizmetlerinin tüm belediyelerde ortaklaştırılmasının önemine işaret etti.

Çalışmaların ortaklaştırılması amacıyla Genel Merkez koordinasyonunda çalışma yapılacağını kaydeden Özel, gençler için özel projelerin, yeni destekleyici adımların belediyeler tarafından atılmasını önemsediğini anlattı.

CHP Genel Merkezi’nin en çok üzerinde durduğu ve tüm belediyelere yaygınlaştırılmasını istediği projenin, “Genç Kart” uygulaması olduğu bildirildi. Öte yandan belediyelere, emeklilerin geçim sorununu azaltacak hizmetlerin üretilmesi talimatı verildi.

Toplantıda Özel, belediye başkanlarının israftan, lüksten, şatafattan uzak durması gerektiğini kaydetti. 31 Mart seçimlerinde kibrin değil, tevazunun kazandığının altını çizen Özel, Genel Merkez’in belediyelere her türlü desteği vereceğinin altını çizdi. Genel Merkez koordinesinde kurulacak etkin denetim mekanizmalarının, başkanların performansının ölçülüp değerlendirileceğini de kaydedildi.

CHP Lideri Özel’in başkanlara şunları söylediği öğrenildi: “Dönem, ayağa garanti pas dönemi. Tribünlere şov yapma dönemi değil. Sorunları dağ gibi olan vatandaş bizlerden en öncelikli sıkıntılarının çözülmesini bekliyor. Vatandaşa, ‘Bu başkanlar bu işi biliyor. Oy verdim pişman değilim. Allah onlardan razı olsun’ dedirtmemiz lazım. Millet bunu dediği zaman başarı kendiliğinden gelecektir. Bu seçimde Tayyip Erdoğan elindeki kamu gücüyle devletle milleti yarıştırdı.

Biz her kesimden oy aldık, hizmet edeceğiz. Bu seçimde eski ile yeni yarıştı. Onlar eskide inat etti biz yeni şeyler söyledik. Biz yeni kalmaya halkın içinde kalmaya devam edeceğiz. Sırtımızda büyük bir sorumluluk var. Önümüzde tarihin akışını değiştirme fırsatı var. Atatürk’ün partisini Cumhuriyetin ikinci yüzyılında iktidar yapma fırsatı var.”

“Popülizmden uzak durun, genel siyasete karışmayın”

Özgür Özel’in öte yandan, yeni seçilen belediye başkanlarına, “Popülizmden uzak durun, genel siyasete karışmayın” talimatı verdiği de belirtildi. Çalıştayın son günü belediye başkanlarına Genel Merkez’den talepleri de soruldu. CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre başkanlar en çok, iktidarın belediyeler üzerinde baskısının azaltılması için hukuki destek istedi.

Paylaşın

İYİ Parti’de “Meralciler”in Kurultay Beklentisi

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti, olağanüstü kurultaya gidiyor. Genel Başkan Meral Akşener’in aday olmayacağı kurultayda parti yöneticileri Koray Aydın, Müsavat Dervişoğlu ve Tolga Akalın liderlik için yarışacak.

Ancak bu üç isim de Akşener ile siyasete başlamış ya da Akşener olduğu için İYİ Parti’ye katılmış birçok isim açısından bir seçenek değil. İYİ Parti Meclis grubunda birçok milletvekili, “üç adaya da mesafe koyup, tarafsız davranacağını sadece kurultayda mecburen oy kullanacağını” söylüyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Seçimden hemen sonra, dar bir zaman diliminde yapılan kurultayın sağlıklı sonuç vermeyeceğini kaydeden birçok İYİ Partili, “Genel başkan aday olsaydı delege nezdinde sorun yaşamazdı. Ancak kamuoyu nezdinde bir güven kaybı yaşıyor. Sonuç olarak ‘Başarısız olursam bırakırım’ sözünün arkasında durdu. Ancak bunun bir geçiş süreci olacağını düşünüyoruz. Bir yıl sonra olağan kurultay var. Asıl yarış orada olur. Bu arada da daha sağlıklı tartışmalar yapıp, yaraları sarabiliriz” diyor.

Öte yandan seçimlerde umduğunu bulamayan İYİ Parti’de bunun nedenlerine dair tartışma devam ediyor. Seçimlere “Hür ve müstakil” girme kararını savunan bir kurmay, seçim sonrası yaptığı değerlendirmede bu sonuçta CHP’nin de hatası olduğunu savundu.

Yerel seçimlerde CHP ile kısmi bir iş birliğinin mümkün olduğunu ama CHP’nin tavrı nedeniyle bunun gerçekleşmediğini kaydeden kurmay o süreçte yaşananları şöyle anlattı:

“CHP kurultayı sonrası yeni genel başkan Özgür Özel’in genel başkanımızla görüşmesi önemliydi. Bu ziyarette iş birliği için bir kapı açılabilirdi. Ancak Özel İYİ Parti GİK toplantısında alından 81 ilde seçimlere tek başına girme kararının gözden geçirilip geçirilemeyeceğini sorarken somut bir teklifte bulunmadı. Eğer CHP o gün bir teklifle gelseydi böyle olmazdı. Sonuçta bizden bir karar değişikliği beklediklerini söylüyorlar ama bu kararı değiştirdiğinizde ne elde edeceğinizi bilmek istersiniz. Bu şekilde irdelenecek bir teklif olmayınca karar da değişmedi.”

Paylaşın